Hava Durumu

#Lisanslı Depo

Giresun Sonhaber - Lisanslı Depo haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lisanslı Depo haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL Haber

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL

FINDIK ÜRETİCİSİNE İKİ ÖDEMEDE 2 MİLYAR 854 MİLYON TL TMO, 27 Ağustos–2 Eylül 2026 tarihleri arasında teslim edilen fındıklar için 902 milyon TL, 3–9 Eylül teslimleri için ise 1 milyar 952 milyon TL ödeme yaptı. Böylece son iki ödeme diliminde fındık üreticilerinin hesaplarına aktarılan tutar 2 milyar 854 milyon TL’ye ulaştı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 30 Eylül’de açıkladığı yeni ödeme, serbest piyasada fiyatların TMO seviyesinin belirgin biçimde altında kaldığı bir dönemde geldi. TMO’nun 2026/27 sezonu için 50 randıman Giresun kalite fındıkta açıkladığı alım fiyatı 255 TL/kg, Levant kalitede ise 250 TL/kg. TMO’nun gerçekleştirdiği son ödemeler, kamu alım sisteminin yalnız fiyat açıklamakla kalmadığını, teslim edilen ürünlerin bedellerinin üretici hesaplarına aktarılmaya devam ettiğini de ortaya koydu. FİSKOBİRLİK FİSKOBİRLİK’in 2026 sezonunda kooperatif ortakları için açıkladığı ilk alım fiyatı 50 randıman Giresun kalite fındıkta 210 TL/kg, Levant kalitede 195 TL/kg seviyesinde kaldı. Çeşitli ek ödemeler ve alışveriş çeki uygulaması bulunmasına rağmen baz fiyat karşılaştırmasında TMO, Giresun kalite fındıkta kilogram başına 50 TL daha yüksek fiyat uyguluyor. Bu nedenle sezonun mevcut fiyat tablosunda üreticinin önündeki kamu alım seçeneğinde TMO belirgin biçimde öne çıkıyor. SERBEST PİYASA 30 Eylül itibarıyla yayımlanan bölgesel piyasa verilerinde Giresun kalite fındık 190–200 TL, Levant kalite ise 185–190 TL bandında gösteriliyor. Buna karşılık TMO, aynı 50 randıman esasına göre Giresun kaliteyi 255 TL’den, Levant kaliteyi 250 TL’den alıyor; 50 randımanın üzerindeki ürünlere ayrıca randıman farkı ödüyor. Böylece Giresun’da dahi TMO ile serbest piyasa arasında ürüne göre kilogram başına yaklaşık 55–65 TL’ye varan fiyat farkı oluşuyor. Üreticinin 185–200 TL bandındaki piyasa fiyatıyla karşı karşıya kaldığı bu dönemde TMO’nun hem 255 TL’lik alım fiyatını koruması hem de teslim edilen ürünlerin bedelini açıklanan ödeme takvimiyle banka hesaplarına aktarması, kamu alımının piyasadaki önemini daha görünür hale getiriyor. TMO’nun 30 Eylül ödeme programında ayrıca hububat için 1 milyar 106 milyon TL, haşhaş kapsülü ve tohumu için 59 milyon TL, yeşil mercimek için 193 milyon TL olmak üzere fındık dahil toplam 3 milyar 310 milyon TL üretici hesaplarına yatırıldı.

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO Haber

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO

TMO'DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO İLE “HEMEN SATMA” ZORUNLULUĞU AZALIYOR Giresun'da 2026 fındık hasadı sona yaklaşırken üreticinin en kritik meselesi artık “ürünü kime, ne zaman ve hangi şartlarla satacağım?” oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin 2026 alım sistemi, doğrudan alım yanında lisanslı depoculuk ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) sıcaklıklarını da öne çıkıyor. Sistem, üreticiye fındığını lisanslı depoya teslim edip tescil ettirme, ürün ELÜS'e dönüştürme ve isteğe bağlı TMO'ya satma imkânı sunuyor. Böylece üretici için hasat sonrası tek seçenek ürünü hemen indiriliyor. Giresun'da fındık üreticisi hasadın sonuna kadar gelirken artık bahçeden çok pazar sunuyor. Ürün miktarı, randıman, kalite, serbest piyasa fiyatı ve nakit fiyatının doğrudan etkileri sırasında, TMO'nun lisanslı depo üzerinden geliştirilen satış modeli bu sezon daha fazla önem kazanıyor. TMO'nun yayımladığı 2026 alım esaslarına göre üretici, ÇKS'de kayıtlı üretim miktarı çerçevesinden oluşan doğrudan T MO'ya satılabileceği gibi, anlaşmalı lisanslı depoya teslim ederek ELÜS sistemi üzerinden de değerlendirebiliyor. TMO, alımlarını ÇKS'ye kayıtlı üreticiler ile ortak olduğu kooperatif ve birliklerden gerçekleştiriyor. LİSANSLI DEPO NEDEN ÖNEMLİ? Lisanslı depo sisteminin en önemli tarafı, üreticinin fındığını depoya teslim ettiği anda mutlaka satış yapmak zorunda olmaması. Ürün lisanslı depoda yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz ediliyor, tartılıyor ve kalite sınıfı belirleniyor. Ardından ürün elektronik olarak kayıt altına alınıyor. Üretici isterse ürününü ELÜS olarak depoda tutabiliyor, isterse TMO’ya satış işlemini başlatabiliyor. Bu yönüyle sistem, üreticiye yalnızca fiziksel depolama değil, aynı zamanda zamanlama seçeneği sağlıyor. Özellikle hasat sonrası piyasaya aynı anda yoğun ürün girişinin yaşandığı dönemlerde, lisanslı depo üreticinin “ürünü hemen satmak zorundayım” baskısını azaltabilecek bir araç olarak öne çıkıyor. TMO’YA LİSANSLI DEPO ÜZERİNDEN SATIŞ NASIL YAPILIYOR? Üretici önce TMO Ürün Alım Randevu Sistemi üzerinden randevu alıyor. Randevu alınan tarihte fındık, TMO ile anlaşmalı lisanslı depoya getiriliyor. Burada ürün, Ticaret Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sınıflandırıcı tarafından analiz edilerek kalite ve miktarı belirleniyor. Ardından üreticiye, ürünü TMO’ya satmak mı yoksa ELÜS olarak lisanslı depoda tutmak mı istediği soruluyor. Üretici TMO’ya satış kararı verirse, ÇKS kapsamında satabileceği miktar için satış işlemi başlatılıyor. Üreticinin cep telefonuna gelen onay kodunun lisanslı depo yetkilisine iletilmesinin ardından ELÜS satış emri TMO’ya gönderiliyor. TMO’nun kontrolünün ardından emir Türkiye Ürün İhtisas Borsası’na, ardından Takasbank’a aktarılıyor. Takas tamamlandığında ürün bedeli üreticinin hesabına, ürün ise TMO hesabına geçiyor. ELÜS SİSTEMİ ÜRETİCİYE NE SAĞLIYOR? ELÜS, fiziksel olarak lisanslı depoda bulunan ürünün elektronik ortamda temsil edilmesini sağlıyor. Bu sistem sayesinde üretici, fındığını lisanslı depoya koyduktan sonra ürününü fiziksel olarak tekrar taşıyıp yeniden satmak zorunda kalmadan elektronik sistem üzerinden işlem yapabiliyor. Bu yapı; ürünün kalite sınıfının kayıt altına alınması, ticaretin standartlaşması ve ürünün elektronik ortamda devredilebilmesi açısından önemli. Ancak sisteme girecek üreticinin bazı ön hazırlıkları tamamlaması gerekiyor. TMO’nun bilgilendirmesine göre üreticilerin ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası üyeliğini tamamlamaları gerekiyor. GİRESUN KALİTE FINDIKTA TMO FİYATI 255 TL TMO’nun 2026/2027 döneminde yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre açıkladığı alım fiyatları şöyle: Giresun kalite: 255 TL/kg Levant kalite: 250 TL/kg Sivri ve diğer kalite: 245 TL/kg Bununla birlikte yüksek randımanlı ürüne ilave fiyat uygulanıyor. Yüzde 50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için Giresun kalite fındığa 5,10 TL/kg, Levant kaliteye 5 TL/kg, Sivri kaliteye ise 4,90 TL/kg ek ödeme yapılıyor. Bu uygulama Giresun kalite fındık açısından önemli. Örneğin diğer şartların sağlanması halinde 52 randıman Giresun kalite fındık için ilave 10,20 TL/kg randıman primi söz konusu olabiliyor. Bu da üreticinin ürün kalitesini korumasının doğrudan parasal karşılığı bulunduğunu gösteriyor. TMO’YA HER FINDIK GİREMİYOR: KALİTE ŞARTLARI NET TMO, ürünün uzun süre depolanabilmesi ve standart kalitenin korunması amacıyla alım kriterlerini ayrıntılı biçimde belirlemiş durumda. Buna göre: İç fındık rutubeti yüzde 6,5’i geçmeyecek. Sağlam iç oranı en az yüzde 40 olacak. Buruşuk iç oranı yüzde 10’u aşmayacak. Çürük ve bozuk iç oranı yüzde 7’yi geçmeyecek. Zuruflu tane oranı yüzde 3’ü aşmayacak. Yabancı madde yüzde 0,5’in altında olacak. Çatlak, kırık ve kabuğundan çıkmış iç fındık toplamı yüzde 10’u geçmeyecek. Fındık zararlısı tahribatı yüzde 3’ün üzerinde olmayacak. Eski yıl mahsulü veya eski-yeni mahsul karışımı ürün alınmayacak. TMO ayrıca ürünün kendine özgü doğal renk ve kokuda olmasını, dış yüzeyinin ıslak olmamasını ve canlı haşere içermemesini şart koşuyor. ÜRETİCİ FINDIĞINI NASIL HAZIRLAMALI? TMO’nun üreticilere yaptığı en önemli uyarılardan biri kurutma ve temizleme konusunda. Üreticinin fındığını iyi kurutması, taş ve toprak gibi yabancı maddelerden temizlemesi, zuruflu, çatlak ve kırık fındıkları ayırması ve kalite gruplarını birbirine karıştırmaması gerekiyor. Ürünün jüt çuvallarda ve rutubeti düşük ortamlarda muhafaza edilmesi tavsiye ediliyor. Bu işlemler yalnızca ürünün kabul edilmesi açısından değil, randıman ve fiyat açısından da doğrudan önem taşıyor. ÇKS GÜNCEL DEĞİLSE SIKINTI ÇIKABİLİR TMO’ya satılabilecek ürün miktarı üreticinin ÇKS kaydındaki fındıklık alan ile ilçe bazında belirlenen verim değerinin çarpımı üzerinden hesaplanıyor. Bu nedenle arazi alım-satımı veya kayıt değişikliği yaşayan üreticilerin ÇKS bilgilerini güncellemesi önem taşıyor. TMO, güncel ÇKS belgesini temel alıyor. RANDEVUSUZ ALIM YOK 2026 alım döneminde TMO’ya randevusuz ürün teslimi yapılamıyor. Üreticiler randevularını TMO’nun internet sistemi, e-Devlet veya TMO işyerleri üzerinden alabiliyor. 2026/27 dönemi için randevular 17 Ağustos 2026’dan itibaren açılmış durumda. Randevu sisteminin 7/24 açık olduğu, kapasite bulunması halinde üreticinin aynı gün saat 13.00’e kadar randevu alabildiği belirtiliyor. 1 TONA KADAR 1, 1 TONUN ÜZERİNDE 2 RANDEVU TMO’nun 2026 sistemi randevu sayısını ürün miktarına göre belirliyor. ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı 1 tona kadar olan üretici en fazla 1 randevu, 1 tonun üzerindeki üretici ise en fazla 2 randevu alabiliyor. Üretici, ÇKS limitinin tamamını tek seferde satmak zorunda değil. Örneğin limiti 4 ton olan üretici iki ayrı randevuda 2+2 ton satabileceği gibi, 1 ton + 3 ton şeklinde de teslim yapabiliyor. ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜN TAMAMINI TMO’YA VERMEK ZORUNDA DEĞİL TMO’nun yayımladığı esaslarda bu konu da açık şekilde düzenlenmiş durumda. Üretici, ÇKS kapsamında belirlenen üretim miktarını aşmamak kaydıyla ürününün istediği miktarını TMO’ya satabiliyor. Yani üretici ürününün bir bölümünü TMO’ya, kalanını başka bir kanala satabiliyor. Bu esneklik özellikle piyasa fiyatını takip ederek parça parça satış yapmak isteyen üretici açısından önemli. RANDEVUYA GİTMEYEN ÜRETİCİ DİKKAT TMO’nun randevu disiplininde önemli bir yaptırım bulunuyor. Üretici mazeretsiz biçimde iki kez randevusuna gitmez ve randevusunu da iptal etmezse sistemden yeniden randevu alamıyor. Ayrıca ileri tarihte alınmış mevcut randevuları da iptal ediliyor. Randevu iptali ise randevu tarihinden bir gün önce saat 18.00’e kadar yapılabiliyor. ÜRÜN REDDEDİLİRSE HER DURUM AYNI DEĞİL TMO’nun 2026 alım sisteminde en dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ret uygulaması. Ürün; rutubet, yabancı madde, zuruflu fındık, çatlak-kırık veya grup karışımı gibi nedenlerle reddedilirse üreticiye yeniden randevu verilebiliyor. Ancak ürün çürük-bozuk iç, buruşuk fındık veya sağlam iç oranı nedeniyle kriterleri karşılamıyorsa aynı ürün için yeniden randevu verilmiyor. Bu ayrım üreticinin TMO’ya ürün götürmeden önce mutlaka bilmesi gereken başlıklardan biri. ANALİZ NASIL YAPILIYOR? TMO alım noktasında getirilen her jüt çuvaldan örnek alınıyor ve bunlar birleştirilerek paçal numune oluşturuluyor. Analiz için 1 kilogram numune kullanılıyor. Bunun 250 gramı fiziki analizde kullanılırken, 750 gramı şahit numune olarak ayrılıyor. Analizde yabancı madde, grup karışımı, zuruflu fındık, çatlak-kırık oranı, rutubet, çürük-bozuk oranı, buruşuk fındık ve sağlam iç oranı tespit ediliyor. İKİNCİ ANALİZ YAPILMIYOR TMO’nun uygulamasında randevulu üreticinin ürünü için randevu tarihinde yalnızca bir analiz gerçekleştiriliyor. Aynı ürün için ikinci analiz yapılmıyor. Randevusu olmayan üreticiye ise rutubet ölçümü dahil analiz yapılmıyor. HAMALİYE ÜCRETİ ÜRETİCİYE AİT DEĞİL Üretici açısından önemli bir başka ayrıntı da yükleme-boşaltma ücretleri. TMO’ya göre alım noktalarındaki yükleme ve boşaltma işlemlerinin bedeli Kurum tarafından karşılanıyor. Üreticinin işçilere herhangi bir hamaliye ücreti ödememesi gerekiyor. Ürün reddedildiğinde geri yükleme işlemi de TMO’ya ait. LİSANSLI DEPODA KESİNTİ AVANTAJI TMO’nun doğrudan alımlarında yüzde 2 stopaj ve yüzde 1 hizmet bedeli olmak üzere toplam yüzde 3 kesinti uygulanıyor. Lisanslı depoya teslim edilen ürünlerde ise yalnızca hizmet bedeli kesiliyor. Ayrıca lisanslı depo veya TMO alım noktalarına teslim edilen ürünlerin borsa tescil ücretleri TMO tarafından karşılanıyor. Bu yönüyle lisanslı depo seçeneği üretici açısından yalnızca depolama değil, maliyet avantajı bakımından da dikkat çekiyor. ÖDEMELER 21 GÜN İÇİNDE TMO’nun 2026 uygulamasına göre ürün bedelleri 21 gün içerisinde üreticinin hesabına aktarılıyor. Lisanslı depo ve ELÜS işlemlerinde de ödeme elektronik sistem üzerinden üreticinin hesabına geçiyor. ALIM NOKTALARI HAFTANIN 6 GÜNÜ ÇALIŞIYOR TMO alım noktaları pazar günleri ve resmi tatiller dışında haftanın 6 günü hizmet veriyor. Alımlar sabah en geç saat 08.00'de başlıyor ve o günün randevulu terapileri analizleri tamamlanıncaya kadar sürüyor. BAZI NOKTALAR 31 ARALIK'A KADAR AÇIK KALABİLECEK TMO'nun yayımladığı olumsuzluklara göre 2026 fındık alımları 24 Ağustos'ta başladı. Alım noktalarının devam ettiği tarihi bölgelerde ayrıca duyurulacak. Ancak piyasada ürün arzının devam ettiği ve alımların kesintiye uğradığı dönemlerde dahi bazı TMO alım noktalarının 31 Aralık 2026'ya kadar hizmet uygulamalarının devam edebileceği belirtiliyor. LİSANSLI DEPO, FINDIKTA PAZARLIK GÜCÜNÜ ARTIRABİLİR Fındıkta yıllar boyunca tartışılan temel sorunlardan biri, hasat döneminde ürün kısa sürede piyasaya yoğun biçimde inmesi. Üreticinin nakit tüketimi yüksek olduğunda ürünü bekletmeden satması gerekebiliyor. Lisanslı depo sistemi tam da bu noktada önem kazanıyor. ürünün kalite sınıfı belirlenip kayıt olarak alındıktan sonra ELÜS'e dönüştürülmesi, üreticiye fiziksel ürünün elinde tutulmasından satış zamanını değerlendirme olanağı sağlar. Bu sistem etkin olarak kullanıldığında, üreticinin hasat sonrasında tek bir alıcıya veya tek bir güneş suyunun azaltılmasını azaltabilecek bir yapı çalıştırır. TMO BU SEZON SADECE ALIM YAPMIYOR, PAZARLAMA ALTERNATİFİ DE SUNUYOR 2026 fındık dönemi TMO'nun rolü yalnızca fiyat aralığında ve ürün alan kurum dağılımının dağılımı geçiyor. 255 TL/kg Giresun kalite alım fiyatı, randıman primi, lisanslı depoculuk, ELÜS, TÜÜRİB ve Takasbank sistemi birlikte değerlendirildiğinde üreticiye daha tarifeli ve alternatifli bir satış fiyatları sunulmaktadır. Özellikle Giresun'da yüksek kaliteli fındık üreten ürün açısından, ürünün doğru üretilmesi, uygun şartlarda lisanslı depoya teslim edilmesi ve satış zamanının piyasa koşullarına göre değerlendirilmesi daha önemli hale geliyor. Hasadın sona yaklaştığı bu dönemde üreticinin asıl meselesi artık yalnızca “fındık kaç lira?” değil. Asıl soru şu: Üretici ürününün hangi kalitede teslim edileceği, hangi kanaldan satılacağı ve satış zamanını ne kadar kendi sürümünü belirleyecek? TMO'nun lisanslı depo ve ELÜS sistemi, sürekli 2026 üretici üretim önemli bir alternatif sunuyor.

Lisanslı depolarda yeni dönem... Kapasite arttıkça sermaye şartı da artacak Haber

Lisanslı depolarda yeni dönem... Kapasite arttıkça sermaye şartı da artacak

Ticaret Bakanlığı, hububat, baklagiller ve yağlı tohumlara ilişkin lisanslı depo düzenlemelerinde kritik güncellemeler gerçekleştirdi. Depolar için asgari 35 bin ton kapasite zorunluluğu getirilirken, işletmelerin sahip olması gereken asgari ödenmiş sermaye miktarları kapasite bazlı olarak yeniden yapılandırıldı. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığının Hububat, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar Lisanslı Depo Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği, bugünkü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme kapsamında, lisanslı depo işletmelerinin sermaye ve kapasite şartlarında önemli değişikliklere gidildi. HER DEPO EN AZ 35 BİN TON KAPASİTELİ OLACAK Yapılan düzenlemeye istinaden, lisanslı depo işletmelerinin merkez ve şubelerinde yer alan her bir deponun kapasitesinin 35 bin tonun altında olmaması şartı getirildi. Bu adım ile lisanslı depoculuk faaliyetleri için belirlenen alt kapasite sınırı yukarı çekilmiş oldu. SERMAYE ŞARTI KAPASİTEYE GÖRE BELİRLENDİ Lisanslı depo işletmelerinin karşılaması gereken asgari ödenmiş sermaye tutarları da güncellendi. Yeni belirlemelere göre; 35 bin tona kadar olanlar için 20 milyon TL, 35 bin 1 ton ile 70 bin ton arası için 30 milyon TL, 70 bin 1 ton ile 110 bin ton arası için 40 milyon TL, 110 bin tonu aşan her 30 bin ton için ise ek 5 milyon TL asgari ödenmiş sermaye şartı getirildi. MEVCUT İŞLETMELERE 2028’E KADAR SÜRE Sermayesi, yeniden belirlenen asgari limitlerin altında kalan lisanslı depo işletmelerine uyum süreci için ek süre verildi. Söz konusu işletmeler, sermaye tutarlarını 31 Aralık 2028 tarihine kadar yeni mevzuatta öngörülen seviyelere taşıyacak. Ayrıca, düzenleme yürürlüğe girmeden önce belirli bir kapasite için kuruluş, şube açılış veya kapasite artış izni almış olan işletmelerde, mevcut sermaye koşulları 31 Aralık 2028 tarihine kadar geçerliliğini koruyacak. KAPASİTE ARTIŞLARINDA YENİ KURALLAR Düzenleme öncesinde Bakanlıktan lisans alarak faaliyetine devam eden işletmelerin kapasite artırım taleplerinde, Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ hükümleri esas alınacak. Buna ek olarak, tebliğdeki bazı ifadelerden “Gümrük ve” ibaresi çıkarıldı.

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI Haber

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI ORDU ÜRETİCİ İÇİN KURUYOR, GİRESUN ELİNDEKİNİ KULLANMIYOR Ordu Büyükşehir Belediyesi, fındık üreticisinin ürününü sağlıklı koşullarda depolayabilmesi, hasat dönemindeki zorunlu satış baskısından korunması ve finansmana erişebilmesi amacıyla 20 bin ton kapasiteli Fındık Ticaret Merkezi ve Lisanslı Depo Projesi için kesin başvurusunu tamamladı. Ordu’da belediye, oda, borsa ve özel sektör aynı hedef etrafında birleşirken Giresun’da Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla 9,45 milyon avroya kurulan 17 bin tonluk tesisin üreticiye hizmet veren asli işlevinden uzaklaştırılarak boş ve atıl depo şeklinde kiraya verilmek istendiği öğrenildi. ORDU’DA FINDIK İÇİN STRATEJİK HAMLE Ordu’da başta fındık olmak üzere bölgedeki tarımsal ürünlerin sağlıklı, güvenli ve belirlenmiş standartlara uygun şekilde saklanması amacıyla hazırlanan Fındık Ticaret Merkezi ve Lisanslı Depo Projesi’nde kesin başvuru aşaması tamamlandı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in yürüttüğü temaslar sonucunda yatırım programına alınan proje, belediye iştiraki Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. tarafından hazırlandı. Proje kapsamındaki teknik, ekonomik ve mali raporlarla gerekli belgeler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Bakanlığa teslim edildi. Bakanlık değerlendirmesinin olumlu sonuçlanması durumunda izin, ihale ve yapım süreçlerine geçilmesi planlanıyor. Dolayısıyla tamamlanan aşama tesisin inşaatı değil, yatırım desteği alınmasına yönelik kesin başvurudur. 651,5 MİLYON LİRALIK YATIRIM Altınordu ilçesinde kurulması planlanan tesis için yaklaşık 651,5 milyon liralık yatırım öngörülüyor. Projenin açıklanan temel hedefleri şöyle: 20 bin ton depolama kapasitesi, tam otomasyonlu ürün kabul ve saklama sistemi, yüksek teknolojili altyapı, fındık ticaret merkezi ve 30 kişilik doğrudan istihdam. Tesisin yalnızca ürün konulan büyük bir depo olarak değil; üreticiyi, tüccarı, sanayiciyi ve ihracatçıyı kayıtlı bir ticaret düzeninde buluşturan entegre bir tarım ve lojistik merkezi olarak işletilmesi hedefleniyor. Bu yönüyle proje, Ordu’nun fındıktaki üretim gücünü yalnızca miktar üzerinden değil; depolama, kalite, finansman, kayıtlı ticaret ve pazarlama altyapısı üzerinden güçlendirmeyi amaçlıyor. ÜRETİCİNİN EN BÜYÜK SORUNU: HASATTA SATMAK ZORUNDA KALMAK Fındık üreticisinin yaşadığı temel ekonomik sorunlardan biri, ürünün büyük bölümünün kısa bir hasat döneminde piyasaya çıkmasıdır. İşçilik, patoz, nakliye, gübre, ilaçlama ve günlük yaşam giderlerini karşılamak zorunda kalan küçük üretici, yeterli nakit rezervi bulunmadığında fındığını bekletemez. Ürününü hasadın hemen ardından satmak zorunda kalan üretici, satış zamanını serbestçe seçme imkânını kaybeder. Ekonomi literatüründe bu durum “nakit ihtiyacından kaynaklanan zorunlu satış” olarak değerlendirilir. Piyasaya ürün arzının yoğunlaştığı dönemde alıcıların pazarlık gücü artarken küçük üreticinin pazarlık gücü zayıflayabilir. Lisanslı depo sistemi, doğru işletildiğinde bu dengesizliği azaltabilecek araçlardan biridir. DEPO DEĞİL, ÜRETİCİYE ZAMAN KAZANDIRAN BİR SİSTEM Üretici lisanslı depoya teslim ettiği ürününü doğrudan satmış olmaz. Fındık önce yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz edilir; kalite, sınıf ve miktarı belirlenir. Ardından ürün karşılığında elektronik ortamda ürün senedi oluşturulabilir. Elektronik Ürün Senedi, ürünün mülkiyetini temsil eder. Üretici, fiziki fındığı tekrar taşımadan senedi üzerinden satış yapabilir veya uygun finansman modellerinde teminat olarak kullanabilir. Ticaret Bakanlığına göre lisanslı depoya kabul edilen ürünler yetkili sınıflandırıcılar tarafından analiz edilip sınıflandırılıyor; ürün karşılığında düzenlenen senet ise aynı miktar, cins, sınıf ve kalitedeki ürünün hak sahibine teslimini güvence altına alıyor. Lisanslı depoların ayrıca teminat ve sigorta yükümlülüğü bulunuyor. Bu sistem üreticiye üç temel imkân sağlar: Ürününü sağlıklı koşullarda saklamak, satış zamanını seçmek ve ürünü elden çıkarmadan finansmana ulaşmak. Ancak bu faydaların ortaya çıkması için tesisin gerçekten üretici tarafından kullanılabilmesi gerekir. Bina yapmak tek başına yeterli değildir. KALİTE KAYBI EKONOMİK KAYIPTIR Fındığın uygun olmayan sıcaklık, nem ve havalandırma koşullarında bekletilmesi; acılaşma, küflenme, böceklenme, randıman kaybı ve aflatoksin riskini artırabilir. Bu nedenle modern depolama yalnızca ürünün fiziksel olarak korunması anlamına gelmez. Kaliteyi korumak, aynı zamanda üreticinin ürün değerini ve bölgenin ihracat itibarını korumaktır. Ordu’da kurulması planlanan tam otomasyonlu tesisin sıcaklık, nem, havalandırma, ürün izlenebilirliği ve laboratuvar süreçleriyle birlikte işletilmesi hâlinde bölgenin fındık ticaretinde kalite standardizasyonuna katkı sağlaması beklenebilir. ORDU’NUN ORTAK PROJESİ Başvuru sürecinin dikkat çeken yönlerinden biri de yatırımın yalnızca belediye bürokrasisi tarafından hazırlanmış bir proje olarak kalmaması oldu. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası, Ünye Ticaret ve Sanayi Odası, Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası, Ordu Ticaret Borsası, Ünye Ticaret Borsası ve Fatsa Ticaret Borsası, yatırımın bölge ekonomisine sağlayacağı katkıları anlatan resmi destek ve niyet beyanları hazırladı. Özel sektör temsilcileri de başvuru sürecine katkı sundu. Bu kurumsal birliktelik, projenin yalnızca bir belediye yatırımı değil, Ordu’nun ortak tarımsal kalkınma projesi olarak ele alındığını gösteriyor. EMEĞİ GEÇENLERİ KUTLUYORUZ Fındık üreticisinin ekonomik bağımsızlığını, ürün kalitesini ve satış gücünü artırmaya yönelik böyle bir projenin hazırlanması önemlidir. Başta projenin yatırım programına alınması için temaslarda bulunan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sancar Eser, şirket yöneticileri ve teknik çalışma ekibi olmak üzere başvuruya katkı sunan oda, borsa ve özel sektör temsilcileri takdiri hak ediyor. Sancar Eser de yatırımın yalnızca bir depolama tesisi olmadığını; üretici, tüccar, sanayici ve ihracatçıyı aynı sistem içerisinde buluşturacak bir ticaret ve lojistik altyapısı olarak planlandığını açıkladı. Ancak asıl başarı, Bakanlığın destek kararının ardından tesisin tamamlanması ve küçük üreticinin sistemi gerçekten kullanabilmesiyle ölçülecek. ORDU, GİRESUN’UN HATALARINDAN DERS ÇIKARMALI Ordu’nun projesi önemli olmakla birlikte, Giresun örneği lisanslı depoculukta yalnızca yatırım yapmanın yeterli olmadığını gösteriyor. Ordu’da tesis faaliyete geçtiğinde şu göstergeler her sezon kamuoyuna açıklanmalı: Depoya giren toplam fındık miktarı, kapasite kullanım oranı, tesisten yararlanan üretici sayısı, üreticilerin ortalama teslimat miktarı, tüccar ve şirketlerin toplam içindeki payı, düzenlenen elektronik ürün senedi hacmi, ürünlerin ortalama bekleme süresi ve üreticinin depolama sonrasında elde ettiği fiyat avantajı. Küçük üreticiler için ilçelerde ürün toplama merkezleri kurulması, taşıma maliyetinin düşürülmesi, düşük miktarlı teslimatların kabul edilmesi ve elektronik ürün senedi işlemleri konusunda ücretsiz danışmanlık verilmesi de projenin sosyal başarısı açısından kritik olacaktır. Aksi hâlde yüksek teknolojiyle kurulan tesisin kapasitesi, küçük üretici yerine büyük ticari işletmeler tarafından kullanılabilir. GİRESUN TİCARET BORSASININ LİSANSLI DEPO FİYASKOSU Ordu yeni bir lisanslı depo kurmak için bütün kurumlarıyla harekete geçerken Giresun’un elinde aynı amaçlarla kurulmuş, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla finanse edilmiş büyük bir tesis bulunuyor. Giresun’daki tesisin sorunu bina, arsa veya başlangıçtaki teknolojik altyapı eksikliği değildi. Sorun, milyonlarca avroluk yatırımın kuruluş amaçlarına uygun ve üretici merkezli bir işletme modeline dönüştürülememesi oldu. 9,45 MİLYON AVROYA KURULDU Giresun Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası Projesi, Giresun Ticaret Borsası tarafından Avrupa Birliği destekli Rekabetçi Sektörler Programı’na sunuldu. Projenin toplam bütçesi 9 milyon 450 bin 309 avro olarak açıklandı. Bu kaynağın 7 milyon 753 bin 979 avrosu Avrupa Birliği katkısından, 1 milyon 696 bin 331 avrosu ise ulusal katkıdan oluştu. Projenin ortakları arasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Giresun İl Özel İdaresi, Rize Ticaret Borsası ve Düzce Ticaret Borsası yer aldı. Operasyonel anlaşma 12 Ocak 2011’de imzalandı; kesin kabul 10 Mart 2017’de yapıldı. Tesis, 8 Eylül 2017’de büyük beklentiler ve üst düzey katılımlı bir törenle faaliyete geçirildi. Giresun Ticaret Borsası bugün de projeyi tamamlanan yatırımları arasında gösteriyor. Giresun Ticaret Borsasının güncel proje tanıtımında tesiste 17 bin ton kapasiteli 24 çelik silo, kalite kontrol laboratuvarı ve spot borsa binası bulunduğu belirtiliyor. GİFLİDAŞ’ın kendi internet sitesindeki teknik bilgi sayfasında ise kapasite 16 bin ton olarak veriliyor. Milyonlarca avroluk bir yatırım hakkında Borsa ile iştirak şirketinin internet sayfalarında kapasiteye ilişkin farklı rakamların bulunması bile kurumsal veri yönetiminin ve kamuoyu bilgilendirmesinin ne kadar yetersiz kaldığını gösteriyor. ORDU’YA TEBRİK Ordu’nun projesi henüz tamamlanmış bir yatırım değildir. Bakanlık değerlendirmesinin olumlu sonuçlanması, finansman, izin, ihale ve yapım süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Ancak Ordu’nun daha başvuru aşamasında belediye, oda, borsa ve özel sektörü bir araya getirerek üretici için yeni bir altyapı oluşturma iradesi ortaya koyması önemlidir. Giresun’un ise yeni bir depo projesine ihtiyacı yoktur. Giresun’un ihtiyacı, elindeki yüksek maliyetli tesisi kuruluş amacına döndürmek; üretici örgütlerinin de yer aldığı şeffaf, bağımsız ve hesap verebilir bir işletme modeli kurmaktır. İki komşu şehir arasındaki fark yalnızca yatırım farkı değildir. Biri geleceğe dönük üretici politikası geliştirirken diğeri elindeki stratejik tarım altyapısını kuruluş amacından uzaklaştırmaktadır.

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Haber

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Fındıkta büyük alıcılar daha kış aylarından itibaren çiçeklenme, karanfil, hava, stok, ihracat ve dünya üretim verilerini izleyerek yeni sezon için pozisyon alıyor; uluslararası müşterileriyle ileri tarihli satış bağlantıları kuruyor. Üretici ise hasada günler kala kendi ilinin resmî rekoltesini, TMO’nun alım fiyatını ve devletin piyasa planını hâlâ bilmiyor. İl komisyonlarının tamamladığı sonuçlar Bakanlık tarafından tek merkezden açıklanmadan yerel basına parça parça yansıyor. Bilginin dağınık, geç ve eşitsiz dağıldığı bu yapıyla üretici lehine fındık politikası oluşturmak mümkün değil. Giresun’un 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 86 bin 400 ton olduğu bazı yerel basın kuruluşlarında yayımlandı. Ancak bu rakamı içeren imzalı komisyon kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı onayı veya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yayımlanmış resmî sonuç metni bulunmuyor. Haberlerde bilginin kaynağı “edinilen bilgilere göre” sözleriyle açıklandı. Aynı rakamın ve birbirine benzeyen metinlerin farklı yayınlarda kısa aralıklarla yer alması, haberlerin aynı kaynaktan servis edilmiş ya da bazı yayınlar tarafından birbirinden aktarılmış olabileceğini düşündürüyor. Fakat 86 bin 400 tonun ilk olarak kim tarafından, hangi belgeye dayanılarak ve hangi aşamada basına verildiği bilinmiyor. Rekolte rakamı; fındığın sezon fiyatını, arz beklentisini, ihracat bağlantılarını ve üreticinin pazarlık gücünü etkileyebilecek stratejik bir piyasa verisi. KOMİSYON ÇALIŞIYOR, SONUÇ BAKANLIĞA GİDİYOR Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre rekolte çalışması, 12 kişilik komisyon tarafından 13 ilçedeki 130 örnek bahçede yürütüldü. Sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde çotanak sayımları yapıldı; rastgele alınan 100 fındık kırılarak sağlam dane oranı incelendi. Komisyonda İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yanında şu kurumların temsilcileri yer aldı: Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Toprak Mahsulleri Ofisi Giresun Başmüdürlüğü Giresun Üniversitesi Giresun Ticaret Borsası Karadeniz İhracatçı Birlikleri Fiskobirlik İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, çalışmalar tamamlandıktan sonra hesaplamaların yapılacağını ve belirlenen Giresun rekoltesinin Bakanlığa bildirileceğini açıkladı. Bu yapı, sonucun yalnızca tek bir kişinin veya kurumun elinde olmadığını gösteriyor. Komisyon üyeleri, bağlı kurumlar ve Bakanlık birimleri hesaplanan rakama resmî duyurudan önce erişebiliyor. Sorun, piyasayı etkileyebilecek sonucun hangi aşamada kimlerle paylaşıldığının ve ne zaman resmiyet kazandığının bilinmemesidir. DİĞER İLLERDE DE RAKAMLAR PARÇA PARÇA DOLAŞIMA GİRİYOR 2026 sezonunda benzer bir açıklama karmaşası diğer fındık illerinde de görülüyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü rekolte çalışmalarının sürdüğünü duyurdu ancak tonaj açıklamadı. Düzce’de saha çalışmalarının tamamlandığı ve sonuçların komisyon tarafından değerlendirildiği bildirildi; nihai rekoltenin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacağı özellikle belirtildi. Ordu’da ise 195 bin 351 tonluk tahmin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün resmî internet sitesindeki bir sonuç metninden önce ziraat odası yöneticilerinin açıklamaları ve basın haberleri üzerinden kamuoyuna ulaştı. İhracatçıların Ordu için daha önce açıkladığı tahmin 265 bin 995 tondu. İki tahmin arasında 70 bin 644 tonluk çok büyük bir fark bulunuyor. Giresun için de sektörün daha önceki ön tahmini 87 bin 537 tondu. Yerel basına yansıyan komisyon rakamı ise 86 bin 400 ton. Bu iki Giresun tahmini birbirine yakın görünse bile hangisinin hangi yöntemle hazırlandığı, Bakanlık tarafından hangisinin kabul edildiği ve nihai resmî sonucun ne olduğu açıklanmış değil. İl komisyonları aynı Bakanlığın koordinasyonunda çalışırken bazı illerin rakamlarının ziraat odalarından, bazılarının yerel basından, bazılarının ise sektör raporlarından öğrenilmesi, fındık yönetiminde ortak bir açıklama düzeni bulunmadığını gösteriyor. BÜYÜK TÜCCAR HASADI BEKLEMİYOR Fındık ticareti ağustos ayında ürün pazara indiğinde başlamıyor. Büyük tüccar, ihracatçı ve sanayici yeni sezon hazırlığını aylar öncesinden yapıyor. Kış dönemindeki erkek çiçek ve karanfil oluşumu, ilkbahardaki meyve tutumu, don ve kuraklık riski, bahçelerdeki hastalık ve zararlı durumu, önceki sezondan kalan stok, TMO stokları, ihracat bağlantıları, döviz kuru, rakip ülkelerin üretim beklentileri ve küresel çikolata sanayisinin talebi birlikte değerlendiriliyor. Sektör kuruluşları ve uluslararası alıcılar bu nedenle devletin temmuz ayındaki il komisyonu sonuçlarını beklemeden kendi saha araştırmalarını yaptırıyor. Nitekim 2026 sezonu için Uluslararası Sert Kabuklu Meyve ve Kuru Meyve Konseyinin mayıs tahmini Türkiye için yaklaşık 810 bin ton, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliklerinin ön çalışması ise 829 bin 239 ton düzeyindeydi. Bu erken tahminlerin uluslararası alıcıların tedarik planlarında kullanıldığı sektör raporlarına da yansıdı. Bu rakamlar kesin üretim sonucu değil. Ancak uluslararası alıcıya teklif hazırlanırken, teslimat planı yapılırken ve yeni sezon fiyat riski hesaplanırken piyasanın kullandığı erken göstergeler. ALİVRE SATIŞTA BUGÜN FİYAT, YARIN ÜRÜN KONUŞULUYOR Alivre satış, henüz hasat edilmemiş veya satıcının elinde hazır bulunmayan ürünün ileriki bir tarihte teslim edilmek üzere bugünden fiyat ve miktar bağlantısına bağlanmasıdır. İhracatçı, örneğin sonbaharda teslim edeceği iç fındığı aylar öncesinden yabancı alıcıya satabilir. Bu bağlantıyı yaparken gelecekte piyasadan yeterli miktarda kabuklu fındık toplayabileceğini, işleyeceğini ve taahhüt ettiği tarihte teslim edeceğini hesaplar. Bu işlem ihracatçı açısından hem ticaret imkânı hem de ciddi bir risktir. Rekolte beklenenden düşük, iç doluluk zayıf veya piyasa fiyatı bağlantı fiyatının üzerinde gerçekleşirse satıcı zarar edebilir. Rekolte yüksek ve alım fiyatı beklenenden düşük kalırsa daha avantajlı bir maliyetle ürün tedarik edebilir. Geniş saha ağı, manav ve tüccar bağlantıları, ihracat siparişleri, stok bilgisi, uluslararası alıcı ilişkileri, finansman kapasitesi ve özel rekolte araştırmaları onlara üreticiden çok daha erken ve kapsamlı bir görünüm sağlar. BÜYÜK AKTÖR BELİRSİZLİĞİ YÖNETİR, ÜRETİCİ BEDELİNİ ÖDER Belirsizlik bütün tarafları aynı ölçüde etkilemez. Büyük ihracatçı farklı tahminleri satın alabilir, sahaya ekip gönderebilir, çeşitli bölgelerden ürün tedarik edebilir, stok tutabilir, döviz ve teslimat planı yapabilir. Bir tahmini yanlış çıktığında diğer pozisyonlarıyla riskini azaltabilir. Küçük üreticinin ise tek bahçesi ve yılda bir kez elde ettiği ürünü vardır. Hasat işçiliği, patoz, taşıma, gübre, ilaç ve finansman giderleri peşinen oluşur. Üretici çoğu zaman TMO fiyatını, alım takvimini ve piyasanın gerçek arz durumunu bilmeden ürününü toplar. Borcu veya acil nakit ihtiyacı varsa bekleme gücü de sınırlıdır. Bu nedenle bilgi eşitsizliği yalnızca teknik bir veri problemi değildir; pazarlık gücünün kimde olacağını belirleyen ekonomik bir sorundur. FINDIK POLİTİKASI YALNIZCA TABAN FİYAT AÇIKLAMAK DEĞİLDİR Fındık politikası, hasattan birkaç gün önce TMO fiyatı açıklamaktan ibaret görülemez. Sağlıklı bir politika şu sorulara sezon başlamadan yanıt vermelidir: Türkiye’nin ve her ilin tahmini üretimi ne kadar? Önceki sezondan devreden kamu ve özel sektör stoku ne kadar? İç piyasa tüketimi ve ihracat bağlantıları hangi düzeyde? İhracatçıların ileri tarihli teslimat yükümlülükleri ne kadar? TMO kaç ton ürün alacak ve hangi tarihte alıma başlayacak? Lisanslı depo kapasitesi üreticinin ürününü bekletebilmesine yeterli mi? Üretim maliyeti ve üretici refah payı hangi yöntemle hesaplandı? Hastalık, zararlı ve kalite kaybı tahmine nasıl yansıtıldı? Sezon sonunda tahmin ile gerçekleşme arasındaki fark ne oldu? Bu veriler birlikte açıklanmadan yalnızca rekolte rakamı üzerinden “ürün çok” veya “ürün az” algısı oluşturmak gerçek bir fındık politikası değildir. KURULMASI GEREKEN ŞEFFAF FINDIK VERİ SİSTEMİ Tarım ve Orman Bakanlığı, her sezon için kamuya açık bir Fındık Arz ve Piyasa İzleme Sistemi kurmalıdır. Sistemde: İl komisyonlarının kullandığı yöntem ve örnek bahçe sayısı, İlçe ve il bazındaki ilk tahminler, Komisyon kararının tarihi, Bakanlık tarafından onaylanan resmî tahmin, TMO ile özel sektörün devreden stokları ayrı ayrı, Aylık ihracat ve iç piyasa verileri, Hasat sonrası TÜİK gerçekleşmeleri, Tahmin-gerçekleşme farkı ve sapma oranı, Son 10 yılın karşılaştırmalı serisi, Verilerde yapılan her revizyonun tarihi ve gerekçesi yayımlanmalıdır. Bütün illerin sonuçları aynı gün ve aynı formatta açıklanmalı; komisyon verilerinin resmî duyurudan önce seçilmiş kişi, kuruluş veya yayınlara parça parça ulaşmasını önleyecek bir açıklama protokolü uygulanmalıdır. ÜRETİCİ DE AYNI VERİYLE PAZARLIĞA OTURMALI Büyük tüccarın araştırma yapması, geleceğe dönük satış bağlantısı kurması ve ticari risk alması piyasanın bir parçasıdır. Kabul edilemez olan, üreticinin kendi ürünü hakkında aynı temel bilgiye zamanında ulaşamamasıdır. Devlet; rekolteyi, stoku, maliyeti ve alım programını zamanında açıklamadığı sürece fiyatı belirleyen güç kamu politikası değil, bilgiye ve sermayeye erken ulaşan piyasa aktörleri olacaktır. Giresun’daki 86 bin 400 ton tartışması bu nedenle tek başına bir “Rakam kimden sızdı?” meselesi değildir. Türkiye’nin fındığı nasıl yönettiğini, bilginin kimde toplandığını, kimin erken pozisyon aldığını ve üreticinin neden her sezon son anda açıklanacak fiyata mahkûm edildiğini gösteren yapısal bir sorundur. Bu kadar dağınık veri, gecikmiş açıklama ve eşitsiz bilgi düzeniyle üretici lehine fındık politikası üretilemez.

HAMZA BÖLÜK: YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR Haber

HAMZA BÖLÜK: YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR

HAMZA BÖLÜK: FINDIKTA YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan Karadeniz Ekonomi programında gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtladı. Bölük, bu sezon fındıkta rekolte düşüşünün fiyatı hızla yukarı taşıdığını, ancak aynı dönemde Türkiye’nin ihracatta sert daralma yaşadığını söyledi; Şili başta olmak üzere yeni üretici ülkelerin büyümesinin Türk fındığı için doğrudan rekabet baskısı oluşturduğunu vurguladı. Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, programın başında fındık camiasının önemli isimlerinden eski Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Sebahattin Aslantürk’ü andı. Bölük, Aslantürk’ün üretici, ticaret ve sektör üzerine yoğun çalışan bir isim olduğunu söyledi; yerine kolay doldurulamayacak bir kayıp yaşandığını ifade etti. “BU SEZON ÖZEL VE ZOR BİR SEZON OLDU” Hamza Bölük, 2025-2026 sezonunu “özel bir sezon” olarak tanımladı. Rekolte düşünce fiyatın doğal olarak yükseldiğini, ancak bu kez artışın çok kısa sürede ve çok sert yaşandığını belirten Bölük, hasat başladıktan 15 gün sonra fındığın yüzde 100 prim yaptığını, bu tabloyu yönetmenin de çok zor hale geldiğini söyledi. Bölük, ticaret grubu açısından da sezonun son derece zor geçtiğini anlattı. Programda Murat Gürsoy, sezonun TMO’nun 200 liralık fiyat açıklamasıyla başladığını, eylül ayında fiyatların zirve gördüğünü ve kimi piyasalarda 350 liraya kadar yükseldiğini, ardından da sert düşüş yaşandığını hatırlattı. Bölük, bu çerçevede yaşananları rekolte daralması, ani fiyat yükselişi ve ihracat kaybı ekseninde değerlendirdi. İHRACATTA YÜZDE 45 DARALMA VURGUSU Bölük, dünya genelinde bu yıl fındık tüketiminde yüzde 25’lik daralma beklendiğini, ancak Türkiye’nin bunun da ötesinde kayıp yaşadığını söyledi. Kendi değerlendirmesine göre Türkiye’nin ihracatı geçen yıla göre yüzde 45 düştü. Bölük, bu farkın yalnızca tüketim azalmasıyla açıklanamayacağını, ani fiyat yükselişi nedeniyle alıcı firmaların Türkiye dışındaki üretici ülkelere yöneldiğini ifade etti. Bölük, Eylül-Aralık döneminde beklenen ihracat düzeyine ulaşılamadığını, sezonun ilk dört ayında 100 bin ton bandının görülemediğini, devrin yaklaşık 65-68 bin ton seviyesinde kaldığını söyledi. “Bir ürünün azlığı fiyatını artırabilir ama satamazsanız az olması da bir şey ifade etmez” diyen Bölük, bu sezonun tam da bunu gösterdiğini belirtti. “DÜNYA TÜRKİYE DIŞINDA YENİ FINDIK ALANLARI KURDU” Hamza Bölük, Türkiye’nin onlarca yıl boyunca dünya fındık pazarını büyüttüğünü, Türk ihracatçısının fındığı 130 ülkeye taşıdığını ve dünya pazarında güçlü bir alan oluşturduğunu söyledi. Ancak aynı süreçte büyük alıcıların ve küresel şirketlerin Türkiye’ye bağımlılığı azaltmak için başka ülkelerde üretim alanları geliştirdiğini anlattı. Bölük, 1980’lerden sonra 14 ülkede fındık dikiminin denendiğini, bunların 7’sinde üretimin başarıya ulaştığını ifade etti. Bölük’ün programdaki değerlendirmesine göre Gürcistan ve Azerbaycan’da üretim 50-60 bin ton seviyelerine ulaştı. Balkanlarda yeni üretim denemeleri sürüyor. Şili’de ise 2008’de 2 bin ton olan üretim 2014’te 8 bin tona, geçen yıl ise 125 bin tona çıktı. Bölük, bu büyümenin Türkiye’nin dünya üretimindeki ağırlığını aşağı çektiğini, Türkiye’nin payının yüzde 60’ın altına indiğini ve mevcut yapının sürmesi halinde 5-10 yıl içinde yüzde 50’lere gerileyebileceğini söyledi. ŞİLİ DOSYASI: “GÖRÜNTÜLERİ YERİNDE GÖRDÜK” Programın ana başlıklarından biri Giresun Ticaret Borsası yönetiminin Şili ziyareti oldu. Bölük, ziyaretin UR-GE projesi kapsamında yapıldığını, programın ticaret ataşeliği ve büyükelçilik koordinasyonuyla yürütüldüğünü söyledi. Amaçlarının, Türkiye dışındaki üretici ülkelerde ne tür planlama yapıldığını, nasıl yatırım geliştirildiğini ve rekabetin nereye gittiğini yerinde görmek olduğunu belirtti. Bölük, Şili’de fındık üretimine ilişkin görüntülerin sahadan alındığını, burada üretim tesisleri, yeni dikim alanları ve fidan üretim merkezlerini gördüklerini anlattı. Programda dile getirdiği bilgiye göre Şili’de geçen yıl 125 bin ton fındık üretildi, bu yıl ise yaklaşık 107 bin tonluk üretim bekleniyor. Hasadın şubat, mart ve nisan aylarına yayıldığını; üretimin üç periyot halinde yapıldığını söyledi. BÜYÜK ÖLÇEKLİ, SULAMALI, MAKİNELEŞMİŞ TARIM MODELİ Hamza Bölük, Şili’de gördüğü tabloyu Türkiye’deki küçük üretici yapısından tamamen farklı bir model olarak anlattı. Şili’de üretimin büyük şirketler eliyle yapıldığını, 1000 dönümün altında üretim yapan neredeyse bulunmadığını, sulama altyapısının güçlü olduğunu ve makineleşmenin çok ileri düzeye ulaştığını söyledi. Bölük, Ant Dağları’ndan taşınan suyla geniş sulama sistemleri kurulduğunu, bilimsel veriye dayalı tarım uygulandığını belirtti. Bölük, burada şirketlerin kârlı ürüne geçtiğini, kâr düştüğünde ise ürünü söküp başka üretime yöneldiğini söyledi. Şili’de önce yaban mersini, ardından kiraz, son dönemde ise fındığın öne çıktığını aktaran Bölük, Türkiye’de ise bahçenin aile mirası olması nedeniyle üreticinin toprağı kolay terk edemediğini vurguladı. ŞİLİ’DE FİDAN ATAĞI, TÜRKİYE İÇİN YENİ RİSK Bölük, Şili’de hızlı bir dikim alanı genişlemesi gördüklerini söyledi. Doku kültürüyle fidan üreten tesislerin bulunduğunu, yıllık 1,5 ila 2 milyon fidan üretildiğini, 2026 ve 2027 için üretimin büyük ölçüde dolu olduğunu anlattı. Bölük, oradaki aktörlerin kendi ifadelerine dayanarak, Şili’nin 5 yıl içinde 150 bin tona, 10 yıl içinde ise 200 bin tonun üzerine çıkabileceğini söyledi. Bu tabloyu “abartı değil, gerçek bir rekabet baskısı” olarak değerlendiren Bölük, özellikle Şili’yi ciddi rakip olarak gördüğünü belirtti. Amerika’nın da rakip olduğunu, ancak kendi iç tüketim gücü nedeniyle Şili kadar baskı oluşturmadığını söyledi. Yine programda anlattığına göre Amerika’da dikili alan 45 bin hektar seviyesinde ve bunun 80 bin hektara kadar çıkma potansiyeli bulunuyor. Bölük, Amerika’nın bu yıl ilk kez Avrupa’ya iç fındık sattığını da dile getirdi. MALİYET FARKI DOĞU KARADENİZ’İ ZORLUYOR Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri maliyet hesabı oldu. Bölük, Şili’de üretim maliyetinin 1,60 dolar seviyesinde olduğunu, Amerika için de daha düşük rakamların konuşulduğunu, Doğu Karadeniz’de ise maliyetin 3 doların üzerinde seyrettiğini söyledi. Bu farkın Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflattığını belirten Bölük, özellikle Ordu-Giresun hattında maliyet baskısının daha belirgin olduğunu ifade etti. Bölük, Şili’de gezdikleri bir firmada 6 bin dönüm alanda üretim yapıldığını, burada 2 bin ton fındık üretildiğinin ve maliyetin 1,60 dolar seviyesinde olduğunun aktarıldığını anlattı. Bu tabloyu Türkiye’deki parçalı arazi yapısı ve yüksek işçilik maliyetiyle kıyaslayan Bölük, “Bizim tarımımızla Şili tarımı arasında bağ kuramadım” dedi. ÇÖZÜM: YENİ PAZAR, KATMA DEĞER VE DOĞRUDAN DESTEK Hamza Bölük, çözüm için önce yeni tüketim alanları bulunması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin küresel alıcılara bağımlılığını azaltması gerektiğini belirten Bölük, Hindistan, Pakistan, Afrika ve Brezilya gibi büyük nüfuslu pazarlara yönelmenin önemine dikkat çekti. Katma değerli ürün satışının artırılması gerektiğini de vurgulayan Bölük, fındığın yalnızca ham ürün olarak değil, daha kârlı ürün zinciriyle ihraç edilmesini savundu. Bölük, üretim tarafında ise fiyat desteklerinden çok üretim desteklerinin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Kendi önerisini açık biçimde dile getiren Bölük, dünya üretim maliyeti ile Doğu Karadeniz’deki maliyet arasındaki farkın doğrudan gelir desteğiyle kapatılmasını savundu. Böylece Ordu, Giresun ve kısmen Trabzon’daki üreticinin dünya ile aynı maliyet seviyesinde rekabet edebileceğini ifade etti. “GENÇ NÜFUS KÂRLI TARIMA DÖNER” Programda genç nüfusun tarımdan uzaklaşması da gündeme geldi. Bölük, bunun temel nedeninin kârsızlık olduğunu söyledi. “Bir şey kârlıysa herkes yapar” diyen Bölük, devlet desteği ve verimlilik artışı sağlanırsa genç nüfusun da yeniden üretime dönebileceğini belirtti. Bunun için budama, bahçe yenileme ve verimlilik odaklı yeniden yapılanmanın şart olduğunu kaydetti. LİSANSLI DEPO VE SPOT BORSA ÇAĞRISI Hamza Bölük, fındıkta fiyat oluşumunun söylentiyle değil, şeffaf piyasa düzeniyle belirlenmesi gerektiğini de söyledi. Ticaret borsalarının tescil görevi yaptığını, ihracatçı birliklerinin de kaydı tuttuğunu belirten Bölük, mevcut yapının söylenti ve sosyal medya etkisini kırmaya yetmediğini anlattı. Çözüm olarak lisanslı depo ağının yaygınlaştırılmasını ve kapısında spot borsa işleyen bir sistem kurulmasını önerdi. Bölük’ün tarif ettiği modele göre üretici fındığını lisanslı depoya getirecek, analiz yapılacak, ürün niteliği anlık görülecek ve alıcılar fiyat teklifini açık biçimde verecek. Bölük, 150 bin tonluk lisanslı depo kapasitesinin Türkiye için önemli bir rahatlama sağlayacağını, emanet fındığın bu sistem içinde işlem görmesi halinde fiyat oluşumunun da daha şeffaf hale geleceğini savundu. “BİR DÖNEM DAHA ADAY OLMAYI DÜŞÜNÜYORUM” Programın sonunda Murat Gürsoy, Hamza Bölük’e yeni dönemde aday olup olmayacağını da sordu. Bölük, iki dönemdir başkanlık yaptığını belirtti ve arkadaşlarının ısrarıyla bir dönem daha aday olmayı düşündüğünü söyledi. Bölük, kapanış bölümünde üreticilere “vazgeçmesinler, üretsinler” çağrısı yaptı. Üretimin en kıymetli iş olduğunu belirten Bölük, fındığın doğru yönetilmemesi halinde stok baskısının yeni sezona da taşınacağını, buna karşılık üretimden kopulmaması gerektiğini söyledi. Kaynak: Altaş TV. Murat Gürsoy- Karadeniz Ekonomi https://www.youtube.com/watch?v=606zlt7YDyA

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR Haber

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR

ŞİLİ’YE GÖTÜRÜLEN “MODEL”, GİRESUN’DA HÂLÂ RAKAM BEKLİYOR Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük’ün 26 Mart 2026’da Şili’de lisanslı depoculuk sistemini anlatacak olması, Giresun’daki depo ve spot borsa tartışmasını alevlendirdi. 2017’de açılan, ilk yıllarında ürün alan ve uluslararası vitrine çıkarılan sistem için kentte sorulan temel soru değişmedi: Bu yapı bugün gerçekten ne kadar çalışıyor? Giresun’da lisanslı depo projesi, sıradan bir yatırım başlığı olarak duyurulmadı. Giresun Ticaret Borsası’nın proje sayfasına ve TOBB kayıtlarına göre tesis 10 Mart 2017’de kesin kabul sürecini tamamladı, 8 Eylül 2017’de açılarak faaliyete başladı. Kurumsal kayıtlarda yapı, 24 çelik silodan oluşan 17 bin ton kapasiteli bir sistem olarak tanımlandı. Açılışla birlikte verilen mesaj da netti: Fındıkta yalnızca depolama değil, standardizasyonu ve kayıtlı ticareti büyütecek yeni bir dönem başlayacaktı. İlk yıllardaki tabloya bakıldığında, sistemin tamamen işlemediğini söylemek mümkün değil. Anadolu Ajansı’nın 8 Kasım 2017 tarihli haberine göre açılıştan sonraki yaklaşık bir buçuk ay içinde 1.605 üreticiden yaklaşık 2 bin 500 ton fındık alımı yapıldı. İki yıl sonra yayımlanan başka bir AA haberinde ise depoda üç yılda toplam 32 bin 570 ton fındık depolandığı bilgisi yer aldı. Bu veriler, tesisin en azından ilk dönemde belirli bir ürün akışı yakaladığını gösterdi. Ama tartışma da tam burada başladı. Çünkü mesele artık 2017’de ne olduğu değil, 2026’da ne kaldığıdır. Giresun Ticaret Borsası’nın 2022 tarihli çalıştay yayınına yansıyan değerlendirmelerde, lisanslı deponun TMO tarafından alım yeri olarak seçilmesinin işletme açısından belirleyici olduğu görülüyor. Aynı içerikte, TMO tarafından Giresun’da alınan ürünlerin lisanslı depoda depolanmasının işletmeye kira geliri sağladığı vurgulanıyor. Bu tablo, sistemin kendi doğal piyasa gücüyle mi ayakta kaldığı, yoksa kamu alım mekanizmasıyla mı nefes aldığı sorusunu büyütüyor. Depo açıldı ama piyasa kuruldu mu? Giresun’daki asıl kırılma noktası burada duruyor. Bir tesisin kurulmuş olması ile o yapının piyasa kurucu güce dönüşmesi aynı şey değil. Bugün erişilebilen açık kaynaklarda deponun 2024, 2025 ve 2026 dönemlerinde kaç ton ürün aldığına, aktif stok büyüklüğüne, kaç üreticinin sistemi kullandığına ve spot piyasada güncel olarak ne kadar işlem oluştuğuna dair düzenli, ayrıntılı ve kamuya açık bir bilanço görünmüyor. Açılış tarihi ve ilk yıllardaki ürün girişi biliniyor; ancak bugünkü performans tablosu kamuoyu önünde net değil. TMO desteği olmadan ayakta kalabildi mi? Bu soru, yıllardır süren eleştirinin merkezinde yer alıyor. AA’nın 2019 tarihli haberinde lisanslı deponun aynı yıl TMO ile iş birliğine gittiği açıkça yazıldı. GTB’nin çalıştay metninde de TMO’nun Giresun’da aldığı fındığın satış dönemine kadar lisanslı depoda tutulmasının işletmeye gelir sağladığı kayda geçti. Bu nedenle bugün yapılan “örnek model” vurgusu, beraberinde şu itirazı getiriyor: Giresun’daki yapı serbest piyasanın kendi dinamiğiyle mi işliyor, yoksa TMO kampanya dönemlerinin taşıdığı bir mekanizma olarak mı varlığını sürdürüyor? 2026’da tarifeler var, peki 2026 bilançosu nerede? Açık kaynaklarda dikkat çeken bir başka tablo da bu. Lisanslı depo sistemi hukuken ve kurumsal olarak tamamen ortadan kalkmış görünmüyor; GTB’nin proje kayıtları ve kurumsal duyurular bunu doğruluyor. Ancak kamuoyunun ihtiyaç duyduğu asıl veri, ücret tarifesi ya da kurumsal mevcudiyet değil; fiili kullanımın bugünkü düzeyi. Depoya son üç sezonda kaç ton ürün girdiği, kaç üreticinin sisteme dahil olduğu ve bu yapının fiyat oluşumuna ne ölçüde etki ettiği açıklanmadıkça, “çalışan sistem” iddiası tartışmalı kalmayı sürdürüyor. Şili’ye taşınan açıklama ne söylüyor? GTB’nin kamuoyuna yansıyan açıklamasında, Şili programı yalnızca teknik bir sunum olarak değil, Türk fındığının küresel temsili olarak tarif ediliyor. Açıklamada, “Giresun Ticaret Borsası olarak misyonumuz sadece yerel ticaret değil, Türk fındığını dünya genelinde en doğru şekilde konumlandırmaktır. Şili, fındık üretiminde yükselen bir ivmeye sahip. Burada gerçekleştireceğimiz masterclass ile Türkiye'nin yüzyıllara dayanan tecrübesini ve hayata geçirdiğimiz lisanslı depoculuk gibi modern modelleri anlatarak, küresel fındık ekosistemindeki liderliğimizi pekiştirmeyi hedefliyoruz” denildi. Bu cümle, GTB’nin Şili programını bir sektör diplomasisi ve prestij hamlesi olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ancak aynı açıklama, Giresun’da depo sisteminin bugünkü performansına dair sayısal bir bilanço sunmuyor. Şili’de anlatılacak şey model mi, sonuç mu? Haberde düğüm tam da burada atılıyor. Çünkü uluslararası platformda anlatılacak başlıklar elbette var: Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığı, Giresun’un tarihsel rolü, lisanslı depoculuğun teorik katkıları ve kalite standardizasyonu bunların başında geliyor. Fakat piyas açısından belirleyici olan şey vitrin değil, sonuçtur. Giresun kamuoyu artık töreni değil veriyi, söylemi değil etkiyi görmek istiyor. Son üç sezonda kaç ton ürün alındı, kaç üretici bu yapıyı kullandı, sistem üreticinin pazarlık gücünü artırdı mı, spot piyasa gerçekten işler hale geldi mi? Açık kaynaklar bu sorulara güncel ve kapsamlı cevap vermediği sürece, Şili’de kurulacak her cümle Giresun’da aynı sert soruya çarpacaktır. Asıl mesele bina değil, ekonomik etki Giresun’daki lisanslı depo için artık açılış fotoğrafı değil, güncel ekonomik bilanço isteniyor. Çünkü bir modelin değeri, kurulduğu günle değil, yıllar sonra piyasada ürettiği sonuçla ölçülür. Şili’ye taşınan başlık “başarı” olabilir; ancak Giresun’da beklenen cevap hâlâ değişmedi: Kaç ton, kaç üretici, ne kadar işlem, ne kadar etki? Bu rakamlar ortaya konulmadıkça, anlatılan model güven tazelemekten çok soru büyütmeye devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.