Hava Durumu

#Koruyucu Ekipman

giresunsonhaber - Koruyucu Ekipman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koruyucu Ekipman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ” Haber

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ”

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Azmi Yüksel, sığır brusellozuyla mücadelede kullanılan S19 ve RB51 aşılarına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaların bilimsel veriler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yüksel, brusellozun yalnızca hayvan sağlığını değil, insan sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvansal üretimi doğrudan etkileyen önemli bir zoonotik hastalık olduğuna dikkat çekti. Veteriner Halk Sağlığı Derneği, sosyal medyada sığır brusellozuyla mücadelede kullanılan Brucella abortus S19 aşısının “ilkel ve geri bir teknoloji olduğu”, yeterli koruma sağlamadığı ve RB51 aşısının daha üstün bir seçenek olduğu yönünde dile getirilen iddialara ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Azmi Yüksel, hayvan hastalıkları, zoonozlar ve veteriner aşıları konusunda kamuoyuna bilgi verilirken kişisel kanaatlerin değil, bilimsel kanıtların ve alan uzmanlarının değerlendirmelerinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Yüksel, “Brusellozla mücadelede sözü kişisel kanaatler değil; bilim, bilimsel kanıt ve konunun uzmanları söylemelidir” ifadelerini kullandı. BRUSELLOZ İNSANLARA DA BULAŞABİLİYOR Bruselloz, Brucella cinsi bakterilerin neden olduğu, başta sığır, koyun, keçi ve domuzlar olmak üzere çeşitli hayvan türlerini etkileyen bulaşıcı bir hastalık olarak biliniyor. Hastalık hayvanlardan insanlara geçebildiği için zoonozlar arasında yer alıyor. İnsanlara bulaşma çoğunlukla; Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi, Enfekte hayvanlarla veya hayvanların doğum ve düşük materyalleriyle korunmasız temas, Kesim, doğum, aşılama ve laboratuvar işlemleri sırasında bakterinin solunması ya da deri bütünlüğünün bozulduğu alanlardan vücuda girmesi sonucunda gerçekleşebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, insanlardaki vakaların önemli bölümünü enfekte hayvanlardan elde edilen çiğ süt ve pastörize edilmemiş peynirlerin tüketimiyle ilişkilendiriyor. İnsanlarda ateş, yoğun terleme, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, kas ve eklem ağrıları gibi belirtiler görülebiliyor; tedavi edilmediğinde hastalık uzun süreli veya tekrarlayıcı bir seyir gösterebiliyor. (Dünya Sağlık Örgütü) HAYVANCILIKTA YAVRU ATMA VE VERİM KAYBINA NEDEN OLUYOR Brusellozun hayvanlardaki en önemli sonuçları arasında gebeliğin özellikle ileri dönemlerinde yavru atma, ölü veya güçsüz yavru doğumu, döl tutmama, kısırlık, süt veriminde azalma ve erkek hayvanlarda üreme sistemi hastalıkları bulunuyor. Hastalık sürülerde yalnızca veteriner sağlık sorunu oluşturmuyor; üretim kaybı, hayvan değerinin düşmesi, sürü yenileme maliyetleri ve ticari kısıtlamalar nedeniyle yetiştiriciler açısından ciddi ekonomik zararlara da yol açabiliyor. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü de brusellozu hayvan sağlığı, uluslararası ticaret, gıda güvenliği ve kırsal ekonomi üzerinde önemli etkileri bulunan bir hastalık olarak değerlendiriyor. (woah.org) “S19 AŞISINA İLKEL DEMEK BİLİMSEL DEĞİL” Azmi Yüksel, S19 aşısının eski tarihlerden beri kullanılıyor olmasının aşının bilimsel değerini ortadan kaldırmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “S19 aşısını ‘ilkel’, ‘geri teknoloji’ veya ‘koruma sağlamayan bir aşı’ olarak nitelendirmek bilimsel olarak doğru değildir. Bir aşının uzun yıllardır kullanılıyor olması, etkisiz olduğu anlamına gelmez. Önemli olan aşının etkinliğinin, güvenliğinin, uygulama yönteminin ve ülkenin hastalıkla mücadele stratejisindeki yerinin bilimsel verilerle değerlendirilmesidir.” Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün teknik dokümanlarında S19, sığır brusellozunun kontrolünde kullanılan temel aşılardan biri olarak yer alıyor. Türkiye’de de sığır brusellozuyla mücadelede B. abortus S19, koyun ve keçilerde ise B. melitensis Rev-1 aşılarının kullanıldığı Tarım ve Orman Bakanlığının resmî kaynaklarında belirtiliyor. (woah.org) RB51’İN AVANTAJLARI VAR, ANCAK “MUTLAK ÜSTÜN” DEĞİL Yüksel, RB51 aşısının da farklı biyolojik ve serolojik özelliklerinden kaynaklanan bazı avantajlara sahip olduğunu ancak bu durumun aşının her koşulda S19’dan daha etkili ve güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade etti. “Bilimsel yaklaşım, aşılardan birini bütünüyle kötüleyip diğerini modern ve kusursuz çözüm olarak sunmak değildir. Her iki aşının da avantajları, sınırlılıkları ve uygulama koşulları bulunmaktadır. Seçilecek strateji ülkenin hastalık yaygınlığına, sürü yapısına, aşılama kapasitesine, laboratuvar altyapısına ve epidemiyolojik hedeflerine göre belirlenmelidir.” WOAH belgelerinde RB51’in bazı ülkelerde sığırlarda B. abortus enfeksiyonunun önlenmesi amacıyla resmî aşı olarak kullanıldığı belirtilirken, mevcut bilimsel yaklaşım iki aşının “eski-yeni” veya “kötü-iyi” biçiminde basit bir karşıtlıkla değerlendirilmesini desteklemiyor. (woah.org) RB51 İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖZEL DİKKAT GEREKTİRİYOR Veteriner Halk Sağlığı Derneğinin açıklamasında RB51’in canlı bir aşı suşu olduğu, aşılama sırasında iğnenin yanlışlıkla veteriner hekime veya uygulayıcıya batması gibi kazalar sonucunda insanlara bulaşabileceği belirtildi. RB51 enfeksiyonlarının iki önemli özelliği bulunuyor: Birincisi, bu aşı suşunun neden olduğu enfeksiyonlar rutin Brucella serolojik testlerinde güvenilir biçimde tespit edilemeyebiliyor. İkincisi ise RB51’in bruselloz tedavisinde yaygın olarak kullanılan antibiyotiklerden rifampisine doğal olarak dirençli olması nedeniyle tanı ve tedavi sürecinin farklı biçimde planlanması gerekiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, RB51 kaynaklı insan vakalarının çoğunlukla aşılama sırasında meydana gelen iğne batması kazalarıyla ilişkili olduğunu, bazı vakaların ise çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünleri üzerinden gelişebildiğini bildiriyor. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Yüksel, bu nedenle veteriner aşılarının yalnızca yetkili kişiler tarafından, uygun koruyucu ekipman ve biyogüvenlik kuralları altında uygulanması gerektiğini belirtti. AŞILAMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL Brusellozun Türkiye’de varlığını sürdürmesinin yalnızca kullanılan aşıya bağlanamayacağını kaydeden Yüksel, mücadelede birbirini tamamlayan çok sayıda uygulamanın birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Hastalıkla mücadele yalnızca hayvana aşı uygulamakla tamamlanmaz. Aşılama programlarının düzenli sürdürülmesi, hastalığın aktif olarak izlenmesi, enfekte hayvan ve sürülerin belirlenmesi, hayvan hareketlerinin kontrol altında tutulması, kayıt sisteminin güçlendirilmesi ve veteriner sağlık hizmetlerinin sahada kesintisiz yürütülmesi gerekir.” Tarım ve Orman Bakanlığının yürürlükteki mücadele yaklaşımı da aşılama stratejisinin yanında sürveyans, saha çalışmaları, laboratuvar teşhisi ve hayvan hastalıklarının kontrolüne yönelik uygulamaları birlikte ele alıyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) ATIK YAVRU VE DOĞUM MATERYALLERİ BÜYÜK RİSK TAŞIYOR Bruselloz bulunan işletmelerde düşük yapan hayvanların yavruları, yavru zarları, plasenta, doğum sıvıları, kirlenmiş yataklık ve gübre hastalığın yayılmasında önemli rol oynuyor. Bu materyallerin çıplak elle tutulmaması, çevreye veya su kaynaklarına bırakılmaması, köpeklere verilmemesi ve veteriner hekimin yönlendirmesi doğrultusunda güvenli şekilde uzaklaştırılması gerekiyor. Düşük yapan hayvanın sürüden ayrılması, temas alanlarının temizlenip dezenfekte edilmesi ve durumun yetkili veteriner birimlerine bildirilmesi hastalığın sürü içinde yayılmasını azaltan temel önlemler arasında bulunuyor. (Veteriner Kontrol Enstitüsü) ÇİĞ SÜT VE PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ ÜRÜNLERE KARŞI UYARI Azmi Yüksel, brusellozun halk sağlığı boyutunda tüketicilerin de dikkatli olması gerektiğini belirterek çiğ süt, taze peynir ve kaynağı belirsiz süt ürünlerine karşı uyardı. “Sütün kaynatılması veya pastörize edilmesi yalnızca ürünün dayanıklılığıyla ilgili değildir; zoonotik hastalıklara karşı temel bir halk sağlığı önlemidir. Özellikle hastalığın görüldüğü bölgelerde çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünlerinin tüketilmesi ciddi risk taşımaktadır.” WOAH, insan brusellozunun önlenmesinde enfeksiyonun hayvanlarda kontrol altına alınmasını temel yaklaşım olarak gösterirken, enfekte hayvanlardan elde edilen sütün pastörize edilmesinin insanlara bulaşma riskini önemli ölçüde azalttığını bildiriyor. (woah.org) RİSK ALTINDAKİ MESLEK GRUPLARI Bruselloz açısından özellikle; Veteriner hekimler, Hayvan yetiştiricileri, Çobanlar, Mezbaha ve kesimhane çalışanları, Kasaplar, Süt ve süt ürünü üretiminde çalışanlar, Laboratuvar personeli daha yüksek mesleki risk altında bulunuyor. Bu kişilerin doğum, düşük, kesim, nekropsi, numune alma ve aşılama işlemleri sırasında eldiven, gözlük, maske ve koruyucu giysi kullanması; iğne batması veya şüpheli materyalle temas halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor. “BRUSELLOZ TEK SAĞLIK MESELESİDİR” Yüksel, brusellozun insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini gösteren en açık hastalıklardan biri olduğunu belirtti. “Hayvan sağlığını korumadan insan sağlığını, gıda güvenliğini ve üreticinin ekonomik geleceğini korumak mümkün değildir. Brusellozla mücadele; veteriner hekimlerin, beşerî hekimlerin, laboratuvarların, kamu kurumlarının, yetiştiricilerin ve gıda sektörünün ortak sorumluluğudur.” Veteriner Halk Sağlığı Derneği, Türkiye’nin zoonotik hastalıklarla daha etkili mücadele edebilmesi için bilimsel ve teknik kararlarını mesleki esaslarla alabilen, kurumsal kapasitesi güçlü ve bağımsız hareket edebilen bir veteriner otoriteye ihtiyaç bulunduğunu vurguladı. YÜKSEL: “TOPLUMU YANILTACAK KESİN HÜKÜMLERDEN KAÇINILMALI” Veteriner Hekim Azmi Yüksel açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Üreticilerimizin bilgisi ve saha deneyimi elbette değerlidir. Ancak kişisel deneyim ve gözlemler, bilimsel kanıtların ve mesleki uzmanlığın yerine geçemez. Hayvan hastalıkları, zoonozlar ve veteriner aşıları hakkında konuşulurken bilimsel kanıtlar esas alınmalı, uzmanlık alanlarına saygı gösterilmeli ve toplumu yanıltabilecek kesin hükümlerden kaçınılmalıdır. Brusellozla mücadelede sözü bilim ve uzmanlık söylemelidir.”

GİRESUN’DA ASBESTLİ BORULARA NEŞTER: İKİNCİ ETAP BAŞLADI Haber

GİRESUN’DA ASBESTLİ BORULARA NEŞTER: İKİNCİ ETAP BAŞLADI

GİRESUN’DA ASBESTLİ BORULARA NEŞTER: İKİNCİ ETAP BAŞLADI Giresun Belediyesi, Teyyaredüzü’nde tamamlanan ilk etabın ardından Atatürk Lisesi ile G-City arasındaki yaklaşık 6 kilometrelik hatta asbestli içme suyu borularını yeni nesil polietilen borularla değiştirmeye başladı. 31 milyon 500 bin liralık yatırımla şebekenin kapasitesinin artırılması, su kayıplarının azaltılması ve daha güvenli bir altyapı oluşturulması hedefleniyor. Giresun Belediyesi, kentin yıllardır kullanılan eski içme suyu hatlarını yenilemek amacıyla yürüttüğü çalışmalarda ikinci etaba geçti. Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından sürdürülen çalışma kapsamında, ekonomik ömrünü tamamlayan asbestli çimento boruları sökülerek yerlerine uzun ömürlü, yüksek sızdırmazlık özelliğine sahip yeni nesil polietilen borular döşeniyor. Yatırımla birlikte eski hatlardan kaynaklanan arızaların ve su kayıplarının azaltılması, içme suyu şebekesinin güçlendirilmesi ve bölgeye daha kesintisiz hizmet verilmesi amaçlanıyor. 6 KİLOMETRELİK HAT BAŞTAN SONA YENİLENİYOR Teyyaredüzü Mahallesi’nde tamamlanan ilk etabın ardından başlayan ikinci etap, Atatürk Lisesi ile G-City arasındaki yaklaşık 6 kilometrelik güzergâhı kapsıyor. Toplam yatırım bedeli 31 milyon 500 bin TL olarak açıklanan çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte bölgenin içme suyu altyapısının bütünüyle yenilenmesi planlanıyor. Yeni hatla birlikte şebeke kapasitesinin artırılması, su kayıplarının azaltılması ve uzun yıllar hizmet verecek daha dayanıklı bir sistem kurulması hedefleniyor. ALTYAPI ÇALIŞMALARI KENTİN FARKLI NOKTALARINDA SÜRÜYOR Giresun Belediyesi, asbestli boru değişiminin yanı sıra kanalizasyon, yağmur suyu ve şebeke yenileme çalışmalarını da farklı mahallelerde eş zamanlı olarak sürdürüyor. Nizamiye Mahallesi Yazar Sokak’ta kanalizasyon ve yağmur suyu hattı imalatı devam ederken, Aksu Mahallesi 37 No’lu Sokak’ta içme suyu şebekesinde tamirat yapılıyor. Aksu Mahallesi Mehmet İzmen Caddesi ile Uzuncakum mevkisinde ise ayrı ayrı 200 metrelik yeni kanalizasyon hattı inşa ediliyor. ASBEST NEDİR, NEDEN TEHLİKELİDİR? Asbest; ısıya, aşınmaya ve kimyasal maddelere dayanıklı, lifli yapıya sahip doğal silikat minerallerinin ortak adıdır. Uzun yıllar boyunca dayanıklılığı, yanmazlığı ve düşük maliyeti nedeniyle inşaat, sanayi, gemi, otomotiv ve altyapı sektörlerinde yaygın biçimde kullanıldı. Ancak asbestin mikroskobik lifleri havaya karıştığında ve solunduğunda insan sağlığı açısından ciddi risk oluşturuyor. Asbestin asıl tehlikesi, borunun sağlam halde bulunmasından çok; kesilmesi, kırılması, taşlanması, delinmesi veya kontrolsüz biçimde sökülmesi sırasında liflerin havaya yayılmasıyla ortaya çıkıyor. BİNALARDAN SU HATLARINA KADAR GENİŞ BİR ALANDA KULLANILDI Asbest, özellikle 20. yüzyıl boyunca çok sayıda üründe tercih edildi. Başlıca kullanım alanları arasında şunlar yer aldı: Asbestli çimento içme suyu ve kanalizasyon boruları Çatı ve cephe kaplama levhaları Isı, ses ve yangın yalıtım malzemeleri Kazan ve tesisat izolasyonları Fren ve debriyaj balataları Conta, fitil ve sanayi ürünleri Eski yapılardaki sıva, döşeme ve yalıtım malzemeleri Asbestli çimento boruları da geçmişte dayanıklı, ekonomik ve korozyona dirençli oldukları gerekçesiyle içme suyu şebekelerinde yaygın olarak kullanıldı. HASTALIKLAR YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKABİLİYOR Asbest liflerinin solunması, liflerin akciğer dokusuna yerleşmesine ve vücuttan kolaylıkla atılamamasına neden olabiliyor. Uzun süreli veya yoğun maruziyet sonucunda; Asbestozis Akciğer kanseri Mezotelyoma Akciğer zarında kalınlaşma Gırtlak ve yumurtalık kanseri gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Bu hastalıkların önemli bir bölümü maruziyetten hemen sonra değil, 10 ila 40 yılı aşabilen uzun bir sürenin ardından belirti verebiliyor. İÇME SUYUNDAKİ RİSK İLE SÖKÜMDEKİ RİSK AYNI DEĞİL Asbest konusunda en güçlü ve en iyi bilinen sağlık riski, liflerin solunum yoluyla vücuda alınmasıdır. Asbestli çimento borular bakımından en büyük mesleki tehlike; boruların kesilmesi, kırılması, delinmesi ve sökülmesi sırasında ortaya çıkan tozdur. Bu nedenle boruların değiştirilmesi sırasında yalnızca yeni hattın döşenmesi değil, eski hattın hangi yöntemle söküldüğü de doğrudan sağlık ve çevre güvenliği konusu haline geliyor. ASBESTLİ BORULAR SIRADAN KAZI YÖNTEMİYLE SÖKÜLEMEZ Asbestli boru değişimi, klasik bir altyapı kazısı gibi yürütülmemeli. Çalışma başlamadan önce borunun türü, durumu, konumu ve asbest içeriği belirlenmeli; ayrıntılı bir risk değerlendirmesi ile söküm planı hazırlanmalıdır. Uygulama sırasında; Çalışma alanı çevrilmeli Yetkisiz kişilerin alana girişi engellenmeli Borular kontrollü biçimde nemlendirilmeli Kırma, taşlama ve yüksek devirli kesimden kaçınılmalı Borular mümkün olduğunca bütün halde çıkarılmalı Uygun solunum koruyucu ekipman kullanılmalı Çalışanlara tek kullanımlık koruyucu kıyafet verilmelidir Asbestli malzemenin kuru halde kırılması veya iş makineleriyle parçalanması, liflerin çevreye yayılmasına neden olabileceği için en riskli uygulamalar arasında yer alıyor. SÖKÜLEN BORULAR HAFRİYATA KARIŞTIRILAMAZ Sökülen asbestli borular, sıradan inşaat atığı veya hafriyat olarak değerlendirilemez. Boruların mümkün olduğunca parçalanmadan çıkarılması, yüzeylerinin nemli tutulması, dayanıklı ve sızdırmaz malzemelerle paketlenmesi gerekiyor. Kırılan boru parçaları, temizlik malzemeleri, filtreler ve kullanılan koruyucu kıyafetler de asbestli atık kabul ediliyor. Ambalajların üzerinde tehlike uyarısı bulunmalı ve atıklar açık kasalı araçlarla, üzeri kapatılmadan veya çevreye lif yayabilecek biçimde taşınmamalıdır. ASBESTLİ ATIKLAR YAKILAMAZ, GERİ DÖNÜŞÜME GÖNDERİLEMEZ Asbestli atıkların yakılması, yeniden kullanılması, geri dönüşüm malzemelerine karıştırılması veya yol dolgusuna verilmesi uygun değildir. Bertaraf sürecinde; Atık kaynağında ayrı toplanmalı Uygun atık koduyla kayıt altına alınmalı Sızdırmaz biçimde paketlenmeli Lisanslı araçlarla taşınmalı Yetkili bertaraf tesislerine gönderilmeli Teslim ve taşıma belgeleri saklanmalıdır Asbestli boruların başka bir altyapı çalışmasında dolgu veya yapı malzemesi olarak yeniden kullanılması, sağlık ve çevre güvenliği açısından kabul edilemez. YATIRIMIN BAŞARISI SÖKÜM VE BERTARAF SÜRECİYLE ÖLÇÜLECEK Giresun’daki asbestli çimento borularının yeni nesil polietilen borularla değiştirilmesi, kentin içme suyu altyapısının yenilenmesi açısından önemli bir yatırım niteliği taşıyor. Ancak çalışmanın başarısı yalnızca yeni boruların döşenmesiyle değil; eski boruların kırılmadan sökülmesi, çalışanların korunması, çevreye lif yayılmasının önlenmesi ve çıkarılan malzemenin lisanslı tesislerde mevzuata uygun biçimde bertaraf edilmesiyle birlikte değerlendirilecek.

Giresun’da Trafik Denetimleri: 10 günde 930 Ceza, 18 Kaza Haber

Giresun’da Trafik Denetimleri: 10 günde 930 Ceza, 18 Kaza

Giresun'da 10-20 Ekim 2025 Trafik Denetimlerinde 1,9 Milyon TL Ceza! Giresun Emniyet Müdürlüğü, 10-20 Ekim tarihleri arasında il merkezi ve genelinde gerçekleştirdiği trafik denetimlerine ilişkin verileri kamuoyuyla paylaştı. Denetimler kapsamında toplamda 1 milyon 925 bin 427 TL idari para cezası uygulanırken, 35’i motosiklet olmak üzere toplam 43 araç trafikten men edildi. Trafik Denetimlerinde Yoğunluk İl merkezinde yapılan kontrollerde: 3.255 araç, 459 motosiklet, 31 taksi ve 258 dolmuş denetimden geçirildi. Bu denetimlerde toplam 930 trafik cezası kesildi. En çok ceza kesilen araç grubu motosikletler olurken, 101 sürücüye toplam 408 bin 719 TL ceza uygulandı. 130 dolmuş şoförüne ise 196 bin 739 TL ceza yazıldı. Alkol ve Hız İhlali Denetimleri Alkollü araç kullanımına yönelik denetimlerde il merkezinde 10 sürücüye işlem yapıldı ve toplam 99 bin 735 TL ceza kesildi. Bu sürücülerden biri motosiklet kullanıcısıydı. Taksi ve dolmuş sürücüleri arasında alkollü araç kullanımı tespit edilmedi. Hız ihlallerine yönelik kontrollerde ise: 126 sürücüye işlem yapılarak 362 bin 412 TL ceza kesildi. Hız yapan motosiklet sürücülerine toplam 53 bin 918 TL, dolmuş sürücülerine ise 6 bin 501 TL ceza uygulandı. Park İhlalleri ve Usulsüz Taşıma Park yasağına uymayan sürücülere toplam 386 ceza kesildi ve bu kapsamda 409 bin 116 TL para cezası** uygulandı. Bunlar arasında: Dolmuş duraklarına usulsüz park eden araçlara 13 bin 902 TL, Durak harici yolcu indirip bindiren araçlara ise 36 bin 741 TL ceza kesildi. Kaza Verileri: 12 Yaralanmalı Kaza Giresun il merkezinde 10 günlük süre zarfında toplam 18 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalardan 12’si yaralanmalı, 6’sı ise maddi hasarlı olarak kayıtlara geçti. Herhangi bir ölümlü kaza yaşanmazken, toplam 13 kişi yaralandı. Kazaların 4’ü motosiklet kazası olarak rapor edildi. Araç Tescil Sayıları Dikkat Çekti Emniyet birimleri ayrıca güncel tescil verilerini de paylaştı: İl genelinde tescilli araç sayısı: 124.413 Tescilli motosiklet sayısı: 12.600 İl merkezinde tescilli taksi sayısı: 473 Tescilli dolmuş sayısı: 872 Giresun Emniyet Müdürlüğü, trafik güvenliğini artırmak ve kazaların önüne geçmek amacıyla denetimlerin aralıksız süreceğini duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.