Hava Durumu

#Kronik Hastalık

giresunsonhaber - Kronik Hastalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kronik Hastalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Obezite Sağlığı Nasıl Etkiliyor? Haber

Obezite Sağlığı Nasıl Etkiliyor?

Dünya genelinde giderek yaygınlaşan obezite, yalnızca kilo artışıyla sınırlı kalmayıp kalp ve damar hastalıklarından diyabete, uyku apnesinden eklem sorunlarına kadar birçok sağlık problemiyle ilişkili olabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obezitenin vücut üzerindeki etkileri, yol açabileceği sağlık sorunları ve sağlıklı kilo kontrolünün önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Obezite, günümüzde toplum sağlığını etkileyen önemli kronik hastalıklardan biri olarak kabul ediliyor. Hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, hormonal faktörler ve çevresel koşullar, obezite gelişiminde rol oynayabiliyor. Vücutta aşırı yağ dokusu birikimiyle karakterize edilen obezite, zaman içerisinde farklı organ ve sistemlerin işleyişini olumsuz etkileyebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obezitenin yalnızca dış görünüşle ilgili bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, fazla kilonun metabolik sağlık, yaşam kalitesi ve kronik hastalık riskleri üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Obezite Nedir ve Neden Önemlidir? Obezite, vücutta sağlığı olumsuz etkileyebilecek düzeyde aşırı yağ birikmesiyle ortaya çıkan kronik ve çok faktörlü bir hastalıktır. Yetişkinlerde vücut kitle indeksinin 30 ve üzerinde olması, obezite sınıflandırmasında yaygın olarak kullanılan ölçütlerden biridir. Ancak vücut kitle indeksi tek başına kişinin sağlık durumunu tam olarak ortaya koymayabilir. Bel çevresi, vücut yağ dağılımı, metabolik göstergeler ve eşlik eden hastalıklar da değerlendirilmelidir. Op. Dr. Ahmet Bekin, özellikle karın bölgesinde biriken yağ dokusunun metabolik hastalıklarla ilişkili olabileceğini ve obezite değerlendirmesinde yalnızca tartıdaki kiloya odaklanılmaması gerektiğini vurguluyor. Obezite Kalp ve Damar Sağlığını Nasıl Etkiler? Obezite, yüksek tansiyon, kan yağlarında bozulma ve damar sertliği gibi kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlayan durumlarla ilişkili olabiliyor. Vücut ağırlığının artması, kalbin dolaşım sistemine kan pompalamak için daha fazla çalışmasına neden olabiliyor. Özellikle karın çevresindeki yağ birikimi, insülin direnci ve kronik düşük dereceli iltihaplanma ile ilişkili metabolik değişikliklere katkıda bulunabiliyor. Obezitesi bulunan bireylerde koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği ve inme riski artabiliyor. Bununla birlikte risk düzeyi kişinin yaşı, genetik özellikleri, sigara kullanımı ve mevcut sağlık sorunlarına göre değişiklik gösterebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, kalp ve damar sağlığının korunmasında sağlıklı kilo yönetimi, düzenli fiziksel aktivite ve kan basıncı kontrolünün önemli olduğunu belirtiyor. Obezite Tip 2 Diyabet Riskini Artırıyor mu? Obezite ile tip 2 diyabet arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Özellikle karın bölgesinde artan yağ dokusu, hücrelerin insüline verdiği yanıtı azaltarak insülin direncinin gelişmesine katkıda bulunabiliyor. İnsülin direncinin ilerlemesiyle kan şekeri seviyelerinde yükselme görülebiliyor ve bazı bireylerde zamanla tip 2 diyabet ortaya çıkabiliyor. Obezitesi bulunan herkesin diyabet geliştireceği söylenemez. Ancak fazla yağ dokusu, genetik yatkınlık ve yaşam tarzı faktörleri bir araya geldiğinde diyabet riski artabiliyor. Op. Dr. Ahmet Bekin, obezitesi bulunan bireylerde açlık kan şekeri, HbA1c ve diğer metabolik göstergelerin gerektiğinde değerlendirilmesinin erken tanı açısından önemli olduğunu ifade ediyor. Obezite Karaciğer Yağlanmasına Neden Olabilir mi? Obezitenin etkilediği organlardan biri de karaciğerdir. Özellikle insülin direnci ve metabolik bozukluklarla birlikte görülen karaciğer yağlanması, uzun dönemde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Günümüzde metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD) olarak adlandırılan bu durum, bazı hastalarda karaciğer iltihaplanmasına, fibrozise ve ileri evrelerde siroza kadar ilerleyebiliyor. Karaciğer yağlanması başlangıç dönemlerinde belirgin şikâyet oluşturmayabiliyor. Bu nedenle risk faktörleri bulunan kişilerin gerekli tıbbi değerlendirmelerden geçmesi önem taşıyor. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve uygun kilo kaybı, metabolik karaciğer hastalıklarının yönetiminde önemli bir yere sahip. Obezite Uyku Apnesine Yol Açar mı? Obezite, obstrüktif uyku apnesi gelişimi açısından önemli risk faktörlerinden biridir. Özellikle boyun ve üst solunum yolları çevresindeki yağ dokusunun artması, uyku sırasında hava yolunun daralmasına katkıda bulunabiliyor. Uyku apnesi bulunan kişilerde yüksek sesle horlama, uykuda nefes durması, sabah baş ağrısı, gündüz uykululuk ve dikkat dağınıklığı gibi belirtiler görülebiliyor. Tedavi edilmeyen uyku apnesi, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiği gibi yüksek tansiyon ve bazı kalp ve damar sorunlarıyla da ilişkili olabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obeziteyle birlikte horlama ve gündüz aşırı uykululuk şikâyetleri bulunan bireylerin uyku apnesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Obezite Eklem ve Omurga Sağlığını Nasıl Etkiler? Vücut ağırlığının artması, özellikle diz, kalça ve omurga gibi yük taşıyan bölgelerde mekanik baskının artmasına neden olabiliyor. Obezitesi bulunan kişilerde diz osteoartriti, eklem ağrısı, hareket kısıtlılığı ve bazı kas-iskelet sistemi sorunları daha sık görülebiliyor. Bunun yanı sıra yağ dokusuyla ilişkili inflamatuvar süreçler de eklem sağlığını etkileyebiliyor. Eklem ağrısı nedeniyle fiziksel aktivitenin azalması, kilo kontrolünü daha da zorlaştırabilen bir döngü oluşturabiliyor. Bu nedenle obezite tedavisinde kişinin fiziksel kapasitesine uygun egzersizlerin belirlenmesi ve gerektiğinde kas-iskelet sistemi değerlendirmesinin yapılması önemlidir. Obezite Kanser Riskini Artırıyor mu? Bilimsel araştırmalar, obezitenin bazı kanser türlerinin gelişme riskiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle menopoz sonrası meme kanseri, kalın bağırsak kanseri, endometrium kanseri, böbrek kanseri ve bazı diğer kanser türlerinde obezite önemli bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Aşırı yağ dokusunun hormonal dengeyi değiştirmesi, kronik düşük dereceli iltihaplanma ve insülinle ilişkili metabolik süreçler bu ilişkinin olası mekanizmaları arasında yer alıyor. Ancak obezitesi bulunan her bireyde kanser gelişeceği anlamına gelmediği gibi, kanser riskini yalnızca vücut ağırlığı üzerinden değerlendirmek de doğru değildir. Obezite Ruh Sağlığını ve Günlük Yaşamı Etkiler mi? Obezite, fiziksel sağlığın yanı sıra psikososyal yaşamı da etkileyebiliyor. Bazı kişilerde hareket kısıtlılığı, uyku sorunları, sosyal damgalanma ve beden algısıyla ilgili güçlükler yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Depresyon ve obezite arasında çift yönlü bir ilişki bulunabildiğini gösteren araştırmalar mevcut. Bununla birlikte obezitenin her bireyde ruh sağlığı sorunu oluşturduğu söylenemez. Op. Dr. Ahmet Bekin, kilo yönetiminde kişilerin yalnızca fiziksel ölçümleriyle değil, psikolojik iyilik halleri ve günlük yaşam koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Obezitenin Sağlık Üzerindeki Etkileri Kilo Vererek Azaltılabilir mi? Uygun ve sürdürülebilir kilo kaybı, obeziteyle ilişkili birçok sağlık riskinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Özellikle vücut ağırlığında sağlanan mütevazı düzeydeki kayıplar bile kan şekeri kontrolü, kan basıncı ve bazı metabolik göstergeler üzerinde olumlu etkiler oluşturabiliyor. Daha fazla kilo kaybı bazı hastalarda daha belirgin yararlar sağlayabilse de hedefler kişinin sağlık durumuna göre belirlenmelidir. Obezite tedavisinde beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, davranış değişiklikleri, uygun hastalarda ilaç tedavileri ve metabolik cerrahi gibi farklı seçenekler bulunuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obezite tedavisinin yalnızca kısa sürede kilo vermeye odaklanmaması, uzun vadeli sağlık kazanımlarını ve verilen kilonun korunmasını hedeflemesi gerektiğini belirtiyor. Obezite Tedavisinde Erken Müdahale Önem Taşıyor Obezite, zaman içinde farklı sağlık sorunlarına yol açabilen kronik bir hastalık olması nedeniyle erken değerlendirme ve düzenli takip gerektiriyor. Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması veya eklem sorunları bulunan bireylerde kilo yönetimi, genel tedavi planının önemli bir parçasını oluşturabiliyor. Op. Dr. Ahmet Bekin, her hastanın kilo geçmişinin, metabolik durumunun ve eşlik eden hastalıklarının farklı olduğunu belirterek, tedavi planlarının bireysel ihtiyaçlara göre oluşturulmasının önemini vurguluyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obezitenin yalnızca fazla kilo sorunu olmadığını, birçok organ ve sistemi etkileyebilen kronik bir hastalık olduğunu hatırlatarak, sağlıklı kilo kontrolünün yaşam kalitesini artırmak ve obeziteyle ilişkili sağlık risklerini azaltmak açısından önemli olduğunu ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aile hekimlerinden iş yükü uyarısı Haber

Aile hekimlerinden iş yükü uyarısı

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Ahmet Kandemir, 2025 sağlık verilerinin aile hekimliğindeki yoğunluğu ve sürdürülemez iş yükünü açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı 2025 Sağlık İstatistikleri, aile hekimliğinin sağlık sistemindeki kritik rolünü bir kez daha ortaya koydu. Verileri değerlendiren Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Ahmet Kandemir, aile hekimliği birimlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının iş yükünün artık sürdürülemez seviyelere ulaştığını belirtti. MÜRACAATLARIN YÜZDE 41’İ AİLE HEKİMLİĞİNDE Kandemir’in paylaştığı verilere göre, 2025 yılında toplam hekime müracaat sayısı 1 milyar 138 milyon 60 bin 185 olarak kaydedildi. Bunun 466 milyon 327 bin 428’i, yani toplam başvuruların yüzde 41’i, aile hekimliklerinde karşılandı. Türkiye’de 30 bin 6 aile hekimliği birimi bulunduğunu hatırlatan Kandemir, toplam 232 bin 315 hekim içinde aile hekimliğinin yaklaşık yüzde 13’lük bir paya sahip olduğuna dikkat çekti. Kandemir, iş yükü karşılaştırmasında tabloyun daha da çarpıcı hale geldiğini söyledi. Buna göre, aile hekimliği birimi başına yıllık müracaat sayısı yaklaşık 15 bin 500 olurken, diğer basamaklarda hekim başına düşen müracaat sayısı 4 bin 700 civarında kaldı. Bu verilerle birlikte aile hekimliği üzerindeki başvuru yükünün, diğer basamaklara göre 3,3 kat daha yüksek olduğu ifade edildi. “AİLE HEKİMLİĞİ SADECE MUAYENE DEĞİLDİR” Aile hekimliğinin yalnızca hasta muayenesiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Kandemir, koruyucu sağlık hizmetleri, aşılama, bebek ve çocuk izlemi, gebe takibi, kronik hastalık yönetimi, taramalar ve akut hasta takibinin de aynı birimler tarafından yürütüldüğünü söyledi. Kandemir, taleplerinin yeni görevler değil, nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek için yeterli zaman, yetki ve uygun çalışma koşulları olduğunu belirterek yetkililere çağrıda bulundu.

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Haber

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK”

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” İstanbul’da düzenlenen panel, Doğu Karadeniz’de vahşi madenciliğin su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, halk sağlığı ve yaşam alanları üzerinde oluşturduğu riskleri gündeme taşıdı. Panelde, doğa katliamına bugün “dur” denilmezse gelecekte geri dönüşün olmayacağı vurgulandı. DOĞU KARADENİZ’DEKİ MADEN RİSKİ İSTANBUL’DA TARTIŞILDI Görele ve Çanakçı Çevre Koruma Platformu ile Giresun’dan bazı çevreci sivil toplum kuruluşları, İstanbul’da “Halkımız Doğu Karadeniz’de Vahşi Madenciliğe Neden Karşı Çıkıyor?” temalı panel düzenledi. İstanbul Esenler Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Dr. Adil Emecan yaptı. Panele İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Öztürk, Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Birsen Oksal ve Prof. Dr. Hakan Bektaş, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fehmi Çalık ile Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Dalman konuşmacı olarak katıldı. “DOĞA KATLİAMINA ‘DUR’ DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK” Panelde vahşi madenciliğin Doğu Karadeniz’in doğal yapısı, su havzaları, tarım üretimi ve yerleşim alanları üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında ele alındı. Konuşmacılar, madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik başlıklarla açıklanamayacağını, bölgenin yaşam hakkını ve gelecek güvenliğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Panelde şu vurgu yapıldı: " DOĞA KATLİAMINA 'DUR' DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK" Konuşmacılar, bölgedeki maden faaliyetlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu coğrafyada yapılan madencilik 'kalkınma' değil, kontrollü bir yıkımdır.'Maden şirketleri istihdam sağlıyor, ekonomiye katkı yapıyor' gibi söylemler acı gerçekleri örtmeye yetmiyor." DERELER, İÇME SULARI VE TARIM ALANLARI İÇİN TEHLİKE UYARISI Panelde, açılan maden sahalarının dereleri, içme suyu kaynaklarını, tarım arazilerini ve ormanlık alanları tehdit ettiği ifade edildi. Siyanür ve ağır metallerin toprağa karışması halinde etkilerin yıllarca değil, nesiller boyunca sürebileceği vurgulandı. Konuşmacılar şu açıklamayı yaptı: "Açılan maden sahalarıyla birlikte dereler zehir akıyor, bulanıyor, içme suları risk altına giriyor. Siyanür ve zehirli ağır metaller toprağa karışıyor, bunun etkisi yıllarca değil, nesiller boyu sürecek.Sadece bu da değil, heyelan riski katlanarak artıyor ve Karadeniz’in zaten hassas olan yapısı daha da kırılgan hale geliyor. Bölgemizde fındık, çay, arıcılık ve hayvancılık bitme noktasına geliyor. Ormanlar kesiliyor, topraklara, derelere maden zehiri akıtılıyor, dolayısıyla önü alınamaz büyük bir tahribat meydana geliyor. 'Bir siyanür havuzu hiç sızdırmaz bile olsa 500 yıl muhafaza edilmesi gerekiyor ki doğaya zararı enaza indirgensin' dersek durumun vahameti daha net anlaşılır.Tüm bu yaşananlar İnsanlarda kanser ve kronik hastalık riskini ciddi şekilde yükseltiyor. Şimdi açıkça şunu sormak gerekiyor, maden şirketlerinin birkaç yıllık geliri ve devlete verilen yüzde 3-4 oranında katkı için yüzyılların doğasını, suyunu, toprağını feda etmek akıl işi midir? Şu da bir gerçek; bu mesele artık sadece çevrecilerin hassasiyeti değildir, bu mesele çocuklarımızın geleceği, içeceği su, yiyeceği gıda, yaşayacağı toprak meselesidir. Bir de şu var, bu projeler yapılırken çoğu zaman bölge halkının fikri bile sorulmuyor. Kararlar masada alınıyor, bedel köyde, derede, bahçede, tarlada ödeniyor. Biz şunu söylüyoruz; bu topraklar sahipsiz değildir. Bu dereler, bu ormanlar, bu yaşam alanları birkaç şirketin insafına bırakılacak kadar değersiz değildir. Bu panelde ortaya koyduğumuz bilimsel gerçekler gayet nettir; yaşanan doğa katliamına eğer bugün 'dur' denilmezse gelecekte kesinlikle geri dönüş olmayacaktır.Yakın zamanda panelde yapılan tüm konuşmaları video serisi halinde paylaşacağız. Herkes izlesin ve ürkütücü gerçeği görsün. Çünkü bu mücadele sadece Giresun'un değil; Doğu Karadeniz halkının, hatta bu ülkede nefes alan herkesin meselesidir." “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Panelde insan sağlığına yönelik riskler de öne çıktı. Konuşmacılar, suya, toprağa ve tarımsal üretime karışabilecek kirleticilerin bölgede yaşayan yurttaşlar açısından ciddi sağlık tehdidi oluşturduğunu belirtti. Panelde şu uyarı yapıldı: " İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK" GİRESUN’UN YÜZDE 85’İ İÇİN MADEN SAHASI UYARISI Konuşmacılar, Giresun’daki maden rezervlerinin orta ve düşük düzeyde olduğunu, bu nedenle yeraltı katmanında dağınık halde bulunduğunu ifade etti. Bu yapının, maden çalışmalarını geniş alanlara yayma riski taşıdığı belirtildi. Panel şu vurguyla tamamlandı: " Giresun'da çıkarılacak madenler orta ve düşük düzeyde, bu nedenle yeraltı katmanında çok dağınık durumda. İlimizin yüzde 85'nin maden sahası ilan edilmesinin sebebi budur.Bu da, çalışmaların çok geniş bir alanda, yani tarım arazilerinde ve su havzalarında da yapılacağını gösteriyor." PANELİ SİYASETÇİLER, AKADEMİSYENLER VE STK TEMSİLCİLERİ TAKİP ETTİ Paneli Beyoğlu Belediye Başkanı Sefer Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan, bazı siyasetçiler, kurum, kuruluş ve STK yöneticileri, akademisyenler, iş insanları ile çeşitli meslek gruplarından çok sayıda katılımcı takip etti.

İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ Haber

İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ

SAĞLIKLI HAYAT MERKEZİ GİRESUN’DA SONUÇ ÜRETİYOR: İL MÜDÜRÜ AKSOY 1 YILDA 25 KİLO VERDİ Giresun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy, Sağlıklı Hayat Merkezi’nde aldığı ücretsiz diyetisyen desteğiyle 1 yılda 25 kilo verdi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün paylaştığı verilere göre merkezden uzman desteği alan 1.537 kişi toplam 4.196 kilo kaybetti. AKSOY KENDİ ÖRNEĞİYLE VATANDAŞA ÇAĞRI YAPTI Giresun’da fazla kilo ve sağlıklı yaşam mücadelesi artık yalnızca tavsiye düzeyinde yürümüyor; kamu sağlık sistemi doğrudan sonuç üretiyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy’un bir yıl içinde 25 kilo vermesi, Sağlıklı Hayat Merkezi’nin sahadaki etkisini görünür hale getirdi. Aynı süreçte merkezden destek alan 1.537 kişinin toplam 4.196 kilo kaybetmesi, hizmetin bireysel başarı öykülerinin ötesine geçtiğini gösterdi. Bu tablo, Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelinde başlattığı “İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyasının yerelde somut karşılık bulduğunu ortaya koydu. Kampanya 10 Mayıs–10 Temmuz 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde yürütüldü; boy-kilo ölçümü, beden kitle indeksi değerlendirmesi ve ihtiyaç duyan vatandaşların ücretsiz danışmanlık hizmetlerine yönlendirilmesi hedeflendi. MERKEZDE DİYETİSYENDEN PSİKOLOĞA UZANAN ÜCRETSİZ DESTEK VERİLİYOR Giresun Sağlıklı Hayat Merkezi, Merkez Toplum Sağlığı Merkezi’ne bağlı olarak hizmet veriyor. Merkezde diyetisyenlik, fizyoterapi, ruh sağlığı danışmanlığı, çocuk ve ergen sağlığı danışmanlığı, ağız ve diş sağlığı, KETEM taramaları, sigara bırakma ve tıbbi sosyal hizmet desteği ücretsiz sunuluyor. İl Sağlık Müdürü Aksoy da 2025 Eylül’ünde yaptığı açıklamada bu merkezlerin vatandaşın bir hastane ya da aile sağlığı merkezi gibi doğrudan başvurabileceği sağlık birimleri olduğunu vurguladı. Giresun’daki resmi hizmet verileri de merkezin yoğun kullanımını ortaya koydu. İl Sağlık Müdürlüğü kayıtlarına göre merkezde 2024’ün ilk altı ayında 1.403 kişi sağlıklı beslenme ve diyet danışmanlığı, 619 kişi ruh sağlığı danışmanlığı, 198 kişi fiziksel aktivite danışmanlığı aldı. Aynı dönemde KETEM’de 3.275 meme kanseri, 2.511 rahim ağzı kanseri ve 315 kolon kanseri taraması yapıldı; sigara bırakma polikliniğinden 147 kişi yararlandı. FİRDEVS KARABAYIR SAHADAKİ YÜZLERDEN BİRİ OLDU Merkezin beslenme hattında Diyetisyen Firdevs Karabayır’ın görev yaptığı resmi kayıtlarla doğrulandı. İl Sağlık Müdürlüğü’nün 2021 tarihli açıklamasında Karabayır’ın Sağlıklı Hayat Merkezi Obezite Birimi’nde vatandaşlara hizmet verdiği, başvuran kişilere vücut analizi yapıldığı ve yaş, kilo ile kronik hastalıklara uygun kişisel beslenme programı hazırlandığı açıkça belirtildi. Bu yapı, yalnızca genel öneri veren değil, kişiye özel izlem yapan bir sağlık modeli olarak çalışıyor. Merkezde elde edilen sonuçlar da bununla örtüşüyor. Mart 2025’te yayımlanan Anadolu Ajansı kaynaklı haberde, Giresun’daki merkeze başvuran Canan Duran’ın Diyetisyen Firdevs Karabayır’ın kontrolünde 9 ayda 26 kilo verdiği, 103 kilodan 77 kiloya düştüğü bildirildi. Bu örnek, Aksoy’un kamuoyuna yansıyan kişisel dönüşümüyle birlikte okunduğunda, merkezin sürdürülebilir takip ve davranış değişikliği odaklı çalıştığını güçlendiriyor. GİRESUN’DAKİ MODEL, TÜRKİYE’NİN OBEZİTE TABLOSUNDA AYRI BİR ÖNEM TAŞIYOR Türkiye’de obezite artık münferit bir sağlık sorunu değil, yaygın bir halk sağlığı başlığı haline geldi. TÜİK’in 2022 verilerine göre 15 yaş ve üzeri nüfusta obezite oranı yüzde 20,2’ye ulaştı. Aynı veride kadınlarda oran yüzde 23,6, erkeklerde yüzde 16,8 olarak kayda geçti. Bu tablo, Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin yalnızca zayıflama desteği sunan birimler değil; kronik hastalık riskini azaltmayı hedefleyen koruyucu sağlık yapıları olduğunu gösteriyor. Giresun’daki örnek, bu yüzden yalnızca bir başarı hikâyesi olarak okunmuyor. Kentteki merkez, beslenme danışmanlığını psikolojik destek, fiziksel aktivite, tarama ve sosyal hizmetle aynı çatı altında buluşturuyor. Aksoy’un doğrudan kendi deneyimiyle öne çıkması da sistemin vatandaşa uzaktan seslenmediğini, yöneticinin de aynı mekanizmanın içinde yer aldığını gösteriyor. VATANDAŞA AÇIK, RANDEVU HATTI HAZIR Giresun Sağlıklı Hayat Merkezi halen Nizamiye Mahallesi Orhan Yılmaz Caddesi No:49 Kat:1 Merkez/Giresun adresinde hizmet veriyor. İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşların 0 (454) 260 20 16 numaralı telefondan merkeze ulaşıp randevu oluşturabileceğini belirtiyor. Aksoy’un 2025 tarihli açıklamasında da merkezin “bir telefon uzaklıkta” olduğu vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.