Hava Durumu

#Kahverengi Kokarca

giresunsonhaber - Kahverengi Kokarca haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kahverengi Kokarca haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MİLLETVEKİLİ ELMAS: "FINDIK ALIM FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK BİR RAKAM OLACAK" Haber

MİLLETVEKİLİ ELMAS: "FINDIK ALIM FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK BİR RAKAM OLACAK"

MİLLETVEKİLİ ELMAS: "FINDIK ALIM FİYATI ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK BİR RAKAM OLACAK" ANKARA – AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM Genel Kurulu'nda fındıkla ilgili verilen önerge üzerine AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, hükümetin fındık üreticisine yönelik desteklerini anlattı. Elmas, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) alım fiyatının hasat öncesinde açıklanacağını belirterek, "Üreticinin yüzünü güldürecek bir rakam olacak." dedi. Fındığın yüz binlerce ailenin geçim kaynağı ve Türkiye için stratejik bir ihracat ürünü olduğunu vurgulayan Elmas, önergeyle devletin üreticiyi yalnız bıraktığı yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını savundu. Bunun gerçeği yansıtmadığını ifade eden Elmas, AK Parti iktidarları döneminde fındık üreticilerine önemli destekler sağlandığını söyledi. Elmas, 2009 yılından bugüne kadar fındık üreticilerine yaklaşık 16 milyar lira destek verildiğini belirterek, alan bazlı gelir desteği, mazot ve gübre desteği, TMO alımları ile düşük faizli krediler gibi uygulamalarla üreticinin yanında olduklarını kaydetti. Kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele kapsamında bugüne kadarki en kapsamlı çalışmaların yürütüldüğünü dile getiren Elmas, feromon tuzakları, biyolojik ve kimyasal mücadele, ilaçlama çalışmaları ile yararlı böcek salımı için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 138 milyon liralık kaynak kullanıldığını ifade etti. Giresun'da ise İŞKUR aracılığıyla oluşturulan ekipler için Toplum Yararına Program kapsamında 5 milyon lira kaynak ayrıldığını söyledi. Geçen yıl yaşanan zirai don afetinin ardından üreticilerin yalnız bırakılmadığını belirten Elmas, 21 bin 464 fındık üreticisine toplam 541 milyon 437 bin 173 lira destek sağlandığını açıkladı. Fındık alım fiyatına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Elmas, hasat sezonu başlamadan önce TMO'nun alım fiyatını açıklayacağını belirterek, fiyatın üreticiyi memnun edecek seviyede olacağını ifade etti. Rekolte tahminlerinin uzmanlar tarafından bilimsel veriler ışığında hazırlandığını söyleyen Elmas, Rekabet Kurumu'nun da üretici aleyhine oluşabilecek piyasa hareketlerini yakından takip ettiğini dile getirdi. Konuşmasında TMO'nun altyapısına da değinen Elmas, kurumun 200 bin ton depolama kapasitesi, yaygın alım noktaları ve dijital altyapısıyla üreticinin emeğine sahip çıktığını söyledi. Lisanslı depoculuğun önemine vurgu yapan Elmas, üreticilere "Fındığınızı emanete vermeyin, lisanslı depolarda muhafaza ederek değer kazandırın." çağrısında bulundu. Elmas, Giresun Üniversitesi'nin Fındık İhtisas Üniversitesi olarak sektöre bilimsel katkı sunduğunu da belirterek, katma değerli üretim projeleriyle Türk fındığının uluslararası rekabet gücünün artırılması için çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ Haber

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ Toprak Mahsulleri Ofisi, 2025 mahsulü kabuklu fındık alımlarında Giresun kalite için 200, levant kalite için 195, sivri kalite için 190 lira fiyat uyguladı. Don nedeniyle üretimin sert biçimde gerilediği sezonda alımlar randevulu sistemle yürütüldü; bölgesel haritalarda altı başmüdürlüğe bağlı 28 alım noktası işaretlendi. 2026 hasadı yaklaşırken üretici şimdi yeni fiyatı, kalite kriterlerini, ödeme takvimini ve alım noktalarını bekliyor. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2025 yılı kabuklu fındık alım kampanyası; düşük rekolte, nisan ayında yaşanan zirai don, kahverengi kokarca kaynaklı kalite kayıpları, serbest piyasa fiyatları ve randevulu teslim sistemi altında yürütüldü. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025-2026 sezonu alım fiyatlarını 5 Ağustos 2025’te açıkladı. TMO, randevu sistemini 18 Ağustos’ta açtı, kabuklu fındık alımına ise 25 Ağustos’ta başladı. İlk aşamada 16 alım noktasının faaliyete geçirilmesi, hasat ve üretici talebine göre bu sayının 61’e kadar çıkarılması planlandı. DON ÜRETİMİ 453 BİN TONA DÜŞÜRDÜ 2025 sezonunun en belirleyici gelişmesi nisan ayında yaşanan zirai don oldu. TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Türkiye’nin 2024’te 717 bin ton olan fındık rekoltesinin 2025’te yüzde 37 kayıpla 453 bin tona gerilediğini açıkladı. Rekolte çalışması; tarım il müdürlükleri, ziraat odaları, TMO temsilcileri, araştırma enstitüleri ve üniversitelerin saha incelemeleriyle hazırlandı. Güldal, hasadın ilk dönemindeki gözlemlerin 453 bin tonluk tahminin bile iyimser kalabileceğine işaret ettiğini söyledi. Ürün miktarındaki düşüş, piyasadaki arz beklentisini değiştirdi. Sezonun ilk günlerinde Sakarya başta olmak üzere bazı üretim bölgelerinde serbest piyasa fiyatlarının TMO’nun açıkladığı rakamların üzerine çıktığı görüldü. Bu durum TMO’yu birçok bölgede doğrudan en yüksek fiyatı veren alıcıdan çok, piyasanın aşağı yönlü hareketini sınırlayan referans alıcı konumuna taşıdı. GİRESUN KALİTEYE 200, LEVANT KALİTEYE 195 LİRA TMO, 2025 mahsulü kabuklu fındık fiyatlarını yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre belirledi: Ürün grubu 2025 TMO alım fiyatı Giresun kalite 200 TL/kg Levant kalite 195 TL/kg Sivri kalite 190 TL/kg Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kalite fındığa kilogram başına 4 lira, levant kalite fındığa ise 3,90 lira ilave ödeme uygulandı. Böylece yüksek randımanlı ve iyi kurutulmuş ürünün fiyatı taban rakamın üzerine çıktı. TMO, fiyat politikasını üreticinin depolama ve finansman ihtiyacını karşılamak, pazarlama döneminde oluşabilecek baskıyı azaltmak ve piyasa istikrarını korumak amacıyla oluşturduğunu bildirdi. Ürün bedelleri için 30 günlük ödeme takvimi açıklandı; ödemelerin imkânlar ölçüsünde daha kısa sürede yapılması planlandı. ALIMLAR RANDEVUSUZ YAPILMADI TMO’ya ürün teslim etmek isteyen üreticiler randevularını kurumun internet sitesi, e-Devlet veya TMO iş yerleri üzerinden aldı. Randevusu bulunmayan üreticilerin doğrudan alım noktasına giderek ürün teslim etmesine izin verilmedi. Uygulama, alım merkezlerindeki araç ve üretici yoğunluğunu azaltmak, aynı güne yığılan teslimatları kontrol etmek ve analiz işlemlerini sıraya koymak amacıyla sürdürüldü. Randevu işlemi altı aşamada tamamlandı: TMO’nun resmi internet sitesindeki “Ürün Alım Randevu” bölümüne girildi.T.C. kimlik numarası veya e-Devlet üzerinden sisteme giriş yapıldı, aydınlatma metni onaylandı.Sisteme ilk kez giren üreticiler telefon numarası ve e-posta bilgilerini kaydetti.Telefona gönderilen doğrulama kodu sisteme yazıldı.Banka bilgileri, ürün çeşidi, teslim edilecek işyeri, ürün miktarı ve teslim tarihi seçildi.“Randevu Oluştur” ve “Kaydet” işlemlerinin ardından randevu bilgisi kısa mesajla üreticiye iletildi. RUTUBET VE RANDIMAN TESLİMİN MERKEZİNDEYDİ Alım noktasına getirilen her ürün doğrudan kabul edilmedi. Fındık önce numune alma ve analiz işleminden geçirildi. Rutubet, sağlam iç oranı, buruşuk iç, çürük ve bozuk tane ile yabancı madde miktarı kontrol edildi. TMO’nun açıkladığı temel kriterlerde rutubet oranının en fazla yüzde 6,5, sağlam iç fındık oranının en az yüzde 40, buruşuk iç oranının en fazla yüzde 10 ve yabancı madde oranının en fazla binde 5 olması istendi. Kurum, üreticileri erken hasattan kaçınmaları ve fındığı teslimden önce yeterince kurutmaları konusunda uyardı. Kurutulmadan getirilen ürünlerde yüksek rutubet, teslimin ertelenmesine ve üreticinin fındığı yeniden kurutmak zorunda kalmasına yol açtı. Erken hasat edilen fındıkta ise randıman ve sağlam iç oranı düştüğü için üreticinin kilogram başına alacağı bedel geriledi. Kahverengi kokarcanın oluşturduğu emgi zararı da analiz sürecinin önemli başlıklarından biri oldu. Güldal, çürük ve bozuk iç fındık oranında daha önce yüzde 5 olarak uygulanan sınırın kokarca zararının etkisini azaltmak amacıyla yüzde 7’ye çıkarıldığını hatırlattı. TMO, yalnızca 2025 mahsulü ürün kabul etti. Eski yıl mahsulü fındık ile eski ve yeni mahsulün karıştırıldığı ürünler alım kapsamı dışında bırakıldı; ürünün doğal renk ve kokusunu taşıması ve dış yüzeyinin ıslak olmaması şartı uygulandı. 2025 HARİTALARINDA 28 ALIM NOKTASI İŞARETLENDİ Sezon başlangıcında 16 noktada alım yapılacağı, ihtiyaca göre kapasitenin 61 noktaya kadar genişletilebileceği açıklanırken, 2025 bölgesel alım haritalarında altı başmüdürlüğe bağlı toplam 28 nokta işaretlendi. Alım noktalarının bölgelere göre, en fazla noktadan en aza doğru dağılımı şöyle oluştu: Sıra TMO başmüdürlüğü Alım noktası sayısı Haritada işaretlenen noktalar 1 Samsun 7 Bafra, Samsun Merkez, Çarşamba, Terme, Ayvacık, Salıpazarı, Tokat-Erbaa 1 Sakarya 7 Adapazarı, Akyazı, Kocaali, Akçakoca, Düzce Merkez, Alaplı, Bartın Merkez 3 Ordu 5 İkizce, Ünye, Fatsa, Ordu Merkez, Ulubey 3 Trabzon 5 Beşikdüzü, Akçaabat, Ortahisar, Arsin, Artvin-Borçka 5 Giresun 3 Giresun Merkez, Espiye, Eynesil 6 Kocaeli 1 Kandıra Toplam 28 Samsun ve Sakarya başmüdürlükleri yedişer noktayla en geniş teslim ağına sahip bölgeler oldu. Ordu ve Trabzon beşer, Giresun üç, Kocaeli ise bir alım noktasıyla haritada yer aldı. Artvin’in Borçka ilçesindeki ekip şefliği, diğer bazı merkezlerden daha geç olarak 8 Eylül 2025’te hizmete açıldı. Bu uygulama, bütün noktaların aynı gün açılmadığını; alım merkezlerinin hasat takvimi ve bölgesel ihtiyaca göre kademeli biçimde devreye alındığını gösterdi. ÜRETİCİ FİYAT, NAKLİYE VE ÖDEME SÜRESİNİ BİRLİKTE DEĞERLENDİRDİ TMO fiyatı üretici için güvence oluştururken teslim kararı yalnızca kilogram fiyatına bağlı kalmadı. Üreticiler; serbest piyasanın günlük fiyatını, ürünün randımanını, TMO analizinde oluşabilecek kesintileri, en yakın alım noktasına nakliye maliyetini ve ürün bedelinin ödeme tarihini birlikte değerlendirdi. Serbest piyasanın TMO fiyatının üzerine çıktığı yerlerde ürün özel sektöre yönelirken, piyasa fiyatının zayıfladığı veya alıcının düşük fiyat verdiği bölgelerde TMO’nun müdahale alımı üreticinin pazarlık gücünü korudu. TMO Genel Müdürü Güldal da üreticilere ürünlerini kurumun ilan ettiği fiyatın altında satmamaları çağrısı yaptı. 2026 İÇİN FİYAT, TARİH VE NOKTA LİSTESİ BEKLENİYOR 5 Ağustos 2026 itibarıyla TMO ve Tarım ve Orman Bakanlığının erişilebilir resmi fındık duyurularında 2026-2027 sezonuna ait kabuklu fındık alım fiyatı, randevu başlangıç tarihi ve bölgesel alım noktaları listesi yayımlanmadı. Resmi kanallarda erişilebilen son ayrıntılı fiyat duyurusu 2025-2026 sezonuna ait bulunuyor. Üreticinin 2026 sezonunda yalnızca kilogram fiyatını değil; alım merkezlerinin bahçelere yakınlığını, noktaların hangi tarihte açılacağını, günlük teslim kapasitesini, randıman primini, kokarca zararına uygulanacak toleransı ve ürün bedelinin kaç gün içinde ödeneceğini öğrenmesi gerekiyor. Geç açıklanan veya sınırlı tutulan alım ağı, üreticinin nakliye giderini ve özel alıcı karşısındaki zaman baskısını artırırken, erken ilan edilen güçlü bir alım programı serbest piyasadaki fiyat oluşumunu doğrudan etkiliyor.

İHRACATÇILAR MART AYINDAN BERİ 800 BİN TONUN ÜZERİNDE REKOLTE BEKLİYOR Haber

İHRACATÇILAR MART AYINDAN BERİ 800 BİN TONUN ÜZERİNDE REKOLTE BEKLİYOR

İHRACATÇILAR MART AYINDAN BERİ 800 BİN TONUN ÜZERİNDE REKOLTE BEKLİYOR Fındık ihracatçılarının 2026-2027 sezonu için mart ayında 829 bin 239 ton olarak açıkladığı ilk rekolte tahmini, mayıs ayında 809 bin 940 ton olarak güncellendi. İki çalışma arasında 19 bin 299 tonluk düşüş bulunmasına rağmen ihracatçıların yüksek rekolte beklentisinin ana çerçevesi değişmedi. (Ekonomim) Türkiye’nin 2026-2027 sezonu fındık rekoltesine ilişkin ihracatçı birlikleri tarafından yapılan iki ayrı saha çalışması, üretimin 800 bin tonun üzerinde gerçekleşeceği yönündeki beklentinin mart ayından mayıs ayına kadar korunduğunu gösterdi. İlk çalışma çiçek sayımına, ikinci çalışma ise karanfilden çotanağa dönüşüm sürecinde yapılan yeni saha incelemelerine dayandırıldı. (Ekonomim) 7 MART: İLK TAHMİN 829 BİN 239 TON 7 Mart 2026, saat 11.57 — Ekonomim — Veysel Ağdar: “2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı” başlığıyla yayımlanan haberde, ihracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı ilk çalışması aktarıldı. Haberde 12 ilde, 79 ilçede, 446 bahçede ve 1.483 dal üzerinde yapılan sayımlar sonucunda Türkiye’nin 2026-2027 sezonu ilk tahmini fındık rekoltesinin 829 bin 239 ton olarak belirlendiği bildirildi. Haber aynı gün saat 12.26’da güncellendi. (Ekonomim) İlk değerlendirmede, yeni sezon ürünüyle mevcut stokların birlikte hesaplanması hâlinde Türkiye’nin toplam fındık arzının 800-900 bin ton aralığında olabileceği belirtildi. Bu rakam, ihracatçıların sezonun daha başlangıcında güçlü bir üretim ve arz beklentisi taşıdığını ortaya koydu. (Ekonomim) 10 MART: AYNI TAHMİN AYRINTILARIYLA YAYIMLANDI 10 Mart 2026, saat 00.00 — Ekonomim — Veysel Ağdar: “İhracatçı birliklerinin fındık rekolte tahmini 829 bin ton” başlıklı ikinci haberde, aynı çalışmanın ayrıntıları yeniden yayımlandı. Bu yayında çalışma alanı 17 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal olarak verilirken rekolte tahmini yine 829 bin 239 ton olarak korundu. (Ekonomim) 7 Mart tarihli ilk haberde il sayısı 12, 10 Mart tarihli ayrıntılı haberde ise 17 olarak yer aldı. Buna karşılık ilçe, bahçe ve dal sayıları ile açıklanan toplam rekolte tahmini değişmedi. (Ekonomim) 14 MAYIS: İKİNCİ SAHA ÇALIŞMASI 809 BİN 940 TON DEDİ 14 Mayıs 2026, saat 13.55 — Ekonomim — Veysel Ağdar: “INC’de açıklandı: Türkiye’nin fındık üretimi 810 bin ton” başlıklı haberde, 12-14 Mayıs 2026 tarihlerinde Makao’da düzenlenen 43. Dünya Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’nde açıklanan yeni tahminler aktarıldı. Türkiye’nin 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 809 bin 940 ton olarak duyuruldu. Haber aynı gün saat 15.04’te güncellendi. (Ekonomim) Mayıs ayında açıklanan rakamın, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinin ikinci saha çalışmasına dayandığı belirtildi. Çalışma kapsamında Batı ve Doğu Karadeniz’de 7 il, 64 ilçe ve 409 bahçede inceleme yapıldı; 1.342 dal üzerinden karanfilden çotanağa dönüşüm süreci değerlendirildi. Bahçelerdeki kayıp oranlarının bölge ve çeşitlere göre yüzde 5 ile yüzde 40 arasında değiştiği; uç kuruması, fındık filiz güvesi ve kahverengi kokarca gibi etkenlerin bazı bölgelerde verimi etkilediği kaydedildi. (Ekonomim) 19 BİN 299 TONLUK REVİZYON, YÜKSEK BEKLENTİYİ DEĞİŞTİRMEDİ Mart ayında açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk tahmin ile mayıs ayında açıklanan 809 bin 940 tonluk ikinci tahmin arasında 19 bin 299 tonluk düşüş oluştu. Ancak ikinci saha çalışmasında kayıp ve zararlı etkileri hesaba katılmasına rağmen tahminin 800 bin tonun üzerinde kalması, ihracatçıların mart ayında ortaya koyduğu yüksek rekolte beklentisini sürdürdüğünü gösterdi. (Ekonomim) Açıklanan rakamlar kesin hasat sonucu değil, sezonun farklı aşamalarındaki saha gözlemlerine dayalı tahminlerden oluşuyor. Nihai ürün miktarı; hava koşulları, döllenme ve çotanak gelişimi, hastalık ve zararlılar, ürün dökümü, randıman ve hasat dönemindeki gelişmelerin ardından ortaya çıkacak. (Ekonomim) GEÇEN SEZON TAHMİNLER AŞAĞI YÖNLÜ REVİZE EDİLMİŞTİ 10 Mart tarihli haberde aktarılan verilere göre ihracatçı birliklerinin 2025-2026 sezonu için açıkladığı tahminler yıl içinde önemli ölçüde değişmişti. Şubat ayında 768 bin 715 ton olarak açıklanan tahmin, mayısta 609 bin 384 tona, temmuzda 601 bin 206 tona ve kasım ayındaki revizyonla 528 bin 808 tona gerilemişti. Geçen sezon yaşanan zirai don ve olumsuz hava koşulları, ilk tahminlerle sonraki değerlendirmeler arasında ciddi fark oluşmasına neden olmuştu. (Ekonomim) Bu geçmiş tablo, 2026-2027 sezonu için mart ve mayıs aylarında açıklanan 829 bin 239 ton ve 805 bin 246 tonluk rakamların sezon içindeki gelişmelere göre yeniden değerlendirilebileceğini gösteriyor. Bununla birlikte ihracatçılar, iki ayrı saha çalışmasında da Türkiye için 800 bin tonun üzerinde rekolte beklentisini koruyor. (Ekonomim)

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ: Haber

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ:

KAHVERENGİ KOKARCA KİVİYE DE YÖNELDİ: MEYVE DIŞTAN SAĞLAM, İÇTEN HASARLI KALABİLİYOR Fındık Araştırma Enstitüsü, kahverengi kokarcanın kivi bahçelerinde yoğun olarak görüldüğünü duyurdu. Bilimsel araştırmalar, zararlının meyve dokusunu emerek kabuk altında yeşil ve beyaz lekeler oluşturduğunu; böcek yoğunluğu arttıkça hasarın ağırlaştığını gösteriyor. Üreticinin takvime bakarak gelişigüzel ilaçlama yapması değil, bahçeyi düzenli kontrol ederek mücadele eşiğine göre hareket etmesi gerekiyor. Fındıkla özdeşleşen kahverengi kokarca tehdidi, Karadeniz’in önemli alternatif ürünlerinden kiviye de uzandı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, istilacı zararlının kivi bahçelerinde yoğun biçimde görüldüğünü belirterek üreticileri zamanında ve doğru mücadele konusunda uyardı. Enstitünün açıklamasında, 300’den fazla konukçuya sahip kahverengi kokarcanın yalnızca fındıkla beslenmediği; kivi başta olmak üzere çok sayıda meyve ve sebze türünde ürün kaybına yol açabildiği vurgulandı. Tarım ve Orman Bakanlığının geçici tavsiye listesinde yer alan bitki koruma ürünlerinin üretim dönemi, etiket bilgisi ve hasat aralığı dikkate alınarak kullanılması istendi. ZARAR KABUĞUN ALTINDA GİZLENEBİLİYOR Kahverengi kokarca, ergin ve nimf dönemlerinde sokucu-emici ağız yapısıyla meyve dokusuna giriyor. Bitki özsuyunu emerken dokuda bozulmaya yol açan salgılar bırakıyor. Bunun sonucunda meyvede çöküntü, şekil bozukluğu, sertleşme ve kabuk altında süngerimsi alanlar oluşabiliyor. Kivideki kritik sorunlardan biri, hasarın ilk bakışta dış yüzeyden tam olarak fark edilememesi. Journal of Pest Science dergisinde yayımlanan kontrollü kafes çalışmasında “Hayward”, “Xuxiang” ve “Nongdajinmi” çeşitleri incelendi. Hem nimflerin hem de erginlerin kivi kabuğunun altında yeşil ve beyaz zarar lekeleri oluşturduğu belirlendi. Deney koşullarında zarar görülen meyve oranı çeşitlere göre yüzde 73,5 ile yüzde 82,5 arasında ölçüldü. Bu rakamlar Türkiye’deki bahçeler için doğrudan ürün kaybı tahmini değil; zararlının kivide oluşturabileceği hasarın niteliğini ve potansiyelini gösteren kontrollü deney sonuçlarıdır. Çalışmada böcek sayısı arttıkça zarar şiddetinin de yükseldiği görüldü. Meyve başına düşen zararlı yoğunluğu arttığında kabuk altındaki hasar ağırlaştı; kafeslere dört veya daha fazla böcek bırakılan gruplarda zarar şiddeti, iki böcek bulunan gruplara göre belirgin biçimde yükseldi. Bilimsel araştırmanın sonuçları FINDIKTAN KİVİYE GEÇİŞ, MÜCADELEYİ BAHÇE SINIRLARININ DIŞINA TAŞIYOR Kahverengi kokarca çok sayıda bitki üzerinde beslenebildiği için tek bir bahçedeki mücadele yeterli olmayabiliyor. Zararlı; farklı konukçu bitkiler, bahçe kenarları, yabani bitkiler ve yerleşim alanlarındaki kışlaklar arasında hareket edebiliyor. Bu özellik, fındık ve kivi bahçelerinin birbirine yakın olduğu Karadeniz üretim alanlarında düzenli saha takibini daha önemli hâle getiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, zararlının meyve bahçelerine girişinden hasada kadar farklı gelişme dönemlerinde görülebileceğini, bu nedenle popülasyonun sezon boyunca izlenmesi gerektiğini bildiriyor. Feromon tuzakları varlığı ve hareketliliği takip etmeye yardımcı olsa da ilaçlama kararı yalnızca tuzakta böcek görülmesine dayandırılmamalı; bahçe içindeki örnekleme sonuçları esas alınmalı. KİVİDE SAYIM DARBEYLE DEĞİL, GÖZLE YAPILIYOR Bakanlığın mücadele esaslarına göre kivi bahçelerinde örnekleme gözle inceleme yöntemiyle gerçekleştiriliyor. Üreticinin yalnızca meyveye bakması yeterli değil; yaprak, sürgün ve dalların da kontrol edilmesi gerekiyor. 1–10 dekarlık bahçelerde 10 omca, 11–20 dekarlık bahçelerde 20 omca, 20 dekardan büyük bahçelerde 30 omca inceleniyor. Örneklemede 10 omcada toplam 10 nimf veya 10 ergin görülmesi, kimyasal mücadele için önerilen eşik olarak kabul ediliyor. Bu eşik, bahçede zararlı görülür görülmez gelişigüzel ilaçlama yerine sayım ve gözleme dayalı karar verilmesini sağlıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı mücadele esasları KİMYASAL MÜCADELEDE ETİKET VE HASAT ARALIĞI KRİTİK Tarım ve Orman Bakanlığının geçici tavsiye listesinde kivi için bitki koruma seçenekleri bulunuyor. Ancak tavsiye geçerlilikleri, ürün ruhsatları ve kullanım koşulları değişebildiği için uygulama öncesinde Bakanlığın güncel Bitki Koruma Ürünleri Veri Tabanı kontrol edilmeli. Yalnızca kivi ve kahverengi kokarca için tavsiye edilen ürün; etiketteki doz, uygulama sayısı ve son ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreye uyularak kullanılmalı. Özellikle hasada yaklaşan dönemde bekleme süresinin ihlal edilmesi, üründe kalıntı riskini artırabilir. Daha yüksek doz ya da daha sık uygulama daha güçlü mücadele anlamına gelmediği gibi faydalı böcekler, çevre ve gıda güvenliği üzerinde ek baskı oluşturabilir. Bakanlık, uygulamanın yağmurlu günlerde ve güneşli öğle saatlerinde yapılmamasını, bitkinin her tarafının uygun biçimde ilaçlanmasını ve uygulamadan yedi gün sonra canlı zararlı sayısının yeniden kontrol edilmesini öngörüyor. Bakanlığın geçici tavsiye listesi TEK BAŞINA İLAÇLAMA DEĞİL, ENTEGRE MÜCADELE Kahverengi kokarcayla mücadelede kimyasal uygulama tek araç değil. Kışlamak için ev, depo ve işyerlerine yönelen erginlerin toplandıkları noktalarda mekanik olarak imha edilmesi, popülasyonun feromon tuzaklarıyla izlenmesi ve biyolojik mücadele birlikte yürütülüyor. Zararlının yumurtalarını parazitleyen Samuray arıcığı Trissolcus japonicus, biyolojik mücadelenin önemli unsurlarından biri. Fındık Araştırma Enstitüsü, Kahverengi Kokarca Ülkesel Entegre Mücadele Projesi kapsamında üretilen Samuray arıcıklarını 6 Temmuz 2026’da Keşap’taki fındık bahçelerine bıraktı. Enstitü, salımlarla birlikte etkinlik ve yayılış izlemelerinin sürdürüleceğini açıkladı. Bu çalışma uzun vadeli biyolojik baskılama açısından önem taşısa da üreticinin kendi kivi bahçesindeki düzenli kontrol ve mücadele sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Keşap’taki biyolojik mücadele çalışması ÜRETİCİNİN UYGULAYACAĞI BEŞ ADIM Kivi omcalarının meyve, yaprak, sürgün ve dallarını düzenli olarak inceleyin. Ergin, nimf ve yaprakların altındaki yumurta kümelerini birlikte takip edin. Bahçe büyüklüğüne uygun sayıda omcada sayım yapmadan ilaçlama kararı vermeyin. Mücadele eşiği aşılmışsa İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden teknik destek alın; yalnızca güncel veri tabanında tavsiye edilen ürünü etikete uygun kullanın. Son ilaçlama ile hasat arasındaki zorunlu süreyi koruyun ve uygulamadan yedi gün sonra bahçeyi yeniden kontrol edin. Fındık Araştırma Enstitüsünün uyarısı, kahverengi kokarcanın yalnızca bir fındık zararlısı olarak ele alınamayacağını gösteriyor. Kivide görünmeyen iç doku hasarı, pazarlanabilir kaliteyi ve üreticinin gelirini tehdit edebilir. Mücadelenin başarısı; erken teşhis, doğru sayım, eşik temelli karar, güncel ruhsat bilgisi ile mekanik, biyoteknik, biyolojik ve kimyasal yöntemlerin birlikte uygulanmasına bağlı.

NAZIM ELMAS: “FINDIK ÜRETİCİMİZ ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI HER ZAMAN ALMAKTADIR” Haber

NAZIM ELMAS: “FINDIK ÜRETİCİMİZ ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI HER ZAMAN ALMAKTADIR”

NAZIM ELMAS: “FINDIK ÜRETİCİMİZ ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI HER ZAMAN ALMAKTADIR” AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM Genel Kurulu’nda fındıkla ilgili Meclis araştırması önergesi üzerine partisinin grubu adına yaptığı konuşmada, hükümetin üreticiye sağladığı destekleri anlattı. Elmas, “Fındık üreticimiz alın terinin karşılığını her zaman almaktadır” diyerek yeni sezon alım fiyatının hasat başlamadan önce açıklanacağını söyledi. AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen fındık konulu Meclis araştırması önergesi üzerine AK Parti Grubu adına söz aldı. Konuşmasına milletvekillerini ve ekranları başında Genel Kurulu izleyen vatandaşları selamlayarak başlayan Elmas, fındığın yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olduğunu ve Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. “ÜRETİCİMİZİN YANINDA OLDUK, OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Elmas, AK Parti iktidarlarının fındık üreticisini yalnız bırakmadığını savunarak, “Fındık üreticimiz alın terinin karşılığını her zaman almaktadır. Yüz binlerce ailemizin geçim kaynağıdır fındık. Bu nedenle AK Parti olarak göreve geldiğimiz ilk günden itibaren fındık üreticimizin yanında olduk. Bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. Araştırma önergesinde ortaya konulan tablonun gerçeği yansıtmadığını ileri süren Elmas, “Önergede çizilen tablo, sanki devlet üreticisini yalnız bırakmış, hiçbir destek vermemiş gibi bir algı oluşturmaya yöneliktir. Oysa gerçekler bunun tam tersini göstermektedir” ifadelerini kullandı. “2009’DAN BUGÜNE 16 MİLYAR LİRA DESTEK SAĞLANDI” Fındık üreticisine sağlanan desteklere ilişkin rakamlar paylaşan Elmas, “AK Parti iktidarları döneminde, 2009 yılından bugüne kadar fındık üreticimize yaklaşık 16 milyar lira destek sağlanmıştır” diye konuştu. Elmas; alan bazlı gelir desteği, mazot ve gübre destekleri, Toprak Mahsulleri Ofisi alımları ve düşük faizli kredilerle üreticinin desteklendiğini söyledi. Giresun ve çevresindeki arazilerin eğimli yapısı nedeniyle hasatta makineleşmenin sınırlı kaldığını belirten Elmas, fileyle toplama başta olmak üzere verimliliği artıracak tedbirlerin uygulandığını kaydetti. KAHVERENGİ KOKARCA VE ZİRAİ DON DESTEKLERİNİ ANLATTI Kahverengi kokarcayla mücadele çalışmalarına da değinen Elmas; feromon tuzaklar, biyolojik ve kimyasal mücadele, kışlak temizliği, ilaçlama ve doğaya yararlı böcek salımı gibi uygulamaların sürdürüldüğünü söyledi. Giresun’da İŞKUR üzerinden kahverengi kokarcayla mücadele edecek ekipler oluşturulduğunu belirten Elmas, bu çalışmalar için Toplum Yararına Program kapsamında yaklaşık 5 milyon liralık bütçe ayrıldığını ifade etti. Geçen yıl yaşanan zirai don afetinin ardından üreticilerin yalnız bırakılmadığını savunan Elmas, “Gerekli destek mekanizmalarını hızla devreye aldık. 21 bin 464 fındık üreticisine 541 milyon 437 bin 173 lira destek verilmiştir” dedi. “FINDIK FİYATI 95 SENTTEN 4 DOLAR 34 SENTE ULAŞTI” Muhalefetin fındık fiyatına ilişkin eleştirilerine de yanıt veren Elmas, fiyat artışını dolar üzerinden değerlendirdi. Elmas, “AK Parti iktidara geldiğinde fındığın kilogram fiyatı yaklaşık 95 sent seviyesindeydi. Geçtiğimiz sezon açıkladığımız alım fiyatı ise 4 dolar 34 sent seviyesine ulaşmıştır. Bu, üreticimizin gelirinin döviz bazında da önemli ölçüde arttığını göstermektedir” ifadelerini kullandı. Yeni sezon fiyatına ilişkin de mesaj veren Elmas, “İnşallah bu yıl da üreticimizin emeğini koruyacak, beklentilerini karşılayacak bir fiyat politikası uygulanacaktır” dedi. TMO’NUN ALIM VE DEPOLAMA KAPASİTESİNİ AÇIKLADI Toprak Mahsulleri Ofisinin fındık sektöründeki rolüne dikkat çeken Elmas, kurumun 200 bin ton depolama kapasitesi, 60 alım merkezi, 80 ekip ile teknolojik ve dijital sistemleri sayesinde üreticinin yanında olduğunu savundu. Giresun Üniversitesinin Fındık İhtisas Üniversitesi olarak görevlendirildiğini de hatırlatan Elmas, üreticilerin bilimsel çalışmalarla desteklenmesinin amaçlandığını söyledi. “BİZ LAF ÜRETMİYORUZ, DESTEK ÜRETİYORUZ” Konuşmasının sonunda hükümetin fındık politikasını savunan Elmas, “Biz laf üretmiyoruz, destek üretiyoruz. Yatırım yapıyoruz. Üreticimizin yanında duruyoruz” dedi. Elmas, yeni sezon fındık alım fiyatının hasat başlamadan önce açıklanacağını da belirtti.

130 BİN SAMURAY ARISI KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI DOĞAYA SALINDI Haber

130 BİN SAMURAY ARISI KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI DOĞAYA SALINDI

130 BİN SAMURAY ARISI KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI DOĞAYA SALINDI Giresun’da fındıkta verim ve kalite kaybına yol açan kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadele büyütüldü. Merkez Aksu Mahallesi’nde 130 bin samuray arısı doğaya bırakılırken, mücadelede hedef zararlının yumurtadan çoğalmasını baskılamak, kimyasal ilaç ihtiyacını azaltmak ve fındık üreticisinin ürün kaybını sınırlamak. GİRESUN’DA BİYOLOJİK MÜCADELE BÜYÜTÜLDÜ Giresun’da kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadelede yeni dönem başladı. Giresun Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, 22 Haziran 2026 Pazartesi günü Merkez Aksu Mahallesi’nde düzenlenen programda 130 bin samuray arısı doğaya salındı. Programa Giresun Valisi Mustafa Koç, Giresun Milletvekilleri Prof. Dr. Nazım Elmas ve Ali Temür, kurum temsilcileri ve davetliler katıldı. (giresun.gov.tr) Vali Mustafa Koç, 2025 yılında 90 bin 664 samuray arısının doğaya bırakıldığını, 2026 yılında bu sayının 130 bine çıkarıldığını açıkladı. Giresun’da yürütülen mücadele kapsamında 46 binden fazla üreticiye eğitim verildi, 102 bini aşkın hanede kışlak mücadelesi yapıldı, feromon ve tuzak dağıtımları gerçekleştirildi. (giresun.gov.tr) KAHVERENGİ KOKARCA NEDİR? Kahverengi kokarca, bilimsel adıyla Halyomorpha halys, Doğu Asya kökenli istilacı ve polifag bir tarım zararlısıdır. Polifag olması, tek bir ürünle sınırlı kalmadığını; fındık, kivi, şeftali, armut, üzüm, mısır, biber ve çok sayıda tarım ürününde beslenebildiğini gösterir. Zararlı, bitkinin meyve ve tohum dokusunu emerek beslenir; fındıkta iç boşluğu, buruşuk iç, lekeli iç, kalite düşüşü ve randıman kaybı oluşturur. (acikerisim.omu.edu.tr) Kahverengi kokarca yalnızca bahçede görülen bir zararlı değildir. Hava sıcaklıkları düştüğünde kışlamak için ev, depo, ahır, odunluk ve benzeri kapalı alanlara yönelir. Bu nedenle mücadele yalnızca fındık bahçesinde değil, kışlak alanlarda da yürütülmek zorundadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, zararlıyı istilacı ve polifag bir tür olarak tanımlarken, sıcaklığın 17 derecenin altına düşmesiyle yerleşim alanlarında yoğunlaştığını bildiriyor. (kahverengikokarca.tarimorman.gov.tr) TÜRKİYE’YE NE ZAMAN VE NASIL GELDİ? Kahverengi kokarca Türkiye’de ilk kez 2017 yılında kayıtlara geçti. EPPO kayıtlarında zararlının Ekim 2017’de Gürcistan sınırına yakın Artvin Kemalpaşa’da doğrulandığı, İstanbul’da da aynı yıl gözlem kayıtları bulunduğu yer alıyor. (gd.eppo.int) Bilimsel çalışmalarda zararlının Türkiye’ye Gürcistan hattı üzerinden Artvin çevresinden ve İstanbul üzerinden taşınma ihtimali öne çıkıyor. Kahverengi kokarca dünyada özellikle ticaret, taşımacılık, konteyner hareketleri, araçlar ve ürün sevkiyatlarıyla yeni bölgelere taşınabilen istilacı türler arasında yer alıyor. (zenodo.org) Doğu Karadeniz’de fındık üretim alanlarının birbirine yakınlığı, sahil hattındaki yoğun insan ve ürün hareketliliği, zararlının çok sayıda bitkide beslenebilmesi ve kışın kapalı alanlarda canlı kalabilmesi yayılımı hızlandırdı. Türkiye’de 2018’den itibaren Doğu Karadeniz’de tespitler artarken, zararlının Karadeniz ve Marmara bölgelerinde yayılma potansiyeli güçlendi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) FINDIKTA ZARARI NEDEN BÜYÜK? Kahverengi kokarca fındıkta özellikle meyvenin gelişim döneminde sokup emerek zarar verir. Bu beslenme biçimi üründe yalnızca miktar kaybı değil, kalite kaybı da oluşturur. Fındıkta iç randımanı düşer, boş ve lekeli iç oranı artar, sanayiye giden üründe kalite sorunu büyür. Giresun açısından risk daha büyüktür; çünkü il ekonomisi fındığa güçlü biçimde bağlıdır. Valilik verilerinde 2025 yılında zirai don, aşırı sıcaklar ve zararlı baskısının etkisiyle fındık rekoltesinin yaklaşık yüzde 30 azalarak 65 bin 735 tona gerilediği belirtildi. Bu düşüş yalnızca kokarcaya bağlanmıyor; ancak zararlı baskısı, iklim kaynaklı stresle birleştiğinde fındıkta verim ve kalite kaybını artıran ana başlıklardan biri haline geliyor. (giresun.gov.tr) Harran Tarım ve Gıda Bilimleri Dergisi’nde yayımlanan 2024 tarihli çalışmada, kahverengi kokarca tipi zararlıların 2017-2022 döneminde Türkiye fındık üretiminde yıllık 106 bin 820 ton, toplamda 640 bin 920 ton kayba yol açtığı hesaplandı. Aynı çalışma, biyolojik mücadele, tuzak ve kimyasal mücadele gibi kontrol yöntemlerinin zararlı popülasyonunu baskılaması halinde yıllık 82 bin 506 tona kadar fındık kaybının önlenebileceğini ortaya koydu. (DergiPark) SAMURAY ARISI NE YAPIYOR? Samuray arısı, bilimsel adıyla Trissolcus japonicus, kahverengi kokarcanın doğal düşmanları arasında yer alan bir yumurta parazitoididir. Bu arı, kahverengi kokarcanın yumurtalarının içine kendi yumurtasını bırakır. Böylece kokarca yumurtasından yeni kokarca çıkmaz; onun yerine samuray arısı çıkar. Bu mekanizma, zararlının yeni nesil oluşturmasını doğrudan hedef aldığı için biyolojik mücadelenin en kritik ayağını oluşturur. (Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğü) Fındık Araştırma Enstitüsü’nde yürütülen üretim çalışmalarında kahverengi kokarca yumurtaları laboratuvar koşullarında parazitleştiriliyor. Parazitlenen yumurtalardan çıkan samuray arıları daha sonra belirlenen alanlarda doğaya bırakılıyor. Giresun’da üretilen samuray arılarının 2026’da Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane’de belirli periyotlarla salınacağı açıklandı. (Haberler) BU ARILAR İŞE YARAYACAK MI? Samuray arısı kahverengi kokarcaya karşı umut veren bir biyolojik mücadele aracıdır; ancak tek başına kısa sürede tüm zararlıyı ortadan kaldıracak bir yöntem değildir. Etkisi uzun vadeli ve popülasyon baskılama temellidir. Arıların doğada tutunması, kokarca yumurtalarını bulması, parazitleme oranının yükselmesi ve yeni samuray arısı popülasyonunun oluşması zaman ister. Bu nedenle başarı; samuray arısı salımı, feromon tuzakları, kışlak mücadelesi, üretici eğitimi, bahçe kontrolleri ve entegre mücadele takviminin birlikte uygulanmasına bağlıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı da salımların kimyasal ilaçtan en az etkilenecek ormanlık alanlar, mezarlıklar, ilaç kullanılmayan bahçeler ve benzeri noktalarda yapıldığını bildiriyor. Bu tercih, samuray arısının doğada yaşama ve çoğalma şansını artırmayı hedefliyor. (kahverengikokarca.tarimorman.gov.tr) KİMYASAL MÜCADELE AZALABİLİR AMA TAMAMEN BİTMEZ Samuray arısı doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyen biyolojik mücadele seçeneği olarak öne çıkıyor. İnsanları sokmayan, bal arılarına zarar vermeyen ve kahverengi kokarca yumurtalarını hedefleyen bu faydalı böcek, özellikle uzun vadede kimyasal mücadele ihtiyacını azaltabilir. Ancak kokarca popülasyonunun yüksek olduğu alanlarda yalnızca biyolojik mücadeleyle sonuç almak güçtür. Giresun’da yürütülen çalışmanın etkili olabilmesi için üreticilerin kışlak döneminde ev, ahır, depo ve müştemilatlarda kokarca temizliğini aksatmaması, bahçelerde düzenli kontrol yapması, feromon tuzaklarını takip etmesi ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün entegre mücadele takvimine uygun hareket etmesi gerekiyor. Valilik de vatandaşların mücadeleye aktif destek vermesini, kışlak alanlarda tedbir alınmasını ve bahçelerde entegre mücadele uygulamalarının aksatılmamasını istedi. (giresun.gov.tr) GİRESUN FINDIĞI İÇİN KRİTİK MÜCADELE Giresun’da 130 bin samuray arısının doğaya salınması, kahverengi kokarcaya karşı yalnızca teknik bir tarımsal uygulama değil, fındık ekonomisini korumaya dönük stratejik bir adım niteliği taşıyor. Zararlının yayılım hızı, fındıkta kalite kaybı oluşturma gücü ve kışlak alanlarda varlığını sürdürebilmesi, mücadelenin tek sezonluk değil, sürekli ve bütünlüklü yürütülmesini zorunlu kılıyor. Samuray arısı salımı, doğru alan seçimi ve üretici katılımıyla desteklendiğinde kahverengi kokarca popülasyonunu baskılayabilir. Giresun’da fındığın geleceği açısından belirleyici olacak nokta, biyolojik mücadelenin kışlak mücadelesi, tuzaklama, eğitim ve bahçe takibiyle aynı anda sürdürülmesidir.

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Haber

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji SınavıPlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’nin fındıkta üretimden teknolojiye uzanan planlı büyümesini görünür kılacak. Türkiye için asıl sınav, bu gelişmeleri izleyen kurumların bilgiyi üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya nasıl aktaracağı olacak. Şili’de 13 Ağustos 2026’da Los Ángeles kentindeki Casa Laura’da düzenlenecek PlanetNuts Day Avellanos 2026, Avrupa fındığında büyüyen bir üretici ülkenin teknik kapasitesini, sanayi bağlantılarını ve küresel pazar hedeflerini aynı programda toplaması bakımından dikkat çekiyor. Etkinliğin hedef kitlesi yalnızca üreticilerden oluşmuyor; danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, sanayi temsilcileri ve karar alıcılar aynı zeminde buluşturuluyor. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya gibi isimlerin yer alması, bahçe yönetimi, sanayi, pazar ve bitki sağlığı başlıklarının birlikte ele alınacağını gösteriyor. Bu etkinlik, Şili’nin fındıkta yalnızca dikim alanını büyüten bir ülke olmadığını; üretimi, teknik danışmanlığı, sürdürülebilir girdileri, bitki sağlığını, işleme teknolojisini, otomasyonu ve ihracat bağlantılarını birlikte yöneten bir sektör mimarisi kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile gibi sponsorların etkinlikte yer alması, bahçeden fabrikaya uzanan bütün zincirin programın parçası haline getirildiğini gösteriyor. Türkiye açısından bu gelişme yalnızca uzak bir rakip ülkenin sektör toplantısı olarak okunamaz. Şili’nin büyümesi, Türkiye’nin fındıkta üretici geliri, Giresun kalite fındığın ayrı konumu, sanayi katma değeri, sürdürülebilirlik standardı, rekolte yönetimi ve teknik bilgi aktarımı başlıklarını yeniden değerlendirmesini gerektiren daha geniş bir strateji dosyasına dönüşüyor. Şili, ikinci büyük üretici konumunu teknik kapasiteyle güçlendiriyor Şili Fındık Komitesi’nin 2026’da yayımladığı verilere göre ülke, 2025/26 sezonunda 120 bin 700 ton kabuklu fındık üretimiyle dünya üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti; aynı değerlendirmede Şili’nin küresel üretimden yaklaşık yüzde 12 pay aldığı, Türkiye’nin ise 518 bin tonla yüzde 49 paya sahip olduğu belirtildi. Şili’de dikim alanının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı ve 2030’a doğru 85 bin hektara yaklaşmasının beklendiği de aynı kaynakta yer aldı. (Comité Del Avellano) Bu tablo, Şili’nin fındıktaki yükselişinin geçici bir üretim artışı değil, uzun vadeli bir tarımsal yatırım hattı olduğunu gösteriyor. Şili’nin avantajı yalnızca yeni dikim alanlarından ibaret değil; mekanizasyon, profesyonel bahçe yönetimi, sanayiyle entegre tedarik zinciri ve büyük alıcıların güvenilir alternatif kaynak arayışı bu büyümeyi destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmelerde de Şili’nin mekanizasyon, verimlilik ve profesyonel yönetimle dünya standartlarını yakaladığına dikkat çekilmişti. (Giresun Son Haber) Türkiye hâlâ dünya fındık piyasasının merkez ülkesi. Ticaret Bakanlığı’nın sektör raporuna göre Türkiye, dünyanın en büyük fındık ihracatçısı konumunu sürdürüyor; ayrıca işlenmiş fındık ürünlerinin ihracattaki payı son yıllarda yüzde 40’lara ulaşmış durumda. Ancak aynı tablo, Türkiye’nin üstünlüğünü yalnızca üretim miktarıyla koruyamayacağını da gösteriyor. Çünkü küresel rekabet artık üretim alanı, verim, teknik danışmanlık, izlenebilirlik, sanayi yatırımı ve markalı ürün kapasitesinin birlikte yönetildiği bir döneme ilerliyor. (https://ticaret.gov.tr) PlanetNuts Day, Şili’nin değer zinciri modelini görünür kılıyor PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın dikkat çekici tarafı, etkinliğin klasik konferans formatının ötesine geçmesi. Programda yalnızca uzman sunumları değil, üreticilerin kendi bahçe deneyimlerini aktaracağı teknik masa formatı da bulunuyor. Bu yapı, teorik bilginin sahadaki karşılığını tartışmaya açıyor; hangi uygulamanın verime etki ettiği, hangi hastalık baskısının üreticiyi zorladığı, hangi budama, besleme veya koruma stratejisinin sonuç verdiği doğrudan üretici deneyimi üzerinden görünür hale geliyor. Bu yönüyle Şili’nin yaptığı, yalnızca etkinlik düzenlemek değil; sektör hafızası oluşturmaktır. Üretici, danışman, araştırmacı, sanayi temsilcisi ve teknoloji firması aynı gündem içinde buluşturulduğunda, fındık yalnızca bahçede yetişen bir ürün olmaktan çıkar ve planlanan, ölçülen, işlenen, pazarlanan bir değer zincirine dönüşür. Türkiye’nin bu gelişmeyi dikkatle izlemesi gerekir. Ancak izlemek, yalnızca Şili’deki toplantıya katılmak, fotoğraf paylaşmak ya da genel izlenim aktarmak anlamına gelmemelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin gerçek değeri, dönüşte üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya sunulan somut bilgiyle ölçülür. Giresun’da aynı dönemde fiyat baskısı ve piyasa belirsizliği öne çıktı Şili’de teknik kapasite ve sektör örgütlenmesi güçlenirken, Giresun’da üreticinin gündemi yeni mahsul öncesi fiyat baskısı oldu. FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi, 5 Haziran 2026’da 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatını 215 TL’den 207 TL’ye düşürdü. Giresun Son Haber’in haberinde, 7 Mayıs 2026’da 227 TL seviyesinde bulunan fiyatın 207 TL’ye kadar gerilediği ve Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan fiyatla karşılaştırıldığında üretici beklentisinin zayıfladığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu fiyat teknik olarak 2025 mahsulü için açıklanmış görünse de, zamanlaması nedeniyle 2026 mahsulü öncesinde piyasanın psikolojik eşiğini etkileyebilecek bir referans niteliği taşıyor. Fiyat açıklayan kurumun piyasada ne kadar alım yaptığı, hangi stok gücüne sahip olduğu ve açıklanan fiyatın fiili alım kapasitesiyle desteklenip desteklenmediği üretici açısından kritik hale geliyor. Giresun Son Haber’deki değerlendirmede de FİSKOBİRLİK’in kaç ton ürün aldığı, ne kadar alım yapacağı ve stok durumuna ilişkin şeffaf bilgi paylaşmamasının üretici güvenini zayıflattığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu nedenle Şili’deki gelişmeler Türkiye açısından yalnızca üretim rekabeti olarak değil, fiyat oluşumu ve üretici pazarlık gücü açısından da okunmalıdır. Rakip ülkeler teknik kapasite ve sanayi entegrasyonu kurarken, Türkiye’de üretici hasat öncesinde düşük referans fiyat, belirsiz rekolte beklentisi ve kurumların piyasa ağırlığı konusundaki soru işaretleriyle karşı karşıya kalıyor. Rekolte tahminleri fiyat dilini erken kuruyor Türkiye’de fındık piyasasında yalnızca gerçekleşen üretim değil, sezon başlamadan açıklanan rekolte tahminleri de fiyat beklentisini etkiliyor. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı ilk tahminine göre 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Giresun Son Haber’in aktardığına göre çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. (Giresun Son Haber) Erken rekolte tahminleri piyasaya güçlü üretim sinyali verdiğinde, hasat başlamadan önce “ürün bol olacak” algısı oluşabiliyor. Bu algı, özellikle finansman ihtiyacı yüksek olan küçük üretici açısından pazarlık gücünü zayıflatma riski taşıyor. Rekolte verisi, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü, kalite ve bölgesel üretim zorluğu ile birlikte değerlendirilmediğinde fiyat tartışması eksik kalıyor. Türkiye’nin fındıkta ihtiyacı olan şey, rekolte tahminlerini yalnızca piyasa sinyali olarak açıklamak değil; bu veriyi üretici gelirini, kalite farkını ve bölgesel maliyet yapısını koruyacak bir politika çerçevesi içinde yönetmektir. Şili’nin üretim alanı artışı ve küresel alıcılar için alternatif kaynak haline gelmesi, Türkiye’de rekolte dilinin daha dikkatli kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Giresun kalite fındık ortalama ürün mantığına bırakılmamalı Giresun kalite fındık, küresel rekabet analizinde yalnızca “Türkiye fındığı” başlığı altında eritilemez. Giresun’da üretim büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir modelle sürdürülüyor. Buna karşılık ova karakteri taşıyan bölgelerde makineleşmeye daha uygun arazi yapısı, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı sağlayabiliyor. (Giresun Son Haber) Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmede, Çarşamba Ovası gibi düz üretim alanlarında dekar veriminin 300-400 kilogram aralığında, Giresun’un dik yamaç üretiminde ise 100-160 kilogram aralığında değerlendirildiği belirtilmişti. Aynı yazıda sahadaki üretici hesabına göre Çarşamba Ovası’nda kilogram maliyetinin 80-100 TL, Giresun kalite üretiminde ise 180-200 TL bandında oluştuğu ileri sürüldü; ayrıca 2025 için tüm bölgeleri kapsayan, aynı metodolojiyle hazırlanmış resmi kilogram maliyet verisine ulaşılamadığı da özellikle not edildi. (Giresun Son Haber) Bu fark, Giresun kalite fındığın neden ayrı ekonomik kategori olarak ele alınması gerektiğini açıklıyor. Aynı fiyat politikası, her bölgede aynı sonucu üretmiyor. Düz arazide yüksek verim ve daha düşük işçilik maliyetiyle çalışan üretici ile dik yamaçta düşük verim ve yüksek insan emeğiyle üretim yapan Giresun üreticisi aynı piyasa mantığına sıkıştırıldığında kalite cezalandırılmış oluyor. Giresun kalite fındık için ayrı referans fiyat, kalite primi, menşe standardı ve bölgesel maliyet farkını dikkate alan destek modeli kurulmadıkça, sürdürülebilirlik söylemi üretici için sahada karşılık bulmaz. Kalite yalnızca övgü cümleleriyle korunamaz; üreticinin gelirine yansımayan kalite zamanla zayıflar. Yaşlı bahçeler ve düşük verim Türkiye’nin rekabet dosyasında ayrı başlık olmalı Türkiye’nin fındıkta yapısal sorunu yalnızca fiyat değildir. Yaşlı bahçeler, eğimli arazi, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan “Fındıkta Kırılma” başlıklı yazıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi’ne göre ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği, bunun dekara yaklaşık 78,46 kilogram ortalama verime işaret ettiği aktarıldı. Aynı yazıda TEPGE’nin 2025 raporunda Doğu Karadeniz’de fındık bahçelerinin önemli bölümünün 50-100 yıllık olduğu ve ekonomik ömrünü tamamlayan bahçelerin yenilenmesi gerektiği belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu veri, Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevabın yalnızca ihracat politikasıyla sınırlı olamayacağını gösteriyor. Bahçe yenileme, toprak analizi, pH yönetimi, çeşit seçimi, gençleştirme, hastalık-zararlı takibi ve iklim riskine göre bölgesel danışmanlık sistemi kurulmadan Türkiye’nin üretim üstünlüğü uzun vadede korunamaz. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesi, laboratuvar altyapısı ve kurumsal hafızası güçlü görünse de, Giresun Son Haber’in özel haberinde sahadaki beklentinin araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek olduğu vurgulandı. Aynı haberde, yaşlanan bahçeyi yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte artıran dönüşümün kamuya açık somut saha verileriyle yeterince görünür olmadığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bitki sağlığı yeni rekabet döneminin ortak başlığına dönüşüyor Şili’deki PlanetNuts programında bitki sağlığı, hastalık baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin öne çıkması tesadüf değil. Fındıkta küresel rekabet yalnızca verim ve fiyatla sınırlı kalmıyor; hastalık ve zararlı yönetimi, ürün kalitesinin ve ihracat güvenliğinin ana unsurlarından biri haline geliyor. Türkiye’de de fındık kurdu, kahverengi kokarca ve külleme üretici gelirini doğrudan etkileyen riskler arasında. Giresun Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2026 yılı takvimine göre fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlı mücadele sahil kolda 13 Mayıs, orta kolda 16 Mayıs, yüksek kolda ise 19 Mayıs’ta başlayacak şekilde planlandı; üreticilere bahçe kontrolü, ruhsatlı ürün kullanımı ve külleme hastalığına karşı dikkatli olma uyarısı yapıldı. (Giresun Son Haber) Bu tablo, Türkiye’nin rakip izleme stratejisinin yalnızca Şili’nin kaç hektar dikim yaptığına veya kaç ton üretim beklediğine bakmakla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Zararlı yönetimi, biyolojik mücadele, erken uyarı sistemi, ruhsatlı ürün kullanımı, teknik eğitim ve bölgesel uygulama takvimi de rekabet stratejisinin parçası haline getirilmelidir. TMO tek başına politika yerine geçemez Türkiye’de üretici her sezon TMO’nun açıklayacağı fiyatı bekliyor. Ancak TMO’nun varlığı, tek başına kalıcı bir fındık politikası anlamına gelmiyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan değerlendirmede, 2026 mahsulü için üreticinin yine TMO’ya bakmasının fındık politikasındaki yapısal eksikliği gösterdiği; TMO’nun FİSKOBİRLİK’in, üretici kooperatiflerinin veya Giresun kalite fındığı dünya markasına dönüştürecek bir sistemin yerine geçemeyeceği belirtildi. (Giresun Son Haber) Fındıkta kalıcı piyasa düzeni için TMO tamamlayıcı bir araç olarak konumlandırılmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk, üretici finansmanı, kaliteye dayalı fiyatlama ve bölgesel ürün ayrımı aynı politika içinde ele alınmalıdır. Üretici hasat döneminde nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü düşük fiyata satmak zorunda kalıyorsa, açıklanan taban fiyatın tek başına koruyucu etkisi sınırlı kalır. Giresun iş dünyasının Rekabet Kurumu’na yaptığı ziyarette de fındık piyasasında tekelleşmenin önlenmesi, üreticinin korunması ve ihracat gücünün artırılması talepleri gündeme taşındı. Bu ziyaret, fındıkta fiyat oluşumu ve alıcı yapısının yalnızca üretici açısından değil, yerel sanayi ve ihracat açısından da stratejik öneme sahip olduğunu gösterdi. (Giresun Son Haber) Sürdürülebilirlik yalnızca alıcının izlenebilirliği olmamalı Küresel fındık ticaretinde sürdürülebilirlik artık isteğe bağlı bir başlık değil. Büyük alıcılar ürünün nerede, hangi koşullarda, hangi sosyal ve çevresel standartlarla üretildiğini daha yakından izliyor. İstanbul’da 2 Haziran 2026’da düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar ele alındı. (Giresun Son Haber) Bu gelişme Türkiye için iki yönlü okunmalıdır. Bir yandan sürdürülebilirlik, ihracat pazarlarında güven sağlayan ve kaliteyi koruyan bir üretim modeli olarak önem kazanıyor. Diğer yandan, izlenebilirlik yalnızca alıcının tedarik zincirini kontrol ettiği bir sisteme dönüşürse üreticinin emeği, maliyeti ve kalite farkı görünmez kalabilir. Giresun kalite fındık için kurulacak sürdürülebilirlik modeli, ürünün hangi bahçeden geldiğini göstermenin ötesine geçmelidir. Bu sistem üreticinin arazi zorluğunu, işçilik maliyetini, düşük dekar verimini, kalite farkını ve gelir hakkını da görünür hale getirmelidir. Ürün izlenebilir olacaksa, üreticinin kaybı ve maliyeti de izlenebilir olmalıdır. Kalite belgelenecekse, kaliteyi üreten emeğin fiyat karşılığı da güvence altına alınmalıdır. Giresun sanayide büyüyor, ancak son mamul eşiği hâlâ kritik Giresun’un fındık sanayisindeki başarıları önemli bir avantaj sağlıyor. Giresun Son Haber’in 17 Haziran 2026 tarihli haberine göre Yavuz Gıda 180’inci, Yavuzkan Hazel 254’üncü ve Ahmet Ak Gıda 364’üncü sıradan İSO 500 listesine girdi. Haberde bu başarının kentin üretim ve ihracat gücünü gösterdiği, ancak ihracatın önemli ölçüde ara mamul ve yarı mamul ürünlere dayandığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Natürel iç fındık, kavrulmuş fındık, kıyılmış fındık, fındık unu ve fındık püresi kabuklu ürün satışına göre daha ileri işleme düzeyini temsil ediyor. Ancak bu ürünlerin büyük bölümü son tüketiciye Giresun markasıyla ulaşan çikolata, bar, gofret, nuga, fındık kreması veya paketli premium ürün haline gelmiyor. Asıl marka değeri çoğu zaman başka ülkelerdeki veya küresel şirketlerdeki nihai ürün zincirinde oluşuyor. Bu nedenle Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevap yalnızca bahçede değil, raflarda da kurulmalıdır. Giresun kalite fındık dünya sanayisinin kaliteli girdisi olmakla yetinmemeli; kendi adı, kendi menşe değeri ve kendi markalı son ürünüyle dünya pazarında daha görünür hale gelmelidir. Fındık atıkları yeni katma değer alanına dönüşebilir Fındıkta katma değer yalnızca iç fındık, kavrulmuş ürün veya fındık kremasıyla sınırlı görülmemelidir. Yan ürünlerin değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi ve gıda teknolojileri de yeni rekabet alanı olarak öne çıkıyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan habere göre Bursa Teknik Üniversitesi’nde Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu yürütücülüğünde TÜBİTAK destekli bir projeyle fındık yağı üretiminden kalan küspelerin ohmik ısıtma yöntemiyle yüksek değerli bitkisel proteine dönüştürülmesi hedefleniyor. Haberde, projenin gıda atıklarının azaltılması, fındığın ekonomik değerinin artırılması ve bitki bazlı alternatif protein kaynaklarının geliştirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu yaklaşım, Türkiye’nin fındık stratejisinin yalnızca ana ürüne odaklanmaması gerektiğini gösteriyor. Küspe, kabuk, yağ, protein, lif, biyokütle ve fonksiyonel gıda bileşenleri gibi alanlar, fındığın ekonomik değerini genişletebilir. Giresun ve Türkiye, fındığı yalnızca tarımsal ürün olarak değil, gıda teknolojisi, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi ürünü olarak da konumlandırmalıdır. Teknik ziyaret üreticiye dönmediğinde bilgi değere dönüşmez Türkiye’den Şili’deki etkinliklere katılacak kurumların, birliklerin, odaların, ihracatçıların veya özel sektör temsilcilerinin katkısı, ziyaretin görünürlüğüyle değil, dönüşte üretecekleri bilgiyle ölçülmelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin ardından hazırlanacak rapor; Şili’deki bahçe yönetimi, budama, hastalık kontrolü, işleme teknolojisi, üretici-danışman ilişkisi, sürdürülebilir girdi kullanımı ve sanayi entegrasyonu başlıklarını Türkiye koşullarıyla karşılaştırmalıdır. Bu rapor yalnızca kurum arşivinde kalmamalıdır. Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce ve Samsun gibi farklı üretim bölgeleri için ayrı uygulanabilirlik notları hazırlanmalı; ziraat odaları, kooperatifler, üniversiteler, ticaret borsaları ve üretici toplantıları aracılığıyla sahaya indirilmelidir. Giresun Son Haber’de Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin yayımlanan haberde, üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca mücadelesi, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve piyasa beklentilerinin gündeme geldiği aktarıldı. Aynı haberde, bu toplantıların üretici açısından gerçek değer üretmesi için hangi verilerle hazırlandığının, hangi kurumların düzenli davet edildiğinin, alınan kararların nasıl izlendiğinin ve üreticiye ne kazandırdığının kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu çerçeve, yurt dışı teknik ziyaretler için de geçerli olmalıdır. Şili’de izlenen her sunum, Türkiye’ye ancak üreticinin bahçesinde, sanayicinin yatırım kararında ve politika yapıcının düzenlemesinde karşılık bulduğu ölçüde değer kazandırır. Türkiye’nin Şili’ye cevabı kopyalama değil, kendi modelini kurma olmalı Şili’nin fındıkta kurduğu model Türkiye için doğrudan kopyalanacak bir reçete değildir. Şili’de daha planlı, geniş ve mekanizasyona uygun bahçeler öne çıkarken, Giresun’da üretim eğimli, parçalı ve yoğun insan emeğine dayalı bir coğrafyada sürdürülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin stratejisi, Şili’nin yaptığı her uygulamayı aynen almak değil; Şili’nin sistem kurma aklını Türkiye’nin kendi üretim coğrafyasına çevirmek olmalıdır. Türkiye’nin yeni fındık stratejisi şu başlıklarda netleşmelidir: Birinci başlık, Giresun kalite fındığın ayrı ekonomik kategoriye dönüştürülmesidir. Aroma, menşe, üretim zorluğu, düşük dekar verimi, yüksek işçilik maliyeti ve kalite farkı ayrı referans fiyat, kalite primi ve izlenebilirlik sistemiyle korunmalıdır. İkinci başlık, bahçe yenileme ve verimlilik reformudur. Yaşlı bahçeler, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski bölgesel programlarla ele alınmalıdır. Üçüncü başlık, üretici merkezli piyasa düzenidir. TMO geçici müdahale aracı olarak kalmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk ve üretici finansmanı birlikte güçlendirilmelidir. Dördüncü başlık, teknik bilgi aktarımının zorunlu hale getirilmesidir. Yurt dışı etkinliklere katılan her kurum dönüşte kamuya açık teknik rapor, bölgesel karşılaştırma notu ve üretici eğitimi yapmakla yükümlü olmalıdır. Beşinci başlık, markalı son mamul üretimidir. Giresun sanayisinin ara mamul başarısı, çikolata, bar, nuga, gofret, fındık kreması ve paketli premium ürünlerle nihai tüketici pazarına taşınmalıdır. Altıncı başlık, sürdürülebilirlikte üretici hakkıdır. İzlenebilirlik yalnızca alıcının ürünü takip ettiği bir sistem değil; üreticinin emeğini, maliyetini, kalite farkını ve gelir hakkını kayıt altına alan bir model olmalıdır. Yedinci başlık, bitki sağlığı ve erken uyarı sistemidir. Kahverengi kokarca, fındık kurdu, külleme, don, aşırı yağış ve iklim baskısı için bölgesel, ölçülebilir ve üreticiye doğrudan ulaşan teknik destek ağı kurulmalıdır. Sekizinci başlık, döngüsel ekonomi ve yan ürün değeridir. Fındık küspesi, kabuk, yağ ve protein gibi yan ürünler gıda teknolojisi, alternatif protein, enerji ve sürdürülebilir sanayi alanlarında değerlendirilmelidir. Sonuç: Liderlik, bilgi ve değer zincirini kimin yöneteceğiyle belirlenecek Şili’nin fındıkta büyümesi Türkiye için yalnızca yeni bir rakip dosyası değildir. Bu gelişme, Türkiye’nin kendi sistemini yenilemesi gerektiğini gösteren güçlü bir uyarıdır. Türkiye üretim üstünlüğünü hâlâ koruyor; ancak dünya fındık piyasasında liderlik artık yalnızca tonajla belirlenmiyor. Yeni dönemde belirleyici olan, üreticiyi ne kadar koruduğunuz, kaliteyi fiyata ne kadar yansıttığınız, teknik bilgiyi sahaya ne kadar indirdiğiniz, sanayiyi son mamule ne kadar taşıdığınız, sürdürülebilirliği üretici hakkıyla ne kadar bütünleştirdiğiniz ve rakip ülkelerdeki gelişmeleri ne kadar hızlı stratejiye çevirdiğinizdir. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da izlenecek her sunum, Türkiye için ancak üreticinin bahçesinde karşılık bulursa değer kazanacaktır. Teknik gezi rapora, rapor eğitime, eğitim uygulamaya, uygulama da üretici gelirine dönüşmediği sürece bilgi eksik kalır. Şili fındıkta planlı büyüyor. Türkiye’nin cevabı, geçmiş liderliğin rahatlığına yaslanmak değil; Giresun kalite fındığı merkezine alan, üreticiyi güçlendiren, sanayiyi markalı değere taşıyan ve küresel rekabete kendi modeliyle cevap veren yeni bir fındık stratejisi kurmak olmalıdır.

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Haber

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI

ELMAS FINDIK TOPLANTISINI DUYURDU: ÜRETİCİNİN BEKLEDİĞİ BAŞLIKLAR MASADA AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleriyle birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantıya katıldı. Toplantıda yeni hasat sezonu hazırlıkları, üretim sürecinde alınacak tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticinin emeğinin karşılığını almasına yönelik başlıklar ele alındı. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün toplantıda yer aldığı açıklanırken, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın da fındık bölgesi milletvekilleriyle yapılan toplantılara katıldığı kamuoyuna yansıdı. FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Fındıkta yeni hasat sezonu öncesi hazırlıklar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan Fındık Çalışma Grubu toplantısında değerlendirildi. Toplantıya fındık üreten illerin milletvekilleri katılırken, Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür de görüşmede yer aldı. Toplantının ana gündemini yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri, verim ve kalite başlıkları ile üreticinin emeğinin karşılığını almasına dönük değerlendirmeler oluşturdu. AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, toplantı sonrası yaptığı açıklamada üreticinin alın terini koruyacak çalışmaların ele alındığını belirtti. Elmas, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak adımlar üzerinde istişarelerde bulunulduğunu, sezon öncesi yol haritasının değerlendirildiğini ifade etti. ELMAS: ÜRETİCİMİZİN ALIN TERİNİ KORUYACAK ÇALIŞMALARI ELE ALDIK Nazım Elmas, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığındaki toplantıya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekillerimizle birlikte, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldik. Toplantımızda; fındıkta yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticilerimizin emeğinin karşılığını alabilmesine yönelik hususlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Üreticimizin alın terini koruyacak, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak çalışmalar üzerine istişarelerde bulunarak sezon öncesi yol haritasını ele aldık. Ülkemiz ve tüm fındık üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli bir sezon olmasını temenni ediyorum.” GİRESUN’DAN ELMAS VE TEMÜR KATILDI Toplantıya Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlık etti. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün de toplantıda yer aldığı bilgisi yerel basına yansıdı. Kamuya açık haberlerde toplantıların tüm katılımcı listesi her defasında isim isim paylaşılmıyor. Bu nedenle toplantıya katılan diğer milletvekilleri için açıklamalarda çoğunlukla “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleri”, “fındık üreten illerin milletvekilleri” veya “bölge milletvekilleri” ifadeleri kullanılıyor. Önceki toplantılara ilişkin kamuya yansıyan bilgilerde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın başkanlığındaki görüşmelere AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk ile fındık üreten illerin milletvekillerinin katıldığı görüldü. LÜTFİ BAYRAKTAR DA FINDIK DOSYASININ MERKEZİNDE Fındık dosyasında öne çıkan isimlerden biri de AKP Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar. Bayraktar, yalnızca Sakarya Milletvekili kimliğiyle değil, uzun yıllardır FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmesi nedeniyle de fındık politikalarının en önemli siyasi ve kurumsal aktörleri arasında yer alıyor. Bayraktar’ın fındık bölgesi milletvekilleriyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantılara katıldığına ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansıdı. Bu durum, FİSKOBİRLİK’in fındık politikalarındaki yerinin toplantı başlıkları içinde daha açık biçimde değerlendirilmesi gerektiğini de gösterdi. Fındık üreticisi açısından Bayraktar’ın toplantılardaki varlığı veya FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği yalnızca protokol bilgisi değildir. Bu konu, üreticinin örgütlü gücünün, kooperatif yapısının, piyasa dengeleme kapasitesinin ve Giresun kalite fındığın değer politikasının masaya nasıl taşındığıyla doğrudan bağlantılıdır. DİĞER KATILIMCILAR VE BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin önceki haberlerde AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın koordinasyon ve katılım bilgisi öne çıktı. Düzce’den Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk’ün açıklamalarında ise üretici beklentileri, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve verimlilik başlıklarının toplantılarda ele alındığı belirtildi. Fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan çalışma yapısı, Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Samsun ve bölgedeki diğer fındık üretim merkezlerini ilgilendiren sorunları siyasi düzeyde gündeme taşıyor. Ancak üretici açısından toplantıya hangi milletvekillerinin katıldığı kadar, bu isimlerin toplantıya hangi verilerle hazırlandığı, sahadan hangi üretici taleplerini taşıdığı, FİSKOBİRLİK, ziraat odaları, kooperatifler ve yerel üretici temsilcileriyle nasıl temas kurduğu da önem taşıyor. FİSKOBİRLİK’İN MASADAKİ ROLÜ DAHA AÇIK GÖRÜLMELİ Fındıkta üreticinin pazarlık gücü, yalnızca sezon öncesi fiyat beklentisiyle sınırlı bir konu değil. FİSKOBİRLİK’in piyasa dengeleme kapasitesi, kooperatif yapısı, üreticiyle doğrudan bağı ve tarihsel rolü, fındık politikasının merkezinde değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle Fındık Çalışma Grubu’nun yeni sezon öncesi toplantılarında FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği, görüşlerinin nasıl alındığı ve üretici lehine hangi önerileri masaya taşıdığı açık biçimde paylaşılmalıdır. FİSKOBİRLİK’in yalnızca geçmişte adı geçen bir kurum olarak değil; üretici lehine piyasa dengesi kurabilecek, kaliteye dayalı fiyat politikasını destekleyebilecek, Giresun kalite fındığın değerini koruyabilecek ve kooperatif gücünü yeniden sahaya taşıyabilecek etkin bir aktör olarak değerlendirilmesi gerekiyor. FINDIK ÇALIŞMA GRUBU 2019’DAN BU YANA GÜNDEMDE Fındık Çalışma Grubu, kamuoyuna 2019 yılında fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan bir siyasi çalışma yapısı olarak yansıdı. Grubun amacı, üreticinin talep ve beklentilerini değerlendirmek, fındık politikalarına ilişkin başlıkları siyasi düzeyde takip etmek ve sezon öncesi oluşan sorunları Tarım ve Orman Bakanlığına taşımak olarak açıklandı. Fındık Çalışma Grubu’nun farklı yıllarda sezon öncesi toplantılar yaptığı biliniyor. Ancak grubun yılda kaç kez toplandığı, toplantı takviminin nasıl belirlendiği, gündemin hangi verilerle hazırlandığı, toplantılara hangi kurumların düzenli davet edildiği ve alınan kararların nasıl izlendiği konusunda kamuoyuna açık, düzenli ve denetlenebilir bir takvim bulunmuyor. Bu durum, üreticinin en çok yanıt beklediği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Fındık üreticisi, toplantıların yalnızca sezon öncesi açıklamalarla sınırlı kalmamasını; üretim maliyeti, destek modeli, TMO alım politikası, FİSKOBİRLİK’in piyasa rolü, kahverengi kokarca mücadelesi, don zararı, verim düşüklüğü ve Giresun kalite fındığın ayrı değerlendirilmesi gibi başlıklarda somut kararlar üretilmesini bekliyor. ÖNCEKİ TOPLANTILARDA KAHVERENGİ KOKARCA, REKOLTE VE ÜRETİCİ TALEPLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Fındık Çalışma Grubu’nun önceki toplantılarında üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele, beklenen rekolte, üretim maliyetleri, fiyat istikrarı ve sezon öncesi piyasa beklentileri gündeme geldi. 2024 yılında yapılan toplantılarda fındık üreten illerin milletvekilleri Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldi. Bu toplantılarda üreticilerden gelen talepler, beklenen rekolte, fiyat istikrarı, üretim maliyetleri ve verimlilik başlıkları değerlendirildi. Nazım Elmas’ın önceki açıklamalarında da üreticilerden gelen talep ve önerilerin ele alındığı, fındıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaların görüşüldüğü, kahverengi kokarca zararlısına karşı mücadelenin sürdürüldüğü belirtildi. Fındıkta son dönemde yalnızca fiyat değil; zararlı baskısı, iklim riski, don hasarı, üretim maliyetleri, işçilik giderleri ve kalite kaybı da üreticinin gelirini doğrudan etkileyen ana sorunlar arasında yer alıyor. UZMAN KURUL DEĞİL, SİYASİ ÇALIŞMA GRUBU Kamuya açık bilgiler, Fındık Çalışma Grubu’nun tarım ekonomistleri, ziraat mühendisleri, kooperatif uzmanları, ihracat temsilcileri veya akademisyenlerden oluşan bağımsız bir uzman kurul değil; fındık üreten illerin milletvekillerinden oluşan siyasi bir çalışma grubu olduğunu gösteriyor. Bu nedenle grubun uzman danışmanlardan düzenli rapor alıp almadığı, her sezon öncesi maliyet hesabı, rekolte beklentisi, zarar tespiti, kalite sınıflandırması ve fiyat politikası konusunda hangi teknik verilerle hareket ettiği kamuoyuna açıklanmalıdır. Fındık gibi Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan bir alanda siyasi takip önemlidir; ancak üretici lehine kalıcı sonuç alınabilmesi için bu siyasi takibin sahadan gelen veri, uzman raporu, üretici örgütleriyle düzenli temas ve sonuçları açıklanan bir çalışma düzeniyle desteklenmesi gerekir. GİRESUN KALİTE FINDIK İÇİN AYRI POLİTİKA BEKLENİYOR Giresun kalite fındığı, yalnızca Türkiye fındık üretiminin bir parçası olarak değil; aroması, menşe değeri, işlenme kabiliyeti, geleneksel üretim kültürü ve coğrafi niteliğiyle ayrı değerlendirilmesi gereken stratejik bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu nedenle fındık toplantılarında Giresun kalite fındık için ayrı bir başlık açılması gerekiyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir üretim modeliyle yetiştiriliyor. Ova karakteri taşıyan bölgelerde ise makineleşmeye daha uygun koşullar, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı oluşturabiliyor. Yamaçta elle üretilen, daha düşük dekar verimiyle elde edilen, işçilik maliyeti yüksek Giresun kalite fındığı ile ova bölgelerinde daha kolay işlenebilen üretimin aynı fiyat mantığı içinde değerlendirilmesi, üretim gerçeğini ve kalite farkını görünmez hale getiriyor. Fındıkta fiyatın yalnızca sezonluk arz, piyasa dengesi ve ortalama randıman üzerinden değil; arazi yapısı, üretim maliyeti, işçilik yükü, dekar başına verim, aroma, kalite ve menşe değeri üzerinden de şekillenmesi gerekiyor. TÜRKİYE KENDİ FINDIK STANDARDINI KURMALI Fındıkta sürdürülebilirlik başlığı, yalnızca dış alıcıların ve küresel şirketlerin belirlediği uygulama takvimine bırakılamayacak kadar stratejik bir konudur. Türkiye’nin fındık politikası, küresel şirketlerin sürdürülebilirlik programlarına uyum sağlayan pasif üretici ülke çizgisine sıkışmamalıdır. Türkiye kendi sürdürülebilirlik kurumlarını, kendi kalite standardını, kendi izlenebilirlik sistemini ve kendi üretici merkezli denetim modelini kurmalıdır. Bu süreçte kamu kurumları, üniversiteler, ziraat odaları, üretici örgütleri, kooperatifler, FİSKOBİRLİK, yerel yönetimler, ihracatçı birlikleri ve sürdürülebilirlik alanında çalışan ulusal kuruluşlar aynı hedef etrafında bir araya gelmelidir. Giresun kalite fındığının menşe değeri, aroma üstünlüğü, yamaç üretimi, düşük dekar verimi, yüksek emek maliyeti ve sosyal üretim yapısı Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardının merkezine yerleştirilmelidir. DESTEK VE SİGORTA MODELİ YENİDEN KURULMALI Fındık üreticisinin karşı karşıya olduğu maliyet yapısı, eski destek modelleriyle açıklanamayacak kadar ağırlaştı. İşçilik, gübre, ilaç, bakım ve taşıma giderleri artarken; bahçelerin yaşlanması, verim düşüklüğü, kahverengi kokarca zararlısı ve iklim değişikliğine bağlı don, aşırı yağış, kuraklık ve hastalık baskısı üretim riskini büyütüyor. Bu tablo karşısında yalnızca arazi varlığına dayalı destek anlayışı, üretimi ve kaliteyi güçlendirmekte yetersiz kalıyor. Fındıkta yeni destek modeli, üretim yapan, bahçesine bakan, ürününü kayıtlı sisteme sokan, kaliteyi yükselten, zararlılarla mücadele eden ve ekonomiye gerçek ürün kazandıran üreticiyi önceleyen bir yapıya dönüştürülmelidir. Zirai sigorta sistemi de fındığın yeni risklerine göre yeniden düzenlenmelidir. Don, aşırı yağış, kuraklık, fırtına, dolu, hastalık ve kahverengi kokarca gibi zararlıların oluşturduğu gelir kaybı; yalnızca ürün miktarı üzerinden değil, kalite kaybı ve randıman düşüşü üzerinden de değerlendirilmelidir. TOPLANTIDAN BEKLENEN: AÇIK, ÖLÇÜLEBİLİR VE ÜRETİCİ LEHİNE SONUÇ Fındık Çalışma Grubu toplantısı, yeni sezon öncesi üreticinin beklentilerinin Bakanlık düzeyinde ele alınması açısından önem taşıyor. Ancak üreticinin beklediği karşılık, toplantı sonrası yapılan genel açıklamaların ötesine geçen somut sonuçlardır. Fındık üreticisi, Fındık Çalışma Grubu’nun ne sıklıkla toplandığını, toplantılara kimlerin katıldığını, FİSKOBİRLİK ve üretici örgütleriyle hangi tarihlerde görüşüldüğünü, uzman raporu alınıp alınmadığını, maliyet hesabının nasıl yapıldığını, Giresun kalite fındığın ayrı değerinin nasıl korunacağını ve bugüne kadar alınan kararların üreticiye ne kazandırdığını bilmek istiyor. Yeni hasat sezonu öncesinde yapılacak fındık politikası; açık katılımcı listesi, sahadan toplanmış veri, üretici örgütlerinin doğrudan temsili, uzman raporları, yayımlanmış sonuç bildirgesi ve uygulamaya dönüşen kararlarla güç kazanabilir. Fındıkta üreticinin emeğini koruyacak yol; yalnızca temenni açıklamalarıyla değil, üreticiyi bahçede tutan, Giresun kalite fındığı ayrı değer olarak gören, FİSKOBİRLİK ve kooperatifleri yeniden güçlendiren, destek ve sigorta sistemini yeni risklere göre düzenleyen, Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardını kuran bütünlüklü bir ulusal fındık politikasıyla açılabilir.

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ Haber

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ

FINDIKTA YENİ DÖNEM MASAYA YATIRILDI Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026’da Fairmont Quasar İstanbul’da gerçekleştirildi. 09.00-14.00 saatleri arasındaki programda iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar masaya yatırıldı. SEKTÖRÜN AKTÖRLERİ İSTANBUL’DA BULUŞTU Türkiye’nin fındıkta küresel konumunu korumak ve üretim zincirini daha sürdürülebilir hale getirmek amacıyla düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026 Salı günü Fairmont Quasar İstanbul’da yapıldı. Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle hazırlanan zirve, saat 09.00’da kayıt ve kahvaltı programıyla başladı. Gün boyunca fındıkta üretim, sosyal uygunluk, işçilik koşulları, üretici deneyimi ve sürdürülebilirlik başlıkları ele alındı. Zirve programında Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer, Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı ve fındık üreticileri yer aldı. PROGRAM AÇILIŞ KONUŞMALARIYLA BAŞLADI Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde ilk açılış konuşmasını saat 09.45’te Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın yaptı. Program, saat 10.15’te Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa’nın açılış konuşmasıyla devam etti. Açılış bölümünde fındıkta sürdürülebilir üretim, tedarik zinciri, üreticiyle kurulan saha ilişkisi ve Türkiye’nin küresel fındık pazarındaki konumu öne çıktı. Zirvenin ana çerçevesi, yalnızca üretim miktarı ve ihracat rakamlarıyla sınırlı kalmadı. Fındığın hangi koşullarda üretildiği, üreticinin sahada ne yaşadığı, mevsimlik işçilik düzeni, çocukların korunması, iyi tarım uygulamaları ve uluslararası standartlar programın temel gündemi oldu. İYİ TARIM UYGULAMALARI ELE ALINDI Saat 10.30’da başlayan “İyi Tarım Uygulamaları” oturumu, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü temsilcileri ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer yer aldı. Bu bölümde fındık üretiminde verimlilik, bitki sağlığı, doğru tarım teknikleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, bahçe yönetimi ve sürdürülebilir üretim başlıkları değerlendirildi. Fındıkta sürdürülebilirlik artık yalnızca çevre duyarlılığıyla sınırlı bir kavram değil. Bahçede verimi artıran, kaliteyi koruyan, üreticinin maliyet baskısını azaltan ve ihracat pazarlarında güven sağlayan bütünlüklü bir üretim modeli olarak öne çıkıyor. ÜRETİCİNİN SAHADAKİ DENEYİMİ MASAYA TAŞINDI Programın 11.20 bölümünde “Üreticinin Gözünden” başlıklı oturum yapıldı. Oturumu Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç yönetti. Oturumda fındık üreticileri sahadaki deneyimlerini aktardı. Bu bölüm, zirvenin en kritik başlıklarından biri oldu. Çünkü fındıkta sürdürülebilirlik, yalnızca şirketlerin, kamu kurumlarının veya uluslararası kuruluşların belirlediği standartlarla sahada karşılık bulamaz. Üretici yeni modele dahil edilmediği sürece iyi tarım, izlenebilirlik ve sosyal uygunluk başlıkları kağıt üzerinde kalır. Üreticinin sahadaki temel sorunları açık: artan maliyetler, işçilik giderleri, yaşlanan bahçeler, iklim kaynaklı verim kaybı, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılar, genç nüfusun tarımdan uzaklaşması ve piyasa belirsizliği. Bu nedenle zirvede üretici deneyiminin ayrı bir başlık olarak ele alınması, fındığın geleceğine ilişkin tartışmanın sahadaki gerçeklerle bağını güçlendirdi. İYİ SOSYAL UYGULAMALAR ZİRVENİN ANA BAŞLIKLARINDAN BİRİ OLDU Zirvede saat 12.25’te “İyi Sosyal Uygulamalar” oturumu gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar yaptı. Oturumda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı yer aldı. Bu bölümde mevsimlik tarım işçiliği, çalışma koşulları, çocukların korunması, eğitim, sosyal uygunluk ve uluslararası çalışma standartları öne çıktı. Fındıkta sosyal sürdürülebilirlik artık doğrudan ihracatın ve tedarik zincirinin parçası haline geliyor. Küresel alıcılar yalnızca ürünün kalitesine değil, üretim sürecindeki çalışma koşullarına, çocuk işçiliği riskine, işçi sağlığına, kayıt dışılığa ve sosyal denetim mekanizmalarına da bakıyor. ZİRVE NEDEN ÖNEMLİ? Türkiye’de fındık yıllardır büyük ölçüde fiyat, rekolte ve alım politikaları üzerinden tartışılıyor. Ancak son yıllarda tablo değişti. Küresel gıda şirketleri, ihracat pazarları ve uluslararası standartlar artık yalnızca ürün miktarını değil; üretimin nasıl yapıldığını, işçilik koşullarını, çevresel etkiyi, izlenebilirliği ve sosyal uygunluk kriterlerini de dikkate alıyor. Sürdürülebilir Fındık Zirvesi bu nedenle sıradan bir sektör toplantısı olarak görülemez. Zirve, Karadeniz’deki fındık üretim modelinin önümüzdeki yıllarda hangi kurallarla şekilleneceğini tartışmaya açtı. Toplantının temel amacı, Türkiye’nin fındıktaki küresel üstünlüğünü korumak için üretimden ihracata kadar tüm zincirin daha kontrollü, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir hale getirilmesiydi. AMAÇ: TÜRK FINDIĞINI GELECEĞE TAŞIYACAK MODELİ KURMAK Zirvenin merkezinde üç temel başlık yer aldı: verimli üretim, sosyal sorumluluk ve uluslararası güvenilirlik. İyi tarım uygulamalarıyla bahçelerde verim ve kaliteyi artırmak, iklim değişikliğinin üretim üzerindeki baskısına karşı yeni yöntemler geliştirmek, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılarla daha etkili mücadele etmek ve üreticinin bilgiye erişimini güçlendirmek toplantının tarımsal boyutunu oluşturdu. Sosyal boyutta ise mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşulları, çocuk işçiliği riski, işçi sağlığı ve güvenliği, eğitim faaliyetleri ve gönüllülük projeleri öne çıktı. Bu başlıklar, fındığın artık sadece bir tarım ürünü değil, uluslararası tedarik zincirlerinde denetlenen bir sosyal uygunluk alanı haline geldiğini gösterdi. FERRERO’NUN DEĞERLİ TARIM PROGRAMI SAHA AYAĞINI OLUŞTURUYOR Ferrero’nun 2012’den bu yana yürüttüğü Değerli Tarım programı, sürdürülebilir fındık tartışmasının sahadaki en görünür ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Program; iyi tarım uygulamaları, iyi sosyal uygulamalar ve izlenebilirlik başlıklarında üreticiyle temas kuruyor. Sakarya, Düzce, Samsun, Zonguldak, Ordu, Giresun ve Trabzon’da üreticilere yönelik yürütülen saha çalışmaları, fındık üretiminde daha izlenebilir ve sorumlu bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Ancak bu tür programların sahadaki karşılığı, üreticinin sürece nasıl dahil edildiğine bağlı. Üretici açısından temel mesele, sürdürülebilirlik modelinin gelirini, verimini ve pazarlık gücünü artıran bir yapıya mı dönüşeceği, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına ek yük olarak mı taşıyacağıdır. 2025’TE TEPKİ GELDİ, ZİRVE İPTAL EDİLDİ Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, geçmiş yıllarda da tartışmaların odağında yer aldı. 2025’te İstanbul Four Seasons Bosphorus Hotel’de yapılacağı duyurulan zirve, program tarihinden önce Ferrero’ya yönelen eleştirilerle gündeme geldi. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası eski başkanı ve sanayici Ömer Aydın, Ferrero’ya hitaben yayımladığı açık mektupta şirketin fındık sektöründeki uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi. Aydın, Ferrero’nun iyi tarım söylemini üretici lehine gerçek bir model olarak görmediğini belirtti; üreticinin ayrıştırılmaması gerektiğini savundu. Tepkilerin ardından 2025’te yapılması planlanan Sürdürülebilir Fındık Zirvesi iptal edildi. İptale ilişkin şirket tarafından kamuoyuna açık bir gerekçe paylaşılmadı. Yerel basında, kararın Ferrero’ya yönelen eleştirilerin ardından geldiği bilgisi öne çıktı. Bu süreç, sürdürülebilirlik başlığının yalnızca teknik bir tarım politikası olmadığını gösterdi. Ferrero’nun Türkiye fındık piyasasındaki ağırlığı, rekabet tartışmaları ve üreticiyle kurduğu ilişki, zirvenin daha geniş bir ekonomik zeminde değerlendirilmesine yol açtı. FINDIKTA İHRACAT VERİLERİ UYARI VERİYOR Türkiye fındıkta küresel liderliğini sürdürüyor. Ancak ihracat verileri sektörün güçlü bir dönüşüm baskısı altında olduğunu gösteriyor. Karadeniz İhracatçı Birlikleri verilerine göre Türkiye, 2025 yılında 119 ülkeye 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti ve 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri elde etti. Ancak 2025 yılı ihracatı, 2024’e göre miktar bazında 84 bin 540 ton, değer bazında ise 380,5 milyon dolar geriledi. Bu tablo, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasıyla ilerlemenin yeterli olmadığını gösteriyor. Üretim kalitesi, verimlilik, izlenebilirlik, pazar güveni ve sürdürülebilirlik başlıkları ihracatın geleceği açısından belirleyici hale geliyor. GİRESUN İÇİN KRİTİK BAŞLIK: KALİTEYİ KORUYARAK REKABETTE KALMAK Giresun fındığı, aroması ve kalite algısıyla Türkiye fındık piyasasında ayrı bir yere sahip. Ancak kalite avantajı tek başına yeterli değil. Giresun’un küçük ölçekli üretici yapısı, eğimli arazileri, yaşlanan bahçeleri ve yüksek işçilik maliyetleri sürdürülebilirlik tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bu nedenle Giresun açısından zirvenin mesajı net: kalite korunacaksa bahçe yönetimi güçlendirilmeli, üretici teknik bilgiyle desteklenmeli, zararlılarla mücadele ortak akılla yürütülmeli ve sosyal standartlara uyum sahada uygulanabilir hale getirilmelidir. Aksi halde Giresun fındığı kalite avantajına rağmen üretim maliyeti, verim düşüklüğü ve ihracat zincirindeki yeni standartlar karşısında zorlanabilir. YENİ DÖNEMİN KURALLARI SAHADA BELİRLENECEK Sürdürülebilirlik tartışması artık fındığın yan başlığı değil, doğrudan geleceğini belirleyecek ana gündemlerden biridir. İyi tarım uygulamaları, izlenebilirlik, çocuk işçiliğiyle mücadele, sosyal uygunluk, iklim risklerine uyum, kahverengi kokarca ile mücadele ve verimlilik artışı aynı bütünün parçaları haline geldi. Türkiye’nin fındıktaki liderliği güçlü bir geçmişe dayanıyor. Ancak bu liderliğin devamı, eski üretim alışkanlıklarının korunmasına değil, bahçeden ihracata kadar bütün zincirin yenilenmesine bağlı olacak. Üreticinin kafasındaki soru ise; Sürdürülebilirlik modeli üreticiyi güçlendiren bir yapıya mı dönüşecek, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına yeni bir yük olarak mı taşıyacak? Fındıkta yeni dönemin kaderi, bu soruya sahada verilecek cevapla belirlenecek. KAYNAKÇA İstanbul İhracatçı Birlikleri: Sürdürülebilir Fındık Zirvesi afişi ve program akışı. Ferrero Hazelnut Company: Ferrero Değerli Tarım programı ve sürdürülebilir fındık tedariki bilgileri. Ferrero Türkiye: Sürdürülebilir fındık tedariki, sosyal uygunluk, çalışma koşulları ve çocuk işçiliği riski başlıkları. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü:Kahverengi kokarca ve fındık zararlılarına ilişkin teknik kayıtlar. Karadeniz İhracatçı Birlikleri: 2025 yılı fındık ve mamulleri ihracat verileri. Anadolu Ajansı: 2025 fındık ihracat verilerinin ulusal haber ajansı teyidi. Dünya Gazetesi: 2025 fındık ihracat gelirine ilişkin ekonomi basını teyidi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.