Hava Durumu

#Kahverengi Kokarca

Giresun Sonhaber - Kahverengi Kokarca haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kahverengi Kokarca haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA ÜRETİCİYE AĞIR DARBE: 165 TL/KG Haber

FINDIKTA ÜRETİCİYE AĞIR DARBE: 165 TL/KG

FINDIKTA ÜRETİCİYE AĞIR DARBE: 165 TL/KG Giresun'da 50 randıman fındık serbest piyasada 165 TL'ye kadar geriledi. TMO'nun 255 TL'lik alım fiyatıyla makas 90 TL'ye çıktı. Üretim maliyetini bile karşılayamayan fiyatlar, Karadeniz'in sarı altınında krizi derinleştiriyor. GİRESUN – 5 KASIM 2026 Giresun'da fındık üreticisinin bekleyişi yerini büyük bir ekonomik kaygıya bıraktı. Sezon başında yüksek fiyat umuduyla bahçesine giren üretici, bugün kilogramı 165 TL'ye kadar gerileyen serbest piyasa fiyatıyla karşı karşıya. Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL'lik alım fiyatı ile serbest piyasa arasındaki fark 90 TL'ye ulaştı. Gübre, ilaç, işçilik, hasat ve taşıma giderleri artarken ürün fiyatlarının gerilemesi, üreticinin kazancını eritiyor. Ortaya çıkan tablo, Giresun'un en önemli tarımsal ürününü yeniden tartışmanın merkezine taşıdı: Fındığı, üreticiyi ve Karadeniz'in sarı altınını kim koruyacak? 255 TL'LİK FINDIK 165 TL'YE GERİLEDİ! Tarım ve Orman Bakanlığının 6 Ağustos 2026'da duyurduğu TMO alım fiyatları, yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre Giresun kalite için 255 TL, Levant kalite için 250 TL olarak belirlendi. Alımlar 24 Ağustos'ta başladı. Ancak kamu alım fiyatı ile serbest piyasa arasındaki fark sezon ilerledikçe büyüdü. Giresun'da bugün bildirilen 165 TL'lik serbest piyasa fiyatı esas alındığında, TMO'nun Giresun kalite alım fiyatıyla aradaki fark yüzde 35,3'e ulaşıyor. Bu fark, bir ton fındıkta tam 90 bin TL ediyor. SEZON BAŞINDA UMUT, KASIM AYINDA HAYAL KIRIKLIĞI! 2026 fındık sezonunda fiyatlar üreticinin beklentilerini karşılayamadı. Eylül sonunda Giresun kalite fındık için serbest piyasada 190-200 TL bandında fiyatlar bildirilirken, 21 Ekim'de fiyatlar 170-175 TL seviyelerine geriledi. 23 Ekim'de Giresun merkezde 165-170 TL aralığı da yerel basına yansıdı. 5 Kasım itibarıyla bildirilen 165 TL'lik fiyat, piyasadaki düşük seyrin devam ettiğini gösteriyor. TMO'nun sezon başında açıkladığı alım fiyatı değişmezken, serbest piyasada üreticinin karşılaştığı rakamlar kamu alım fiyatının oldukça altında kaldı. FİSKOBİRLİK ÜRETİCİNİN YARASINA MERHEM OLABİLDİ Mİ? Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK), sezon başında üreticiye alternatif bir alım kanalı olarak piyasaya girdi. Eylül ayında yayımlanan fiyat bilgilerine göre Giresun kalite tombul fındıkta ortak üreticilere 210 TL, ortak olmayanlara 205 TL; Levant kalitede ise ortaklara 195 TL, ortak olmayanlara 185 TL alım fiyatı bildirildi. Randıman, coğrafi işaret ve nakliye destekleri de duyuruldu. Ancak bu fiyatlar da TMO'nun 255 TL'lik Giresun kalite alım fiyatının altında kaldı. FİSKOBİRLİK'in 5 Kasım itibarıyla geçerli güncel fiyat tarifesi ve sezon boyunca satın aldığı toplam fındık miktarı için ayrıca kurum teyidi gerekiyor. MALİYET 233 TL, SATIŞ 165 TL: ÜRETİCİ NASIL AYAKTA KALACAK? Fındık üreticisinin karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunlardan biri de üretim maliyeti. Giresun Sonhaber'in 21 Ekim tarihli araştırmasında kullanılan örnek üretim hesabında kilogram maliyeti 233,33 TL olarak hesaplandı. Bugünkü 165 TL'lik serbest piyasa fiyatı bu maliyetle karşılaştırıldığında kilogram başına 68,33 TL açık oluşuyor. Bir ton fındıkta bu fark 68 bin 330 TL'ye ulaşıyor. Bu hesap, bütün üreticiler için geçerli kesin zarar tutarı değil. Bahçenin verimi, işçilik yöntemi, arazi yapısı ve girdi giderleri maliyeti değiştiriyor. Ancak rakamlar, özellikle düşük verim alınan ve ücretli işçilik kullanılan bahçelerde üretim ekonomisinin ne kadar zorlandığını ortaya koyuyor. TMO ALIM YAPIYOR, AMA FİYAT MAKASI KAPANMIYOR! TMO, 2026 sezonunda fındık alımlarını sürdürürken üreticilere ürün bedeli ödemeleri de gerçekleştiriyor. Kurumun son açıklamasına göre 8-14 Ekim tarihleri arasında teslim edilen fındıklar için 4 milyar 925 milyon TL üreticilerin banka hesaplarına aktarıldı. Buna karşın serbest piyasa fiyatının TMO seviyesinin çok altında kalması, kamu alımlarının piyasa üzerindeki etkisini yeniden gündeme getiriyor. Üreticinin ürününü neden daha düşük fiyatla serbest piyasaya sattığı; randevu ve teslim koşulları, nakit ihtiyacı, depolama imkânları ve ürün kabul şartları çerçevesinde araştırılması gereken temel konular arasında bulunuyor. FINDIK VAR, EMEK VAR; PEKİ KAZANÇ NEREDE? Giresun ekonomisinin temel dayanaklarından biri olan fındıkta üretici, bir yandan üretim giderleriyle diğer yandan piyasa fiyatlarıyla mücadele ediyor. Gübreleme, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, ot temizliği, hasat, kurutma ve nakliye gibi işlemler üreticinin yıl boyunca katlandığı giderleri oluşturuyor. Kahverengi kokarca tehdidi ve iklim koşullarına bağlı verim kayıpları da üretim riskini artırıyor. Fındık yalnızca hasat döneminde gelir sağlayan bir ürün değil. Bahçelerin bakımından ticarete, nakliyeden işçiliğe kadar geniş bir ekonomik faaliyeti ayakta tutuyor. Bu nedenle üreticinin gelir kaybı, bölgedeki diğer ekonomik faaliyetleri de etkileyebilecek bir sorun olarak öne çıkıyor. KARADENİZ'İN SARI ALTININI KİM KORUYACAK? Giresun'da bugün asıl tartışma yalnızca fındığın kilogram fiyatı değil, üreticinin emeğinin hangi mekanizmayla korunacağı. TMO'nun açıkladığı alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki 90 TL'lik fark, önemli soruları beraberinde getiriyor. Kamu alım fiyatı serbest piyasaya neden yeterince yansımıyor? FİSKOBİRLİK'in piyasa üzerindeki etkisi neden sınırlı kalıyor? Üretim maliyetleri yükselirken üreticinin gelirini koruyacak hangi önlemler uygulanacak? Küçük üreticinin finansman ve depolama sorunları nasıl çözülecek? Giresun fındığının kalitesini ve üreticinin kazancını birlikte koruyacak kalıcı bir piyasa düzeni kurulabilecek mi? Fındığın geleceği açısından bu soruların yanıtı yalnızca bir sezonun fiyatını değil, gelecek yıllardaki üretim kararlarını da etkileyecek. ÜRETİCİYİ KORUMAYAN BİR PİYASADA FINDIĞIN GELECEĞİ NE OLACAK? Giresun serbest piyasasında 50 randıman fındık için bildirilen 165 TL'lik fiyat, sezon başındaki beklentilerle bugünkü tablo arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. TMO'nun 255 TL'lik alım fiyatı, FİSKOBİRLİK'in sezon içerisinde duyurulan fiyatları ve artan üretim maliyetleri birlikte değerlendirildiğinde, üreticinin satış kanalına bağlı olarak çok farklı gelirlerle karşı karşıya kaldığı görülüyor. Karadeniz'in sarı altını fındık, üreticisi emeğinin karşılığını alamadığı sürece gerçek değerine ulaşabilecek mi? KAYNAKLAR: Tarım ve Orman Bakanlığı 6 Ağustos 2026 TMO fiyat açıklaması; TMO ürün bedeli ödeme duyuruları; FİSKOBİRLİK alımlarına ilişkin 2026 yerel basın açıklamaları; Giresun Sonhaber 25 Ağustos, 30 Eylül ve 21 Ekim 2026 tarihli arşiv haberleri; 5 Kasım 2026 Giresun serbest piyasa fiyat bildirimi.

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ Haber

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ

TMO GENEL MÜDÜRÜ GÜLDAL FINDIK ALIM MERKEZLERİNİ DENETLEDİ: RANDIMAN İDDİALARINA YANIT VERDİ Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, Sakarya ve Düzce'deki fındık alım merkezlerini ziyaret ederek üreticilerle görüştü. Pirahmetler'de 2 bin 200 tonu aşan alım miktarı, Kocaali'de kilogramı 265 liradan değerlendirilen fındık ve Yığılca'da farklı randıman oranlarına ilişkin iddialar ziyaretlerin öne çıkan başlıkları oldu. Toprak Mahsulleri Ofisinin 24 Ağustos 2026'da başlattığı fındık alım kampanyası devam ederken TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, Sakarya ve Düzce'deki alım merkezlerinde incelemelerde bulundu. Güldal, numune alınmasından ürün analizine, fiyatlandırmadan depolamaya kadar alım sürecinin aşamalarını yerinde takip ederek üreticilerin talep ve önerilerini dinledi. PİRAHMETLER'DE 2 BİN 200 TONUN ÜZERİNDE FINDIK ALINDI Sakarya programına Pirahmetler Alım Merkezi'nden başlayan Güldal, kampanyanın başlangıcından itibaren merkezde 2 bin 200 tonun üzerinde fındık alımı gerçekleştirildiğini açıkladı. Numune alma, analiz ve depolama işlemlerini inceleyen Güldal, görevli personelden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyarete Erenler Ziraat Odası Başkanı Lütfü Akbıyık da katıldı. AKYAZI'DA ÜRETİCİLERİN TALEPLERİ DİNLENDİ Akyazı Alım Merkezi'nde üreticilerle buluşan Güldal, fındık teslimi ve alım sürecine ilişkin görüş ve beklentileri dinledi. Üreticinin emeğinin korunmasının TMO'nun öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti. Güldal, “Bizim için her bir fındık tanesinde üreticimizin alın teri, emeği ve bir yıllık umudu var.” ifadelerini kullandı. Çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilmeleri için alım sürecinin bütün aşamalarında titizlikle çalışıldığını söyledi. Akyazı'daki programa Akyazı Ziraat Odası Başkanı Ali Şener Bayraktar da eşlik etti. SAKARYA'DA 14 ALIM NOKTASINDA 20 EKİP GÖREV YAPIYOR Sakarya Başmüdürlüğünü ziyaret eden Güldal, il genelinde 14 alım noktasında 20 ekiple yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Program kapsamında yapımı devam eden yeni hizmet binasını da inceleyen Güldal, inşaatın ilerleyişine ilişkin yetkililerden bilgi aldı. Kurum hizmetlerinin etkin yürütülmesinde fiziki altyapının önemine dikkat çekti. KOCAALİ'DE ÇÜRÜK ORANI YÜZDE 0,57 ÇIKTI, FINDIK 265 LİRADAN DEĞERLENDİRİLDİ Kocaali Alım Merkezi'nde Aktaş köyünden üretici Aydın Kestane'nin fındığının analiz sürecine katılan Güldal, ürünün kalite sonuçlarını yerinde inceledi. Bahçe bakımı ve ilaçlama çalışmalarını düzenli yürüttüğü belirtilen Kestane'nin fındığında çürük oranı yüzde 0,57 olarak tespit edildi. Analiz sonucunda ürünün kilogram fiyatı 265 TL olarak hesaplandı. Güldal, bilinçli tarımsal uygulamaları nedeniyle üreticiye teşekkür ederek bahçe bakımından hasat sonrası işlemlere kadar gösterilen özenin ürün kalitesi açısından önemini vurguladı. Açıklanan 265 TL, söz konusu üreticinin analiz edilen ürününe ait fiyat olup bütün fındıklar için geçerli yeni bir genel alım fiyatı anlamına gelmiyor. KARASU'DA ÜRETİCİ ODAKLI ALIM POLİTİKASI VURGULANDI Karasu Alım Merkezi'nde çiftçilerle görüşen Güldal, TMO'nun üretimi ve üreticiyi destekleyen bir anlayışla faaliyet gösterdiğini belirtti. Kurumun alım politikalarının üreticilerin ihtiyaçları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği dikkate alınarak şekillendirildiğini ifade eden Güldal, çiftçilerin ürünlerini daha kolay teslim edebilmesi amacıyla çok sayıda alım noktasının hizmete açıldığını hatırlattı. Üreticilerin görüş ve önerilerini dinleyen Güldal, sahadan gelen geri bildirimlerin hizmet kalitesinin geliştirilmesi bakımından önem taşıdığını kaydetti. HENDEK'TE ŞEFFAFLIK VE ZAMANINDA ÖDEME MESAJI Sakarya programının son durağı Hendek Alım Merkezi oldu. Ziyarette Güldal'a Sakarya Milletvekili Ali İnci, Hendek Belediye Başkanı İrfan Püsküllü, Hendek İlçe Başkanı Adem Öz ve Hendek Ziraat Odası Başkanı Hayri Dursun eşlik etti. Fındığın hem üreticiler hem de ülke ekonomisi açısından stratejik önem taşıdığını belirten Güldal, numune alma, analiz, fiyatlandırma ve depolama işlemlerinin şeffaflık, güven ve titizlik ilkeleri doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi. Güldal, fındık bedellerinin taahhüt edilen süre içerisinde üreticilerin hesaplarına aktarıldığını belirterek güçlü altyapı ve uzman personelle hizmet verdiklerini ifade etti. DÜZCE MEKSA ALIM MERKEZİNDE ÜRETİCİLERLE BULUŞTU Sakarya ziyaretlerinin ardından Düzce'ye geçen Güldal, Meksa Alım Merkezi'ndeki faaliyetleri inceledi. Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun ve Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu'nun katıldığı buluşmada üreticiler, fındık alım sürecindeki deneyimlerini ve değerlendirmelerini paylaştı. Güldal, üreticilerin memnuniyetinin ve TMO'ya duydukları güvenin önemine dikkat çekerek çiftçilerin ihtiyaçlarına cevap veren hizmet anlayışının sürdürüleceğini belirtti. DÜZCE TARIM FUARINDA SEKTÖR TEMSİLCİLERİYLE GÖRÜŞTÜ Düzce programında Tarım Fuarı'nı da ziyaret eden Güldal, üreticiler ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Fuardaki stantları gezen Güldal, tarımsal üretimde kullanılan yeni teknolojiler ve sektördeki gelişmeler hakkında bilgi aldı. Tarım sektörünün farklı paydaşlarını buluşturan organizasyonların önemine işaret etti. YIĞILCA'DA RANDIMAN İDDİALARINA AÇIKLAMA Düzce programının devamında Yığılca Alım Merkezi'ni ziyaret eden Güldal, fındık alımlarında şeffaflık, güven, hakkaniyet ve üretici memnuniyetinin temel ilkeler olduğunu vurguladı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Yığılca Belediye Başkanı Selami Savaş ve Yığılca Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Yıldırım'ın da katıldığı ziyarette basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Güldal, bazı yayın organlarında gündeme gelen aynı ürüne farklı alım noktalarında farklı randıman oranları verildiği yönündeki iddialara yanıt verdi. Güldal, haberlere konu edilen ürünlerin aynı olmadığını belirterek açıklamalarda adı geçen kişinin de bu durumu kabul ettiğini söyledi. TMO'ya duyulan üretici güveninin kendileri açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Güldal, bu güveni korumak için çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. Söz konusu randıman tartışmasına ilişkin bu değerlendirmeler Güldal'ın açıklamalarını yansıtıyor. İddianın bağımsız inceleme sonucuyla kesin olarak çözümlendiğine ilişkin ayrıca bir belge paylaşılmadı. YIĞILCA'DA KAHVERENGİ KOKARCA VE ÇÜRÜK ORANI GÜNDEME GELDİ Yığılca'daki incelemelerde fındık üretiminde kaliteyi etkileyen çürük oranı ve kahverengi kokarca zararlısının yol açtığı zarar da ele alındı. TMO'nun açıklamasında, bilinçli ve doğru tarımsal uygulamalar sayesinde Yığılca'da çürük oranı ile kahverengi kokarcanın yol açtığı zararın ülke genelindeki seviyelere kıyasla düşük düzeylerde bulunduğu belirtildi. Bu değerlendirmeye ilişkin karşılaştırmalı sayısal veriler açıklamada yer almadı. YIĞILCA BELEDİYESİNE ZİYARET Güldal'ın Düzce programındaki son durağı Yığılca Belediyesi oldu. Belediye Başkanı Selami Savaş ile görüşen Güldal, TMO'nun ilçede yürüttüğü faaliyetleri değerlendirdi. Ziyaretlerin sonunda üreticilere, kurum çalışanlarına, ziraat odalarına ve çalışmalara destek veren yerel yöneticilere teşekkür ederek bereketli bir sezon temennisinde bulundu. GİRESUNLU FINDIK ÜRETİCİLERİ AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR? TMO'nun Sakarya ve Düzce'deki incelemelerinde gündeme gelen randıman, çürük oranı, fiyatlandırma, ürün teslimi ve ödeme süreçleri, Giresunlu fındık üreticilerini de yakından ilgilendiriyor. Özellikle Kocaali'deki ürün analizinde kilogram fiyatının 265 TL olarak hesaplanması ve Yığılca'daki randıman iddialarına verilen yanıt, üreticilerin kalite değerlendirme süreçlerine ilişkin sorularını yeniden gündeme taşıyor. Ancak TMO'nun bu açıklamasında Giresun için yeni bir alım fiyatı, kota düzenlemesi veya ilave alım merkezi kararı bulunmuyor.

FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA Haber

FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA

36s FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA: SATIŞ FİYATI MALİYETİ KARŞILAMIYOR! Serbest piyasada 175 TL, FİSKOBİRLİK’te 190 TL, TMO’da 255 TL! Giresun'da fındık üreticisi 2026 sezonunda da aradığını bulamadı. Kahverengi kokarca, değişen iklim koşulları, düşük verim ve artan maliyetler üreticinin kazancını eritti. Kilogram maliyetinin 233,33 TL'ye ulaştığı örnek üretim koşullarında serbest piyasadaki 175 TL'lik fiyat giderleri bile karşılamıyor. Alım kanalları arasındaki fark ise bir ton fındıkta 80 bin TL'ye çıkıyor. FINDIKTA FİYAT VAR, KAZANÇ YOK! Giresun'da 2026 fındık sezonu, üretimden pazarlamaya kadar yaşanan sorunlarla geride kalırken, fiyatlardaki gerileme üreticinin ekonomik sıkıntılarını daha da artırdı. 20 Ekim tarihli yerel piyasa haberlerinde Giresun merkezde alım fiyatlarının 170–175 TL bandına kadar gerilediği bildirildi. FİSKOBİRLİK'e ürün teslim etmek isteyen ortak üreticilerin 21 Ekim'de aktardığı Giresun kalite fiyatı ise 190 TL. TMO'nun 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı resmî fiyat 255 TL. Böylece bildirilen 175 TL'lik serbest piyasa alım fiyatıyla TMO arasında kilogram başına 80 TL, bir ton üründe 80 bin TL fark oluşuyor. Ancak kalite, randıman, ödeme ve teslim koşulları dikkate alınmadan bu farkın her üretici için aynı olacağı söylenemiyor. 100 KİLOGRAM FINDIKTA 5.833 TL GİDER AÇIĞI Giresun Sonhaber'in 19 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı maliyet araştırmasında, bütün bakım ve hasat işlerinin dışarıdan yaptırıldığı, dekardan 100 kilogram ürün alınan örnek bahçede kilogram başına doğrudan nakit maliyet 233,33 TL hesaplandı. Bu hesaba göre üretici, 100 kilogram fındığını 175 TL'den sattığında 17 bin 500 TL gelir elde ediyor. Buna karşılık 23 bin 333 TL'lik üretim giderinin 5 bin 833 TL'sini karşılayamıyor. Aynı ürün TMO'ya 255 TL'den satılabildiğinde ise doğrudan giderlerin ardından 2 bin 167 TL kalıyor. Üreticinin kendi emeği, arazi ve sermaye maliyetleri de düşünüldüğünde bu tutar net kâr anlamına gelmiyor. VERİM DÜŞÜYOR, MALİYET KATLANIYOR Giresun'da yaşlanan fındık bahçeleri, miras yoluyla parçalanan araziler ve yüksek eğimli alanlarda artan işçilik giderleri, üreticinin en önemli yapısal sorunları arasında bulunuyor. Aynı maliyet araştırmasında dekardan 80 kilogram verim alınması durumunda kilogram maliyeti 287,16 TL'ye yükseliyor. Düz ve mekanizasyona uygun arazilerle Giresun'un eğimli, küçük ve parçalı bahçelerinde üretim yapmanın maliyeti aynı değil. Buna rağmen alım fiyatları belirlenirken aynı kalite ve randımandaki ürünün üretildiği arazinin maliyet farklılığı doğrudan dikkate alınmıyor. Üstelik kahverengi kokarcayla mücadele, değişken iklim koşulları ve yaşlanan bahçelerin yenilenme ihtiyacı üreticinin üzerindeki ekonomik baskıyı artırıyor. FİYAT MAKASI NEDEN KAPANMIYOR? Fındıkta serbest piyasa, FİSKOBİRLİK ve TMO arasında oluşan fiyat farkı, üreticinin pazarlama gücünü yeniden tartışmaya açıyor. Üreticinin örgütlü gücünü temsil eden kooperatiflerin piyasa içindeki konumu, yerel alıcıların fiyat oluşumundaki rolü ve lisanslı depoculuk imkânlarının küçük üreticilere ne ölçüde ulaştığı önem kazanıyor. Fiyatların farklı olması tek başına hukuka aykırı bir durumun göstergesi değil. Ancak üreticinin aynı sezon içinde bu kadar farklı alım teklifleriyle karşılaşması, fiyat oluşumunun ve satış koşullarının daha şeffaf biçimde açıklanmasını gerekli kılıyor. ÜRETİCİ GELECEK YIL BAHÇESİNE HANGİ PARAYLA BAKACAK? Fındık üreticisi bugün iki yönlü ekonomik baskıyla karşı karşıya. Bir tarafta üretim maliyetiyle satış fiyatı arasındaki açık, diğer tarafta alım kanalları arasında büyüyen fiyat farkı bulunuyor. Üretici, fındığını satarak yalnızca geçmiş yılın masraflarını karşılamıyor. Gelecek yılın gübresini, ilacını, işçiliğini ve bahçe bakımını da bu gelirle finanse etmek zorunda. 2026 sezonunda ortaya çıkan tablo, fındıkta asıl sorunun yalnızca satış fiyatı olmadığını gösteriyor. Üretimin sürdürülebilirliği de giderek önem kazanıyor. Üretici bir yıllık emeğinin karşılığını alamaz, maliyetini karşılayamaz ve bahçesini yenileyemezse, gelecek yıl üretime nasıl devam edecek?

GİRESUN VE ORDU'DAN ORTAK PROJE HAMLESİ, ALKAN'DAN DESTEK SÖZÜ Haber

GİRESUN VE ORDU'DAN ORTAK PROJE HAMLESİ, ALKAN'DAN DESTEK SÖZÜ

FINDIKTA VERİM KAYBI ALARMI! GİRESUN VE ORDU'DAN ORTAK PROJE HAMLESİ, ALKAN'DAN DESTEK SÖZÜ Giresun ve Ordu'da fındık bahçelerinde yaşanan verim kaybı, zararlılarla mücadele ve fiyat istikrarsızlığı, yeni bir proje girişimini gündeme getirdi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, iki ili kapsayan ortak bir verimlilik projesi hazırlayacaklarını açıklarken AK Parti Giresun İl Başkanı Hüseyin Alkan, projeye destek vermeye hazır olduklarını bildirdi. Ordu'da daha önce hayata geçirilen ve bazı bahçelerde verimi iki katına çıkaran FINVER uygulaması ise yeni çalışma açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, yönetim kurulu ve meclis üyeleriyle birlikte AK Parti Giresun İl Başkanı Hüseyin Alkan'a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Ziyarette, Türkiye'nin en önemli fındık üretim merkezleri olan Giresun ve Ordu'daki bahçelerin verimliliği, üretim kayıpları, zararlılarla mücadele ve piyasalarda yaşanan fiyat istikrarsızlığı ele alındı. Görüşmenin en önemli sonucu, Giresun ve Ordu'yu kapsayan ortak bir fındık verimliliği projesinin hazırlanması konusunda ortaya konulan irade oldu. ALKAN'DAN SİYASİ DESTEK: “FINDIK VE FINDIK ÜRETİCİSİNİN YANINDAYIZ” AK Parti Giresun İl Başkanı Hüseyin Alkan, fındığın Türkiye ekonomisi, ihracat gelirleri ve Karadeniz'deki üreticilerin geçimi bakımından taşıdığı öneme dikkat çekti. Alkan'ın açıklamasında, AK Parti hükümeti olarak “fındık ve fındık üreticisinin yanında” oldukları vurgulandı. Ziyarete ilişkin basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “İl Başkanı Alkan, AK Parti hükümeti olarak fındık ve fındık üreticisinin yanında olduklarını vurgulayarak, Türkiye’nin dünya pazarındaki üretim ve ihracat gücünü koruması için üreticilere ve sektöre büyük sorumluluk düştüğünü ifade etti. Alkan, Ziraat Odası tarafından hazırlanacak verimi artırıcı projeye destek vermeye hazır olduklarını belirtti.” Alkan'ın bu açıklamasıyla Giresun ve Ordu'da hazırlanması planlanan projeye siyasi destek mesajı verilmiş oldu. KARAN: GİRESUN VE ORDU ORTAK PROJE HAZIRLAYACAK Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan ise fındıkta verimliliğin artırılması için iki ilin birlikte hareket etmesini öngören bir çalışma hazırlayacaklarını bildirdi. Karan, Alkan'ın destek yaklaşımından duyduğu memnuniyeti ifade ederek üreticiler adına teşekkür etti. Basın açıklamasında Karan'ın, “Giresun ve Ordu illeri olarak ortak bir proje hazırlayacaklarını ve gerekli destek için projeyi İl Başkanı Alkan'a sunacaklarını” söylediği aktarıldı. Projenin hangi kurumların ortaklığıyla yürütüleceği, kaç üreticiyi ve ne kadar bahçe alanını kapsayacağı, finansman modeli ve uygulama takvimi hazırlıkların ardından netleşecek. FINDIKTA ÜÇ TEMEL SORUN: VERİM, ZARARLILAR VE FİYAT Görüşmede ele alınan konular, fındık üreticisinin son yıllarda karşılaştığı temel sorunları yeniden gündeme taşıdı. Yaşlanan ve yeterli bakım yapılmayan bahçelerde verim düşüklüğü, üretim maliyetlerini artırırken birim alandan elde edilen geliri de sınırlıyor. Budama, toprak analizi, uygun gübreleme ve bahçe gençleştirme uygulamaları, verimliliğin geliştirilmesinde önem taşıyor. Kahverengi kokarca başta olmak üzere hastalık ve zararlılarla mücadele de üretimin korunması açısından öncelikli konular arasında bulunuyor. Fiyat istikrarsızlığı ise üreticilerin gelir beklentilerini ve gelecek yıllara yönelik bahçe yatırımlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle verimi artırmaya yönelik bir projenin başarısı, yalnızca daha fazla ürün elde edilmesiyle değil, üretim maliyetleri, ürün kalitesi ve üreticiye sağlanan ekonomik katkıyla birlikte değerlendirilecek. ORDU'DA UYGULANAN FINVER PROJESİNDE VERİM İKİ KATINA ÇIKTI Giresun ve Ordu için hazırlanması planlanan yeni çalışma gündemdeki yerini korurken komşu Ordu'da daha önce başlatılan Fındık Verimliliği (FINVER) Projesi, sahadaki uygulamaları ve açıklanan sonuçlarıyla dikkat çekiyor. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'in öncülüğünde başlatılan ve belediye iştiraki ORTAR A.Ş. tarafından yürütülen proje, özellikle bakımsız kalan ve verimi düşen fındık bahçelerini yeniden üretime kazandırmayı amaçlıyor. FINVER kapsamında bahçe sahiplerinden beş yıllığına kiralanan alanlarda ziraat mühendislerinin gözetiminde budama, gübreleme, yabani ot temizliği, bitki sağlığı uygulamaları ve hasat işlemleri gerçekleştiriliyor. Ordu Büyükşehir Belediyesinin 24 Mart 2025 tarihli açıklamasına göre başlangıçta 300 dönüm olan uygulama alanı 1.000 dönüme ulaştı. Aynı açıklamada, proje kapsamındaki bazı bahçelerde dekar başına yaklaşık 65 kilogram olan fındık veriminin uygulanan bakım yöntemleriyle 130 kilograma yükseldiği bildirildi. Bu sonuç, söz konusu bahçelerde verimin yüzde 100 artması anlamına geliyor. 2026 HEDEFİ: DEKAR BAŞINA 350 KİLOGRAM FINDIK Ordu'daki projede 2026 yılında yeni bir uygulama aşamasına geçildi. Ordu Büyükşehir Belediyesinin 12 Şubat 2026 tarihli açıklamasına göre Altınordu ilçesinin Kökenli Mahallesi'nde teraslama, tek dal dikim modeli ve toprak altı damla sulama yöntemlerinin birlikte uygulandığı örnek bahçe çalışması başlatıldı. İlk aşamada 5 dekar olan uygulama alanı 15 dekara çıkarıldı. ORTAR A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sancar Eser, mevcut koşullarda dekar başına 80–90 kilogram düzeyinde olan verimin uygun tekniklerle 350 kilograma çıkarılmasının hedeflendiğini bildirdi. Bu miktar, proje için belirlenen bir üretim hedefi olup henüz gerçekleşmiş verim sonucu olarak açıklanmadı. Ordu'da yürütülen çalışmanın sonuçları, modern bahçe bakım yöntemlerinin fındık üretimine sağlayabileceği katkıyı göstermesi bakımından önem taşıyor. YENİ ORTAK PROJE İÇİN ORDU DENEYİMİ ÖNEMLİ BİR ÖRNEK Giresun Ziraat Odasının Ordu ile hazırlamayı planladığı ortak projenin FINVER ile doğrudan bağlantılı olduğuna ilişkin henüz bir açıklama bulunmuyor. Bununla birlikte komşu ildeki uygulamalar, verim kaybıyla mücadelede değerlendirilebilecek somut saha deneyimleri sunuyor. İki ili kapsayacak yeni girişimde bahçelerin mevcut verimlerinin belirlenmesi, bakım ve yenileme ihtiyaçlarının tespit edilmesi, üretici eğitimleri ve uygulama sonuçlarının izlenmesi gibi konuların nasıl ele alınacağı önem taşıyacak. Giresun ve Ordu'da fındık üreticilerinin beklentisi, hazırlanacak ortak projenin sahada uygulanabilir yöntemlere dönüşmesi, verim kayıplarının azaltılması ve elde edilen ekonomik katkının üreticiye yansıması.

KOKARCAYA KARŞI YENİ  HEDEF 2027 FINDIK SEZONU Haber

KOKARCAYA KARŞI YENİ HEDEF 2027 FINDIK SEZONU

KOKARCAYA KARŞI YENİ HEDEF 2027 FINDIK SEZONU GİRESUN'DA KOKARCAYA KARŞI MÜCADELE GENİŞLİYOR: HEDEF 2027 FINDIK SEZONUNU KORUMAK Giresun'da fındığın verim ve kalitesini tehdit eden kahverengi kokarcaya karşı mücadele, 2026 hasadının ardından hız kazandı. Eylül ayında başlayan kışlak ilaçlamaları ekim ayında Çanakçı, Eynesil ve Tirebolu'daki yeni uygulamalarla devam etti. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, zararlının kışı geçireceği alanlarda ilaçlama yaparken feromon tuzaklarla böcek yoğunluğunu izlemeyi sürdürüyor. Doğu Asya'dan dünyaya yayılan, 2015 yılında Gürcistan'da, 2017 yılında Türkiye'de tespit edilen kahverengi kokarcanın Giresun'daki geçmişi sanılandan daha eski. Bilimsel kayıtlara göre zararlı, 29 Nisan 2019'da Tirebolu'da görülmüştü. Aradan geçen yedi yılda fındık üretimini tehdit eden önemli zararlılardan biri haline gelen böceğe karşı şimdi 2027 sezonunu koruyacak önlemler alınıyor. Sonbaharda ev, depo, serenti ve benzeri korunaklı alanlara yönelen kokarcaların azaltılmasıyla, gelecek ilkbaharda fındık bahçelerine ulaşacak zararlı sayısının düşürülmesi hedefleniyor. Mücadelenin gerçek başarısı ise gelecek sezon ölçülecek zararlı yoğunluğu ve ürün kaybıyla ortaya çıkacak. Giresun'un en önemli tarımsal ürünü fındıkta kalite ve verim kayıplarına neden olabilen kahverengi kokarca, hasat sonrasında da gündemdeki yerini koruyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, zararlının kışlaklara çekildiği sonbahar dönemini değerlendirerek ilçelerde ilaçlama, tuzak kontrolü ve üretici bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Giresun'da yıllardır mücadele edilen bu zararlının bölgeye nasıl ulaştığı da önemli bir soru. UZAK DOĞU'DAN KARADENİZ'E: KOKARCA GİRESUN'A NASIL GELDİ? Bilimsel adı Halyomorpha halys olan kahverengi kokarca, Çin, Japonya ve Kore'nin de bulunduğu Doğu Asya coğrafyasından dünyaya yayılan istilacı bir böcek türü. Uluslararası ticaret ve taşımacılıkla doğal yaşam alanlarının dışına çıkan zararlı, önce Kuzey Amerika ve Avrupa'da, ardından Kafkasya'da önemli tarımsal sorunlara neden oldu. Tarım ve Orman Bakanlığının kayıtlarına göre kahverengi kokarca 2015 yılında Gürcistan'da tespit edildi. Gürcistan'da 2017 yılında zararlı yoğunluğunun ciddi boyutlara ulaşmasının ardından Türkiye'nin Doğu Karadeniz sınırındaki tarım alanları da risk altına girdi. Bakanlığın resmî açıklamalarına göre Türkiye'deki ilk tespitler 2017 yılında Artvin ve Rize'nin Gürcistan sınırına yakın ilçelerinde gerçekleştirildi. Ancak zararlının bölgedeki yayılışına ilişkin bilimsel çalışmalarda daha erken gözlem kayıtları da bulunuyor. Artvin Çoruh Üniversitesinden Temel Göktürk ve Atatürk Üniversitesinden Göksel Tozlu'nun Mayıs 2019'da Batum'da düzenlenen Uluslararası Karadeniz Kıyı Ülkeleri Sempozyumu'nda sunduğu araştırmaya göre, kahverengi kokarca 2016 yılında Artvin'in Kemalpaşa ilçesi sahil kesiminde, 2017'de Hopa ve Arhavi'de, 2018'de ise Artvin'in Borçka ilçesi ile Rize'nin Fındıklı ve Ardeşen ilçelerinde gözlendi. Araştırmada zararlının 2019 yılında Trabzon'a, aynı yılın nisan ayında ise Giresun'un Tirebolu ilçesine kadar ulaştığı bildirildi. TİREBOLU'DA İLK BİLİMSEL TESPİT 29 NİSAN 2019 Göktürk ve Tozlu'nun araştırmasında kahverengi kokarcanın Giresun'un Tirebolu ilçesinde 29 Nisan 2019 tarihinde tespit edildiği kaydedildi. Bu tarih, zararlının Giresun'da yalnızca son birkaç yılda ortaya çıkmış bir sorun olmadığını gösteriyor. Ancak bu kayıt, böceğin Giresun'a tam olarak 29 Nisan'da girdiği anlamına gelmiyor. Tarih, araştırmacıların varlığını kayıt altına aldığı gözlemi ifade ediyor. Zararlının Tirebolu'ya nasıl ulaştığına ilişkin kesinleşmiş bir güzergâh veya taşıma aracı bulunmuyor. Bilimsel araştırmalar, kahverengi kokarcanın hem doğal uçuş yoluyla hem de insan faaliyetleri sonucu uzak mesafelere taşınabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle kamyon, otomobil, ticari yük, ambalaj, bitkisel materyal ve farklı eşyalar arasında saklanabilen böcekler, ulaşım ve ticaret hareketliliğiyle yeni bölgelere taşınabiliyor. Bu nedenle Gürcistan'dan Artvin, Rize ve Trabzon üzerinden Giresun'a uzanan Doğu Karadeniz kıyı hattı, zararlının yayılış kayıtlarıyla uyumlu bir güzergâh oluşturuyor. Ancak kahverengi kokarcanın Giresun'a belirli bir kamyon, fındık sevkiyatı veya ticari ürünle getirildiğine ilişkin somut bir kanıt bulunmuyor. Doğal yayılım ile taşımacılık faaliyetlerinin birlikte etkili olmuş olabileceği değerlendiriliyor. 2023'TE GİRESUN'UN BEŞ İLÇESİNDE YOĞUNLUK ARTTI Tirebolu'daki 2019 kaydının ardından kahverengi kokarca Giresun'un diğer üretim alanlarında da görülmeye başladı. Tarım ve Orman Bakanlığının kayıtlarında 2023 yılında Giresun Merkez, Eynesil, Tirebolu, Espiye ve Keşap ilçelerinde zararlı yoğunluğundaki artışa dikkat çekildi. Kahverengi kokarcanın çok sayıda bitki üzerinde beslenebilmesi, uçuş kabiliyeti ve yerleşim alanlarında kışlayabilmesi, bölgedeki yayılışını kolaylaştıran özellikler arasında bulunuyor. Giresun'un fındık bahçeleri, meyve ağaçları ve diğer konukçu bitkileri, zararlının beslenebileceği geniş bir alan oluşturuyor. Bu durum, mücadelenin yalnızca fındık ocaklarında değil, bahçelerin çevresindeki diğer bitkilerde ve kışlak alanlarında da yürütülmesini gerekli kılıyor. ÇANAKÇI, EYNESİL VE TİREBOLU'DA EKİM MÜCADELESİ Giresun'da 2026 hasadının ardından yürütülen çalışmaların ağırlık noktası, kahverengi kokarcanın kışlayacağı alanlar oldu. 8 Ekim'de Çanakçı ilçesine bağlı Karabörk köyünde kışlak mücadelesi gerçekleştirildi. Aynı dönemde Eynesil'in Boztepe Mahallesi ile Kemaliye köyünde de bina, depo, ahır ve benzeri korunaklı alanlara yönelik çalışmalar yürütüldü. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, sonbaharda açık alanlardan yapılara yönelen böceklerin kışı geçirmeden azaltılmasını hedefledi. Tirebolu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ise 8 Ekim'de Düzköy ve Karademir köylerinde kurulu feromon tuzakları ve yapışkan tablaları kontrol etti. Bu tuzaklar, zararlının hareketlerinin ve yoğunluğunun izlenmesinde kullanılıyor. Elde edilen saha verileri, mücadele yapılması gereken alanların ve uygun uygulama dönemlerinin belirlenmesine yardımcı oluyor. KUZGUN KÖYÜ'NDE 14 MAHALLEYİ KAPSAYAN İLAÇ DAĞITIMI Tirebolu'nun Kuzgun köyünde 9 Ekim'de kahverengi kokarcaya karşı kullanılmak üzere temin edilen ilaçlar, köy muhtarlığı aracılığıyla vatandaşlara dağıtıldı. Köyün 14 mahallesini kapsayan organizasyonda, ilaçların uygun koşullarda ve gerekli koruyucu tedbirler alınarak kullanılması istendi. Yetkililer, uygulama sırasında insan sağlığının, evcil hayvanların ve gıda maddelerinin korunmasının önemini hatırlattı. Dağıtılan ürünlerin yalnızca ruhsatlarında belirtilen alanlarda ve kullanım talimatlarına uygun şekilde uygulanması gerekiyor. İlaç dağıtılması, ilgili bütün yapıların ilaçlandığı anlamına gelmiyor. Uygulamaların kapsamı ve sonuçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. BAYAZIT VE YAĞLIDERE'DEN SONRA MÜCADELE YAYGINLAŞTI Giresun'da sonbahar mücadelesi eylül ayında başlamıştı. 10 Eylül'de Merkez ilçeye bağlı Bayazıt köyünde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli ve muhtarlık gözetiminde kışlak ilaçlaması yapıldı. İŞKUR'un Toplum Yararına Programı kapsamında görevlendirilen ekiplerin katıldığı uygulamada evlerin dış cepheleri, serentiler, depolar ve benzeri yapıların çevresi hedef alındı. 26 Eylül'de ise Yağlıdere ilçesi Elmabelen Mahallesi'nin Delmece mevkisinde kışlak mücadelesi gerçekleştirildi. Eylül ayında kamuoyuna duyurulan bu faaliyetlerin ardından ekimde farklı ilçelerde yeni uygulamalara geçildi. FINDIK HASADI ÖNCESİNDE DE MÜCADELE YÜRÜTÜLDÜ Giresun'da kahverengi kokarcaya yönelik çalışmalar yalnızca sonbahar döneminde gerçekleştirilmiyor. Ocak 2026'da Anadolu Ajansına değerlendirmelerde bulunan Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, 2025 yılında yaklaşık 70 bin bağımsız bölümde ilaçlama yapıldığını ve 90 binin üzerinde samuray arısının doğaya bırakıldığını açıklamıştı. 2026 ilkbaharında ise zararlının kışlaklardan çıkarak tarım alanlarına yönelmesi üzerine fındık bahçelerindeki kontroller yoğunlaştırıldı. Mayıs ayında fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlama dönemleri sahil kesiminde 13 Mayıs, orta kesimde 16 Mayıs ve yüksek kesimde 19 Mayıs olarak duyuruldu. Haziran ayında ergin kahverengi kokarcaların bahçelerde görülmesi ve yumurtlama döneminin başlaması üzerine üreticilere yeniden uyarılarda bulunuldu. Yağışlar nedeniyle ilaçlama yapamayan üreticilerin bahçelerini kontrol etmeleri, zararlı yoğunluğuna göre ve ruhsatlı ürünlerle mücadele etmeleri istendi. 130 BİN SAMURAY ARISI HEDEFİYLE BİYOLOJİK MÜCADELE 2026 yılında yürütülen çalışmaların önemli bir bölümünü biyolojik mücadele oluşturdu. 22 Haziran'da Giresun Merkez Aksu Mahallesi'nde düzenlenen programla samuray arısı salım çalışmaları başlatıldı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yıl içerisinde toplam 130 bin samuray arısının doğaya bırakılmasının planlandığını açıkladı. Fındık Araştırma Enstitüsünün üretim çalışmaları kapsamında 2 Temmuz'da Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin'de eş zamanlı salımlar gerçekleştirildi. Giresun'da 6 Temmuz'da Keşap'ta, 9 Temmuz'da ise Tirebolu'nun Karademir köyünde yeni salım faaliyetleri yürütüldü. Bilimsel adı Trissolcus japonicus olan samuray arısı, kahverengi kokarcanın yumurtalarını parazitleyerek zararlının çoğalmasını sınırlandırmak amacıyla kullanılıyor. Biyolojik mücadelenin başarılı olup olmadığının belirlenmesi için salınan arı sayısının yanında yumurta parazitlenme oranlarının ve zararlı popülasyonunun izlenmesi gerekiyor. AĞUSTOSTA FINDIKTAKİ ZARAR ARAŞTIRILDI Fındık hasadının başladığı ağustos ayında çalışmalar, zararlının ürün üzerinde oluşturduğu kayıpların belirlenmesine de yöneldi. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri üreticilere yönelik bilgilendirme ve bahçe kontrollerini sürdürürken araştırma kuruluşları da saha denemelerine devam etti. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü koordinasyonunda Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon'daki 18 fındık bahçesinde yürütülen dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Araştırmada koruma altındaki dallardan elde edilen fındıklarla doğal koşullarda yetişen ürünlerin zarar, verim ve kalite bakımından karşılaştırılması amaçlandı. Fındık Araştırma Enstitüsü de samuray arısının farklı salım yöntemlerinin etkinliğini belirlemeye yönelik denemelerini sürdürdü. KAHVERENGİ KOKARCA FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarca, sokucu-emici ağız yapısıyla fındık meyvesinden besleniyor. Zararlının verdiği hasar, fındığın gelişme dönemine göre değişiyor. Erken dönemdeki beslenme zararı, sarıkaramuk, karakaramuk ve boş meyve oluşumuyla ilişkili olabiliyor. İç doldurma ve olgunlaşma dönemindeki beslenme ise buruşuk, şekilsiz ve lekeli iç oluşumuna neden olabiliyor. Bu durum sağlam iç oranını düşürerek fındığın ticari kalitesini ve üreticinin satıştan elde edeceği geliri olumsuz etkileyebiliyor. Ancak her çürük veya lekeli fındığın kahverengi kokarca tarafından zarar gördüğü söylenemez. Mantari hastalıklar, diğer zararlılar ve çevresel koşullar da benzer sorunlara yol açabiliyor. Gerçek zarar miktarının belirlenmesi için teknik inceleme ve ürün analizleri gerekiyor. NEDEN BU KADAR ZOR KONTROL EDİLİYOR? Kahverengi kokarcanın mücadelesini güçleştiren başlıca nedenlerden biri, çok sayıda bitki türünde beslenebilmesi. Zararlı; fındık, kivi, elma, armut, mısır, fasulye, domates, biber ve farklı yabani bitkiler üzerinde yaşayabiliyor. Bu nedenle bir fındık bahçesinde yürütülen mücadeleden sonra çevredeki diğer bitkilerden yeniden zararlı girişi yaşanabiliyor. Böceğin uçuş kabiliyeti, çoğalma potansiyeli ve sonbaharda yapılarda toplu halde kışlaması da kontrolünü zorlaştırıyor. Kış aylarında hayatta kalan erginler, ilkbaharda sıcaklıkların yükselmesiyle yeniden tarım alanlarına dağılıyor. Bu nedenle mücadelenin tek tek bahçeler yerine yerleşim alanları ve komşu üretim bölgelerini kapsayacak biçimde yürütülmesi gerekiyor. MÜCADELEDE TEK YÖNTEM YETERLİ DEĞİL Tarım ve Orman Bakanlığı, kahverengi kokarcayla mücadelede farklı yöntemlerin birlikte kullanılmasını esas alıyor. Sonbaharda kışlaklara yönelen böceklerin mekanik yöntemlerle toplanması ve uygun alanlarda ruhsatlı biyosidal ürünlerle mücadele edilmesi, ilkbahara ulaşabilecek ergin sayısını azaltmayı amaçlıyor. İlkbahar ve yaz aylarında fındık bahçelerinde yapılan kontrollerle zararlının gelişme dönemleri ve yoğunluğu izleniyor. Feromon tuzaklar, böceğin bulunduğu alanların ve hareketlerinin belirlenmesinde kullanılıyor. Samuray arısı salımlarıyla zararlının yumurtalarından yeni bireylerin çıkmasının azaltılması hedefleniyor. Kimyasal mücadele gerektiğinde ise yalnızca ruhsatlı bitki koruma ürünlerinin uygun zamanda ve etiket talimatlarına göre kullanılması gerekiyor. Arılar ve diğer faydalı canlıların korunması, hasat öncesi bekleme süreleri ve kişisel koruyucu donanım kullanımı, ilaçlama çalışmalarında dikkat edilmesi gereken başlıca konular arasında bulunuyor. GİRESUN'DA MÜCADELENİN GERÇEK SONUCU HENÜZ BELLİ DEĞİL Giresun'da 2025 ve 2026 yıllarında gerçekleştirilen çalışmalar, kahverengi kokarcaya karşı geniş kapsamlı bir mücadele yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak ilaçlanan yapı sayısı, dağıtılan ürün miktarı veya doğaya bırakılan samuray arısı sayısı tek başına başarı göstergesi olarak değerlendirilemiyor. Zararlı yoğunluğunun önceki yıllara göre ne kadar azaldığının, biyolojik mücadele uygulamalarının ne ölçüde etkili olduğunun ve fındıkta meydana gelen gerçek kaybın belirlenmesi gerekiyor. Giresun genelinde 2026 hasadı sonrasındaki kesin zarar oranını ve mücadele başarı yüzdesini ortaya koyan kapsamlı, doğrulanmış bir sonuç henüz bulunmuyor. Bu nedenle yürütülen faaliyetlerin etkisinin aynı bölgelerde yıllar itibarıyla gerçekleştirilecek ölçümlerle değerlendirilmesi önem taşıyor. GÖZLER 2027 FINDIK HASADINDA OLACAK Giresun'da sonbahar döneminde devam eden kışlak ilaçlamaları ve feromon kontrolleri, 2027 yılı fındık üretimini korumaya yönelik hazırlıkların önemli bir aşamasını oluşturuyor. Çanakçı, Eynesil, Tirebolu ve diğer ilçelerde yürütülen çalışmaların gelecek ilkbaharda zararlı yoğunluğunu ne ölçüde azaltacağı, düzenli saha ölçümleriyle anlaşılabilecek. Fındık üreticisi açısından asıl beklenti ise yalnızca daha az kahverengi kokarca görülmesi değil, ürünün verim ve kalitesinin korunması. 2019 yılında Tirebolu'da bilimsel olarak kaydedilen kahverengi kokarca, aradan geçen yıllarda Giresun'un fındık üretimi açısından ciddi bir sorun haline geldi. 2027 sezonunda mücadelenin başarısı, yapılan ilaçlama sayısıyla değil, zararlının oluşturduğu ürün kaybının ne ölçüde azaltıldığıyla ortaya çıkacak. Kaynaklar: Tarım ve Orman Bakanlığı Kahverengi Kokarca Bilgi Platformu,Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Fındık Araştırma Enstitüsü

GÜLDAL: “MUHTEMELEN SATMAYACAĞIZ” Haber

GÜLDAL: “MUHTEMELEN SATMAYACAĞIZ”

FINDIKTA BİR YILLIK STOK SİNYALİ! GÜLDAL: “MUHTEMELEN SATMAYACAĞIZ” TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal'ın 2026 mahsulü fındığın yaklaşık bir yıl boyunca satışa sunulmayabileceğini açıklaması, fındık piyasasında gözleri stoklara çevirdi. Kurumun alımları 77 bin tona yaklaşırken her gün 3 bin ile 5 bin ton arasında yeni ürün alınıyor. Giresun'da serbest piyasada fındığın kilogramı 180-190 lira arasında işlem görürken TMO'nun 255 liralık alım fiyatıyla aradaki fark 75 liraya kadar çıkıyor. TMO'nun fındığı uzun süre stokta tutma planı, önümüzdeki dönemde fiyatların nasıl şekilleneceği sorusunu gündeme taşıdı. Büyük sanayi kuruluşlarının hammadde ihtiyacının artması ve piyasadaki satılabilir stokların azalması halinde fındık fiyatlarında yukarı yönlü hareket yaşanabilir. Ancak fiyatların yükselmesi, sanayici talebinin gücüne ve özel sektörün elindeki fındık miktarına bağlı olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, 7 Ekim 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığının resmî yayın platformu Tarım Orman Ekranı'nda yayımlanan Tarım Orman Gündemi programında, 2026 yılı fındık alımlarına ve kurumun stok politikasına ilişkin açıklamalarda bulundu. TMO'nun üreticilerden satın aldığı fındığı uzun süre muhafaza etmeyi planladığını belirten Güldal'ın sözleri, özellikle sanayi kuruluşlarının ilerleyen aylarda karşılaşabileceği hammadde ihtiyacı ve serbest piyasa fiyatlarının seyri açısından dikkat çekti. “BU ALDIĞIMIZ FINDIĞI BİR YIL SÜRELİ MUHTEMELEN SATMAYACAĞIZ” Güldal'ın canlı yayın konuşmasından basına yansıyan açıklamada, TMO'nun 2026 sezonunda aldığı fındığın kısa vadede piyasaya sürülmesinin planlanmadığı belirtildi. Güldal, “Muhtemelen bu sene hiç fındık satmayacağız. Yani bu aldığımız fındığı bir yıl süreli muhtemelen satmayacağız. Uzun süre muhafaza edeceğiz” ifadelerini kullandı. Bu sözler, TMO'nun fındık piyasasındaki alım faaliyetlerinin yanında stok yönetiminde de önemli bir planlama yaptığını gösteriyor. Ancak açıklama, bir yıllık satış yapılmaması yönünde kesinleşmiş bir yasak anlamına gelmiyor. Güldal'ın kullandığı “muhtemelen” ifadesi, söz konusu uygulamanın kurumun mevcut planlaması olduğunu ortaya koyuyor. TMO HER GÜN 3-5 BİN TON FINDIĞI PİYASADAN ALIYOR TMO'nun 24 Ağustos'ta başlattığı 2026 sezonu fındık alımları devam ediyor. Güldal'ın açıklamasına göre 7 Ekim itibarıyla satın alınan fındık miktarı 75-77 bin tona ulaştı. Alımlar 71 ekiple sürdürülürken günlük teslim alınan ürün miktarı 3 bin ile 5 bin ton arasında değişiyor. Alımların devam etmesi, TMO'nun piyasadan satın aldığı toplam fındık miktarının önümüzdeki dönemde daha da artabileceğine işaret ediyor. Kurumun satın aldığı fındıkları satışa çıkarmaması halinde bu ürünler, belirlenen muhafaza süresi boyunca sanayi kuruluşları ve tüccarlar açısından doğrudan erişilebilir ticari arzın dışında kalacak. BÜYÜK SANAYİCİLERİN FINDIK TALEBİ FİYATLARI HAREKETLENDİREBİLİR TMO'nun fındığı uzun süre stokta tutma planının en önemli ekonomik etkisi, piyasaya sunulabilecek ürün miktarı üzerinde görülebilir. Çikolata, şekerleme ve fındık işleme sektöründe faaliyet gösteren büyük kuruluşlar, üretimlerini sürdürebilmek için yıl boyunca hammadde satın almak zorunda. Bu kuruluşlar ihtiyaçlarını mevcut stoklarından, üreticilerden, tüccarlardan ve diğer ticari tedarik kanallarından karşılıyor. TMO'nun satın aldığı fındığı piyasaya sunmaması durumunda sanayicilerin kamu stoklarından ürün temin etme imkânı sınırlanacak. Özel sektörün elindeki fındık stoklarının azalması ve sanayicilerin yeni alımlara yönelmesi halinde, satışa hazır ürünlere yönelik rekabet artabilir. Ekonomik açıdan bu durum, arzın daraldığı ve talebin güçlü kaldığı bir piyasada fiyatları yukarı yönlü destekleyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte büyük sanayi kuruluşlarının mevcut stoklarının ne kadar olduğu ve önümüzdeki aylarda ne miktarda yeni fındık satın alacakları konusunda doğrulanmış güncel bir toplu veri bulunmuyor. Dolayısıyla sanayicilerin kesin olarak fındık sıkıntısı yaşayacağı söylenemiyor. GİRESUN'DA 255 LİRALIK TMO FİYATINA KARŞILIK PİYASADA 180-190 LİRA Fındık üreticileri açısından dikkat çeken bir diğer gelişme, TMO'nun alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki fark. TMO, yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre Giresun kalite kabuklu fındığı kilogram başına 255 liradan, Levant kalite fındığı ise 250 liradan satın alıyor. 10 Ekim 2026 tarihli yerel piyasa derlemesinde ise Giresun merkezde kilogram fiyatları 180-190 lira, Tirebolu, Görele ve Espiye'de 190-200 lira aralığında bildirildi. Buna göre Giresun merkezdeki serbest piyasa fiyatıyla TMO'nun Giresun kalite alım fiyatı arasında kilogram başına 65-75 liralık fark bulunuyor. Söz konusu fiyatlar karşılaştırılırken ürünün randımanı, kalitesi, nem durumu ve alım şartlarının farklılık gösterebileceği de dikkate alınmalı. TMO'nun daha yüksek fiyatla alım yapması, belirlenen kalite şartlarını karşılayan üreticilere serbest piyasaya alternatif bir satış kanalı sağlıyor. FINDIKTA FİYAT ARTIŞININ ANAHTARI: ARZ VE TALEP DENGESİ TMO'nun satış yapmama planı, piyasanın geleceğine ilişkin iki temel ihtimali gündeme getiriyor. İlk ihtimal, TMO alımlarının sürmesiyle serbest piyasaya çıkan fındık miktarının azalması ve buna karşılık sanayici talebinin güçlü kalması. Bu durumda tüccarların elindeki stoklara yönelik talep artabilir. Aynı dönemde birden fazla büyük alıcının hammadde teminine yönelmesi, fiyatların yükselmesini destekleyebilir. İkinci ihtimal ise özel sektör stoklarının yeterli olması veya ihracat ve sanayi talebinin beklenen düzeye ulaşmaması. Böyle bir durumda TMO'nun satış yapmamasına rağmen serbest piyasada belirgin bir fiyat yükselişi görülmeyebilir. Bu nedenle fındık fiyatlarındaki olası artışın tek belirleyicisi TMO'nun stok politikası olmayacak. Piyasanın yönü, önümüzdeki aylarda gerçek alım talebi ile satışa hazır fındık miktarının oluşturacağı dengeye bağlı olacak. İHRACATTA İLK AYDA 18 BİN 929 TONLUK SATIŞ Fındık piyasasının gelecek dönemine ilişkin değerlendirmelerde ihracat rakamları da önem taşıyor. Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinin açıkladığı verilere göre Türkiye, 2026-2027 ihracat sezonunun ilk ayı olan eylülde 18 bin 929 ton fındık ihraç ederek 192 milyon 83 bin 755 dolar gelir elde etti. Geçen yılın aynı döneminde 13 bin 926 ton fındık ihracatı gerçekleştirilmişti. İhracat miktarındaki yıllık artış dış talebin sürdüğünü gösterirken, bu tek aylık veri önümüzdeki dönemde sanayicilerin ne kadar fındık satın alacağını veya fiyatların hangi seviyeye ulaşacağını belirlemek için yeterli değil. İhracat siparişlerinin devamı ve büyük alıcıların stok yenileme kararları, fiyatların yönü bakımından yakından takip edilecek. KAHVERENGİ KOKARCA VE ÇÜRÜK FINDIK STOKLARI TEHDİT EDİYOR Güldal'ın konuşmasında üzerinde durduğu önemli başlıklardan biri de ürün kalitesinin korunması oldu. Özellikle kahverengi kokarca zararlısı ve çürük oluşumunun fındığın depolanabilirliğini olumsuz etkilediğini belirten Güldal, uzun süre muhafaza edilecek ürünlerde kalite kriterlerinin önem taşıdığını söyledi. Çürük oranı yüksek fındıkların sağlam stoklar için de bozulma riski oluşturabileceğine dikkat çeken Güldal, TMO'nun satın aldığı ürünün artık kamu malı olduğunu ve değerinin korunması gerektiğini ifade etti. TMO'nun bir yıllık stok planlaması açısından da fındığın sağlıklı koşullarda muhafaza edilmesi büyük önem taşıyor. ÜRETİCİNİN GÖZÜ ARTIK SANAYİCİNİN ALIMLARINDA Giresun ve Karadeniz'de fındığını henüz satmamış üreticiler açısından TMO'nun alımları ve stok politikası önemini koruyor. TMO'nun satın aldığı fındıkları uzun süre piyasaya sunmaması, özel sektörün mevcut ürün stoklarıyla birlikte değerlendirildiğinde ilerleyen aylarda farklı bir arz-talep dengesi oluşturabilir. Özellikle sanayi kuruluşlarının yeni sezon üretimleri için alımlarını artırması ve piyasada satışa hazır kaliteli fındığın azalması halinde, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşması mümkün. Ancak fiyatların ne zaman ve ne ölçüde değişeceğine ilişkin doğrulanmış bir tahmin bulunmuyor. Güldal'ın açıklaması sonrasında fındık piyasasında yanıtı merak edilen temel soru ise şu: TMO'nun satın aldığı fındık uzun süre depolarda kalırsa, büyük sanayi kuruluşlarının hammadde ihtiyacı serbest piyasada fiyatları yukarı taşıyacak mı? Bu sorunun yanıtını TMO'nun alım ve satış politikası kadar sanayicilerin gerçek talebi, özel sektör stokları ve ihracatın önümüzdeki aylardaki seyri belirleyecek.

GEZMİŞ HESAP SORDU Haber

GEZMİŞ HESAP SORDU

GEZMİŞ HESAP SORDU: “255 TL FİYAT VERİLEN FINDIK NEDEN 185 TL’YE SATILIYOR?” YENİ Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fındık üreticisinin yaşadığı fiyat mağduriyetini TBMM gündemine taşıdı. Giresun kalite fındık için açıklanan 255 liralık alım fiyatına rağmen üreticinin serbest piyasada 185 liraya satış yapmak zorunda kaldığını belirten Gezmiş, aradaki 70 liralık farkın hesabını sordu. Kahverengi kokarca zararına ve artan üretim maliyetlerine dikkat çekerek fındık piyasasına acil müdahale çağrısında bulundu. “ÜRETİCİ BİR YIL ÇALIŞTI, EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALAMADI!” YENİ Parti Parti Meclisi Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada fındık üreticisinin artan gübre, ilaç, işçilik ve bakım maliyetleri karşısında ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirtti. Üreticinin bir yıllık emeğinin karşılığını alamadığını savunan Gezmiş, “Yaz geçti, fındık sezonu bitti, üretici yine mağdur oldu. Bir yıl boyunca bahçesinde alın teri döken, gübresini, ilacını, işçisini ödeyen üreticimiz bugün emeğinin karşılığını alamıyor” dedi. Giresun kalite fındık için açıklanan 255 liralık alım fiyatına karşılık serbest piyasada 185 liralık fiyatların görüldüğünü ifade eden Gezmiş, “Aradaki 70 TL fark nereye gidiyor?” sorusunu yönelterek fiyat oluşumunun şeffaflaştırılmasını ve piyasanın etkin biçimde denetlenmesini istedi. “ÜRETİCİ ANA BABA YADİGÂRI BAHÇESİNDEN VAZ MI GEÇSİN?” Fındık üreticisinin düşük fiyatların yanı sıra kahverengi kokarca zararlısıyla da mücadele ettiğini vurgulayan Gezmiş, zararlı nedeniyle kalite ve randıman kaybına uğrayan fındığın kilogram fiyatının 130–140 liraya kadar gerilediğini ileri sürdü. Giresun'un dik ve engebeli arazilerinde fındık üretmenin büyük emek ve fedakârlık gerektirdiğini belirten milletvekili, “Dik ve engebeli arazilerde binbir emekle dünyanın en kaliteli fındığını üreten hemşehrilerimiz ana baba yadigârı bahçelerinden vaz mı geçsin isteniyor?” diye sordu. Mevcut ekonomik koşulların üretimin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini savunan Gezmiş, zararlıyla mücadelenin güçlendirilmesi ve üreticinin gelir kaybının önlenmesi gerektiğini söyledi. “FINDIK ÜRETİMİNE İHANET, VATANA İHANETTİR!” Fındığın yalnızca Giresun için değil, Türkiye ekonomisi açısından da stratejik öneme sahip olduğunu belirten Gezmiş, “Fındık bizim millî servetimizdir. Karadeniz'in geçim kaynağı, binlerce ailenin ekmeğidir” ifadelerini kullandı. Konuşmasında “Fındık üretimine ihanet, vatana ihanettir!” diyerek üreticinin korunması gerektiğini vurgulayan Gezmiş, fındık fiyatlarına acilen müdahale edilmesini, piyasa denetimlerinin artırılmasını ve fiyat oluşumunda şeffaflığın sağlanmasını istedi. Fındık piyasasının düzenlenmesi ve üreticinin korunmasına yönelik daha önce TBMM'ye kanun teklifi sunduğunu da hatırlatan Gezmiş, “Fındık üreticisinin hakkını sonuna kadar savunmaya devam edeceğim” sözleriyle konunun takipçisi olacağını bildirdi.

FINDIK ÜRETİCİSİNE KRİTİK UYARI: KAHVERENGİ KOKARCA KIŞLAKLARA GİRİYOR Haber

FINDIK ÜRETİCİSİNE KRİTİK UYARI: KAHVERENGİ KOKARCA KIŞLAKLARA GİRİYOR

FINDIK ÜRETİCİSİNE KRİTİK UYARI: KAHVERENGİ KOKARCA KIŞLAKLARA GİRİYOR Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, kahverengi kokarcayla mücadelede sonbahar döneminin kritik aşamasına ilişkin “Kışlaklara Giriş Mücadele Rehberi” yayımladı. Rehbere göre sıcaklık ortalamasının 15-16 derecenin altına düşmesiyle zararlının kışlaklara girişi başlıyor. Mücadelede 1 Ekim-10 Kasım dönemi öne çıkarken, yüksek rakımlı bölgeler ile sahil kesimleri için farklı zamanlamalara dikkat çekiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün hazırladığı rehberde, kahverengi kokarcayla mücadelede zararlının kışlama dönemine geçiş sürecinin değerlendirilmesi istendi. Rehbere göre kahverengi kokarcanın kışlaklara girişi, sıcaklık ortalamasının 15-16°C’nin altına düşmesiyle başlıyor ve sıcaklık 12°C’ye düşünceye kadar devam ediyor. EV, AHIR, DEPO VE ÇATI ARALARINA DİKKAT Kahverengi kokarcanın kışlama alanları arasında ev, ahır, depo ve çatı araları gösteriliyor. Mücadelenin bu alanlar dikkate alınarak yürütülmesi gerekiyor. Bölgesel zamanlama açısından ise yüksek rakımlı bölgeler ile sahil kesimleri birbirinden ayrılıyor. Rehberde yüksek rakımlı bölgelerde ekim ayı başı, sahil kesimlerinde ise 5-10 Ekim arası mücadele açısından öne çıkarılıyor. İLAÇLAMA İÇİN 1 EKİM-10 KASIM ARALIĞI Enstitünün rehberinde kışlaklara girişte önerilen ilaçlama takviminin 1 Ekim'de başlayıp 10 Kasım'da sona erdiği belirtiliyor. Kullanılan biyosidal ürünlerin kalıcılık süresi dikkate alındığında etkilerinin aralık ayı sonuna kadar devam edebileceği ifade ediliyor. Bina dış yüzeylerinde, özellikle çatı katı zemin ve duvarlarında çevre sağlığı ilaçlarının kullanılabileceği belirtilirken, Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılmış biyosidal ürünlerin kullanılması gerektiği vurgulanıyor. Rehbere göre biyosidal ürünlerin etki süresi, yüzey yıkanmadığı sürece en fazla üç ay. Uygulamaların da yalnızca Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş kişi veya kurumlar tarafından yapılması gerekiyor. CEZBET-ÖLDÜR NOKTALARI İÇİN EN ETKİLİ DÖNEM Rehberde “cezbet-öldür” noktalarının belirlenmesi ve etkin mücadele tarihleri konusunda da üreticilere bilgi veriliyor. Buna göre en etkili dönem eylül başından kasım ortasına kadar olan kışlaklara giriş dönemi olarak belirtiliyor. Kullanılacak feromonların Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış olması gerektiğine dikkat çekilirken, feromonların tarım parsellerinin içine değil; komşu, güney cepheli ağaçlara asılması öneriliyor. FEROMONLAR EN AZ 1,5 METRE YÜKSEĞE ASILMALI Feromonların yerden en az 1,5 metre, tercihen 1,8-1,9 metre yüksekliğe asılması gerektiği belirtiliyor. Rehberde tercih edilebilecek ağaç türleri ak ağaç, kokar ağaç, çatalpa ve kurtbağrı olarak sıralanıyor. Alternatif olarak meyvesiz veya meyvesi tüketilmeyecek ağaçların kullanılabileceği bildiriliyor. Her bir feromonun yaklaşık 25 metrelik yarıçapta etkili olduğu, geniş yapraklı ağaçlarda ise feromonların güney, doğu ve batı olmak üzere üç yöne asılabileceği belirtiliyor. İLAÇLAMA SONRASI FEROMONLAR YENİDEN ASILMALI Kimyasal uygulamada kullanılan ilaçların etki süresinin dikkate alınması gerektiği belirtilirken, yağışlı havalarda bu süre beklenmeden ilaçlamanın tekrarlanması gerektiği ifade ediliyor. Feromonların ise ilaçlama öncesinde ağaçtan alınması ve uygulama tamamlandıktan sonra yeniden asılması gerekiyor. Enstitünün rehberinde feromonların 90 gün etkili olduğu bilgisine de yer veriliyor. MÜCADELEDE ZAMANLAMA ÖNE ÇIKIYOR Yayımlanan rehber, kahverengi kokarcanın kışlamak amacıyla kapalı alanlara yöneldiği dönemde mücadelenin zamanlamasına dikkat çekiyor. Buna göre yüksek rakımlı bölgelerde ekim ayının başlamasıyla, sahil kesimlerinde ise 5-10 Ekim döneminde kışlak mücadelesinin gündeme alınması gerekiyor.

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Haber

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR”

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan gazeteci Murat Gürsoy’un hazırlayıp sunduğu “Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi” programına konuk oldu. Giresun Ticaret Borsası’nın 100. yılı dolayısıyla Borsa yerleşkesinde gerçekleştirilen programda Bölük; kurumun 100 yıllık geçmişinden lisanslı depoculuğa, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nden dijital tescile, kahverengi kokarcadan fındıkta verim ve üretim maliyetlerine, ihracattan dünya pazarındaki rekabete kadar çok sayıda başlıkta açıklamalarda bulundu. Bölük, yeni dönemde Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden aday olduğunu da açıkladı. Gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtlayan Bölük, programın başında Giresun Ticaret Borsası’nın geçmişine ilişkin bilgi verdi. Borsanın 1 Ağustos 1926 tarihinde resmî olarak kurulduğunu ve ilk başkanının İsmail Aykutoğlu olduğunu belirten Bölük, bugüne kadar kurumda 28 başkanın görev yaptığını söyledi. Görev yapan yönetim ve meclis üyelerinin Borsanın bugün ulaştığı noktada emeği bulunduğunu ifade etti. “100 YILIN SONUNDA ÖRNEK BORSALARDAN BİRİ HALİNE GETİRDİK” Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın mevcut yerleşkesinin bulunduğu yaklaşık 40 dönümlük arazinin 2001 yılında satın alındığını, imar düzenlemesinin ardından yaklaşık 30 dönümlük alan üzerinde Avrupa Birliği projesi kapsamında lisanslı depo ve idari bina yatırımlarının gerçekleştirildiğini anlattı. Yerleşkenin 2017 yılında hizmete açıldığını belirten Bölük, lisanslı deponun da aynı tarihten itibaren faaliyet gösterdiğini söyledi. Borsanın geldiği noktaya ilişkin Bölük, “Amacımız Giresun Ticaret Borsası’nı 100 yılın sonunda Türkiye’deki örnek borsalardan biri haline getirmekti; getirdik, başardık. Bundan sonrası daha da ileri götürmek” ifadelerini kullandı. GATAM’DA RUHSAT SÜRECİ DEVAM EDİYOR Bölük, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nin oluşturulma sürecine ilişkin de bilgi verdi. Merkezin 2018 yılında başlayan çalışmaların ardından kurulduğunu, 2024 yılının mart ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla açılışının gerçekleştirildiğini söyledi. Merkezin faaliyet gösterebilmesi için akreditasyon ve izin süreçlerinin bulunduğunu belirten Bölük, 2025 yılında akreditasyon sürecinin tamamlandığını, ardından Tarım ve Orman Bakanlığı nezdindeki işlemlerin başlatıldığını ifade etti. Çalışma ruhsatının alınmasına yönelik sürecin devam ettiğini söyleyen Bölük, izinlerin tamamlanmasının ardından merkezin bölgedeki gıda ürünlerine yönelik analiz gerçekleştiren bir merkez olarak hizmet vereceğini belirtti. Bölük, GATAM’ın cihaz ve ekipmanlarıyla birlikte maliyetinin yaklaşık 2,5 milyon avro olduğunu söyledi. “ÜRETİCİYİ LİSANSLI DEPOYA ALIŞTIRAMADIK” Lisanslı depoculuk sistemini ayrıntılarıyla anlatan Bölük, Giresun’daki tesisin yaklaşık 15-16 bin tona kadar ürün kapasitesine ulaşabildiğini söyledi. Lisanslı deponun esas amacının üreticinin fındığını teslim ederek elektronik ürün senedi karşılığında depolaması veya daha sonra satışını gerçekleştirmesi olduğunu anlatan Bölük, spot borsa sistemiyle üreticinin ürününün analiz edilerek satışa çıkarılabileceğini de belirtti. Üreticilerin lisanslı depoculuğa yönelmesi amacıyla köylere, muhtarlıklara ve kahvehanelere kadar giderek sistemi anlattıklarını ifade eden Bölük, kira ve nakliye desteğinin yanı sıra ürün karşılığında finansmana erişim imkânları konusunda bilgilendirmeler yaptıklarını söyledi. Bölük buna rağmen, “Maalesef üreticiyi buraya alıştıramadık” dedi. Lisanslı depoya getirilecek ürünün belirli nem, kırık ve çürük oranları gibi standartları karşılaması gerektiğini belirten Bölük, üreticilerin daha kolay satış yöntemlerini tercih ettiğini söyledi. “LİSANSLI DEPOYU KAPATMAK İSTEMİYORUZ” Üreticinin yeterli miktarda ürün getirmemesi üzerine lisanslı deponun faaliyetini sürdürebilmesi için sanayi kuruluşları, fabrikacılar ve fındık ticareti yapan işletmelere de depolama imkânı sağladıklarını belirten Bölük, pandemi dönemi dışında tesisin kendi kendisini yönetebilen ve zarar etmeyen bir yapıya getirildiğini söyledi. Türkiye’de Giresun’dan önce Ünye ve Düzce’de lisanslı depoculuğun denendiğini ancak bu tesislerin kapandığını ifade eden Bölük, Giresun’daki tesisin kapanmasını istemediklerini belirtti. Bölük, “Şayet biz burayı atıl hale getirip kapatırsak kimse lisanslı depo yapmaz, kötü örnek olur” dedi. Gerektiğinde GİFLİDAŞ’ın zararının Borsa tarafından karşılandığını ifade eden Bölük, amaçlarının lisanslı depoculuğu ayakta tutmak ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi. TESCİL İŞLEMLERİNDE DİJİTAL DÖNEM Giresun Ticaret Borsası’nın teknolojik dönüşüm çalışmalarına da değinen Bölük, Türkiye’de iki borsada uzaktan erişimle tescil işlemi yapıldığını, Giresun Ticaret Borsası’nın üçüncü olmak amacıyla yazılım geliştirdiğini anlattı. Bölük, üyelerin işyerlerinden tescil işlemlerini yapabilmelerinin hedeflendiğini belirterek, sistem sayesinde Eynesil, Görele ve Tirebolu gibi ilçelerden üyelerin tescil işlemi için Giresun merkeze gelmek zorunda kalmayacağını söyledi. “RANDIMANLI ALIŞVERİŞE DÖNDÜK” Fındık ticaretinde randıman sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bölük, geçmişte Giresun’da 50 randıman esasına göre yaygın bir ticaret yapılmadığını söyledi. Yaklaşık sekiz yıldır kabuklu kuruyemiş ticaretinin randımansız yapılmaması gerektiğini anlattıklarını belirten Bölük, Giresun dışındaki üretim bölgelerinde fındığın randıman üzerinden alınıp satıldığını ifade etti. Gelinen noktayı, “Allah’a şükür yüzde 80’ini başardık. Şimdi randımanlı alışverişe döndük. Giresun’u da artık fındık piyasasına entegre ettik” sözleriyle değerlendirdi. KOKARCA, KURUTMA VE FINDIK KABUĞU İÇİN AR-GE Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın üreticilere yönelik çalışmalarından da söz etti. Kahverengi kokarcanın bölgeye geleceğinin gündeme gelmesi üzerine 2018 yılında 100 adet feromon tuzağı satın alarak tarım teşkilatına verdiklerini söyledi. Fındığın kurutulmasına yönelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekli seyyar kurutma sistemi üzerinde Ar-Ge çalışması yaptıklarını belirten Bölük, sistemin teknik sorunlarının bulunduğunu ifade etti. Fındık kabuğundan aktif karbon elde edilmesi konusunda da araştırma yaptıklarını söyleyen Bölük, aktif karbon üretmeyi başardıklarını ancak maliyetin yüksek olması nedeniyle projeyi sürdüremediklerini anlattı. Fındığın yan ürünlerinden yakıt elde edilmesi dahil farklı çalışmalar üzerinde durduklarını belirten Bölük, “Biz bir tüccar kuruluşuyuz ama ürün yoksa tüccar da yok. Her şeyden önce ürün lazım. Biz ürünün peşindeyiz, üreticinin verimini artırma peşindeyiz” dedi. “KATMA DEĞERLİ ÜRÜN SATMA MECBURİYETİMİZ VAR” Giresun ekonomisi ve ihracata ilişkin soruları da yanıtlayan Bölük, kentin temel ihracat ürününün fındık olduğunu söyledi. Fındığı dünyanın çok sayıda ülkesine ulaştıran ihracatçıların sektör açısından önemine değinen Bölük, ürünün satılamadığı dönemlerde yaşanan sıkıntıların geçen sezon görüldüğünü ifade etti. Büyük firmaların yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmelerin de gelişmesi gerektiğini belirten Bölük, asıl hedefin fındığın daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülerek ihraç edilmesi olduğunu söyledi. “Az olsun ama katma değerli ürün satalım” diyen Bölük, Avrupa ve ABD’deki market raflarında Türk markalarının daha fazla görülmesi gerektiğini belirtti. Bölük, “Biz hep dışarıya gittiğimizde fındığı bir İtalyan markasıyla, bir İsviçre markasıyla, bir Alman markasıyla tüketmek zorunda kalmayalım. Bu tüketimi Türk markalarıyla sağlayalım diye çabalıyoruz” dedi. “GİRESUN’DA KOKARCA İLE MÜCADELEYİ BAŞARAMADIK” Kahverengi kokarcanın 2026 ürünü üzerindeki etkisini de değerlendiren Bölük, özellikle düşük rakımlı bölgelerde ciddi zarar oluştuğunu söyledi. Bölük, “300 metrenin altında kokarcanın en az yüzde 50 zararı var ve çok ciddi ürün kaybımız var. Uğurlu fındık çok, çürük fındık fazla. Maalesef Giresun’da biz kahverengi kokarca ile ilgili mücadeleyi başaramadık” ifadelerini kullandı. Ordu’daki mücadele çalışmalarına dikkat çeken Bölük, Giresun’daki ilgili kurumların Ordu, Terme ve Çarşamba’da uygulanan yöntemleri incelemesi gerektiğini söyledi. “Onlar nasıl yaptıysa biz de yapacağız” diyen Bölük, il ve ilçe tarım müdürlükleriyle bu konuda çalışma yapılmasının gerekli olduğunu ifade etti. Yapıştırılan metin GİRESUN VE ORDU İÇİN ÖZEL DESTEK ÖNERİSİ Giresun ve Ordu’daki fındık üretim koşullarının diğer üretim bölgelerinden farklı olduğunu belirten Bölük, özellikle eğimli arazi yapısının üretim ve toplama maliyetlerini yükselttiğini söyledi. Samsun, Düzce ve Sakarya gibi bölgelerde düz araziler ve makineli tarım imkânlarının üreticiye avantaj sağladığını ifade eden Bölük, Giresun ve Ordu’da ise düşük verim ve yüksek toplama maliyetinin üreticiyi zorladığını belirtti. Bu nedenle bölgeye özel bir destekleme modelinin değerlendirilebileceğini söyleyen Bölük, üretim maliyetiyle piyasa fiyatı arasındaki farkın belirli bir geçiş döneminde destekleme yoluyla karşılanabileceğini ifade etti. “ANA ÇÖZÜM 80 KİLOYU 160 KİLOYA ÇIKARMAK” Bölük, desteklemenin tek başına kalıcı çözüm olmadığını belirterek asıl çözümün verimlilikte olduğunu söyledi. “Ana çözüm, biz dönümdeki 80 kiloyu 160 kiloya çıkarmak zorundayız” diyen Bölük, Giresun’da yaklaşık 121 bin hektar fındık alanı bulunduğunu ve ortalama 80-100 bin ton arasında üretim gerçekleştirildiğini ifade etti. Bölük, “Oysa 120-121 bin hektarda minimum 180-200 bin ton arasında fındık üretmemiz gerekir” dedi. Yapıştırılan metin Arazi parçalanmasının önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Bölük, 5-10 dönümlük küçük arazilerin bulunduğunu, üreticilerin önemli bölümünün gurbette veya şehir merkezlerinde yaşadığını söyledi. Fındıktan doğrudan geçimini sağlayan üretici oranının azaldığını savunan Bölük, birçok kişinin fındığı ek gelir olarak değerlendirdiğini belirterek mevcut üretim yapısının verimlilik sorununu büyüttüğünü ifade etti. “ÜRETİCİ BU FİYATLARLA PARA KAZANAMAZ” Fındık fiyatlarını da değerlendiren Bölük, üreticinin mevcut koşullardaki sıkıntısına dikkat çekti. “Üretici yüzde 100 haklı. Bu fiyatlarla para kazanamaz. Zarar eder” diyen Bölük, fiyatların oluşmasına yol açan nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin geçmişte dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 75’ini gerçekleştirdiğini belirten Bölük, bugün bu oranın kendi değerlendirmesine göre yüzde 50 seviyelerine gerilediğini ifade etti. Türkiye dışındaki ülkelerin üretimlerini artırmasının uluslararası alıcılar açısından alternatif oluşturduğunu belirten Bölük, diğer ülkelerde üretim maliyetlerinin daha düşük olduğunu ve alıcıların öncelikle daha düşük fiyatlı pazarlara yöneldiğini söyledi. Programın gerçekleştirildiği dönemde sezonun ilk üç haftalık ihracatının yaklaşık 10 bin ton olduğunu belirten Bölük, “Bu ihracat rakamıyla fındık satılmıyor demektir. Biz fındığın fiyatından yurt içinde rahatsızız, şikâyetçiyiz. Bu üreticiyi memnun etmiyor ama biz bu fındığı bile satamıyoruz” dedi. Yapıştırılan metin “TÜRKİYE ARTIK FINDIĞIN ESKİSİ GİBİ SAHİBİ DEĞİL” Bölük, önümüzdeki yıllarda fındıkta uluslararası rekabetin daha da artacağı görüşünü dile getirdi. Şili’deki üretim alanlarının genişletilmesine yönelik projeksiyonlara değinen Bölük, ülkedeki dikili alanın 2034 yılında 100 bin hektara çıkarılmasının planlandığını söyledi. Şili’nin yanı sıra Sırbistan, Kuzey Makedonya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde de fındık üretiminin yaygınlaştığını belirten Bölük, “Dünya fındık üretme yarışında” ifadelerini kullandı. Bölük, Türkiye’nin dünya pazarındaki konumunu ise şu sözlerle değerlendirdi: “Bizim anlamamız gereken artık dünyada Türkiye fındığın eskisi gibi sahibi değil. Artık Türkiye’nin rakibi var. Dünyada rakibi var. Rakip ülkeler var ve hâlâ dikmeye devam ediyorlar.” Bölük sözlerini, “Biz eskiden fındığın patronuyduk. Biz ne dersek o oluyordu. Ama şimdi patron biz değiliz. Artık pazarda rakibimiz var” ifadeleriyle sürdürdü. REKABET İNCELEMESİ: “DENETİMDEN RAHATSIZ DEĞİLİZ” Programda fındık piyasasına ilişkin gerçekleştirilen kamu denetimleri ve incelemeler de gündeme geldi. Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın denetlenmesinin olağan olduğunu belirterek, “Biz denetimden rahatsız değiliz. Burası bir devlet. Devletler denetler. Denetlenmemek yanlış zaten” dedi. Ticaret borsaları ve ticaret-sanayi odalarının Ticaret Bakanlığı’nın denetimindeki kuruluşlar olduğunu belirten Bölük, Borsanın daha önce de müfettiş denetiminden geçtiğini söyledi. Son incelemenin ise şirketlerin fındık fiyatları konusunda ortak hareket edip etmediğinin araştırılmasına yönelik olduğunu ifade etti. “FINDIK PİYASASINDA REKABET AŞIRI” Bölük, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 700 bin tonluk fındık kırma kapasitesi bulunduğunu, buna karşılık ürün miktarının yaklaşık 700 bin ton seviyesinde olduğunu söyledi. İhracatçıların işleme kapasitesinin de mevcut ürün miktarının üzerinde olduğunu belirten Bölük, firmaların kapasitelerini kullanabilmek amacıyla ürün alımında rekabet ettiğini ifade etti. “Fındık piyasası dünyanın en acımasız rekabetinin olduğu bir piyasadır” diyen Bölük, yalnız Türkiye içindeki firmalar arasında değil, uluslararası pazarda da ciddi bir rekabet bulunduğunu söyledi. “FİYATI ARZ VE TALEP DENGELER” Fındık fiyatlarının düşük oluşmasının tacirler, ihracatçılar, tüccarlar, manavlar veya fabrikacılardan kaynaklandığı görüşüne katılmadığını belirten Bölük, serbest piyasadaki fiyatın arz ve talebe göre oluştuğunu söyledi. “Alım ve satım fiyatı serbest piyasada alınıp satılıyorsa bir ürünü arz ve talep dengeler” diyen Bölük, talebin olmadığı ortamda ürün alımının da yavaşladığını ifade etti. Geçen sezon ürünün az olduğu yönündeki beklentinin fiyatları 350 lira seviyelerine kadar taşıdığını, ancak bu fiyatlardan yeterli satış gerçekleştirilememesi üzerine fiyatların gerilediğini söyledi. Bölük, geçen sezondan yeni sezona yaklaşık 150 bin ton fındık devredildiğini belirterek, köylerde hâlâ eski mahsul bulunduğunu ifade etti. Üreticilerin bir bölümünün 300-350 lira beklentisi nedeniyle ürününü satmadığını, daha sonra fiyatların gerilemesiyle bu ürünlerin yeni sezona kaldığını söyledi. 180 LİRALIK FINDIK RAFTA NEDEN 1.000 LİRAYA ÇIKIYOR? Gazeteci Murat Gürsoy’un, üreticiden yaklaşık 180 liraya alınan fındığın market rafında 1.000 liraya kadar ulaşmasına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Bölük, kabuklu fındık ile tüketiciye sunulan işlenmiş iç fındığın doğrudan karşılaştırılmaması gerektiğini söyledi. Fındığın üreticiden çıktıktan sonra manav, fabrika, sanayici, toptancı ve perakende aşamalarından geçtiğini belirten Bölük, her aşamada işleme ve maliyet unsurlarının oluştuğunu ifade etti. Randıman nedeniyle kabuklu ürünün tamamının iç fındığa dönüşmediğini, ardından kavurma ve diğer işlemlerde nem ve fire kaybı yaşandığını anlatan Bölük; ambalaj, nakliye ve diğer maliyetlerin de fiyatın üzerine eklendiğini söyledi. Bölük, “180 liraya aldığınız fındığın zaten randıman bazındaki maliyeti 400 lira” değerlendirmesinde bulundu. Kavrulmuş fındığın işlemeci veya sanayiciden toptancıya çıkış fiyatının ortalama 650 lira civarında olduğunu belirten Bölük, işlenmiş ürünün yaklaşık 600-650 lira seviyesinde piyasaya sunulduğunu söyledi. Bölük, bundan sonraki perakende aşamasında oluşan fiyat konusunda ise, “Ondan sonrasının rafa kadar niye o kadar arttığını tabii kamuoyu diğer ürünlerde, sebze meyvede de aynı şeyi konuşuyor” değerlendirmesinde bulundu. HAMZA BÖLÜK YENİDEN ADAY Programın son bölümünde gazeteci Murat Gürsoy, Hamza Bölük’ün Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı için yeniden adaylığını açıklamasını da gündeme getirdi. Bölük, yaklaşık sekiz yıldır Borsada görev yaptığını belirterek ilk döneminde bir süre mevcut Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş ile birlikte çalıştığını, ardından yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendiğini anlattı. Bölük, “Bu dönemde de yine yol arkadaşlarımın ve üyelerimizin desteğiyle beraber yeniden aday olmaya karar verdik ve adaylık sürecimizi açıkladık” dedi. “100 YILLIK MİRASI DAHA İLERİ TAŞIMAK İSTİYORUZ” Yeni döneme ilişkin hedeflerini anlatan Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nı mevcut noktadan daha ileri taşımak istediklerini söyledi. Teknolojiye uyum sağlayan, üyelerine daha modern hizmet sunan bir Borsa hedeflediklerini belirten Bölük, Giresun kalite fındığının ve genel olarak fındık sektörünün sorunlarını kamuoyu ve devlet kurumları nezdinde gündeme getirmeye devam edeceklerini ifade etti. Borsaların temel görevlerinden birinin tescil olduğunu ancak Giresun Ticaret Borsası’nın bunun dışında da kendisine görevler yüklediğini belirten Bölük; lisanslı depo, ileri teknoloji laboratuvarı, uzaktan erişimli tescil ve üyelere yönelik bilgilendirme çalışmalarını örnek gösterdi. Üyelere randıman makinesi desteği verdiklerini ve bu desteği sürdürdüklerini belirten Bölük, daha önce dağıtılan nem ölçüm cihazlarının yeniden değerlendirildiğini söyledi. Ortak bir fındık yazılım programı geliştirmeye çalıştıklarını da açıklayan Bölük, amaçlarının üyelerin ticaretlerini daha modern yöntemlerle yönetmesi, kâr-zarar hesaplarını daha kolay yapabilmesi ve sektör içindeki iletişimin güçlendirilmesi olduğunu ifade etti. Üreticilere kahverengi kokarcayla mücadeleden fidan desteğine kadar farklı alanlarda destek vermeye devam edeceklerini belirten Bölük, programdaki mesajlarını şu sözlerle tamamladı: “Fındık yoksa biz yokuz. Fındık yoksa ticaret yok. Fındık yoksa tüccar yok. O yüzden en değerlisi bizim için üreticiler. Onların her zaman yanında olmaya çalışacağız.” KAYNAK: PROGRAM: Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi SUNAN: Gazeteci Murat Gürsoy YAYIN: Altaş TV KONUK: Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük ÇEKİM YERİ: Giresun Ticaret Borsası yerleşkesi KAYNAK: Altaş TV – Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi / Hamza Bölük röportajı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.