Hava Durumu

#Kahverengi Kokarca

giresunsonhaber - Kahverengi Kokarca haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kahverengi Kokarca haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Haber

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji SınavıPlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’nin fındıkta üretimden teknolojiye uzanan planlı büyümesini görünür kılacak. Türkiye için asıl sınav, bu gelişmeleri izleyen kurumların bilgiyi üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya nasıl aktaracağı olacak. Şili’de 13 Ağustos 2026’da Los Ángeles kentindeki Casa Laura’da düzenlenecek PlanetNuts Day Avellanos 2026, Avrupa fındığında büyüyen bir üretici ülkenin teknik kapasitesini, sanayi bağlantılarını ve küresel pazar hedeflerini aynı programda toplaması bakımından dikkat çekiyor. Etkinliğin hedef kitlesi yalnızca üreticilerden oluşmuyor; danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, sanayi temsilcileri ve karar alıcılar aynı zeminde buluşturuluyor. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya gibi isimlerin yer alması, bahçe yönetimi, sanayi, pazar ve bitki sağlığı başlıklarının birlikte ele alınacağını gösteriyor. Bu etkinlik, Şili’nin fındıkta yalnızca dikim alanını büyüten bir ülke olmadığını; üretimi, teknik danışmanlığı, sürdürülebilir girdileri, bitki sağlığını, işleme teknolojisini, otomasyonu ve ihracat bağlantılarını birlikte yöneten bir sektör mimarisi kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile gibi sponsorların etkinlikte yer alması, bahçeden fabrikaya uzanan bütün zincirin programın parçası haline getirildiğini gösteriyor. Türkiye açısından bu gelişme yalnızca uzak bir rakip ülkenin sektör toplantısı olarak okunamaz. Şili’nin büyümesi, Türkiye’nin fındıkta üretici geliri, Giresun kalite fındığın ayrı konumu, sanayi katma değeri, sürdürülebilirlik standardı, rekolte yönetimi ve teknik bilgi aktarımı başlıklarını yeniden değerlendirmesini gerektiren daha geniş bir strateji dosyasına dönüşüyor. Şili, ikinci büyük üretici konumunu teknik kapasiteyle güçlendiriyor Şili Fındık Komitesi’nin 2026’da yayımladığı verilere göre ülke, 2025/26 sezonunda 120 bin 700 ton kabuklu fındık üretimiyle dünya üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti; aynı değerlendirmede Şili’nin küresel üretimden yaklaşık yüzde 12 pay aldığı, Türkiye’nin ise 518 bin tonla yüzde 49 paya sahip olduğu belirtildi. Şili’de dikim alanının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı ve 2030’a doğru 85 bin hektara yaklaşmasının beklendiği de aynı kaynakta yer aldı. (Comité Del Avellano) Bu tablo, Şili’nin fındıktaki yükselişinin geçici bir üretim artışı değil, uzun vadeli bir tarımsal yatırım hattı olduğunu gösteriyor. Şili’nin avantajı yalnızca yeni dikim alanlarından ibaret değil; mekanizasyon, profesyonel bahçe yönetimi, sanayiyle entegre tedarik zinciri ve büyük alıcıların güvenilir alternatif kaynak arayışı bu büyümeyi destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmelerde de Şili’nin mekanizasyon, verimlilik ve profesyonel yönetimle dünya standartlarını yakaladığına dikkat çekilmişti. (Giresun Son Haber) Türkiye hâlâ dünya fındık piyasasının merkez ülkesi. Ticaret Bakanlığı’nın sektör raporuna göre Türkiye, dünyanın en büyük fındık ihracatçısı konumunu sürdürüyor; ayrıca işlenmiş fındık ürünlerinin ihracattaki payı son yıllarda yüzde 40’lara ulaşmış durumda. Ancak aynı tablo, Türkiye’nin üstünlüğünü yalnızca üretim miktarıyla koruyamayacağını da gösteriyor. Çünkü küresel rekabet artık üretim alanı, verim, teknik danışmanlık, izlenebilirlik, sanayi yatırımı ve markalı ürün kapasitesinin birlikte yönetildiği bir döneme ilerliyor. (https://ticaret.gov.tr) PlanetNuts Day, Şili’nin değer zinciri modelini görünür kılıyor PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın dikkat çekici tarafı, etkinliğin klasik konferans formatının ötesine geçmesi. Programda yalnızca uzman sunumları değil, üreticilerin kendi bahçe deneyimlerini aktaracağı teknik masa formatı da bulunuyor. Bu yapı, teorik bilginin sahadaki karşılığını tartışmaya açıyor; hangi uygulamanın verime etki ettiği, hangi hastalık baskısının üreticiyi zorladığı, hangi budama, besleme veya koruma stratejisinin sonuç verdiği doğrudan üretici deneyimi üzerinden görünür hale geliyor. Bu yönüyle Şili’nin yaptığı, yalnızca etkinlik düzenlemek değil; sektör hafızası oluşturmaktır. Üretici, danışman, araştırmacı, sanayi temsilcisi ve teknoloji firması aynı gündem içinde buluşturulduğunda, fındık yalnızca bahçede yetişen bir ürün olmaktan çıkar ve planlanan, ölçülen, işlenen, pazarlanan bir değer zincirine dönüşür. Türkiye’nin bu gelişmeyi dikkatle izlemesi gerekir. Ancak izlemek, yalnızca Şili’deki toplantıya katılmak, fotoğraf paylaşmak ya da genel izlenim aktarmak anlamına gelmemelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin gerçek değeri, dönüşte üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya sunulan somut bilgiyle ölçülür. Giresun’da aynı dönemde fiyat baskısı ve piyasa belirsizliği öne çıktı Şili’de teknik kapasite ve sektör örgütlenmesi güçlenirken, Giresun’da üreticinin gündemi yeni mahsul öncesi fiyat baskısı oldu. FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi, 5 Haziran 2026’da 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatını 215 TL’den 207 TL’ye düşürdü. Giresun Son Haber’in haberinde, 7 Mayıs 2026’da 227 TL seviyesinde bulunan fiyatın 207 TL’ye kadar gerilediği ve Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan fiyatla karşılaştırıldığında üretici beklentisinin zayıfladığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu fiyat teknik olarak 2025 mahsulü için açıklanmış görünse de, zamanlaması nedeniyle 2026 mahsulü öncesinde piyasanın psikolojik eşiğini etkileyebilecek bir referans niteliği taşıyor. Fiyat açıklayan kurumun piyasada ne kadar alım yaptığı, hangi stok gücüne sahip olduğu ve açıklanan fiyatın fiili alım kapasitesiyle desteklenip desteklenmediği üretici açısından kritik hale geliyor. Giresun Son Haber’deki değerlendirmede de FİSKOBİRLİK’in kaç ton ürün aldığı, ne kadar alım yapacağı ve stok durumuna ilişkin şeffaf bilgi paylaşmamasının üretici güvenini zayıflattığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu nedenle Şili’deki gelişmeler Türkiye açısından yalnızca üretim rekabeti olarak değil, fiyat oluşumu ve üretici pazarlık gücü açısından da okunmalıdır. Rakip ülkeler teknik kapasite ve sanayi entegrasyonu kurarken, Türkiye’de üretici hasat öncesinde düşük referans fiyat, belirsiz rekolte beklentisi ve kurumların piyasa ağırlığı konusundaki soru işaretleriyle karşı karşıya kalıyor. Rekolte tahminleri fiyat dilini erken kuruyor Türkiye’de fındık piyasasında yalnızca gerçekleşen üretim değil, sezon başlamadan açıklanan rekolte tahminleri de fiyat beklentisini etkiliyor. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı ilk tahminine göre 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Giresun Son Haber’in aktardığına göre çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. (Giresun Son Haber) Erken rekolte tahminleri piyasaya güçlü üretim sinyali verdiğinde, hasat başlamadan önce “ürün bol olacak” algısı oluşabiliyor. Bu algı, özellikle finansman ihtiyacı yüksek olan küçük üretici açısından pazarlık gücünü zayıflatma riski taşıyor. Rekolte verisi, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü, kalite ve bölgesel üretim zorluğu ile birlikte değerlendirilmediğinde fiyat tartışması eksik kalıyor. Türkiye’nin fındıkta ihtiyacı olan şey, rekolte tahminlerini yalnızca piyasa sinyali olarak açıklamak değil; bu veriyi üretici gelirini, kalite farkını ve bölgesel maliyet yapısını koruyacak bir politika çerçevesi içinde yönetmektir. Şili’nin üretim alanı artışı ve küresel alıcılar için alternatif kaynak haline gelmesi, Türkiye’de rekolte dilinin daha dikkatli kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Giresun kalite fındık ortalama ürün mantığına bırakılmamalı Giresun kalite fındık, küresel rekabet analizinde yalnızca “Türkiye fındığı” başlığı altında eritilemez. Giresun’da üretim büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir modelle sürdürülüyor. Buna karşılık ova karakteri taşıyan bölgelerde makineleşmeye daha uygun arazi yapısı, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı sağlayabiliyor. (Giresun Son Haber) Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmede, Çarşamba Ovası gibi düz üretim alanlarında dekar veriminin 300-400 kilogram aralığında, Giresun’un dik yamaç üretiminde ise 100-160 kilogram aralığında değerlendirildiği belirtilmişti. Aynı yazıda sahadaki üretici hesabına göre Çarşamba Ovası’nda kilogram maliyetinin 80-100 TL, Giresun kalite üretiminde ise 180-200 TL bandında oluştuğu ileri sürüldü; ayrıca 2025 için tüm bölgeleri kapsayan, aynı metodolojiyle hazırlanmış resmi kilogram maliyet verisine ulaşılamadığı da özellikle not edildi. (Giresun Son Haber) Bu fark, Giresun kalite fındığın neden ayrı ekonomik kategori olarak ele alınması gerektiğini açıklıyor. Aynı fiyat politikası, her bölgede aynı sonucu üretmiyor. Düz arazide yüksek verim ve daha düşük işçilik maliyetiyle çalışan üretici ile dik yamaçta düşük verim ve yüksek insan emeğiyle üretim yapan Giresun üreticisi aynı piyasa mantığına sıkıştırıldığında kalite cezalandırılmış oluyor. Giresun kalite fındık için ayrı referans fiyat, kalite primi, menşe standardı ve bölgesel maliyet farkını dikkate alan destek modeli kurulmadıkça, sürdürülebilirlik söylemi üretici için sahada karşılık bulmaz. Kalite yalnızca övgü cümleleriyle korunamaz; üreticinin gelirine yansımayan kalite zamanla zayıflar. Yaşlı bahçeler ve düşük verim Türkiye’nin rekabet dosyasında ayrı başlık olmalı Türkiye’nin fındıkta yapısal sorunu yalnızca fiyat değildir. Yaşlı bahçeler, eğimli arazi, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan “Fındıkta Kırılma” başlıklı yazıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi’ne göre ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği, bunun dekara yaklaşık 78,46 kilogram ortalama verime işaret ettiği aktarıldı. Aynı yazıda TEPGE’nin 2025 raporunda Doğu Karadeniz’de fındık bahçelerinin önemli bölümünün 50-100 yıllık olduğu ve ekonomik ömrünü tamamlayan bahçelerin yenilenmesi gerektiği belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu veri, Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevabın yalnızca ihracat politikasıyla sınırlı olamayacağını gösteriyor. Bahçe yenileme, toprak analizi, pH yönetimi, çeşit seçimi, gençleştirme, hastalık-zararlı takibi ve iklim riskine göre bölgesel danışmanlık sistemi kurulmadan Türkiye’nin üretim üstünlüğü uzun vadede korunamaz. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesi, laboratuvar altyapısı ve kurumsal hafızası güçlü görünse de, Giresun Son Haber’in özel haberinde sahadaki beklentinin araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek olduğu vurgulandı. Aynı haberde, yaşlanan bahçeyi yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte artıran dönüşümün kamuya açık somut saha verileriyle yeterince görünür olmadığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bitki sağlığı yeni rekabet döneminin ortak başlığına dönüşüyor Şili’deki PlanetNuts programında bitki sağlığı, hastalık baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin öne çıkması tesadüf değil. Fındıkta küresel rekabet yalnızca verim ve fiyatla sınırlı kalmıyor; hastalık ve zararlı yönetimi, ürün kalitesinin ve ihracat güvenliğinin ana unsurlarından biri haline geliyor. Türkiye’de de fındık kurdu, kahverengi kokarca ve külleme üretici gelirini doğrudan etkileyen riskler arasında. Giresun Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2026 yılı takvimine göre fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlı mücadele sahil kolda 13 Mayıs, orta kolda 16 Mayıs, yüksek kolda ise 19 Mayıs’ta başlayacak şekilde planlandı; üreticilere bahçe kontrolü, ruhsatlı ürün kullanımı ve külleme hastalığına karşı dikkatli olma uyarısı yapıldı. (Giresun Son Haber) Bu tablo, Türkiye’nin rakip izleme stratejisinin yalnızca Şili’nin kaç hektar dikim yaptığına veya kaç ton üretim beklediğine bakmakla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Zararlı yönetimi, biyolojik mücadele, erken uyarı sistemi, ruhsatlı ürün kullanımı, teknik eğitim ve bölgesel uygulama takvimi de rekabet stratejisinin parçası haline getirilmelidir. TMO tek başına politika yerine geçemez Türkiye’de üretici her sezon TMO’nun açıklayacağı fiyatı bekliyor. Ancak TMO’nun varlığı, tek başına kalıcı bir fındık politikası anlamına gelmiyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan değerlendirmede, 2026 mahsulü için üreticinin yine TMO’ya bakmasının fındık politikasındaki yapısal eksikliği gösterdiği; TMO’nun FİSKOBİRLİK’in, üretici kooperatiflerinin veya Giresun kalite fındığı dünya markasına dönüştürecek bir sistemin yerine geçemeyeceği belirtildi. (Giresun Son Haber) Fındıkta kalıcı piyasa düzeni için TMO tamamlayıcı bir araç olarak konumlandırılmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk, üretici finansmanı, kaliteye dayalı fiyatlama ve bölgesel ürün ayrımı aynı politika içinde ele alınmalıdır. Üretici hasat döneminde nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü düşük fiyata satmak zorunda kalıyorsa, açıklanan taban fiyatın tek başına koruyucu etkisi sınırlı kalır. Giresun iş dünyasının Rekabet Kurumu’na yaptığı ziyarette de fındık piyasasında tekelleşmenin önlenmesi, üreticinin korunması ve ihracat gücünün artırılması talepleri gündeme taşındı. Bu ziyaret, fındıkta fiyat oluşumu ve alıcı yapısının yalnızca üretici açısından değil, yerel sanayi ve ihracat açısından da stratejik öneme sahip olduğunu gösterdi. (Giresun Son Haber) Sürdürülebilirlik yalnızca alıcının izlenebilirliği olmamalı Küresel fındık ticaretinde sürdürülebilirlik artık isteğe bağlı bir başlık değil. Büyük alıcılar ürünün nerede, hangi koşullarda, hangi sosyal ve çevresel standartlarla üretildiğini daha yakından izliyor. İstanbul’da 2 Haziran 2026’da düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar ele alındı. (Giresun Son Haber) Bu gelişme Türkiye için iki yönlü okunmalıdır. Bir yandan sürdürülebilirlik, ihracat pazarlarında güven sağlayan ve kaliteyi koruyan bir üretim modeli olarak önem kazanıyor. Diğer yandan, izlenebilirlik yalnızca alıcının tedarik zincirini kontrol ettiği bir sisteme dönüşürse üreticinin emeği, maliyeti ve kalite farkı görünmez kalabilir. Giresun kalite fındık için kurulacak sürdürülebilirlik modeli, ürünün hangi bahçeden geldiğini göstermenin ötesine geçmelidir. Bu sistem üreticinin arazi zorluğunu, işçilik maliyetini, düşük dekar verimini, kalite farkını ve gelir hakkını da görünür hale getirmelidir. Ürün izlenebilir olacaksa, üreticinin kaybı ve maliyeti de izlenebilir olmalıdır. Kalite belgelenecekse, kaliteyi üreten emeğin fiyat karşılığı da güvence altına alınmalıdır. Giresun sanayide büyüyor, ancak son mamul eşiği hâlâ kritik Giresun’un fındık sanayisindeki başarıları önemli bir avantaj sağlıyor. Giresun Son Haber’in 17 Haziran 2026 tarihli haberine göre Yavuz Gıda 180’inci, Yavuzkan Hazel 254’üncü ve Ahmet Ak Gıda 364’üncü sıradan İSO 500 listesine girdi. Haberde bu başarının kentin üretim ve ihracat gücünü gösterdiği, ancak ihracatın önemli ölçüde ara mamul ve yarı mamul ürünlere dayandığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Natürel iç fındık, kavrulmuş fındık, kıyılmış fındık, fındık unu ve fındık püresi kabuklu ürün satışına göre daha ileri işleme düzeyini temsil ediyor. Ancak bu ürünlerin büyük bölümü son tüketiciye Giresun markasıyla ulaşan çikolata, bar, gofret, nuga, fındık kreması veya paketli premium ürün haline gelmiyor. Asıl marka değeri çoğu zaman başka ülkelerdeki veya küresel şirketlerdeki nihai ürün zincirinde oluşuyor. Bu nedenle Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevap yalnızca bahçede değil, raflarda da kurulmalıdır. Giresun kalite fındık dünya sanayisinin kaliteli girdisi olmakla yetinmemeli; kendi adı, kendi menşe değeri ve kendi markalı son ürünüyle dünya pazarında daha görünür hale gelmelidir. Fındık atıkları yeni katma değer alanına dönüşebilir Fındıkta katma değer yalnızca iç fındık, kavrulmuş ürün veya fındık kremasıyla sınırlı görülmemelidir. Yan ürünlerin değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi ve gıda teknolojileri de yeni rekabet alanı olarak öne çıkıyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan habere göre Bursa Teknik Üniversitesi’nde Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu yürütücülüğünde TÜBİTAK destekli bir projeyle fındık yağı üretiminden kalan küspelerin ohmik ısıtma yöntemiyle yüksek değerli bitkisel proteine dönüştürülmesi hedefleniyor. Haberde, projenin gıda atıklarının azaltılması, fındığın ekonomik değerinin artırılması ve bitki bazlı alternatif protein kaynaklarının geliştirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu yaklaşım, Türkiye’nin fındık stratejisinin yalnızca ana ürüne odaklanmaması gerektiğini gösteriyor. Küspe, kabuk, yağ, protein, lif, biyokütle ve fonksiyonel gıda bileşenleri gibi alanlar, fındığın ekonomik değerini genişletebilir. Giresun ve Türkiye, fındığı yalnızca tarımsal ürün olarak değil, gıda teknolojisi, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi ürünü olarak da konumlandırmalıdır. Teknik ziyaret üreticiye dönmediğinde bilgi değere dönüşmez Türkiye’den Şili’deki etkinliklere katılacak kurumların, birliklerin, odaların, ihracatçıların veya özel sektör temsilcilerinin katkısı, ziyaretin görünürlüğüyle değil, dönüşte üretecekleri bilgiyle ölçülmelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin ardından hazırlanacak rapor; Şili’deki bahçe yönetimi, budama, hastalık kontrolü, işleme teknolojisi, üretici-danışman ilişkisi, sürdürülebilir girdi kullanımı ve sanayi entegrasyonu başlıklarını Türkiye koşullarıyla karşılaştırmalıdır. Bu rapor yalnızca kurum arşivinde kalmamalıdır. Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce ve Samsun gibi farklı üretim bölgeleri için ayrı uygulanabilirlik notları hazırlanmalı; ziraat odaları, kooperatifler, üniversiteler, ticaret borsaları ve üretici toplantıları aracılığıyla sahaya indirilmelidir. Giresun Son Haber’de Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin yayımlanan haberde, üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca mücadelesi, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve piyasa beklentilerinin gündeme geldiği aktarıldı. Aynı haberde, bu toplantıların üretici açısından gerçek değer üretmesi için hangi verilerle hazırlandığının, hangi kurumların düzenli davet edildiğinin, alınan kararların nasıl izlendiğinin ve üreticiye ne kazandırdığının kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu çerçeve, yurt dışı teknik ziyaretler için de geçerli olmalıdır. Şili’de izlenen her sunum, Türkiye’ye ancak üreticinin bahçesinde, sanayicinin yatırım kararında ve politika yapıcının düzenlemesinde karşılık bulduğu ölçüde değer kazandırır. Türkiye’nin Şili’ye cevabı kopyalama değil, kendi modelini kurma olmalı Şili’nin fındıkta kurduğu model Türkiye için doğrudan kopyalanacak bir reçete değildir. Şili’de daha planlı, geniş ve mekanizasyona uygun bahçeler öne çıkarken, Giresun’da üretim eğimli, parçalı ve yoğun insan emeğine dayalı bir coğrafyada sürdürülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin stratejisi, Şili’nin yaptığı her uygulamayı aynen almak değil; Şili’nin sistem kurma aklını Türkiye’nin kendi üretim coğrafyasına çevirmek olmalıdır. Türkiye’nin yeni fındık stratejisi şu başlıklarda netleşmelidir: Birinci başlık, Giresun kalite fındığın ayrı ekonomik kategoriye dönüştürülmesidir. Aroma, menşe, üretim zorluğu, düşük dekar verimi, yüksek işçilik maliyeti ve kalite farkı ayrı referans fiyat, kalite primi ve izlenebilirlik sistemiyle korunmalıdır. İkinci başlık, bahçe yenileme ve verimlilik reformudur. Yaşlı bahçeler, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski bölgesel programlarla ele alınmalıdır. Üçüncü başlık, üretici merkezli piyasa düzenidir. TMO geçici müdahale aracı olarak kalmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk ve üretici finansmanı birlikte güçlendirilmelidir. Dördüncü başlık, teknik bilgi aktarımının zorunlu hale getirilmesidir. Yurt dışı etkinliklere katılan her kurum dönüşte kamuya açık teknik rapor, bölgesel karşılaştırma notu ve üretici eğitimi yapmakla yükümlü olmalıdır. Beşinci başlık, markalı son mamul üretimidir. Giresun sanayisinin ara mamul başarısı, çikolata, bar, nuga, gofret, fındık kreması ve paketli premium ürünlerle nihai tüketici pazarına taşınmalıdır. Altıncı başlık, sürdürülebilirlikte üretici hakkıdır. İzlenebilirlik yalnızca alıcının ürünü takip ettiği bir sistem değil; üreticinin emeğini, maliyetini, kalite farkını ve gelir hakkını kayıt altına alan bir model olmalıdır. Yedinci başlık, bitki sağlığı ve erken uyarı sistemidir. Kahverengi kokarca, fındık kurdu, külleme, don, aşırı yağış ve iklim baskısı için bölgesel, ölçülebilir ve üreticiye doğrudan ulaşan teknik destek ağı kurulmalıdır. Sekizinci başlık, döngüsel ekonomi ve yan ürün değeridir. Fındık küspesi, kabuk, yağ ve protein gibi yan ürünler gıda teknolojisi, alternatif protein, enerji ve sürdürülebilir sanayi alanlarında değerlendirilmelidir. Sonuç: Liderlik, bilgi ve değer zincirini kimin yöneteceğiyle belirlenecek Şili’nin fındıkta büyümesi Türkiye için yalnızca yeni bir rakip dosyası değildir. Bu gelişme, Türkiye’nin kendi sistemini yenilemesi gerektiğini gösteren güçlü bir uyarıdır. Türkiye üretim üstünlüğünü hâlâ koruyor; ancak dünya fındık piyasasında liderlik artık yalnızca tonajla belirlenmiyor. Yeni dönemde belirleyici olan, üreticiyi ne kadar koruduğunuz, kaliteyi fiyata ne kadar yansıttığınız, teknik bilgiyi sahaya ne kadar indirdiğiniz, sanayiyi son mamule ne kadar taşıdığınız, sürdürülebilirliği üretici hakkıyla ne kadar bütünleştirdiğiniz ve rakip ülkelerdeki gelişmeleri ne kadar hızlı stratejiye çevirdiğinizdir. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da izlenecek her sunum, Türkiye için ancak üreticinin bahçesinde karşılık bulursa değer kazanacaktır. Teknik gezi rapora, rapor eğitime, eğitim uygulamaya, uygulama da üretici gelirine dönüşmediği sürece bilgi eksik kalır. Şili fındıkta planlı büyüyor. Türkiye’nin cevabı, geçmiş liderliğin rahatlığına yaslanmak değil; Giresun kalite fındığı merkezine alan, üreticiyi güçlendiren, sanayiyi markalı değere taşıyan ve küresel rekabete kendi modeliyle cevap veren yeni bir fındık stratejisi kurmak olmalıdır.

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Haber

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI

ELMAS FINDIK TOPLANTISINI DUYURDU: ÜRETİCİNİN BEKLEDİĞİ BAŞLIKLAR MASADA AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleriyle birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantıya katıldı. Toplantıda yeni hasat sezonu hazırlıkları, üretim sürecinde alınacak tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticinin emeğinin karşılığını almasına yönelik başlıklar ele alındı. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün toplantıda yer aldığı açıklanırken, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın da fındık bölgesi milletvekilleriyle yapılan toplantılara katıldığı kamuoyuna yansıdı. FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Fındıkta yeni hasat sezonu öncesi hazırlıklar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan Fındık Çalışma Grubu toplantısında değerlendirildi. Toplantıya fındık üreten illerin milletvekilleri katılırken, Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür de görüşmede yer aldı. Toplantının ana gündemini yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri, verim ve kalite başlıkları ile üreticinin emeğinin karşılığını almasına dönük değerlendirmeler oluşturdu. AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, toplantı sonrası yaptığı açıklamada üreticinin alın terini koruyacak çalışmaların ele alındığını belirtti. Elmas, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak adımlar üzerinde istişarelerde bulunulduğunu, sezon öncesi yol haritasının değerlendirildiğini ifade etti. ELMAS: ÜRETİCİMİZİN ALIN TERİNİ KORUYACAK ÇALIŞMALARI ELE ALDIK Nazım Elmas, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığındaki toplantıya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekillerimizle birlikte, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldik. Toplantımızda; fındıkta yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticilerimizin emeğinin karşılığını alabilmesine yönelik hususlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Üreticimizin alın terini koruyacak, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak çalışmalar üzerine istişarelerde bulunarak sezon öncesi yol haritasını ele aldık. Ülkemiz ve tüm fındık üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli bir sezon olmasını temenni ediyorum.” GİRESUN’DAN ELMAS VE TEMÜR KATILDI Toplantıya Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlık etti. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün de toplantıda yer aldığı bilgisi yerel basına yansıdı. Kamuya açık haberlerde toplantıların tüm katılımcı listesi her defasında isim isim paylaşılmıyor. Bu nedenle toplantıya katılan diğer milletvekilleri için açıklamalarda çoğunlukla “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleri”, “fındık üreten illerin milletvekilleri” veya “bölge milletvekilleri” ifadeleri kullanılıyor. Önceki toplantılara ilişkin kamuya yansıyan bilgilerde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın başkanlığındaki görüşmelere AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk ile fındık üreten illerin milletvekillerinin katıldığı görüldü. LÜTFİ BAYRAKTAR DA FINDIK DOSYASININ MERKEZİNDE Fındık dosyasında öne çıkan isimlerden biri de AKP Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar. Bayraktar, yalnızca Sakarya Milletvekili kimliğiyle değil, uzun yıllardır FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmesi nedeniyle de fındık politikalarının en önemli siyasi ve kurumsal aktörleri arasında yer alıyor. Bayraktar’ın fındık bölgesi milletvekilleriyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantılara katıldığına ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansıdı. Bu durum, FİSKOBİRLİK’in fındık politikalarındaki yerinin toplantı başlıkları içinde daha açık biçimde değerlendirilmesi gerektiğini de gösterdi. Fındık üreticisi açısından Bayraktar’ın toplantılardaki varlığı veya FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği yalnızca protokol bilgisi değildir. Bu konu, üreticinin örgütlü gücünün, kooperatif yapısının, piyasa dengeleme kapasitesinin ve Giresun kalite fındığın değer politikasının masaya nasıl taşındığıyla doğrudan bağlantılıdır. DİĞER KATILIMCILAR VE BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin önceki haberlerde AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın koordinasyon ve katılım bilgisi öne çıktı. Düzce’den Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk’ün açıklamalarında ise üretici beklentileri, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve verimlilik başlıklarının toplantılarda ele alındığı belirtildi. Fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan çalışma yapısı, Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Samsun ve bölgedeki diğer fındık üretim merkezlerini ilgilendiren sorunları siyasi düzeyde gündeme taşıyor. Ancak üretici açısından toplantıya hangi milletvekillerinin katıldığı kadar, bu isimlerin toplantıya hangi verilerle hazırlandığı, sahadan hangi üretici taleplerini taşıdığı, FİSKOBİRLİK, ziraat odaları, kooperatifler ve yerel üretici temsilcileriyle nasıl temas kurduğu da önem taşıyor. FİSKOBİRLİK’İN MASADAKİ ROLÜ DAHA AÇIK GÖRÜLMELİ Fındıkta üreticinin pazarlık gücü, yalnızca sezon öncesi fiyat beklentisiyle sınırlı bir konu değil. FİSKOBİRLİK’in piyasa dengeleme kapasitesi, kooperatif yapısı, üreticiyle doğrudan bağı ve tarihsel rolü, fındık politikasının merkezinde değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle Fındık Çalışma Grubu’nun yeni sezon öncesi toplantılarında FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği, görüşlerinin nasıl alındığı ve üretici lehine hangi önerileri masaya taşıdığı açık biçimde paylaşılmalıdır. FİSKOBİRLİK’in yalnızca geçmişte adı geçen bir kurum olarak değil; üretici lehine piyasa dengesi kurabilecek, kaliteye dayalı fiyat politikasını destekleyebilecek, Giresun kalite fındığın değerini koruyabilecek ve kooperatif gücünü yeniden sahaya taşıyabilecek etkin bir aktör olarak değerlendirilmesi gerekiyor. FINDIK ÇALIŞMA GRUBU 2019’DAN BU YANA GÜNDEMDE Fındık Çalışma Grubu, kamuoyuna 2019 yılında fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan bir siyasi çalışma yapısı olarak yansıdı. Grubun amacı, üreticinin talep ve beklentilerini değerlendirmek, fındık politikalarına ilişkin başlıkları siyasi düzeyde takip etmek ve sezon öncesi oluşan sorunları Tarım ve Orman Bakanlığına taşımak olarak açıklandı. Fındık Çalışma Grubu’nun farklı yıllarda sezon öncesi toplantılar yaptığı biliniyor. Ancak grubun yılda kaç kez toplandığı, toplantı takviminin nasıl belirlendiği, gündemin hangi verilerle hazırlandığı, toplantılara hangi kurumların düzenli davet edildiği ve alınan kararların nasıl izlendiği konusunda kamuoyuna açık, düzenli ve denetlenebilir bir takvim bulunmuyor. Bu durum, üreticinin en çok yanıt beklediği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Fındık üreticisi, toplantıların yalnızca sezon öncesi açıklamalarla sınırlı kalmamasını; üretim maliyeti, destek modeli, TMO alım politikası, FİSKOBİRLİK’in piyasa rolü, kahverengi kokarca mücadelesi, don zararı, verim düşüklüğü ve Giresun kalite fındığın ayrı değerlendirilmesi gibi başlıklarda somut kararlar üretilmesini bekliyor. ÖNCEKİ TOPLANTILARDA KAHVERENGİ KOKARCA, REKOLTE VE ÜRETİCİ TALEPLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Fındık Çalışma Grubu’nun önceki toplantılarında üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele, beklenen rekolte, üretim maliyetleri, fiyat istikrarı ve sezon öncesi piyasa beklentileri gündeme geldi. 2024 yılında yapılan toplantılarda fındık üreten illerin milletvekilleri Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldi. Bu toplantılarda üreticilerden gelen talepler, beklenen rekolte, fiyat istikrarı, üretim maliyetleri ve verimlilik başlıkları değerlendirildi. Nazım Elmas’ın önceki açıklamalarında da üreticilerden gelen talep ve önerilerin ele alındığı, fındıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaların görüşüldüğü, kahverengi kokarca zararlısına karşı mücadelenin sürdürüldüğü belirtildi. Fındıkta son dönemde yalnızca fiyat değil; zararlı baskısı, iklim riski, don hasarı, üretim maliyetleri, işçilik giderleri ve kalite kaybı da üreticinin gelirini doğrudan etkileyen ana sorunlar arasında yer alıyor. UZMAN KURUL DEĞİL, SİYASİ ÇALIŞMA GRUBU Kamuya açık bilgiler, Fındık Çalışma Grubu’nun tarım ekonomistleri, ziraat mühendisleri, kooperatif uzmanları, ihracat temsilcileri veya akademisyenlerden oluşan bağımsız bir uzman kurul değil; fındık üreten illerin milletvekillerinden oluşan siyasi bir çalışma grubu olduğunu gösteriyor. Bu nedenle grubun uzman danışmanlardan düzenli rapor alıp almadığı, her sezon öncesi maliyet hesabı, rekolte beklentisi, zarar tespiti, kalite sınıflandırması ve fiyat politikası konusunda hangi teknik verilerle hareket ettiği kamuoyuna açıklanmalıdır. Fındık gibi Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan bir alanda siyasi takip önemlidir; ancak üretici lehine kalıcı sonuç alınabilmesi için bu siyasi takibin sahadan gelen veri, uzman raporu, üretici örgütleriyle düzenli temas ve sonuçları açıklanan bir çalışma düzeniyle desteklenmesi gerekir. GİRESUN KALİTE FINDIK İÇİN AYRI POLİTİKA BEKLENİYOR Giresun kalite fındığı, yalnızca Türkiye fındık üretiminin bir parçası olarak değil; aroması, menşe değeri, işlenme kabiliyeti, geleneksel üretim kültürü ve coğrafi niteliğiyle ayrı değerlendirilmesi gereken stratejik bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu nedenle fındık toplantılarında Giresun kalite fındık için ayrı bir başlık açılması gerekiyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir üretim modeliyle yetiştiriliyor. Ova karakteri taşıyan bölgelerde ise makineleşmeye daha uygun koşullar, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı oluşturabiliyor. Yamaçta elle üretilen, daha düşük dekar verimiyle elde edilen, işçilik maliyeti yüksek Giresun kalite fındığı ile ova bölgelerinde daha kolay işlenebilen üretimin aynı fiyat mantığı içinde değerlendirilmesi, üretim gerçeğini ve kalite farkını görünmez hale getiriyor. Fındıkta fiyatın yalnızca sezonluk arz, piyasa dengesi ve ortalama randıman üzerinden değil; arazi yapısı, üretim maliyeti, işçilik yükü, dekar başına verim, aroma, kalite ve menşe değeri üzerinden de şekillenmesi gerekiyor. TÜRKİYE KENDİ FINDIK STANDARDINI KURMALI Fındıkta sürdürülebilirlik başlığı, yalnızca dış alıcıların ve küresel şirketlerin belirlediği uygulama takvimine bırakılamayacak kadar stratejik bir konudur. Türkiye’nin fındık politikası, küresel şirketlerin sürdürülebilirlik programlarına uyum sağlayan pasif üretici ülke çizgisine sıkışmamalıdır. Türkiye kendi sürdürülebilirlik kurumlarını, kendi kalite standardını, kendi izlenebilirlik sistemini ve kendi üretici merkezli denetim modelini kurmalıdır. Bu süreçte kamu kurumları, üniversiteler, ziraat odaları, üretici örgütleri, kooperatifler, FİSKOBİRLİK, yerel yönetimler, ihracatçı birlikleri ve sürdürülebilirlik alanında çalışan ulusal kuruluşlar aynı hedef etrafında bir araya gelmelidir. Giresun kalite fındığının menşe değeri, aroma üstünlüğü, yamaç üretimi, düşük dekar verimi, yüksek emek maliyeti ve sosyal üretim yapısı Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardının merkezine yerleştirilmelidir. DESTEK VE SİGORTA MODELİ YENİDEN KURULMALI Fındık üreticisinin karşı karşıya olduğu maliyet yapısı, eski destek modelleriyle açıklanamayacak kadar ağırlaştı. İşçilik, gübre, ilaç, bakım ve taşıma giderleri artarken; bahçelerin yaşlanması, verim düşüklüğü, kahverengi kokarca zararlısı ve iklim değişikliğine bağlı don, aşırı yağış, kuraklık ve hastalık baskısı üretim riskini büyütüyor. Bu tablo karşısında yalnızca arazi varlığına dayalı destek anlayışı, üretimi ve kaliteyi güçlendirmekte yetersiz kalıyor. Fındıkta yeni destek modeli, üretim yapan, bahçesine bakan, ürününü kayıtlı sisteme sokan, kaliteyi yükselten, zararlılarla mücadele eden ve ekonomiye gerçek ürün kazandıran üreticiyi önceleyen bir yapıya dönüştürülmelidir. Zirai sigorta sistemi de fındığın yeni risklerine göre yeniden düzenlenmelidir. Don, aşırı yağış, kuraklık, fırtına, dolu, hastalık ve kahverengi kokarca gibi zararlıların oluşturduğu gelir kaybı; yalnızca ürün miktarı üzerinden değil, kalite kaybı ve randıman düşüşü üzerinden de değerlendirilmelidir. TOPLANTIDAN BEKLENEN: AÇIK, ÖLÇÜLEBİLİR VE ÜRETİCİ LEHİNE SONUÇ Fındık Çalışma Grubu toplantısı, yeni sezon öncesi üreticinin beklentilerinin Bakanlık düzeyinde ele alınması açısından önem taşıyor. Ancak üreticinin beklediği karşılık, toplantı sonrası yapılan genel açıklamaların ötesine geçen somut sonuçlardır. Fındık üreticisi, Fındık Çalışma Grubu’nun ne sıklıkla toplandığını, toplantılara kimlerin katıldığını, FİSKOBİRLİK ve üretici örgütleriyle hangi tarihlerde görüşüldüğünü, uzman raporu alınıp alınmadığını, maliyet hesabının nasıl yapıldığını, Giresun kalite fındığın ayrı değerinin nasıl korunacağını ve bugüne kadar alınan kararların üreticiye ne kazandırdığını bilmek istiyor. Yeni hasat sezonu öncesinde yapılacak fındık politikası; açık katılımcı listesi, sahadan toplanmış veri, üretici örgütlerinin doğrudan temsili, uzman raporları, yayımlanmış sonuç bildirgesi ve uygulamaya dönüşen kararlarla güç kazanabilir. Fındıkta üreticinin emeğini koruyacak yol; yalnızca temenni açıklamalarıyla değil, üreticiyi bahçede tutan, Giresun kalite fındığı ayrı değer olarak gören, FİSKOBİRLİK ve kooperatifleri yeniden güçlendiren, destek ve sigorta sistemini yeni risklere göre düzenleyen, Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardını kuran bütünlüklü bir ulusal fındık politikasıyla açılabilir.

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ Haber

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ

FINDIKTA YENİ DÖNEM MASAYA YATIRILDI Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026’da Fairmont Quasar İstanbul’da gerçekleştirildi. 09.00-14.00 saatleri arasındaki programda iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar masaya yatırıldı. SEKTÖRÜN AKTÖRLERİ İSTANBUL’DA BULUŞTU Türkiye’nin fındıkta küresel konumunu korumak ve üretim zincirini daha sürdürülebilir hale getirmek amacıyla düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026 Salı günü Fairmont Quasar İstanbul’da yapıldı. Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle hazırlanan zirve, saat 09.00’da kayıt ve kahvaltı programıyla başladı. Gün boyunca fındıkta üretim, sosyal uygunluk, işçilik koşulları, üretici deneyimi ve sürdürülebilirlik başlıkları ele alındı. Zirve programında Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer, Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı ve fındık üreticileri yer aldı. PROGRAM AÇILIŞ KONUŞMALARIYLA BAŞLADI Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde ilk açılış konuşmasını saat 09.45’te Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın yaptı. Program, saat 10.15’te Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa’nın açılış konuşmasıyla devam etti. Açılış bölümünde fındıkta sürdürülebilir üretim, tedarik zinciri, üreticiyle kurulan saha ilişkisi ve Türkiye’nin küresel fındık pazarındaki konumu öne çıktı. Zirvenin ana çerçevesi, yalnızca üretim miktarı ve ihracat rakamlarıyla sınırlı kalmadı. Fındığın hangi koşullarda üretildiği, üreticinin sahada ne yaşadığı, mevsimlik işçilik düzeni, çocukların korunması, iyi tarım uygulamaları ve uluslararası standartlar programın temel gündemi oldu. İYİ TARIM UYGULAMALARI ELE ALINDI Saat 10.30’da başlayan “İyi Tarım Uygulamaları” oturumu, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü temsilcileri ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer yer aldı. Bu bölümde fındık üretiminde verimlilik, bitki sağlığı, doğru tarım teknikleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, bahçe yönetimi ve sürdürülebilir üretim başlıkları değerlendirildi. Fındıkta sürdürülebilirlik artık yalnızca çevre duyarlılığıyla sınırlı bir kavram değil. Bahçede verimi artıran, kaliteyi koruyan, üreticinin maliyet baskısını azaltan ve ihracat pazarlarında güven sağlayan bütünlüklü bir üretim modeli olarak öne çıkıyor. ÜRETİCİNİN SAHADAKİ DENEYİMİ MASAYA TAŞINDI Programın 11.20 bölümünde “Üreticinin Gözünden” başlıklı oturum yapıldı. Oturumu Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç yönetti. Oturumda fındık üreticileri sahadaki deneyimlerini aktardı. Bu bölüm, zirvenin en kritik başlıklarından biri oldu. Çünkü fındıkta sürdürülebilirlik, yalnızca şirketlerin, kamu kurumlarının veya uluslararası kuruluşların belirlediği standartlarla sahada karşılık bulamaz. Üretici yeni modele dahil edilmediği sürece iyi tarım, izlenebilirlik ve sosyal uygunluk başlıkları kağıt üzerinde kalır. Üreticinin sahadaki temel sorunları açık: artan maliyetler, işçilik giderleri, yaşlanan bahçeler, iklim kaynaklı verim kaybı, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılar, genç nüfusun tarımdan uzaklaşması ve piyasa belirsizliği. Bu nedenle zirvede üretici deneyiminin ayrı bir başlık olarak ele alınması, fındığın geleceğine ilişkin tartışmanın sahadaki gerçeklerle bağını güçlendirdi. İYİ SOSYAL UYGULAMALAR ZİRVENİN ANA BAŞLIKLARINDAN BİRİ OLDU Zirvede saat 12.25’te “İyi Sosyal Uygulamalar” oturumu gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar yaptı. Oturumda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı yer aldı. Bu bölümde mevsimlik tarım işçiliği, çalışma koşulları, çocukların korunması, eğitim, sosyal uygunluk ve uluslararası çalışma standartları öne çıktı. Fındıkta sosyal sürdürülebilirlik artık doğrudan ihracatın ve tedarik zincirinin parçası haline geliyor. Küresel alıcılar yalnızca ürünün kalitesine değil, üretim sürecindeki çalışma koşullarına, çocuk işçiliği riskine, işçi sağlığına, kayıt dışılığa ve sosyal denetim mekanizmalarına da bakıyor. ZİRVE NEDEN ÖNEMLİ? Türkiye’de fındık yıllardır büyük ölçüde fiyat, rekolte ve alım politikaları üzerinden tartışılıyor. Ancak son yıllarda tablo değişti. Küresel gıda şirketleri, ihracat pazarları ve uluslararası standartlar artık yalnızca ürün miktarını değil; üretimin nasıl yapıldığını, işçilik koşullarını, çevresel etkiyi, izlenebilirliği ve sosyal uygunluk kriterlerini de dikkate alıyor. Sürdürülebilir Fındık Zirvesi bu nedenle sıradan bir sektör toplantısı olarak görülemez. Zirve, Karadeniz’deki fındık üretim modelinin önümüzdeki yıllarda hangi kurallarla şekilleneceğini tartışmaya açtı. Toplantının temel amacı, Türkiye’nin fındıktaki küresel üstünlüğünü korumak için üretimden ihracata kadar tüm zincirin daha kontrollü, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir hale getirilmesiydi. AMAÇ: TÜRK FINDIĞINI GELECEĞE TAŞIYACAK MODELİ KURMAK Zirvenin merkezinde üç temel başlık yer aldı: verimli üretim, sosyal sorumluluk ve uluslararası güvenilirlik. İyi tarım uygulamalarıyla bahçelerde verim ve kaliteyi artırmak, iklim değişikliğinin üretim üzerindeki baskısına karşı yeni yöntemler geliştirmek, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılarla daha etkili mücadele etmek ve üreticinin bilgiye erişimini güçlendirmek toplantının tarımsal boyutunu oluşturdu. Sosyal boyutta ise mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşulları, çocuk işçiliği riski, işçi sağlığı ve güvenliği, eğitim faaliyetleri ve gönüllülük projeleri öne çıktı. Bu başlıklar, fındığın artık sadece bir tarım ürünü değil, uluslararası tedarik zincirlerinde denetlenen bir sosyal uygunluk alanı haline geldiğini gösterdi. FERRERO’NUN DEĞERLİ TARIM PROGRAMI SAHA AYAĞINI OLUŞTURUYOR Ferrero’nun 2012’den bu yana yürüttüğü Değerli Tarım programı, sürdürülebilir fındık tartışmasının sahadaki en görünür ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Program; iyi tarım uygulamaları, iyi sosyal uygulamalar ve izlenebilirlik başlıklarında üreticiyle temas kuruyor. Sakarya, Düzce, Samsun, Zonguldak, Ordu, Giresun ve Trabzon’da üreticilere yönelik yürütülen saha çalışmaları, fındık üretiminde daha izlenebilir ve sorumlu bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Ancak bu tür programların sahadaki karşılığı, üreticinin sürece nasıl dahil edildiğine bağlı. Üretici açısından temel mesele, sürdürülebilirlik modelinin gelirini, verimini ve pazarlık gücünü artıran bir yapıya mı dönüşeceği, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına ek yük olarak mı taşıyacağıdır. 2025’TE TEPKİ GELDİ, ZİRVE İPTAL EDİLDİ Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, geçmiş yıllarda da tartışmaların odağında yer aldı. 2025’te İstanbul Four Seasons Bosphorus Hotel’de yapılacağı duyurulan zirve, program tarihinden önce Ferrero’ya yönelen eleştirilerle gündeme geldi. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası eski başkanı ve sanayici Ömer Aydın, Ferrero’ya hitaben yayımladığı açık mektupta şirketin fındık sektöründeki uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi. Aydın, Ferrero’nun iyi tarım söylemini üretici lehine gerçek bir model olarak görmediğini belirtti; üreticinin ayrıştırılmaması gerektiğini savundu. Tepkilerin ardından 2025’te yapılması planlanan Sürdürülebilir Fındık Zirvesi iptal edildi. İptale ilişkin şirket tarafından kamuoyuna açık bir gerekçe paylaşılmadı. Yerel basında, kararın Ferrero’ya yönelen eleştirilerin ardından geldiği bilgisi öne çıktı. Bu süreç, sürdürülebilirlik başlığının yalnızca teknik bir tarım politikası olmadığını gösterdi. Ferrero’nun Türkiye fındık piyasasındaki ağırlığı, rekabet tartışmaları ve üreticiyle kurduğu ilişki, zirvenin daha geniş bir ekonomik zeminde değerlendirilmesine yol açtı. FINDIKTA İHRACAT VERİLERİ UYARI VERİYOR Türkiye fındıkta küresel liderliğini sürdürüyor. Ancak ihracat verileri sektörün güçlü bir dönüşüm baskısı altında olduğunu gösteriyor. Karadeniz İhracatçı Birlikleri verilerine göre Türkiye, 2025 yılında 119 ülkeye 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti ve 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri elde etti. Ancak 2025 yılı ihracatı, 2024’e göre miktar bazında 84 bin 540 ton, değer bazında ise 380,5 milyon dolar geriledi. Bu tablo, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasıyla ilerlemenin yeterli olmadığını gösteriyor. Üretim kalitesi, verimlilik, izlenebilirlik, pazar güveni ve sürdürülebilirlik başlıkları ihracatın geleceği açısından belirleyici hale geliyor. GİRESUN İÇİN KRİTİK BAŞLIK: KALİTEYİ KORUYARAK REKABETTE KALMAK Giresun fındığı, aroması ve kalite algısıyla Türkiye fındık piyasasında ayrı bir yere sahip. Ancak kalite avantajı tek başına yeterli değil. Giresun’un küçük ölçekli üretici yapısı, eğimli arazileri, yaşlanan bahçeleri ve yüksek işçilik maliyetleri sürdürülebilirlik tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bu nedenle Giresun açısından zirvenin mesajı net: kalite korunacaksa bahçe yönetimi güçlendirilmeli, üretici teknik bilgiyle desteklenmeli, zararlılarla mücadele ortak akılla yürütülmeli ve sosyal standartlara uyum sahada uygulanabilir hale getirilmelidir. Aksi halde Giresun fındığı kalite avantajına rağmen üretim maliyeti, verim düşüklüğü ve ihracat zincirindeki yeni standartlar karşısında zorlanabilir. YENİ DÖNEMİN KURALLARI SAHADA BELİRLENECEK Sürdürülebilirlik tartışması artık fındığın yan başlığı değil, doğrudan geleceğini belirleyecek ana gündemlerden biridir. İyi tarım uygulamaları, izlenebilirlik, çocuk işçiliğiyle mücadele, sosyal uygunluk, iklim risklerine uyum, kahverengi kokarca ile mücadele ve verimlilik artışı aynı bütünün parçaları haline geldi. Türkiye’nin fındıktaki liderliği güçlü bir geçmişe dayanıyor. Ancak bu liderliğin devamı, eski üretim alışkanlıklarının korunmasına değil, bahçeden ihracata kadar bütün zincirin yenilenmesine bağlı olacak. Üreticinin kafasındaki soru ise; Sürdürülebilirlik modeli üreticiyi güçlendiren bir yapıya mı dönüşecek, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına yeni bir yük olarak mı taşıyacak? Fındıkta yeni dönemin kaderi, bu soruya sahada verilecek cevapla belirlenecek. KAYNAKÇA İstanbul İhracatçı Birlikleri: Sürdürülebilir Fındık Zirvesi afişi ve program akışı. Ferrero Hazelnut Company: Ferrero Değerli Tarım programı ve sürdürülebilir fındık tedariki bilgileri. Ferrero Türkiye: Sürdürülebilir fındık tedariki, sosyal uygunluk, çalışma koşulları ve çocuk işçiliği riski başlıkları. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü:Kahverengi kokarca ve fındık zararlılarına ilişkin teknik kayıtlar. Karadeniz İhracatçı Birlikleri: 2025 yılı fındık ve mamulleri ihracat verileri. Anadolu Ajansı: 2025 fındık ihracat verilerinin ulusal haber ajansı teyidi. Dünya Gazetesi: 2025 fındık ihracat gelirine ilişkin ekonomi basını teyidi.

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YATIRIM ÇAĞRISI Haber

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YATIRIM ÇAĞRISI

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YATIRIM ÇAĞRISI Giresun Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen Müşterek Oda-Borsa toplantısında kentin ekonomik sorunları, organize sanayi bölgeleri, ulaşım yatırımları, finansmana erişim ve kentsel dönüşüm süreci ele alındı. İş dünyası, “Yarısı Bizden” kampanyasının Giresun’da da uygulanması için çağrısını yineledi. Giresun iş dünyası, kentin ekonomik önceliklerini ve çözüm bekleyen başlıklarını Müşterek Oda-Borsa toplantısında değerlendirdi. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, Organize Sanayi Bölgeleri yatırımları, ulaşım projeleri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, artan maliyet baskısı, vergi yapılandırması ihtiyacı ve kentsel dönüşüm süreci gündeme alındı. “YARISI BİZDEN” KAMPANYASI GİRESUN İÇİN GÜNDEME GELDİ Toplantının öne çıkan başlıklarından biri, kentsel dönüşüm kapsamında uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasının Giresun’da da hayata geçirilmesi oldu. Giresun iş dünyası temsilcileri, güvenli konut, planlı şehirleşme ve güçlü altyapı ihtiyacına dikkat çekerek, ekonomik koşullar nedeniyle vatandaşların ve esnafın dönüşüm maliyetini tek başına karşılamakta zorlandığını vurguladı. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, kentsel dönüşümün artık tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirtti. Çakırmelikoğlu, daha önce farklı şehirlerde uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasının Giresun’da da uygulanmasını talep ettiklerini ifade etti. OSB YATIRIMLARI DEĞERLENDİRİLDİ Toplantıda Giresun’un üretim altyapısını güçlendirecek Organize Sanayi Bölgesi projeleri de ele alındı. Hasan Çakırmelikoğlu, Espiye-Tirebolu bölgesindeki 3. Organize Sanayi Bölgesi, Görele’de kurulan 4. Organize Sanayi Bölgesi ve Şebinkarahisar OSB’nin yatırım süreçleri hakkında bilgi verdi. OSB yatırımlarının üretim, istihdam ve bölgesel kalkınma açısından önem taşıdığı belirtilirken, sanayi altyapısının güçlendirilmesi için sürecin yakından takip edilmesi gerektiği ifade edildi. FINDIKTA KAHVERENGİ KOKARCA UYARISI Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, toplantıda fındık sektöründe yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Bölük, kahverengi kokarca tehdidine karşı üreticilerin bahçelerinde ilaçlama yapması gerektiğini belirterek, üreticilere duyarlılık çağrısında bulundu. Fındık üretiminde zararlı tehdidinin verim ve kalite açısından risk oluşturduğuna dikkat çekilen toplantıda, üreticilerin mücadele sürecini ihmal etmemesi gerektiği vurgulandı. FATOOĞLU: TÜM EKONOMİK ALANLARI HAREKETLENDİRİR Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Fatoğlu, “Yarısı Bizden” projesinin yalnızca inşaat sektörüne değil, Giresun ekonomisinin geneline katkı sağlayacağını belirtti. Fatoğlu, kampanyanın kentte uygulanabilmesi için ilgili kurumlar ve bakanlıklarla sürecin resmileştirilmesine yönelik görüşmeler yapılması gerektiğini ifade etti. FİNANSMAN VE MALİYET BASKISI MASADA Toplantıda işletmelerin finansmana erişimde yaşadığı sıkıntılar, artan maliyetler ve vergi yapılandırması ihtiyacı da gündeme geldi. Giresun iş dünyası temsilcileri, üretim, ticaret ve yatırım ortamının güçlenmesi için finansman kanallarının rahatlatılması, maliyet baskısının azaltılması ve işletmelere nefes aldıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. Giresun’daki oda ve borsa temsilcileri, kentin ekonomik gelişimi için yatırım, altyapı, sanayi, ulaşım ve kentsel dönüşüm başlıklarında ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

GİRESUN’DA KAHVERENGİ KOKARCA İLE MÜCADELE MASAYA YATIRILDI Haber

GİRESUN’DA KAHVERENGİ KOKARCA İLE MÜCADELE MASAYA YATIRILDI

GİRESUN’DA KAHVERENGİ KOKARCA İLE MÜCADELE MASAYA YATIRILDI Giresun Valisi Mustafa Koç başkanlığında düzenlenen toplantıda, tarımsal üretime zarar veren kahverengi kokarcaya karşı il genelinde yürütülen mücadelenin yol haritası yeniden değerlendirildi. Toplantıda erken tespit, hızlı müdahale, üretici bilgilendirmesi ve kurumlar arası koordinasyon başlıkları öne çıktı. Giresun’da tarımsal üretime zarar veren kahverengi kokarcaya karşı yürütülen mücadele için koordinasyon toplantısı yapıldı. Giresun Valisi Mustafa Koç’un başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, zararlının yayılımını durdurmaya yönelik mevcut çalışmalar ve yeni uygulama başlıkları ele alındı. ERKEN TESPİT VE HIZLI MÜDAHALE VURGUSU Toplantıda kahverengi kokarcanın il genelindeki etkisinin sınırlandırılması için erken tespit ve hızlı müdahalenin taşıdığı kritik önem değerlendirildi. Biyoteknik ve kimyasal mücadele yöntemleri üzerinde durulurken, sahada uygulanacak adımların daha etkin biçimde sürdürülmesi için kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi kararı öne çıktı. ÜRETİCİLERİN BİLİNÇLENDİRİLMESİ GÜNDEMDEYDİ Toplantının ana başlıklarından birini de üreticilerin bilgilendirilmesi oluşturdu. Zararlıyla mücadelede yalnızca kurumsal önlemlerin değil, sahadaki üreticinin doğru yöntemlerle bilinçlendirilmesinin de belirleyici olduğu vurgulandı. Bu kapsamda eğitim, bilgilendirme ve uygulama süreçlerinin eşgüdüm içinde yürütülmesi değerlendirildi. İL GENELİNDE PLANLAMA GÖZDEN GEÇİRİLDİ İlgili kurum ve kuruluşların katıldığı toplantıda, il genelinde sürdürülen çalışmaların planlaması yeniden gözden geçirildi. Kahverengi kokarca ile mücadelenin etkin ve kararlı şekilde sürdürülmesi yönünde ortak irade ortaya konuldu.

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM  YOK Haber

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, 1936’dan bu yana fındıkta Türkiye’nin en köklü bilim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Kurumun laboratuvarı, analiz altyapısı, zararlı mücadelesi ve teknik birikimi tartışma konusu değil. Tartışılan başlık ise başka: Bunca kurumsal hafızaya rağmen yaşlanan bahçeleri yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte yükselten büyük dönüşüm neden hâlâ görünür değil? Giresun’da 1936 yılında “Fındık İstasyonu” adıyla kurulan kurum, ilk yıllarda bölgedeki fındık üretimini geliştirmek ve üretim sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yapılandırıldı. Hizmet alanı 1952’den itibaren tüm fındık üretim bölgesini kapsayacak şekilde genişletildi. Kurum, sonraki yıllarda bugünkü enstitü yapısına evrilirken fındık için ülkesel bazda veri toplama, araştırma yapma, gen kaynaklarını koruma, laboratuvar hizmeti sunma ve eğitim-yayım yürütme görevleriyle teknik merkez kimliği kazandı. Bugün kurumun elinde laboratuvar var, analiz var, proje var, yayın var. Resmî kurumsal görünümde doku kültürü, pomoloji, bitki sağlığı, gıda teknolojileri ile toprak ve yaprak analiz laboratuvarları açık biçimde yer alıyor. Devam eden ve sonuçlanan projeler ile eğitim-yayım başlıkları da bu çerçevenin parçası olarak sunuluyor. Bu tablo, Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesinin kâğıt üstünde güçlü olduğunu gösteriyor. Ne var ki sahadaki asıl beklenti, yalnızca araştırma üretmek değil; o araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek. Çünkü fındıkta artık temel mesele sadece zararlıyla mücadele etmek ya da üreticiye genel bilgi vermek değil. Asıl mesele; yaşlanan bahçeyi yenilemek, toprağı yeniden disipline etmek, pH dengesini izlemek, gübrelemeyi analiz sonucuna bağlamak ve verimi bahçe yaşı, rakım, bakım düzeyi ve iklim riskine göre yeniden kurmak. Kurumun 2025 yılı kamuya açık faaliyet akışına bakıldığında öne çıkan başlıklar daha çok kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele, Samuray arıcığı salımı, geç don sonrası eğitimler ve analiz hizmetleri etrafında toplanıyor. Haber arşivinde 10 Temmuz 2025 tarihli “Samuray Arıcığı Salımı Keşap’ta Gerçekleştirildi” duyurusu ile 26 Mayıs 2025 tarihli “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı” başlıklı eğitim haberi açık biçimde yer alıyor. Samuray arıcığı çalışması, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelede kurumun sahadaki somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor. Geç don sonrası eğitim de budama, bitki besleme ve hastalık-zararlılarla mücadele başlıklarında teknik personeli sahaya hazırlayan önemli bir çalışma olarak kayda geçiyor. Kurumun teknik faaliyeti var; ancak görünür akış daha çok belirli sorun başlıklarına dönük müdahaleler üzerinden ilerliyor. Toprak ve yaprak analizi tarafında da belirgin bir altyapı bulunuyor. Enstitünün resmî analiz sayfasında toprak verimlilik analiz paketleri, standart yaprak analizi ve farklı parametreleri içeren ücretlendirme kalem kalem yayımlanmış durumda. Ayrıca analiz çeşitleri, numune kabulü ve sonuç listeleri de kurumsal menüde ayrı başlıklar halinde yer alıyor. Ancak tam da burada haberin ağır sorusu beliriyor. Çünkü sahada ihtiyaç duyulan şey, üreticinin başvurusuna bağlı analiz hizmetinin ötesinde bir üretim reformu. Bahçe bazlı pH haritalaması, zorlayıcı gübre planlaması, toprak yorgunluğu takibi, verim haritalama, bahçe yenileme programı ve sonuçların ilçe ilçe ölçülmesi artık fındıkta teknik ayrıntı değil; doğrudan üretim düzeninin omurgası. Kurumun kamuya açık görünür faaliyet akışında ise bu dönüşümün kaç bahçeye ulaştığını, hangi ilçelerde sistemli toprak yönetimi modelinin kurulduğunu, hangi uygulamanın doğrudan verim artışına dönüştüğünü gösteren güçlü ve sayısallaştırılmış saha verisi aynı açıklıkla görülmüyor. Bu değerlendirme, resmî kurumsal içerikte görülen başlıklara ve görünür veri eksikliğine dayanıyor. Toprak analizi meselesi de tam bu başlıkta düğümleniyor. Bu iş, üreticinin eline poşet verilip “numune getir” denilerek yürütülecek bir süreç değil. Köylünün saksıdan, yol kıyısından ya da bahçenin rastgele bir noktasından getireceği toprakla üretim reformu kurulmaz. Sağlıklı analiz, ancak bölge bölge planlanan ve uzman personelce sahada alınan numunelerle mümkündür. Numune alma işinin üreticinin inisiyatifine bırakıldığı yerde bilimsel disiplin zayıflar, sonuç tartışmalı hale gelir. Fındıkta gerçek toprak yönetimi; parsel bazlı, standart derinlikte, teknik ekip denetiminde ve kayıt altına alınmış örnekleme sistemiyle kurulabilir. Bu paragraf, haberde yer alan editoryal değerlendirmedir; kurumsal sayfalarda analiz hizmeti bulunduğu görülmekle birlikte bölge bazlı personel örnekleme modeline ilişkin kamuya açık ayrıntılı uygulama rejimi aynı açıklıkla görünmüyor. Bahçe yenileme meselesi de haberin merkezinde duruyor. Doku kültürü laboratuvarı, fidan materyali ve araştırma altyapısı önemli başlıklar olabilir. Ancak üreticinin beklediği asıl sonuç, yaşlı ve verimsiz bahçelerin yenilenmesinde geniş ölçekli bir kırılmadır. Bugün kurumun resmî görünümünde, bahçe yenilemesini ilçe ilçe sahaya taşıyan, takvime bağlayan ve etkisini verim rakamlarıyla ortaya koyan yaygın bir model kamuoyuna aynı güçle yansımıyor. Laboratuvarın varlığı tek başına yetmiyor; laboratuvarın sahadaki sonucu görünür hale gelmediğinde tartışma da burada büyüyor. Bu da yine resmî açık kaynak görünürlüğüne dayalı bir tespit olarak okunmalıdır. İklim riski tarafında da tablo değişmiyor. Geç don sonrası eğitim verilmiş olması önemli; ancak üretimin bugünkü ihtiyacı sadece zarar sonrası bilgilendirme değil, zarar öncesi risk yönetimi modeli. Mikro bölgeye göre çeşit-rakım uyumu, erken uyarı sistemi, kronolojik müdahale planı ve iklim uyum rejimi olmadan yalnızca eğitim başlığı, üreticinin beklediği koruma duvarını kurmaya yetmiyor. Resmî akışta eğitim var; fakat üretim rejimini zorlayıcı ölçekte değiştiren sistem dönüşümü aynı açıklıkla öne çıkmıyor. Son tabloda ortaya çıkan gerçek şu: Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, tarihsel olarak güçlü, teknik olarak donanımlı, kurumsal olarak köklü bir yapı. Araştırma var, laboratuvar var, analiz var, biyolojik mücadele var, eğitim var. Ancak sahada üreticinin beklediği büyük eşik, bunların verimi kitlesel olarak yukarı taşıyan bir reform zincirine dönüşmesidir. Bugün kamuya açık görünümde görülen eksik de tam burada düğümleniyor: Kurumun bilimsel ağırlığı açık, fakat bu ağırlığın bahçede büyük verim dönüşümüne ne ölçüde çevrildiği hâlâ tartışma konusu olmayı sürdürüyor. . . KAYNAKÇA Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Tanıtım” sayfası: kurumun 1936’daki kuruluşu, 1952’de hizmet alanının genişlemesi ve görev tanımı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü resmî ana sayfası ve kurumsal menüleri: laboratuvarlar, projeler, eğitim-yayım ve kurumsal yapı başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Haber Arşivi: 2025 yılı görünür faaliyet başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı”, 26 Mayıs 2025. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Toprak ve Yaprak Analiz Laboratuvarı Analiz Fiyat Listesi”, “Analiz Ücretleri” ve “Yaprak ve Toprak Örneklerinin Kabulü” sayfaları.

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Haber

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, il ve ilçe müdürlüklerinde bitkisel üretim ve bitki sağlığı alanında görev yapan teknik personelin katılımıyla kapsamlı bir değerlendirme ve planlama toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda 2025 yılı çalışmaları mercek altına alınırken, 2026 yılına ilişkin uygulama takvimi ve hedefler netleştirildi. Toplantının açılışında konuşan İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, tarımsal üretimde verimlilik, sürdürülebilirlik ve kayıtlılığın artırılmasının öncelikli hedefler olduğunu vurguladı. Yılmaz, özellikle zararlı organizmalarla mücadele, planlı üretim modeli ve destekleme mekanizmalarının etkin uygulanmasının yeni dönemin temel başlıklarını oluşturduğunu ifade etti. Kahverengi Kokarca ile Mücadele Öncelikli Gündem Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri, son yıllarda Karadeniz tarımı açısından ciddi tehdit oluşturan kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadele çalışmaları oldu. İl genelinde yürütülen sürveyler, biyoteknik ve kimyasal mücadele yöntemleri ile saha eğitimleri değerlendirildi. 2026 yılı için uygulanacak eylem planında erken uyarı, üretici bilgilendirmesi ve entegre mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması öne çıktı. Bitkisel Üretimde Planlı Dönem Tarımsal Üretimin Planlanması Yönetmeliği çerçevesinde Giresun’da yürütülen bitkisel üretim planlaması da toplantının ana gündem maddeleri arasındaydı. İl bazlı ürün deseninin iklim, toprak yapısı ve pazar koşullarına göre şekillendirilmesi; arz fazlası ve fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesi açısından kritik görülüyor. Teknik personel, sahadaki uygulamalar ve üretici yönlendirmeleri hakkında bilgi paylaştı. Organik Tarım ve Kayıt Sistemleri Masada Organik tarım mevzuatı kapsamında il ve ilçe müdürlüklerinin görevleri, kapalı ortamda yürütülen Bitkisel Üretim Kayıt Sistemi (KOBÜKS) uygulamaları ve TAKE Projesi kapsamındaki çalışmalar da ele alındı. Özellikle kontrollü üretim alanlarının artırılması ve kayıt dışılığın azaltılması yönünde atılacak adımlar değerlendirildi. Tohumculuk, Bitki Pasaportu ve Denetimler Tohumculuk mevzuatı kapsamında yürütülen yetkilendirme ve denetim faaliyetleri, 2025 yılı uygulamaları ışığında gözden geçirildi. Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin kayıt altına alınması ve bitki pasaportu uygulamalarının etkinleştirilmesi konularında teknik sunumlar yapıldı. Operatör kayıtlarının güncellenmesi ve izlenebilirliğin artırılması, 2026 hedefleri arasında yer aldı. ÇKS ve Desteklemelerde Güncel Durum Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerinin doğruluğu, destekleme başvurularında yaşanan sorunlar ve saha kontrolleri de toplantıda gündeme geldi. Üreticilerin desteklerden eksiksiz yararlanabilmesi için kayıtların güncel tutulmasının önemi vurgulandı. Bitki Koruma Ürünleri ve E-Reçete Takvimi Bitki Koruma Ürünlerinin toptan ve perakende satışı ile depolanmasına ilişkin mevzuat uygulamaları, denetimler ve yeni dönemde yürürlüğe girecek uygulama takvimi ayrıntılı biçimde ele alındı. BKÜ E-Reçete sistemi ve üretici kayıt defteri uygulamalarını içeren B-Reçete sisteminin sahadaki işleyişi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri teknik personel tarafından paylaşıldı. Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından yapılan genel değerlendirme ile sona erdi. Yetkililer, 2026 yılında daha planlı, kayıtlı ve sürdürülebilir bir bitkisel üretim yapısının oluşturulması için sahadaki teknik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Tarımın geleceği biraz da veri, planlama ve disiplin işi; doğa sürprizlerle dolu ama hazırlıklı olanın kaybı daha az oluyor.

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR” Haber

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR”

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR” Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borcu bulunan çiftçilerin Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla sübvansiyonlu kredi kullanamamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şenyürek, söz konusu uygulamanın tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi. Giresun’da yaklaşık 80 bin üreticinin Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olduğunu hatırlatan Şenyürek, “Bu karar birkaç üreticiyi değil, Giresun’un tamamını ilgilendiren bir üretim krizine dönüşmektedir” dedi. Şenyürek, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın son açıklamalarının sahadaki tabloyu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Bayraktar’ın ‘SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu nedeniyle çiftçilere kredi verilmemesi tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir’ sözlerini hatırlattı. Şenyürek, “Bu uyarı görmezden gelinemez” ifadesini kullandı. “Şebinkarahisar'da yaşananlar, Giresun'un özetidir” CHP Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol’un açıkladığı verilerin kararın ilçelerde yarattığı tabloyu net biçimde ortaya koyduğunu belirten Şenyürek, Şebinkarahisar’da 3.088 üreticinin Tarım Kredi Kooperatifleriyle doğrudan ya da dolaylı ilişki içinde olduğunu söyledi. Bu üreticilerin önemli bir bölümünün SGK ve vergi borcu gerekçesiyle sübvansiyonlu krediye erişemediğini ifade eden Şenyürek, “Tarım Kredi’den indirimli kredi kullanan bir çiftçi 1.000 lira için yaklaşık 1.200 lira geri ödeme yaparken, borcu olduğu için bu haktan yararlanamayan çiftçi aynı tutar için yüzde 50’nin üzerinde faizle yaklaşık 1.666 lira ödemek zorunda bırakılıyor. Bu fark üretimi değil, borcu büyütüyor” şeklinde konuştu. “Afetler varken çiftçi çaresiz bırakılamaz” 2025 yılının zirai don, kuraklık, kahverengi kokarca zararı ve şap hastalığı nedeniyle çiftçiler açısından adeta bir afet yılına dönüştüğünü vurgulayan Şenyürek, “TZOB’un da işaret ettiği gibi; kuraklık ve zirai don üretimi azaltırken, kahverengi kokarca fındıkta rekolteyi düşürdü, şap hastalığı hayvancılığı vurdu; üretici hayvanını satamadı, geliri eridi. Böylesi bir tabloda ‘borcun varsa kredi yok’ demek, çiftçiyi tamamen çaresiz bırakmaktır” dedi. “Büyük şirketlere af, çiftçiye engel kabul edilemez” Milyonlarca liralık vergi borcu bulunan büyük şirketler için çıkarılan af düzenlemelerine dikkat çeken Şenyürek, “Küçük üreticiye gelince aynı anlayış ortadan kalkıyor. Bu yaklaşım sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz” ifadelerini kullandı. Şenyürek açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: “Vergi ve SGK borçları üretimi engellemeyecek şekilde yapılandırılmalı, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredi kullanımı derhal yeniden açılmalıdır. TZOB’un uyarıları da göstermektedir ki; bu karar devam ederse üretim düşecek, gıda güvenliği riske girecektir. CHP olarak biz; üreticinin emeğini koruyan, kooperatifçiliği güçlendiren, planlı üretimi ve taban fiyat güvencesini esas alan, kamucu ve sosyal adaletçi tarım politikalarının takipçisiyiz. Çiftçiyi yüksek faize mahkum eden değil; girdiyi ucuzlatan, borcu yönetilebilir kılan, üretimi sürdürülebilir hale getiren bir düzen için mücadelemizi sürdüreceğiz. Üretenin yanında, ithalat lobilerinin karşısında durmaya devam edeceğiz.”

GİRESUN’DA TARIM VE ORMANA  1 MİLYAR TL’Yİ AŞAN DESTEK Haber

GİRESUN’DA TARIM VE ORMANA 1 MİLYAR TL’Yİ AŞAN DESTEK

GİRESUN’DA TARIM VE ORMANA DEV YATIRIM: 2025’TE 1 MİLYAR TL’Yİ AŞAN DESTEK Giresun Valiliği koordinesinde; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 2025 yılı, Giresun’da tarım, hayvancılık ve ormancılık alanlarında rekorların kırıldığı bir yıl oldu. Kent genelinde çiftçi ve üreticiye sağlanan toplam nakdi destek 1 milyar 182 milyon lirayı aşarken, ormancılık faaliyetleriyle 4 milyon fidan toprakla buluşturuldu. Çiftçiye 1,18 Milyar TL’lik Can Suyu 2025 yılı boyunca tarım, hayvancılık, kırsal kalkınma ve zirai don destekleri kapsamında üreticilere toplam 1.182.865.264 TL ödeme yapıldı. Desteklerin en büyük bölümünü, fındık üreticisini doğrudan etkileyen zirai don zararı ödemeleri oluşturdu. Bu kapsamda 541 milyon 437 bin TL don zararı desteği sağlanırken, 538 milyon 397 bin TL tarım ve hayvancılık destekleri, 103 milyon 30 bin TL ise kırsal kalkınma ve diğer destek kalemleri için üreticilere aktarıldı. Kahverengi Kokarca ile Topyekûn Mücadele Bölge tarımını tehdit eden zararlılara karşı biyolojik mücadele çalışmaları da hız kazandı. Fındık bahçelerinde büyük zarara yol açan Kahverengi Kokarca ile mücadele kapsamında laboratuvar ortamında üretilen 300 bin adet Samuray Arısı doğaya salındı. Ayrıca 303 köy ve mahallede biyosidal ilaçlama yapıldı, 72 bin 224 kapalı alan ilaçlandı ve 21 bin 800 feromon tuzak kullanılarak zararlı popülasyonunun kontrol altına alınması hedeflendi. Ormanlara 4 Milyon Fidan Giresun Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen “Yeşil Vatan” çalışmaları kapsamında 2025 yılında 4 milyon fidan toprakla buluşturuldu. Fidanlıklarda 1 milyon yeni fidan üretilirken, ormancılık faaliyetleri için 10 projede 64 milyon 500 bin TL yatırım gerçekleştirildi. Orman köylüsüne yönelik olarak ise 34 milyon TL kredi desteği sağlandı. Zararlılara Karşı Faydalı Böcekler Orman sağlığının korunmasında kimyasal yöntemler yerine biyolojik mücadele öne çıktı. Ladin ormanlarına zarar veren Dev Kabuk Böceğine karşı 74 bin adet R. grandis, kestane ormanlarını tehdit eden Kestane Gal Arısına karşı ise 1.000 adet T. sinensis olmak üzere toplam 75 bin faydalı böcek üretilerek doğaya salındı. Yaban Hayatı ve Doğal Denge Doğal yaşamın korunmasına yönelik çalışmalar da yıl boyunca sürdü. Derelere 70 bin adet doğal alabalık yavrusu bırakılırken, zorlu kış şartlarında yaban hayvanları için doğaya 2 bin 500 kilogram yem bırakıldı. Ayrıca 173 yaralı yaban hayvanı tedavi edilerek doğaya kazandırıldı. Tarımsal verimliliği artırmak amacıyla yapılan 1.004 toprak ve yaprak analizi ile çiftçilere bilimsel destek sunuldu. 2025 yılı boyunca hayata geçirilen bu yatırımlar, Giresun’da tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirirken, orman varlığının korunması ve doğal dengenin devamı açısından da önemli kazanımlar sağladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.