Hava Durumu

#Iklim Değişikliği

giresunsonhaber - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2025 YILININ MART VE NİSAN AYLARINDA YAŞANAN DON FELAKETİ Haber

2025 YILININ MART VE NİSAN AYLARINDA YAŞANAN DON FELAKETİ

Bahar donları meyve ve sebze üreticileri için ciddi tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, bitkileri don riskinden korumak için mikro-sprinkler sistemlerinin kullanımını öneriyor. İSTANBUL (İGFA) - Bahar aylarında ani sıcaklık düşüşleri, meyve ağaçları ve sebze üretimi için ciddi tehlike oluşturuyor. Özellikle çiçeklenme döneminde meydana gelen zirai don olayları, bitkilerin gelişim döngüsünü kesintiye uğratarak verim kayıplarına yol açabiliyor. Uzmanlar, çiftçilerin don riskini etkin şekilde yönetebilmesi için modern sulama ve iklim kontrol sistemlerine yönelmesi gerektiğini vurguluyor. 2025 yılının Mart ve Nisan aylarında yaşanan don felaketi, son 30 yılın en ağır tarımsal bilançosunu oluşturmuştu. Fındıkta yüzde 60, çayda yüzde 30–35 ve üzüm bağlarında bazı bölgelerde yüzde 80’e varan rekolte kayıpları yaşanmış, kayısı fiyatları ton başına 5 bin dolardan 11 bin doların üzerine çıkarak piyasalarda dalgalanmalara yol açmıştı. İklim değişikliği ile mevsimsel sıcaklık dalgalanmalarının artması, don riskinin sıklığını ve şiddetini yükseltiyor. Uzmanlar, özellikle 0°C’nin altındaki sıcaklıkların bitkilerde don hasarına yol açabileceğini, -2°C ve altındaki sıcaklıkların ise çoğu bahçe bitkisi için tehlike oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle çiftçilerin, bahçelerde rüzgâr koruma duvarları inşa ederek ve bitkilerin soğuk hava akımlarına karşı dayanıklılığını artıran yöntemleri uygulayarak riskleri azaltmaları tavsiye ediliyor. Donla mücadelede aktif yöntemler arasında mikro-sprinkler sistemleri öne çıkıyor. Suyun kontrollü şekilde atomize edilmesiyle bitkilerin etrafında koruyucu bir mikro iklim oluşturuluyor ve bu sayede don riski önemli ölçüde azaltılıyor. Uzmanlar, mikro-sprinkler sistemlerinin yanı sıra sisleme ve sıcak hava akımı uygulamalarının da bahçelerde sıcaklık dengesini koruyarak bitkilerin don hasarına karşı korunmasına yardımcı olduğunu söylüyor. 2025 YILININ MART VE NİSAN AYLARINDA YAŞANAN DON FELAKETİ

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı  Haber

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı 

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği, Uluslararası Temiz Enerji Günü vesilesiyle yayımladığı bildiride, enerji dönüşümünü adil ve kapsayıcı bir geçişle hızlandırma vurgusu yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede temiz enerjinin kritik rolüne dikkat çekti. 26 Ocak'ta kutlanan Uluslararası Temiz Enerji Günü, temiz enerjiye adil ve kapsayıcı bir geçiş için farkındalığı artırmayı ve harekete geçmeyi amaçlayan bir gün olarak öne çıkıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapan ve aynı zamanda Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı olan Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, insan ve gezegenin yararına temiz enerji için yenilenebilir enerji kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileriyle iklim değişikliği mücadelesini kimseyi geride bırakmadan sürdürme önerisinde bulundu. İklim Dostu, Erişilebilir ve Temiz Enerji 2015 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından belirlenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SKA) ile 2030'a kadar aşırı yoksulluğun sona erdirilmesi, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele edilmesi, iklim değişikliğine karşı harekete geçilmesi hedefleniyor. Bu bağlamda, küresel anlamda SKA7: Erişilebilir ve Temiz Enerji ve SKA13: İklim Eylemi hedeflerinin önemi büyük. BM verilerine göre dünya genelinde 750 milyon kişinin enerjiye erişimi bulunmazken, her yıl kirletici pişirme yöntemleri nedeniyle 3,2 milyon kişi erken hayatını kaybediyor, fosil yakıt kullanımı ise 6 milyon ölüme ve küresel sera gazı salımlarının yüzde 75'inden fazlasına neden oluyor. Yenilenebilir enerji yatırımları gelişmekte olan ülkelerde her yıl artış gösterse de, mevcut kişi başı enerji kapasitesi istenilen seviyenin altında bulunuyor. Prof. Dr. Karaosmanoğlu, 2030 yılına kadar yapılması gereken yıllık 4 trilyon dolarlık yatırımın önemini vurgulayarak, iklim dostu enerjiye erişimin insan ve gezegenin hakkı olduğunun altını çiziyor. Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi için Enerji Prof. Karaosmanoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 2025 Kasım ayı sonu verilerine göre, Türkiye'nin kurulu gücünün yüzde 26,5'inin hidrolik, yüzde 19,7'sinin doğal gaz, yüzde 18'inin kömür, yüzde 11,9'unun rüzgar, yüzde 20,3'ünün güneş, yüzde 1,4'ünün jeotermal ve yüzde 2,1'inin diğer kaynaklardan oluştuğunu belirtiyor. Güneş ve rüzgar enerjisinin üçte bir oranındaki payının artarak 2035'te dört katına çıkması beklenirken, Türkiye İstatistik Kurumu'nun son verilerine göre 2023'te enerji, yüzde 73,8; tarım, yüzde 12; endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, yüzde 11; atık ise yüzde 2,3 emisyon oranlarına sebep oluyor. Tüm bu veriler ışığında, ülkemizin iklim değişikliği ile mücadelesinde en iyi enerji yönetiminin şart olduğunu vurguluyor. Enerjisini En İyi Yöneten İklimini de En İyi Yönetir Türkiye'nin uzun vadeli iklim stratejisi kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojilerinin gerekliliği açıkça ortaya konuluyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve sürdürülebilirlik odaklı projelerle 2048 yılı için belirlenen "Karbon Nötr İTÜ" hedefi doğrultusunda İstanbul Teknik Üniversitesi'nin desteğiyle 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde "Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri" temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi'nde enerji konusu gündemde yer alacak. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31; 9-20 Kasım 2026) öncesinde mevzuatının geliştirilmesi amaçlanan Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ve Karbon Piyasası gibi konular zirvede öncelikli olarak ele alınacak. SKA7 ve SKA13'ün detaylı bir şekilde değerlendirileceğini belirten Dr. Karaosmanoğlu, SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurularının devam ettiğini ifade ediyor. Temiz Enerji Lokomotifi Dr. Karaosmanoğlu, ülkemizin yeşil alanları, mavi suları ve yüksek potansiyele sahip yenilenebilir kaynaklarının iklim dostu temiz enerji yatırımları için son derece uygun olduğunu belirtiyor ve temiz enerji lokomotifiyle bu yönde hızımızı artırma çağrısında bulunarak Uluslararası Temiz Enerji Günü'nü kutluyor. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D): SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konularında toplumsal etki yaratmak amacıyla çalışmalar yürütmektedir. Dernek, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynakların verimli kullanılmasını, çevre kirliliği, iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybına karşı mücadele edilmesini teşvik ederek sürdürülebilir kalkınma bilincini artırmak amacıyla 2013 yılında kurulmuştur. Akademi, eğitim kurumları, iş dünyası, medya, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimlerle iş birliği yaparak "Sürdürülebilirlik Yönetimi" üzerine yoğunlaşan dernek, bugün ve gelecekte insan refahı ve konforu için çalışmalarını sürdürmektedir.

SU KANUNU'NUN 2026'DA YASALAŞMASI BEKLENİYOR Haber

SU KANUNU'NUN 2026'DA YASALAŞMASI BEKLENİYOR

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı'nın teknik çalışmalarının tamamlandığını duyurdu. 2026 yılında yasalaşması planlanan kanun, iklim değişikliğine yönelik uzun vadeli politikalara katkı sağlayacak. Göller için eylem planları oluşturuldu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Su Kanunu Taslağı hakkında teknik çalışmaların sona erdiğine dikkat çekerek, "Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şimdiki son halini aldı. Kanuna esas olacak süreç böylece tamamlanmış olacak. Umudumuz, ülkemiz için büyük önemi olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içinde TBMM'de yasalaşarak yürürlüğe girmesi yönünde." ifadesini kullandı. Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen Ulusal Su Kurulu'nun 5. toplantısına katıldı. İklim değişikliğinin getirdiği riskleri gözeterek suyun kıtlığını ve fazlalığını bütüncül bir yaklaşımla ele almaları gerektiğine vurgu yapan Bakan Yumaklı, suyla etkileşen sektörlerin temsilcilerinden oluşan Ulusal Su Kurulumuz ile bu strateji ve politikaları en üst düzeyde incelediklerini belirterek, iki yıl zarfında gerçekleştirdiğimiz 4 toplantıda 35 karar aldıklarını dile getirdi. “UMUDUMUZ SU KANUNU'NUN 2026'DA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ" Bakanlığın resmi web sitesinde yer alan habere göre Bakan Yumaklı, kararların ülke için önemli sonuçlar doğuracağını vurguladı. Su Kanunu ile başlatılan çalışmaların Temmuz 2024'teki toplantıda sunulduğunu hatırlatan Bakan Yumaklı, "Teknik çalışmalar tamamlandı. Taslak, iç ve dış görüşlere açılmak üzere şu anda son halinde, kanuna esas teşkil edecek süreç böylece tamamlanmış olacak. Umudumuz, ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu'nun 2026 yılı içinde TBMM'de yasalaşarak yürürlüğe girmesi" açıklamasında bulundu. https://twitter.com/ibrahimyumakli/status/2004178775412765153 Toplantıda, iklim değişikliğinin gittikçe artan etkileri ve bu etkilere karşı geliştirdikleri uzun vadeli politika ve uygulamaların ele alındığını aktaran Yumaklı, Türkiye'nin coğrafi konumu nedeni ile iklim değişikliğine karşı hassas bir bölgede olduğunu, bunun kamusal bilinçle kabul edilmesi ve harekete geçilmesi gerektiğini belirtti. Yumaklı, sıcaklık ve yağış rejimindeki değişim nedeniyle su kaynakları üzerindeki artan baskının, bu etkiler arasında yer aldığını söyleyerek, bu yıl Temmuz ayının, son 55 yılın en sıcak Temmuz ayı olarak kaydedildiğini ve ülkedeki yağışların 2025'te ortalamanın %27 altında ve son 52 yılın en düşük seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bilimsel çalışmaların, daha uzun kurak dönemlerin, daha yoğun sıcak hava dalgalarının ve kısa sürede etkili olan aşırı yağışların, gelecekte daha sık yaşanacağına işaret ettiğini dile getiren Yumaklı, havza ölçeğinde gerçekleştirdikleri bütün çalışmalarda içme ve kullanma suyu, ekosistem ihtiyacı, tarım, sanayi ve diğer kullanımlar arasındaki dengeyi gözetmeye çalıştıklarını anlattı. "SIRADA BAŞKA GÖLLER VAR" Ayrıca risk altındaki göllere ilişkin kurulun aldığı kararlar hakkında bilgi veren Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Eğirdir ve Burdur göllerimiz için eylem planlarını açıklamıştık, şimdi sırada diğer göllerimiz var. Bu çerçevede her bir gölün hidrolojik, ekolojik özellikleri, kullanım amaçları, koruma statülerini esas aldık ve belirlenen riskler doğrultusunda tedbirlerimizi oluşturduk. Bu konuda özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın önemli çalışmaları var, bu planların oluşmasında katkıda bulunan tüm taraflara ve özellikle uzmanlarımıza teşekkür ederim. Şebeke kayıplarının azaltılması, sulama sistemlerinin modernize edilmesi, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı, alt havzalardan su transferleri gibi önlemler de bu eylem planlarında yer aldı. Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, İznik, Seyfe ve Sapanca göllerine ilişkin eylem planlarımızı da önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız." dedi.

Avrupa Birliği’nden Türkiye’nin İklim Krizi ile Mücadelesine Büyük Destek Haber

Avrupa Birliği’nden Türkiye’nin İklim Krizi ile Mücadelesine Büyük Destek

Avrupa Birliği'nin önemli projesiyle, 6 Şubat depremlerinden etkilenen Türkiye'deki 6 ilin de dahil olduğu 8 ilde su ve katı atık altyapıları inşa ediliyor. Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kilis, Malatya, Mardin, Mersin ve Şanlıurfa'daki 13 yerel yönetim, Belediye Hizmetleri Projesi kapsamında 2-3 Aralık 2025 tarihlerinde Ankara'da bir çalıştayda bir araya gelerek, uygulama sırasında elde ettikleri deneyimleri paylaştılar. İLBANK Uluslararası İlişkiler Grup Başkanı Şevket Altuğ Taşdemir, Avrupa Birliği Program Direktörü Sergey Mihaylov ve AFD Türkiye Direktörü Xavier Muron’un açılışını yaptığı çalıştayda, uluslararası ihale süreçleri, çevresel ve sosyal risklerin yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği, sözleşme yönetimi gibi teknik konular ele alındı. Etkinliğe belediyeler ile su ve kanalizasyon idarelerinin yanı sıra, İLBANK Proje Yönetim Birimi ve Bölge Müdürlükleri de katılıp, projenin koordinasyonu hakkında bilgi verdiler. Avrupa Birliği depremler sonrası destek hibesini 286 milyon Avroya yükseltti 2020 yılında başlatılan projedeki illerin büyük bir kısmı, 2023'teki depremlerden ciddi şekilde etkilendi. Bu durumun yol açtığı maliyet artışlarına yanıt vermek amacıyla Avrupa Birliği, sağladığı hibe desteğine 71 milyon Avro ilave ederek, toplam desteği 286 milyon Avroya çıkardı. AFD’nin projeye sağladığı 82 milyon Avro’luk finansmanla birlikte, projedeki toplam bütçe 368 milyon Avroya ulaştı. Proje süresi dört yıl daha uzatılarak 2029’a kadar tüm altyapıların tamamlanması hedeflendi. Belediye Hizmetleri Projesi, bu şekilde depremden etkilenen illerin doğal afetlere karşı direnç kazanmasına katkıda bulunacak. Bu projenin kapsamında 8 ilde, 13 yerel yönetim tarafından içme suyu, kanalizasyon ve katı atık gibi toplamda 20 altyapı yatırımı gerçekleştirilecek. Bu yatırımlarla, mevcut ve yetersiz içme suyu ve atık su sistemleri yenilenirken, yeni konut alanlarında sıfırdan inşalar yapılacak. Bu şekilde, bu bölgelerde yaşayan toplulukların yaşam kalitesi artırılacak. Ayrıca, yatırımları gerçekleştiren yerel yönetimlerin teknik kapasitesinin geliştirilmesine yönelik teknik destek hibesini içeren projenin önemli bir parçası olan teknik destek bileşeni altında 16 eğitim faaliyeti tamamlandı. Bu sayede, kaliteli yatırım yapılmasının yanı sıra, proje yönetim ekiplerinin kapasitesi güçlendirilerek belediye hizmetlerinin daha sürdürülebilir olması sağlanıyor. Bölgede yaşayan 2,4 milyon kişiye fayda sağlayacak 2029'da tamamlanması planlanan Belediye Hizmetleri Projesi ile, bölgede yaklaşık 2,4 milyon kişi daha kaliteli ve güvenli içme suyu, atık su ve katı atık hizmetlerine erişim sağlayacak. Ayrıca, iklim değişikliği nedeniyle ortaya çıkan kuraklık tehlikesine karşı su kaynakları daha sürdürülebilir bir şekilde yönetilerek, yılda yaklaşık 12,5 milyon metreküp kirli suyun çevreye karışmasının önüne geçilecek ve yılda yaklaşık 22 milyon metreküp içme suyu tasarruf edilecek. Program, belediyelerin katı atık ve atık su sistemlerini daha modern ve etkili bir şekilde yönetmelerini sağlayarak, çevre kirliliğinin azaltılması ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesine de önemli katkılar sunacak.

TEMA'dan 'toprak' vurgusu! Kentleşme, tarım topraklarını yok ediyor Haber

TEMA'dan 'toprak' vurgusu! Kentleşme, tarım topraklarını yok ediyor

TEMA Vakfı, 5 Aralık Dünya Toprak Günü vesilesiyle toprağın yaşamsal önemi üzerinde durarak, kentlerin hızla artan betonlaşması nedeniyle toprağın kaybolmasına dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, kentleşmenin tarım topraklarını hızla tükettiğini vurgulayarak, toprağın korunmasının her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirtti. Ataç, “Kırsal alanları hızla yutan şehirler toprağı yok ediyor. Ancak, iklim değişikliği ve artan gıda ihtiyacı ışığında kentlerin dayanıklılığı ve refahı, sağlıklı topraklar ve toprağın beslediği yeşil alanlara bağlı” dedi. Araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de son 35 yılda İstanbul büyüklüğünde yeni kent alanları oluşturuldu. Dünya genelinde ise bu dönemde şehir alanları iki katına çıkarak, her gün yaklaşık 33 bin futbol sahası büyüklüğünde toprak betonla kaplanıyor. Türkiye'de ise bu miktar 667 futbol sahası büyüklüğünde. Ataç, “Kişi başına düşen tarım alanı son 30 yılda yarı yarıya azaldı. Mevcut tarım alanları 20 yıl içinde nüfus artışı sebebiyle yetersiz hale gelecek. İklim değişikliği nedeniyle azalan yağışlar ve artan kuraklıklar ise tarımsal üretimi düşürüyor” şeklinde konuştu. Plansız kentleşmenin, iklim krizinin etkilerini derinleştirdiğine dikkat çeken Ataç, Türkiye’de tarım topraklarının yüzde 30’unun verimliliğini kaybettiğini ve her yıl 642 milyon ton verimli üst toprağın kaybolmakta olduğunu söyledi. Ataç, bu gidişatın devam etmesi durumunda 2050 yılında dünya üzerindeki tarım topraklarının yüzde 90’ının sağlığını yitireceğini ve bunun karşısında gıda talebinin yüzde 50 artacağını belirtti. Şehirlerdeki yeşil alan eksikliğine de dikkat çeken Ataç, Türkiye’de kentsel yeşil alan oranının yüzde 1’in altında olduğunu ve kişi başına düşen alanın önerilenin yalnızca altıda biri kadar olduğunu belirtti. Ataç, “Toprağı kaybetmek, yaşamı kaybetmek demektir. Artan nüfusu beslemek, afet risklerini azaltmak ve iklim değişikliğine karşı mücadele etmek istiyorsak toprağı merkeze almak zorundayız” sözlerini kullandı. Ataç, karar mercilerine ve yerel yönetimlere seslenerek, bilim, doğa ve katılımcılığı temel alan planlamaların yapılması, doğal varlıkların korunması ve bozulmuş toprakların iyileştirilmesi konusunda acil önlemler alınması gerektiğini ifade etti.

Dev Maden Şirketinin Bursa Planı Suya Düştü! Resmen İptal Edildi... Haber

Dev Maden Şirketinin Bursa Planı Suya Düştü! Resmen İptal Edildi...

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde BG Maden tarafından planlanan krom ocağı kapasite artışı ve cevher hazırlama tesisi projesinin ÇED süreci, başvuru dosyasındaki eksikliklerin yasal süre içinde tamamlanmaması nedeniyle son buldu. Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Çiviliçam, Ömeraltı, Osmaniye, Yenikızılelma ve Karaköy Mahalleleri'ni kapsayan alanda, BG Maden San. ve Tic. A.Ş. tarafından planlanan "Krom Ocağı Kapasite Artışı ve Cevher Hazırlama İlavesi" projesi sonlandırıldı. Projenin ÇED süreci, dosyadaki teknik yetersizlikler nedeniyle nihai olarak sona erdi. Yaklaşık 97 milyon TL'lik yatırım bedeline sahip projenin ÇED başvuru dosyası, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na sunulmasının ardından iki kez iade edilmesine rağmen eksiklikler giderilmedi. İKİ KERE GERİ GÖNDERİLDİ 6 Ekim'de bakanlığa sunulan dosya, ÇED genel formatına uygun olmadığı gerekçesiyle 2 gün sonra 8 Ekim'de geri gönderildi. ÇED Danışmanlık firması tarafından 6 Kasım'da tekrar sunulan dosyanın eksiklikleri giderilmediği tespit edilerek 7 Kasım'da bir kez daha geri gönderilme kararı alındı. RESMEN BİTTİ Bakanlık, iki kez geri gönderilmesine rağmen yasal sürede eksikliklerin tamamlanmadığını gerekçe göstererek, Mustafakemalpaşa'daki krom ocağı projesine ilişkin ÇED sürecini resmen sona erdirme kararı aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de ilk kez İzmir’de hayata geçirildi... Kent Denetçileri iş başında Haber

Türkiye’de ilk kez İzmir’de hayata geçirildi... Kent Denetçileri iş başında

İzmir Büyükşehir Belediyesi, yerel demokrasiyi güçlendirmek için “Kent Denetçileri” adını verdiği yeni bir projeyi hayata geçirdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından tanıtılan ve beş bölgede saha çalışmalarıyla başlayan bu projeyle birlikte, Türkiye’de ilk kez denetleme ve karar verme süreçlerine halka açık bir kapı açıldı. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi, yerel yönetişimi güçlendirme amacıyla “Kent Denetçileri” projesini başlattı. İzmir Planlama Ajansı (İZPA) liderliğinde yürütülen bu yeni uygulama sayesinde gönüllü katılımın ön planda olduğu bir yönetim biçimi benimsenmiş oldu. Avrupa Birliği (AB) Projesi IMPETUS çerçevesinde geliştirilen “Kent Denetçileri” programı, şeffaf bir seçim süreciyle belirlenen 17 kent denetçisini; çevre kirliliği, kentsel sağlık ve yeşil alanların korunması gibi önemli meselelerde görevlendirdi. Konak, Karşıyaka, Balçova ve Buca’da belirlenen beş bölgede denetçiler çalışmalara başladı ve kent sakinleri tarafından alınan sorumluluklar Kültürpark, Kordon, Hasanağa Bahçesi, Bostanlı ve İnciraltı Kent Ormanı’nda uygulandı. Proje ekibinde yer alan İzmir Kavram Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Dr. Pelin Özden, “Bu yenilikçi proje ile katılımcı yönetim ve yurttaş bilimi ön plana çıkıyor. Vatandaşların yerel yönetim hizmetlerini denetleyebilmesi ve karar süreçlerine katılabilmesi hedefleniyor. 2 bin 911 başvurunun değerlendirildiği projede, açık ve şeffaf bir süreç uygulanarak İzmir'in önemli beş kamusal alanında denetimler gerçekleştirildi. Kameralı ve sesli kayıtlarla toplanan veriler, özel tutanaklarla zabıta birimleri ile paylaşıldı,” şeklinde konuştu. “VATANDAŞLARIN DA SORUMLULUKLARI VAR” Uygulamaya katılan Aleyna Polater, “Bir yurttaş olarak kentin denetlenmesi herkesin hayali. İzmir'de hangi yetkiliye başvurmam gerektiğini öğrenmek istedim. Belediye dışında vatandaşların da sorumluluğu olması gerektiğini fark ettim ve bu projeye katılmanın doğru bir adım olduğunu düşünüyorum,” dedi. 60 yıldır İzmir’de yaşayan Şaban Öngören ise, "Kentin her köşesini dolaşıyorum, gördüğüm sorunları bildirmek için uzun zamandır böyle bir fırsat bekliyordum. Projenin faydalı olacağını düşünüyorum, devam etmesi ve denetçi sayısının artması gerektiğine inanıyorum," diye ekledi. İZMİR İÇİN ÖNEMLİ HEDEFLER BELİRLENDİ AB Projesi IMPETUS çerçevesinde ilk 20 proje içerisinde yer alan Kent Denetçileri uygulaması, İzmir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ev sahipliğinde tanıtıldı. Gönüllü denetçiler, geniş başvuru yelpazesinden nota ile belirlenmişti. Proje çevresel sorunların tespiti yanında toplumsal farkındalık yaratmayı hedefliyor. Kentsel sürdürülebilirlik adına yurttaşları daha aktif kılmayı başaran proje, çevre kirliliği ve iklim değişikliği gibi konularda veri üretimini artırıyor. İZPA TARAFINDAN BAŞLATILDI Çalışmalara; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çeşitli daire başkanlıkları ve İzmir Kent Konseyi’nin katılımıyla İZPA öncülüğünde başlandı. Türkiye’nin ilk yerel yönetim denetim projesi bu ilgili birimlerle koordineli bir şekilde sürdürülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.