Hava Durumu

#Iklim Değişikliği

giresunsonhaber - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TARSİM'DEN ÜRETİCİYE MÜJDE: 2027'DE DON GÜVENCESİ 25 ÜRÜNE GENİŞLİYOR Haber

TARSİM'DEN ÜRETİCİYE MÜJDE: 2027'DE DON GÜVENCESİ 25 ÜRÜNE GENİŞLİYOR

TARSİM'DEN ÜRETİCİYE MÜJDE: 2027'DE DON GÜVENCESİ 25 ÜRÜNE GENİŞLİYOR Tarım ve Orman Bakanlığı, 2027 yılında devlet destekli tarım sigortalarının kapsamını genişletiyor. Erken dönem kış donuna karşı güvence sağlanan ürün sayısı 9'dan 25'e çıkarılırken, ceviz, kivi, kestane ve badem dahil 16 yeni ürün daha koruma kapsamına alınıyor. Yeni düzenlemelerle tarımsal üretimin doğal afetlere karşı daha güçlü korunması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 12 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 2027 yılından itibaren uygulanması planlanan devlet destekli tarım sigortalarındaki yenilikleri duyurdu. İklim değişikliği, aşırı hava olayları ve doğal afetlerin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini azaltmayı amaçlayan düzenlemeler, üreticilerin karşı karşıya kaldığı risklerin sigorta yoluyla güvence altına alınması bakımından önemli yenilikler içeriyor. ERKEN DON GÜVENCESİNE 16 YENİ ÜRÜN EKLENİYOR Mevcut uygulamada kayısı, elma, armut, ayva, şeftali, nektarin, erik, kiraz ve vişne için sağlanan erken dönem kış donu güvencesi, 2027 yılında 16 yeni ürünü daha kapsayacak şekilde genişletiliyor. Yeni düzenlemeyle ceviz, badem, Trabzon hurması, dut, nar, incir, kivi, hünnap, yenidünya, muşmula, kızılcık, kuşburnu, alıç, keçiboynuzu, muz ve kestane de koruma kapsamına alınıyor. Böylece normal don teminatının başladığı dönemden önce meydana gelen kış donlarına karşı güvence sağlanan ürün sayısı 25'e yükseliyor. Özellikle ilkbahar öncesindeki sıcaklık dalgalanmalarının meyvecilik üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alındığında, yeni düzenleme üreticilerin risk yönetimi açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. GİRESUN'DAKİ ÜRETİCİLERİ DE İLGİLENDİRİYOR Yeni güvence kapsamına alınacak ürünler arasında Giresun'da da yetiştirilen ceviz, kivi ve kestane bulunuyor. Bölgenin iklim koşulları ve meyvecilik faaliyetleri dikkate alındığında, bu ürünlerde erken dönem don risklerine yönelik sigorta güvencesinin genişletilmesi üreticilere yeni bir koruma imkânı sağlayacak. Yeni uygulamanın ayrıntıları, 2027 yılına ilişkin sigorta genel şartları, tarifeler ve poliçe hükümleri doğrultusunda belirlenecek. TEMEL SİGORTA PAKETİ DE GENİŞLETİLİYOR Bakanlığın açıkladığı yenilikler yalnızca don güvencesiyle sınırlı kalmıyor. Temel Sigorta Paketi'ne de 16 yeni ürün eklenerek paket kapsamındaki ürün sayısı 25'e çıkarılıyor. Gelir Koruma Sigortası kapsamında ise buğday, arpa ve çavdarın ardından tritikale de güvenceye alınıyor. Üreticilerden gelen talepler doğrultusunda pelemir ürünü de TARSİM kapsamına dahil ediliyor. Parsel Bazlı Verim Sigortası'nın pilot uygulaması, Tekirdağ'ın ardından Şanlıurfa ve Kayseri'de de başlayacak. HAYVANCILIK, ARICILIK VE SERACILIKTA YENİ DESTEKLER 2027 yılı düzenlemeleri, hayvancılık ve seracılık faaliyetlerinde de üreticilere yeni imkânlar sunuyor. Büyükbaş hayvan sigortalarında belirli teminat koşulları iyileştirilirken, geniş kapsamlı tarifede yetiştiricilere talepleri doğrultusunda buzağılarını ilk günden itibaren sigortalatabilme imkânı getiriliyor. Arıcılık sigortasında kar yağışına bağlı heyelan hasarları güvence kapsamına alınırken, kovan bedeli 5 bin 500 liradan 6 bin 500 liraya yükseltiliyor. Sera sigortalarında ise örtü onarım masrafı 6 bin 500 liradan 8 bin 500 liraya çıkarılıyor. Modernize edilen seralar için yüzde 5 prim indirimi uygulanması öngörülüyor. TARIMSAL ÜRETİMDE DAHA GENİŞ KORUMA DÖNEMİ Tarım ve Orman Bakanlığının 2027 yılı için açıkladığı düzenlemeler, devlet destekli tarım sigortalarının hem ürün hem de risk kapsamının genişletilmesini amaçlıyor. Erken dönem kış donu güvencesinin 25 ürüne ulaştırılması, Temel Sigorta Paketi'nin genişletilmesi ve hayvancılıkla seracılıkta sağlanacak yeni imkânlar, üreticilerin doğal afetler karşısındaki ekonomik dayanıklılığını artırmaya yönelik adımlar olarak değerlendiriliyor. Yeni sigorta döneminde uygulanacak ayrıntılı koşulların açıklanmasıyla birlikte üreticiler, faaliyet alanlarına uygun güncel teminat ve desteklerden yararlanma imkânlarını değerlendirebilecek. Resmî kaynak: Tarım ve Orman Bakanlığı – 12 Ekim 2026 duyurusu.

FINDIKTA YENİ HAMLE: Haber

FINDIKTA YENİ HAMLE:

KURAKLIĞA KARŞI FINDIKTA YENİ HAMLE: GİRESUN’UN FINDIĞI, KÖYLÜSÜ VE EKONOMİSİ İÇİN NE DEĞİŞECEK? Orman Genel Müdürlüğü, Bolu Fidanlığında kuraklığa dayanıklılığıyla öne çıkan Türk fındığının üretimini yaygınlaştırmak ve kültür fındığı yetiştiriciliğinde alternatif anaç olarak kullanmak için çalışmalarını genişletiyor. Çakıldak çeşidinde başarılı aşı sonuçları elde edilirken Giresun Yağlısı da çalışmaların hedefleri arasında bulunuyor. Gelişme, Giresun'un geleceği açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Güçlü köklere sahip yeni yetiştiricilik modeli, yalnızca fındık üretimini mi değiştirecek, yoksa üreticinin kazancını, köylerin ekonomik geleceğini ve Giresun'un sosyal yaşamını da etkileyebilecek mi? Türkiye'nin en değerli tarımsal ürünlerinden fındık, Giresun için yalnızca ihraç edilen bir ürün değil; köylerin varlığını, ailelerin gelirini, işçilerin geçimini, ticaretin hareketliliğini ve kuşaklar boyunca devam eden bir yaşam biçimini temsil ediyor. Bu nedenle Türk fındığı üzerine yürütülen aşı çalışmalarının olası sonuçları, yalnızca tarımsal verimlilik açısından değil, Giresun'un ekonomik ve sosyokültürel geleceği bakımından da önem taşıyor. BOLU'DA BAŞLAYAN ÇALIŞMA GİRESUN FINDIĞININ GELECEĞİNE IŞIK TUTUYOR İklim değişikliği, düzensiz yağışlar ve kuraklık tehdidi, tarımsal üretimde daha dayanıklı bitki türlerinin geliştirilmesini ve mevcut doğal kaynakların değerlendirilmesini giderek önemli hâle getiriyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM), bu kapsamda Türkiye'nin doğal orman ağacı türlerinden Türk fındığının üretimini artırmak ve farklı kullanım alanlarını geliştirmek amacıyla Bolu Fidanlığında çalışmalar yürütüyor. OGM'nin 5 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı açıklamaya göre, Bolu Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde yetiştirilen Türk fındığı fidanlarının hem ormancılık faaliyetlerinde hem de kültür fındığı üretiminde değerlendirilmesi hedefleniyor. Bilimsel adı Corylus colurna L. olan Türk fındığı, yetiştiği bölgelere göre Bolu fındığı ve Seben fındığı olarak da biliniyor. Türün en önemli özellikleri arasında derinlere ulaşabilen kazık kök sistemi, tek gövdeli gelişme yapısı, zorlu yetişme koşullarına uyum kabiliyeti ve dip sürgünü oluşturmaması bulunuyor. Bu özelliklerin, özellikle iklim değişikliği karşısında fındık üretiminin sürdürülebilirliğine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Çalışmaların Giresun açısından dikkat çekici bölümünü ise Çakıldak ve Giresun Yağlısı gibi kültür fındığı çeşitlerinin Türk fındığı üzerine aşılanması oluşturuyor. ÇAKILDAKTA AŞI BAŞARISI SAĞLANDI, GİRESUN YAĞLISI DA HEDEFLER ARASINDA Orman Genel Müdürlüğünün yeni açıklamasından önce Bolu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 20 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan bilgiler, çalışmaların belirli bir aşamaya ulaştığını ortaya koymuştu. Bolu Fidanlık Şefliğinde 2026 yılı üretim sezonunda Türk fındığı anaçları üzerine Çakıldak çeşidi aşılandı ve yüksek aşı tutma başarısı elde edildi. Kurum, üretilen aşılı fidanların ilerleyen yıllarda başta Karadeniz ve Marmara olmak üzere uygun yetişme koşullarına sahip bölgelerde üreticilerin kullanımına sunulmasını hedeflediğini açıkladı. Bununla birlikte 2026 yılındaki uygulamaların kesin aşı tutma oranı, toplam fidan sayısı ve ticari üretim takvimi hakkında sayısal bilgi paylaşılmadı. OGM'nin 5 Ekim tarihli açıklamasında ise Çakıldak ile birlikte Giresun Yağlısının da Türk fındığı üzerine aşılanmasına yönelik çalışmalara yer verildi. Hedef, Türk fındığının güçlü kök yapısıyla kültür fındığı çeşitlerinin ürün özelliklerini aynı bitkide bir araya getirmek. Ancak Giresun Yağlısının bu anaç üzerine aşılanması ilk kez gündeme gelmiyor. Türkiye'de daha önce de Tombul fındığın Türk fındığı anacı üzerindeki gelişimini ve verimini inceleyen bilimsel araştırmalar gerçekleştirildi. Yeni gelişme, mevcut bilimsel birikimin Bolu'daki fidanlık çalışmalarıyla genişletilmesi bakımından önem taşıyor. GÜÇLÜ KÖK SİSTEMİ KURAKLIĞA KARŞI NASIL AVANTAJ SAĞLAYABİLİR? Türk fındığını kültür fındığı yetiştiriciliği bakımından önemli kılan temel özellik, derinlere ulaşabilen kök sistemi. Güçlü kazık kök yapısı, bitkinin uygun toprak koşullarında daha derindeki nem kaynaklarından yararlanmasına katkı sağlayabiliyor. Türk fındığının kültür fındığı çeşitlerine anaç olarak kullanılmasıyla, bu özelliğin aşılı bitkilerin kurak dönemlere uyumuna katkıda bulunması amaçlanıyor. Fakat burada önemli bir bilimsel sınır bulunuyor. Türk fındığının kuraklığa dayanıklı olması, üzerine aşılanan Giresun Yağlısının her koşulda susuzluğa dayanacağı veya verim kaybı yaşamayacağı anlamına gelmiyor. Köklerin gelişimini toprak derinliği, taşlılık, geçirgenlik, su kapasitesi ve diğer çevresel koşullar doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla bu yöntemin gerçek başarısı, farklı iklim ve arazi koşullarında kurulacak bahçelerin uzun süre takip edilmesiyle anlaşılabilecek. GİRESUN'DA YAKLAŞIK 80 BİN ÜRETİCİYİ İLGİLENDİREN BİR GELECEK MESELESİ Giresun için fındığın ekonomik büyüklüğü, yeni yetiştiricilik modellerinin neden dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet raporuna göre il genelinde 1 milyon 177 bin 290 dekar alanda fındık yetiştiriliyor. Aynı resmî raporda Giresun'un 2024 yılı fındık üretimi 94 bin 18 ton, 2025 yılı üretimi ise 65 bin 735 ton olarak yer alıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Temmuz 2026 açıklamasında ise 13 ilçede yaklaşık 80 bin üreticinin fındık tarımı yaptığı belirtiliyor. Yıllara göre değişen üretim miktarları, ilin fındık ekonomisinin rekolte dalgalanmalarına ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte üretimdeki yıllık değişimin yalnızca kuraklıktan kaynaklandığı söylenemez. Don, hastalıklar, zararlılar, bakım koşulları ve diğer etkenler de rekolte üzerinde belirleyici olabiliyor. Giresun'da fındık, üretici ailelerin yanında ürün alım satımı yapan tüccarları, fındık kırma ve işleme tesislerini, taşımacılık işletmelerini, depoları, ihracatçıları ve yerel esnafı da yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle fındık üretiminde sağlanabilecek kalıcı bir iyileşme, yalnızca tarımsal verimlilik değil, ilin genel ekonomik istikrarı açısından da önem taşıyor. GİRESUNLU KÖYLÜNÜN ASIL SORUSU: DAHA AZ MASRAFLA DAHA FAZLA KAZANABİLECEK Mİ? Yeni üretim modelinin Giresunlu fındık üreticisi bakımından en önemli yönü, işletme maliyetleri ve elde edilebilecek net gelir olacak. Geleneksel ocak sisteminde yetiştirilen fındığın yıllık bakım işlemleri arasında dip sürgünü temizliği, budama, gübreleme ve hastalıklarla mücadele yer alıyor. Türk fındığının dip sürgünü oluşturmaması, aşılı yetiştiricilikte bu bakım işlemlerinden birinin azaltılmasına imkân sağlayabilir. Bu özellik özellikle aile emeğiyle çalışan veya bakım işlerini ücretli işçilere yaptıran küçük üreticiler için ekonomik avantaj oluşturabilir. Ancak yeni modelin gerçekten daha düşük maliyet sağlayıp sağlamayacağını belirlemek için yalnızca dip sürgünü temizliği giderine bakılması yeterli değil. Aşılı fidanın satın alınması, bahçenin yeniden kurulması, toprağın hazırlanması, fidanların büyütülmesi, verime yatma süresi ve yeni yetiştiricilik sisteminin diğer giderleri de hesaplanmalı. Özellikle geçimini sınırlı miktardaki fındık gelirinden sağlayan aileler için başlangıç yatırımı önemli bir yük oluşturabilir. Üretici açısından başarı ölçüsü yalnızca dekardan alınan ürün değil; yıl sonunda bütün giderler çıkarıldığında elinde kalan gerçek kazanç olacak. GİRESUN'UN KÜÇÜK VE PARÇALI BAHÇELERİNDE YENİ SİSTEMİN MALİYETİ NE OLACAK? Giresun fındık tarımının yapısal sorunlarını ortaya koyan bilimsel araştırmalar, yeni yetiştiricilik modellerinin bölgeye özgü koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi'nde 2025 yılında yayımlanan, Giresun'un Piraziz ilçesindeki 200 üreticiyle gerçekleştirilen araştırmada; yüksek üretim maliyetleri, düşük taban fiyatları, yetersiz destekler, zayıf tarımsal örgütlenme, miras yoluyla bölünen bahçeler ve yaşlanan fındık ocakları başlıca sorunlar arasında gösterildi. Bu bulgular, Giresun'daki fındık üretiminin sorunlarının yalnızca bitkinin dayanıklılığıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Küçük ve parçalı arazilerde yeni bahçe kurulumu, büyük işletmelere göre farklı ekonomik güçlükler doğurabiliyor. Mevcut bahçenin sökülmesi durumunda, yeni fidanların yeterli ürün vermesine kadar geçen sürede gelir kaybı yaşanması da söz konusu. Bunun için geleneksel bahçelerin topluca değiştirilmesi yerine, ekonomik sonuçları doğrulanmış ve bölgenin arazi koşullarına uygun modellerin geliştirilmesi önem taşıyor. Yeni bir teknik, küçük üreticinin mali gücünü aşan yatırım gerektiriyorsa bilimsel başarısına rağmen yaygınlaşması zorlaşabilir. GİRESUN YAĞLISININ KALİTESİ VE DÜNYADAKİ DEĞERİ KORUNABİLECEK Mİ? Türk fındığı üzerine aşı çalışmalarının Giresun açısından en hassas noktalarından biri, Giresun Yağlısının mevcut ürün özelliklerinin korunması. Tombul adıyla da bilinen Giresun Yağlısı, kendine özgü lezzeti, aroması ve kalite özellikleri nedeniyle bölgeyle özdeşleşmiş durumda. Giresun Tombul Fındığı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 2001 yılında menşe adı olarak tescil edildi. Ürün, 2022 yılında Avrupa Birliği'nde de coğrafi işaret koruması kazandı. Bu nedenle gelecekte alternatif anaç kullanımının değerlendirilmesinde yalnızca ağacın gelişmesi ve ürün miktarı değil, fındığın ticari değerini belirleyen özellikler de önem taşıyor. Randıman, meyve iriliği, yağ oranı, aroma, depolama özellikleri ve kalite istikrarı bilimsel olarak incelenmeli. Ayrıca coğrafi işaret kapsamında üretim yapılabilmesi için tescilde belirtilen coğrafi sınırların ve ürün şartnamesinin gereklerinin karşılanması gerekiyor. Türk fındığı anacının kullanılması, Giresun Tombul Fındığı menşe adının kullanım koşullarını kendiliğinden değiştirmiyor. Giresun'un asıl kazanımı, yalnızca daha dayanıklı bir fındık bitkisi yetiştirmek değil; dünyada tanınan Giresun Yağlısının özelliklerini koruyarak ekonomik değerini sürdürebilmek olacak. BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NE SÖYLÜYOR? AŞI TUTMASI VERİM ARTIŞI ANLAMINA GELMİYOR Türk fındığının kültür fındığı çeşitlerine anaç olarak kullanılması konusunda önceki yıllarda önemli araştırmalar yapıldı. Ordu'nun Ünye ilçesinde 2020-2022 yıllarında yürütülen ve 2023 yılında yayımlanan araştırmada, Çakıldak çeşidinin Türk fındığı anacı üzerine farklı dönemlerde aşılanması incelendi. Araştırmada belirli uygulama koşullarında yüzde 93,3 ve yüzde 93,6 düzeylerine ulaşan aşı başarıları elde edildi. Bu sonuçlar Çakıldak çeşidinin başarılı biçimde aşılanabildiğini gösterirken, söz konusu oranlar Bolu Fidanlığının 2026 yılı uygulamalarına ait değil. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde kurulan başka bir araştırma bahçesinde ise Tombul, Palaz, Çakıldak ve Okay 28 çeşitleri 2020-2022 yılları arasında takip edildi. 2023 yılında yayımlanan araştırmada dört çeşidin de Türk fındığı anacı üzerinde dip sürgünü oluşturmadığı ve aşılı bitkilerin üç yaşındayken meyve vermeye başladığı belirlendi. Bununla birlikte 2024 yılında Bahçe dergisinde yayımlanan ve 2015-2019 dönemini kapsayan Tombul-Palaz araştırması, verim konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini ortaya koydu. Araştırmanın ilk dönem sonuçlarında aşılı Tombul bitkilerinin kümülatif verimi, aşısız Tombul bitkilerinden sayısal olarak düşük bulundu. Palaz çeşidinde ise farklı bir sonuç gözlendi. Çalışmada ayrıca aşılı bitkilerin gelişiminin ve uzun dönemli aşı uyuşmasının izlenmesi gerektiği belirtildi. Bu farklılıklar, yeni anacın her fındık çeşidinde otomatik olarak daha yüksek verim sağlayacağını söylemek için henüz yeterli kanıt bulunmadığını gösteriyor. Bilimsel verilerin ortaya koyduğu temel sonuç şu: Türk fındığı aşılı yetiştiricilik için önemli bir alternatif oluşturuyor; ancak Giresunlu üreticinin ne kadar kazanacağını belirleyecek olan uzun dönemli bahçe ve ekonomik performans sonuçları henüz kesinleşmiş değil. FINDIK TÜCCARI, SANAYİCİ VE YEREL ESNAF İÇİN NE DEĞİŞEBİLİR? Fındıkta yaşanan üretim dalgalanmaları Giresun'un ekonomik yaşamında yalnızca bahçe sahiplerini etkilemiyor. Fındık alım satımı yapan tüccarlar, kırma ve işleme tesisleri, depolama işletmeleri, nakliyeciler ve ihracatçılar da ürün miktarı ve kalitesinden doğrudan etkileniyor. Ayrıca fındık hasadı ve satış döneminde üretici ailelerin eline geçen gelir, yerel perakende ve hizmet sektörlerine de yansıyor. Fındık gelirinin kullanılması; gıda ve diğer temel ihtiyaç alışverişlerinden tarımsal girdilere, ulaşım ve ev bakımından çeşitli aile harcamalarına kadar geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor. Türk fındığı anacının ilerleyen yıllarda daha istikrarlı üretime katkı sağladığının kanıtlanması durumunda, bu durum yerel ticaretin ve fındık işleyen işletmelerin üretim planlamasını olumlu etkileyebilir. Ancak üretim miktarının daha istikrarlı hâle gelmesi, üretici gelirinin veya fındık fiyatının mutlaka yükseleceği anlamına gelmiyor. Fındık fiyatları iç ve dış piyasa koşullarına, arz ve talebe, kaliteye, alım politikalarına ve uluslararası rekabete bağlı olarak değişiyor. Dolayısıyla Giresun ekonomisi açısından tarımsal üretim teknolojisindeki gelişmelerin yanında, üreticinin pazarlık gücü, ürünün işlenerek değer kazanması ve pazarlama kanallarının geliştirilmesi de önem taşıyor. FINDIK YALNIZCA BİR ÜRÜN DEĞİL, GİRESUN'UN KÖYLE KURDUĞU BAĞ Giresun'da fındığın ekonomik öneminin yanında güçlü bir toplumsal ve kültürel karşılığı bulunuyor. Fındık bahçeleri, birçok aile için kuşaklar boyunca korunan mülkiyetin, aile emeğinin ve köyle sürdürülen ilişkinin bir parçası. Hasat dönemi ise yalnızca ürün toplama zamanı değil; farklı şehirlerde yaşayan aile üyelerinin köylerine döndüğü, akrabaların bir araya geldiği ve komşuluk ilişkilerinin canlandığı bir dönem olabiliyor. Fındık toplama, harman hazırlığı, kurutma ve ürünün pazara ulaştırılması gibi işler, kırsal yaşamın mevsimlik iş düzenini şekillendiriyor. Yöredeki imece geleneği ve komşular arasında sürdürülen dayanışma da fındık tarımının sosyal boyutunu oluşturuyor. Bu nedenle fındık bahçelerinin ekonomik değerini kaybetmesi, yalnızca tarımsal üretimin azalması anlamına gelmeyebilir. Aynı zamanda ailelerin köylerine yönelik ekonomik ilgisinin azalmasına ve bazı bahçelerin bakımsız kalmasına yol açabilir. Giresun'da fındık bahçesinin korunması, birçok aile açısından toprakla birlikte aile geçmişiyle ve köy kültürüyle sürdürülen bağın korunması anlamını da taşıyor. FINDIKTAN GEÇİNEMEYEN KÖYLÜNÜN GELECEĞİ DEĞİŞEBİLİR Mİ? Giresun'da küçük ölçekli üreticiliğin ekonomik sürdürülebilirliği, kırsal yaşamın geleceği açısından önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Piraziz'de 200 üreticiyle yapılan 2025 tarihli bilimsel araştırma, küçük üreticiler için fındık tarımının artık çoğu zaman temel istihdam alanı olmaktan çıkarak ikincil gelir kaynağı hâline geldiğini ortaya koydu. Araştırma, tarımsal sorunların giderilmesi ve yeni istihdam olanaklarının geliştirilmesinin genç nüfusun kırsala yönelmesi açısından önem taşıdığına dikkat çekti. Bu bağlamda Türk fındığı üzerine aşılı üretim modelinin bakım maliyetlerini azaltması ve üreticiye yeterli gelir sağlaması durumunda, bazı ailelerin bahçelerini işletmeye devam etmesi ekonomik açıdan kolaylaşabilir. Özellikle yaşlanan fındık bahçelerinin yenilenmesinde ekonomik bakımdan uygun modeller geliştirilmesi, üretimin devamlılığına katkı sunabilir. Bununla birlikte kırsal göçün tek nedeni fındık geliri değil. Eğitim, sağlık, ulaşım, istihdam çeşitliliği, sosyal yaşam olanakları ve gençlerin gelecek beklentileri de köylerde yaşama kararlarını etkiliyor. Bu nedenle alternatif anaç kullanımının tek başına Giresun'dan göçü durduracağı veya köylere geri dönüş sağlayacağı söylenemez. Yeni yetiştiricilik modelinin kırsal yaşam açısından gerçek değer kazanması, ekonomik avantajlarının daha geniş bir kırsal kalkınma politikasıyla desteklenmesine bağlı olacak. TARIMSAL İŞÇİLİK VE KÖYDEKİ EMEK DÜZENİ NASIL ETKİLENEBİLİR? Geleneksel fındık yetiştiriciliğinde bahçe bakımı ve hasat, önemli ölçüde insan emeğine dayanıyor. Türk fındığının dip sürgünü oluşturmaması, bu işleme ayrılan iş gücünün azaltılmasına katkı sağlayabilir. Ancak bu durum fındık toplama, harman, kurutma ve taşıma gibi hasat işlemlerinin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Yeni yetiştiricilik biçimi bazı bakım işlerini azaltırken aşılama, fidan üretimi, teknik budama ve bahçe yönetimi gibi alanlarda farklı uzmanlık ihtiyaçları doğurabilir. Dolayısıyla yeni modelin yaygınlaşması yalnızca işçilik giderlerinin azalması açısından değil, kırsaldaki iş gücü yapısının değişmesi açısından da değerlendirilmeli. Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi'nde Haziran 2026'da yayımlanan, Ordu ve Giresun'da çalışan 30 mevsimlik tarım işçisini kapsayan araştırma, katılımcıların düşük gelir, barınma, temiz su ve çalışma koşulları bakımından önemli güçlükler yaşadığını ortaya koydu. Sınırlı bir örnekleme dayanan bu araştırmanın sonuçları bütün işçilere genellenemese de fındık ekonomisinin sosyal boyutunun yalnızca bahçe sahipleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Teknolojik ve tarımsal yenilikler değerlendirilirken ücretli tarım işçilerinin gelirleri, çalışma koşulları ve yeni beceriler edinme olanakları da dikkate alınmalı. GURBETTE YAŞAYAN GİRESUNLULARIN KÖYLERLE BAĞI İÇİN NE ANLAMA GELEBİLİR? Giresun'un sosyokültürel yapısında, il dışında yaşamasına rağmen köyündeki fındık bahçesini koruyan ailelerin de önemli bir yeri bulunuyor. Bazı aileler için fındık üretimi temel geçim kaynağı olmaktan çok, aile mirasının devam ettirilmesi ve köyle ilişkinin korunması anlamına geliyor. Bu ailelerin bir bölümü hasat döneminde köylerine dönerek üretim faaliyetlerine katılıyor veya bahçe bakımını ücretli iş gücüyle sürdürüyor. Bahçe bakım giderlerinin yüksek olması ve üretimden sağlanan gelirin sınırlı kalması ise uzaktan sürdürülen tarımsal faaliyetleri ekonomik açıdan zorlaştırabiliyor. Aşılı yetiştiricilik modelinin bakım yükünü ve yıllık işletme maliyetlerini gerçekten azaltabildiğinin ortaya konulması, bu tür aile işletmeleri için alternatif oluşturabilir. Bununla birlikte bahçelerin daha az bakıma ihtiyaç duyması, ailelerin köylerine daha sık döneceği anlamına da gelmiyor. Önemli olan, ekonomik koşulların ailelerin bahçelerini koruyabilmesine ve isterlerse tarımsal üretimi sürdürebilmesine imkân tanıması. YENİ FINDIK BAHÇELERİ GİRESUN'UN EĞİMLİ ARAZİLERİNE UYGUN MU? Giresun'da fındık yetiştiriciliğinin önemli özelliklerinden biri, farklı yükseltilerde ve eğimli arazilerde gerçekleştirilmesi. Bu nedenle başka bölgelerde olumlu sonuç alınan bir yetiştiricilik modelinin Giresun'un bütün köylerinde aynı başarıyı sağlayacağı varsayılamaz. Türk fındığı üzerine aşılı fidanların sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Geleneksel ocak sistemiyle yetiştirilen fındık bahçeleri ile tek gövdeli aşılı yetiştiricilik modelleri arasında dikim düzeni, bitki gelişimi, budama, hasat ve işletme maliyetleri açısından farklılıklar bulunabilir. Özellikle dik yamaçlarda uygulanabilecek yetiştiricilik ve hasat yöntemlerinin ayrıca araştırılması önem taşıyor. Yeni anaç sisteminin Giresun'a uygun olup olmadığını belirlemek için yalnızca fidanların tutmasına değil, farklı arazi koşullarındaki uzun dönemli performansına bakılması gerekiyor. GİRESUN'DA PİLOT BAHÇELER KURULMASI NEDEN ÖNEMLİ? Türk fındığı anacının Giresun üreticisine sağlayabileceği ekonomik faydanın ortaya konulabilmesi için farklı koşullarda karşılaştırmalı denemeler yapılması önem taşıyor. Sahil, orta ve yüksek kesimlerde seçilecek uygun araştırma alanlarında geleneksel yetiştiricilik ile aşılı fidan sistemi birlikte izlenebilir. Bu denemelerde fidanların tutma oranı, uzun dönemli bitki gelişimi, kuraklık karşısındaki performansı, verim, randıman, meyve kalitesi ve hastalıklara karşı durumu karşılaştırılmalı. Ayrıca ilk yatırım maliyeti, yıllık bakım giderleri, işçilik ihtiyacı, hasat masrafları ve elde edilen net gelir hesaplanmalı. Elde edilecek sonuçların küçük aile işletmeleriyle daha büyük işletmeler açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi de önem taşıyor. Bu süreçte Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü, Giresun Üniversitesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilgili üretici örgütleri ve sektör kuruluşlarının ortak araştırmalar yürütmesi, bölgeye uygun sonuçların geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak Bolu'daki çalışmalar kapsamında Giresun'da yeni pilot bahçeler kurulacağına ilişkin doğrulanmış bir uygulama takvimi henüz açıklanmış değil. TÜRK FINDIĞI ORMANLARIN KORUNMASINDA VE PEYZAJDA DA DEĞERLENDİRİLECEK Orman Genel Müdürlüğünün çalışmaları yalnızca kültür fındığına alternatif anaç geliştirilmesiyle sınırlı değil. OGM, Bolu Fidanlığında üretilen Türk fındığı fidanlarının bozuk orman alanlarının iyileştirilmesinde, ağaçlandırma projelerinde, ekolojik restorasyon uygulamalarında ve doğal türlerin korunmasına yönelik çalışmalarda kullanılmasını planlıyor. Türün tek gövdeli ve boylu gelişme özellikleri, peyzaj uygulamalarında değerlendirilmesi açısından da önem taşıyor. Bu kapsamda park ve benzeri yeşil alanlarda kullanılabilecek nitelikte fidan üretiminin geliştirilmesi hedefleniyor. Türk fındığının doğal popülasyonlarının korunması, ülkenin biyolojik çeşitliliğinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Ayrıca Türk fındığının meyveleri, yaban hayatı için besin kaynağı oluşturuyor. Bolu Orman Bölge Müdürlüğünün Temmuz 2026 açıklamasında, Bölge Müdürü Celal Kanbur'a aşılı Türk fındığı fidanı takdim edildiği ve ardından kurum yerleşkesinde sembolik dikim gerçekleştirildiği de bildirildi. Böylece çalışmalar, fındık üreticilerine yönelik alternatif anaç geliştirilmesinin yanında ormancılık, doğal gen kaynaklarının korunması ve peyzaj gibi farklı alanları da kapsıyor. ÜRETİCİNİN ÖNÜNDEKİ SORULAR HENÜZ TAM OLARAK YANITLANMADI Bolu Fidanlığındaki aşı başarısı ve önceki yıllarda gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, Türk fındığının alternatif anaç olarak kullanılmasına ilişkin araştırmaların ilerlediğini gösteriyor. Ancak Giresunlu üreticinin uygulamaya geçmeden önce yanıtını bilmesi gereken önemli konular bulunuyor. Aşılı fidanların ticari üretime ne zaman ve hangi maliyetle sunulacağı, farklı yükseltilerde nasıl performans göstereceği, Giresun Yağlısının kalite özelliklerini nasıl etkileyeceği, bakım giderlerinde ne kadar tasarruf sağlayacağı ve uzun dönemli veriminin geleneksel sistemle nasıl karşılaştırılacağı henüz bütün yönleriyle ortaya konulmuş değil. Bunların yanında aşı uyuşmazlığı, fidan ömrü, hastalıklara duyarlılık ve kuraklık koşullarındaki gerçek performans gibi teknik konuların da uzun dönemli araştırmalarla değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle mevcut sonuçların, üreticilerin geleneksel bahçelerini hemen sökerek yeni sisteme geçmesi gerektiği şeklinde yorumlanması doğru olmayacak. Bilimsel araştırmaların olumlu sonuçları umut verici olsa da ekonomik yatırım kararlarının sahada doğrulanmış verilerle alınması gerekiyor. GİRESUN İÇİN ASIL MESELE: DAHA FAZLA FINDIK MI, DAHA GÜÇLÜ BİR KIRSAL EKONOMİ Mİ? Türk fındığı üzerine aşılama çalışmalarının Giresun açısından oluşturduğu potansiyel, yalnızca üretim miktarını artırma ihtimaliyle sınırlı değil. Bu gelişme, bölgenin gelecekte nasıl bir fındık üretim modeline ihtiyaç duyduğu sorusunu da gündeme taşıyor. Giresun'un önünde yalnızca daha fazla fındık yetiştirme hedefi bulunmuyor. Aynı zamanda küçük aile işletmelerinin korunması, fındığın kalite değerinin sürdürülmesi, üreticinin net gelirinin artırılması, gençlerin tarımla ekonomik bağ kurabilmesi, kırsal istihdamın geliştirilmesi ve köylerin yaşanabilirliğinin güçlendirilmesi gibi daha geniş sorunlar bulunuyor. Türk fındığının alternatif anaç olarak kullanılması, bu sorunların tamamını tek başına çözemez. Ancak uygun koşullarda daha istikrarlı üretim, daha düşük bakım maliyeti ve sürdürülebilir bahçe yönetimi sağlayabildiğinin kanıtlanması durumunda, bölge tarımı için yararlı araçlardan biri olabilir. Yeni yetiştiricilik modellerinin üreticilerin ekonomik koşullarıyla uyumlu olması, küçük üreticilerin bu gelişmelerden yararlanabilmesi ve sağlanacak katma değerin bölge ekonomisine yansıması önem taşıyor. GİRESUN'UN GELECEĞİ YALNIZCA FINDIĞIN DALINDA DEĞİL, KÖYLERİNDE DE ŞEKİLLENECEK Orman Genel Müdürlüğünün Bolu'da yürüttüğü çalışmalar, Türkiye'nin doğal bitki kaynaklarından yararlanılarak fındık yetiştiriciliğinde alternatif yöntemler geliştirilmesi açısından önemli bir aşamayı temsil ediyor. Çakıldakta elde edilen aşı başarısı, Giresun Yağlısına yönelik yeni uygulama hedefleri ve geçmiş yıllardaki bilimsel araştırmalar, bu alandaki potansiyeli ortaya koyuyor. Ancak Giresun açısından asıl soru, bu yeni yöntemin üreticinin yaşamına nasıl yansıyacağı. Daha dayanıklı fındık bahçeleri kurulabilecek mi? Üretim maliyetleri azalacak mı? Giresun Yağlısının kalite değeri korunacak mı? Küçük üretici yeni sisteme ekonomik olarak uyum sağlayabilecek mi? Gençler için yeni tarımsal faaliyet alanları oluşabilecek mi? Bu soruların yanıtları, yeni yetiştiricilik yönteminin yalnızca tarımsal başarısını değil, Giresun'un ekonomik ve toplumsal geleceğindeki yerini de belirleyecek. Çünkü Giresun'da fındık yalnızca topraktan elde edilen bir ürün değil; ailelerin geçim kaynağı, köylerin ekonomik dayanağı ve kuşaklar boyunca sürdürülen bir yaşam kültürünün parçası. Bolu'da başlayan çalışmaların Giresun için gerçek değeri, güçlü köklere sahip fidanların üreticinin gelirine, fındığın kalitesine ve köylerin geleceğine ne ölçüde katkı sağlayabildiğiyle anlaşılacak. https://www.giresunsonhaber.com/yazarlar/omur-yuksel-5/findigin-koku-guclenirken-giresun-un-ekonomik-kokleri-zayiflamasin-161 KAYNAKLAR Orman Genel Müdürlüğü – Türk Fındığına Kültür Fındığı Çeşitleri Aşılanacak (5 Ekim 2026) Bolu Orman Bölge Müdürlüğü – Bolu Fındığına Aşılı Ziraat Fındığı Üretimi (20 Temmuz 2026) Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – 2025 Faaliyet Raporu Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – 2026 Rekolte Tahmin Çalışmaları Bilgen ve diğerleri (2024) – Türk Fındığı Anacının Tombul ve Palaz Çeşitlerine Etkisi Şenel, Taylan ve Akar (2023) – Türk Fındığı Üzerine Aşılı Çeşitlerde Bitki Gelişimi Demirel Ateş ve Balta (2023) – Çakıldak Çeşidinin Türk Fındığı Anacında Aşı Başarısı Aydın Yönet (2025) – Küçük Ölçekli Fındık İşletmeleri: Giresun-Piraziz Örneği Alicanoğlu ve Genç (2026) – Fındık Hasadında Çalışan Mevsimlik Tarım İşçileri Türk Patent ve Marka Kurumu – Giresun Tombul Fındığı Coğrafi İşaret Tescili Avrupa Birliği Başkanlığı – Giresun Tombul Fındığının AB Coğrafi İşaret Tescili

Ordu’da tropikal meyveler seralarda yetişiyor Haber

Ordu’da tropikal meyveler seralarda yetişiyor

Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin Gülyalı’da kurduğu seralarda mango, muz, ejder meyvesi ve kahve gibi 20 farklı tropikal ürün yetiştiriliyor. ORDU (İGFA) - Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Gülyalı ilçesinde birkaç yıl önce deneme üretimleri amacıyla kurulan serada 20 farklı tropikal meyve üretiliyor. Bu üretimle Karadeniz ikliminde tropikal ürünlerin yetiştirilebilirliğinin ortaya konulması ve üreticilere alternatif ürün seçenekleri sunulması hedefleniyor. BAŞKAN GÜLER: “YENİ SEKTÖRLER OLUŞTURUYORUZ” Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, serada yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek üretim hakkında bilgi aldı. Tropik bitki seraları ile yapılabilirliği göstermek istediklerini belirten Başkan Güler, fındık ve kivinin yanı sıra yeni ürünlerin de bölge tarımına kazandırılmasıyla çiftçilere ve yerel ekonomiye yeni fırsatlar oluşturulacağını söyledi. Ordu’nun topraklarının çok zengin olduğuna vurgu yapan Başkan Güler, şöyle konuştu: “Ordu’da tarım ve hayvancılığa önem veriyoruz. Seramızda tamamen tropik bölgelerin ürünlerini yetiştiriyoruz. İklim değişikliği dolayısıyla tedbir alarak deneme çalışmaları yapıyoruz. Burada mango, muz, çarkıfelek, ejder meyvesi yetiştiriyoruz. Kahve denemesi yapıyoruz. Bunları yaparak ekonomimize katkıda bulunmak istiyoruz. Burası tüm okullarımıza, ziraat ile uğraşanlara açık. Gelip görmelerini tavsiye ediyorum. Bizde destek olup bu ürünleri üretmelerine katkı sağlayabiliriz. Fındığın yanı sıra tarım ve hayvancılığın birçok alanında üretim yapabiliriz. Bu çalışmalarla birlikte yeni sektörler oluşturuyoruz. Ordu’nun toprakları çok zengin, insanı çok çalışkan, biz de bu çalışmalarla onlara ön ayak olmak istiyoruz.” 20 ÇEŞİT ÜRÜN YETİŞTİRİLİYOR Gülyalı ilçesi Turnasuyu Mahallesi'nde kurulan serada üretimi yapılan ürünler ise şu şekilde: mango, avokado, muz, kumkuat, yıldız meyvesi, tamarillo, black sapote, (Çikolata meyvesi), kahve, ejder meyvesi, kaymak ağacı (feijoa), mayer limon, pawpaw, ananas, beyaz çikolata meyvesi (white sapote),naşi armudu, Surinam kirazı, longan, jack fruit, gül elması ve passiflora.

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor Haber

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor

84 ülkeden yaklaşık 3500 uzman İstanbul’a geliyor. Şap hastalığından kuş gribine, iklim değişikliğinden yapay zekâ ve robotik sağım sistemlerine hayvancılığın geleceği beş gün boyunca İstanbul’da konuşulacak. Dünya genelinde yaklaşık 1,6 milyar sığır bulunurken, Türkiye’de sığır varlığı 2025 yılı sonunda 17,5 milyonu aştı. Bu büyüklük, yalnızca sığır sağlığını değil; hayvancılığın sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve üretimin devamlılığı açısından da önemli bir başlık haline getiriyor. Sınır aşan hayvan hastalıkları, iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç küresel risklerin başında gelirken, yeni teknolojiler ve yapay zekâ destekli yetiştiricilik uygulamaları da bu sorunlara yönelik çözüm arayışlarının önemi bir parçası haline geliyor. Sığır sağlığının geleceğini belirleyen bu gündem Eylül ayında İstanbul’a taşınacak. Dünyanın sığır ve diğer geviş getiren hayvan sağlığı alanındaki en önemli bilimsel buluşması olan 33. Dünya Buiatri Kongresi (WBC 2026), 6-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İlk kez 1960 yılında düzenlenen kongre, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’ye gelecek. 84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Böbrek Vakfı’ndan Bir İlk Haber

Türk Böbrek Vakfı’ndan Bir İlk

Türkiye genelinde yaklaşık 72 bin hasta, yaşamlarını diyaliz tedavisi desteğiyle sürdürüyor. Bu tedavi kapsamında, her bir diyaliz seansı için ortalama 200 litre su tüketiliyor. Yıllık bazda yaklaşık 10 milyon seans gerçekleştirildiği göz önüne alındığında, toplam su kullanımı 2 milyar litreye ulaşmış durumda. Su kaynaklarının kritik öneme sahip olduğu günümüzde bu tablo, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir su yönetimini zorunlu kılıyor. Türk Böbrek Vakfı (TBV), hizmet kalitesinden ödün vermeden bu soruna çözüm getiren “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli”ni hayata geçirerek, Türkiye'de bu sistemi uygulayan ilk diyaliz merkezi olma başarısını gösterdi. Türk Böbrek Vakfı tarafından Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde devreye alınan “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli” ile hemodiyaliz işlemi öncesi ters ozmoz sisteminden drenaja aktarılan sular yeniden değerlendirilmeye başlandı. Uygulamanın hayata geçtiği ilk ay içerisinde 46 bin litre (46 metreküp) su tasarrufu elde edildi. Böbrek sağlığını korumak, hastalıklarla ilgili toplumsal bilinci artırmak ve kronik böbrek hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek için çalışan Türk Böbrek Vakfı (TBV), diyalizdeki yüksek su sarfiyatını azaltmak amacıyla somut bir adım attı. Vakıf, tedavi süreçlerini çevre dostu ve kaynak koruyucu bir modele dönüştürme projesini başlattı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) bu yıl Türkiye’de düzenlenecek olması, projenin önemini daha da artırdı. Ağustos ortası itibarıyla TBV Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde uygulanmaya başlanan Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli sayesinde, hemodiyaliz tedavisindeki Ters Ozmoz (R.O.) su arıtma sisteminde drenaja giden sular, kurulan geri kazanım altyapısıyla tekrar kullanıma sunuldu. Bu çalışma, Türkiye’deki diyaliz merkezlerinde arıtma atık sularının sistematik olarak yeniden değerlendirildiği ilk uygulama olma özelliğini taşıyor. Klinik tedavi alanına girmeyen, hastalarla hiçbir teması olmayan ve yalnızca arıtma aşamasında mineral/iletkenlik dengesi nedeniyle ayrıştırılarak kanalizasyona verilen bu sular, artık temizlik ve çamaşırhane işlerinde kullanılıyor. İlk Ayın Sonuçları ve Elde Edilen Kazanımlar Temmuz 2026'da start alan proje ile ilk ayda 46 bin litre şebeke suyunun israf edilmesi engellendi. Şebeke suyu tüketimindeki ve atık su miktarındaki bu düşüş, çevresel faydanın yanı sıra kurumsal giderlerin azaltılmasına da katkı sağladı. Sağlık Bakanlığı laboratuvar testleri sonucunda hijyen standartlarına uygunluğu onaylanan sular, merkez genelinde güvenle kullanılmaya başlandı. "Suyu İsraf Etme, Hem Böbreğini Hem Doğayı Koru" Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nden alınan olumlu verilerin ardından, projenin Türk Böbrek Vakfı’nın diğer tüm merkezlerinde de yaygınlaştırılması planlanıyor. Diyaliz tedavisinin su kaynaklarına olan yüksek bağımlılığına dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, çalışmanın önemiyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Vakıf olarak uzun yıllardır 'Suyu israf etme, hem böbreğini hem doğayı koru' diyerek suyun hem insan vücudu hem de gezegenimiz için ne kadar hayati olduğunu vurguluyoruz. Hemodiyaliz süreci doğası gereği saf su gerektirse de arıtma sırasında dışarı atılan suyun israf olmaması adına Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezimizde kurduğumuz geri kazanım sistemiyle ilk ayda 46 bin litre tasarruf sağladık. Sağlık hizmeti sunarken doğal kaynaklara ve çevreye yük olmamak temel sorumluluğumuzdur. Hedefimiz, bu uygulamayı diğer merkezlerimize de taşıyarak böbrek sağlığı alanında sürdürülebilir ve örnek bir model oluşturmaktır... Bu yıl COP31’in ülkemizde yapılacak olması, iklim krizi ve çevresel sürdürülebilirliği gündemimizin merkezine taşıyor. Türk Böbrek Vakfı olarak, sağlık hizmetlerinin çevre üzerindeki etkilerini minimize etme yönündeki çalışmalarımızla bu sürece destek vermeyi ve su başta olmak üzere doğal kaynakların verimli kullanımı konusunda sektöre öncülük etmeyi amaçlıyoruz.” Her Yıl Diyalizde 400-500 Milyon Litre Su Tasarruf Edilebilir Diyaliz sürecinde kullanılan suyun tamamının geri kazanılması mümkün olmasa da, uygun nitelikteki suyun yaklaşık yüzde 18-20’sinin geri kazanılabileceği hesaplandığında, Türkiye genelinde yıllık yaklaşık 400-500 milyon litre suyun yeniden kullanılma potansiyeli olduğu görülüyor. Diğer bir ifadeyle, bu sistemler yaygınlaştırıldığında her yıl yüz milyonlarca litre suyun boşa gitmesi engellenebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN’DA SELİN BİLİMSEL MUHASEBESİ Haber

GİRESUN’DA SELİN BİLİMSEL MUHASEBESİ

GİRESUN’DA SELİN BİLİMSEL MUHASEBESİ Yağmur doğal, kayıp kaçınılmaz değil 1919’dan 12–13 Ağustos 2026’ya uzanan kayıtlar, Giresun’un kısa ve dik havzalarında tehlikenin yeni olmadığını gösteriyor. Son olaylarda üç kişi yaşamını yitirdi, iki kişi için arama başlatıldı; 217 ihbar ve 31 milyon lirayı aşan ara hasar kayda geçti. Devletin 2020 sonrasındaki yatırımları önemli, ancak asıl soru hâlâ açık: Hangi tesis, hangi havzada, hangi riski ne kadar azalttı? 12 AĞUSTOS: ZIVA’DA ÜÇ CAN KAYBI Giresun Valiliğinin ilk açıklamasına göre Sis Dağı çevresindeki yoğun yağışın ardından Görele’nin Hamzalı köyü Zıva mevkisinde saat 15.00 dolayında ani su yükselmesi meydana geldi. Dört kişilik aile akıntıya kapıldı; baba kurtarıldı, iki kız çocuğunun cansız bedenlerine olay yerinden kilometrelerce aşağıda ulaşıldı. Arama çalışmaları 107 personel, 20 araç ve 7 dalgıçla yürütüldü. Daha sonraki resmî ve yerel açıklamalar annenin de yaşamını yitirdiğini doğruladı. [1] Zıva’daki olay, küçük ve dar bir alt havzada kısa tepki süreli ani taşkın olasılığını öne çıkarıyor. Ancak olay hidrografı, ölçülmüş pik debi, 5-15 dakikalık yağış serisi, dere enkesiti, olay öncesi rüsubat durumu ve devam eden taşkın kontrol işinin o günkü fiziki durumu kamuya açıklanmış değil. Bu veriler olmadan ne şantiyeyi suçlayan ne de mevcut projeyi peşinen aklayan kesin bir hüküm kurulabilir. 13 AĞUSTOS: İHBARLAR İL GENELİNE YAYILDI Ertesi gün meteorolojik uyarı; merkez ilçe ile Piraziz, Bulancak, Keşap, Espiye, Tirebolu, Görele, Eynesil, Dereli, Çanakçı, Güce, Yağlıdere ve Doğankent’i kapsadı. Yağış sonrasında su baskını, heyelan, yol kapanması ve altyapı hasarı ihbarları geniş bir alana yayıldı. Resmî bültenlerde ilk saatlerde yükselen ihbar sayısı 217’ye ulaştı. 16 Ağustos itibarıyla 26 noktada afet etkisi kayda geçirilmiş, açıklanan ara hasar toplamı 31 milyon 40 bin 20 liraya çıkmıştı. Bu rakam nihai bilanço değil; tespit sürecinin o andaki ara toplamıydı. [2-6] KEŞAP’TA ARAÇ AKINTIYA KAPILDI Keşap–Karadere/Karabulduk yolunda üç kişinin bulunduğu araç akıntıya kapıldı. Sürücü kurtuldu; Mehmet Akkaya ile 16 yaşındaki yeğeni Muhammed Abdullah Hakkıoğlu için arama başlatıldı. Valiliğin 16 Ağustos saat 17.30 tarihli bülteninde çalışmaların beş sektörde 159 personel ve 42 araçla sürdüğü bildirildi. Bu dosya 17 Ağustos sabahı hazırlanırken aramanın resmî olarak sonuçlandığını gösteren yeni bir açıklama yoktu. [2- 6] Bu olayda yalnız müdahalenin büyüklüğü değil, önleme zinciri de incelenmeli: Meteorolojik uyarı ne zaman alındı, havza sensörleri hangi eşiği gördü, yolun kapatılması için önceden tanımlı bir seviye var mıydı, karar kim tarafından ve kaç dakikada uygulandı? Personel ve araç sayısı müdahale kapasitesini gösterir; önleme kapasitesini tek başına kanıtlamaz. YAĞIŞ TABLOSU TEHLİKEYİ GÖSTERİYOR, NEDENİ TEK BAŞINA AÇIKLAMIYOR İstasyon 6 saat (mm) 12 saat (mm) 24 saat (mm) Görele / Kuşçulu 42,59 90,45 90,53 Çanakçı 11,20 81,60 81,60 Keşap / Yivdincik 54,19 57,80 58,96 Yağlıdere 34,11 44,43 49,36 Eynesil / Ören 16,12 45,02 45,02 Güce 35,85 42,64 42,64 Doğankent 5,70 40,30 40,50 Kaynak: Giresun Valiliği 13 Ağustos 2026 bülteni ve ekli MGM tablosu. Milimetre yağışı, metreküp/saniye ise akımı ifade eder. [6] En yüksek 24 saatlik değer Görele/Kuşçulu’da 90,53 milimetre, Çanakçı’da 81,60, Keşap/Yivdincik’te 58,96 milimetre olarak ölçüldü. Keşap/Yivdincik’te toplamın 54,19 milimetresinin altı saatte gerçekleşmesi, hızlı yüzey akışı potansiyeline işaret ediyor. Fakat istasyonun küçük olay havzasını ne ölçüde temsil ettiği, yağışın dakikalık dağılımı, toprağın önceki nemi, dere debisi, taşınan kaya-çamur-ağaç miktarı ve menfezlerin durumu bilinmeden ‘tesis kapasitesi aşıldı’ sonucu çıkarılamaz. ‘90 milimetre yağdı’ ile ‘90 metreküp/saniye su geçti’ aynı şey değildir. Pik debi ve hidrograf yayımlanmadan köprü, menfez veya taşkın tesisinin performansı doğrulanamaz. YÜZYILLIK KRONOLOJİ: BU, GİRESUN’UN İLK UYARISI DEĞİL Yıl Kayıtlı etki Bugüne kalan ders 1919 Görele; dokuz can kaybı ve büyük tarımsal zarar kaydı. Tehlike kıyı ve vadi yerleşimleri için yeni değil. 1929 Giresun çevresi; dört can kaybı kaydı. Kayıp üretme potansiyeli Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri belgeli. 1956 İl genelinde taşkın; üç can kaybı. Uzun aralıklar riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. 1965 Taşkın; iki can kaybı. Yerleşim ve ulaşım kararları tarihsel birikim taşıyor. 1990 Taşkın; bir can kaybı. Küçük olaylar da mekânsal hafızaya alınmalı. 2002 Geniş altyapı ve tarım zararı. Ekonomik kayıp yalnız konut hasarıyla ölçülemez. 2006 Keşap; iki can kaybı. Keşap havzalarında tekrar eden risk açık. 2009–2011 Farklı ilçelerde toplam dört can kaybı kaydı. Dağınık olaylar il ölçeğinde ortak veri tabanında izlenmeli. 2019 Eynesil; bir can kaybı. Küçük kıyı havzaları ani tepki verebilir. 2020 Dereli ve çevre ilçeler; AFAD’a göre 11 can kaybı, 47 yaralı. Rüsubat, daralan kesit, köprü ve yerleşim birlikte incelenmeli. 2023 Yağlıdere; bir can kaybı. Bakım, yol güvenliği ve yerel uyarı süreklilik ister. 2025 Çanakçı merkezli çok şiddetli yağış; 382,4 mm ve yaygın altyapı etkisi. İlk ve nihai bülten ayrımı veri doğruluğu için kritik. 2026 Zıva’da üç can kaybı; Keşap’ta iki kişi için arama. Tesis sayısından havza performansına geçiş zorunlu. Kaynak: Mustafa Cin’in tarihsel derlemesi, AFAD ve Giresun Valiliği bilançoları. Erken dönem sayıları arşiv kapsamına göre değişebilir. [7, 8, 18] 2020 FELAKETİ NEDEN TEMEL KARŞILAŞTIRMA NOKTASI? 22 Ağustos 2020’de Giresun’da 11 kişi yaşamını yitirdi, 47 kişi yaralandı, 172 kişi kurtarıldı. AFAD’ın daha sonraki bilançosuna göre müdahaleye 3 bin 672 personel ve bin 264 araç katıldı. Akademik incelemede Yağlıdere/Sınırköy’de 24 saatte 137,6, sekiz saatte 133,1 milimetre yağış ölçüldü; sekiz saatlik değerin yaklaşık 48 yıllık tekerrür düzeyine karşılık geldiği hesaplandı. [7, 15] Bu karşılaştırma doğrudan kapasite kanıtı değildir. Tekerrür süresi ‘48 yılda yalnız bir kez olur’ anlamına gelmez; yıllık aşılma olasılığını anlatır. Ayrıca 2020’deki istasyon ve havza ile 2026’daki Zıva ve Keşap aynı değildir. 2020 verisinin asıl değeri, yağışla birlikte topoğrafya, yerleşim, rüsubat ve altyapının aynı modelde incelenmesi gerektiğini göstermesidir. AFETİN FİZİĞİ: KISA, DİK VE RÜSUBATLI HAVZALAR Doğu Karadeniz kıyısında dağlar denize kısa mesafede yükselir. Akarsu boyları kısa, kanal eğimleri yüksektir; küçük havzalar şiddetli yağışa dakikalar içinde tepki verebilir. Taşkın yalnız su hacminden oluşmaz. Yamaç erozyonu, heyelan, kaya, toprak ve ağaç parçaları akışın yoğunluğunu ve çarpma gücünü büyütür. [14-17] Dereli/Aksu havzasındaki Apaydın Deresi üzerine yapılan çalışma; ayrışmış kaya ve toprak özelliklerinin yüksek rüsubat üretme potansiyeline, yerleşimle daralan kesitlere ve malzemeyle tıkanan köprü açıklıklarına dikkat çekti. Bu bulgu her dere için otomatik hüküm olmasa da ; Zıva ve Keşap’ta da suyla birlikte katı madde bütçesinin ölçülmesi gerektiğini gösterir. [14] TOPRAK NEMİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ: DOĞRU CÜMLE NEDİR? MGM’nin 2026 su yılı değerlendirmesi, Giresun’un dokuz aylık toplam yağışının son 66 yılın en yüksek düzeyine çıktığını belirtiyor. Bu, yılın olağanüstü nemli seyrettiğini gösteren güçlü bir arka plan verisidir; ancak 12–13 Ağustos günü toprağın doygun olduğunu tek başına kanıtlamaz. Son 3, 7 ve 15 günlük yağış, toprak nemi, yeraltı suyu ve uzaktan algılama verileri birlikte açıklanmalıdır. [23] IPCC, insan kaynaklı ısınmanın birçok kara bölgesinde şiddetli yağışların sıklık ve şiddetini artırdığına yüksek güvenle işaret ediyor. Buna karşın özel bir olay atıf çalışması olmadan ‘bu taşkının nedeni iklim değişikliğidir’ denilemez. Doğru ifade: İklim değişikliği ağır yağış olasılığını büyüten bir risk çarpanıdır; kaybın boyutunu yerleşim, altyapı kapasitesi, bakım ve uyarı zinciri belirler. [24] SOSYAL COĞRAFYA: VADİ TABANINA SIKIŞAN HAYAT Giresun’un kıyı gerisinde eğim hızla artar. Tarıma, ulaşıma ve toplu yerleşime uygun düz alanlar çoğunlukla dere ağızları, vadi tabanları ve alüvyal düzlüklerdir. Konut, küçük sanayi, pazar, okul, sağlık birimi ve yolların suya yaklaşması bu nedenle yalnız bireysel tercih değil; tarihsel planlama, mülkiyet, ulaşım ve geçim baskısının sonucudur. Riskli alanda yaşayan yurttaşı suçlamak; imar kararlarını, ruhsatları ve güvenli alternatif üretme sorumluluğunu görünmez kılar. Risk herkesi eşit etkilemez. Yaşlılar, çocuklar, engelliler, aracı olmayanlar, telefon kapsaması zayıf mahalleler ve dereye paralel yolu kullanmak zorunda kalanlar aynı uyarıya aynı hızla yanıt veremez. Yazın yayla, fındık hasadı, ziyaret ve piknik hareketliliği küçük yerleşimlerin gündüz nüfusunu artırabilir. Tahliye planları yalnız ikamet nüfusuna değil, mevsimsel ve saatlik nüfusa göre hazırlanmalıdır. DEREYE PARALEL YOL, TAŞKINDA İKİNCİ BİR KANALA DÖNÜŞEBİLİR Dağlık arazide yol için en düşük eğimli koridor çoğu zaman vadi tabanıdır. Ancak şev ve dolgu akış alanını daraltabilir; yan dereler ana yola dar menfezlerle bağlandığında tıkanma, yol üzerinden aşma ve güzergâhın geçici kanala dönüşmesi mümkün olur. Keşap’taki araç olayı bu nedenle yol kapatma protokolü, menfez envanteri ve alternatif güzergâhların açıklanmasını zorunlu kılıyor. ERKEN UYARI, SENSÖRDEN İBARET DEĞİL Erken uyarı; tehlikeyi ölçmek, eşiğin aşıldığını algılamak, yetkili kararı üretmek ve son kişiye anlaşılır eylem talimatı ulaştırmak olmak üzere dört halkalı bir zincirdir. Son halka çalışmıyorsa sensör yalnız veri toplar. SMS; telefonun çekmediği, kişinin araç kullandığı veya mesajın genel kaldığı durumda yeterli olmayabilir. Kritik yol kesimlerinde otomatik bariyer, yerel siren, değişken mesaj levhası, muhtar ağı, telsiz ve kısa eylem cümlesi birlikte tasarlanmalıdır: ‘Bu yolu kullanma’, ‘Bu köprüyü geçme’, ‘Şu kotun üstüne çık.’ DERELİ’DE YENİDEN İNŞA: HARİTA İLE PROJE KOTU BİRLİKTE AÇIKLANMALI 2023 tarihli bir çalışma, Dereli ilçe merkezinin çok büyük bölümünü yüksek veya çok yüksek taşkın duyarlılığı sınıfında değerlendirdi; 2020 taşkın ayak izinin yaklaşık yüzde 80’inin ‘çok yüksek’, kalanının ‘yüksek’ sınıfta bulunduğunu bildirdi. Yeni yapıların da bu sınıflarla çakışabildiği belirtildi. Duyarlılık haritası tek başına bir binayı güvensiz ilan etmez; yapı kotu, temel sistemi, bodrum kullanımı, DSİ tasarım su seviyesi ve tahliye rotası da bilinmelidir. [19] DERE HAVZASINDA İNŞAAT: ‘YASAL’ İLE ‘GÜVENLİ’ AYNI ŞEY DEĞİL ‘Dere havzasına inşaat’ ifadesi tek başına yeterli değildir. Aktif dere yatağı, taşkın düzlüğü, vadi yamacı–heyelan kuşağı ve yukarı havza birbirinden ayrılmalıdır. Aktif yataktaki daraltma doğrudan hidrolik etki yaratabilir; taşkın düzlüğündeki dolgu suyu başka parsele yöneltebilir; yamaçtaki yol yarması ve drenaj kesintisi heyelanı tetikleyebilir; yukarı havzadaki hafriyat, taş ocağı veya tarla yolu ise akış ve rüsubat üretimini artırabilir. Dere kesitinin daralması veya pürüzlülüğün değişmesi, aynı debide su seviyesini yükseltebilir. Dolgu, taşkın suyunun geçici depolandığı hacmi azaltıp akışı karşı kıyıya ya da aşağı kesime yöneltebilir. Dar köprü ve menfezler kaya, ağaç ve çöple geçici baraj oluşturabilir; ani boşalma darbe dalgası yaratabilir. Geçirimsiz yüzeyler sızmayı azaltıp küçük havzalarda pik debiyi öne çekebilir. Hafriyat ve şantiye malzemesi akışa karışırsa tıkanma riski büyüyebilir. Yol drenajı doğal akış yönünü değiştirerek suyu tek bir menfeze veya yerleşime yoğunlaştırabilir. MEVZUAT NE DİYOR, NE DEMİYOR? 4373 sayılı Kanun, taşkına uğrama ihtimali bulunan alanlarda koruma ve yasaklama mekanizmaları kuruyor. 2006/27 sayılı genelge; köprü ve menfezlerin DSİ ölçütlerine uygun yapılmasını, dereye malzeme dökülmemesini ve akışı engelleyen birikintilerin temizlenmesini istiyor. 2010/5 sayılı genelge de akarsu üzerindeki yapıların DSİ kriterleriyle denetlenmesi ve planlamada DSİ görüşü alınması çerçevesini güçlendiriyor. [20–22] Buna karşılık Türkiye genelinde her dere için geçerli tek ve değişmez bir ‘iki yandan şu kadar metre’ kuralı yoktur. Hukuki durum; taşkın sınırı, imar planı, DSİ görüşü, ruhsat, riskli alan kararı ve yapıldığı tarihteki mevzuatla incelenir. Bilimsel güvenlik ise daha ileri bir sorudur: Yapı izinli olsa bile tasarım taşkınına, rüsubata, iklim payına ve tahliye gereksinimine karşı kabul edilebilir risk düzeyinde mi? ZIVA’DAKİ ÇALIŞMALAR VE HES İDDİALARI: KANIT STANDARDI ŞART DSİ 22. Bölge Müdürlüğü heyetinin 18 Temmuz 2026’da Eynesil Sis Dağı taşkın ve rüsubat kontrol yapısı ile Görele’de Oğuz ve Çavuşlu/Zıva derelerindeki taşkın kontrol-köprü işlerini incelediği duyuruldu. Bu ziyaret bölgede çalışma yürütüldüğünü gösterir; 12 Ağustos’taki kaybın şantiyeden kaynaklandığını veya şantiyenin olayı önlediğini tek başına kanıtlamaz. Sis Dağı Kayasis Deresi projesi ile Zıva alt havzasının bağlantısı, proje haritası ve su bölümü sınırları görülmeden varsayılamaz. [11, 12] Aynı kanıt standardı HES ve baraj iddiaları için de geçerlidir. Olay saatlerindeki rezervuar seviyesi, giriş–çıkış debisi, kapak hareketleri, mansap uyarıları, üretim kaydı ve işletme talimatı yayımlanmadan nedensellik kurulamaz. İncelenen açık kaynaklarda Zıva veya Keşap olayını belirli bir HES ya da baraj işletmesine bağlayan yeterli veri bulunmadı. Kayıtların açıklanması hem iddianın sınanması hem kuşkunun giderilmesi için gereklidir. DEVLET NE YAPTI? YATIRIMLARIN KRONOLOJİSİ 2020 SONRASI: 783 MİLYON LİRAYI AŞAN İYİLEŞTİRME AFAD’ın 2022’de yayımladığı toplu bilançoya göre Giresun’daki iyileştirme harcaması 783 milyon lirayı aşarken bunun 589 milyon lirası AFAD kaynaklarından karşılandı. 178 konut üretildi, 271 riskli yapı yıkıldı. İçme suyunda 54 kilometre ana hat ve 237 kilometre köy hattı yapıldığı, 10 ilçede 66 projenin yürütüldüğü açıklandı. Kırsal ulaşımda 338 köy yolunda çalışma; istinat duvarı, taş duvar, menfez ve benzeri toplam 1.259 sanat yapısı kayda geçirildi. [7] 2024: İRAP VE DERE ÇALIŞMALARI İl Risk Azaltma Planı kapsamında 3 amaç, 17 hedef ve 78 eylem tanımlandı; Ekim 2024 açıklamasında 27 eylemin tamamlandığı, 48’inin sürdüğü, 3’ünün başladığı bildirildi. Sekiz ekskavatörle 30,27 kilometrelik dere kesiminde çalışma yapıldığı ve 222 bin 218 metreküp malzeme çıkarıldığı açıklandı. Bu rakamlar faaliyetin büyüklüğünü gösteriyor; hangi alt havzada riskin ne kadar azaldığını tek başına göstermiyor. [9] 2025: 382,4 MİLİMETRELİK YAĞIŞ VE DÜZELTİLEN BİLANÇO Çanakçı, Doğankent, Görele ve Güce’de etkili olan yağış sonrasında 57 ihbar kaydedildi, 19 kişi kurtarıldı; 908 personel, 225 araç ve 110 iş makinesi görev yaptı. İlk açıklamalardaki 303 milimetrelik değer, nihai Valilik değerlendirmesinde 382,4 milimetre olarak güncellendi. Bu düzeltme, afet bültenlerinde saat ve sürüm bilgisinin neden vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. [8] ŞUBAT 2026: 100 TAŞKIN TESİSİ, 49 ERKEN UYARI SİSTEMİ DSİ, son 23 yılda Giresun’da 158 tesisin hizmete alındığını; bunların 8 baraj, 2 gölet, 4 sulama tesisi, 44 HES ve 100 taşkın kontrol tesisinden oluştuğunu açıkladı. Aynı açıklamada 34 taşkın kontrol işinin sürdüğü ve 49 erken uyarı sisteminin işletildiği belirtildi. Bu envanter önemli bir kurumsal kapasiteyi gösteriyor; ancak tesislerin tasarım debisi, bakım tarihi ve 12-13 Ağustos olayındaki performansı tek bir açık veri tabanında yer almıyor. [13] KORUNAN ALAN VERİSİNDE AÇIKLANMASI GEREKEN FARK 2025’te kamuya yansıyan açıklamada 99 taşkın tesisinin 169 yerleşim ve 1.569 dekar alanı koruduğu belirtilirken, Şubat 2026 açıklamasında 100 tesis için 14.582 hektar korunan alan beyan edildi. Yerleşim sayısı değişmez, tesis sayısı yalnız bir artarken alanın bu ölçüde büyümesi kapsam, yazım veya birim farkını düşündürüyor. Hangi sayının yanlış olduğuna veri olmadan hükmedilemez; tesis bazlı alan listesinin açıklanması gerekiyor. [13, 26] TEMMUZ–AĞUSTOS 2026: SAHA İNCELEMESİ VE MÜDAHALE Temmuzda Sis Dağı, Oğuz ve Zıva projelerinde saha incelemesi yapıldı. 13-16 Ağustos arasında Valilik, AFAD, DSİ, belediyeler, kolluk, sağlık ve diğer birimler; arama-kurtarma, yol açma, su baskını ve altyapı müdahalesi için yüzlerce personel ve aracı sahaya yönlendirdi. Kurumların yaptığı işler yok sayılamaz. Ancak yatırım listesi ile olay performans raporu ayrı tutulmalı; ‘kaç tesis yapıldı?’ sorusunun yanına ‘olay günü nasıl çalıştı?’ sorusu eklenmelidir. ‘DERE TEMİZLENDİ’ DEMEK İÇİN HACİM YETMEZ 30,27 kilometrelik kesimden 222 bin 218 metreküp malzeme çıkarılması önemli bir bakım faaliyetidir. Fakat kapasite yalnız toplam hacimle ölçülemez. Temizlenen kesimin enkesiti, hedef kotu, çıkarılan malzemenin türü, depolama yeri, yeniden birikme hızı ve ekolojik etkisi de açıklanmalıdır. Amaç dereyi bütünüyle düzleştirmek değil; ekosistemi korurken kritik kesit ve yapıların güvenli taşıma kapasitesini sürdürmektir. SORUN NEREDE? SEKİZ BAŞLIKTA NET TEŞHİS Alt havza ölçeğinde veri eksik: İlçe toplamı veya tek istasyon, Zıva gibi küçük havzalarda yağışın mekânsal desenini göstermiyor. Dakikalık yağış, radar, toprak nemi, seviye ve debi aynı zaman ekseninde birleştirilmiyor. Su debisi ile rüsubat birlikte tasarlanmıyor: Köprü ve menfez suyu geçirse bile kaya, tomruk ve çamurla tıkanabiliyor. Yerleşim ve yollar taşkın koridorunda birikmiş durumda: Yeni hassas kullanımların eklenmesi durdurulmadan yalnız yapı güçlendirmesi yeterli olmuyor. Köprü–menfez envanteri kamuya açık değil: Tasarım debisi, açıklık, serbest tahta, rüsubat payı, son muayene ve tıkanma geçmişi bilinmiyor. Erken uyarıda ‘son metre’ eksik: Sensör sayısı korunan insan sayısı değildir. Alarmdan yol kapatmaya ve tahliyeye kadar geçen süre ölçülmüyor. Şantiye ve hafriyat denetimi izlenebilir değil: Geçici derivasyon, stok alanı ve yağışlı dönem acil kapatma planları önceden kamuya açıklanmıyor. Sorumluluk zinciri parçalı görünüyor: MGM uyarıyor, DSİ yapıyı yönetiyor, yerel yönetimler ve özel idare yol–menfezi işletiyor, kolluk kapatıyor, AFAD koordine ediyor; fakat vatandaş için sonuç tek zincir. Başarı faaliyet sayısıyla ölçülüyor: Kilometre, metreküp, personel ve tesis sayısı önemlidir; riskin ne kadar azaldığını ancak alarm süresi, çalışan menfez, açık kalan yol ve azalan maruziyet gösterir. ÇÖZÜM: İKİ NOKTAYA DEĞİL, GİRESUN’UN TÜM AFET RİSKLERİNE Zıva ve Keşap için olay raporu hazırlanması zorunludur; ancak çözüm yalnız bu iki noktaya indirgenmemelidir. Giresun’un sel ve ani taşkınla birlikte heyelan, kaya düşmesi, kıyı fırtınası, orman yangını, deprem ve diğer afetleri aynı mekânsal veri sistemi içinde ele alan çoklu afet yönetimine geçmesi gerekir. Aynı yol, köprü, hastane, okul, haberleşme hattı veya enerji tesisi birden fazla tehlike karşısında kritik olabilir. Bu nedenle yatırım önceliği ilçe sınırına değil, can kaybı riski ve kritik hizmet sürekliliğine göre belirlenmelidir. İLK 90 GÜN: OLAYIN HESABI VE ACİL GÜVENLİK Zıva ve Keşap için ayrı, bağımsız teknik olay inceleme kurulları oluşturulmalı; hidroloji, hidrolik, jeomorfoloji, geoteknik, meteoroloji, ulaşım, şehir planlama ve sosyal bilim uzmanları birlikte çalışmalı. 5/10/15/30/60 dakikalık yağış, radar, son 15 günlük yağış, toprak nemi, seviye-debi, sensör alarmı ve kurum kararları tek zaman çizelgesinde yayımlanmalı. Zıva’daki uygulama projesi, geçici derivasyon ve olay günü şantiye durumu; Keşap’taki yol, köprü ve menfezlerin kapasitesi kamuya açılmalı. Sel, heyelan ve kaya düşmesi riski bulunan kritik yol kesimleri geçici bariyer, nöbet planı ve alternatif güzergâhla güvenceye alınmalı. Etkilenen aileler ve köylerle travma duyarlı görüşmeler yapılarak uyarının ulaşıp ulaşmadığı ve yerel afet hafızası rapora eklenmeli. BİR YIL İÇİNDE: HAVZA VE İLÇE PERFORMANS KARTLARI Her kritik alt havza ve yerleşim için ‘Afet Performans Kartı’ yayımlanmalı: eğim, arazi örtüsü, mevsimsel nüfus, taşkın debileri, heyelan–kaya düşmesi sınıfı, kritik yapı kapasitesi, son bakım, tahliye rotası ve alarm zinciri aynı kartta görülmeli. Yağış, dere seviyesi, toprak nemi ve yamaç hareketi sensörleri küçük yan kolları ve riskli yamaçları temsil edecek biçimde sıklaştırılmalı; veriler gerçek zamanlı ve arşivli sunulmalı. Hücresel yayın/SMS, siren, otomatik yol bariyeri, değişken mesaj levhası, yerel telsiz ve muhtar ağı tek protokolde birleştirilmeli; sistem yılda en az iki tatbikatta sınanmalı. Köprü, menfez, istinat duvarı, okul, hastane, itfaiye, enerji ve haberleşme tesisleri çoklu afet risk puanıyla taranmalı. İmar planları taşkın, heyelan, kaya düşmesi, deprem ve kıyı tehlikesi haritalarıyla parsel ölçeğinde çakıştırılmalı; yeni hassas yapılar yüksek riskli alanlara yerleştirilmemeli. İKİ–BEŞ YIL: ADİL DÖNÜŞÜM VE DOĞA TEMELLİ KORUMA Aktif dere yatağı, çok yüksek riskli taşkın koridoru ve hareketli heyelan alanlarında yeni hassas kullanıma izin verilmemeli; en riskli mevcut yapılar için gerçek değerli kamulaştırma, kira-taşınma desteği ve geçim erişimini koruyan gönüllü geri çekilme uygulanmalı. Taşkın düzlüklerinin su depolama işlevi geri kazandırılmalı; uygun kesimlerde taşkın parkı, sulak alan, geçirgen yüzey ve kontrollü yayılma alanı oluşturulmalı. Yukarı havzada erozyon kontrolü, yol drenajı, yamaç stabilizasyonu, şantiye–hafriyat denetimi ve orman–mera yönetimi birlikte yürütülmeli. Köprü ve menfezler iklim emniyet payı, rüsubat ve tomruk senaryolarına göre yenilenmeli; tıkanma hâlinde suyun yerleşime değil güvenli koridora yönelmesi tasarlanmalı. İl düzeyinde yıllık bağımsız afet denetimi yapılmalı; yatırımlar ‘tamamlandı’ etiketiyle değil, azalan can kaybı riski ve kritik hizmetlerin kesintisizliğiyle puanlanmalı. KURUMLARDAN YANIT BEKLEYEN SEKİZ DOSYA Yağış ve akım dosyası: Zıva’da 12 Ağustos 14.00–16.00 arasındaki 5 ve 15 dakikalık en yüksek yağış neydi? Zıva ve Keşap için ölçülmüş ya da modellenmiş pik debi, hidrograf ve belirsizlik aralığı nedir? Son 3, 7 ve 15 günlük yağış ile toprak nemi neydi? Zıva şantiyesi dosyası: Taşkın kontrol ve köprü işinin fiziki gerçekleşme oranı, geçici derivasyonu, dolgu–hafriyat–stok sahası ve olay günü kesiti ne durumdaydı? Sis Dağı bağlantısı dosyası: Kayasis Deresi yapısı ile Zıva alt havzası arasındaki hidrolik bağlantı proje haritasında nasıl tanımlanıyor? Keşap yol güvenliği dosyası: Karadere/Karabulduk yolundaki köprü ve menfezlerin tasarım debisi, açıklığı, son bakım tarihi ile olay günü rüsubat ve odunsu malzeme miktarı nedir? Erken uyarı dosyası: 49 sistemden hangileri bu havzaları kapsadı, hangi alarmları üretti, ilk alarm kuruma kaç dakikada ulaştı, yol kapatma eşiği neydi ve vatandaşlara gönderilen mesajın saati–metni–hedef alanı neydi? Bakım ve yatırım verisi dosyası: 2024’te temizlenen 30,27 kilometrenin hangi bölümü olay alanlarıyla çakışıyor? 2025’teki 1.569 dekar ile 2026’daki 14.582 hektar korunan alan farkı nasıl açıklanıyor? Yerleşim ve planlama dosyası: 2020 sonrası yıkılan 271 riskli yapının konumu ve yeniden yapılaşma durumu nedir? Dereli’de yeni yapıların tehlike sınıfı ve tasarım kotu doğrulandı mı? İmar planları en güncel risk haritalarıyla ne zaman çakıştırıldı, kaç yapı yüksek riskte? Şeffaflık dosyası: Olay havzalarındaki HES/baraj giriş–çıkış ve kapak kayıtları açıklanacak mı? 31 milyon 40 bin 20 liralık ara hasarın tarım, yol, içme suyu ve özel mülk dağılımı ne zaman kesinleşecek? Bağımsız olay raporları için yayımlanma takvimi verilecek mi? DAHA FAZLA TESİS SAYISI DEĞİL, DAHA FAZLA HESAP VEREBİLİRLİK Giresun’un yüzyılı aşan kayıtları, taşkının bu coğrafyanın kalıcı tehlikelerinden biri olduğunu gösteriyor. Kısa ve dik havzalar, şiddetli yağış, rüsubat ve heyelan doğanın kurduğu denklem. Kaybı büyüten taraf ise yerleşim ve yolların taşkın koridoruna sıkışması, bazı açıklıkların suyla malzemeyi birlikte geçirememesi, bakımın ölçülememesi, alarmın fiziksel eyleme dönüşmemesi ve olay verisinin kamuya açılmaması. 2020’den sonra yapılan yatırımlar küçümsenemez. Konut, yol, içme suyu, dere ıslahı, taşkın tesisi, temizlik ve erken uyarı yatırımları kapasiteyi artırmış; bazı yerlerde daha büyük zararı önlemiş olabilir. Fakat bunun bilimsel karşılığı yatırım tutarı değil, tesis bazlı performanstır. Giresun’un ihtiyacı; her havza ve riskli yamaç için açık harita, her kritik yapı için tasarım-bakım kaydı, her alarm için dakika dakika günlük, her olay için bağımsız rapor ve çok yüksek riskli yerleşimler için sosyal olarak adil dönüşüm seçeneğidir. Yağmur doğaldır. Afetin can kaybına dönüşmesi ise planlama, mühendislik, bakım, uyarı ve toplumsal eşitsizliklerin birlikte ürettiği, ölçülebilir bir kamu politikası sonucudur. . KAYNAKLAR VE YÖNTEM NOTU Bu dosya, 17 Ağustos 2026 sabahına kadar erişilebilen açık kaynaklardan hazırlandı. Resmî bültenler olayın zaman çizelgesi ve kurum açıklamaları; hakemli çalışmalar fiziksel süreç ve tarihsel bağlam; mevzuat ise sorumluluk çerçevesi için kullanıldı. Açık veri bulunmayan yerde kesin nedensellik kurulmadı. Köşeli parantez içindeki numaralar aşağıdaki kaynaklara karşılık geliyor. [1] Giresun Valiliği — Görele/Hamzalı Zıva mevkisinde ani su yükselmesi açıklaması, 12 Ağustos 2026. [2] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/33, 16 Ağustos 2026. [3] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/32. [4] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/31. [5] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/30. [6] Giresun Valiliği — Bülten No: 2026/29 ve yağış ekleri. [7] AFAD — Giresun sel afetinin ikinci yılında iyileştirme çalışmaları bilançosu. [8] Giresun Valiliği — 2025 Çanakçı, Doğankent, Görele ve Güce aşırı yağış nihai değerlendirmesi. [9] Giresun Valiliği — İRAP çalışmaları, Ekim 2024. [10] Anadolu Ajansı — DSİ yetkilisinin Keşap havzası değerlendirmesi, 15 Ağustos 2026. [11] DSİ 22. Bölge Müdürlüğü — Eynesil Sis Dağı Taşkın ve Rüsubat Kontrolü. [12] Giresun Öncü — DSİ’nin Sis Dağı, Oğuz ve Zıva projeleri saha incelemesi, 18 Temmuz 2026. [13] DSİ 22. Bölge Müdürlüğü — Son 23 yılda Giresun yatırımları, Şubat 2026. [14] Apaydın vd. — Dereli taşkınında Apaydın Deresi havzasının etkisi, Karadeniz Fen Bilimleri Dergisi. [15] 22 Ağustos 2020 Giresun taşkınının hidrometeorolojik analizi, Su Kaynakları. [16] Doğu Karadeniz Havzası akım karakteristikleri ve fiziksel etkenler, Türkiye Hidroloji Dergisi. [17] Bulancak akarsularının morfometrik analizi. [18] Mustafa Cin — Sel ve Taşkın Riski Açısından Giresun İlinin Değerlendirilmesi. [19] Dereli ilçesi taşkın duyarlılık değerlendirmesi, 2023. [20] 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu. [21] 2006/27 sayılı Dere Yatakları ve Taşkınlar Genelgesi. [22] 2010/5 sayılı Akarsu ve Dere Yataklarının Islahı Genelgesi. [23] Meteoroloji Genel Müdürlüğü — 2026 su yılı yağış değerlendirmesi. [24] IPCC AR6 WG1, Bölüm 11 — aşırı hava ve iklim olayları. [25] Tarım ve Orman Bakanlığı — Doğu Karadeniz Havzası Taşkın Yönetim Planı. [26] Yeni Giresun — DSİ’nin 2025 tarihli 99 tesis, 169 yerleşim ve 1.569 dekar açıklaması. SINIRLILIKLAR 12–13 Ağustos 2026 olayları için ham debi, hidrograf, çok kısa süreli yağış ve bütün alarm kayıtları kamuya açık değildir. Erken dönem tarihsel kayıtlarda can kaybı ve hasar sayıları arşiv kapsamına göre değişebilir. Arama ve hasar tespiti sürdüğü için 2026 bilançosu nihai değildir. Kamu yatırımlarına ilişkin toplu beyanlar, tesis bazlı performans verisinin yerini tutmaz.

DÜNYA FINDIK HARİTASI YARIN ŞİLİ’DE MASAYA YATIRILACAK Haber

DÜNYA FINDIK HARİTASI YARIN ŞİLİ’DE MASAYA YATIRILACAK

ŞİLİ FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI ÇİZİYOR FINDIKTA KÜRESEL REKABETİN YENİ CEPHESİ ŞİLİ’DE AÇILIYOR 120 BİN TONU AŞAN ŞİLİ, FINDIKTA LİDERLİK STRATEJİSİNİ TARTIŞACAK FINDIĞIN GELECEĞİ YARIN LOS ÁNGELES’TE MASAYA YATIRILACAK DÜNYA FINDIK HARİTASI YARIN ŞİLİ’DE MASAYA YATIRILACAK PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, ÜRETİMDEN KÜRESEL PAZARA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI ÇİZECEK Dünya fındık sektörünün yükselen üretim merkezlerinden Şili, üretim artışının ardından kalite, hastalık yönetimi, mekanizasyon, işleme kapasitesi ve küresel pazar hedeflerine odaklanıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, yarın Los Ángeles’te üreticileri, bilim insanlarını, sanayicileri, danışmanları ve teknoloji şirketlerini buluşturacak. Etkinliğin son duyurularında İspanya kökenli TAVAN Latam ile Şilili PROUTDOOR sponsor ağına katılırken, INIA Quilamapu’nun Avrupa fındığında odun hastalıkları üzerine çalışan Meyve Fitopatolojisi Laboratuvarı da kurumsal katılımcı olarak programa dahil edildi. Şili’nin Avrupa fındığındaki hızlı büyümesi, yarın düzenlenecek kapsamlı bir sektör toplantısıyla teknik ve ticari yönleriyle ele alınacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos Perşembe günü saat 09.30–15.00 arasında, Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde bulunan Casa Laura’da gerçekleştirilecek. “Fındıkta güçlü ülke Şili: Geleceğe liderlik etmenin teknik ve ticari anahtarları” temasıyla düzenlenecek toplantı; üreticileri, danışmanları, akademisyenleri, şirket yöneticilerini, teknoloji sağlayıcılarını, fidanlıkları ve sektör liderlerini aynı platformda buluşturacak. Etkinliğin gerçekleştirileceği Casa Laura’nın adresi Av. Las Industrias 504, Los Ángeles, Şili olarak açıklandı. Katılım ve bilet işlemleri Welcu’daki resmî etkinlik sayfası üzerinden yürütülüyor. BİR SEMİNERDEN DAHA FAZLASI: SEKTÖRÜN ORTAK SORUNLARI TARTIŞILACAK PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın temel amacı yalnızca yeni teknik bilgilerin aktarılması değil. Organizasyon, Şili fındık sektörünün büyürken karşılaştığı üretim, kalite, hastalık, iklim, işleme ve pazarlama sorunlarını doğrudan sektör temsilcileriyle tartışmayı hedefliyor. Ana sunumların ardından düzenlenecek Mesa Técnica Colaborativa–İşbirlikçi Teknik Masa, üreticilerin sahadaki deneyimlerini uzman ve şirket temsilcilerine doğrudan aktarabilecekleri açık bir tartışma alanı oluşturacak. Üreticiler; bahçe kuruluşu, çeşit seçimi, budama, bitki besleme, sulama, hastalıklarla mücadele, hasat zamanı, işçilik, mekanizasyon, depolama ve ürün kalitesi gibi konularda karşılaştıkları sorunları paylaşacak. Uzmanlar ve sektör danışmanları ise teknik çözüm önerilerini ve farklı bahçelerde elde edilen sonuçları değerlendirecek. Bu format, toplantıyı tek yönlü sunumların yapıldığı klasik bir tarım seminerinden ayırıyor. Organizasyondan bağlayıcı bir sektör kararı çıkması beklenmese de toplantının teknik bilgi transferi, üretici-sanayi ilişkilerinin geliştirilmesi ve büyüme sürecindeki risklerin belirlenmesi açısından önemli sonuçlar doğurması bekleniyor. ÜÇ ANA KONUŞMACI ÜRETİMİN KRİTİK BAŞLIKLARINI ELE ALACAK Etkinliğin ana konuşmacıları Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco ile fitopatolog ve akademisyen Dr. Ernesto Moya Elizondo olacak. Gabriel Aguilar’ın sunumunda, Avrupa fındığında üretim başarısını belirleyen bahçe yönetimi uygulamalarının ve sahadan edinilen deneyimlerin öne çıkması bekleniyor. Aguilar aynı zamanda teknik masada üreticilerin sorularını yanıtlayacak. AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco’nun katılımı, toplantının üretim tekniğiyle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. AgriChile, İtalyan Ferrero Grubu’nun Şili’deki fındık yapılanmasının merkezinde bulunuyor. Bu nedenle Scocco’nun değerlendirmelerinin üretici-sanayi ilişkileri, ürün alımı, kalite talepleri, işleme kapasitesi ve Şili fındığının uluslararası pazardaki geleceği açısından önem taşıması bekleniyor. Concepción Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Ernesto Moya Elizondo ise “Avrupa fındığında hastalık yönetimi stratejileri” başlıklı sunumuyla programa katılacak. Moya’nın sunumunda mantari hastalıklar, odun dokusuna zarar veren etmenler, enfeksiyon risklerinin izlenmesi ve koruyucu mücadele stratejileri ele alınacak. PlanetNuts’ın teknik değerlendirmelerinde kış budaması sırasında oluşan yaraların odun hastalıkları bakımından önemli giriş noktaları oluşturduğuna dikkat çekiliyor. SON TEKNİK MASA DUYURUSUNDA DÖRT İSİM AÇIKLANDI PlanetNuts’ın son teknik masa duyurusunda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa ile önde gelen fındık üreticilerinin panele katılacağı açıklandı. José Pablo Correa; kuru yemiş danışmanı, Trinuts yöneticisi ve PlanetNuts’un kurucu isimlerinden biri olarak teknik masada yer alacak. Correa’nın katılımı, bahçedeki üretim kararları ile kuru yemiş sanayisi ve pazar beklentileri arasındaki bağlantının değerlendirilmesini sağlayacak. Önceki etkinlik görsellerinde organik tarım uzmanı Antonio Gaete de teknik masa katılımcıları arasında gösterilmişti. Ancak organizasyonun son panel duyurusunda Gaete’nin adına yer verilmedi. PlanetNuts tarafından Gaete’nin katılımına ilişkin ayrıca bir iptal açıklaması yapılmadığı için, kesinleşmiş son panel listesi dört isim üzerinden değerlendiriliyor. Son açıklamalarda Şili dışından yeni bir konuşmacı ilan edilmedi. Etkinliğin uluslararası boyutu, konuşmacı ülkelerinden çok Şili üretiminin dünya pazarıyla ilişkisi ve sponsor şirketlerin uluslararası teknoloji ağı üzerinden şekilleniyor. İKİ YENİ SPONSOR, BİR YENİ KURUMSAL KATILIMCI Önceki sponsor görselinde 24 firma bulunuyordu. PlanetNuts’ın son paylaşımlarında TAVAN Latam ve PROUTDOOR yeni sponsorlar olarak açıklandı. Böylece herhangi bir çekilme olmadığı takdirde açıklanmış sponsor sayısı 26’ya yükseldi. İspanya’nın Valencia kentinde kurulan TAVAN, biyolojik tarım kimyasalları, bitki sağlığı ürünleri, biyogübreler ve yüksek teknolojili sıvı gübreler alanında faaliyet gösteriyor. Şili ve Peru’da da faaliyetleri bulunan şirket, özellikle bitki sağlığı ve odun hastalıklarına yönelik çözümleriyle sponsor ağına uluslararası bir bağlantı ekledi. Şirketin faaliyet alanları TAVAN Chile’nin resmî sitesinde yer alıyor. Yeni sponsor PROUTDOOR ise Şili merkezli bir saha, koruyucu giyim ve outdoor ekipmanları şirketi. Rodrigo Correa tarafından kurulan şirketin katılımı, tarımsal üretimde çalışan güvenliği, saha koşulları ve koruyucu ekipman başlıklarını destekçi ağına taşıyor. Son duyuruların bir diğer önemli gelişmesi, INIA Quilamapu’nun kurumsal katılımı oldu. INIA Quilamapu sponsor olarak değil, bilimsel ve kurumsal katılımcı statüsünde etkinlikte bulunacak. Kurumun Meyve Fitopatolojisi Laboratuvarı, Avrupa fındığında odun hastalıkları üzerine yürüttüğü çalışmaları özel bir stantta tanıtacak. INIA araştırmalarında hastalık belirtisi gösteren 330 örnek üzerinde yapılan incelemelerde Chondrostereum purpureum etmeni yüzde 20 oranıyla en sık karşılaşılan ve en yüksek hastalık oluşturma gücüne sahip etmenlerden biri olarak belirlendi. Kurum, meyve ağaçlarında odun mantarlarına karşı “Trunkguard” adı verilen biyolojik bir inokulant üzerinde de çalışıyor. Ürün henüz ticari kullanıma sunulmuş değil. INIA, odun hastalıklarının bazı fındık bahçelerinde verim kayıplarını yüzde 65’e kadar çıkarabildiğini bildiriyor. INIA’nın odun hastalıkları araştırması ve biyolojik inokulant çalışması bu riskin neden toplantı gündeminde önemli yer tuttuğunu gösteriyor. SPONSOR AĞI ÜRETİMDEN İHRACATA UZANAN ZİNCİRİ YANSITIYOR Son etkinlik görselinde yer alan sponsorlar şöyle sıralanıyor: Tattersall Agroinsumos, Iansa Nutrición Vegetal, Rovensa Next, Certa, IDM Bioburn Tech, QualityLab, Anagra, Point, Sumitomo Chemical, UNITEC, UPL, Neogreen, Grapro Sur, Vivero Castaño Austral, Aminochem, Agroimec, Fertiamérica–FertiGlobal, TriNuts, Fitotecnología, Pack-Man, Vitrofarm, Biomasoil, Nitro Brake–Vals AgroSolutions, Netafim–Gross, TAVAN Latam ve PROUTDOOR. Sponsor yapısı, toplantıya mali destek veren şirketlerin listesinden daha geniş bir anlam taşıyor. Bu ağ; fidan ve bitki materyalinden bitki beslemeye, biyolojik çözümlerden sulamaya, hastalık yönetiminden hasat makinelerine, laboratuvar analizlerinden işleme, sınıflandırma ve paketlemeye kadar uzanan teknik zinciri gösteriyor. UNITEC, Pack-Man, QualityLab ve IDM Bioburn Tech hasat sonrası işleme, analiz ve sınıflandırma hattında; Netafim ve Gross sulama teknolojilerinde; Vitrofarm ve Vivero Castaño Austral bitki materyali ve fidan üretiminde; UPL, Sumitomo Chemical, Rovensa Next, Point, Neogreen ve Fitotecnología ise bitki sağlığı ve biyolojik çözümler alanında öne çıkıyor. Bu tablo, Şili’nin üretim alanını büyütürken aynı zamanda ürünü işleyecek, standardize edecek ve sanayiye ulaştıracak altyapıyı geliştirmeye çalıştığını ortaya koyuyor. 2024’TE VERİM, 2025’TE KÜRESEL PAZAR KONUŞULDU PlanetNuts Day Avellanos serisi, Şili fındık sektöründeki değişimi yıllar itibarıyla izlemeyi sağlayan önemli bir gösterge oluşturuyor. Los Ángeles’te 23 Mayıs 2024’te düzenlenen buluşmanın ana teması “Yükselişteki fındık: İyi verim için planlama” olmuştu. Toprak biyolojisi, mikorizalar, kış dinlenme döneminin yönetimi, Avrupa fındığında in vitro üretim teknolojileri ve odun mantarlarıyla mücadele programın başlıca konuları arasındaydı. 2024 etkinliğinin resmî değerlendirmesi, sektörün o dönemde ağırlıklı olarak bahçe verimi ve temel üretim sorunlarına odaklandığını gösteriyor. Serinin ikinci buluşması 5 Haziran 2025’te yine Casa Laura’da gerçekleştirildi. “Genişleyen fındık: Küresel pazarda fırsatlar ve zorluklar” temasıyla düzenlenen etkinlikte hasat başarısını belirleyen faktörler, yüksek verim için bitki besleme ve hormonal yönetim stratejileri ele alındı. 2025 programında Gabriel Aguilar, Antonio Gaete ve José Pablo Correa öne çıkan konuşmacılar arasında yer aldı. 2024, 2025 ve 2026 programları birlikte değerlendirildiğinde belirgin bir dönüşüm görülüyor: İlk buluşmada iyi verimin nasıl elde edileceği, ikinci buluşmada genişleyen üretimin küresel pazardaki karşılığı, üçüncü buluşmada ise Şili’nin dünya fındık sektöründe nasıl kalıcı bir liderlik konumu oluşturabileceği tartışılıyor. TALCA’DAKİ ULUSAL BULUŞMALAR ULUSLARARASI İLGİYİ BÜYÜTTÜ PlanetNuts Day toplantılarının dışında Şili’de iki yılda bir düzenlenen Ulusal Avrupa Fındığı Günü de sektörün kurumsallaşmasında önemli rol oynuyor. Talca’da yapılan üçüncü ulusal buluşma 400’ün üzerinde katılımcıyı, yaklaşık 60 destekçi firmayı ve 11 konuşmacıyı bir araya getirdi. Rejeneratif tarım, biyolojik çözümler, bahçe yönetimi ve küresel üretim eğilimleri toplantının temel başlıkları arasındaydı. 26 Mart 2026’da düzenlenen dördüncü ulusal buluşmanın programında ise Şili’nin yanı sıra Türkiye, İspanya ve Avrupa’dan uzmanlara yer verildi. İklim değişikliği, agrometeoroloji, Türk fındık sektörünün üretim ve ticaret deneyimi, yeni anaç çalışmaları, zararlılar ve Şili’nin küresel pazardaki konumu tartışıldı. Talca buluşmasının programı, Şili’deki teknik toplantıların artık ulusal üretim sorunlarının ötesine geçerek uluslararası rekabeti ele aldığını gösteriyor. ŞİLİ 120 BİN TON EŞİĞİNİ AŞTI PlanetNuts tarafından açıklanan sektör tahminine göre Şili, 2025/26 sezonunda yaklaşık 120 bin 700 ton kabuklu fındık üreterek Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yükseldi ve İtalya’yı geride bıraktı. Aynı sektör değerlendirmesinde Şili’deki fındık alanının 70 bin hektara yaklaştığı ve 2030’a kadar 80 bin hektarı aşabileceği belirtiliyor. PlanetNuts’ın üretim değerlendirmesi bu büyümeyi yeni bahçeler, yüksek mekanizasyon ve sanayi yatırımlarıyla ilişkilendiriyor. Resmî veriler ile sektör tahminleri arasında alan büyüklüğü bakımından farklılık bulunuyor. Şili Tarım Araştırmaları ve Politikaları Ofisi ODEPA’nın 2025 meyvecilik tablosunda Avrupa fındığı alanı 49 bin 264 hektar olarak yer alıyor. Bu rakam ülkenin toplam meyve alanının yüzde 12,9’una karşılık geliyor. Sektör tahminlerindeki yaklaşık 70 bin hektarlık rakam ise güncellenme tarihleri ve henüz resmî kayıtlara bütünüyle girmeyen yeni dikimler nedeniyle daha yüksek bulunuyor. Bu nedenle iki rakamın farklı veri kapsamlarını temsil ettiği dikkate alınmalı. ODEPA’nın Mart 2026 meyve bülteni resmî tabloyu içeriyor. Şili fındık bahçelerinde hektar başına ortalama verimin 3 bin–3 bin 500 kilogram düzeyine ulaşabildiği belirtiliyor. Üretimin yaklaşık yüzde 99’u çikolata ve gıda sanayisine yönlendiriliyor. Ülkede en yaygın çeşit Tonda di Giffoni olurken Barcelona, Tonda Gentile delle Langhe, Yamhill, Lewis ve Romana da yetiştiriliyor. İHRACAT GELİRİ 563 MİLYON DOLARA ULAŞTI Şili’nin 2025/26 sezonundaki fındık ihracat geliri 563 milyon dolar FOB olarak açıklandı. İhracat değerinin yüzde 87,6’sını iç fındık, yüzde 12,4’ünü kabuklu fındık oluşturdu. Aynı dönemde yaklaşık 46 bin 300 ton iç fındık ve 15 bin 700 ton kabuklu fındık ihraç edildi. İtalya yüzde 47,5’lik payla en büyük pazar olurken Almanya yüzde 17, Polonya ise yüzde 16 pay aldı. Bu yapı, Şili fındığının Avrupa çikolata ve şekerleme sanayisine güçlü biçimde bağlandığını gösteriyor. İhracat rakamları PlanetNuts’ın ODEPA verilerine dayanan analizinde yer alıyor. TradeMap verilerine dayanan ODEPA değerlendirmesine göre Türkiye, 2025 yılında yaklaşık 112 bin 780 tonla iç fındık ihracatında dünya liderliğini korudu. Şili 46 bin 700 tonla ikinci, ABD ise yaklaşık 22 bin tonla üçüncü sırada yer aldı. Kabuklu fındık ihracatında ise Şili yaklaşık 14 bin 600 tonla ilk sıraya çıktı. Onu ABD ve İspanya izledi. ODEPA’nın Temmuz 2026 bülteni, Şili’nin özellikle kabuklu fındık ticaretinde ulaştığı konumu ortaya koyuyor. BÜYÜMENİN ÖNÜNDE DEPOLAMA, HASTALIK VE İKLİM SINAVI VAR Şili fındığının önündeki en önemli fırsat, genç bahçelerin önümüzdeki yıllarda tam verime geçmesi olacak. Ancak aynı gelişme, hasat edilen ürünün kısa sürede teslim alınması, kurutulması, depolanması, işlenmesi ve ihraç edilmesi bakımından ciddi bir kapasite ihtiyacı doğuracak. AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco, teknik altyapı ve sanayi yatırımlarının büyümeyi desteklemesi halinde Şili’nin uzun vadede 300 bin tona yaklaşabilecek bir üretim potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Bu rakam resmî bir devlet hedefi veya toplantıda kabul edilmiş bir üretim planı değil; sektörün gelişme ihtimaline ilişkin uzun vadeli bir senaryo niteliği taşıyor. Scocco’nun değerlendirmesinde araştırma, sulama, besleme, hastalık yönetimi, karbon ayak izi, lojistik ve ara depolama kapasitesinin büyümeye paralel geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. İklim değişikliği, düzensiz soğuklanma, su ihtiyacı, ilkbahar donları, artan hastalık baskısı ve yeni zararlıların görülme ihtimali sektörün diğer risklerini oluşturuyor. Bu nedenle Şili’nin gelecekteki rekabet gücü yalnızca yeni bahçelerin kurulmasına değil; verim ve kalitenin her sezon korunabilmesine bağlı olacak. TERS MEVSİM AVANTAJI KÜRESEL TEDARİK DENGESİNİ DEĞİŞTİRİYOR Şili, Güney Yarımküre’de bulunması nedeniyle Türkiye, İtalya, İspanya ve ABD’den farklı bir hasat takvimine sahip. Kuzey Yarımküre’deki stokların azalmaya başladığı dönemde pazara yeni ürün sunabilmesi, Şili’ye önemli bir ticari avantaj sağlıyor. Bu özellik, dünya çikolata sanayisinin yıl boyunca düzenli hammadde temin etmesine imkân tanırken büyük alıcıların tek bir üretici ülkeye bağımlılığını da azaltıyor. Şili’nin dünya pazarındaki etkisi bu nedenle yalnızca toplam üretim miktarıyla ölçülemez. Düzenli teslimat, sözleşmeli üretim, sanayi bağlantısı, mekanizasyon ve standart kalite, ülkenin pazarlık gücünü artıran temel unsurlar arasında bulunuyor. TÜRKİYE’NİN LİDERLİĞİ SÜRÜYOR, REKABETİN ŞARTLARI DEĞİŞİYOR Şili’nin büyümesi, Türkiye’nin dünya fındık sektöründeki liderliğini kısa vadede ortadan kaldıracak bir gelişme değil. Türkiye; üretim alanı, toplam ürün miktarı, ihracat deneyimi ve tedarik zinciri bakımından açık ara en büyük aktör olmayı sürdürüyor. Buna karşılık Şili’nin yükselişi, uluslararası sanayicilerin tedarik seçeneklerini artırıyor. Rekabet artık yalnızca hangi ülkenin daha fazla fındık ürettiği üzerinden değil; hangi ülkenin standart kalitede ürünü zamanında teslim ettiği, izlenebilirlik sağladığı, hastalık ve kalıntı riskini yönettiği ve üreticiyi sanayiyle uzun vadeli sözleşmeler üzerinden buluşturduğu üzerinden şekilleniyor. Türkiye açısından bu gelişmenin anlamı, üretim üstünlüğünün tek başına yeterli olmayacağıdır. Yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, verimin yükseltilmesi, hastalık takibinin bilimsel temele oturtulması, kurutma ve depolama kayıplarının azaltılması, kalite sınıflandırmasının güçlendirilmesi ve üreticinin kaliteli üründen daha yüksek gelir elde etmesi gerekiyor. GİRESUN KALİTE FINDIĞI AYRI BİR STRATEJİYLE KORUNMALI Şili’nin geniş ve çoğunlukla düz arazilerde mekanizasyona dayalı olarak geliştirdiği model, Giresun’un eğimli arazilerine ve küçük aile işletmelerine doğrudan uygulanamaz. Giresun için topoğrafyaya uygun üretim ve mekanizasyon modellerinin geliştirilmesi gerekiyor. Giresun kalite fındığının aroma, yağ yapısı, coğrafi kimlik ve üretim kültüründen kaynaklanan özellikleri; daha güçlü coğrafi işaret denetimi, parselden ürüne izlenebilirlik, bağımsız laboratuvar analizleri ve kaliteye göre ayrı fiyatlandırmayla korunmalı. Şili’nin büyümesi Giresun için yalnızca bir rekabet uyarısı olarak görülmemeli. Aynı zamanda üretici eğitimi, araştırma, fidan kalitesi, hastalık yönetimi, işleme teknolojisi ve pazarlamanın tek bir sektör politikası içinde ele alınmasının önemini gösteren bir örnek olarak değerlendirilmeli. YARINKİ TOPLANTI ŞİLİ’NİN BÜYÜME SONRASI SINAVINI GÖSTERECEK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’nin fındık üretim alanlarını ne kadar büyüttüğünden çok, büyüyen üretimi nasıl yöneteceğine odaklanacak. Genç bahçelerin tam verime geçmesi, işleme ve depolama kapasitesinin artırılması, odun hastalıklarının kontrol altına alınması, su ve iklim risklerinin yönetilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve Avrupa sanayisine düzenli ürün gönderilmesi önümüzdeki dönemin temel başlıkları olacak. 2024’te iyi verim için bahçe planlamasını, 2025’te küresel pazardaki fırsat ve riskleri tartışan Şili fındık sektörü, 2026 toplantısında artık küresel ölçekte nasıl kalıcı bir güç olacağını konuşacak. Yarın Los Ángeles’te kurulacak teknik masa, tek başına dünya fındık piyasasının yönünü değiştirmeyecek. Ancak açıklanan üretim ve ihracat rakamları, büyüyen teknoloji ağı, araştırma kurumlarının katılımı ve sanayi yatırımları Şili’nin geçici bir üretici değil, uzun vadeli bir küresel rakip olarak planlandığını ortaya koyuyor. Türkiye ve Giresun açısından toplantının en önemli mesajı da burada bulunuyor: Dünya fındık piyasasında tarihî üstünlüğü korumanın yolu yalnızca daha fazla üretmekten değil; kaliteyi korumaktan, üreticiyi güçlendirmekten, bilimi bahçeye taşımaktan ve ürünü doğru zamanda, doğru standartla dünya pazarına sunmaktan geçiyor.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE FINDIK SEKTÖRÜNÜN YENİ YOL HARİTASINI ÇİZECEK Şili’de Avrupa fındığı sektörü; büyüyen dikim alanları, teknik danışmanlık ağı, fidanlık yatırımları, in vitro çoğaltım teknolojileri, bitki besleme çözümleri, biyoçözümler, hasat makineleri, don kontrol sistemleri, işleme hatları, kalite sınıflandırma teknolojileri ve sürdürülebilir üretim arayışıyla küresel fındık pazarında yeni bir eşiğe geldi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticileri, danışmanları, sanayi temsilcilerini, akademisyenleri, fidanlıkları, teknoloji firmalarını ve sektör tedarikçilerini 13 Ağustos 2026’da Casa Laura, Los Ángeles’te aynı masada buluşturacak. Şili, Avrupa fındığında artık yalnızca üretim alanlarını genişleten bir ülke değil; bilgi, teknoloji, sanayi, sürdürülebilirlik, mekanizasyon, kaliteli bitki materyali ve küresel pazar bağlantılarıyla yeni bir fındık modeli kurmaya çalışan güçlü bir aktör olarak öne çıkıyor. Bu yükselişin en önemli sektör buluşmalarından biri olan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Şili’nin Biobío Bölgesi’nde yer alan Los Ángeles kentindeki Casa Laura’da düzenlenecek. Etkinlik, üreticileri, danışmanları, şirketleri ve fındık endüstrisinin liderlerini bilgi, inovasyon, saha deneyimi ve teknoloji paylaşımı ekseninde bir araya getirecek. PlanetNuts’un son duyurusunda etkinliğin yalnızca bir seminer olmadığı özellikle vurgulandı. Program, Avrupa fındığında teknik ve ticari eğilimlerin aktarılmasının yanında, sektörün temel sorunlarının üreticiler, danışmanlar, uzmanlar ve tedarikçilerle birlikte tartışılacağı İşbirlikçi Teknik Masa formatıyla genişletildi. YALNIZCA SEMİNER DEĞİL: FINDIKTA AÇIK TEKNİK TARTIŞMA PLATFORMU PlanetNuts’un güncel paylaşımında etkinlik, “Şili’de fındık endüstrisini ileri taşıyanlar arasında teknik bir konuşma” olarak tanımlandı. Bu vurgu, organizasyonun klasik sunum formatının ötesine geçtiğini gösteriyor. Katılımcılar, yalnızca Avrupa fındığında son teknik ve ticari eğilimleri dinlemekle kalmayacak; aynı zamanda deneyimlerin paylaşılacağı, soruların yanıtlanacağı ve sektörün ana zorlukları ile fırsatlarının tartışılacağı Mesa Técnica Colaborativa / İşbirlikçi Teknik Masa bölümüne de katılacak. Bu masa, üreticilerin sahada yaşadığı gerçek sorunları doğrudan uzmanlara ve sektör temsilcilerine taşıyacak. Böylece etkinlik, yalnızca bilgi aktaran değil; sektörün ortak aklını kurmaya çalışan, sahadan gelen deneyimi teknik bilgiyle buluşturan ve üreticinin sorusunu merkeze alan bir platforma dönüşecek. Görsel duyuruda teknik masanın üç temel katılımcı grubuyla yürütüleceği belirtildi: üreticiler, uzmanlar ve sektör danışmanları, ayrıca halkla açık sohbet bölümü. Bu yapı, programın yalnızca kapalı bir uzman toplantısı olmadığını; üreticinin, danışmanın ve sektör ilgililerinin aynı zeminde konuşacağı daha açık ve katılımcı bir model sunduğunu gösteriyor. KONUŞMACI KADROSU GENİŞLEDİ: BEŞ İSİM TEKNİK MASADA PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ilk açıklanan konuşmacıları Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco ve fitopatolog-akademisyen Ernesto Moya olmuştu. Güncel görsel duyuruyla teknik masa kadrosuna iki yeni isim daha eklendi: Antonio Gaete ve José Pablo Correa. Böylece İşbirlikçi Teknik Masa’da yer alacak isimler şöyle şekillendi: Gabriel Aguilar, Avrupa fındığı alanında uzman danışman olarak programda yer alacak. Aguilar’ın katılımı; bahçe yönetimi, üretici uygulamaları, verimlilik, sezon içi teknik kararlar ve fındıkta saha deneyimi başlıklarının toplantının merkezinde olacağını gösteriyor. Camilo Scocco, AgriChile Genel Müdürü olarak etkinlikte yer alacak. Scocco’nun katılımı, programın yalnızca üretim tekniğiyle sınırlı kalmayacağını; sanayi bağlantısı, ürün alımı, işleme altyapısı, ihracat, küresel pazar ve üretici-sanayi ilişkileri açısından da değerlendirileceğini ortaya koyuyor. Ernesto Moya, fitopatolog ve akademisyen kimliğiyle teknik masada bulunacak. Moya’nın katılımı; bitki sağlığı, hastalık yönetimi, patojen baskısı, odun hastalıkları, kök ve dal sağlığı ile sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin toplantının kritik başlıkları arasında yer alacağını gösteriyor. Antonio Gaete, organik tarım uzmanı olarak görsel duyuruda yer aldı. Bu katılım, etkinliğin sürdürülebilirlik, daha temiz üretim, organik tarım pratikleri, çevresel etki ve girdi yönetimi başlıklarını daha güçlü biçimde gündeme taşıyacağını gösteriyor. José Pablo Correa ise kuru yemiş danışmanı olarak teknik masaya katılacak. Correa’nın katılımı, Avrupa fındığının yalnızca bahçede değil; kuru yemiş sektörü, ticari yapı, üretici danışmanlığı ve pazarla bağlantı içinde ele alınacağını ortaya koyuyor. Bu beş isim birlikte değerlendirildiğinde, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın teknik masası üç ana eksene oturuyor: bahçede verimli üretim, sanayi ve pazar bağlantısı, sürdürülebilir ve bilimsel üretim yönetimi. ÜRETİCİLER SAHADAKİ DENEYİMİ MASAYA TAŞIYACAK Güncel duyuruda, teknik masaya yalnızca konuşmacıların değil, önde gelen Avrupa fındığı üreticilerinin de katkı vereceği belirtildi. Üreticiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları yönetim stratejilerini, sezon boyunca edindikleri deneyimleri, karşılaştıkları sorunları ve öğrendikleri dersleri paylaşacak. Bu bölüm, Şili fındık sektöründe bilginin yalnızca akademik ya da kurumsal kanaldan gelmediğini gösteriyor. Üreticinin sahadan getirdiği gerçek deneyim, uzman sunumları ve şirket çözümleriyle aynı düzlemde değerlendirilecek. Fındıkta verim, kalite ve kârlılık; budama, sulama, bitki besleme, soğuklanma takibi, hastalık kontrolü, zararlı yönetimi, hasat zamanı, işçilik planlaması, don riski, depolama ve pazara hazırlık gibi birçok unsurun birlikte yönetilmesine bağlı. Bu nedenle üretici deneyimi, teknik masanın en değerli parçalarından biri olacak. Çünkü fındıkta başarı, yalnızca teorik bilgiyle değil; bahçede doğru zamanda doğru kararı almakla mümkün hale geliyor. ŞİLİ FINDIKTA YENİ GÜÇ MERKEZİ OLMA YOLUNDA Avrupa fındığında dünya pazarındaki ağırlığını artıran Şili, son yıllarda dikkat çeken bir büyüme sürecinden geçiyor. Ülkede Avrupa fındığı dikim alanları genişlerken, sektör yalnızca tarımsal üretim üzerinden değil; teknik danışmanlık, kaliteli fidan, sağlıklı bitki materyali, bitki sağlığı, hasat yönetimi, işleme teknolojisi, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik ve sanayi entegrasyonu üzerinden yeniden şekilleniyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu dönüşümün en görünür vitrinlerinden biri olacak. Organizasyon; üreticileri, danışmanları, şirketleri, akademisyenleri, fidanlıkları, makine firmalarını, bitki besleme ve ürün koruma şirketlerini aynı zeminde buluşturacak. Bu yönüyle etkinlik, klasik bir tarım seminerinin ötesine geçiyor. Şili fındığının büyüme sonrası dönemde hangi stratejiyle ilerleyeceğini, hangi teknik başlıklara öncelik vereceğini ve küresel rekabette nasıl bir konum almak istediğini gösterecek kapsamlı bir sektör platformu niteliği taşıyor. Fındıkta gelecek artık yalnızca bahçede değil; laboratuvarda, fidanlıkta, hasat makinesinde, meteoroloji verisinde, işleme tesisinde, kalite sınıflandırma hattında ve küresel pazarlama stratejisinde belirleniyor. LOS ÁNGELES’TE ÜRETİCİ, SANAYİ VE BİLİM AYNI MASADA Etkinliğin merkezi, Şili’nin önemli tarımsal bölgelerinden biri olan Los Ángeles olacak. Biobío Bölgesi’nde gerçekleştirilecek buluşma, Avrupa fındığında hem üretim sahasının hem de sektörel büyüme stratejisinin tartışılacağı bir adres haline gelecek. Programda, Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin karşı karşıya olduğu temel zorluklar ve fırsatlar değerlendirilecek. Üreticiler için verimlilik, hastalık yönetimi, bahçe yenileme, bitki besleme, hasat başarısı, don riski, iklim verisi ve maliyet kontrolü gibi başlıklar öne çıkarken; sanayi tarafında işleme kapasitesi, ürün standardı, kalite, ihracat bağlantıları ve küresel pazar beklentileri masaya yatırılacak. PlanetNuts’un duyurularında etkinliğin, üreticiler, danışmanlar, şirketler ve fındık endüstrisinin liderleri için yenilik, teknoloji, bilgi paylaşımı ve sektör gelişimini hızlandırma amacı taşıdığı vurgulanıyor. SPONSOR GÖRSELİ ŞİLİ FINDIK MODELİNİN TEKNİK HARİTASINI GENİŞLETTİ PlanetNuts’un güncel sponsor görselinde, etkinliği destekleyen firmalar geniş bir tedarikçi ve teknoloji ağı olarak sunuldu. Görselde yer alan ifade, sponsorların yalnızca organizasyona destek veren şirketler olmadığını; Şili’de kuru yemiş ve Avrupa fındığı endüstrisinin teknik yayılımına ve gelişimine katkı sunan aktörler olduğunu ortaya koydu. Görselde sponsorlar için şu mesaj öne çıktı: Şili’de kuru yemiş endüstrisinin teknik yayılımını ve gelişimini destekleyen şirketlere teşekkür edildi. Bu ifade, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın yalnızca bir konferans değil; sektörün bilgi, teknoloji ve tedarik zinciri ağını aynı platformda toplayan bir buluşma olduğunu gösteriyor. Sponsor panelinde şu firmaların logoları yer aldı: Tattersall Agroinsumos, Iansa Nutrición Vegetal, Rovensa Next, Certa, IDM Bioburn Tech, QualityLab, Anagra, Point, Sumitomo Chemical, UNITEC, UPL, Neogreen, Grapro Sur, Vivero Castaño Austral, Aminochem, Agroimec, Fertiamérica / FertiGlobal, TriNuts, Fitotecnología Agricultura Sustentable, Pack-Man, Vitrofarm, Biomasoil, Nitro Brake / Vals AgroSolutions, Netafim ve Gross. Bu geniş sponsor yapısı; bitki beslemeden biyoçözümlere, fidanlıktan in vitro çoğaltıma, hasat makinelerinden don kontrolüne, işleme teknolojilerinden kalite analizine, sulama sistemlerinden rejeneratif tarıma kadar uzanan geniş bir teknik ekosistemi gösteriyor. SPONSOR AĞI ÜRETİMDEN PAZARA TAM ZİNCİRİ GÖSTERİYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026 için açıklanan ve görsellerle güncellenen sponsor ağı, Şili fındık sektörünün hangi teknik alanlara öncelik verdiğini açık biçimde ortaya koydu. Sponsor yapısı yalnızca etkinliğe destek veren firma listesinden ibaret değil; aynı zamanda Şili’nin Avrupa fındığında üretimden sanayiye uzanan zinciri nasıl kurduğunu gösteren teknik bir harita niteliği taşıyor. Bu yapı içinde danışmanlık, fidanlık, in vitro mikroçoğaltım, klonal anaç üretimi, genetik homojenlik, güçlü kök gelişimi, bitki besleme, biyostimülasyon, ürün koruma, biyolojik çözümler, sürdürülebilir tarım, rejeneratif tarım, toprak sağlığı, mikrobiyolojik analiz, biyo girdiler, biyolojik çeşitlilik, biyo gübre, toprak yenilenmesi, döngüsel ekonomi, hasat teknolojisi, tarım makineleri, don kontrolü, mekanize budama, toprak hazırlığı, meteoroloji, sulama teknolojileri, kalite analizleri, işleme teknolojisi, otomasyon, kalite sınıflandırması, paketleme ve izlenebilirlik başlıkları aynı bütünün parçaları olarak öne çıkıyor. Bu tablo, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde yalnızca üretim alanını büyütmediğini; üretimin her aşamasını teknoloji, bilgi, veri, analiz, mekanizasyon ve sürdürülebilirlik üzerinden yeniden kurmaya çalıştığını gösteriyor. TRINUTS: BAHÇE YÖNETİMİ VE TEKNİK DANIŞMANLIK Trinuts, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın teknik danışmanlık ve bahçe yönetimi hattını temsil eden önemli sponsorlarından biri olarak öne çıkıyor. Şirket; fındık, ceviz, badem ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde üretim süreçleri, bahçe verimliliği ve teknik saha danışmanlığı alanında çalışıyor. Trinuts’un sponsor ağı içinde yer alması, Şili’de fındık üretiminin yalnızca dikim alanı genişletme anlayışıyla yürütülmediğini gösteriyor. Bahçenin kuruluşundan sezon içi bakım kararlarına, budamadan beslemeye, hastalık takibinden verim planlamasına kadar üreticinin teknik bilgiyle desteklenmesi yeni dönemin temel unsurlarından biri haline geliyor. Bu yönüyle Trinuts, PlanetNuts Day Avellanos 2026’da üreticiye özel teknik çözüm, bahçe yönetimi, verimlilik ve saha danışmanlığı başlıklarını güçlendiren bir aktör olarak konumlanıyor. FITOTECNOLOGÍA: BİYOTEKNOLOJİ, BİYOSTİMÜLASYON VE DOĞAL GİRDİLER Fitotecnología, Şili tarımında doğal kaynaklı girdiler, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli çözümler geliştiren yapısıyla sponsorlar arasında yer alıyor. Şirketin çalışma alanı; biyostimülasyon, bitki besleme ve ürün koruma çözümleri etrafında şekilleniyor. Fitotecnología’nın programa dahil edilmesi, Avrupa fındığında verimlilik artışının artık yalnızca klasik gübreleme ve ilaçlama uygulamalarıyla değil; bitkinin fizyolojik dayanıklılığını artıran, stres koşullarına karşı destek sağlayan ve sürdürülebilir üretim anlayışını güçlendiren biyoteknolojik çözümlerle birlikte ele alındığını gösteriyor. Bu başlık, iklim değişikliği, hastalık baskısı, su stresi ve artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin daha kontrollü, daha verimli ve daha bilimsel üretim araçlarına ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. ROVENSA NEXT CHILE: BİYOÇÖZÜMLER VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM Rovensa Next Chile, sürdürülebilir tarım için biyoçözümler alanındaki yapısıyla etkinlik sponsorları arasında yer aldı. Şirketin portföyünde biyostimülantlar, biyogübreler, biyo-besleme ürünleri, biyokontrol çözümleri ve adjuvantlar bulunuyor. Rovensa Next Chile’nin katılımı, Şili fındık sektöründe çevresel sürdürülebilirlik ve biyolojik temelli üretim çözümlerinin daha fazla önem kazandığını gösteriyor. Bu başlık, özellikle küresel pazarlarda sürdürülebilirlik, kalıntı yönetimi, izlenebilirlik ve çevre standartlarının giderek daha belirleyici hale gelmesi bakımından önemli. Şirketin sponsorluğu, Avrupa fındığında verim ve kalite hedefinin artık çevresel sorumlulukla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMÉRICA: BİTKİ BESLEME TEKNOLOJİLERİ FertiGlobal ve Fertiamérica, bitki besleme teknolojileri ve biyostimülant çözümleriyle sponsor ağı içinde yer alıyor. FertiGlobal’in uluslararası bitki besleme teknolojileri, Fertiamérica’nın ise bu teknolojileri Şili üreticisine ulaştıran yapıdaki rolü, modern fındık üretiminde besleme yönetiminin önemini artırıyor. Fındıkta bitki besleme yalnızca gübre vermek anlamına gelmiyor. Besin elementlerinin bitki tarafından ne kadar kullanılabildiği, stres dönemlerinde bitkinin nasıl desteklendiği, kök gelişimi, sürgün dengesi, çiçeklenme, meyve tutumu ve kalite parametreleri doğrudan besleme stratejisiyle ilişkili. Bu başlık, Şili modelinde özel sektör, teknoloji sağlayıcıları ve üretici arasındaki ilişkinin daha sistemli hale geldiğini gösteriyor. ANAGRA, IANSA VE AMINOCHEM: BESLEME VE BİTKİ PERFORMANSI HATTI GÜÇLENİYOR Sponsor görselinde Anagra, Iansa Nutrición Vegetal ve Aminochem logolarının yer alması, etkinliğin bitki besleme ve bitki performansı hattını güçlendirdiğini gösteriyor. Anagra, bitki besleme, ürün koruma, biyostimülasyon ve tarımsal teknolojiler alanındaki kapsamlı çözümleriyle tanıtılan firmalar arasında yer alıyor. Iansa Nutrición Vegetal ve Aminochem’in sponsor panelinde görünmesi ise Şili fındık sektöründe besleme, bitki gelişimi, üretici verimliliği ve kalite hedeflerinin daha güçlü biçimde gündeme geldiğini ortaya koyuyor. Bu çerçeve, yüksek verimli meyvecilikte teknik destek ve doğru girdi yönetiminin önemini ortaya koyuyor. UPL, SUMITOMO CHEMICAL VE POINT: ÜRÜN KORUMA VE SAHA DESTEĞİ UPL, Sumitomo Chemical ve Point, sponsor ağı içinde ürün koruma, bitki sağlığı, biyolojik çözümler, agro kimyasallar ve teknik saha desteği başlıklarını temsil eden firmalar olarak öne çıkıyor. UPL’nin ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyü; Sumitomo Chemical’ın kimyasal ve biyolojik teknolojileri bir araya getiren yaklaşımı; Point’in agrokimyasallar, biyolojik ürünler ve bitki besleme çözümleriyle sahada üreticiye destek veren yapısı, Şili fındığında bitki sağlığı hattının ne kadar önemli hale geldiğini gösteriyor. Fındıkta hastalık ve zararlı baskısı, verim ve kaliteyi doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle ürün koruma çözümleri, yalnızca hastalık görüldüğünde yapılan müdahalelerden ibaret değil; sezon planlaması, erken uyarı, bitki dayanıklılığı ve entegre mücadele anlayışıyla birlikte ele alınmak zorunda. PACK-MAN, IDM BIOBURN TECH VE IDM DESARROLLOS: İŞLEME TEKNOLOJİLERİ VE PROSES HATLARI Pack-Man, meyve ve kuru yemiş işleme teknolojileri alanındaki uzmanlığıyla PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer alıyor. Sponsor görselinde ayrıca IDM Bioburn Tech logosu da yer aldı. Önceki duyurularda işleme teknolojileri hattında IDM Desarrollos da gündeme gelmişti. Bu firmalar, hasat sonrası zincirin Şili fındık sektöründe ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Fındıkta kalite yalnızca bahçede oluşmuyor; hasat sonrası temizleme, kurutma, ayırma, sınıflandırma, işleme ve paketleme süreçlerinde korunuyor veya kaybediliyor. IDM Desarrollos’un kuru yemişler için makine ve proses hatlarının tasarımı, geliştirilmesi ve üretimi alanındaki uzmanlığı; temizleme, kontrol, yıkama, kırma, ayırma, paketleme ve işleme tesislerinin devreye alınmasına kadar uzanan sanayi hattını temsil ediyor. Bu yapı, Şili’nin üretim artışını sanayi kapasitesiyle birlikte düşündüğünü gösteriyor. Ürün miktarı büyüdükçe, işleme hızı, kalite standardı, fire kontrolü ve otomasyon sistemleri daha kritik hale geliyor. UNITEC VE QUALITYLAB: KALİTE, SINIFLANDIRMA, ANALİZ VE STANDART UNITEC, 100 yılı aşkın deneyime sahip yapısıyla PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın işleme ve kalite teknolojileri hattında öne çıkan sponsorlarından biri oldu. Şirket; meyve, kuru yemiş ve sebzelerin işlenmesi, kalite sınıflandırması, kalibrasyonu ve paketlenmesine yönelik yenilikçi teknolojiler geliştiriyor. Güncel sponsor görselinde QualityLab logosunun da yer alması, kalite analizleri ve laboratuvar hizmetlerinin fındık sektöründeki önemini gösteren ayrı bir başlık olarak dikkat çekiyor. Ürün kalitesi, pazara çıkmadan önce ayrıştırma, sınıflandırma, kalibrasyon, analiz ve paketleme süreçleriyle görünür hale geliyor. Bu başlık, Şili’nin Avrupa fındığını yalnızca üretmekle kalmayıp standartlaştırılmış, izlenebilir ve yüksek kalite algısıyla pazara sunma hedefini güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Dünya fındık pazarında değer, yalnızca ürün miktarıyla değil; ölçülen, sınıflandırılan, izlenen ve standartlaştırılan kaliteyle oluşuyor. CASTAÑO AUSTRAL VIVERO VE VITROFARM: FİDANLIK, İN VİTRO MİKROÇOĞALTIM VE KALİTELİ BİTKİ MATERYALİ Castaño Austral Vivero, kaliteli bitki üretimi ve fidanlık alanındaki çalışmalarıyla PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Şirketin katılımı, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca mevcut bahçelerin yönetimiyle değil, yeni bahçe kuruluşu ve uzun vadeli verimlilik planlamasıyla birlikte ele alındığını gösteriyor. Vitrofarm ise klonal anaçların in vitro mikroçoğaltımı konusunda uzmanlaşmış bir fidanlık olarak öne çıkıyor. Şirket; Avrupa fındığı, ceviz, kiraz ve badem gibi türler için yüksek kalite standartlarına sahip bitkiler geliştiriyor. Teknoloji altyapısı, uzman teknik ekibi ve kontrollü üretim modeli; genetik homojenlik, sağlıklı bitki materyali, güçlü kök gelişimi ve yüksek standartlı fidan üretimi başlıklarını merkeze alıyor. Avrupa fındığında verimli bir bahçenin temeli, dikimden yıllar sonra değil; daha fidan üretim aşamasında atılıyor. Genetik homojenlik, güçlü kök yapısı ve sağlıklı bitki materyali, bahçenin gelecekteki verimini doğrudan belirliyor. Bu iki sponsor hattı, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde yalnızca dikim alanını artırmaya değil; dikim materyalinin kalitesini, bahçe kuruluşunun doğruluğunu ve uzun vadeli verimliliği güvence altına almaya yöneldiğini gösteriyor. CERTA CHILE VE AGROIMEC: MAKİNELEŞME, HASAT, DON KONTROLÜ VE METEOROLOJİ CERTA Chile S.A., tarım makinelerinin ithalatı ve dağıtımı alanında uzmanlaşmış bir şirket olarak PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. 2009 yılında kurulan şirketin portföyünde sebze işleme hatlarına yönelik teknolojiler, hassas ekim makineleri, kuruyemiş hasat makineleri ve tarımsal üretimde verimlilik ile üretkenliği artırmaya dönük farklı makine çözümleri bulunuyor. Agroimec ise tarım makineleri ve meyvecilik çözümleri alanında uzmanlaşmış bir şirket olarak tanıtıldı. Şirketin portföyünde hasat ekipmanları, don kontrol sistemleri, mekanize budama çözümleri, toprak hazırlığı ekipmanları ve meteoroloji teknolojileri yer alıyor. Bu iki sponsor hattı, Şili fındık sektöründe mekanizasyonun ve hasat teknolojisinin stratejik bir başlık haline geldiğini gösteriyor. Avrupa fındığında büyüyen üretim alanları, beraberinde daha büyük operasyonel sorumluluklar getiriyor. Ürünün doğru zamanda hasat edilmesi, işçilik maliyetlerinin kontrol altına alınması, hasat kayıplarının azaltılması, ürün kalitesinin korunması ve hasat sonrası süreçlerin daha hızlı yönetilmesi, üreticinin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Fındıkta yeni rekabet dönemi yalnızca bahçede üretmekle sınırlı değil; ürünü doğru zamanda toplamak, kalite kaybını önlemek, işleme sürecine hızlı almak ve pazara standart ürün sunmakla şekilleniyor. Don kontrolü ve meteoroloji başlıkları ise iklim değişkenliğinin arttığı bir dönemde üreticinin risk yönetimi açısından kritik hale geliyor. Yağış, sıcaklık, nem, don riski ve iklim dalgalanmalarının daha yakından izlenmesi, üreticinin sulama, ilaçlama, besleme, budama ve hasat kararlarını daha doğru almasına katkı sağlıyor. GRAPRO SUR, NEOGREEN VE BIOMASOIL: SÜRDÜRÜLEBİLİR GİRDİ, TOPRAK SAĞLIĞI VE DÖNGÜSEL EKONOMİ Grapro Sur, Los Ángeles merkezli yapısıyla PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Şirket, meyve sektörünün gelişimi için sürdürülebilir ürünlerin pazarlanmasına odaklanıyor. Bitki besleme, biyostimülasyon, beslenme düzelticileri, gübreler ve savunma tetikleyicileri alanında çözümler sunuyor. Neogreen ise somon yan ürünlerine dayalı biyo gübre ve biyostimülan üretimi yapan Şili merkezli bir firma olarak öne çıkıyor. ALIMAR Grubu bünyesinde faaliyet gösteren şirket, somondan elde edilen protein ve yağları tarımsal üretimde kullanılabilecek yüksek katma değerli girdilere dönüştürüyor. Bu yaklaşım, toprak yenilenmesi, abiyotik strese karşı direnç, ürün performansı, sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi kavramlarını aynı çatı altında topluyor. Biomasoil de güncel sponsor ağına rejeneratif tarım yaklaşımıyla katıldı. Şirket; toprak sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve ürün verimliliği ekseninde çalışıyor. Uzman danışmanlık, mikrobiyolojik analizler, biyo girdiler ve yenileyici tarım stratejilerini bir araya getirerek agroekosistemleri güçlendirmeyi hedefliyor. Bu üç sponsor hattı, Şili fındık sektörünün sürdürülebilir üretim boyutunu güçlendiriyor. Üreticiler artık yalnızca daha fazla ürün almaya değil; toprağın biyolojik canlılığını korumaya, bitkiyi stres koşullarına karşı güçlendirmeye, girdi kullanımını daha akıllı yönetmeye ve üretim sistemini uzun vadeli dayanıklılık üzerine kurmaya yöneliyor. Avrupa fındığında sürdürülebilir verimlilik, yalnızca ağacın üzerindeki ürüne değil; kökün beslendiği toprağın sağlığına, toprağın canlılığına ve bahçenin ekolojik dengesine bağlıdır. NETAFIM, NITRO BRAKE / VALS AGROSOLUTIONS VE GROSS: SULAMA, TEKNİK ÇÖZÜM VE SAHA ALTYAPISI Güncel sponsor görselinde Netafim, Nitro Brake / Vals AgroSolutions ve Gross logolarının da yer alması, etkinliğin teknik altyapı ve saha çözümleri boyutunu genişletiyor. Netafim’in sponsor panelinde yer alması, sulama ve su yönetimi başlıklarının fındık üretimindeki önemine işaret ediyor. İklim değişikliği, su stresi ve verim dalgalanmalarının daha fazla konuşulduğu bir dönemde, suyun doğru yönetimi Avrupa fındığında verim ve kalite için kritik hale geliyor. Nitro Brake / Vals AgroSolutions ve Gross’un sponsor görselinde bulunması ise etkinliğin saha uygulamaları, üretici çözümleri ve tarımsal teknoloji tedarik zinciri açısından daha geniş bir çerçeveye oturduğunu gösteriyor. TATTERSALL AGROINSUMOS: TEDARİK AĞI VE TARIMSAL GİRDİ BOYUTU Sponsor panelinde Tattersall Agroinsumos logosunun da yer alması, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın tarımsal girdi ve tedarik ağı boyutunu güçlendirdiğini gösteriyor. Fındıkta profesyonelleşme yalnızca danışmanlık, fidanlık ya da makineleşmeyle sınırlı değil. Üreticinin ihtiyaç duyduğu girdilere zamanında, doğru kaliteyle ve teknik destekle ulaşması da modern üretim modelinin önemli parçalarından biri haline geliyor. Bu nedenle Tattersall Agroinsumos’un sponsor görselinde yer alması, Şili fındık sektöründe tedarik zincirinin de gelişen modelin parçası olarak konumlandığını ortaya koyuyor. KIŞ DÖNEMİ TEKNİK GÜNDEMİ: BUDAMA, SOĞUKLANMA VE HASTALIK RİSKİ PlanetNuts’un teknik içeriklerinde kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıkıyor. Kış budaması, gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde doğrudan etkili görülüyor. Odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskinin azaltılması, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi ve düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması, üreticiler için kritik başlıklar arasında yer alıyor. Bu teknik gündem, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın yalnızca genel bir sektör buluşması değil, üreticinin günlük bahçe kararlarını doğrudan ilgilendiren bir bilgi platformu olduğunu gösteriyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ FINDIKTA RİSK HARİTASINI DEĞİŞTİRİYOR Şili fındık sektörünün önündeki en önemli başlıklardan biri de iklim değişikliği. Çiçeklenme düzeni, soğuklanma ihtiyacı, su yönetimi, hastalık baskısı, zararlı popülasyonu, verim dalgalanması ve hasat kalitesi, iklim değişkenliğinden doğrudan etkileniyor. Bu nedenle Şili’nin fındıkta yeni dönem stratejisi yalnızca alan büyümesine değil, iklim risklerine uyum sağlayan teknik üretim modeline de dayanıyor. İklim değişikliği, fındıkta eski alışkanlıklarla üretim yapılabilecek dönemin kapandığını gösteriyor. Yeni dönemde üretici, bahçesini yalnızca gelenekle değil; veri, gözlem, teknik destek ve iklim bilgisiyle yönetmek zorunda. ŞİLİ MODELİ: BÜYÜME SONRASI PROFESYONELLEŞME DÖNEMİ Şili’de Avrupa fındığı artık büyüme sonrası profesyonelleşme dönemine giriyor. Bu yeni dönemde asıl mesele, kaç hektar bahçe kurulduğu değil; bu bahçelerin nasıl yönetileceği, hangi verim düzeyine ulaşacağı, hangi kalite standardını yakalayacağı ve küresel pazara nasıl entegre olacağıdır. Şili modeli; kaliteli fidan üretimi, in vitro mikroçoğaltım, klonal anaç, teknik danışmanlık, bitki sağlığı, biyolojik çözümler, ürün koruma, modern bitki besleme, hasat teknolojisi, makineleşme, don kontrolü, meteoroloji, sulama teknolojileri, işleme kapasitesi, kalite sınıflandırması, paketleme ve izlenebilirlik üzerine kuruluyor. Bu tablo, dünya fındık piyasasında yeni rekabetin yönünü de gösteriyor. Üretim miktarı hâlâ önemli; ancak artık tek başına yeterli değil. Küresel pazar, daha standart, daha kaliteli, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir ürün talep ediyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN STRATEJİK UYARI Şili’nin Avrupa fındığında planlı büyümesi, Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındığında ana üretici ülke konumunu koruyor; ancak küresel rekabetin niteliği değişiyor. Artık soru yalnızca “kim daha çok fındık üretiyor?” değil. Asıl soru, kim daha kaliteli üretiyor, kim daha iyi işliyor, kim üreticisini daha güçlü koruyor, kim pazara daha standart ürün sunuyor ve kim fındığını daha güçlü bir marka değerine dönüştürüyor? Giresun kalite fındığı açısından bu tablo daha özel bir anlam taşıyor. Giresun fındığı; aroması, coğrafi kimliği, eğimli arazilerde emek yoğun üretim yapısı ve kalite farkıyla sıradan bir tarımsal emtia gibi değerlendirilmemelidir. Giresun kalite fındığının en büyük riski, dünya piyasasında ortalama fiyat mantığı içinde eritilmesidir. Şili’nin planlı büyümesi, Türkiye’ye ve özellikle Giresun’a önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Kalite yalnızca sözle korunmaz. Kalite; üretici geliri, bahçe yenileme, teknik danışmanlık, işleme altyapısı, kalite sınıflandırması, coğrafi işaret bilinci, markalaşma, izlenebilirlik ve sürdürülebilir piyasa politikasıyla korunur. FINDIKTA GELECEK BAHÇEDEN PAZARA TAM ZİNCİR YÖNETİMİNDE Dünya fındık piyasasında yeni dönem, bahçeden pazara kadar uzanan tam zincir yönetimiyle şekilleniyor. Bir ülkenin üretim alanını artırması önemli olabilir; ancak asıl değer, ürünün nasıl yetiştirildiği, hangi fidanla kurulduğu, nasıl hasat edildiği, nasıl işlendiği, nasıl sınıflandırıldığı, hangi analizlerden geçtiği ve hangi kimlikle pazara sunulduğuyla ortaya çıkıyor. Şili, Avrupa fındığında bu zinciri kurmaya çalışıyor. Üretici eğitimleri, teknik paneller, sponsor ağları, fidanlık yatırımları, in vitro çoğaltım teknolojileri, makineleşme, hasat teknolojileri, işleme hatları, kalite sınıflandırma sistemleri, biyolojik girdiler, sulama teknolojileri, laboratuvar analizleri ve sanayi temsilcileri aynı ekosistemin parçaları haline geliyor. Bu nedenle PlanetNuts Day Avellanos 2026, yalnızca Şili’de yapılacak bir teknik toplantı olarak okunmamalıdır. Etkinlik, dünya fındık rekabetinde yönün nereye gittiğini gösteren önemli bir işaret fişeğidir. PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026 SEKTÖRÜN YENİ DÖNEMİNİ GÖSTERECEK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde nasıl bir teknik, ticari ve teknolojik model kuracağını gösterecek önemli buluşmalardan biri olacak. Gabriel Aguilar’ın teknik danışmanlık perspektifi, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar bakışı, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı uzmanlığı, Antonio Gaete’nin organik tarım yaklaşımı ve José Pablo Correa’nın kuru yemiş danışmanlığı; sponsor firmaların üretimden pazara uzanan geniş teknik kapasitesiyle birleştiğinde etkinlik, Şili fındığında yeni rekabet döneminin ana hatlarını ortaya koyacak. Güncel sponsor panelinde yer alan Tattersall Agroinsumos, Iansa Nutrición Vegetal, Rovensa Next, Certa, IDM Bioburn Tech, QualityLab, Anagra, Point, Sumitomo Chemical, UNITEC, UPL, Neogreen, Grapro Sur, Vivero Castaño Austral, Aminochem, Agroimec, Fertiamérica / FertiGlobal, TriNuts, Fitotecnología, Pack-Man, Vitrofarm, Biomasoil, Nitro Brake / Vals AgroSolutions, Netafim ve Gross, etkinliğin yalnızca bir konuşma programı değil, Şili kuru yemiş ve fındık sektörünün teknik ekosistemini aynı platformda buluşturan kapsamlı bir organizasyon olduğunu gösteriyor. Şili, fındıkta artık yalnızca büyüdüğünü değil; bu büyümeyi bilgi, teknoloji, kalite, makineleşme, sanayi bağlantısı, sağlıklı bitki materyali, sürdürülebilir girdi yönetimi, toprak sağlığı, sulama, veri, kalite analizi ve küresel pazar hedefleriyle yönetmek istediğini gösteriyor. Bu nedenle PlanetNuts Day Avellanos 2026, sadece bir etkinlik takvimi değil; Şili fındığının dünya pazarında daha güçlü, daha görünür, daha organize ve daha teknolojik bir aktör olma iradesinin sahaya yansımasıdır. Türkiye ve Giresun açısından bakıldığında ise bu gelişme açık bir mesaj veriyor: Fındıkta rehavete yer yok. Dünya değişiyor, üretim haritası genişliyor, teknoloji hızlanıyor, kalite standartları yükseliyor. Fındıkta gelecek; yalnızca rekolte açıklayanların değil, kaliteyi yönetenlerin, üreticiyi koruyanların, sanayiyi planlayanların, pazarı okuyanların ve coğrafi değerini markaya dönüştürenlerin olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin Şili’deki en güçlü vitrini olarak 13 Ağustos’ta Los Ángeles’te sektörün karşısına çıkacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.