Hava Durumu

#Kapsül Haber Ajansı

giresunsonhaber - Kapsül Haber Ajansı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kapsül Haber Ajansı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

En Zengin 100 Türk Listesi Açıklandı Haber

En Zengin 100 Türk Listesi Açıklandı

Türkiye’nin en zengin 100 ismi Forbes Türkiye’nin nisan sayısı kapağında! Bu yıl FORBES 100 listesine 10 yeni isim katılırken 56 kişinin servetini büyütmesi 2026’nın en dikkat çekici gelişmelerinden oldu. Bir başka dikkat çekici gelişme ise listenin zirvesine, servetinin tamamını Türkiye dışında yaratan Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya’nın yerleşmesi. Bu yıl FORBES 100’ün toplam serveti 149,7 milyar dolar. Listede 10 yeni isim ve sekiz yeni dolar milyarderi yer alıyor. Turgay Ciner’in milyarderler ligine dönüşü de dahil edildiğinde yeni milyarder sayısı dokuza çıkıyor. FORBES 100’e ilk kez girenler arasında en dikkat çekici isimlerden biri, halka açık Katılımevim’in büyük hissedarı Serdar Turhan. Bir diğeri ise Do&Co’nun CEO’su ve büyük hissedarı Attila Doğudan. Servetleri azalarak listeden düşenler ve bu yılın sıralaması kapsamlı bir haber çalışmasıyla Forbes Türkiye’nin nisan sayısında yer alıyor. Forbes Türkiye’nin nisan sayısında halka arza hazırlanan Esas Gayrimenkul’ün yönetim koltuğunda oturan Kazım Köseoğlu 1,5 milyar euro’luk portföyünü ve yakın dönemde gündemlerinde olan lojistik ve veri merkezleri yatırımlarını anlatıyor. Markafoni ile Türkiye’de e-ticaretin erken dönemine damga vuran Sina Afra ise yapay zeka dalgasının ilk oyuncularından biri olma kararını açıklıyor. Forbes Türkiye nisan ayında sağlık ekonomisinin de nabzını tutuyor. Uzun yaşamın şifrelerinin güncel sağlık mimarisiyle ele alındığı dosya haber çalışması yeni akımlarla birlikte yol haritalarını içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyada Yılda 2 Milyon Ülkemizde 22 Bin Kişi Kolon Kanseri Oluyor Haber

Dünyada Yılda 2 Milyon Ülkemizde 22 Bin Kişi Kolon Kanseri Oluyor

Kolorektal kanser, küresel çapta en yaygın kanser türlerinden biri olarak gösteriliyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon yeni vaka görülürken, ülkemizde yılda yaklaşık 22 bin kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Bu rakamlar, hastalığın özellikle 50 yaş üstü bireyleri etkilediğini gösterse de, 50 yaş altı genç yetişkinlerde de vaka sayısında belirgin bir artış görülüyor. Ülkemizde özellikle Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da hayat kaybı oranlarında artış gözleniyor. Kolon kanseri erken evrede tespit edildiğinde yüksek oranda tedavi edilebilir olmasına rağmen, geç teşhis durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile kolorektal kanser riski %30-50 oranında azaltabiliyor ve erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı %90'ın üzerine çıkabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolon kanserinin nedenleri, korunma yöntemleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi. 50 yaş üstü kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektum hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle oluşur ve genellikle poliplerin zamanla kansere dönüşmesiyle başlar. Kesin nedeni tam bilinmese de, risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, ileri yaş (özellikle 50 yaş üstü), sağlıksız beslenme, obezite, sigara ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn veya ülseratif kolit gibi) yer alır. Bu faktörler hücrelerde genetik değişikliklere yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir. Bu belirtileri görmezden gelmeyin Kolon kanserinin belirtileri genellikle erken evrede belirgin olmayabilir ve kişiden kişiye değişebilir, ancak yaygın olan belirtiler aşağıdaki gibidir; Dışkıda kan görülmesiBağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık veya dışkı şeklinde incelme)Karın ağrısı veya kramplarAçıklanamayan kilo kaybıYorgunluk ve halsizlik Bu belirtiler fark edildiğinde doktora başvurmak önemlidir, çünkü erken tanı tedavi şansını artırır. Kolon kanserinden korunmak için bunlara dikkat edin; Kolorektal kanser büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Aşağıdaki maddeleri uygulayarak riskinizi önemli oranda azaltabilirsiniz: Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin: Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet uygulayın. Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın. Lifli gıdalar bağırsak sağlığını korur ve kanser riskini düşürür. Sigara ve alkolü bırakın: Sigara içmek kolorektal kanser riskini artırır. Alkol tüketimini minimuma indirin veya tamamen bırakın, çünkü bu maddeler bağırsak hücrelerine zarar verir. Kilonuzu kontrol altında tutun: Fazla kilolar, özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kanser riskini yükseltir. İdeal kilonuza ulaşmak için dengeli beslenme ve hareketli bir yaşamı tercih edin. Düzenli egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz bağırsak hareketlerini düzenler ve kanser riskini azaltır. Her gün 30 dakika yürümek bile faydalı olabilir. Tarama testlerini ihmal etmeyin: 45-50 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırın. Erken evrede polip tespiti, kanserin önlenmesini sağlar. Aile öyküsü varsa daha erken başlayın. Su tüketimini artırın ve kabızlıktan kaçının: Bol su içmek ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek bağırsak sağlığını korur. Kabızlık, uzun vadede risk yaratabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Satürn’ün Sırrı Çözüldü: NASA’nın Dev Teleskobu Gezegenin Gizemini Ortaya Çıkardı Haber

Satürn’ün Sırrı Çözüldü: NASA’nın Dev Teleskobu Gezegenin Gizemini Ortaya Çıkardı

Bilim dünyasında büyük keşif: Satürn’ün dönüş hızındaki gizem onlarca yıl sonra çözüldü. Bilim insanları, yıllardır çözülmesi beklenen büyük bir uzay gizemine sonunda yanıt buldu. Satürn’ün neden farklı ölçümlerde farklı hızlarda dönüyormuş gibi göründüğü sorusu, James Webb Uzay Teleskobu (JWST) sayesinde çözüldü. Araştırmayı yürüten bilim insanları, Satürn’ün aslında hızını değiştirmediğini, bu durumun gezegenin üst atmosferinde meydana gelen rüzgârlar ve aurora (kutup ışıkları) kaynaklı olduğunu ortaya koydu. Satürn Gerçekte Yavaşlamıyor 2004 yılında NASA’nın Cassini uzay aracı tarafından yapılan ölçümler, Satürn’ün dönüş hızının zamanla değiştiğini göstermişti. Ancak bu durum bilim insanlarını uzun yıllar boyunca şaşkına çevirdi çünkü bir gezegenin kendi dönüş hızını bu şekilde değiştirmesi mümkün değildi. Yeni araştırmalar ise bu durumun bir “optik yanılsama” olduğunu ortaya koydu. Asıl neden, Satürn’ün atmosferindeki güçlü rüzgârların oluşturduğu elektriksel akımlar. James Webb Teleskobu Gerçeği Ortaya Çıkardı Araştırmacılar, dünyanın en gelişmiş uzay teleskopu olan James Webb ile Satürn’ün kuzey ışıklarını detaylı şekilde gözlemledi. Bu gözlemler sırasında: Atmosfer sıcaklıkları Parçacık yoğunlukları Enerji akışı ilk kez bu kadar hassas şekilde ölçüldü. Elde edilen veriler, Satürn’ün aurorasının yalnızca görsel bir olay olmadığını, aynı zamanda atmosferi ısıtan ve rüzgârları tetikleyen bir sistemin parçası olduğunu gösterdi. “Gezegensel Isı Pompası” Sistemi Bilim insanları, Satürn’deki bu sistemi “kendi kendini besleyen bir döngü” olarak tanımlıyor: Aurora atmosferi ısıtıyor Isınan atmosfer rüzgârları oluşturuyor Rüzgârlar elektrik akımları üretiyor Bu akımlar aurorayı tekrar besliyor Bu döngü sayesinde Satürn’de uzun süredir gözlemlenen gizemli değişimlerin açıklaması yapılmış oldu. Araştırmanın lideri Prof. Tom Stallard, bu durumu şu sözlerle açıkladı: “Bu aslında bir gezegensel ısı pompası gibi çalışıyor. Sistem kendi kendini sürekli besliyor.” Uzay Araştırmalarında Yeni Dönem Bu keşif yalnızca Satürn için değil, diğer gezegenler için de önemli bir kapı aralıyor. Araştırmaya göre bir gezegenin atmosferi ile uzaydaki manyetik alanı arasında güçlü bir etkileşim bulunuyor. Bu durum, gelecekte: diğer gezegenlerin atmosferleri uzay ortamıyla etkileşimleri yeni keşiflerin yapılması açısından büyük önem taşıyor. Bilim Dünyasında Heyecan Yarattı Uzmanlara göre bu keşif, gezegenlerin nasıl çalıştığını anlamada önemli bir dönüm noktası olabilir. James Webb Uzay Teleskobu’nun sağladığı yüksek hassasiyetli veriler, evrenin bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yabancı Plakalı Araçlara Yeni Sistem: Süre Aşımı Sorunu Bitiyor Haber

Yabancı Plakalı Araçlara Yeni Sistem: Süre Aşımı Sorunu Bitiyor

Ticaret Bakanlığı, yaz aylarında sınır kapılarında yaşanan yoğunluğu azaltmak ve vatandaşların mağduriyetini önlemek amacıyla yabancı plakalı araç işlemlerinde yeni bir dijital dönemi başlattı. 23 Mart 2026 itibarıyla devreye alınan yeni sistem sayesinde araç sahipleri birçok işlemi artık online olarak gerçekleştirebilecek. Süre Aşımı Mağduriyetine Son Özellikle yaz aylarında yurda giriş yapan bazı vatandaşların, araçlarının Türkiye’de kalış süresini öğrenememesi nedeniyle ciddi sorunlar yaşandığı biliniyor. Yabancı pasaportla giriş yapan kişiler için (oturum izni olanlar hariç) araçların ülkede kalış süresi en fazla 90 gün ile sınırlı. Bu sürenin aşılması durumunda ise para cezaları ve çeşitli yaptırımlar uygulanabiliyor. Yeni sistem, bu tür mağduriyetlerin önüne geçmeyi hedefliyor. Tüm İşlemler Tek Platformda Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan e-İşlemler sayfası üzerinden erişilebilen “Yabancı Plakalı Taşıt İşlemleri” hizmeti ile kullanıcılar birçok işlemi tek noktadan yapabilecek. Yeni sistem kapsamında vatandaşlar: Araçlarının yurtta kalma süresini anlık olarak öğrenebilecek Süre bitim tarihine kolayca erişebilecek Taahhütname işlemlerini online olarak tamamlayabilecek E-posta doğrulama yaparak sistem bildirimlerini aktif hale getirebilecek Süre bitimine yaklaşırken hatırlatma e-postaları alabilecek Hatırlatma Sistemi Devrede Yeni hizmetin en dikkat çeken özelliklerinden biri ise otomatik hatırlatma sistemi oldu. Araç sahiplerine süre dolmadan önce gönderilecek e-postalar sayesinde kullanıcıların cezai durumlarla karşılaşmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Tüm Bilgilere Tek Tıkla Erişim Sistem sadece süre takibiyle sınırlı değil. Kullanıcılar ayrıca platform üzerinden: Güncel duyurular Taşıt Ön Beyan Uygulaması Sıkça Sorulan Sorular Taşıt Rehberi Trafik cezası ve geçiş ücreti ödeme ekranları gibi birçok hizmete hızlı şekilde ulaşabilecek. Yabancı Kullanıcılar İçin İngilizce Destek Yeni dijital hizmet, yalnızca Türk vatandaşları için değil, yabancı uyruklu kullanıcılar için de erişilebilir olacak. Sistem, İngilizce dil seçeneğiyle sunularak uluslararası kullanıcıların da işlemlerini kolaylaştıracak. Amaç: Yoğunluğu Azaltmak ve İşlemleri Hızlandırmak Ticaret Bakanlığı, bu yeni uygulama ile: sınır kapılarındaki yoğunluğu azaltmayı işlemleri hızlandırmayı vatandaşların mağduriyetini önlemeyi hedefliyor. Bakanlık, dijitalleşme adımlarının devam edeceğini ve vatandaşların işlemlerini daha hızlı, güvenli ve kolay şekilde gerçekleştirebilmesi için çalışmaların sürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Bir Kez Daha Dünya Sahalarında  Haber

Türkiye Bir Kez Daha Dünya Sahalarında 

Türkiye, futbol tarihine parlak bir sayfa daha eklemek için dünyanın en büyük futbol sahnesindeki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. A Milli Takım, Nike imzalı yepyeni formalarla sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Milli gururu yansıtan güçlü tasarım detayları ve sahadaki en zorlu anlarda performansı destekleyen ileri teknolojiyle hazırlanan formalar, Ay-Yıldızlıların mücadele gücünü ve özgüvenini en üst seviyeye taşıyor. Türkiye, futbol tarihine parlak bir sayfa daha eklemek için dünyanın en büyük futbol sahnesindeki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. A Milli Takım, Nike imzalı yepyeni formalarla sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Milli gururu yansıtan güçlü tasarım detayları ve sahadaki en zorlu anlarda performansı destekleyen ileri teknolojiyle hazırlanan formalar, Ay-Yıldızlıların mücadele gücünü ve özgüvenini en üst seviyeye taşıyor. Formalarda Türk kültürüne ait ebru sanatı kullanıldı a A Milli Takım’ın dünya sahalarında giyeceği Nike imzalı yeni formalarda ay yıldızlı bayrak, Türkiye’nin 1954 ve 2002 yıllarındaki yolcuğunda olduğu gibi dikdörtgen formda konumlandırılıyor. Kırmızı ve beyaz olmak üzere iki ana renkte tasarlanan formalar, Türk kültüründen ilham alan ebru desenleriyle geçmişten bugüne uzanan köklü mirasa, takımımızın kendine özgü ruhuna ve uyumuna gönderme yaparken, sahaya taşınan yüksek zafer arzusunu da vurguluyor. Nike’ın soğutma teknolojilerindeki en ileri inovasyonunu temsil eden yeni Aero-FIT Teknolojisi ile geliştirilen formalar, önceki nesil Nike performans ürünlerine kıyasla iki kattan fazla hava akışı sağlayarak ekstrem koşullarda en üst düzey performansı desteklemeye yardımcı oluyor. Ten ile kumaş arasında daha fazla hava dolaşımı sağlayacak şekilde tasarlanan Aero-FIT, terleme verimliliğini desteklerken oyunun temposunun yükseldiği anlarda sporcuların kuru kalmasına yardımcı oluyor. Nike’ın on yıllardır sürdürdüğü karbon ayak izini küçültme hedefi doğrultusunda, yüzde 100 atık tekstillerden ürettiği ilk elit performans ürünü olan Aero-FIT formalar, modern, cesur ve dinamik tasarımıyla A Milli Takım’ın karakterini de sahaya yansıtıyor. Genç, hırslı ve çok iddialı: Kampanya yüzü Arda Güler Aynı hedefe kilitlenmiş bir takımın hikâyesi yeniden yazılıyor. Genç yetenekleri, enerjik oyun anlayışı ve birlikte mücadele ruhuyla A Milli Takım, dünyanın zirvesine doğru tek yürek ilerliyor. Kampanya yüzü Arda Güler’in gözlerindeki kararlılık ve zafer hırsı, bu yolculuğun ortak inancını özetliyor: enerjisi ve birlikte mücadelesiyle tüm A Milli Takım “Biz Geliyoruz” diyor. Taraftarları bu büyük yolculuğun bir parçası olmaya davet eden A Milli Takım formaları, 23 Mart itibarıyla TFF’nin E-Shop ((https://eshop.tff.org/yeni-koleksiyon)) sayfasında, 25 Mart’tan itibaren de Nike ve Sportive mağazalarında satışa çıkacak. Ayrıca, yurt dışında yaşayan Türk taraftarlar da Ay-Yıldızlıları desteklemek için Avrupa'nın en büyük takım sporları satış kanallarından biri olan 11TeamSports üzerinden yeni formaları temin edebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı Haber

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı

TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insan faaliyetleri nedeniyle giderek derinleşen orman kaybı ve su yoksunluğunun başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, suyu ve ormanları korumanın toplumsal eşitliği ve ekonomik dayanıklılığı da korumak anlamına geldiğini vurguladı. Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor. Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını "Ormanlar ve Ekonomiler", 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise "Su ve Cinsiyet" olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor. Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil. Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı. Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir." Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor. İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, "Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir." ifadelerini kullandı. Dünya "su iflası" riskiyle karşı karşıya Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu: "Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil." "Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün" Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi: "İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yumurta Üretimi Rekor Seviyeye Ulaştı Haber

Yumurta Üretimi Rekor Seviyeye Ulaştı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kümes Hayvancılığı Üretimi verilerine göre Türkiye’de tavuk yumurtası üretimi Ocak ayında önemli bir artış gösterdi. TÜİK verilerine göre Ocak ayında tavuk yumurtası üretimi 1 milyar 902 milyon 299 bin adet olarak gerçekleşti. Böylece yumurta üretimi 2022 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmış oldu. Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim AFYON, açıklanan verilerin sektörün üretim kapasitesinin artarak güçlü şekilde devam ettiğini ortaya koyduğunu belirterek üretimdeki artışın hem sektör hem de tüketiciler açısından önemli bir gösterge olduğunu ifade etti. Açıklanan verilere göre tavuk yumurtası üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,1 oranında artış kaydetti. Üretimde aylık bazda da artışın sürdüğü görülüyor. Bir önceki ay 1 milyar 860 milyon 594 bin adet olan yumurta üretimi Ocak ayında yüzde 2,2 artarak 1 milyar 902 milyon 299 bin adede yükseldi. ÜRETİMDEKİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİYOR Son dönemde yumurta üretiminde dönemsel dalgalanmalar yaşansa da açıklanan verilerin sektörün üretim gücünü koruduğunu gösterdiğini belirten YUM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim AFYON, “Ocak ayında üretimin 1,9 milyar adedi aşması, Türkiye’nin yumurta üretim kapasitesinin sürdürülebilirliğine işaret ediyor. Bu seviyenin son yılların en yüksek üretim rakamlarından biri olması, güçlü üretim altyapımız sayesinde yumurtada arz güvenliğinin sürdürüldüğünü ortaya koyarken üretimdeki artışın piyasadaki dengelerin korunmasına da katkı sağladığını gösteriyor. Yumurta yüksek besin değerine sahip temel gıdalar arasında yer alıyor ve dengeli beslenme açısından önemli bir protein kaynağı olarak öne çıkıyor. Üretimdeki istikrarlı artış seyri, tüketicilerin kısa bir dönem uygun fiyatlı ve kaliteli protein kaynaklarına erişimini desteklerken, üretim tarafının sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Bu durum yumurta sektörünün gıda arzı açısından stratejik bir rol üstlendiğini de ortaya koyuyor” dedi. TÜRKİYE YUMURTA ÜRETİMİNDE GÜÇLÜ ÜLKELER ARASINDA Türkiye’nin yumurta üretiminde dünyada önemli üretici ülkeler arasında yer aldığını ve sektörün hem iç pazarın ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip olduğunu hem de ihracat potansiyelini koruduğunu ifade eden YUM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim AFYON, “Yumurta üretiminde güçlü bir üretim altyapısına sahibiz. Açıklanan veriler, sektörümüzün üretim kapasitesini koruduğunu ve üretimde istikrarın sürdüğünü gösteriyor. Bu durum hem iç piyasadaki arz güvenliği hem de sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli bir gösterge” dedi. AFYON, açıklanan TÜİK verilerinin Türkiye’de yumurta üretiminin dönemsel dalgalanmalar gösterebilse de güçlü bir üretim altyapısına dayandığını ortaya koyduğunu belirterek, ocak ayında ulaşılan 1,9 milyar adetlik üretim seviyesinin sektörün üretim kapasitesinin sürdüğünü gösterdiğini ve üretimdeki bu seviyenin piyasa dengeleri açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıdığını ifade etti. DEĞİŞEN KÜRESEL DENGELERDE TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜSon dönemde dünyada değişen dengelerin Türkiye’nin gıda üretimindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten AFYON, “Rakibimiz olan birçok ülke çeşitli tarım ve gıda ürünlerinde ihracat kısıtlamalarına giderken Türkiye’de üretim gücü sayesinde arz fazlası oluşabilmektedir. 2024 yılında yüzde 133, 2025 yılında yüzde 115 seviyesinde gerçekleşen yeterlilik oranımızın 2026 yılında yeniden yüzde 130 seviyelerine ulaşması bekleniyor. Bu da iç tüketim karşılandıktan sonra ihracatımızı yeniden eski seviyelerine rahatlıkla taşıyabileceğimiz anlamına geliyor. Özellikle altını çizmek isterim ki ihracat, gıda arz güvenliği ve üretim artışının en önemli sigortalarından biridir” dedi.ARZ FAZLASI İHRACAT VE GIDA SANAYİİNDE DEĞERLENDİRİLMELİArz fazlasının üretim artışından kaynaklanmasının sektör açısından daha sağlıklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden AFYON, bu ürünlerin ihracat ve gıda sanayii aracılığıyla değerlendirilmesinin üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapmasını güvence altına aldığını belirtti.RAMAZAN’DA ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE DESTEKAFYON ayrıca, devletin enflasyonla mücadele sürecine sektör olarak destek verdiklerini ifade ederek, “Ramazan ayında vatandaşlarımızın yumurtaya daha uygun fiyatlarla ulaşabilmesi için üretici tarafı önemli bir fedakârlık göstermiştir. Bu süreçte üreticilerin desteğini tüketiciye en doğru şekilde ulaştıran tüketici dostu perakende zincirlerine de teşekkür ediyoruz” dedi.YUMURTAYA YÖNELİK YANLIŞ ALGILARA DİKKATYumurtaya yönelik yanlış algılara da değinen AFYON, tüketicilere şu mesajı verdi: “Halkımız, tazelik ve temizlik kriterleri sağlandığı sürece tüm yumurtaları gönül rahatlığıyla tüketebilir. Farklı renkler veya çeşitli sıfatlarla pazarlanan yumurtalar arasında besin değeri açısından temel bir fark bulunmamaktadır. Bu tarz sınıflandırmalara itibar edilmemesi gerekir. Bu vesileyle de altını çizmek isterim ki, Ramazan ayında sofralarda sıkça yer alan yumurta, yüksek besin değeri sayesinde uzun süre tok tutan önemli bir gıdadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çin Otomotiv Pazarında Lider Değişti: Geely, BYD’yi Geride Bıraktı Haber

Çin Otomotiv Pazarında Lider Değişti: Geely, BYD’yi Geride Bıraktı

Çin otomotiv sektöründe rekabet giderek kızışırken, Geely Auto 2026 yılının ilk iki ayında satışlarda BYD’yi geride bırakarak Çin’in en çok araç satan otomobil üreticisi konumuna yükseldi. Şirketin açıkladığı verilere göre Geely, ocak ve şubat aylarında toplam 476 bin 327 araç satışı gerçekleştirerek geçen yılın aynı dönemine göre %1’lik artış kaydetti. Elektrikli araç pazarının güçlü oyuncularından BYD ise aynı dönemde ciddi bir satış düşüşü yaşadı. Şirketin satışları yıllık bazda %35’in üzerinde gerileyerek 400 bin 241 adet seviyesinde kaldı. Geely’nin Geniş Ürün Yelpazesi Avantaj Sağladı Analistlere göre Geely’nin satışlarda öne geçmesinde geniş model yelpazesi ve ürün çeşitliliği önemli rol oynadı. Çinli milyarder Li Shufu tarafından kontrol edilen şirket, hem içten yanmalı motorlu hem de elektrikli araç üretimiyle farklı tüketici segmentlerine hitap ediyor. Geely; Zeekr, Lynk & Co ve Galaxy gibi markalar altında hem benzinli hem de elektrikli araç üretmeye devam ediyor. Bu strateji, ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde tüketicilere daha fazla seçenek sunarak satışları destekledi. Şirket verilerine göre Geely’nin elektrikli araç satışları da yıllık bazda %10,1 artarak 241 bin 740 adede ulaştı. Vergi Teşviklerinin Azalması BYD’yi Etkiledi BYD’nin satışlarındaki düşüşte elektrikli araçlara yönelik vergi teşviklerinin azaltılması önemli bir etken olarak görülüyor. Çin’de elektrikli araç satın alan tüketiciler daha önce %10’luk satın alma vergisinden muaf tutuluyordu. Ancak 2026 itibarıyla bu teşvik kısmen kaldırılarak %5’lik vergi uygulanmaya başlandı. Bu teşvikin ise 2028 yılına kadar tamamen kaldırılması planlanıyor. Uzmanlara göre bu politika değişikliği, ekonomik yavaşlama ve gelirlerdeki baskı ile birleşince elektrikli araç talebinde düşüşe yol açabiliyor. Çin Otomotiv Pazarında Daralma Beklentisi Küresel finans kuruluşları da Çin otomotiv pazarı için 2026 yılına ilişkin temkinli tahminler paylaşıyor. Deutsche Bank, Çin’de otomobil satışlarının bu yıl yaklaşık %5 düşebileceğini öngörüyor. UBS ise pazarın %2 daralabileceğini tahmin ediyor. Bu tahminlerin arkasında ise üretim fazlası, teşviklerin azalması ve fiyat rekabeti gibi faktörler bulunuyor. Geely Fiyat Savaşından Uzaklaşıyor Çin otomotiv sektöründe son yıllarda yaşanan yoğun fiyat rekabeti, birçok üreticinin maliyetinin altında satış yapmasına kadar varan bir rekabet ortamı oluşturdu. Pekin yönetimi bu durumu “involution” yani sürdürülebilir olmayan fiyat rekabeti olarak tanımlıyor ve sektörün daha dengeli bir yapıya kavuşması için adımlar atıyor. Geely Auto’nun araç geliştirme ve satış birimi başkanı Jerry Gan Jiayue, şirketin fiyat indirimleri yerine teknolojiye yatırım yapacağını açıkladı. Şirketin odak noktaları arasında: araç menzilinin artırılması daha hızlı şarj teknolojileri güvenlik ve kalite geliştirmeleri yer alıyor. Geely’den Teknoloji Yatırımı Geely, Aralık ayında Zhejiang eyaletinin Ningbo kentinde 2 milyar yuan (yaklaşık 290 milyon dolar) değerinde yeni bir otomotiv güvenlik test merkezi kurdu. Şirketin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Li Shufu, açılış töreninde yaptığı açıklamada Geely’nin agresif fiyat indirimlerinden uzaklaşarak teknolojik yenilik ve kalite odaklı bir rekabet stratejisi izleyeceğini söyledi. Küresel Markalara Sahip Bir Otomotiv Grubu Geely Auto’nun bağlı olduğu Zhejiang Geely Holding Group, küresel otomotiv sektöründe önemli yatırımlara sahip. Grup: Volvo Cars’ın sahibi Mercedes-Benz üreticisi Daimler’de hissedar konumunda bulunuyor. BYD İhracatla Büyümeyi Hedefliyor İç pazarda yaşanan düşüşe rağmen BYD, küresel pazarlara yönelmeye hazırlanıyor. Şirketin marka ve halkla ilişkiler genel müdürü Li Yunfei, BYD’nin 2026 yılında %24 artışla 1,3 milyon araç ihracatı hedeflediğini açıkladı. Bu stratejiyle şirketin uluslararası pazarlarda büyümeyi hızlandırması bekleniyor. Çin Otomotiv Sektöründe Rekabet Yeni Bir Döneme Giriyor Çin dünyanın en büyük otomobil pazarı olmaya devam ederken, sektör içindeki rekabet de giderek daha sert hale geliyor. Geely’nin satışlarda BYD’yi geçmesi, elektrikli araç odaklı stratejilerin yanı sıra ürün çeşitliliğinin de rekabette belirleyici olabileceğini gösteriyor. Analistlere göre 2026 yılı, Çin otomotiv sektöründe liderlik yarışının yeniden şekillendiği bir yıl olabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.