Hava Durumu

#Kilo Kaybı

giresunsonhaber - Kilo Kaybı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kilo Kaybı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VEREM EĞİTİM VE FARKINDALIK HAFTASI’NDA HAYATİ UYARILAR Haber

VEREM EĞİTİM VE FARKINDALIK HAFTASI’NDA HAYATİ UYARILAR

VEREM EĞİTİM VE FARKINDALIK HAFTASI’NDA HAYATİ UYARILAR UZMANLARDAN “VEREMSİZ TÜRKİYE” ÇAĞRISI Bakanlar Kurulu tarafından 1947 yılında, Ocak ayının ilk pazar günü ile başlayan hafta “Verem Eğitim ve Propaganda Haftası” olarak ilan edildi. Günümüzde ise bu hafta, toplumda bilinç ve duyarlılığı artırmak amacıyla “Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası” adıyla anılıyor. 1948 yılından bu yana her yıl düzenlenen hafta kapsamında; okullar başta olmak üzere çeşitli topluluklarda eğitim çalışmaları yürütülüyor, sergiler açılıyor, tiyatro gösterimleri düzenleniyor, makale, şiir ve resim yarışmaları gerçekleştiriliyor. Yazılı ve görsel basında yer alan program ve haberlerle verem konusunda hem yetkililerin hem de toplumun farkındalığının artırılması hedefleniyor. TÜBERKÜLOZ ÖNLENEBİLİR VE TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIK Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ş. Melih Şimşek, tüberkülozun (Mycobacterium tuberculosis) adlı mikrobun neden olduğu bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirtti. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 yılı raporuna göre 2023 yılında dünyada yaklaşık 10,8 milyon kişinin verem hastalığına yakalandığını, 1,25 milyon kişinin ise hayatını kaybettiğini aktaran Şimşek, Türkiye’de ise aynı yıl yaklaşık 10 bin verem hastasının bildirildiğini ifade etti. EN SIK AKCİĞERLERİ TUTUYOR Tüberkülozun en sık akciğerleri etkilediğini, ancak vücuttaki tüm organlarda hastalık yapabildiğini vurgulayan Şimşek, tedavi edilmediği takdirde ciddi organ hasarlarına, sakatlıklara ve ölüme yol açabileceğine dikkat çekti. Bulaşmanın kaynağının, tedavi görmeyen aktif akciğer veya gırtlak veremi hastaları olduğunu belirten Şimşek, “Öksürme, hapşırma ve konuşma sırasında havaya saçılan mikroplar solunum yoluyla sağlıklı bireylere bulaşır. Genellikle uzun süreli ve yakın temas gerekir. Aynı evde yaşayanlar ve yakın çalışma arkadaşları risk altındadır. Çatal, kaşık, bardak ve giysilerle bulaşma olmaz” dedi. ŞİKÂYETLER HAFİFE ALINMAMALI İki–üç haftadan uzun süren öksürük, balgam çıkarma, kan tükürme, ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtileri olan kişilerin mutlaka göğüs hastalıkları uzmanına ya da verem savaşı dispanserlerine başvurması gerektiğini vurgulayan Şimşek, erken tanı ile tedaviye başlanan hastalarda bulaştırıcılığın hızla azaldığını ifade etti. Akciğer grafisi ve balgam incelemesi ile tanı konulabildiğini belirten uzmanlar, erken tanının hem hastanın sağlığına kavuşmasını hem de toplumda bulaşmanın önlenmesini sağladığını kaydetti. TEDAVİ ÜCRETSİZ VE ETKİLİ Tüberkülozun genellikle altı aylık düzenli ilaç tedavisi ile tamamen iyileşebildiğini belirten Şimşek, tedavinin eksiksiz uygulanmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Bu kapsamda hastaların ilaçlarını doğrudan gözetimli tedavi veya video gözetimli tedavi yöntemiyle kullanmalarının sağlandığını belirtti. Türkiye’de verem tedavisinin tamamen ücretsiz olduğunu vurgulayan Şimşek, tedavide kullanılan tüm ilaçların verem savaşı dispanserleri tarafından ücretsiz olarak temin edildiğini dile getirdi. “VEREMSİZ TÜRKİYE” HEDEFİ Tüberkülozun hâlâ küresel ölçekte mücadele gerektiren önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade eden Dr. Şimşek, “Veremsiz Türkiye” hedefine ulaşmak için verem mücadelesinin kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda; verem savaşı dispanserlerinin desteklenmesi, tanı olanaklarının geliştirilmesi, ilaç temininde aksama yaşanmaması, gözetimli tedavi uygulamalarının güçlendirilmesi ve toplumun farkındalığının artırılmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Nefes Al, Farkında Ol, Harekete Geç! Haber

Nefes Al, Farkında Ol, Harekete Geç!

Akciğer Kanseri Farkındalığına Dikkat! Kasım ayı, tüm dünyada dikkatleri akciğer kanserine çekmek amacıyla "Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı" olarak anılmakta, 17 Kasım ise "Akciğer Kanseri Farkındalık Günü" olarak belirlenmiştir. Akciğer kanseri, her yıl 1,69 milyon kişinin yaşamını yitirmesiyle kanser kaynaklı ölümler arasında başı çekmektedir. Bu ölümler, kolon, meme ve prostat kanserleri gibi hastalıkların toplamından daha fazladır. Tütün ve sigara kullanımı, akciğer kanseri ölümlerinin en büyük sebebidir ve dünya çapında kanser ölümlerinin yüzde 22'si ile akciğer kanseri ölümlerinin yüzde 71'ine neden olmaktadır. Akciğer kanserlerinin yüzde 70'i sigarayla doğrudan bağlantılıdır. Çevresel toksik maddeler (radon, asbest, arsenik vb.), genetik faktörler ve bazı hastalıklar da risk faktörleri arasındadır. Semptomlar genelde; geçmeyen öksürük, nefes darlığı, kanlı balgam, göğüs ağrısı, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, ses kısıklığı ve sık tekrarlayan bronşit ya da zatürredir. Erken tanı, akciğer kanseri tedavisinde büyük önem taşır. Erken evre tanısı konulan hastalarda ortalama sağ kalım oranı yüzde 70 civarındadır. Multidisipliner yaklaşımlar ve ülkeye özgü risk faktörlerinin incelenmesi, erken teşhis süreçlerini güçlendirebilir. Her hastanın tedavi süreci, kanserin konumu, evresi, hastanın yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlere göre kişiselleştirilir. Cerrahi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi ve kemoterapi gibi multidisipliner yaklaşımlar mevcuttur. Etkin bir tarama yöntemi olmamakla birlikte, en etkili savunma mekanizması tütün kontrolüdür. Akciğer, vücudun oksijen ihtiyacını karşılayan başlıca solunum organıdır. Hücrelerden oluşan bu organ, gerektiğinde hücrelerin çoğalmasını sağlar. Ancak kontrolsüz hücre artışı, akciğerde kitleye ve sonuçta kansere dönüşebilir. Başlangıçta kitle büyümeye devam eder ve ileri aşamalarda diğer organlara yayılabilir. Akciğer kanseri iki ana gruba ayrılır: • Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri (KHDAK): Bu grup, akciğer kanseri vakalarının yaklaşık %85'ini kapsar ve diğer türe göre daha yavaş ilerler. • Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK): Bu tür, daha az yaygın olup, hızlı bir şekilde diğer organlara yayılabilir. Akciğer kanseri erkeklerde en sık, kadınlarda ise ikinci sıklıkla görülen bir kanserdir ve kanser kaynaklı ölümler arasında birinci sıradadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (IARC) GLOBOCAN 2022 raporlarına göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 2,5 milyon yeni vaka ve 1,8 milyon ölüm görülmektedir. Akciğer kanseri risk faktörleri ise şu şekildedir: · Sigara, pipo, nargile gibi tütün ürünleri tüketimi, · Pasif içicilik, · Çeşitli kimyasal maddelere mesleki ya da çevresel maruziyet, · Yüksek radyasyon, · Yoğun hava kirliliği olan bölgelerde yaşam, · Ailede kanser geçmişi. Tütün dumanında kansere neden olabilecek 70’ten fazla kimyasal içeren 7000'in üzerinde madde vardır. Sigara, pipo, puro gibi modern ürünler de akciğer kanseri riskini artırabilir. İçindeki toksik maddeler, bronş epitelinde DNA hasarına yol açarak tümör oluşumunu tetikleyebilir. DSÖ'nün raporuna göre her sene 1,3 milyon insan pasif içicilik nedeniyle ölmektedir. Pasif içicilik akciğer kanserine yol açabilir ve "güvenli" bir düzeyi yoktur. Dumansız hava sahası politikaları ve ev ortamında maruziyeti azaltmak, tütün kullanımını ve dolayısıyla kanser yükünü hafifletebilir. Türkiye’de erkeklerde en yaygın görülen kanser türü trakea, bronş ve akciğer kanseri olup 49,3/100.000 oranında teşhis edilmektedir. Kadınlarda sıklık dördüncü sırada olup oran 10,8/100.000'dir. Her yıl yaklaşık 30 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konulmakta ve 23 bin kişi bu nedenle ölmektedir. Vakaların sadece %17'si erken evrede belirlenebilirken, %24,3'ü bölgesel, %58,6'sı uzak organlara yayıldıktan sonra teşhis edilmektedir. Tanı yaşı ortalama 65'tir. Akciğer kanserinin sık görülen belirtileri: · Geçmeyen veya kötüleşen öksürük, · Kanlı balgam veya kanla karışık öksürük, · Nefes alırken artan göğüs ağrısı, · İştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, · Ses kısılması, · Nefes darlığı, · Tekrarlayan bronşit ve/veya zatürre atakları. Erken teşhis tedavi başarısını artırır ancak semptomlar genellikle ileri evreye kadar fark edilmez. Akciğer kanseri belirtileri enfeksiyonlar veya sigara kullanımıyla karıştırılabildiği için teşhis gecikebilir. Akciğer kanseri tanısı; fizik muayene, akciğer grafisi, BT, MR, bronkoskopi ve biyopsi ile konur. Genetik mutasyon ve biyobelirteçlerin analizi için yapılan testler, kesin teşhis koymak ve kişiye uygun tedavi planı yapmak adına önem taşır. Tedavi yöntemleri hastalığın evresine, yerine, hastanın yaşına ve diğer sağlık durumlarına göre belirlenir. Cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik terapiler ve immünoterapiler multidisipliner bir bakış açısıyla uygulanabilir. Erkeklerde yüzde 89,9, kadınlarda yüzde 43 oranında akciğer kanseri vakaları tütün kullanımı kaynaklıdır. Türkiye'de tespit edilen yıllık yaklaşık 25 bin akciğer kanseri vakası önlenebilir durumdadır. Tütünü bırakmak, her yaşta ve sağlık durumunda yararlıdır. Sigara bırakıldıktan 10 yıl sonra, akciğer kanseri riski içmeye devam edenlere göre %50 düşmektedir. Tütün alışkanlığından kurtulmak isteyen bireyler, Sağlık Bakanlığı'nın sunduğu şu hizmetlerden yararlanabilir: · ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı · Sigara Bırakma Poliklinikleri · Mobil Sigara Bırakma Poliklinikleri Bu merkezlerde kanıta dayalı ilaç tedavilerine ücretsiz erişim imkânı sağlanmaktadır. Akciğer kanseri çoğunlukla belirgin semptomlar göstermediği için geç teşhis edilir, bu da tedaviyi zorlaştırır. Farkındalık yaratma, erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle akciğer kanseri önlenebilir ve erken evrede yakalanabilir. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında herkesi; · Tütün kullanmaktan kaçınmaya, · Dumansız hava sahası politikalarına destek vermeye, · Sağlıklı yaşam tarzını benimsemeye davet ediyoruz. "Kanserle Erken Mücadele Hayat Kurtarır" "Farkında Ol, Erken Tespit Hayat Kurtarır!" "Nefes Al, Farkında Ol, Harekete Geç!" "Dumansız Nefes Sağlıklı Hayat Demektir"

  İdrar Kaçırmayı Azaltan 6 Önemli Kural Haber

  İdrar Kaçırmayı Azaltan 6 Önemli Kural

Çoğu insanın hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen ancak dile getirilmeye çekinilen bir sağlık meselesi olarak idrar kaçırma, toplumda önemli bir konu olarak göz ardı edilemiyor. Bu durum genellikle 50 yaş sonrasında ortaya çıkıyor olarak bilinse de, aslında her yaştan bireyi etkileyebilir. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, dünya genelinde yaygın olan idrar kaçırma probleminin, Türkiye'de yaşlanan nüfus sebebiyle arttığını ifade ederek, “Toplum temelli çalışmalarda, kadınların yüzde 9-43'ü, erkeklerin ise yüzde 7-27'sinin idrar kaçırma sorunu yaşadığı tespit edilmiştir. Bu sorun giderek bireylerin aile, sosyal ve iş yaşamlarına olumsuz etkilerde bulunabilecek seviyelerde olabiliyor. Bu yüzden, erken teşhis ve tedaviye başlamak, basit yöntemlerle hastalığı kontrol altına almak ve yaşam kalitesini artırmak bakımından büyük önem taşıyor. İdrar kaçırmanın türüne ve şiddetine göre uygulanan tedavilere günümüzde genellikle olumlu yanıt alınmakta, bazı vakalarda ise hastanın yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlanmaktadır” şeklinde konuşuyor. Farklı türleri bulunuyor İdrar kaçırma, kişiye kontrolsüz bir şekilde veya uygun şartlar olmadığı takdirde istemsiz olarak idrarın gelmesi olarak tanımlanıyor. İdrar kaçırma, yaşam standardını oldukça düşürebilecek nitelikte çeşitlere sahip. Ani idrar ihtiyacıyla oluşan sıkışma tipi idrar kaçırmanın yanı sıra, karın içi basıncın arttığı, öksürme, hapşırma ve ağır cisim kaldırma gibi durumlarda görülen stres tipi idrar kaçırma en yaygın türler arasında yer alıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, "Bazı hastalarda bu iki türün birleşik şekilde görülebildiğini belirtirken, geçici koşullara dayalı idrar kaçırma, nörolojik rahatsızlıklara bağlı idrar kaçırma, fistüller veya taşma sebebiyle ortaya çıkan idrar kaçırma tipleri de bulunmaktadır" diyor. Birçok faktör etkili olabilir! İdrar kaçırmaya yol açan birçok neden bulunmaktadır. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, başlıca nedenler arasında "Doğumlar, büyük bebek ağırlığı, menopoz, aşırı kilo, geçirilmiş ameliyatlar, idrar yolu enfeksiyonları, kullanılan ilaçlar, depresyon, zihinsel fonksiyon bozuklukları, nörolojik hastalıklar, kabızlık, sigara içimi ve genetik yatkınlık" gibi etkenleri sıralıyor. Tedavi ile kontrol sağlanabilir İdrar kaçırma tedavisinde amaç, hastanın yeniden idrar kontrolüne kavuşmasını sağlamak ve buna paralel olarak yaşam kalitesini yükseltip ek sorunlardan kurtulmaktır. Tedavi, idrar kaçırmanın türüne, hastanın yaşına, eşlik eden hastalıklarına, genel sağlık durumuna ve altta yatan bir sebep bulunup bulunmadığına göre değişiklik gösterebilir. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırmanın medikal yollarla çözülebileceğini belirterek, “Son yıllarda gelişmiş tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı düzenlemeleri sayesinde hastaların çoğunda kontrol tam anlamıyla sağlanabilmektedir” diyor. İdrar kaçırmayı önlemeye yönelik 6 önemli kural! İdrar kaçırmanın başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için öncelikle altta yatan sebebin tespit edilmesi çok önemlidir. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırma altında eğer idrar yolu enfeksiyonu, mesane tümörleri, prostat rahatsızlıkları, üreter ya da mesane taşı gibi bir tanı varsa bu durumun öncelikle tedavi edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Prof. Dr. Burak Özkan, ayrıca yaşam tarzınızda yapılacak değişikliklerin de son derece önemli olduğuna işaret ederek dikkat edilmesi gereken 6 kuralı şu şekilde sıralıyor: "Kilo kaybı, idrar kontrolünü güçlendiren pelvik taban egzersizlerinin yapılması, düzenli egzersiz programlarının uygulanması, kahve ve çay tüketiminin tetikleyici faktörlerden biri olduğu için sınırlandırılması ve sigara bırakılması, tüketilen sıvı miktarının dikkatli şekilde ayarlanması ve kabızlık probleminin çözülmesi adına beslenme alışkanlıklarında değişiklik yapılması". Prof. Dr. Burak Özkan, yaşam tarzı düzenlemelerinin yanı sıra idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine uygun olarak ilaç tedavisi, girişimsel yöntemler veya cerrahi müdahaleler de uygulanabileceğini belirtiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.