Hava Durumu

#Kobi̇

Giresun Sonhaber - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı Haber

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı

Kapadokya Üniversitesi'nin öncülüğünde bu yıl üçüncüsü düzenlenen Ulusal Yapay Zeka Buluşması başladı. 15-16 Ekim tarihlerinde iki gün sürecek buluşmada Türkiye'nin önde gelen yapay zekâ ve teknoloji liderleri sahne alıyor; akademi, kamu, iş dünyası, sivil toplum ve öğrenciler Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte tartışıyor. Buluşma öncesinde düzenlenen basın toplantısına Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan ve Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu katıldı. “Yapay zekâ ekosistemi güller kadar dikenler de barındırıyor” Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın kamu kurumlarını, özel sektörü, üniversiteleri ve öğrencileri bir araya getirerek ortak bir gelecek projeksiyonu oluşturmayı amaçladığını söyledi: “Bilim insanlarını, kamu kurumlarını, iş dünyasını, girişimcileri ve öğrencilerimizi Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte düşünmek üzere üç yıldır bir araya getiriyoruz. Türkiye'nin bu alanda yetişmiş insan kaynağı, gelişen altyapısı ve kullanıma hazır pek çok çözümü var. Önümüzdeki hedef, bu kazanımları güçlendirmek ve sağlanan faydayı daha fazla kuruma, işletmeye ve bireye ulaştırmak.” Yapay zekanın eğitim, araştırma ve topluma hizmetin tüm katmanlarında kullanılmasını istediklerini belirten Karasar, “Ancak yapay zekâ ekosistemi yalnızca güllerle değil, dikenlerle de dolu bir bağ. Bu buluşmada ekonomik değer, ürünleştirme, insan kaynağı ve güvenilir yapay zeka kullanımı konularını ele alıyoruz” dedi. Karasar, üniversitenin çıkış noktası “evrensel” eğitim anlayışına da değindi. Cisco Networking Academy gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar sayesinde öğrencilere New York'ta, Chicago'da ya da Berlin'de okuyan bir öğrencinin aldığı müfredatın aynısının sunulduğunu; mikro yeterlilikler ve disiplinler arası yan dal programlarıyla farklı bölümlerdeki öğrencilerin de yapay zekayı kendi meslek alanlarında kullanmaya teşvik edildiğini anlattı. Üniversitenin akademik ve idari süreçlerinde de yapay zekadan ve geliştirdiği çözümlerden azami ölçüde yararlandığını ekledi. Alev Alatlı'nın mirası: Teknolojiye eleştirel bakış Üniversitenin kurucusu merhum Alev Alatlı'yı anan Karasar, “Seksenli yaşlarında dahi yapay zekâ ve blok zincir teknolojilerini yakından takip ederdi. Bunların insani, etik ve felsefi açıdan sorgulanması gerektiğini bize her zaman hatırlatırdı. Bu buluşmanın ana omurgasını da Alev Hoca'nın bize işaret ettiği bu istikamet oluşturuyor” diye konuştu. Karasar, tüm çalışmaların Alatlı'nın “akıl, ahlak, adalet ve adap” anlayışı doğrultusunda, insanın ve toplumun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Anadolu'daki işletmelerin, özellikle KOBİ'lerin yeni teknolojilere ve uzmanlık desteğine erişebilmesinin önemine dikkat çeken Karasar, dijitalleşen dünyada Anadolu'daki üreticilerin dünyanın daha avantajlı görülen bölgelerindeki işletmelerle rahatça rekabet edebilmesini sağlayacak teknolojilere ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Veri güvenliği öncelikli meydan okuma Yapay zekâ çağının meydan okumalarına da değinen Karasar, veri güvenliğinin başı çektiğini belirtti: “Stratejik alanlarda verilerin zehirlenmesi ya da yok edilmesi gibi riskler var. Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır; o verilerin korunması en önemli önceliklerden biri.” Karasar, veri ve yapay zekâ teknolojisinin birkaç büyük teknoloji şirketinin elinde toplandığı bir dünyada hem ülkenin stratejik tercihlerini korumak hem de gençlerin ileri teknolojilerden azami ölçüde yararlanmasını sağlamak için bir araya geldiklerini ifade etti. Bu yıl gençlerin katılımına özellikle önem verildiğini belirten Karasar, öğrenci sohbetleri, poster çalışmaları ve yapay zekâ uygulama gösterimleriyle gençlerin üretimlerine yer açıldığını söyledi. Buluşmanın sonunda ortak öncelikleri ve sorun alanlarını görünür kılacak bir bildirge yayımlanması planlanıyor. Karasar, üniversite, kamu, özel sektör ve sivil toplumdan katılımcılarla kamunun hazırladığı yapay zekâ eylem planlarına ve yol haritalarına katkı sunmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi. Nevşehir'e tematik teknopark kuruluyor Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan, Kapadokya Üniversitesi'nin kuruluş felsefesinde topluma faydalı olmak ve bölgesel kalkınmayı desteklemek bulunduğunu hatırlattı. Havacılık, sağlık, turizm ve gastronomi alanlarında sektörün önde gelen kurumlarıyla iş birlikleri yürüttüklerini belirten Aktan, son olarak farklı fakültelerdeki bilişimle ilgili bölümlerin geçen yıl Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplandığını söyledi. Aktan, “Lisans ve önlisans düzeyinde şu anda 17 teknoloji programımız var. Veri güvenliğinden yapay zekaya, programlamadan otonom sistemlere kadar sektörün ihtiyaç duyduğu iş gücünü yetiştiriyoruz” dedi. Aktan, Nevşehir Belediyesi ile bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Üniversitenin ana kurucu ortak olarak yer alacağı teknoparkın kuruluş aşamasında olduğunu söyledi. Bölgenin ihtiyaçlarına ve potansiyeline göre şekillenecek tematik teknoparkın tarım teknolojileri, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilirlik teknolojiler alanlarına odaklanması planlanıyor. Aktan, üniversitede geliştirilen çalışmaları ve girişimleri sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturacak Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Aktan, yapay zekanın Türkiye'nin geneline yayılması gerektiğinin altını çizdi: “Yapay zekayı yalnızca teknolojiyi geliştirmek olarak düşünmemek lazım. Geliştirilen teknolojileri Türkiye'nin geneline yayılacak, farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir ve etki yaratabilir hale getirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji.” “Kolektif akılla neler yapılabileceğinin kanıtı” Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi ve buluşmanın düzenleme komitesinde yer alan Barış Karakullukçu, üç yıl önce bu işlerin İstanbul ve Ankara dışında da yapılması gerektiği inancıyla yola çıktıklarını söyledi. Karakullukçu, “Anadolu'da ekosistemin, endüstrinin ve toplumun yapay zekayı etik ve güvenli biçimde kullanarak daha iyi noktalara gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu toplantı, kolektif akılla neler yapılabileceğini net şekilde gösteriyor” dedi. Karakullukçu, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk akademisyen ve teknoloji liderlerinin yanısıra Bilişim Vakfı, TÜBİSAD ve Yapay Zeka Teknoloji Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de organizasyonda yer aldığını belirtti. Karakullukçu, yeni yayımlanan Yapay Zekâ Eylem Planı'nın uygulanmasının iki gün boyunca somut vakalar üzerinden ele alınacağını söyledi. Meslekler yok olmayacak, dönüşecek Basın toplantısında yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisinin sorulması üzerine Barış Karakullukçu, yapay zekanın hiçbir mesleği yok etmeyeceğini ancak o mesleğin uygulayıcılarını dönüştüreceğini söyledi: “Radyoloji, yapay zekanın en iyi olduğu alanlardan biri. Ama radyolog yalnızca görüntüyü değerlendirmiyor; teşhisi, hastayla iletişimi ve süreci yönetiyor. Süreçlerin alt adımları değişecek ama roller tamamen ortadan kalkmayacak.” Kaan Aktan ise yapay zekanın önceki teknoloji devrimlerinden farklı olduğunu vurguladı: “Yayılım hızı çok yüksek. Kuralları netleşmeden, neye muktedir olduğu tam anlaşılmadan herkesin kullanmaya başladığı bir teknoloji haline geldi. Bu da bir tedirginlik yaratıyor. Ancak zaman içinde bunun mesleklerde bir dönüşümle sonuçlanacağını düşünmek gerekiyor.” Rektör Karasar da sorumluluğun makineye devredilemeyeceğini, her teknolojiyi kullananın bir sorumlusu olduğunu ve bunun mutlaka insan olması gerektiğini hatırlattı. Önde gelen markalar ve dünyaca ünlü üniversitelerden akademisyenler sahnede Buluşmada Koç Holding, Eczacıbaşı Topluluğu, Pegasus, Türk Telekom, Migros Online, PwC ve Amazon gibi kuruluşların teknoloji liderleri; telekomünikasyon, havacılık, gıda ve perakende sektörlerinden temsilciler deneyimlerini paylaşacak. Stanford ve Harvard gibi yapay zekâ alanında öncü çalışmalar yürüten üniversitelerde görev yapan Türk akademisyenler de programda yer alıyor. Yapay zekâ ajanları ve bu teknolojinin kurumlara güvenli biçimde yerleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında. Cuma günü ise başarılı yapay zekâ girişimlerinin yer alacağı bir Demo Day düzenlenecek. Buluşma öncesinde beş kitap yayımlandı Kapadokya Üniversitesi Yayınları, buluşma öncesinde yapay zeka üzerine beş kitap yayımladı. Kitaplar arasında lise ve üniversite öğrencileri arasında düzenlenen yapay zeka proje ve poster yarışmalarının derlendiği bir kitapçık, Barış Karakullukçu'nun teknoloji ve yapay zeka yolculuğunu anlattığı hatırat, yapay zekanın stratejik boyutlarını ele alan bir eser, Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer ile İTÜ'den Prof. Dr. Altan Çakır'ın yapay zeka, makine öğrenmesi ve hesap verebilirlik üzerine kaleme aldığı çalışma ve geçen yılki ikinci buluşmanın sonuçlarını derleyen bir kitap yer alıyor. Kitaplar etkinlik boyunca stantlarda katılımcılarla buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” Haber

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’”

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık fiyatlarındaki gerileme ve artan üretim maliyetleri üzerinden iktidarın tarım politikasını sert sözlerle eleştirdi. Giresun kalite fındığın geçen yıl eylül ayında 300 liraya kadar alıcı bulduğunu, bugün ise 180–210 lira bandına gerilediğini belirten Şenyürek, “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir” dedi. Şenyürek; TMO alım fiyatının en az 300 liraya çıkarılmasını, alım kotasının kaldırılmasını, FİSKOBİRLİK’in piyasayı yukarı taşıyacak bir fiyat açıklamasını ve Giresun’da fındığı işleyerek katma değer yaratan KOBİ’lerin desteklenmesini istedi. YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık piyasasında yaşanan fiyat düşüşüne ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü karşısında korunamadığını savundu. Fındıktaki mevcut tablonun sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ürününü geçen yılın altında kalan fiyatlardan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. “BUNUN ADI SERBEST PİYASA DEĞİL” Şenyürek, geçen yıl eylül ayında Giresun’da fındığın 300 liraya kadar alıcı bulduğunu hatırlatarak, bugün Giresun kalite fındığın randıman ve alım noktasına göre 180–210 lira bandına kadar gerilediğini ifade etti. Üretim giderlerindeki artışa dikkat çeken Şenyürek, şöyle konuştu: “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir.” Şenyürek, enflasyonun ve tarımsal girdi maliyetlerinin arttığı bir dönemde üretici fiyatının gerilemesinin kabul edilemez olduğunu savunarak, iktidarın yerel temsilcilerine de tepki gösterdi. “Madem 355 lira bile yeterli değil, fındık 180–210 lira bandına düştüğünde neden susuyorsunuz?” “ÜRETİCİ HER KİLOGRAMDA ZARAR EDİYOR” Şenyürek, ziraat odalarının bir kilogram fındığın işçilik dahil maliyetini 230–245 lira aralığında hesapladığını belirterek, serbest piyasada 180–210 liraya satış yapan üreticinin kilogram başına 20 ila 60 lira zarar ettiğini söyledi. Bu kaybın ton bazında 20 bin ila 60 bin liraya ulaştığını ifade eden Şenyürek, işçilik, patoz, akaryakıt, gübre ve diğer girdilerdeki artışların üreticinin yükünü daha da ağırlaştırdığını kaydetti. Giresun’da işçi yevmiyelerinin yer yer 2 bin 500 liraya, patoz çekim bedelinin ise ton başına 6 bin liraya kadar çıktığını belirten Şenyürek, mevcut tarımsal desteklerin üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldığını savundu. “Üreticiye destek verdiğini söyleyen iktidara soruyoruz: Beş litre mazotla hangi bahçe temizlenecek, hangi gübre taşınacak, hangi ürün pazara indirilecektir?” “TMO’NUN AÇIKLADIĞI FİYAT ÜRETİCİNİN CEBİNE GİRMİYOR” TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 lira, Levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Şenyürek, açıklanan fiyat ile serbest piyasadaki fiyat arasındaki farkın üretici açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Şenyürek, TMO’nun yalnızca fiyat açıklamasının yeterli olmadığını, güçlü ve yaygın alımlarla piyasayı desteklemesi gerektiğini savundu. “Sadece fiyat açıklamak yetmez; o fiyatı güçlü ve yaygın alımlarla savunmak gerekir.” TMO’daki alım kotası, randevu sistemi, alım noktalarının kapasitesi ve ürün bedellerinin ödeme süresine ilişkin eleştirilerde bulunan Şenyürek, üreticinin nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemediğini ve bu durumun serbest piyasadaki alıcıların elini güçlendirdiğini ileri sürdü. “TMO’nun görevi sınırlı miktarda ürün almak değil; piyasaya yön vermek, fiyatın aşağı çekilmesini önlemek ve üreticiyi güçlü alıcılar karşısında korumaktır.” “FİSKOBİRLİK KİMİN BİRLİĞİDİR?” Şenyürek’in açıklamasında en sert eleştirilerden biri de FİSKOBİRLİK’e yönelik oldu. FİSKOBİRLİK’in 1938 yılında Giresun’da üreticiyi korumak ve piyasada denge sağlamak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Şenyürek, kurumun 2026 sezonunda Giresun kalite fındık için 205 lira, Levant kalite için 195 lira seviyesinden alım fiyatı açıklamasını eleştirdi. “Üretici birliği olduğunu söyleyen bir kurum, TMO’nun 50 lira altında ve üretim maliyetinin bile gerisinde fiyat açıklayamaz. FİSKOBİRLİK’in görevi düşük fiyatları takip etmek değil, üreticiden yana ağırlık koyarak piyasayı yukarı taşımaktır.” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in yönetim yapısına da siyasi eleştiri yönelterek kurumun yeniden üreticinin söz ve karar sahibi olduğu bağımsız bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. “TMO 255 lira açıklamışken siz neden 205 lira fiyat verdiniz? Maliyeti 230–245 lira olan fındığı bu rakamdan alarak kimi koruyorsunuz?” “MİLYARLARCA DOLARLIK ÜRÜNÜN SAHİBİ ZARAR EDİYOR” Şenyürek, Türkiye’nin fındık ihracatından elde ettiği döviz gelirine dikkat çekerek, dünya piyasasında yüksek ekonomik değere sahip bir ürünün üreticisinin maliyet baskısı altında ezilmesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. “Bütün riski üstlenen, donla, kuraklıkla, hastalıkla ve artan maliyetlerle mücadele eden çiftçi kendi ürününü maliyetinin altında satmaktadır.” Şenyürek, üretici zarar ederken fındığın ticari değerinden daha güçlü alıcıların yararlandığını ileri sürerek mevcut piyasa düzeninin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “FINDIĞIN KATMA DEĞERİ GİRESUN’DA KALMALIDIR” Şenyürek’in açıklamasında yalnızca üretici değil, fındığı işleyerek katma değer yaratan Giresunlu işletmeler de yer aldı. Çikolatalı fındık kreması, ezme, kavrulmuş fındık ve benzeri ürünler üreten yerel KOBİ’lerin enerji, ambalaj ve finansman maliyetleri karşısında desteklenmesi gerektiğini ifade eden Şenyürek, yerel markalaşmanın güçlendirilmesini istedi. “Üreticinin hakkını korumakla yerel imalatçıyı desteklemek birbirinin alternatifi değildir.” Şenyürek, Giresun’da yetişen fındığın mümkün olduğunca yine Giresun’da işlenmesi, markalaştırılması ve ihracata konu edilmesi gerektiğini vurguladı. “Fındık Giresun’da yetişiyorsa burada işlenmeli, burada markalaşmalı ve yarattığı katma değer de Giresun’da kalmalıdır.” TMO’YA KOTA VE FİYAT ÇAĞRISI Şenyürek, çözüm önerilerini de sıraladı. TMO’nun dönüm başına uyguladığı alım kotasının kaldırılmasını isteyen Şenyürek, ÇKS’ye kayıtlı üreticilerin standartlara uygun ürünlerinin tamamının alınması gerektiğini söyledi. Giresun’un bütün ilçelerinde yeterli sayıda alım noktası oluşturulmasını, alım kapasitesinin artırılmasını ve ürün bedellerinin birkaç gün içinde üreticiye ödenmesini isteyen Şenyürek, Giresun kalite fındığın TMO alım fiyatının da en az 300 liraya yükseltilmesi gerektiğini savundu. FİSKOBİRLİK’e de çağrıda bulunan Şenyürek, kurumun piyasayı takip eden değil, üreticiden yana fiyat oluşumuna öncülük eden bir politika izlemesini istedi. Şenyürek ayrıca Rekabet Kurumu’nun fındık piyasasındaki alıcı yoğunlaşmasını ve eş zamanlı fiyat hareketlerini incelemesi gerektiğini belirterek mazot, gübre ve ilaçta üreticiye daha güçlü doğrudan destek verilmesi çağrısında bulundu. “FINDIK ÜRETİCİSİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek açıklamasını, üreticinin fındıktan daha yüksek ve sürdürülebilir bir gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı: “Fındık üreticisi sadaka istemiyor. Emeğinin karşılığını ve dünya pazarında milyarlarca dolar kazandıran ürününden hak ettiği payı istiyor.” Şenyürek, YENİ Parti’nin üretici, yerel işletme ve fındıkta katma değer oluşturan kesimlerin desteklenmesini savunduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “YENİ Parti olarak fındığı birkaç büyük alıcının insafına, üreticiyi borca ve çaresizliğe teslim eden bu politikanın karşısındayız. Bahçedeki üreticimizden fındığı işleyip markalaştıran KOBİ’lerimize kadar alın teriyle değer yaratan herkesin yanındayız. Giresun’un emeğine, toprağına ve geleceğine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Fındığın gerçek sahibi üreticidir ve son sözü de üretici söyleyecektir.”

BANKA KOMİSYONLARI İŞLETMELERİN BELİNİ BÜKÜYOR Haber

BANKA KOMİSYONLARI İŞLETMELERİN BELİNİ BÜKÜYOR

BANKA KOMİSYONLARI İŞLETMELERİN BELİNİ BÜKÜYOR Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, kredi kartı komisyonları, POS kesintileri ve yüksek finansman maliyetlerinin işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, üretim ve istihdamın korunması için yetkili kurumlara düzenleme çağrısında bulundu. Giresun Son Haber’in Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki uygulamaları karşılaştırdığı araştırma ise kartlı ödeme maliyetlerinde dikkat çekici bir fark bulunduğunu ortaya koydu. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, kredi kartı komisyonları ile banka kaynaklı finansman giderlerinin ticari hayat üzerinde giderek daha ağır bir yük oluşturduğunu söyledi. Kredi kartı kullanımında uygulanan yüksek komisyon oranlarının ve ödeme maliyetlerinin büyük ölçüde işletmeler tarafından karşılandığını belirten Çakırmelikoğlu, bu durumun özellikle esnaf ve KOBİ’lerin nakit akışını olumsuz etkilediğini ifade etti. SATIŞ YAPAN İŞLETME, KOMİSYONA ÇALIŞIYOR Kredi kartıyla yapılan satışlarda bankalara ödenen komisyonların işletmelerin kazancını önemli ölçüde azalttığını vurgulayan Çakırmelikoğlu, yüksek ciroya rağmen gerçek kârlılığın gerilediğine dikkat çekti. Satış hacmi büyüse bile POS komisyonu, faiz, erken ödeme ve diğer banka giderleri nedeniyle cironun önemli bir bölümü finansman maliyetine dönüşüyor. FİNANSMAN GİDERLERİ ANA MALİYET KALEMİNE DÖNÜŞTÜ Banka komisyonları, finansman giderleri ve faiz maliyetlerinin işletmelerin en önemli gider kalemleri arasında yer aldığını belirten Çakırmelikoğlu, mevcut tablonun firmaların rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. Çakırmelikoğlu, “Artan finansman maliyetleri firmalarımızın kârlılığını azaltmakta, rekabet gücünü zayıflatmakta ve sürdürülebilir üretim ile ticaret yapmalarını zorlaştırmaktadır” dedi. KOBİ’LERİN HAREKET ALANI DARALIYOR Yüksek banka maliyetlerinin özellikle sınırlı sermayeyle faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmeleri daha fazla etkilediğini dile getiren Çakırmelikoğlu, işletmelerin yatırım yapma, stok oluşturma ve istihdamı koruma kapasitesinin giderek azaldığını kaydetti. Finansmana erişimin pahalılaşması yalnızca işletme bilançolarını değil, üretimden istihdama ve tüketici fiyatlarına kadar ekonomik hayatın bütününü etkiliyor. “DÜZENLEME GECİKMEDEN YAPILMALI” İş dünyasının üzerindeki mali yükün hafifletilmesi gerektiğini belirten Çakırmelikoğlu, kredi kartı komisyonları ve banka kaynaklı giderler konusunda ilgili kurumların gecikmeden harekete geçmesi gerektiğini ifade etti. İşletmelerin ayakta kalabilmesi, üretimin sürdürülebilmesi ve mevcut istihdamın korunabilmesi için komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesini isteyen Çakırmelikoğlu, banka kaynaklı finansman maliyetlerinin de yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. ARAŞTIRMA NOTU: AVRUPA’DA KOMİSYONLAR NASIL UYGULANIYOR? Avrupa Birliği’nde tüketici kartlarına ilişkin bankalar arası takas komisyonları banka kartında yüzde 0,20, kredi kartında yüzde 0,30 ile sınırlandırılırken, Türkiye’de Temmuz 2026 itibarıyla üye işyerlerine uygulanabilen azami komisyon peşin kredi kartı işlemlerinde yüzde 3,56’ya, banka kartlarında ise yüzde 1,04’e kadar çıkıyor. İki sistemdeki ücretlerin kapsamı bire bir aynı olmasa da işletmenin taşıdığı mali yük bakımından Türkiye’deki oranlar çok daha yüksek bir tablo ortaya koyuyor. AB’DE BANKALAR ARASI KOMİSYONA YASAL SINIR Avrupa Birliği’nin 2015/751 sayılı düzenlemesine göre tüketici banka kartlarında bankalar arası takas komisyonu işlem tutarının en fazla yüzde 0,20’si, tüketici kredi kartlarında ise en fazla yüzde 0,30’u olabiliyor. Üye ülkeler kredi kartlarında yüzde 0,30’un altında daha düşük bir tavan belirleyebilirken, düzenleme aynı zamanda perakendecilerin ödedikleri ücretleri daha açık biçimde görebilmelerini ve farklı ödeme kuruluşları arasında karşılaştırma yapabilmelerini amaçlıyor. (EUR-Lex) AVRUPA’DAKİ ORAN TOPLAM POS ÜCRETİ DEĞİL Avrupa’daki yüzde 0,20 ve yüzde 0,30’luk oranların doğrudan işletmenin ödediği toplam POS komisyonu olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Bu oranlar, kartı çıkaran banka ile ödemeyi kabul eden banka arasındaki takas komisyonunu ifade ediyor. İşletmenin ödediği toplam ücretin içerisinde kart kuruluşu bedeli, ödeme altyapısı ve hizmet marjı gibi başka kalemler de bulunabiliyor. Buna karşın Avrupa Komisyonunun değerlendirmeleri, takas komisyonlarına getirilen tavanın daha önce yüksek olan ücretleri düşürdüğünü, kartlı ödeme piyasasında rekabeti ve ücret şeffaflığını artırdığını gösteriyor. (Competition Policy) TÜRKİYE’DE PEŞİN KREDİ KARTINDA TAVAN YÜZDE 3,56 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Temmuz 2026 için yayımladığı tabloda, bankalarca ticari müşterilere uygulanabilecek azami üye işyeri komisyonu peşin kredi kartı işlemlerinde yüzde 3,56 olarak yer alıyor. Her ilave taksit için uygulanabilecek azami artış yüzde 1,78 olurken, banka kartı işlemlerinde azami oran yüzde 1,04 düzeyinde bulunuyor. Bu oranlar tavan niteliği taşıyor; bankalar işyerinin cirosu, sektörü, bloke süresi ve ticari anlaşmasına göre daha düşük oran uygulayabiliyor. (TCMB) 10 BİN LİRALIK SATIŞTA 356 LİRALIK KOMİSYON Türkiye’de 10 bin liralık peşin kredi kartı satışında yüzde 3,56’lık azami oran üzerinden hesaplanan komisyon 356 liraya ulaşıyor. Aynı tutarın Avrupa Birliği’ndeki kredi kartı takas tavanı üzerinden hesaplanan kısmı 30 lira, banka kartı takas tavanı üzerinden hesaplanan kısmı ise 20 lira karşılığına denk geliyor. Ancak bu karşılaştırmada Avrupa’daki tutarın toplam POS maliyeti değil, yalnızca bankalar arası takas komisyonu olduğu unutulmamalı. TAKSİT SAYISI ARTTIKÇA MALİYET KATLANIYOR Türkiye’de uzun vadeli taksit uygulaması, işletmeler üzerindeki maliyet farkını daha da artırıyor. TCMB’nin yüzde 3,56’lık peşin işlem tavanına her ilave taksit için yüzde 1,78 eklenmesi halinde teorik azami oran: İki taksitte yüzde 5,34’e, Üç taksitte yüzde 7,12’ye, Altı taksitte yüzde 12,46’ya, Dokuz taksitte yüzde 17,80’e, On iki taksitte yüzde 23,14’e kadar yükselebiliyor. Bu oranlar TCMB tavan formülü üzerinden yapılan hesaplamayı gösteriyor. Bankaların fiilen uyguladığı oranlar, ödeme vadesi ve işyeri anlaşmasına göre değişebiliyor. (TCMB) TÜRKİYE İLE AVRUPA ARASINDAKİ TEMEL FARK Avrupa Birliği’nde sistem, tüketici kartlarında bankalar arası komisyonu düşük bir üst sınırla kontrol altında tutarken, Türkiye’de işletmelere yansıyan toplam POS ve finansman maliyetleri daha yüksek oranlarda şekilleniyor. Türkiye’deki yüzde 3,56’lık peşin kredi kartı tavanı ile Avrupa’daki yüzde 0,30’luk kredi kartı takas tavanı aynı ücret kalemini ifade etmese de aradaki fark, kartlı satışların işletmeler üzerinde oluşturduğu baskının boyutunu göstermesi bakımından önem taşıyor. ÇAĞRININ MERKEZİNDE ŞEFFAFLIK VE DÜŞÜK MALİYET VAR Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu’nun çağrısı, Avrupa’daki uygulamayla birlikte değerlendirildiğinde POS maliyetlerinin yalnızca tek bir komisyon oranı üzerinden değil; takas komisyonu, kart kuruluşu bedeli, banka hizmet marjı, taksit finansmanı ve vergiler ayrı ayrı gösterilecek şekilde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. İşletmeler açısından daha düşük oran, açık maliyet tablosu ve pazarlık gücünü artıracak rekabetçi bir ödeme sistemi; üretimin, ticaretin ve istihdamın sürdürülebilmesi bakımından giderek daha fazla önem kazanıyor.

ALUCRALI SELAHATTİN SÜLEYMANOĞLU FKB GENEL SEKRETERİ OLDU Haber

ALUCRALI SELAHATTİN SÜLEYMANOĞLU FKB GENEL SEKRETERİ OLDU

ALUCRALI SELAHATTİN SÜLEYMANOĞLU FKB GENEL SEKRETERİ OLDU Finans ve bankacılık sektöründe yaklaşık 35 yıllık tecrübeye sahip olan Selahattin Süleymanoğlu, Finansal Kurumlar Birliği Genel Sekreterliği görevine getirildi. Alucralı hemşerimiz Süleymanoğlu, yeni görevinde banka dışı finans sektörünün gelişimine yönelik çalışmalarda önemli bir sorumluluk üstlenecek. Finansal Kurumlar Birliği’nde genel sekreterlik görevine, bankacılık ve finans sektörünün deneyimli isimlerinden Selahattin Süleymanoğlu atandı. FKB tarafından yapılan resmi duyuruda, Finansal Kurumlar Birliği Genel Sekreterlik görevine Süleymanoğlu’nun atandığı bildirilerek kendisine yeni görevinde başarı dileğinde bulunuldu. (Finansal Kurumlar Birliği) Alucra camiasının da yakından tanıdığı isimler arasında yer alan Süleymanoğlu’nun, FKB çatısı altında finansal kiralama, faktoring, finansman, varlık yönetim ve tasarruf finansman şirketlerini kapsayan banka dışı finans sektöründe yürütülecek çalışmalara liderlik etmesi bekleniyor. FİNANS SEKTÖRÜNDE UZUN YILLARA DAYANAN KARİYER Selahattin Süleymanoğlu, lisans eğitimini Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde, yüksek lisansını ise Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Finans Bölümü’nde tamamladı. 1990 yılında bankacılığa müfettiş yardımcısı olarak başlayan Süleymanoğlu, kariyerinin ilk döneminde T. Emlak Bankası’nın çeşitli şubelerinde görev yaptı; ardından Karadeniz Bölge Baş Müdürlüğü görevine atandı. (Finansal Kurumlar Birliği) 2001 yılında kamu bankalarının yeniden yapılandırılması sürecinde Türkiye Halk Bankası’na geçen Süleymanoğlu, bankanın çeşitli şubelerinde ve Ankara Kurumsal Şubesi’nde müdürlük yaptı. 2007 yılında Halkbank’ta Risk Takip ve Tasfiyeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirilen Süleymanoğlu, sonraki yıllarda operasyonel işlemler, risk yönetimi ve iç kontrol, hazine yönetimi, uluslararası bankacılık ve insan kaynakları alanlarında genel müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. (Finansal Kurumlar Birliği) HALKBANK, HALK FAKTORİNG VE ORTAK FİNANS DENEYİMİ Süleymanoğlu’nun kariyerinde yalnızca bankacılık değil, banka dışı finans alanı da önemli yer tuttu. Halkbank döneminde farklı iştiraklerde yönetim kurulu başkan vekilliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulunan Süleymanoğlu, Bileşim Alternatif Dağıtım Kanalları A.Ş. ile Sırbistan’da faaliyet gösteren Halkbank A.D. Belgrad’da da yönetim kurulu başkanlığı yaptı. (Finansal Kurumlar Birliği) 2019 yılında Halk Faktoring A.Ş. Genel Müdürlüğü görevine başlayan Süleymanoğlu, aynı dönemde Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği ve Finansal Kurumlar Birliği Başkan Vekilliği görevlerinde de bulundu. 2025 yılında ise Ortak Finans Katılım Faktoring A.Ş. Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. (Finansal Kurumlar Birliği) Ortak Finans Katılım Faktoring A.Ş., katılım finans ilke ve standartlarına uygun faizsiz faktoring hizmetleri vermek amacıyla kurulan şirketlerden biri olarak dikkat çekiyor. Şirketin faaliyet izni, BDDK’nın 19 Haziran 2025 tarihli kararıyla 6361 sayılı Kanun kapsamında verildi. (ortakfaktoring.com) (BDDK) FKB BANKA DIŞI FİNANS SEKTÖRÜNÜ TEMSİL EDİYOR Finansal Kurumlar Birliği, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansmanı Şirketleri Kanunu kapsamında kurulan, tüzel kişiliğe sahip ve kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor. (Finansal Kurumlar Birliği) FKB çatısı altında finansal kiralama, faktoring, finansman, varlık yönetim ve tasarruf finansman şirketleri yer alıyor. Birlik, bu sektörlerin temsil edilmesi, sektör verilerinin izlenmesi, düzenleyici kurumlarla koordinasyonun sağlanması, eğitim, raporlama ve finansal ekosistemin gelişimine yönelik çalışmalar açısından önemli bir konuma sahip. (Finansal Kurumlar Birliği) BANKA DIŞI FİNANSIN ÖNEMİ ARTIYOR Türkiye’de banka dışı finans sektörü; özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimi, ticari alacakların yönetimi, işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması, finansal kiralama yoluyla yatırım mallarına erişim ve tasarruf finansmanı modelleriyle son yıllarda daha fazla öne çıkıyor. Süleymanoğlu’nun daha önce faktoring sektörüyle ilgili değerlendirmelerinde, faktoring şirketlerinin kanun kapsamında ve BDDK denetiminde faaliyet göstererek KOBİ’lere, ihracatçılara ve reel sektördeki firmalara garanti, tahsilat ve finansman hizmeti sunduğu belirtilmişti. (Para Dergi) ALUCRA’DAN FİNANS SEKTÖRÜNÜN ÜST DÜZEY GÖREVİNE Alucralı hemşerimiz Selahattin Süleymanoğlu’nun FKB Genel Sekreterliği görevine getirilmesi, hem finans sektörü hem de Giresun kamuoyu açısından dikkat çeken bir gelişme oldu. Yaklaşık 35 yıllık mesleki birikimi, kamu bankacılığı, faktoring, katılım esaslı finans ve sektör temsilciliği alanlarındaki tecrübesiyle Süleymanoğlu’nun, Finansal Kurumlar Birliği’nin yeni dönem çalışmalarında etkin rol üstlenmesi bekleniyor. Süleymanoğlu’nun evli ve bir çocuk babası olduğu da FKB’nin resmi duyurusunda yer aldı. (Finansal Kurumlar Birliği)

TOBB NEFES KREDİSİ 8 HAZİRAN’DA BAŞLIYOR: Haber

TOBB NEFES KREDİSİ 8 HAZİRAN’DA BAŞLIYOR:

TOBB NEFES KREDİSİ 8 HAZİRAN’DA BAŞLIYOR: KOBİLERE 3 MİLYON TL’YE KADAR FİNANSMAN TOBB Nefes Kredisi’nde yeni başvuru dönemi 8 Haziran 2026 Pazartesi günü başlayacak. TOBB’a bağlı oda ve borsa üyesi işletmelerin yararlanabileceği kredi paketinde firma başına üst limit 3 milyon TL olacak. Toplam büyüklüğü 100 milyar TL olarak planlanan programın ilk aşamasında 25 milyar TL’lik kaynak işletmelerin kullanımına sunulacak. KOBİLER İÇİN YENİ KREDİ PAKETİ Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Kredi Garanti Fonu iş birliğinde hazırlanan TOBB Nefes Kredisi, finansmana erişimde zorlanan işletmeler için yeniden devreye alınıyor. Program, özellikle nakit akışı baskısı yaşayan, işletme sermayesi ihtiyacı bulunan ve ticari faaliyetlerini sürdürmek isteyen KOBİ’lere destek sağlamayı hedefliyor. Krediye, TOBB’a bağlı oda ve borsa üyesi işletmeler başvurabilecek. Başvuru süreci bankalar üzerinden yürütülecek. İşletmeler, programa dahil olan bankaların şubelerine giderek kredi talebinde bulunabilecek. FİRMA BAŞINA ÜST LİMİT 3 MİLYON TL Yeni dönemde her firma en fazla 3 milyon TL kredi kullanabilecek. Kredi paketinin toplam hacmi 100 milyar TL olarak planlandı. İlk aşamada ise 25 milyar TL’lik kaynak işletmelere kullandırılacak. Bu yapı, krediye ihtiyaç duyan işletmelere daha geniş bir finansman alanı açarken, özellikle yüksek maliyet, artan girdi giderleri ve daralan nakit döngüsü nedeniyle zorlanan KOBİ’ler açısından önemli bir destek başlığı oluşturacak. 6 AY ANAPARA ÖDEMESİZ DÖNEM TOBB Nefes Kredisi’nde geri ödeme planı, 6 ay anapara ödemesiz dönem dahil olmak üzere azami 48 ay vadeli olacak. İşletmeler ilk 6 ay boyunca kredi anaparasını ödemeyecek. Geri ödeme, anapara ödemesiz dönemin ardından belirlenen vade planına göre yapılacak. Bankaların uygulamasına göre ilk 6 aylık dönemde faiz, komisyon, KGF kefalet ücreti veya diğer masrafların nasıl tahsil edileceği başvuru sırasında netleşecek. Bu nedenle işletmelerin, kredi kullanmadan önce bankadan ayrıntılı ödeme planı alması gerekecek. FAİZ ORANI VADEYE GÖRE DEĞİŞECEK Kredide faiz oranı seçilen vadeye göre belirlenecek. 24 aya kadar vadeli kredilerde yüzde 36 faiz uygulanacak. 24 ayın üzerindeki vadelerde ise faiz oranı yüzde 34 olacak. Bu kapsamda 36 ay veya 48 ay vadeli kredi kullanacak işletmeler için oran yüzde 34 olarak uygulanacak. Kısa vadeli kullanımda ise yüzde 36 faiz devreye girecek. 48 AYLIK VADEDE ÖDEME NASIL İŞLEYECEK? Kredi 48 ay vadeli kullanıldığında ilk 6 ay anapara ödemesiz dönem olacak. Bu dönemin ardından kalan 42 ayda kredi borcu taksitler halinde geri ödenecek. Ödeme planı; kullanılan kredi tutarı, seçilen vade, faiz oranı, banka uygulaması, KGF kefalet yapısı, komisyon ve diğer masraflara göre kesinleşecek. Bu nedenle her işletmenin aylık taksit tutarı aynı olmayacak. Nihai ödeme tablosu, başvuru yapılan banka tarafından hazırlanacak. BAŞVURU YAPILABİLECEK BANKALAR TOBB Nefes Kredisi başvuruları şu bankaların şubeleri üzerinden yapılabilecek: Banka Akbank Denizbank QNB Bank T.C. Ziraat Bankası Türkiye Garanti Bankası Türkiye Halk Bankası Türkiye Vakıflar Bankası Yapı ve Kredi Bankası Ziraat Katılım Bankası İşletmeler, krediye başvurmadan önce TOBB’a bağlı oda veya borsa üyeliği durumunu kontrol edecek. Bankalar başvuruları kendi kredi değerlendirme süreçleri ve KGF kefalet koşulları çerçevesinde inceleyecek. KOBİLER İÇİN NAKİT AKIŞI DESTEĞİ TOBB Nefes Kredisi, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı bulunan firmalar için öne çıkıyor. KOBİ’ler açısından en büyük sorun başlıklarından biri olan finansmana erişim, yüksek faiz ortamı ve teminat ihtiyacı nedeniyle daha kritik hale gelirken, bu paket oda ve borsa üyesi işletmelere yeni bir kaynak imkânı sunacak. 8 Haziran’da başlayacak başvuru süreciyle birlikte işletmeler, kredi limitleri ve geri ödeme koşulları için ilgili banka şubelerine başvurabilecek. İlk aşamada 25 milyar TL olarak kullandırılacak kaynak, programın devamında toplam 100 milyar TL’lik hacme ulaşacak şekilde planlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.