Hava Durumu

#Iletişim

giresunsonhaber - Iletişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iletişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kiracıları tedirgin eden yeni tahliye yöntemleri... Önce satıyorum, sonra kendim oturacağım! Haber

Kiracıları tedirgin eden yeni tahliye yöntemleri... Önce satıyorum, sonra kendim oturacağım!

Kira bedellerindeki artış, eski ve yeni kiracılar arasındaki makasın açılmasına neden olurken, piyasa değerinin altında kira ödeyen uzun süreli kiracılar üzerindeki baskıyı artırıyor. Gayrimenkul Uzmanı Şenay Araç, sahada karşılaştığı uygulamaları aktararak “Asıl amaç gerçekten ihtiyaç mı, yoksa evi boşaltıp daha yüksek bedelle yeniden kiraya vermek mi?” sorusunu gündeme taşıdı. İSTANBUL (İGFA) - Kira fiyatlarının yükselmesiyle beraber, uzun yıllardır aynı konutta ikamet eden ve güncel piyasanın oldukça altında ödeme yapan kiracılarla ev sahipleri arasındaki gerginlik tırmanıyor. Gayrimenkul Uzmanı Şenay Araç, son dönemdeki gözlemlerinde bazı mülk sahiplerinin kiracılarıyla doğrudan iletişim kurmak yerine hukuki yollara başvurduğunu, bazı durumlarda ise tahliye işlemleri için farklı mazeretlerin öne sürüldüğünü belirtti. KİRACI DAVAYI SMS İLE ÖĞRENİYOR Araç’ın paylaştığı örneklerden birinde, kirasını yıllarca düzenli ödeyen bir kişinin, kira tespit davası açıldığını ev sahibinden değil, avukatın gönderdiği bir SMS ile öğrendiği ifade edildi. Bu tarz yaklaşımların kiracılar nezdinde ciddi bir huzursuzluk yarattığını belirten Araç, tarafların öncelikle müzakere ederek makul bir bedel üzerinde uzlaşabileceğini, doğrudan yargı yoluna gidilmesinin ise süreci daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. ÖNCE “SATIYORUM”, SONRA “KENDİM OTURACAĞIM” Gayrimenkul Uzmanı Şenay Araç’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise tahliye süreçlerinde izlenen yöntemler oldu. Bazı ev sahiplerinin başlangıçta kiracıya evi satacağını beyan ederek emlakçılar aracılığıyla ilana çıktığını, ancak alıcı bulamazsa bu kez “Kendim oturacağım” gerekçesiyle tahliye sürecini başlattığını belirten Araç, bu durumun sıklıkla yaşandığını ifade etti. Burada asıl sorgulanması gereken hususun gerçek bir ihtiyaç olup olmadığına değinen Araç, “Mülk sahibinin gerçekten o konuta ihtiyacı mı var? Yoksa gaye, eski kiracıyı çıkarıp evi güncel piyasa rakamlarıyla tekrar kiraya vermek mi?” şeklinde sordu. “ÜÇ YIL” UYARISI Şenay Araç, ihtiyaç nedeniyle tahliye edilen kiracıların sahip olduğu kritik bir hakka da değindi. Araç, yasal şartlar çerçevesinde ihtiyaç sebebiyle tahliye edilen bir taşınmazın, haklı bir neden olmaksızın üç yıl geçmeden eski kiracı dışında bir başkasına kiralanamayacağını hatırlattı. Mülkün bu kurala aykırı şekilde yeniden kiralanması durumunda eski kiracının tazminat talep edebileceğini kaydeden Araç, “İhtiyaç olduğu gerekçesiyle evden çıkarılan kiracı, kısa süre sonra evin yeniden kiralandığını fark ederse yasal haklarını araştırmalıdır” uyarısında bulundu. “MÜLK SAHİBİNİN DE HAKKI VAR, KİRACININ DA” Mevzunun sadece kiracı perspektifinden bakılmaması gerektiğini vurgulayan Araç, ev sahiplerinin yatırımları üzerinden gelir elde etmek istemesinin doğal bir hak olduğunu belirtti. Öte yandan kiracıların da yıllardır yaşadıkları evlerde bir yaşam düzeni oluşturduğunu ifade eden Araç, tarafların birbirlerinin haklarına ve yaşam koşullarına saygı göstermesinin önemine değindi. “Her sorun mahkeme yoluyla çözülmemeli” diyen Araç, dava açmadan önce sağlıklı bir iletişim kurmanın birçok problemi ortadan kaldırabileceğini belirtti. “Kiracı mülk sahibinin yatırımına, mülk sahibi de kiracının yuvasına saygı duymalı” diyen Araç, karşılıklı empati ile birçok uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülebileceğini vurguladı.

83 PERSONEL SAHADA, KAYIP DAYI İLE YEĞEN ARANIYOR Haber

83 PERSONEL SAHADA, KAYIP DAYI İLE YEĞEN ARANIYOR

GİRESUN’DA SEL SEFERBERLİĞİ: 783 PERSONEL SAHADA, KAYIP DAYI İLE YEĞEN ARANIYOR Giresun’da şiddetli sağanağın ardından meydana gelen sel, taşkın ve heyelanlara 332 araç ve 783 personelle müdahale ediliyor. Keşap’ta sel sularının sürüklediği araç bulundu; bilgisayar öğretmeni Mehmet Akkaya ile 16 yaşındaki yeğeni Muhammed Abdullah Hakkıoğlu’nu arama çalışmaları sürüyor. Giresun’da 13 Ağustos Perşembe günü öğle saatlerinden sonra başlayan ve özellikle ilin doğu kesimlerinde etkisini artıran şiddetli sağanak, sel, taşkın ve heyelanlara neden oldu. Giresun Valiliği, yağışların ardından bütün kurumların teyakkuz durumuna geçirildiğini açıkladı. 332 ARAÇ, 783 PERSONEL SAHADA Valilik İl AFAD Merkezi koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda 332 araç ile 783 personelin görev yaptığı bildirildi. Ekipler bir yandan sel ve heyelan ihbarlarına müdahale ederken diğer yandan kapanan yolların ulaşıma açılması, enerji ve iletişim altyapısında meydana gelen bölgesel arızaların giderilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. SELİN SÜRÜKLEDİĞİ ARAÇ BULUNDU Keşap ilçesinde sel sularına kapılan araç, ekiplerin yürüttüğü çalışmalar sonucunda dere içerisinde bulundu. Valilik, araçta olduğu değerlendirilen iki kişiyi arama çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü açıkladı. Ajanslara yansıyan bilgilere göre olay, 13 Ağustos akşamı saat 21.30 sıralarında Keşap–Karabulduk yolu üzerinde meydana geldi. Ahmet Yılmaz’ın kendi imkânlarıyla araçtan çıkarak kurtulduğu; bilgisayar öğretmeni Mehmet Akkaya ile 16 yaşındaki yeğeni Muhammed Abdullah Hakkıoğlu’nun ise kaybolduğu bildirildi. AFAD, AKUT, İHH ve diğer arama kurtarma ekipleri, iş makinelerinin desteğiyle Karabulduk beldesi Karadere köyü çevresinde çalışmalarını sürdürüyor. Dere içinde ağır hasarlı halde bulunan araçta kayıp iki kişiye ulaşılamadığı belirtildi. İHA’nın aktardığı olay bilgileri TİREBOLU–DOĞANKENT YOLU KONTROLLÜ AÇILDI Aşırı yağışlar nedeniyle ulaşıma kapanan Tirebolu–Doğankent kara yolu, ekiplerin yürüttüğü temizleme çalışmalarının ardından kontrollü olarak yeniden ulaşıma açıldı. Kent genelinden gelen ihbarların değerlendirildiğini belirten Valilik, ulaşım, enerji ve iletişim altyapısındaki bölgesel aksaklıkların giderilmesi amacıyla yol açma ve onarım çalışmalarının aralıksız devam ettiğini bildirdi. DERE YATAKLARINDAN UZAK DURUN UYARISI Valilik, yağışların oluşturabileceği yeni risklere karşı vatandaşların dere yataklarından ve heyelan tehlikesi bulunan bölgelerden uzak durmasını istedi. Resmî kurumların uyarı ve yönlendirmelerine uyulmasının can ve mal güvenliği açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Yapay zeka genç girişimcilere yeni kapılar açıyor Haber

Yapay zeka genç girişimcilere yeni kapılar açıyor

Yapay zekâ teknolojileri, son yıllarda iş dünyasından eğitime, üretimden girişimciliğe kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm oluşturuyor. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye'de yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanındaki çalışmalar hız kazanırken, gençlerin teknolojiye olan ilgisi de dikkat çekiyor. 15-34 yaş aralığında yaklaşık 27 milyon genç nüfusa sahip olan Türkiye'nin, teknoloji ve girişimcilik alanında önemli bir potansiyel taşıdığı belirtiliyor. Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir gelişme olmadığını, aynı zamanda gençler için yeni fırsatlar oluşturan önemli bir dönüşüm süreci olduğunu ifade etti. Yapay zekânın günümüzde birçok sektörde etkisini artırdığını belirten Yılmaz, "Dünyanın en büyük şirketlerinden küçük girişimlere kadar birçok kurum, yapay zekâ destekli çözümlerle daha hızlı ve verimli çalışmanın yollarını arıyor. Gençlerimiz için de önemli fırsatlar ortaya çıkıyor." dedi. Teknolojinin girişimcilik anlayışını değiştirdiğini vurgulayan Yılmaz, geçmişte büyük ekipler ve yüksek maliyetler gerektiren işlerin bugün daha küçük ekiplerle ve dijital imkânlarla küresel ölçekte geliştirilebildiğini söyledi. "GENÇLER TEKNOLOJİYİ TÜKETEN DEĞİL, ÜRETEN TARAFTA OLMALI" Yapay zekânın yalnızca yazılım alanında değil; mimarlık, mühendislik, finans, iletişim gibi birçok sektörde çalışan profesyoneller için de önemli bir araç haline geldiğini belirten Yılmaz, gençlerin dijital becerilerini geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Yılmaz, "Kendini geliştiren, yabancı dil öğrenen, dijital becerilerini artıran ve yeniliklere açık olan gençler geleceğin dünyasında daha güçlü bir konuma sahip olacak." diye konuştu. Türkiye'nin en büyük avantajlarından birinin genç ve dinamik nüfusu olduğunu belirten Yılmaz, bu potansiyelin eğitim, teknoloji ve girişimcilik ekosistemiyle desteklenmesi halinde önemli başarı hikâyelerinin ortaya çıkabileceğini söyledi. Yapay zekânın insanın yerini alan bir teknoloji olarak değil, insan üretkenliğini artıran bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Geleceği şekillendirecek olanlar, bu dönüşümü takip eden değil, yön veren gençler olacaktır." dedi.

HER EKRAN KULLANAN ÇOCUK BAĞIMLI DEĞİLDİR Haber

HER EKRAN KULLANAN ÇOCUK BAĞIMLI DEĞİLDİR

26 Haziran’da ilk ve orta dereceli okullarda karne heyecanı ve yaz tatiliyle birlikte çocukların ekran başında geçirdiği süre de yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, çocukların ekran kullanımını yalnızca süre üzerinden değerlendirmenin doğru olmadığını belirtti. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü'nden Psikolog Seher Sav, yaz tatilinde çocukların ekran kullanımına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Çocukların geçmişte saatlerini sokakta oyun oynayarak geçirdiğini hatırlatan Sav, günümüzde dijital platformların bu alanın yerini aldığını belirterek, ekran karşısında geçirilen her uzun sürenin bağımlılık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Sav, bir çocuğun uzun süre oyun oynamasının tek başına bağımlılık göstergesi olmadığını vurgulayarak, “Eskiden sabahtan akşama kadar saklambaç oynayan çocuklara bağımlı denmiyordu. Bugün ise ekran başında vakit geçiren çocuklar için bu ifade kolayca kullanılabiliyor” dedi. Ailelerin yalnızca ekran süresini kısıtlamaya odaklanmak yerine çocuklara sorumluluk bilinci kazandırması gerektiğini belirten Sav, “Önce sorumluluk, sonra keyifli etkinlik anlayışı yerleşmeli. Çocuk günlük görevlerini tamamladıktan sonra ekran kullanımına izin verilmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır” diye konuştu. Dijital dünyanın risklerine de dikkat çeken Sav, özellikle çevrim içi oyunlar ve mesajlaşma uygulamalarında çocukların kimlerle iletişim kurduğunun aileler tarafından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Yaz tatilinin aileler için önemli bir fırsat sunduğunu kaydeden Sav, çocuklarla birlikte bir “yaz tatili sözleşmesi” hazırlanmasını önerdi. Günlük kitap okuma, tatil kitabı çalışmaları veya kısa akademik etkinliklerin planlanabileceğini belirten Sav, bu görevler tamamlanmadan dijital platformlara geçilmemesi konusunda ailelerin kararlı olması gerektiğini söyledi. Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini hatırlatan Sav, “Her yeni teknolojik gelişmeye bağımlılık etiketi yapıştırmak yerine çocuklarımızı bu dünyaya bilinçli şekilde hazırlamalıyız” ifadelerini kullandı.

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE MARKA ELÇİLİĞİ PROGRAMI Haber

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE MARKA ELÇİLİĞİ PROGRAMI

Teknoloji çözümleri ile eğitimden iş dünyasına uzanan dijital dönüşüm süreçlerinde hem kurumlara hem bireylere katkı sunan Pozitif Teknoloji’nin üniversite öğrencilerine yönelik iTEAM marka elçiliği programına başvurular devam ediyor. Program sayesinde kampüs içi etkileşimi arttırmak ve öğrenci topluluğu oluşturmak hedefleniyor ve başvurular 31 Aralık'a kadar açık olacak. Pozitif Teknoloji, üniversite öğrencilerini teknoloji, iletişim ve iş geliştirme sahalarında aktif birer temsilci olmaya davet ettiği iTEAM – Üniversite Marka Elçiliği Programı için başvuruların sürdüğünü açıkladı. Bu program kapsamında kampüslerde Pozitif Teknoloji’yi temsilen görev alacak marka elçileri; üniversite içi iletişimi arttıran, sürdürülebilir ve ekip oluşturma fırsatı sunan bir yapı içinde yer alıyor. iTEAM programı çerçevesinde seçilen üniversite öğrencileri, kampüs organizasyonlarında aktif roller üstlenirken, davet ettikleri katılımcı sayısına göre çeşitli avantajlardan yararlanıyor. Program, yalnızca bireysel katılım değil, elçilerin kendi ekiplerini kurabilecekleri, zamanla ölçeklenebilir bir sistem sunuyor. Eğitimden iş yaşamına kadar uzanan dijital dönüşüm süreçlerinde firmalara ve bireylere teknoloji çözümleri sağlayan Pozitif Teknoloji, iTEAM’i şirketin pazarlama ve iş geliştirme stratejisinin önemli bir parçası olarak değerlendiriyor. Program, Pozitif Teknoloji’nin eğitimden teknolojiye uzanan servis odaklı yaklaşımını üniversite kampüslerine taşır. Pozitif Teknoloji Genel Müdürü Gazanfer Başel, iTEAM programının gençlerle uzun vadeli bir bağ kurmak adına önemli olduğunu belirterek şöyle dedi: “iTEAM’i yalnızca bir marka elçiliği programı olarak değil; gençlerin teknoloji ve iş dünyası ile erkenden temas kurabilecekleri bir gelişim platformu olarak görüyoruz. Üniversite öğrencilerinin değer üretebilen ve büyüyen yapılar inşa etmesini önemsiyoruz. Bu programın, Pozitif Teknoloji’nin gelecekteki pazarlama ve iş geliştirme stratejilerinde önemli bir görev üstleneceğine inanıyoruz.” iTEAM – Üniversite Marka Elçiliği Programı’na katılımlar 31 Aralık'a kadar devam etmekte. Detaylı bilgi ve başvuru koşulları için iteam.pt.com.tr adresine göz atabilirsiniz.

TİREBOLU İLETİŞİM FAKÜLTESİNE ALTIN PUSULA ÖDÜLÜ Haber

TİREBOLU İLETİŞİM FAKÜLTESİNE ALTIN PUSULA ÖDÜLÜ

TİREBOLU İLETİŞİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİ ALTIN PUSULA ÖDÜLÜ İLE TAÇLANDI Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) tarafından düzenlenen 23. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler ödüllerinde, Giresun Üniversitesi Tirebolu İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri “PR Akademi” adlı projeleriyle dikkat çekerek “Genç İletişimciler” kategorisinde ödül aldı. 2001 yılından bu yana gerçekleştirilen ve iletişim sektöründeki yenilikçi projeleri destekleyerek bu alandaki gelişime katkıda bulunmayı amaçlayan, Türkiye’nin ilk halkla ilişkiler ödülleri olan Altın Pusula Ödülleri, 1 Aralık 2025 Pazartesi akşamı Zorlu PSM’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri Buse Okçu, Lale Kurnaz, Busegül Mürteza, Yasemin Usta ve Gizem Yavçın, 20 ana ve 21 alt kategoride toplam 40 kategoride yarışmaya katılan 300'den fazla proje arasından seçilerek ödüllendirildi. Törenin açılış konuşmasını yapan TÜHİD Yönetim Kurulu Başkanı İpek Özgüden Özen, “Mesleğimiz zamanla değişiyor ve yeniden biçimleniyor. Altın Pusula ödülleri bu dönüşümün öncüsü olarak sektöre yön veriyor. Günümüzde veri önemli bir role sahip ve yaratıcılık yeni boyutlar kazanıyor. Teknolojinin geniş imkanları ile dolu bir çağdayız, bu süreçte yol gösterici olan iletişimdir. Bu geminin kaptanları ise biz iletişimcileriz” ifadelerini kullandı. Projenin danışmanlığını yapan Dr. Öğr. Üyesi Elif Çanğa Bayer ve Dr. Öğr. Üyesi Anıl Uğur Oğuzcan, hazırlık sürecinde öğrencilere rehberlik ederek ödüle ulaşmalarında önemli bir rol oynadı. Genç iletişimciler kazandıkları bu ödülle, fakültelerini başarıyla temsil etmenin ve projelerinin ulusal düzeyde tanınmasının gururunu yaşadı.

Sanal Kumar Gençliği Tehdit Ediyor! Haber

Sanal Kumar Gençliği Tehdit Ediyor!

Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, gençler arasında giderek popülerleşen ve masum görünen mobil oyunların, sanal kumar bağımlılığı riskini nasıl arttırdığını belirtti: "Bu oyunlar, beyinde dopamin salgısının artmasına yol açarak 'haz' arayışını tetikliyor. Bu haz, sadece oyunda uzun süre kalmakla sınırlı kalmıyor; birçok kişi oyuna daha fazla para yatırarak bu süreci pekiştiriyor." dedi. Ailelerin gözlemlerine gereken kritik belirtileri vurgulayan Sedef Koç Bal, “Oyuna yatırılan parasal bahisler nedeniyle kontrolsüz para harcamaları ve sıkça gereksiz para talepleri ilk dikkat çeken işaretlerdendir. Ayrıca bireyin aile içinde az zaman geçirmesi, evdeyken bile aklının sürekli oyunda olması ve engellendiği hissine kapıldığında öfke ve sabırsızlık göstermesi bir sorunun varlığına işaret eder.” şeklinde konuştu. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, gençlerde artan sanal kumar bağımlılığına dair değerlendirme yaptı. Renkli oyunlar sanal kumar tuzağı haline geliyor Dijitalleşmeyle gelen kolay erişim ve arkadaş çevresinde popüler olmak, sanal kumara düşüşü artırıyor. Sedef Koç Bal, gençler arasında yaygınlaşan, renkli ve çekici arayüzlere sahip bazı mobil uygulamaların, aslında bahis sistemi üzerine kurulu gizli kumar mekanizmaları sunduğunu ifade etti. Sedef Koç Bal, bu tarz uygulamaların başlangıçta eğlenceli gibi görünse de kısa sürede kontrol kaybına dönüştüğünü belirtti: “Renkli şeker eşleştirme veya farklı kombinasyonlarla oynanan, bahis içerikli oyunlar, bir şans oyunu gibi algılansa da yarattığı finansal kayıplar nedeniyle sanal kumar bağımlılığına neden oluyor. Bu oyunlar, beyinde dopamin salgısını artırarak ‘haz’ duygusunu tetiklemekte. Bu haz arayışı yalnızca oyunda uzun süre harcanan zamanla sınırlı kalmayıp, pek çok kişi yatırımlarını daha da artırıyor.” diye açıkladı. Kayıp telafi hırsı ve akran baskısı Sanal kumarın gençleri çeken en önemli faktörlerden birinin kazanma-kaybetme arasındaki döngü olduğunu belirten Sedef Koç Bal, kayıpların kişiyi "Kaybettiklerimi geri kazanmalıyım" hedefiyle harekete geçirdiğini ve bağımlılığı derinleştirdiğini söyledi: "Kazanç ve kayıpların hızlı değişimi heyecan verici olsa da yaşanan kayıplar, 'Kaybettiklerimi telafi etmeliyim' hissi doğurur. Akranlar arasında popülerlik ise gençlerin bu oyunlara yönelimini devam ettiriyor. Sosyal çevre, gençlerin benzer deneyimlere katılım sağlamaya itiyor." dedi. Ailelerin, çocuklarının dijital ortamlarda geçirdiği süreyi değil, bu davranışların yarattığı sorunları takip etmesi gerektiğini vurgulayan Sedef Koç Bal, “Sanal kumar bağımlılığı geliştiğinde, bireyin akademik, sosyal ve ailevi işlevselliği ciddi şekilde bozuluyor.” ifadesinde bulundu. Aileler için göz ardı edilmemesi gereken işaretler Sedef Koç Bal, ailelerin dikkatle izlemesi gereken işaretleri şöyle sıraladı: “Oyuna yatırılan bahisler nedeniyle oluşan kontrolsüz para harcamaları ve sık sık ihtiyaç dışı para talepleri, göz ardı edilmemesi gereken ilk işaretlerdir. Teknoloji kullanım süresinin yaşa uygun sınırların üzerine çıkması, akademik başarının düşmesi, okul devamsızlığının artışı ve kişinin sevdiği faaliyetlerden uzaklaşması gibi değişiklikler, sağlıklı bir aile iletişimiyle fark edilebilir. Ayrıca bireyin aile ortamında daha az vakit geçirmesi, evde bile zihninin oyunda olması, engellendiğinde öfke ve sabırsızlık göstermesi de problem sinyalleri arasındadır.” Bağımlılık ortaya çıkınca yalanlar ve gizleme başlıyor Kumar bağımlılığı yerleşince, bireylerin utanma ve suçluluk duyguları yanı sıra, oyunlara devam edebilmek amacıyla yalan söyleme ve gerçekleri gizleme davranışları geliştirdiğini söyleyen Sedef Koç Bal, bu aşamada profesyonel yardım almanın şart olduğunu ifade etti. Sedef Koç Bal, sağlıklı sınırların ve tedavi sürecinin önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Çocuğun gelişim düzeyine uygun şekilde, açık bir iletişim sağlanması önemlidir. Dijital dünyanın risklerini anlatırken, çocuğun duygu ve düşüncelerinin yanı sıra bireysel ihtiyaçları da göz önünde bulundurulmalıdır. Tedavi sürecinin hedefi yalnızca oyuna erişimi kısıtlamak değil; davranışın arkasındaki nedenleri değerlendirmek, gerektiğinde ilaç desteği sağlamak, risk ve koruyucu önlemleri belirlemek, etkili baş etme yolları geliştirmek ve finansal yönetim planı oluşturmak gibi aile desteğiyle birlikte yürüyen kapsamlı bir süreci gerektirir. Aile desteği, sınırsız maddi yardım sağlamaktan ziyade yapıcı sınırlar koymak, doğru iletişim kurmak ve tedavi sürecini desteklemek olmalıdır.”

DİN GÖREVLİLERİ İÇİN "AİLE YILI" TEMALI ETKİNLİK DÜZENLENDİ Haber

DİN GÖREVLİLERİ İÇİN "AİLE YILI" TEMALI ETKİNLİK DÜZENLENDİ

DİN GÖREVLİLERİ İÇİN "AİLE YILI" TEMALI ETKİNLİK DÜZENLENDİ Giresun İl Müftülüğü tarafından düzenlenen panelde, aile yapısını zayıflatan sorunlar, aile içi şiddet, aile bağlarının güçlendirilmesi ve sağlıklı iletişim yöntemleri üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2025'i 'Aile Yılı' ilan etmesinin ardından, Giresun İl Müftülüğü aileyi koruma ve güçlendirme hedefiyle çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor. Bu çerçevede İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu koordinasyonunda, "Ailenin Korunması ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesinde Toplumsal Farkındalığın Arttırılması" başlıklı bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak, Uzman Vaiz Zeynep Özdemir, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Modaoğlu ve Giresun Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi Dr. Rasim Bayraktar katıldı. Çotanak Konferans Salonunda yapılan panelin moderatörlüğünü Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay üstlendi. "Aile gözbebeğimizdir" İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet ve sorumluluk bilincinin aileyi ayakta tutan en önemli değerler olduğuna dikkat çekti. Kılıçbay, her bir aile üyesinin karşılıklı hak ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini ifade ederek şöyle dedi: "Aile, Yüce Rabbimizin bize emanetidir ve bu emanetin temelinde merhamet yatmalıdır. Merhamet, iyiliği esas almak ve her aile ferdine Yüce Allah'ın bir lütfu olarak değer vermek demektir. Bu sebeple ailede bir sorun ya da kriz ortaya çıktığında merhamet, ilişkilerin sağlıklı devam etmesinin ölçütü haline gelir. Aileyi güçlü kılan bir diğer faktör ise infak ve karşılıksız sevgidir. İnfak, yalnızca maddi yardım değil, muhatabına katkı sunmak ve gönül desteği vermektir. Karşılıksız sevgi ile vefa gösterip gerektiğinde teşekkür eden, hata yaptığında özür dilemekten çekinmeyen aileler hem muhabbeti artırır hem de rahmetin yeryüzündeki yansıması olmaya devam eder. Böylelikle aileden başlayarak toplumda huzur ve güven sağlanır. " "Aile sevgi ve merhametle ayakta durur" Ardından söz alan, Uzman Vaiz Zeynep Özdemir, her aile ferdinin sevgi ve merhameti prensip edinerek aile bireylerine değer vermesi gerektiğini dile getirdi. Özdemir, ailenin bir merhamet yuvasına dönüştürülmesinin gerekliliğini şu sözlerle dile getirdi: "Aile içinde yaş ya da cinsiyet farkı gözetmeden tüm bireylerin saygınlık ve dokunulmazlık hakkına sahip olduğu unutulmamalıdır. İnsan onurunu zedeleyen, saygınlığını sarsan hatta cana kasteden şiddetin her biçimi, dinen, hukuken ve ahlaken suçtur, aynı zamanda kul hakkı ihlalidir. Üzerimizde en çok hakkı olan kişiler, bize en fazla emeği geçen, mutluluğumuzda ve kederimizde yanımızda olan aile bireylerimizdir. Ne yazık ki farkında olmadan kırdığımız, üzdüğümüz ve helallik almayı ihmal ettiğimiz kişiler de genellikle onlardır. Unutulmamalıdır ki karşılıklı hak ve sorumluluklar yerine getirdiğinde ailede ve toplumda huzur ve güven ortamı oluşacak, dünya insan onuruna yakışır bir yer haline gelecektir." "Aile odaklı sosyal hizmetler aile yapısına güç kazandırıyor" Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Modaoğlu, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik, ekonomik katkı sağlayan, farkındalık kazandıran ve ailelerin sosyokültürel gelişimine destek veren hizmetlere imza attıklarını belirtti. Modaoğlu, toplumun her bireyine ulaşarak etkili sosyal hizmetler sağladıklarına değinerek şöyle konuştu: "Kadınlarımızın aile içindeki belirleyici etkisini, çocuklarımızın geleceğimiz için taşıdığı umudu, büyüklerimizin kültürel mirasımızdaki yerini ve engelli bireylerimizin değerini esas alarak, herkesin huzur ve güven dolu bir gelecekte yaşayacağı bir yarın için çalışıyoruz. Kadınların, çocukların, engelli bireylerin ve yaşlıların her tür ihmal, şiddet ve ayrımcılıktan uzak, adil ve aktif biçimde toplumsal hayata katılması önceliğimizdir. Ailelerimizin en iyi yaşam koşullarına ulaşmasını temin etmek ise milletimize hizmet etmenin en değerli yoludur. Bu amaç doğrultusunda ailelere, çocuklara, engelli ve yaşlı bireylere, kadınlara, şehit yakınları ile gazilere ve toplumun dezavantajlı tüm kesimlerine yönelik sosyal yardım ve hizmetlerimizi kararlılıkla devam ettiriyoruz." "Miras sorunu, nesiller arasındaki ilişkileri zedeliyor" Giresun Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi Dr. Rasim Bayraktar ise, genelde Doğu Karadeniz, özelde ise Giresun'da nesiller arası akrabalık bağlarının zedelenmesinde en önemli etkenlerden birinin miras meselesi olduğunu ifade etti. Bayraktar, miras konusunun çözümü için başta aile büyükleri olmak üzere kanaat önderleri ve alanda uzman kişilere büyük sorumluluk düştüğünü belirterek şöyle dedi: "Gerek kuşaklar arası dağılımda gerekse cinsiyetçi yaklaşımla yapılan miras paylaşımında, eşitlik hassasiyetinin göz ardı edilmesi haksızlıkları doğurmaktadır. Mevcut iletişimsizlik ve çatışma durumu, bireyleri çeşitli suç türlerine itmektedir. Miras paylaşımı konusunda çözümsüzlüğün bölgede her kuşağa yayıldığı ve giderek karmaşık bir hal aldığı gözlemleniyor. Özetle, miras konusu olan arazi taksimi ve gelirin paylaşımından doğan çekişmeler, cana, mala ve kişilere karşı suçların yanı sıra, mirasta haksızlığa uğradığını düşünen kişilerin hırsızlığa yönelmesi şeklinde kendini gösterebiliyor. Eğer mevcut sorunların çözümü için gerekli adımlar atılmazsa, kuşaklar arasında saygı, itibar ve güven kaybının yanı sıra gelecekte gerilim ve çatışmaların yükselmesi kaçınılmaz görünüyor." Panele İl Müftü Yardımcıları Avni Bolat, Adem Orhan, Sibel Gül Ülker, Müftülük personeli ve din görevlileri katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.