Hava Durumu

#Insan Hakları

giresunsonhaber - Insan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KERİM AKSU CHP’DEN İSTİFA ETTİ Haber

KERİM AKSU CHP’DEN İSTİFA ETTİ

KERİM AKSU CHP’DEN İSTİFA ETTİ Giresun’da 2009 ve 2014 yerel seçimlerini kazanarak iki dönem belediye başkanlığı yapan Kerim Aksu, Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettiğini açıkladı. Siyasi yaşamına 1987 yılında başladığını belirten Aksu, kararına gerekçe olarak Türkiye’deki siyaset biçimine ve uygulamalarına karşı duruşunu gösterdi. Giresun eski Belediye Başkanı Kerim Aksu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettiğini duyurdu. Aksu’nun kararı, uzun yıllar CHP’nin Giresun’daki farklı kademelerinde görev yapması nedeniyle kent siyasetinde dikkat çeken bir gelişme oldu. GENÇLİK KOLLARINDAN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA Aksu, siyasi yaşamına 1987 yılında, 18 yaşındayken başladığını belirtti. 1990-1992 yılları arasında İl Gençlik Kolları Başkanlığı, 1998-1999 yıllarında Merkez İlçe yöneticiliği yapan Aksu; 1999-2004 döneminde Giresun Belediye Meclisi üyeliği ve belediye başkan vekilliği görevlerinde bulundu. 2003-2008 yılları arasında CHP Giresun Merkez İlçe Başkanlığı, 2008-2009 döneminde ise CHP Giresun İl Başkanlığı yapan Aksu, 2009 ve 2014 yerel seçimlerini kazanarak 2009-2019 yılları arasında Giresun Belediye Başkanlığı görevini yürüttü. Aksu ayrıca 2003-2023 yılları arasında aralıksız kurultay delegesi seçildiğini ifade etti. “BİR ÖMÜR VERDİĞİM PARTİMDEN İSTİFA EDİYORUM” Türkiye’de siyasetin geldiği noktaya ilişkin eleştirilerini paylaşan Aksu, istifa kararını şu sözlerle duyurdu: “Faşist, antidemokratik, haktan hukuktan uzaklaşan, Türkiye demokrasisine zarar veren ülkemde siyasetin biçimine ve uygulanmasına karşı duruşum nedeniyle bir ömür verdiğim partimden istifa ediyorum.” DEMOKRASİ, İNSAN VE DOĞA HAKLARINA VURGU Açıklamasında demokrasi, insan hakları, canlı hakları ve doğa haklarına vurgu yapan Aksu, mesajını şöyle tamamladı: “Umarım ülkemin geleceğinde demokrasi ve insan haklarının, canlı haklarının, doğa haklarının; insanın insanca yaşadığı bir düzen olması dileğimle, değişimi destekleyerek güzel bir ülke hayalimle tüm dostlara sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hoşça kalın…” YENİ SİYASİ ADRESİNİ AÇIKLAMADI Kerim Aksu, açıklamasında bundan sonraki siyasi yol haritasına ilişkin ayrıntı paylaşmadı. “Değişimi destekleyerek” ifadesini kullanan Aksu, herhangi bir siyasi parti ya da oluşumun adını açıklamadı. Kaynak: Kerim Aksu’nun sosyal medya açıklaması

ÇADIRLAR SÖKÜLDÜ, SORULAR KALDI:  BU İNSANLAR KİMDİ, NEREYE GİTTİ? Haber

ÇADIRLAR SÖKÜLDÜ, SORULAR KALDI:  BU İNSANLAR KİMDİ, NEREYE GİTTİ?

ÇADIRLAR SÖKÜLDÜ, SORULAR KALDI: BU İNSANLAR KİMDİ, NEREYE GİTTİ? DEMİR KAPI VAR, TEMİZ SU VAR MI? “YALNIZCA MEVSİMLİK İŞÇİLER ALINACAK” DENİLDİ: PEKİ ÇIKARILANLAR KİMDİ? Aksu Şenlik Sahası’ndaki 30’dan fazla çadır zabıta ve emniyet ekiplerince kaldırıldı. Ardından alana demir kapı yapılacağı ve yalnızca mevsimlik tarım işçilerinin alınacağı açıklandı. Ancak çadırları sökülenlerin kim olduğu, hangi gerekçeyle çıkarıldığı ve nereye yerleştirildiği hâlâ bilinmiyor. Yerel haberlerde operasyon, temizlik ve kontrollü giriş anlatıldı; fakat insanların akıbeti açıklanmadı. Çadırlarda kalanlar mevsimlik işçi miydi, kayıt dışı çalışan mıydı, yabancı mıydı, yoksa düzensiz göçmen miydi? Daha önemlisi, Aksu’da temiz suyu, kanalizasyonu ve güvenli elektriği bulunan insanca bir barınma alanı hazır mıydı? Giresun’da fındık hasadı yaklaşırken Aksu Şenlik Sahası’nda gerçekleştirilen çadır müdahalesi, cevaplandırılması gereken ciddi soruları beraberinde getirdi. Yerel basına yansıyan bilgilere göre sahada kurulan 30’dan fazla çadır, Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ortak çalışmasıyla kaldırıldı. Alan temizlendi; demir kapı ve kontrollü giriş sistemi kurulacağı duyuruldu. Giresun Öncü’nün haberinde Giresun Belediyesi Zabıta Müdürü Zafer Akgün’ün, bundan sonra alana yalnızca mevsimlik tarım işçilerinin alınacağını söylediği aktarıldı. Bu açıklama, müdahalenin üzerindeki sis perdesini dağıtmak yerine daha da kalınlaştırdı. “YALNIZCA İŞÇİLER ALINACAK” DENİLDİ: ÇIKARILANLAR İŞÇİ DEĞİL MİYDİ? Aksu’daki alan mevsimlik tarım işçilerinin kullanımı için düzenlenecekse, kaldırılan 30’dan fazla çadırda kimler kalıyordu? Bu kişilerin kimlikleri kontrol edildi mi? Fındık işçisi olup olmadıkları araştırıldı mı? İş bağlantıları, tarım aracıları veya çalışacakları bahçeler belirlendi mi? Yoksa henüz kayıt işlemleri yapılmadan doğrudan alandan mı çıkarıldılar? Yeni Giresun’un haberinde bu kişiler için “fındık işçisi adı altında” ifadesi kullanıldı. Ancak haberde bu ağır nitelemeyi destekleyecek kimlik bilgisi, çalışma kaydı, somut olay veya yetkili kurum kararı paylaşılmadı. Bir kişinin mevsimlik işçi olmadığını söylemek için yalnızca çadır kurmuş olması yeterli değildir. Kayıt ve kimlik incelemesinin nasıl yapıldığı, hangi kişilerin hangi gerekçeyle alandan çıkarıldığı açıklanmalıdır. DÜZENSİZ GÖÇMEN MİYDİLER? ORTADA BÖYLE BİR RESMÎ TESPİT YOK Çadırları kaldırılanların “yasa dışı göçmen” olup olmadığı da bilinmiyor. Yerel haberlerde bu kişilerin hangi ülke vatandaşı olduğu, düzensiz göçmen olarak tespit edilip edilmediği, Göç İdaresine teslim edilip edilmediği, gözaltı veya sınır dışı işlemi uygulanıp uygulanmadığı yönünde herhangi bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle mevcut bilgiler üzerinden bu insanları “yasa dışı göçmen” ilan etmek mümkün değil. Üstelik yabancı olmak, düzensiz göçmen olmak anlamına gelmiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının mevsimlik tarım işlerine ilişkin düzenlemesine göre yabancılar, Giresun’un da aralarında bulunduğu illerde çay ve fındık işlerinde altı aya kadar çalışma izni muafiyeti alarak çalışabiliyor. Yetkililer açıklamalıdır: Çadırlarda kalanların kaçı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydı, kaçı yabancıydı, kaçı mevsimlik işçiydi, kaçı kayıt dışı çalışıyordu ve varsa kaçı hakkında düzensiz göç işlemi yapıldı? ÇADIRLARIN NEREYE GİTTİĞİ BELLİ, İNSANLARIN NEREYE GİTTİĞİ BELLİ DEĞİL Yerel haberlerde çadırların kaldırıldığı, alanın temizlendiği ve görevlilere teşekkür edildiği ayrıntılı biçimde anlatıldı. Ancak çadırlarda yaşayan insanların akıbetine ilişkin tek bir bilgi verilmedi. Kaç kişi alandan çıkarıldı? Aralarında kadınlar, çocuklar, yaşlılar veya hastalar var mıydı? Önceden bildirim yapıldı mı? Kişisel eşyaları koruma altına alındı mı? Geçici konaklama merkezine mi götürüldüler, yoksa kendi imkânlarıyla başka bir yer bulmaları mı istendi? Bir çadırın sökülmesi, içindeki insanın barınma ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Güvenli bir alternatif sunulmadan yapılan müdahale, sorunu çözmez; yalnızca gözden uzaklaştırır. DEMİR KAPI BARINMA POLİTİKASI DEĞİLDİR Kontrollü giriş sistemi, alanın amacı dışında kullanılmasını önlemek için gerekli görülebilir. Kimlik kaydı yapılması, giriş ve çıkışların denetlenmesi de güvenlik açısından anlaşılabilir. Ancak mevsimlik işçiler için hazırlanan bir yerleşim alanının öncelikli ölçüsü kapısının demirden olması değil, insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Aksu’daki alanda temiz ve kesintisiz içme suyu var mı? Kanalizasyon bağlantısı yapıldı mı? Elektrik tesisatı güvenli mi? Kadınlar ve erkekler için ayrı tuvalet ve duşlar bulunuyor mu? Yemek hazırlama, bulaşık ve çamaşır yıkama alanları oluşturuldu mu? Çöpler düzenli toplanıyor mu? Yangın ve taşkın riskine karşı önlem alındı mı? Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca “demir kapı” ve “kontrollü giriş” üzerinden yapılan açıklama, mevsimlik işçilerin barınma sorununu karşılamaz. AKSU’DAKİ 160 KİŞİLİK KONAKLAMA MERKEZİ NE DURUMDA? Giresun Valiliği, 1 Ağustos 2024 tarihinde Aksu Mahallesi’nde METİP kapsamında 20 prefabrik yapıdan oluşan, 160 kişi kapasiteli bir mevsimlik işçi konaklama merkezinin hazırlandığını açıklamıştı. Valiliğin açıklamasında merkezde kadınlar ve erkekler için ayrı tuvalet ve banyolar ile mutfak ve çamaşırhane bulunduğu belirtilmişti. Aradan geçen iki yılın ardından merkezin mevcut durumu bilinmiyor. Tesis 2026 fındık sezonu için hazır mı? Kapasitesi hâlâ 160 kişi mi? Şu anda kaç kişi barınıyor? Su, elektrik ve kanalizasyon sistemi çalışıyor mu? Bakım ve onarımı yapıldı mı? Aksu Şenlik Sahası ile Valiliğin açıkladığı METİP merkezi aynı alan mı, yoksa birbirinden ayrı iki yer mi? Ayrı yerlerse çadırları kaldırılan mevsimlik işçiler neden mevcut merkeze yönlendirilmedi? FINDIK İŞÇİSİ HER YIL GELİYOR: BARINMA NEDEN HÂLÂ SON DAKİKAYA KALIYOR? Mevsimlik tarım işçilerinin Giresun’a gelişi beklenmedik bir olay değil. Fındık hasadı her yıl yapılıyor; ihtiyaç duyulan işçi sayısı, hasat takvimi ve işçilerin hangi bölgelerden geleceği önceden biliniyor. Giresun Valiliği 18 Temmuz 2026 tarihinde sezonun işçi ve patoz ücretlerini belirledi. İşçinin yevmiyesi hesaplanırken nerede kalacağı, temiz suya nasıl ulaşacağı, çocuklarının nasıl korunacağı ve atıkların nasıl yönetileceği de planlanmalıydı. Hasat başlayınca çadırları sökmek yerine, sezon başlamadan altyapısı tamamlanmış yeterli kapasitede konaklama alanı hazırlamak kamunun görevidir. CUMHURBAŞKANLIĞI GENELGESİ AÇIK: SU, ELEKTRİK VE KANALİZASYON 27 Nisan 2024 tarihli ve 32529 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2024/5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, mevsimlik tarım işçilerinin yoğun olarak çalıştığı yerlerde valiliklerce geçici yerleşim alanları oluşturulmasını öngörüyor. Genelgeye göre bu alanlarda elektrik, su ve kanalizasyon altyapısı ile işçilerin eğitim, sosyal faaliyet ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ortak kullanım merkezleri bulunmalı. Yerleşim yerleri sel ve su baskını riski taşımayan, sağlık şartlarına uygun, yol ve altyapı hizmetlerinin kolayca ulaştırılabileceği alanlardan seçilmeli. Alanın büyüklüğü de barınacak işçi sayısına göre belirlenmeli. Dolayısıyla kamu görevi yalnızca alana kimin gireceğini kontrol etmek değildir. O alana kabul edilen insanların sağlıklı ve güvenli koşullarda yaşayabilmesini sağlamak da aynı görevin parçasıdır. ILO STANDARDI: HER ALTI KİŞİYE BİR TUVALET, LAVABO VE DUŞ Uluslararası Çalışma Örgütünün işçi konutlarına ilişkin rehberi, işçilere sağlanan barınma alanlarının insan onuruna uygun, sağlıklı ve güvenli olmasını öngörüyor. ILO’nun tavsiye niteliğindeki ölçütlerine göre işçi yerleşimlerinde şu imkânların bulunması gerekiyor: Güvenli ve yeterli miktarda içme suyu,Kanalizasyon ve drenaj sistemi,Yeterli doğal ve yapay aydınlatma,Havalandırma ve iklim koşullarına karşı koruma,Kadın ve erkekler için ayrı tuvalet ve duşlar,Her altı kişi için en az bir tuvalet, bir lavabo ve bir duş veya banyo,Sıcak ve soğuk akan su,Yemek yeme ve çamaşır yıkama alanları,Yangın alarmı, söndürme ekipmanı ve işaretlenmiş kaçış yolları,Düzenli temizlik, haşereyle mücadele ve kayıtlı periyodik denetimler,Kişisel eşyaların güvenle korunabileceği bölümler. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de yeterli barınmanın yalnızca bir çatıdan ibaret olmadığını belirtiyor. Güvenli içme suyu, sanitasyon, enerji, atıkların uzaklaştırılması, fiziksel güvenlik ve sağlık şartları yeterli barınmanın temel unsurları arasında sayılıyor. Birleşmiş Milletlerin zorla tahliyelere ilişkin ilkeleri ise insanların iradeleri dışında yerlerinden çıkarıldığı durumlarda önceden bilgilendirme, hukuki sürece erişim ve güvenli alternatif barınmanın önemine dikkat çekiyor. YEDİ SORUYA CEVAP VERİLMEDEN DOSYA KAPANMAZ Kaldırılan 30’dan fazla çadırda kaç kişi kalıyordu? Bu kişilerin kaçı mevsimlik tarım işçisi olarak kayıtlıydı? Düzensiz göçmen oldukları tespit edilen kişi var mıydı? İnsanlara önceden bildirim yapıldı mı ve eşyaları ne oldu? Çadırları kaldırılanlar hangi güvenli alana yerleştirildi? Aksu’daki 160 kişilik METİP merkezinin güncel kapasitesi ve altyapı durumu nedir? Kontrollü giriş yapılacak alanda temiz su, elektrik, kanalizasyon, tuvalet ve duş hizmetleri eksiksiz biçimde sağlandı mı? ÇADIRI SÖKMEK KOLAY, İNSANI KORUMAK SORUMLULUKTUR Kamu düzeni elbette korunmalıdır. Alanların amacı dışında kullanılmasına, suç işlenmesine veya çevre sağlığının bozulmasına izin verilmemelidir. Ancak kamu düzeni, yoksul ve savunmasız insanları görünmez hâle getirmek anlamına gelemez. Çadırları kaldırılanlar mevsimlik işçi değilse kim oldukları ve haklarında hangi işlemin yapıldığı açıklanmalıdır. Mevsimlik işçilerse neden kayıt altına alınıp güvenli konaklama alanına yerleştirilmedikleri anlatılmalıdır. Düzensiz göçmen oldukları ileri sürülecekse bu konuda yetkili kurumların yaptığı incelemenin sonucu ortaya konulmalıdır. Demir kapı güvenlik tedbiridir; temiz suyun, kanalizasyonun, elektriğin ve insan onuruna uygun barınmanın yerine geçmez. Başarı, çadırları sökmekle değil; hiçbir insanı açıkta bırakmadan güvenli, sağlıklı ve denetlenebilir bir yaşam alanı oluşturmakla ölçülür.

500 BİN ÖĞRETMENE ŞİDDETLE MÜCADELE EĞİTİMİ Haber

500 BİN ÖĞRETMENE ŞİDDETLE MÜCADELE EĞİTİMİ

Türkiye genelinde artan şiddet olayları ve özellikle son dönemde eğitim kurumlarında yaşanan saldırıların ardından dikkat çeken bir proje kamuoyunun gündemine taşındı. Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) öncülüğünde ve Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) iş birliğiyle hazırlanan “Okul-Aile Merkezli Şiddet Önleme Danışmanlığı ve Sosyal Arabuluculuk” projesinin 81 ilde hayata geçirilmesi için çalışmaların tamamlandığı bildirildi. ANKARA (İGFA) - Son okul baskınlarında hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlerin ardından eğitim camiasında oluşan derin üzüntü ve endişe, çözüm odaklı adımları hızlandırdı. Şiddet ve suç oranlarındaki artışın önüne geçilmesi amacıyla geliştirilen proje kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) eksenli olarak Türkiye genelinde görev yapan yaklaşık 500 bin öğretmenin sürece dahil edilmesi planlandı. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte okullarda yalnızca şiddet ve suç oranlarının azaltılması değil, aynı zamanda öğretmen, öğrenci ve aile arasında güçlü bir uzlaşma ve iletişim köprüsü kurulması hedefleniyor. YERELDEN BAŞLAYAN ŞİDDETLE MÜCADELE SEFERBERLİĞİ Türkcell ve İstanbul Ticaret Odası’nın sponsorluğunda yürütülecek proje ile eğitim ortamlarında artan şiddetin kısa, orta ve uzun vadede önlenmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda evrensel geçerliliği bulunan “Okul-Aile Merkezli Şiddet Önleme Danışmanlığı ve Sosyal Arabuluculuk” hizmet modellerinin tüm okullarda yaygınlaştırılması planlanıyor. Söz konusu model ile birlikte yerel düzeyde geniş kapsamlı bir sosyal seferberlik başlatılması hedeflenirken, okulların sadece eğitim verilen kurumlar değil aynı zamanda sosyal uzlaşı merkezleri haline getirilmesi amaçlanıyor. 27 DEVLET ÜNİVERSİTESİNDEN AKADEMİK DESTEK Proje, Cumhurbaşkanlığı İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde Adalet Bakanlığı ile HEGEM iş birliğinde yürütülen “İnsan Hakları, Şiddet Önleme ve Sosyal Arabuluculuk Bilincini Güçlendirici Etkin Saha Aktörleri Yetiştirilmesi Projesi (2023-2034)” ile entegre şekilde ilerliyor. 27 devlet üniversitesinin akademik destek verdiği proje kapsamında, saha uygulayıcılarının yetiştirilmesi ve bilimsel temelli bir yaklaşım geliştirilmesi hedefleniyor. Çalışmalar, ilgili bakanlıkların genel müdürlük düzeyinde katılımıyla sürdürülüyor. PROJEYE ÜST DÜZEY TAKİP Proje, Cumhurbaşkanlığı düzeyinde de yakından izleniyor. 4 Şubat 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda proje detayları ele alındı. Toplantı sonucunda; başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere Sağlık, Gençlik ve Spor, İçişleri, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Kültür ve Turizm Bakanlıkları ekseninde projenin hizmet modeli olarak ülke genelinde uygulanmasına karar verildi. ÖĞRETMENLERE ÜCRETSİZ SERTİFİKA PROGRAMI Proje kapsamında öğretmenlere yönelik kapsamlı eğitim programları da hayata geçirilecek. Bu doğrultuda; 200 bin öğretmen “Yeminli Sosyal Arabuluculuk”, 300 bin öğretmen ise “İnsan Hakları ve Şiddet Önleme Danışmanlığı” sertifika programlarına dahil edilecek. Toplamda 500 bin öğretmenin yararlanacağı bu programlar, sponsor kuruluşların desteğiyle ücretsiz olarak sunulacak. Her biri 120 saat sürecek eğitimlerin tamamlanmasının ardından öğretmenler, okullarda kurulacak yeni yapı ve hizmetlerde aktif rol üstlenebilecek. EĞİTİM SİSTEMİNE 7 MİLYAR TL’LİK KATKI Projenin uygulanmasıyla birlikte eğitim kurumlarına önemli bir ekonomik katkı da sağlanması öngörülüyor. Proje Yönergesi’nin 30. maddesi kapsamında, eğitim sistemine toplamda 7 milyar TL değerinde ek hizmet desteği sunulacağı ifade ediliyor. BAŞVURU SÜRECİ BAŞLADI Projeden yararlanmak isteyen resmi ve özel tüm okul yönetimlerinin belirlenen kontenjanlar doğrultusunda öğretmenlerini bildirmesi gerekiyor. Buna göre: * Okullardaki öğretmenlerin dörtte biri “Yeminli Sosyal Arabuluculuk” * Üçte biri ise “İnsan Hakları ve Şiddet Önleme Danışmanlığı” programlarına yönlendirilecek. Okul yönetimlerinin, belirledikleri öğretmen listelerini en geç 22 Mayıs 2026 tarihine kadar Milli Eğitim Bakanlığı’na, ilgili valiliklere ve proje irtibat merkezine bildirmeleri gerektiği vurgulandı. HEDEF: ŞİDDETSİZ OKUL ORTAMI VE GÜÇLÜ TOPLUMSAL UZLAŞI HEGEM ve KGK iş birliğiyle yürütülen bu kapsamlı proje ile eğitim kurumlarında şiddetin önlenmesi, toplumsal uzlaşı kültürünün güçlendirilmesi ve geleceğin daha güvenli sosyal yapılarla inşa edilmesi hedefleniyor. Proje, ölçeği ve kapsadığı insan kaynağı itibarıyla eğitim alanında son yılların en geniş kapsamlı sosyal dönüşüm hamlelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.