Hava Durumu

#Konaklama

giresunsonhaber - Konaklama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konaklama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

H-ÜFE'de ulaştırma ve depolama hizmetleri revaçta Haber

H-ÜFE'de ulaştırma ve depolama hizmetleri revaçta

TÜİK'in açıkladığı Hizmet Üretici Fiyat Endeksi, Ağustos ayında yıllık yüzde 33,29 arttı. Aylık bazda yüzde 2,87 artışın olduğu H-ÜFE'de en yüksek yıllık artış ise ulaştırma ve depolama hizmetlerinde kaydedildi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Ağustos ayına ilişkin Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre H-ÜFE, bir önceki aya göre yüzde 2,87, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 32,66, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 33,29 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,46 artış gösterdi. EN YÜKSEK YILLIK ARTIŞ ULAŞTIRMA VE DEPOLAMA HİZMETLERİNDE Yıllık bazda en yüksek artış yüzde 40,07 ile ulaştırma ve depolama hizmetlerinde kaydedildi. Bu grubu; yüzde 32,79 ile mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler, yüzde 30,44 ile idari ve destek hizmetleri, yüzde 28,69 ile bilgi ve iletişim hizmetleri, yüzde 27,53 ile konaklama ve yiyecek hizmetleri ve yüzde 21,71 ile gayrimenkul hizmetleri izledi. AYLIK ARTIŞTA DA ULAŞTIRMA VE DEPOLAMA ÖNE ÇIKTI Ağustos ayında bir önceki aya göre de en yüksek artış yüzde 3,99 ile ulaştırma ve depolama hizmetlerinde görüldü. Aynı dönemde idari ve destek hizmetlerde yüzde 3,03, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 2,77, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 2,31, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 2,27 ve mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 0,65 artış gerçekleşti.

İspanya Süper Kupası İstanbul’a Geliyor! Haber

İspanya Süper Kupası İstanbul’a Geliyor!

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Barcelona, Real Madrid, Real Sociedad ve Atlético Madrid’in mücadele edeceği İspanya Süper Kupası’nın 2-7 Şubat 2027 tarihlerinde İstanbul’da düzenleneceğini açıkladı. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “Devlet olarak her türlü destek için hazırız.” derken Necmeddin Bilal Erdoğan, Arda Güler’in Real Madrid formasıyla İstanbul’da Türk taraftarların karşısına çıkmasının futbolseverler için özel bir anı olacağını ifade etti. İstanbul, dünya futbolunun en fazla takip edilen organizasyonlarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İspanya Süper Kupası, 2027 yılında Barcelona, Real Madrid, Real Sociedad ve Atlético Madrid’i İstanbul’da bir araya getirecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Suudi Arabistan Genel Eğlence Otoritesi Yönetim Kurulu Başkanı Turki Abdulmohsen Alalshikh, İspanya Futbol Federasyonu Başkanı Rafael Louzán ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu’nun katılımıyla TFF Riva Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlenen İspanya Süper Kupası Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Bakan Ersoy, toplantıda yaptığı konuşmada Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nden Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31’e, Şanlıurfa Dünya Neolitik Kongresi’nden Formula 1’in İstanbul Park’a dönüşüne, Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası Finallerinden UEFA Avrupa Ligi Finali’ne kadar farklı organizasyonları sıralayarak bu örneklerin Türkiye’nin küresel spor ve etkinlik dünyasında ulaştığı konumu ve organizasyonlara ev sahipliği yapma kabiliyetini ortaya koyduğunu söyledi. Dört Kulüp 2-7 Şubat’ta İstanbul’da Bakan Ersoy, İspanya Süper Kupası’nın bu organizasyonlar arasına yeni ve önemli bir halka olarak eklendiğini belirterek şunları kaydetti: “Futbol dünyasının en büyük ve en fazla izlenen organizasyonlarından biri olan İspanya Süper Kupası’nın 2027 yılındaki adresi İstanbul’dur. 2-7 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonda İspanya ve dünya futbolunun önde gelen dört kulübü; Barcelona, Real Madrid, Real Sociedad ve Atlético Madrid mücadele edecekler. Bu vesileyle şehrimizde binlerce yabancı spor severi ağırlayacak; ekranları başındaki yüz milyonlarcasını da İstanbul ve Türkiye ile buluşturacağız.” Ersoy, kupanın dünya genelinde 405 milyonun üzerinde video görüntülemesine ve sosyal medya platformlarında 312 milyonun üzerinde gösterime ulaştığını söyledi. Bakan Ersoy, turnuvaya katılacak kulüplerin toplam küresel taraftar erişiminin ise 700 milyonu aştığını belirtti. İstanbul’un Turizm Gücüne Vurgu Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İspanya Süper Kupası’nın İstanbul’da düzenlenmesinin tesadüf olmadığını söyleyerek İstanbul’un yılın ilk 7 ayında 10 milyon 500 bin ziyaretçiyi ağırladığını; kentte 134 bin 716 oda ve 273 bin 38 yatak kapasitesi bulunduğunu ifade etti. Bakan Ersoy, İstanbul’un ulaşım ve konaklama altyapısının yanı sıra tarih ve kültür mirası, Boğaz, Tarihî Yarımada, saraylar, müzeler, çarşılar ve kültür-sanat hayatıyla ziyaretçilere çok yönlü bir seyahat deneyimi sunduğunu vurguladı. Michelin seçkisinde İstanbul’dan 86 restoran bulunduğunu da hatırlatan Ersoy, Mastercard Ekonomi Enstitüsünün Seyahat Trendleri 2025 Raporu’nda İstanbul’un uluslararası yeme-içme harcamaları temelinde dünyanın bir numaralı gastronomi şehri olarak gösterildiğini söyledi. İstanbul için Çok Ciddi Bir Kazanım Bakan Ersoy, büyük uluslararası organizasyonların etkisinin etkinlik alanıyla sınırlı kalmadığını, şehrin tamamına yayılan bir turizm hareketliliği oluşturduğunu belirtti. Ersoy, İspanya Süper Kupası’nın turizm açısından taşıdığı önemi şu sözlerle anlattı: “Dolayısıyla bizler küresel ölçekte takip edilen bu tür uluslararası organizasyonları Türkiye’nin güvenli ve güçlü destinasyon algısını pekiştiren, küresel görünürlüğünü artıran ve yüksek gelirli ziyaretçi talebini destekleyen stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. İspanya Süper Kupası’nı da bu yaklaşımla değerlendiriyor, İstanbul için çok ciddi bir kazanım olduğunu düşünüyoruz.” Bakan Ersoy, organizasyonun Türk ve İspanyol futbolu arasındaki bağları güçlendireceğini söyledi. Ersoy, kupanın İstanbul’un büyük spor organizasyonlarındaki konumunu da bir kez daha ortaya koyacağını ifade etti. Formula 1 de 2027’de Dönüyor Bakan Ersoy, İstanbul’un 2027 spor takvimindeki bir diğer büyük organizasyonun Formula 1 Türkiye Grand Prix’si olduğunu açıkladı. Ersoy, yarışların 1-3 Ekim 2027 tarihlerinde İstanbul Park’ta düzenleneceğini ve Türkiye’nin 2027’den itibaren en az beş yıl Formula 1 takviminde yer alacağını söyledi. Bakan Ersoy, Formula 1’in 2025 sezonunda 180’den fazla ülkede 827 milyondan fazla televizyon izleyicisine ulaştığını ve tribünlerde 6,7 milyondan fazla seyirci ağırladığını belirtti. Ersoy, İstanbul’u “dünyanın tek iki kıtayı birleştiren Formula 1 şehri” olarak konumlandırdıklarını söyledi. Bakan Ersoy, Formula 1’i de konaklamadan gastronomiye, kültürden alışverişe kadar İstanbul’un tamamına yayılan, nitelikli ziyaretçi talebi oluşturan ve kalıcı ekonomik değer üreten bir turizm hamlesi olarak değerlendirdiklerini ifade etti. 2027’de Dört Büyük Spor Organizasyonu Bakan Ersoy, İstanbul’un 2027’de İspanya Süper Kupası ve Formula 1’in yanı sıra UEFA Konferans Ligi Finali’ne de ev sahipliği yapacağını söyledi. Ersoy, 16-27 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek 4’üncü Avrupa Oyunları’nın da İstanbul’da düzenleneceğini belirterek binlerce sporcu ve sporseverin kentte ağırlanacağını kaydetti. Sporun Yanında Kültür, Sanat ve Müzik Bakan Ersoy, İstanbul’un yalnızca sporun değil kültürün, sanatın, müziğin ve eğlencenin de küresel buluşma noktalarından biri olduğunu kaydederek geçtiğimiz mayıs ayında Kanye West’in Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki konserinde 118 bin, Andrea Bocelli’nin aynı akşam Beşiktaş Park’taki konserinde ise 22 bin kişinin ağırlandığını belirtti. Bakan Ersoy, iki büyük konserin aynı gecede toplam 140 bin müzikseveri İstanbul’da buluşturduğunu söyledi. Ersoy, farklı ülkelerden gelen ziyaretçilerin de büyük etkinliklerin turizm hareketliliğine kazandırdığı uluslararası boyutu ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı bünyesinde hayata geçirilen “Türkiye Events” ve “İstanbul Events” platformlarıyla spor, müzik, kültür ve sanat etkinliklerini uluslararası ölçekte görünür kılmayı sürdüreceklerini belirtti. Bakan Ersoy, 2027 İspanya Süper Kupası’nın Türkiye, İstanbul ile Türk ve İspanyol futbolu açısından hayırlı olmasını diledi. Ersoy, organizasyonun Türkiye’ye getirilmesine destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek sporseverleri İstanbul’u eksiksiz deneyimlemek üzere planlarını şimdiden yaparak yerlerini ayırtmaya davet etti. Bakan Bak: “Devlet Olarak Her Türlü Destek İçin Hazırız” Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da Türkiye’nin spor yatırımları, stadyum altyapısı ve uluslararası organizasyon tecrübesiyle İspanya Süper Kupası’na başarıyla ev sahipliği yapacak kapasiteye sahip olduğunu vurguladı. Bak, “İstanbul’da bu işi çok güzel yapacağımıza inanıyorum. Bu deneyime sahibiz. Devlet olarak her türlü destek için hazırız.” dedi. Organizasyona stadyumlarıyla destek veren Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray kulüplerine teşekkür eden Bak, Türkiye’deki taraftarların dünya futbolunun önemli takımlarını yakından izleme imkânı bulacağını belirtti. İstanbul’un ulaşım olanakları ve Türkiye’nin güçlü turizm altyapısına da dikkati çeken Bak, İspanyol takımlarını ve taraftarlarını İstanbul’da ağırlamaktan memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Bilal Erdoğan: "Arda'yı Alkışlamak İsterim" Dünya Etnospor Birliği Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, da toplantıda açıklamalarda bulundu. Bilal Erdoğan yaptığı açıklamada, "Bildiğiniz gibi zaten İspanya, son Dünya Kupası'nın kazanan ülke oldu. Dünyanın en iyi futbolcularından bazıları İspanyol kulüplerinde oynamakta; hatta kendi oyuncumuz Arda Güler de bunlara dahil. Arda'yı da alkışlamak isterim. Arda burada, İstanbul'da bir nevi kendi taraftarları önünde oynayacak. Real Madrid formasını giyerek ilk defa Türkiye'de sahaya çıkacak. O anlamda Türk futbolseverler için de güzel bir anı olacağını düşünüyorum." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her 6 girişimden biri e-satışta... Girişimlerin yüzde 57,7’si sosyal medyada Haber

Her 6 girişimden biri e-satışta... Girişimlerin yüzde 57,7’si sosyal medyada

TÜİK’in Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, girişimlerin yüzde 92,7’si internete sabit hat bağlantısıyla erişiyor. Sosyal medya kullanan girişimlerin oranı yüzde 57,7’ye yükselirken, e-satış yapanların oranı yüzde 17,1 oldu. Girişimlerin yüzde 83’ü bilişim teknolojileri güvenliği için önlem alırken, yüzde 9,4’ü güvenlik ihlali yaşadı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarını açıkladı. Veriler, işletmelerin internet, sosyal medya, e-ticaret, bulut bilişim ve siber güvenlik kullanımındaki gelişimi ortaya koydu. SABİT İNTERNET KULLANIMI YÜZDE 92,7 En az 10 çalışanı bulunan girişimlerin yüzde 92,7’si 2026 yılında internete erişimde sabit hat internet bağlantısı kullandı. Sabit internet kullanan girişimlerin yüzde 47,1’inin en yüksek bağlantı hızı 100 Mbit/s’nin altında kalırken, yüzde 43,7’si 100-999 Mbit/s, yüzde 9,2’si ise 1 Gbit/s ve üzeri bağlantı hızına sahip oldu. Böylece 100 Mbit/s ve üzeri hız kullanan girişimlerin oranı yüzde 52,9 olarak kaydedildi. SOSYAL MEDYA KULLANIMI ARTTI Sosyal medya uygulamalarını kullanan girişimlerin oranı 2025’te yüzde 55,2 iken, 2026’da yüzde 57,7’ye yükseldi. Sosyal medya kullanımı işletmelerin büyüklüğüne göre önemli farklılık gösterdi. 10-49 çalışanı bulunan girişimlerde oran yüzde 55,0 olurken, 50-249 çalışanlı işletmelerde yüzde 68,4, 250 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerde ise yüzde 86,6 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyetlere göre sosyal medya kullanımının en yüksek olduğu alan yüzde 93,9 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri oldu. Bu alanı yüzde 83,1 ile finans ve sigorta, yüzde 81,1 ile bilgisayarların ve iletişim araçlarının onarımı takip etti. HER 6 GİRİŞİMDEN BİRİ E-SATIŞ YAPTI İnternet veya Elektronik Veri Alışverişi (EDI) yoluyla satış yapan girişimlerin oranı yüzde 17,1 oldu. E-satış oranı 10-49 çalışanlı girişimlerde yüzde 16,4, 50-249 çalışanlı girişimlerde yüzde 18,3, 250 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerde ise yüzde 29,7 olarak ölçüldü. Ekonomik faaliyetler arasında e-satışın en yaygın olduğu sektör ise yüzde 43,3 ile konaklama ve yiyecek hizmetleri oldu. Bunu yüzde 25,4 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri ve yüzde 23,7 ile toptan ve perakende ticaret izledi. BİLİŞİM UZMANI İSTİHDAMI YÜZDE 15,2 Bilişim sistemleri ve uygulamalarının kurulması, işletilmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde görev alan bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimlerin oranı yüzde 15,2’ye çıktı. Bu oran 2024’te yüzde 13,4 seviyesindeydi. 250 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerin yüzde 73,3’ü bilişim uzmanı istihdam ederken, bu oran 50-249 çalışanlı işletmelerde yüzde 29,8, 10-49 çalışanlı işletmelerde yüzde 10,8 oldu. Öte yandan girişimlerin yüzde 6,4’ü 2025 yılında bilişim uzmanı işe aldı veya işe almaya çalıştı. Bu girişimlerin yüzde 31,7’si işe alım sürecinde güçlük yaşadığını bildirdi. En önemli sorunlar arasında adayların yüksek ücret beklentisi yüzde 82,6 ile ilk sırada yer aldı. BULUT BİLİŞİM KULLANIMI YÜZDE 20,2 Ücretli bulut bilişim hizmeti kullanan girişimlerin oranı yüzde 20,2 oldu. Çalışan sayısı arttıkça bulut kullanımının da yükseldiği görüldü. 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin yüzde 57,0’si ücretli bulut bilişim hizmeti kullanırken, bu oran 50-249 çalışanlı işletmelerde yüzde 33,3, 10-49 çalışanlı işletmelerde yüzde 16,7 olarak gerçekleşti. Bilişim teknolojileri sistemlerinde en az bir güvenlik önlemi alan girişimlerin oranı 2024’te yüzde 76,0 iken 2026’da yüzde 83,0’a yükseldi. Buna karşın girişimlerin yüzde 9,4’ü 2025 yılında en az bir bilişim teknolojileri güvenliği ihlali yaşadığını bildirdi. Güvenlik ihlallerinde ilk sırada, yüzde 6,4 ile dışarıdan gelen saldırılar nedeniyle bilişim teknolojileri hizmetlerine erişememe yer aldı. Bunu yüzde 5,6 ile kötü amaçlı yazılım veya yetkisiz erişim nedeniyle veri kaybı ya da bozulması ve yüzde 5,3 ile veri gizliliğinin ihlal edilmesi izledi. Araştırma sonuçları, Türkiye’de girişimlerin dijital teknolojileri kullanımının giderek yaygınlaştığını ortaya koyarken, işletmelerin özellikle yüksek hızlı internet, sosyal medya, e-satış, bulut bilişim ve siber güvenlik alanlarında dijital dönüşüm sürecini sürdürdüğünü gösterdi.

Türk turistin ilgisi premium turlara kayıyor... Japonya ve Güney Kore'ye talep arttı Haber

Türk turistin ilgisi premium turlara kayıyor... Japonya ve Güney Kore'ye talep arttı

Yurt dışı seyahatlerinde tüketiciler artık yalnızca tur fiyatına değil, sunulan hizmetlerin kapsamına ve toplam maliyete odaklanıyor. Konaklama, ulaşım, rehberlik ve çevre gezilerini tek pakette birleştiren premium tur programları bu nedenle daha fazla ilgi görüyor. İSTANBUL (İGFA) - Sektör temsilcilerinden Mehmet Kamçı, premium yaklaşımının yalnızca otel standardıyla ölçülmediğini belirterek, seyahatin uçtan uca planlanmasının ve nitelikli bir deneyim sunulmasının esas olduğunu söyledi. Kamçı, misafirlere yalnızca bir tur değil, baştan sona konforla örülmüş bir yaşam deneyimi sunduklarını ifade etti. Kamçı, rotaların oluşturulmasından otel ve araç seçimine, şehirlerde geçirilecek süreden rehber atamalarına kadar tüm kararların deneyim ve geri bildirimlere göre alındığını belirtti. Amaçlarının, turu satın alırken görülen fiyatın seyahatin gerçek ve toplam maliyeti olması olduğunu kaydetti. Premium turların ilk bakışta standart ürünlerden daha pahalı görünse de, ekstra turlar, giriş ücretleri ve şehir vergileri gibi kalemler eklendiğinde toplam farkın azaldığına dikkat çekildi. JAPONYA VE GÜNEY KORE’YE TALEP ARTTI 2026 yılında Coral Travel’ın premium ürünlerinde İspanya-Endülüs, Bernina Treni ile İsviçre Alpleri, İskandinavya, İtalya, Bali, Singapur, Japonya, Güney Kore, Güney Afrika, Tayland, ABD ve Özbekistan gibi rotalar öne çıktı. Türk turistlerin klasik Avrupa destinasyonlarına ilgisini korurken deneyim odaklı noktalara da yöneldiği belirtildi. Özellikle Japonya’ya talep yüzde 70, Güney Kore’ye talep yüzde 50 arttı. Azerbaycan, diğer Türk cumhuriyetleri ve Gürcistan gibi yakın coğrafyalar da ürün çeşitliliğini destekleyen destinasyonlar arasında yer aldı. DİZİ VE FİLMLER DE SEYAHAT TERCİHİNİ ETKİLİYOR Premium seyahatin yükselen eğilimlerinden biri de “set-jetting” oldu. Film ve dizilerde görülen lokasyonlardan ilhamla seyahat planlamayı ifade eden bu trendin özellikle Z ve Y kuşağında güçlü olduğu belirtildi. 18 ülkede 24 bin yetişkinle yapılan bir araştırmaya göre, Z ve Y kuşağı seyahatseverlerin yüzde 81’i tatil planlarını film ve televizyon yapımlarında gördükleri lokasyonlara göre oluşturuyor. Küresel ölçekte ise seyahatseverlerin yüzde 53’ü ekranlardan ilham alan seyahatlere ilgisinin son bir yılda arttığını ifade edildi.

​​​​​​​ALUCRA’YA 100 KİŞİLİK SOSYAL TESİS Haber

​​​​​​​ALUCRA’YA 100 KİŞİLİK SOSYAL TESİS

ALUCRA’YA 100 KİŞİLİK SOSYAL TESİS HAMLESİ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın Giresun programı kapsamında Alucra’da temeli atılan sosyal tesis; 100 kişilik konaklama birimi, konferans salonu, kütüphane, restoran, kafeterya, hamam, sauna ve spor alanlarıyla ilçenin önemli ihtiyaçlarından birini karşılayacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Giresun’daki ziyaret, inceleme ve açılış programları kapsamında Alucra’ya geldi. Bakan Kacır, Giresun Valisi Mustafa Koç ve ilçe protokolü tarafından karşılandı. Karşılama programının ardından Bakan Kacır ile Vali Koç, ilçede gerçekleştirilecek ziyaret, inceleme ve açılışlara katılmak üzere program alanına geçti. YENİ KAYMAKAM KANDEMİR’E ZİYARET Vali Mustafa Koç, Alucra programı kapsamında Kaymakamlığı ziyaret ederek göreve yeni başlayan Alucra Kaymakamı Doğan Can Kandemir ile bir araya geldi. Koç, Kaymakam Kandemir’e yeni görevinde başarılar dilerken ilçede yürütülen kamu hizmetleri ve devam eden çalışmalar hakkında bilgi aldı, değerlendirmelerde bulundu. KONAKLAMA, KÜLTÜR VE SPOR AYNI TESİSTE Alucra Kalkınma ve Eğitim Vakfı tarafından ilçeye kazandırılacak Alucra Sosyal Tesisleri’nin temeli, Bakan Kacır ile Vali Koç’un katıldığı törenle atıldı. Proje kapsamında 100 kişi kapasiteli konaklama biriminin yanı sıra restoran, kafeterya, çok amaçlı konferans salonu, kütüphane, hamam, sauna ile kapalı ve açık spor alanları inşa edilecek. FINDIK SEZONUNDAKİ KONAKLAMA İHTİYACINA YANIT VERECEK Vali Mustafa Koç, törendeki konuşmasında özellikle fındık sezonunda Alucra’nın nüfusunun arttığını ve buna bağlı olarak konaklama ihtiyacının büyüdüğünü belirtti. Koç, tesisin hem ilçe hem de bölge açısından önemli bir ihtiyacı karşılayacağını ifade etti. Projeye katkı sunan Alucra Kalkınma ve Eğitim Vakfı ile hayırseverlere teşekkür eden Koç, tesisin en kısa sürede tamamlanması temennisinde bulundu. PLAKETLER VERİLDİ, TEMELE İLK HARÇ DÖKÜLDÜ Törende projeye destek veren iş insanlarına plaket takdim edildi. Duaların ardından kurban kesildi ve temele ilk harç dökülerek yapım süreci başlatıldı.

İlk çeyrek raporu yayımlandı... Yerli turist 102,3 milyar TL harcadı Haber

İlk çeyrek raporu yayımlandı... Yerli turist 102,3 milyar TL harcadı

TÜİK tarafından paylaşılan 2026 yılı Ocak-Mart dönemi verileri, yılın ilk üç ayında 11,5 milyon kişinin yurt içi seyahate çıktığını ortaya koydu. Seyahat sayısındaki artış oranı yüzde 12 olurken, yerli turistlerin toplam harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 33,9 yükselerek 102,3 milyar TL seviyesine çıktı. Seyahatlerin temel motivasyonunun ise yakın ziyaretleri olduğu görüldü. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılının Ocak-Mart dönemini kapsayan Hanehalkı Yurt İçi Turizm İstatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre, yılın ilk çeyreğinde yurt içinde ikamet eden 11 milyon 520 bin kişi seyahat etti. En az bir geceleme içeren yurt içi seyahatlerin toplam sayısı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 12'lik bir artışla 14 milyon 168 bine ulaştı. Söz konusu süreçte yerli turistler toplamda 73 milyon 622 bin geceleme yaparken, ortalama konaklama süresi 5,2 gece olarak belirlendi. Yurt içi seyahat harcamalarında da belirgin bir yükseliş kaydedildi. Yerli turistlerin gerçekleştirdiği toplam harcama, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 33,9 artarak 102 milyar 312 milyon TL'ye çıktı. Toplam tutarın 94,6 milyar TL'si kişisel harcamalardan, 7,8 milyar TL'si ise paket turlardan oluştu. Seyahat başına düşen ortalama harcama tutarı ise 7 bin 221 TL olarak hesaplandı. Harcama kalemlerinde yüzde 30,9 ile yeme-içme, yüzde 27,6 ile ulaştırma ve yüzde 12,4 ile giyecek ve hediyelik eşya ön plana çıktı. Özellikle giyecek ve hediyelik eşya harcamalarında yaşanan yüzde 62,2'lik artış dikkat çekti. Seyahatlerin ana nedeni yüzde 68,1 ile yakınları ziyaret ederken; bunu yüzde 22,3 ile gezi, eğlence ve tatil ile yüzde 4,1 ile sağlık amaçlı geziler takip etti. Konaklama tercihlerinde arkadaş veya akraba evleri ilk sıradaki yerini korudu. Bu kategoride 59,2 milyon geceleme yapılırken, oteller 5,7 milyon geceleme ile ikinci, kendi evler ise 5,5 milyon geceleme ile üçüncü sırada yer aldı.

DERELİ ÖĞRETMENEVİ’NDE SONA YAKLAŞILDI Haber

DERELİ ÖĞRETMENEVİ’NDE SONA YAKLAŞILDI

DERELİ ÖĞRETMENEVİ’NDE SONA YAKLAŞILDI Selin yıktığı öğretmenevi yeniden yükseldi Giresun’un Dereli ilçesinde 2020 yılında meydana gelen sel afetinde ağır hasar gören Dereli Öğretmenevi, yeniden hizmete açılmak için gün sayıyor. Milli Eğitim Bakanlığı finansmanı ve Giresun İl Özel İdaresi koordinasyonunda yürütülen projede fiziki gerçekleşme oranı yüzde 95 seviyesine ulaştı. Dereli’de 2020 sel afetinin ardından kullanılamaz hale gelen Öğretmenevi binasının yerine inşa edilen yeni tesis, ilçenin önemli kamu yatırımlarından biri olarak yükseliyor. Yapım sürecinde son aşamaya gelinen binada iç mekân tefrişatı, teknik donanım ve çevre düzenlemesi çalışmaları devam ediyor. 40 yatak kapasiteli modern tesis Yeni Dereli Öğretmenevi’nin yaklaşık 2 bin metrekarelik arsa üzerinde, 4 katlı olarak planlandığı öğrenildi. 40 yatak kapasiteli tesisin, yalnızca konaklama hizmeti vermekle kalmayıp eğitim çalışanları için sosyal donatı alanlarıyla da hizmet sunması hedefleniyor. Tamamlandığında öğretmenler, eğitim çalışanları ve ilçeye gelen misafirler için modern bir konaklama alanı oluşturacak olan tesisin, Dereli’nin sosyal yaşamına da katkı sağlaması bekleniyor. İhale süreci 2024’te başladı Projeye ilişkin ihale süreci, Giresun İl Özel İdaresi Yatırım ve İnşaat Müdürlüğü tarafından yürütüldü. “Giresun İli Dereli İlçesi Öğretmenevi Yapımı” adıyla çıkılan ihalede işin kapsamı bir adet öğretmenevi yapımı olarak belirlendi. İhale dokümanlarında yapım işinin anahtar teslimi götürü bedel usulüyle gerçekleştirileceği, inşaat, mekanik tesisat ve elektrik tesisatı imalatlarını kapsadığı belirtildi. İşin teslim süresi ise yer tesliminden itibaren 500 takvim günü olarak planlandı. Selin izleri kamu yatırımlarıyla siliniyor Dereli, 2020 yılında yaşanan sel afetinde Giresun’un en ağır zarar gören ilçelerinden biri olmuştu. Afette kamu binaları, iş yerleri, konutlar ve sosyal donatı alanları ciddi hasar almıştı. Öğretmenevi de selin ardından yıkım kararı verilen yapılar arasında yer almıştı. Yeni Öğretmenevi projesi, ilçede afet sonrası yürütülen yeniden yapılanma çalışmalarının eğitim alanındaki önemli adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Açılış için geri sayım Fiziki ilerleme oranının yüzde 95’e ulaşmasıyla birlikte projede artık son aşamaya geçildi. İç mekân düzenlemeleri, mobilya yerleşimi, teknik sistemlerin tamamlanması ve çevre düzenlemesinin ardından Dereli Öğretmenevi’nin hizmete açılması bekleniyor. Yeni tesisin hizmete girmesiyle birlikte Dereli, hem eğitim camiasına hem de ilçeye gelen misafirlere daha nitelikli bir konaklama ve sosyal hizmet imkânı sunacak.

PLAJLAR BÖLGESİNDE YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIR SKANDALI Haber

PLAJLAR BÖLGESİNDE YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIR SKANDALI

PLAJLAR BÖLGESİNDE YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIR SKANDALI Giresun Plajlar Bölgesi’nde “çadır kurmak, alkol almak ve ateş yakmak yasaktır” tabelasının hemen arkasında çadırların kurulması, sahil hattındaki denetimsizlik, güvenlik açığı, hijyen riski ve bakım eksikliğini yeniden gündeme taşıdı. Kent halkının yoğun kullandığı sahil alanında çadırların kimler tarafından kurulduğu, kimlerin kaldığı, ne kadar süreyle alanda bulunduğu, gece denetiminin nasıl yapıldığı ve yaşanabilecek bir adli olayda hangi yöntemin izleneceği belirsizliğini koruyor. Bölgede alkol şişelerinin bulunması, otların insan boyunu geçmesi, çamur birikintilerinin oluşması ve tuvalet-hijyen ihtiyacının nasıl karşılandığının bilinmemesi, Plajlar Bölgesi’nde yalnızca görüntü kirliliği değil; kamu düzeni, halk sağlığı ve sahil güvenliği sorunu yaşandığını gösteriyor. TABELA YASAK DİYOR, ARKASINDA YASAĞIN TAMAMI YAŞANIYOR Plajlar Bölgesi’nde yer alan uyarı tabelası, bölgede çadır kurmanın, alkol almanın ve ateş yakmanın yasak olduğunu açık biçimde bildiriyor. Ancak tabelanın hemen arkasında çadırların bulunması, sahadaki uygulama eksikliğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Ortaya çıkan görüntü, kamu yönetimi açısından ciddi bir çelişki oluşturuyor. Tabela “çadır kurmak yasaktır” diyor, arkasında çadırlar duruyor. Tabela “alkol almak yasaktır” diyor, bölgede alkol şişeleri görülüyor. Tabela “ateş yakmak yasaktır” diyor, ancak gece denetiminin nasıl yapıldığı bilinmiyor. Bu tablo, sahil yönetiminin yalnızca tabela koymakla sınırlı kaldığını gösteren Aziz Nesinlik bir manzaraya dönüşmüş durumda. Kamu alanında yasak ilan etmek, yasağı uygulamak anlamına gelmez. Tabela konulup saha denetimsiz bırakıldığında, o tabela kamu düzenini sağlayan bir uyarı olmaktan çıkar; ihmalin görünür belgesine dönüşür. PLAJLAR BÖLGESİNDE ÖNE ÇIKAN SORUNLAR 1. Kimin kaldığı belli olmayan çadırlar güvenlik riski oluşturuyor Çadırlarda kimlerin kaldığı, bu kişilerin alana ne zaman geldiği, ne kadar süreyle kalacağı ve herhangi bir kayıt tutulup tutulmadığı bilinmiyor. Kamuya açık sahil alanında kimlik ve kullanım bilgisi olmadan çadır konaklamasına izin verilmesi, güvenlik açısından ciddi risk doğuruyor. 2. Adli olay yaşanması halinde sorumluluk zinciri belirsiz Bölgede kavga, hırsızlık, taciz, yaralama, yangın, kayıp çocuk, alkol kaynaklı olay veya başka bir adli durum yaşanırsa, olayın nasıl takip edileceği açık değildir. Çadırda kalanların kimliği, tanıkların tespiti, kamera kaydı, gece devriyesi ve müdahale planı belirsizdir. 3. Gece denetiminin nasıl yapıldığı açıklanmıyor Çadırların bulunduğu alanın gece saatlerinde kim tarafından denetlendiği, güvenlik devriyesi olup olmadığı, alanda kamera veya görevli bulunup bulunmadığı net değildir. Sahil hattında gece kontrolü yoksa, kamu güvenliği zayıflar. 4. Tuvalet ihtiyacının nasıl karşılandığı bilinmiyor Çadır kurulan alanda kalan kişilerin tuvalet ihtiyacını nerede ve nasıl giderdiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Tuvalet altyapısı ve hijyen denetimi olmadan çadır konaklaması, doğrudan halk sağlığı riski üretir. 5. Hijyen koşulları denetlenmiyor El yıkama, kişisel temizlik, yemek hazırlığı, atık su ve çevre temizliği kontrol edilmeden sahil alanında çadır konaklamasına izin verilmesi kabul edilemez. Plajlar Bölgesi ailelerin, çocukların ve denize giren yurttaşların kullandığı ortak alandır. 6. Yemek artıkları ve çöpler haşere riski yaratıyor Çadır çevresinde yemek hazırlanması, yiyecek artıklarının açıkta kalması, çöplerin düzensiz bırakılması ve temizlik takibinin yapılmaması; sinek, böcek, kemirgen, kötü koku ve çevre kirliliği riskini artırır. 7. Alkol şişeleri sahil güvenliğini tehdit ediyor Bölgede alkol şişelerinin bulunması, tabeladaki yasağın uygulanmadığını gösteriyor. Cam şişeler ve kırık cam parçaları çocuklar, aileler, yürüyüş yapanlar ve denize giren yurttaşlar için doğrudan tehlike oluşturur. 8. Ateş yakma ve yangın riski göz ardı edilemez Çadırların bulunduğu alanlarda ateş, mangal, tüp, kamp ocağı ve sigara kullanımı yangın riski oluşturur. İnsan boyunu geçen otların bulunduğu bölgede bu risk daha da büyür. 9. Otlar insan boyunu geçti Plajlar Bölgesi’nde otların insan boyunu geçmesi, sahil bakımının aksadığını gösteriyor. Uzayan otlar kötü görüntünün yanında haşere, yangın, güvenlik ve görüş alanı riski doğurur. 10. Çamur birikintileri ve zemin sorunu sahil kullanımını zorlaştırıyor Çadırların arka bölümündeki çamur birikintileri, drenaj ve zemin bakımının yetersiz olduğunu gösteriyor. Yağmur suyu tahliyesi ve yüzey düzenlemesi yapılmadan sahil alanı sağlıklı kullanım alanı olarak korunamaz. 11. Kamu alanı fiilen konaklama alanına dönüşüyor Plajlar Bölgesi halkın ortak kullanım alanıdır. Çadırların sahil hattında sürekli veya belirsiz süreyle kalması, kamu alanını belirli kişi veya grupların kullanımına bırakır. 12. Cankurtaran ve ilk yardım hizmeti açıklığa kavuşturulmalı Denize girilen bölgelerde cankurtaran, ilk yardım noktası, uyarı bayrakları, kurtarma ekipmanı ve acil müdahale planı bulunmalıdır. Plajlar Bölgesi’nde bu hizmetlerin nasıl yürütüldüğü kamuoyuna açıklanmalıdır. 13. Tabela var, uygulama yok görüntüsü kamu otoritesini zayıflatıyor Yasak tabelasının hemen arkasında yasağa konu fiillerin görülmesi, kamu otoritesinin sahadaki görünürlüğünü zayıflatıyor. Yasaklar yalnızca yazıyla değil, denetim ve yaptırımla anlam kazanır. ULUSLARARASI ÖLÇEKTE UYGUN ÇADIR VE PLAJ YÖNETİMİ İÇİN GEREKENLER 1. Kimlik ve kullanıcı kaydı tutulmalı Çadır kuran herkesin kimlik bilgisi, iletişim bilgisi, giriş-çıkış saati ve kalış süresi kayıt altına alınmalıdır. Kimin kaldığı bilinmeyen çadır alanı güvenli kabul edilemez. 2. Alan sorumlusu belirlenmeli Çadırların bulunduğu bölgeden hangi kurumun, hangi birimin ve hangi görevlinin sorumlu olduğu açıkça belirlenmelidir. Olası adli olay, yangın, sağlık sorunu veya güvenlik ihlalinde müdahale zinciri önceden oluşturulmalıdır. 3. Gece güvenlik denetimi yapılmalı Çadır alanı gece saatlerinde denetlenmelidir. Aydınlatma, kamera, güvenlik devriyesi ve acil çağrı sistemi bulunmadan sahil hattında çadır konaklamasına izin verilmemelidir. 4. Tuvalet ve el yıkama altyapısı kurulmalı Çadır kullanımına izin verilecekse yeterli sayıda tuvalet, lavabo ve el yıkama noktası sağlanmalıdır. Tuvalet ihtiyacının nerede karşılandığı bilinmeyen bir alan halk sağlığı açısından uygun değildir. 5. Duş ve kişisel hijyen alanı oluşturulmalı Plaj ve çadır kullanımı birlikte yürütülecekse duş, soyunma alanı ve kişisel hijyen noktaları bulunmalıdır. Hijyen altyapısı olmayan sahil alanları çadır konaklamasına açılmamalıdır. 6. Atık su ve kirli su sistemi kurulmalı Yemek, temizlik, duş ve lavabo kullanımından doğan kirli suyun çevreye bırakılmasına izin verilmemelidir. Kirli suyun nasıl toplanacağı ve nereye aktarılacağı netleşmelidir. 7. Çöp ve geri dönüşüm sistemi kurulmalı Kapalı çöp kutuları, cam atık noktaları, geri dönüşüm alanları ve düzenli toplama takvimi oluşturulmalıdır. Yemek artıkları ve cam şişeler açıkta bırakılmamalıdır. 8. Alkol yasağı sahada uygulanmalı Alkol almak yasaksa bu yasak düzenli denetimle uygulanmalıdır. Alkol şişelerinin bulunduğu bir sahilde yasak tabelasının varlığı tek başına anlam taşımaz. 9. Ateş, mangal ve açık alev kesin kurala bağlanmalı Ateş yakmak, mangal yapmak, kamp ocağı veya tüp kullanmak açık kurallara bağlanmalıdır. Yasak varsa uygulanmalı; izin varsa yangın ekipmanı, güvenli mesafe ve görevli denetimi sağlanmalıdır. 10. Yangın güvenliği sağlanmalı Çadırlar arasında güvenli mesafe bırakılmalı, yangın söndürme tüpleri, acil çıkış güzergâhı ve yangın müdahale planı bulunmalıdır. Otların uzadığı alanlarda çadır ve açık alev birlikte düşünülemez. 11. Ot biçme ve çevre bakımı düzenli yapılmalı Otların insan boyunu geçmesine izin verilmemelidir. Sahil hattında düzenli ot biçme, temizlik, ilaçlama ve çevre bakımı yapılmalıdır. 12. Haşere ve kötü koku denetimi yapılmalı Yemek atıkları, çöpler, kirli su, tuvalet belirsizliği ve uzayan otlar haşere riskini artırır. Bu nedenle düzenli temizlik, ilaçlama ve kötü koku kontrolü yapılmalıdır. 13. Zemin ve drenaj sorunu çözülmeli Çamur biriken, yağmur suyu tahliyesi yapılmayan, yürüme güvenliği sağlamayan ve zemini bozuk alanlar çadır konaklaması için uygun değildir. 14. Cankurtaran hizmeti sağlanmalı Denize girilen alanlarda cankurtaran görevlendirilmelidir. Cankurtaran noktası, ilk yardım ekipmanı, kurtarma simidi, uyarı bayrakları ve acil müdahale planı bulunmalıdır. 15. İlk yardım noktası kurulmalı Kesik, yanık, boğulma tehlikesi, sıcak çarpması, alkol kaynaklı olay, çocuk yaralanması ve benzeri durumlar için ilk yardım noktası oluşturulmalıdır. 16. Kullanım süresi sınırlandırılmalı Çadırlar kalıcı yerleşim görüntüsü oluşturmamalıdır. Günlük, hafta sonu veya belirli süreli kullanım sınırı getirilmelidir. 17. Alan haritası ve kurallar görünür olmalı Çadır kurulabilecek alan, yasak alan, tuvalet, duş, çöp noktası, ilk yardım noktası, cankurtaran noktası ve acil çıkış güzergâhı harita üzerinde gösterilmelidir. 18. İzinsiz çadırlar kaldırılmalı Kayıtsız, izinsiz ve süresi belirsiz çadırların kamusal sahil alanında kalmasına izin verilmemelidir. İzinli kullanım varsa süresi, amacı ve sorumlusu açıklanmalıdır. 19. Denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalı Sahilde kaç çadır bulunduğu, kaçının izinli olduğu, hangi tarihe kadar kalacağı, denetimlerin ne zaman yapıldığı ve hangi işlemlerin uygulandığı kamuoyuna duyurulmalıdır. 20. Sahil yönetimi tek merkezden yürütülmeli Belediye, zabıta, temizlik işleri, çevre birimi, sağlık birimleri, kolluk, cankurtaran ve acil yardım birimleri ortak bir sahil yönetim planı içinde çalışmalıdır. BELEDİYE VE İLGİLİ KURUMLARIN YANITLAMASI GEREKEN SORULAR Plajlar Bölgesi’nde ortaya çıkan tablo, kamuoyunun yanıt beklediği birçok başlığı gündeme taşımaktadır: 1. Yasak tabelasının arkasındaki çadırlar izinli mi? Çadırlar izinliyse bu izni hangi kurum verdi, izin hangi süre için geçerli ve alanın sorumlusu kimdir? 2. Çadırlar izinsizse neden kaldırılmadı? Yasak tabelasına rağmen çadırlar alanda kalmaya devam ediyorsa, denetim neden yapılmadı? 3. Çadırlarda kimlerin kaldığı kayıt altında mı? Kimlik bilgisi, giriş-çıkış saati, kalış süresi ve sorumlu kişi bilgisi tutuluyor mu? 4. Gece denetimi yapılıyor mu? Alanın gece saatlerinde kim tarafından kontrol edildiği, güvenlik devriyesi ve kamera sistemi olup olmadığı açıklanmalıdır. 5. Tuvalet ve hijyen ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Çadırda kalanların tuvalet, el yıkama, duş ve kişisel temizlik ihtiyacını nerede karşıladığı netleşmelidir. 6. Alkol şişeleri neden alanda duruyor? Alkol yasaksa, cam şişelerin sahilde bulunması denetim ve temizlik açısından ayrıca açıklanmalıdır. 7. Otlar neden insan boyunu geçti? Sahil hattında ot biçme ve çevre bakım takviminin neden işlemediği kamuoyuna bildirilmelidir. 8. Cankurtaran hizmeti var mı? Denize girilen bu bölgede cankurtaran, ilk yardım, uyarı bayrakları ve acil müdahale düzeninin olup olmadığı açıklanmalıdır. PLAJLAR BÖLGESİ GÖSTERMELİK TABELALARLA YÖNETİLEMEZ Giresun Plajlar Bölgesi’nde yaşanan görüntü, sahil yönetiminin yalnızca tabela asmakla yürütülemeyeceğini göstermektedir. Yasak tabelasının hemen arkasında çadırların kurulması, alanda alkol şişelerinin bulunması, otların insan boyunu geçmesi ve çamur birikintilerinin oluşması, denetim ve bakım eksikliğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Kamu alanında kural yazmak yeterli değildir. Kuralın sahada uygulanması, denetlenmesi ve ihlal halinde yaptırım uygulanması gerekir. Tabela yasağı duyurur; kamu düzenini ise ancak etkili denetim sağlar. Plajlar Bölgesi halkın ortak kullanım alanıdır. Bu alan kimin kaldığı bilinmeyen çadırlara, hijyen belirsizliğine, güvenlik açığına, alkol şişelerine, insan boyunu geçen otlara, çamur birikintilerine ve göstermelik yasak tabelalarına bırakılamaz.

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Haber

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR

ERİKLİMAN’DA KARAVAN TEHLİKESİ: SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Giresun’un şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında uzun süreli bekleyen karavanlar; atık su, tuvalet atığı, gri su boşaltımı, çöp birikimi, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği, yangın riski ve kamu alanı işgali açısından ciddi bir çevre ve toplum sağlığı sorunu oluşturuyor. Şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan bir ulaşım hattı üzerinde bulunan Erikliman’da karavanların kontrolsüz şekilde konaklaması, artık yalnızca park düzeniyle açıklanamayacak bir risk alanı üretmektedir. Altyapısı olmayan sahil noktalarında uzun süreli karavan bekleyişi, kıyı kullanımını daraltırken çevre hijyeni ve halk sağlığı açısından da acil müdahale gerektiren bir tablo ortaya çıkarmaktadır. TEHLİKE SADECE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ DEĞİL Erikliman’daki karavan yoğunluğu, dışarıdan bakıldığında yalnızca sahil hattında bekleyen araçlar gibi görülebilir. Ancak karavanlar, geçici yaşam alanı olarak kullanıldığında su tüketimi, tuvalet ihtiyacı, atık su, evsel çöp, yemek artığı, deterjanlı gri su ve kötü koku üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, lisanslı atık su toplama sistemi, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan güvenli şekilde yönetilmesi mümkün değildir. Karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli beklemesi, doğrudan çevre sağlığı riski oluşturmaktadır. ATIK SU, TUVALET VE GRİ SU RİSKİ BÜYÜYOR Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Gri su ise lavabo, duş, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Bu atıkların toprağa, yağmur suyu kanallarına, dere yatağına veya deniz kıyısına karışması; bakteri, virüs, parazit, kötü koku ve çevre kirliliği açısından ciddi risk oluşturur. Erikliman gibi denizle temas eden sahil bölgelerinde bu risk daha da ağırlaşır. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de yurttaşların ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. KAMU ALANI ÖZEL KONAKLAMA SAHASINA DÖNÜŞÜYOR Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte sahil hattı, yol kenarları ve yeşil alanlar fiilen özel konaklama alanı gibi kullanılmaktadır. Masa-sandalye açılması, kamp düzeni kurulması, çamaşır asılması, atık bırakılması ve geceleme yapılması, kamu alanının ortak kullanım niteliğini zayıflatmaktadır. Erikliman sahili, belirli araç kullanıcılarının uzun süreli kullanımına bırakılacak bir konaklama sahası değildir. Bu alan, Giresun halkının ortak kıyı kullanım hakkı içinde değerlendirilmelidir. KÖTÜ KOKU, HAŞERE VE ÇÖP BİRİKİMİ YAŞAM KALİTESİNİ ETKİLER Altyapısız karavan yoğunluğu; evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık, deterjanlı su ve düzensiz temizlik nedeniyle kötü koku ve haşere riskini artırır. Sinek, böcek, kemirgen ve koku oluşumu yalnızca karavan kullanıcılarını değil; çevrede yaşayan yurttaşları, sahil hattını kullananları ve bölgeden geçenleri de etkiler. Şehir içinde bu tür risklerin görmezden gelinmesi, temizlik hizmetlerinin yükünü artırır ve çevre sağlığı denetimini zorlaştırır. YANGIN VE GÜVENLİK RİSKİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Görevlisi olmayan, güvenlik önlemi alınmayan, yangın mesafesi belirlenmeyen ve acil müdahale altyapısı bulunmayan alanlarda bu risk büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, kamera, görevli personel, yangın söndürme ekipmanı, araçlar arası güvenli mesafe ve acil müdahale düzeni bulunmasının nedeni budur. Erikliman gibi kontrolsüz sahil alanlarında bu riskler yönetilemez. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİ SAHİL HATTINDA BAŞIBOŞ BIRAKILAMAZ Giresun’un doğal güzellikleri ve sahil hattı karavan kullanıcıları için cazip olabilir. Ancak turizm faaliyeti, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Karavan turizmi desteklenecekse bu destek; şehir içi sahil alanlarının kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek değil, altyapılı ve denetimli resmi karavan parklarıyla sağlanmalıdır. Giresun’da karavan turizmini sürdürülebilir hale getirecek model, Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgelerinde uzun süreli bekleyişe izin vermek değil; bu faaliyeti şehir dışına yakın, altyapılı, kayıtlı ve denetimli alanlara taşımaktır. GİRESUN İÇİN 10 MADDELİK KARAVAN PARK ÖNERİSİ Giresun’da karavan turizminin çevreye, halk sağlığına ve kent düzenine zarar vermeden yönetilebilmesi için uygulanması gereken öneriler şöyledir: 1. Erikliman’da uzun süreli karavan konaklaması yasaklanmalı Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasına izin verilmemelidir. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet boşaltımı ve gri su dökümü kesin şekilde engellenmelidir. 2. Giresun’a resmi karavan park alanı kurulmalı Şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı oluşturulmalıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. 3. Kanalizasyon veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmalı Resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı ya da lisanslı atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. 4. Kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi zorunlu olmalı Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca özel bertaraf ünitesine boşaltmalıdır. Gelişigüzel tuvalet boşaltımı ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. Kimyasal tuvalet atıkları sıradan evsel çöp gibi değerlendirilemez. 5. Temiz su, elektrik, WC, duş ve güvenlik altyapısı sağlanmalı Karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunlu olmalıdır. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. 6. Plaka ve kullanıcı kaydı tutulmalı Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt sistemi hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. 7. Süre sınırı getirilmeli Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Aynı karavanın haftalarca veya aylarca aynı noktada kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırları açık şekilde belirlenmelidir. 8. Erikliman’da düzenli zabıta, çevre ve sağlık denetimi yapılmalı Denetim yalnızca araç parkına göre değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali, hijyen, geceleme ve kamp ekipmanı kullanımı başlıklarına göre yapılmalıdır. Zabıta, çevre koruma, temizlik işleri, sağlık ve güvenlik birimleri ortak denetim yürütmelidir. 9. Sahil hattında uyarı levhaları ve yasak alan haritası oluşturulmalı Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Erikliman ve şehir içi sahil hattında uyarı levhaları yerleştirilmeli, yasak alan haritası hazırlanmalıdır. 10. Karavan turizmi plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmalı Karavan kullanıcıları Giresun’a ekonomik katkı sağlayabilir. Ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. Karavan turizmi, kent düzenine ve çevre sağlığına uygun biçimde yönetilmelidir. YEREL YÖNETİMİN KARAR ALMASI GEREKİYOR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları, çevre sağlığı birimleri, zabıta ve temizlik ekipleri Erikliman’daki tabloyu yerinde değerlendirmelidir. Bölge yalnızca araçların durduğu bir alan olarak değil; atık üreten, kamu alanını kullanan, kıyı hattını etkileyen ve halk sağlığı riski doğurabilecek kontrolsüz konaklama noktası olarak ele alınmalıdır. İlk adım Erikliman ve şehir içi sahil hattında uzun süreli karavan konaklamasına ilişkin açık karar alınmasıdır. Ardından resmi karavan park alanı belirlenmeli, atık su ve kimyasal tuvalet altyapısı kurulmalı, plaka-kullanıcı kaydı ve süre sınırı uygulanmalı, denetim ve yaptırım sürekli hale getirilmelidir. ERİKLİMAN BU İŞ İÇİN UYGUN ALAN DEĞİLDİR Karavan turizmi doğru planlandığında Giresun için değer oluşturabilir. Ancak plansız bırakıldığında çevre sorunu, hijyen sorunu, kıyı kullanımı sorunu ve kamu alanı işgali üretir. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, çevre sağlığını ve toplum sağlığını koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek altyapısız sahil işgaliyle değil; resmi karavan parkı, atık su yönetimi, kimyasal tuvalet bertarafı, güvenlik, kayıt, süre sınırı ve düzenli denetimle sağlanmalıdır. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri, kontrolsüz karavan konaklaması için uygun değildir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.