Hava Durumu

#İklim Değişikliği

Giresun Sonhaber - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MİMARLAR ODASI’NDAN DAL-ÇIK İÇİN 6 KRİTİK SORU: Haber

MİMARLAR ODASI’NDAN DAL-ÇIK İÇİN 6 KRİTİK SORU:

MİMARLAR ODASI’NDAN DAL-ÇIK İÇİN 6 KRİTİK SORU: “GİRESUN’UN GELECEĞİNİ ETKİLEYECEK” Mimarlar Odası Giresun Şube Başkanı Merve Türk ve Yönetim Kurulu, Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı (Dal-Çık) Projesine ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Oda; projenin teknik altyapısından yol kotuna, 400 günlük yapım sürecindeki trafik düzeninden 1 milyar 345 milyon TL’lik ödeneğe kadar altı kritik sorunun kamuoyuna açıklanmasını istedi. Mimarlar Odası Giresun Şubesi, Dal-Çık Projesinin siyasi tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, projenin Giresun’un gelişimini ve geleceğini doğrudan etkileyeceğini vurguladı. Mimarlar Odası Giresun Şube Başkanı Merve Türk ve Yönetim Kurulu açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı (Dal-Çık) Projesi, siyasi tartışmaların ötesinde, kentin gelişimini ve geleceğini etkileyecek bir projedir. Bu nedenle gerçek veriler ve teknik gerekçelerle, uygulama sürecinde yaşanacak zorluklar ve olası sonuçları doğru değerlendirilerek karar verilmesi çok önemlidir.” “KAMUOYUNUN MERAK ETTİĞİ KONULAR AÇIKLAMA BEKLİYOR” Giresun’un uzun zamandır Dal-Çık Projesini tartıştığını belirten Mimarlar Odası, projenin kentin geleceğine etkileri nedeniyle kamuoyunun kapsamlı ve açık biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini bildirdi. Oda, tartışılmasına rağmen net biçimde açıklanmadığını belirttiği konuları 6 soru halinde sıraladı: 1. GİRESUN KAMUOYU NEDEN AYRINTILI BİLGİLENDİRİLMİYOR? “Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı (Dal-Çık) Projesi ile ilgili olarak Giresun kamuoyu ayrıntılı bir şekilde neden bilgilendirilmemektedir?” 2. ZEMİN ETÜDÜ VE PROJELER UYGULAMA ALANIYLA KESİN OLARAK UYUMLU MU? “İkinci kez ihale edilen projenin zemin etüdü, uygulama-detay projeleri ve hesapları, uygulama alanı ile kesin olarak uyumlu mudur? Söz konusu proje ve hesaplamalar Karayolları Genel Müdürlüğü’nün uygulama standartlarını sağlamakta mıdır?” 3. YOLUN BİTMİŞ HALİ MEVCUT YOLDAN KAÇ METRE YÜKSELECEK? “Projedeki ölçüler yerine uygulandığında, mevcut yol kotunun ne kadar yükseleceği kesinleşmiş midir? Projeye göre yolun bitmiş hali, mevcut yola göre kaç metre yükselecektir?” 4. PROJE ‘KÖPRÜLÜ KAVŞAK’A DÖNÜŞEBİLİR Mİ? “Yer teslimi sonrasında işe başlandığında, zeminden ya da altyapıdan kaynaklanan (ön görülemeyen) zorunluluklar oluşması durumunda, iş değişikliği ile işin ‘Köprülü Kavşak’ olarak yapılması gibi bir olasılık düşünülüyor mu?” 5. 400 GÜNLÜK İNŞAAT SÜRECİNDE KENT TRAFİĞİ NASIL İŞLEYECEK? “Süresi 400 gün olarak belirlenen işin (olası süre uzatımları hariç) yapımı süresince kent trafiği için herhangi bir planlama yapılmış mıdır? Yapım süresi içinde kentin doğu ve batı bölgeleri arasındaki trafik bağlantısında yaşanacak sorunların kente etkileri dikkate alınmış mıdır?” 6. 1 MİLYAR 345 MİLYON TL AKSU–BATLAMA ARASINA AKTARILABİLİR Mİ? “Söz konusu iş için ayrılan 1.345.114.450 TL ödeneğin, Giresun Çevre Yolu’nun ilk aşaması olacak olan Aksu-Batlama arasına aktarılması mümkün değil midir?” İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SEL RİSKİNE DİKKAT ÇEKTİLER Mimarlar Odası açıklamasında, Dal-Çık Projesini Doğu Karadeniz’in iklim koşulları açısından da değerlendirdi. Yoğun yağış ve sel olaylarının arttığına dikkat çekilerek, açıklamada şu görüşe yer verildi: “İklim değişikliği nedeniyle yoğun yağışların ve sel olaylarının giderek arttığı bir dönemde, Doğu Karadeniz Bölgesindeki illerde uygulanmış bir örneği bulunmayan, Trabzon ve Rize illerinde de yapılması tartışılmış olmasına rağmen, belirlenen sakıncalar nedeniyle yapımından vazgeçilen bir uygulamanın kentimizde ısrarla uygulanmak istenmesi Giresun kamuoyuna açıklanmalıdır.” “KALICI VE KESİN ÇÖZÜM GÜNEY ÇEVRE YOLUDUR” Mimarlar Odası Giresun Şubesi, açıklamasında kendi çözüm önerisini de net biçimde ortaya koydu: “Bir kez daha hatırlatmak istiyoruz; Giresun’un trafik sorununun kalıcı ve kesin çözümü Güney Çevre Yolu’dur.” Oda, Giresun’un Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ortasında yer alması nedeniyle transit taşımacılığın oluşturduğu trafik yoğunluğu, ölümlü ve maddi kayıplı kazalar, gürültü ve çevre kirliliği gibi olumsuzlukları uzun süredir yaşadığını belirtti. Açıklamada, Giresun’un bölgede çevre yolu bulunmayan tek il olduğu ifade edildi. “DAL-ÇIK KENT İÇİ TRAFİK ARTIŞINI AZALTMAYACAK” Mimarlar Odası, mevcut Transit Yol güzergâhı üzerinde yapılacak Dal-Çık veya diğer düzenlemelerin trafik sorununu kalıcı biçimde çözemeyeceği görüşünü dile getirdi: “Giresun’un yaşadığı trafik sorununun çözümü için, mevcut Transit Yol güzergahı üzerinde yapılacak Dal-Çık ya da başka düzenlemelerin hiçbiri, kent içinden geçen trafik artışını azaltmayacak, aksine mevcut trafik yoğunluğunun daha da artmasına neden olacaktır. Bu arada yapım süreci ve sonrasındaki olumsuz çevresel etkilere katlanmak yine Giresun halkına kalıyor.” “LÜTFEN BU KONUYU BİR KEZ DE BÖYLE DÜŞÜNÜN” Mimarlar Odası Giresun Şube Başkanı Merve Türk ve Yönetim Kurulu, açıklamasını geçici çözümler yerine kalıcı çözümlerin hayata geçirilmesi çağrısıyla tamamladı: “Giresun’un geçici çözümler yerine kesin ve kalıcı çözümlere ihtiyacı var, kentimiz için en iyisini istemek en doğal hakkımız, ilgililere sesleniyoruz; lütfen bu konuyu bir kez de böyle düşünün…” İHALE SONUÇ KAYDI: SÖZLEŞME BEDELİ 1 MİLYAR 345 MİLYON TL Mimarlar Odası Giresun Şubesi’nin açıklamasında yer verdiği 1.345.114.450 TL’lik tutar, Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı Yapım İşi’ne ilişkin ihale sonuç kaydındaki sözleşme bedeliyle aynı tutarı taşıyor. İhale Detay’da, veri kaynağı EKAP olarak gösterilen sonuç ilanına göre, 2026/872794 ihale kayıt numaralı “Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı Yapım İşi”, Karayolları Genel Müdürlüğü Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü tarafından 15 Mayıs 2026 tarihinde ihale edildi. İhalenin türü yapım işi, usulü ise Pazarlık (21/b) olarak kayıtlara geçti. İhale Detay İhale sonuç kaydında işin yaklaşık maliyeti 1.682.664.873,82 TL olarak yer alırken, ihale kapsamında 6 isteklinin doküman indirdiği, 5 teklif verildiği ve 5 teklifin de geçerli olduğu bilgisi bulunuyor. İşin yapılacağı yer Giresun, yapım süresi ise 400 gün olarak belirtiliyor. İhale Detay Sonuç ilanına göre sözleşme 4 Haziran 2026 tarihinde imzalandı. Sözleşme bedeli 1.345.114.450 TL, yüklenici ise S.T.Y. İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi olarak kayıtlara geçti. İhale Detay kayıtlarında en düşük teklif 1.345.114.450 TL, en yüksek teklif ise 1.454.061.000 TL olarak gösteriliyor. İhale Detay Bu veriler, Mimarlar Odası’nın basın açıklamasındaki 1.345.114.450 TL tutar ile 400 günlük yapım süresinin ihale sonuç kaydındaki rakamlarla örtüştüğünü ortaya koyuyor. Ancak ihale sonuç kaydında 1.345.114.450 TL “sözleşme bedeli” olarak tanımlanırken, Mimarlar Odası açıklamasında aynı tutardan “ödenek” olarak söz ediliyor. Haberde bu terminolojik ayrım korunuyor. İhale sonuç kaydı: 2026/872794 – Giresun Limanı Farklı Seviyeli Kavşağı Yapım İşi / İhale Detay https://www.ihaledetay.com/2026-872794 TARİH: 1 Ekim 2026

Maarif İklim İdeathonu ile iklim çözümleri geliştirilecek Haber

Maarif İklim İdeathonu ile iklim çözümleri geliştirilecek

MEB, ortaöğretim öğrencilerine yönelik "Maarif İklim İdeathonu"nu başlattı. COP31 vizyonuyla düzenlenen yarışmanın finalistleri 23 Ekim'de açıklanacak, final maratonu 18-19 Kasım'da Antalya'da yapılacak. Ödül töreni ise 20 Kasım 2026'da gerçekleşecek. ANKARA (İGFA)- Milli Eğitim Bakanlığı'nın, "Maarif İklim İdeathonu" yarışması Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31 Antalya) resmî vizyonu ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin erdem-değer-eylem odaklı yaklaşımı, OB8: Sürdürülebilirlik Okuryazarlığı Becerisi ve Millî Eğitim Bakanlığı 2026-2030 İklim Değişikliği Eylem Planı stratejileri doğrultusunda düzenleniyor. Yarışmanın ilk aşamasında katılımcı takımlar fikir başvurularını; "Sıfır Atık, Okyanuslar ve Denizler, Gıda Güvenliği, İklim Dirençli Şehirler, İklim Uygulama Köprüsü, Gençlik ve Eğitim, Yeşil Sanayileşme, Temiz Enerji Dönüşümü, Rio Sinerjisi ile Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri" temalarından en az biri kapsamında geliştirecek. Ön eleme aşamasının ardından finalist takımların proje geliştirme yetkinlikleri çevrim içi mentörlük desteği programıyla güçlendirilecek. Antalya'da gerçekleştirilecek final maratonunda ise takımlardan ilk aşamada kullanılan COP31 temaları kapsamında kendilerine yöneltilecek yeni bir probleme belirlenen süre içerisinde özgün, uygulanabilir ve yaratıcı bir iklim çözümü geliştirmeleri beklenecek. Yarışmaya Türkiye genelinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ve özel ortaöğretim kurumlarının hazırlık, 9, 10, 11 ve 12. sınıflarında öğrenim gören öğrenciler katılabilecek. Başvurular, resmi yarışma portalı "meslegimhayatim.meb.gov.tr"adresi üzerinden çevrim içi olarak alınıyor. Yarışma kapsamında finalistlerin ilanı, 23 Ekim 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek. Bu tarihte mentörlük programına ve finale katılmaya hak kazanan takımlar duyurulacak. Antalya Final İdeathonu 18-19 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Finalde finalist takımlar, yerinde verilen yeni tema üzerinden fikir geliştirme maratonuna katılacak ve canlı jüri sunumları gerçekleştirecek. Ödül töreni ise 20 Kasım 2026 Cuma günü yapılacak.

Karadeniz’in çocukları iklim zirvesi için Ordu’da buluştu Haber

Karadeniz’in çocukları iklim zirvesi için Ordu’da buluştu

COP31 Karadeniz İklim Zirvesi ile “Mavi Gelecek İçin Çocuklar, Küçük Adımlar ve Büyük Dalgalar” Projesi çerçevesinde, Karadeniz'in çeşitli şehirlerinden gelen çocuk temsilciler Ordu'da buluştu. ORDU (İGFA) - Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin illerini temsil eden çocuklar, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'in katılımıyla Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda; çocukların bakış açısıyla iklim krizi, denizlerin muhafazası, deniz kirliliği, mikroplastikler ve Karadeniz’in biyolojik zenginliği konuşulurken, çocukların çevre sorunlarına dair sunduğu görüş ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. BAŞKAN GÜLER: “TEMEL HEDEFİMİZ DENİZLERİMİZİ KİRLETMEMEK” Program kapsamında çocuklara seslenen Başkan Güler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevinde olduğu dönemde çevre, iklim değişikliği, yenilenebilir enerji ve hava kirliliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara değindi. Başkan Güler, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “COP31 oldukça büyük ve kritik bir hareket. İnsanlığın ortak problemi olan çevre kirliliği burada ele alınıyor. Karadeniz’in gençleri olarak sizler de burada temsilciler olarak yer alıyorsunuz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığım döneminde yenilenebilir enerji yasasını hayata geçirdik. Rüzgâr, güneş ve jeotermal gibi kaynaklardan elektrik üretimi sağlıyoruz. Bakanlığımız döneminde ayrıca Kyoto Protokolü’nü imzaladık ve İstanbul’daki hava kirliliği sorununu çözüme kavuşturduk.” Söz konusu tecrübelerini Ordu’da da uygulamaya devam ettiklerini kaydeden Başkan Güler, çevrenin korunmasının gelecek nesiller için hayati önem taşıdığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Hali hazırda atık yönetimi ve yağmur suyu kontrolü çalışmaları yürütüyoruz. Suyun yönetimi çok kritiktir. Ayrıca Ordu’da aktif karbon üretimi gerçekleştiriyoruz; dünyada su temizliği için aktif karbon kullanılmaktadır. Ordu genelinde yaklaşık 70 gölet inşa ettik ve dalga enerjisinden elektrik üretimini deniyoruz. Ancak tüm bunlardan önce asıl önceliğimiz denizlerimizi kirletmemektir. Karadeniz’den tüm dünyaya bir selam gönderelim. COP31 elçileri olarak mesajlarımızı iletelim: Denizlerimizi kirletmeyelim. Çünkü bu ekosistemi sizlere teslim edeceğiz.” “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BİZ ÇOCUKLAR İÇİN SADECE BİR ÇEVRE MESELESİ DEĞİL” Etkinlikte çocuklar adına söz alan Çocuk Hakları Türkiye Koordinatörü Rukiye Rümeysa YeniYıldız, iklim değişikliğinin çocukların yaşam hakkı ve gelecekleri üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Yeniyıldız, konuşmasında şunları söyledi: “Bugün bu küresel gündeme Karadeniz çocuklarının sesiyle katkı sunmak istiyoruz. Zira iklim değişikliği biz çocuklar için sadece çevresel bir konu değil; sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızı, temiz suya erişimimizi, güvenli yaşam alanlarımızı, doğayla olan bağımızı ve gelecek kuşakların haklarını doğrudan etkileyen bir durumdur. Bu sebeple bugün Karadeniz illerinden gelen çocuk temsilcilerimiz, kendi şehirleri ve bölgeleri özelinde farklı iklim başlıklarını değerlendirecekler.” Program, çocukların daha temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir Karadeniz için paylaştıkları ortak mesajlarla noktalandı.

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM Haber

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM ÖNE ÇIKIYOR Her yıl 9 Eylül’de anılan Dünya Tarım Günü, bu yıl da gıda güvenliği, iklim değişikliği, su kaynakları, verimlilik ve teknolojik dönüşüm tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Şili merkezli tarımsal bilgi platformu PlanetNuts’un mesajında özellikle fındık, ceviz, badem ve kestane üretiminde bilgiye dayalı yönetim, üreticinin doğru zamanda doğru karar vermesi ve bahçelerin değişen koşullara hazırlanması gerektiği vurgulandı. Fındıkta dünyanın en önemli üreticisi Türkiye açısından ise bu yaklaşım, verimlilikten zararlılarla mücadeleye kadar birçok başlıkta doğrudan önem taşıyor. TARIMDA ARTIK SADECE ÜRETMEK YETMİYOR PlanetNuts, Dünya Tarım Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda tarımı “dünyayı besleyen ve bilgi, deneyim ve yenilikle birlikte gelişen bir faaliyet” olarak tanımladı. Platform, üreticilerin ve tarım profesyonellerinin daha verimli, etkin ve günümüz tarımının risklerine karşı daha hazırlıklı bahçeler oluşturabilmeleri için güncel teknik bilgiye erişimin önemine dikkat çekti. Mesajda özellikle üç unsur öne çıktı: ürünü ve bitkiyi doğru tanımak, ihtiyaçları ortaya çıkmadan öngörebilmek ve bölgesel koşullara uygun yönetim stratejileri uygulamak. Bu yaklaşım, modern tarımda verim artışının yalnızca gübre veya ilaç kullanımına değil; iklim, toprak, sulama, hastalık-zararlı takibi ve doğru zamanlamanın birlikte yönetilmesine bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Tarım Günü, 9 Eylül tarihinde birçok ülkede üreticilerin emeğini ve tarımın gıda güvenliği açısından önemini hatırlatmak amacıyla anılıyor. FAO’nun Paraguay’daki çalışmalarında da gün, tarımla hayatını sürdüren üreticilerin emeğini görünür kılan bir tarih olarak tanımlanıyor. 2026 yılında Şili’de Amerikan Tarım İşbirliği Enstitüsü IICA da günü; iklim değişikliği, suya erişim, toprakların korunması, yeni teknolojiler ve tarımsal rekabet gücü başlıklarıyla değerlendirdi. FINDIKTA ŞİLİ’NİN HIZLI YÜKSELİŞİ DİKKAT ÇEKİYOR PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajının Türkiye ve özellikle Karadeniz için dikkat çekici taraflarından biri, platformun çalışma alanları arasında fındığın da bulunması. 2022 yılında kurulan PlanetNuts; badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı üzerine teknik içerik üreten çok disiplinli bir tarım platformu olarak faaliyet gösteriyor. Şili’de Avrupa fındığı son yılların en hızlı büyüyen meyve türlerinden biri haline geldi. Şili Tarım Politikaları ve Araştırma Ofisi ODEPA’nın verilerine göre fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yıllık dönemde yaklaşık 24 bin 800 hektarlık artış yaşandı ve yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15’in üzerine çıktı. Sektör kaynaklarında ise 2026 itibarıyla yeni dikimlerle birlikte fındık alanlarının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı belirtiliyor. PlanetNuts Direktörü José Pablo Correa, Şili’de fındık sektörünün son beş yılda belirgin biçimde hızlandığını; ülkenin iklim, toprak, teknik bilgi ve mekanizasyon avantajları sayesinde dünya üretiminde giderek daha güçlü bir konuma geldiğini ifade ediyor. ŞİLİ ARTIK TÜRKİYE’NİN ARDINDAN EN ÖNEMLİ ÜRETİCİLERDEN Uluslararası Kuruyemiş ve Kuru Meyve Konseyi INC’nin 2025/26 sezonuna ilişkin verileri, küresel üretimdeki değişimi daha net gösteriyor. Raporda Türkiye’nin fındık üretimi yaklaşık 246 bin ton kabuklu eşdeğeri düzeyinde verilirken, Şili’nin üretimi 53 bin tonun üzerine çıkıyor. Aynı tabloda ABD yaklaşık 48 bin ton, Çin 35 bin ton ve İtalya 28 bin ton seviyesinde yer alıyor. Şili’de düzenlenen 2026 PlanetNuts Day Avellanos etkinliğinde de ülkenin artık dünya fındık sektöründeki en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiği vurgulandı. Ferrero’nun Şili iştiraki AgriChile’nin yöneticileri, özellikle La Araucanía ve güney bölgelerinde yeni üretim alanlarının büyüme potansiyeline dikkat çekti. Ancak hızlı büyümenin beraberinde yeni sorunlar getirdiği de görülüyor. Sektör uzmanları Şili’de üretim alanlarının işleme ve sanayi kapasitesinden daha hızlı büyüdüğünü, bu nedenle kurutma, kırma, depolama ve işleme altyapısının da eş zamanlı geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. TÜRKİYE İÇİN EN KRİTİK BAŞLIKLAR: VERİMLİLİK VE ZARARLILAR Türkiye küresel fındık üretimindeki lider konumunu sürdürüyor ancak sektör açısından yalnızca toplam üretim miktarı değil, birim alandan alınan verim ve ürün kalitesi giderek daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası sektör değerlendirmelerinde iklim değişikliği, kuraklık ve bitki hastalıklarının yanında kahverengi kokarca, fındık kurdu ve farklı zararlı türlerinin fındık üretimindeki en önemli riskler arasında yer aldığı belirtiliyor. INC’nin Türkiye-AB Fındık İşbirliği toplantısına ilişkin raporunda da kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlıların üretim üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğu kaydediliyor. Bu nedenle PlanetNuts’un “her karar önemlidir” yaklaşımı Türkiye’de de doğrudan karşılık buluyor. Bahçenin fenolojik gelişiminin izlenmesi, yağış ve don risklerinin takibi, bitki besleme programlarının toprak ve yaprak analizlerine göre oluşturulması, zararlıların erken dönemde tespit edilmesi ve hasat sonrası bakımın ihmal edilmemesi üretimin sürdürülebilirliği açısından önem kazanıyor. GİRESUN AÇISINDAN MESAJ DAHA DA ÖNEMLİ Giresun’da fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal ekonominin ana gelir kaynaklarından biri. Bu nedenle küresel sektörde hızla büyüyen Şili gibi yeni üretici ülkelerin teknoloji, sulama, mekanizasyon ve bahçe yönetimine yaptığı yatırımlar Karadeniz için de yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin sahip olduğu yetiştiricilik kültürü ve Giresun kalite fındığının marka değeri önemli avantajlar olsa da önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca üretim miktarı üzerinden yürümeyeceği görülüyor. Dekara verim, randıman, ürün standardı, izlenebilirlik, zararlı ve hastalıklarla mücadele, işleme teknolojisi ve ihracatta sürdürülebilir kalite daha fazla belirleyici olacak. PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajı da bu noktada ortak bir gerçeğe işaret ediyor: geleceğin tarımında üreticinin deneyimi kadar bilgiye erişim, erken uyarı, bilimsel veri ve doğru yönetim belirleyici olacak. DÜNYA TARIM GÜNÜ’NÜN ANA MESAJI: ÜRETİCİYİ GELECEĞE HAZIRLAMAK Tarım sektörü bugün yalnızca artan nüfusu besleme sorumluluğuyla değil; su kaynaklarının azalması, toprak kaybı, iklim değişikliği, yeni hastalık ve zararlılar ile artan üretim maliyetleriyle de karşı karşıya. IICA’nın 2026 Dünya Tarım Günü değerlendirmesinde su yönetimi, iklim değişikliği, teknoloji, gençlerin tarımda tutulması ve uluslararası rekabet önümüzdeki dönemin temel sorunları arasında sıralandı. Bu tablo içinde fındık sektörü de daha bilimsel, ölçülebilir ve veriye dayalı üretim modeline yöneliyor. Şili’nin hızla büyüyen fındık üretimi Türkiye için doğrudan bir tehdit olarak değil, küresel pazarda rekabetin yönünün değiştiğini gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye ve Giresun’un üstünlüğünü koruyabilmesinin yolu ise geleneksel üretim bilgisini modern tarım teknolojileriyle birleştirmekten geçiyor. KAYNAK: PlanetNuts, FAO, IICA, ODEPA, International Nut and Dried Fruit Council (INC), AgriChile/Ferrero Hazelnut Company.

Doğa Koruma İçin Kritik Adım: Önemli Doğa Alanları Envanteri Yenileniyor Haber

Doğa Koruma İçin Kritik Adım: Önemli Doğa Alanları Envanteri Yenileniyor

Biyolojik çeşitlilik için kritik öneme sahip alanları tanımlayarak koruma altına almak amacıyla geliştirilmiş bir yaklaşım olan ve ilk defa Doğa Derneği tarafından 2006 yılında yayınlanan Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları envanterinin güncelleme çalışmaları 20 yıl sonra Ankara’da yapılan çalıştayla duyuruldu. Önemli Doğa Alanları, hassas ekosistemleri, endemik türleri ve nesli tehlike altındaki canlıları barındıran kritik habitatları kapsayarak, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik küresel standartların uygulanması ve koruma stratejilerinin geliştirilmesine olanak sağlıyor. 2006 yılında yayınlanan ilk envanterde bitkiler, kız böcekleri, kelebekler, iç su balıkları, çift yaşamlılar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler ile ilgili veriler sentezlendi ve Türkiye’de 305 Önemli Doğa Alanı tanımlandı. Doğa Derneği’nin koordinasyonunda 2023 yılında başlatılan ve 2029 yılında tamamlanması hedeflenen Önemli Doğa Alanları güncelleme çalışması, son yirmi yılda Türkiye doğasında yaşanan değişimleri, kayıpları ve umut verici yeni keşifleri bilimsel verilerle kayıt altına alacak. Türkiye’den Avrupa’ya Akademisyen ve Uzmanların Ortak Çalışması ÖDA yaklaşımı, 2016 yılında Dünya Doğa Koruma Kurumu (IUCN) tarafından küresel ölçekte öncelikli alanların belirlenmesinde resmi bir standart olarak kabul edildi. Doğa Derneği, 2023 yılında IUCN ekibinden Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ÖDA’ları Bölge Sorumlusu Dr. Catherine Numa ve ÖDA uluslararası sekreteryası başkanı Dr. Andrew Plumptre, BirdLife International ÖKA/ÖDA Küresel Bilim Koordinatörü Olivia Crowe işbirliğinde ÖDA Güncelleme Programı'nı başlattı. Tükiye’den eklenen akademisyen ve uzman ağı vasıtasıyla veri derleme çalışmaları kesintisiz olarak sürdürüldü. Kuşlardan Balıklara Bitkilerden Yumuşakçalara 9 tür grubuna ait 7.144 önemli konum tespit edildi. 12 uzmanın iki yıl boyunca yürüttüğü kapsamlı çalışmanın ilk sonuçları, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğine ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu. Çalışma kapsamında 38 amfibi ve sürüngen türüne ait 61 nokta, 2.333 bitki türü ve varyetesine ait 3.794 nokta, 122 içsu balığı türüne ait 381 nokta, 56 kelebek türüne ait 338 nokta, 14 kızböceği ve yusufçuk türüne ait 92 nokta, 42 kuş türüne ait 256 nokta, 26 memeli türüne ait 137 nokta ve 875 yumuşakça türüne ait 2.083 nokta belirlendi.İlk bulgular sonucunda, toplam 9 tür grubuna ait 7.144 farklı yer tespit edildi. Elde edilen veriler, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin güncel durumunun ortaya konulması ve dünya çapında önem taşıyan alanların belirlenmesi açısından önemli bir bilimsel temel oluşturuyor.Bu güncelleme çalışmasını öncekilerden ayıran en önemli farklardan biri, analiz edilen canlı gruplarının genişletilmesi oldu. Bitkiler, yusufçuklar ve kızböcekleri, kelebekler, iç su balıkları, amfibiler, sürüngenler, memeliler ve kuşlar bu güncellemede de yer aldı. Mevcut uzmanlık gruplarına bu yıl yumuşakçalar da eklendi. Devam eden süreçte onlarca farklı disiplinden çok sayıda uzmanın da katkı sunacağı çalışmada; endemik, nesli tehlike altında olan ve hassas türlerin habitatları titizlikle haritalandırılacak. Çalışmaları gerçekleştiren uzman grubunda yer alan uzmanlar: Prof. Dr. Ahmet Emre Yaprak - Bitkiler, Prof. Dr. Ali Kandemir - Bitkiler, Prof. Dr. Hasan Yıldırım - Bitkiler, Dr. Tuğkan Özdöl - Bitkiler, Prof. Dr. Ahmet Karataş - Memeliler, Uzman Cem Orkun Kıraç - Memeliler, Prof. Dr. Kerim Çiçek - Sürüngenler ve Amfibiler, Dr. Evrim Karaçetin - Kelebekler, Prof. Dr. Burçin Aşkım Gümüş - Yumuşakçalar, Doç. Dr. Ali Miroğlu - Kızböcekleri & Yusufçuklar, Prof. Dr. Baran Yoğurtçuoğlu - İç Su Balıkları, Dr. Şafak Arslan - Kuşlar - Memeliler, Prof. Dr. Muhammed Zeynel Öztürk - CBS, Dr. Enes Taşoğlu - CBS. Bilimsel bulgular, endemik, tehlike altında, hassas veya benzersiz türlerin Türkiye’deki yaşam alanlarını belgeliyor. Çalıştaya dair açıklamalarda bulunan Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Dr. Şafak Arslan; ’’COP 31’e sayılı günler kala gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay, Türkiye’nin doğa koruma ve iklim değişikliği konularındaki politika ve planlamalarını doğrudan etkileyecek düzeyde bir çalışma. Elde edilen bilimsel bulgular, endemik, tehlike altında, hassas veya benzersiz türlerin Türkiye’deki yaşam alanlarını belgeliyor. Bu veriler, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin %30 Korunan Alan (30x30) Hedefi doğrultusunda ulusal koruma politikalarına ve Diğer Etkili Alan Temelli Koruma Önlemleri (OECM) mekanizmalarına ve ulusal veritabanlarına uyarlanarak entegre edilebilecek nitelikte. Söz konusu verilerin ulusal veritabanlarına eklenmesi, ulusal koruma stratejilerine şeffaf, çok paydaşlı ve bilimsel bir çerçevede entegre edilmesi, uluslararası standartlar ve Uluslararası ÖDA Sekretaryası ile uyumunun sağlanması ve alan bazlı koruma hedeflerine altlık oluşturması amacıyla ÖDA Ulusal Koordinasyon Grubu oluşturulması hedefleniyor. 2029’da çalışma tamamlandığında Türkiye’nin ÖDA envanteri statik bir yazılı envanter olmaktan çıkıp, anlık olarak güncellenebilen çevrimiçi bir yazılım haline getirilecek,’’ dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Varlık Fonu, Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi Yayımladı Haber

Türkiye Varlık Fonu, Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi Yayımladı

TVF; yeşil, mavi, sosyal ve sürdürülebilir finansman işlemlerine ilişkin esasları belirleyen Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi'ni yayımladı. Çerçeve, TVF'nin sürdürülebilir finansman alanındaki yaklaşımının yanı sıra finansman kaynaklarının kullanım alanları, uygun projelerin değerlendirilmesi ve seçimi, finansmanların yönetimi ve raporlama süreçlerine ilişkin esasları ortaya koyuyor. Çerçeve, İkinci Taraf Görüşü’nde (SPO) “Excellent (Mükemmel)” olarak değerlendirildi. Sustainable Fitch tarafından hazırlanan İkinci Taraf Görüşü'nde (SPO), TVF'nin Sürdürülebilir Finansman Çerçevesi, değerlendirmedeki en yüksek seviye olan "Excellent" derecesiyle değerlendirildi. Uluslararası standartlarla uyum İkinci Taraf Görüşü'nde, Çerçeve'nin Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği'nin (ICMA) 2025 tarihli Yeşil Tahvil İlkeleri (GBP), Sosyal Tahvil İlkeleri (SBP) ve Sürdürülebilirlik Tahvili Kılavuzu (SBG) ile uyumlu olduğu belirtildi. Çerçevenin ayrıca LMA, LSTA ve APLMA tarafından yayımlanan Yeşil Kredi İlkeleri ve Sosyal Kredi İlkeleri ile Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC) 2025 tarihli Mavi Finansman Kılavuzu'nun ilgili hükümleriyle uyumlu olduğu değerlendirildi. Çerçeve kapsamında, çevresel ve sosyal açıdan ölçülebilir fayda sağlayan yatırımların desteklenmesi, dayanıklı altyapının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir finansman kaynaklarına erişimin çeşitlendirilmesi hedefleniyor. COP31 ve 2053 net sıfır hedeflerine katkı Sürdürülebilir finansmanın küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde yayımlanan Çerçeve, bu yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde hayata geçirilmesi bakımından da önem taşıyor. Çerçevenin, COP31 kapsamında ortaya konulacak sürdürülebilirlik vizyonu ile Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda atılması gereken somut adımlara katkı sağlaması hedefleniyor. Bunun yanı sıra Çerçeve, Sıfır Atık girişimi kapsamında sürdürülebilirlik alanında ortaya konulan hedefleri destekleyen finansman yaklaşımının bir parçasını oluşturuyor. Sürdürülebilirlik, faaliyetlerin tamamına yayılıyor TVF, sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında ekonomik, çevresel ve sosyal etkilerin birlikte değerlendirilmesine yönelik çalışmalarını tüm faaliyet alanlarında sürdürüyor. Bu kapsamda kurum tarafından her yıl Türkiye'nin en kapsamlı entegre faaliyet raporlarından biri hazırlanırken; faaliyetlerin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutları bütüncül bir perspektifle ölçülüyor ve değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ömrünü tamamlamış lastiklerde yeni dönem... Toplama ve taşıma kuralları değişti Haber

Ömrünü tamamlamış lastiklerde yeni dönem... Toplama ve taşıma kuralları değişti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ömrünü tamamlamış lastiklerin (ÖTL) toplanması, taşınması, depolanması ve geri kazanımına ilişkin kuralları yeniden düzenledi. Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle toplama yetkisi, taşıma araçları ve üreticilerin yükümlülükleri konusunda yeni düzenlemeler getirildi. ANKARA (İGFA)- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle ömrünü tamamlamış lastiklerin yönetiminde görev ve sorumluluklar yeniden tanımlanırken, toplama ve taşıma faaliyetlerine ilişkin kurallar da netleştirildi. ÖTL TOPLAMAK İÇİN BAKANLIKTAN YETKİ ŞARTI Yeni düzenlemeye göre ömrünü tamamlamış lastikler; lastik üreticileri, yetkilendirilmiş kuruluşlar, çevre lisansına sahip ÖTL geri kazanım tesisleri ve ÖTL işleyen piroliz tesisleri tarafından toplanabilecek. ÖTL toplama faaliyeti gerçekleştirecek işletmelerin Bakanlıktan toplama yetkisi alması zorunlu olacak. Yetkili toplayıcılar, topladıkları ÖTL miktarlarını her yıl Mart ayı sonuna kadar Bakanlığa bildirecek. Geri kazanım ve piroliz tesisleri ise yalnızca kendi tesislerinde işlemek üzere ÖTL toplayabilecek. Bu tesislerin yıllık toplayabileceği lastik miktarı, tesisin yıllık işleme kapasitesini aşamayacak. TAŞIMA ARAÇLARINA YENİ ŞARTLAR Yönetmelikle ÖTL taşıyan araçlara ilişkin kurallar da ayrıntılı hale getirildi. Buna göre taşıma işlemleri karayolu taşımacılığına uygun araçlarla gerçekleştirilecek. Araçların kasalarının ağ veya branda ile kapatılması ve kasanın her iki tarafında dikey yüksekliği en az 20 santimetre olan “Ömrünü Tamamlamış Lastik Taşıma Aracı” ibaresini taşıyan uyarı levhalarının bulunması zorunlu olacak. Araçlarda ayrıca Karayolları Trafik Kanunu kapsamında yangın söndürme cihazı bulundurulacak. ÖTL taşıma işlemlerinde Bakanlığın çevrimiçi programlarının kullanılması gerekecek. ÜRETİCİLERE TOPLAMA VE GERİ KAZANIM YÜKÜMLÜLÜĞÜ Yönetmelikle lastik üreticilerinin sorumlulukları da yeniden düzenlendi. Üreticiler, bir önceki yıl iç piyasaya sürdükleri lastik tonajını esas alarak Bakanlığın belirleyeceği oranlarda ÖTL’leri toplamak veya toplatmak, toplanan lastiklerin geri kazanımını ya da bertarafını sağlamak ve işlemleri Bakanlığa belgelemekle yükümlü olacak. Bu kapsamda üreticilerin Bakanlığa başvuru yapması da zorunlu hale getirildi. GEÇİCİ DEPOLAMA ALANLARINA DENETİM Geçici depolama tesisi işletecek gerçek ve tüzel kişiler, belirlenen şartlara uygun olarak il müdürlüğünden izin almak zorunda olacak. Lastik tamirhaneleri, kaplamacılar, perakende satış noktaları ve oto sanayi gibi işletmelerin ÖTL biriktirme alanları için ise ayrıca il müdürlüğünden izin alma zorunluluğu bulunmayacak. Denetimlerde depolama alanının mevzuata uygun işletilmediğinin belirlenmesi halinde işletmeye, aksaklığın niteliğine göre iki ila altı ay arasında süre verilecek. Eksikliklerin giderilmemesi halinde geçici depolama izni iptal edilecek. KAYIT VE BİLDİRİM ZORUNLULUĞU Yetkili işletmeler, topladıkları, geri kazanıma ve bertarafa gönderdikleri ÖTL miktarlarına ilişkin kayıt tutacak ve bu bilgileri Bakanlığın çevrimiçi programları üzerinden bildirecek. Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.