Hava Durumu

#Kooperatif

giresunsonhaber - Kooperatif haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kooperatif haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FİSKOBİRLİK PİYASADA Haber

FİSKOBİRLİK PİYASADA

FİSKOBİRLİK PİYASADA, ÜRETİCİ İÇİN TMO, BÜYÜK TÜCCAR VE MANAVLAR DIŞINDA BİR ALTERNATİF OLUŞTURUYOR FİSKOBİRLİK’in 2026 ürünü fındık alım programına ilişkin ilk bilgiler yerel basına yansıdı. Birliğin piyasada alıcı olarak bulunması üretici açısından yeni bir teslim kanalı oluştururken, alımların kaç kooperatifte ve ne kadar tonajla yürütüleceği henüz bilinmiyor. Fındık piyasasında TMO ile tüccar arasındaki yüksek fiyat farkının tartışıldığı bir dönemde FİSKOBİRLİK de alım programıyla piyasada yerini almaya başladı. Yerel basına yansıyan bilgilere göre FİSKOBİRLİK’in ortak üreticiler için yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındıkta 205 TL, Levant kalite fındıkta ise 195 TL alım fiyatı uygulayacağı bildirildi. Ortak olmayan üreticilerden ürünün bu fiyatların 5 TL altında alınacağı; randıman farkı, coğrafi işaret desteği ve ürünü kendi imkânıyla getiren üreticilere nakliye ödemesi yapılacağı da aktarıldı. Yerel basına yansıyan alım koşulları Ancak bu fiyat ve koşulları gösteren ayrıntılı tablo henüz FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde yayımlanmadı. ÜRETİCİ İÇİN YENİ BİR TESLİM KANALI FİSKOBİRLİK’in piyasada alıcı olarak bulunması, üreticinin ürününü yalnızca büyük tüccarlara ve onların adına alım yaptığı belirtilen manavlara teslim etmek zorunda kalmaması açısından önem taşıyor. Üreticinin önünde böylece üç temel kanal oluşuyor: TMO’nun randevulu ve kalite kriterlerine bağlı alım sistemi,Serbest piyasada tüccar ve manavlar,Üretici kooperatifi niteliğindeki FİSKOBİRLİK. FİSKOBİRLİK’in fiyatı TMO’nun 255 TL’lik Giresun kalite fiyatının altında kalsa da kooperatif ağı, teslim kolaylığı, üreticiyle doğrudan ilişki ve ilave destekler açısından alternatif oluşturma potansiyeli bulunuyor. Üreticinin karşısındaki alıcı sayısının artması, tek bir kanala bağımlılığın azalmasına ve ürün tesliminde seçeneklerin çoğalmasına katkı sağlayabilir. PİYASADAKİ ETKİYİ ALINAN TONAJ GÖSTERECEK FİSKOBİRLİK’in piyasaya girmesi önemli olmakla birlikte kurumun fiyatlar üzerindeki gerçek etkisini alacağı fındık miktarı belirleyecek. Alımlar çok sayıda kooperatifte, yeterli finansmanla ve düzenli şekilde yürütülürse FİSKOBİRLİK üretici açısından güçlü bir alternatif haline gelebilir. Serbest piyasada 180–190 TL bandında oluşan fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine de katkı sağlayabilir. Alım miktarının sınırlı kalması halinde ise kurumun piyasadaki varlığı üreticiye ek bir teslim noktası sağlayacak ancak fiyatları belirleyecek ölçüde bir etki oluşturmayabilecek. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in piyasadaki izi yalnızca açıkladığı belirtilen fiyatla değil, sezon boyunca satın aldığı toplam ürün miktarıyla görülecek. RESMÎ SİTEDE AYRINTILI PROGRAM YER ALMIYOR FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde 20 Ağustos’ta “FİSKOBİRLİK’ten Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığıyla bir sayfa açıldı. Ancak sayfada halen yalnızca “En kısa süre içerisinde sayfamız yenilenerek bilgilendirme yapılacaktır” ifadesi bulunuyor. FİSKOBİRLİK’in kampanya sayfası Alım fiyatları, teslim noktaları, ödeme süresi, ürün kabul kriterleri ve hedeflenen toplam alım miktarı henüz bu sayfada paylaşılmadı. Yerel basına yansıyan 205 ve 195 TL’lik fiyatların, kurum tarafından tarihli ve ayrıntılı bir fiyat tablosuyla yayımlanması üreticinin karar sürecini kolaylaştıracaktır. FINDIK PİYASASINDA ÜÇÜNCÜ SEÇENEK TMO’nun Giresun kalite fındıkta 255 TL, Levant kalitede 250 TL fiyat açıklamasına rağmen serbest piyasada daha düşük rakamların uygulanması, üreticiyi teslim kanalları arasında tercih yapmaya zorluyor. TMO’nun randevu, kalite ve ödeme koşulları; tüccarın hızlı alım ve ödeme imkânı; FİSKOBİRLİK’in ise kooperatif yapısı ve üreticiye yakınlığı farklı avantajlar taşıyor. FİSKOBİRLİK’in alım programıyla piyasada bulunması bu açıdan olumludur. Kurumun kaç ton ürün alacağının, ödemeleri hangi sürede yapacağının ve alımların hangi kooperatiflerde sürdürüleceğinin açıklanmasıyla bu alternatifin gerçek ağırlığı daha net görülecektir. FİSKOBİRLİK bugün itibarıyla fındık piyasasında varlığını gösteriyor. Ancak üreticiyi büyük tüccar ve manavlar karşısında ne ölçüde güçlendireceğini, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek fiilî alımlar ve toplam tonaj ortaya koyacak.

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR Haber

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR PİYASAYI REGÜLE EDECEK GÜÇ OLMAZSA ÜRETİCİ YİNE FİYAT OYUNUNUN ORTASINDA KALACAK TMO’nun Giresun kalite fındığı 255 TL’den almaya başlamasına rağmen serbest piyasanın 190–200 TL bandındaki direnci sürüyor. Piyasanın hesabı; TMO’nun yeterli miktarda ürün alamaması, Ferrero’nun alıma geç girmesi ve FİSKOBİRLİK’in etkili bir fiyatla sahaya çıkmaması ihtimali üzerine kuruluyor. Bu senaryo gerçekleşirse kazanan düşük maliyetle ürün toplayan büyük alıcılar, kaybeden ise yine üretici olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 24 Ağustos 2026 itibarıyla yeni sezon fındık alımlarına başladı. Ancak kamu alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki büyük fark henüz kapanmadı. TMO, yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL, Levant kaliteyi 250 TL, Sivri kaliteyi ise 245 TL’den alıyor. Giresun kalite fındıkta 50 randımanın üzerindeki her bir randıman için kilogram başına 5,10 TL ilave ödeme yapılıyor. Buna karşılık Giresun serbest piyasasında üreticinin karşısına ağırlıklı olarak 190–200 TL bandında fiyatlar çıkıyor. Böylece TMO ile serbest piyasa arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye ulaşıyor. TMO’nun resmî alım programında alımların ilk etapta 16 noktada başlayacağı, hasat durumuna göre bu sayının 61’e çıkarılabileceği belirtiliyor. BİR TON FINDIKTA 65 BİN LİRALIK FARK Giresun kalite fındığını 190 TL’den satan üretici ile TMO’ya 255 TL’den teslim eden üretici arasında bir ton üründe 65 bin TL fark bulunuyor. Serbest piyasa fiyatı 200 TL kabul edildiğinde bile bir ton üründeki fark 55 bin TL’ye ulaşıyor. Beş ton fındığı bulunan bir üretici açısından toplam kayıp 275 bin TL ile 325 bin TL arasında değişebiliyor. Bu rakam, sıradan bir piyasa farkı olarak görülemeyecek kadar büyük. Üstelik ürün aynı ürün, üretici aynı üretici, maliyet aynı maliyet. Değişen tek şey, üreticinin karşısında fındığını teslim edebileceği güçlü bir alternatifin bulunup bulunmaması. TÜCCAR NEDEN 190–200 TL BANDINDA DİRENİYOR? Serbest piyasadaki alıcıların fiyat yükseltmemesinin arkasında birkaç temel beklenti bulunuyor. Bunların başında TMO’nun açıkladığı 255 TL’ye rağmen piyasayı regüle edecek büyüklükte ürün alamayabileceği düşüncesi geliyor. TMO’nun alım kapasitesi sınırlı kalır, randevular ileri tarihlere uzar veya üretici ödeme süresini bekleyemezse fındığın yeniden tüccara yönelmesi bekleniyor. TMO ürün bedellerini teslimattan sonraki 21’inci günden itibaren ödüyor. Serbest piyasa ise daha hızlı ödeme, yerinde alım ve daha kolay teslim gibi avantajlar sunuyor. Ancak bu kolaylıkların kilogram başına 55–65 liralık farkı açıklayıp açıklayamayacağı ayrı bir tartışma konusu. Piyasadaki ikinci beklenti, büyük sanayi alıcılarının yeni sezon alımlarına gecikmeli başlaması. Özellikle Ferrero’nun hangi fiyat ve takvimle piyasaya gireceği yakından izleniyor. Şirketin alıma geç başlayacağı yönündeki değerlendirmeler şu aşamada resmî açıklamadan çok piyasa beklentisine dayanıyor. Üçüncü ve belki de en önemli başlık ise FİSKOBİRLİK’in henüz güçlü ve açık bir alım politikasıyla sahada görünmemesi. PİYASAYI AÇIKLANAN FİYAT DEĞİL, ALINAN TONAJ DÜZENLER TMO’nun 255 TL açıklaması tek başına serbest piyasayı regüle etmeye yetmez. Asıl belirleyici olan, Ofisin bu fiyatla kaç ton fındık alacağı ve üreticinin TMO’ya ne kadar kolay ulaşabileceğidir. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, randevuya konu fındık miktarının 100 bin tonu geçtiğini açıkladı. Bu rakam TMO tarafından kamuya açık toplam veri olarak henüz ayrıca duyurulmasa da üreticinin fiyat farkı nedeniyle TMO’ya yöneldiğini gösteren önemli bir açıklama olarak değerlendiriliyor. TMO gelen ürünü düzenli biçimde alırsa özel sektörün 190–200 TL’den fındık bulması zorlaşacak. Üretici ürününü pazara indirmezse arz daralacak ve özel sektör fiyat yükseltmek zorunda kalacak. Ancak TMO’nun alımı yavaşlar, randevular uzar ve üreticinin nakit ihtiyacı ağır basarsa serbest piyasa düşük fiyatı korumaya çalışabilecek. Bu nedenle sezonun temel sorusu yalnızca “TMO kaç lira açıkladı?” değil, “TMO piyasadan kaç ton fındık çekecek?” sorusudur. FİSKOBİRLİK’İN DEĞERİNİ ÖNCE KENDİSİ ANLAMALI Bugün yaşanan tablo, FİSKOBİRLİK’in neden kurulduğunu ve üretici açısından neden vazgeçilmez bir kurum olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. FİSKOBİRLİK, 1938 yılında üreticinin ürününü değerinde pazarlaması ve özel alıcılar karşısında yalnız kalmaması amacıyla kuruldu. Uzun yıllar devlet destekleme alımlarında görev yaptı ve bazı dönemlerde Türkiye fındık üretiminin önemli bölümünü satın alarak piyasanın en güçlü aktörlerinden biri oldu. Ancak bugün TMO 255 TL’den alım yaparken serbest piyasa 190–200 TL’de direniyor ve üretici güçlü bir kooperatif alıcısının eksikliğini hissediyor. FİSKOBİRLİK’in resmî duyurular sayfasında 20 Ağustos tarihli “Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığı yer alıyor. Buna karşın haberin hazırlandığı saat itibarıyla yeni sezon için açık bir alım fiyatı, başlangıç tarihi, ödeme takvimi ve ayrıntılı alım koşulları kamuoyuna net biçimde sunulmuş değil. Oysa üreticinin bugün ihtiyacı olan şey yalnızca kampanya başlığı değil; peşin veya kısa vadeli ödeme, açık fiyat, güçlü finansman ve yeterli tonajla yapılacak gerçek bir alımdır. FİSKOBİRLİK’in değerini yalnızca üretici veya kamuoyu değil, öncelikle kurumun kendisi anlamalıdır. Çünkü FİSKOBİRLİK’in anlamı tabelasında, geçmişinde veya yaptığı açıklamalarda değil; üreticinin en çaresiz olduğu gün piyasaya girerek denge kurabilmesindedir. ÜRETİCİ FİYATI BELİRLEYEN DEĞİL, ÖNÜNE KONULANI KABUL EDEN TARAF Piyasa yeterince regüle edilmediğinde ürününü bekletecek ekonomik gücü olmayan üretici, alıcının belirlediği fiyata razı olmak zorunda kalıyor. Düğün, okul, banka, işçilik, gübre, patoz ve günlük yaşam giderleri üreticinin kapısında bekliyor. Fındığı uzun süre elinde tutamayan üretici, hukuken satıp satmamakta özgür görünse de ekonomik olarak aynı özgürlüğe sahip değil. Bu şartlarda üretici fiyatı belirleyen değil, önüne konulan rakamı kabul etmeye zorlanan taraf haline geliyor. Başka bir ifadeyle piyasayı dengeleyecek güçlü bir kurum olmayınca üretici, fiyat oyununun ortasında yalnız bırakılıyor. DÜŞÜK FİYAT KİMİN İŞİNE YARIYOR? Serbest piyasadaki fiyatın yükselmemesi, yüksek miktarda hammadde satın alan sanayici ve ihracatçıların maliyet avantajını koruyor. Ürün 190–200 TL bandında toplandığında büyük alıcıların maliyeti düşerken üreticinin gelir kaybı büyüyor. Ancak bu durumun bütün tüccarların veya şirketlerin birlikte yürüttüğü organize bir fiyat politikası olduğu ileri sürülecekse somut belge ve veriye ihtiyaç bulunuyor. Her tüccarı aynı kefeye koymak doğru değil. Bununla birlikte ortaya çıkan ekonomik sonuç değişmiyor: TMO ile serbest piyasa arasındaki 55–65 liralık fark kapanmadığı sürece düşük fiyat büyük alıcının lehine, üreticinin aleyhine çalışıyor. ÜÇ KURUM, TEK KRİTİK DENGE Önümüzdeki günlerde fındık fiyatının yönünü üç gelişme belirleyecek: TMO’nun kaç ton ürün alacağı, Ferrero ve diğer büyük sanayi alıcılarının ne zaman ve hangi fiyatla piyasaya gireceği, FİSKOBİRLİK’in ise gerçek bir alım gücüyle sahaya çıkıp çıkmayacağı. TMO güçlü alım yapar, FİSKOBİRLİK açık ve rekabetçi fiyatla piyasaya girer, büyük alıcıların ürün ihtiyacı artarsa 190–200 TL bandının korunması zorlaşır. Buna karşılık TMO’nun tonajı sınırlı kalır, FİSKOBİRLİK beklemeyi sürdürür ve büyük sanayi alıcıları piyasaya geç girerse üreticinin fındığı düşük fiyatla satmaya zorlandığı dönem uzayabilir. FINDIKTA GERÇEK SINAV ŞİMDİ BAŞLADI TMO’nun 255 TL’den alıma başlaması önemli ancak tek başına yeterli değil. 255 TL’nin yalnızca tabelada kalan bir rakam mı, yoksa serbest piyasayı yukarı taşıyan gerçek bir güç mü olacağını TMO’nun alacağı ürün miktarı gösterecek. FİSKOBİRLİK’in 88 yıllık geçmişinin anlamı da tam bu noktada ortaya çıkacak. Kurum üreticinin yanında güçlü biçimde yer alırsa piyasanın dengesi değişebilir. Sessiz ve etkisiz kalırsa üretici bir kez daha alıcının belirlediği rakama mahkûm olabilir. Fındıkta bugün asıl mesele 190 mı, 255 mi sorusundan daha büyük. ÜRETİCİNİN FINDIĞININ FİYATINI KİM BELİRLEYECEK?

FINDIKTA KRİTİK PAZARTESİ: Haber

FINDIKTA KRİTİK PAZARTESİ:

FINDIKTA KRİTİK PAZARTESİ: 55–65 LİRALIK MAKAS KAPANACAK MI? MANAVLARA 255 TL SINAVI: PAZARTESİ KAÇTAN ALACAKLAR? TMO, 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL’lik fiyatla 24 Ağustos Pazartesi günü sahaya iniyor. Giresun Merkez’de üreticiye 190–200 TL teklif edilmesiyle oluşan 55–65 liralık makasın ardından şimdi gözler manav ve tüccarlarda: Üreticinin karşısına 255 TL’lik gerçek bir alım seçeneği çıktığında özel sektör fiyatını yükseltecek mi? FINDIKTA HESAP VAKTİ Giresun’da 2026 ürünü fındık pazara inmeye başlarken sezonun ilk büyük fiyat sınavı için geri sayım başladı. Toprak Mahsulleri Ofisi, 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için kilogram başına 255 TL alım fiyatı açıkladı. Buna karşılık Giresun Merkez’de üreticiye verilen serbest piyasa fiyatlarının 190–200 TL bandında kaldığı görülüyor. Resmî alım fiyatı ile sahadaki teklifler arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye kadar ulaşıyor. Şimdi herkes 24 Ağustos Pazartesi gününü bekliyor. TMO’nun fiilî alımlara başlamasıyla birlikte bu büyük fiyat makasının daralıp daralmayacağı, sezonun ilk önemli göstergesi olacak. BİR TON FINDIKTA 65 BİN LİRALIK KAYIP Aradaki fiyat farkı ilk bakışta kilogram üzerinden değerlendiriliyor. Ancak üreticinin toplam ürünü üzerinden hesaplandığında ortaya çok daha ağır bir tablo çıkıyor. TMO’nun 255 TL’lik alım fiyatı esas alındığında: Fındığını 200 TL’den satan üretici kilogram başına 55 TL,190 TL’den satan üretici ise kilogram başına 65 TL daha az gelir elde ediyor. Bu fark, bir ton fındıkta 55 bin ile 65 bin TL arasında gelir kaybı anlamına geliyor. Beş ton fındıkta üreticinin kaybı 275 bin ile 325 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Üretim, işçilik, patoz, kurutma ve nakliye maliyetlerinin bu kadar yükseldiği bir dönemde 55–65 liralık fark, üreticinin bütün bir yıllık emeğinin önemli bölümünün karşılıksız kalması demek. ÜRETİCİ FINDIĞINI DEĞİL, MECBURİYETİNİ SATIYOR Kâğıt üzerinde üreticinin önünde iki farklı seçenek bulunuyor: Fındığını serbest piyasaya hemen satmak veya TMO alımlarını beklemek. Ancak üreticinin büyük bölümü açısından bu iki seçenek eşit şartlarda değil. Hasat döneminde işçi, patoz, nakliye ve diğer giderlerini ödemek zorunda kalan üretici acil nakit ihtiyacıyla karşı karşıya kalıyor. Ürününü uzun süre depolama imkânı bulunmayan ya da borcunu ödemesi gereken üretici, TMO alımları başlamadan fındığını piyasaya indirmek zorunda kalabiliyor. Bu nedenle serbest piyasada yapılan her satışın tamamen özgür bir fiyat tercihi olduğunu söylemek mümkün değil. Üretici çoğu zaman fındığını değil, içinde bulunduğu ekonomik mecburiyeti satıyor. Bu mecburiyetin düşük fiyat için bir fırsata dönüştürülmemesi, üreticinin alın terinin korunması gerekiyor. 255 TL AÇIKLANDI, SAHADA NEDEN 190 TL KONUŞULUYOR? TMO’nun 255 TL’lik fiyatı açıklamasına rağmen serbest piyasanın 190–200 TL bandında kalması üreticinin en fazla tepki gösterdiği konu haline geldi. Burada önemli bir ayrım bulunuyor. Kamuoyunda “taban fiyat” olarak ifade edilen 255 TL, gerçekte TMO’nun belirlenen şartları taşıyan Giresun kalite fındık için uygulayacağı alım fiyatı. Bu rakam, özel sektördeki bütün alıcıların en az 255 TL ödeme yapmasını zorunlu kılan bağlayıcı bir asgari fiyat değil. Bu nedenle manav ve tüccarlar serbest piyasa koşullarında TMO fiyatının altında teklif verebiliyor. Asıl sorun da tam olarak burada ortaya çıkıyor. Üreticiyi fiyat baskısından koruyacak güçlü kooperatif, depolama, finansman ve piyasa denetim mekanizmaları yeterince etkili olmadığında, açıklanan resmî fiyat sahada tek başına koruma sağlayamıyor. TMO’nun fiyatı ancak üreticinin kolaylıkla ulaşabildiği, yeterli kapasiteyle işleyen gerçek bir alım seçeneğine dönüştüğünde piyasa üzerinde denge oluşturabiliyor. BÜYÜK TÜCCARLAR ADINA FINDIK TOPLANIYOR Sahadan gelen bilgilere göre bazı manav ve aracılar, büyük tüccarlar adına üreticiden 190–200 TL bandında fındık toplamayı sürdürüyor. Henüz TMO’nun fiilî alımlara başlamamış olması, üreticinin pazarlık gücünü zayıflatırken özel alıcılara daha düşük fiyatlardan ürün toplama imkânı sağlıyor. Ancak 24 Ağustos Pazartesi günü bu denge değişebilir. Üreticinin karşısına 255 TL’lik kamu alım seçeneği çıktığında, özel sektörün yeterli miktarda fındık toplayabilmek için fiyatlarını yeniden değerlendirmesi bekleniyor. Şimdi piyasanın yanıtlaması gereken soru açık: Bugün 190–200 TL’den fındık alan manavlar ve tüccarlar, TMO sahaya indiğinde üreticiye kaç lira verecek? PAZARTESİ FİYAT YÜKSELİRSE BU BİR LÜTUF OLMAYACAK TMO’nun alımlara başlamasının ardından özel piyasa fiyatlarının yükselmesi, üreticiye yapılmış bir iyilik veya lütuf olarak değerlendirilmemeli. Bu, üreticinin önüne gerçek bir alternatif çıkmasının ve piyasada rekabet oluşmasının doğal sonucu olacak. Eğer manav ve tüccarlar pazartesi gününden itibaren fiyatlarını yukarı çekerse, bugüne kadar oluşan düşük fiyatlarda üreticinin alternatifsiz bırakılmasının ne kadar etkili olduğu da daha açık görülecek. Fiyat değişmez ve 55–65 liralık makas devam ederse bu kez TMO’nun alım kapasitesi, randevu sistemi, kalite değerlendirmeleri ve üreticinin alım merkezlerine erişimi daha fazla tartışılacak. TMO’NUN FİYAT AÇIKLAMASI YETMEZ, KAPILARI AÇIK OLMALI TMO’nun üreticiyi koruyabilmesi için yalnızca fiyat açıklaması yeterli değil. Açıklanan fiyatın sahada ulaşılabilir olması gerekiyor. Alımların ilk etapta 16 noktada başlaması ve ihtiyaca göre alım noktası sayısının 61’e kadar çıkarılması planlanıyor. Randevu sistemi 17 Ağustos’ta üreticilerin kullanımına açıldı. TMO’ya ürün teslim edecek üreticilerin Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı olması ve fındığın belirlenen kalite şartlarını taşıması gerekiyor. Kabul edilen ürünlerin bedelinin ise teslimatı takip eden 21’inci günden itibaren üreticilerin banka hesaplarına aktarılması öngörülüyor. Ancak acil nakit ihtiyacı bulunan üretici açısından 21 günlük ödeme süresi önemli bir dezavantaj oluşturabilir. Serbest piyasanın düşük fiyat karşılığında peşin ödeme yapması, borcu bulunan üreticiyi istemediği bir tercihe zorlayabilir. Bu nedenle TMO alımlarının yeterli kapasiteyle yürütülmesi, randevuların kolaylaştırılması ve üretici ödemelerinin mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. ÜRETİCİNİN ALIN TERİ UCUZA GİTMEMELİ Fındık, Giresun için sıradan bir ticari ürün değil. Binlerce ailenin yıllık geçim kaynağı, kentin ekonomisinin ve ihracat gelirinin temel unsurlarından biri. Üreticinin aylarca verdiği emeğin değeri, yalnızca hasat dönemindeki nakit sıkışıklığına göre belirlenmemeli. Serbest piyasa elbette kendi şartları içerisinde fiyat oluşturabilir. Ancak üreticinin alternatifsizliği, depolama yetersizliği ve borç baskısı düşük fiyat toplamanın aracı haline gelmemeli. Fiyatın belirlenmesinde üretim maliyeti, ürünün kalitesi, randımanı ve açıklanan kamu alım fiyatı dikkate alınmalı; üreticinin çaresizliği değil. MANAVLARIN DA TMO’NUN DA SINAVI 24 Ağustos Pazartesi günü yalnızca manav ve tüccarlar için değil, TMO ve uygulanan fındık politikası açısından da önemli bir sınav olacak. Manav ve tüccarların sınavı, 255 TL’lik kamu alım seçeneği karşısında üreticiye kaç lira teklif edecekleriyle ölçülecek. TMO’nun sınavı ise açıkladığı fiyatı yeterli alım kapasitesi, kolay randevu, adil kalite değerlendirmesi ve zamanında ödeme ile sahada uygulayıp uygulayamayacağı olacak. Üreticinin beklentisi açık: TMO piyasaya yalnızca isim olarak değil, güçlü ve erişilebilir bir alıcı olarak girmeli. GÖZLER 24 AĞUSTOS’TA Giresun fındık piyasası şimdi kritik pazartesiye kilitlendi. Bir tarafta TMO’nun 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL, diğer tarafta üreticiye sunulan 190–200 TL’lik fiyatlar bulunuyor. Kilogram başına 55–65 TL’ye, bir ton üründe ise 65 bin TL’ye ulaşan farkın kapanıp kapanmayacağını pazartesi gününden itibaren göreceğiz. Şimdi üretici de kamuoyu da aynı soruyu soruyor: TMO 255 TL ile sahaya indiğinde, bugün 190–200 TL’den fındık toplayan manavlar ve tüccarlar kaç lira fiyat verecek? Pazartesi günü yalnızca fındığın fiyatı değil, üreticinin alın terine verilen değer de ortaya çıkacak. Kaynak: TMO – Fındık Alımlarına 24 Ağustos’ta Başlıyoruz

USTA’DAN ALTERNATİF YOL ÇAĞRISI: “SANAYİ SİTESİ BU TRAFİĞİ TAŞIYAMIYOR” Haber

USTA’DAN ALTERNATİF YOL ÇAĞRISI: “SANAYİ SİTESİ BU TRAFİĞİ TAŞIYAMIYOR”

USTA’DAN ALTERNATİF YOL ÇAĞRISI: “SANAYİ SİTESİ BU TRAFİĞİ TAŞIYAMIYOR” Namık BALTAOĞLU Giresun Büyük Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifi Başkanı Muammer Usta, Organize Sanayi Bölgesi, grup köyleri, taş ocakları ve yeni iş yerlerine ulaşım sağlayan ağır tonajlı araçların sanayi sitesi yolunu kullanmasının esnafı çalışamaz noktaya getirdiğini belirterek, Boğacık Deresi’nin karşı tarafından yeni bir ulaşım güzergâhı açılmasını istedi. Giresun Büyük Sanayi Sitesi İşletme Kooperatifi Başkanı Muammer Usta, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, sanayi sitesinde yaşanan ulaşım, altyapı ve düzensiz yapılaşma sorunlarına dikkat çekti. Organize Sanayi Bölgesi’ne, çevredeki grup köylerine, taş ocaklarına ve ilave çalışma alanlarına ulaşan araçların büyük bölümünün sanayi sitesi içerisinden geçtiğini ifade eden Usta, özellikle ağır tonajlı kamyonların yolları tahrip ettiğini, trafik yoğunluğunun ise esnafın günlük faaliyetlerini olumsuz etkilediğini söyledi. “AĞIR TONAJLI ARAÇLAR YOLLARIMIZI TAHRİP EDİYOR” Sanayi sitesinin Giresun’un üretim ve istihdam bakımından en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Usta, şu ifadeleri kullandı: “Giresun’un en önemli kuruluşlarının başında gelen sitemiz, ağır tonajlı araçların oluşturduğu tahribat ve gürültü nedeniyle artık çalışamaz hale gelmiştir. Artan trafik yoğunluğu, terk edilmiş araçlar, usulsüz yapılaşmalar ve hızla oluşan kontrolsüz ticari yapılanmalar da ayrı bir sorun haline gelmiştir.” Taş ocaklarıyla başlayan araç yoğunluğunun, Organize Sanayi Bölgesi, grup köyleri ve ilave alanlarda açılan yeni iş yerleriyle daha da arttığını belirten Usta, kooperatif ortakları ve sanayi esnafından gelen talepler doğrultusunda yönetim olarak bazı önlemler almak zorunda kaldıklarını kaydetti. Usta, “Sözün özü, Organize Sanayi Bölgesi yönetimi ulaşım için başka bir yol bulmak mecburiyetindedir” dedi. BETON SANTRALLERİ VE KAMYON TRAFİĞİNE TEPKİ Beton santrallerine çalışan araçlar ile ağır tonajlı kamyonların sanayi sitesinin kendi imkânlarıyla yaptırdığı yolların yapısını bozduğunu savunan Usta, mevcut trafiğin aynı güzergâh üzerinden devam etmesinin mümkün olmadığını söyledi. Toplumsal huzurun korunmasına önem verdiklerini dile getiren Usta, “Sanayi Sitesi yönetimi olarak toplumsal barışı bozmamak en büyük önceliğimizdir. Ancak bugünden yarına bir dizi önlem almak da tarihî sorumluluğumuzdur. Biz bu sorunların çözümü için bugüne kadar taşın altına yalnızca elimizi değil, başımızı da koyduk” diye konuştu. VALİLİK VE BELEDİYEYE ORTAK ÇÖZÜM ÇAĞRISI Başkan Usta, Giresun Valiliği, Giresun Belediyesi ve ilgili kurumlara seslenerek, ulaşım sorununun ortak akılla ve gecikmeden çözüme kavuşturulmasını istedi. Usta, çağrısını şu sözlerle sürdürdü: “Sayın Valimize, Sayın Belediye Başkanımıza ve ilgili mülki amirlerimize arzımızdır. Lütfen ortak akılla ivedi bir çözüm üretelim. Bizim tek amacımız, sitemizin kuruluş amacına uygun biçimde çalışmak, üretmek ve şehrimize katma değer sağlamaktır. Sanayi sitemiz, esnaf ve sanatkârlarımız başta olmak üzere dolaylı olarak binlerce insanın ekmek kapısıdır.” ALTERNATİF GÜZERGÂH: BOĞACIK DERESİ’NİN KARŞI YAKASI Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Usta, OSB ve köylere ulaşım için alternatif güzergâh bulunup bulunmadığı yönündeki soruya, Boğacık Deresi’nin karşı yakasını işaret ederek cevap verdi. Usta, “Elbette alternatif güzergâh var. Sitemizin hemen yanından akan Boğacık Deresi’nin karşı tarafından yeni bir yol açılabileceğini yetkili mercilere defalarca ilettik. Ancak bugüne kadar bu konuda somut bir yaklaşım göremedik” dedi. ULAŞIMI KISA SÜRELİ ENGELLEME EYLEMİ GÜNDEMDE Sorunun çözüme kavuşturulmaması halinde sanayi esnafının yaşadığı sıkıntılara dikkat çekmek amacıyla bazı eylemlerin gündeme gelebileceğini belirten Usta, gelecekte kısa süreli olarak OSB’ye ulaşımı engelleme yönünde bir protesto kararı alınabileceğini de sözlerine ekledi.

CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol gözaltına alındı! Haber

CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol gözaltına alındı!

İzmir merkezli “kooperatif” soruşturması kapsamında CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un gözaltına alınmasına, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir sert tepki gösterdi. ANKARA (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla yürütülen kooperatif soruşturması kapsamında CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Ankara’da gözaltına alındı. Soruşturma çerçevesinde daha önce aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 65 kişi hakkında dava açılmış, bazı isimler tutuklu yargılanmaya başlanmıştı. Yaşanan gelişmelerin ardından CHP Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla gözaltı kararına tepki gösterdi. CHP'li Emir, Ümit Erkol’un uzun süredir kamuoyunun gözü önünde görev yaptığını vurgulayarak, “Her gün gözler önünde olan, sabit ikamet sahibi il başkanımızı sabahın erken saatlerinde evine baskın düzenleyerek gözaltına almak, yürütülen soruşturmaya katkı sağlamayacaktır” ifadelerini kullandı. https://twitter.com/muratemirchp/status/2042143041092243635 Erkol’un davet edilmesi halinde ifade vermekten kaçınmayacağını belirten Emir, gözaltı işlemini “basit bir güç gösterisi” olarak nitelendirdi. Emir ayrıca, hem Ümit Erkol’un hem de aynı soruşturma kapsamında tutuklu bulunan diğer isimlerin masumiyetine inandıklarını belirterek süreci yakından takip ettiklerini ifade etti. Soruşturma kapsamında gelişmelerin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Haber

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR”

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta dünya lideri olmasına rağmen yanlış tarım politikaları, işlevsizleşen kooperatif yapısı, bölgesel maliyet farkları ve katma değer üretemeyen satış modeli nedeniyle küresel üstünlüğünü aşındırdığını söyledi. Solakoğlu, özellikle Ordu ve Giresun’daki üreticinin mevcut fiyat yapısıyla ayakta kalamadığını, çözümün ise yeni nesil kooperatifleşme, markalaşma ve bölgesel destek modelinde olduğunu savundu. Sencer Solakoğlu, 25 Mart 2026 tarihli videosunda fındıkta Türkiye’nin elindeki tarihi avantajın hızla zayıfladığını söyledi. Solakoğlu, bir dönem dünyada neredeyse tek hâkim üretici konumunda bulunan Türkiye’nin, bugün küresel pazarda gerilediğini belirtti ve Antep fıstığında yaşanan pazar kaybının benzerinin fındıkta da ortaya çıktığını dile getirdi. “YANLIŞ POLİTİKALAR ÜRETİCİYİ GÜÇSÜZ BIRAKTI” Solakoğlu, fındıkta üreticinin yıllar içinde alıcı ve tüccar karşısında zayıfladığını söyledi. Kooperatif yapısının etkisizleştiğini, fiyatlama mekanizmasının siyasallaştığını ve üreticinin güçlü temsil kanallarını kaybettiğini belirten Solakoğlu, bu yapının Türkiye’nin küresel rekabet gücünü aşındırdığını ifade etti. Solakoğlu, 2006 sonrasında fındık piyasasında siyasileşmiş fiyatlama sürecinin öne çıktığını, bunun kısa vadede üretici lehine görünse de uzun vadede büyük alıcıları alternatif üretim bölgelerine yönelttiğini söyledi. Güney ve Kuzey Amerika’daki yatırımların bu süreçte büyüdüğünü belirten Solakoğlu, Türkiye’nin dünya pazarındaki payının yüzde 59’lara kadar gerilediğini savundu. OVA İLE YAMAÇ AYNI FİYATA SIĞMIYOR Videoda en sert vurgulardan biri bölgesel maliyet farklarına yapıldı. Solakoğlu, Samsun’daki düz arazilerde makineli ve daha düşük maliyetli üretim yapılabildiğini, buna karşılık Ordu ve özellikle Giresun’daki sarp arazilerde aynı işin kat kat fazla yevmiye ve emekle tamamlandığını söyledi. Bu nedenle tek tip fındık fiyatının adil sonuç üretmediğini belirten Solakoğlu, ovada kâr bırakan fiyatın yamaçta üretim yapan çiftçiyi kurtarmadığını dile getirdi. Solakoğlu, Giresun’daki üreticinin maliyet baskısı altında kaldığını ve mevcut tablo sürerse zorlu coğrafyada üretim yapan çiftçinin birkaç yıl içinde bahçesini toplamaktan vazgeçebileceğini söyledi. Bu durumun yalnız tarımsal değil, aynı zamanda çevresel bir risk oluşturduğunu belirten Solakoğlu, fındığın bölgede toprağı ve erozyon dengesini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti. “HAMMADDE SATARAK DEĞİL, MARKA OLUŞTURARAK KAZANILIR” Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta asıl sorununun üretim miktarı değil, katma değer eksikliği olduğunu söyledi. Entegre tesislerin atıl ya da düşük kapasiteyle çalıştığını belirten Solakoğlu, mevcut altyapının kremadan ezmeye, krokan ve çikolata üretimine kadar geniş bir ürün zinciri kurmaya elverişli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin ham fındık satmak yerine markalı ve işlenmiş ürünle dünya pazarına çıkması gerektiğini dile getirdi. İtalya’nın buğdayı işleyip makarnada yüksek gelir elde ettiğini hatırlatan Solakoğlu, benzer bir katma değer modelinin fındıkta kurulamadığını söyledi. Türkiye’nin “hamallık” yaparak değil, ürünü farklılaştırıp markalaştırarak gelirini artırabileceğini belirten Solakoğlu, özellikle Giresun kalite fındığın çerezlik ve butik pazarlarda güçlü bir ayrıma sahip olduğunu savundu. YENİ MODEL: KOOPERATİF, PRİM VE DOĞRUDAN DESTEK Solakoğlu, çözümün üreticinin doğrudan söz sahibi olduğu yeni nesil kooperatif modelinde olduğunu söyledi. Küçük bahçelerin mülkiyet yapısını bozmadan kooperatif çatısı altında bir araya getirilebileceğini belirten Solakoğlu, işçilikten yatırıma kadar sürecin ortak akılla planlanması gerektiğini ifade etti. Toplanan ürünün mamule çevrilmesi, markalı satışa sunulması ve elde edilen gelirin üreticiye prim olarak geri dönmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, kısa vadede ise özellikle Ordu ve Giresun’daki yamaç üreticisine özel gelir desteği verilmesini savundu. Ova ile bayır arasındaki maliyet farkının doğrudan destek modeliyle kapatılması gerektiğini belirten Solakoğlu, bunun bugünü kurtaracak geçici bir adım olacağını, asıl kalıcı çözümün ise ihracat, katma değerli üretim ve markalaşma olduğunu kaydetti. “ÜRETİMİ KISMAK DEĞİL, AKILLI BÜYÜTMEK GEREKİYOR” Solakoğlu, fındıkta üretimi sınırlandırma yaklaşımına da karşı çıktı. Dünya büyürken, Şili ve ABD yeni yatırımlarla üretimi artırırken Türkiye’nin geri çekilmesinin ağır sonuç doğuracağını söyledi. Rekabetin düşük fiyatla değil, kaliteli ürünü doğru modelle pazara sunarak kurulabileceğini belirten Solakoğlu, üreticinin refahını artıracak yolun kırsalda katma değerli tarımsal sanayi kurmaktan geçtiğini ifade etti. Videonun sonunda Solakoğlu, kooperatifleşme olmadan, ortak akıl kurulmadan ve ihracat odaklı katma değerli üretim geliştirilmeden fındıkta çıkış sağlanamayacağını söyledi. Türkiye’nin tarımda tekrar güç kazanabilmesi için üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiğini belirten Solakoğlu, özellikle Karadeniz’de üretimin ekonomik ve sosyal açıdan korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Kaynak: Sencer Solakoğlu’nun 25 Mart 2026 tarihli video metni.

GİRESUN BELEDİYE MECLİSİ’NDE OCAK AYI KARARLARI Haber

GİRESUN BELEDİYE MECLİSİ’NDE OCAK AYI KARARLARI

GİRESUN BELEDİYE MECLİSİ’NDE OCAK AYI KARARLARI İMAR PLANLARI OY ÇOKLUĞUYLA KABUL EDİLDİ Giresun Belediyesi Belediye Meclisi’nin 3. dönem Ocak/2026 toplantısının 2. birleşiminin 1. oturumu, 9 Ocak 2026 Cuma günü saat 14.00’te Belediye Başkanı Fuat Köse başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda şehir merkezinde öğrenci servis taşımacılığı yapan 7 servis aracı sahibinin yeni kooperatif kurma talebi ele alındı. Yapılan incelemelerin henüz tamamlanmamış olması nedeniyle konunun Belediye Trafik Komisyonu’na havale edilerek ek süre verilmesine oy birliğiyle karar verildi. Belediye terminalinde bekleme yaparak yolcu alan tur otobüslerine yönelik düzenleme de meclis gündemindeydi. Yapılan tespitlerde bazı tur otobüslerinin terminalde 1–2 gün bekleyip ücret ödemeden çıkış yaptığı, bunun hem trafik düzenini bozduğu hem de belediyeye gelir kaybı oluşturduğu ifade edildi. Bu gerekçeyle, peronlara giren tur otobüslerinden de diğer firmalarda olduğu gibi 600 TL çıkış ücreti alınması kararlaştırıldı. Söz konusu düzenleme oy birliğiyle kabul edildi. Üniversite öğrencilerine yönelik sosyal destek amacıyla planlanan “Bizim Ev Projesi” de toplantıda görüşüldü. Gaziler Mahallesi’nde hayata geçirilmesi planlanan projede öğrencilere yemek, çorba, kahvaltı, çay ve benzeri temel ihtiyaçların ücretsiz sunulması hedefleniyor. Proje kapsamındaki tüm giderlerin Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bütçesinden karşılanmasına oy birliğiyle karar verildi. Elektrik, su ve gaz sayaçlarına ilişkin 2026 yılı ücret tarifeleri de mecliste karara bağlandı. Mevzuat değişiklikleri ve artan maliyetler gerekçe gösterilerek mekanik sayaç, montaj ve damga ücretlerinde yeni bedeller belirlendi. Yeni tarifeler, meclis üyelerinin oy birliğiyle kabul edildi. Zabıta ve itfaiye personeline ödenen maktu fazla mesai ücretlerinin 2026 yılında da mevcut uygulama üzerinden sürdürülmesine karar verildi. Personelin mağdur edilmemesi amacıyla, Bütçe Kanunu’nda belirlenen en yüksek oran üzerinden tüm personele eşit şekilde ödeme yapılması teklifi oy birliğiyle kabul edildi. Toplantının en dikkat çeken ve tartışmalı gündem maddesi ise ilave ve revizyon imar planları oldu. 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planları, yapılan oylama sonucunda oy çokluğuyla kabul edildi. Oylama sırasında bazı meclis üyeleri çekimser ve ret oyu kullanırken, muhalefet şerhleri de tutanaklara geçti. Ret oyu kullanan meclis üyeleri, imar planlarının kamu yararından ziyade bireysel talepleri öncelediğini, nüfus projeksiyonlarının bilimsel temellere dayanmadığını, artan yapı yoğunluğuna karşılık yeterli yeşil alan ve kamusal alan üretilmediğini savundu. Ayrıca planların üst ölçekli çevre düzeni planlarıyla uyumsuz olduğu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne aykırılıklar içerdiği gerekçeleriyle muhalefet şerhi koyuldu. Gündemde görüşülecek başka madde kalmaması üzerine Belediye Meclisi’nin bir sonraki toplantısının 02 Şubat 2026’da yapılmasına karar verilerek oturum sona erdirildi. Toplantıya Katılanlar: Taner Yazıcı, Volkan Turgut, Alptuğ Kaan Kara, Özer Pazarlı, Hüseyin Rüştü Karaibrahim, Salih Önal, Özcan Konal, Evrim Özkan, Ferhat Karademir, Zehra Gülşah Bora Bozat, Erkan Hacak, Mustafa Öztürk, Erkan Mutlu, Ayhan Özince, Onur Konar, Oktay Arslan, Salih Özdemir, Emrah Altıyaprak, Güray Kubilay Yaman, İbrahim Tuğrul Unat, Nuri Karaman, Hasan Yılmaz, Hatice Kocaoğlu, Fahri Uzun, Abdullah Önal, Hamdi Önde İzinli Olanlar: İlyas Palak, Senih Bayramoğlu, Mehmet Yılmaz, Çağla Çam, Aydın Karakuz Salonda Olmayan (Oylamaya Katılmayan): Hasan Yılmaz (Oylama esnasında toplantı salonunda bulunmadığı için oy kullanmadı) Çekimser Oy Kullanan: Mustafa Öztürk (İlave ve revizyon imar planları oylamasında çekimser oy kullandı) Ret Oyu Kullananlar (İmar Planları): Salih Özdemir, Emrah Altıyaprak, Güray Kubilay Yaman, İbrahim Tuğrul Unat, Nuri Karaman, Hatice Kocaoğlu, Fahri Uzun, Abdullah Önal, Hamdi Önde

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.