Hava Durumu

#Kapsül Haber Ajansı

giresunsonhaber - Kapsül Haber Ajansı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kapsül Haber Ajansı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sünnet Derisi Kök Hücreleri Neden Bilimsel Bir Risk? Haber

Sünnet Derisi Kök Hücreleri Neden Bilimsel Bir Risk?

Kök hücreler, vücudun doğal onarım mekanizmasını güçlendirerek tıbbi ve estetik uygulamalarda devrim yaratmaya devam ediyor. Ancak son dönemde popülerlik kazanan "sünnet derisinden elde edilen" hücre tedavileri, bilimsel dünyasında etkinlik tartışmalarını ve güvenlik endişelerini de beraberinde getirdi. Estetik dünyasında rutin bir cilt bakımı gibi sunulsa da, sünnet derisinden elde edilen hücre tedavileri aslında yasal ve biyolojik açıdan karmaşık bir prosedürdür. Prof. Dr. Ahmet Karacalar, bu tür tedavilerin standart bir uygulama olarak sunulamayacağının altını önemle çiziyor. Allojenik (başkasından alınan) nitelikteki bu hücresel işlemler, yasal olarak yalnızca "klinik araştırma" kapsamında değerlendirilebilir; bu da Etik Kurul onayı ve Sağlık Bakanlığı'nın özel iznini zorunl u kılar. Bağışıklık Sistemi İçin "Yabancı" Alarmı Yenidoğan bir bebekten alınmış olsa dahi, bu hücreler genetik olarak alıcı kişiye ait değildir. Bu durum, bağışıklık sisteminin dokuyu "yabancı" olarak algılama riskini doğurur. Bilimsel veriler, bu tür allojenik uygulamalarda bağışıklık reaksiyonları ve enflamasyon (yangı) riskinin teorik olarak her zaman mevcut olduğunu gösteriyor. Sünnet derisi fibroblastları veya hücre kokteylleri doku özütlerine benzese de, yöntemin etkinliği ve uzun vadeli güvenliği konusundaki literatür henüz sınırlı. Bilimsel kanıtların netleşmemiş olması, tedavinin risk-fayda dengesini kurmayı ve ileriye dönük sonuçları öngörmeyi zorlaştırıyor. En Güvenli Liman: Kişinin Kendi Yağ Do kusu (SVF) Risklerin aksine bilim dünyası, en sağlıklı ve doğal kaynağın kişinin kendi bedeni olduğu konusunda hemfikir. Kişinin kendi yağ dokusundan elde edilen ve Stromal Vasküler Fraksiyon (SVF) (Bkz: olarak adlandırılan yöntem, biyolojik uyumluluk açısından altın standart kabul ediliyor. SVF, yalnızca kök hücreleri değil, doku yenilenmesini destekleyen diğer değerli onarıcı hücreleri de bünyesinde barındırıyor. Verici Alanda Ezber Bozan Keşif Kök hücre tedavisinde kaynak arayışı da güncelleniyor. Uzun yıllar karın bölgesi en zengin kök hücre kaynağı olarak kabul edilirken, güncel araştırmalar rotayı değiştirdi. Yeni b ulgular, özellikle basen bölgesinin kök hücre yoğunluğu açısından çok daha zengin ve verimli bir rezerv olduğunu ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her Hastaya Aynı İlaç Devri Bitti Haber

Her Hastaya Aynı İlaç Devri Bitti

Kanser tedavisinde devrim niteliğinde yeni bir çağın ortasındayız. Artık bilim insanları, kanserle savaşta yalnızca dışarıdan alınan ilaçlarla yetinmeyip, bağışıklık sisteminin doğal savunma mekanizmalarını da harekete geçiriyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası tespit edilirken, 10 milyon civarında insan kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. Türkiye'de ise senelik 240 binden fazla yeni vaka görülmekte. Ancak bu olumsuz tablo yanında umut verici gelişmeler de yaşanıyor. Özellikle bağışıklık sisteminin en etkili hücrelerinden olan NK (Doğal Öldürücü) hücrelerine dayalı hücresel immünoterapiler, yerleşik kanser tedavi yöntemlerini değiştirmekte. Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Dr. Tolga Sütlü, yaptığı çalışmalarla "kanseri kendi hücrelerimizle yok etme" fikrini bilimsel zemine oturtmayı amaçlıyor. NK hücreleri, bağışıklık sisteminin doğuştan gelen ve hızlı yanıt veren bileşenleri olarak biliniyor. Bu hücrelerin kanserle savaşta kritik rol üstlendiklerini belirten Dr. Tolga Sütlü, "NK hücreleri, vücutta anormal ya da kanserli hücreleri eğitime gerek kalmadan tanıyabilen ‘katil hücrelerdir’. Bu yetenekleri sayesinde, kanserin erken aşamada yayılmasını ve nüks etmesini engelleme konusunda ciddi bir potansiyele sahipler" diyor. KANSER TEDAVİSİNDE “TEK TİP İLAÇ” DÖNEMİ SONA ERDİ Geleneksel kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin yerine immünoterapiler daha fazla geçiyor. İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıma ve yok etme kapasitesini artırmayı amaçlayan tedavileri tanımlıyor. Direkt kanser hücrelerini hedefleyen ilaçlar yerine, vücudun savunma mekanizmaları tekrar etkin hale getiriliyor. Bağışıklık sisteminin özel hedefleme yeteneği sayesinde, sağlıklı hücreler zarar görmeden kanser hücreleri etkisiz hale getirilebiliyor. Günümüzde, immünoterapiler genellikle bağışıklık sistemini aktive eden antikor veya sitokinlerin kullanımına dayansa da, en etkileyici ilerlemeler bağışıklık hücrelerinin tedavinin merkezine oturduğu hücresel immünoterapide görülüyor. Bu yaklaşım kanser tedavisini kişiye özel hale getirirken, Dr. Tolga Sütlü, “Artık sadece bağışıklık sistemini uyarmıyoruz, onu doğrudan hedefe yönlendiriyoruz. Hastanın kendi NK veya T hücrelerini alarak, genetik olarak kanseri hedefleyecek biçimde yeniden programlayıp geri veriyoruz. Bu hücreler, doğrudan kanser hücrelerini hedefleyip yok ediyor. Bu yöntem, her hasta için özel olarak tasarlanabiliyor.” diyor. NK hücre temelli tedaviler, hastanın kendi bağışıklık hücreleriyle başlıyor. Bu hücreler, GMP laboratuvarlarında çoğaltılıp kanser hücrelerini daha etkin tanıyacak şekilde yeniden programlanıyor. Bu yönüyle hücresel immünoterapiler, ‘herkese aynı ilaç’ döneminin sona erdiğinin açık bir göstergesi olarak kabul ediliyor. NK HÜCRELERİ KANSERE KARŞI YILLAR BOYUNCA MÜCADELE VERİYOR Antikor bazlı tedaviler zaman içerisinde vücutta etkisini yitirirken, hücresel tedaviler uzun vadeli etkiler sunabiliyor. “Antikorlar birkaç haftada etkilerini kaybeder ve tekrar uygulanmaları gerekir. Ancak bağışıklık sistemi hücreleri, vücutta uzun süre kalabilir ve kanserli hücreleri aktif olarak aramaya devam eder. Bu hücreler, kansere karşı yaşam boyu savaşmak üzere programlanıyor. Bugün, 10-20 yıl önce hücresel immünoterapi almış ve hastalıkları kontrol altında olan hastalar bulunmakta” diyen Dr. Tolga Sütlü, bu tedavilerin uzun süreli koruma potansiyeline dikkat çekiyor. Peki, NK hücre temelli immünoterapiler özellikle hangi kanser türlerinde etkili? Dr. Tolga Sütlü, bu tedavinin özellikle lösemi, lenfoma ve multiple miyelom gibi kan türü kanserlerde yüksek başarı gösterdiğini belirtiyor; “Ancak sadece bunlarla sınırlı kalmıyor. Meme, akciğer ve kolon kanseri gibi solid tümörlerde de NK hücreleriyle yüzlerce klinik çalışma yürütülüyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanda da onaylı tedavilere şahit olacağız.” diyerek solid tümörler için de umut veriyor. YAPAY ZEKA İLE NK HÜCRELERİ DAHA ETKİN CAR-T hücreleri ve NK hücreleriyle immünoterapi yapan sınırlı sayıda merkez arasında Türkiye'de Acıbadem Üniversitesi'nin başı çektiğini vurgulayan Dr. Tolga Sütlü, melonom, lösemi ve lenfoma dahil birçok kanser türünde NK hücreleri üzerine yenilikçi çalışmalarda yer aldığını belirtiyor. Gelişmiş DNA analizleri ve yapay zeka destekli veri işleme teknikleri ile NK hücrelerini hangi hastada daha etkili olacaklarını daha iyi kestirebildiklerini söyleyen Dr. Tolga Sütlü, “Yapay zeka, bireysel hücresel tedavi geliştirme sürecini hızlandırıyor. Artık her kanser hastasına aynı şekilde yaklaşmıyoruz” diyerek, onkolojinin kişiselleştirilmiş hücresel tedaviler üzerine evrileceğini belirtiyor. Dr. Tolga Sütlü'ye göre NK hücreleriyle sürdürülen çalışmalar, kanseri vücudun kendi doğal gücüyle durdurmanın mümkün olabileceğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa’da Kaçak Elektrik Denetimleri Sıklaştırıldı: Bir Haftada 2 bin 626 Abone Tespit Edildi  Haber

Şanlıurfa’da Kaçak Elektrik Denetimleri Sıklaştırıldı: Bir Haftada 2 bin 626 Abone Tespit Edildi 

Dicle Elektrik, Şanlıurfa'da soğuk hava şartlarının artışıyla birlikte artan kaçak elektrik kullanımıyla ilgili denetimlerini teknoloji desteğiyle yoğunlaştırdı. Son haftada sadece 15 mahallede yapılan incelemelerde, 2 bin 626 abonenin ısınma amaçlı kaçak elektrik kullandığı tespit edildi. Şirket yetkilileri, kaçak kullanımın şebekeye aşırı yük bindirdiğini ve arızalara yol açtığını vurgulayarak, "Kaçakla mücadelemiz sürecek" mesajı verdi. Kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı amacıyla faaliyetlerine devam eden Dicle Elektrik, soğuk havaların etkisiyle artan kaçak elektrik kullanımıyla mücadele için sahadaki kontrollerini hızlandırdı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sorumlu oldukları illerde kaçak kullanımı önlemek için kapsamlı denetimler yapan Dicle Elektrik, Şanlıurfa'da son bir haftada 2 bin 626 abonenin kaçak elektrik kullandığını saptadı. Yapay zeka destekli analizler, dron gözetimleri ve jandarma destekli sahadaki ekiplerle yapılan çalışmalar özellikle kırsal alanlarda yoğunlaştırıldı. Kaçak elektrik diğer abonelerin hizmet kalitesini etkiliyor Dicle Elektrik yetkilileri, soğuk havaların etkisiyle özellikle ısınma amaçlı kaçak elektrik kullanımlarının tekrar arttığını ifade etti. Yetkililer, "Kaçak elektrik yasa dışı olmanın yanı sıra şebeke dengesini bozarak arızalara neden oluyor. Bu durumdan en fazla etkilenenler ise faturalarını düzenli ödeyen ve yasal yollarla elektrik kullanan abonelerdir. Bu adaletsizliğe karşı tüm olanaklarımızla mücadele ediyoruz" dedi. Yapay zeka destekli tespit, jandarma destekli kontrol Dicle Elektrik, sahada yürütülen projelerde teknolojik yeniliklerden yoğun biçimde yararlanıyor. Kaçak elektrik kullanımının yaygın olduğu alanlar yapay zeka ile analiz edilip kontrol ediliyor. Şanlıurfa'nın Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçelerine bağlı 15 kırsal mahallede yapılan denetimlerde sadece kırsalda 140 abonenin kaçak elektrik kullandığı belirlendi. İl genelinde ise bu sayı 2 bin 626'ya ulaştı. "Kaçak elektrikle mücadelede kararlıyız" Dicle Elektrik, kırsal ve şehir merkezlerindeki denetimlerin artırıldığına dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı: "Yapay zeka destekli analizlerle en doğru noktaları tespit ediyor, ekiplerimizi bu bölgelere yönlendiriyoruz. Kaçak elektrikle mücadelede kararlıyız. Kesintisiz enerji hedefimize ulaşmak amacıyla teknolojik çözümlerden faydalanmayı sürdüreceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABD’li Uzmanlardan SARSILMAZ’a Tam Not: SAR9 Serisi Zirvede Haber

ABD’li Uzmanlardan SARSILMAZ’a Tam Not: SAR9 Serisi Zirvede

Türkiye'nin savunma sektörü liderlerinden SARSILMAZ, ABD'deki iş ortağı SAR USA ile bu hafta Amerikan atıcılık medyasının üç prestijli yayınına girerek önemli bir başarı elde etti. Bu hareket, şirketin uluslararası alanda yükselen profilini ve global medya platformlarındaki etkisini bir kez daha ortaya koydu. ABD'nin en büyük sivil silah pazarına olan artan ilgi, SARSILMAZ mühendisliğine olan güveni daha da artırıyor ve markanın pazar payını genişletmesine yönelik sağlam bir temel oluşturuyor. Guns & Ammo'da Kapak: SAR9 SOCOM Compact Amerikan atıcılık dünyasının en saygın yayınlarından biri olan Guns & Ammo, bu ay kapağına SAR9 SOCOM Compact modelini taşıdı. Yayında modelin tasarımı, teknik özellikleri ve performans değerlendirmeleri detaylı bir şekilde incelendi. SAR9 SOCOM Compact, modern tabanca kategorisindeki önde gelen modellerden biri olarak tanımlandı. American Rifleman: "Haftanın Tabancası" SAR9 SC Gen3 Haftanın ikinci büyük medya başarısı American Rifleman dergisinden geldi. Yayın, SAR9 SC Gen3 modelini "Haftanın Tabancası" olarak seçti. Derginin yayınladığı video analiz, tabancanın kompakt yapısı, ergonomisi ve üstün performansına dikkat çekti. Video kısa sürede sosyal medya kanallarında geniş bir kitleye ulaşarak önemli bir etki yarattı. RECOIL: SAR9 Ailesine Kapsamlı Teknik Analiz Aynı hafta ABD'nin prestijli yayınlarından biri olan RECOIL, SAR9 serisine dair kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Ateşli silahlar, taktik ekipmanlar ve atıcılık kültürü üzerine uzmanlaşmış olan RECOIL'in değerlendirmesi, SARSILMAZ'ın ürün çeşitliliğini, mühendislik yetkinliğini ve kullanıcı odaklı tasarım yaklaşımını öne çıkardı. 140 Yıllık Miras ile Küresel Büyüme Bu üçlü medya görünürlüğü, SARSILMAZ’ın ABD pazarındaki marka bilinirliğini artırmakla kalmadı, aynı zamanda Türk savunma sanayi ürünlerinin uluslararası alandaki rekabet gücüne güçlü bir destek sağladı. 1880'den bu yana faaliyet gösteren SARSILMAZ, Türkiye'nin en büyük özel silah üreticilerinden biri olarak hem askeri hem de sivil alanda geniş bir ürün yelpazesine sahip. ABD'deki temsilcisi SAR USA, Miami merkezli yapısıyla SARSILMAZ markasını Amerikalı tüketicilerle buluşturuyor ve şirketin global büyüme stratejisinde önemli bir rol üstleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PTT, 185. Kuruluş Yıl Dönümünde Geleceğe Nefes Oluyor! Haber

PTT, 185. Kuruluş Yıl Dönümünde Geleceğe Nefes Oluyor!

Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ), Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olarak, kuruluşunun 185. yılı vesilesiyle Ankara'nın Bala ilçesinde düzenlediği etkinlikte 4 bin 185 fidanı toprakla buluşturarak geleceğe kalıcı bir hediye bıraktı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı çatısı altında faaliyet gösteren PTT AŞ, hayatı kolaylaştıran hizmetleriyle milyonlarca insana ulaşmayı hedefliyor ve bu yıl 185. yaşını kutluyor. Posta, kargo, lojistik, finans ve e-ticaret alanlarındaki geniş hizmet seçenekleri, teknik yeniliklerle entegre edilen yapısı ve ülke çapındaki yaygın hizmet ağı ile PTT AŞ, hem gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak kalmayı sürdürüyor hem de sosyal fayda yaratan projeleriyle dikkat çekiyor. Orman Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ağaçlandırma projelerine aktif olarak katkı veren PTT AŞ, gerçekleştirdiği PTT 185. Kuruluş Yıl Dönümü Hatıra Ormanı fidan dikme etkinliği ile toplum genelinde farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. 185. kuruluş yılına özel olarak anlamlı bir girişimde bulunan PTT AŞ, Türkiye'deki orman varlığına katkı sağlamak amacı ile Bala ilçesinde düzenlenen etkinlikte 4 bin 185 fidanı toprakla buluşturdu. PTT AŞ Genel Müdürü Dr. Hakan Gülten, bu etkinliğe katılarak fidan dikimi sürecine doğrudan destek verdi. PTT AŞ GENEL MÜDÜRÜ DR. HAKAN GÜLTEN, PTT AŞ’NİN ÇEVREYE DUYARLI TUTUMUNU BELİRTTİ PTT AŞ Genel Müdürü Dr. Hakan Gülten, etkinlikte yaptığı konuşmada, PTT'nin sunduğu hizmetlerin yanı sıra, topluma katkı sağlayan projelerle de başarıya ulaştığını vurguladı. Çevresel yükümlülüklerin ve toplumsal dayanışmanın her zamankinden önem taşıdığını belirten Gülten, gerçekleştirilen fidan dikme etkinliğinin hem PTT ailesinin birlik duygusunu güçlendirdiğini, hem de ekolojik zorluklara anlamlı bir farkındalık sağladığını dile getirdi. Gülten, ayrıca Orman Genel Müdürlüğü’nün verdiği destekle etkinliğin daha da değer kazandığını ifade ederek, Bala Kaymakamı Ali Yıldırım’a ve Orman Genel Müdür Yardımcısı Muhammed Salih Çetiner’e etkinliğe verdikleri katkılar için teşekkürlerini sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dev Maden Şirketinin Bursa Planı Suya Düştü! Resmen İptal Edildi... Haber

Dev Maden Şirketinin Bursa Planı Suya Düştü! Resmen İptal Edildi...

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde BG Maden tarafından planlanan krom ocağı kapasite artışı ve cevher hazırlama tesisi projesinin ÇED süreci, başvuru dosyasındaki eksikliklerin yasal süre içinde tamamlanmaması nedeniyle son buldu. Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Çiviliçam, Ömeraltı, Osmaniye, Yenikızılelma ve Karaköy Mahalleleri'ni kapsayan alanda, BG Maden San. ve Tic. A.Ş. tarafından planlanan "Krom Ocağı Kapasite Artışı ve Cevher Hazırlama İlavesi" projesi sonlandırıldı. Projenin ÇED süreci, dosyadaki teknik yetersizlikler nedeniyle nihai olarak sona erdi. Yaklaşık 97 milyon TL'lik yatırım bedeline sahip projenin ÇED başvuru dosyası, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na sunulmasının ardından iki kez iade edilmesine rağmen eksiklikler giderilmedi. İKİ KERE GERİ GÖNDERİLDİ 6 Ekim'de bakanlığa sunulan dosya, ÇED genel formatına uygun olmadığı gerekçesiyle 2 gün sonra 8 Ekim'de geri gönderildi. ÇED Danışmanlık firması tarafından 6 Kasım'da tekrar sunulan dosyanın eksiklikleri giderilmediği tespit edilerek 7 Kasım'da bir kez daha geri gönderilme kararı alındı. RESMEN BİTTİ Bakanlık, iki kez geri gönderilmesine rağmen yasal sürede eksikliklerin tamamlanmadığını gerekçe göstererek, Mustafakemalpaşa'daki krom ocağı projesine ilişkin ÇED sürecini resmen sona erdirme kararı aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kraliçe Arıyı Uzun Yaşatan Arı Sütü, İnsanlar için de Sağlık Kalkanı Haber

Kraliçe Arıyı Uzun Yaşatan Arı Sütü, İnsanlar için de Sağlık Kalkanı

Fitoterapi alanında dünya çapında tanınan Fransız Arkopharma, kış aylarında bağışıklık sistemini desteklemek amacıyla geliştirdiği Royal Jelly Immunity Plus ürününde arı sütü, propolis, ekinezya ve polen kullanıyor. Bu ürün, direnci artırıcı etkileri ile biliniyor. Diğer arı sütlerinden ayıran en önemli özelliği, birinci sınıf arı sütü kullanılarak formüle edilmiş olmasıdır. "Süper gıda" tanımına girenler Arı sütü, işçi arıların tükürük bezlerinden salgılanan bir madde olup kraliçe arı ve larvaların beslenmesinde kullanılır. %65'i su olan bu madde, protein, lipitler, çeşitli amino asitler, A, E, C ve D vitaminleri ve bol miktarda demir ve kalsiyum gibi mineraller içerir. Dolayısıyla insanlar için de oldukça besleyici bir gıda olarak kabul edilir. Arı kovanlarını koruyan propolis, insan sağlığı için de güçlü bir kalkan görevi görür. Royal Jelly Immunity Plus, Brezilya kaynaklı bir tür olan "tarla biberiyesi" kullanılarak elde edilen yeşil propolisin yanı sıra, genellikle Avrupa kavak tomurcuklarından elde edilen kahverengi propolis içermektedir. Bu propolis türü, kovanların "doğal kalkanı" olarak bilinir. Royal Jelly Immunity Plus’ın nitelikleri Organik arı sütü içeriği sayesinde doğal bir antibiyotik görevi üstlenir. Antibakteriyel ve antiviral etkileri vardır. Vücudun direncini artırır. Üst solunum yollarını destekler. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Ruh halini iyileştirmeye katkı sağlar. Kolesterol ve kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir. Arkopharma’nın sürdürülebilirlik anlayışı Doğaya olan borcunu ödemek - Arıcıdan nihai ürüne kadar üst düzey izlenebilirliği sağlamak, - İyi hayvancılık uygulamaları ve ölüm oranlarını izleyerek yaklaşık 100 milyon arının korunması, - Yem bölgesi çevresindeki kimyasal ve elektromanyetik kirliliği sınırlandırarak İç Moğolistan'daki 150 km2'lik koruma alanının korunmasına katkıda bulunmak, - Arı kovanlarının 20 km yarıçapında toprak, hava ve su kalitesini izlemek, - Yerel arıcılara ve 3440 kovana etik bir tüzük aracılığıyla uzun vadeli destek vermek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüketicilerin Yüzde 64’ü Büyük İndirim Günleri Dışında da Alışveriş Yapıyor Haber

Tüketicilerin Yüzde 64’ü Büyük İndirim Günleri Dışında da Alışveriş Yapıyor

İndirim sezonları, yılbaşı hazırlıkları ve okula dönüş dönemi alışveriş hızı artırsa da tüketimin sadece kısa süreli kampanyalarla sınırlı olmadığını görüyoruz. Yapılan araştırmalara göre, tüketicilerin yüzde 64’ü büyük indirim günleri haricinde de alışveriş yapmaya devam ediyor. Harcamalar çeyrek boyunca dengeli bir şekilde dağılım gösteriyor; Ekim'de yüzde 26, Kasım'da yüzde 37 ve Aralık'ta yüzde 38 oranında gerçekleşiyor. TikTok’un yeni araştırması, Türkiye’deki alışveriş alışkanlıklarının değişimini gözler önüne seriyor. TikTok Marketing Science Türkiye tarafından gerçekleştirilen bu araştırma, platformun alışveriş sürecinin her aşamasında eşsiz bir etki yarattığını ortaya koyuyor. Türkiye’de medya kanalları, e-postalar ve hatta ağızdan ağıza iletişim dahil ürün keşiflerinin yüzde 15’i TikTok üzerinden sağlanıyor. Türkiye’de alışveriş sadece kısa vadeli indirim dönemlerinden oluşmuyor Araştırma, yılın dördüncü çeyreğinin, Türkiye'de hem alışveriş hem de kültürel hareketliliğin doruk noktası olduğunu gösteriyor. Küresel indirim günleri, yılbaşı hazırlıkları, okul dönemi ve sosyal etkinliklerle birleşerek markalar için en yoğun sezonu oluşturuyor. Bununla birlikte, bu dönem sadece kısa süreli kampanyalarla sınırlı değil. Tüketicilerin yüzde 64’ü, büyük indirim günlerinin dışında da alışveriş yapıyor. Harcamalar çeyrek dönem boyunca dengeli bir şekilde yayılıyor; Ekim’de yüzde 26, Kasım’da yüzde 37 ve Aralık’ta yüzde 38 oranında gerçekleşiyor. Keşfi alışverişe dönüştürüyor Kullanıcıların yüzde 55’i TikTok’ta izledikleri videolardan sonra plansız veya ani kararlarla alışverişe yöneldiklerini ifade ediyor. Platform, sadece ürün tanıtımının ötesine geçerek, satın alma kararlarını tetikleyen bir keşif alanı haline geldi. Türkiye’de kullanıcıların yüzde 95’i #Sizinİçin sayfasını "alışverişin başlangıç noktası" olarak tanımlıyor ve yüzde 84’ü TikTok’un onlara ne alacaklarını gösterdiğini belirtiyor. Reklamlar deneyimin doğal bir parçası Türkiye'deki kullanıcıların yüzde 80’i TikTok’ta reklam görmeye diğer platformlara kıyasla daha açık olduklarını belirtirken, yüzde 76’sı markalı içerikleri daha güvenilir buluyor ve yüzde 78’i reklam izlemekten keyif aldığını ifade ediyor. Bu bulgular, TikTok reklamlarının kullanıcı deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor. “TikTok, markalar için çarpan etkisi oluşturuyor” TikTok Türkiye, Orta ve Güney Asya Küresel İş Çözümleri Lideri Barış Aldanmaz, araştırma sonuçlarını şu şekilde değerlendirdi: “TikTok, tüketici yolculuğunun her anında etkin bir rol oynuyor. Keşif, satın alma ve sonrası marka sadakati artık aynı ekosistemin bileşenleri. Türkiye’de, yaratıcılığın, kültürün ve ticaretin kesiştiği noktada TikTok, markalar ve tüketiciler arasındaki bağı yeniden tanımlıyor, markalar içinse çarpan etkisi yaratıyor. Türkiye’deki kullanıcıların keşif odaklı alışveriş davranışlarını hızlıca benimsediğini gözlemliyoruz. Bu durum, markalar için erken temas ve sürekli etkileşimle büyüme fırsatlarını artırıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.