Hava Durumu

#İmece

giresunsonhaber - İmece haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İmece haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE: Haber

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE:

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE: “HASAT VAKTİ” ESPİYE’DEN TÜRKİYE’YE SESLENECEK Giresun’da fındığın yalnızca bir tarım ürünü değil; gurbeti, ana ocağını, aile dayanışmasını ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaşam kültürünü nasıl bir araya getirdiği TRT Belgesel ekranlarına taşınıyor. “Hasat Vakti – Fındık” belgeseli, Espiye’de yaşayan 90 yaşındaki Nesibe Teyze ile çocukları ve torunlarının her hasat döneminde yeniden aynı bahçede buluşmasının hikâyesini anlatacak. Gündüz fındık dalları arasında verilen emek, akşam aynı sofrada giderilen hasret ve Giresun’dan İstanbul ile Gebze’ye uzanan aile yaşamı, 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de TRT Belgesel’de izleyiciyle buluşacak. TRT’nin güncel yayın akışında da “Hasat Vakti”nin pazar akşamı saat 20.00’de ekrana geleceği duyuruluyor. (TRT Belgesel) BİR FINDIK BAHÇESİNDEN ÇOK DAHA FAZLASI Karadeniz’in yeşil dağlarının arasında, Giresun’un Espiye ilçesinde yaşayan 90 yaşındaki Nesibe Teyze, yaşamının büyük bölümünü bu topraklarda geçirdi. Bugün hayatını yalnız sürdüren Nesibe Teyze’nin evi ve fındık bahçesi ise yılın belirli bir döneminde yeniden kalabalıklaşıyor. Çocukları ve torunları, hayatlarını farklı şehirlerde sürdürseler de fındık hasadı başladığında ana ocağına geri dönüyor. Giresun’dan İstanbul’a, Gebze’ye uzanan farklı hayatlar, her yıl yaklaşık bir aylığına yeniden aynı bahçede birleşiyor. “Hasat Vakti – Fındık” işte tam da bu buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Giresun Valiliğinin duyurusunda da yapımın merkezinde Nesibe Teyze ile çocukları ve torunlarının hasat döneminde ana ocağında yeniden bir araya gelişinin bulunduğu belirtiliyor. Aynı bilgiler bölgedeki yayınlarda da aktarıldı. (Giresun İleri Gazetesi) GÜNDÜZ BAHÇEDE EMEK, AKŞAM AYNI SOFRADA HASRET Belgeselin anlatısında fındık yalnızca daldan toplanan ve ekonomiye kazandırılan bir ürün olarak ele alınmıyor. Sabah başlayan hasatla birlikte aile üyeleri bahçeye giriyor. Gün boyunca fındık dallarının arasında çalışma sürerken yıllardır farklı şehirlerde yaşayan aile bireyleri yeniden aynı emeğin parçası oluyor. Akşam olduğunda ise bahçedeki çalışma yerini aile sofrasına bırakıyor. Bir yıl boyunca birbirinden uzakta yaşayan insanlar, hasat sayesinde yeniden yan yana geliyor; aynı sofraya oturuyor, geçmişi konuşuyor ve hasret gideriyor. Bu yönüyle yapım, “fındık hasadı” üzerinden Karadeniz’deki aile, göç ve memlekete dönüş kültürünü anlatan bir insan hikâyesine dönüşüyor. GURBETTEN ANA OCAĞINA DÖNÜŞ Fındık sezonu özellikle Giresun ve Doğu Karadeniz’de uzun yıllardır yalnızca tarımsal takvimin bir dönemi değil, aynı zamanda gurbetçilerin memlekete dönüş zamanı olma özelliğini taşıyor. İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara ve Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşayan çok sayıda Karadenizli aile, ağustos ve eylül aylarında fındık bahçelerine dönüyor. “Hasat Vakti – Fındık” da bu toplumsal hareketliliği tek bir ailenin hayatı üzerinden izleyiciye aktarıyor. Nesibe Teyze’nin çocukları ve torunlarının İstanbul ve Gebze’den Espiye’ye uzanan yolculuğu, aslında binlerce Giresunlu ailenin her fındık mevsiminde yaşadığı dönüşün küçük fakat güçlü bir örneğini oluşturuyor. 90 YAŞINDAKİ NESİBE TEYZE HİKÂYENİN MERKEZİNDE Belgeselin merkezinde Nesibe Destek bulunuyor. Tanıtım afişinde Nesibe Destek ile birlikte aileden Ali Destek, Kerim Destek, Sündüs Destek, Hacer Destek, Burcu Destek ve Cansu Destek de yer alıyor. Böylece yapım, farklı kuşakları tek bir bahçede buluşturarak fındığın bir aile içerisinde yıllar boyunca nasıl ortak hafızaya dönüştüğünü gösterecek. Nesibe Teyze’nin yaşamı üzerinden bir taraftan yaşlı bir Karadeniz kadınının toprakla kurduğu bağ, diğer taraftan çocuklarının ve torunlarının gurbet hayatı anlatılacak. Bu nedenle ekrana gelecek hikâyenin başrolünde sadece fındık değil, 90 yıllık bir yaşam ve o yaşamın etrafında yeniden birleşen bir aile bulunuyor. FINDIK, AİLEYİ YILDA BİR KEZ YENİDEN TOPLUYOR Belgeselin en güçlü anlatı noktalarından biri de hasadın aile içerisindeki birleştirici rolü. Yıl içerisinde işleri, eğitimleri ve yaşamları nedeniyle farklı şehirlerde bulunan aile bireyleri, fındık zamanı geldiğinde günlük hayatlarını bir süreliğine geride bırakıyor. Bahçe yeniden ortak çalışma alanına, aile evi yeniden buluşma noktasına dönüşüyor. Bu nedenle fındık hasadı yalnızca ürünün toplanması anlamına gelmiyor. Bahçeye giren her aile bireyi, aynı zamanda geçmiş kuşaklardan devralınan bir çalışma biçiminin devamına katılıyor. Gündüz bahçede fındık toplanırken akşam aile fertlerinin aynı sofrada bir araya gelmesi, belgeselin ana duygusal eksenini oluşturuyor. (Giresun İleri Gazetesi) FINDIĞIN ARKASINDAKİ İNSAN HİKÂYESİ EKRANA GELECEK Fındık çoğu zaman rekolte, fiyat, randıman, ihracat ve piyasa rakamları üzerinden gündeme geliyor. “Hasat Vakti – Fındık” ise ürünün arkasındaki insana odaklanıyor. Bir kilogram fındığın arkasında; bahçeye giren aileleri, yıllar sonra memlekete dönen gurbetçileri, yaşlı anne ve babaları, torunları, imece kültürünü ve hasat sonunda kurulan sofraları görünür hale getiriyor. Böylece fındığın ekonomik değerinin yanında Giresun’un sosyal yaşamındaki yeri de Türkiye çapında bir belgeselle anlatılmış olacak. KAMERA ESPİYE’NİN DOĞASINI DA KAYDA ALDI Belgeselin önemli unsurlarından birini de Giresun’un doğal coğrafyası oluşturuyor. Karadeniz’in dağlarla çevrili köyleri, eğimli fındık bahçeleri, geleneksel yaşamın sürdüğü kırsal alanlar ve hasat ortamı, aile hikâyesinin doğal dekorunu oluşturacak. TRT Belgesel’in “Hasat Vakti” yapımı zaten insan hikâyeleriyle üretim süreçlerini bir araya getiren bir anlatı üzerine kuruluyor. TRT Belgesel’in resmi sitesinde de “Hasat Vakti” kanalın öne çıkan programları arasında yer alıyor. (TRT Belgesel) YAPIMIN ARKASINDA GENİŞ BİR TRT EKİBİ VAR “Hasat Vakti – Fındık” bölümünün yönetmenliğini Ebru Çakırkaya, yapımcılığını Güven Aksu, görüntü yönetmenliğini ise Mazlum Demirbağ üstleniyor. Tanıtım afişinde yapım ekibi şöyle yer alıyor: Kamera asistanı Hüseyin Şahin, havadan çekim Bekir İren, ışık Haluk Döner ve Aziz Aslan, ses Cemal Ensari, kurgu Serap Mutlu, renk düzenleme Nuri Leblebici, müzik Hünkar Demirbağ, ses tasarım Nuri Aykurt, ses efekt editörü Melih Gündüz. Danışmanlık görevlerini Dilek Çamcı, Canan Ekizoğlu ve Engin Ayyıldız, idari yapımcılığı Murat Alaca, ulaşım görevlerini Aykut Üngör ve Hüseyin Soylu, proje koordinatörlüğünü ise Nurullah Dinçer üstleniyor. Yapım TRT İç Yapımlar ve TRT Belgesel imzasıyla ekrana gelecek. GİRESUN BU KEZ FINDIĞIN İNSAN YÜZÜYLE EKRANDA Belgesel aynı zamanda Giresun açısından önemli bir tanıtım fırsatı sunuyor. Türkiye’nin fındık denildiğinde ilk akla gelen kentlerinden biri olan Giresun, bu kez ürününün yalnızca ekonomik yönüyle değil, fındığın etrafında oluşan yaşam kültürüyle Türkiye’ye anlatılacak. Espiye’den ekrana taşınan hikâye; bir annenin çocuklarını bekleyişini, gurbetçilerin memlekete dönüşünü, ailece yapılan hasadı ve ortak sofranın taşıdığı anlamı bir araya getiriyor. Ortaya çıkan tablo, Karadeniz’de fındığın insanların hayatına ne kadar derinden yerleştiğini gösteriyor. 6 EYLÜL PAZAR SAAT 20.00’DE TRT’nin resmi yayın akışı da 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de “Hasat Vakti”nin yeni bölümünün TRT Belgesel ekranında olacağını doğruluyor. (TRT Belgesel) Giresun’un Espiye ilçesinden başlayıp İstanbul ve Gebze’ye kadar uzanan bir ailenin hikâyesi böylece Türkiye’nin ekranına taşınacak. “Hasat Vakti – Fındık”, fındığın daldan sepete uzanan yolculuğundan çok daha fazlasını; bir annenin etrafında yeniden toplanan çocukları, gurbetten dönüşü, aile dayanışmasını ve Giresun’da hasadın nesiller boyunca taşıdığı anlamı anlatacak. 90 yaşındaki Nesibe Teyze’nin ana ocağında birleşen üç kuşağın hikâyesi, 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de TRT Belgesel’de.

GELENEKSEL OTÇU GÖÇÜ FESTİVALİ 4-5 TEMMUZ’DA YAPILACAK Haber

GELENEKSEL OTÇU GÖÇÜ FESTİVALİ 4-5 TEMMUZ’DA YAPILACAK

GELENEKSEL OTÇU GÖÇÜ FESTİVALİ 4-5 TEMMUZ’DA YAPILACAK Karabulduk Köyü ve Çevre Yaylaları Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin düzenlediği Geleneksel Otçu Göçü Festivali, bu yıl dördüncü kez Erköy ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Festival, 4 Temmuz 2026’da Erköy Kırboğazı’nda kampın kurulmasıyla başlayacak, 5 Temmuz’da Karabulduk’tan hareket ve program açılışıyla devam edecek. FESTİVAL PROGRAMI 4 TEMMUZ’DA BAŞLAYACAK Karabulduk Köyü ve Çevre Yaylaları Koruma ve Güzelleştirme Derneği, Geleneksel Otçu Göçü Festivali’nin dördüncüsünü 4-5 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenleyecek. Festival programı 4 Temmuz 2026’da Erköy Kırboğazı’nda Otçu Göçü kampının kurulmasıyla başlayacak. Katılımcılar 5 Temmuz 2026’da saat 09.00’da Karabulduk’tan hareket edecek. Festival programı aynı gün saat 10.00’da başlayacak. Organizasyon, Dernek Başkanı Selahattin Toslu’nun düzenleme komitesi adına yaptığı davetle duyuruldu. KARABULDUK’TAN YAYLALARA UZANAN KÜLTÜR BULUŞMASI Otçu göçü, Karadeniz’de köy yaşamı ile yayla kültürü arasındaki en güçlü bağlardan biri olarak yaşatılıyor. Geçmişte hayvancılık, üretim, mevsimlik göç ve yayla yaşamı etrafında şekillenen bu gelenek, bugün kültürel hafızayı koruyan bir buluşmaya dönüşmüş durumda. Karabulduk ve çevre yaylalarında yaşayanlar için otçu göçü yalnızca yaylaya çıkış anlamı taşımıyor. Bu gelenek, köyün ortak hafızasını, imece anlayışını, aile bağlarını, gurbetten memlekete dönüşleri ve kuşaklar arasında aktarılan yayla kültürünü birlikte temsil ediyor. DÖRDÜNCÜ YILA TAŞINAN GELENEK Bu yıl dördüncüsü yapılacak festival, geçmiş yıllarda başlayan kültürel sahiplenmenin devamı olarak hazırlanıyor. İlk organizasyonlardan itibaren amaç, Karabulduk’un yayla kültürünü görünür kılmak, otçu göçü geleneğini genç kuşaklara aktarmak ve çevre yaylalarla birlikte ortak bir kültür zemini oluşturmaktı. Festivalin önceki yıllarda devam etmesi, köy halkının ve çevre yaylalardan katılanların bu geleneğe sahip çıktığını gösterdi. Her yıl yeniden kurulan kamp düzeni, Karabulduk’tan yapılan hareket ve yaylada gerçekleşen buluşma, organizasyonu yalnızca bir etkinlik olmaktan çıkarıp bölgenin kültürel takviminde yer edinen bir programa dönüştürdü. Geleneksel Otçu Göçü Festivali, yayla kültürünün zayıflamaması, köy-yayla bağının kopmaması ve geçmişten gelen göç hafızasının unutulmaması için ortaya çıktı. Karadeniz’de yaylaya çıkış geleneği uzun yıllar boyunca üretim, hayvancılık ve mevsimlik yaşam düzeninin doğal bir parçasıydı. Zamanla yaşam biçiminin değişmesi, köylerden göçün artması ve genç kuşakların yayla kültüründen uzaklaşması, bu tür geleneklerin festival ve kültür buluşmalarıyla yeniden canlandırılmasını önemli hale getirdi. Karabulduk Köyü ve çevre yaylaları da bu nedenle otçu göçünü yalnızca geçmişte kalan bir hatıra olarak değil, bugün yaşatılması gereken ortak bir değer olarak ele alıyor. GEÇMİŞ YILLARDA KÜLTÜREL HAFIZA GÜÇLENDİ Festivalin önceki yıllarında köy halkı, çevre yaylalardan gelen katılımcılar ve gurbetten memlekete dönen vatandaşlar aynı programda buluştu. Otçu göçü teması etrafında kurulan birliktelik, hem eski kuşakların hatıralarını canlı tuttu hem de gençlerin bu geleneği yerinde görmesine imkân sağladı. Kamp düzeni, toplu hareket, yayla buluşması ve program etkinlikleri festivalin ana karakterini oluşturdu. Böylece Karabulduk’un yayla geçmişi, yalnızca anlatılan bir kültür olmaktan çıkarak her yıl yeniden yaşanan bir geleneğe dönüştü. ERKÖY EV SAHİPLİĞİNDE YENİ BULUŞMA Geleneksel Otçu Göçü Festivali’nin bu yılki adresi Erköy olacak. Erköy Kırboğazı’nda kurulacak kamp, 5 Temmuz’daki hareket ve programla birlikte festivalin merkezini oluşturacak. Karabulduk Köyü ve Çevre Yaylaları Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin organizasyonuyla yapılacak festival, yayla kültürünü korumak, köyler arası dayanışmayı güçlendirmek ve otçu göçü geleneğini gelecek kuşaklara taşımak amacıyla düzenlenecek.

PINARBAŞI ŞÜKÜR KURBANI YENİCE’DE BİRLİK SOFRASINA DÖNÜŞTÜ Haber

PINARBAŞI ŞÜKÜR KURBANI YENİCE’DE BİRLİK SOFRASINA DÖNÜŞTÜ

PINARBAŞI ŞÜKÜR KURBANI YENİCE’DE BİRLİK SOFRASINA DÖNÜŞTÜ Alucra’nın Yenice köyünde düzenlenen Geleneksel Pınarbaşı Şükür Kurbanı Programı, köy halkını, gurbette yaşayan hemşehrileri, yerel yöneticileri ve bölge protokolünü aynı sofrada buluşturdu. Dua, kurban, ikram ve hemşehri buluşmasıyla sürdürülen gelenek, birlik ve beraberlik mesajıyla tamamlandı. Alucra Yenice’de yıllardır sürdürülen Geleneksel Pınarbaşı Şükür Kurbanı Programı, bu yıl da geniş katılımla gerçekleştirildi. Köyün ortak hafızasında önemli yer tutan program, Pınarbaşı çevresinde yapılan dualar, kurban kesimi, toplu yemek ikramı ve hemşehri buluşmasıyla tamamlandı. Programa AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Çamoluk Kaymakamı Abdul Aziz Demirtaş, Çamoluk Belediye Başkanı Ergün Bakırhan, Şiran Belediye Başkanı Abdulbaki Kara, Çamoluk İlçe Başkanı Davut Çukuryurt, Çamoluk Dernek Başkanı Havi Canik, Yenice Köyü Dernek Başkanı Fatih Duras, Yenice Köyü Muhtarı Mecit Dertli ve teşkilat mensupları katıldı. KÖYÜN KÖKLÜ GELENEĞİ PINARBAŞI’NDA YAŞATILDI Pınarbaşı Şükür Kurbanı, Yenice’de yalnızca bir etkinlik olarak değil, köy kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılan önemli geleneklerinden biri olarak sürdürülüyor. Program, suya, toprağa, berekete ve ortak yaşama duyulan şükrün ifadesi olarak düzenleniyor. Köy halkı ve gurbette yaşayan Yenice’liler, program vesilesiyle aynı noktada buluşuyor. Yıllardır devam eden gelenek, hem dini yönü hem de sosyal dayanışma boyutuyla köyün ortak hafızasını canlı tutuyor. DUA, KURBAN VE TOPLU İKRAMLA DEVAM ETTİ Program, Pınarbaşı çevresinde yapılan dualarla başladı. Katılımcılar, ellerini semaya açarak bereket, huzur, birlik ve beraberlik için dua etti. Kurban kesiminin ardından hazırlanan yemekler vatandaşlara ikram edildi. Aynı sofrada buluşan köy halkı, misafirler ve protokol üyeleri, hem geleneğin manevi atmosferini yaşadı hem de hemşehri dayanışmasını güçlendirdi. GURBETTEKİ YENİCE’LİLER KÖYLERİYLE BULUŞTU Pınarbaşı Şükür Kurbanı Programı, özellikle köy dışında yaşayan Yenice’liler için önemli bir buluşma zemini oluşturuyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan hemşehriler, programla birlikte köylerine dönerek akrabaları, komşuları ve eski dostlarıyla bir araya geliyor. Bu yönüyle program, yalnızca bir gün süren dini ve kültürel etkinlik olmaktan çıkıyor; köy aidiyetini güçlendiren, kuşaklar arasındaki bağı canlı tutan ve gençlere köy geleneğini tanıtan bir sosyal buluşmaya dönüşüyor. GENİŞ KATILIM, GÜÇLÜ DAYANIŞMA Programda yerel yöneticiler, milletvekilleri, dernek temsilcileri, muhtarlar, teşkilat mensupları ve vatandaşlar aynı alanda buluştu. Katılım, Pınarbaşı Şükür Kurbanı’nın yalnızca Yenice için değil, Alucra, Çamoluk, Şiran ve çevre yerleşimler açısından da ortak bir değer taşıdığını gösterdi. AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas ve MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal’ın yanı sıra ilçe yöneticileri ve dernek temsilcileri, program boyunca vatandaşlarla bir araya geldi. BİRLİK VE BERABERLİK VURGUSU ÖNE ÇIKTI Programda yapılan konuşmalarda ve buluşmalarda birlik, beraberlik, dayanışma ve kültürel mirasın yaşatılması vurgusu öne çıktı. Katılımcılar, köy geleneklerinin korunmasının ve yeni kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti. Yenice’de yaşatılan bu gelenek, köy kültürünün en güçlü taraflarından biri olan imece anlayışını da görünür kıldı. Hazırlık sürecinden ikramlara kadar birçok aşama gönüllü katkılarla yürütüldü. KADİM KÜLTÜR GELECEK KUŞAKLARA AKTARILIYOR Pınarbaşı Şükür Kurbanı Programı, Yenice’de dini hassasiyet, kültürel aidiyet, hemşehri dayanışması ve ortak sofra geleneğini aynı zeminde buluşturdu. Köy halkı ve hemşehriler, bu yıl da Pınarbaşı’nda bir araya gelerek hem geçmişten gelen bir geleneği yaşattı hem de birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirdi. Program, emeği geçenlere teşekkür edilmesi ve hayır temennileriyle tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.