Hava Durumu

#Kiraz

giresunsonhaber - Kiraz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kiraz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI Haber

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI RedAgrícola’nın 29 Temmuz–29 Ağustos 2026 döneminde yayımladığı haber ve araştırmalar, Latin Amerika tarımında üretim rekorlarıyla iklim ve pazar risklerinin aynı anda büyüdüğünü ortaya koydu. Avokadoda 920 bin ton, yaban mersininde 404 bin ton, kivide 170 bin tonluk ihracat hedeflenirken; sofralık üzümde yüzde 5 daralma, mangoda arz sıkışması, fındıkta ise hastalığa bağlı yüzde 65’e varan verim kaybı gündeme geldi. Latin Amerika’nın ihracata dayalı tarımında yalnızca daha fazla üretmek artık yeterli görülmüyor. Ürünün fiyatı, kalitesi, iklim koşulları, hastalıklarla mücadele, soğuk zincir, işçilik maliyeti ve yeni pazarlara erişim üreticinin kazancını doğrudan belirliyor. AVOKADODA REKOR TONAJ YETMİYOR: KÂRI FİYAT BELİRLEYECEK Peru avokadosu Avrupa’da tarihî bir sezon geçirirken küresel arzın büyümesi fiyatları baskılıyor. 2026 ihracatının 920 bin tona ve 1 milyar 825 milyon dolara ulaşması bekleniyor. RedAgrícola’nın Temmuz 2026 sayısındaki avokado dosyasında, Peru’nun Avrupa pazarında tarihî ihracat seviyelerine ulaştığı belirtildi. Ancak Brezilya, Güney Afrika, Kolombiya ve diğer üretici ülkelerin pazara girmesiyle oluşan yoğun arzın fiyatları aşağı çektiğine dikkat çekildi. Dosyada, 1997 yılındakine benzer bir El Niño etkisinin üretime yansıyabileceği; başlangıçta yüzde 10’un üzerinde beklenen üretim artışının sıfıra yakın seviyelere çekildiği ve gelecek sezonda düşüş ihtimalinin bulunduğu aktarıldı. 26 Ağustos’ta yayımlanan değerlendirmeye göre Peru’nun 2026’yı yaklaşık 920 bin ton ve 1 milyar 825 milyon dolarlık avokado ihracatıyla kapatması bekleniyor. Haziran ayının üçüncü haftasına kadar ihracat miktarı yüzde 4,6, ihracat geliri ise yüzde 11,1 arttı. Bu fark, sektörün artık tonajdan çok kilogram başına gelir ve kârlılığa odaklandığını gösteriyor. Avokado değerlendirmesi Şili’de de 2026-2027 sezonu üretiminin yüzde 10’a yakın artışla 285 bin tona ulaşması ve son 17 yılın en yüksek seviyesinin görülmesi bekleniyor. Artışın ekim alanı genişlemesinden çok verimlilik ve teknolojik gelişmelerden kaynaklandığı bildiriliyor. Şili’nin avokado tahmini YABAN MERSİNİNDE 404 BİN TONLUK İHRACAT İÇİN SOĞUK ZİNCİR SEFERBERLİĞİ Peru’nun yaban mersini ihracatında yüzde 5,6 büyüme bekleniyor. Ancak El Niño, çeşit seçimi, hasat sonrası kayıplar ve soğuk zincir yönetimi sezonun sonucunu belirleyecek. Proarándanos’un üçüncü tahminine göre Peru’nun 2026-2027 sezonunda yaban mersini ihracatı 404 bin tona ulaşacak. Bu rakam önceki sezona göre yüzde 5,6 büyümeye işaret etse de El Niño’nun beklenen üretim artışını sınırlandırdığı bildirildi. 404 bin tonluk ihracat tahmini İklim değişkenliği karşısında erken çeşitler ve yeni genetik materyaller öne çıkıyor. Planasa’nın Blue Manila çeşidiyle başlattığı sezon programı, yalnız yüksek verimi değil; iklim koşullarına uyumu, tüketici kalitesini ve üreticiye teknik desteği de merkeze alıyor. Hasat sonrasında ise her dakika önem taşıyor. Sektör temsilcileri, meyvenin soğutulmadan geçirdiği her saatin raf ömründen kayıp anlamına geldiğini; gereksiz temasın ve su kaybının haftalar sonra yumuşama olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Soğuk zincir değerlendirmesi Camposol, Chao’daki tesisine yaptığı 1.000 metrekarelik yatırımla ürün depolama kapasitesini 48’den 92 konteynere, günlük sevkiyat kapasitesini ise 15’ten 30 konteynere çıkardı. Şirketin Çin’e yaptığı sevkiyat da sezonun 18-25’inci haftaları arasında yüzde 631 artarak 342 tona ulaştı. Kapasite artışı – Çin ihracatı Peru Ulusal Kalite Enstitüsü de arazi seçiminden hasada, taşımadan depolamaya kadar bütün üretim zincirini kapsayan yaban mersini iyi tarım uygulamaları standardını güncelledi. SOFRALIK ÜZÜMDE BAĞ BÜYÜDÜ, KASA SAYISI AZALDI Üretim alanı 27 bin hektara çıkmasına rağmen Peru’nun sofralık üzüm ihracatında yüzde 5 düşüş bekleniyor. Hasat 7 ila 15 gün öne çekilebilir. Peru Sofralık Üzüm Üreticileri Birliği, 2026-2027 sezonu için 82,65 milyon adet 8,2 kilogramlık kasa ihracat tahmininde bulundu. Bu rakam önceki sezona göre yaklaşık yüzde 5 düşüş anlamına geliyor. Üretim alanı 27 bin hektara yükselmesine rağmen El Niño’nun verim üzerindeki etkisi ve hasadın normalden 7-15 gün önce başlaması beklenen üretimi aşağı çekiyor. El Niño’nun etkili olduğu önceki sezonlarda Peru’nun üzüm ihracatı ülke genelinde yüzde 12-13, kuzey bölgelerinde ise yüzde 30-38 oranında gerilemişti. Sofralık üzüm tahmini Ica’daki bağlarda kullanılan biyolojik mücadele sistemi ise meyve sineği kontrolünde gerekli işçiliği geleneksel yönteme göre yüzde 50 azalttı. Bu sonuç, biyolojik mücadelenin aynı zamanda bir maliyet yönetimi aracına dönüştüğünü gösterdi. FINDIKTA GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: HASTALIK VERİMİ YÜZDE 65 DÜŞÜRDÜ Şili’de yapılan çalışmada sağlıklı fındık bahçelerinde hektar başına 5,85 ton ürün alınırken odun hastalıklarından etkilenen bahçelerde verim 2,05 tona düştü. Hektar başına brüt kayıp 21 bin 400 dolar olarak hesaplandı. RedAgrícola’da yayımlanan INIA araştırması, fındıktaki odun hastalıklarının yalnızca dalları kurutmadığını; bitkinin damar sistemini tıkayarak su ve besin taşınmasını, fotosentezi, meyve kalitesini ve verimi doğrudan etkilediğini ortaya koydu. 2026 hasadında yapılan karşılaştırmada sağlıklı bitkilerden hektar başına 5,85 ton, hastalıklı bitkilerden ise 2,05 ton ürün elde edildi. Yüzde 65’e ulaşan verim kaybının hektar başına yaklaşık 21 bin 400 dolarlık brüt gelir kaybına karşılık geldiği hesaplandı. Fındıkta odun hastalıkları araştırması Araştırmada Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki liderliğini koruduğu, Şili’nin ise 2025 sezonunda 100 bin tonu aşan üretimle ikinci sıraya yükseldiği belirtildi. CIREN–ODEPA verilerine göre Şili’deki fındık alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara çıktı. RedAgrícola’nın başka bir haberinde ise güncel fakat resmî olmayan tahminin 65 bin hektar olduğu ve 2032’de 100 bin hektara ulaşılabileceği aktarıldı. İki rakamın tarih ve veri niteliği farklı olduğu için aynı resmî veri gibi değerlendirilmemesi gerekiyor. Şili’de fındık artık “az bakım isteyen rustik bir ürün” olarak görülmüyor. Gübrelemenin toprak ve yaprak analizlerine göre düzenlenmesi, sıcaklık stresine karşı biyostimülant ve güneş koruyucu uygulamalar, budama yaralarının korunması ve hastalık riskinin meteorolojik verilerle izlenmesi yeni üretim modelinin temelini oluşturuyor. KİVİDE 170 BİN TONLUK HEDEFİ 10 GÜNLÜK POLİNASYON BELİRLEYECEK Şili’nin kivi ihracatının yüzde 16-20 artması bekleniyor. Ancak çiçeklenmedeki 10-14 günlük kısa dönem doğru yönetilemezse yüksek üretim hedefi riske girebilir. Şili’nin 2026 sezonunda yaklaşık 170 bin ton kivi ihraç etmesi bekleniyor. Sektör, 2035 yılına kadar üretim alanını iki katına çıkarmayı hedefliyor. Kivide etkili polinasyon süresinin yalnızca 10-14 gün olması, arı kolonilerinin ve hava koşullarının önemini artırıyor. Soğuk saatlerde arı uçuşunun azalması, çiçeklerin sınırlı nektar üretmesi ve çapraz tozlanma gerekliliği nedeniyle bilimsel olarak yönetilen arı programları gündeme geliyor. Kivide polinasyon programı Sektör temsilcileri kivinin bugün üretim krizinden çok “başarının doğurabileceği riskleri” yönetmesi gerektiğini, kontrolsüz büyümenin kalite ve pazar dengesini bozabileceğini belirtiyor. KİRAZDA VİETNAM KAPISI DAHA UYGUN ŞARTLARLA AÇILDI Şili kirazı, soğuk işlem zorunluluğuna alternatif olarak kabul edilen “Systems Approach” sistemiyle Vietnam’a gönderilebilecek. Şili ile Vietnam arasında sağlanan mutabakatla kiraz ihracatında soğuk işlem zorunluluğuna alternatif bir bitki sağlığı sistemi kabul edildi. Yeni uygulama, hava ve deniz yolu sevkiyatlarında ihracatçılara daha esnek koşullar sağlayacak. Vietnam’a kiraz ihracatı kararı Bahçe tarafında ise üreticilere sert bir uyarı yapıldı: Hasat sonrasındaki besleme ve bakım çalışmaları zayıf bırakılan kiraz bahçelerinin sezon öncesi yapılacak uygulamalarla kurtarılamayacağı belirtildi. MANGODA ÜRÜN AZALDI, ORGANİK PAZARA BASKI ARTTI Kent cinsi mangonun yetersizliği, alıcıları organik ürüne yöneltti. Ancak Peru’daki organik ürünün büyük bölümü önceden bağlandı, Meksika’daki arz ise açığı kapatamadı. Uluslararası dondurulmuş mango pazarında hem konvansiyonel hem de organik üründe ciddi arz sıkışması yaşanıyor. Kent tipi mango piyasaya çıktığı anda satılırken organik dondurulmuş ürünün neredeyse bulunamaz hale geldiği bildiriliyor. Mango piyasasındaki arz sıkışması Mango işlemede yüksek satış fiyatı tek başına yüksek kâr anlamına gelmiyor. Bir kilogram kurutulmuş mango için yaklaşık sekiz kilogram taze meyve gerekiyor. Bu nedenle sanayinin asıl kazancı kaliteli ihraçlık meyveyi işlemekten değil; taze pazarda satılamayan ürünü değerlendirmekten geliyor. KUŞKONMAZDA TAZE ÜRÜN KAZANDI, SANAYİNİN PAYI GERİLEDİ Taze kuşkonmazın kilogram fiyatı 2,86 dolardan 3,82 dolara çıkınca işlenen ürünün toplam üretimdeki payı yüzde 28’den yüzde 18’e düştü. Kuşkonmazdaki gelişme, üreticinin taze ürün fiyatı yükseldiğinde sanayiye daha az ürün gönderdiğini gösterdi. İşleme sektörü bu üründe taze pazarın rakibi olmaktan çok, taze olarak değerlendirilemeyen ürünü ekonomiye kazandıran bir güvenlik ağı işlevi görüyor. Ürün işleme ve kuşkonmaz verileri CEVİZDE HİNDİSTAN İLGİLİ, YÜZDE 100 GÜMRÜK DUVARI ENGEL Şili cevizi Hindistan pazarında ilgi görmesine rağmen yüzde 100’e ulaşan gümrük vergisi ve Çin rekabeti ihracatın önündeki en büyük engel olarak gösteriliyor. Şilili ceviz ihracatçıları, Hindistan’daki müşterilerle yaptıkları görüşmelerde ürüne yönelik talebi doğruladı. Ancak mevcut gümrük tarifesinin rekabetçi fiyat oluşturmayı zorlaştırdığı ve Çin’in pazardaki baskısını artırdığı belirtildi. Şili cevizinin Hindistan pazarı DOMATES ÜRETİCİSİNE 248 MİLYON PESOLUK FİNANSMAN Meksika’da üretimin ve fiyatların düzenlenmesi amacıyla domates üreticilerine 48 ayrı kredi üzerinden 248 milyon 281 bin peso kaynak sağlandı. Finansmanın ilk aşaması Baja California, Sonora, Meksika Eyaleti ve Oaxaca’daki üreticilere yönlendirildi. Program, üretim miktarı, tedarik, pazarlama ve adil fiyat mekanizmasının birlikte düzenlenmesini amaçlıyor. Domates üreticilerine finansman SOFRALIK ÜZÜMDEN ŞARAP ÜRETİMİ YÜZDE 105 ARTTI Şili’de sofralık üzümden üretilen şarap miktarı bir yılda 10,2 milyon litreden 21,1 milyon litreye yükseldi. Şili Tarım ve Hayvancılık Servisi verilerine göre ülkenin dökme şarap üretimi yüzde 13,2 artarak 949,4 milyon litreye ulaştı. Sofralık üzümden üretilen şarap miktarındaki artış ise yüzde 105,4 oldu. Buna karşılık pisco üretiminde kullanılan üzüm çeşitlerinden elde edilen şarap miktarı yüzde 10,5 azaldı. 2026 şarap üretim verileri GÜBREDE YÜZDE 35’E VARAN ARTIŞ, ORGANİK ALTERNATİFE YÖNELİMİ HIZLANDIRDI Azotlu gübre fiyatlarındaki yüzde 25-35’lik yükseliş, üreticiyi yerel ve organik kaynaklara yöneltti. Tavuk gübresi artık günde 300 tonluk tarımsal girdiye dönüştürülüyor. Orta Doğu’daki gelişmeler, lojistik aksamalar ve doğal gaz maliyetleri azotlu gübre fiyatlarını yukarı çekti. Şili’de azotlu gübrelerde yüzde 25 ile yüzde 35 arasında artış bildirildi. Peru’da ise sekiz milyondan fazla tavuğun gübresi işlenerek günde 300 tonun üzerinde katı organik gübre ve sıvı biyolojik ürün elde ediliyor. Ürünler kahve, avokado ve diğer meyve bahçelerinde kullanılmak üzere 14 farklı bölgeye gönderiliyor. TARIMIN ORTAK MESAJI: ÇOK ÜRETMEK TEK BAŞINA YETMİYOR Son bir aylık gelişmelerden çıkan ortak sonuç, tarımda tonaj artışının kendiliğinden kazanç getirmediğidir. Avokadoda fiyat, yaban mersininde soğuk zincir, üzümde iklim, kivide polinasyon, kirazda bahçe rezervi, fındıkta hastalık yönetimi ve cevizde gümrük tarifesi üreticinin gelirini üretim miktarı kadar etkiliyor. İhracat pazarlarında bundan sonraki yarış; daha fazla araziye sahip olmak üzerinden değil, aynı alandan kaliteli ürün elde etmek, kayıpları azaltmak, ürünü doğru zamanda pazara ulaştırmak ve tüketicinin istediği niteliği sürdürülebilir şekilde sağlamak üzerinden şekillenecek.

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri Haber

Karpuzdan eriğe ideal porsiyon önerileri

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz mevsiminde sıkça tercih edilen 6 meyvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve tüketilmesi gereken ideal miktarları paylaştı. Su oranı yüksek olan karpuzdan, antioksidan deposu üzüme kadar pek çok meyvenin, doğru porsiyonlarla tüketildiğinde sağlığa önemli katkılar sunabileceği vurgulandı. İSTANBUL (İGFA) - Yaz aylarının vazgeçilmez lezzetleri, sahip oldukları vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı beslenme programlarında kritik bir rol oynuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, yaz meyvelerinin faydalarını ve tüketimindeki ideal ölçüleri değerlendirdi. Eren, özellikle sıcak günlerde su içeriği zengin meyvelerin vücudun sıvı gereksinimini karşılamaya yardımcı olduğunu ifade ederek, porsiyon kontrolünün önemini hatırlattı. KARPUZ: SIVI DESTEĞİ VE ANTİOKSİDAN KAYNAĞI Yüzde 90'ın üzerinde su içeren karpuzun, yaz sıcaklarında vücudun sıvı dengesini korumaya yardımcı olduğunu belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak kalınlığında iki dilim olduğunu kaydetti. A, B6 ve C vitamini açısından zengin olan karpuzun, potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde kas kramplarının azalmasına destek olabileceği belirtildi. Ayrıca, karpuza kırmızı rengini veren likopenin, kalp-damar sağlığı başta olmak üzere birçok sağlık sorununa karşı koruma sağlayabildiği ifade edildi. KİRAZ: KONTROLLÜ TÜKETİM ÖNERİLİYOR Kiraz için tavsiye edilen ideal porsiyonun 13-15 adet iri boy olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, bu meyvenin mineral ve vitamin değerleriyle sağlıklı beslenmeyi desteklediğini belirtti. Çileğin, C vitamini başta olmak üzere zengin bir vitamin ve mineral içeriğine sahip olduğunu ifade eden Eren, ideal tüketim miktarının 7-8 adet iri veya 15 adet orta boy çilek olduğunu söyledi. Çilekte yer alan ellagik asit, antosiyanin ve kuersetin gibi antioksidanların vücudu oksidatif strese karşı koruyabildiği belirtilirken, alerjik bünyeye sahip kişilerin dikkatli tüketmesi gerektiği hatırlatıldı. ÜZÜM: KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA DESTEK Üzümün resveratrol, antosiyanin ve fenolik bileşenler bakımından zengin olduğunu dile getiren Eren, ideal porsiyon miktarının 20 adet iri veya 25-30 adet küçük boy üzüm olduğunu belirtti. Özellikle siyah üzümde bulunan resveratrolün kalp ve damar sağlığını koruyucu etkileriyle ön plana çıktığını kaydeden Eren, glisemik indeksinin yüksek olması nedeniyle diyabet hastalarının porsiyon miktarlarına dikkat etmesi gerektiğini bildirdi. KAVUN: SU VE LİF KAYNAĞI Kavunun yüksek lif ve su içeriğiyle sindirim sistemine destek olduğunu belirten Eren, ideal porsiyonun üç parmak genişliği ve uzunluğunda iki dilim olduğunu ifade etti. C vitamini, beta karoten, lutein ve zeaksantin içeren kavunun bağışıklık ve göz sağlığını destekleyebileceği belirtilirken, diyabet hastalarının tüketim miktarına özen göstermesi gerektiği vurgulandı. ERİK: SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR Erik için önerilen ideal miktarın 9-10 adet olduğunu belirten Eren, meyvenin yüksek lif içeriğiyle tokluk hissini artırdığını ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. C, A ve K vitaminleri ile çeşitli mineraller içeren eriğin; bağışıklık, kemik ve cilt sağlığı açısından da destekleyici etkileri olduğu aktarıldı. Uzmanlar, yaz meyvelerinin sağlıklı beslenme düzenine dahil edilebileceğini ancak özellikle diyabet, tansiyon ve benzeri kronik rahatsızlıkları olan kişilerin porsiyon miktarları konusunda dikkatli olmaları gerektiğini belirtiyor.

KENT KONSEYİ’NDEN GİRESUN’UN GELECEĞİNE VİZYON PROJELERİ Haber

KENT KONSEYİ’NDEN GİRESUN’UN GELECEĞİNE VİZYON PROJELERİ

KENT KONSEYİ’NDEN GİRESUN’UN GELECEĞİNE VİZYON PROJELERİ Giresun Kent Konseyi Yürütme Kurulu’nun Haziran ayı toplantısında; üniversite mezunlarının “Turizm Elçisi” olarak kentle bağının sürdürülmesi, kirazın marka değerinin artırılması, endemik meyvelerin korunması, çocuklara oyuncak desteği ve yenilebilir otların tanıtılması gibi Giresun’un sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine katkı sunacak projeler ele alındı. Giresun Kent Konseyi Yürütme Kurulu, Haziran ayı olağan toplantısını Kent Konseyi Başkanlığına yeniden seçilerek güven tazeleyen İsmail Cem Feridunoğlu başkanlığında gerçekleştirdi. Toplantıda, Giresun’un geleceğine katkı sağlayacak sosyal, kültürel, turistik ve ekonomik nitelikli proje önerileri masaya yatırıldı. Kurul üyeleri tarafından hazırlanan öneriler, kentin sahip olduğu değerlerin korunması, tanıtılması ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunması açısından değerlendirildi. “Kent Konseyleri Ortak Aklın Temsilcisidir” Toplantının açılışında konuşan Giresun Kent Konseyi Başkanı İsmail Cem Feridunoğlu, Kent Konseylerinin katılımcı yönetim anlayışının ve ortak aklın önemli temsilcilerinden biri olduğunu vurguladı. Feridunoğlu, yürütme kurulu üyelerine katkılarından dolayı teşekkür ederek, Giresun’un gelişimine yönelik fikirlerin kent adına önemli bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Mezun Öğrencilere “Turizm Elçisi” Rolü Toplantının öne çıkan gündem başlıklarından biri, Giresun Üniversitesi’nden mezun olan öğrencilerin kentle bağlarını sürdürmesine yönelik proje önerisi oldu. Bu kapsamda, mezun öğrencilere yönelik bir uğurlama programı hazırlanması ve öğrencilerin Giresun’un tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini tanıtacak “Turizm Elçileri” olarak desteklenmesi önerildi. Proje ile Giresun’da eğitim gören gençlerin mezuniyet sonrasında da kentle gönül bağını koruması ve farklı şehirlerde Giresun’un tanıtımına katkı sağlaması hedefleniyor. Kirazın Marka Değeri Güçlendirilecek Toplantıda, Giresun’un kirazın anavatanı olma özelliği de ayrı bir başlık olarak değerlendirildi. Kurul üyeleri, kiraz yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması, kirazdan elde edilebilecek farklı ürünlerin geliştirilmesi, kiraz bahçelerine yönelik turizm rotalarının oluşturulması ve Giresun Üniversitesi ile ortak bilimsel çalışmalar yürütülmesi yönünde görüş bildirdi. Ayrıca festivaller ve tanıtım faaliyetleriyle Giresun’un kiraz alanındaki marka değerinin artırılması önerildi. Yerli ve Endemik Meyveler Koruma Altına Alınacak Toplantıda ele alınan bir diğer konu ise Giresun’a özgü yerli ve endemik meyve türlerinin korunması oldu. Bu doğrultuda, yerel meyve fidanlarının üretiminin artırılması, korunması ve vatandaşlara dağıtılmasına yönelik çalışmalar yapılması önerildi. Projenin, hem biyolojik çeşitliliğin korunmasına hem de yerel üretimin desteklenmesine katkı sunabileceği ifade edildi. İhtiyaç Sahibi Çocuklara Oyuncak Desteği Sosyal sorumluluk başlığında ise tamamen sıfır maliyetle üretilecek oyuncakların belediye koordinasyonunda çocuklara ulaştırılması önerisi değerlendirildi. Projenin, başta çocuk yuvaları olmak üzere ihtiyaç sahibi çocuklara destek sağlaması amaçlanıyor. Kurul üyeleri, dayanışma kültürünü güçlendirecek bu tür çalışmaların kent yaşamı açısından önemli olduğunu belirtti. Giresun’un Yenilebilir Otları Tanıtılacak Giresun’un doğal zenginlikleri arasında yer alan 26 çeşit yenilebilir ot da toplantının gündem maddeleri arasında yer aldı. Kurul üyeleri, bu alanda envanter çalışmalarının geliştirilmesi, tanıtım faaliyetlerinin artırılması ve bilimsel araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini değerlendirdi. Böylece Giresun’un gastronomi turizmi açısından daha güçlü bir kimlik kazanabileceği vurgulandı. Bir Sonraki Toplantı Temmuz Ayında Giresun’un geleceğine yönelik önerilerin değerlendirildiği toplantı, dilek ve temennilerin ardından sona erdi. Kent Konseyi Yürütme Kurulu’nun bir sonraki toplantısının Temmuz ayında yapılması kararlaştırıldı.

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Haber

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI

ŞİLİ KİRAZDA İHRACAT MODELİ KURDU, GİRESUN ANAVATANINDA KİRAZI YENİDEN AYAĞA KALDIRMALI Türkiye dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alırken, Şili son yıllarda kirazı kalite, ihracat organizasyonu, soğuk zincir, paketleme, çeşit seçimi ve pazar yönetimiyle küresel bir tarım ekonomisine dönüştürdü. Giresun ise tarihsel kimliğiyle “kirazın anavatanı” olarak bilinmesine rağmen, fındığın ekonomik ağırlığı, modern meyvecilik altyapısının kurulamaması ve pazarlama zincirinin gelişmemesi nedeniyle kiraz üretiminde merkez olma özelliğini kaybetti. ŞİLİ’DE KİRAZ ÜRETİMİ ÜÇ YILDA DİKKAT ÇEKİCİ BÜYÜDÜ Dünya kiraz piyasasında son yılların en dikkat çekici ülkelerinden biri Şili oldu. Şili, kiraz üretimini yalnızca bahçe alanı artışıyla değil; üretim planlaması, kalite standardı, hasat yönetimi, soğuk zincir, paketleme ve ihracat bağlantılarıyla birlikte büyüttü. 2023 verilerinde yaklaşık 465 bin ton seviyesinde görülen Şili kiraz üretiminin, 2025/2026 pazarlama yılında 730 bin ton bandına çıkması bekleniyor. Bu büyüme, üç yıllık kısa dönemde Şili kiraz sektörünün ne kadar hızlı ölçek büyüttüğünü gösteriyor. Ülkenin ihracat hedefi ise 670 bin ton seviyesine yaklaşıyor. Bu tablo, Şili’nin ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara yönlendiren güçlü bir ihracat modeli kurduğunu ortaya koyuyor. Şili’de dikili kiraz alanları 80 bin hektara yaklaşırken, hasat edilen alanın 74 bin hektar seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Maule ve O’Higgins bölgeleri, ülkenin kiraz üretiminde ana merkezler olarak öne çıkıyor. ÇİN PAZARI ŞİLİ’Yİ BÜYÜTTÜ, PAZAR BAĞIMLILIĞI YENİ RİSK DOĞURDU Şili kirazının büyüme hikâyesinin merkezinde Çin pazarı bulunuyor. Şili kiraz ihracatının çok büyük bölümü Çin’e gidiyor. Son sezon değerlendirmelerinde ihracatın yaklaşık yüzde 87’sinin Çin pazarına yöneldiği aktarılıyor. Bu güçlü talep, Şili’de kiraz bahçelerinin hızla genişlemesini sağladı. Ancak büyümenin yarattığı yeni sorunlar da sektörün gündemine yerleşti. Üretim hacminin kısa sürede artması, ürünün aynı pazara yoğun biçimde yönelmesi, lojistik baskı, kalite farkları ve arzın belli dönemlerde pazara yığılması fiyatları aşağı çekmeye başladı. Şili kiraz sektörü bugün yalnızca “ne kadar üretildiğini” değil; hangi ürünün ihracata uygun olduğunu, hangi kalitenin pazarda değer bulduğunu, hangi çeşitlerin sürdürülebilir olduğunu ve tek pazara bağımlılığın nasıl azaltılacağını tartışıyor. ŞİLİ’DE YENİ TARIM POLİTİKASI: TONAJ DEĞİL, KALİTE MERKEZLİ ÜRETİM Şili’de tarım danışmanları ve sektör temsilcileri, kirazda yeni bir üretim modeline geçilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Yeni yaklaşımda hedef daha fazla alan dikmek ya da yalnızca daha fazla tonaj üretmek değil. Sektör, mevcut bahçelerin verimliliğini, meyve kalitesini, hasat zamanlamasını, ihracata uygunluğu, soğuk zincir kapasitesini ve pazar çeşitliliğini merkeze alan bir modele yöneliyor. Şili kirazında artık temel başlık, iri, sert, parlak, uzun yol taşımaya uygun, raf ömrü güçlü ve pazar talebini karşılayan ürün yetiştirmek oldu. Bu yaklaşım, tarımda büyümenin yalnızca üretim miktarıyla ölçülemeyeceğini gösteriyor. Kalite standardı, pazar okuması, teknik danışmanlık, hasat sonrası yönetim ve ihracat disiplini olmadan yüksek rekolte üreticiye beklenen geliri sağlamıyor. KİRAZDA BAŞARIYI FİDAN DEĞİL, ÜRETİM ZİNCİRİ BELİRLİYOR Kiraz, hassas bir meyve olduğu için yalnızca bahçe kurmak ya da fidan dikmek ekonomik başarı için yeterli değil. Doğru rakım, uygun çeşit, iklim riski analizi, sulama altyapısı, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, hasat zamanı, ön soğutma, sınıflandırma, paketleme ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde kurulmak zorunda. Şili’de Santina, Lapins ve Regina gibi çeşitler; renk, sertlik, irilik, raf ömrü ve uzak pazarlara dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Üretici bahçeden yalnız bırakılmıyor; teknik danışmanlık, kalite kontrolü ve ihracat planlaması sürecin ayrılmaz parçası olarak yürütülüyor. Bu model, Giresun için de önemli bir ders taşıyor. Kiraz yetiştiriciliği yalnızca “yeniden fidan dağıtımı” meselesi değil; üretici, bahçe, çeşit, soğuk zincir, marka ve pazarın birlikte kurulması gereken bir tarım politikasıdır. TÜRKİYE KİRAZDA DÜNYA LİDERİ Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk üretimiyle dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin 2023 üretimi yaklaşık 736 bin ton, 2024 üretimi ise yaklaşık 726 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakamlar Türkiye’nin üretim gücünü gösteriyor. Ancak üretim hacmine rağmen ihracata giden oran sınırlı kalıyor. Türkiye’de üretilen kirazın yaklaşık yüzde 12-13’ü ihraç ediliyor. Bu oran, Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen ihracat organizasyonu, kalite standardı, soğuk zincir, paketleme ve pazar yönetimi alanlarında hâlâ gelişme ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Şili ise üretimini ihracat hedefiyle kurguladığı için, ürettiği kirazın çok büyük bölümünü dış pazara satabiliyor. TÜRKİYE’DE KİRAZ ÜRETİMİ HANGİ İLLERDE YOĞUNLAŞIYOR? Türkiye’de kiraz üretiminin ana yükünü İzmir, Konya, Bursa, Afyonkarahisar, Isparta ve Manisa taşıyor. Bu iller, Türkiye kiraz üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Amasya, Çanakkale, Antalya, Niğde ve Kütahya da önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. İzmir ve Manisa erken sezon üretimi, ihracat bağlantısı ve dış pazara uygun çeşitleriyle öne çıkıyor. Konya, Niğde ve Kütahya gibi iç bölgeler yüksek rakım ve geççi üretim avantajı sağlıyor. Bursa, Çanakkale ve Afyonkarahisar ise hem iç pazar hem ihracat açısından güçlü üretim havzaları arasında bulunuyor. Türkiye’nin kiraz üretiminde güçlü olan illeri, yalnızca iklim avantajıyla değil; modern bahçecilik, çeşit seçimi, üretici alışkanlığı, soğuk hava, paketleme ve alıcı bağlantısıyla öne çıkıyor. GİRESUN KİRAZIN ANAVATANI OLARAK BİLİNİYOR Giresun’un kirazla ilişkisi yalnızca tarımsal üretim başlığıyla sınırlı değil; kentin tarihsel kimliğine uzanan güçlü bir hafızaya dayanıyor. Giresun, tarih boyunca “kirazın anavatanı” olarak anıldı. Kentin adının Yunanca kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimeleriyle ilişkilendirilmesi, bu tarihsel anlatının en güçlü unsurlarından biri kabul ediliyor. Tarihsel kaynaklarda, Romalı komutan Lucullus’un Giresun çevresinde yabani kiraz ağaçlarını gördüğü ve bu kiraz fidanlarını Roma’ya götürdüğü anlatılıyor. Bu anlatı, kirazın Giresun’dan dünyaya yayıldığı inancının temelini oluşturuyor. Her ne kadar Roma’da daha önce de kirazın bilindiğine ilişkin farklı tarihsel değerlendirmeler bulunsa da, Giresun’un kirazla kurduğu bağ bugün hâlâ kentin kültürel kimliğinde önemli bir yere sahip. GİRESUN’UN KİRAZ HAFIZASI ULUSLARARASI KARŞILIK BULDU Giresun’un kiraz kimliği yalnızca yerel bir anlatı olarak kalmadı. Japonya’nın önemli kiraz üretim merkezlerinden Sagae şehri, kirazın ana yurdunun Giresun kabul edilmesi nedeniyle 1989 yılında Giresun’u kardeş şehir ilan etti. Bu gelişme, Giresun’un kirazla ilişkili tarihsel kimliğinin uluslararası düzeyde de bilindiğini gösterdi. Ancak tarihsel ve kültürel karşılık, ekonomik üretim zincirine dönüştürülemedi. Giresun, kirazın anavatanı olarak tanınmasına rağmen modern kiraz yetiştiriciliğinde güçlü bir üretim merkezi haline gelemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NE ZAMAN GERİLEMEYE BAŞLADI? Giresun’da kiraz üretiminin ticari ölçekte ne zaman zayıfladığına ilişkin tek bir kesin yıl bulunmuyor. Ancak tablo açık: Kiraz antik dönemden itibaren Giresun’un kimliğinde yer aldı; Cumhuriyet döneminde de kültürel hafızada varlığını sürdürdü. Buna karşılık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren fındığın ekonomik ağırlığının artmasıyla kiraz ticari üretim gücünü büyük ölçüde kaybetti. Giresun’da kirazın gerilemesi ani bir üretim kırılması değil, uzun yıllara yayılan bir dönüşüm oldu. Fındık, daha düzenli gelir sağlaması, depolanabilir olması, alıcı ağının güçlü kurulması, sanayi bağlantısının gelişmesi ve ihracat değerinin yüksek olması nedeniyle üreticinin temel ürünü haline geldi. Kiraz ise kısa hasat dönemi, yüksek işçilik ihtiyacı, hızlı pazarlama zorunluluğu, soğuk zincir eksikliği ve alım-paketleme organizasyonunun kurulamaması nedeniyle üretici açısından daha riskli bir ürün olarak geriye düştü. KİRAZ BAHÇELERİ FINDIĞA YER AÇTI Giresun’da fındık yalnızca bir tarımsal ürün değil, kentin ekonomik ve toplumsal yapısını belirleyen ana gelir kaynağı haline geldi. Bu süreçte üretici, arazisini daha güvenli gelir sağlayan fındık bahçelerine yönlendirdi. Kiraz ağaçları ise birçok bölgede ya söküldü, ya bakımsız kaldı ya da ev içi tüketim ve sınırlı yerel satışla varlığını sürdürdü. Kirazın ekonomik üretimden çekilmesinde fındığın yükselişi kadar, kiraz için gerekli olan örgütlü üretim modelinin kurulamaması da etkili oldu. Giresun’da kirazın tarihsel değeri güçlü kaldı ancak ticari üretim zinciri kurulamadı. Üretim, alım, sınıflandırma, soğuk hava, paketleme, marka ve pazar bağlantısı aynı sistem içinde çalışmadığı için kiraz yerel hafızada kaldı, ekonomik ölçekte büyüyemedi. GİRESUN’DA KİRAZ NEDEN TUTUNAMADI? Kiraz, fındığa göre çok daha hassas bir üretim ve pazarlama yapısı istiyor. Meyvenin kısa sürede toplanması, zarar görmeden kasalanması, sınıflandırılması, ön soğutmaya alınması ve pazara ulaştırılması gerekiyor. Bu zincir kurulmadığında ürün hızla yumuşuyor, çatlıyor, rengini ve değerini kaybediyor. Giresun’da parçalı arazi yapısı, dağınık üretim, küçük ölçekli bahçeler, modern meyvecilik yatırımlarının sınırlı kalması, soğuk hava ve paketleme altyapısının gelişmemesi kirazın ticari ürün olarak büyümesini engelledi. Fındıkta üretici ürünü daha uzun süre bekletebilirken, kirazda zaman çok daha belirleyici. Bu nedenle pazar garantisi ve soğuk zincir olmadan kiraz üretimi üretici açısından riskli hale geldi. İKLİM RİSKİ KİRAZDA DAHA BELİRLEYİCİ HALE GELDİ Kiraz, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen meyve türleri arasında yer alıyor. Kışların ılık geçmesi, kiraz ağaçlarının ihtiyaç duyduğu soğuklama süresini olumsuz etkileyebiliyor. İlkbahar geç donları çiçek ve küçük meyve döneminde ciddi verim kaybına yol açabiliyor. Olgunlaşma döneminde görülen yağışlar ise meyvede çatlama riskini artırıyor. Sıcaklık dalgalanmaları, nem ve hastalık baskısı da kaliteyi düşürebiliyor. Bu nedenle Giresun’da kirazın yeniden üretime kazandırılması, yalnızca fidan dikimiyle sağlanamaz. Doğru rakım, doğru çeşit, uygun anaç, sulama planı, budama takvimi ve hastalık yönetimi birlikte kurulmalıdır. GİRESUN KİRAZI NASIL AYAĞA KALKAR? Giresun’da kirazın yeniden canlandırılması için ilk adım, kentin kiraz ekolojisinin bilimsel olarak yeniden haritalanmasıdır. Hangi ilçede, hangi rakımda, hangi toprak yapısında ve hangi mikroklimada ekonomik kiraz üretimi yapılabileceği net biçimde ortaya konulmalıdır. Sahil bandı, orta kuşak köyler ve iç kesimler aynı üretim modeliyle değerlendirilmemelidir. Dereli, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Yağlıdere, Keşap, Espiye ve iç bölgelerde farklı rakım kuşaklarına göre ayrı kiraz planlaması yapılmalıdır. Bu planlama yapılmadan dağıtılacak fidanlar kalıcı üretim oluşturmaz. Giresun kirazının ayağa kalkması, üreticiye yalnızca fidan vermekle değil; bakım, sulama, budama, hastalık mücadelesi, hasat, soğuk zincir ve pazar desteği sağlamakla mümkün olur. KÜÇÜK ALAN, YÜKSEK DEĞER MODELİ KURULMALI Giresun’un kirazda Şili gibi yüz binlerce tonluk üretim hedeflemesi gerçekçi değildir. Ancak Giresun, kendi ölçeğinde yüksek değerli, coğrafi kimliği güçlü, sınırlı ama kaliteli bir kiraz modeli kurabilir. Bu modelde amaç tonaj yarışı değil; “Giresun kirazı” adıyla anılan, izlenebilir, kaliteli, seçilmiş bahçelerden gelen, taze tüketime ve özel pazarlara uygun ürün yetiştirmek olmalıdır. Pilot köylerde modern kiraz bahçeleri kurulmalı, üreticiler bireysel değil kümelenmiş modelle desteklenmelidir. Aynı bölgede aynı çeşit, aynı bakım takvimi, aynı kalite standardı ve aynı pazarlama kanalı uygulanmalıdır. FINDIĞA RAKİP DEĞİL, FINDIĞA EK GELİR Giresun’da kirazın yeniden ayağa kalkması, fındığın alternatifi olarak değil, fındığa ek gelir sağlayacak tamamlayıcı ürün olarak planlanmalıdır. Fındık, Giresun’un ana tarımsal ürünü olmaya devam ederken, uygun bölgelerde kiraz üretimi üreticiye erken sezon nakit girişi sağlayabilir. Kirazın hasat dönemi fındıktan önce geldiği için, doğru planlanmış bir üretim modeli üreticinin yıl içindeki gelir akışını dengeleyebilir. Bu yaklaşım, üreticiyi tek ürüne bağımlı olmaktan kısmen çıkarır; Giresun’un tarımsal ürün çeşitliliğini artırır. KAMU, ÜNİVERSİTE VE ÜRETİCİ AYNI PROGRAMDA BULUŞMALI Giresun kirazı için kalıcı bir dönüşüm hedefleniyorsa, bu çalışma yalnızca festival, tanıtım etkinliği veya sembolik fidan dağıtımıyla sınırlı kalmamalıdır. Giresun Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Giresun Üniversitesi, ziraat odaları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve özel sektör aynı masada kiraz eylem planı hazırlamalıdır. Bu planda üretim bölgeleri, çeşit seçimi, fidan kalitesi, teknik danışmanlık, sulama altyapısı, hastalık ve zararlı mücadelesi, soğuk hava, paketleme, marka, coğrafi işaret ve pazar bağlantısı birlikte ele alınmalıdır. Giresun kirazı için coğrafi kimlik güçlüdür. Eksik olan, bu kimliği ekonomik üretim zincirine dönüştürecek tarım politikasıdır. ŞİLİ’NİN DERSİ GİRESUN İÇİN UYARI NİTELİĞİNDE Şili, kirazda dünya ölçeğinde büyüdü ancak bugün kaliteyi merkeze almayan büyümenin fiyatları düşürdüğünü ve pazar riskini artırdığını tartışıyor. Giresun için bu örnek önemli bir uyarı taşıyor. Kiraz yeniden canlandırılacaksa önce sistem kurulmalıdır. Bahçe kurulmadan pazar, pazar kurulmadan soğuk zincir, soğuk zincir kurulmadan kalite standardı, kalite standardı kurulmadan marka oluşturulamaz. Giresun’un kiraz hikâyesi güçlüdür. Ancak bu hikâyenin yeniden ekonomik değere dönüşmesi için anavatan söylemi üretim planı, kalite standardı ve pazar stratejisiyle birleştirilmelidir. GİRESUN KİRAZI YENİDEN DOĞABİLİR Giresun kirazı, geçmişteki hatırasıyla değil, geleceğe dönük doğru tarım politikasıyla yeniden ayağa kalkabilir. Bunun yolu rastgele fidan dağıtımından değil, bilimsel planlamadan; dağınık üretimden değil, kümelenmiş bahçelerden; yerel tüketimle sınırlı satıştan değil, markalı pazarlamadan; yalnızca festival vurgusundan değil, üretici gelirini artıracak kalıcı modelden geçiyor. Giresun, kirazın anavatanı olma iddiasını yeniden güçlendirmek istiyorsa, bu ürünü kültürel bir hatıra olmaktan çıkarıp üreticinin gelir hanesine yazılan gerçek bir tarım değerine dönüştürmelidir. https://redagricola.com/asesores-llaman-a-avanzar-hacia-un-nuevo-modelo-productivo-de-la-cereza-en-chile-con-la-calidad-en-el-centro/

SAGAE KARDEŞLİK ANITI GİRESUN’DA TÖRENLE AÇILDI Haber

SAGAE KARDEŞLİK ANITI GİRESUN’DA TÖRENLE AÇILDI

SAGAE KARDEŞLİK ANITI GİRESUN’DA TÖRENLE AÇILDI Giresun ile Japonya’nın Sagae kenti arasında 1988’de kiraz üzerinden kurulan kardeş şehir bağı, Uluslararası Giresun Aksu Festivali kapsamında açılan SAGAE Kardeşlik Anıtı ile kalıcı bir simgeye dönüştü. Açılış programına Sagae Belediye Başkanı Masaaki Saito ve beraberindeki Japon heyeti de katıldı. Giresun Belediyesi tarafından hazırlanan SAGAE Kardeşlik Anıtı, Uluslararası Giresun Aksu Festivali kapsamında düzenlenen törenle açıldı. Giresun ile Japonya’nın Sagae şehri arasında 25 Haziran 1988’de başlayan kardeş şehir ilişkisi, iki kentin kiraz üzerinden kurduğu kültürel bağın yeni bir nişanesiyle güçlendirildi. Açılış programı için Giresun’a gelen Sagae Belediye Başkanı Masaaki Saito ve beraberindeki heyet, Giresun Belediyesi girişinde Belediye Başkanı Fuat Köse tarafından çiçekle karşılandı. Karşılama töreninin ardından iki belediye başkanı başkanlık makamında bir araya geldi. İKİ ŞEHİR ARASINDA HEDİYE TAKDİMİ Başkanlık makamındaki görüşmede Giresun ve Sagae arasındaki kardeş şehir ilişkisi ele alındı. Fuat Köse ile Masaaki Saito, günün anısına iki şehri simgeleyen çeşitli hediyeler takdim etti. Görüşmede, Giresun ile Sagae arasındaki kardeş şehir bağının yıllar içinde güçlendiği vurgulandı. Sagae Belediye Başkanı Masaaki Saito, kardeş şehir anlaşmasının 40. yılına denk gelen 2028 yılında Belediye Başkanı Fuat Köse’yi Sagae’ye davet etti. Köse de davete katılmak istediğini ifade etti. KÖSE: KİRAZ ANITI GÜÇLÜ BAĞIMIZIN KALICI NİŞANESİ OLACAK SAGAE Kardeşlik Anıtı’nın açılışında konuşan Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Giresun ile Sagae arasındaki dostluğun yalnızca resmi bir protokol olmadığını, kiraz üzerinden kurulan güçlü bir kültürel bağın sembolü olduğunu söyledi. Köse, Giresun’un doğal güzellikleri, tarihi mirası, yaylaları, denizi ve mutfağıyla Karadeniz’in özgün şehirlerinden biri olduğunu belirterek, Sagae ile sürdürülen kardeşlik ilişkisinin karşılıklı sevgi, saygı ve kültürel paylaşım temelinde geliştiğini ifade etti. Başkan Köse, açılışı yapılan anıtın iki şehir arasındaki dostluğu görünür kılan kalıcı bir eser olacağını vurguladı. Köse, Giresun’un kirazın anavatanı olarak bilindiğini, Sagae’nin de Japonya’da kiraz üretimiyle öne çıkan önemli bir şehir olduğunu belirtti. MASAAKİ SAİTO: BU ANIT KARDEŞLİĞİMİZİN KALICI SEMBOLÜ OLACAK Sagae Belediye Başkanı Masaaki Saito da törende yaptığı konuşmada Giresun’da bulunmaktan mutluluk ve onur duyduğunu ifade etti. Saito, kendilerini samimi biçimde ağırlayan Belediye Başkanı Fuat Köse’ye ve Giresun halkına teşekkür etti. Saito, Japonya’nın Sagae şehri ile Giresun arasında 1988’den bu yana özel bir kardeşlik bağı bulunduğunu belirterek, bu bağın temelinde iki şehir için de önemli anlam taşıyan kirazın yer aldığını söyledi. Kirazın yalnızca bir meyve değil, bereketin, dostluğun ve kültürel yakınlığın simgesi olduğunu dile getirdi. Sagae Belediye Başkanı Saito, şehirler arasındaki ilişkinin karşılıklı ziyaretler, kültürel etkinlikler ve dostluk temaslarıyla güçlendiğini belirterek, açılışı yapılan anıtın gelecek yıllarda da bu kardeşliği temsil edeceğini söyledi. PROTOKOL VE DAVETLİLER AÇILIŞTA BULUŞTU Konuşmaların ardından SAGAE Kardeşlik Anıtı’nın açılışı gerçekleştirildi. Törene CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Merkez İlçe Başkanı Olcay Küçük, belediye başkan yardımcıları ve belediye meclis üyeleri katıldı. Açılış, Giresun ile Sagae arasında 36 yıldır devam eden kardeş şehir ilişkisinin festival programındaki en dikkat çeken etkinliklerinden biri oldu. SAGAE SERGİSİ KÜLTÜR VE FUAR MERKEZİ’NDE AÇILDI Anıt açılışının ardından heyet, Belediye Kültür ve Fuar Merkezi’ne geçti. Burada Sagae Sergisinin açılışı yapıldı. Sergide yer alan eserler ve kültürel unsurlar, Japon kültürünün zenginliğini ve estetik anlayışını Giresunlularla buluşturdu. Sergi, iki şehir arasındaki kültürel yakınlaşmayı güçlendiren bir başka etkinlik olarak programa dahil edildi. HEYET SAGAE CADDESİ’Nİ ZİYARET ETTİ Programın son bölümünde Giresun heyeti ve Japon misafirler, Gemilerçekeği Mahallesi’nde bulunan Sagae Caddesini ziyaret etti. Heyet, caddede kısa bir gezi gerçekleştirerek kardeş şehir ilişkisinin Giresun’daki sembol noktalarından birinde incelemelerde bulundu. Giresun ile Sagae arasındaki kardeşlik bağı, anıt açılışı, sergi programı ve Sagae Caddesi ziyaretiyle festival kapsamında kültürel diplomasiye dönüşen güçlü bir buluşmaya sahne oldu.

GİRESUN İÇİN YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI: Haber

GİRESUN İÇİN YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI:

GİRESUN’DA MADEN GÜNDEMİ İÇİN SİVİL İNİSİYATİF: YÜRÜYÜŞ ÇAĞRISI Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, 17 Nisan 2026 Cuma günü saat 17.00’de Debboy mevkisinden Atapark’a yürüyüş düzenleyecek. Program, yürüyüşün ardından yapılacak basın açıklamasıyla tamamlanacak. Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, kentte büyüyen madencilik tartışmasının ortasında sivil bir çağrı yaptı. Beş genç tarafından 10 gün önce kurulan topluluk, ilk temasını Giresun Üniversitesi’nde akademisyenlerle gerçekleştirdi. Ardından sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin il teşkilatları ziyaret edildi. Topluluk, bu görüşmelerin ardından hem bir yürüyüş organize etmek hem de Giresun’daki tüm paydaşları ortak zeminde buluşturmak için çalışma başlattı. “BU BİR MEMLEKET MESELESİDİR” Topluluk, çevre meselesini yalnızca bir protesto başlığı olarak değil, Giresun’un geleceğini ilgilendiren ortak bir yaşam ve üretim sorunu olarak tanımlıyor. Bu nedenle çağrı metninde, sağ-sol ayrımının ötesinde ortak bir tutum alınması gerektiği vurgulanıyor. Topluluk üyeleri, maden meselesinin kentte siyaset üstü bir başlık haline geldiğini, toprağın, suyun ve üretimin aynı anda savunulması gerektiğini ifade ediyor. YÜRÜYÜŞ KARARI SAHADAKİ GERİLİMİN ARDINDAN GELDİ Giresun’da son günlerde madencilik başlığında peş peşe gelişmeler yaşandı. MAPEG’in 317. ihale grubu kapsamında 1 ve 2 Nisan 2026 tarihli sonuç listelerinde Giresun’daki çeşitli IV. Grup sahalar için ihale sonuçları yayımlandı. Aynı süreçte yayımlanan saha listelerinde de Giresun adına çok sayıda alan yer aldı. 11 Nisan 2026’da ise Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Ticaret Borsası, Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile Giresun Ziraat Odası ortak açıklama yaptı. Açıklamada, artan madencilik faaliyetlerinin doğa, tarım ve su kaynakları üzerinde geri dönülemez riskler yarattığı uyarısı yapıldı. Aynı haber akışında, TEMA Vakfı’nın MAPEG verilerine dayanan değerlendirmesinde Giresun il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’inin maden arama ruhsat sahası haline geldiği bilgisi de yer aldı. DEBBOY’DAN ATAPARK’A YÜRÜYÜŞ Topluluğun çağrısı, 17 Nisan 2026 Cuma günü saat 17.00’de Debboy mevkisinde başlayacak yürüyüşte somutlaşacak. Katılımcılar Atapark’a kadar yürüyecek. Basın açıklaması da yürüyüşün ardından yapılacak. Duyurularda “Giresun için harekete geç” çağrısı öne çıkarıldı. “FINDIĞIN BAŞKENTİ, KİRAZIN ANAVATANI” TARTIŞMANIN MERKEZİNDE Giresun, resmi ve kurumsal dilde uzun süredir “Fındığın Başkenti, Kiraz’ın Anavatanı” sloganıyla anılıyor. Bu ifade Giresun Belediyesi’nin yayımladığı içeriklerde de açık biçimde kullanılıyor. Topluluk ise tam bu noktaya dikkat çekiyor. Gençler, Giresun’un tarımsal ve doğal kimliğinin madencilik baskısıyla aşındığını savunuyor. Çağrının en sert cümlesi de bu kaygıyı özetliyor: “Fındığın başkenti, kirazın anavatanı olan Giresun’un; siyanürün başkenti, arseniğin anavatanı olmasını istemiyoruz.” KAMUOYUNA AÇIK ÇAĞRI Giresun Doğayı Koruma Topluluğu, yürüyüşü yalnızca bir miting ya da kısa süreli bir tepki olarak görmüyor. Topluluk, bu buluşmayı yerel siyaset, sivil toplum, akademi ve yurttaşlar arasında daha geniş bir çevre hattı kurmanın ilk adımı olarak tanımlıyor. Verilen mesaj net: Giresun’da maden meselesi artık yalnızca belli çevrelerin değil, bütün kentin ortak gündemi haline geldi.

VİYADÜK ALTINA GİRESUN’UN SİMGELERİ İŞLENİYOR Haber

VİYADÜK ALTINA GİRESUN’UN SİMGELERİ İŞLENİYOR

VİYADÜK ALTINA GİRESUN’UN SİMGELERİ İŞLENİYOR Giresun Belediyesi, terminal kavşağındaki viyadük altında yürüttüğü çalışmayla kentin simgelerini ve Giresunlu sporcuları duvarlara taşıyor. Kiraz, fındık, ekmek ve milli sporcuların görselleriyle alanın kent kimliğini yansıtan yeni bir görünüme kavuşması hedefleniyor. Giresun Belediyesi, kent estetiğini güçlendirmek için şehir genelinde viyadük altlarında düzenleme çalışması başlattı. Çalışmalar kapsamında viyadük altları boyanarak daha modern ve düzenli bir görünüme kavuşturuluyor. Terminal kavşağında bulunan viyadük altında yürütülen uygulamada yalnızca boya çalışması yapılmıyor. Giresun’u simgeleyen kiraz, fındık ve ekmek figürleri de duvarlara işleniyor. Çalışmada, Giresun’dan yetişen milli sporcuların görsellerine de yer veriliyor. Bu kapsamda Milli Basketbolcu Alperen Şengün, Milli Halterci Cansu Bektaş ve depremde hayatını kaybeden futbolcu Saruhan Bolat’ın görselleri viyadük altındaki alana taşınıyor. Alperen Şengün’e ait görselin işlendiği bölümde çalışmalar sürüyor. Belediye Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen uygulama, kentin kültürel ve sosyal değerlerini kamusal alana yansıtmayı amaçlıyor. Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte terminal kavşağındaki viyadük altının daha estetik, daha canlı ve kent kimliğini öne çıkaran bir yapıya kavuşması bekleniyor. Vatandaşlar da devam eden çalışmaya ilgi gösterirken, uygulama şehirde olumlu karşılık buldu.

JAPONYA BÜYÜKELÇİSİ TAMURA MASAMİ GİRESUN’DA Haber

JAPONYA BÜYÜKELÇİSİ TAMURA MASAMİ GİRESUN’DA

JAPONYA BÜYÜKELÇİSİ TAMURA MASAMİ GİRESUN’DA Köse: “Bu anlamlı ziyaret, köklü dostluğumuzu daha da derinleştirecek”Masami: “İlişkilerin yerelden başlayarak güçleneceğine inanıyorum” Japonya’nın Türkiye Büyükelçisi Tamura Masami, bir dizi temas kapsamında Giresun’a geldi. Büyükelçi Masami, Ordu-Giresun Havalimanı’nda Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse tarafından karşılandı. Giresun programı kapsamında kentte konaklayan Büyükelçi Masami, ertesi gün Giresun Belediyesi’ni ziyaret etti. Belediye binası önünde çiçekle karşılanan Masami’ye, Japonya ile Giresun arasındaki dostluğu simgeleyen hediyeler takdim edildi. Ziyarette ayrıca Japonya’nın Sagae kenti Belediye Başkanı Masaaki Saitou’nun Başkan Köse’ye gönderdiği ve Köse’nin de karşılık verdiği videolu mesajlar izletildi. “YEREL DÜZEYDE GÜÇLENEN DOSTLUK” Ziyarette konuşan Başkan Fuat Köse, Japonya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı ve güvene dayanan köklü bir dostluk olduğunu vurgulayarak, bu bağın yerel düzeyde güçlenmesini son derece kıymetli bulduklarını ifade etti. Köse, Giresun’un doğal güzellikleri, tarihi mirası, mutfağı ve turizm potansiyeline dikkat çekerek Japon misafirleri kentte ağırlamaktan mutluluk duyacaklarını söyledi. Köse, Giresun ile Sagae arasındaki kardeş şehir ilişkisinin kiraz üzerinden kurulan güçlü bir kültürel bağın sembolü olduğunu belirterek, karşılıklı tanıtım faaliyetlerine açık olduklarını dile getirdi. Ayrıca Sagae Belediye Başkanı Masaaki Saitou’yu 20 Mayıs’ta düzenlenecek Aksu Festivali’ne davet ettiklerini hatırlattı. “KİRAZ, KÜLTÜR VE DOSTLUĞUN SİMGESİ” Büyükelçi Tamura Masami ise Giresun’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Japonya ile Türkiye arasındaki 100 yılı aşkın dostluğun yerel iş birlikleriyle daha da güçleneceğine inandığını söyledi. Giresun ile Sagae arasındaki kardeş şehir ilişkisinin kiraz vesilesiyle kurulan anlamlı bir bağ olduğuna dikkat çeken Masami, bu ilişkinin kültür, turizm, tarım ve eğitim alanlarında somut projelere dönüşmesini temenni etti. SAGAE CADDESİ’NDEN GİRESUN ADASI’NA Program kapsamında Büyükelçi Masami, Giresun ile kardeş şehir olan Sagae’nin adını taşıyan Sagae Caddesi’ni gezdi. Ardından Giresun Kalesi’ni ziyaret eden Masami, belediyeye ait sosyal tesislerde düzenlenen öğle yemeğine katıldı. Büyükelçi, İtfaiye Müdürlüğü ve müze ziyaretlerinin ardından Giresun Adası’na geçerek Giresun programını tamamladı. Ziyaretin, Türkiye ile Japonya arasındaki köklü dostluğun Giresun ölçeğinde daha da güçlenmesine katkı sunması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.