Hava Durumu

#İnsan Hakları

giresunsonhaber - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FERRERO FINDIK, 375 MİLYON DOLARI AŞAN İHRACATLA SEKTÖRÜN ŞAMPİYONU OLDU Haber

FERRERO FINDIK, 375 MİLYON DOLARI AŞAN İHRACATLA SEKTÖRÜN ŞAMPİYONU OLDU

FERRERO FINDIK, 375 MİLYON DOLARI AŞAN İHRACATLA SEKTÖRÜN ŞAMPİYONU OLDU Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 2025 yılı “İlk 1000 İhracatçı Araştırması”nda Ferrero Fındık, 375 milyon doları aşan dış satımıyla “Fındık ve Mamulleri Sektör Birincisi” olurken Türkiye genelinde en fazla ihracat yapan firmalar arasında 70’inci sırada yer aldı. Şirketin ihracattaki başarısının yanında üretici eğitimi, iyi tarım uygulamaları, izlenebilirlik, sosyal koşullar ve onarıcı tarıma yönelik çalışmalarının önümüzdeki dönemde daha geniş üretici kesimlerine ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren firmalarının belirlendiği TİM İlk 1000 İhracatçı Araştırması’nın 2025 yılı sonuçları, İstanbul’da düzenlenen “İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni”nde açıklandı. Araştırma sonuçlarına göre Ferrero Fındık, 2025 yılında gerçekleştirdiği 375 milyon doların üzerindeki ihracatla fındık ve mamulleri sektörünün ihracat şampiyonu oldu. Şirket, Türkiye genel sıralamasında ise 70’inci basamakta yer aldı. TİM, İlk 1000 İhracatçı Araştırması’nı her yıl Türkiye’nin en yüksek ihracat hacmine ulaşan şirketlerini sektörler ve genel sıralama üzerinden belirlemek amacıyla yayımlıyor. (TİM) ÖDÜLÜ BAMSİ AKIN ALDI Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla, TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen törende Ferrero Fındık’ın sektör birinciliği ödülü, şirketin Genel Müdürü Bamsı Akın’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından takdim edildi. Bamsı Akın, elde edilen başarının yalnızca ihracat rakamlarından ibaret olmadığını belirterek şirketin Türkiye’deki fındık değer zincirinin geliştirilmesi ve modernizasyonuna yönelik uzun vadeli çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti. Akın, bini aşkın çalışan ve tedarikçilerle birlikte Türk fındık sektörü için değer üretmeye odaklandıklarını, daha sürdürülebilir, dayanıklı ve rekabetçi bir yapı oluşturulması amacıyla sektörün bütün paydaşlarıyla iş birliği içinde çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. TÜRK FINDIĞINI DÜNYADAKİ FERRERO TESİSLERİNE TAŞIYOR Ferrero Fındık, Türkiye’den tedarik ettiği ve işlediği fındığı Ferrero Grubu’nun farklı ülkelerdeki üretim tesislerine gönderiyor. Türk fındığı; grubun çikolata, şekerleme ve fındık bazlı ürünlerinde kullanılan temel ham maddeler arasında bulunuyor. Ferrero Hazelnut Company, fındık değer zincirinin üretim, tedarik, işleme, kalite kontrolü ve pazara ulaştırma aşamalarında faaliyet gösterdiğini, yüksek kaliteli ve sorumlu biçimde tedarik edilmiş fındık için çalışmalar yürüttüğünü belirtiyor. (ferrerohazelnutcompany.com) Şirketin Türkiye’deki sanayi faaliyetlerinin bugünkü yapısı, Ferrero Grubu’nun 2014 yılında Oltan Gıda’yı satın almasının ardından şekillendi. Bu süreçte fındığın kırılması, işlenmesi, seçilmesi, mamul ve yarı mamul hâle getirilmesine yönelik kapasite ile ihracat bağlantıları güçlendirildi. Ferrero’nun 2023 yılında yaptığı açıklamada, Düzce fabrikasının yenilenmesi için 80 milyon avroluk yatırım planlandığı ve Türkiye’deki toplam yatırımın o tarihe kadar 130 milyon avroya ulaştığı belirtilmişti. (Ferrero) FERRERO DEĞERLİ TARIM PROGRAMI 2012’DEN BU YANA SÜRÜYOR Ferrero Fındık’ın Türkiye’deki sürdürülebilirlik çalışmalarının merkezinde, 2012 yılından bu yana uygulanan Ferrero Değerli Tarım Programı yer alıyor. Program kapsamında fındık üretiminin yalnızca hasat miktarı üzerinden değil; bahçe bakımı, toprak sağlığı, ürün kalitesi, izlenebilirlik, çalışma koşulları ve çevresel etkileriyle birlikte ele alınması amaçlanıyor. Ferrero, Karadeniz Bölgesi’ndeki saha ekipleri aracılığıyla üreticilerle doğrudan çalıştığını ve programı sivil toplum kuruluşları ile yerel paydaşlarla iş birliği içinde yürüttüğünü bildiriyor. (Ferrero) Ferrero Değerli Tarım Programı üç temel başlık üzerine kuruluyor: İnsan hakları ve sosyal uygulamalar Çevrenin korunması ve sürdürülebilirlik Tedarikçi şeffaflığı ve izlenebilirlik Bu başlıklar, şirketin fındık tedarik zincirine ilişkin taahhütlerini içeren Ferrero Fındık Bildirgesi’nin de temelini oluşturuyor. (ferrerohazelnutcompany.com) ÜRETİCİYE BAHÇE BAKIMI VE VERİMLİLİK DESTEĞİ Program kapsamında üreticilere budama, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadele, hasat planlaması, kurutma, ürün kalitesinin korunması ve iş sağlığı ile güvenliği gibi alanlarda saha eğitimleri veriliyor. Bu çalışmalarla birim alandan daha kaliteli ürün alınması, üretim maliyetlerinin kontrol altına alınması ve bahçelerin değişen iklim koşullarına karşı daha dayanıklı hâle getirilmesi hedefleniyor. Ferrero’nun Karadeniz Bölgesi’nde oluşturduğu model bahçelerde farklı tarımsal uygulamalar üreticilere uygulamalı olarak gösteriliyor. Şirketin açıkladığı verilere göre 2017 yılından itibaren oluşturulan 52 model bahçede iyi tarım uygulamaları ve verimlilik çalışmaları yürütüldü. Samsun’daki model bahçe uygulamaları da fındık sektörünün modernizasyonuna yönelik çalışmaların bir parçası olarak hayata geçirildi. (ferrerohazelnutcompany.com) ONARICI TARIM VE TOPRAK SAĞLIĞI ÖNE ÇIKIYOR Ferrero Fındık’ın çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarında son yıllarda onarıcı tarım yaklaşımı öne çıkıyor. Bu yaklaşımda toprağın yalnızca üretim yapılan bir alan olarak görülmemesi; organik madde miktarının korunması, erozyonun azaltılması, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi, suyun daha verimli kullanılması ve bahçe ekosisteminin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Şirket, Ferrero Değerli Tarım Programı kapsamında onarıcı tarım uygulamalarının faydalarını üreticilere gösterecek saha faaliyetleri yürüttüğünü ve tam izlenebilir, daha sürdürülebilir bir fındık tedarik zinciri oluşturmayı hedeflediğini açıklıyor. (ferrerohazelnutcompany.com) İZLENEBİLİRLİK VE TEDARİKÇİ ŞEFFAFLIĞI Fındığın hangi bölgeden, hangi üretici veya tedarik zincirinden geldiğinin kayıt altına alınması, gıda sektöründe kalite ve güvenliğin yanı sıra sosyal ve çevresel risklerin yönetilmesi açısından da önem taşıyor. Ferrero, fındık tedarik zincirinde izlenebilirliği artırarak ürünün üretim alanından işleme tesisine kadar takip edilebilmesini, tedarikçilerin belirlenen standartlara uyumunun denetlenmesini ve sorun görülen alanlarda iyileştirici çalışmalar yapılmasını hedefliyor. Şirketin sürdürülebilir fındık politikası; üreticilerin ve yerel toplulukların gelişmesi, tarım işçilerinin haklarının korunması, çocuk işçiliği riskinin azaltılması ve sorumlu tedarik ilkelerinin uygulanması başlıklarını da kapsıyor. Ferrero, Türkiye’deki fındık tedarik zincirinde çalışma koşulları ve çocuk işçiliği riskinin sistemli ve çok paydaşlı çalışmalar gerektirdiğini kabul ediyor. (Ferrero) İHRACAT BAŞARISI ÜRETİM SAHASINDAKİ GELİŞİMLE TAMAMLANMALI Ferrero Fındık’ın 375 milyon doları aşan ihracatla sektör birincisi olması, Türk fındığının dünya çikolata ve gıda sanayisindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Ancak sektörün kalıcı biçimde güçlenmesi için ihracat hacminin yanında üreticinin gelirinin yükseltilmesi, yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, mekanizasyon olanaklarının geliştirilmesi, toprak ve yaprak analizlerinin yaygınlaştırılması, kurutma standartlarının iyileştirilmesi, mevsimlik tarım işçilerinin yaşam ve çalışma koşullarının geliştirilmesi ile fındığın daha yüksek katma değerle değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle Ferrero Fındık’ın iyi tarım, model bahçe, izlenebilirlik, sosyal sorumluluk ve onarıcı tarım çalışmalarını Giresun başta olmak üzere fındık üretilen bütün illerde daha fazla üreticiye ulaştırarak sürdürmesi, elde edilen ihracat başarısının üretim sahasına, çiftçiye ve bölge ekonomisine daha güçlü biçimde yansımasına katkı sağlayacaktır. Ferrero Fındık’ın 375 milyon doları aşan ihracatının ürün ve ülke bazındaki ayrıntıları açıklanmazken, şirketin dış satımının büyük bölümünü Türkiye’de tedarik edilen doğal ve kavrulmuş iç fındık ile çikolata ve şekerleme sanayisinde kullanılan işlenmiş, kıyılmış, püre ve diğer yarı mamul fındık ürünlerinin oluşturduğu değerlendiriliyor. Trabzon, Düzce ve İzmit’teki tesislerde işlenen Türk fındığı, Ferrero Grubu’nun dünyanın farklı ülkelerindeki üretim merkezlerine gönderilerek grubun çikolata ve şekerleme ürünlerinde kullanılıyor. Türk fındığının dünya pazarındaki değerini artıracak, üreticinin emeğini koruyacak, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği güçlendirecek çalışmaların kesintisiz biçimde devam etmesini diliyoruz.

TTB'den gözaltı süreçleri ve cezaevi koşullarına ilişkin açıklama Haber

TTB'den gözaltı süreçleri ve cezaevi koşullarına ilişkin açıklama

Türk Tabipleri Birliği (TTB), NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılar ve cezaevi uygulamalarına ilişkin yazılı açıklama yayımladı. TTB, işkence ve kötü muamele iddialarının etkin şekilde soruşturulması çağrısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB), 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılar, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yönelik kısıtlamalar ile cezaevi uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TTB açıklamasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel haklar olduğu belirtilerek, bu haklara yönelik müdahalelerin hukuka uygun, zorunlu ve ölçülü olması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, komedyen Deniz Göktaş'ın gözaltı sürecine de değinilerek, gözaltı sırasında ters kelepçe uygulanması ve bazı adli işlemlerin hukuka uygunluğu ile ölçülülüğünün kamuoyu nezdinde açıklığa kavuşturulması gerektiği savunuldu. TTB, ters kelepçe uygulamasının yalnızca zorunlu durumlarda başvurulabilecek istisnai bir güvenlik tedbiri olduğunu belirterek, kaçma veya saldırı riski bulunmayan kişiler hakkında rutin şekilde uygulanmasının ulusal ve uluslararası insan hakları standartları bakımından kötü muamele kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etti. Açıklamada ayrıca yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarındaki koşullara ilişkin kaygılar da dile getirildi. Uzun süreli tecrit uygulamaları, sınırlı yaşam alanları ve mahpusların sağlık koşullarına ilişkin sorunların ulusal ve uluslararası raporlarda da yer aldığı belirtilerek, cezaevlerinde tutulan herkesin insan onuruna uygun yaşam ve sağlık koşullarına erişiminin güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Türk Tabipleri Birliği, işkence ve kötü muamelenin yalnızca hukuki değil aynı zamanda önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, bu yöndeki iddiaların bağımsız, tarafsız ve etkin şekilde soruşturulması çağrısında bulundu. Açıklamada, gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarındaki tüm uygulamaların insan hakları standartlarına, tıp etiğine ve insan onuruna uygun yürütülmesi gerektiğinin altı çizildi.

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU:  DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE Haber

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU: DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU: DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE Ferrero Group, 2024/25 mali yılına ilişkin 17. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Rapor, şirketin sürdürülebilirlik taahhütlerini somut aksiyonlara ve ölçülebilir ilerlemeye dönüştürme hedefini ortaya koyarken, Ferrero’nun içerik tedarikinde benimsediği Değerli Tarım yaklaşımını stratejisinin merkezine yerleştirdi. LÜKSEMBURG — Ferrero Group, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını, tedarik zincirinden üretime, çevresel sorumluluktan toplumsal etkiye kadar geniş bir çerçevede değerlendirdiği 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Ferrero’nun 80. yıl dönümünü kutladığı dönemde yayımlanan raporda; şirketin sürdürülebilirlik girişimlerini tüm faaliyetlerine entegre etme hedefi vurgulandı. Raporda, içeriklerin tedarik edildiği çiftliklerden ve yerel topluluklardan fabrikalara, ürünlere ve çalışanlara uzanan süreçte sürdürülebilir gıda sistemlerinin desteklenmesinin amaçlandığı belirtildi. Şirket, sürdürülebilirlik çerçevesini dört temel başlık altında ele aldı: iklim ve çevre, tedarik, sorumlu tüketim, insanlar ve topluluklar. DEĞERLİ TARIM YAKLAŞIMI TEDARİK STRATEJİSİNİN ODAĞINDA Ferrero’nun uzun yıllara dayanan sacco conosciuto felsefesinden, yani “çantanın içinde ne olduğunu bilmek” anlayışından ilham alan Ferrero Değerli Tarım yaklaşımı, şirketin temel içerik tedarikindeki dayanıklılık politikasının ana unsurlarından biri olarak öne çıktı. Bu yaklaşım; tedarikçi durum tespiti, tedarik zinciri izlenebilirliği ve görünürlüğü, sertifikasyon ve standartlar, tarım uygulamaları, toplulukların desteklenmesi ve sektör dönüşümü başlıkları etrafında şekilleniyor. Ferrero Group Başkanı Giovanni Ferrero, şirketin uzun vadeli başarısının tedarik zincirinde yer alan insanlar ve ekosistemlerin refahıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Ferrero, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “Tüketiciler giderek daha fazla güvenebilecekleri markalar arıyor. Kalite, iyi tedarik uygulamaları, özenli üretim süreçleri ve insanlara ve gezegene yönelik gerçek bir bağlılık üzerine inşa edilmiş markalar önem kazanıyor.” Giovanni Ferrero, doğal kaynakların korunması, çalışanların, toplulukların ve iş ortaklarının desteklenmesi ile gelecek nesillere hitap eden ürünlerin geliştirilmesine yönelik girişimlerin sürdürüleceğini ifade etti. İZLENEBİLİRLİKTE YÜKSEK ORANLARA ULAŞILDI Raporun en dikkat çeken başlıklarından biri, temel hammaddelerde ulaşılan izlenebilirlik oranları oldu. Ferrero, kakao tedarikinde çiftlik poligon haritalarına kadar yüzde 98, palm yağında plantasyon seviyesine kadar yüzde 98,6, fındıkta çiftçiye kadar yüzde 97 ve kahve çekirdeklerinde plantasyon poligon haritalarına kadar yüzde 100 izlenebilirlik sağlandığını açıkladı. Kahve, palm yağı ve kakao tedarikçilerinden yaklaşık 230 bin tedarik zinciri poligonu, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’ne uyumlu izleme süreci kapsamında analiz edildi. Bu çalışma ile tedarik zincirindeki görünürlüğün artırılması ve ormansızlaşmadan arındırılmış tedarikin desteklenmesi hedeflendi. SERTİFİKALI TEDARİKTE DİKKAT ÇEKEN VERİLER Ferrero’nun 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre kakao hacimlerinin yüzde 99’u Rainforest Alliance, Cocoa Horizons, Fairtrade gibi sertifikasyonlar ya da bağımsız yönetilen standartlar aracılığıyla tedarik edildi. Palm yağı hacimlerinin yüzde 100’ünün RSPO sertifikalı olduğu, kahve çekirdeklerinin yüzde 100’ünün ise ayrıştırılmış tedarik zinciri modeli kapsamında Rainforest Alliance sertifikalı olarak temin edildiği belirtildi. Ferrero Group İcra Kurulu Başkanı Lapo Civiletti, Ferrero Değerli Tarım yaklaşımının şirketin sürdürülebilirlik hedeflerini temel içerik tedarikinde somut aksiyonlara dönüştürdüğünü kaydetti. Civiletti, yaklaşımın tedarikçilerin hesap verebilirliğini güçlendirdiğini, izlenebilirlik ve sertifikasyonu geliştirdiğini, çiftçileri desteklediğini ve sektör genelinde iş birliğini teşvik ettiğini ifade etti. İKLİM VE ÇEVRE BAŞLIĞINDA YENİ ADIMLAR Ferrero, raporda iklim ve çevresel sorumluluk başlığında da önemli ilerlemeler kaydedildiğini duyurdu. Şirketin İklim Geçiş Planı’nın geliştirilmesine devam edildiği, bu kapsamda üretim tesislerinin karbonsuzlaşma yol haritaları oluşturmasını sağlayan Decarbonization Hub adlı yeni aracın devreye alındığı belirtildi. Rapora göre, hammadde hacimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını kapsayan Kapsam 3 tedarikçi veri kampanyası başlatıldı. Bu kampanyada tedarikçi veri gönderim oranı yüzde 93 olarak gerçekleşti. Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonları ise yıllık bazda yüzde 7,2 azaltıldı. Bu düşüşte, 24 tesisin şebekeden yüzde 100 yenilenebilir elektrikle faaliyet göstermesinin de etkili olduğu kaydedildi. AMBALAJDA DÖNGÜSELLİK HEDEFİ GÜÇLENİYOR Ferrero, ambalaj döngüselliği konusunda da önemli veriler paylaştı. Raporda, genel ambalajların yüzde 92,9’unun geri dönüştürülebilirlik, yeniden kullanılabilirlik veya kompostlanabilirlik için tasarlandığı bildirildi. Uygulamada ve ölçekli olarak geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir veya kompostlanabilir ambalaj oranı ise yüzde 86,8 olarak açıklandı. Ferrero Rocher kutularının yeniden tasarımıyla, 2019/20 baz yılına kıyasla plastik-ürün oranında yüzde 14,7 azalma sağlandı. Şirket, Eylül 2021’den bu yana kümülatif olarak yaklaşık 16 bin ton plastiğin kullanımının önüne geçildiğini duyurdu. SORUMLU TÜKETİM VE BESLENME KRİTERLERİ Ferrero, sorumlu tüketim başlığında ürün inovasyonuna yön vermek ve portföy gelişimini desteklemek amacıyla bilim temelli Ferrero Beslenme Kriterleri’nin geliştirildiğini açıkladı. Şirket ayrıca reklamcılık ve pazarlama ilkelerinin de güncellendiğini belirterek, sorumlu iletişim uygulamalarını güçlendirmeyi hedeflediğini bildirdi. İNSAN, TOPLULUK VE ÇALIŞAN GELİŞİMİ ÖNE ÇIKTI Raporda, çalışan gelişimi, insan hakları, kapsayıcılık ve saygı temelli çalışma ortamı başlıkları da geniş yer buldu. Ferrero, 61 ülkede uygulanan Dahil Etme ve Saygı eğitim programı kapsamında 500’den fazla oturum düzenlendiğini açıkladı. Çalışan bağlılığının güçlü seyrini sürdürdüğü, yıllık YOU Anketi’nde katılım oranının yüzde 86’ya ulaştığı belirtildi. Bağlılık ve Yetkinleştirme Endeksi puanlarının sırasıyla 3 ve 7 puan arttığı ifade edildi. JOY OF MOVING 20. YILINDA 60 MİLYONDAN FAZLA ÇOCUĞA ULAŞTI Ferrero’nun toplumsal etki programlarından Joy of Moving, 2025 yılında 20. yılını kutladı. Programın 35 ülkede 4,9 milyondan fazla çocuğa ulaştığı, 2005 yılından bu yana ise dünya genelinde 60 milyondan fazla çocuğa eriştiği açıklandı. Programın, 130’dan fazla kamu ve özel sektör uzman ortağının desteğiyle yürütüldüğü belirtildi. FERRERO’DAN UÇTAN UCA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU Ferrero Group’un 2025 Sürdürülebilirlik Raporu, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir hedef olarak değil; tedarik zinciri, üretim süreçleri, ürün geliştirme, çalışan politikaları ve toplumsal sorumluluk alanlarını kapsayan bütüncül bir strateji olarak ele aldığını ortaya koydu. Raporda öne çıkan veriler, Ferrero’nun özellikle izlenebilirlik, sertifikalı tedarik, yenilenebilir enerji kullanımı, ambalaj döngüselliği ve topluluk destek programlarında ölçülebilir ilerleme kaydettiğini gösterdi. https://www.ferrero.com/int/en/people-planet/sustainability-reporting?utm_source=chatgpt.com

“ÜÇ KİTAP BİR KADIN” SÖYLEŞİSİNE YOĞUN İLGİ Haber

“ÜÇ KİTAP BİR KADIN” SÖYLEŞİSİNE YOĞUN İLGİ

“ÜÇ KİTAP BİR KADIN” SÖYLEŞİSİNE YOĞUN İLGİ Giresun Sanat Günleri kapsamında Tibor Salonu’nda düzenlenen “Üç Kitap Bir Kadın” başlıklı söyleşide gazeteci Saliha Yayla, basın özgürlüğünden kadın hakları mücadelesine, gazetecilik yaşamından yer aldığı kitaplara kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. SALİHA YAYLA: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR Giresun Sanat Günleri, gazeteci Saliha Yayla’nın katıldığı “Üç Kitap Bir Kadın” söyleşisine ev sahipliği yaptı. Tibor Salonu’nda düzenlenen etkinliğe sanatseverler, sivil toplum temsilcileri, basın mensupları ve siyasi parti üyeleri yoğun ilgi gösterdi. Çağdaş Gazeteciler Derneği Giresun İl Temsilcisi gazeteci Saliha Yayla, konuşmasına tutuklu gazetecilerin özgür bırakılması çağrısıyla başladı. Yayla, “Gazetecilik suç değildir” diyerek basın ve ifade özgürlüğünün demokratik toplum düzeni için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163. sırada yer aldığını belirten Yayla, özgür basının özgür toplum anlamına geldiğini ifade etti. GAZETECİLİK YOLCULUĞUNU ANLATTI Katılımcıların sorularıyla ilerleyen söyleşide Yayla, gazeteciliğe başladığı yıllardan bugüne uzanan mesleki sürecini anlattı. Giresun’un kadrolu ilk kadın gazetecisi olan Yayla, yazılı basındaki çalışmalarının yanı sıra yerel televizyonda yaklaşık 10 yıl boyunca haftada bir akşam “Fikir Atölyesi” adlı programı sunduğunu söyledi. Yayla, yaygın basında da Özgür Gündem, BirGün ve bianet için gönüllü muhabirlik yaptığını belirtti. YER ALDIĞI KİTAPLAR ÜZERİNE KONUŞTU Söyleşide Yayla’ya, yer aldığı kitaplarla ilgili sorular da yöneltildi. Yayla, Sezai Sarıoğlu’nun Nar Taneleri, Yaşar Seyman’ın Yangın Yeriydi Yurdum ve Ayşenur Kolivar’ın Fadime Kimdir adlı kitaplarında yer aldığını anlattı. Fadime Kimdir kitabındaki bölümün Dr. Handan Çağlayan tarafından kaleme alındığını belirten Yayla, bu kitaplara konu olan sürecin 1990’lı yıllardaki siyasal ve toplumsal mücadelesiyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Yayla, 1995 yılında Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nden milletvekili adayı olduğunu, aynı yıllarda İnsan Hakları Derneği Sekreterliği görevinde bulunduğunu ve demokratik haklarını kullandığı dönemlerde baskılarla karşılaştığını söyledi. Bu süreçte yazarların kendisine ulaşarak röportaj yaptığını aktaran Yayla, o yıllarda işlettiği kitabeviyle ilgili anılarını da paylaştı. “EŞİT, ÖZGÜR VE ŞİDDETSİZ BİR DÜNYA İÇİN MÜCADELEMİZ SÜRECEK” Kadın hakları mücadelesine ilişkin soruları da yanıtlayan Saliha Yayla, 11 yıl boyunca faaliyet yürüten ve iki yıl önce çalışmalarına ara veren Giresun Kadın Platformu’nun çalışmalarından söz etti. Yayla, platformda basın sorumluluğunu üstlendiğini belirtti. Gönüllüsü olduğu Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun çalışmalarını da anlatan Yayla, kadın cinayetleri, taciz, tecavüz ve şiddet başlıklarında mücadelenin önemine dikkat çekti. Yayla, “Haklarımızdan, hayatlarımızdan ve hayallerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Eşit, özgür ve şiddetsiz bir dünya için mücadelemiz sürecek” dedi. SÖYLEŞİYE YOĞUN KATILIM Etkinliğe tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya, yazar Vecdi Çıracıoğlu, Giresun Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Akten, Kent Konseyi Başkanı Cem Feridunoğlu, 29 Ekim Kadınları Derneği Giresun Şube Başkanı Emine Şenel, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Şube Başkanı Havva Yılmaz, Birleşik Emekliler Sendikası Şube Yöneticisi Ayşenur Batur Şenel, Küresel Gazeteciler Derneği Temsilcisi Mustafa Demir, CHP ve KESK üyeleri, basın mensupları ile sanatseverler katıldı. Söyleşi sonunda Saliha Yayla için erken doğum günü pastası kesildi. Etkinlik, katılımcıların söyleşi sonrası Yayla ile sohbet etmesiyle sona erdi.

GİRESUN’DA ENGELLİLER HAFTASI Haber

GİRESUN’DA ENGELLİLER HAFTASI

GİRESUN’DA ENGELLİLER HAFTASI İÇİN YÜRÜYÜŞ VE TÖREN PROGRAMI Giresun’da Engelliler Haftası kapsamında 11 Mayıs 2026 Pazartesi günü ( yarın ) yürüyüş ve tören programı gerçekleştirilecek. Debboy’dan başlayacak yürüyüş Atatürk Meydanı’nda sona erecek; meydandaki törende çelenk sunumu, saygı duruşu, İstiklal Marşı, konuşmalar ve çeşitli gösteriler yer alacak. PROGRAM DEBBOY’DAN BAŞLAYACAK Giresun’da 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla düzenlenecek program, 11 Mayıs 2026 Pazartesi günü saat 10.30’da Debboy’dan başlayacak yürüyüşle açılacak. Yürüyüşün güzergâhı Debboy-Atatürk Meydanı olarak belirlendi. Atatürk Meydanı’ndaki tören programı saat 10.45’te başlayacak. Programda çelenk sunulması, saygı duruşu, İstiklal Marşı, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar, mehter gösterisi, türküler, halk oyunları, şiir, madalya takdimi ve kapanış bölümleri yer alacak. YAĞIŞ OLURSA PROGRAM SALONA ALINACAK Havanın yağışlı olması durumunda yürüyüş yapılmayacak. Tören programı, Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Salonu’nda gerçekleştirilecek. ENGELLİLER HAFTASI 10-16 MAYIS’TA KUTLANIYOR Engelliler Haftası, Türkiye’de her yıl 10-16 Mayıs tarihleri arasında engelli bireylerin haklarına, toplumsal yaşama katılımına ve erişilebilirlik ihtiyacına dikkat çekmek amacıyla düzenleniyor. Hafta boyunca kamu kurumları, yerel yönetimler, okullar ve sivil toplum kuruluşları tarafından farkındalık etkinlikleri yapılıyor. Engellilik alanındaki temel yaklaşım, yalnızca farkındalık oluşturmakla sınırlı kalmıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, erişilebilirliği; binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetlerinin, bilgi ve iletişim teknolojilerinin engelli bireyler tarafından güvenli ve bağımsız biçimde kullanılabilir olması şeklinde tanımlıyor. HAK TEMELLİ YAKLAŞIM ÖNE ÇIKIYOR Birleşmiş Milletler Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme, engelli bireylerin tüm insan hakları ve temel özgürlüklerden tam ve eşit biçimde yararlanmasını güvence altına almayı amaçlıyor. Türkiye’de sözleşmenin uygulanması ve izlenmesine ilişkin koordinasyon görevi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülüyor. Engelliler Haftası etkinlikleri, bu yönüyle yalnızca törensel bir program değil; erişilebilir kent, eşit yurttaşlık, eğitim, istihdam, sosyal yaşama katılım ve kamusal hizmetlere erişim başlıklarında toplumsal sorumluluğu hatırlatan bir hafta olarak değerlendiriliyor. GİRESUN’DA FARKINDALIK MESAJI VERİLECEK Giresun’daki program, engelli bireylerin toplum yaşamına eşit ve görünür biçimde katılması için farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Debboy’dan Atatürk Meydanı’na yapılacak yürüyüş, kent merkezinde ortak duyarlılık mesajı taşıyacak. Atatürk Meydanı’ndaki tören ise çelenk sunumu ve konuşmaların yanı sıra kültürel etkinliklerle devam edecek. Mehter gösterisi, türküler, halk oyunları ve şiir bölümleriyle programın geniş katılımlı bir farkındalık etkinliği olarak düzenlenmesi bekleniyor. ERİŞİLEBİLİR KENT VURGUSU Engelliler Haftası, engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı fiziksel, sosyal ve kurumsal engellerin kaldırılması gereğini bir kez daha gündeme taşıyor. Erişilebilir kaldırımlar, kamu binaları, ulaşım hizmetleri, dijital hizmetler ve sosyal alanlar; engelli bireylerin bağımsız yaşam hakkının temel unsurları arasında yer alıyor. Giresun’da düzenlenecek yürüyüş ve tören, engelli bireylerin yaşamın her alanında eşit koşullarda yer alması gerektiğini vurgulayan bir farkındalık çağrısı niteliği taşıyacak.

“KADINLARIN YAŞAM HAKKI TARTIŞMA KONUSU DEĞİLDİR” Haber

“KADINLARIN YAŞAM HAKKI TARTIŞMA KONUSU DEĞİLDİR”

“KADINLARIN YAŞAM HAKKI TARTIŞMA KONUSU DEĞİLDİR” 29 Ekim Kadınları Derneği Giresun Şube Başkanı Emine Şenel, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada; kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin sürdüğünü vurguladı. Şenel, kadına yönelik şiddetin ve çalışma hayatındaki eşitsizliklerin sona ermesi için örgütlü mücadelenin büyütülmesi gerektiğini ifade etti. GİRESUN – 29 Ekim Kadınları Derneği Giresun Şube Başkanı Emine Şenel, International Women's Day kapsamında yaptığı basın açıklamasında kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin tarihsel ve evrensel bir mücadele olduğuna dikkat çekti. Şenel, 8 Mart’ın dünyanın dört bir yanında kadınların hak ve özgürlük taleplerini birlikte yükselttiği bir mücadele günü olduğunu belirterek, kadınların dayanışmasının sınırları aşan bir güç taşıdığını ifade etti. Açıklamada, 1910 yılında Alman sosyalist düşünür Clara Zetkin’in önerisiyle başlayan kadınların uluslararası mücadele günü fikrinin, yıllar içinde küresel bir dayanışma gününe dönüştüğü hatırlatıldı. United Nations’ın 1977 yılında 8 Mart’ı resmen Dünya Kadınlar Günü olarak kabul etmesiyle bu günün uluslararası anlam kazandığı vurgulandı. “KADINLAR HÂLÂ EŞİTSİZLİKLERLE KARŞI KARŞIYA” Şenel, aradan geçen yıllara rağmen kadınların kamusal alanda ve çalışma hayatında hâlâ ciddi eşitsizliklerle karşılaştığını belirtti. Açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre kadınların iş gücüne katılım oranının erkeklerin oldukça gerisinde olduğu ifade edildi. Kadınların önemli bir bölümünün kayıt dışı ve güvencesiz işlerde çalıştığına dikkat çekilen açıklamada şu görüşlere yer verildi: Kadınlar aynı işi yaptıkları halde ücret eşitsizliğiyle karşı karşıya kalıyor. Yönetim ve karar alma mekanizmalarında kadın temsili sınırlı kalıyor. Çalışma hayatında ayrımcılık ve güvencesizlik yaygın biçimde sürüyor. “KADINA YÖNELİK ŞİDDET AĞIR BİR İNSAN HAKLARI İHLALİDİR” Basın açıklamasında kadına yönelik şiddetin Türkiye’de en ağır insan hakları ihlallerinden biri olmaya devam ettiği vurgulandı. Her yıl yüzlerce kadının erkekler tarafından öldürüldüğü, binlercesinin ise fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital şiddete maruz kaldığı ifade edildi. Şenel, son dönemde yaşanan kadın cinayetlerinin toplum vicdanını derinden yaraladığını belirterek, kadınların yaşam hakkının yeterince korunamadığını gösteren bu olayların sorunun aciliyetini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. “Laiklik kadınların eşit yurttaşlığının güvencesidir” Açıklamada kadınların özgür ve eşit bireyler olarak var olabilmesinin en önemli güvencelerinden birinin laiklik olduğu vurgulandı. Laik ve demokratik hukuk devletinin kadınların eşit yurttaşlık haklarının teminatı olduğu ifade edilerek, kadınların bedeni, kimliği ve yaşam tarzı üzerinde hiçbir dini ya da ideolojik tahakkümün kabul edilemeyeceği dile getirildi. KADINLARIN TALEPLERİ Giresun 29 Ekim Kadınları Derneği’nin açıklamasında kadınların temel talepleri şu şekilde sıralandı: İşyerlerinde mobbing, ayrımcılık ve güvencesiz çalışmaya son verilmesi Eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsil edilmesi Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve etkin koruma mekanizmalarının uygulanması “Bir kadının daha eksilmesine tahammülümüz yok” Şenel açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kadınların yaşam hakkı tartışma konusu değildir; korunması devletin en temel görevidir. Bir kadının daha eksilmesine tahammülümüz yok. Şiddetsiz, eşit ve özgür bir yaşam istiyoruz.” Giresun’da kadınların eşit yurttaşlık, güvenceli çalışma ve şiddetsiz bir yaşam hakkı için mücadeleyi büyütmeye devam edeceklerini belirten Şenel, açıklamasını “Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadınların örgütlü mücadelesi” sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.