Hava Durumu

#Kayyım

giresunsonhaber - Kayyım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kayyım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KILIÇDAROĞLU RÖPORTAJI CHP’DEKİ KRİZİ BÜYÜTTÜ: Haber

KILIÇDAROĞLU RÖPORTAJI CHP’DEKİ KRİZİ BÜYÜTTÜ:

KILIÇDAROĞLU RÖPORTAJI CHP’DEKİ KRİZİ BÜYÜTTÜ: SORULAR CEVAPLANDI, TARTIŞMA DAHA DA SERTLEŞTİ Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de yaptığı özel röportaj, CHP’de mutlak butlan kararıyla başlayan krizi yatıştırmak yerine yeni tartışma başlıkları açtı. Kılıçdaroğlu, görevi kabul etmesini “kayyımı önleme” gerekçesiyle savundu; ancak belediye operasyonları, yargının siyasallaşması, masumiyet karinesi ve parti içi “arınma” söylemi konusunda verdiği yanıtlar muhalefet tabanındaki soru işaretlerini büyüttü. “ARINMA” SÖYLEMİ KRİZİN MERKEZİNE YERLEŞTİ CHP’de mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, röportaj boyunca en güçlü vurgusunu “arınma” kavramı üzerinden yaptı. Kılıçdaroğlu, CHP’nin “ahlaki üstünlüğünü” koruması gerektiğini söyledi, parti içinde para, çıkar ve rüşvet iddialarına karışanların barındırılamayacağını savundu. Ancak bu söylem, röportajın en tartışmalı alanlarından biri haline geldi. Kılıçdaroğlu, parti içinde kirli ilişkiler bulunduğunu öne sürerken isim vermekten kaçındı. “Rüşvetçi belediye başkanları”, “para pul işine girenler” ve “kirli ilişkiler” ifadeleriyle geniş bir çerçeve çizdi; fakat bu iddiaların kimleri kapsadığı, hangi kesinleşmiş belgelere dayandığı ve masumiyet karinesinin nasıl korunacağı sorularına net bir sınır koymadı. Bu durum, CHP’li belediye başkanları ve parti yöneticileri hakkında toplu bir töhmet algısı doğurdu. Kılıçdaroğlu’nun isim vermeden yaptığı ağır suçlamalar, hukuki netlikten çok siyasi gerilimi besleyen bir dil olarak öne çıktı. YARGI SİYASALLAŞTI DEDİ, YOLSUZLUK DOSYALARINI AYRI TUTTU Röportajın en belirgin çelişkilerinden biri yargı değerlendirmesinde ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu, Türkiye’de yargının bağımsız olmadığını, Can Atalay, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala gibi dosyalarda siyasi kararlar verildiğini söyledi. Buna karşılık CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk dosyalarında iddianamelerin ve itirafçı beyanlarının dikkate alınması gerektiğini savundu. Bu ayrım, röportajın en sert sorgulanan noktalarından biri oldu. Gazeteciler, aynı yargı düzeninin CHP’li belediyelere yönelik dosyaları da siyasi amaçla kullanıp kullanamayacağını sordu. Kılıçdaroğlu, yargının siyasallaştığını kabul etmesine rağmen yolsuzluk iddialarının tümüyle siyasi operasyon sayılmasına karşı çıktı. Bu yaklaşım, CHP tabanındaki ana itirazı güçlendirdi. Çünkü Kılıçdaroğlu bir yandan iktidarın yargı üzerindeki etkisini kabul etti, diğer yandan CHP’li isimlere yöneltilen bazı iddiaları parti içi arınmanın gerekçesi haline getirdi. MASUMİYET KARİNESİ TARTIŞMASI AÇIKTA KALDI Röportajda Kılıçdaroğlu’na en doğrudan yöneltilen sorulardan biri masumiyet karinesi oldu. Gazeteciler, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan belediye başkanları ve parti yöneticileri için “kirli”, “rüşvetçi” ya da “arınması gereken” gibi ifadelerin nasıl kullanılabileceğini sordu. Kılıçdaroğlu, kimseyi suçlu ilan etmediğini, “sorunlu belediye başkanı” ile “suçlu belediye başkanı” arasında fark bulunduğunu söyledi. Ancak röportajın genelinde kullandığı sert ifadeler bu ayrımı zayıflattı. Hukuki kesinlik oluşmadan “aklanın gelin” yaklaşımı, parti içi disiplin sürecinin yargı kararının önüne geçirilip geçirilmediği tartışmasını beraberinde getirdi. Bu başlık, röportajın ardından Kılıçdaroğlu’na yönelen eleştirilerin ana eksenlerinden biri haline geldi. GENEL MERKEZ GÖRÜNTÜLERİ İÇİN SORUMLULUĞU KABUL ETMEDİ CHP Genel Merkezi’nde polisin zorla içeri girdiği, biber gazı ve arbede görüntülerinin yaşandığı süreç de röportajın en kritik bölümlerinden biri oldu. Kılıçdaroğlu, görüntülerin vicdanını sızlattığını söyledi; ancak kendisini sorumlu tutmadı. Kılıçdaroğlu, polisin zorla girmesini istemediğini, kararın tebliği için icra işlemi yapılmasının beklendiğini savundu. Buna karşılık gazeteciler, avukatı Celal Çelik’in Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazdığı “parti genel merkezinin tarafımıza teslimi” içerikli başvuruyu hatırlattı. Kılıçdaroğlu, bu başvurunun polis müdahalesi anlamına gelmediğini söyledi. Ancak bu yanıt, kamuoyunda oluşan “Kılıçdaroğlu’nun görevi kabul etmesi bu görüntülerin yolunu açtı” eleştirisini tamamen ortadan kaldırmadı. “KAYYIMI ÖNLEDİM” SAVUNMASI İKNA KRİZİNİ AŞAMADI Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararını kabul etmeseydi CHP’ye kayyım atanacağını savundu. Bu nedenle görevi üstlenmesini partiye dışarıdan müdahaleyi engelleyen bir adım olarak anlattı. Ancak röportajda bu savunma da sorgulandı. Kılıçdaroğlu’na “Kayyım gelse ne yapardı da siz yapmıyorsunuz?” sorusu yöneltildi. Kılıçdaroğlu, kendisinin parti tüzüğü, Parti Meclisi, MYK ve disiplin kurulu çerçevesinde hareket ettiğini, dışarıdan atanacak bir kayyımın ise bu yapıları devre dışı bırakabileceğini söyledi. Buna rağmen CHP seçmeninin önemli bir bölümünde oluşan “siyasi irade mahkeme kararıyla değiştirildi” algısı röportajla giderilemedi. Kılıçdaroğlu’nun kayyım savunması, hukuki bir gerekçe olarak sunuldu; fakat siyasi meşruiyet tartışmasını kapatmaya yetmedi. İKTİDARLA İŞBİRLİĞİ SORUSUNA NET RET, BUTLAN KARARINA TEMKİNLİ YANIT Kılıçdaroğlu, Erdoğan’la ya da iktidarla gizli bir işbirliği yaptığı iddiasını kesin dille reddetti. Erdoğan’ı en sert eleştiren siyasetçilerden biri olduğunu belirtti, iktidarla perde arkasında herhangi bir anlaşma yürütmediğini söyledi. Ancak butlan kararının iktidarın yargıya müdahalesiyle alınıp alınmadığı sorusunda daha temkinli konuştu. Kararın siyasi sonuçları olduğunu kabul etti; fakat iktidarın doğrudan müdahalesi olup olmadığını bilmediğini söyledi. Bu yanıt, röportajın eleştirel okumalarında önemli bir yer tuttu. Kılıçdaroğlu, geçmişte Akın Gürlek ve siyasi yargı kararları konusunda sert ifadeler kullanırken, kendi lehine sonuç doğuran mutlak butlan kararında aynı kesinlikte bir siyasi müdahale değerlendirmesi yapmadı. GAZETECİLERİN ISRARLI SORULARI RÖPORTAJIN SEYRİNİ BELİRLEDİ Röportajın dikkat çeken yönlerinden biri, gazetecilerin Kılıçdaroğlu’nun yanıtlarını sık sık takip sorularıyla zorlaması oldu. Barış Terkoğlu, Aslı Kurtuluş Mutlu ve program moderasyonu, belediye operasyonları, kurultay davası, iddianameler, fezlekeler, masumiyet karinesi ve Genel Merkez’de yaşananlar konusunda Kılıçdaroğlu’na defalarca aynı eksende sorular yöneltti. Kılıçdaroğlu ise bazı sorularda yanıtı parti içi ahlaki üstünlük tartışmasına çekti. Bu tercih, röportajın haber değerini artırırken aynı zamanda kamuoyunda yeni bir tartışma alanı oluşturdu. CHP’DE KRİZ YATIŞMADI, SİYASİ HAT DAHA DA SERTLEŞTİ Röportaj, Kılıçdaroğlu’nun kendi pozisyonunu savunduğu kapsamlı bir açıklama niteliği taşıdı. Ancak verilen yanıtlar, CHP içindeki ayrışmayı sonlandıracak bir zemin oluşturmadı. Kılıçdaroğlu’nun “arınma” vurgusu, parti içi hesaplaşma mesajı olarak öne çıktı. Belediyelere yönelik dosyalarda yargının siyasal niteliğiyle yolsuzluk iddiaları arasında kurduğu ayrım ise muhalefet tabanındaki güven tartışmasını daha da derinleştirdi. CHP’de mutlak butlan kararıyla başlayan süreç, bu röportajın ardından yalnızca hukuki bir tartışma olmaktan çıktı; parti kimliği, siyasi meşruiyet, seçmen iradesi, yargı güveni ve muhalefetin iktidar karşısındaki ortak hattı üzerinden daha geniş bir krize dönüştü.

FAALİYET İZNİ KARARI SONRASI BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İÇİN YÖK’TEN GÜVENCE Haber

FAALİYET İZNİ KARARI SONRASI BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İÇİN YÖK’TEN GÜVENCE

FAALİYET İZNİ KARARI SONRASI BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İÇİN YÖK’TEN GÜVENCE YÖK Başkanı Erol Özvar, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde eğitim-öğretim faaliyetlerinin güvence altında olduğunu açıkladı. Özvar, akademik takvimde değişiklik yapılmadığını, final sınavlarının ilan edilen program doğrultusunda gerçekleştirileceğini ve üniversitedeki akademik-idari işleyişin planlandığı şekilde süreceğini bildirdi. ANKARA — Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne ilişkin karar sürecinin ardından öğrenciler ve aileler için güvence niteliği taşıyan bir açıklama yaptı. Özvar, üniversitede eğitim-öğretim faaliyetlerinin kesintisiz şekilde devam edeceğini belirterek, öğrencilerin akademik haklarının korunması için gerekli adımların atıldığını ifade etti. FAALİYET İZNİ KARARI RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANDI İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne ilişkin ilk karar, 22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Kararı ile üniversitenin faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildi. YÖK, kararın İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kurucu vakfına mahkemece kayyım atanması üzerine, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 11’inci maddesi kapsamında alındığını duyurdu. Kararın ardından YÖK, öğrencilerin eğitim-öğretim sürecinde mağduriyet yaşamaması ve akademik faaliyetlerin aksamadan yürütülmesi için gerekli tedbirlerin alınacağını bildirdi. Açıklamada, üniversitede görev yapan akademik ve idari personel açısından da mağduriyete yol açılmaması için işlemlerin yürütüleceği belirtildi. KARAR ÜÇ GÜN SONRA YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILDI İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin 21 Mayıs 2026 tarihli ve 11384 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 25 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11387 sayılı yeni Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlükten kaldırıldı. Böylece üniversitenin eğitim faaliyetlerine mevcut yapısı içinde devam etmesinin yolu açıldı. YÖK’ün duyurusunda, 25 Mayıs 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin eğitim faaliyetlerine devam edeceği belirtildi. YÖK Başkanı Özvar da bu süreçte öğrenciler, aileler, akademik ve idari personel açısından mağduriyet oluşmaması yönündeki hassasiyetin korunduğunu vurguladı. AKADEMİK TAKVİM VE FİNAL SINAVLARI PLANLANDIĞI GİBİ SÜRECEK YÖK Başkanı Özvar’ın açıklamasında öğrencilerin en çok merak ettiği akademik takvim ve final sınavları başlığı öne çıktı. Özvar, İstanbul Bilgi Üniversitesi yönetiminden alınan bilgi doğrultusunda akademik takvimde herhangi bir değişiklik olmadığını açıkladı. Final sınavları daha önce ilan edilen program doğrultusunda yapılacak. Üniversitenin akademik ve idari işleyişi ile bilimsel ve sosyal etkinlikleri de planlandığı şekilde sürdürülecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin resmi duyurusunda da eğitim-öğretim faaliyetlerinin mevcut akademik takvim çerçevesinde kesintisiz şekilde devam edeceği bilgisi yer aldı. ÖĞRENCİLERE “DERSLERİNİZE ODAKLANIN” MESAJI Özvar, öğrencilerden sürece ilişkin belirsizliklere değil, derslerine, sınavlarına ve hedeflerine odaklanmalarını istedi. YÖK Başkanı, yükseköğretim sisteminin temel önceliğinin öğrencilerin eğitim hakkının korunması olduğunu belirtti. Açıklama, İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri ve aileleri açısından akademik sürecin devamına ilişkin resmi güvence niteliği taşıdı. YÖK’ün verdiği mesajda, öğrencilerin dönem sonu sınavları, akademik takvim ve eğitim faaliyetleri bakımından planlanan işleyişin korunacağı vurgulandı. YÖK’ÜN MESAJI EĞİTİM HAKKI ÜZERİNDEN KURULDU İstanbul Bilgi Üniversitesi dosyasında birkaç gün içinde iki ayrı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlandı. İlk kararla faaliyet izni kaldırıldı; ikinci kararla bu karar yürürlükten kaldırıldı. Sürecin ardından YÖK Başkanı Erol Özvar’ın açıklaması, öğrencilerin eğitim hakkı, akademik takvimin devamı ve üniversitedeki işleyişin korunması başlıklarına odaklandı. Özvar, YÖK’ün süreci yakından takip ettiğini belirterek, öğrencilerin ve ailelerin müsterih olması gerektiğini ifade etti. Üniversitede eğitim-öğretim faaliyetleri, final sınavları, akademik-idari işleyiş ve sosyal-bilimsel etkinlikler mevcut planlama doğrultusunda sürdürülecek. BAYRAM MESAJI DA PAYLAŞTI YÖK Başkanı Özvar, açıklamasının sonunda öğrencilerin, akademik ve idari personelin ve vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutladı. Özvar, sağlık, huzur ve mutluluk temennisinde bulundu. Kaynaklar: YÖK açıklamaları, Resmî Gazete kararları, İstanbul Bilgi Üniversitesi duyurusu ve YÖK Başkanı Erol Özvar’ın sosyal medya açıklaması.

ÖZGÜR ÖZEL, ‘ÜÇ FİDAN’I ANMA TÖRENİNE KATILDI Haber

ÖZGÜR ÖZEL, ‘ÜÇ FİDAN’I ANMA TÖRENİNE KATILDI

ÖZGÜR ÖZEL, ‘ÜÇ FİDAN’I ANMA TÖRENİNE KATILDI Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 54’üncü yılında Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda düzenlenen anma törenine katıldı. Özel, “Kendisinden sonraki tüm kuşaklara ilham veren ve önderlik eden 3 önderin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi. KARŞIYAKA MEZARLIĞI’NDA ANMA TÖRENİ Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda düzenlenen anma törenine katıldı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 54’üncü yılında mezarları başında anıldı. Törende konuşan Özel, 6 Mayıs’ın Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en acı kararlarından birinin uygulandığı gün olduğunu belirtti. Özel, konuşmasında, “Herkese merhaba. Bugün bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en acı veren ve en çok yürekleri dağlayan kararlarından bir tanesinin uygulandığı, 6 Mayıs’ın 54’ncü yıldönümünde Deniz Gezmiş’in, Hüseyin İnan’ın ve Yusuf Aslan’ın huzurlarındayız” dedi. “VERDİKLERİ MÜCADELEYİ SAYGIYLA ANIYORUZ” Özgür Özel, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 68 kuşağının simge isimleri olduğunu vurguladı. Özel, üç ismin sonraki kuşaklara ilham verdiğini belirterek şunları söyledi: “68 kuşağının ki kendinden sonraki tüm kuşaklara ilham veren, enerji veren ve halen daha önderlik eden bu kuşağın üç önderinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Onları 1968’de yaptıkları, Samsun’dan Ankara’ya tam bağımsız Türkiye için Atatürk’e saygı yürüyüşüyle hatırlıyor ve anıyoruz. Onları birileri karşısında secde ederken, 6. Filo’ya ‘Defol’ diyen, onu denize döken duruşlarıyla anıyoruz. Bugünlerde ki birileri Trump’ın ve İsrail’in yanında, Filistin’e yapılanlara sessiz kalırken, Sumud Filosu’na sahip çıkmak gerekirken Sumud Filosu’nu kınayan bildirilerin altında İsrail ve Amerika ile buluşurken ya da ABD’nin Türkiye’deki büyükelçisi bu topraklarda ‘Tam bağımsızlık’ diyerek kendi ayaklarının altındaki sehpayı tekmelemiş, Deniz Gezmiş’lerin topraklarında ‘Bu ülkeye, buralara demokrasi fazla, buralarda tek adam, güçlü tek adamlar olmalı, biz Amerika güçlü tek adamları tercih ediyoruz’ diyen Barrack’ın karşısına ODTÜ’ye o günlerde girmeye çalışan Amerikan Büyükelçisi’nin Denizler nasıl karşısında durdularsa o şekilde durmak gereken bugünlerde onların verdiği mücadeleyi bir kez daha saygı ile anıyoruz.” “TARİHTEN HUSUMET DEĞİL DERS ÇIKARIYORUZ” Özel, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan hakkında verilen idam kararlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihindeki en utanç verici kararlardan biri olduğunu söyledi. CHP iktidarında bu kararların yok hükmüne getirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde karar alınacağını belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “İktidara az kaldı. Türkiye’nin bütün demokratları Meclis’te çoğunluğu sağlayacaklar. Meclis’te çoğunluğu olanların 1960 darbesinden sonra ki idamlardan özür dilediği, Meclis’in iadeyi itibar yaptığı süreçte biz doğru yerde durduk. O idamlara karşı çıktık. ‘Bizden üç, onlardan üç’ diyerek, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına kalkan eller, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin aldığı ve halen geçerli olan en utanç verici karardır. İktidarımızda en öncelikli işlerimizden bir tanesi bu idam kararlarını yok hükmüne getirecek, tarih önünde onlardan özür dileyecek ve Deniz Gezmiş’in, Hüseyin İnan’ın, Yusuf Aslan’ın hatıraları önünde saygıyla eğilecek bir kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi mutlaka alacaktır. Tarihten husumet değil ders çıkarıyoruz. Bundan sonraki süreçte burada bulunan herkesin ve Türkiye'deki herkesin sık sık dile getirdiği gibi kurtuluşun tek başımıza olmayacağını, hep beraber olmamız gerektiğini, Türkiye’yi kurtarmak, emperyalistlerin emellerine alet olmayacak tam bağımsız bir Türkiye’yi yeniden inşa edebilmek için yan yana duruyoruz. Omuz omuza duruyoruz. Ben bir kez daha hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Bir tüketim günü olarak değil ama bu üç evladın, bu ülke uğrunda evlatlarını kaybetmiş bütün annelerin ve bu üç evladın annesinin de aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.” ÜÇ FİDAN MEZARLARI BAŞINDA ANILDI Karşıyaka Mezarlığı’ndaki anma programında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın hatırası anıldı. Özgür Özel, konuşmasında üç ismin tam bağımsız Türkiye mücadelesindeki yerini vurguladı ve idam kararlarının tarihsel sorumluluğuna dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.