Hava Durumu

#Laboratuvar Analizi

giresunsonhaber - Laboratuvar Analizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Laboratuvar Analizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI Haber

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 200’Ü AŞKIN SEKTÖR TEMSİLCİSİNİ BULUŞTURDU Şili’nin dünya fındık pazarındaki hızlı yükselişinin ardından üretim, verimlilik, hastalık yönetimi, kalite, teknoloji ve ihracatın geleceği Los Ángeles’te tartışıldı. 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, yatırımcı ve şirket temsilcisinin katıldığı PlanetNuts Day Avellanos 2026’da, büyüyen üretimin daha profesyonel, sağlıklı ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi gerektiği öne çıktı. Şili’nin Avrupa fındığındaki büyümesini teknik ve ticari yönleriyle ele alan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos Perşembe günü Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde gerçekleştirildi. Casa Laura’da düzenlenen toplantıya 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, uzman, yatırımcı, sanayi temsilcisi ve tarımsal çözüm sağlayıcısı katıldı. PlanetNuts, etkinliğin ardından yaptığı açıklamada toplantıyı bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve sektörün temel sorunları ile fırsatlarının değerlendirilmesi bakımından önemli bir buluşma olarak nitelendirdi. Organizasyon, toplantının Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin gelişimini güçlendiren bir öğrenme ve iş birliği platformu oluşturduğunu bildirdi. PlanetNuts’ın toplantı sonrası açıklaması BÜYÜYEN ÜRETİMİN NASIL YÖNETİLECEĞİ TARTIŞILDI Toplantının ana eksenini, Şili’de hızla genişleyen Avrupa fındığı üretiminin verimlilik, bitki sağlığı, kalite ve sanayi kapasitesiyle birlikte büyütülmesi oluşturdu. Şili’de çok sayıda genç fındık bahçesinin henüz tam verime ulaşmamış olması, önümüzdeki yıllarda üretim miktarının daha da artacağına işaret ediyor. Bu büyüme aynı zamanda daha fazla teknik danışmanlık, hastalık takibi, mekanizasyon, depolama, işleme ve ihracat kapasitesi gerektiriyor. Etkinlik öncesinde PlanetNuts Genel Müdürü José Pablo Correa, Avrupa fındığının artık Şili için gelişmekte olan bir ürün olmaktan çıktığını ve ülkenin güneyindeki meyveciliğin temel ürünlerinden birine dönüştüğünü açıklamıştı. Correa, bundan sonraki dönemin daha fazla teknoloji, güçlü bitki sağlığı ve profesyonel bahçe yönetimi gerektirdiğini belirtmişti. Reporte Agrícola’nın etkinlik değerlendirmesi Toplantıda ortaya çıkan genel çerçeve de bu değerlendirmeyi destekledi: Şili fındık sektörünün önündeki temel mesele artık yalnızca yeni alanların dikime açılması değil, büyüyen üretimin sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi. GABRIEL AGUILAR SAHADAKİ ÜRETİM SORUNLARINI ELE ALDI Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, toplantının ana konuşmacıları arasında yer aldı. Aguilar’ın değerlendirmeleri; bahçe yönetimi, bitkinin dengeli gelişimi, verimlilik, iklim koşulları ve üreticilerin sahada karşılaştığı teknik sorunlar üzerinde yoğunlaştı. Aguilar’ın daha önce yayımlanan teknik çalışmalarında, Şili’de fındık bahçelerinin yalnızca hastalık etmenleri nedeniyle değil; kök gelişimi, yetersiz veya dengesiz besleme, sulama sorunları, düşük sıcaklıklar ve bahçedeki genel fizyolojik zayıflık nedeniyle de zarar görebildiği belirtiliyor. Özellikle Xanthomonas arboricola pv. corylina kaynaklı bakteriyel hastalıkların, zayıf ve dengesiz gelişen bahçelerde daha ağır sonuçlara yol açabildiğine dikkat çekiliyor. Aguilar’a göre hastalık görüldüğünde yalnızca kimyasal mücadeleye yönelmek yerine hastalığın gelişmesine imkân veren kök, toprak, besleme ve sulama sorunları da araştırılmalı. Gabriel Aguilar’ın Avrupa fındığında bakteriyel hastalıklara ilişkin değerlendirmesi Bu yaklaşımın toplantıya yansıyan temel çözüm önerisi; bahçelerin düzenli izlenmesi, toprak ve yaprak analizlerinin yapılması, sulama ve besleme programlarının bahçenin gerçek ihtiyacına göre düzenlenmesi ve koruyucu uygulamaların iklim koşullarına göre planlanması oldu. SCocco: BÜYÜME, TEKNİK VE LOJİSTİK ALTYAPIYLA DESTEKLENMELİ AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco, Şili fındık sektörünün bugünkü durumunu, gelişme potansiyelini ve uluslararası rekabetteki geleceğini değerlendirdi. Scocco’nun sunumu, Şili’nin üretim miktarını artırırken rekabet gücünü nasıl koruyacağı sorusuna odaklandı. Sektörün önünde büyümeyi durdurmayı gerektirecek bir pazar sorunu bulunmadığı; ancak artan üretimin araştırma, verimlilik, kalite, depolama ve işleme yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Scocco daha önce yaptığı değerlendirmede Şili’nin uygun iklim koşulları, farklı bölgelere uyum sağlayabilen üretim yapısı, yeni çeşitler ve araştırma çalışmaları sayesinde uzun vadede 300 bin tona yaklaşabilecek bir üretim potansiyeline sahip olduğunu belirtmişti. Bu rakam resmî bir üretim hedefi değil, teknik ve sanayi altyapısının geliştirilmesi halinde ulaşılabilecek uzun vadeli bir sektör senaryosu olarak değerlendiriliyor. Scocco’nun büyümeye ilişkin yaklaşımında şu başlıklar öne çıkıyor: Yeni bahçeler açılırken mevcut bahçelerde verim yükseltilmeli.Şili koşullarına uygun çeşit ve üretim teknikleri geliştirilerek yerel araştırmalar artırılmalı.Sulama, bitki besleme, hastalık ve zararlı yönetimi bilimsel verilerle yürütülmeli.Karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik ölçülebilir hale getirilmeli.Hasat döneminde oluşacak yoğun ürün akışına karşı ara depolama ve işleme kapasitesi güçlendirilmeli. AgriChile’ın değerlendirmelerine göre önümüzdeki dönemdeki en önemli risklerden biri, kısa hasat döneminde çok yüksek miktarda ürünün alım ve işleme noktalarına ulaşması olacak. Ürünün uygun koşullarda bekletilememesi kalite kaybı ve lojistik yığılma riski yaratabilecek. Scocco’nun Şili fındığının büyüme potansiyeline ilişkin açıklaması HASTALIKLA MÜCADELEDE TEDAVİDEN ÖNCE KORUMA Concepción Üniversitesi akademisyenlerinden fitopatolog Dr. Ernesto Moya Elizondo, “Avrupa fındığında hastalık yönetimi stratejileri” başlıklı sunumuyla toplantıya katıldı. Sunumun ana çerçevesini, fındık bahçelerinde verim ve ağaç ömrünü etkileyen hastalıkların erken belirlenmesi, hastalığa neden olan koşulların izlenmesi ve koruyucu mücadele programlarının oluşturulması meydana getirdi. Odun hastalıklarında budama yaraları, don çatlakları, ölü dallar ve hastalıklı bitki artıklarının önemli enfeksiyon kaynakları oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde korunmayan budama yaraları mantari etmenlerin ağaca girişini kolaylaştırabiliyor. Moya’nın önerdiği mücadele yaklaşımı şu uygulamalara dayanıyor: Budama kesiklerinin aynı gün koruyucu ürünlerle kapatılması,Yağış beklenen dönemlerde budama yapılmaması,Hastalıklı ve kurumuş dalların bahçeden çıkarılması,Budama artıklarının bahçe içerisinde bırakılmaması,Ağaçların düzenli olarak kanser, kuruma ve renk değişikliği belirtileri bakımından kontrol edilmesi,Hastalık etmeninin laboratuvar analizleriyle belirlenmesi,Kimyasal ve biyolojik mücadele araçlarının birlikte değerlendirilmesi. PlanetNuts’ın sunum öncesi yayımladığı teknik içerikte Moya’nın, hastalığın görülmesinden sonra yapılan müdahaleler yerine düzenli izleme, bahçe hijyeni ve koruyucu uygulamalardan oluşan bir program önerdiği belirtilmişti. Ernesto Moya’nın hastalık yönetimi sunumunun teknik çerçevesi INIA QUILAMAPU ARAŞTIRMAYI ÜRETİCİYLE BULUŞTURDU Şili Tarımsal Araştırmalar Enstitüsüne bağlı INIA Quilamapu, toplantıya Meyve Fitopatolojisi Laboratuvarı ile katıldı. Kurumun standında, Avrupa fındığını etkileyen odun hastalıkları, hastalıklı bitki örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi ve biyolojik mücadele araştırmaları hakkında bilgi verildi. INIA tarafından daha önce incelenen 330 hastalıklı örnekte Chondrostereum purpureum yüzde 20 oranıyla en sık tespit edilen ve yüksek hastalık oluşturma gücüne sahip etmenlerden biri olmuştu. Kurum, odun mantarlarına karşı “Trunkguard” adı verilen biyolojik bir inokulant geliştirilmesi üzerinde de çalışıyor. Toplantıdaki INIA katılımı, hastalık yönetiminde üretici gözlemi ile laboratuvar teşhisinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ortaya koydu. Belirtiye bakılarak yapılan genel uygulamalar yerine hastalık etmeninin belirlenmesi ve mücadele programının teşhise göre hazırlanması öne çıktı. ÜRETİCİLER BAŞARILARI KADAR SORUNLARINI DA PAYLAŞTI Ana sunumların ardından İşbirlikçi Teknik Masa gerçekleştirildi. Masaya Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa ile üreticilerin katılması planlanmıştı. Üreticilerin farklı bahçelerde elde ettikleri sonuçları, uyguladıkları yönetim stratejilerini ve karşılaştıkları üretim sorunlarını uzmanlarla tartışmaları toplantının en önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Bahçelerin bulunduğu bölge, toprak yapısı, yağış, sıcaklık, çeşit, sulama ve hastalık baskısı birbirinden farklı olduğu için tek bir üretim reçetesinin bütün bahçelerde aynı sonucu vermeyeceği vurgulandı. Çözümün, üretici deneyimi ile bilimsel analizlerin ve teknik danışmanlığın birlikte değerlendirilmesinde olduğu belirtildi. Organizasyonun farklı tarihlerde yayımladığı tanıtım materyallerinden birinde organik tarım uzmanı Antonio Gaete de panelistler arasında gösterilmişti. Daha sonraki panel duyurusunda ise Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa’nın isimleri açıklanmıştı. Toplantı sonrasında yayımlanan ilk sonuç paylaşımında konuşmacı bazında nihai katılım listesi verilmedi. LOJİSTİK ŞİRKETLERİ İHRACATTA KALİTE UYARISI YAPTI Toplantıya katılan OnBoard Logistics, etkinlik sonrasındaki değerlendirmesinde Şili kuru yemiş sektörünün uluslararası ticarette önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. Şirket, ürünün bahçeden çıkışından hedef pazara ulaşmasına kadar geçen süreçte lojistiğin ürün değerini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Bu değerlendirme, toplantıda büyüyen üretimin yalnızca bahçede değil, hasat sonrası zincirde de yönetilmesi gerektiğine yönelik görüşleri destekledi. OnBoard Logistics’in toplantı sonrası paylaşımı İspanya kökenli TAVAN Latam da etkinlikte yer aldığını açıklayarak toplantının üretici, danışman, uzman ve şirketleri Los Ángeles’te buluşturduğunu bildirdi. TAVAN Latam’ın etkinlik paylaşımı Bu paylaşımlar, Şili’nin fındıkta yalnızca üretim miktarına değil; ürünün kalitesini ihracat noktasına kadar koruyacak laboratuvar, depolama, sınıflandırma ve lojistik sistemlerine de ağırlık verdiğini gösteriyor. TEKNOLOJİ VE TEDARİK ZİNCİRİ AYNI ALANDA BULUŞTU Toplantının destekçi ve katılımcı şirketleri; bitki besleme, sulama, biyolojik mücadele, toprak sağlığı, fidan üretimi, laboratuvar analizi, tarım makineleri, işleme, sınıflandırma ve paketleme teknolojilerini tanıttı. Etkinlik için açıklanan destekçi ağı içerisinde Tattersall Agroinsumos, Iansa Nutrición Vegetal, Rovensa Next, Certa, IDM Bioburn Tech, QualityLab, Anagra, Point, Sumitomo Chemical, UNITEC, UPL, Neogreen, Grapro Sur, Vivero Castaño Austral, Aminochem, Agroimec, Fertiamérica–FertiGlobal, TriNuts, Fitotecnología, Pack-Man, Vitrofarm, Biomasoil, Nitro Brake–Vals AgroSolutions, Netafim–Gross, TAVAN Latam ve PROUTDOOR yer aldı. INIA Quilamapu ise sponsor değil, bilimsel ve kurumsal katılımcı olarak toplantıda bulundu. Bu geniş katılım, Şili’nin fındık üretimini fidandan ihracata kadar bütün bir teknik zincir içerisinde geliştirmeye çalıştığını ortaya koydu. TOPLANTIDAN BAĞLAYICI KARAR DEĞİL, ORTAK ÇALIŞMA GÜNDEMİ ÇIKTI Toplantıda öne çıkan ortak gündem şöyle şekillendi: Üretim alanı artarken bahçe verimliliğinin yükseltilmesi, Genç bahçelerin profesyonel yönetim sistemlerine geçirilmesi, Hastalıklarla koruyucu ve bilimsel mücadele yürütülmesi, Yerel araştırma ve laboratuvar kapasitesinin güçlendirilmesi, Sulama ve bitki beslemede ölçüme dayalı uygulamalara geçilmesi, Hasat, ara depolama ve işleme altyapısının büyütülmesi, Ürün kalitesinin bahçeden ihracat pazarına kadar korunması, Üretici, araştırmacı, sanayi ve teknoloji şirketleri arasındaki bilgi paylaşımının artırılması. ŞİLİ 120 BİN TONU AŞAN ÜRETİMİ YÖNETMEYE HAZIRLANIYOR PlanetNuts’ın sektör verilerine göre Şili, 2025/26 sezonunda yaklaşık 120 bin 700 ton kabuklu fındık üreterek Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yükseldi. Ülkedeki sektör tahmini yaklaşık 70 bin hektarlık dikim alanına işaret ederken, bu alanın 2030’a kadar 80 bin hektarı geçebileceği öngörülüyor. Resmî alan verileri ile sektör tahminleri arasında veri yılı ve yeni dikimlerin kayıt durumu nedeniyle farklılık bulunuyor. Şili’nin en önemli avantajları; yüksek mekanizasyon imkânı, büyük ve düz üretim alanları, sanayiyle yapılan uzun vadeli sözleşmeler ve Kuzey Yarımküre’nin tersine işleyen hasat takvimi olarak gösteriliyor. Böylece Şili, Türkiye ve İtalya’da yeni ürün bulunmayan dönemlerde dünya sanayisine fındık sunabiliyor. Şili fındığının büyümesine ilişkin sektör analizi TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN TOPLANTININ VERDİĞİ MESAJ Şili’nin yükselişi Türkiye’nin dünya fındığındaki liderliğini kısa vadede ortadan kaldıracak bir gelişme değil. Ancak büyük sanayi kuruluşlarının farklı dönemlerde ve farklı ülkelerden ürün temin edebilmesi, Türkiye’nin pazardaki tek merkez olma gücünü azaltıyor. Los Ángeles’teki toplantı, küresel fındık rekabetinin yalnızca üretim miktarı ve sezon başında açıklanan fiyat üzerinden şekillenmediğini bir kez daha gösterdi. Verimlilik, sağlıklı fidan, hastalık teşhisi, sulama, bitki besleme, mekanizasyon, depolama, laboratuvar analizi, kalite sınıflandırması, izlenebilirlik ve ihracat lojistiği aynı sektör politikasının parçaları haline geliyor. Giresun kalite fındığının aroma, yağ yapısı ve coğrafi kimlik bakımından sahip olduğu üstünlük önemli bir avantaj olmaya devam ediyor. Ancak bu üstünlüğün korunması; yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, hastalıklarla bilimsel mücadele, eğimli araziye uygun mekanizasyon, doğru kurutma ve depolama, parselden ürüne izlenebilirlik ve kaliteli ürüne ayrı fiyat uygulanmasıyla mümkün olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ortaya koyduğu temel sonuç açık: Şili, fındıkta yalnızca daha fazla üretmeye değil, büyüyen üretimi bilim, teknoloji, sanayi ve ihracat altyapısıyla yönetmeye hazırlanıyor. Dünya pazarındaki yeni rekabet de üretim miktarının yanında kaliteyi koruyan, üreticisini teknik bilgiyle destekleyen ve ürünü pazara güvenli şekilde ulaştıran ülkeler arasında şekilleniyor.

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Haber

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI

BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ PLAJLAR BÖLGESİNDE TEMİZLİK AÇIKLAMASI BAŞKA, SAHADAKİ TABLO BAŞKA GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Fotoğraflar Giresun sahilindeki katı atık birikimini açıkça belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı yönündeki saha bildirimi ise gözlemle geçiştirilemez; karavan ve çadır alanlarının giderleri incelenmeli, şüpheli çıkışların iki yanından su numunesi alınmalı, E. coli ve intestinal enterokok sonuçları yer ve tarih bilgisiyle açıklanmalı. BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Giresun sahilindeki sorun artık yalnızca uzayan otlardan ya da kötü görüntüden ibaret değil. 19 Temmuz 2026’da Plajlar Bölgesi ve Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan saha fotoğraflarında, kıyı hattına yayılan plastik, ambalaj ve karışık evsel atıklar görülüyor. Görüntülerin bir bölümü Plajlar Bölgesi’ni, bir bölümü Teyyaredüzü karşısındaki sahili, bir bölümü de karavan park yapılması planlandıktan sonra bu düşünceden vazgeçildiği belirtilen alanı gösteriyor. Yeni karavan parkın çevresi ile halk arasında “çadırlar bölgesi” olarak anılan kesim de temizlik, atık toplama, tuvalet altyapısı ve kıyı denetimi başlıklarıyla birlikte gündeme geliyor. Saha görüntülerini şehir merkezindeki ağaçlarla yeşil alanların düzenli sulanmadığını, otların kuruduğunu ve sahil bakımında birçok noktaya sıra gelmediğini belirtti. Öztürk ayrıca yeni karavan park ile çadır alanında oluşan evsel atıkların kıyıya, tuvalet atıklarının ise denize ulaştığını öne sürdü. Fotoğraflar kıyıdaki katı atık birikimini belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiasının kaynağı ve kapsamı ise boru ve gider hatlarının incelenmesi, şüpheli çıkışların izlenmesi, su numunelerinin alınması ve laboratuvar analiziyle belirlenmeli. KIYIYA YAYILAN ÇÖPLER DENİZE DOĞRU İLERLİYOR Fotoğraflarda plastik poşetler, ambalaj atıkları, tek kullanımlık ürünler ve karışık evsel çöpler görülüyor. Atıkların önemli bir bölümü kıyıya açılan geçişlerin, çitlerin ve bitki örtüsünün arasında birikmiş durumda. Bu tablo yalnızca estetik bir bozulma yaratmıyor; çöpler yağmur, yüzey akışı, rüzgâr ve dalga hareketleriyle denize taşınabilecek bir konumda bulunuyor. Plastik atıklar zaman içinde güneş ışığı, sıcaklık değişimi ve mekanik aşınmayla daha küçük parçalara ayrılabilir. Deniz canlılarının bu parçaları besin sanarak yutması, atıkların kıyı ekosisteminde uzun süre kalması ve kesici-delici maddelerin sahili kullanan insanlar için yaralanma riski oluşturması mümkündür. Organik ve evsel atıklar ise kötü koku, haşere ve kemirgen sorununa yol açabilir. Çöplerin bir kez toplanması sorunu ortadan kaldırmaz. Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu alanda günlük atık miktarı, kullanıcı sayısı, hafta sonu yoğunluğu ve konaklama süresiyle birlikte değişir. Konteyner sayısı ve toplama programı gerçek yoğunluğa göre belirlenmediğinde, temizlenen alan kısa süre içinde yeniden aynı görüntüye döner. KIYIDAKİ ÇÖPLERE UYGULANACAK MEVZUAT 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık ve artıkların çevreye zarar verecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama bırakılmasını yasaklıyor. Kıyıdaki çöplerin yağış, rüzgâr veya yüzey akışıyla denize taşınması da kirletme yasağı kapsamında değerlendirilir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, çevre ve çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini belediyenin görevleri arasında sayıyor.Belediye Kanunu’nun 15/g maddesi, katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanılması, ortadan kaldırılması ve depolanmasına ilişkin hizmetleri belediyenin yetki alanına veriyor. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 41. maddesi, evsel atıkların bunların toplanması veya depolanması için belirlenen yerlerin dışına bırakılmasına idari yaptırım öngörüyor. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesi, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve herkesin eşit, serbest kullanımına açık tutulması gerektiğini hükme bağlıyor. “ARALIKSIZ ÇALIŞMA” AÇIKLAMASINDAN İKİ GÜN SONRA BU GÖRÜNTÜLER GELDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz tarihli açıklamasında ot biçme çalışmalarının özellikle sahil bandında yoğunlaştırıldığını; yeşil alanlar, yürüyüş yolları, yol kenarları ve ortak kullanım alanlarındaki bakımın “kesintisiz” sürdüğünü bildirdi. 17 Temmuz’da yayımlanan ikinci açıklamada ise parklar, refüjler ve ortak kullanım alanlarındaki bakım, budama ve temizlik çalışmalarının “aralıksız” devam ettiği savunuldu. Belediye, çalışmaların belirlenen program doğrultusunda parklar, yeşil alanlar, refüjler ve ortak kullanım alanlarında sürdürüleceğini açıkladı. Plajlar Bölgesi için 8 Nisan’da yapılan duyuruda da yaz sezonu öncesinde güvenli ve konforlu kullanım hedefiyle bakım ve üstyapı çalışmalarının başlatıldığı, eskiyen ahşap yürüyüş yollarının söküleceği ve taş peyzaj uygulanacağı belirtilmişti. Temmuz ortasında aynı bölgeden gelen fotoğraflar, belediyenin açıklamalarında anlatılan bakım zincirinin bütün sahile düzenli biçimde ulaşmadığını gösteriyor. Belirli noktalarda yapılan ot biçme ve temizlik çalışmaları, kıyı hattının geri kalanında biriken çöpleri ve bakımsızlığı ortadan kaldırmıyor. Temizlik hizmetinin başarısı, yalnızca ekiplerin kaç noktaya gittiği veya kaç fotoğraf yayımlandığıyla ölçülemez. Aynı alanda çöpün yeniden birikip birikmediği, konteynerlerin zamanında boşaltılıp boşaltılmadığı, sahil geçişlerinin temiz tutulup tutulmadığı ve şikâyetlere ne kadar sürede müdahale edildiği de izlenmelidir. BELEDİYENİN TEMİZLİK VE DENETİM SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, yalnızca belirli noktalarda dönemsel temizlik yapılmasını değil, ortak kullanım alanlarında sürekliliği olan bir toplama, kontrol ve müdahale sistemi kurulmasını gerektiriyor. ŞEHİRDE AĞAÇLAR SUSUZ, YEŞİL ALANLAR KURUYOR Saha notlarında yalnızca sahil bandı değil, şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar da yer alıyor. Ağaçların ve yeşil alanların düzenli sulanmadığı, otların kuruduğu ve bakım programının bazı bölgelere ulaşmadığı belirtiliyor. Kentteki ağaçlar yalnızca görsel peyzaj unsuru değildir. Ağaç gölgeliği yüzey ve hava sıcaklığının düşürülmesine, yağış suyunun tutulmasına, tozun azaltılmasına ve yaya alanlarının daha kullanılabilir hâle gelmesine katkı sağlar. Uzun süreli susuzluk genç ağaçlarda kök gelişimini durdurabilir, yaprak kaybına ve kurumaya yol açabilir. Kuruyan ot ve bitki örtüsü ise sıcak ve rüzgârlı dönemlerde yangın yükünü artırabilir. Yeşil alan yönetimi yalnızca ot biçmekten oluşmaz. Sulama zamanı ve miktarı; bitki türüne, toprağın nemine, sıcaklığa, yağışa ve alanın kullanım yoğunluğuna göre belirlenmelidir. Ağaç diplerinin kontrolü, kuruyan dalların uzaklaştırılması, hastalık ve zararlı takibi, toprak bakımının yapılması ve kuruyan bitkilerin yenilenmesi aynı programın parçalarıdır. YEŞİL ALANLAR İÇİN BELEDİYENİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, park ve yeşil alan hizmetleri ile çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini belediyenin görevleri arasında düzenliyor. Bu hüküm yalnızca yeni park yapılmasını değil; mevcut ağaçların, refüjlerin, parkların ve ortak yeşil alanların bakımının, temizliğinin, sulanmasının ve yaşatılmasının planlı biçimde sürdürülmesini de kapsıyor. KARAVAN PARK YAPMAK YETMEZ, ATIK SİSTEMİ KURMAK GEREKİR Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu kıyıda günlük atık miktarı kişi ve araç yoğunluğuyla birlikte değişir. Konteyner sayısı, toplama sıklığı, tuvalet kapasitesi, el yıkama noktaları, gri su ile tuvalet atığının ayrı ve kapalı sistemlerde toplanması, vidanjör kayıtları ve yağış sonrası yüzey akışı tek bir işletme planında izlenmelidir. Karavanların lavabo, duş ve mutfaklarından çıkan gri su ile tuvalet sistemlerinde oluşan siyah su aynı nitelikte değildir. Ancak ikisi de kontrolsüz biçimde toprağa, yağmur suyu hattına, dereye veya denize bırakılamaz. Tuvalet atıkları dışkı kaynaklı mikroorganizmalar ve yüksek organik yük içerirken, gri suda deterjanlar, yağlar, gıda artıkları ve mikroorganizmalar bulunabilir. Bu atıkların sızdırmaz tanklarda biriktirilmesi, kanalizasyon sistemine mevzuata uygun biçimde aktarılması veya yetkili araçlarla arıtma tesisine taşınması gerekir. Boşaltım noktalarının nerede olduğu, tankların ne zaman boşaltıldığı, atığın hangi araçla ve hangi tesise taşındığı kayıt altına alınmalıdır. Çadır alanlarında da kullanıcı sayısına uygun tuvalet, el yıkama noktası, duş, atık konteyneri, günlük temizlik programı ve atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Altyapı kurulmadan kontrolsüz konaklamaya izin verilmesi; kıyıdaki toprağın, yüzey suyunun ve denizin kirlenme riskini artırır. KARAVAN VE ÇADIR ALANLARINA UYGULANACAK MEVZUAT 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, alanın temizlik, katı atık, çevre sağlığı, su ve kanalizasyon hizmetlerinin belediye tarafından yürütülmesini gerektiriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık su altyapısı ile arıtma ve bertaraf yükümlülüklerini düzenliyor. Karavan ve çadır alanlarında oluşan tuvalet atıklarının kapalı sistemde toplanması, kanalizasyona mevzuata uygun biçimde bağlanması veya arıtma sistemine taşınması gerekiyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, gri suyun, tuvalet atığının veya diğer atıkların toprağa, kıyıya ya da denize kontrolsüz biçimde bırakılmasını yasaklıyor. DENİZE TUVALET ATIĞI İDDİASI GÖZLE DEĞİL, NUMUNEYLE ARAŞTIRILIR Öncelikle karavan ve çadır alanlarındaki tuvaletler, fosseptikler, giderler, yağmur suyu kanalları, yüzey akış güzergâhları ve kıyıya açılan borular haritalanmalıdır. Şüpheli çıkışlardan, çıkışın iki yanından ve insanların denize girdiği yakın noktalardan aynı zaman aralığında numune alınmalıdır. Yağış sonrası taşma veya yüzey akışı şüphesi varsa örnekleme yağıştan sonra da tekrarlanmalıdır. Dünya Sağlık Örgütünün 2021 tarihli kıyı ve tatlı su rekreasyon alanları rehberi, dışkı kaynaklı mikrobiyolojik tehlikelerin yalnızca dönemsel laboratuvar sonuçlarıyla değerlendirilmesini yeterli bulmuyor. Örgüt; kirlilik kaynaklarının belirlendiği sıhhi saha incelemesi, düzenli mikrobiyolojik izleme, koruyucu risk yönetimi ve halkın zamanında bilgilendirilmesini birlikte öneriyor. Dışkı kaynaklı kirlenme; mide ve bağırsak hastalıklarının yanı sıra kulak, göz, deri ve solunum yolu enfeksiyonları riskini artırabilir. Çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha kırılgan gruplardır. E. COLİ VE İNTESTİNAL ENTEROKOK NEYİ GÖSTERİR? Escherichia coli ile intestinal enterokok, suyun dışkı kaynaklı kirlilikten etkilenip etkilenmediğini değerlendirmede kullanılan gösterge bakterilerdir. Bu bakterilerin yüksek bulunması, suyun dışkı kaynaklı kirlenmeye maruz kalmış olabileceğine işaret eder. Ancak tek bir sonuç, kirlenmenin hangi çadırdan, karavandan, fosseptikten veya boru hattından geldiğini göstermez. Kaynağın belirlenebilmesi için sonuçların akıntı yönü, yağış, numune saati, deşarj noktaları ve saha gözlemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Gerekli görülürse insan kaynaklı dışkı kirliliğini diğer hayvansal kaynaklardan ayırmaya yardımcı olan mikrobiyal kaynak izleme yöntemleri kullanılabilir. Avrupa Birliği’nin 2006/7/EC sayılı Yüzme Suyu Direktifi de yüzme sularının E. coli ve intestinal enterokok üzerinden sınıflandırılmasını, kısa süreli kirlilik olaylarında koruyucu önlem alınmasını ve halkın zamanında bilgilendirilmesini esas alıyor. DENİZ KİRLİLİĞİ VE HALK SAĞLIĞINA UYGULANACAK MEVZUAT Anayasa’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını düzenliyor; çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme görevini devlete ve vatandaşlara veriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık suyun doğrudan veya dolaylı biçimde denize verilmesini ve çevreye zarar verecek deşarjı yasaklıyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık suyun toplanması, arıtılması ve standartlara uygun biçimde bertaraf edilmesine ilişkin sorumlulukları düzenliyor. Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesi, yüzme suyu izlemesinin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılmasını öngörüyor .Yönetmeliğin 8. maddesi, numunelerin alınması, saklanması ve taşınmasına ilişkin kuralları belirliyor. Yönetmeliğin 9. maddesi, analizlerin Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında referans yöntemlere göre yapılmasını zorunlu tutuyor. Yönetmeliğin 10. maddesi, E. coli ve intestinal enterokok verileri üzerinden yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması sürecini düzenliyor .RUTİN NUMUNE TAKVİMİ BU İHBARI BEKLETME GEREKÇESİ OLAMAZ Sağlık Bakanlığı, yüzme sezonu boyunca 15 günde bir numune alındığını ve analizlerin halk sağlığı laboratuvarlarında yapıldığını bildiriyor. Bu rutin izleme, yüzme suyu kalitesinin uzun dönemli değerlendirilmesi için gereklidir. Ancak belirli bir noktadan atık su geldiğine ilişkin somut bir ihbar oluştuğunda yalnızca rutin numune tarihinin beklenmesi yeterli değildir. Şüpheli deşarjın devam ettiği sırada alınmayan numune, kısa süreli kirlilik olayını kaçırabilir. Bu nedenle ihbar üzerine hedefli numune alınmalı; gerekirse aynı noktada farklı saatlerde ve farklı hava koşullarında ölçüm tekrarlanmalıdır. Sonuçlar yalnızca “uygun” veya “uygun değil” şeklinde değil; ölçülen E. coli ve intestinal enterokok değerleri, numune tarihi, numune noktası ve değerlendirme sınıfıyla birlikte açıklanmalıdır. İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNÜN HUKUKİ GÖREVİ Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5, 8, 9 ve 10. maddeleri; yüzme alanlarının izlenmesi, numunelerin usulüne uygun alınması, Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında analiz edilmesi ve su kalitesinin değerlendirilmesi süreçlerini düzenliyor. Şüpheli bir kirlilik bildiriminin araştırılması, bu izleme ve halk sağlığını koruma görevinin doğrudan parçasıdır. BELEDİYE KIYI İÇİN GÜNLÜK İŞLETME PLANI HAZIRLAMALI Giresun Belediyesi kıyı, karavan park ve çadır alanındaki atıkları derhal toplamalı; ancak çalışma bununla sınırlı kalmamalıdır. Konteynerlerin yerleri ve kapasiteleri kullanıcı yoğunluğuna göre belirlenmeli, hafta içi ve hafta sonu için ayrı toplama sıklığı oluşturulmalı, sorumlu ekip ve kontrol saati kayıt altına alınmalıdır. Kuruyan ve biçilmeyen alanlar bölge bölge çalışma programına alınmalı; şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar için sulama takvimi oluşturulmalıdır. Karavan ve çadır alanındaki tuvalet, kanalizasyon, kapalı atık su ve katı atık sistemleri denetlenmeli; vidanjör ve atık teslim kayıtları tutulmalıdır. BELEDİYENİN HUKUKİ DAYANAĞI VE SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı, temizlik, katı atık, su, kanalizasyon, park ve yeşil alan hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, sorun ortaya çıktıktan sonra temizlik yapılmasının yanında, kirliliği önleyecek sürekli bir hizmet ve denetim sistemi kurulmasını da gerektiriyor. ÇEVRE İL MÜDÜRLÜĞÜ BORU, GİDER VE FOSSEPTİKLERİ İNCELEMELİ Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü; kıyıda boru, gider, fosseptik taşması veya doğrudan boşaltım bulunup bulunmadığını incelemelidir. Karavan ve çadır alanındaki atık su sistemleri, boşaltım noktaları ve taşıma kayıtları kontrol edilmelidir. Kirlilik kaynağı tespit edilirse deşarj durdurulmalı, çevresel etkinin sınırları belirlenmeli, kirlenen alan temizlenmeli ve mevzuatın öngördüğü idari işlemler uygulanmalıdır. Denetimin sonucu, hangi noktaların incelendiği ve hangi önlemlerin alındığıyla birlikte açıklanmalıdır. ÇEVRE DENETİMİNİN HUKUKİ DAYANAĞI 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8 ve 11. maddeleri, kirletmenin önlenmesi ile atık su altyapısı yükümlülüklerini düzenliyor. Aynı Kanun’un 30. maddesi, çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören ya da haberdar olan kişilere ilgili makamlara başvurarak gerekli önlemlerin alınmasını isteme hakkı tanıyor. ÇÖP BUGÜN TOPLANIR, DENETİMSİZLİK SÜRERSE YARIN YENİDEN BİRİKİR Kıyıdaki görünür çöpler bugün toplanabilir. Kuruyan otlar biçilebilir, ağaçlar sulanabilir ve kötü görüntü kısa sürede giderilebilir. Ancak aynı kirliliğin yarın yeniden oluşmasını önlemek için atık üreticisi, konteyner kapasitesi, toplama programı, tuvalet altyapısı, gri su sistemi, vidanjör kayıtları ve olası deşarj hatları birlikte denetlenmelidir. Plajlar Bölgesi için yayımlanan “aralıksız çalışma” açıklaması, sahada ölçülebilir bir karşılık bulmalıdır. Bunun göstergesi yeni bir duyuru değil; temiz tutulan kıyı, yaşayan yeşil alanlar, çalışan tuvalet altyapısı, kayıtlı atık sistemi ve sonuçları açıklanan su analizleridir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.