Hava Durumu

#Imar Planı

giresunsonhaber - Imar Planı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Imar Planı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA SELİN BİLİMSEL MUHASEBESİ Haber

GİRESUN’DA SELİN BİLİMSEL MUHASEBESİ

GİRESUN’DA SELİN BİLİMSEL MUHASEBESİ Yağmur doğal, kayıp kaçınılmaz değil 1919’dan 12–13 Ağustos 2026’ya uzanan kayıtlar, Giresun’un kısa ve dik havzalarında tehlikenin yeni olmadığını gösteriyor. Son olaylarda üç kişi yaşamını yitirdi, iki kişi için arama başlatıldı; 217 ihbar ve 31 milyon lirayı aşan ara hasar kayda geçti. Devletin 2020 sonrasındaki yatırımları önemli, ancak asıl soru hâlâ açık: Hangi tesis, hangi havzada, hangi riski ne kadar azalttı? 12 AĞUSTOS: ZIVA’DA ÜÇ CAN KAYBI Giresun Valiliğinin ilk açıklamasına göre Sis Dağı çevresindeki yoğun yağışın ardından Görele’nin Hamzalı köyü Zıva mevkisinde saat 15.00 dolayında ani su yükselmesi meydana geldi. Dört kişilik aile akıntıya kapıldı; baba kurtarıldı, iki kız çocuğunun cansız bedenlerine olay yerinden kilometrelerce aşağıda ulaşıldı. Arama çalışmaları 107 personel, 20 araç ve 7 dalgıçla yürütüldü. Daha sonraki resmî ve yerel açıklamalar annenin de yaşamını yitirdiğini doğruladı. [1] Zıva’daki olay, küçük ve dar bir alt havzada kısa tepki süreli ani taşkın olasılığını öne çıkarıyor. Ancak olay hidrografı, ölçülmüş pik debi, 5-15 dakikalık yağış serisi, dere enkesiti, olay öncesi rüsubat durumu ve devam eden taşkın kontrol işinin o günkü fiziki durumu kamuya açıklanmış değil. Bu veriler olmadan ne şantiyeyi suçlayan ne de mevcut projeyi peşinen aklayan kesin bir hüküm kurulabilir. 13 AĞUSTOS: İHBARLAR İL GENELİNE YAYILDI Ertesi gün meteorolojik uyarı; merkez ilçe ile Piraziz, Bulancak, Keşap, Espiye, Tirebolu, Görele, Eynesil, Dereli, Çanakçı, Güce, Yağlıdere ve Doğankent’i kapsadı. Yağış sonrasında su baskını, heyelan, yol kapanması ve altyapı hasarı ihbarları geniş bir alana yayıldı. Resmî bültenlerde ilk saatlerde yükselen ihbar sayısı 217’ye ulaştı. 16 Ağustos itibarıyla 26 noktada afet etkisi kayda geçirilmiş, açıklanan ara hasar toplamı 31 milyon 40 bin 20 liraya çıkmıştı. Bu rakam nihai bilanço değil; tespit sürecinin o andaki ara toplamıydı. [2-6] KEŞAP’TA ARAÇ AKINTIYA KAPILDI Keşap–Karadere/Karabulduk yolunda üç kişinin bulunduğu araç akıntıya kapıldı. Sürücü kurtuldu; Mehmet Akkaya ile 16 yaşındaki yeğeni Muhammed Abdullah Hakkıoğlu için arama başlatıldı. Valiliğin 16 Ağustos saat 17.30 tarihli bülteninde çalışmaların beş sektörde 159 personel ve 42 araçla sürdüğü bildirildi. Bu dosya 17 Ağustos sabahı hazırlanırken aramanın resmî olarak sonuçlandığını gösteren yeni bir açıklama yoktu. [2- 6] Bu olayda yalnız müdahalenin büyüklüğü değil, önleme zinciri de incelenmeli: Meteorolojik uyarı ne zaman alındı, havza sensörleri hangi eşiği gördü, yolun kapatılması için önceden tanımlı bir seviye var mıydı, karar kim tarafından ve kaç dakikada uygulandı? Personel ve araç sayısı müdahale kapasitesini gösterir; önleme kapasitesini tek başına kanıtlamaz. YAĞIŞ TABLOSU TEHLİKEYİ GÖSTERİYOR, NEDENİ TEK BAŞINA AÇIKLAMIYOR İstasyon 6 saat (mm) 12 saat (mm) 24 saat (mm) Görele / Kuşçulu 42,59 90,45 90,53 Çanakçı 11,20 81,60 81,60 Keşap / Yivdincik 54,19 57,80 58,96 Yağlıdere 34,11 44,43 49,36 Eynesil / Ören 16,12 45,02 45,02 Güce 35,85 42,64 42,64 Doğankent 5,70 40,30 40,50 Kaynak: Giresun Valiliği 13 Ağustos 2026 bülteni ve ekli MGM tablosu. Milimetre yağışı, metreküp/saniye ise akımı ifade eder. [6] En yüksek 24 saatlik değer Görele/Kuşçulu’da 90,53 milimetre, Çanakçı’da 81,60, Keşap/Yivdincik’te 58,96 milimetre olarak ölçüldü. Keşap/Yivdincik’te toplamın 54,19 milimetresinin altı saatte gerçekleşmesi, hızlı yüzey akışı potansiyeline işaret ediyor. Fakat istasyonun küçük olay havzasını ne ölçüde temsil ettiği, yağışın dakikalık dağılımı, toprağın önceki nemi, dere debisi, taşınan kaya-çamur-ağaç miktarı ve menfezlerin durumu bilinmeden ‘tesis kapasitesi aşıldı’ sonucu çıkarılamaz. ‘90 milimetre yağdı’ ile ‘90 metreküp/saniye su geçti’ aynı şey değildir. Pik debi ve hidrograf yayımlanmadan köprü, menfez veya taşkın tesisinin performansı doğrulanamaz. YÜZYILLIK KRONOLOJİ: BU, GİRESUN’UN İLK UYARISI DEĞİL Yıl Kayıtlı etki Bugüne kalan ders 1919 Görele; dokuz can kaybı ve büyük tarımsal zarar kaydı. Tehlike kıyı ve vadi yerleşimleri için yeni değil. 1929 Giresun çevresi; dört can kaybı kaydı. Kayıp üretme potansiyeli Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri belgeli. 1956 İl genelinde taşkın; üç can kaybı. Uzun aralıklar riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. 1965 Taşkın; iki can kaybı. Yerleşim ve ulaşım kararları tarihsel birikim taşıyor. 1990 Taşkın; bir can kaybı. Küçük olaylar da mekânsal hafızaya alınmalı. 2002 Geniş altyapı ve tarım zararı. Ekonomik kayıp yalnız konut hasarıyla ölçülemez. 2006 Keşap; iki can kaybı. Keşap havzalarında tekrar eden risk açık. 2009–2011 Farklı ilçelerde toplam dört can kaybı kaydı. Dağınık olaylar il ölçeğinde ortak veri tabanında izlenmeli. 2019 Eynesil; bir can kaybı. Küçük kıyı havzaları ani tepki verebilir. 2020 Dereli ve çevre ilçeler; AFAD’a göre 11 can kaybı, 47 yaralı. Rüsubat, daralan kesit, köprü ve yerleşim birlikte incelenmeli. 2023 Yağlıdere; bir can kaybı. Bakım, yol güvenliği ve yerel uyarı süreklilik ister. 2025 Çanakçı merkezli çok şiddetli yağış; 382,4 mm ve yaygın altyapı etkisi. İlk ve nihai bülten ayrımı veri doğruluğu için kritik. 2026 Zıva’da üç can kaybı; Keşap’ta iki kişi için arama. Tesis sayısından havza performansına geçiş zorunlu. Kaynak: Mustafa Cin’in tarihsel derlemesi, AFAD ve Giresun Valiliği bilançoları. Erken dönem sayıları arşiv kapsamına göre değişebilir. [7, 8, 18] 2020 FELAKETİ NEDEN TEMEL KARŞILAŞTIRMA NOKTASI? 22 Ağustos 2020’de Giresun’da 11 kişi yaşamını yitirdi, 47 kişi yaralandı, 172 kişi kurtarıldı. AFAD’ın daha sonraki bilançosuna göre müdahaleye 3 bin 672 personel ve bin 264 araç katıldı. Akademik incelemede Yağlıdere/Sınırköy’de 24 saatte 137,6, sekiz saatte 133,1 milimetre yağış ölçüldü; sekiz saatlik değerin yaklaşık 48 yıllık tekerrür düzeyine karşılık geldiği hesaplandı. [7, 15] Bu karşılaştırma doğrudan kapasite kanıtı değildir. Tekerrür süresi ‘48 yılda yalnız bir kez olur’ anlamına gelmez; yıllık aşılma olasılığını anlatır. Ayrıca 2020’deki istasyon ve havza ile 2026’daki Zıva ve Keşap aynı değildir. 2020 verisinin asıl değeri, yağışla birlikte topoğrafya, yerleşim, rüsubat ve altyapının aynı modelde incelenmesi gerektiğini göstermesidir. AFETİN FİZİĞİ: KISA, DİK VE RÜSUBATLI HAVZALAR Doğu Karadeniz kıyısında dağlar denize kısa mesafede yükselir. Akarsu boyları kısa, kanal eğimleri yüksektir; küçük havzalar şiddetli yağışa dakikalar içinde tepki verebilir. Taşkın yalnız su hacminden oluşmaz. Yamaç erozyonu, heyelan, kaya, toprak ve ağaç parçaları akışın yoğunluğunu ve çarpma gücünü büyütür. [14-17] Dereli/Aksu havzasındaki Apaydın Deresi üzerine yapılan çalışma; ayrışmış kaya ve toprak özelliklerinin yüksek rüsubat üretme potansiyeline, yerleşimle daralan kesitlere ve malzemeyle tıkanan köprü açıklıklarına dikkat çekti. Bu bulgu her dere için otomatik hüküm olmasa da ; Zıva ve Keşap’ta da suyla birlikte katı madde bütçesinin ölçülmesi gerektiğini gösterir. [14] TOPRAK NEMİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ: DOĞRU CÜMLE NEDİR? MGM’nin 2026 su yılı değerlendirmesi, Giresun’un dokuz aylık toplam yağışının son 66 yılın en yüksek düzeyine çıktığını belirtiyor. Bu, yılın olağanüstü nemli seyrettiğini gösteren güçlü bir arka plan verisidir; ancak 12–13 Ağustos günü toprağın doygun olduğunu tek başına kanıtlamaz. Son 3, 7 ve 15 günlük yağış, toprak nemi, yeraltı suyu ve uzaktan algılama verileri birlikte açıklanmalıdır. [23] IPCC, insan kaynaklı ısınmanın birçok kara bölgesinde şiddetli yağışların sıklık ve şiddetini artırdığına yüksek güvenle işaret ediyor. Buna karşın özel bir olay atıf çalışması olmadan ‘bu taşkının nedeni iklim değişikliğidir’ denilemez. Doğru ifade: İklim değişikliği ağır yağış olasılığını büyüten bir risk çarpanıdır; kaybın boyutunu yerleşim, altyapı kapasitesi, bakım ve uyarı zinciri belirler. [24] SOSYAL COĞRAFYA: VADİ TABANINA SIKIŞAN HAYAT Giresun’un kıyı gerisinde eğim hızla artar. Tarıma, ulaşıma ve toplu yerleşime uygun düz alanlar çoğunlukla dere ağızları, vadi tabanları ve alüvyal düzlüklerdir. Konut, küçük sanayi, pazar, okul, sağlık birimi ve yolların suya yaklaşması bu nedenle yalnız bireysel tercih değil; tarihsel planlama, mülkiyet, ulaşım ve geçim baskısının sonucudur. Riskli alanda yaşayan yurttaşı suçlamak; imar kararlarını, ruhsatları ve güvenli alternatif üretme sorumluluğunu görünmez kılar. Risk herkesi eşit etkilemez. Yaşlılar, çocuklar, engelliler, aracı olmayanlar, telefon kapsaması zayıf mahalleler ve dereye paralel yolu kullanmak zorunda kalanlar aynı uyarıya aynı hızla yanıt veremez. Yazın yayla, fındık hasadı, ziyaret ve piknik hareketliliği küçük yerleşimlerin gündüz nüfusunu artırabilir. Tahliye planları yalnız ikamet nüfusuna değil, mevsimsel ve saatlik nüfusa göre hazırlanmalıdır. DEREYE PARALEL YOL, TAŞKINDA İKİNCİ BİR KANALA DÖNÜŞEBİLİR Dağlık arazide yol için en düşük eğimli koridor çoğu zaman vadi tabanıdır. Ancak şev ve dolgu akış alanını daraltabilir; yan dereler ana yola dar menfezlerle bağlandığında tıkanma, yol üzerinden aşma ve güzergâhın geçici kanala dönüşmesi mümkün olur. Keşap’taki araç olayı bu nedenle yol kapatma protokolü, menfez envanteri ve alternatif güzergâhların açıklanmasını zorunlu kılıyor. ERKEN UYARI, SENSÖRDEN İBARET DEĞİL Erken uyarı; tehlikeyi ölçmek, eşiğin aşıldığını algılamak, yetkili kararı üretmek ve son kişiye anlaşılır eylem talimatı ulaştırmak olmak üzere dört halkalı bir zincirdir. Son halka çalışmıyorsa sensör yalnız veri toplar. SMS; telefonun çekmediği, kişinin araç kullandığı veya mesajın genel kaldığı durumda yeterli olmayabilir. Kritik yol kesimlerinde otomatik bariyer, yerel siren, değişken mesaj levhası, muhtar ağı, telsiz ve kısa eylem cümlesi birlikte tasarlanmalıdır: ‘Bu yolu kullanma’, ‘Bu köprüyü geçme’, ‘Şu kotun üstüne çık.’ DERELİ’DE YENİDEN İNŞA: HARİTA İLE PROJE KOTU BİRLİKTE AÇIKLANMALI 2023 tarihli bir çalışma, Dereli ilçe merkezinin çok büyük bölümünü yüksek veya çok yüksek taşkın duyarlılığı sınıfında değerlendirdi; 2020 taşkın ayak izinin yaklaşık yüzde 80’inin ‘çok yüksek’, kalanının ‘yüksek’ sınıfta bulunduğunu bildirdi. Yeni yapıların da bu sınıflarla çakışabildiği belirtildi. Duyarlılık haritası tek başına bir binayı güvensiz ilan etmez; yapı kotu, temel sistemi, bodrum kullanımı, DSİ tasarım su seviyesi ve tahliye rotası da bilinmelidir. [19] DERE HAVZASINDA İNŞAAT: ‘YASAL’ İLE ‘GÜVENLİ’ AYNI ŞEY DEĞİL ‘Dere havzasına inşaat’ ifadesi tek başına yeterli değildir. Aktif dere yatağı, taşkın düzlüğü, vadi yamacı–heyelan kuşağı ve yukarı havza birbirinden ayrılmalıdır. Aktif yataktaki daraltma doğrudan hidrolik etki yaratabilir; taşkın düzlüğündeki dolgu suyu başka parsele yöneltebilir; yamaçtaki yol yarması ve drenaj kesintisi heyelanı tetikleyebilir; yukarı havzadaki hafriyat, taş ocağı veya tarla yolu ise akış ve rüsubat üretimini artırabilir. Dere kesitinin daralması veya pürüzlülüğün değişmesi, aynı debide su seviyesini yükseltebilir. Dolgu, taşkın suyunun geçici depolandığı hacmi azaltıp akışı karşı kıyıya ya da aşağı kesime yöneltebilir. Dar köprü ve menfezler kaya, ağaç ve çöple geçici baraj oluşturabilir; ani boşalma darbe dalgası yaratabilir. Geçirimsiz yüzeyler sızmayı azaltıp küçük havzalarda pik debiyi öne çekebilir. Hafriyat ve şantiye malzemesi akışa karışırsa tıkanma riski büyüyebilir. Yol drenajı doğal akış yönünü değiştirerek suyu tek bir menfeze veya yerleşime yoğunlaştırabilir. MEVZUAT NE DİYOR, NE DEMİYOR? 4373 sayılı Kanun, taşkına uğrama ihtimali bulunan alanlarda koruma ve yasaklama mekanizmaları kuruyor. 2006/27 sayılı genelge; köprü ve menfezlerin DSİ ölçütlerine uygun yapılmasını, dereye malzeme dökülmemesini ve akışı engelleyen birikintilerin temizlenmesini istiyor. 2010/5 sayılı genelge de akarsu üzerindeki yapıların DSİ kriterleriyle denetlenmesi ve planlamada DSİ görüşü alınması çerçevesini güçlendiriyor. [20–22] Buna karşılık Türkiye genelinde her dere için geçerli tek ve değişmez bir ‘iki yandan şu kadar metre’ kuralı yoktur. Hukuki durum; taşkın sınırı, imar planı, DSİ görüşü, ruhsat, riskli alan kararı ve yapıldığı tarihteki mevzuatla incelenir. Bilimsel güvenlik ise daha ileri bir sorudur: Yapı izinli olsa bile tasarım taşkınına, rüsubata, iklim payına ve tahliye gereksinimine karşı kabul edilebilir risk düzeyinde mi? ZIVA’DAKİ ÇALIŞMALAR VE HES İDDİALARI: KANIT STANDARDI ŞART DSİ 22. Bölge Müdürlüğü heyetinin 18 Temmuz 2026’da Eynesil Sis Dağı taşkın ve rüsubat kontrol yapısı ile Görele’de Oğuz ve Çavuşlu/Zıva derelerindeki taşkın kontrol-köprü işlerini incelediği duyuruldu. Bu ziyaret bölgede çalışma yürütüldüğünü gösterir; 12 Ağustos’taki kaybın şantiyeden kaynaklandığını veya şantiyenin olayı önlediğini tek başına kanıtlamaz. Sis Dağı Kayasis Deresi projesi ile Zıva alt havzasının bağlantısı, proje haritası ve su bölümü sınırları görülmeden varsayılamaz. [11, 12] Aynı kanıt standardı HES ve baraj iddiaları için de geçerlidir. Olay saatlerindeki rezervuar seviyesi, giriş–çıkış debisi, kapak hareketleri, mansap uyarıları, üretim kaydı ve işletme talimatı yayımlanmadan nedensellik kurulamaz. İncelenen açık kaynaklarda Zıva veya Keşap olayını belirli bir HES ya da baraj işletmesine bağlayan yeterli veri bulunmadı. Kayıtların açıklanması hem iddianın sınanması hem kuşkunun giderilmesi için gereklidir. DEVLET NE YAPTI? YATIRIMLARIN KRONOLOJİSİ 2020 SONRASI: 783 MİLYON LİRAYI AŞAN İYİLEŞTİRME AFAD’ın 2022’de yayımladığı toplu bilançoya göre Giresun’daki iyileştirme harcaması 783 milyon lirayı aşarken bunun 589 milyon lirası AFAD kaynaklarından karşılandı. 178 konut üretildi, 271 riskli yapı yıkıldı. İçme suyunda 54 kilometre ana hat ve 237 kilometre köy hattı yapıldığı, 10 ilçede 66 projenin yürütüldüğü açıklandı. Kırsal ulaşımda 338 köy yolunda çalışma; istinat duvarı, taş duvar, menfez ve benzeri toplam 1.259 sanat yapısı kayda geçirildi. [7] 2024: İRAP VE DERE ÇALIŞMALARI İl Risk Azaltma Planı kapsamında 3 amaç, 17 hedef ve 78 eylem tanımlandı; Ekim 2024 açıklamasında 27 eylemin tamamlandığı, 48’inin sürdüğü, 3’ünün başladığı bildirildi. Sekiz ekskavatörle 30,27 kilometrelik dere kesiminde çalışma yapıldığı ve 222 bin 218 metreküp malzeme çıkarıldığı açıklandı. Bu rakamlar faaliyetin büyüklüğünü gösteriyor; hangi alt havzada riskin ne kadar azaldığını tek başına göstermiyor. [9] 2025: 382,4 MİLİMETRELİK YAĞIŞ VE DÜZELTİLEN BİLANÇO Çanakçı, Doğankent, Görele ve Güce’de etkili olan yağış sonrasında 57 ihbar kaydedildi, 19 kişi kurtarıldı; 908 personel, 225 araç ve 110 iş makinesi görev yaptı. İlk açıklamalardaki 303 milimetrelik değer, nihai Valilik değerlendirmesinde 382,4 milimetre olarak güncellendi. Bu düzeltme, afet bültenlerinde saat ve sürüm bilgisinin neden vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. [8] ŞUBAT 2026: 100 TAŞKIN TESİSİ, 49 ERKEN UYARI SİSTEMİ DSİ, son 23 yılda Giresun’da 158 tesisin hizmete alındığını; bunların 8 baraj, 2 gölet, 4 sulama tesisi, 44 HES ve 100 taşkın kontrol tesisinden oluştuğunu açıkladı. Aynı açıklamada 34 taşkın kontrol işinin sürdüğü ve 49 erken uyarı sisteminin işletildiği belirtildi. Bu envanter önemli bir kurumsal kapasiteyi gösteriyor; ancak tesislerin tasarım debisi, bakım tarihi ve 12-13 Ağustos olayındaki performansı tek bir açık veri tabanında yer almıyor. [13] KORUNAN ALAN VERİSİNDE AÇIKLANMASI GEREKEN FARK 2025’te kamuya yansıyan açıklamada 99 taşkın tesisinin 169 yerleşim ve 1.569 dekar alanı koruduğu belirtilirken, Şubat 2026 açıklamasında 100 tesis için 14.582 hektar korunan alan beyan edildi. Yerleşim sayısı değişmez, tesis sayısı yalnız bir artarken alanın bu ölçüde büyümesi kapsam, yazım veya birim farkını düşündürüyor. Hangi sayının yanlış olduğuna veri olmadan hükmedilemez; tesis bazlı alan listesinin açıklanması gerekiyor. [13, 26] TEMMUZ–AĞUSTOS 2026: SAHA İNCELEMESİ VE MÜDAHALE Temmuzda Sis Dağı, Oğuz ve Zıva projelerinde saha incelemesi yapıldı. 13-16 Ağustos arasında Valilik, AFAD, DSİ, belediyeler, kolluk, sağlık ve diğer birimler; arama-kurtarma, yol açma, su baskını ve altyapı müdahalesi için yüzlerce personel ve aracı sahaya yönlendirdi. Kurumların yaptığı işler yok sayılamaz. Ancak yatırım listesi ile olay performans raporu ayrı tutulmalı; ‘kaç tesis yapıldı?’ sorusunun yanına ‘olay günü nasıl çalıştı?’ sorusu eklenmelidir. ‘DERE TEMİZLENDİ’ DEMEK İÇİN HACİM YETMEZ 30,27 kilometrelik kesimden 222 bin 218 metreküp malzeme çıkarılması önemli bir bakım faaliyetidir. Fakat kapasite yalnız toplam hacimle ölçülemez. Temizlenen kesimin enkesiti, hedef kotu, çıkarılan malzemenin türü, depolama yeri, yeniden birikme hızı ve ekolojik etkisi de açıklanmalıdır. Amaç dereyi bütünüyle düzleştirmek değil; ekosistemi korurken kritik kesit ve yapıların güvenli taşıma kapasitesini sürdürmektir. SORUN NEREDE? SEKİZ BAŞLIKTA NET TEŞHİS Alt havza ölçeğinde veri eksik: İlçe toplamı veya tek istasyon, Zıva gibi küçük havzalarda yağışın mekânsal desenini göstermiyor. Dakikalık yağış, radar, toprak nemi, seviye ve debi aynı zaman ekseninde birleştirilmiyor. Su debisi ile rüsubat birlikte tasarlanmıyor: Köprü ve menfez suyu geçirse bile kaya, tomruk ve çamurla tıkanabiliyor. Yerleşim ve yollar taşkın koridorunda birikmiş durumda: Yeni hassas kullanımların eklenmesi durdurulmadan yalnız yapı güçlendirmesi yeterli olmuyor. Köprü–menfez envanteri kamuya açık değil: Tasarım debisi, açıklık, serbest tahta, rüsubat payı, son muayene ve tıkanma geçmişi bilinmiyor. Erken uyarıda ‘son metre’ eksik: Sensör sayısı korunan insan sayısı değildir. Alarmdan yol kapatmaya ve tahliyeye kadar geçen süre ölçülmüyor. Şantiye ve hafriyat denetimi izlenebilir değil: Geçici derivasyon, stok alanı ve yağışlı dönem acil kapatma planları önceden kamuya açıklanmıyor. Sorumluluk zinciri parçalı görünüyor: MGM uyarıyor, DSİ yapıyı yönetiyor, yerel yönetimler ve özel idare yol–menfezi işletiyor, kolluk kapatıyor, AFAD koordine ediyor; fakat vatandaş için sonuç tek zincir. Başarı faaliyet sayısıyla ölçülüyor: Kilometre, metreküp, personel ve tesis sayısı önemlidir; riskin ne kadar azaldığını ancak alarm süresi, çalışan menfez, açık kalan yol ve azalan maruziyet gösterir. ÇÖZÜM: İKİ NOKTAYA DEĞİL, GİRESUN’UN TÜM AFET RİSKLERİNE Zıva ve Keşap için olay raporu hazırlanması zorunludur; ancak çözüm yalnız bu iki noktaya indirgenmemelidir. Giresun’un sel ve ani taşkınla birlikte heyelan, kaya düşmesi, kıyı fırtınası, orman yangını, deprem ve diğer afetleri aynı mekânsal veri sistemi içinde ele alan çoklu afet yönetimine geçmesi gerekir. Aynı yol, köprü, hastane, okul, haberleşme hattı veya enerji tesisi birden fazla tehlike karşısında kritik olabilir. Bu nedenle yatırım önceliği ilçe sınırına değil, can kaybı riski ve kritik hizmet sürekliliğine göre belirlenmelidir. İLK 90 GÜN: OLAYIN HESABI VE ACİL GÜVENLİK Zıva ve Keşap için ayrı, bağımsız teknik olay inceleme kurulları oluşturulmalı; hidroloji, hidrolik, jeomorfoloji, geoteknik, meteoroloji, ulaşım, şehir planlama ve sosyal bilim uzmanları birlikte çalışmalı. 5/10/15/30/60 dakikalık yağış, radar, son 15 günlük yağış, toprak nemi, seviye-debi, sensör alarmı ve kurum kararları tek zaman çizelgesinde yayımlanmalı. Zıva’daki uygulama projesi, geçici derivasyon ve olay günü şantiye durumu; Keşap’taki yol, köprü ve menfezlerin kapasitesi kamuya açılmalı. Sel, heyelan ve kaya düşmesi riski bulunan kritik yol kesimleri geçici bariyer, nöbet planı ve alternatif güzergâhla güvenceye alınmalı. Etkilenen aileler ve köylerle travma duyarlı görüşmeler yapılarak uyarının ulaşıp ulaşmadığı ve yerel afet hafızası rapora eklenmeli. BİR YIL İÇİNDE: HAVZA VE İLÇE PERFORMANS KARTLARI Her kritik alt havza ve yerleşim için ‘Afet Performans Kartı’ yayımlanmalı: eğim, arazi örtüsü, mevsimsel nüfus, taşkın debileri, heyelan–kaya düşmesi sınıfı, kritik yapı kapasitesi, son bakım, tahliye rotası ve alarm zinciri aynı kartta görülmeli. Yağış, dere seviyesi, toprak nemi ve yamaç hareketi sensörleri küçük yan kolları ve riskli yamaçları temsil edecek biçimde sıklaştırılmalı; veriler gerçek zamanlı ve arşivli sunulmalı. Hücresel yayın/SMS, siren, otomatik yol bariyeri, değişken mesaj levhası, yerel telsiz ve muhtar ağı tek protokolde birleştirilmeli; sistem yılda en az iki tatbikatta sınanmalı. Köprü, menfez, istinat duvarı, okul, hastane, itfaiye, enerji ve haberleşme tesisleri çoklu afet risk puanıyla taranmalı. İmar planları taşkın, heyelan, kaya düşmesi, deprem ve kıyı tehlikesi haritalarıyla parsel ölçeğinde çakıştırılmalı; yeni hassas yapılar yüksek riskli alanlara yerleştirilmemeli. İKİ–BEŞ YIL: ADİL DÖNÜŞÜM VE DOĞA TEMELLİ KORUMA Aktif dere yatağı, çok yüksek riskli taşkın koridoru ve hareketli heyelan alanlarında yeni hassas kullanıma izin verilmemeli; en riskli mevcut yapılar için gerçek değerli kamulaştırma, kira-taşınma desteği ve geçim erişimini koruyan gönüllü geri çekilme uygulanmalı. Taşkın düzlüklerinin su depolama işlevi geri kazandırılmalı; uygun kesimlerde taşkın parkı, sulak alan, geçirgen yüzey ve kontrollü yayılma alanı oluşturulmalı. Yukarı havzada erozyon kontrolü, yol drenajı, yamaç stabilizasyonu, şantiye–hafriyat denetimi ve orman–mera yönetimi birlikte yürütülmeli. Köprü ve menfezler iklim emniyet payı, rüsubat ve tomruk senaryolarına göre yenilenmeli; tıkanma hâlinde suyun yerleşime değil güvenli koridora yönelmesi tasarlanmalı. İl düzeyinde yıllık bağımsız afet denetimi yapılmalı; yatırımlar ‘tamamlandı’ etiketiyle değil, azalan can kaybı riski ve kritik hizmetlerin kesintisizliğiyle puanlanmalı. KURUMLARDAN YANIT BEKLEYEN SEKİZ DOSYA Yağış ve akım dosyası: Zıva’da 12 Ağustos 14.00–16.00 arasındaki 5 ve 15 dakikalık en yüksek yağış neydi? Zıva ve Keşap için ölçülmüş ya da modellenmiş pik debi, hidrograf ve belirsizlik aralığı nedir? Son 3, 7 ve 15 günlük yağış ile toprak nemi neydi? Zıva şantiyesi dosyası: Taşkın kontrol ve köprü işinin fiziki gerçekleşme oranı, geçici derivasyonu, dolgu–hafriyat–stok sahası ve olay günü kesiti ne durumdaydı? Sis Dağı bağlantısı dosyası: Kayasis Deresi yapısı ile Zıva alt havzası arasındaki hidrolik bağlantı proje haritasında nasıl tanımlanıyor? Keşap yol güvenliği dosyası: Karadere/Karabulduk yolundaki köprü ve menfezlerin tasarım debisi, açıklığı, son bakım tarihi ile olay günü rüsubat ve odunsu malzeme miktarı nedir? Erken uyarı dosyası: 49 sistemden hangileri bu havzaları kapsadı, hangi alarmları üretti, ilk alarm kuruma kaç dakikada ulaştı, yol kapatma eşiği neydi ve vatandaşlara gönderilen mesajın saati–metni–hedef alanı neydi? Bakım ve yatırım verisi dosyası: 2024’te temizlenen 30,27 kilometrenin hangi bölümü olay alanlarıyla çakışıyor? 2025’teki 1.569 dekar ile 2026’daki 14.582 hektar korunan alan farkı nasıl açıklanıyor? Yerleşim ve planlama dosyası: 2020 sonrası yıkılan 271 riskli yapının konumu ve yeniden yapılaşma durumu nedir? Dereli’de yeni yapıların tehlike sınıfı ve tasarım kotu doğrulandı mı? İmar planları en güncel risk haritalarıyla ne zaman çakıştırıldı, kaç yapı yüksek riskte? Şeffaflık dosyası: Olay havzalarındaki HES/baraj giriş–çıkış ve kapak kayıtları açıklanacak mı? 31 milyon 40 bin 20 liralık ara hasarın tarım, yol, içme suyu ve özel mülk dağılımı ne zaman kesinleşecek? Bağımsız olay raporları için yayımlanma takvimi verilecek mi? DAHA FAZLA TESİS SAYISI DEĞİL, DAHA FAZLA HESAP VEREBİLİRLİK Giresun’un yüzyılı aşan kayıtları, taşkının bu coğrafyanın kalıcı tehlikelerinden biri olduğunu gösteriyor. Kısa ve dik havzalar, şiddetli yağış, rüsubat ve heyelan doğanın kurduğu denklem. Kaybı büyüten taraf ise yerleşim ve yolların taşkın koridoruna sıkışması, bazı açıklıkların suyla malzemeyi birlikte geçirememesi, bakımın ölçülememesi, alarmın fiziksel eyleme dönüşmemesi ve olay verisinin kamuya açılmaması. 2020’den sonra yapılan yatırımlar küçümsenemez. Konut, yol, içme suyu, dere ıslahı, taşkın tesisi, temizlik ve erken uyarı yatırımları kapasiteyi artırmış; bazı yerlerde daha büyük zararı önlemiş olabilir. Fakat bunun bilimsel karşılığı yatırım tutarı değil, tesis bazlı performanstır. Giresun’un ihtiyacı; her havza ve riskli yamaç için açık harita, her kritik yapı için tasarım-bakım kaydı, her alarm için dakika dakika günlük, her olay için bağımsız rapor ve çok yüksek riskli yerleşimler için sosyal olarak adil dönüşüm seçeneğidir. Yağmur doğaldır. Afetin can kaybına dönüşmesi ise planlama, mühendislik, bakım, uyarı ve toplumsal eşitsizliklerin birlikte ürettiği, ölçülebilir bir kamu politikası sonucudur. . KAYNAKLAR VE YÖNTEM NOTU Bu dosya, 17 Ağustos 2026 sabahına kadar erişilebilen açık kaynaklardan hazırlandı. Resmî bültenler olayın zaman çizelgesi ve kurum açıklamaları; hakemli çalışmalar fiziksel süreç ve tarihsel bağlam; mevzuat ise sorumluluk çerçevesi için kullanıldı. Açık veri bulunmayan yerde kesin nedensellik kurulmadı. Köşeli parantez içindeki numaralar aşağıdaki kaynaklara karşılık geliyor. [1] Giresun Valiliği — Görele/Hamzalı Zıva mevkisinde ani su yükselmesi açıklaması, 12 Ağustos 2026. [2] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/33, 16 Ağustos 2026. [3] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/32. [4] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/31. [5] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/30. [6] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/29 ve yağış ekleri. [7] AFAD — Giresun sel afetinin ikinci yılında iyileştirme çalışmaları bilançosu. [8] Giresun Valiliği — 2025 Çanakçı, Doğankent, Görele ve Güce aşırı yağış nihai değerlendirmesi. [9] Giresun Valiliği — İRAP çalışmaları, Ekim 2024. [10] Anadolu Ajansı — DSİ yetkilisinin Keşap havzası değerlendirmesi, 15 Ağustos 2026. [11] DSİ 22. Bölge Müdürlüğü — Eynesil Sis Dağı Taşkın ve Rüsubat Kontrolü. [12] Giresun Öncü — DSİ’nin Sis Dağı, Oğuz ve Zıva projeleri saha incelemesi, 18 Temmuz 2026. [13] DSİ 22. Bölge Müdürlüğü — Son 23 yılda Giresun yatırımları, Şubat 2026. [14] Apaydın vd. — Dereli taşkınında Apaydın Deresi havzasının etkisi, Karadeniz Fen Bilimleri Dergisi. [15] 22 Ağustos 2020 Giresun taşkınının hidrometeorolojik analizi, Su Kaynakları. [16] Doğu Karadeniz Havzası akım karakteristikleri ve fiziksel etkenler, Türkiye Hidroloji Dergisi. [17] Bulancak akarsularının morfometrik analizi. [18] Mustafa Cin — Sel ve Taşkın Riski Açısından Giresun İlinin Değerlendirilmesi. [19] Dereli ilçesi taşkın duyarlılık değerlendirmesi, 2023. [20] 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu. [21] 2006/27 sayılı Dere Yatakları ve Taşkınlar Genelgesi. [22] 2010/5 sayılı Akarsu ve Dere Yataklarının Islahı Genelgesi. [23] Meteoroloji Genel Müdürlüğü — 2026 su yılı yağış değerlendirmesi. [24] IPCC AR6 WG1, Bölüm 11 — aşırı hava ve iklim olayları. [25] Tarım ve Orman Bakanlığı — Doğu Karadeniz Havzası Taşkın Yönetim Planı. [26] Yeni Giresun — DSİ’nin 2025 tarihli 99 tesis, 169 yerleşim ve 1.569 dekar açıklaması. SINIRLILIKLAR 12–13 Ağustos 2026 olayları için ham debi, hidrograf, çok kısa süreli yağış ve bütün alarm kayıtları kamuya açık değildir. Erken dönem tarihsel kayıtlarda can kaybı ve hasar sayıları arşiv kapsamına göre değişebilir. Arama ve hasar tespiti sürdüğü için 2026 bilançosu nihai değildir. Kamu yatırımlarına ilişkin toplu beyanlar, tesis bazlı performans verisinin yerini tutmaz.

TAPU ÖZEL TEŞEBBÜSTE, ÜNİVERSİTE HÂLÂ ESKİ DOSYANIN PEŞİNDE Haber

TAPU ÖZEL TEŞEBBÜSTE, ÜNİVERSİTE HÂLÂ ESKİ DOSYANIN PEŞİNDE

TAPU ÖZEL TEŞEBBÜSTE, ÜNİVERSİTE HÂLÂ ESKİ DOSYANIN PEŞİNDE FİSKOBİRLİK’in Güre’deki 7,5 dönümlük arsasında satış ve tapu devri süreci tamamlandı. Tapunun özel teşebbüse geçtiği belirtilirken, Giresun Üniversitesi’nin alanı geri kazanmak istiyorsa yeni maliklerle resmi görüşme yürütmesi gerekiyor. GİRESUN — FİSKOBİRLİK’in Güre Mahallesi’nde, Giresun Üniversitesi yerleşkesinin karşısında bulunan 7,5 dönümlük arsasıyla ilgili tartışma, satış ve tapu devrinin ardından yeni bir aşamaya taşındı. Üniversitenin kampüs bütünlüğü, sahil bağlantısı ve gelişim alanı açısından kritik gördüğü taşınmazın yaklaşık bir yıl önce özel teşebbüs tapulu arsası olmuşken, Giresun Üniversitesi “dostlar alışverişte görsün “ misali dosyanın hâlâ eski mülkiyet tartışması üzerinden yürütülmesinden nasıl bir elde edilmek istendiği bilinmiyor. Arsanın geçmişinde FİSKOBİRLİK’in satış kararı, üniversitenin gelişim alanı talebi, belediye meclisi gündemi, ret kararı, idari dava süreci, 2026 yılı revizyon imar planı tartışmaları ve sahada başlayan fiziki çalışma bulunuyor. Ancak satıştan sonra tapunun özel teşebbüse geçmesi, dosyanın bugünkü muhatabını değiştirdi. Bu aşamadan sonra üniversitenin alanı geri kazanmak için yalnızca FİSKOBİRLİK üzerinden değil, taşınmazın güncel sahipleri üzerinden resmi ve hukuki süreç yürütmesi gerekiyor. TAPU DEVRİ DOSYANIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİ FİSKOBİRLİK arsasıyla ilgili tartışmanın ilk aşamasında ana konu, üretici birliğine ait taşınmazın satılıp satılmayacağı, satışın hangi bedelle yapılacağı ve alanın üniversiteye kazandırılıp kazandırılmayacağıydı. Ancak tapu devri tamamlandıysa, hukuki zemin artık farklı bir noktadadır. Bugün ortada FİSKOBİRLİK’in elinde tuttuğu bir taşınmazdan çok, özel teşebbüs adına tapuya geçmiş bir mülkiyet bulunmaktadır. Bu nedenle üniversitenin alanı kampüs bütünlüğü için zorunlu görmesi halinde izlemesi gereken yol, yeni maliklerle satın alma, takas, uzlaşmalı devir veya kamu yararı gerekçesine dayalı yasal seçenekleri değerlendirmektir. Özel mülkiyete geçmiş bir taşınmaz için eski malik üzerinden yürütülen tartışma, alanın bugünkü tapu durumunu değiştirmiyor. Üniversite bu arsayı hâlâ stratejik bir ihtiyaç olarak görüyorsa, süreci güncel mülkiyet gerçeği üzerinden kurmak zorundadır. 2011’DE PLANLANDI, 2025’TE YENİDEN MECLİSE GELDİ FİSKOBİRLİK’in Güre’deki 1717 ada 1 parseliyle ilgili tartışmanın geçmişi 2025’te başlamadı. Giresun Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği’nin 25 Nisan 2025 tarihli açıklamasında, söz konusu parselin 2011 yılında “Üniversite Gelişim Alanı” olarak planlandığı ve Giresun Belediyesi tarafından yapılan imar planı değişikliğiyle imara kapatıldığı bilgisi yer aldı. 2011 yılı, Giresun Belediyesi’nde Kerim Aksu dönemine denk geliyor. Bu nedenle dosyanın ilk kritik eşiği, alanın belediye planlarında üniversite gelişim alanı olarak değerlendirildiği bu dönemdir. Ancak açık kaynaklarda bu plan değişikliğine ilişkin meclis karar numarası ve karar metni henüz yer almıyor. Bu bilgi, Giresun Belediyesi’nin 2011 yılı imar planı değişikliği arşivinden çıkarılmalıdır. Aradan geçen yıllara rağmen alanın üniversiteye kazandırılamaması, bugün tartışmanın merkezindeki en önemli başlıklardan biri haline geldi. Parsel planlarda üniversite gelişim alanı olarak görülmesine rağmen satın alma, takas, kamulaştırma veya uzlaşmalı devir sürecinin tamamlanamaması, üniversite yönetimlerinin yıllara yayılan karar alma eksikliğini gündeme taşıdı. 2020 SENATO KARARI BELEDİYEYE SUNULDU, İŞLEM TESİS EDİLMEDİ Giresun Belediye Meclisi’nin 2 Temmuz 2025 tarihli karar özetinde, üniversitenin daha önce de bu alan için karar aldığı açık biçimde yer aldı. Karar No: 245’te, Giresun Üniversitesi’nin 2020-180/3 sayılı Senato Kararı’nın belediyeye önceden sunulduğu, ancak herhangi bir işlem tesis edilmediği belirtildi. Aynı kararda, üniversitenin 2025-423/1 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Güre Mahallesi’nde bulunan taşınmazların, yerleşke bütünlüğünün sağlanması ve fiziki alan ihtiyacının karşılanması amacıyla “Üniversite Gelişim Sahası”na alınmasına karar verdiği kayda geçti. Bu kayıt, üniversitenin alanı yıllardır gündeminde tuttuğunu; buna rağmen mülkiyetin üniversiteye geçirilmesi konusunda sonuç doğuran bir adım atılamadığını gösterdi. 22 NİSAN VE 2 HAZİRAN 2025’TE BELEDİYEYE RESMİ YAZI GÖNDERİLDİ Giresun Üniversitesi Rektörlüğü Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı, 22 Nisan 2025 tarih ve 82535 sayılı yazı ile 2 Haziran 2025 tarih ve 91487 sayılı yazıyla belediyeye başvurdu. Üniversite, FİSKOBİRLİK EFİT A.Ş.’ye ait 1717 ada 1 parsel ile 1719 ada 178, 182, 186, 187, 188 ve 189 numaralı parsellerin üniversite eğitim alanı içine alınmasını istedi. Giresun Belediye Meclisi, 2 Temmuz 2025’te bu talebi İmar Komisyonu’na havale etti. Karar, Fuat Köse’nin belediye başkanlığı döneminde alındı. 8 TEMMUZ 2025’TE TALEP REDDEDİLDİ Giresun Belediye Meclisi, 8 Temmuz 2025’te üniversitenin FİSKOBİRLİK EFİT A.Ş.’ye ait parsellerin Giresun Üniversitesi gelişim sahası içine alınması talebini oy çokluğuyla reddetti. Oylamada CHP grubu ret, AK Parti grubu kabul oyu kullandı. Bu karar, üniversitenin yıllardır çözemediği gelişim alanı meselesinde ikinci büyük kırılma noktası oldu. Alanın 2011’de üniversite gelişim alanı olarak planlandığı belirtilmesine, 2020’de Senato kararı alınmasına ve 2025’te iki ayrı resmi yazıyla belediyeye başvurulmasına rağmen taşınmazın üniversite mülkiyetine geçirilememesi, dosyanın yalnızca FİSKOBİRLİK satışıyla açıklanamayacağını ortaya koydu. 2022 MAHKEME VE BELEDİYE KARARI İMAR TARTIŞMASINI SINIRLADI Giresun Üniversitesi açıklamasında, Ordu 1. İdare Mahkemesi’nin 9 Şubat 2022 tarihli kararında alanın konut veya farklı fonksiyonlara dönüştürülmesinin kamu yararına uygun olmadığına hükmettiği belirtildi. Aynı açıklamada, Giresun Belediye Meclisi’nin 2022 yılında oy birliğiyle kabul ettiği imar planı değişikliği kararına atıf yapılarak parselin mevcut durumda konut veya ticari tesis alanı olarak değerlendirilemeyeceği, yalnızca “İdari Hizmet Alanı / FİSKOBİRLİK Genel Müdürlük Hizmet Binası” olarak kullanılabileceği savunuldu. Bu bilgi, 2026’da yeniden büyüyen imar tartışmasının hukuki arka planını güçlendirdi. Ancak 2022 belediye kararının karar numarası ve tam metni de resmi arşivden ayrıca çıkarılmalıdır. 2026’DA EMSAL VE YÜKSEKLİK TARTIŞMASI BAŞLADI Giresun Belediye Meclisi’nin 4 Nisan 2026 tarihli ve 755 sayılı kararında, Güre Mahallesi 1589 ada 6 parsel ve 1717 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazların bulunduğu alanda emsal ve yükseklik değerlerinin kamu yararı açısından yeniden değerlendirilmesi talebi oy çokluğuyla kabul edildi. Bu karar, tapu devri, dava süreci ve üniversitenin gelişim alanı talebine ek olarak dosyanın imar boyutunu da büyüttü. Alanın yapılaşma koşulları, yalnızca mülkiyet tartışması değil, kentin sahil hattı, üniversite yerleşkesi ve kamu yararı dengesi açısından da yeni bir başlık haline geldi. ÜNİVERSİTE YILLARCA ALAMADI, ŞİMDİ DAVA İLE TELAFİ ARIYOR Resmi kayıtlar ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde tablo netleşiyor. Alanın 2011’de üniversite gelişim alanı olarak planlandığı belirtiliyor. Üniversitenin 2020 tarihli Senato Kararı belediyeye sunuluyor, ancak işlem tesis edilmiyor. 2025’te üniversite iki ayrı yazıyla yeniden başvuruyor. Belediye 2 Temmuz 2025’te dosyayı İmar Komisyonu’na havale ediyor, 8 Temmuz 2025’te talep reddediliyor. 2026’da ise aynı alan emsal ve yükseklik tartışmasıyla yeniden belediye gündemine geliyor. Bu zincir, üniversitenin yıllar içinde alanı satın alma, takas, kamulaştırma veya uzlaşmalı devir yoluyla kendi mülkiyetine geçiremediğini gösteriyor. Bugün açılan dava, bu gecikmiş sürecin ardından gelen hukuki hamle olarak görülüyor. Ancak tapu özel teşebbüse geçtiyse, üniversitenin yalnızca geçmiş plan kararlarına dayanması yeterli olmayacaktır. Alan üniversite için hâlâ zorunlu görülüyorsa, yeni maliklerle resmi görüşme yapılmalı, satın alma veya takas seçeneği açık biçimde masaya konulmalıdır. DAVA ESKİ KARAR ÜZERİNDEN YÜRÜYOR Belediye meclisinin 8 Temmuz 2025 tarihli ret kararının ardından Giresun Üniversitesi dosyayı idari yargıya taşıdı. Üniversite, FİSKOBİRLİK arazisinin yeniden üniversite gelişim alanına alınması talebinin reddedilmesine karşı Ordu İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Davanın dikkat çeken yönü, doğrudan satış işleminin iptalinden çok, belediyenin üniversite gelişim alanı talebini reddetmesi üzerine kurulmuş olmasıdır. Bu nedenle yargı süreci, arsanın bugünkü tapu durumundan bağımsız değerlendirilemez. Tapu özel teşebbüse geçtiyse, davanın sonucu kadar güncel maliklerle yürütülecek temas da belirleyici hale gelir. Üniversitenin dava yoluyla eski plan kararlarını tartışması mümkündür. Ancak özel mülkiyete geçmiş bir alanın yeniden üniversiteye kazandırılması için yalnızca geçmiş kararların iptali yeterli olmayabilir. Bu noktada yeni maliklerle yapılacak resmi görüşmeler, satın alma veya takas ihtimali ve kamu yararı gerekçesine dayalı yasal süreçler dosyanın merkezine alınmalıdır. YENİ MALİKLERLE GÖRÜŞME YAPILDI MI? Arsanın yaklaşık bir yıl önce özel teşebbüs adına tapuya geçtiği belirtilirken, üniversitenin yeni sahiplerle resmi bir görüşme yürütüp yürütmediği kamuoyunun yanıt beklediği başlıkların başında geliyor. Üniversite bu alanı kampüs bütünlüğü için vazgeçilmez görüyorsa, yeni maliklere resmi teklif sunup sunmadığını açıklamalıdır. Satın alma, takas, uzlaşmalı devir veya kamusal ihtiyaç gerekçesiyle başka bir yol izlenip izlenmediği netleşmedi. 2026’DA İMAR TARTIŞMASI YENİDEN BÜYÜDÜ Dosya 2026 yılında revizyon imar planı süreciyle yeniden gündeme geldi. Giresun Belediyesi’nin 4 Nisan 2026 tarihli ve 755 sayılı kararında, Güre Mahallesi 1589 ada 6 parsel ile 1717 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazların bulunduğu alanda emsal ve yükseklik değerlerinin kamu yararı açısından yeniden değerlendirilmesi talebi oy çokluğuyla kabul edildi. Bu karar, arsanın yalnızca satış ve mülkiyet yönüyle değil, yapılaşma koşulları bakımından da yeni bir tartışmanın içine girdiğini gösterdi. Aynı süreçte alanın konut, ticaret veya karma kullanım yönünde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği sorusu kamuoyunda öne çıktı. Üniversite kaynaklı açıklamalarda ise 1717 ada 1 parselin mevcut durumda konut ya da ticari tesis alanı olarak değerlendirilemeyeceği, yalnızca “İdari Hizmet Alanı / FİSKOBİRLİK Genel Müdürlük Hizmet Binası” fonksiyonuyla kullanılabileceği savunuldu. ÜNİVERSİTENİN YOL HARİTASI NETLEŞMELİ Giresun Üniversitesi bu alanı gerçekten kampüs bütünlüğü için zorunlu görüyorsa, bundan sonraki süreci eski tartışmanın içinde değil, güncel mülkiyet ve imar gerçekliği üzerinden yürütmelidir. FİSKOBİRLİK satışı yaptıysa, tapu özel teşebbüse geçtiyse ve sahada çalışma başladıysa, üniversitenin alanı geri kazanmak için yeni maliklerle masaya oturması gerekir. Güre’deki arsa artık yalnızca FİSKOBİRLİK’in geçmiş satış dosyası değildir. Tapu, imar, ruhsat, dava ve üniversitenin yeni maliklerle temas kurup kurmadığı aynı dosyada birleşmiştir. Kent kamuoyu, bu aşamada eski tartışmaların tekrarını değil, güncel mülkiyet durumuna uygun açık ve sonuç alıcı bir yol haritası beklemektedir.

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR: Haber

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR:

FİSKOBİRLİK’TE GERİLİM BÜYÜYOR: “800 MİLYON FAİZ BAŞARI MI, BU KURUM KİMİN?” FİSKOBİRLİK’in hafta sonu gerçekleştirilen Mali Genel Kurulu, Giresun kamuoyunda derin bir kırılmaya yol açtı. Genel kurul sonrası yapılan açıklamalar, kurumun yönetim anlayışına, mali tablosuna ve kullanılan dile yönelik sert eleştirileri beraberinde getirdi. Eleştirilerin merkezinde ise FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın kürsüdeki üslubu ve “kurum benim” algısı yaratan söylemleri yer aldı. ZİRAAT ODASI BAŞKANI KARAN: “800 MİLYON FAİZ ÖDEMEK BAŞARI MI?” Tepkilerin en serti Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’dan geldi. Karan, genel kurulu “Dağ fare doğurdu” sözleriyle özetlerken, yapılan sunumların üreticiye dair somut hiçbir çözüm içermediğini söyledi. Karan, kürsüde anlatılanları şu sözlerle eleştirdi: “Birliğin başkanı kürsüye çıkıp adeta Rapunzel masalı anlatarak delegeyi ve protokolü oyaladı. Üreticinin yarını, kurumun kurtuluşu hakkında tek bir cümle kuramadı.” Kurumun mali tablosuna dikkat çeken Karan, en çok tartışma yaratan faiz rakamına sert çıktı: “Borç değil, sadece faiz… Tam 800 milyon lira! Bunu başarı gibi pazarlamaya kalkıyor, asıl garabet ise buna inanıp alkış tutanlarda.” FİSKOBİRLİK mülklerinin satışına ilişkin kullanılan dili “arsızlık” olarak nitelendiren Karan, Giresun protokolüne açık çağrıda bulundu: “Mal benim malım, satarım” anlayışının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Karan, FİSKOBİRLİK hesaplarının mutlaka incelenmesi gerektiğini ifade etti. MHP’DEN İMAR VE RANT SORGUSU: “İMARA KAPALI ARSA NASIL MİLYONLARCA LİRA ETTİ?” Genel kurul sonrası eleştiriler yalnızca mali tabloyla sınırlı kalmadı. Milliyetçi Hareket Partisi Giresun İl Başkanı Salih Akgün, FİSKOBİRLİK arazisinin satış süreci ve imar revizyonu planları üzerinden çok sert sorular yöneltti. Akgün, yaklaşık 7 dönümlük imara kapalı bir arazinin yüksek bedellerle el değiştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek şunları sordu: “İmara kapalı bir araziye milyonlarca lirayı kim, hangi güvenceyle verdi?” İmar planı sürecinde bazı parseller lehine ayrıcalıklar yaratıldığını savunan Akgün, “emsal kaybı” yaşandığını ve bunun hukuk ile eşitlik ilkesine aykırı olduğunu dile getirdi. Akgün, MHP olarak imara değil, “kişiye özel” düzenlemelere karşı olduklarını vurguladı. İYİ PARTİ: “FİSKOBİRLİK DEĞİL, ‘LÜTFİBİRLİK’ OLMUŞ!” Tepki gösteren bir diğer siyasi parti ise İYİ Parti oldu. İl Başkanı İnan Taşgöz, FİSKOBİRLİK’in kamuoyunda artık “Lütfibirlik” olarak anıldığını söyledi. Taşgöz, Bayraktar’ın “Benim malıma ortak mısın?” sözlerine sert yanıt verdi: “Hayırdır Lütfi Bayraktar, kuruma çöktün de bizim mi haberimiz yok? Bu kurumu sen kurmadın, tapusunu üstüne geçirmedin. Herkes haddini bilecek!” Giresun Üniversitesi’ne yönelik sözlere sessiz kalındığını belirten Taşgöz, iktidar milletvekillerini eleştirerek, yapılan saygısızlığın şahıslara değil, Giresun’un kurumsal kimliğine yönelik olduğunu vurguladı. Taşgöz, 800 milyon lira faiz açıklamasını ise açık bir “itiraf” olarak değerlendirdi. ANAHTAR PARTİ: “FİSKOBİRLİK KİMSENİN ŞAHSİ MÜLKÜ DEĞİLDİR” Eleştirilerin son halkası Anahtar Parti Giresun İl Başkanı Aslan Tatar’dan geldi. Tatar, kullanılan dilin ne milletvekilliği sıfatıyla ne de devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını söyledi. Tatar, FİSKOBİRLİK’in Karadenizli üreticinin ortak değeri olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “FİSKOBİRLİK; herhangi bir şahsın, grubun ya da siyasi gücün malı değildir.” Kurumun ekonomik gerçeklerinin alkış ve hamasetle örtülmeye çalışıldığını belirten Tatar, duruşlarını üç net başlıkla özetledi: Mülkiyet, Üslup ve Yönetim. ORTAK NOKTA: ŞEFFAFLIK, HESAP VERİLEBİLİRLİK VE KURUMSAL SAYGI Ziraat Odası’ndan başlayıp MHP, İYİ Parti ve Anahtar Parti’ye uzanan açıklamalar, farklı siyasi çizgilerden gelse de ortak bir noktada buluşuyor: FİSKOBİRLİK’in şahıs diliyle değil, şeffaflık, liyakat ve ortak akılla yönetilmesi gerektiği vurgulanıyor. Giresun kamuoyu açısından artık tartışma şu soruda düğümleniyor: 800 milyon lira faiz ödemek başarı mı, yoksa bu tablonun hesabı kimden sorulacak?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.