Hava Durumu

#Inşaat Sektörü

giresunsonhaber - Inşaat Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Inşaat Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İŞ CİNAYETLERİ DOSYASI: 3 AYDA 432 EMEKÇİ HAYATINI KAYBETTİ Haber

İŞ CİNAYETLERİ DOSYASI: 3 AYDA 432 EMEKÇİ HAYATINI KAYBETTİ

İŞ CİNAYETLERİ DOSYASI: 3 AYDA 432 EMEKÇİ HAYATINI KAYBETTİ Türkiye’de 2026’nın ilk üç ayında en az 432 emekçi çalışırken yaşamını yitirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ve CHP Sözcüsü Zeynel Emre, işçi ölümlerindeki tabloyu çalışma hayatındaki denetim eksikliği, güvencesizlik, sendikasızlaşma ve uzun çalışma saatleriyle birlikte gündeme taşıdı. CHP, İŞ CİNAYETLERİ TABLOSUNU MECLİS VE KAMUOYU GÜNDEMİNE TAŞIDI CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye’de işyerlerinin emekçiler için “can pazarına” döndüğünü belirterek 2026’nın ilk üç ayında 432 emekçinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Karabat, Mart ayında en az 148 işçinin yaşamını yitirdiğini, bu ölümlerden 8’inin çocuk işçiler olduğunu vurguladı. CHP açıklamasındaki veriler, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Mart 2026 raporuyla örtüşüyor. CHP Sözcüsü Zeynel Emre ise Büyükçekmece’de yaptığı basın toplantısında son çeyrek yüzyılda 35 bin iş cinayeti işlendiğini söyledi. Emre, işçi ölümlerini yalnızca teknik güvenlik sorunu olarak değil, sendikasızlaştırma, grev yasakları, özelleştirme politikaları ve güvencesiz çalışma düzeniyle birlikte ele aldı. MART AYINDA EN ÇOK ÖLÜM İNŞAAT, TAŞIMACILIK VE TARIMDA YAŞANDI İSİG Meclisi Mart 2026 raporunda 148 işçi ölümü kaydedildi. Ölümler işkollarına göre inşaatta 26, taşımacılıkta 23, tarım ve ormanda 21 kişiyle yoğunlaştı. Ölüm nedenlerinde trafik ve servis kazaları 36 ölümle ilk sırada yer aldı; kalp krizi ve beyin kanaması 28, yüksekten düşme 25, ezilme ve göçük 19 ölümle öne çıktı. Mart ayında yaşamını yitiren işçilerin 16’sı kadın, 15’i göçmen işçiydi. Hayatını kaybedenlerin yalnızca 3’ü sendikalıydı; 145 işçi sendikasız çalışıyordu. Bu oran, iş cinayetleri ile örgütsüz çalışma arasındaki bağı yeniden gündeme taşıdı. RESMİ VERİLER İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ AĞIR RİSKİ DOĞRULUYOR Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Güvenli İnşaat platformunda yayımlanan 2024 SGK verileri, inşaat sektöründeki riskin yapısal niteliğini ortaya koydu. 2024 yılında inşaat sektöründe 86 bin 736 iş kazası yaşandı; sektör, tüm iş kazalarının yüzde 11,8’ini oluşturdu. Aynı yıl inşaatta 552 ölümlü iş kazası gerçekleşti ve inşaat sektörü tüm ölümler içinde yüzde 29,1 ile ilk sırada yer aldı. Bu tablo, CHP’nin gündeme taşıdığı iş cinayetleri başlığının yalnızca dönemsel bir artış değil, yıllara yayılan sektörel bir güvenlik krizi olduğunu gösteriyor. AKADEMİK ÇALIŞMALAR ÖLÜMLERİN ÖNLENEBİLİR OLDUĞUNU ORTAYA KOYUYOR Türkiye’de ölümlü iş kazalarını inceleyen akademik çalışma, 2012-2019 döneminde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kazaları önlemedeki etkisini değerlendirdi ve Türkiye’nin iş ile ilgili ölüm vakalarında Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla zayıf performans sergilediğini belirledi. Çalışma, İSİG Meclisi verilerini de analiz ederek ölümlü iş kazalarının insani boyutuna dikkat çekti. İnşaat sektörü üzerine yapılan uluslararası akademik çalışma, Türkiye’de inşaatın en çok iş kazası yaşanan ve ölümlü kazalarda ilk sıralarda yer alan sektörlerden biri olduğunu kaydetti. Çalışma, eğitimlerin yalnızca formalite olmaktan çıkarılıp çalışan profiline, saha gerçekliğine ve pratik risklere göre düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Tersaneler üzerine yapılan araştırma, ölümcül kazalarda yüksekten düşme, elektrik çarpması, yangın-patlama, cisim çarpması, sıkışma ve boğulma nedenlerini öne çıkardı. Aynı çalışma; yorgunluk, fazla mesai, taşeron çalışma, uygunsuz kişisel koruyucu donanım kullanımı, düzensiz çalışma alanı ve yoğun iş temposunu başlıca risk faktörleri arasında sıraladı. Balıkçılık ve su ürünleri sektörünü inceleyen açık erişimli akademik çalışma, 2006-2020 döneminde sektörde 25 ölüm ve 22 sürekli iş göremezlik vakası saptadı. Çalışma, Türkiye’de bu alanın en yüksek ölüm oranına sahip sektörlerden biri olduğunu ve veri kalitesinin iyileştirilmesi gerektiğini ortaya koydu. MEVZUAT İŞVERENE AÇIK SORUMLULUK YÜKLÜYOR 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işvereni çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü tutuyor. Kanun, işverene mesleki risklerin önlenmesi, eğitim verilmesi, gerekli araç ve gerecin sağlanması, tedbirlerin izlenmesi, uygunsuzlukların giderilmesi ve risk değerlendirmesi yapma yükümlülüğü getiriyor. İşverenin dışarıdan hizmet alması bu sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Kanun ayrıca işverenin risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak zorunda olduğunu, risk değerlendirmesinde çalışanların durumu, kullanılan ekipman, kimyasal maddeler, işyerinin düzeni ve özel politika gerektiren çalışan gruplarının dikkate alınacağını düzenliyor. TÜRKİYE İŞÇİ HAKLARINDA EN KÖTÜ 10 ÜLKE ARASINDA Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun 2025 Küresel Haklar Endeksi, Türkiye’yi işçiler açısından en kötü 10 ülke arasında gösterdi. Endeks, ülkeleri toplu işçi haklarına uyum ve hükümetler ile işverenler tarafından yapılan hak ihlalleri üzerinden değerlendiriyor. Türkiye; Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus ile aynı listede yer aldı. Eurostat’ın 2024 çalışma saatleri verileri, Avrupa Birliği’nde haftalık fiili çalışma süresinin ortalama 36 saat olduğunu gösterdi. Aynı veri setinde tarım, ormancılık ve balıkçılık 41,2 saatle; madencilik 38,8 saatle; inşaat 38,7 saatle en uzun çalışma haftasına sahip sektörler arasında yer aldı. GÜVENCESİZ ÇALIŞMA ÖLÜM RİSKİNİ BÜYÜTÜYOR CHP’nin iki açıklaması aynı noktada birleşti: İş cinayetleri, yalnızca sahadaki güvenlik ekipmanı eksikliğiyle açıklanamaz. Denetim yetersizliği, taşeronlaşma, sendikasızlık, uzun çalışma saatleri, kayıt dışı istihdam, çocuk işçiliği, göçmen emeğinin güvencesizliği ve üretim baskısı aynı zincirin halkaları olarak öne çıkıyor. Akademik çalışmalar ve saha raporları, ölümlerin önemli bölümünün önlenebilir olduğunu gösteriyor. Risk değerlendirmesinin kâğıt üzerinde kalması, eğitimlerin sahadaki gerçek tehlikeye uygun verilmemesi, çalışan temsilciliği ve sendikal örgütlenmenin zayıflaması, işyerlerinde yaşam hakkını doğrudan tehdit ediyor. KAYNAKLAR CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat açıklaması; CHP Sözcüsü Zeynel Emre basın toplantısı; İSİG Meclisi Mart 2026 İş Cinayetleri Raporu; SGK 2024 iş kazası istatistikleri; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu; ITUC 2025 Küresel Haklar Endeksi; Eurostat 2024 çalışma saatleri verileri; DergiPark ve ScienceDirect’te yayımlanan iş sağlığı ve güvenliği araştırmaları.

Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,7 büyüdü... İnşaat zirvede, tarım sert düştü! Haber

Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,7 büyüdü... İnşaat zirvede, tarım sert düştü!

TÜİK’in Temmuz-Eylül dönemine ilişkin GSYH verilerine göre ekonomi yıllık bazda yüzde 3,7 büyürken, inşaat sektörü yüzde 13,9 ile çeyreğin en hızlı yükselen alanı oldu. Tarım ise yüzde 12,7 geriledi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılının üçüncü çeyreğine (Temmuz-Eylül) dair dönemsel GSYH verilerini yayımladı. İlk tahmine göre zincirlenmiş hacim endeksi, geçen yılın aynı çeyreği ile kıyaslandığında yüzde 3,7 artış gösterdi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH bir önceki çeyreğe nazaran yüzde 1,1, takvim etkisinden arındırılmış GSYH ise yıllık bazda yüzde 3,4 yükseliş kaydetti. SEKTÖRLERİN PERFORMANSI: İNŞAAT ZİRVEDE, TARIM DÜŞÜŞTE GSYH’yi oluşturan faaliyetler arasında yıllık bazda en belirgin artış yüzde 13,9 ile inşaat sektöründe yaşandı. Bu sektörü; finans ve sigorta faaliyetleri (yüzde 10,8), bilgi ve iletişim (yüzde 10,1), ürün üzerindeki vergiler – sübvansiyonlar (yüzde 9,6), diğer hizmet faaliyetleri (yüzde 7,1), sanayi (yüzde 6,5) ve ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri (yüzde 6,3) takip etti. Tarım sektörü ise aynı dönemde yüzde 12,7 azalarak çeyreğin en düşük performansını sergiledi. GSYH CARİ FİYATLARLA 17,4 TRİLYON TL Üretim yöntemiyle GSYH, 2025 üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 41,6 artış göstererek 17 trilyon 424 milyar 718 milyon TL olarak hesaplandı. Bu rakam dolar bazında ise 432 milyar 880 milyon seviyesinde olduğu görüldü. TÜKETİM HARCAMALARI BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİ OLDU Yerleşik hanelerin nihai tüketim harcamaları yıllık bazda yüzde 4,8 artış kaydetti. Devletin harcamalarında artış yüzde 0,8 olurken, yatırım kalemini ifade eden gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 11,7 artış sergiledi. Verilere göre dış ticaret tablosunda zıt bir görünüm dikkat çekti. Mal ve hizmet ihracatı yıllık bazda yüzde 0,7 düşerken, ithalatta yüzde 4,3 artış yaşandı. İşgücü ödemeleri de üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 41,1, net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 43,5 artışla dikkat çekti. İşgücü ödemelerinin Gayrisafi Katma Değer içindeki payı bir önceki yıl gibi yüzde 35,0 seviyesinde sabit kaldı. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 46,7’ye ulaştı. TÜİK’in açıkladığı veriler, büyümenin inşaat, hizmetler ve bilgi-iletişim sektörleri tarafından yukarı taşındığını, tarım ve ihracat kalemlerinde ise zayıflama yaşandığını gözler önüne serdi.

İnşaat sektörü temkinli! Son çeyreğe düşük vitesle girildi Haber

İnşaat sektörü temkinli! Son çeyreğe düşük vitesle girildi

Hazır Beton Endeksi'ne göre inşaat sektörü geçtiğimiz yıla oranla daha iyi bir konumda bulunuyor ancak eşik değer altındaki göstergeler, toparlanmanın halen hassas olduğunu gösteriyor. THBB Başkanı Yavuz Işık, sektörün geleceğine yönelik olarak faiz, finansman ve kamu yatırımlarının belirleyici önemde olduğunu ifade etti. ANKARA (İGFA) - Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), inşaat sektörünün durumu hakkında fikir veren "Hazır Beton Endeksi"nin 2025 Eylül ayına dair sonuçları kamuoyuna sundu. Temmuz ayında zirve yapan Faaliyet Endeksi, Ağustos ayında eşik değerin altına düşmesinin ardından Eylül ayında da yatay ve güçsüz bir görünüm sergiledi. Beklenti ve Güven Endeksleri negatif bölgede kalmaya devam ederken, Genel Beton Endeksi düşüş yaşadı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre tüm alt endekslerde artış izlenmesine rağmen bu değerlerin hâlâ eşik seviyelerin altında kalması, inşaat sektöründe göreli bir iyileşmenin yaşandığını ancak istenen performanstan uzak olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Faaliyet ve Beklenti Endekslerinde önemli artış gözlenirken, Güven Endeksi’nde sınırlı bir yükseliş kaydedildi. Raporu değerlendiren THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "Tüm endeksler geçen yıla kıyasla daha yüksek seviyede ama yine de istenen seviye yakalanmış değil. Bu, sektörün kısmen toparlandığını fakat yine de ihtiyatlı olunması gerektiğini dile getiriyor," ifadelerini kullandı. “FİNANSAL KOŞULLAR BELİRLEYİCİ OLACAK” Ekonomik ortamı değerlendiren Işık, inşaat sektörünün önümüzdeki süre zarfında finansman koşullarına özellikle duyarlı olduğuna dikkat çekerek, "2026 yılına yönelik gelişmelerde faiz oranları ve buna bağlı finansman maliyetleri belirleyici olacak. En iyi senaryo ise enflasyonun kalıcı bir şekilde düşmesi, Merkez Bankası'nın öngörülebilir bir duruşa geçmesi ve kamu altyapı harcamalarının planlandığı şekilde devam etmesidir" açıklamasında bulundu. İç ve dış belirsizliklerin risk taşıdığını da belirten Başkan Işık, "Düşmeyen enflasyon, değişken faiz politikaları yahut küresel ekonomik şoklar, maliyet ve finansman yükünü artırarak sektörü zorlaması muhtemeldir. Ekonomi yönetiminin öngörülebilirliği artırması, yatırımların sürdürülebilirliğini ve sektörün büyümeye katkısını destekleyecektir" değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.