Hava Durumu

#Japonya

giresunsonhaber - Japonya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Japonya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sigarada OECD ortalamasını ikiye katladık Haber

Sigarada OECD ortalamasını ikiye katladık

Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusta her gün tütün kullananların oranı yüzde 28,3’e ulaşarak OECD ortalamasını yaklaşık ikiye katladı. ANKARA (İGFA) - İLKE Vakfı Sosyal Veri Projesi kapsamında Türkiye Sağlık Araştırması, Sağlık İstatistikleri Yıllığı ve Dünya Sağlık Örgütü raporlarından derlenen veriler, tütünle mücadelenin bireysel farkındalık çabası olmanın ötesine geçerek önleyici kamu sağlığı stratejilerinin odağına yerleştirilmesinin kritik önemini ortaya koyuyor. Üretimden Çok Tüketim Karnesiyle Öne Çıkan Tablo 2022 yılı verileri, Türkiye’nin günlük tütün kullanımında OECD ülkeleri arasında ilk sıraya yerleştiğini gösteriyor. Dünya genelinde birçok ülke tütünden ekonomik katma değer üretmeye devam ederken, Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusta her gün tütün kullananların oranı yüzde 28,3’e ulaşarak OECD ortalamasını yaklaşık ikiye katlıyor. Bir zamanlar Şark tipi tütün üretiminde güçlü bir konuma sahip olan Türkiye, bugün üretimden çok yüksek tüketim oranlarıyla gündeme geliyor. Tütün Endüstrisi Devleri İçmiyor, Türkiye İçiyor Dünya tütün piyasasına yön veren ülkeler, üretimin ve finansın merkezi olsalar da tüketim karnesinde Türkiye’nin gerisinde kalıyor. Sigara üretiminin büyük ölçüde çok uluslu şirketler tarafından yapıldığı Türkiye’de, tütün tüketimi yaygın bir alışkanlık haline geliyor. Teknolojik dönüşümün öncüsü Japonya veya Avrupa’nın üretim üssü konumundaki Polonya gibi ülkelerde dahi toplumlar, "Türk gibi" içmiyor. Türkiye’de kişi başına düşen günlük ortalama 17,8 adetlik tüketim miktarı, ülkemizi en yoğun içici kitlesine sahip ülke konumuna taşıyor. Politika Başarısı ile Tüketim Oranı Çelişiyor Türkiye; dumansız hava sahası ve sağlık uyarıları konusunda olumlu politika çıktıları üretmesine rağmen, vergilendirme politikaları ve tütün mamullerinin erişilebilir fiyatları tüketim oranlarının yüksek seyretmesine zemin hazırlıyor. Küresel standart kabul edilen bir paket sigaranın Türkiye’de 2,18 dolara satılması, Türkiye'yi sigaranın en ucuz olduğu 93. ülke yaparken bu durum bağımlılığı ekonomik olarak sürdürülebilir kılıyor. Türkiye, tütün tüketim düzeyi bakımından denetleyici kapasitenin zayıf kaldığı ülkelerle benzer bir görünüm sergiliyor. Kanser İstatistiklerinde Tütünün Yeri Tütün kullanımının halk sağlığı üzerindeki etkisi, özellikle akciğer kanseri ve ölüm istatistiklerinde kendini gösteriyor. Türkiye’de tütünle ilişkili kanserlerin görülme sıklığı dünya ortalamasının üzerinde seyrederken; 2024 yılı projeksiyonları her 7 ölümden birinin solunum sistemi hastalıklarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu tablo, tütünle mücadelede daha kararlı ve denetim gücü yüksek kamusal stratejilerin hayata geçirilmesini zorunlu kılıyor.

Türkiye’nin Balık İhracatı 2026 Yılına Rekorla Girdi Haber

Türkiye’nin Balık İhracatı 2026 Yılına Rekorla Girdi

Gıda ihracatında 2026 yılına en başarılı giriş yapan ürünlerin başında balık geldi. Türkiye, 2025 yılı ocak ayında 152,7 milyon dolarlık balık ihraç etmişken, 2026 yılı ocak ayında balık ihracatını yüzde 36’lık artışla 207,1 milyon dolara taşıdı. Türkiye’nin balık ihracatı bir aylık dönemde 54 milyon dolar artış kaydetti. Balık, 2026 yılı ocak ayında ihracatını en fazla artıran 5 ürün grubundan biri olurken, gıda ihracatının yıldızı oldu. Balık ihracatı miktar bazında yüzde 4’lük artışla 21 bin 978 tondan, 22 bin 935 tona ilerledi. Yüksek protein deposu Omega-3 yağ asitleriyle sağlıklı bir yaşamın anahtarı olan balık, yüksek protein içeriyor. Balığı protein miktarı açısından düzenli tüketmek, kas kütlesini artırmaktan kalp sağlığını korumaya kadar birçok fayda sağlıyor. Türkiye’nin zengin deniz ürünleri çeşitliliği, sağlıklı bir yaşam sürdürmeyi kolaylaştırır. Türkiye’nin ihraç ettiği her üç balıktan ikisine imza attıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türk su ürünleri sektörünün 2025 yılını 2 milyar 243 milyon dolarlık performansla geride bıraktığını, 2026 yılına çok başarılı bir giriş yaptıklarını, 2,5 milyar dolar ihracat hedefini aşacak bir ihracat seyri ortaya koyduklarını vurguladı. Orkinos ihracatında üç haneli artış Su ürünleri ihracatında levrek ihracatının yüzde 27’lik artışla 48 milyon dolardan 60,7 milyon dolara çıkarak liderliğini sürdürdüğü bilgisini veren Girit, “Çipura ihracatımız 38 milyon dolardan 46 milyon dolara yükseldi. En belirgin artış orkinosta oldu. Orkinos ihracatı yüzde 122’lik üç haneli artışla 18,5 milyon dolardan 41 milyon dolara fırladı. Türk somonundaki artışımız 2026 yılında da sürdü ve yüzde 39’luk gelişimle 23 milyon dolardan 32 milyon dolara çıktı. Diğer su ürünleri ihracatımız 14,8 milyon dolardan 16 milyon dolara yükselirken, alabalık ihracatımız 8,7 milyon dolarla sabit kaldı. Kaya levreği ihracatımız yüzde 44’lük artışla 1,7 milyon dolardan 2,5 milyon dolara çıktı” şeklinde konuştu. Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin, 2025 yılı ocak ayında 95,7 milyon dolar olan ihracatının 2026 yılı ocak ayında yüzde 27 geliştiği bilgisini veren Başkan Girit sözlerini şöyle tamamladı; “2026 yılı Ocak ayında ihracatımızı 121,5 milyon dolara ulaştırdık ve su ürünleri ihracatından aslan payını aldık. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 46 milyon dolarlık levrek ihraç ederken, ikinci sırada 36 milyon dolarla çipura, 13,7 milyon dolarla Türk somonu yer aldı.” Rusya Federasyonu ve Japonya arasındaki yarışı fotofiniş belirledi 2026 yılı ocak ayında su ürünleri ihracatında Rusya Federasyonu 31,3 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korurken, orkinos talebiyle öne çıkan Japonya’ya ihracatımız yüzde 120’lik artışla 12 milyon dolardan 31 milyon dolara çıktı. Japonya su ürünleri ihraç ettiğimiz ülkeler sıralamasında 4 basamak yükselirken, Rusya ile Japonya arasında liderliği fotofiniş belirledi. İtalya 22,4 milyon dolarlık Türk su ürünleri talep ederken, Hollanda’ya su ürünleri ihracatımız yüzde 24’lük artışla 14,8 milyon dolardan 18,3 milyon dolara çıktı. Beşinci sıradaki Yunanistan’a su ürünleri ihracatımız yüzde 21’lik yükselişle 15 milyon dolardan 18,2 milyon dolara ilerledi. Bu ülkeleri İngiltere, Güney Kore, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İspanya takip etti. Türkiye ocak ayında 55 ülkeye su ürünleri ihraç etti. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin en çok balık ihraç ettiği ülke 17,8 milyon dolarla İtalya olurken, İtalya’yı 17,2 milyon dolarla Yunanistan ve 15,7 milyon dolarla İngiltere izledi. Ege Bölgesi’nden balık ihraç edilen ülke sayısı 46 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor Haber

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor

Coface 2026 İflas Riski ve Sektörel Görünüm değerlendirmesine göre 2026 yılında küresel ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor. Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg’e göre bu artış kalıcı bir toparlanmaya değil, geçici bir duraklamaya işaret ediyor. İşletme kredilerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir faiz artışı ise küresel iflas artışını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, 2026 yılına ilişkin iflas görünümünde kalıcı bir toparlanmadan çok temkinli ve kırılgan bir dengeye işaret etti. Coface’in Kuzeybatı Avrupa (Birleşik Krallık ve İrlanda, Benelüks ve Nordik ülkeler) Ekonomisti Jonathan Steenberg’in değerlendirmelerine göre, 2026 yılında küresel ölçekte ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor ancak bu tablo gerçek bir toparlanmadan çok geçici bir duraklamaya işaret ediyor. Steenberg’in değerlendirmelerine göre; Fransa ve Birleşik Krallık’ta iflas artışı yüzde 2 seviyesinde gerçekleşirken, ABD’de gümrük vergileri gibi son politika adımlarından etkilenen sektörlerin etkisiyle bu oran yüzde 4’e ulaşabilir. Almanya’da kamu teşviklerine rağmen özel sektör faaliyetlerindeki zayıflık nedeniyle artışın yüzde 1 ile sınırlı kalması öngörülürken, aktif şirket sayısındaki düşüşün etkisiyle İtalya’da yüzde 2 oranında artış, güçlenen makroekonomik ivmenin desteğiyle İspanya’da ise yüzde 3 oranında gerileme bekleniyor. “2026’da iflaslar azalmayacak, sadece artış hızı yavaşlayacak” 2026’nın bir iyileşme yılından ziyade, geçici bir nefes alma dönemi olacağını vurgulayan Coface’in Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, iflas sayısının düşmeyeceğini, sadece artış hızının duracağını, faizlerin beklenenden daha yavaş gevşemesi halinde ise bu istikrarın hızla ortadan kalkacağını belirtti. Üç yıl süren güçlü artışların ardından, 2026’nın bir sakinleşme dönemi olmasının beklendiğini söyleyen Jonathan Steenberg, şöyle devam etti: “İflaslar artmaya devam edecek, ancak daha yavaş bir hızda; bunu faiz oranları ve kredi koşullarındaki kademeli gevşeme destekleyecek. Ancak bu istikrar kırılganlığını koruyor, borç seviyeleri yüksek kalmaya devam ediyor, kâr marjları baskı altında ve en fazla risk altındaki sektörler gerilim belirtileri göstermeyi sürdürüyor” dedi. “Avrupa’da istikrar finansman maliyetlerine bağlı” Avrupa’da 2026 görünümünün ülkeden ülkeye farklılık gösterse de ortak noktada finansman maliyetlerine yüksek bağımlılık taşıdığını vurgulayan Jonathan Steenberg, Almanya’da iflasların yüzde 1 artmasının, Fransa ve Birleşik Krallık’ta bu oranın yüzde 2 seviyesinde kalmasının beklendiğini, İspanya’nın ise daha güçlü makroekonomik ivme sayesinde yüzde 3’lük bir gerilemeden faydalanacağını belirtti. İtalya’da yüzde 2’lik düşüşün ağırlıklı olarak usul reformlarının yarattığı istatistiksel etkilerden kaynaklandığını ifade eden Jonathan Steenberg, Hollanda’da beklenen yüzde 4’lük artışın pandemi öncesi seviyelere kademeli bir dönüşü yansıttığını söyledi. Kıtanın kredi maliyetine son derece duyarlı olmaya devam ettiğini vurgulayan Steenberg, 2026’daki gidişatın büyük ölçüde finansman koşulları tarafından belirleneceğini belirterek şöyle devam etti: “Bu tablo, Avrupa’nın kredi maliyetlerine ne kadar hassas olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Finansman koşullarındaki en küçük değişim bile ülkeler ve sektörler arasındaki dengeleri kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir etkiye sahip.” “Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te tek bir tablo yok: İflas eğilimleri ayrışıyor” Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te 2026 görünümünün yüzeyde bir rahatlama hissi yaratsa da bölgesel dinamiklerin belirgin biçimde ayrıştığını ifade eden Jonathan Steenberg, ABD’de iflasların yüzde 4 artmasının yavaşlayan ekonomi ve yükselen gümrük tarifelerinin şirketler üzerindeki baskısını yansıttığını, Kanada’da ise uzun süren büyüme döngüsünün ardından yüzde 5’lik bir gerilemeyle daha belirgin bir düşüş sürecine girileceğini belirtti. Asya-Pasifik tarafında Japonya’nın yüzde 7’lik artışla kalıcı biçimde yüksek seyreden faiz oranları ve kırılgan sektörlerin etkisini hissetmeye devam edeceğini, Avustralya’nın ise pandemi sonrası güçlü normalleşmenin ardından yüzde 0,5 ile daha yatay bir seyir izlemesinin beklendiğini söyleyen Steenberg, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Bu dinamikler, 2026 yılında iflasların seyrinin küresel bir trendden çok, yerel şoklar tarafından belirleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Parasal, sektörel ya da düzenleyici nitelikteki her gelişme, ülkelerin risk görünümünü farklı yönlerde şekillendirmeye devam edecek.” “25 baz puanlık bir artış, tüm dengeleri tersine çevirebilir” 2026 için öngörülen görece istikrarın, faiz oranlarında kesintisiz bir gevşemeye bağlı olduğunu vurgulayan Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, şirketlerin uzun süredir devam eden yüksek borçluluk nedeniyle kredi maliyetlerine son derece hassas hale geldiğine dikkat çekti. Steenberg, borçlanma faizlerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir artışın küresel iflas oranlarını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tablo, 2026 yılında iflasların seyrinin büyümeden çok parasal uyumun hızına bağlı olacağını açıkça gösteriyor. Finansman maliyeti, gelecek yılın gerçek belirleyicisi olacak ve en küçük faiz hareketi bile küresel dengeleri hızla değiştirebilecek bir dinamiğe sahip olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KARDEŞ ŞEHİR BAĞLARI GÜÇLENİYOR Haber

KARDEŞ ŞEHİR BAĞLARI GÜÇLENİYOR

KARDEŞ ŞEHİR BAĞLARI GÜÇLENİYOR: JAPON DEPREM UZMANI MORİWAKİ, KOCAELİ’DE GİRESUNLULARLA BULUŞTU GİRESUN – KOCAELİ Kocaeli Giresun Yağlıdereliler Derneği, deprem bilincini artırmaya yönelik anlamlı bir organizasyona imza attı. Türkiye’de deprem gerçeğine ilişkin uyarılarıyla tanınan Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, derneğin ev sahipliğinde Gebze’de düzenlenen “Depreme Hazır mıyız?” başlıklı konferansta Giresunlu ve Kocaelili hemşehrilerle buluştu. Etkinlik, Giresun ile Japonya arasında 1988’den bu yana süren kardeş şehir ilişkilerinin sahadaki güçlü bir yansıması olarak dikkat çekti. Gebze Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa ilgi yoğundu. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan konferansa Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürü Şenol Pekgöz, siyasi parti ilçe başkanları ile çok sayıda dernek ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Organizasyonu üstlenen Kocaeli Giresun Yağlıdereliler Derneği, toplumsal sorumluluk bilinciyle böyle hayati bir konuda farkındalık oluşturmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Konferansta konuşan Yoshinori Moriwaki, depremin bir kader değil, yönetilmesi gereken bir risk olduğunun altını çizdi. “Dua etmek yerine hazırlanmak gerekir” vurgusunu yapan Moriwaki, Türkiye’de 7.9–8 büyüklüğünde depremlerin mümkün olduğunu belirtti. Özellikle Akdeniz hattı için 2026 yazına dikkat çeken Moriwaki, Ege Bölgesi’nde stresin görece düşük olduğunu ifade etti. Doğu Anadolu Fay Hattı’nda domino etkisine işaret eden uzman, Bingöl ve Muş çevresinin yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Kocaeli ve Gebze özelinde de zemin yapısı tartışmalarına değinen Moriwaki, bölgenin jeolojik özelliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tsunami riskine de değinen Moriwaki, kıyı bölgeleri için net bir uyarıda bulundu: “Ne kadar iyi yüzerseniz yüzün, tsunamide kurtulamazsınız. Tek çözüm yukarı kaçmaktır.” Bu ifadenin, afet anında doğru reflekslerin hayati önemini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi. Kocaeli Giresun Yağlıdereliler Derneği tarafından organize edilen bu etkinlik, uluslararası bir uzmanın katılımıyla hem deprem bilincini güçlendirdi hem de Giresun–Japonya kardeşlik bağlarını somut bir iş birliğine dönüştürdü. Dernek yetkilileri, benzer bilinçlendirme çalışmalarının önümüzdeki dönemde de devam edeceğini kaydetti.

Yeni H3N2 varyantı ve korunma yöntemleri Haber

Yeni H3N2 varyantı ve korunma yöntemleri

Son haftalarda dünya genelinde gündemde yer bulan H3N2 varyantı, influenza A virüsünün alt türlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Güney Yarım Küre'nin sezon sonu verileri, bu alt türün beklenilenin ötesinde hızla yayıldığını gösterirken, İngiltere ve Japonya gibi Kuzey Yarım Küre ülkelerinde varyantın sezon başında süratle baskın hale geldiği gözlemleniyor. İSTANBUL (İGFA) - İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Cengiz Duygulu, bu yıl grip dinamiklerinin küresel çapta alışılmışın dışında olduğunu belirterek, H3N2'nin K alt soyunun İngiltere ve Japonya'da erken dönemde yüzde 90 oranında baskın olduğunu söyledi. Bu durumun aşı uyumsuzluğu riskini gündeme taşıdığını ifade eden Dr. Duygulu, "Aşı, ağır hastalık, yoğun bakım ihtiyacı ve ölüm riskini azaltmada önemli bir rol üstleniyor. Ancak bu yıl, önceki yıllardan farklı bir grip dinamiği ile karşılaşmamız olası" dedi. YENİ VARYANTIN SEMPTOMLARI Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı verilere göre, Ekim ayının son iki haftasında influenza bildirimi yapılmazken, yeni varyantın olası belirtileri arasında; ani yükselen ateş, kas ve eklem ağrıları, yoğun halsizlik, kuru öksürük bulunuyor. Özellikle risk grubundaki bireylerin dikkatli olmaları gerekmekte. KIŞ DALGASI BEKLENTİSİ Dr. Duygulu, grip riskini en etkin şekilde azaltmanın aşılamadan geçtiğini ve her yıl olduğu gibi bu yıl da mevsimsel grip dalgasının beklendiğini belirtti. Yeni varyantın seyrine bağlı olarak dalganın daha erken başlayabileceği öngörülüyor. Topluma yönelik koruyucu tedbirler arasında; kapalı alanlarda maske takılması, ellerin sık sık yıkanması, kalabalık ortamlarda mesafenin korunması, risk gruplarının mutlaka aşılanması gerektiğini belirten Dr. Duygulu; yüksek ateş, nefes darlığı, genel durum bozukluğu ve dinlenmeyle geçmeyen halsizlik durumlarında zaman kaybetmeden bir sağlık kurumuna başvurulması gerektiğini tavsiye etti. Dr. Duygulu, yeni H3N2 varyantının özellikle risk gruplarında daha ciddi seyredebileceğini vurgulayarak, semptomları hafife almadan koruyucu adımların zamanında atılmasının bu yıl her zamankinden daha önemli olduğunu belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.