Hava Durumu

#Koruyucu Sağlık

giresunsonhaber - Koruyucu Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koruyucu Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pembe farkındalıkla erken teşhise güçlü vurgu Haber

Pembe farkındalıkla erken teşhise güçlü vurgu

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, meme kanserine karşı toplumsal duyarlılığı artırmak ve erken teşhis konusunda bilinçli bir toplum oluşturmak amacıyla gerçekleştirdiği etkinliklerle önemli bir çalışmaya daha imza attı. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında üç farklı noktada düzenlenen eğitim ve bilgilendirme programlarıyla hastalığa karşı farkındalığı güçlendiren Büyükşehir Belediyesi, koruyucu sağlık alanındaki çalışmalarına bir yenisini ekledi. TEKİRDAĞ (İGFA) - Sağlık alanındaki bilgilendirme faaliyetlerini kentin farklı noktalarına taşıyan Büyükşehir Belediyesi, Kapaklı Sosyal Yaşam Merkezi, Çerkezköy Kadın Danışma Merkezi ve Büyükşehir Belediyesi VIP Salonu’nda gerçekleştirdiği etkinliklerle erken teşhisin hayati önemini gündeme taşıdı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen programlarda meme kanserine karşı bilinçlenmenin, düzenli sağlık kontrollerinin ve hastalığın psikolojik etkilerine yönelik doğru yaklaşımın önemi vurgulandı. ERKEN TEŞHİS VE PSİKOLOJİK DESTEK VURGUSU Kapaklı Sosyal Yaşam Merkezi’nde düzenlenen “Pembe Farkındalık” etkinliğinde, Psikolog Ezgi Özen ve Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Mutlu, meme kanserinde erken teşhisin önemi ve hastalığın psikolojik etkileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Kadın sağlığını fiziksel ve psikolojik boyutlarıyla ele alan etkinlik, kapsamlı içeriğiyle dikkat çekti. Hastalığa karşı bilinçli yaklaşımın öneminin vurgulandığı program, kadınların doğru bilgiye ulaşmalarını desteklerken Büyükşehir Belediyesi’nin toplumun ihtiyaçlarına duyarlı hizmet anlayışının güçlü bir yansıması oldu. ÇERKEZKÖY’DE ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ ANLATILDI Çerkezköy Kadın Danışma Merkezi’nde gerçekleştirilen “Meme Kanseri Farkındalık Buluşması”nda ise Uzman Dr. Shute Alia Dae ile Uzman Klinik Psikolog ve Çocuk Gelişimci Sude Çakır Deniz, meme kanseri konusunda farkındalığın artırılması ve erken teşhisin önemi üzerine katılımcılarla bilgiler paylaştı. Kadınların sağlık konusunda bilinçlenmelerini ve düzenli kontrollerin önemini kavramalarını hedefleyen program, Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların ihtiyaçlarını gözeten çalışmalarına bir yenisini ekledi. Sağlık alanındaki bilgilendirme faaliyetleriyle vatandaşların yanında olduğunu bir kez daha gösteren Büyükşehir Belediyesi, koruyucu sağlık yaklaşımını toplumun farklı kesimlerine ulaştırmayı sürdürüyor. BÜYÜKŞEHİR PERSONELİNE FARKINDALIK EĞİTİMİ Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Büyükşehir Belediyesi personeline yönelik de bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi VIP Salonu’nda düzenlenen eğitimde, meme kanserinde erken teşhisin, düzenli sağlık kontrollerinin ve hastalığa karşı bilinçli yaklaşımın önemi ele alındı. Toplum sağlığını önceleyen çalışmalarını kurum bünyesinde de sürdüren Büyükşehir Belediyesi, personeline yönelik düzenlediği eğitimlerle sağlık bilincinin güçlendirilmesine ve toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor. FARKINDALIĞI GÜÇLENDİREN HİZMET ANLAYIŞI Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer öncülüğünde kadınların yaşamın her alanında güçlenmesini destekleyen ve toplumsal ihtiyaçlara duyarlı projeler geliştiren Büyükşehir Belediyesi, hayata geçirdiği çalışmalarla sosyal belediyeciliğin güçlü örneklerini sergilemeye devam ediyor. Kadın sağlığını merkeze alan, erken teşhis konusunda toplumsal duyarlılığı artırmayı hedefleyen ve koruyucu sağlık anlayışını yaygınlaştıran hizmetleriyle farkını ortaya koyan Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, kadınların yaşamın her evresinde sağlık konusunda bilinçli ve güçlü bireyler olmalarını destekleyen uygulamalarıyla insan hayatına dokunmaya devam ediyor.

BULANCAK'TA ÜCRETSİZ KANSER TARAMASI: Haber

BULANCAK'TA ÜCRETSİZ KANSER TARAMASI:

BULANCAK'TA ÜCRETSİZ KANSER TARAMASI: MOBİL KETEM 16 EKİM'E KADAR HİZMETTE Giresun İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Gezici Kanser Tarama Aracı (Mobil KETEM), 12–16 Ekim 2026 tarihleri arasında Bulancak'ta ücretsiz sağlık hizmeti sunuyor. Meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerine yönelik taramaların gerçekleştirildiği programa, belirlenen yaş gruplarındaki kadın ve erkekler başvurabiliyor. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü, kanserde erken teşhisin yaygınlaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla yürüttüğü mobil tarama çalışmalarını Bulancak'ta sürdürüyor. 12 Ekim Pazartesi günü başlayan tarama programı, 16 Ekim Cuma günü sona erecek. Gezici Kanser Tarama Aracı, Bulancak İlçe Sağlık Müdürlüğü hizmet binası önünde vatandaşlara ücretsiz hizmet veriyor. ÜÇ KANSER TÜRÜNE YÖNELİK ÜCRETSİZ TARAMA İl Sağlık Müdürlüğünün açıklamasına göre Mobil KETEM aracında, ulusal kanser tarama programı kapsamında üç farklı kanser türüne yönelik testler uygulanıyor. Meme kanseri taraması: 40–69 yaş arasındaki kadınlara mamografi çekimi yapılıyor. Ulusal tarama programında bu testin iki yılda bir uygulanması öngörülüyor. Rahim ağzı kanseri taraması: 30–65 yaş arasındaki kadınlardan HPV-DNA testi için numune alınıyor ve smear testi uygulanıyor. Ulusal tarama programında HPV-DNA testi beş yılda bir gerçekleştiriliyor. Kalın bağırsak kanseri taraması: 50–70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere gaitada gizli kan (GGK) testi yapılıyor. Bu taramanın iki yılda bir tekrarlanması öneriliyor. Belirtilen yaş gruplarına yönelik tarama hizmetlerinin tamamı ücretsiz olarak sunuluyor. ERKEN TEŞHİS İÇİN ÖNEMLİ FIRSAT Kanser taramaları, herhangi bir belirti ortaya çıkmadan önce hastalıkla ilişkili bulguların saptanmasına yardımcı olabiliyor. Meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde düzenli tarama yapılması, olası hastalıkların erken evrede tespit edilmesine ve gerekli tıbbi değerlendirmenin zamanında başlatılmasına katkı sağlıyor. Tarama sonucunda şüpheli bulgu tespit edilen kişiler, ileri inceleme ve tanı işlemleri için ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor. SON GÜN 16 EKİM CUMA Giresun İl Sağlık Müdürlüğü, ücretsiz tarama programından yararlanmak isteyen ve belirtilen yaş gruplarında bulunan bütün vatandaşları Mobil KETEM aracına davet etti. Tarama yeri: Bulancak İlçe Sağlık Müdürlüğü hizmet binası önü. Tarih: 12–16 Ekim 2026. Bulancak'taki ücretsiz kanser taramalarından yararlanmak isteyen vatandaşlar, 16 Ekim Cuma gününe kadar gezici tarama aracına başvurabilecek.

Okul kantinlerinde sağlıklı seçenekler cazip hale getirilmeli! Haber

Okul kantinlerinde sağlıklı seçenekler cazip hale getirilmeli!

Okul kantinlerinde satılacak gıdalara ilişkin güncellenen kriterleri değerlendiren Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, çocuklukta kazanılan beslenme alışkanlıklarının yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerini de etkilediğini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, okul kantinlerinde satılacak gıdalara ilişkin güncellenen kriterleri, çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması ve kantin ürünlerine ekonomik erişim konularını değerlendirdi. “Beslenme davranışı yetişkinlikte birdenbire oluşmuyor” Okul kantinlerine yönelik düzenlemelerin çocukların bugünkü sağlığının yanı sıra gelecekteki beslenme alışkanlıkları açısından da önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Beslenme davranışı yetişkinlikte birdenbire oluşan bir davranış değildir. Porsiyon kontrolü, besin tercihleri ve hangi besinlerin günlük yaşamda öncelikli hale getirileceği çocukluk ve ergenlik döneminde şekillenir. Beslenme davranışı bu süreçte oluşur.” dedi. Çocukluk döneminde atılan adımların yaşamın ilerleyen yıllarına da yansıdığını vurgulayan Prof. Dr. Arslan, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşlarda desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Çocuklukta kazanılan alışkanlıklar gelecekteki sağlığı da etkiliyor Çocukluk çağı obezitesine dikkat çeken Prof. Dr. Müge Arslan, okul ortamında sağlıklı besin seçeneklerinin sunulmasının uzun vadeli bir koruyucu sağlık yaklaşımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Arslan, “Çocukluk çağında atılan bu adım hem çocuk sağlığı açısından hem de ileride yetişkinlik ve yaşlılık süreçlerinde sağlıksız beslenmeye paralel oluşabilecek, başta obezite olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve hipertansiyon gibi pek çok sağlık sorununa karşı koruyucu bir uygulamadır. Bu nedenle çok yönlü değerlendirilmesi gerekir.” dedi. Amaç, sağlıklı besin tercihine yönelik farkındalık kazandırma Sağlıklı tercihlerin gerekçelerinin anlatılmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Müge Arslan, “Aslında uygulamadaki amaç yasak değil, çocuğun sağlıklı besin tercihine yönelebilme farkındalığını artırmak. Bu çok önemli.” diye konuştu. Gıdaların değerlendirilmesinde içeriklerinin önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Arslan; şeker, tuz ve doymuş yağ miktarları ile lif, protein ve meyve içeriğinin dikkate alınması gereken unsurlar arasında yer aldığını söyledi. Sağlıklı seçenekler çocuklar için cazip hale getirilmeli Kantinlerde sunulan alternatiflerin çocukların severek tercih edebileceği biçimde hazırlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, alışılmış ürünlerin içerik ve hazırlanma yöntemlerinin değiştirilebileceğini anlattı. Prof. Dr. Arslan, şu önerilerde bulundu: “Çocuklara verilen besinlerin daha albenili, cazip hale getirilmesi lazım. Yine tost ya da poğaça olabilir ama bunların sağlıklı yöntemlerle yapılması gerekiyor. Beyaz un yerine tam tahıllı un kullanılabilir. İçerisine koyulan yağ açısından da katı yağlar yerine zeytinyağı ile yapılan ürünler tercih edilebilir.” Hamburger gibi çocukların ilgi gösterdiği ürünlerde de ekmek seçiminin ve pişirme yönteminin gözden geçirilebileceğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, sağlıklı alternatifler oluşturulurken çocukların tercih ve beklentilerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Gazlı içecekler yerine ayran ve kefir sunulabilir İçecek seçeneklerinin de sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılmasında önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Kolalı, gazlı içecekler yerine ayran ve kefir olabilir.” dedi. Yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılan yöntemlerin değiştirilmesiyle de alternatifler oluşturulabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti: “Derin yağda kızartma yerine baharatlandırılarak fırınlanmış patates sunulabilir. Köfteleri, hamburger köftesini yağda kızartmak yerine yine fırınlayarak sunum yapılabilir. Bunlar çocuklar için daha sağlıklı seçenekler oluyor.” “Gıdaya eşit erişimin sağlanması çok önemli” Kantin fiyatlarını da değerlendiren Prof. Dr. Müge Arslan, sağlıklı ürünlerin sunulmasının yanında çocukların bu ürünleri satın alabilmesinin de önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Arslan, “Özellikle çocukların erişebileceği ürünlerin biraz daha düşük fiyatlı olmasını tercih ederim. Çünkü gıdaya eşit erişimin sağlanması çok önemli.” ifadelerini kullandı. Ailelerin ekonomik koşullarının farklı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, evde sağlıklı besin hazırlama ve çocuğa sunma imkânlarının sınırlı kaldığı durumlarda okulun bu açığı kapatması gerektiğini söyledi. Kantin fiyatlarında çocukların erişimi gözetilmeli Prof. Dr. Müge Arslan, her ailenin kantinde satılan ürünleri karşılayamayabileceğini belirterek, “Besine eşit erişimin sağlanması gerekiyor, bu çok önemli. Besinlerin her çocuk için eşit erişimi sağlayacak ücretlerde olması lazım. Enflasyon yükseliyor olabilir ama okullarda fiyat uygulaması açısından farklı bir yaklaşım düşünülmeli.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Aile hekimlerinden iş yükü uyarısı Haber

Aile hekimlerinden iş yükü uyarısı

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Ahmet Kandemir, 2025 sağlık verilerinin aile hekimliğindeki yoğunluğu ve sürdürülemez iş yükünü açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı 2025 Sağlık İstatistikleri, aile hekimliğinin sağlık sistemindeki kritik rolünü bir kez daha ortaya koydu. Verileri değerlendiren Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Ahmet Kandemir, aile hekimliği birimlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının iş yükünün artık sürdürülemez seviyelere ulaştığını belirtti. MÜRACAATLARIN YÜZDE 41’İ AİLE HEKİMLİĞİNDE Kandemir’in paylaştığı verilere göre, 2025 yılında toplam hekime müracaat sayısı 1 milyar 138 milyon 60 bin 185 olarak kaydedildi. Bunun 466 milyon 327 bin 428’i, yani toplam başvuruların yüzde 41’i, aile hekimliklerinde karşılandı. Türkiye’de 30 bin 6 aile hekimliği birimi bulunduğunu hatırlatan Kandemir, toplam 232 bin 315 hekim içinde aile hekimliğinin yaklaşık yüzde 13’lük bir paya sahip olduğuna dikkat çekti. Kandemir, iş yükü karşılaştırmasında tabloyun daha da çarpıcı hale geldiğini söyledi. Buna göre, aile hekimliği birimi başına yıllık müracaat sayısı yaklaşık 15 bin 500 olurken, diğer basamaklarda hekim başına düşen müracaat sayısı 4 bin 700 civarında kaldı. Bu verilerle birlikte aile hekimliği üzerindeki başvuru yükünün, diğer basamaklara göre 3,3 kat daha yüksek olduğu ifade edildi. “AİLE HEKİMLİĞİ SADECE MUAYENE DEĞİLDİR” Aile hekimliğinin yalnızca hasta muayenesiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Kandemir, koruyucu sağlık hizmetleri, aşılama, bebek ve çocuk izlemi, gebe takibi, kronik hastalık yönetimi, taramalar ve akut hasta takibinin de aynı birimler tarafından yürütüldüğünü söyledi. Kandemir, taleplerinin yeni görevler değil, nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek için yeterli zaman, yetki ve uygun çalışma koşulları olduğunu belirterek yetkililere çağrıda bulundu.

Samsun Şehir Hastanesi hizmete açıldı...  Samsun'a 17 milyar liralık yatırım Haber

Samsun Şehir Hastanesi hizmete açıldı... Samsun'a 17 milyar liralık yatırım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle Samsun Şehir Hastanesi hizmete açıldı. 1.458 yatak kapasiteli hastanede 230 yoğun bakım yatağı, 40 ameliyathane ve 320 poliklinik bulunuyor. Erdoğan, Türkiye genelinde tamamlanan şehir hastanesi sayısının 27’ye ulaştığını, 13 hastanenin yapımının sürdüğünü açıkladı. SAMSUN (İGFA) - Samsun Şehir Hastanesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle hizmete açıldı. Toplam 17 milyar liralık yatırım bedeliyle hayata geçirilen hastanenin, Samsun ve çevre illerin sağlık hizmetleri kapasitesine önemli katkı sağlaması hedefleniyor. 234 bin metrekare alan üzerine inşa edilen hastanede 1.027 deprem izolatörü kullanıldı. Tesis, 1.458 yatak kapasitesinin yanı sıra 230 yoğun bakım yatağı, yüksek teknolojiyle donatılmış 40 ameliyathane ve 320 poliklinikle hizmet verecek. Hastanede ayrıca ağız ve diş sağlığı ünitesi ile 2 bin 66 araçlık otopark bulunuyor. Sağlık tesisinin tıbbi altyapısında 3 MR, 3 tomografi, 6 ultrason ve 34 röntgen cihazı yer alıyor. 5 BİN 419 SAĞLIK ÇALIŞANI GÖREV YAPACAK Samsun Şehir Hastanesi’nde 548’i uzman hekim olmak üzere toplam 5 bin 419 sağlık çalışanının görev yapacağı bildirildi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi, Bağlantı Yolları ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’nde konuştu: "Samsun Şehir Hastanemiz; 234 bin metrekare alan üzerine bin 27 adet deprem izolatörü kullanılarak inşa edildi. Depreme karşı… pic.twitter.com/88WQ0XCwCo — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 13, 2026 Açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinin Türkiye’nin sağlık turizmindeki konumuna da katkı sağladığını belirterek, her yıl yüz binlerce yabancı hastanın tedavi için Türkiye’yi tercih ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün itibarıyla Türkiye’de 27 şehir hastanesinin tamamlandığını ve bu hastanelerin yaklaşık 40 bin yatak kapasitesine ulaştığını açıkladı. Yapımı devam eden 13 şehir hastanesinin daha bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize, Diyarbakır, Trabzon, Şanlıurfa, Sakarya ve Ordu’nun da aralarında bulunduğu illerdeki projelerin tamamlanacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca proje çalışmaları süren 8 şehir hastanesi bulunduğunu belirterek, bu projelerin de tamamlanmasıyla Türkiye’nin 26 bini aşkın yatak kapasitesine sahip 21 yeni şehir hastanesine daha kavuşacağını söyledi. Sağlık altyapısını Şehir Hastaneleri yanında, vatandaşların ilk başvuru noktası olan koruyucu sağlık hizmetleriyle de büyüttüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemiz genelinde 36 bin yatak kapasitesine sahip 140 hastane ile bin 250’yi aşkın aile sağlığı ve sağlıklı hayat merkezi yapıyoruz. Yani; sandıkta bize görev veren, bize yetki veren, bize sorumluluk yükleyen vatandaşlarımızın güvenine layık olmak için ter döküyoruz. İnşallah son nefesimize kadar da tüm Türkiye için, Türk Milleti için aşkla çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Ebelik Mesleği Dönüşüyor Haber

Ebelik Mesleği Dönüşüyor

Günümüz sağlık sisteminde ebelerin sadece doğum anında değil, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetlerinde de kritik sorumluluklar üstlendiğini belirten Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Günümüzde ebeler hem koruyucu hem de tedavi edici sağlık süreçlerinde aktif rol almaktadır. Teknolojik ilerlemelerle birlikte tele-sağlık, mobil uygulamalar ve uzaktan takip yöntemleri sayesinde çok daha geniş kitlelere ulaşabilmektedirler." dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, yeni düzenlemelerle birlikte ivme kazanan ebelik mesleğinin geçirdiği dönüşümü değerlendirdi. "Ebelik, bilimsel temellere dayanan profesyonel bir sağlık alanına dönüştü" Ebeliğin insanlık tarihiyle yaşıt ve köklü bir zanaat olduğunu anımsatan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Ebelik, insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir meslektir. Yüzyıllar boyunca ebeler, doğum yapan kadınların yanında yer alarak onlara destek olmuş ve en kritik anlarda güven veren isimler olmuşlardır. Günümüzde ise ebelik, yalnızca doğum yaptıran bir uğraş olmaktan çıkmış; bilimsel verilere dayanan, profesyonel bir sağlık disiplinine dönüşmüştür." dedi. Geçmişte usta-çırak yöntemiyle aktarılan ebeliğin, bugün üniversitelerde lisans eğitimiyle akademik bir kimlik kazandığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık ebeler; gebelik öncesinden başlayıp doğum ve doğum sonrası sürece kadar annenin hem fiziksel hem de psikolojik durumunu takip eden, normal doğumu yöneten ve yenidoğan bakımında etkin rol alan sağlık profesyonelleridir. Bununla birlikte aile planlaması, üreme sağlığı ve toplum sağlığı gibi kritik alanlarda da hizmet sunmaktadırlar." Yeni yönetmelikle ebelerin yetki ve sorumlulukları güçlendi Modern sağlık yapısında ebelerin sadece doğumla sınırlı kalmayıp, koruyucu sağlık hizmetlerinde de mühim görevler yürüttüğünü ifade eden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Günümüzde ebeler hem koruyucu hem de tedavi edici sağlık hizmetlerinde görev almaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte uzaktan takip, mobil uygulamalar ve tele-sağlık gibi yöntemlerle daha fazla kişiye ulaşabilmektedirler. Ayrıca belirli alanlarda bağımsız olarak hizmet verebilmeleri de mümkün hale gelmiştir." şeklinde konuştu. Türkiye’de ebelik eğitiminin 1996 yılı itibarıyla lisans seviyesine çıkarıldığını, ardından yüksek lisans ve doktora programlarıyla akademik derinlik kazandığını belirten Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, “Sağlık Bakanlığı’nın 3 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan yeni Ebelik Yönetmeliği, ebelerin yetki ve sorumluluklarını netleştirerek serbest meslek icrası gibi bağımsız çalışma haklarını pekiştirmiştir. Normal Doğum Eylem Planı'nın bir parçası olarak, her gebenin kendi özel ebesine sahip olması ve doğum sürecinde birebir destek alması hedeflenmiştir.” dedi. Yönetmeliğin sadece doğum anını değil, kadın sağlığının geniş bir yelpazesini kapsadığını hatırlatan Doç. Dr. Yıldırım, şunları ekledi: "Yönetmelik, ebelerin yalnızca doğum anıyla sınırlı kalmayıp; üreme sağlığı, cinsel sağlık, aile planlaması danışmanlığı ve toplum sağlığı liderliği gibi alanlarda daha yetkin ve etkili olmalarını sağlamıştır. Ebelerin doğum ve sezaryen yönetimini güncel klinik rehberlere göre yürütmeleri teşvik edilerek, tıbbi müdahale gerektirmeyen fizyolojik süreçlerdeki karar verici konumları güçlendirilmiştir." "Ebelerin güçlenmesi sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlar" Ebelik hizmetlerinin etkin olduğu sağlık sistemlerinde anne ve bebek sağlığı parametrelerinin daha olumlu seyrettiğini belirten Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Ebelik hizmetlerinin yetersiz kaldığı sağlık sistemlerinde koruyucu hizmetlerin zayıflaması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının azalması ve doğumun doğal akışının bozulması gibi problemler yaşanabilmektedir. Türkiye'de sezaryen oranlarının yüzde 61,2 gibi yüksek bir seviyede seyretmesi de bu durumun önemli bir göstergesidir." dedi. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerinin de ebelerin kritik önemini kanıtladığını ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ebelerin aktif olduğu sistemlerde hem sezaryen oranları hem de anne ve bebek ölümleri daha düşük seviyelerdedir. Ebeler, bilhassa düşük riskli gebeliklerde normal doğumu destekleyerek gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçebilmektedir.” Anne adayına doğum boyunca sunulan birebir desteğin kıymetine değinen Doç. Dr. Yıldırım, "Anne adayını sürece hazırlayan ve doğum boyunca yanında olan ebeler, sürecin doğal akışında ilerlemesini sağlayarak komplikasyon risklerini minimize etmektedirler. Sağlık Bakanlığınca yayımlanan 'Ebelere Yönelik Doğum Eylem Yönetimi Klinik Rehberi' de doğumun fizyolojik bir süreç olarak yönetilmesinde ebelerin kilit rolünü vurgulamaktadır." şeklinde konuştu. Doğum sonrası ruh sağlığının korunmasında kritik görev üstleniyorlar Doğum sonrası dönemin yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da hassas bir süreç olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Doğum sonrası evre, anneler için hem bedensel hem de duygusal açıdan kritik bir süreçtir. Bu dönemde ebeler, düzenli takip ve destekle annenin yalnızlık hissini önleyebilir ve izlem ziyaretleri sayesinde ruhsal değişimleri erkenden fark edebilir. Ebeler, takipler sırasında kullandıkları değerlendirme yöntemleri ile doğum sonrası depresyon riski taşıyan anneleri erken tespit edebilmekte, gerekli hallerde uzmanlara yönlendirerek annenin ruh sağlığının korunmasında hayati bir rol oynamaktadırlar." ifadelerini kullandı. Dijitalleşme ebelik hizmetlerini de dönüştürüyor Sağlıkta dijitalleşmenin ebelik hizmetlerini daha erişilebilir kıldığını ifade eden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Sağlık alanındaki dijital dönüşümler, ebelik hizmetlerini de yeniden şekillendirmiştir. Artık bakım hizmetleri sadece hastane duvarlarıyla sınırlı kalmayıp, dijital platformlar aracılığıyla da sürdürülebilmektedir." şeklinde konuştu. "Annelik Yolculuğu" uygulaması ve dijital ebe danışmanlık sistemlerinin annelere büyük kolaylıklar sağladığını belirten Doç. Dr. Yıldırım, "T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen 'Annelik Yolculuğu' mobil uygulaması, e-Nabız entegrasyonuyla annelerin bebek gelişimini ve aşı takvimini kolayca takip etmesine imkân vermektedir. Bunun yanı sıra 'Ebebul' gibi platformlar üzerinden aileler, uzman ebelere görüntülü görüşmelerle ulaşarak ihtiyaç duydukları desteği hızla alabilmektedir. Uzaktan takip sistemleri ile ebeler, annelerin nabız ve tansiyon gibi temel sağlık verilerini dijital ortamda izleyebilmektedir. Böylece olası riskler erken fark edilerek zamanında müdahale imkânı doğmaktadır." dedi. "Güçlü ebelik, sağlıklı toplum demektir" Ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesinin sadece doğumları değil, genel toplum sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, sözlerini şöyle noktaladı: "Ebelerin sağlık sisteminde daha etkin ve güçlü bir şekilde konumlanması, hem sezaryen oranlarının düşürülmesine hem de anne ve bebek sağlığının korunmasına büyük katkı sağlar. Ebelik hizmetlerinin geliştirilmesi, daha sağlıklı bir toplum inşa etmek adına atılacak en kritik adımlardan biridir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KAYADİBİ İLKOKULU’NDA “SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK” EĞİTİMİ Haber

KAYADİBİ İLKOKULU’NDA “SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK” EĞİTİMİ

KAYADİBİ İLKOKULU’NDA “SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK” EĞİTİMİ Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğinde yürütülen “Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Eğitim Programı”, Giresun Kayadibi İlkokulu’nda öğrencilerle buluştu. Programda çocuklara sağlıklı beslenme, ağız ve diş sağlığı, ilk yardım ve afet-sağlık hizmetleri konularında uygulamalı bilgilendirme yapıldı. ÖĞRENCİLERE SAĞLIKLI YAŞAM EĞİTİMİ VERİLDİ “Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Eğitim Programı”, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Giresun Kayadibi İlkokulu’nda gerçekleştirildi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinliğe Vali Mehmet Fatih Serdengeçti’nin eşi Neslihan Gül Koç, Seçil Özkök, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ünal Özek ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Bekir Bulut katıldı. Program kapsamında okulda sağlıklı beslenme, ağız ve diş sağlığı, UMKE ve ilk yardım istasyonları kuruldu. Öğrencilere istasyonlarda sağlık personelleri tarafından uygulamalı bilgilendirmeler yapıldı. BAKANLIK PROGRAMI 81 İLDE UYGULANIYOR Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı, Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında 18 Nisan 2025’te imzalanan Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolü kapsamında yürütülüyor. Program, Türkiye genelinde ilkokul çağındaki çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, çocukların sağlık konularındaki bilgi ve farkındalık düzeyini artırmayı hedefliyor. Bakanlık düzeyinde hazırlanan uygulama, 81 ilde okul öncesi ile 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik teorik ve uygulamalı eğitimleri kapsıyor. Programda öğrencilerin yalnızca bilgi alan değil, öğrendiklerini ailesi ve çevresiyle paylaşan birer “Sağlık Elçisi” olarak yetişmesi amaçlanıyor. SAĞLIK İSTASYONLARINDA UYGULAMALI ANLATIM Kayadibi İlkokulu’ndaki etkinlikte öğrenciler, farklı sağlık başlıklarında oluşturulan istasyonlarda bilgilendirildi. Sağlıklı beslenme istasyonunda çocuklara doğru beslenme alışkanlıkları anlatıldı. Ağız ve diş sağlığı istasyonunda diş fırçalama alışkanlığı ve ağız sağlığının önemi aktarıldı. İlk yardım istasyonunda temel ilk yardım farkındalığı oluşturuldu. UMKE istasyonunda ise çocuklara afet ve acil durumlarda sağlık ekiplerinin görevleri tanıtıldı. Programın genel çerçevesi; sağlıklı beslenme, hijyen, fiziksel aktivite, ağız ve diş sağlığı, ilk yardım, bağışıklama hizmetleri ve sağlık okuryazarlığı gibi çok yönlü başlıkları içeriyor. ÇOCUKLARA “SAĞLIK ELÇİSİ” BELGESİ VERİLDİ Etkinlikte çocuklara yüz boyama, el baskısı, sağlıklı atıştırmalık dağıtımı, diş fırçası dağıtımı ile boy ve kilo ölçümü de yapıldı. Program sonunda öğrenciler, sağlıklı yaşam bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunmaları amacıyla “Sağlık Elçisi” belgesi aldı. OKULLARDA SAĞLIK BİLİNCİ GÜÇLENDİRİLİYOR Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı, okulları sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirildiği merkezler haline getirmeyi amaçlıyor. İş birliği protokolüyle öğrencilerin bedensel, ruhsal ve sosyal sağlıklarını destekleyen eğitimlerin okul ortamında yaygınlaştırılması, koruyucu sağlık hizmetleriyle çocukların erken yaşta bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Giresun’da gerçekleştirilen etkinlik, çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıklarını erken yaşta kazandırmayı ve okul-aile-toplum hattında sağlık farkındalığını artırmayı amaçlayan programın il düzeyindeki uygulamalarından biri oldu.

“ECZACININ SAĞLIK SİSTEMİNDEKİ ROLÜNÜN GÜÇLENDİRİLMESİ ARTIK ZORUNLULUKTUR” Haber

“ECZACININ SAĞLIK SİSTEMİNDEKİ ROLÜNÜN GÜÇLENDİRİLMESİ ARTIK ZORUNLULUKTUR”

“ECZACININ SAĞLIK SİSTEMİNDEKİ ROLÜNÜN GÜÇLENDİRİLMESİ ARTIK ZORUNLULUKTUR” Türk Eczacıları Birliği, 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında toplum eczanelerinin birinci basamak sağlık hizmetlerindeki stratejik rolüne dikkat çekti. Açıklamada, ilaç yoklukları, eczacılık eğitimi, genç eczacı istihdamı, kamu eczacılarının sorunları ve ilaca erişimde yaşanan yapısal sıkıntılar öne çıkarıldı. “TOPLUM ECZANELERİ BİRİNCİ BASAMAĞIN EN GÜÇLÜ PAYDAŞLARINDAN BİRİ OLMALIDIR” Türk Eczacıları Birliği, 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü kapsamında “Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri – Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı” temasıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Türkiye’de bilimsel eczacılığın temellerini oluşturan ilk eczacılık sınıfının kurulduğu ve ilk eczacılık dersinin verildiği 14 Mayıs 1839’dan bu yana 187 yıl geçtiği vurgulandı. Türk Eczacıları Birliği, Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ile kamuda, akademide ve sanayide görev yapan 55 bin eczacının sağlık sisteminin en yaygın ve erişilebilir sağlık noktaları arasında yer aldığını belirtti. Birlik açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: “Eczanelerimiz; kolay erişilebilir yapısıyla, yaygın hizmet ağıyla, bilimsel danışmanlık kapasitesiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin en güçlü paydaşlarından biri olmalıdır.” “YILDA 508 MİLYON REÇETE ECZANELERDE İŞLEM GÖRÜYOR” Açıklamada, eczanelerin yalnızca ilaç temin noktası olmadığı, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetleri, kronik hastalık yönetimi, danışmanlık, erken risk tespiti ve güvenli ilaç kullanımı açısından stratejik bir rol üstlendiği bildirildi. Türk Eczacıları Birliği, sadece Sosyal Güvenlik Kurumu’na sunulan reçeteler kapsamında eczanelerde yılda yaklaşık 508 milyon reçetenin işlem gördüğünü açıkladı. Birlik, yaşlanan nüfus ve artan kronik hastalık yükü karşısında toplum eczanelerinin daha etkin kullanılması gerektiğini vurguladı: “Daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç vardır.” “KAMU ECZACILIĞI GÜÇLENDİRİLMEDEN SAĞLIK SİSTEMİNİN KALİTESİ ARTIRILAMAZ” Basın açıklamasında kamu eczacılarının yaşadığı yapısal sorunlara da dikkat çekildi. Kadro yetersizliği, özlük hakları, ekonomik talepler, çalışma ortamları ve eczacının personel tanımındaki konumu, çözüm bekleyen başlıklar arasında sıralandı. Türk Eczacıları Birliği, kamu eczacılığı ve klinik eczacılık uygulamalarının sağlık sisteminin etkinliği açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti: “Kamu eczacılığı güçlendirilmeden ve klinik eczacılık uygulamaları yaygınlaştırılmadan sağlık sistemimizin etkinliğini, verimliliğini ve kalitesini kalıcı olarak artırmak mümkün değildir.” “ECZACILIKTA İSTİHDAM KRİZİ YAŞANIYOR” Açıklamada, genç eczacıların karşı karşıya kaldığı istihdam darboğazı da mesleğin en önemli sorunları arasında gösterildi. Türk Eczacıları Birliği, 2001 yılında 8 olan eczacılık fakültesi sayısının bugün 64’e ulaştığını, buna karşın fakültelerin yalnızca 19’unun tam akredite eğitim verebildiğini bildirdi. Yıllık mezun sayısının 2017’de 1.448 iken 2025’te 3.868’e yükseldiği, halen eczacılık fakültelerinde 25 binden fazla öğrencinin öğrenim gördüğü açıklandı. Birlik, yeni eczacılık fakültesi açılışlarının durdurulması, kontenjanların ülke ihtiyaçlarına göre yeniden belirlenmesi ve eğitimde kalite ile akreditasyonun esas alınması çağrısında bulundu. “Sağlık alanındaki bir mesleğin mensuplarının işsiz bırakılması, ülkenin en büyük gücü olan genç insan sermayesinin heba edilmesidir.” “ECZACILIĞI BASİT BİR TİCARET FAALİYETİ HALİNE GETİREN ANLAYIŞLARA KARŞIYIZ” Türk Eczacıları Birliği, 6197 Sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’a ilişkin yapılacak düzenlemelerde meslek örgütünün görüşünün alınması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, eczacılık mevzuatındaki düzenlemelerin kamu yararı ve toplum sağlığı odağında hazırlanması gerektiği belirtildi. Birlik açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “Eczacılık mesleğinin geleceğini, özgür ve bağımsız eczane modelini ve toplum sağlığını riske atacak hiçbir yaklaşımı kabul etmiyoruz.” “İLACA ERİŞİM SORUNU YAPISAL BİR HAL ALDI” Açıklamada, ilaç tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, ham maddeye erişim sorunları, artan üretim maliyetleri, jeopolitik gelişmeler, yaşlanan nüfus ve kronik hastalık yükündeki artışın sağlık sistemlerini doğrudan etkilediği ifade edildi. Türk Eczacıları Birliği, Türkiye’de sağlık harcamalarının OECD ortalamasının altında kaldığını belirterek, bu tablonun ilaç politikalarına da yansıdığını bildirdi. Açıklamada, yenilikçi ve yüksek maliyetli ilaçlara erişimde yaşanan sorunların hastaları doğrudan etkilediği vurgulandı. Birlik, ilaç yokluklarının eczacıların iradesiyle ortaya çıkmadığını belirtti: “Eczacılar olarak amacımız, bütün hastaların güvenli, etkili ve erişilebilir biçimde ilaçlara ulaşmasını sağlamaktır.” “YERLİ İLAÇ ÜRETİMİ STRATEJİK ULUSAL HEDEF OLMALIDIR” Türk Eczacıları Birliği, yerli ilaç üretiminin stratejik bir ulusal hedef olarak önceliklendirilmesi gerektiğini açıkladı. Açıklamada, Türkiye’nin akademik birikimi, yetişmiş insan kaynağı ve Ar-Ge kapasitesiyle bu üretimi gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğu; ancak bunun için güçlü, istikrarlı ve uzun soluklu bir devlet politikasına ihtiyaç bulunduğu ifade edildi. “Kendi ilaçlarımızı ülkemizde üretmediğimiz ve dışa bağımlılığı kırmadığımız sürece, ilaç yoklukları kronik ve yapısal bir sorun olarak varlığını sürdürecektir.” “GÜVENLİ İLACA ERİŞİM HAKKINI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Türk Eczacıları Birliği, 70 yılı aşkın geçmişi ve 55 bin üyesiyle güvenli ilaca erişimin en önemli teminatlarından biri olduğunu vurguladı. Birlik, eczacılık mesleğinin artan işletme maliyetleri, ilaç yoklukları, istihdam baskısı ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek, sorunların geçici yaklaşımlarla değil, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla çözülmesi gerektiğini açıkladı. Basın açıklaması şu mesajla tamamlandı: “Halk sağlığını, mesleğimizin bilimsel niteliğini, eczacının mesleki bağımsızlığını, sürdürülebilirliğini ve vatandaşlarımızın güvenli ilaca erişim hakkını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.”

HEMŞİRELER GÜNÜ KUTLANDI Haber

HEMŞİRELER GÜNÜ KUTLANDI

HEMŞİRELER GÜNÜ KUTLANDI İnsan hayatına doğrudan temas eden, hastaların iyileşme ve bakım aşamalarında kritik sorumluluklar üstlenen hemşireler, 12 Mayıs Hemşireler Günü vesilesiyle Giresun’da gerçekleştirilen programla onurlandırıldı. SAĞLIK HİZMETİNİN VAZGEÇİLMEZ GÜCÜ Hemşirelik, sadece bir sağlık branşı değil; yaşamı koruyan, hastalara umut aşılayan, ailelere güven veren ve sağlık sisteminin kesintisiz işlemesini sağlayan en temel mesleklerden biridir. Hastanelerden aile sağlığı merkezlerine, acil servislerden yoğun bakımlara, ameliyathanelerden toplum sağlığı hizmetlerine kadar her alanda görev yapan hemşireler; tedavi takibinden hasta bakımına, eğitim çalışmalarından koruyucu sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede insanlığa hizmet sunmaktadır. İNSAN HAYATINA DOKUNAN MESLEK Hemşireler, hastaların en zor anlarında yanlarında olan sağlık profesyonelleridir. Gece gündüz demeden özveriyle çalışan hemşireler, tıbbi bakımın yanı sıra hastaların moralini yükseltmekte, ailelerin endişelerini gidermekte ve tedavi sürecine insani bir destek katmaktadır. Bu yönüyle hemşirelik, sağlık hizmetlerinin bilimsel temelleri kadar vicdani ve insani değerlerini de temsil eder. Toplum sağlığının muhafazasında, hastalıkların önlenmesinde, iyileşme süreçlerinin hızlanmasında ve sağlık bilincinin artırılmasında hemşirelerin emeği büyük önem taşır. HEMŞİRELER GÜNÜ KUTLU OLSUN İnsan sağlığı adına fedakârca çalışan, mesleğini sabır, emek ve yüksek sorumlulukla icra eden tüm hemşirelerin 12 Mayıs Hemşireler Günü kutlu olsun. Sağlık hizmetlerinin her kademesinde kritik görevler üstlenen hemşireler, gösterdikleri özveri ve insan hayatına sağladıkları değerli katkılarla toplumun en saygın meslek grupları arasında yer almaktadır. GİRESUN’DA HASTANEDE PROGRAM DÜZENLENDİ Giresun’da 12 Mayıs Hemşireler Günü etkinlikleri kapsamında Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde özel bir kutlama programı organize edildi. Programa Giresun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Köksal, hastane yöneticileri ve çok sayıda sağlık çalışanı katılım sağladı. İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMŞİRELERLE BİR ARAYA GELDİ Giresun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy ve Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Köksal, Hemşireler Günü dolayısıyla Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen etkinliğe katılarak sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi. Program, hemşirelerin sağlık sistemine sunduğu emeklerin ve kıymetli katkıların vurgulandığı anlamlı bir buluşma şeklinde gerçekleşti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.