Hava Durumu

#Kadınlar

giresunsonhaber - Kadınlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadınlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞENYÜREK: “YENİ PARTİ’Yİ KURAN MİLLETİMİZDİR” Haber

ŞENYÜREK: “YENİ PARTİ’Yİ KURAN MİLLETİMİZDİR”

ŞENYÜREK: “YENİ PARTİ’Yİ KURAN MİLLETİMİZDİR” Dr. Gökhan Şenyürek, işçilerden emeklilere, esnaftan çiftçilere, kadınlardan gençlere toplumun bütün kesimleriyle yeni bir mücadele yoluna çıktıklarını belirterek, “Bu partide Türkiye’nin bütün renklerine, bütün kimliklerine ve demokrasiye inanan herkese yer vardır” dedi. Dr. Gökhan Şenyürek, emeğin karşılığını aldığı, adaletin herkese eşit uygulandığı, liyakatin esas olduğu ve hiçbir yurttaşın kendisini sahipsiz hissetmediği bir Türkiye hedefiyle yeni bir yola çıktıklarını açıkladı. İşçiler, emekliler, esnaflar, çiftçiler, kadınlar ve geleceği elinden alınmak istenen gençlerle birlikte yürütülecek mücadelenin geniş bir toplumsal iradeye dayandığını vurgulayan Şenyürek, yeni siyasi hareketin yalnızca belirli bir kadronun değil, değişim isteyen milyonların ortak iradesi olduğunu ifade etti. “TÜRKİYE’NİN BÜTÜN RENKLERİNE YER VAR” Şenyürek, YENİ Parti’nin meydanlarda adalet isteyenlerin, yağmur altında omuz omuza yürüyenlerin, baskılara rağmen teslim olmayanların ve değişime inananların partisi olacağını belirtti. Toplumun hiçbir kesiminin dışlanmayacağını kaydeden Şenyürek, “Bu partide Türkiye’nin bütün renklerine, bütün kimliklerine ve demokrasiye inanan herkese yer vardır” sözleriyle kapsayıcı bir siyaset anlayışını esas alacaklarını söyledi. GİRESUN’DA MÜCADELE AYNI KARARLILIKLA SÜRECEK Giresun’da bugüne kadar halkın, örgütün ve Cumhuriyet değerlerinin yanında dimdik durduklarını ifade eden Şenyürek, bundan sonra da aynı inanç ve kararlılıkla mücadele edeceklerini bildirdi. Hiç kimseyi geride bırakmadan ve hiç kimseyi ötekileştirmeden milletle omuz omuza yürüyeceklerini vurgulayan Şenyürek, Giresun’dan yükselen değişim iradesinin Türkiye’nin geleceğine katkı sunacağını belirtti. “MİLLETİN DEĞİŞİM İRADESİNİN ÖNÜNDE HİÇBİR GÜÇ DURAMAZ” Genel Başkan Özgür Özel’in liderliğinde karanlığı dağıtmak ve halkın iktidarını kurmak için yola çıktıklarını belirten Şenyürek, önlerine çıkarılacak engellerin mücadele kararlılıklarını değiştirmeyeceğini söyledi. Şenyürek, “Önümüze hangi engeli çıkarırlarsa çıkarsınlar, milletin değişim iradesinin karşısında hiçbir güç duramayacaktır” diyerek yeni dönemin temel hedefinin halkın iradesini iktidara taşımak olduğunu ifade etti. CUMHURİYETİN KURUCU DEĞERLERİ GELECEĞE TAŞINACAK Geçmişlerini inkâr etmediklerini ve Cumhuriyetin kurucu değerlerini geleceğe taşıdıklarını vurgulayan Şenyürek, geriye bakmadan, yoldan sapmadan ve umudu kaybetmeden yürümeye devam edeceklerini kaydetti. YENİ Parti’nin toplumun bütün kesimlerinin sesi olacağını belirten Şenyürek, mesajını şu sözlerle tamamladı: “YENİ Parti’yi kuran milletimizdir. İşçinin YENİ Partisi, Emeklinin YENİ Partisi, Memurun YENİ Partisi, Esnafın YENİ Partisi, Çiftçinin YENİ Partisi, Kadınların YENİ Partisi, Gençlerin YENİ Partisi, Türkiye’nin YENİ Partisi… Güzel günleri hep birlikte kuracağız. Yolumuz açık, mücadelemiz kutlu olsun.”

ZAMANIMIZI NASIL KULLANIYORUZ? GÜNÜN EN BÜYÜK BÖLÜMÜ UYKUYA AYRILIYOR! Haber

ZAMANIMIZI NASIL KULLANIYORUZ? GÜNÜN EN BÜYÜK BÖLÜMÜ UYKUYA AYRILIYOR!

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2025 yılı Zaman Kullanım Araştırması'na göre, Türkiye'deki bireyler günün en uzun kısmını uykuya ayırıyor. Kadınların ev ve aile bakımına harcadığı süre erkeklerden yaklaşık 3 saat daha fazla olurken, son 10 yıllık süreçte sosyal medya kullanımı iki katından fazla artış gösterdi, gazete ve dergi okuma alışkanlıkları ise belirgin şekilde azaldı. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılı Zaman Kullanım Araştırması'nın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. 10 yaş ve üzerindeki bireylerin gün içerisindeki zaman dağılımını ortaya koyan araştırma, dijital medya kullanımının hızla yayıldığını, buna karşın basılı yayınlara olan ilginin ciddi şekilde gerilediğini gösterdi. Verilere göre vatandaşların gün içinde en çok vakit ayırdığı faaliyet uyku oldu. Günlük ortalama uyku süresinin 8 saat 55 dakika olduğu hesaplanırken; kadınlar ortalama 9 saat, erkekler ise 8 saat 49 dakika uyuyor. Hafta sonları ise bu süre 9 saat 28 dakikaya kadar yükseliyor. Uykunun ardından en fazla zaman ayrılan diğer faaliyetler; 3 saat 15 dakika ile yemek ve kişisel bakım, 2 saat 25 dakika ile istihdam faaliyetleri ve 2 saat 22 dakika ile hanehalkı ve aile bakımı olarak kaydedildi. ÇALIŞAN ERKEKLER İŞE DAHA FAZLA ZAMAN AYIRIYOR 15 yaş ve üzerindeki bireylerin istihdam faaliyetlerine ayırdığı günlük ortalama süre 2 saat 39 dakika olarak saptandı. Çalışan kesim ise günde ortalama 5 saat 41 dakikasını iş ve işle ilgili işlere harcıyor. Çalışan erkeklerde bu süre ortalama 6 saat olurken, çalışan kadınlarda 4 saat 58 dakika olarak ölçüldü. KADINLAR EV İŞLERİNE YAKLAŞIK 3 SAAT DAHA FAZLA ZAMAN HARCIYOR Araştırma sonuçlarına göre kadınlar, hanehalkı ve aile bakımına günde ortalama 4 saat 3 dakika ayırırken, erkeklerde bu süre yalnızca 58 dakika oldu. Çalışan kadınların ev ve aile bakımına ayırdığı günlük süre 2 saat 38 dakika iken, çalışan erkeklerde bu süre 47 dakika olarak belirlendi. Çalışmayan kadınların ev işleri ve aile bakımına ayırdığı süre ise günlük ortalama 4 saat 33 dakika şeklinde kaydedildi. SPORA AYRILAN SÜRE SADECE 12 DAKİKA Gün içinde en az vakit ayrılan faaliyet alanı spor ve doğa sporları oldu. Bireylerin bu aktivitelere ayırdığı ortalama süre yalnızca 12 dakika olarak görüldü. Erkekler günde 16 dakika, kadınlar ise 9 dakika spor yaptı. Sporun ardından en az zaman ayrılan diğer alanlar ise gönüllü çalışmalar ile hobi ve oyunlar oldu. Yaş grupları bazında bakıldığında; eğitim, uyku, spor ve oyun faaliyetlerine en çok 10-14 yaş grubunun zaman ayırdığı saptandı. Sosyal yaşam ve eğlence faaliyetlerinde ise 15-24 yaş arası gençler ön plana çıktı. Radyo-müzik dinleme, televizyon izleme ve gönüllü faaliyetlerde ise 55 yaş ve üzeri bireyler daha yüksek oranlara sahip oldu. FUTBOL GERİLEDİ, VOLEYBOL YÜKSELDİ Son dört haftalık süreçte gerçekleştirilen sportif faaliyetler arasında yüzde 11,7 ile ilk sırada yürüyüş veya koşu yer aldı. 2015 yılında yüzde 5,2 olan futbol oynayanların oranı, 2025 yılında yüzde 4,1'e geriledi. Buna karşın voleybol oynayanların oranı aynı dönemde yüzde 0,9'dan yüzde 1,4'e yükseldi. SOSYAL MEDYA KULLANIMI İKİ KATINDAN FAZLA ARTTI Araştırma verilerine göre son dört haftanın en yaygın kültür ve eğlence faaliyetleri yüzde 88,8 ile televizyon izlemek, yüzde 71,7 ile sosyal medya kullanımı ve yüzde 67,5 ile akraba ziyaretleri oldu. 2015 yılı verileriyle kıyaslandığında, sosyal medya kullanımında çarpıcı bir artış olduğu görüldü. Sosyal medyada vakit geçirdiğini belirtenlerin oranı yüzde 33,9'dan yüzde 71,7'ye çıkarken; gazete, dergi ve benzeri basılı yayınları takip edenlerin oranı ise yüzde 39,4'ten yüzde 20,1'e geriledi.

GİRESUN SUTOPUNDA TÜRKİYE ŞAMPİYONASI VİZESİ ALDI Haber

GİRESUN SUTOPUNDA TÜRKİYE ŞAMPİYONASI VİZESİ ALDI

GİRESUN SUTOPUNDA TÜRKİYE ŞAMPİYONASI VİZESİ ALDI Anadolu Yıldızlar Ligi Sutopu Kadın/Erkek 1. Etap 3. Grup Müsabakaları Giresun’da tamamlandı. Çotanak Spor Kompleksi Olimpik Yüzme Havuzu’nda 15-18 Haziran 2026 tarihleri arasında yapılan organizasyonda Giresun erkek takımı grup birincisi, kadın takımı ise grup ikincisi oldu. Her iki kategoride ilk iki sırayı alan takımlar Türkiye Şampiyonası’na katılma hakkı kazandı. ÇOTANAK HAVUZU GRUP MÜCADELESİNE EV SAHİPLİĞİ YAPTI Giresun, Anadolu Yıldızlar Ligi sutopu organizasyonunda önemli bir grup mücadelesine ev sahipliği yaptı. Kadın ve erkek takımların mücadele ettiği 1. Etap 3. Grup Müsabakaları, Çotanak Spor Kompleksi Olimpik Yüzme Havuzu’nda gerçekleştirildi. Organizasyon, 15-18 Haziran 2026 tarihleri arasında yapıldı. Müsabakalar nedeniyle Çotanak Spor Kompleksi Olimpik Yüzme Havuzu 15-19 Haziran tarihleri arasında sivil ve kulüp kullanımına kapatıldı; tesisin organizasyonun ardından yeniden hizmete açılacağı duyuruldu. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürü Muzaffer Ergün de müsabakaları takip etti. Ergün, organizasyon sonunda dereceye giren takımlara kupa ve madalyalarını verdi. ERKEKLERDE GİRESUN ZİRVEYE ÇIKTI Erkekler kategorisinde Giresun, grup müsabakalarını birinci sırada tamamladı. Kocaeli ikinci, Ordu üçüncü, Trabzon ise dördüncü oldu. Bu sonuçla Giresun ve Kocaeli erkek takımları Türkiye Şampiyonası’na katılma hakkı kazandı. Giresun’un ev sahibi olduğu organizasyonda erkeklerde zirveye çıkması, kentin sutopu altyapısı açısından dikkat çeken bir başarı olarak kayıtlara geçti. Erkekler kategorisinde sıralama şöyle oluştu: Sıra İl 1 Giresun 2 Kocaeli 3 Ordu 4 Trabzon Maç maç skor çizelgesi kamuya açık kaynaklarda yayımlanmadığı için Giresun’un hangi takımları hangi skorlarla geçtiği kesin biçimde yazılamıyor. Ancak grup sıralaması, Giresun’un Kocaeli, Ordu ve Trabzon’un önünde yer alarak Türkiye Şampiyonası vizesi aldığını gösteriyor. KADINLARDA KOCAELİ BİRİNCİ, GİRESUN İKİNCİ OLDU Kadınlar kategorisinde Kocaeli grup birinciliğini elde etti. Giresun ikinci, Trabzon ise üçüncü sırada yer aldı. Bu sonuçla Kocaeli ve Giresun kadın takımları Türkiye Şampiyonası’na katılma hakkı kazandı. Giresun kadın takımının grup ikinciliği, ev sahibi il adına organizasyonun ikinci önemli başarısı oldu. Kadınlar kategorisinde sıralama şöyle oluştu: Sıra İl 1 Kocaeli 2 Giresun 3 Trabzon Kadınlar grubunda da maç skorları ve karşılaşma bazlı sonuçlar resmi açık kaynaklarda yer almadığı için “şu takımı şu skorla yenerek geldi” şeklinde kesin hüküm kurulamaz. Haber metninde doğru ifade, Giresun’un kadınlarda ikinci sırayı alarak Türkiye Şampiyonası’na yükseldiği yönünde olmalıdır. GİRESUN HEM EV SAHİPLİĞİ YAPTI HEM FİNALE YÜKSELDİ Giresun, organizasyonda yalnızca ev sahibi il olarak değil, sportif başarıyla da öne çıktı. Erkeklerde birincilik, kadınlarda ikincilik alan Giresun, iki kategoride de Türkiye Şampiyonası’na temsilci gönderme hakkı kazandı. Bu sonuç, Giresun’un sutopu branşında altyapı düzeyindeki gelişimini gösteriyor. Çotanak Spor Kompleksi Olimpik Yüzme Havuzu’nun bu tür organizasyonlara ev sahipliği yapması, kentin su sporları organizasyon kapasitesini de güçlendiriyor. 1. ETAP GRUPLARI DÖRT MERKEZDE PLANLANDI Anadolu Yıldızlar Ligi 2026 sezonu faaliyet takviminde sutopu 1. Etap grup müsabakaları dört merkez üzerinden planlandı. Takvimde 1. Etap 1. Grup merkezi Balıkesir, 1. Etap 2. Grup merkezi Konya, 1. Etap 3. Grup merkezi Giresun, 1. Etap 4. Grup merkezi ise Adana olarak yer aldı. GSB faaliyet takviminde sutopu Türkiye Şampiyonası merkezi Sivas, tarih aralığı ise 2-7 Ağustos 2026 olarak görünüyor. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü paylaşımında ise grup müsabakalarında ilk iki sırayı alan takımların Niğde’de düzenlenecek Türkiye Şampiyonası’na katılacağı bilgisi verildi. Bu nedenle Türkiye Şampiyonası’nın kesin merkezi için güncel resmi duyurunun esas alınması gerekiyor. BUNDAN SONRA TÜRKİYE ŞAMPİYONASI VAR Giresun’un önündeki yeni hedef Türkiye Şampiyonası olacak. Erkeklerde Giresun ve Kocaeli, kadınlarda ise Kocaeli ve Giresun grup etabından çıkmayı başardı. Türkiye Şampiyonası’nda grup aşamalarını geçen takımlar, ülke derecesi için mücadele edecek. Giresun erkek takımı grup birinciliğinin avantajıyla, kadın takımı ise grup ikinciliğinin moraliyle final organizasyonuna hazırlanacak. Şampiyona aşaması, Giresun’un sutopu altyapısının Türkiye ölçeğindeki karşılığını görmek açısından belirleyici olacak. Erkeklerde grup birinciliği, kadınlarda Türkiye Şampiyonası bileti alan Giresun, Anadolu Yıldızlar Ligi’nde su sporları adına güçlü bir temsil hakkı elde etti.

ÜNİVERSİTE KENTİNDE GÖNÜLLÜLÜK SEMİNERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ Haber

ÜNİVERSİTE KENTİNDE GÖNÜLLÜLÜK SEMİNERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

ÜNİVERSİTE KENTİNDE GÖNÜLLÜLÜK SEMİNERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ Giresun Üniversitesi’nde TÜBİTAK 2209 programı kapsamında desteklenen “Kentsel Politikalarda Gönüllülük: Giresun Üniversitesi Öğrencileri Üzerinden Bir Araştırma” başlıklı çalışmanın sonuçları seminerle paylaşıldı. Araştırma, üniversite öğrencilerinin gönüllülüğe olumlu baktığını ancak kentle ilgili gönüllülük faaliyetlerine katılımın sınırlı kaldığını ortaya koydu. ÖĞRENCİLERİN GÖNÜLLÜLÜK ALGISI İNCELENDİ Giresun Üniversitesi’nde yürütülen araştırma, üniversite öğrencilerinin gönüllülüğe ilişkin algılarını, motivasyonlarını ve gönüllü katılım eğilimlerini ortaya koydu. “Kentsel Politikalarda Gönüllülük: Giresun Üniversitesi Öğrencileri Üzerinden Bir Araştırma” başlıklı çalışma, Giresun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğrencisi Gamze Piral yürütücülüğünde, Doç. Dr. Levent Memiş danışmanlığında gerçekleştirildi. TÜBİTAK 2209 programı kapsamında desteklenen araştırma, öğrencilerin kent yaşamına gönüllü katılım düzeylerini çok yönlü biçimde değerlendirdi. KATILIM YÜZDE 18,4’TE KALDI Araştırma sonuçları, öğrencilerin yalnızca yüzde 18,4’ünün kentle ilgili bir gönüllülük faaliyetine katıldığını gösterdi. Buna karşın öğrencilerin gönüllülüğe yönelik algı ve motivasyonlarının genel olarak olumlu olduğu belirlendi. Öğrenciler, gönüllülüğü toplumsal dayanışmayı güçlendiren, yurttaşlık bilincini artıran ve toplumsal fayda sağlayan bir faaliyet alanı olarak değerlendirdi. EN ÇOK ÇOCUKLAR, KADINLAR VE ÇEVRE ALANLARI ÖNE ÇIKTI Katılımcılar, gönüllü olmak istedikleri alanlar arasında en çok çocuklar, kadınlar, çevre, eğitim ve sokak hayvanlarını gösterdi. Gönüllülüğün önündeki temel engeller arasında ise zaman yetersizliği, bilgi eksikliği ve kurumsal güven sorunları öne çıktı. Araştırma, öğrencilerin gönüllülüğü yalnızca toplumsal fayda üretme aracı olarak görmediğini de ortaya koydu. Öğrenciler gönüllülüğü aynı zamanda kişisel gelişim, kariyer planlaması ve sosyal ilişkileri geliştirme fırsatı olarak değerlendirdi. YASAL ÇERÇEVE EKSİKLİĞİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Araştırma kapsamında Türkiye’de gönüllülük alanındaki mevzuat eksiklikleri de ele alındı. Gönüllülük faaliyetlerini düzenleyen bütüncül bir yasal çerçevenin bulunmadığı, mevcut uygulamaların farklı mevzuatlar içinde dağınık şekilde yer aldığı belirtildi. Seminerde, üniversitelerde gönüllülük kültürünün yaygınlaştırılması, gönüllülük eğitimlerinin artırılması ve yerel yönetimlerle üniversiteler arasında daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiği vurgulandı. SEMİNERDE STK TEMSİLCİLERİ DE GÖRÜŞLERİNİ PAYLAŞTI Araştırma sonuçları, 14 Mayıs Perşembe günü Giresun Üniversitesi’nde düzenlenen seminerde paylaşıldı. Seminere sivil toplum örgütleri temsilcileri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Program, STK temsilcilerinin gönüllülük alanına ilişkin görüş ve önerilerinin alınmasıyla tamamlandı.

YURTLİG MASA TENİSİ GRUP MÜSABAKALARI GİRESUN’DA TAMAMLANDI Haber

YURTLİG MASA TENİSİ GRUP MÜSABAKALARI GİRESUN’DA TAMAMLANDI

YURTLİG MASA TENİSİ GRUP MÜSABAKALARI GİRESUN’DA TAMAMLANDI Giresun’da 28 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Yurtlig Masa Tenisi Grup Müsabakaları sona erdi. 19 Eylül Spor Salonu’nda gerçekleştirilen organizasyona 11 ilden 90 sporcu katıldı. 11 İLDEN 90 SPORCU KATILDI Giresun, Yurtlig Masa Tenisi Grup Müsabakaları’na ev sahipliği yaptı. 28 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında 19 Eylül Spor Salonu’nda düzenlenen müsabakalarda 11 ilden gelen 90 sporcu mücadele etti. Organizasyonda genç sporcular, masa tenisi branşında dereceye girebilmek için raket salladı. Müsabakalar boyunca rekabetin yanı sıra dostluk ve fair-play ruhu da ön plana çıktı. KUPA VE MADALYALAR TAKDİM EDİLDİ Dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları düzenlenen törenle verildi. Ödüller; Spor Hizmetleri Müdürü Şaban Dizdar, Spor Faaliyetleri Şube Müdürü Abdurrahman Genç, Masa Tenisi İl Temsilcisi Hakan Günbey, Uluslararası Masa Tenisi Hakemi Nuri Akın ve TMTF Lig ve Organizasyon Kurulu Üyesi Sebahattin Şahin tarafından takdim edildi. ERKEKLERDE GÜMÜŞHANE, KADINLARDA TRABZON BİRİNCİ OLDU Müsabakalar sonunda erkekler kategorisinde Gümüşhane birinci, Erzurum ikinci, Trabzon ve Bayburt üçüncü oldu. Kadınlar kategorisinde ise Trabzon birinciliği elde etti. Artvin ikinci sırada yer alırken, Kilis ve Erzurum üçüncülüğü paylaştı. DERECEYE GİREN TAKIMLAR Erkekler Derece Takım 1. Gümüşhane 2. Erzurum 3. Trabzon 3. Bayburt Kadınlar Derece Takım 1. Trabzon 2. Artvin 3. Kilis 3. Erzurum Giresun’da tamamlanan organizasyon, sporcuların ortaya koyduğu mücadele ve centilmenlik görüntüleriyle sona erdi.

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı Haber

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı

TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insan faaliyetleri nedeniyle giderek derinleşen orman kaybı ve su yoksunluğunun başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, suyu ve ormanları korumanın toplumsal eşitliği ve ekonomik dayanıklılığı da korumak anlamına geldiğini vurguladı. Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor. Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını "Ormanlar ve Ekonomiler", 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise "Su ve Cinsiyet" olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor. Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil. Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı. Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir." Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor. İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, "Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir." ifadelerini kullandı. Dünya "su iflası" riskiyle karşı karşıya Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu: "Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil." "Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün" Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi: "İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Haber

8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR

GİRESUN’DA 8 MART’IN EN SERT GERÇEĞİ: ENGELLİ BİREYLERİN YÜKÜNÜ EN ÇOK KADINLAR TAŞIYOR Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, bir kutlama metninden çok daha fazlasını söyledi: Engelli bireylerin bakımını omuzlayan kadınlar, hem görünmeyen emeğin hem de yetersiz sosyal desteğin en ağır yükünü taşıyor. Giresun’da derneğin son dönemde sağlık, eğitim ve erişilebilir hizmetler başlığında verdiği mücadele, bu çıkışın anlık değil, sahaya dayanan bir itiraz olduğunu gösteriyor. Araştırmalar da aynı noktaya işaret ediyor: bakım yükü büyüdükçe kadınların yaşam kalitesi, sosyal katılımı ve ekonomik güvencesi daha fazla aşınıyor. GİRESUN’DA 8 MART MESAJI Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart dolayısıyla paylaştığı metin, kadınların engellilik alanındaki görünmeyen yükünü doğrudan hedefe koydu. Metinde, engelli çocukların ya da engelli yakınlarının bakımını üstlenen kadınların ekonomik güvenceden uzaklaştığı, sosyal hayattan koptuğu ve çözüm masalarında geri planda bırakıldığı vurgulandı. Asıl dikkat çeken ise derneğin meseleyi yardım diliyle değil, “hak temelli yaklaşım” ve “eşit yurttaşlık” çerçevesiyle tarif etmesi oldu. Bu yönüyle açıklama, 8 Mart’a özel bir duyarlılık çağrısından çok, yılın geri kalanında görmezden gelinen bir toplumsal yükün kayda geçirilmesi niteliği taşıdı. DERNEĞİN ÇİZGİSİ NET: GÜNDELİK SERZENİŞ DEĞİL, SÜREKLİ HAK ARAYIŞI Derneğin son dönemde kamuoyuna yansıyan çıkışlarına bakıldığında, bu açıklamanın münferit olmadığı görülüyor. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği, 2025 sonbaharında yapılan olağan kongrede “Engelsiz Yaşam Merkezi” ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı; 2026 başında ise özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon eğitimlerine 27 yaş sınırı getirilmesi girişimine açık tepki verdi. Bu iki başlık bile derneğin yalnızca farkındalık üretmediğini, aynı zamanda hizmete erişim ve hak kaybı başlıklarında doğrudan müdahil olduğunu gösteriyor. SAĞLIKTA SOMUT KAZANIM: DİŞ TEDAVİSİ İÇİN İL DIŞI MECBURİYETİ AZALDI Derneğin etkisinin sahada görüldüğü başlıklardan biri sağlık hizmetleri oldu. 2025 Eylülünde yerel ve tematik haber kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, Giresun Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin ortak çalışmasıyla engelli çocukların diş tedavileri Giresun’da yapılmaya başlandı. Bu gelişme, aileler açısından yalnızca bir sağlık hizmeti kolaylığı değil; şehir dışı sevk, ulaşım masrafı, refakat zorluğu ve zaman kaybının da azalması anlamına geldi. EĞİTİM BAŞLIĞINDA TEPKİ: “HAK KAYBI DERİNLEŞMESİN” Derneğin en sert çıkışlarından biri ise rehabilitasyon eğitiminde yaş sınırı tartışmasına karşı oldu. Ocak 2026’da yerel basına yansıyan açıklamalarda dernek başkanı Rabia Akkuş, özel gereksinimli bireylerin rehabilitasyon merkezlerinde aldıkları eğitime 27 yaş sınırı getirilmek istenmesini eleştirdi ve bunun eğitim hakkını zedeleyeceğini savundu. Bu itiraz, yalnızca bir yönetmelik tartışması değil; eğitim hakkının sürekliliği, ailelerin geleceğe dair güvencesi ve engelli bireyin sistem dışına itilmemesi açısından kritik bir uyarı olarak öne çıktı. ARAŞTIRMALAR DERNEĞİN SÖYLEDİĞİNİ DOĞRULUYOR Bilimsel çalışmalar, derneğin 8 Mart metninde dile getirilen temel sorunun duygusal bir saptama değil, ölçülebilir bir gerçek olduğunu gösteriyor. Türkiye’de yayımlanan araştırmalardan birinde, engelli çocuğa sahip bakım veren ebeveynlerin yüzde 78’inin anne olduğu saptandı. Başka çalışmalarda ise çocuğun engel oranı arttıkça bakım yükünün de arttığı, ağır engelli aile üyesine bakım veren kadınlarda bakım yükü yükseldikçe yaşam doyumu ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği belirtildi. Bu bulgular, bakımın aile içinde “doğal olarak” kadına bırakılan bir görev gibi görülmesinin, aslında kadınların sosyal ve ekonomik hayatını daraltan yapısal bir sorun ürettiğini ortaya koyuyor. GÖRÜNMEYEN EMEK, EN AĞIR SOSYAL YÜKLERDEN BİRİNE DÖNÜŞÜYOR Sorunun merkezinde yalnızca fiziksel bakım yok. Engelli bireyin sağlık randevusu, eğitimi, taşınması, gündelik ihtiyaçları, sosyal uyumu ve kriz anları çoğu evde tek bir kişinin, çoğunlukla da annenin ya da kadın yakının omzuna yükleniyor. Bu tablo kadınların istihdamdan kopmasına, düzensiz gelirle yaşamasına, sosyal çevreden uzaklaşmasına ve tükenmişlik duygusunun derinleşmesine yol açıyor. Literatürde “bakımın kadınlaşması” olarak tarif edilen bu süreç, engellilik alanında kadınların neden iki kat görünmez kaldığını da açıklıyor: Hem bakım veriyorlar hem de bu bakım çoğu zaman emek sayılmıyor. DEVLET DESTEĞİ VAR, AMA SAHADAKİ YÜKÜ TAM OLARAK HAFİFLETMİYOR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 bütçe verilerine göre 520 bin aileye evde bakım yardımı yapılıyor; ayrıca 104 bin 573 kişi engelli aylığından, 45 bin 750 kişi de engelli yakını aylığından yararlanıyor. Bakanlığın güncel bilgilendirme sayfalarında evde bakım yardımı ve gündüz hizmetleri sisteminin sürdüğü görülüyor. Ancak rakamların büyüklüğü, ihtiyacın karşılandığı anlamına gelmiyor. Sahadaki temel sorun; desteğin yalnızca nakdi boyutta kalması, gündüzlü bakım, geçici bakım, psikososyal destek, yerel koordinasyon ve erişilebilir kamusal hizmetlerin aynı ölçüde güçlenmemesi. Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart metni de tam burada sertleşiyor: Kadınların ve engelli bireylerin yükü yılda bir gün anılarak değil, her gün işleyen destek mekanizmalarıyla hafifletilebilir. DÜNYANIN YÖNÜ BELLİ: YARDIM DEĞİL, HAK VE TOPLUM TEMELLİ DESTEK Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin bağımsız yaşama ve toplum içinde yer alma hakkını açık biçimde güvence altına alıyor. Bu yaklaşım, engelli bireyi edilgen bir yardım nesnesi olarak değil, hak sahibi yurttaş olarak kabul ediyor. Bu çerçevede bakım veren ailelerin, özellikle kadınların yükünü azaltacak hizmetlerin güçlendirilmesi; erişilebilir sağlık, eğitim, sosyal katılım ve yerel destek ağlarının yaygınlaştırılması bekleniyor. Giresun’daki derneğin 8 Mart çıkışı da tam olarak bu çizgiye yaslanıyor: yardım istemekten çok, hakların eksiksiz tanınmasını talep ediyor. GİRESUN’DAN YÜKSELEN SES, TEK BİR GÜNÜN DEĞİL YILIN TAMAMININ MESELESİ Giresun Engelsiz Yaşam Derneği’nin 8 Mart mesajı, yerel ölçekte yazılmış bir sosyal medya paylaşımından ibaret değil. O metin, engelli bireylerin bakımını taşıyan kadınların neden yoksullaştığını, neden yalnızlaştığını ve neden çözüm süreçlerinin merkezine alınması gerektiğini özetliyor. Derneğin son dönemde sağlık hizmetine erişim, eğitim hakkı ve engelsiz yaşam merkezi gibi başlıklarda verdiği mücadele de bu sözlerin sahadaki karşılığını güçlendiriyor. Giresun’da dile gelen bu itirazın özeti net: Engelli bireyin hakkı konuşulacaksa, onunla birlikte yaşayan ve hayatı omuzlayan kadının yükü artık tali bir ayrıntı gibi görülemez.

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU Haber

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU

DMD KAS HASTASI EGEMEN İÇİN GİRESUN TEK YÜREK OLDU İYİLİK MELEKLERİ SAHNEDEYDİ, GECEDE 100 BİN TL TOPLANDI Giresun, örnek bir dayanışma gecesine ev sahipliği yaptı. DMD kas hastalığı ile mücadele eden 7,5 yaşındaki Egemen için Giresun Alyans Düğün Salonu’nda düzenlenen yardım programında yaklaşık 100 bin TL bağış toplandı. Akademisyenlerden mahalle muhtarına, sağlıkçılardan sanatçılara kadar çok sayıda gönüllü, küçük Egemen’in mücadelesine destek olmak için bir araya geldi. “Bahanemiz yok, umudumuz var” mesajıyla düzenlenen gece, hem maddi destek hem de güçlü bir toplumsal farkındalık ortaya koydu. Giresun, bir kez daha dayanışma kültürünü en somut haliyle gösterdi. ORGANİZASYONUN MİMARI KADINLAR OLDU Gecenin organizasyonu, gönüllü kadınların öncülüğünde hayata geçirildi. Sürecin koordinasyonunu; Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yelda Bingöl Alpaslan, Gaziler Mahallesi Muhtarı Nilgün Çobanoğlu, Bora Organizasyon’dan Eda Karaahmet Köse, Yaşam Koçu ve Farkındalık Eğitmeni Serpil Tönel ile emekli sağlıkçılar Sunay Taner ve Pamuk Özkan, anestezi uzmanı Sena Özkan ve Nazan Zehir’in yer aldığı ekip üstlendi. Gönüllü ekip, gece boyunca hayırsever davetlilerle yakından ilgilenerek organizasyonun düzenli ve verimli şekilde ilerlemesini sağladı. Katılımcılarla kurulan birebir iletişim, bağış sürecinin sağlıklı yürütülmesinde önemli rol oynadı. Kadınların öncülüğünde yürütülen bu çalışma, “destek ve umut ordusu” anlayışının sahadaki karşılığı oldu. SANAT CAMİASINDAN ÜCRETSİZ DESTEK Gecenin sunuculuğunu Nur Kılıç üstlenirken, ev sahipliğini Alyans Düğün Salonu işletmecisi Elif Dilli Bayram yaptı. Mekân desteğiyle organizasyona katkı sunan Bayram, dayanışma zincirinin önemli halkalarından biri oldu. Sanat camiası da geceye güçlü bir destek verdi. Ücret talep etmeyen saz ekibi Ersoy Yağmur, Yılmaz Çağlayan ve Özgür Damcı eşliğinde sahne alan gönüllü sanatçılar Işıl Işıl ve Murat Aslan, performanslarıyla geceye anlam kattı. Katılımcılar hem duygusal hem de coşkulu anlar yaşarken, Egemen için toplanan destek daha da büyüdü. “KASLAR YORULUR, SEVGİ YORULMAZ” Organizasyon komitesi adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kaslar yorulur ama sevgi ve dayanışma asla yorulmaz. Egemen evladımız henüz 7,5 yaşında. Hem eğitim hayatının hem de çocukluğunun en güzel döneminde. Bizler onun büyükleri olarak adımları yavaşlamasın, hayalleri yarım kalmasın diye buradayız. Giresun halkı bu hayati dayanışmaya sahip çıktı.” Toplanan yaklaşık 100 bin TL’lik bağışın, Egemen’in tedavi ve rehabilitasyon sürecinde kullanılacağı belirtildi. DMD KAS HASTALIĞI NEDİR? Duchenne Muscular Dystrophy (DMD), çocukluk çağında ortaya çıkan, ilerleyici ve kalıtsal bir kas hastalığıdır. Distrofin adlı proteinin eksikliği nedeniyle kas hücreleri zamanla hasar görür ve güç kaybı artar. Hastalığın temel özellikleri: Genellikle 2–5 yaş arasında belirtiler başlar. Erkek çocuklarda daha sık görülür. Yürümede gecikme, sık düşme ve merdiven çıkmada zorlanma ilk belirtiler arasındadır. İlerleyen dönemlerde solunum ve kalp kasları etkilenebilir. Kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte; fizik tedavi, destekleyici medikal uygulamalar ve yeni nesil gen temelli araştırmalar hastalığın ilerleyişini yavaşlatmaya yöneliktir. Bu nedenle erken tanı, düzenli takip ve toplumsal destek büyük önem taşımaktadır. Egemen için düzenlenen bu gece, yalnızca bir yardım organizasyonu değil; aynı zamanda Giresun’un vicdanının, merhametinin ve toplumsal sorumluluk bilincinin güçlü bir yansıması olarak kayıtlara geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.