Hava Durumu

#İfade Özgürlüğü

giresunsonhaber - İfade Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İfade Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TTB ve Eğitim Sen'den torba kanun tepkisi... 26. madde akademik özgürlüğe tehdit Haber

TTB ve Eğitim Sen'den torba kanun tepkisi... 26. madde akademik özgürlüğe tehdit

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), TBMM gündemindeki torba kanun teklifinin 26. maddesine tepki gösterdi. İki örgüt, öğretim elemanları için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını öngören düzenlemenin akademik özerklik, ifade özgürlüğü ve özlük haklarını tehdit ettiğini belirterek maddenin tekliften çıkarılmasını istedi. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu gündemine gelen Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 26. maddesine ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu düzenlemenin akademik özgürlükleri zedeleyeceği belirtilerek geri çekilmesi çağrısında bulunuldu. Açıklamada, 2 Temmuz'da TBMM'ye sunulan ve 14 Temmuz'da Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda kabul edilen torba kanun teklifinin, öğrenci affı düzenlemesinin gölgesinde yükseköğretim alanını doğrudan etkileyecek maddeler içerdiği ifade edildi. TTB ve Eğitim Sen, teklifin 26. maddesiyle 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nda değişiklik yapılarak devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapacak tüm öğretim elemanları için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının zorunlu hale getirilmesinin amaçlandığını savundu. Ortak açıklamada, güvenlik soruşturmasının yalnızca istisnai ve güvenlik açısından stratejik alanlarda uygulanması gereken bir yöntem olduğu belirtilerek, bu uygulamanın akademik alana taşınmasının bilimsel özerklik ve ifade özgürlüğü açısından ciddi riskler doğuracağı öne sürüldü. Açıklamada ayrıca, Anayasa Mahkemesi'nin geçmişte güvenlik soruşturmasına ilişkin bazı düzenlemeleri hukuki güvencelerin yetersizliği nedeniyle iptal ettiği hatırlatılarak, yeni düzenlemenin de benzer sakıncalar taşıdığı ifade edildi. Düzenlemenin idareye geniş takdir yetkisi verdiği, keyfi uygulamalara zemin hazırladığı ve Anayasa ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu görüşü dile getirildi. TTB ve Eğitim Sen, öğretim elemanlarının temel hak ve özgürlüklerini sınırlandıracağı gerekçesiyle 26. maddenin kanun teklifinden çıkarılmasını talep etti. Açıklamanın sonunda üniversitelerin tüm bileşenleri, demokratik kitle örgütleri ve kamuoyu, düzenlemeye karşı duyarlılık göstermeye ve ortak mücadeleye davet edildi.

TTB'den gözaltı süreçleri ve cezaevi koşullarına ilişkin açıklama Haber

TTB'den gözaltı süreçleri ve cezaevi koşullarına ilişkin açıklama

Türk Tabipleri Birliği (TTB), NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılar ve cezaevi uygulamalarına ilişkin yazılı açıklama yayımladı. TTB, işkence ve kötü muamele iddialarının etkin şekilde soruşturulması çağrısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB), 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılar, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yönelik kısıtlamalar ile cezaevi uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TTB açıklamasında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel haklar olduğu belirtilerek, bu haklara yönelik müdahalelerin hukuka uygun, zorunlu ve ölçülü olması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, komedyen Deniz Göktaş'ın gözaltı sürecine de değinilerek, gözaltı sırasında ters kelepçe uygulanması ve bazı adli işlemlerin hukuka uygunluğu ile ölçülülüğünün kamuoyu nezdinde açıklığa kavuşturulması gerektiği savunuldu. TTB, ters kelepçe uygulamasının yalnızca zorunlu durumlarda başvurulabilecek istisnai bir güvenlik tedbiri olduğunu belirterek, kaçma veya saldırı riski bulunmayan kişiler hakkında rutin şekilde uygulanmasının ulusal ve uluslararası insan hakları standartları bakımından kötü muamele kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etti. Açıklamada ayrıca yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarındaki koşullara ilişkin kaygılar da dile getirildi. Uzun süreli tecrit uygulamaları, sınırlı yaşam alanları ve mahpusların sağlık koşullarına ilişkin sorunların ulusal ve uluslararası raporlarda da yer aldığı belirtilerek, cezaevlerinde tutulan herkesin insan onuruna uygun yaşam ve sağlık koşullarına erişiminin güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Türk Tabipleri Birliği, işkence ve kötü muamelenin yalnızca hukuki değil aynı zamanda önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, bu yöndeki iddiaların bağımsız, tarafsız ve etkin şekilde soruşturulması çağrısında bulundu. Açıklamada, gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarındaki tüm uygulamaların insan hakları standartlarına, tıp etiğine ve insan onuruna uygun yürütülmesi gerektiğinin altı çizildi.

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” Haber

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ”

BAŞARIR GİRESUN’DAN SESLENDİ: “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Giresun’da örgütle buluştu, pazarda esnafı dinledi, Millet Bahçesi’nde yurttaşlara seslendi. Ekonomi, hukuk, CHP’deki mutlak butlan tartışmaları ve örgüt iradesi üzerinden iktidara ve parti içi sürece sert mesajlar verdi. CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Giresun programı kapsamında partililer, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek’in koordinasyonunda gerçekleştirilen programda Başarır, hem Giresun’un yerel sorunlarına hem de Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başarır, Giresun Tarihi Millet Bahçesi’nde düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmada, iktidarın ekonomi politikalarını, hukuk uygulamalarını ve CHP’de yaşanan mutlak butlan sürecini eleştirdi. CHP örgütlerinin iradesine müdahale edildiğini savunan Başarır, “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı tebligatla olunmaz, mahkeme salonlarından çıkmaz; Ankara Atatürk Spor Salonu’ndan çıkar” dedi. Program kapsamında Başarır’a; CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun Belediye Başkanvekili Erkan Hacak, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, İl Genel Meclisi üyeleri, kadın ve gençlik kolları yöneticileri ile partililer eşlik etti. İLK DURAK CHP İL BAŞKANLIĞI OLDU Ali Mahir Başarır’ın Giresun’daki ilk durağı CHP Giresun İl Başkanlığı oldu. Parti binasında gerçekleştirilen örgüt buluşmasında Başarır, CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilçe başkanları ve partililerle bir araya geldi. Toplantıda Giresun’daki saha çalışmaları, yerel gündem, ülke siyaseti ve gün boyu sürdürülecek programın kapsamı değerlendirildi. CHP örgütünün geniş katılım gösterdiği buluşmada, partinin Giresun’da sahadaki temaslarını daha güçlü biçimde sürdüreceği mesajı verildi. Program öncesinde CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek tarafından yapılan çağrıda, buluşmanın yalnızca parti içi bir ziyaret olmadığı, aynı zamanda vatandaşlarla doğrudan temas kurulacak kapsamlı bir saha çalışması olduğu vurgulanmıştı. Şenyürek’in davetinde şu ifadeler yer almıştı: “CHP Mersin Milletvekilimiz Ali Mahir Başarır’ın katılımıyla Giresun’da hem örgütümüzle hem esnafımızla hem de halkımızla bir araya geleceğiz. Giresun merkezde ve Tirebolu’da gerçekleştireceğimiz programlarımıza tüm hemşehrilerimizi davet ediyoruz. Halkın sesini dinlemek, sorunları yerinde konuşmak ve dayanışmayı büyütmek için tüm vatandaşlarımızı buluşmalarımıza bekliyoruz.” CUMARTESİ PAZARI’NDA ESNAF VE VATANDAŞLARI DİNLEDİ İl Başkanlığı’ndaki örgüt buluşmasının ardından CHP heyeti, Yeniyol mevkiindeki Cumartesi Pazarı’na geçti. Başarır, Şenyürek, Gezmiş, ilçe başkanları ve partililer, pazar esnafını ziyaret ederek vatandaşlarla görüştü. Pazar ziyaretinde ekonomik koşullar, alım gücündeki düşüş, pazar fiyatları, esnafın artan maliyetleri ve yurttaşların günlük yaşamda karşılaştığı sıkıntılar gündeme geldi. CHP heyeti, esnaf ve vatandaşların taleplerini dinleyerek not aldı. Görüşmelerde özellikle girdi maliyetleri, ürün fiyatları, satışlardaki düşüş ve vatandaşın pazardaki alım gücü üzerinde duruldu. CHP heyeti, sahada alınan notların hem yerel hem de genel siyaset gündeminde değerlendirileceğini ifade etti. ATAPARK VE MİLLET BAHÇESİ’NDE HALKLA BULUŞTU Cumartesi Pazarı ziyaretinin ardından CHP heyeti Atapark’ta vatandaşlarla bir araya geldi. Burada da halkla doğrudan temas kuran Başarır ve beraberindeki heyet, yurttaşların talep, öneri ve beklentilerini dinledi. Giresun merkezdeki programın en geniş katılımlı bölümü ise Giresun Tarihi Millet Bahçesi’nde gerçekleştirildi. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilçe başkanları ve partililerin Millet Bahçesi’nde vatandaşlarla bir araya geldiği bildirildi. Millet Bahçesi buluşmasında ekonomik koşullar, hayat pahalılığı, emeklilerin geçim sorunu, esnafın maliyet baskısı, yerel sorunlar, hukuk ve demokrasi başlıkları öne çıktı. “GİRESUN’A GELDİĞİMDE KENDİMİ EVİMDE GİBİ HİSSEDİYORUM” Millet Bahçesi’nde vatandaşlara seslenen Ali Mahir Başarır, Giresun’la aile bağları bulunduğunu belirterek Tirebolu ve Giresun’un damadı olmaktan gurur duyduğunu söyledi. Başarır, Karadeniz programının kendisi açısından ayrı bir anlam taşıdığını ifade ederek, “İki kızımın yarısı Giresunlu. Buraya geldiğimde kendimi evimde gibi hissediyorum” dedi. Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini ancak mücadele ve umut duygusunu koruduklarını belirten Başarır, CHP’deki değişim sürecinin örgütün iradesiyle gerçekleştiğini savundu. Başarır, CHP’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Türkiye’nin birinci partisi olmasının ardından hedef alındığını ileri sürerek, “Bizim suçumuz 31 Mart’ta 24 yıl sonra birinci parti olmamız, AKP’yi yenmemizdir. Bunun hazmedilemediğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. “EMEKLİ MAAŞIYLA 20 GÜN GEÇİNEMİYOR” Konuşmasında ekonomiye geniş yer ayıran Başarır, milyonlarca yurttaşın geçim sıkıntısı yaşadığını belirtti. İktidarın temel sorunlara çözüm üretmek yerine muhalefeti hedef aldığını savunan Başarır, açlık sınırı ve emekli maaşları üzerinden iktidara tepki gösterdi. Başarır, “Açlık sınırı 36 bin liraya ulaştı, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 550 lira. Bundan utanmayan, sıkılmayan bir iktidar var. Utanın bir parça, utanın. Sanki bu ülkenin sorunu muhalefetmiş gibi, muhalefet partisine darbe yapıyorsunuz. Bir sokağa çıkın, insanlarla, emeklilerle konuşun. Emekli maaşıyla 20 gün geçinemiyor. Pazara gidemiyor, evladına el açmak zorunda kalıyor” dedi. Milyonlarca yurttaşın icra dosyaları, barınma sorunu ve tahliye davalarıyla mücadele ettiğini ifade eden Başarır, iktidarın bu sorunlara çözüm üretmediğini ileri sürdü. Başarır, “Barınma sorununu çözemiyorlar ama Türkiye’nin birinci partisine darbe yapmayı biliyorlar. Hiçbir darbeye, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz. Millet ve yurttaşlarımız arkamızda olduğu sürece yolumuzda yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu. “MECLİS YOKSA SOKAK VAR” TBMM’de disipline sevk edilmesi nedeniyle bir süredir kürsüde konuşamadığını belirten Başarır, siyasi mücadelesini meydanlarda ve halkın içinde sürdüreceğini söyledi. Başarır, “Meclis yoksa sokak var. Ben meydanlarda, sokakta, milletle konuşurum. Emekliyi, işçiyi, haksızlığı, adaleti konuşmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı. CHP’nin yeni dönemde daha fazla halkın içinde olacağını belirten Başarır, büyük mitinglerin yanı sıra mahalle mahalle, belde belde ve köy köy çalışmalar yürütüleceğini kaydetti. Başarır, “Bir bank, bir sandalye, bir tabure ve bir mikrofon bize yeter. Ama en önemlisi yürektir. O yürek de bu örgütte vardır” dedi. MUTLAK BUTLAN TARTIŞMASINA SERT TEPKİ Başarır, konuşmasında CHP’de yaşanan mutlak butlan sürecine de değindi. Sürecin parti örgütlerinin iradesine yönelik bir müdahale olduğunu savunan Başarır, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da seslendi. Başarır, “Maalesef bir butlan kararı çıktı. 13 yıl gönül verdiğimiz birisi ve birkaç arkadaşı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olduğunu sanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı tebligatla olunmaz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı mahkeme salonlarından çıkmaz; Ankara Atatürk Spor Salonu’ndan çıkar. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı saraydan medet ummaz, milletten medet umar” dedi. Kılıçdaroğlu’nun yaşananların zamanla unutulacağını düşündüğünü öne süren Başarır, şöyle devam etti: “Kemal Bey, 13 yıl unutulur mu? Son seçimlerde partiyi birinci yapan Sayın Özgür Özel’in emeği unutulur mu? Bize gönül veren milyonların gözyaşları unutulur mu? Unutulmaz Kemal Bey. Yol yakınken evine dön. Bu millete, bu partiye ve yol arkadaşlarına daha fazla kötülük yapma.” “İL BAŞKANLARIMIZIN VE ÖRGÜTLERİMİZİN YANINDAYIZ” CHP’de görevden alınan il başkanlarıyla ilgili de konuşan Başarır, Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek ve görevden uzaklaştırılan diğer il başkanlarının yanında olduklarını söyledi. Başarır, “Benim il başkanlarımı değil, bizim il başkanlarımızı görevden alıyorlar. Ancak bu örgütler seçimi kazanmak için yeniden illerine, sokaklarına ve halkın arasına çıkacaktır” ifadelerini kullandı. CHP’nin seçilmiş genel başkanı, parti meclisi, kurultay delegeleri, üyeleri ve örgütleriyle bir bütün olduğunu belirten Başarır, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğini örgüt belirler, üyeler belirler, delegeler belirler” dedi. “BURADA TEK GÜÇ VAR, ÖRGÜT VAR” Partinin ikiye bölüneceği yönündeki tartışmalara da yanıt veren Başarır, CHP içinde belirleyici gücün örgüt iradesi olduğunu savundu. Başarır, “Parti ikiye nasıl bölünür? İki ayrı güç olduğunda bölünür. Burada tek güç var; biz varız. Bölünecek hiçbir şey yok. Muradımız; partimizle, evimizle, yuvamızla, altı okla ve örgütlerimizle birlikte seçime girmektir” diye konuştu. “Devleti ve sarayı arkama aldım, partiyi size vermem” anlayışının kabul edilemeyeceğini belirten Başarır, yaşanan sürecin bir bölünme değil, birleşme ve bütünleşme mücadelesi olduğunu savundu. Başarır, “Bu bir kaçış değil, bu bir bölünme değil. Bu; ezilenleri, adalet arayanları, tutuklanan sanatçıları, siyasetçileri, belediye başkanlarını ve gençleri kurtarmak için bir birleşme, bütünleşmedir” dedi. DENİZ GÖKTAŞ’IN TUTUKLANMASINA TEPKİ Başarır, konuşmasında komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasına da değindi. İfade özgürlüğü ve adalet vurgusu yapan Başarır, hukukun siyasi iktidarın tercihlerine göre işletildiğini ileri sürdü. Sanatçıların, gençlerin, siyasetçilerin ve belediye başkanlarının baskı altında tutulduğunu savunan Başarır, adalet talebinin herkes için geçerli olması gerektiğini belirtti. “AÇLIĞA VE SEFALETE MAHKUM DEĞİLİZ” Konuşmasının sonunda yurttaşlara mücadele çağrısı yapan Başarır, Türkiye’nin yoksulluğa ve adaletsizliğe mahkum olmadığını söyledi. Başarır, “Biz açlığa, sefalete, 23 bin 550 liraya, kiramızı ödeyemeyecek hale gelmeye, icra mahkemelerine ve salonlarına mahkum değiliz. Atanmış Kemal Kılıçdaroğlu’na da Tayyip Erdoğan’a da mahkum değiliz. Bize inanın, bize güvenin, bizimle beraber yürümeye devam edin. Her şey çok güzel olacak” ifadelerini kullandı. TİREBOLU’DA ÖRGÜT VE HALK BULUŞMASI Giresun merkezdeki programların ardından Başarır ve beraberindeki CHP heyeti Tirebolu’ya geçti. CHP Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde partililerle buluşan Başarır, burada da kısa bir konuşma yaptı. Tirebolu programı kapsamında ilçe örgütüyle bir araya gelen heyet, daha sonra ilçe merkezinde esnafı ve vatandaşları ziyaret ederek sorunlarını dinledi. CHP heyetinin Giresun programı; İl Başkanlığı’ndaki örgüt buluşması, Cumartesi Pazarı ziyareti, Atapark ve Millet Bahçesi halk buluşmaları ile Tirebolu’daki temasları kapsayan geniş bir saha çalışması olarak tamamlandı. GİRESUN’DA HEM YEREL HEM ULUSAL GÜNDEM KONUŞULDU Ali Mahir Başarır’ın Giresun ziyareti, yalnızca yerel saha programı olarak değil, CHP’de son dönemde yaşanan hukuki ve siyasi tartışmaların gölgesinde yapılan dikkat çekici bir siyasi temas olarak da öne çıktı. Giresun’daki temaslarda bir yandan hayat pahalılığı, pazar fiyatları, esnafın maliyetleri, emeklilerin geçim sıkıntısı ve vatandaşın alım gücü konuşulurken; diğer yandan CHP’deki mutlak butlan süreci, il başkanlıkları tartışması, hukuk, demokrasi ve örgüt iradesi başlıkları gündeme geldi. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın çağrısı ve gün içindeki saha çalışmaları, programın örgüt toplantısıyla sınırlı kalmadığını; esnaf, vatandaş ve halk buluşmalarını kapsayan geniş bir temas programı olarak yürütüldüğünü gösterdi. Program boyunca verilen mesajlarda, halkın sorunlarını yerinde dinleme, talepleri sahadan alma, örgüt iradesini savunma ve CHP’nin siyasetini doğrudan vatandaşla temas üzerinden güçlendirme vurgusu öne çıktı.

MERCEDES GÖSTERİSİ CHP’DE GERÇEK, ALGI VE SİYASİ HESAPLAŞMA TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ Haber

MERCEDES GÖSTERİSİ CHP’DE GERÇEK, ALGI VE SİYASİ HESAPLAŞMA TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ

MERCEDES GÖSTERİSİ CHP’DE GERÇEK, ALGI VE SİYASİ HESAPLAŞMA TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ CHP Genel Merkezi önüne çekilen iki Mercedes üzerinden yapılan siyasi gösteri, Özgür Özel yönetimini hedef alan yeni bir tartışma başlattı. Ancak araçlarla ilgili ortaya çıkan bilgiler, ağır ithamların somut belgeyle desteklenmeden kamuoyuna taşındığını gösterdi. CHP’de kurultay ve yönetim tartışmaları sürerken, Genel Merkez önüne çekilen iki Mercedes araç üzerinden yeni bir siyasi kriz yaşandı. Araçların üzerine “HARAM PARAYLA ALINMIŞTIR” notu bırakıldı; plakalarına Aziz İhsan Aktaş ve tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın adları yazıldı. Barış Yarkadaş, sosyal medya paylaşımında araçlardan birinin Aziz İhsan Aktaş’ın parasıyla alındığını, diğerinin ise Özkan Yalım tarafından yüksek bedelle dizayn ettirildiğini ileri sürdü. Bu iddia, CHP içindeki yönetim kavgasında Özgür Özel’i hedef alan ağır bir siyasi suçlama olarak dolaşıma sokuldu. Ancak daha sonra ortaya çıkan bilgiler ve yapılan açıklamalar, sergilenen araçların Aziz İhsan Aktaş veya Özkan Yalım ile doğrudan bağlantısını kanıtlamadı. Araçların CHP envanterindeki otomobiller arasından seçildiği, gösterinin doğrudan mülkiyet veya finansman ilişkisine değil, sembolik bir siyasi mesaja dayandığı belirtildi. AĞIR İDDİA, SOMUT BELGEYLE DESTEKLENMEDİ Siyasi tartışmalarda eleştiri meşrudur. Kamu kaynakları, belediye harcamaları, parti araçları, ihale ilişkileri ve siyasi finansman iddiaları elbette sorgulanmalıdır. Ana muhalefet partisinin genel başkanı dahil olmak üzere hiçbir siyasetçi denetimden muaf değildir. Ancak burada kritik nokta, iddianın ağırlığı ile ortaya konulan belgenin seviyesi arasındaki büyük farktır. Bir araca “haram parayla alınmıştır” notu bırakmak, yalnızca siyasi eleştiri değildir. Bu ifade, yolsuzluk, usulsüz finansman ve suç gelirine dayalı siyasi avantaj iması taşır. Böyle bir ithamın kamuoyuna sunulabilmesi için güçlü, açık ve doğrulanabilir belge gerekir. Bu olayda ise araçların üzerine yazılan isimlerle araçların alımı, finansmanı veya kullanımı arasında doğrudan ve kesin bir bağ ortaya konulamadı. Bu nedenle tartışma, Özgür Özel yönetiminin hesap vermesi gereken alanlardan çıkarak, iddiayı ortaya atanların yöntemine ve güvenilirliğine döndü. ÖZGÜR ÖZEL’İ ELEŞTİRMEK BAŞKA, BELGESİZ BAĞ KURMAK BAŞKA Özgür Özel yönetimi, CHP’li belediyeler, araç tahsisleri, ihale iddiaları ve parti kaynaklarının kullanımı konusunda açık, denetlenebilir ve tatmin edici yanıtlar vermek zorundadır. CHP, iktidarı kamu harcamaları ve yolsuzluk iddiaları üzerinden eleştirirken kendi içindeki benzer başlıklarda da aynı açıklık standardını göstermek zorundadır. Fakat bu zorunluluk, kanıtlanmamış iddiaların gerçekmiş gibi sunulmasını meşru hale getirmez. Özgür Özel’i eleştirmek için CHP envanterindeki araçları doğrudan Aziz İhsan Aktaş veya Özkan Yalım bağlantılıymış gibi göstermek, eleştirinin sınırını aşar. Bu yöntem, siyasi muhalefeti güçlendirmez; tam tersine gerçek iddiaların da ciddiyetini zayıflatır. Siyasette en tehlikeli alanlardan biri budur: Gerçekten araştırılması gereken dosyalar, abartılı ve belgesiz gösterilerle sulandırılır. Kamuoyu, asıl sorulması gereken sorulardan uzaklaşır; tartışma belge zemininden kopup cephe savaşına dönüşür. HUKUKİ AÇIDAN SORUNLU BİR SİYASİ TEŞHİR Bu olay yalnızca parti içi polemik olarak görülemez. Araçların üzerine belirli kişilerin adlarını yazmak, “haram para” ifadesiyle kamuya açık biçimde teşhir etmek ve bunu sosyal medya üzerinden yaymak, hukuki açıdan da ciddi sonuçlar doğurabilecek bir eylemdir. Bu tür iddialar, kişilik hakları, masumiyet karinesi, itibarın korunması ve suç isnadı bakımından dikkatle değerlendirilmek zorundadır. Bir kişinin ya da kurumun yolsuzlukla, suç geliriyle veya usulsüz finansmanla ilişkilendirilebilmesi için kesinleşmiş yargı kararı ya da güçlü belge gerekir. Siyasi eleştiri hakkı geniştir; fakat bu hak sınırsız değildir. Eleştiri, olguya dayanmak zorundadır. Somut dayanak olmadan yapılan ağır ithamlar, ifade özgürlüğü kapsamında korunması güç olan bir alana girer. Bu nedenle Mercedes gösterisi, yalnızca siyasi etik açısından değil, hukuki sorumluluk açısından da tartışmalı bir örnek oluşturdu. SİYASİ HESAPLAŞMA GERÇEĞİN ÖNÜNE GEÇMEMELİ Mercedes gösterisi, CHP’deki liderlik kavgasının ne kadar sertleştiğini gösterdi. Ancak olayın asıl önemi, kullanılan yöntemdedir. Özgür Özel yönetimi eleştirilebilir. Belediyelerle ilgili iddialar araştırılabilir. Araç tahsisleri ve parti harcamaları sorgulanabilir. Fakat bütün bunlar belgeyle, açık kayıtla ve hukuki zeminde yapılmalıdır. Kanıtlanmamış bir ilişkiyi gerçekmiş gibi sunmak, siyasi eleştiri değil, algı operasyonudur. Böyle bir yöntem, hedef aldığı kişiyi zayıflatmak yerine iddia sahibinin güvenilirliğini tartışmaya açar. CHP’de bugün asıl mesele yalnızca kimin genel başkan olacağı değildir. Asıl mesele, parti içi iktidar mücadelesinde gerçeğin korunup korunmayacağıdır. Gerçek kaybolursa, siyasi mücadele yalnızca gürültüye dönüşür.

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN 3 MAYIS ÇAĞRISI: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR Haber

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN 3 MAYIS ÇAĞRISI: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN 3 MAYIS ÇAĞRISI: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR Yedi basın meslek örgütü, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde gazetecilerin cezaevinden çıkarılması, gazetecilik faaliyetlerini suç sayan uygulamaların sonlandırılması ve basın özgürlüğünü sınırlayan yasal düzenlemelerin kaldırılması çağrısı yaptı. Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, DİSK Basın-İş Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla ortak açıklama yaptı. Ortak açıklama, 3 Mayıs 2026’da Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin resmi internet sitesinde “Özgür Basın olmadan Demokrasi olmaz” başlığıyla yayımlandı. bianet, açıklamayı aynı gün saat 13.00’te “Gazetecilik suç değildir, cezaevinde gazeteci olmaz” başlığıyla haberleştirdi. T24 ise açıklamayı saat 14.56’da “Gazetecilerin özgür olmadığı ülkede toplum da özgür değildir” başlığıyla okurlarına aktardı. AÇIKLAMAYI DİREN YURTSEVER OKUDU Basın meslek örgütleri, Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde bir araya geldi. Ortak açıklamayı gazeteci ve DİSK Basın-İş Disiplin Kurulu Üyesi Diren Yurtsever okudu. Meslek örgütleri, Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğü alanında ağır bir tabloyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Açıklamada, “Basın özgürlüğü endeksinde dört basamak daha gerileyen ülkemiz 180 ülke içerisinde 163’üncü sıraya inmiştir” ifadeleri kullanıldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer aldı. RSF, Türkiye’de “dezenformasyon”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “devlet kurumlarını aşağılama” suçlamalarının gazeteciliği baskılamak ve medya çalışanlarını hapsetmek için kullanıldığını bildirdi. “3 MAYIS DERİN BİR KRİZİN SEMBOLÜNE DÖNÜŞTÜ” Basın meslek örgütleri, 3 Mayıs’ın Türkiye’de basın özgürlüğü açısından krizin görünür hale geldiği bir gün olduğunu vurguladı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “3 Mayıs, basın özgürlüğü açısından derin bir krizin sembolüne dönüşmüş durumdadır. Gazetecilik faaliyetleri giderek daha fazla kriminalize edilmekte; haber yapmak, gerçekleri açığa çıkarmak ve kamuoyunu bilgilendirmek suç unsuru gibi gösterilmektedir.” Meslek örgütleri, cezaevlerinde tutulan gazetecilerin basın üzerindeki baskının en somut göstergelerinden biri olduğunu belirtti. “HALKIN HABER ALMA HAKKINA MÜDAHALE” Ortak açıklamada, gazetecilerin yaptıkları haberler, yazılar, sosyal medya paylaşımları ve kamuoyunu bilgilendirme faaliyetleri nedeniyle tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevlerinde bulunduğu ifade edildi. Açıklamada şu cümleler öne çıktı: “Aylarca, hatta yıllarca süren tutukluluklar; iddianamesiz dosyalar; gizli tanık beyanlarına dayanan yargılamalar ve mesleki faaliyetlerin ‘suç’ kapsamına alınması, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.” “Cezaevindeki gazeteciler yalnızca özgürlüklerinden değil, mesleklerini icra etme haklarından da mahrum bırakılmaktadır. Bu durum, doğrudan halkın haber alma hakkına müdahale anlamı taşımaktadır.” “GAZETECİLER SUSTURULDUĞUNDA TOPLUM GERÇEKLERDEN KOPARILIR” Basın meslek örgütleri, gazetecilerin cezaevinde tutulmasının yalnızca gazetecilere yönelik bir hak ihlali olmadığını, toplumun haber alma hakkını da hedef aldığını bildirdi. Açıklamada, “Gazetecilerin cezaevinde olması, toplumun gerçeklerden koparılması anlamına gelir” ifadeleri kullanıldı. Meslek örgütleri, gazetecilerin susturulmasının işçi direnişlerinin, emekçilerin hak arayışlarının, kadınların, gençlerin ve ezilenlerin sesinin görünmez hale gelmesine yol açtığını belirtti. GAZETECİLER İŞSİZLİK, GÜVENCESİZLİK VE BASKI ALTINDA Ortak açıklamada, Türkiye’de fikir işçilerinin ekonomik ve siyasal kuşatma altında olduğu vurgulandı. Meslek örgütleri, medya sahipliğinin tekelleşmesi, kamu kaynaklarının iktidara yakın medya organlarına aktarılması ve bağımsız gazeteciliğin sistematik biçimde zayıflatılmasının oto-sansürü yaygınlaştırdığını belirtti. Açıklamada, “Gazeteciler işsizlik, güvencesizlik ve baskı üçgeninde mesleklerini sürdürmeye zorlanmaktadır” ifadeleri yer aldı. Genç gazetecilerin meslekten uzaklaşmasının temel nedenleri arasında anti-demokratik uygulamalar ve güvencesiz çalışma koşulları gösterildi. DÖRT TEMEL TALEP AÇIKLANDI Basın meslek örgütleri, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde dört temel talep sıraladı: “Cezaevlerinde tutulan tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.” “Gazetecilik faaliyetlerini suç sayan tüm uygulamalara son verilmelidir.” “Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır.” “Gazeteciler için güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı, sendikal hakların önündeki engeller kaldırılmalıdır.” “ÖZGÜR BASIN OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ” Meslek örgütleri, açıklamayı basın özgürlüğünün demokrasi için vazgeçilmez olduğu vurgusuyla tamamladı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Gazetecilik suç değildir. Cezaevinde gazeteci olmaz. Gerçeğin peşinde koşmak, halkın haber alma hakkını savunmak suç değil, kamusal bir sorumluluktur.” “Özgür basın olmadan demokrasi olmaz. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede, toplum da özgür değildir.” Basın meslek örgütleri, cezaevindeki gazetecilerle dayanışma içinde olduklarını bildirdi ve gerçeği savunmaktan vazgeçmeyen gazetecileri selamladı. AÇIKLAMADA İMZASI BULUNAN MESLEK ÖRGÜTLERİ Ortak açıklamada Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, DİSK Basın-İş Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği’nin imzası yer aldı.

DOĞU KARADENİZ YEREL MEDYASI TRABZON’DA BULUŞTU Haber

DOĞU KARADENİZ YEREL MEDYASI TRABZON’DA BULUŞTU

DOĞU KARADENİZ YEREL MEDYASI TRABZON’DA BULUŞTU CHP İletişim’in Trabzon’da düzenlediği Doğu Karadeniz Yerel Medya Buluşması tamamlandı. Dokuz ilden gazetecileri bir araya getiren programda yerel basının ekonomik daralması, basın özgürlüğü, mesleki güvencesizlik ve dijital dönüşüm başlıkları gün boyu tartışıldı. Açılışta Burhanettin Bulut, Ahmet Kaya, Mustafa Bak ve Sibel Suiçmez konuştu; panel ve söyleşilerde sahadan gelen sorunlar masaya yatırıldı. TRABZON — Doğu Karadeniz Yerel Medya Buluşması, 24 Nisan’da Trabzon Ortahisar Belediyesi Orhan Karakullukçu Çok Amaçlı Salonu’nda yapıldı. Trabzon, Artvin, Rize, Bayburt, Gümüşhane, Giresun, Ordu, Tokat ve Samsun’dan yerel medya temsilcilerinin katıldığı program, açılış konuşmaları, “Yerelde Gazetecilik” paneli ve öğleden sonraki söyleşi oturumlarıyla tamamlandı. CHP İletişim Doğu Karadeniz Yerel Medya Buluşması, Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut öncülüğünde Trabzon Ortahisar Belediyesi’nde gerçekleşti. Programa Giresun’dan il yöneticileri Serdar Bayramoğlu, Ömür Yüksel, Ali Han Bektaş ile basın emekçileri Ufuk Kekül, Nur Kılıç, Hasan Seyis, Mehmet Yaşar ve Hilal Karaibrahim katıldı. Giresun heyetinin katılımı ve katkısı, toplantının bölgesel niteliğine ayrı bir derinlik kattı. AÇILIŞTA YEREL MEDYANIN KRİZ BAŞLIKLARI ÖNE ÇIKTI Programın açılışında CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ve CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut söz aldı. Toplantıya ayrıca CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, çevre illerden parti temsilcileri ve çok sayıda gazeteci katıldı. MUSTAFA BAK: YEREL BASIN EN ZORLU DÖNEMLERDEN BİRİNİ YAŞIYOR CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, yerel basının ulusal medyanın ötesinde bir anlam taşıdığını, sokağın sorununu görünür kıldığını ve yerel yöneticileri denetlenebilir tuttuğunu söyledi. Bak, artan baskı, dağıtım ve personel maliyetleri karşısında reklam gelirlerinin eridiğini, birçok gazetenin kapanma noktasına sürüklendiğini belirtti. Düşük ücret, güvencesiz çalışma ve ağır iş yükünün mesleğin geleceğini tehdit ettiğini vurgulayan Bak, yerel basına verilecek desteğin lütuf değil zorunluluk olduğunu dile getirdi. AHMET KAYA: ÖZGÜR BASIN ŞEFFAF YÖNETİMİN GÜVENCESİDİR Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Trabzon basınının Türk basın tarihinde köklü ve onurlu bir gelenek taşıdığını söyledi. Kaya, basın kuruluşlarının siyasi ve ekonomik baskı altında varoluş mücadelesi verdiğini, bu baskının halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını da zedelediğini ifade etti. Kaya, sadece yaptıklarını alkışlayan bir basın istemediklerini belirterek, eleştiren, denetleyen ve halkın talebini doğrudan yönetime taşıyan özgür basının demokratik yerel yönetim için temel güvence olduğunu vurguladı. SUİÇMEZ: YEREL MEDYA KENTİN HAFIZASI, VİCDANI VE SESİDİR CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, yerel medyanın yalnızca haber aktaran bir mecra olmadığını, kentin hafızasını, vicdanını ve sesini taşıdığını söyledi. Suiçmez, artan maliyetler, azalan reklam gelirleri, kamu ilanlarının adil dağılmaması, düşük ücret ve sosyal güvenceden yoksun çalışma koşullarının yerel basını ağır bir baskı altına soktuğunu belirtti. Dijital dönüşüm için gerekli eğitim ve desteğin sağlanmaması halinde yerel medyanın daha da kırılgan hale geleceğini vurgulayan Suiçmez, medya için desteğin tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti. BULUT: BASIN ÖZGÜR DEĞİLSE DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, yerel medyanın ekonomik sorunlarının yanında çok daha ağır bir özgürlük sorunu yaşadığını söyledi. Bulut, gazetecilerin mesleklerini yapamaz hale getirildiğini, otosansürün birçok yerde kurumsal biçimde büyüdüğünü ve Türkiye’de gazeteciliğin giderek bir cesaret mesleğine dönüştüğünü ifade etti. Basın özgürlüğü zayıfladığında sağlıklı siyasetten ve demokrasiden söz edilemeyeceğini belirten Bulut, farklı bölgelerde yapılan toplantılardan çıkacak verilerin bir araya getirilerek daha kapsamlı bir medya çerçevesi oluşturulacağını açıkladı. PANELDE SAHADAKİ GAZETECİLİK MASAYA YATIRILDI Açılışın ardından CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç moderatörlüğünde “Yerelde Gazetecilik” paneli yapıldı. Panelde Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Aydın Gelleci, Çağdaş Gazeteciler Derneği Doğu Karadeniz Şube Başkanı Gençağa Karafazlı, TV52 Genel Yayın Müdürü Fatih Özdemir ve gazeteci Nur Kılıç söz aldı. Öğleden sonraki bölümde ise Burhanettin Bulut moderatörlüğünde Kıvanç El yazılı basını, Gülşah İnce görsel basını, Ahmet Hilmi Hacaloğlu ise dijital gazeteciliği değerlendirdi. KILINÇ İLETİŞİM KÖPRÜSÜ, GELLECİ EKONOMİK BAĞIMSIZLIK, KARAFAZLI BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEDİ Yüksel Mansur Kılınç, buluşmanın medya sektörünün sorunlarını doğrudan sahadan dinlemek ve kalıcı bir iletişim köprüsü kurmak için düzenlendiğini söyledi. Aydın Gelleci, gelirler düştükçe medya bağımsızlığının da zedelendiğini, dijital dönüşüm sancıları ile nitelikli personel eksikliğinin yerel basını daralttığını anlattı. Gençağa Karafazlı ise yerel medyanın ekonomik, politik ve hukuki kuşatma altında olduğunu belirterek yerel medya yoksa demokrasinin de olmayacağını söyledi. ORTAK GÜNDEM: EKONOMİK DARALMA, GÜVENCESİZLİK, DİJİTAL DÖNÜŞÜM Toplantı boyunca artan maliyetler, azalan reklam gelirleri, kamu ilanlarının dağıtımındaki sorunlar, düşük ücret, güvencesiz çalışma, basın özgürlüğü üzerindeki baskılar ve dijital dönüşümün yarattığı yeni yükler ortak başlıklar olarak öne çıktı. Yerel medya temsilcileri, bölgesel basının ayakta kalmasının yalnızca mesleki değil, demokratik kamusal hayat açısından da kritik önemde olduğu görüşünde birleşti. TRABZON PROGRAMI GÜN BOYU SÜRDÜ VE TAMAMLANDI Trabzon’daki buluşma, açılış konuşmalarının ardından panel ve söyleşi oturumlarıyla gün boyu devam etti. Program, yerel medya temsilcilerinin sorunlarını doğrudan aktardığı, siyaset ve basın çevrelerinin aynı başlıklar etrafında buluştuğu bölgesel bir medya toplantısı olarak tamamlandı. Trabzon buluşması, yerel basının taleplerini görünür kılan ve çözüm başlıklarını ortaklaştıran bir toplantı olarak kayda geçti.

TGK KOCAELİ’NDE TOPLANDI: YEREL BASININ GELECEĞİ MASAYA YATIRILDI Haber

TGK KOCAELİ’NDE TOPLANDI: YEREL BASININ GELECEĞİ MASAYA YATIRILDI

TGK KOCAELİ’NDE TOPLANDI: YEREL BASININ GELECEĞİ MASAYA YATIRILDI Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun 30. Başkanlar Kurulu Toplantısı Kocaeli’nde yapıldı. Toplantıda yerel basının ekonomik daralması, dijital dönüşüm, meslek yasası ihtiyacı ve basın özgürlüğüne ilişkin başlıklar öne çıktı. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun 30. Başkanlar Kurulu Toplantısı, Kocaeli İl Temsilciliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya 53 ilden gazeteciler cemiyeti ile 7 gazeteciler federasyon başkanı katıldı. Programda yerel basının yapısal sorunları, ekonomik sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve gazetecilik mesleğinin geleceği ele alındı. Toplantıya Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, TGK Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Basın İlan Kurumu yönetim ve bölge temsilcileri ile çok sayıda cemiyet başkanı ve gazeteci katıldı. Görüşmelerde hem kamu destekleri hem de medya sektörünün yeni dönemde karşı karşıya olduğu riskler gündeme taşındı. ÇAY: KAMU DESTEĞİ 6 MİLYAR TL’Yİ AŞTI Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, medya sektörünün çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Çay, 2025 itibarıyla görev alanlarındaki 2 binin üzerindeki süreli yayına sağlanan kamu desteğinin 6 milyar TL’yi aştığını belirtti. Resmî ilan ve reklam gelirlerinin yanında yeni gelir modellerinin geliştirilmesinin önem kazandığını vurguladı. Çay, Kredi Garanti Fonu iş birliğiyle 2 binden fazla süreli yayını kapsayan 7,5 milyar TL’lik kredi imkânının hayata geçirildiğini açıkladı. Basın çalışanlarına yönelik yardımların yüzde 50 artırıldığını, 2026 yılı için Basın Derneklerine Yardım Fonu’na 7 milyon 200 bin TL kaynak ayrıldığını, azınlık gazeteleri için de 471 bin TL yardım kararı alındığını ifade etti. DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE YAPAY ZEKÂ VURGUSU Abdulkadir Çay, medya alanında içerik üretiminden editoryal süreçlere, algoritma bağımlılığından yapay zekâ kullanımına kadar geniş bir yeniden yapılanma yaşandığını söyledi. Google ve Meta gibi küresel teknoloji şirketlerinin dijital reklam gelirleri üzerindeki ağırlığının yerel ve ulusal basın açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu belirten Çay, içerik üreticisinin hakkını koruyan ve adil gelir paylaşımını esas alan bir sistemin kurulmasının zorunluluk haline geldiğini dile getirdi. Çay, BİK Analitik sistemiyle objektif ölçümleme yapıldığını, dijital yetkinlikler ve yapay zekâ odaklı eğitim programlarının da gazeteciliğin yeni dönemine hazırlık açısından önem taşıdığını söyledi. Üniversitelerle iş birliklerinin artırılmasının, genç iletişimcilere daha fazla staj ve nitelikli insan kaynağı oluşturulmasının öncelikler arasında yer aldığını kaydetti. KOLAYLI: MESLEK YASASI ARTIK ZORUNLULUK TGK Genel Başkanı Nuri Kolaylı ise gazetecilik mesleğini tanımlayan ve mesleki standartları belirleyen kapsamlı bir düzenlemenin hâlâ bulunmadığını söyledi. Kolaylı, gazeteciliğe giriş kriterlerinin net olmamasının mesleki niteliği zayıflattığını, etik ihlalleri artırdığını ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini olumsuz etkilediğini belirtti. Gazetecilik meslek yasasının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. Kolaylı, yerel basının en önemli gelir kalemlerinden biri olan resmî ilan ve reklam gelirlerinde son yıllarda ciddi daralma yaşandığını ifade etti. İlanların birleştirilmesi, bazı ilanların yayımlanma zorunluluğunun kaldırılması ve doğrudan temin yöntemlerinin yaygınlaşmasının yerel medyanın yaşam alanını daralttığını belirtti. Komisyon oranlarının düşürülmesini, ilan kesme cezalarının son çare olarak uygulanmasını ve küçük ölçekli yayınları koruyacak adil bir dağıtım sisteminin kurulmasını istedi. 7418 SAYILI KANUN TARTIŞMASI DA GÜNDEMDEYDİ Toplantıda basın özgürlüğü ve yasal düzenlemeler de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Nuri Kolaylı, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’ndaki bazı yoruma açık hükümlerin gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğunu, bunun oto sansüre yol açtığını söyledi. 18 Ekim 2022’de yürürlüğe giren ve kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen 7418 sayılı Kanun’un da uygulamada gazeteciler üzerinde baskı doğurduğunu belirtti. Kocaeli’ndeki toplantı, yerel basının ekonomik daralma, dijital platform baskısı, meslek yasası eksikliği ve ifade özgürlüğü gibi temel başlıklarda ortak bir gündemle hareket ettiğini ortaya koydu. Görüşmeler, sektörün yalnızca ayakta kalma değil, yeni döneme uyum sağlama mücadelesi verdiğini gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.