Hava Durumu

#Kıyı Kullanımı

giresunsonhaber - Kıyı Kullanımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kıyı Kullanımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Haber

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR

ERİKLİMAN’DA KARAVAN TEHLİKESİ: SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Giresun’un şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında uzun süreli bekleyen karavanlar; atık su, tuvalet atığı, gri su boşaltımı, çöp birikimi, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği, yangın riski ve kamu alanı işgali açısından ciddi bir çevre ve toplum sağlığı sorunu oluşturuyor. Şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan bir ulaşım hattı üzerinde bulunan Erikliman’da karavanların kontrolsüz şekilde konaklaması, artık yalnızca park düzeniyle açıklanamayacak bir risk alanı üretmektedir. Altyapısı olmayan sahil noktalarında uzun süreli karavan bekleyişi, kıyı kullanımını daraltırken çevre hijyeni ve halk sağlığı açısından da acil müdahale gerektiren bir tablo ortaya çıkarmaktadır. TEHLİKE SADECE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ DEĞİL Erikliman’daki karavan yoğunluğu, dışarıdan bakıldığında yalnızca sahil hattında bekleyen araçlar gibi görülebilir. Ancak karavanlar, geçici yaşam alanı olarak kullanıldığında su tüketimi, tuvalet ihtiyacı, atık su, evsel çöp, yemek artığı, deterjanlı gri su ve kötü koku üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, lisanslı atık su toplama sistemi, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan güvenli şekilde yönetilmesi mümkün değildir. Karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli beklemesi, doğrudan çevre sağlığı riski oluşturmaktadır. ATIK SU, TUVALET VE GRİ SU RİSKİ BÜYÜYOR Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Gri su ise lavabo, duş, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Bu atıkların toprağa, yağmur suyu kanallarına, dere yatağına veya deniz kıyısına karışması; bakteri, virüs, parazit, kötü koku ve çevre kirliliği açısından ciddi risk oluşturur. Erikliman gibi denizle temas eden sahil bölgelerinde bu risk daha da ağırlaşır. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de yurttaşların ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. KAMU ALANI ÖZEL KONAKLAMA SAHASINA DÖNÜŞÜYOR Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte sahil hattı, yol kenarları ve yeşil alanlar fiilen özel konaklama alanı gibi kullanılmaktadır. Masa-sandalye açılması, kamp düzeni kurulması, çamaşır asılması, atık bırakılması ve geceleme yapılması, kamu alanının ortak kullanım niteliğini zayıflatmaktadır. Erikliman sahili, belirli araç kullanıcılarının uzun süreli kullanımına bırakılacak bir konaklama sahası değildir. Bu alan, Giresun halkının ortak kıyı kullanım hakkı içinde değerlendirilmelidir. KÖTÜ KOKU, HAŞERE VE ÇÖP BİRİKİMİ YAŞAM KALİTESİNİ ETKİLER Altyapısız karavan yoğunluğu; evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık, deterjanlı su ve düzensiz temizlik nedeniyle kötü koku ve haşere riskini artırır. Sinek, böcek, kemirgen ve koku oluşumu yalnızca karavan kullanıcılarını değil; çevrede yaşayan yurttaşları, sahil hattını kullananları ve bölgeden geçenleri de etkiler. Şehir içinde bu tür risklerin görmezden gelinmesi, temizlik hizmetlerinin yükünü artırır ve çevre sağlığı denetimini zorlaştırır. YANGIN VE GÜVENLİK RİSKİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Görevlisi olmayan, güvenlik önlemi alınmayan, yangın mesafesi belirlenmeyen ve acil müdahale altyapısı bulunmayan alanlarda bu risk büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, kamera, görevli personel, yangın söndürme ekipmanı, araçlar arası güvenli mesafe ve acil müdahale düzeni bulunmasının nedeni budur. Erikliman gibi kontrolsüz sahil alanlarında bu riskler yönetilemez. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİ SAHİL HATTINDA BAŞIBOŞ BIRAKILAMAZ Giresun’un doğal güzellikleri ve sahil hattı karavan kullanıcıları için cazip olabilir. Ancak turizm faaliyeti, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Karavan turizmi desteklenecekse bu destek; şehir içi sahil alanlarının kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek değil, altyapılı ve denetimli resmi karavan parklarıyla sağlanmalıdır. Giresun’da karavan turizmini sürdürülebilir hale getirecek model, Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgelerinde uzun süreli bekleyişe izin vermek değil; bu faaliyeti şehir dışına yakın, altyapılı, kayıtlı ve denetimli alanlara taşımaktır. GİRESUN İÇİN 10 MADDELİK KARAVAN PARK ÖNERİSİ Giresun’da karavan turizminin çevreye, halk sağlığına ve kent düzenine zarar vermeden yönetilebilmesi için uygulanması gereken öneriler şöyledir: 1. Erikliman’da uzun süreli karavan konaklaması yasaklanmalı Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasına izin verilmemelidir. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet boşaltımı ve gri su dökümü kesin şekilde engellenmelidir. 2. Giresun’a resmi karavan park alanı kurulmalı Şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı oluşturulmalıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. 3. Kanalizasyon veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmalı Resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı ya da lisanslı atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. 4. Kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi zorunlu olmalı Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca özel bertaraf ünitesine boşaltmalıdır. Gelişigüzel tuvalet boşaltımı ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. Kimyasal tuvalet atıkları sıradan evsel çöp gibi değerlendirilemez. 5. Temiz su, elektrik, WC, duş ve güvenlik altyapısı sağlanmalı Karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunlu olmalıdır. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. 6. Plaka ve kullanıcı kaydı tutulmalı Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt sistemi hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. 7. Süre sınırı getirilmeli Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Aynı karavanın haftalarca veya aylarca aynı noktada kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırları açık şekilde belirlenmelidir. 8. Erikliman’da düzenli zabıta, çevre ve sağlık denetimi yapılmalı Denetim yalnızca araç parkına göre değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali, hijyen, geceleme ve kamp ekipmanı kullanımı başlıklarına göre yapılmalıdır. Zabıta, çevre koruma, temizlik işleri, sağlık ve güvenlik birimleri ortak denetim yürütmelidir. 9. Sahil hattında uyarı levhaları ve yasak alan haritası oluşturulmalı Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Erikliman ve şehir içi sahil hattında uyarı levhaları yerleştirilmeli, yasak alan haritası hazırlanmalıdır. 10. Karavan turizmi plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmalı Karavan kullanıcıları Giresun’a ekonomik katkı sağlayabilir. Ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. Karavan turizmi, kent düzenine ve çevre sağlığına uygun biçimde yönetilmelidir. YEREL YÖNETİMİN KARAR ALMASI GEREKİYOR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları, çevre sağlığı birimleri, zabıta ve temizlik ekipleri Erikliman’daki tabloyu yerinde değerlendirmelidir. Bölge yalnızca araçların durduğu bir alan olarak değil; atık üreten, kamu alanını kullanan, kıyı hattını etkileyen ve halk sağlığı riski doğurabilecek kontrolsüz konaklama noktası olarak ele alınmalıdır. İlk adım Erikliman ve şehir içi sahil hattında uzun süreli karavan konaklamasına ilişkin açık karar alınmasıdır. Ardından resmi karavan park alanı belirlenmeli, atık su ve kimyasal tuvalet altyapısı kurulmalı, plaka-kullanıcı kaydı ve süre sınırı uygulanmalı, denetim ve yaptırım sürekli hale getirilmelidir. ERİKLİMAN BU İŞ İÇİN UYGUN ALAN DEĞİLDİR Karavan turizmi doğru planlandığında Giresun için değer oluşturabilir. Ancak plansız bırakıldığında çevre sorunu, hijyen sorunu, kıyı kullanımı sorunu ve kamu alanı işgali üretir. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, çevre sağlığını ve toplum sağlığını koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek altyapısız sahil işgaliyle değil; resmi karavan parkı, atık su yönetimi, kimyasal tuvalet bertarafı, güvenlik, kayıt, süre sınırı ve düzenli denetimle sağlanmalıdır. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri, kontrolsüz karavan konaklaması için uygun değildir.

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Haber

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ

KARAVAN SORUNU: ŞEHİR İÇİNDE KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Giresun şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında karavanların uzun süreli beklemesi; çevre kirliliği, atık su, tuvalet, kanalizasyon, hijyen, kötü koku, görüntü kirliliği ve kamu alanının kullanımı açısından yeni bir yerel yönetim sorunu olarak öne çıkıyor. Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini yasaklamak yerine bu faaliyeti şehir içinden çıkaran, altyapısı tamamlanmış, denetimli ve kayıtlı karavan park alanlarına yönlendiren bir modeli esas alıyor. Giresun’un Erikliman bölgesinde sahil hattına ve yol kenarına çekilen karavanlar, kent yaşamı içinde giderek daha görünür hale gelen bir çevre sağlığı sorununu gündeme taşıyor. Bölgenin şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan ulaşım hattı üzerinde bulunması; karavanların yalnızca park düzeniyle değil, halk sağlığı, çevre hijyeni, kıyı kullanımı ve atık yönetimiyle birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Karavanların uzun süreli şekilde altyapısız alanlarda beklemesi, özellikle gri su, siyah su, kimyasal tuvalet atıkları, evsel çöp, kötü koku, haşere oluşumu ve zemine yayılan kirleticiler bakımından risk oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, atık su, dışkı ve gri suyun güvenli yönetimini bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve halk sağlığının korunması bakımından temel başlıklar arasında ele alıyor. Bu yaklaşım, karavanların şehir içindeki kontrolsüz konaklamasının basit bir görüntü veya park sorunu olmadığını; doğrudan çevre sağlığı ve toplum sağlığı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. ŞEHİR İÇİNDE ALTYAPISIZ KARAVAN KONAKLAMASI RİSK ÜRETİYOR Erikliman gibi şehir içinde kalan sahil bölgelerinde karavanların uzun süreli beklemesi, ilk bakışta turizm veya konaklama özgürlüğü gibi görülebilir. Ancak altyapısı bulunmayan noktalarda oluşan tablo farklıdır. Karavanlar, kendi içinde geçici yaşam alanı oluşturduğu için su kullanımı, tuvalet ihtiyacı, atık su üretimi, çöp birikimi ve çevreye temas eden evsel atıklar üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, özel boşaltım noktası, kimyasal tuvalet bertaraf sistemi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan yönetilmesi mümkün değildir. ABD Çevre Koruma Ajansı, karavan, tekne ve mobil yaşam alanı kullanıcıları için yayımladığı atık su rehberinde bu araçlardan kaynaklanan atık suyun güvenli şekilde bertaraf edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli bekletilmesinin çevre ve halk sağlığı bakımından kabul edilebilir bir model olmadığını gösteriyor. Karavan kaynaklı risk yalnızca görünür çöpten ibaret değildir. Tuvalet atıkları, kimyasal içerikler, deterjanlı gri su, yemek artıkları, yağlı atıklar ve kontrolsüz boşaltımlar; toprak, yağmur suyu kanalları, deniz kıyısı ve yeraltı suyu üzerinde kirletici baskı oluşturabilir. Sahil hattında bu risk daha da büyür. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de kamusal kullanım bakımından ortak alan niteliği taşır. ERİKLİMAN’DA SORUN PARK SORUNUNU AŞMIŞ DURUMDA Erikliman’da karavanların bulunduğu alan, şehir dışı bir kamp bölgesi değil; Giresun’un şehir içi ulaşım aksı, sahil bandı ve kamusal görünürlüğü yüksek bölgelerinden biridir. Bu nedenle burada oluşan karavan yoğunluğu, çevrede yaşayan yurttaşların günlük yaşamını, sahil kullanımını, temizlik düzenini ve kent estetiğini doğrudan etkiliyor. Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte kamu alanı fiilen özel konaklama alanına dönüşmektedir. Şehir içinde kıyı hattının daralması, yol kenarı ve yeşil alanların uzun süreli işgal edilmesi, görüntü kirliliği, çöp birikimi, tuvalet ve atık su ihtimali, bölgenin halk sağlığı açısından denetlenmesini zorunlu hale getiriyor. Bu tablo karşısında mesele “karavanlar burada dursun mu, durmasın mı?” sorusuna indirgenemez. Esas değerlendirme; şehir içinde, altyapısız, kontrolsüz ve denetimsiz karavan konaklamasının çevre sağlığı bakımından uygun olup olmadığıdır. Bilimsel çevre sağlığı yaklaşımı, bu tür alanlarda atık üretimi varsa mutlaka toplama, arıtma, bertaraf, temizlik, kayıt ve denetim sisteminin kurulmasını gerektirir. DÜNYA NE YAPIYOR? Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini tümden yasaklayan değil; onu kurallı, altyapılı ve denetlenebilir alanlara taşıyan bir anlayışla şekilleniyor. Avrupa Birliği’nin kentsel atık su politikasında insan sağlığı ve çevrenin arıtılmamış atık sudan korunması temel hedef olarak tanımlanıyor. 1 Ocak 2025’te yürürlüğe giren güncellenmiş Kentsel Atık Su Arıtma Direktifi de insan sağlığını, nehirleri, gölleri, yeraltı sularını ve kıyıları zararlı deşarjlardan korumayı amaçlıyor. Yeni Zelanda modeli, şehir içi ve doğal alanlarda gelişigüzel kampçılığı sınırlayan önemli örneklerden biridir. Ülkede “freedom camping” uygulaması kurallara bağlanmış, kamp yapanların insan atığı dahil atıklarından sorumlu olduğu açıkça belirtilmiş, bazı alanlar yalnızca kendi kendine yeterli araçlara açılmış ve kurallara uymayanlara para cezası sistemi getirilmiştir. 2023’te yapılan düzenlemeyle kendi kendine yeterli araçlar için zorunlu standartlar güçlendirilmiş; geçiş sürecinin 7 Haziran 2026’da tamamlanacağı açıklanmıştır. Yeni Zelanda’daki yerel uygulama örneklerinde, kendi kendine yeterli kabul edilecek araçlarda sabit tuvalet, su sistemi ve havalandırma gibi koşullar aranması, çevresel etkilerin azaltılması ve belediyelerin kampçılığı daha etkili yönetmesi bakımından önemli görülmektedir. Bu model, Giresun gibi kıyı kentlerinde karavanların tamamen başıboş bırakılmaması gerektiğini gösteren güçlü bir örnektir. ABD’de karavan, tekne ve mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertarafı ayrı bir çevre sağlığı başlığı olarak ele alınmaktadır. EPA’nın rehberleri, bu tür araçlardan kaynaklanan atıkların rastgele çevreye bırakılmaması, uygun septik veya atık su sistemleriyle yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. BİLİMSEL ÇEVRE SAĞLIĞI AÇISINDAN TEMEL RİSKLER Karavanların şehir içinde altyapısız alanlarda uzun süre beklemesi, çevre sağlığı bakımından birden fazla risk üretir. Birinci risk, atık su ve tuvalet atığıdır. Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Bu atıkların uygun şekilde toplanmaması; bakteri, virüs, parazit ve kötü koku açısından halk sağlığı tehdidi oluşturabilir. Gri su ise duş, lavabo, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün atık su, dışkı ve gri suya ilişkin güvenli kullanım rehberleri, bu alanın doğrudan hastalık önleme ve risk yönetimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. İkinci risk, kıyı ve deniz kirliliğidir. Erikliman sahil hattı denizle temas eden bir bölgedir. Yağmurla taşınan kirleticiler, zemine bırakılan atıklar veya kontrolsüz boşaltımlar kıyı ekosistemini etkileyebilir. Avrupa Birliği’nin atık su düzenlemelerinde kıyıların, yeraltı sularının, göllerin ve nehirlerin zararlı deşarjlardan korunmasının özellikle vurgulanması, sahil kentlerinde bu konunun neden daha hassas ele alınması gerektiğini göstermektedir. Üçüncü risk, haşere ve kötü koku oluşumudur. Evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık ve düzensiz temizlik; sinek, böcek, kemirgen ve kötü koku sorununu büyütebilir. Şehir içindeki karavan yoğunluğu, çevrede yaşayanların yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Dördüncü risk, kamu alanının özel kullanım alanına dönüşmesidir. Sahil şeridi, park alanı, yol kenarı ve yeşil alanlar herkesin ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. Karavanların uzun süreli beklemesi, bu alanların bir grup kullanıcı tarafından fiilen konaklama alanı gibi kullanılmasına yol açar. Bu durum hem kent estetiğini hem de yurttaşların sahil erişimini zayıflatır. Beşinci risk, yangın, güvenlik ve acil müdahale sorunudur. Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Altyapısız, görevlisiz ve denetimsiz alanlarda bu riskler büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, yangın tedbiri, kamera, görevli personel ve acil müdahale imkânı bulunmasının nedeni budur. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİNDEN ÇIKARILMALI, ALTYAPILI ALANA TAŞINMALI Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek, Erikliman gibi şehir içi sahil bölgelerinin kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek yapılamaz. Karavan turizmi, ancak altyapısı tamamlanmış, çevre sağlığı kurallarına uygun, kayıtlı ve denetimli alanlarla sürdürülebilir hale getirilebilir. Birinci önerimiz, Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasının yasaklanmasıdır. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet ve gri su boşaltımı kesin şekilde engellenmelidir. İkinci önerimiz, Giresun’da şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı kurulmasıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. Üçüncü önerimiz, resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmasıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. Dördüncü önerimiz, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesinin zorunlu hale getirilmesidir. Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca bu noktaya boşaltmalı; gelişigüzel boşaltım ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. İngiltere ve benzeri ülkelerde kimyasal tuvalet atıklarının depolanması ve işlenmesi çevre izinleriyle ilişkilendirilmekte, bu atıklar sıradan evsel çöp gibi görülmemektedir. Beşinci önerimiz, karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunluluğudur. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. Altıncı önerimiz, plaka ve kullanıcı kaydı sistemidir. Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. Yedinci önerimiz, süre sınırıdır. Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Karavanların aynı noktada haftalarca veya aylarca kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırı açık şekilde belirlenmelidir. Sekizinci önerimiz, Erikliman’da düzenli zabıta, çevre koruma ve sağlık denetimi yapılmasıdır. Denetim yalnızca araç parkına değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali ve hijyen başlıklarına göre yapılmalıdır. Dokuzuncu önerimiz, sahil hattında uyarı levhaları ve açık yasak alan haritası oluşturulmasıdır. Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Onuncu önerimiz, karavan turizminin Giresun için plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmasıdır. Karavan kullanıcıları kente ekonomik katkı sağlayabilir; ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. YEREL YÖNETİMİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve çevre sağlığı birimleri Erikliman’daki tabloyu yerinde incelemeli, bölgeyi yalnızca trafik veya park düzeni açısından değil; çevre sağlığı açısından da değerlendirmelidir. İlk aşamada Erikliman ve şehir içi sahil hattı için karavan konaklamasına ilişkin açık bir karar alınmalıdır. Bu kararda; uzun süreli bekleme, geceleme, atık bırakma, tuvalet boşaltımı, gri su boşaltımı, kamp ekipmanı açma ve kamu alanını işgal etme fiilleri net biçimde tanımlanmalıdır. İkinci aşamada resmi karavan parkı için alternatif alan belirlenmelidir. Bu alan şehir merkezinin içinde olmamalı; ancak ulaşımı mümkün, güvenliği sağlanabilir, kanalizasyon veya atık su sistemi kurulabilir, çevreye etkisi kontrol edilebilir bir noktada planlanmalıdır. Üçüncü aşamada denetim takvimi oluşturulmalıdır. Zabıta, temizlik işleri, çevre koruma, sağlık ve güvenlik birimleri ortak çalışma yapmalı; yalnızca şikâyet geldikçe değil, düzenli periyotlarla kontrol sağlamalıdır. Dördüncü aşamada yaptırım uygulanmalıdır. Uyarı levhaları ve süre tanındıktan sonra, kurallara uymayan karavanlara idari işlem yapılmalı; tekrar eden ihlallerde çekme ve men kararı uygulanmalıdır. KARAVAN TURİZMİNE KARŞI DEĞİL, KONTROLSÜZLÜĞE KARŞI BİR DÜZENLEME GEREKİYOR Giresun’un doğal güzellikleri, sahil hattı ve Karadeniz turizmi açısından karavan kullanıcıları için cazip olduğu açıktır. Ancak turizm, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Kentin sahil alanları, tuvalet ve atık su altyapısı olmayan mobil konaklama noktalarına dönüştürülemez. Dünyadaki örnekler, karavan turizminin ancak kurallı olduğunda sürdürülebilir hale geldiğini gösteriyor. Yeni Zelanda’da kendi kendine yeterli araç standardı, Avrupa Birliği’nde atık suyun insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerine karşı güçlendirilen düzenlemeler, ABD’de mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertaraf rehberleri aynı noktada birleşiyor: Atık üreten hiçbir konaklama faaliyeti denetimsiz ve altyapısız bırakılamaz. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, halk sağlığını ve çevreyi koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Erikliman’daki karavan yoğunluğu, Giresun’da kent yönetimi, çevre sağlığı ve kıyı kullanımı açısından acil düzenleme gerektiren bir başlıktır. Şehir içinde, sahil hattında ve altyapısız bölgelerde karavanların uzun süreli beklemesi; temizlik, tuvalet, kanalizasyon, atık su, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği ve kamu alanı işgali risklerini birlikte büyütmektedir. Giresun için en doğru model; şehir içi sahil alanlarında kontrolsüz karavan konaklamasını sonlandırmak, resmi karavan park alanı oluşturmak, bu alanı kanalizasyon, atık su, kimyasal tuvalet, çöp toplama, temiz su, elektrik, WC, duş, güvenlik ve denetim altyapısıyla donatmak, kurallara uymayanlara yaptırım uygulamaktır. Karavan turizmi plansız bırakıldığında çevre sorunu üretir; doğru yerde, doğru altyapıyla ve sıkı denetimle yönetildiğinde ise kente zarar vermeden turizm değerine dönüşebilir. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri ise bu iş için uygun değildir.

DAL-ÇIK TARTIŞMASI BÜYÜYOR: Haber

DAL-ÇIK TARTIŞMASI BÜYÜYOR:

DAL-ÇIK TARTIŞMASI BÜYÜYOR: GİRESUN TRAFİĞİ Mİ RAHATLAYACAK, KENT DENİZDEN Mİ KOPACAK? Giresun Mimarlar Odası ile Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı Projesi üzerinden kentte büyüyen ulaşım, şehircilik ve kamu kaynağı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Ortak bildiride, yeniden ihale edildiği belirtilen Dal-Çık Projesi’nin zemin, altyapı, trafik, kent silueti ve yatırım önceliği bakımından kamuoyuna açık biçimde anlatılması istendi. ORTAK BİLDİRİDE DAL-ÇIK İÇİN ŞEFFAFLIK ÇAĞRISI Giresun Mimarlar Odası Başkanı Merve Türk ve yönetim kurulu üyeleri, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu’nu ziyaret etti. Görüşmede Giresun Güney Çevre Yolu ile Giresun Şehiriçi Geçişi Dal-Çık Projesi ele alındı. Toplantının ardından iki kurum ortak bildiri yayımladı. Ortak bildiride şu ifadeler yer aldı: “Yeniden ihale edildiği duyurulan Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı (Dal-Çık) Projesi hakkında kamuoyunda ciddi soru işaretleri ve kaygılar bulunmaktadır. Projenin uygulama aşamasında altyapı ve zemin koşulları nedeniyle mevcut tasarımının değişerek köprülü kavşağa dönüşüp dönüşmeyeceği, yol kotlarının ne ölçüde yükseleceği ve çalışmaların kent siluetine etkilerinin ne olacağı konularında açıklık sağlanmalıdır. Günlük yaklaşık 40 bin aracın kullandığı güzergâhta yapım sürecinde trafik akışının nasıl yönetileceği, 400 iş günü olarak belirtilen sürenin gerçekçi olup olmadığı ve olası gecikmelerin kent yaşamına etkileri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Yaklaşık 1,35 milyar TL tutarındaki yatırımın Giresun’un trafik sorununa ne ölçüde kalıcı çözüm üreteceği en önemli sorudur. Kentin geçici düzenlemeler yerine uzun vadeli ve bütüncül ulaşım çözümlerine ihtiyacı vardır. Bu kapsamda, söz konusu ödeneğin Giresun Çevre Yolu Aksu–Batlama Hattı’na aktarılması değerlendirilmelidir. Giresun halkının merak ettiği konularda ilgili kurumların şeffaf ve detaylı bilgilendirme yapması beklenmektedir.” Bu açıklama, Giresun’da uzun süredir devam eden ulaşım tartışmasını yalnızca bir kavşak düzenlemesinin dışına taşıdı. Dal-Çık Projesi artık şehir içi trafik kadar, kentin denizle ilişkisi, zemin güvenliği, yağmur suyu yönetimi, yatırım önceliği ve Güney Çevre Yolu’nun geleceği üzerinden de tartışılıyor. KAVŞAK PROJESİ NEDEN TARTIŞILIYOR? Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı, sahil yolu üzerindeki trafik yoğunluğunu azaltmak, şehir merkezi ve liman bağlantısını düzenlemek amacıyla gündeme alınan bir ulaşım yatırımı olarak öne çıkıyor. Kamu tarafı, mevcut kavşakta araç kuyruklarının ve trafik sıkışıklığının arttığını, bu nedenle farklı seviyeli kavşak düzenlemesinin şehir içi geçişi rahatlatacağını savunuyor. Ancak Mimarlar Odası ve GTSO’nun ortak çıkışı, projenin yalnızca araç trafiği üzerinden değerlendirilmesini eksik buluyor. İki kurum, kavşağın kent dokusu, kıyı kullanımı, yaya erişimi, zemin yapısı ve uzun vadeli ulaşım planıyla birlikte ele alınmasını istiyor. Bu noktada tartışmanın ana ekseni değişiyor. Mesele sadece “kavşak yapılsın mı, yapılmasın mı?” sorusuna sıkışmıyor. Giresun’un sınırlı sahil bandında yeni bir betonarme ulaşım yapısının kente ne kazandıracağı ve ne kaybettireceği daha geniş bir şehircilik meselesi haline geliyor. MİMARLAR ODASI NEDEN DAL-ÇIK PROJESİNE MESAFELİ? Mimarlar Odası’nın projeye yönelik itirazlarında birkaç temel başlık öne çıkıyor. İlk başlık, Giresun’un denizle ilişkisinin daha da zayıflaması. Sahil yolu nedeniyle kent ile kıyı arasındaki bağ zaten büyük ölçüde kesilmiş durumda. Farklı seviyeli yeni bir kavşak yapısının, özellikle yol kotlarının yükselmesi halinde, şehir merkezi ile deniz arasında yeni bir görsel ve fiziksel bariyer oluşturabileceği değerlendiriliyor. İkinci başlık, zemin ve altyapı koşulları. Projenin uygulama aşamasında mevcut tasarımının değişip değişmeyeceği, dal-çık olarak planlanan yapının zemin veya altyapı sorunları nedeniyle köprülü kavşağa dönüşüp dönüşmeyeceği açıklık bekleyen konular arasında yer alıyor. Yol kotlarının yükselmesi durumunda kent siluetinin, sahil algısının ve çevredeki yapı düzeninin nasıl etkileneceği de kamuoyunun yanıt aradığı başlıklardan biri. Üçüncü başlık, yapım sürecindeki trafik yönetimi. Günlük yaklaşık 40 bin aracın kullandığı bir hatta 400 iş günü sürecek inşaatın nasıl yürütüleceği, alternatif güzergâhların nasıl belirleneceği, ağır vasıta trafiğinin nereden verileceği ve gecikme halinde kent merkezinde nasıl bir tablo oluşacağı netleşmiş değil. Dördüncü başlık ise yatırım önceliği. Mimarlar Odası ve GTSO, yaklaşık 1,35 milyar TL’lik kaynağın noktasal bir kavşak yerine Giresun Çevre Yolu Aksu–Batlama Hattı için değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. GTSO’NUN ÇİZGİSİ: KALICI ÇÖZÜM GÜNEY ÇEVRE YOLU Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’nın bu dosyadaki temel yaklaşımı, kentin trafik sorununun kalıcı biçimde çözülmesi için Güney Çevre Yolu’nun öncelikli yatırım haline getirilmesi gerektiği yönünde. GTSO, daha önce de Giresun’un sahil yoluna sıkışan ulaşım düzeninin şehir içi trafiği, transit geçişi, liman bağlantısını ve kent merkezine girişleri aynı hat üzerinde topladığını vurgulamıştı. Bu tablo, özellikle yaz aylarında artan araç yoğunluğu ve ağır vasıta trafiğiyle daha da belirginleşiyor. Odanın yaklaşımına göre dal-çık projesi, mevcut sıkışıklığın bir bölümünü azaltabilir; ancak transit yük şehir dışına alınmadığı sürece Giresun’un ana trafik problemi çözülemez. Bu nedenle Güney Çevre Yolu’nun, özellikle Aksu–Batlama hattından başlayacak şekilde etaplandırılması ve yatırım programına alınması isteniyor. BU PROJEYİ NEDEN YAPIYOR? Kamu otoritesinin dal-çık projesindeki gerekçesi, mevcut trafik yoğunluğuna hızlı ve uygulanabilir bir çözüm üretmek. Giresun Limanı, sahil yolu, şehir merkezi girişleri ve transit geçiş aynı noktada birleştiği için Liman Kavşağı uzun süredir trafik baskısı altında bulunuyor. Devlet açısından bakıldığında farklı seviyeli kavşak, sinyalizasyon kaynaklı beklemeleri azaltacak, araç akışını hızlandıracak, liman bağlantısını daha düzenli hale getirecek ve şehir içi geçişte rahatlama sağlayacak bir mühendislik çözümü olarak görülüyor. Bu yaklaşım, kısa ve orta vadeli trafik ihtiyacına cevap veriyor. Ancak kamuoyundaki soru, projenin yalnızca bugünkü sıkışıklığı mı azaltacağı, yoksa Giresun’un uzun vadeli ulaşım sorununu da çözüp çözemeyeceği üzerinde yoğunlaşıyor. BİLİMSEL TARTIŞMA NASIL YAPILMALI? Dal-çık projesi üzerinden yürüyen tartışmanın sağlıklı zemine oturması için kurum açıklamaları tek başına yeterli değil. Projenin bilimsel olarak tartışılabilmesi için teknik raporların, trafik analizlerinin ve alternatif çözüm karşılaştırmalarının kamuoyuna açık biçimde paylaşılması gerekiyor. Bu kapsamda öncelikle trafik etütleri ortaya konulmalı. Günlük araç sayısı, pik saat yoğunluğu, yaz-kış farkı, ağır vasıta oranı, liman kaynaklı trafik yükü ve projenin tamamlanmasından sonra araç akışının hangi noktalara yöneleceği net biçimde açıklanmalı. İkinci olarak mikro trafik simülasyonu yapılmalı. Dal-çık kavşağı Liman bölgesini rahatlatırken, trafiğin bir sonraki kavşakta, şehir merkezi girişlerinde veya sahil hattının başka bir noktasında yeni bir sıkışmaya neden olup olmayacağı gösterilmeli. Üçüncü olarak zemin ve su yönetimi raporları paylaşılmalı. Yeraltı suyu, dolgu alanı, oturma riski, yağmur suyu tahliyesi, dere bağlantıları ve taşkın kapasitesi yalnızca inşaat mühendisliği açısından değil, kent güvenliği bakımından da değerlendirilmelidir. Dördüncü olarak alternatifler karşılaştırılmalı. Dal-çık, köprülü kavşak, hemzemin düzenleme, trafik sinyalizasyonu iyileştirmesi, sahil yolu bağlantı revizyonu ve Güney Çevre Yolu’nun Aksu–Batlama etabı maliyet, süre, trafik etkisi, çevresel sonuç ve kent estetiği bakımından aynı tabloda değerlendirilmelidir. Bilimsel olan, projeyi peşinen reddetmek ya da peşinen savunmak değil; verileri, riskleri, maliyetleri ve alternatifleri kamuoyunun denetimine açmaktır. MİMARLARIN KENTLEŞME SORUMLULUĞU DA MASADA Dal-çık projesine kent estetiği, sahil bütünlüğü ve şehircilik ilkeleri üzerinden itiraz eden Mimarlar Odası’nın bugünkü tavrı mesleki bir pozisyon olarak görülebilir. Ancak Giresun’un bugünkü yapılaşma tablosu da bu tartışmanın dışında bırakılamaz. Giresun, tarihsel dokusu, kıyı kenti kimliği ve eski yerleşim hafızasıyla farklı bir mimari karaktere sahipken, yıllar içinde betonarme apartmanlaşma, yüksek yoğunluklu yapı düzeni, cephe estetiğinden uzak bina blokları, daralan sokaklar ve zayıflayan kamusal alanlarla başka bir çehreye büründü. Bu dönüşümün sorumluluğu yalnızca mimarlara yüklenemez. Belediyeler, imar planları, siyasi kararlar, arsa sahipleri, müteahhitler, ruhsat süreçleri, denetim mekanizmaları ve rant baskısı bu tablonun ortak parçalarıdır. Ancak proje üreten, kent estetiği konusunda söz söyleyen, yapılaşma kalitesinde mesleki sorumluluk taşıyan mimarlık çevrelerinin de Giresun’un geçmişten kopan yapılaşma sürecindeki payını ve etkisiz kaldığı dönemleri tartışması gerekir. Bugün dal-çık projesine “kent denizden koparılmasın” diyerek karşı çıkan bir meslek örgütünün, geçmiş yıllarda Giresun’un mahalle dokusu, sokak ölçeği, tarihi yapıları ve mimari kimliği korunurken ne kadar etkili olduğunu da kamuoyu sorgulama hakkına sahiptir. Bu sorgulama, dal-çık itirazını geçersiz kılmaz; ancak şehircilik tartışmasını daha tutarlı, daha kapsamlı ve daha samimi bir zemine taşır. GİRESUN’UN İHTİYACI AÇIK BİR ULAŞIM VE KENTLEŞME KARARI Giresun’da dal-çık tartışması artık bir kavşak projesinin sınırlarını aştı. Bu dosya, kentin ulaşım geleceği, sahil bandı kullanımı, kamu kaynağının önceliği, Güney Çevre Yolu beklentisi ve geçmişten bugüne biriken şehircilik sorunlarıyla birlikte ele alınmak zorunda. Kamu otoritesi mevcut trafik sıkışıklığını azaltmak için dal-çık projesini savunuyor. Mimarlar Odası ve GTSO ise bu yatırımın kalıcı çözüm üretip üretmeyeceğinin, kent siluetine nasıl etki edeceğinin ve aynı kaynağın Güney Çevre Yolu’na yönlendirilmesinin daha doğru olup olmayacağının açıklanmasını istiyor. Giresun halkının beklediği cevap, kurumlar arası polemik değil; teknik verilerle, açık raporlarla ve uygulanabilir takvimle ortaya konulmuş net bir ulaşım kararıdır. Dal-çık yapılacaksa, projenin zemin, su, trafik, siluet ve şantiye yönetimi açısından nasıl güvence altına alındığı açıklanmalıdır. Kaynak Güney Çevre Yolu’na aktarılacaksa, bunun etapları, maliyeti ve takvimi kamuoyuna duyurulmalıdır. Giresun’un önünde duran tercih, yalnızca bugünkü kavşağın değil, kentin gelecek 50 yılını belirleyecek ulaşım ve şehircilik tercihidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.