Hava Durumu

#Laiklik

giresunsonhaber - Laiklik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Laiklik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “YAŞASIN KADINLARIN MÜCADELESİ” Haber

8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “YAŞASIN KADINLARIN MÜCADELESİ”

8 MART’TA GÜÇLÜ MESAJ: “YAŞASIN KADINLARIN MÜCADELESİ” 29 Ekim Kadınları Derneği Bulancak temsilcileri Fatma Özlem Sıbıç, Ayşegül Erdoğan, Yıldız Demirel, Hikmet Cindemir ve Nurcan Şahin adına yapılan açıklamada, 8 Mart’ın kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerini yükselttiği bir mücadele günü olduğu vurgulandı. Açıklamada, kadına yönelik şiddetin en ağır insan hakkı ihlallerinden biri olduğu belirtildi. Bulancak’ta 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan basın açıklamasında, kadın hakları mücadelesinin tarihsel köklerine dikkat çekilirken, bugün de eşitlik, özgürlük, adalet ve laiklik taleplerinin güçlü biçimde savunulduğu mesajı verildi. 29 Ekim Kadınları Derneği Bulancak temsilcileri Fatma Özlem Sıbıç, Ayşegül Erdoğan, Yıldız Demirel, Hikmet Cindemir ve Nurcan Şahin adına yapılan açıklamada, kadınların tarih boyunca ağır bedeller ödeyerek kazandığı hakların korunmasının ve daha ileriye taşınmasının toplumsal bir sorumluluk olduğu ifade edildi. Açıklamada, kadın mücadelesinin simge dönüm noktalarından biri olarak 1857 yılında New York’ta eşit işe eşit ücret talebiyle direnen 129 kadın işçinin yaşamını yitirmesi hatırlatıldı. Bu olayın, dünya kadın hareketinin hafızasında önemli bir yer tuttuğu belirtilirken, kadınların hak arayışının yalnızca geçmişin değil, bugünün de temel mücadele alanlarından biri olduğu vurgulandı. Metinde, Alman sosyalist kadın hakları savunucusu Clara Zetkin’in 1910 yılında 8 Mart’ı Uluslararası Kadınlar Günü fikri olarak gündeme taşıdığı anımsatıldı. Bu tarihsel sürecin, yıllar sonra Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmesiyle uluslararası düzeyde resmiyet kazandığına işaret edildi. Açıklamada, Cumhuriyet’le birlikte kadınların çok önemli haklar elde ettiği, bu kazanımların kadınların kararlı mücadelesiyle daha ileri yasal güvencelere kavuştuğu kaydedildi. Kadına yönelik şiddetin en ağır insan hakkı ihlallerinden biri olduğu belirtilen metinde, bu sorunun toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin açık bir sonucu olduğu ifade edildi. “8 Mart; eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerimizi dünyanın dört bir yanındaki kadınlarla omuz omuza, sınırları aşan bir dayanışmayla ve kararlılıkla haykırdığımız mücadele günüdür.” Açıklamada ayrıca, kadınların özgür ve eşit bireyler olarak var olabilmesinin temel güvencelerinden birinin laiklik olduğu vurgulandı. Laikliğin savunulmasının, kadın haklarının savunulmasının ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edilerek, kadın mücadelesinin yalnızca sosyal değil, aynı zamanda demokratik ve hukuksal bir zeminde ele alınması gerektiğinin altı çizildi. Atatürk’ün kadınların toplumsal yaşam ve vatan savunmasındaki yerine verdiği öneme de yer verilen açıklamada, “Yeryüzünde her şey kadının eseridir” sözü hatırlatıldı. Bu vurgu ile kadınların tarihsel ve toplumsal rolüne dikkat çekildi. Basın açıklaması, “Yaşasın 8 Mart” ve “Yaşasın kadınların mücadelesi” sözleriyle sona erdi.

“KADINLARIN YAŞAM HAKKI TARTIŞMA KONUSU DEĞİLDİR” Haber

“KADINLARIN YAŞAM HAKKI TARTIŞMA KONUSU DEĞİLDİR”

“KADINLARIN YAŞAM HAKKI TARTIŞMA KONUSU DEĞİLDİR” 29 Ekim Kadınları Derneği Giresun Şube Başkanı Emine Şenel, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada; kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin sürdüğünü vurguladı. Şenel, kadına yönelik şiddetin ve çalışma hayatındaki eşitsizliklerin sona ermesi için örgütlü mücadelenin büyütülmesi gerektiğini ifade etti. GİRESUN – 29 Ekim Kadınları Derneği Giresun Şube Başkanı Emine Şenel, International Women's Day kapsamında yaptığı basın açıklamasında kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin tarihsel ve evrensel bir mücadele olduğuna dikkat çekti. Şenel, 8 Mart’ın dünyanın dört bir yanında kadınların hak ve özgürlük taleplerini birlikte yükselttiği bir mücadele günü olduğunu belirterek, kadınların dayanışmasının sınırları aşan bir güç taşıdığını ifade etti. Açıklamada, 1910 yılında Alman sosyalist düşünür Clara Zetkin’in önerisiyle başlayan kadınların uluslararası mücadele günü fikrinin, yıllar içinde küresel bir dayanışma gününe dönüştüğü hatırlatıldı. United Nations’ın 1977 yılında 8 Mart’ı resmen Dünya Kadınlar Günü olarak kabul etmesiyle bu günün uluslararası anlam kazandığı vurgulandı. “KADINLAR HÂLÂ EŞİTSİZLİKLERLE KARŞI KARŞIYA” Şenel, aradan geçen yıllara rağmen kadınların kamusal alanda ve çalışma hayatında hâlâ ciddi eşitsizliklerle karşılaştığını belirtti. Açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre kadınların iş gücüne katılım oranının erkeklerin oldukça gerisinde olduğu ifade edildi. Kadınların önemli bir bölümünün kayıt dışı ve güvencesiz işlerde çalıştığına dikkat çekilen açıklamada şu görüşlere yer verildi: Kadınlar aynı işi yaptıkları halde ücret eşitsizliğiyle karşı karşıya kalıyor. Yönetim ve karar alma mekanizmalarında kadın temsili sınırlı kalıyor. Çalışma hayatında ayrımcılık ve güvencesizlik yaygın biçimde sürüyor. “KADINA YÖNELİK ŞİDDET AĞIR BİR İNSAN HAKLARI İHLALİDİR” Basın açıklamasında kadına yönelik şiddetin Türkiye’de en ağır insan hakları ihlallerinden biri olmaya devam ettiği vurgulandı. Her yıl yüzlerce kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, binlercesinin ise fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital şiddete maruz kaldığı ifade edildi. Şenel, son dönemde yaşanan kadın cinayetlerinin toplum vicdanını derinden yaraladığını belirterek, kadınların yaşam hakkının yeterince korunamadığını gösteren bu olayların sorunun aciliyetini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. “Laiklik kadınların eşit yurttaşlığının güvencesidir” Açıklamada kadınların özgür ve eşit bireyler olarak var olabilmesinin en önemli güvencelerinden birinin laiklik olduğu vurgulandı. Laik ve demokratik hukuk devletinin kadınların eşit yurttaşlık haklarının teminatı olduğu ifade edilerek, kadınların bedeni, kimliği ve yaşam tarzı üzerinde hiçbir dini ya da ideolojik tahakkümün kabul edilemeyeceği dile getirildi. KADINLARIN TALEPLERİ Giresun 29 Ekim Kadınları Derneği’nin açıklamasında kadınların temel talepleri şu şekilde sıralandı: İşyerlerinde mobbing, ayrımcılık ve güvencesiz çalışmaya son verilmesi Eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsil edilmesi Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve etkin koruma mekanizmalarının uygulanması “Bir kadının daha eksilmesine tahammülümüz yok” Şenel açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kadınların yaşam hakkı tartışma konusu değildir; korunması devletin en temel görevidir. Bir kadının daha eksilmesine tahammülümüz yok. Şiddetsiz, eşit ve özgür bir yaşam istiyoruz.” Giresun’da kadınların eşit yurttaşlık, güvenceli çalışma ve şiddetsiz bir yaşam hakkı için mücadeleyi büyütmeye devam edeceklerini belirten Şenel, açıklamasını “Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadınların örgütlü mücadelesi” sözleriyle tamamladı.

​​​​​​​ÇYDD GİRESUN ŞUBE BAŞKANI YILMAZ: "ATAMIZIN YOLUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ" Haber

​​​​​​​ÇYDD GİRESUN ŞUBE BAŞKANI YILMAZ: "ATAMIZIN YOLUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ"

ÇYDD GİRESUN ŞUBE BAŞKANI YILMAZ: "ATAMIZIN YOLUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ" GİRESUN – Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Giresun Şube Başkanı Havva Yılmaz, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yaptığı basın açıklamasında kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği vurgusu yaptı. Yılmaz, Cumhuriyet kazanımlarının önemine değinerek, "Atamızın yolunda emin adımlarla yürüyoruz" dedi. "8 Mart Bir Kutlama Değil, Kararlı Bir Direnişin Sembolüdür" Başkan Havva Yılmaz, 8 Mart'ın tarihsel sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "8 Mart, 100 yılı aşkın süredir, tüm dünyada kadınların var olma ve haklarını savunma iradesini hatırlatan bir gün olarak anılmaktadır. Geçmişten bugüne eşitlik, özgürlük ve adalet için verilen kararlı bir direnişin sembolüdür. Bu tarih bir kutlama değil; yüzyıllardır süren hak arayışının, dayanışmanın ve dönüşüm iradesinin en güçlü tarihsel ifadesidir." Yılmaz, kadınların karşılaştığı engellerin sürdüğünü belirterek, "Kadınların yalnızca kadın oldukları için verdikleri bu hak mücadelesi hala erkek egemen sistemin yarattığı eşitsizliklerle karşı karşıyadır. Yaşamın her alanında kendini gösteren bu durum; eğitimde, çalışma hayatında ve hatta en temel insan haklarında kadınların önüne görünür ve görünmez engeller koymaya devam etmektedir." şeklinde konuştu. "Kadın Haklarını Savunmak Ortak Sorumluluktur" Toplumsal ilerlemenin kadınların her alanda eşit fırsaa “8 Mart, Kadınların Özgürlük Mücadelesinin Sembolüdür” Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Giresun Şube Başkanı Havva Yılmaz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadın hakları mücadelesinin tarihsel önemine dikkat çekerek, “Atamızın yolunda emin adımlarla yürüyoruz” dedi. 8 Mart’ın Tarihsel Anlamına Vurgu ÇYDD Giresun Şube Başkanı Havva Yılmaz, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını, kadınların yüz yılı aşkın süredir sürdürdüğü hak arayışının ve eşitlik mücadelesinin simgesi olduğunu belirtti. Yılmaz, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “8 Mart, 100 yılı aşkın süredir tüm dünyada kadınların var olma ve haklarını savunma iradesini hatırlatan bir gün olarak anılmaktadır. Bu tarih bir kutlama değil; eşitlik, özgürlük ve adalet için verilen kararlı direnişin tarihsel ifadesidir.” “Kadın Hakları Toplumsal Kalkınmanın Anahtarıdır” Kadın haklarının yalnızca bireysel bir hak arayışı olmadığını ifade eden Yılmaz, bunun aynı zamanda çağdaş ve adil bir toplumun kurulmasının temel şartı olduğunu vurguladı. Yılmaz’a göre bir ülkenin gerçek anlamda ilerleyebilmesi için kadınların; eğitimde çalışma hayatında bilim ve sanat alanlarında karar alma mekanizmalarında eşit fırsatlara sahip olması gerekiyor. Ancak tüm kazanımlara rağmen kadınların hâlâ cinsiyet temelli ayrımcılık, eşitsizlik ve şiddetle karşı karşıya kaldığını belirten Yılmaz, kadın haklarının güçlendirilmesinin demokratik bir hukuk devleti olmanın temel gereği olduğunu ifade etti. Kadına Yönelik Şiddete Dikkat Çekti Açıklamada kadına yönelik şiddet konusuna da değinen Yılmaz, kadın cinayetlerinin bireysel olaylar olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Yılmaz, şunları söyledi: Kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi ertelenemez bir sorumluluktur. Kadınların yaşam hakkı tam ve etkin biçimde korunmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği kamusal politikaların merkezinde yer almalıdır. Kadın cinayetlerinin köklerinin eşitsizlik ve ayrımcılık sorununda bulunduğunu vurgulayan Yılmaz, kadınların güven içinde yaşayabildiği bir toplum için mücadele etmeye devam edeceklerini ifade etti. “Eşitliğin Temeli Çağdaş Eğitimdir” ÇYDD’nin çalışmalarına da değinen Yılmaz, toplumsal cinsiyet eşitliğinin en güçlü dayanağının laik, bilimsel ve çağdaş eğitim olduğunu söyledi. Derneğin 1989 yılından bu yana 150 bini aşkın kız öğrencinin eğitimine destek verdiğini belirten Yılmaz, Cumhuriyet değerleri doğrultusunda kadınların eğitim yoluyla güçlenmesine katkı sağlamayı sürdürdüklerini dile getirdi. “Cumhuriyet Kadın Haklarının Teminatıdır” Yılmaz açıklamasında, Cumhuriyet’in kadınlara tanıdığı hakların Türkiye’nin toplumsal dönüşümünde önemli bir rol oynadığını vurguladı. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan Cumhuriyet’in kadınlara erken dönemde seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere birçok temel hak tanıdığını hatırlatan Yılmaz, bu kazanımların bir aydınlanma devriminin parçası olduğunu ifade etti. “Cumhuriyet ile bize emanet edilen değerleri korumak ve geliştirmek en temel sorumluluğumuzdur” diyen Yılmaz, laik, demokratik ve eşitlikçi bir toplumsal düzen için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. “Atamızın Yolunda Yürümeye Devam Edeceğiz” Açıklamasının sonunda Yılmaz, kadınların eşit haklara ve fırsatlara sahip olduğu bir Türkiye için çalışmaya devam edeceklerini ifade ederek şu mesajı verdi: “Dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyetimizin kazanımlarından ve Atatürk devrimlerinden aldığımız güçle kadınların hak arayışında yanlarında duruyoruz. Atamızın yolunda emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.” tlara sahip olmasıyla mümkün olacağını ifade eden Yılmaz, "Kadın haklarını savunmak, yalnızca bireysel bir hak arayışı değil; adil, eşit ve çağdaş bir toplum inşa etmenin ortak sorumluluğudur." vurgusunu yaptı. Kadın cinayetlerinin köklerinin eşitsizlikte olduğunu söyleyen Başkan Yılmaz, "Kadın cinayetleri, bireysel olaylar değil; kökleri eşitsizlikte ve ayrımcılıkta olan ciddi bir toplumsal sorundur." dedi. Eğitim ve Cumhuriyet Vurgusu ÇYDD'nin 1989'dan bu yana 150 bini aşkın kız öğrenciye destek sunduğunu belirten Yılmaz, açıklamasını Cumhuriyet değerlerine atıfta bulunarak tamamladı: "Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve milli mücadele dönemi arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet, kadınların eşit yurttaşlık hakkını güvence altına alan köklü bir dönüşümün adıdır. Daha kuruluş yıllarında kadınlara seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere pek çok temel hakkı tanıyan Cumhuriyet, bu yönüyle bir aydınlanma ve eşitlik devrimidir. Kadınların toplumsal yaşamın öznesi olarak var olmasını esas alan bu miras, bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır." Yılmaz, laik ve demokratik toplumsal düzeni savunma kararlılığında olduklarını belirterek, "ÇYDD olarak, her kadının eşit haklara ve fırsatlara sahip olduğu bir Türkiye için çalışmaya, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz." ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Türk Tabipleri Birliği’nden savaş karşıtı açıklama: Yaşamın ve barışın savunucusuyuz Haber

Türk Tabipleri Birliği’nden savaş karşıtı açıklama: Yaşamın ve barışın savunucusuyuz

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarını kınayarak, savaşın halk sağlığı açısından ağır ve kalıcı sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarının Ortadoğu’da bölgesel gerilimi artırdığı ve ağır bir yıkım ile insani kriz tehdidi oluşturduğu belirtildi. Açıklamada, söz konusu saldırıların nefretle karşılandığı ve kınandığı ifade edildi. TTB, savaşların yalnızca devletleri ya da sınırları değil, doğrudan halkların yaşamını hedef aldığını vurguladı. Ölüm, yaralanma, sakatlık, zorunlu göç, yoksulluk, açlık ve salgın hastalık riskinin savaşın kaçınılmaz sonuçları olduğuna dikkat çekilen açıklamada, sağlık altyapısının zarar görmesinin kuşaklar boyu sürecek halk sağlığı krizlerine yol açabileceği kaydedildi. Açıklamada, yaşanan gelişmelerin küresel güç mücadelelerinin bir sonucu olduğu savunularak, bu süreçlerin bedelini en çok işçilerin, yoksulların, göçmenlerin, kadınların, çocukların ve sağlık emekçilerinin ödediği ifade edildi. İran halkının hem iç politik baskılar hem de dış askeri müdahale tehdidi altında olduğu belirtilirken, “Emperyalist saldırılar hiçbir halkı özgürleştirmez; eşitsizlikleri ve bağımlılık ilişkilerini derinleştirir” denildi. Ortadoğu halklarının kaderinin bombardımanlar ve vekâlet savaşlarıyla belirlenemeyeceği vurgulanan açıklamada, bölgenin ihtiyacının yeni çatışmalar değil; demokratikleşme, eşitlik, laiklik ve barış içinde bir arada yaşamı güçlendirecek politikalar olduğu ifade edildi. TTB, halkların yaşam ve sağlık hakkının savunucusu olduklarını belirterek, uluslararası toplumu saldırıları durdurmaya ve diplomatik çözüm yollarını işletmeye çağırdı. Bölge ülkelerine ise gerilimi artıracak adımlardan kaçınma çağrısında bulunuldu.

TÜRK MEDENİ KANUNU’NUN 100. YILI: CUMHURİYET’İN EŞİTLİK DEVRİMİ Haber

TÜRK MEDENİ KANUNU’NUN 100. YILI: CUMHURİYET’İN EŞİTLİK DEVRİMİ

TÜRK MEDENİ KANUNU’NUN 100. YILI: CUMHURİYET’İN EŞİTLİK DEVRİMİ Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilişinin 100. yılı dolayısıyla yapılan açıklamada, Cumhuriyet devrimlerinin temel taşlarından biri olan Medeni Kanun’un kadın-erkek eşitliği açısından taşıdığı tarihsel ve hukuki önem vurgulandı. Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanlığı’nın 100. yıl mesajı doğrultusunda, CHP Giresun Kadın Kolları Başkanı Ayşegül Ejderoğlu bir basın açıklamasında bulundu. Başkan Ejderoğlu, Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilişinin 100. yılının yalnızca bir tarihsel dönüm noktası değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık idealinin hukuki teminatı olduğunu vurguladı. “MEDENİ KANUN BİR UYGARLIK SIÇRAMASIDIR” Ejderoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Türk Medeni Kanunu, bu topraklarda kadının kaderini değiştirmiştir. Kadınlar hukuk önünde eşit yurttaş statüsüne kavuşmuş, tek taraflı boşama ve çok eşlilik tarihe karışmış, resmi nikâh zorunlu hale getirilmiştir. Bu düzenleme yalnızca hukuki bir değişiklik değil, toplumsal bir devrimdir.” Kanunun kabulünün, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün laik ve çağdaş toplum vizyonunun bir sonucu olduğunu belirten Ejderoğlu, kadın haklarının Cumhuriyet devrimlerinin temel dayanaklarından biri olduğuna dikkat çekti. 2002 REFORMLARI HATIRLATILDI Açıklamada, 2002 yılında yapılan değişikliklerle “aile reisi kocadır” hükmünün kaldırıldığı, evlilik birliğinde eşitlik ilkesinin güçlendirildiği ve edinilmiş malların paylaşımında eşitliğin esas alındığı hatırlatıldı. Kadının ev içi emeğinin hukuken tanınmasının sosyal adalet açısından kritik bir eşik olduğu vurgulandı. “Kazanılmış Haklar Tartışmaya Açılamaz” Ejderoğlu, son yıllarda nafaka hakkı, aile arabuluculuğu ve aile hukuku düzenlemeleri üzerinden yürütülen tartışmalara değinerek şunları kaydetti: “Medeni Kanun bu ülkenin toplumsal anayasasıdır. Torba yasalarla değiştirilemez, parça parça budanamaz. Kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak her girişim, eşitlik ilkesine açık bir müdahaledir.” Kadına yönelik şiddetin artışı, çocuk yaşta evlilikler ve kadın yoksulluğunun derinleşmesi karşısında laik hukuk düzeninin korunmasının hayati olduğu ifade edildi. CHP’DEN NET MESAJ Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Kadın Kolları adına konuşan Ejderoğlu, Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde kadın haklarının ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin savunulmaya devam edileceğini belirtti. “Eşitlik varsa adalet vardır. Eşitlik varsa huzur vardır. Medeni Kanun’a dokundurtmayacağız. Kadınların eşit yurttaşlık hakkını pazarlık konusu yaptırmayacağız.” DİPNOT: TÜRK MEDENİ KANUNU’NUN KABULÜ VE HUKUKİ ÇERÇEVESİ Türk Medeni Kanunu, 17 Şubat 1926 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş; 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Esas olarak İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanmıştır. Temel İlkeleri: Tek eşlilik esası Resmi nikâh zorunluluğu Kadın ve erkeğin miras ve boşanma haklarında eşitliği Laik hukuk sisteminin tesisi Aile hukukunda eşitlik prensibi 2001 yılında kabul edilen yeni Medeni Kanun ile eşitlik ilkesi güçlendirilmiş; 2002 yılında yürürlüğe giren düzenlemelerle aile içi eşitlik açık biçimde normatif güvence altına alınmıştır. Medeni Kanun, Türkiye’de laiklik, eşit yurttaşlık ve modern hukuk devleti anlayışının temel taşlarından biridir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.