Hava Durumu

#Ihracat

giresunsonhaber - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şimşek: Cari açık 2026'da da sürdürülebilir seviyelerde kalacak Haber

Şimşek: Cari açık 2026'da da sürdürülebilir seviyelerde kalacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari dengedeki gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, ihracat ve turizm gelirlerinin dengeyi desteklediğini, 2026 için olumlu görünümün korunduğunu belirtti. ANKARA (İGFA) - Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari dengeye ilişkin son verileri ve beklentileri kamuoyuyla paylaştı. Buna göre, Kasım ayında yıllık cari açık 23,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ocak–Kasım döneminde yıllık cari açıkta görülen 12,8 milyar dolarlık artışta, özellikle fiyat yükselişlerine bağlı olarak altın dengesindeki 6,4 milyar dolarlık bozulma etkili oldu. Bakan Şimşek, 2025 yılı boyunca küresel ticarette yaşanan zorluklara ve altın kaynaklı artışa rağmen, ihracatın dirençli yapısı ile turizm gelirlerindeki güçlü performansın cari dengenin sürdürülebilir seviyelerde korunmasını sağladığını vurguladı. Açıklamasında ileriye dönük beklentilere de yer veren Şimşek, sanayi üretimi ve ihracatın teknoloji kompozisyonundaki iyileşmenin, düşük enerji fiyatlarının ve avro/dolar paritesindeki destekleyici görünümün cari denge üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu ifade etti. Bakan Şimşek, söz konus gelişmeler doğrultusunda 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının yaklaşık yüzde 1,5 seviyesinde kalarak sürdürülebilirliğini korumasının beklendiğini duyurdu.

ARALIK 2025’TE 107 MİLYON DOLARLIK DIŞ TİCARET Haber

ARALIK 2025’TE 107 MİLYON DOLARLIK DIŞ TİCARET

GİRESUN GÜMRÜĞÜ’NDE ARALIK 2025’TE 107 MİLYON DOLARLIK DIŞ TİCARET Giresun Gümrük Müdürlüğü, 2025 yılı Aralık ayına ilişkin işlem hacmi verilerini açıkladı. 01–31 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen gümrük işlemleri, Giresun’un dış ticaretteki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Paylaşılan verilere göre Aralık ayında 29 milyon 893 bin dolar tutarında ithalat, 77 milyon 362 bin dolar tutarında ihracat gerçekleştirildi. Böylece söz konusu dönemde gümrük işlemlerine konu olan toplam dış ticaret hacmi 107 milyon doların üzerine çıktı. MİKTAR BAZINDA İHRACAT ÖNDE Aynı dönemde ithalat miktarı 35 milyon 552 bin kilogram, ihracat miktarı ise 55 milyon 740 bin kilogram olarak kaydedildi. Veriler, hem değer hem de miktar bazında ihracatın ithalatın üzerinde gerçekleştiğini gösterdi. FINDIK VE GIDA ÜRÜNLERİ İLK SIRADA Aralık 2025’te ithalat kalemleri arasında; geri gelen eşya kapsamında fındık ve fındık mamulleri, nebati gıdalar (ayçiçeği tohumu yağı, aspir, buğday ve buğday gluteni), tekstil ürünleri ile petrol ürünleri ve kimyasallar yer aldı. İhracat tarafında ise fındık ve fındık mamulleri başta olmak üzere, nebati gıdalar (aspir yağı, ayçiçeği tohumu yağı, aşurelik buğday), tekstil ürünleri, kumanya, kedi kumu (bentonit), çimento esaslı yapı kimyasalları, odun peletleri ve oluklu karton ambalaj ürünleri öne çıkan kalemler oldu. YAKLAŞIK 50 MİLYON TL VERGİ TAHSİLATI Aralık ayı boyunca yürütülen gümrük işlemleri kapsamında yaklaşık 50 milyon TL tutarında vergi tahsilatı yapıldı. Bu rakam, gümrük faaliyetlerinin hem bölge ekonomisine hem de kamu gelirlerine sağladığı katkıyı ortaya koydu. Açıklanan veriler, Giresun’un özellikle tarım, gıda ve sanayi ürünleri alanında ihracat kapasitesini koruduğunu ve çeşitlendirdiğini gösteriyor.

2025’te Plastik İhracatı 10 Milyar Dolara Dayandı Haber

2025’te Plastik İhracatı 10 Milyar Dolara Dayandı

Plastik sektörü; küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve yükselen maliyet baskılarına rağmen güçlü üretim altyapısı, geniş ürün portföyü ve yüksek ihracat kapasitesiyle 2025 yılında yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, bu başarının Türkiye’nin ihracatındaki genel artışa önemli bir katkı sağladığını belirterek, Türk sanayisinin üretim gücünü, esnekliğini ve küresel rekabet yeteneğini açıkça gösterdiğini ifade etti. Türkiye, küresel ekonomideki belirsizlikler, bölgesel çatışmalar ve ticaret üzerindeki baskılara rağmen 2025 yılında ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Bu performans, Türk sanayisinin üretim kapasitesini, ihracat yeteneğini ve küresel rekabetçiliğini bir kez daha gözler önüne serdi. 2025 yılında ihracatta en büyük katkıyı 41,5 milyar dolarla otomotiv sektörü yaparken, kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 31,9 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü oldu. Elektrik-elektronik sektörü ise 17,7 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. Kimyevi maddeler ve mamulleri ürün grupları içerisinde plastikler ve mamulleri, 2025 yılında 9,567 milyar dolarlık ihracat ile açık ara lider konumunu sürdürdü. Plastik sektörünü, 7,133 milyar dolarlık ihracatla mineral yakıtlar ve ürünler izlerken, anorganik kimyasallar 3,673 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. “Plastik ihracatı büyüyor” 2025 yılı ihracat performansını değerlendiren plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, küresel ölçekte yaşanan ekonomik daralma, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarına rağmen Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamlarına ulaşıldığını vurguladı. Kimya sektörünün yaklaşık 32 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü olduğunu belirten Karadeniz, bu başarının arkasındaki en güçlü itici kuvvetin plastik endüstrisi olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “2025 yılında plastik sektörü olarak yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu rakam, sadece sektörümüzün değil, Türk sanayisinin üretim gücünün, esnekliğinin ve krizlere karşı dayanıklılığının somut bir göstergesidir. Plastik sektörü; yüksek teknolojiye dayalı üretimi, geniş ürün portföyü ve ihracat kapasitesiyle Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü koruyan temel sektörlerden biridir” dedi. Karadeniz ayrıca, “Kimya sektörü Türkiye ihracatında yalnızca büyüklüğüyle değil, sağladığı yüksek katma değerle de önemli bir rol üstleniyor. Bu değerin merkezinde ise plastik sektörü yer alıyor. Plastik endüstrisi, kimya sektörünün ihracat performansına en güçlü desteği sağlayarak Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıran stratejik bir aktördür” ifadelerini kullandı. Küresel çatışmalar ticareti etkiliyor Küresel ölçekte devam eden savaşlar, bölgesel çatışmalar, lojistik hatlardaki aksamalar ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ticaretini ciddi şekilde etkilediğini belirten Başkan Karadeniz, Türk sanayicisinin bu zorlu süreçte büyük bir mücadele verdiğini söyledi. Karadeniz, “Küresel çatışmaların gölgesinde; artan maliyetlere, finansman erişimindeki zorluklara ve daralan pazarlara rağmen üretimden ve ihracattan vazgeçmeyen Türk sanayicisi ve ihracatçısı adeta birer kahramanlık hikayesi yazıyor. Türk ihracatçısı, tüm bu zorluklara rağmen pazarlarını korumayı ve yeni pazarlara açılmayı başardı” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi için sanayi ve ihracat odaklı politikaların önemine vurgu yapan Karadeniz, sanayicinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ihracatı destekleyici yapısal reformların hızla uygulanması gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ Haber

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ FINDIK TARIMI ALARM VERİYOR Türkiye’ye milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık tarımı, 2025 yılında da çözümsüzlük, belirsizlik ve sahipsizlikle anıldı. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, üretici her geçen yıl biraz daha üretimden kopma noktasına sürükleniyor. Bu tabloya dikkat çeken Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2025 fındık sezonunu değerlendirerek, gelinen noktanın artık yalnızca ekonomik değil, yapısal bir kriz hâline dönüştüğünü vurguladı. Karan, 2026 yılının ise sorunların çözüme kavuştuğu ve üreticinin kazançlı çıktığı bir yıl olması temennisinde bulundu. 2025 yılında fındığın sahipsiz bırakıldığını ifade eden Karan, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da üretilmektedir. Fındık, 2024 yılında 2.6 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkemizin en yüksek gelir getiren tarım ürünü olmuştur. Ancak bu kadar özel ve değerli bir ürüne gerekli özen maalesef gösterilmemektedir. Fındık üretimi ve üreticisi 2025 yılında da sahipsiz kalmıştır. Özetle 2025 sezonu rekolte tartışmalarıyla başlamış, fiyat spekülasyonlarıyla sona ermiştir.” Stratejik Ürün, Plansız Yönetim Uzmanlara göre fındık; yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal istihdamdan ihracata, sanayiden gıda güvenliğine kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir ürün konumunda bulunuyor. Ancak plansız rekolte açıklamaları, geç ilan edilen alım fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve zayıflayan kooperatif yapısı, üreticiyi her yıl biraz daha savunmasız bırakıyor. Fındıkta yaşanan sorunların artık kronikleştiğine dikkat çeken Karan, 2026 yılına ilişkin beklentisini şu sözlerle dile getirdi: “2026 yılında inşallah ilimiz ve bölgemiz siyasetçileri fındıkta yaşanan ve artık kronikleşen sorunları gündemlerine alır ve çözüm yolları arar.” Üreticinin Önündeki 7 Temel Engel Başkan Karan, fındık tarımının sürdürülebilirliğini tehdit eden ve acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklar altında sıraladı: 1- Fiyat İstikrarsızlığı Serbest piyasadaki fiyat belirsizliği Tüccar–üretici arasındaki güç dengesizliği TMO’nun alım fiyatını geç ve yetersiz açıklaması 2- Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği Gübre, mazot ve işçilik maliyetlerindeki artış Döviz kurunun üretim maliyetlerini doğrudan etkilemesi Küçük üreticinin kârlılığını tamamen yitirmesi 3- Düşük Verim ve Kalite Yaşlanan fındık bahçeleri Bilinçsiz bakım ve gübreleme Zararlılar ve hastalıklar (kahverengi kokarca, külleme) 4- İşçilik Sorunu Hasat döneminde işçi bulma zorluğu Yüksek yevmiyeler Mekanizasyon eksikliği 5- Pazarlama Sorunu Ürünün çoğunlukla yaş olarak satılması Katma değerli ürün üretiminin sınırlı olması Kooperatif yapılarının zayıflaması 6- Borçlanma ve Finansman Krediye bağımlı üretim modeli Hasat öncesi tüccara mecbur satış Artan faiz yükü 7- Arazi Yapısı Küçük ve parçalı bahçeler Ölçek ekonomisinin kurulamaması Modern tarım uygulamalarının hayata geçirilememesi Böyle Devam Edemez Fındık üreticisinin sorunlarının her yıl raporlandığını ancak çözüm üretilmediğini belirten sektör temsilcileri, mevcut tabloyla devam edilmesi hâlinde hem üretimde hem de ihracatta ciddi kayıpların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

Ordu’da yumurta sektörü yeniden büyüyor Haber

Ordu’da yumurta sektörü yeniden büyüyor

Ordu’da uzun süre gerileme döneminden geçen yumurta sektörü, yeniden yükselişe geçiyor. ORDU (İGFA) - Ordu Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, 2014-2019 arasında 75 işletmeden 65’inin kapandığını, fakat günümüzde bu sayının 85 işletmeye çıktığını ifade etti. Aylık 35 milyon, yıllık 500 milyon lira gelir elde ediliyor. Yılda yaklaşık 50 milyon yumurta üretiyoruz. Amacımız bu rakamı 100 milyon adete çıkarmak” dedi. Önceden 5 milyon civarında olan yumurta üretimi, Büyükşehir Belediyesi’nin üreticilere sağladığı desteklerle 50 milyon civarına ulaştı. Bu gelişmeler hakkında konuşan Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, sektördeki toparlanmanın arkasındaki ana faktörün Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler olduğunu belirtti. “BAŞKANIMIZIN DESTEĞİ SEKTÖRÜ CANLANDIRDI” Başkan Güler’in kendilerine büyük destek sağladığını bildiren Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Celal Sezgi, sektördeki gelişimi değerlendirirken Güler’in sağladığı desteğin Türkiye genelinde bir eşi benzeri olmadığını vurguladı. Bir zamanlar bitme aşamasında olan bir sektörün, 2019’da Başkan Güler’in desteğiyle yeniden hayat bulduğunu ifade eden Sezgi, şöyle konuştu: “Yumurta üretimine 2014’te başladık. O dönemde pazar konusunda ciddi zorluklar yaşadık, organik yumurta sertifikamız yoktu ve üreticiler büyük zararlar gördü. Birçok işletme bu süreçte kapandı. 2019’a gelindiğinde Ordu’nun yumurta sektörü neredeyse tamamen bitmişti. Sayın Başkanımız görevine gelir gelmez bizim için çok önemli destekler sağladı. Yaklaşık 30 bin yarka dağıtıldı, yüzde 80 hibeli yem desteği sağlandı. Bu destekler, üreticilerin yavaş yavaş toparlanmasına ve geçmişteki zararlarını telafi etmelerine olanak tanıdı. Aynı zamanda yeni işletmeler kuruldu ve sektör yeniden büyümeye başladı.” “ORDU YUMURTASI ARTIK İHRACATTA” Başkan Güler’in pazarlama alanında da önemli adımlar attığını belirten Sezgi, Ordu’nun yumurtalarının zincir marketlerinde satışa sunularak Türkiye’nin dört bir yanına ulaştığını belirtti. Sezgi, “Bu süreçte yine Büyükşehir Belediye Başkanımızın desteğiyle ihracat gerçekleştirdik. Birleşik Arap Emirlikleri’ne oldukça fazla ürün gönderdik. Şu anda iç pazardaki talebi karşılamaya çalışıyoruz, talebi ancak karşılayabildiğimiz için ihracata fazla ürün gönderemiyoruz. Gelecekte projelerle daha da büyüyüp ihracatımızı artırmayı hedefliyoruz.” dedi. “BÜYÜKŞEHİR YATIRIMLARI İLE HEDEF 100 MİLYON YUMURTA” Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut yatırımları sektöre daha fazla katkı sağlayacağını anlatan ve hedeflerinin yıllık 100 milyon yumurta üretimi olduğuna dikkat çeken Sezgi, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelecekte de Büyükşehir Belediyemizin bu sektöre 50 milyonluk yatırımı söz konusu olacak. Fatsa ilçemizde 45 bin adet yarka üretim tesisi, günlük 25 bin yumurta üretim ve 70 günde bir 15 ton et kapasiteli entegre bir tesis inşa ediliyor. Sektör hedefine ulaşmak için hızla ilerliyor. Yıllık 45 milyon olan üretimimizi en kısa sürede 100 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.”

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL Haber

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, '300 lira kötü bir rakam değil ancak üreticimizin daha yüksek bir beklentisi olabilir' dedi. FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar, fındıkta rekolte düşüşü, fiyat tartışmaları, ihracat seyri ve Türkiye’nin küresel pazar liderliğini koruma stratejilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bayraktar, “Doğru bilgi üreticinin lehinedir. Fındık bizim için hayati bir meseledir. Türkiye bu liderliği kaybetmemeli” dedi. Bayraktar, Ekotürk TV yayınına katıldı. Bayraktar’ın söylediklerini rahat okunması için soru-cevap biçiminde hazırladık. TÜRKİYE HÂLÂ DÜNYANIN EN GÜÇLÜ FINDIK ÜRETİCİSİ Soru: Türkiye, üretimin %65’ine, ticaretin %80’ine sahipti. Hâlâ bu gücü koruyor muyuz? Bayraktar: Türkiye’nin fındık üretimindeki gücü devam ediyor. Fakat 2007’de dünya üretimindeki payımız %72 idi, bugün %60’lara geriledi. Ticaretteki payımız ise hâlâ %80’lerde. Yani dünya fındık piyasasını yönlendirebilecek ölçüde etki sahibiyiz. Ama üretim payındaki düşüşü göz ardı etmemeliyiz. BU YIL REKOLTE EN AZ %60 DÜŞTÜ Soru: Bu yıl rekolte neden düştü? Fiyat artışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Bu yıl çok özel bir yıl. Zirai don, kuraklık ve kokarca zararlıları rekolteyi neredeyse %60 oranında azalttı. Doğal olarak ürün az olduğunda fiyat yükseliyor. Geçen yıl TMO’nun 130 TL açıkladığı fiyat bu yıl 200 TL oldu ama piyasa 340 TL’yi gördü, şu anda 300 TL civarında. Geçmiş yıllarla kıyaslayınca üretici açısından iyi bir fiyat olduğunu söyleyebilirim. GİRESUN KALİTE FİYATI 300,50 TL’YE TEKABÜL EDİYOR Soru: Giresun kalite fındığın 297 TL olarak açıklanan fiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Giresun tombul fındığının coğrafi işaret hakkı FİSKOBİRLİK’te. Belgesi olan üreticilere +3 TL prim veriyoruz. Dolayısıyla fiyat 300,50 TL’ye denk geliyor. Beklentiler daha yüksek olabilir ama dünya fiyatlarıyla kıyaslayınca kötü bir fiyat değil. HER ÜLKEDE AZALMA VAR AMA EN ÇOK TÜRKİYE ETKİLENDİ Soru: Rakip ülkelerde durum nasıl? İtalya, ABD, Azerbaycan, Gürcistan gibi üreticilerde tablo nedir? Bayraktar: Bu yıl sadece Türkiye değil, tüm dünyada fındık üretiminde düşüş yaşandı. Ama en büyük üretici biz olduğumuz için en çok etkilenen ülke de biz olduk. Dünyada arz–talep dengesi bozulduğu için fiyatlar hızla yükseldi. “Zirai don + kuraklık + kokarca” birlikte etkisini ilk kez bu kadar güçlü gösterdi. INC’NİN 609 BİN TON TAHMİNİ BU YIL MÜMKÜN DEĞİL Soru: INC’nin (Uluslararası Kabuklu Kuruyemiş Birliği) 2025–2026 rekolte tahmini 609 bin tondu. Gerçekçi buluyor musunuz? Bayraktar: Asla mümkün değil. Muhtemelen o tahmin yapılırken don ve kuraklığın etkisi tam görülmemişti. Türkiye’nin geçen yılki rekoltesi 700 bin tondu ama bu yıl sanayicilerin tahmini bile 420 bin tona kadar geriledi. Gerçeği söylemek üreticinin lehinedir. Spekülasyon en çok üreticiye zarar verir. İHRACAT DÜŞTÜ AMA SEZON SONUNDA ELİMİZDE FINDIK KALMAYACAK Soru: İlk iki ayda ihracat 351–352 milyon dolar. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Geçmiş yıllara göre düşük. Büyük alıcılar, Türkiye’de fiyat hızlı yükseldiği için önce daha ucuz olan başka ülkelere yöneldi. Ama onların ürünleri zaten sezon boyu yetmez. Sonuçta yine Türkiye’ye dönecekler. Bu yıl elimizdeki fındığın tamamı satılır. BİZDEKİ FINDIK KALİTESİNİN ALTERNATİFİ YOK AMA… Soru: Peki Türkiye’deki kaliteyi başka ülkelerde bulabiliyorlar mı? Bayraktar: Bizim kalite eşsiz ama fiyat farkı alıcıları geçici olarak başka ülkelere yönlendirebilir. Bu fiyat üretici için yüksek değildir, yanlış anlaşılmasın. Ancak üretimdeki liderliği korumak için dünya pazarına uygun fiyat politikaları da önemli. %70 ÜRETİM PAYINDAN %60’A DÜŞTÜK, BUNA ÖNLEM ALMALIYIZ Soru: Türkiye’nin üretim payındaki düşüş nasıl durdurulabilir? Bayraktar: Bu mesele sadece hükümetin değil; üretici örgütlerinin, sanayicinin, STK’ların ve siyasetin ortak meselesidir. Fındık üretilen bölgelerde başka ürün alternatifi yok. Bu yüzden fındık Türkiye için hayati bir ürün. Liderliği kaybetmemek için uzun vadeli plan yapılmalı. İTALYA’NIN YAPTIĞI GİBİ FINDIĞI SANAYİDE DAHA ÇOK KULLANMALIYIZ Soru: Fındığı daha katma değerli ürünlere dönüştürme konusunda Türkiye yeterince ilerledi mi? Bayraktar: İtalya bu konuda güçlü. Çikolata, krema, pasta sanayii ve işlenmiş ürünlerde çok başarılılar. Türkiye’nin de bu alana daha fazla yönelmesi şart. Ham fındık satmak yerine işlenmiş ürün satmak daha yüksek gelir sağlar. Biz de FİSKOBİRLİK olarak bu konuda ciddi çalışmalar yürütüyoruz.

Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,7 büyüdü... İnşaat zirvede, tarım sert düştü! Haber

Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,7 büyüdü... İnşaat zirvede, tarım sert düştü!

TÜİK’in Temmuz-Eylül dönemine ilişkin GSYH verilerine göre ekonomi yıllık bazda yüzde 3,7 büyürken, inşaat sektörü yüzde 13,9 ile çeyreğin en hızlı yükselen alanı oldu. Tarım ise yüzde 12,7 geriledi. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılının üçüncü çeyreğine (Temmuz-Eylül) dair dönemsel GSYH verilerini yayımladı. İlk tahmine göre zincirlenmiş hacim endeksi, geçen yılın aynı çeyreği ile kıyaslandığında yüzde 3,7 artış gösterdi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH bir önceki çeyreğe nazaran yüzde 1,1, takvim etkisinden arındırılmış GSYH ise yıllık bazda yüzde 3,4 yükseliş kaydetti. SEKTÖRLERİN PERFORMANSI: İNŞAAT ZİRVEDE, TARIM DÜŞÜŞTE GSYH’yi oluşturan faaliyetler arasında yıllık bazda en belirgin artış yüzde 13,9 ile inşaat sektöründe yaşandı. Bu sektörü; finans ve sigorta faaliyetleri (yüzde 10,8), bilgi ve iletişim (yüzde 10,1), ürün üzerindeki vergiler – sübvansiyonlar (yüzde 9,6), diğer hizmet faaliyetleri (yüzde 7,1), sanayi (yüzde 6,5) ve ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri (yüzde 6,3) takip etti. Tarım sektörü ise aynı dönemde yüzde 12,7 azalarak çeyreğin en düşük performansını sergiledi. GSYH CARİ FİYATLARLA 17,4 TRİLYON TL Üretim yöntemiyle GSYH, 2025 üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 41,6 artış göstererek 17 trilyon 424 milyar 718 milyon TL olarak hesaplandı. Bu rakam dolar bazında ise 432 milyar 880 milyon seviyesinde olduğu görüldü. TÜKETİM HARCAMALARI BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİ OLDU Yerleşik hanelerin nihai tüketim harcamaları yıllık bazda yüzde 4,8 artış kaydetti. Devletin harcamalarında artış yüzde 0,8 olurken, yatırım kalemini ifade eden gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 11,7 artış sergiledi. Verilere göre dış ticaret tablosunda zıt bir görünüm dikkat çekti. Mal ve hizmet ihracatı yıllık bazda yüzde 0,7 düşerken, ithalatta yüzde 4,3 artış yaşandı. İşgücü ödemeleri de üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 41,1, net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 43,5 artışla dikkat çekti. İşgücü ödemelerinin Gayrisafi Katma Değer içindeki payı bir önceki yıl gibi yüzde 35,0 seviyesinde sabit kaldı. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 46,7’ye ulaştı. TÜİK’in açıkladığı veriler, büyümenin inşaat, hizmetler ve bilgi-iletişim sektörleri tarafından yukarı taşındığını, tarım ve ihracat kalemlerinde ise zayıflama yaşandığını gözler önüne serdi.

Fatsa’dan Çıkan Bentonit, Avrupa Raflarını Dolduruyor  Haber

Fatsa’dan Çıkan Bentonit, Avrupa Raflarını Dolduruyor 

Bentonit madenini işleyerek kedi kumu üreten MCL Bentonite, sürdürülebilir madencilik anlayışı, çevreci üretim yaklaşımı ve Ar-Ge yatırımları sayesinde Türkiye'nin doğal kaynaklarını dünya çapında bir markaya dönüştürüyor. Üretiminin yüzde 95'ini yurtdışına satan şirket, 72 ülkeye ihraç ettiği bentonit ile Avrupa'nın raflarını doldurmayı başardı. Bentonit madenini işleyerek kedi kumu üreten MCL Bentonite, sürdürülebilir madencilik, çevreci üretim ve Ar-Ge yatırımlarıyla Türkiye'nin doğal kaynaklarını küresel bir markaya dönüştürüyor. Üretiminin yüzde 95'ini ihraç eden şirket, 72 ülkeye ihraç ettiği bentonit ile Avrupa'nın raflarını doldurdu. Türkiye'nin doğal bentonit rezervleri son yıllarda dünya pazarında yükselen bir değer haline geldi. Evcil hayvan ürünlerinde doğal içeriklere yönelik artan talep, Türkiye'nin bentonit bazlı üretim kapasitesini öne çıkardı. Bu yükselişin merkezinde ise Ordu Fatsa'da faaliyet gösteren MCL Bentonite yer alıyor. Türkiye dünya pazarında lider Karadeniz Bölgesi'nden çıkarılan bentonit madenini işleyerek kedi kumuna çeviren MCL Bentonite, 70'i aşkın ülkeye ihracat yaparak Türkiye'yi global pazarda zirveye taşıdı. Üretiminin yüzde 95'ini ihraç eden firma, bugün 72 ülkeye ulaşarak sektörün en güçlü ihracat oyuncularından biri oldu. Şirketin Genel Müdürü Burak Felek, 2025 yılı için 40 milyon euro, 2026 yılı için ise 48–50 milyon euro ciro hedeflediklerini belirtirken, "Türk bentonitinin uluslararası pazarlarda kalite ve güvenin sembolü olarak tanınması açısından önemli bir aşamadayız. Bu başarıyı ülkemizin üretim potansiyeliyle birleştirerek global düzeyde temsil etmekten gurur duyuyoruz" dedi. Felek, "Fatsa'daki fabrikamızdan çıkan Türk bentonitini premium bir marka yaparak uluslararası pazarda daha yüksek katma değer elde etmeyi amaçlıyoruz. Ocak 2026 itibarıyla yeni tesisimiz tamamlanmış olacak ve bu tesis Fatsa'daki fabrikamıza tamamlayıcı bir proje olarak tamamen 'ekolojik ürün' konseptiyle çalışacak" diye ekledi. Avrupa artık Türk kedi kumunu tercih ediyor MCL Bentonite'in büyümesinde Avrupa pazarı kritik öneme sahip. İhracat Direktörü Cavit İlhan Durmuş, bugün Avrupa'da büyük market zincirlerinin raflarında Türk üretimi kedi kumunun standart haline geldiğini vurgulayarak "Avrupa'nın neredeyse her ülkesinde ya kendi markamızla ya da farklı markalar altında ürettiğimiz ürünlerle bulunuyoruz. Avrupa artık yerli üretim Türk kedi kumunu kullanıyor diyebiliriz" ifadelerini kullandı. 72 ülkeye ihracat yaptıklarını belirten Cavit İlhan Durmuş, "Büyük market zincirlerinde yüzde yüz Türk üretimi kedi kumunu konumlandırmak istiyoruz" diyerek sözlerini sürdürdü: "Faaliyet alanımız sadece Avrupa ile sınırlı değil. Şu anda 72 ülkeye ihracat yapıyoruz ve bu bizim için önemli bir referans noktası oluşturuyor. Gelecek dönemde, bu geniş dağıtım ağını kendi markalarımızla büyütmek ve global düzeyde markalaşmak en önemli stratejik hedeflerimizden biri. 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri'nde de benzer başarıyı göstererek büyük market zincirlerinde yüzde yüz Türk üretimi kedi kumunu konumlandırmak istiyoruz. Bunun yanı sıra, Avustralya da yeni dönem için stratejik hedef piyasalar arasında yer alıyor. Bu hedeflere ulaşmak amacıyla hem üretim kapasitemizi hem de lojistik ağımızı uluslararası standartlarla uyumlu şekilde güçlendiriyoruz. Önümüzdeki üç yıl, MCL Bentonite'in dünya çapında kendi markalarıyla tanınan bir oyuncu haline geleceği dönüm noktası olacak."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.