Hava Durumu

#İklim Değişikliği

giresunsonhaber - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MERKEZ SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZİ’NDE GÜNEŞ ENERJİSİ ADIMI Haber

MERKEZ SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZİ’NDE GÜNEŞ ENERJİSİ ADIMI

MERKEZ SAĞLIKLI YAŞAM MERKEZİ’NDE GÜNEŞ ENERJİSİ ADIMI Giresun’da Merkez Sağlıklı Yaşam Merkezi çatısına güneş enerjisi sistemi kurulacak. 92 panelden oluşacak tesis, merkezin yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 19,8’ini karşılayacak; kamu enerji giderini düşürecek ve karbon salımını azaltacak. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü, 10 Nisan 2026 tarihli resmî açıklamayla Merkez Sağlıklı Yaşam Merkezi GES Projesi’ni yayımladı. Proje, Dünya Bankası finansmanıyla yürütülen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın mali garantisi altında bulunan Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi kapsamında hayata geçirilecek. KAYEP’in yürütücülüğünü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü üstleniyor. ÇATIYA 92 PANEL KURULACAK Projede Merkez Sağlıklı Yaşam Merkezi’nin çatı alanına 92 adet 620 Wp gücünde, bifacial ve half-cut monokristal panel yerleştirilecek. Sistemin kurulu gücü 50 kWe / 57,04 kWp olacak. Bu kapasiteyle merkezin yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 19,8’lik bölümü güneşten karşılanacak. KAMU GİDERİNDE TASARRUF SAĞLANACAK Proje metni, sistemin yılda yaklaşık 41 bin 282 kilogram karbondioksit emisyonunu engelleyeceğini ortaya koydu. Aynı metinde, yenilenebilir enerji kullanımının artırılmasıyla kamu hizmetlerinde enerji maliyetinin azaltılmasının ve sürdürülebilir kaynak kullanımının güçlendirilmesinin hedeflendiği belirtildi. 550 İLA 600 KİŞİLİK PAYDAŞ GRUBUNU ETKİLEYECEK İl Sağlık Müdürlüğü, proje kapsamında personel ve hizmet alan vatandaşlarla birlikte 550 ila 600 kişilik bir iç paydaş grubunun doğrudan etkileneceğini kayda geçirdi. Ana paydaşlar arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Dünya Bankası, yararlanıcı kurum ve proje danışmanı yer aldı. KAYEP KAMU BİNALARINDA YENİLENEBİLİR ENERJİYİ BÜYÜTÜYOR Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın resmî proje sayfası, KAYEP’in kamu ve belediye binalarında yenilenebilir enerji kullanımını artırmayı, öz tüketim amaçlı güneş enerjisi sistemlerini yaygınlaştırmayı ve enerji maliyetlerini düşürmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor. Dünya Bankası da 13 Haziran 2023’te 549 milyon dolarlık proje finansmanını onayladığını açıkladı. SAĞLIK YAPISINDA YENİ DÖNEM Merkez Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde kurulacak sistem, Giresun’da bir kamu sağlık yapısının kendi çatısından elektrik üretmesine dönük somut bir adım olacak. Proje, sağlık hizmetlerinde enerji verimliliğini artıran ve yenilenebilir enerji kullanımını güçlendiren yeni bir uygulama olarak kayda geçti. Kaynaklar: Giresun İl Sağlık Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Baka

TEK SAĞLIKTA ALARM: TÜRKİYE İÇİN KRİTİK EŞİK Haber

TEK SAĞLIKTA ALARM: TÜRKİYE İÇİN KRİTİK EŞİK

TEK SAĞLIKTA ALARM: TÜRKİYE İÇİN KRİTİK EŞİK FAO, “Tek Sağlık” yaklaşımında küresel yatırım açığının büyüdüğünü ortaya koydu. Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Azmi YÜKSEL, Türkiye’nin biyolojik risklerin kavşağında bulunduğunu söyledi ve uyardı: “Önlemek, tedavi etmekten 11 kat daha ucuz. Türkiye için bu bir tercih değil, ulusal güvenlik meselesidir.” ÖZEL HABER – Pandemiler, antimikrobiyal direnç ve iklim şokları aynı küresel tehdidin parçaları haline geldi. FAO, 30 Mart 2026 tarihli raporunda insan, hayvan ve çevre sağlığını tek çerçevede ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımının artık ertelenemeyecek bir yatırım alanına dönüştüğünü ortaya koydu. Veteriner Halk Sağlığı Derneği (VHSD) Başkanı Azmi YÜKSEL, bu tablonun Türkiye açısından yalnızca sağlık başlığıyla sınırlı olmadığını, doğrudan ekonomi, gıda güvenliği ve ulusal dayanıklılık meselesi olduğunu vurguladı. 3 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM, 37 MİLYAR DOLARLIK KORUMA VHSD Başkanı Azmi YÜKSEL, FAO raporunda yer alan verilerin çarpıcı bir ekonomik gerçeği ortaya koyduğunu belirtti: “Tek Sağlık yaklaşımlarına yıllık 3 milyar dolar yatırım yapılması, salgınların önlenmesiyle küresel ekonomide 37 milyar dolar tasarruf sağlayabilir. Bu, %1100’lük bir getiri demektir. Reaktif yani kriz kapıya dayandıktan sonra müdahale etmek yerine, koruyucu hekimliği ve veteriner halk sağlığını önceleyen bir model, Türkiye ekonomisinin sırtındaki tedavi yükünü de hafifletecektir.” Bu tablo, geç müdahalenin maliyetini bir kez daha açığa çıkardı. Salgın kapıya dayandıktan sonra yapılan harcamalar hem kamu bütçelerini büyütüyor hem de sağlık sistemleri, üretim zinciri ve gıda arzı üzerinde ağır baskı oluşturuyor. Koruyucu sistemlere yapılacak erken yatırım ise çok daha düşük maliyetle çok daha büyük kaybı önlüyor. TÜRKİYE, BİYOLOJİK RİSKLERİN TAM ORTASINDA Azmi YÜKSEL, Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle biyolojik tehditlere karşı daha kırılgan bir hatta bulunduğunu söyledi. İklim değişikliği, hayvan hareketliliği, göç yolları ve ekolojik kırılmaların aynı anda yeni riskler ürettiğini belirten YÜKSEL, şu uyarılarda bulundu: “İklim değişikliği sadece bir çevre sorunu değildir; bir hastalık çarpanıdır. Değişen yağış rejimleri ve sıcaklık artışları, vektörle bulaşan hastalıkların ekolojisini değiştiriyor. Yaban hayatı ile evcil hayvan etkileşiminin artması, yeni zoonotik (hayvandan insana geçen) hastalıklar için ciddi bir risk alanıdır. Türkiye, göç yolları ve sınır ötesi hayvan hareketliliği nedeniyle 'Tek Sağlık' kalkanını en güçlü tutması gereken ülkelerin başında gelmektedir.” Uzmanlara göre bu başlık, yalnızca veterinerlik ya da halk sağlığı sınırlarında değerlendirilemez. Hayvan hastalıklarından gıda arzına, çevresel bozulmadan insan sağlığına kadar uzanan zincir, tek merkezden ve entegre bir sistemle yönetilmediği sürece kırılganlık artıyor. TÜRKİYE İÇİN 4 MADDELİK ACİL EYLEM ÇAĞRISI Azmi YÜKSEL, Türkiye’nin bu küresel darboğazdan çıkması için dört başlıkta acil adım atılması gerektiğini söyledi. Kurumsal Entegrasyon: “Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasındaki iş birliği kâğıt üzerinde kalmamalı; 'Tek Sağlık' bütçesiyle yönetilen ortak sürveyans ve veri paylaşım sistemleri kurulmalıdır.”Aile İşletmeciliği ve Gıda Güvenliği: “Türkiye hayvancılığının temel direği olan aile işletmeleri, biyogüvenlik standartları açısından desteklenmelidir. Güvenilir gıda arzı, ahırdaki hayvan sağlığından başlar.”Antimikrobiyal Dirençle Mücadele: “Geleceğin 'sessiz pandemisi' olan antibiyotik direncine karşı, hayvancılıkta bilinçsiz ilaç kullanımı durdurulmalıdır. Bu, sadece hayvanları değil, tıp dünyasının geleceğini korumaktır.”Sektörler Arası İş Gücü: “Veteriner hekimler, tabipler ve çevre uzmanları aynı masa etrafında, ortak bir yönetim şemasıyla çalışmalıdır.” Bu dört madde, yalnızca teknik öneri değil; sahada uygulanabilir bir ulusal savunma hattı olarak öne çıkıyor. Kurumlar arası parçalı yapı sürdükçe, Türkiye’nin salgınlar, dirençli enfeksiyonlar ve gıda güvenliği krizleri karşısında savunma gücü zayıflıyor. LYON ZİRVESİ, ANKARA İÇİN YOL HARİTASI OLABİLİR 7 Nisan 2026’da Fransa’nın Lyon kentinde düzenlenecek olan Tek Sağlık Zirvesi, bu alandaki küresel yönelim açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Finansman modelleri, yönetişim reformları ve saha uygulamaları bu zirvede yeniden tartışmaya açılacak. Azmi YÜKSEL, zirvenin Türkiye açısından da dikkatle izlenmesi gerektiğini belirterek sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Lyon’da konuşulacak olan finansman modelleri ve yönetim reformları, Türkiye’nin hayvancılık ve sağlık vizyonu için bir yol haritasıdır. Hükümetler artık 'sessiz kahramanlar' olan veteriner hekimlerin saha gücüne yatırım yapmalıdır. Unutmayalım; önlem almak manşetlere çıkmaz ama milyonlarca hayatı kurtarır.”

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Haber

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Talca’da 26 Mart’ta yapılan 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Şili’nin fındıkta üretim takvimi, teknoloji, iklim yönetimi ve pazara çıkış zamanını aynı başlıkta topladığını gösterdi. Aynı hafta Giresun Sonhaber’de yayımlanan haberler ise Giresun’da fiyatın çözülmesi, girdi maliyetinin ağırlaşması, kahverengi kokarca baskısı ve pazar gücü kaybı tartışmasının üst üste bindiğini ortaya koydu. TALCA’DAKİ BULUŞMA Grupo Avexa’nın düzenlediği 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Maule bölgesindeki Villa Golf’te yapıldı. Resmî etkinlik kaydı programın 26 Mart 2026 Perşembe günü 08.00’de başladığını ve akşam saatlerine kadar sürdüğünü gösterdi. Giresun Sonhaber’in 25 Mart tarihli haberinde de toplantının Talca’da yapılacağı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanların üretim, iklim değişikliği, tarım teknolojileri ve pazar analizleri başlıklarında bir araya geleceği yazıldı. Açık erişimli program akışında Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya, Luca Giordani, ADV ve Jorge Mohr başlıkları yer aldı. Günün sonunda Andrés Reyes’in kitabının lansmanı yapıldı. PlanetNuts, etkinlik öncesinde medya ortağı olarak sahada olacağını duyurdu; Salfa Agrícola da makine alanında yer alacağını ilan etti. Bu tablo, Talca’daki günün yalnız konuşma salonuna sıkışmadığını, aynı zamanda sektör şirketlerini ve tedarik ağını da sahaya indirdiğini gösterdi. Etkinlik sonrası Redagrícola, Talca’daki toplantının Şili, Türkiye, İtalya ve İspanya’dan uzmanlar ile sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini yazdı. Aynı paylaşımda Şili’nin küresel fındık yetiştiriciliği haritasındaki yerinin özellikle vurgulandığı belirtildi. PlanetNuts’ın etkinlik sonrası özetinde de gün boyunca iklim değişikliği, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyimi, Şili’nin küresel Avrupa fındığı pazarındaki konumu, hastalık yönetimi, sürdürülebilir üretim stratejileri, pazarlama ve ürün projeksiyonlarının öne çıktığı işlendi. PlanetNuts’ın ön haberinde Muzaffer Taviloglu ile birlikte Umut Küçük ve Hamza Bölük de anıldı. Buna karşılık erişilebilen Welcu akışında Umut Küçük ve Hamza Bölük adına ayrı bir oturum başlığın ulaşılamadı. FINDIKTA ÜRETİM TAKVİMİ REKABETİ Fındık üretimiyle ilgili en önemli ayrıntılardan biri, artık takvime dayalı rekabetin daha görünür hale gelmesi oldu. Şili’de yayımlanan güncel akademik çalışma, hasadın bazı alanlarda mart ortasında başladığını gösteriyor. Uluslararası sektör kaynakları da Şili’yi kuzey yarımküreye karşı “karşı sezon” tedarikçisi olarak tanımlıyor ve ürünün marttan ağustosa kadar taze arz avantajı yarattığını vurguluyor. ODEPA’nın Şubat 2026 bülteninde ise Şili’de avellano alanının 2025 itibarıyla 49 bin 264 hektara ulaştığı kaydedildi. Türkiye’de ise ana hasat penceresi yaz sonuna oturuyor. Türkiye üzerine derleme niteliğindeki akademik kaynaklar hasadın genel olarak ağustosta yapıldığını, çeşit ve ekolojiye göre değişebildiğini belirtiyor. Ordu merkezli çalışmalar da hasat ve kalite değerlendirmelerinin ağustos ortası ile eylül başı bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye yeni sezona yaz sonunda yürürken Şili pazara daha erken aylarda ürün sunuyor. Rekabet bu nedenle yalnız tonajla değil, ürünün yılın hangi ayında piyasaya girdiğiyle de kuruluyor. GİRESUN SONHABER’İN SON BİR HAFTASI Giresun Sonhaber, 22 Mart’ta Talca dosyasını açtı. “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı” başlıklı haberde, 26 Mart’ta Maule’de yapılacak toplantının 500’ün üzerinde sektör profesyonelini buluşturacağı, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyiminin programın merkezinde yer aldığı ve Şili’nin yükselen bir tedarik merkezi olarak öne çıktığı yazıldı. Haberde Balsu Agro Chile yatırımları da ayrıca vurgulandı. 23 Mart’ta dosya fiyat cephesine döndü. “Sert Çözülme: 50 Randıman Tombul Fındık 257 TL” başlıklı haberde, FİSKOBİRLİK’te 50 randıman tombul fındığın 257 liraya düştüğü belirtildi. Aynı haberde 257 liralık seviye, TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalsa da, üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözülmeye başladığı bir eşik olarak yorumlandı. 24 Mart’ta gündem maliyete kaydı. “Fındıkta 10 Yıllık Erime: Maliyet Patladı, Üretici Ezildi” haberinde Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü söyledi. Haberde “4 kilo fındık 1 torba gübreye yetmiyor” çıkışı öne taşındı; 2016’da üç kilo fındıkla alınabilen gübrenin 2026’da dört kilo fındığa rağmen zor alındığı, dönüm başına desteklerin de gübre maliyetini karşılamadığı aktarıldı. 25 Mart’ta Giresun Sonhaber aynı gün içinde üç ayrı fındık başlığı verdi. İlkinde Talca’daki 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü programı okura aktarıldı. İkincisinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman tombul fındık fiyatını iki günde 15 lira düşürerek 242 liraya çektiği duyuruldu. Üçüncü haberde ise Vali Mustafa Koç’un Fındık Araştırma Enstitüsü’nde kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı üretimini incelediği, 2026 hedefinin 500 bin arı üretimi olduğu ve Karadeniz’de 300 bine yakın salım yapıldığı bilgisi verildi. 26 Mart’ta dosyanın ekonomik ve siyasi sertliği daha da büyüdü. “Fındıkta Alarm: Türkiye Pazar Gücünü Kaybediyor” haberinde Sencer Solakoğlu, yanlış politikalar, işlevsiz kooperatif yapıları, maliyet farkları ve markalaşma eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pazar üstünlüğünün aşındığını savundu. Aynı gün yayımlanan “TBMM’de Fındık Alarmı: Üretici Kiloda 110 Lira Kaybetti” haberinde ise CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fiyatın 350 liradan 240 liraya indiğini, üreticinin kilogram başına 110 lira kayıp yaşadığını söyledi ve TMO taban fiyatının en az 300 liraya çıkarılması çağrısı yaptı. FİYAT ÇİZGİSİ Sezon içi fiyat hareketi, haberlerin neden bu kadar sertleştiğini tek başına anlatıyor. Giresun Sonhaber’in 20 Ocak tarihli kronolojisine göre FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 lira açıkladı; fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. 19 Ocak 2026’da 292 lira açıklandı. 21 Ocak’ta fiyat 287 liraya indi, 3 Şubat’ta 272 liraya geriledi. 23 Mart’ta 257 lira görüldü, 25 Mart’ta ise fiyat 242 liraya çekildi. Böylece 23 Eylül’deki 347 liralık zirve ile 25 Mart’taki 242 lira arasında 105 liralık erime oluştu. Bu geri çekilmenin arka planında erken rekolte dili de yer aldı. Giresun Sonhaber’in 8 Mart tarihli haberinde, 2026-2027 sezonu için ilk rekolte tahmininin 829 bin 239 ton olarak açıklandığı ve üretici cephesinde bunun hasat başlamadan fiyat üzerinde baskı kuracağı endişesinin büyüdüğü yazıldı. 25 Mart tarihli 242 liralık fiyat haberinde de aynı rekolte tahmininin piyasa üzerindeki baskı unsurlarından biri olarak yeniden işlendiği görüldü. DOSYANIN ORTAK SONUCU Talca’daki toplantı ile Giresun Sonhaber’in son bir haftalık fındık dosyası birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: Şili üretim alanını büyütüyor, karşı sezon avantajını kullanıyor, teknik toplantılarla üretim ve pazar hattını tahkim ediyor; Giresun’da ise aynı günlerde fiyat geri çekiliyor, maliyet baskısı ağırlaşıyor, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik savunma büyütülüyor ve pazar gücü kaybı siyasetin de ana başlıklarından biri haline geliyor. Fındıkta mücadele artık yalnız bahçede ya da borsada yürümüyor; takvimde, maliyette, verimde ve pazardaki yerinizde aynı anda yaşanıyor.

TÜRKİYE’NİN COĞRAFİ VERİ HAMLESİ: ULUSAL PLATFORM DEVREDE Haber

TÜRKİYE’NİN COĞRAFİ VERİ HAMLESİ: ULUSAL PLATFORM DEVREDE

TÜRKİYE’NİN COĞRAFİ VERİ HAMLESİ: ULUSAL PLATFORM DEVREDE Türkiye’nin coğrafi verisini tek yapıda toplamak için kurulan Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu, e-Devlet entegrasyonuyla vatandaşın, kamunun, yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve özel sektörün ortak kullanımına açıldı. Sistem; harita görüntülemeden metaveri yönetimine, veri talebinden paylaşım matrisine kadar geniş bir altyapıyı aynı çatı altında topluyor. ANKARA — Türkiye’de yıllardır farklı kurumların elinde parçalı biçimde duran coğrafi veri, artık tek merkezli bir dijital altyapıda buluşuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde yürütülen Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu, ülke genelindeki coğrafi verilerin standartlara uygun biçimde görüntülenmesi, paylaşılması, talep edilmesi ve izlenmesini sağlayan ulusal sistem olarak öne çıkıyor. Platformun yönetimi Bakanlığın Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülürken, işletme altyapısında Türksat da yer alıyor. SADECE HARİTA DEĞİL, DEVLETİN VERİ OMURGASI Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu’nun dikkat çeken yanı, yalnızca bir harita ekranı sunmaması. Resmi açıklamalara göre sistem; Coğrafi Veri Görüntüleme, Metaveri Yönetim Portalı, Coğrafi Veri Talep Portalı, Coğrafi Veri Paylaşım Matrisi, Coğrafi Veri Sözlüğü ve açık veri bileşenleriyle çalışıyor. Bu yapı, verinin yalnız görülmesini değil; kim tarafından üretildiğinin, hangi standartla tutulduğunun ve kimlerle hangi ölçüde paylaşılacağının da kayıt altına alınmasını sağlıyor. VATANDAŞ İÇİN KAPI E-DEVLET ÜZERİNDEN AÇILDI Platforma erişim doğrudan e-Devlet üzerinden sağlanıyor. Resmi hizmet ekranında, kullanıcıların kimlik doğrulaması sonrası sisteme giriş yapabildiği açıkça belirtiliyor. Bu durum, coğrafi verinin kapalı bir teknik ağ olmaktan çıkarılıp doğrudan yurttaş kullanımına açıldığını gösteriyor. Bakanlığın 2025 strateji duyurusunda da platformun e-Devlet entegrasyonuyla milyonlarca kullanıcıya ulaşmasının hedeflendiği vurgulanmıştı. HEDEF: DAĞINIK VERİYİ TEK DİLDE KONUŞTURMAK Türkiye’de coğrafi veri üretimi uzun süredir belediyelerden bakanlıklara, altyapı kurumlarından çevre birimlerine kadar çok sayıda aktör tarafından yürütülüyordu. Yeni platformun temel iddiası, bu dağınık yapıyı ortak standartlarla birleştirmek. Veri paylaşımının “Coğrafi Veri Paylaşım Matrisleri” üzerinden yetki esasına göre düzenlenmesi, hem kurumsal koordinasyonu hem de veri güvenliğini aynı anda koruma hedefinin altını çiziyor. ANKARA’NIN MASASINDA STRATEJİK DOSYA Konu artık yalnız teknik bir yazılım projesi değil, doğrudan devlet politikası başlığı. Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu’nun 20 Ocak 2026’daki 7. Olağan Toplantısı’nda, 2024-2030 Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı kapsamındaki 2025 çalışmaları değerlendirildi; 2025 yılı için öngörülen 64 eylemin yüzde 91 oranında gerçekleştirildiği açıklandı. Aynı toplantıda coğrafi bilginin afet yönetiminden şehirleşmeye, çevre ve iklim politikalarından enerji, ulaştırma, tarım ve su yönetimine kadar uzanan geniş bir karar alanında kritik rol oynadığı vurgulandı. ARA BAŞLIK 630 KATMANLIK DİJİTAL HARİTA HAVUZU Bakanlığın 2024-2030 Strateji ve Eylem Planı duyurusuna göre platformda 630 coğrafi katman yer alıyor. Aynı açıklamada, sistemin mevcut kullanıcı tabanının e-Devlet entegrasyonu ile daha geniş kitlelere açılmasının hedeflendiği belirtildi. Bu veri havuzu, Türkiye’nin mekânsal bilgisini yalnız bürokratik kayıt olmaktan çıkarıp yatırım, planlama, risk analizi ve kamu hizmeti süreçlerinin doğrudan girdisine dönüştürüyor. ASIL MESELE VERİYİ GÖSTERMEK DEĞİL, YÖNETMEK Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu’nun asıl ağırlığı burada ortaya çıkıyor. Türkiye, bu sistemle birlikte yalnız harita açan bir portal kurmuyor; veriyi tanımlayan, doğrulayan, yetkilendiren, paylaşan ve raporlayan ulusal bir yönetim modeli inşa ediyor. Afet öncesi hazırlıktan imar planlamasına, altyapı yatırımlarından çevresel izlemeye kadar birçok alanda doğru kararın zemini artık coğrafi verinin kalitesine bağlanıyor. Platformun sahaya etkisi de tam bu noktada ölçülecek: Veriyi depolayan değil, veriyle yöneten bir kamu düzeni kurulabilecek mi? Resmi çerçeve, Ankara’nın bu soruya “evet” demek istediğini gösteriyor. KAYNAKÇA Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, “Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu.” e-Devlet Kapısı, “Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu (TUCBS).” TUCBS resmi portalı ana sayfa ve sistem bilgileri. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, “Coğrafi Veri Talep Portalı.” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, “Coğrafi Veri Görüntüleme.” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, “2024-2030 Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı.” TUCBS, “Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu’nun 7. Olağan Toplantısı Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Yapıldı”, 20 Ocak 2026.

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI Haber

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI

ŞİLİ’DE FINDIK GÜNÜ BÜYÜYOR: TÜRK FINDIĞI İÇİN YENİ REKABET HATTI Şili’nin Maule bölgesi, 26 Mart 2026’da yapılacak 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü’ne hazırlanıyor. Grupo Avexa organizasyonunda Villa Golf’te düzenlenecek buluşma, 500’ün üzerinde üretici, danışman, şirket temsilcisi ve sektör profesyonelini aynı zeminde toplayacak. Masada üretim eğilimleri, iklim baskısı, teknik yenilikler, ticari stratejiler ve Avrupa fındığında Şili’nin büyüyen küresel iddiası var. Türkiye ise bu dosyada artık kenarda değil, doğrudan merkezin içinde duruyor. MAULE YENİDEN SEKTÖRÜN ANA SAHNESİ 5 Mart 2026 tarihli Şili basın duyurularına göre organizasyon 26 Mart Perşembe günü Maule bölgesindeki Centro de Eventos Villa Golf’te yapılacak. Reporte Agrícola, etkinliğin 09.00’dan itibaren başlayacağını, Grupo Avexa’nın 500’den fazla üretici ve profesyoneli bir araya getirmeyi hedeflediğini yazıyor. Resmî bilet ve program sayfası ise günü daha ayrıntılı veriyor: akreditasyon 08.00’de, resmî açılış ve otoritelerin selamlaması 09.00’da başlıyor; etkinlik akşam saatlerine kadar devam ediyor. ADINDA “ULUSAL GÜN” VAR, YAPISINDA ÖZEL SEKTÖR ORGANİZASYONU Haberin ilk net gerçeği şu: adındaki “ulusal gün” ifadesine rağmen ortada resmî devlet takvimine bağlı bir kutlama değil, Grupo Avexa’nın yürüttüğü özel sektör merkezli bir sektör buluşması var. Şili Tarım Bakanlığı’nın 2019 tarihli haberinde de organizatör açık biçimde Grupo Avexa olarak gösteriliyor; aynı resmî haberde Avexa’nın AgroReyes, VitroGroup ve ExpoFruSec’ten oluşan bir holding olduğu belirtiliyor. 2026’daki duyurular da aynı çizgiyi sürdürüyor; etkinlik Grupo Avexa tarafından düzenlenen, programı ve bilet satışı olan teknik-ticari bir toplantı olarak duyuruluyor. BU ORGANİZASYON NEREDEN ÇIKTI? Bu buluşmanın çıkış noktası 2019’a gidiyor. Şili Tarım Bakanlığı’nın kaydına göre ilk Ulusal Avrupa Fındığı Günü 21 Mart 2019’da Maule’de yapıldı; yaklaşık 500 üretici katıldı, integral yetiştiricilik yönetimi ve pazarlama başlıkları işlendi, ayrıca agro-kimya, sulama, makine, hizmet ve fidanlık firmalarının yer aldığı büyük bir expo alanı kuruldu. Bakanlık metni, organizasyon fikrinin Grupo Avexa’nın üreticilerin bilgi ihtiyacını görmesiyle doğduğunu ve amacın yetiştiricilikten sertifikasyona, genetikten ticarete kadar farklı başlıklarda bilgi paylaşımı ve ağ kurmak olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. İlk edisyonun büyüklüğüne ilişkin kaynaklarda küçük bir rakam farkı da var. Şili Tarım Bakanlığı ilk buluşmayı “yaklaşık 500 üretici” ve “50 stant” olarak kayda geçirirken, 2021’de ikinci etkinliğin tarihini duyuran Global Hazelnuts haberi, 2019 versiyonunu “400’ü aşkın katılımcı” ve “53 tedarikçi standı” ile anıyor. Sayı farkı bulunsa da iki kaynak da ilk organizasyonun daha doğuş anında güçlü bir katılım topladığı ve sektör buluşması niteliği kazandığı konusunda birleşiyor. DÖRT YIL ÜST ÜSTE DEĞİL, BÜYÜYEN BİR SERİ Etkinliğin gelişim hattı da önemli. İkinci versiyonun 24 Mart 2022’de yapılacağı Grupo Avexa tarafından 2021 sonbaharında duyuruldu; Mart 2022’de yayımlanan bir başka duyuruda ise bu ikinci buluşmanın temel amacının Şili ve yurt dışındaki birikimi bir araya getirerek verimlilik ve kârlılığı artıracak yeni alternatifleri üreticiyle buluşturmak olduğu belirtildi. Üçüncü versiyon 21 Mart 2024’te Talca’da yapıldı; PlanetNuts’un 2024 tarihli haberine göre etkinlik iki yılda bir düzenlenen bir seri olarak tanımlandı ve 400’ün üzerinde kişiyi, üretici, danışman ve şirketleri aynı sahada topladı. Böylece 2019, 2022, 2024 ve 2026 çizgisinde ilerleyen, aralıklı ama kalıcı bir sektör markası ortaya çıktı. 2026 PROGRAMI ÜRETİMDEN TİCARETE, İKLİMDEN KÜRESEL REKABETE UZANIYOR 2026 programı, organizasyonun neden artık sıradan bir üretici toplantısı olarak görülemeyeceğini açık biçimde gösteriyor. Welcu’daki resmî programa göre gün, Antonio Walker’ın Şili tarımının genel çerçevesini anlatacağı “ülke bağlamı” sunumuyla başlayacak. Hemen ardından Gianfranco Marcone, iklim değişikliği koşullarında agrometeorolojik analiz ve karar alma sürecini ele alacak. Sabah arasından sonra Türkiye oturumları geliyor: Şemsettin Kulaç Türkiye’de anaç araştırmaları, geliştirme ve kullanım deneyimini aktaracak; Muzaffer Taviloglu Türkiye’nin başlıca üretici ülke olarak ticari deneyimini ve Şili’nin büyüme potansiyeline bakışını paylaşacak; Andrés Reyes ise “Şili, Avrupa fındığında küresel aktör” başlıklı sunumla ülkenin geldiği noktayı ve projeksiyonunu anlatacak. Öğle öncesi blok, Francisco Contardo moderasyonunda soru-cevap oturumuyla kapanacak. Öğleden sonraki masterclass bölümü daha da yoğun. Resmî programda Andrés Reyes’in Şili’nin küresel konumunu derinleştiren ikinci sunumu, Ernesto Moya’nın odun hastalıkları yönetimi başlığı, Luca Giordani’nin sürdürülebilir yetiştiricilik ve gelecek projeksiyonu, ADV’nin İspanya’daki mevcut durum ve iklim uyumu çerçevesi, Jorge Mohr’un Amerikan çeşitleri, ticaret ve pazar eğilimleri oturumu yer alıyor. PlanetNuts’un ayrıntılı haberinde bu uluslararası blok daha da genişliyor; aynı habere göre Muzaffer Taviloglu ile Umut Küçük Balsu perspektifinden Şili’nin üretici ülke olarak gideceği yönü tartışacak, Hamza Bölük ise Türk fındık sanayisinin geçmişi, bugünü ve geleceğini anlatacak. Gün, 17.00’de Andrés Reyes tarafından yapılacak “Avellano Europeo” kitap lansmanıyla tamamlanacak. Welcu ile PlanetNuts arasında bazı saat ayrıntılarında küçük farklılıklar bulunsa da ana omurga değişmiyor: gündem artık yalnızca bahçe bakımı değil, aynı zamanda sanayi, pazar ve küresel konum tartışması. KONUŞMACILAR VE SPONSOR AĞI, TOPLANTININ GERÇEK ÖLÇEĞİNİ GÖSTERİYOR 2026 afişi ve resmî program birlikte okunduğunda konuşmacı kadrosunun Şili, Türkiye ve Avrupa hattında kurulduğu görülüyor. Resmî ve yarı resmî kaynaklarda öne çıkan isimler Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya Elizondo, Luca Giordani, Jorge Mohr, ADV, Umut Küçük ve Hamza Bölük. Bu tablo, toplantının yalnızca yerel üreticiye dönük bir eğitim günü değil, uluslararası referanslar üzerinden konumlanan bir sektör forumuna dönüştüğünü gösteriyor. Ayrıca moderatörler bölümünde Juan Pablo Matte ile Francisco José Contardo, medya partnerleri bölümünde de PlanetNuts ve Redagrícola yer alıyor. Sponsor cephesi de aynı ölçekte. Welcu’daki resmî listede UPL, Tecnipak, Anagra, Netafim, Civil Agro, Salfa Rent, Salfa, John Deere, Facma, Anasac, Corteva, Rovensa, Adama, AgroAdvance, Nichino, Leger, Trio Riego, Pasche, NVA, Agroconnexion, Unitec, Biosum, Summit Agro, Tavan, Terrariegos, Iansagro, La Pampa, MBFI, Kelpak, Biopollen Solutions, Avidagro, Aerotreile, Aquitania Equipos, Agroreyes, Vitrogroup, Sumitomo Chemical, FMC, Agrocomer, Agrodrone, Innovak Global, Bayer ve SQM gibi şirketler yer alıyor. Bu sponsor haritası, Avrupa fındığının Şili’de artık yalnızca tarımsal bir ürün değil; sulama, bitki koruma, besleme, makine, lojistik ve teknoloji ayağıyla birlikte büyüyen bir sanayi-ekosisteme dönüştüğünü gösteriyor. TÜRKİYE BU DOSYADA YALNIZCA DAVETLİ DEĞİL, REFERANS ÜLKE Haberin en kritik noktası burada başlıyor. 2026 programında Türkiye yalnızca “uluslararası katılımcı” kontenjanında görünmüyor; doğrudan üretim, Portainer, ticaret, sanayi ve gelecek projeksiyonu başlıklarının merkezine yerleştiriliyor. Kulaç, Taviloglu ve PlanetNuts’un aktardığı programa göre Bölük ile Küçük üzerinden kurulan hat, Şili’nin kendi büyüme hikâyesini Türkiye deneyimiyle birlikte okumaya çalıştığını gösteriyor. Daha açık ifadeyle Şili, Avrupa fındığında kendi geleceğini kurarken Türkiye’yi bir “karşılaştırma ülkesi” değil, “referans ülke” olarak masaya koyuyor. Bu durum kürsüyle sınırlı da değil. Balsu’nun kurumsal sayfasına göre şirket Şili’deki ilk uluslararası tarımsal yatırımını 2017’de yaptı; Maule bölgesinde ilk arazi alımı o yıl gerçekleşti, 2018’de bahçe hazırlıkları başladı ve 30 bin fidan dikildi, 2019 ve 2020’de yeni arazi alımları sürdü, tüm dikimler 2021’de tamamlandı. Bugün 160 hektarlık alanda yaklaşık 70 bin fındık ağacı bulunuyor. Aynı sayfada Balsu Agro Chile’nin 2024’ten itibaren tedarik kanallarını çeşitlendirmek için ticari faaliyetlerini genişletmeyi hedeflediği, Türkiye’ye göre ters sezon avantajıyla Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu pazarlarının yıl boyu talebine yanıt vermek istediği yazıyor. Şirketin sanayi kolu Balsu Industries Chile ise 2019’da kuruldu; kabuklu, kavrulmuş, beyazlatılmış, kırılmış ürün, fındık unu ve fındık ezmesi üretmesi planlanan tesislerin 2026’da devreye girmesi öngörülüyor. Global Hazelnuts’ta 2024 başında yayımlanan haberde de Retiro’daki kavurma ve kırma tesisi yatırımı için 12,7 milyon dolarlık projeksiyon yer aldı. ŞİLİ ARTIK YALNIZCA YÜKSELEN ADAY DEĞİL, BÜYÜYEN TEDARİK MERKEZİ Şili’nin büyümesi yalnızca salon programı ve afiş diliyle sınırlı değil; dış ticaret verileri de bunu destekliyor. ODEPA’nın Kasım 2025 bültenine göre Mart-Ekim 2025 döneminde Şili’nin kabuklu fındık ihracatı 14,5 bin tona ve 62 milyon dolar FOB değere ulaştı; iç fındık ihracatı ise 36,5 bin ton ve 366 milyon dolar FOB seviyesine çıktı. Aynı bültende iç fındıkta hacmin bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,6 kat, değerin 2,4 kat arttığı belirtiliyor. Bu, Şili’nin artık yalnızca yatırım çeken bir ülke değil, doğrudan ihracat kapasitesi hızla büyüyen bir tedarik merkezi olduğunu gösteriyor. Küresel alıcıların tedarik dili de aynı fotoğrafı doğruluyor. Ferrero, fındığın ana kaynak ülkeleri arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’yi sayıyor ve kuzey-güney yarımküre üretimi sayesinde yıl boyunca taze ve kaliteli tedarik hedeflediğini belirtiyor. Nutella’nın sürdürülebilirlik sayfası ise Türkiye’nin Karadeniz bölgesini dünyanın en büyük üretim alanı olarak tanımlıyor; aynı metin Ferrero’nun Şili ve ABD’de tam izlenebilirlik seviyesine ulaştığını, güney yarımkürede ek hasat için Şili’de agrifarm modeli kurduğunu aktarıyor. Başka bir deyişle küresel sistem artık tek bir merkezden değil, birbirini tamamlayan çok kaynaklı bir tedarik mantığından besleniyor. GİRESUN’DAN BAKILDIĞINDA FOTOĞRAF DAHA SERT Bu nedenle Maule’deki 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü’nü yalnızca “Türk uzmanlar davet edildi” diye okumak eksik kalır. Elde bulunan program, yatırım ve dış ticaret verileri birlikte değerlendirildiğinde daha sert bir sonuç çıkıyor: Türkiye hâlâ bilgi, üretim hafızası ve ticaret deneyimi bakımından merkez ülke konumunu koruyor; ancak Şili bu merkezin bilgisini kullanarak, özel sektör yatırımı ve küresel alıcıların çok kaynaklı tedarik stratejisiyle yeni bir rakip merkez haline geliyor. Bu, “Türkiye geri düştü” hükmü değildir; kaynaklar böyle bir sonuca izin vermiyor. Ama “Türkiye lider, bu yüzden rahat” cümlesi de artık fazlasıyla eksik kalıyor. Giresun ve genel olarak Türk fındık sektörü açısından dosyanın özü şudur: Şili’deki bu buluşma bir prestij fotoğrafı olduğu kadar, geleceğin rekabet haritasını da gösteren açık bir sektör işaretidir. https://planetnuts.cl/expertos-de-chile-europa-y-turquia-daran-vida-al-4-dia-nacional-del-avellano-europeo-en-talca/?utm_source=chatgpt.com Kaynakça: Şili Tarım Bakanlığı’nın 2019 tarihli “Exitoso primer Día Nacional del Avellano Europeo…” haberi; Global Hazelnuts’un 2021 ve 2022 tarihli duyuruları; PlanetNuts’un 2024 ve 2026 tarihli organizasyon haberleri; Reporte Agrícola’nın 5 Mart 2026 tarihli etkinlik haberi; Welcu’daki resmî etkinlik ve program sayfası; Balsu Agro Chile kurumsal sayfası; ODEPA’nın Kasım 2025 meyve bülteni; Ferrero ve Nutella’nın fındık tedarikine ilişkin sürdürülebilirlik sayfaları.

GİRESUN SUDA YENİ TEDBİRLERİ DEVREYE ALIYOR Haber

GİRESUN SUDA YENİ TEDBİRLERİ DEVREYE ALIYOR

GİRESUN SUDA YENİ TEDBİRLERİ DEVREYE ALIYOR Başkan Fuat Köse: “Su ihtiyaçtır ve bizim önceliğimizdir” Küresel iklim değişikliği, azalan yağışlar ve yaz aylarında artan tüketim baskısı karşısında Giresun Belediyesi, içme suyu altyapısında yeni adımları devreye aldı. Belediye, Aksu Havzası Çavuşoğlu Köyü’nde projelendirilen 4. yeni içme suyu kuyusunu hizmete almak için çalışmalarını sürdürürken, kentte olası su sıkıntılarına karşı hazırlıklarını da genişletiyor. Belediye Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma kapsamında, yaklaşık 1 ay içinde devreye alınması beklenen yeni kuyunun kentin su arz güvenliğine katkı sağlaması hedefleniyor. Sahadaki çalışmaları yerinde inceleyen Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, su meselesinin belediyenin temel öncelikleri arasında bulunduğunu vurguladı. Köse, yürütülen yatırımların günlük ihtiyaçları karşılamanın ötesinde, kentin geleceğini korumaya dönük bir hazırlık niteliği taşıdığını belirterek, “Su ihtiyaçtır ve bizim önceliğimizdir. Şehrimizin geleceğini düşünerek yaşanabilecek su sıkıntılarına karşı tedbirlerimizi bugünden alıyoruz” dedi. İLK YILDA DEPO VE SONDAJ HAMLESİ Başkan Köse, belediyenin ilk yılında içme suyu altyapısına dönük somut yatırımların devreye alındığını da açıkladı. Buna göre ilk etapta 3 su deposu ile 2 sondaj kuyusu hizmete alınırken, alınan bu önlemlerin geçen yaz döneminde kentte su kesintisinin yaşanmamasında etkili olduğu ifade edildi. Köse, açıklamasında, “Biz ilk yılımızda 3 tane su deposu ve 2 sondaj kuyusunu hizmete aldık. Aldığımız bu tedbirler sonucu geçtiğimiz yaz ayında şehrimizde su kesintisi olmadı. Önümüzdeki süreçlerde de su kesintisi yaşanmaması için şu anda bir kuyu daha hizmete alıyoruz” sözleriyle yeni yatırımın gerekçesini ortaya koydu. İKİSU PROJESİ DEVREYE GİRENE KADAR ÇALIŞMALAR SÜRECEK Kentte içme suyu konusunda uzun vadeli çözüm hedeflerinden birinin de İkisu Projesi olduğu belirtilirken, belediye yönetimi bu proje devreye girene kadar mevcut kaynakları güçlendirmeye dönük adımların sürdürüleceğini açıkladı. Başkan Köse, geçiş sürecinde herhangi bir aksama yaşanmaması için belediyenin içme suyu yatırımlarını aralıksız sürdüreceğini kaydetti. SADECE KUYU DEĞİL, SAHADA GENİŞ ALTYAPI TAKİBİ Başkan Fuat Köse’nin saha programı yalnızca yeni içme suyu kuyusuyla sınırlı kalmadı. Köse, Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü tarafından Aksu Mahallesi Mehmet İzmen Caddesi’nde, araç muayene istasyonu önünde sürdürülen altyapı çalışmasını da yerinde inceledi. Aynı mahallede Memur-Sen konutları mevkiinde devam eden kanal çalışmaları hakkında da yetkililerden bilgi aldı. Bu temaslar, belediyenin su yönetimini yalnızca yeni kaynak oluşturma başlığıyla değil, iletim, kanalizasyon ve altyapı bütünlüğü içinde ele aldığını ortaya koydu. Kentte artan nüfus, iklim baskısı ve mevsimsel riskler dikkate alındığında, belediyenin su ve altyapı yatırımlarını eş zamanlı yürütmesinin önümüzdeki dönem açısından kritik önem taşıdığı değerlendiriliyor.

DENİZLERİN AKCİĞERLERİ TÜKENİYOR: HER 30 DAKİKADA BİR FUTBOL SAHASI YOK OLUYOR Haber

DENİZLERİN AKCİĞERLERİ TÜKENİYOR: HER 30 DAKİKADA BİR FUTBOL SAHASI YOK OLUYOR

DENİZLERİN AKCİĞERLERİ ALARM VERİYOR: DENİZ ÇAYIRLARI HER YIL YÜZDE 2–7 ORANINDA YOK OLUYOR 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü kapsamında yapılan değerlendirmeler, deniz ekosistemlerinin temel yaşam alanlarından biri olan deniz çayırlarının küresel ölçekte ciddi baskı altında olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmalara göre dünya genelinde deniz çayırlarının her yıl yüzde 2 ila 7’si yok olurken, bu kaybın yıllık ekonomik maliyetinin 42 milyar dolara kadar çıkabileceği öngörülüyor. Tropikal yağmur ormanlarından 35 kata kadar daha hızlı karbon emme kapasitesine sahip olan deniz çayırları; iklim değişikliğiyle mücadele, biyolojik çeşitliliğin korunması ve balıkçılık açısından kritik rol üstleniyor. Buna karşın artan farkındalık çalışmalarına rağmen bu hassas habitatlar hâlâ savunmasız durumda. Akdeniz’de 11,6 Milyar Dolarlık Ekosistem Değeri Son bilimsel çalışmalar, Akdeniz’deki deniz çayırı ekosistem hizmetlerinin yıllık değerinin yaklaşık 11,6 milyar dolar olduğunu gösteriyor. Ülkeler bazında İtalya en yüksek, Slovenya en düşük ekonomik değere sahipken, Türkiye kıyılarındaki deniz çayırlarının yıllık ekonomik değeri 276,6 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Bu hesaplamalara; balık stokları, karbon tutma, kıyı koruma ve biyolojik çeşitlilik gibi ekosistem servisleri de dâhil ediliyor. BM: Her 30 Dakikada Bir Futbol Sahası Kadar Alan Yok Oluyor 2020 tarihli Birleşmiş Milletler raporuna göre, dünyada her 30 dakikada bir futbol sahası büyüklüğünde deniz çayırı alanı kaybediliyor. Bu tablo üzerine BM, farkındalığı artırmak amacıyla 2022 yılında 1 Mart’ı Dünya Deniz Çayırları Günü ilan etti. Sözen: “Korumak Mümkün, Yenilemek Neredeyse İmkânsız” Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, deniz çayırlarının korunmasının gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Sözen, “Yeniden ekim yapıldığında deniz çayırları yılda sadece 1 cm büyüyebiliyor. Kaybedilen alanları yenilemek neredeyse imkânsız; ancak mevcut alanları korumak mümkün” dedi. Sözen ayrıca, TÜDAV iş birliğiyle yürütülen “Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları” projesiyle haritalama, koruma ve atık temizliği çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Öztürk: “Türkiye Kıyılarında Yılda 6 Milyar Litre Oksijen” TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, özellikle Posidonia oceanica türünün önemine dikkat çekerek, “Ülkemiz kıyılarındaki deniz çayırları metrekarede günde 16 litreye kadar oksijen üretiyor. Türkiye kıyılarında deniz çayırlarının yaklaşık 90 bin ton karbonu bağlama kapasitesi bulunuyor; bu da 70 bin otomobilin yıllık emisyonuna denk” dedi. Öztürk, Akdeniz’de deniz çayırlarının son 50 yılda yüzde 35 oranında gerilediğini belirterek acil koruma çağrısı yaptı. Kaynak: KAHA – Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.