Hava Durumu

#Külliye

giresunsonhaber - Külliye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Külliye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GURBETTE VEFA ÖRNEĞİ: HACI ABDULLAH HALİFE’NİN ADI GEBZE’DE YAŞAYACAK Haber

GURBETTE VEFA ÖRNEĞİ: HACI ABDULLAH HALİFE’NİN ADI GEBZE’DE YAŞAYACAK

GURBETTE VEFA ÖRNEĞİ: HACI ABDULLAH HALİFE’NİN ADI GEBZE’DE YAŞAYACAK Kocaeli’de yaşayan Giresunluların girişimi sonuç verdi. Gebze Belediyesi, Beylikbağı Ulus Mahallesi’nde yapımı tamamlanan parka Giresun’un Yağlıdere ilçesiyle özdeşleşen tarihî ve manevi şahsiyet Hacı Abdullah Halife’nin adını verdi. Karar, gurbette yaşayan Giresunlular için yalnızca bir park isimlendirmesi değil; memleket hafızasının, kültürel aidiyetin ve Giresun’un manevi mirasının yaşatılması açısından güçlü bir vefa adımı oldu. GEBZE’DE GİRESUN HAFIZASINI YAŞATAN KARAR Kocaeli Giresun Yağlıdereliler Derneği’nin öncülüğünde, belde ve köy derneklerinin ortak iradesiyle yürütülen süreç Gebze’de karşılık buldu. Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Beylikbağı Ulus Mahallesi’nde yapımı tamamlanan parka “Hacı Abdullah Halife” adının verilmesi yönündeki sözünü yerine getirdi. Parkın isimlendirilmesi, Gebze’de yaşayan Yağlıdereliler ve Giresunlular tarafından memnuniyetle karşılandı. Dernekler, bu kararı yalnızca bir belediye hizmeti olarak değil; Giresun’un tarihî şahsiyetlerine, manevi değerlerine ve kültürel köklerine sahip çıkma iradesinin kamusal alana yansıması olarak değerlendirdi. Beylikbağı Ulus Mahallesi’nde hizmete açılan park, mahalle sakinleri için yeni bir yaşam alanı olurken, Giresunlular açısından Yağlıdere’den Gebze’ye uzanan güçlü bir aidiyet sembolüne dönüştü. YAĞLIDERE’DEN KOCAELİ’YE UZANAN MANEVİ BAĞ Hacı Abdullah Halife isminin Gebze’de yaşatılması, özellikle gurbette büyüyen genç kuşaklar açısından ayrı bir anlam taşıyor. Kocaeli’de yaşayan Giresunlu ailelerin çocukları, bu isim üzerinden yalnızca bir park tabelasıyla değil; Yağlıdere’nin tarihî kökleriyle, Giresun’un manevi mirasıyla ve aile büyüklerinden devralınan kültürel hafızayla bağ kuracak. Gurbetteki hemşehri toplulukları için bu tür isimlendirmeler, memleket kimliğini görünür kılan kalıcı işaretler arasında yer alıyor. Hacı Abdullah Halife adının Gebze’de bir parka verilmesi de Giresunluların yalnızca bugünkü birlikteliğini değil, geçmişten gelen tarihî ve manevi bağlarını da kent hafızasına taşıdı. GEBZE’DE GİRESUN İSİMLERİ YAŞATILIYOR Gebze’de Hacı Abdullah Halife adının bir parka verilmesi, ilçede Giresun’un tarihî ve manevi şahsiyetlerine yönelik vefa zincirinin yeni halkası oldu. İlçede daha önce de Giresun’un yakın tarihindeki önemli isimlerden Topal Osman Ağa adına cadde ve park bulunurken, Şehit Süleyman Kul Parkı ile Hüseyin Avni Alpaslan Parkı da Giresun hafızasını Gebze’nin kamusal alanlarında yaşatan isimler arasında yer alıyor. Bu tablo, Kocaeli’de yaşayan Giresunluların yalnızca dernek faaliyetleriyle değil, kent belleğine kazandırılan isimlerle de memleket değerlerini görünür kıldığını gösteriyor. Topal Osman Ağa’dan Hüseyin Avni Alpaslan’a, Şehit Süleyman Kul’dan Hacı Abdullah Halife’ye uzanan bu isimler, Gebze’deki Giresun varlığının tarih, vefa, aidiyet ve kültürel devamlılık üzerinden güçlendiğini ortaya koyuyor. Hacı Abdullah Halife Parkı’nın açılmasıyla birlikte Gebze’deki Giresun izlerine yeni bir manevi halka daha eklendi. Bu isimlendirme, Yağlıdere’nin tarihî mirasını Kocaeli’ye taşırken, gurbette yaşayan Giresunluların geçmişle bağını kamusal alanda daha görünür hale getirdi. HACI ABDULLAH HALİFE KİMDİR? Hacı Abdullah Halife, Giresun’un özellikle Yağlıdere vadisi, Tekke Köyü ve Tuğlacık çevresiyle özdeşleşen tarihî ve manevi bir şahsiyettir. Yağlıdere Kaymakamlığı, Hacı Abdullah Halife’yi 15. yüzyıl sonları ile 16. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, Karadeniz bölgesinin İslamlaşma sürecine katkıda bulunmuş önemli bir Ahi lideri olarak tanımlıyor. (Yağlıdere Kaymakamlığı) Giresun Valiliği de Hacı Abdullah Halife’yi Yağlıdere vadisinin önemli tarihî şahsiyetlerinden biri olarak değerlendiriyor; bölgenin imarı, idaresi, savunması ve gelişiminde etkili olmuş bir Ahi lideri kimliğiyle anıyor. (Giresun Valiliği) Bu yönüyle Hacı Abdullah Halife, yalnızca dinî kimliğiyle değil; Ahilik kültürü, vakıf geleneği, sosyal dayanışma, yolcuya hizmet anlayışı ve bölgesel hafızaya bıraktığı izlerle Giresun tarihinde özel bir yere sahip bulunuyor. TEKKE KÖYÜ’NÜN TARİHÎ MERKEZİNDE YER ALDI Hacı Abdullah Halife’nin adı, Yağlıdere ilçesine bağlı Tekke Köyü’ndeki tarihî külliye ile birlikte yaşıyor. Kültür Portalı’nda yer alan bilgilere göre Hacı Abdullah Külliyesi’nin, Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği döneminde annesi Gülbahar Hatun tarafından tesis edildiğine ve yönetiminin Hacı Abdullah Halife’ye bırakıldığına dair yayınlar bulunuyor. Aynı kaynakta, külliyeden günümüze cami, zaviye-ocak, misafirhane, değirmen ve kurucu şeyhin Tuğlacık Köyü’ndeki türbesinin ulaştığı belirtiliyor. (Kültür Portalı) Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün tescilli dini yapılar bölümünde de Hacı Abdullah Halife Külliyesi; cami, dergâh, türbe, mezarlık, misafirhane ve değirmen unsurlarıyla kayıt altına alınan tarihî bir yapı topluluğu olarak yer alıyor. (Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü) Bu yapı topluluğu, Hacı Abdullah Halife’nin bölgedeki etkisinin yalnızca manevi alanda kalmadığını; eğitim, barınma, ibadet, yolcu hizmeti, üretim ve sosyal dayanışma gibi alanlara da uzandığını gösteriyor. AHİLİK GELENEĞİYLE ANILAN BİR MANEVİ ÖNDER Hacı Abdullah Halife’nin Giresun açısından önemini belirleyen başlıklardan biri Ahilik geleneğidir. Ahilik; meslek ahlakı, üretim disiplini, dayanışma, yardımlaşma ve toplumsal düzen anlayışını bir arada taşıyan köklü bir kurum olarak biliniyor. Hacı Abdullah Halife’nin Ahi lideri olarak anılması, onun tarihî kişiliğini yalnızca tekke çevresine hapsedilemeyecek kadar geniş bir sosyal zemine yerleştiriyor. Tekke, zaviye, misafirhane ve değirmen gibi yapıların aynı merkez etrafında şekillenmesi; dönemin toplum hayatında inanç, üretim, konaklama, dayanışma ve eğitim hizmetlerinin birlikte yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Yağlıdere vadisindeki bu tarihî merkez, Karadeniz’in iç kesimleriyle sahil hattı arasında geçişlerin, yerleşmenin ve vakıf hizmetlerinin güçlendiği bir dönemin izlerini taşıyor. Hacı Abdullah Halife adı da bu sürecin Giresun’daki en güçlü manevi simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİYLE BAĞLANTISI Hacı Abdullah Halife’nin adı, yerel hafızada Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği dönemiyle birlikte de anılıyor. Kültür Portalı, Hacı Abdullah Külliyesi’nin Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında, 1489-1512 yılları arasında, annesi Gülbahar Hatun tarafından tesis edildiğine ve idaresinin Hacı Abdullah Halife’ye bırakıldığına dair yayınlar bulunduğunu aktarıyor. (Kültür Portalı) Bazı yerel haber ve anma programlarında Hacı Abdullah Halife, Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında hocalığını yaptığı belirtilen tarihî şahsiyet olarak da anılıyor. Bu bilgi yerel hafızada güçlü biçimde yer alsa da haber dilinde kontrollü kullanılması gereken bir tarihî aktarım niteliği taşıyor. Bu nedenle Hacı Abdullah Halife’nin Yavuz Sultan Selim dönemiyle bağlantısı, vakıf ve külliye kayıtları ile yerel gelenekteki anlatımlar birlikte değerlendirilerek aktarılmalıdır. KÜLLİYE, CAMİ, ZAVİYE VE TÜRBEYLE YAŞAYAN MİRAS Hacı Abdullah Halife’nin Giresun’daki izleri bugün hâlâ somut tarihî yapılar üzerinden takip edilebiliyor. Tekke Köyü’ndeki cami, zaviye-ocak, misafirhane ve değirmen; Tuğlacık’taki türbe ile birlikte bölgenin manevi ve kültürel mirasını taşıyor. Hacı Abdullah Halife Camisi, yalnızca ibadet mekânı olarak değil, mimari ve sanat tarihi bakımından da önem taşıyor. Kültür Portalı’nda caminin içindeki kalem işi süslemelerde bitkisel, geometrik, yazılı ve nesneli motiflerin bulunduğu; cennet tasviri, kandil, bayrak, saat, ağaç ve çiçek gibi unsurların dikkat çektiği belirtiliyor. (Kültür Portalı) Vakıflar Dergisi’nde yayımlanan akademik çalışmada da Tekke Köyü Hacı Abdullah Halife Camisi’nin Trabzon’daki Gülbahar Hatun Vakfı’na bağlı olarak inşa edilen yapılardan biri olduğu, camide sıva üzerine kalem işi tekniğiyle yapılmış süsleme kompozisyonlarının bulunduğu bilgisi yer alıyor. (DergiPark) Bu bilgiler, Hacı Abdullah Halife adının yalnızca sözlü kültürde değil, Giresun’un tescilli kültür varlıkları ve akademik çalışmalara konu olan tarihî mirası içinde de karşılık bulduğunu gösteriyor. MİSAFİRHANE VE DEĞİRMENLE SOSYAL HAYATA UZANAN HİZMET Hacı Abdullah Halife Külliyesi’nin içinde misafirhane ve değirmen gibi yapıların bulunması, dönemin tekke-zaviye merkezlerinin yalnızca ibadet alanı olmadığını ortaya koyuyor. Bu yapılar, yol güzergâhlarını kullananlara konaklama imkânı sağlayan, çevre halkının ihtiyaçlarına cevap veren ve bölgesel dayanışmayı güçlendiren sosyal merkezler olarak işlev gördü. Bu nedenle Hacı Abdullah Halife’nin tarihî kişiliği, dinî önderlik ile sosyal hizmet anlayışını birleştiren bir zeminde değerlendiriliyor. Yağlıdere’de onun adıyla anılan miras; inanç, ahlak, üretim, paylaşım ve vakıf kültürünün bir arada yaşadığı tarihî bir örnek olarak Giresun hafızasında yerini koruyor. GİRESUNLULAR İÇİN BİR KÖK, GEBZE İÇİN BİR VEFA İSMİ Gebze’deki parkın Hacı Abdullah Halife adıyla anılması, Yağlıdere’nin tarihî mirasını Kocaeli’nin kent yaşamına taşıdı. Bu adım, gurbette yaşayan Giresunlular için memleketle bağ kurmanın, çocuklara köklerini hatırlatmanın ve Giresun’un manevi şahsiyetlerini yeni kuşaklara aktarmanın kalıcı yollarından biri oldu. Kocaeli Giresun Yağlıdereliler Derneği ve sürece destek veren belde-köy dernekleri, bu kararın birlik içinde yürütülen sivil toplum çalışmasının sonucu olduğunu vurguladı. Dernekler, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz’e ve emeği geçen yerel yönetim birimlerine teşekkür etti. PARK BİR YAŞAM ALANI, İSİM BİR TARİH DERSİ OLDU Beylikbağı Ulus Mahallesi’nde hizmete açılan park, mahalle sakinleri için yeni bir sosyal alan olmanın yanında, Giresunlular açısından tarihî bir hafıza mekânına dönüştü. Hacı Abdullah Halife adının Gebze’de yaşatılması, Yağlıdere’den çıkan manevi mirasın gurbet şehirlerinde de sahiplenildiğini gösterdi. Giresun’un Ahilik, vakıf, tekke-zaviye ve manevi önderlik geleneğiyle anılan isimlerinden Hacı Abdullah Halife, artık Gebze’de bir parkta yaşayacak. Bu karar, yerel yönetim ile sivil toplumun ortak iradesiyle hayata geçen kalıcı bir vefa örneği olarak kayıtlara geçti.

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL Haber

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL

TAŞBAŞI PARKI DOSYASI: KAYIP CAMİ, KAYITLI HARİTA, TARTIŞMALI PARSEL Ömür Yüksel Giresun’un bilinen ilk cuma camisi sayılan Sultan Selim Camii ya da Hüdâvendigâr Camii’nin bugünkü Taşbaşı Parkı alanında bulunduğu tarihî kayıt, fotoğraf, harita, uzman raporu ve tescil dosyasıyla doğrulanıyor. Bugünkü çekişme, caminin varlığında değil; tam konumunun 96 ada 4 parsel içinde mi, yoksa liman dolgu sahasıyla birlikte daha geniş bir alanda mı kaldığı, bu belirsizliğin rekonstrüksiyon ve tapu iptal ve tescil davası üzerinde nasıl sonuç doğuracağı noktasında büyüyor. Sultan Selim Camii ve çevresi, 1877. Fotoğraf, yapının liman sahası bitişiğindeki doğal burun üzerinde yer aldığını ve tarihî varlığını doğrudan gösteriyor. Kaynak: Gazanfer İltar – Mehmet Fatsa, Vakıflar Dergisi, 2018. Taşbaşı Parkı dosyası, Giresun şehir tarihinin en sert hafıza çatışmalarından birine dönüştü. Aynı zemin üzerinde iki ayrı tarihî katman duruyor. Birinci katman, Sultan Selim Camii veya Hüdâvendigâr Camii adıyla anılan, kentin bilinen ilk cuma camisi olan tarihî yapı ile ona bağlı külliye düzeni. İkinci katman, 1933’ten sonra Küçük Yalı Parkı olarak düzenlenen ve bugün Taşbaşı Parkı adıyla yaşayan kamusal alan, park hafızası ve şehir hafızası. Tartışma artık “orada cami var mıydı” sorusunda değil; tarihî yapının bugünkü kadastro sistemindeki tam yerine, liman sahası ile doğal burun-topografya ilişkisine, liman dolgu sahasının yarattığı kaymaya, rölöve ve restitüsyon arasındaki farka, bilirkişi raporunun neyi çözüp neyi çözemediğine ve rekonstrüksiyon kararının hangi bilimsel veriyle savunulduğuna sıkışmış durumda... Sultan Selim Camii’nin tarihî varlığı güçlü biçimde kayıtlı. Vakıflar Dergisi’nde yayımlanan temel makale, yapının liman sahası bitişiğindeki bugünkü Taşbaşı Parkı alanında 15. yüzyılın sonlarına doğru inşa edildiğini, Giresun’un bilinen ilk cuma camisi olduğunu ve ilk Müslüman Türk yerleşimi niteliğindeki Sultan Selim Mahallesi’nin bu cami çevresinde şekillendiğini ortaya koyuyor. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de yapının 1515 yılıyla bağlantısını kuruyor ve günümüzde yerinde Taşbaşı Parkı bulunduğunu yazıyor. Sultan Selim Camii tarihî bir gerçektir ve Taşbaşı Parkı alanıyla bağlantısı güçlü kaynaklarla sabittir. İLK CUMA CAMİSİ, İLK MÜSLÜMAN TÜRK YERLEŞİMİ, KÜLLİYE DÜZENİ Sultan Selim Camii, Giresun’un sıradan bir ibadet yapısı olarak değil, şehir kurucu bir yapı olarak öne çıkıyor. Akademik çalışma, yapıyı bilinen ilk cuma camisi diye tanımlarken, Sultan Selim Mahallesi’ni de ilk Müslüman Türk yerleşimi olarak bu cami çevresinde okuyor. Bu çevrede yalnızca cami yoktu. Külliye düzeni içinde medrese, hazire, kabristan ve daha sonraki dönemde kütüphane bulunuyordu. 2025 tarihli yayın, Müderris İsmail Sabri Efendi Kütüphanesi’nin bu alanla bağlantısını gösteriyor. 2023 tarihli çalışma da cami çevresindeki medrese ve ilmî çevreyi destekliyor. Taşbaşı Parkı dosyası, bu yüzden yalnızca bir “cami dosyası” değil; külliye, medrese, kütüphane, hazire, kabristan, vakıf ve şehir kurucu hafıza dosyasıdır. 1852 tarihli şehir çiziminde Sultan Selim Camii. Çizim, yapının doğal burun üzerindeki genel konumunu ve kıyı-topografya ilişkisini gösteriyor. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018. RAPOR, FOTOĞRAF VE HARİTA DOSYANIN EN GÜÇLÜ TARAFI Bu dosyada en güçlü delil grubu, rapor, fotoğraf ve harita setidir. 1852 tarihli harita/çizim, Sultan Selim Camii’ni kıyıdaki doğal burun üzerinde gösteriyor. 1877 tarihli fotoğraf ve 20. yüzyıl başına ait farklı açılardan çekilmiş kareler, caminin gerçek varlığını, minaresini, ana kütlesini ve çevresindeki yapıları görünür kılıyor. 1932 tarihli hazire fotoğrafları ise yıkım ve tasfiye sürecini doğrudan belgeliyor. Aynı akademik çalışma, bu görsel veriden hareketle restitüsyon paftaları üretiyor: harim kat planı, mahfil kat planı ve cephe çizimleri. Yani görsel veri vardır; tarihî yapı için belge vardır; mimari okumayı mümkün kılan güçlü materyal vardır. Ancak kamuya açık dosyada görülen şey restitüsyon paftalarıdır; ölçülmüş rölöve projesi kaydı, envanter fişinde görünmemektedir. Bu ayrım kritik. Restitüsyon, tarihî görüntüden türetilmiş bilimsel yeniden kurma çalışmasıdır; rölöve ise mevcut ölçülü kayıt anlamına gelir. Dosyanın sert tartışmalarından biri tam da burada başlıyor. Sultan Selim Camii için üretilmiş restitüsyon paftaları. Bu çizimler, tarihî fotoğraf ve haritalardan türetilmiş bilimsel yeniden kurma denemesidir; kamuya açık envanterde rölöve projesi kaydı görünmemektedir. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018; Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu envanter fişi. 1930-1933 KIRILMASI: CAMİ, HAZİRE, KABRİSTAN GİTTİ; PARK GELDİ Sultan Selim Camii ve çevresindeki külliye düzeni 1930-1933 arasında ortadan kaldırıldı. Akademik çalışma, yapının 20. yüzyıl başlarında ağır harap durumda olduğunu, 1932’de hazirede mezar taşlarının kaldırıldığını ve 1933’e gelindiğinde cami, hazire, kabristan ve çevredeki vakıf yapılarının yerinde Küçük Yalı Parkı’nın kurulduğunu aktarıyor. Bu noktadan sonra Taşbaşı alanı vakıf-külliye alanından kamusal alan niteliği taşıyan park alanına dönüştü. 2026 tarihli çalışma, bu parkı Cumhuriyet dönemi modernleşmesinin bir sahnesi olarak ele alıyor. Dolayısıyla Taşbaşı Parkı, sadece kayıp cami hafızasının değil, park hafızası, şehir hafızası ve modern kamusal alan deneyiminin de mekânıdır. 1932’de hazirede mezar taşlarının kaldırılması. Bu kare, külliyenin tasfiye sürecini doğrudan belgeleyen en kritik fotoğraflardan biridir. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018. . Caminin yerine yapılan Küçük Yalı Parkı’nın devamı niteliğindeki Taşbaşı Parkı. Alan, 1933’ten sonra yeni bir park hafızası ve kamusal alan kimliği kazandı. Kaynak: İltar – Fatsa, 2018; modernleşme çalışması. TESCİL, UZMAN RAPORU, ENVANTER FİŞİ VE 96 ADA 4 PARSEL Bugünkü idarî süreç 2024 sonundaki tescil kararıyla hızlandı. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 23 Eylül 2024 tarihli başvuru, kurum görüşleri ve uzman raporu sonrasında 29 Kasım 2024’te Giresun Merkez Sultanselim Mahallesi 96 ada 4 parselde tanımlanan Sultan Selim Camii’ni tescil etti. Envanter fişi, dosyada rapor, fotoğraf ve harita bulunduğunu gösteriyor. Aynı fişte genel tanım bölümünde bilgilerin Vakıflar Dergisi’nden derlendiği anlaşılıyor. Yani tescil süreci, sözlü anlatıdan değil, kayıtlı rapor, uzman raporu, fotoğraf, harita ve akademik yayın üzerinden kuruldu. Ancak envanter fişinde rölöve projesi işaretli görünmüyor. Bu durum, tescilin tarihî varlık iddiasını desteklediğini, fakat tam zeminsel aplikasyon bakımından tartışmayı bitirmediğini gösteriyor. Koruma Kurulu envanterinde 96 ada 4 parselin işaretlenişi. Tescil, bugünkü hukuki tartışmayı bu parsel üzerinden kurdu. Kaynak: Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Kasım 2024 tarihli karar eki. BİLİRKİŞİ, HAVA FOTOĞRAFI, HARİTA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE LİMAN DOLGU SAHASI Dosyanın en sert düğümü, bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkan tam konum tartışmasıdır. Yerel basına yansıyan teknik özete göre mahkemenin atadığı bilirkişi, Harita Genel Müdürlüğü’nden temin edilen 1955-2022 arasındaki 10 farklı hava fotoğrafını inceledi. Bu inceleme, tarihî caminin doğal burun üzerindeki muhtemel konumunun yalnızca belediyeye ait park parselini değil, kuzeydeki liman dolgu sahasını da kapsayan daha geniş bir alana işaret ettiğini ortaya koydu. Rapora göre liman sahası ve dolgu nedeniyle eski kıyı-topografya düzeni değişti; üstelik eski hava fotoğraflarının optik parametreleri bilinmediğinden metre bazında hassas yer tespiti yapmak bilimsel olarak mümkün görünmedi. Sonuç cümlesi çok kritik: cami kütlesinin güncel kadastral sistemde yalnızca 96 ada 4 parsel içinde yer aldığı yönünde tereddüde yer bırakmayan bilimsel tespit yapılamıyor. İşte “cami tek bir parsel üzerinde değil” cümlesi buradan çıkıyor. Bu bulgu, tarihî yapının varlığını ortadan kaldırmıyor; ama tam konum, tam koordinat, tek parsel kesinliği ve rekonstrüksiyon sahası tartışmasını büyütüyor. Başka ifadeyle, dosya “cami vardı mı” aşamasını geçmiş durumda; tartışma artık “hangi zemindeydi, ne kadar kesinlikle saptanabiliyor” noktasında yoğunlaşıyor. REKONSTRÜKSİYON, 922 SAYILI İLKE KARARI, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE MAZBUT VAKIF EKSENİ Yeniden yapım tartışması yalnızca siyasî ya da sembolik değil; doğrudan koruma hukuku ve vakıf rejimiyle ilgili. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği 8 Temmuz 2025 tarihli yazılı cevap, Sultan Selim Camii’nin 2863 sayılı Kanun ile 660 ve 922 sayılı ilke kararları çerçevesinde tescil edildiğini belirtiyor. Bu cevapta ayrıca mülkiyet devrinin Koruma Bölge Kurullarının yetki alanında olmadığı vurgulanıyor. 922 sayılı ilke kararı, cami, mescit ve türbeler için özel bir rekonstrüksiyon rejimi getiriyor; özgün oturum alanı çeşitli sebeplerle kullanılamasa bile, yeterli belge setiyle ihya kapısını tamamen kapatmıyor. Bu yüzden rekonstrüksiyon, bu dosyada sadece mimari değil; tescil, koruma hukuku, vakıf rejimi, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıf bağlamında okunmak zorunda. BELEDİYE, TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI, İHTİYATİ TEDBİR VE SONDAJ GERİLİMİ Dosya bugün sadece akademik ya da idarî bir dosya değil; aktif bir hukuk dosyası. Giresun Belediyesi, 17 Mart 2025’te tapu iptal ve tescil davası açtığını duyurdu. Belediye, parkın mülkiyetinin haksız biçimde elinden alındığını savundu. 31 Mart 2026’da ise parkta başlatılan sondaj çalışmasının durdurulduğunu açıkladı. Belediye açıklamasında, mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu tedbir devam ederken parkta fiilî müdahale yapılamayacağı savunuldu. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gönderildiği anlaşılan sondaj makinasının belediye müdahalesiyle parktan çıkarıldığı bilgisi de aynı tartışma içinde yer aldı. Bu bölüm, dosyanın “rapor-fotoğraf-harita” ekseninden “dava-tapu-ihtiyati tedbir-sondaj” eksenine geçtiği yerdir. NE KESİN, NE TARTIŞMALI? Kesin olanlar şunlardır: Sultan Selim Camii ya da Hüdâvendigâr Camii tarihî bir gerçektir; Taşbaşı Parkı alanı ve liman sahası bitişiğindeki doğal burun ile bağlantısı güçlü kaynaklarla sabittir; çevresinde külliye düzeni, medrese, hazire, kabristan ve kütüphane bulunmuştur; yapı topluluğu 1930-1933 arasında kaldırılmış, yerine park düzenlenmiştir; rapor, fotoğraf, harita, uzman raporu, envanter fişi ve akademik yayınlar tarihî varlığı doğrulamaktadır. Tartışmalı olanlar ise şunlardır: tam konumun bugünkü kadastro içinde milimetrik düzeyde nereye düştüğü; cami kütlesinin yalnızca 96 ada 4 parsel içinde kalıp kalmadığı; liman dolgu sahasının eski kıyı çizgisini ne ölçüde değiştirdiği; kamuya açık rölöve eksikliği içinde rekonstrüksiyonun hangi teknik zemine oturacağı. Bu ayrım korunmadan yapılan her yayın, ya tarihî gerçeği eksiltir ya da teknik belirsizliği örter. Taşbaşı Parkı dosyasında doğru cümle tek uçlu kurulamaz. “Orada hiç cami yoktu” demek de yanlış, “tam yeri milimetrik biçimde tartışmasız bellidir” demek de yanlıştır. Taşbaşı Parkı alanında Sultan Selim Camii/Hüdâvendigâr Camii ve ona bağlı külliye düzeni bulunuyordu; bu tarihî yapı ve çevresi, fotoğraf, harita, rapor, uzman raporu, envanter fişi ve akademik yayınlarla doğrulanıyor; ancak bugünkü topografya, liman dolgu sahası, hava fotoğrafı okuması ve bilirkişi değerlendirmesi, tam oturumun yalnızca tek bir parsel üzerinde ve hiçbir tartışma bırakmadan gösterilemediğini ortaya koyuyor. Dosyanın gerçek ağırlık merkezi budur. Taşbaşı Parkı, bugün bir yandan kayıp caminin, bir yandan yaşayan parkın, bir yandan da şehir hafızası ile kamusal alanın aynı zemindeki mücadelesidir. KAYNAKÇA Gazanfer İltar ve Mehmet Fatsa, “Giresun Merkezde Yok Olmuş Bir Vakıf Eseri: Sultan Selim (Hüdâvendigâr) Camisi,” Vakıflar Dergisi 50, 2018. DOI: 10.16971/vakiflar.506654. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Kültürel Mirasımız” içinde Sultan Selim Camii kaydı. Erişim: 3 Nisan 2026. Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 29 Kasım 2024 tarihli Sultan Selim Camii tescil kararı ve envanter eki. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TBMM’ye verdiği 8 Temmuz 2025 tarihli yazılı cevap. Selin Karaibrahimoğlu, “İki Park, İki Dönem, İki Modern: Giresun’da Modernleşme ve Toplumsal Yaşam,” 2026. Giresun Belediyesi, “Tapu İptal ve Tescil Davası Açıldı,” 17 Mart 2025; “Taşbaşı Parkı’nda Başlatılan İzinsiz Sondaj Çalışmasını Belediye Durdurdu,” 31 Mart 2026. Yeşilgiresun, “Taşbaşı Parkı Davasında Bilirkişi: ‘Cami Tek Bir Parsel Üzerinde Değil’,” 2026.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.