Hava Durumu

#Hukuk Devleti

giresunsonhaber - Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TANDOĞAN’DA BAYRAK SELİ:  GİRESUN TEŞKİLATI ANKARA’YA MİLLİ İRADE MÜHRÜ VURDU Haber

TANDOĞAN’DA BAYRAK SELİ: GİRESUN TEŞKİLATI ANKARA’YA MİLLİ İRADE MÜHRÜ VURDU

TANDOĞAN’DA BAYRAK SELİ: GİRESUN TEŞKİLATI ANKARA’YA MİLLİ İRADE MÜHRÜ VURDU İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Ankara Tandoğan’daki “Bayrak Açıyorum” mitinginin ardından yaptığı açıklamada, Giresun teşkilatlarının meydandaki duruşunu “Müdafaa-i Hukuk ruhu” olarak nitelendirdi. Taşgöz, “Topal Osman Ağaların evlatları olarak Ankara’da milli irade duvarı ördük” dedi. ANKARA / GİRESUN — İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun çağrısıyla Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenen “Bayrak Açıyorum” mitingi, siyaset gündeminde geniş yankı uyandırdı. Ulusal basına yansıyan bilgilere göre mitingde alan Türk bayraklarıyla dolarken, parti bayrağı kullanılmaması dikkat çekti; Cumhuriyet gazetesi, mitinge yaklaşık 100 bin yurttaşın katıldığını aktardı. Mitinge İYİ Parti yöneticileri ve teşkilatlarının yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ve bazı CHP milletvekillerinin de katıldığı bildirildi. T24’ün ANKA kaynaklı haberinde ise Dervişoğlu’nun Tandoğan konuşmasında “Bütünleşik Muhalefet” vurgusu yaptığı ve meydan siyaseti üzerinden yeni bir muhalefet hattı tarif ettiği aktarıldı. Giresun Teşkilatı Meydanda Saf Tuttu Miting sonrası gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Giresun teşkilatlarının Tandoğan’daki varlığını yalnızca bir parti katılımı olarak değil, tarihî ve millî bir duruş olarak tarif etti. Taşgöz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Terör baronlarına Meclis kürsüsünü peşkeş çekmeye yeltenen gaflet erbabına karşı, Topal Osman Ağaların evlatları olarak Ankara’da milli irade duvarı ördük.” Giresun’dan Ankara’ya uzanan katılımı “vatan aşkıyla yollara düşen teşkilat iradesi” olarak nitelendiren Taşgöz, ilçe başkanlarına, kadın kollarına, gençlik kollarına ve mitinge katılan partililere teşekkür etti. “Müsavat Dervişoğlu, Şer Odaklarına Karşı İstiklal Sesidir” İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun miting konuşmasında millî birlik, Cumhuriyet, hukuk devleti ve üniter yapı başlıklarını öne çıkardığı görüldü. İYİ Parti’nin resmî duyurusunda Dervişoğlu’nun miting çağrısı; haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, çözülmeye ve Cumhuriyet karşıtı girişimlere karşı “bayrak açma” söylemiyle çerçevelenmişti. Bu hattı Giresun teşkilatı adına sahiplenen Taşgöz, Genel Başkan Dervişoğlu’nun Tandoğan’daki çıkışını şu sözlerle değerlendirdi: “Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Ötüken’den Malazgirt’e, Çanakkale’den Cumhuriyet’e uzanan o sarsılmaz milli şuurun gür sesi olarak haykırmıştır.” Taşgöz, Dervişoğlu’nun siyasi duruşunu “istiklal sesi” olarak tanımlayarak şunları kaydetti: “Liderimizin şer odaklarına ve saray entrikalarına karşı Meclis’te fırlattığı o ilmek, bugün Tandoğan’da milyonların yeminiyle milli bir iradeye dönüşmüştür.” Tandoğan’da Mesaj: Parti Değil, Bayrak Öne Çıktı Ulusal basında mitingin en çok dikkat çeken yönlerinden biri, meydanda parti sembollerinden çok Türk bayrağının öne çıkarılması oldu. Cumhuriyet’in haberine göre Dervişoğlu, konuşmasında Tandoğan’da “parti, hizip ve şahsi hesap” olmadığını, meydanda “sadece Türkiye” bulunduğunu söyledi. Taşgöz de açıklamasında bu vurguyu Giresun teşkilatı üzerinden genişletti. Ona göre Tandoğan’da açılan bayrak, yalnızca bir miting sembolü değil; Cumhuriyet, üniter devlet, sosyal adalet ve ekonomik itirazın ortak adıydı. “Harun Gibi Gelip Karunlaşanların Saltanatına Başkaldırıyoruz” Taşgöz, açıklamasında yalnızca güvenlik ve millî birlik başlıklarına değil; emekli, işçi, esnaf ve fındık üreticisinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkat çekti. Yerel basında daha önce de Taşgöz’ün hukuk, demokrasi ve ekonomik kriz arasında doğrudan bağ kurduğu; Giresun’da fındık üreticisi, esnaf ve emeklilerin sorunlarını gündeme taşıdığı görülmüştü. Yeni Giresun’un haberinde Taşgöz’ün “Demokrasi sarsılırsa ekmek küçülür” değerlendirmesi ve Giresun’daki ekonomik sıkıntılara ilişkin açıklamaları yer almıştı. Tandoğan sonrası açıklamasında bu çizgiyi sertleştiren Taşgöz, meydanda açılan dev Türk bayrağını şu sözlerle tarif etti: “Anayasa’mızın ilk dört maddesine göz diken, üniter devlet yapımızı çatlatmak isteyen hainlere karşı sarsılmaz bir kalkan; Gazi Meclis’in kutsiyetini terörün gölgesiyle kirletmek isteyenlere karşı çekilmiş bir adalet kılıcı; ekonomik buhran altında inim inim inleyen emeklimizin, fındık üreticimizin, işçimizin ve esnafımızın ahını sormak için kaldırılmış helal bir isyan bayrağıdır.” Taşgöz, İYİ Parti’nin millî güvenlik hassasiyetini sosyal adalet vurgusuyla birlikte ele aldığını belirterek şu mesajı verdi: “Harun gibi gelip Karunlaşanların dünyevi saltanatına karşı; hakkı, hukuku ve adaleti savunan Giresun’un bu yiğit evlatları var olduğu sürece, ne teröre geçit vereceğiz, ne de şanlı al bayrağımız göklerden inecektir.” “Giresun Teşkilatı Bu Ülkenin Manevi Sigortasıdır” İYİ Parti Giresun teşkilatında son dönemde yeniden yapılanma ve kongre süreci de dikkat çekmişti. Yerel basına göre İnan Taşgöz, İYİ Parti Giresun İl Başkanlığı seçiminde yeniden başkan seçilerek güven tazeledi; Giresun Öncü Gazetesi, kongrede Taşgöz’ün mevcut başkan olarak seçimi kazandığını ve teşkilatın yeni dönemde daha güçlü çalışacağı mesajı verdiğini aktardı. Tandoğan’daki katılımı bu teşkilat iradesinin sahadaki karşılığı olarak değerlendiren Taşgöz, Giresun’dan Ankara’ya giden partililere şöyle seslendi: “Sizler bu davanın çimentosu, bu toprakların manevi sigortasısınız.” Taşgöz’e göre Giresun teşkilatının Tandoğan’daki duruşu, Karadeniz’in tarihî direniş hafızasıyla Cumhuriyet’in kurucu değerlerini aynı çizgide buluşturdu. “Kutlu Yürüyüşümüz Başlamıştır” Açıklamasının sonunda sert ve kararlı bir siyasi mesaj veren Taşgöz, Tandoğan mitinginin yalnızca bir günle sınırlı kalmayacağını, İYİ Parti açısından yeni bir mücadele döneminin işareti olduğunu söyledi. Taşgöz, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Ne saray barikatları ne de Kandil’in kirli hesapları inanmış sineler karşısında duramayacaktır. Kutlu yürüyüşümüz başlamıştır. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” Haber

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ”

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık değerlendirmesinde ekonomi, hukuk, tarım ve devlet yönetimi üzerinden iktidara sert eleştiriler yöneltti. Taşgöz, Türkiye’nin yalnızca ekonomik krizle değil, hukuk ve yönetim kriziyle de karşı karşıya olduğunu belirterek, “Hukukun olmadığı yerde ekonomi olmaz. Türkiye kayyum düzeniyle yönetilemez” dedi. “DEVLET CİDDİYETİ AŞINDIRILIYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, hukuk tartışmaları ve devlet kurumlarında yaşanan güven kaybına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Taşgöz, vatandaşın alım gücünün her geçen gün düştüğünü, devlet kurumlarının da yönetim anlayışı nedeniyle zayıflatıldığını savundu. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun yalnızca enflasyonla açıklanamayacağını belirten Taşgöz, “Bugün vatandaşın cebindeki para erirken, devletin temel kurumları da aşındırılıyor. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca enflasyon değildir; asıl sorun devlet ciddiyetinin kaybolmasıdır” ifadelerini kullandı. “ANADOLU ÜRETEMEZ HALE GETİRİLDİ” Tarım politikalarını da eleştiren Taşgöz, çiftçinin son yılların en ağır ekonomik baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Köylerin boşaldığını, üreticinin toprağından koptuğunu ve Türkiye’nin birçok temel üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirten Taşgöz, tarımdaki gerilemenin yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik boyutu da taşıdığını ifade etti. Taşgöz, “Anadolu boşalıyor. Köyler boşalıyor. Üretici toprağından kopuyor. Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye bugün birçok temel üründe dışa bağımlı hale getirildi. Çiftçi üretmek istiyor ama kazanamıyor. Kazanamayan üretici toprağını terk ediyor. Bu yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik sorunudur” dedi. “TARIMDAKİ ÇÖKÜŞ SOFRAYA ZAM OLARAK YANSIYOR” İnan Taşgöz, tarımda yaşanan üretim kaybının doğrudan pazar ve market fiyatlarına yansıdığını söyledi. Üreticinin maliyetler altında ezildiğini, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Taşgöz, yanlış tarım politikalarının hem üreticiyi hem de vatandaşı aynı anda mağdur ettiğini dile getirdi. Taşgöz, üretim ekonomisinin güçlendirilmediği bir ülkede hayat pahalılığıyla kalıcı mücadele edilemeyeceğini vurguladı. “HUKUKUN OLMADIĞI YERDE EKONOMİ OLMAZ” Taşgöz, açıklamasında hukuk sistemine ilişkin eleştirilerine de geniş yer verdi. Yatırım, kalkınma ve ekonomik güvenin temel şartının hukuk devleti olduğunu belirten Taşgöz, mülkiyet hakkı, bağımsız yargı ve öngörülebilir yönetim anlayışı olmadan ekonomik istikrar sağlanamayacağını söyledi. Taşgöz, “Hukukun üstünlüğü zedelenirse ekonomi de çöker. İnsanlar yarın neyle karşılaşacağını bilmiyorsa yatırım yapmaz. Mülkiyet hakkının tartışıldığı, şirketlere kayyum atamanın sıradanlaştığı bir ülkede güven ortamı oluşmaz” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE GÜÇLÜ KURUMLARA VE BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYAÇ DUYUYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Taşgöz, Türkiye’nin yeniden güçlü kurumlara, bağımsız yargıya ve liyakat esaslı devlet yönetimine dönmesi gerektiğini belirtti. Kayyum uygulamaları üzerinden iktidarı eleştiren Taşgöz, devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukuk ve kurumsal aklın esas alınması gerektiğini söyledi. Taşgöz, hukuk güvenliğinin zedelendiği bir ortamda hem vatandaşın hem yatırımcının geleceğe güvenle bakamayacağını ifade etti. “MİLLET GEÇİM DERDİNDE, İKTİDAR GÜNDEM DEĞİŞTİRİYOR” Taşgöz, iktidarın toplumun gerçek sorunlarından uzaklaştığını savundu. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, gençlerin gelecek planlarını yurt dışında kurduğunu, esnafın kepenk kapatma noktasına geldiğini belirten Taşgöz, iktidarın çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti izlediğini söyledi. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdinde. Emekli ay sonunu getiremiyor. Gençler gelecek planlarını başka ülkelerde kuruyor. Esnaf kepenk kapatıyor. Buna rağmen iktidar milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti yürütüyor” dedi. “CUMHURİYETİN AYARLARINA DÖNÜLMELİ” Açıklamasının sonunda Cumhuriyet’in temel ilkelerine dönüş çağrısı yapan Taşgöz, Türkiye’nin çıkış yolunun hukuk, liyakat ve üretim ekonomisinden geçtiğini belirtti. Taşgöz, ülkenin yeni krizlere değil, yeni bir milli kalkınma hamlesine ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “Türkiye’nin ihtiyacı saray siyaseti değil devlet ciddiyetidir. Türkiye’nin ihtiyacı kutuplaşma değil milli birliktir” diyen Taşgöz, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hukuku, üretimi ve liyakati esas alan bir devlet düzeninin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. “MİLLETİN İRADESİ YENİDEN DEVLET YÖNETİMİNDE HÂKİM OLMALI” İnan Taşgöz, Türk milletinin tarih boyunca büyük zorlukları aşmayı başardığını belirterek, yönetimde millet iradesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, sözlerini “Türk milleti tarih boyunca her zorluğu aşmıştır. Yeter ki milletin iradesi yeniden devlet yönetiminde hâkim olsun” ifadeleriyle tamamladı.

Ümit Özdağ: Türkiye’de mutlak butlan kadar mutlak yoksulluk da var Haber

Ümit Özdağ: Türkiye’de mutlak butlan kadar mutlak yoksulluk da var

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlediği toplantıda ekonomik krizi, yoksulluğu ve tarım politikalarını eleştirdi. Sığınmacıların gönderileceğini belirten Özdağ; yargı kararları, terörle mücadele ve uyuşturucuyla savaş konularında açıklamalarda bulundu. ANKARA (İGFA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak ekonomik sorunlar, yargı kararları, terörle mücadele ve sığınmacı politikaları hakkında açıklamalarda bulundu. Özdağ, 21 Mayıs’ta alınan “mutlak butlan” kararını eleştirerek bunun Türkiye’de demokrasiye ve hukuk devletine yönelik bir müdahale olduğunu savundu. İktidarın bu tartışmalar üzerinden ekonomik sorunları geri plana itmeye çalıştığını öne süren Özdağ, “Türkiye’de sadece mutlak butlan değil, aynı zamanda mutlak yoksulluk da söz konusu. İktidar, siyaseti manipüle ederek yoksulluğu gizlemeye çalışıyor” dedi. Ekonomik göstergelere dikkat çeken Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türk-İş verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 35 bin 174 lira, yoksulluk sınırının ise 114 bin 576 lira olduğunu belirtti. Asgari ücret ve emekli maaşlarının bu seviyelerin çok altında kaldığını ifade eden Özdağ, vatandaşların geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarını da eleştiren Özdağ, bütçe harcamalarında yatırımların geri planda kaldığını savunarak, ilk dört ayda faiz ödemelerinin yatırım harcamalarının 7,5 katına ulaştığını öne sürdü. Merkez Bankası rezervlerinde yaşanan düşüşe de değinen Özdağ, siyasi gelişmelerin ekonomiye olumsuz yansıdığını iddia etti. Tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı hububat alım fiyatlarının enflasyonun altında kaldığını savundu. Türkiye’nin buğday üretiminde yıllardır aynı seviyede kaldığını belirten Özdağ, tarım sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Zafer Partisi’nin ekonomi programına da değinen Özdağ, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulacağını ve planlı serbest piyasa ekonomisine geçileceğini ifade etti. Tarım, sanayi ve üretim odaklı kalkınma modeliyle Türkiye’nin yeniden refah seviyesini yükseltebileceğini savundu. Sığınmacı politikalarına ilişkin görüşlerini de paylaşan Özdağ, Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi halinde sınır güvenliğinin güçlendirileceğini ve düzensiz göçmenlerin uluslararası hukuk çerçevesinde ülkelerine gönderileceğini söyledi. Uyuşturucu kullanımındaki artışa da dikkat çeken Özdağ, bağımlılıkla mücadelede daha sert ve kapsamlı politikalar uygulanması gerektiğini belirtti. Uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığının toplumsal bir tehdit haline geldiğini ifade eden Özdağ, bu alanlarda zorunlu tedavi uygulamalarının gündeme alınması gerektiğini dile getirdi. Basın toplantısında terörle mücadele ve çözüm süreci tartışmalarına da değinen Özdağ, PKK ile yürütüldüğünü öne sürdüğü görüşmeleri eleştirerek, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik bazı açıklamalara tepki gösterdi. CHP'de yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, parti içindeki tartışmaların ötesinde demokrasi ve hukuk devleti açısından dış müdahale boyutu bulunduğunu savundu. Zafer Partisi’nin herhangi bir siyasi grubun değil, devletin ve demokrasinin yanında olduğunu söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da yanıt veren Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin siyasi tutumunu bağımsız şekilde belirlediğini ifade ederek, partisinin Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmaya devam edeceğini kaydetti.

ADD’DEN ÖZGÜR ÖZEL’E DESTEK ZİYARETİ Haber

ADD’DEN ÖZGÜR ÖZEL’E DESTEK ZİYARETİ

ADD’DEN ÖZGÜR ÖZEL’E DESTEK ZİYARETİ Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Dr. Hüsnü Bozkurt ve ADD Genel Saymanı Ecz. Basri Gürsoy, 2 Haziran’da CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i TBMM’deki makamında ziyaret etti. Görüşmede üniter ulus devlet, laik Cumhuriyet, dil birliği, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü ile demokrasi ve hukuk devleti vurgusu öne çıktı. ZİYARET TBMM’DE GERÇEKLEŞTİ Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Dr. Hüsnü Bozkurt ve ADD Genel Saymanı Ecz. Basri Gürsoy, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i 2 Haziran’da TBMM’deki makamında ziyaret etti. Görüşmede Türkiye’nin içinden geçtiği süreç, Cumhuriyet’in temel değerleri, laiklik, üniter devlet yapısı, dil birliği, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü ile demokrasi ve hukuk devleti başlıkları değerlendirildi. BOZKURT: TARİHİN DOĞRU YERİNDE DURMA SORUMLULUĞUMUZ VAR ADD Genel Başkanı Dr. Hüsnü Bozkurt, ziyaretin ardından yaptığı değerlendirmede, yaşanan süreci bir memleket meselesi olarak gördüklerini belirtti. Bozkurt, üniter ulus devlete, laik Cumhuriyet’e, dil birliğine, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmanın tarihsel bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, bu anlayışla CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e dayanışma duygularını ilettiklerini ifade etti. Bozkurt, Özel’e nazik ev sahipliği ve sıcak ilgisi nedeniyle teşekkür etti. GÜRSOY: TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE DAİR İNANCIMIZ GÜÇLENDİ ADD Genel Saymanı, Bulancaklı Ecz. Basri Gürsoy da görüşmenin Türkiye’nin güncel sorunları ve geleceği üzerine verimli geçtiğini belirtti. Gürsoy, Özgür Özel’in daha sonra CHP grup toplantısında yaptığı konuşmaların kararlı ve özgüvenli bir siyasal duruş ortaya koyduğunu ifade ederek, Türkiye’nin yeniden hukuk, demokrasi ve Cumhuriyet değerleriyle buluşacağına olan inançlarının güçlendiğini söyledi. ÖZEL’DEN ADD’YE MEMNUNİYET MESAJI Gürsoy, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Atatürk Türkiyesi’nin, Cumhuriyet’in ve demokrasinin savunucusu olan Atatürkçü Düşünce Derneği’ni yanında görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiğini aktardı. ADD’nin Cumhuriyet değerleri, laiklik, hukuk devleti ve demokrasi konusundaki çizgisinin Türkiye’nin içinde bulunduğu süreçte daha da önem kazandığını belirten Gürsoy, Genel Başkan Dr. Hüsnü Bozkurt’un öncülüğünde Özgür Özel’e desteklerini ilettiklerini kaydetti. CUMHURİYET DEĞERLERİ ETRAFINDA DAYANIŞMA MESAJI Ziyaret, Türkiye’de hukuk devleti, demokrasi, laiklik ve Cumhuriyet değerleri etrafında yürüyen siyasi tartışmanın içinde dikkat çeken bir temas olarak öne çıktı. ADD’nin kurumsal çizgisi ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son dönemde yaptığı hukuk, demokrasi ve Cumhuriyet vurguları aynı siyasal zeminde buluştu. Görüşme, yalnızca bir nezaket ziyareti değil, Cumhuriyet’in temel değerleri ve ülkenin bütünlüğü konusunda verilen dayanışma mesajı olarak değerlendirildi. Gürsoy, Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefi doğrultusunda tam bağımsız, demokratik ve laik Türkiye için mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek, “Umudumuz büyük, kararlılığımız tamdır. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Atatürk devrimleri” ifadelerini kullandı.

CHP kurultay davasında çarpıcı karar! O kurultay 'mutlak butlan' sayıldı, yönetim için tedbir kararı Haber

CHP kurultay davasında çarpıcı karar! O kurultay 'mutlak butlan' sayıldı, yönetim için tedbir kararı

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararına göre, CHP’nin 4–5 Kasım 2023’teki kurultayı geçersiz sayılarak partinin eski yönetimine dönüş ve yeni yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılması hükmedildi. Karar temyize açık. ANKARA (İGFA) - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği belirtilen kararda, CHP’nin 4–5 Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultay’ın “mutlak butlan” nedeniyle geçersiz olduğu tespit edildi. Karara göre, kurultayın yapıldığı tarihten itibaren alınan tüm kararların hükümsüz sayılmasına hükmedilirken, kurultay öncesi döneme dönülmesi gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda, partinin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerini sürdürmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca, mevcut yönetimin başında bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği aktarıldı. Kararda, 2023 kurultayının “mutlak butlan” ile sakatlanmış sayılması nedeniyle, bu tarihten sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların da geçersiz olduğu ifade edildi. Bu kapsamda CHP İstanbul İl Kongresi’nin de iptal edildiği bildirildi. Mahkemenin kararında ayrıca, tedbiren eski yönetimin karar kesinleşene kadar göreve iade edilmesi gerektiği, kararın Yüksek Seçim Kurulu ve ilgili seçim mercilerine gönderileceği yer aldı. BAKAN GÜRLEK: ELBETTE BU KARARIN TEMYİZ YOLU AÇIKTIR Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP’ye yönelik verilen mutlak butlan kararı hakkında açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, yaptığı açıklamada, verilen kararın vatandaşların demokrasiye olan güvenini pekiştiren bir karar olduğunu ifade ederek, "Hukuk devleti, iddiaları ciddiyetle ele alıp delilleriyle değerlendiren devlettir. Hangi parti söz konusu olursa olsun delegenin ve üyenin iradesinin menfaat, baskı ya da yönlendirmeyle sakatlanması kabul edilemez" diye konuştu. https://twitter.com/abakingurlek/status/2057488030513160697 "Elbette bu kararın temyiz yolu açıktır" diyen Bakan Gürlek, "Herkesin bu karara saygı göstermesi büyük önem taşıyacaktır. Bizim için temel ilke, irade milletindir, delegenindir, üyelerindir. Bu iradeye gölge düşüren her unsurun karşısında hukuk devleti dimdik durur" dedi. ÖZGÜR ÖZEL: ACIYA KATLANMAYI AMA TESLİM OLMAMAYI VADEDİYORUM Söz konusu karar ardından CHP'den tedbiren uzaklaştırılmasına karar verilen Özgür Özel ise, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım dikkat çekti. https://twitter.com/eczozgurozel/status/2057494200564801986 "Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum" diyen Özel, "Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!" sözlerinin yer aldığı videosunu paylaştı.

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN 3 MAYIS ÇAĞRISI: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR Haber

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN 3 MAYIS ÇAĞRISI: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR

BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN 3 MAYIS ÇAĞRISI: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR Yedi basın meslek örgütü, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde gazetecilerin cezaevinden çıkarılması, gazetecilik faaliyetlerini suç sayan uygulamaların sonlandırılması ve basın özgürlüğünü sınırlayan yasal düzenlemelerin kaldırılması çağrısı yaptı. Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, DİSK Basın-İş Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla ortak açıklama yaptı. Ortak açıklama, 3 Mayıs 2026’da Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin resmi internet sitesinde “Özgür Basın olmadan Demokrasi olmaz” başlığıyla yayımlandı. bianet, açıklamayı aynı gün saat 13.00’te “Gazetecilik suç değildir, cezaevinde gazeteci olmaz” başlığıyla haberleştirdi. T24 ise açıklamayı saat 14.56’da “Gazetecilerin özgür olmadığı ülkede toplum da özgür değildir” başlığıyla okurlarına aktardı. AÇIKLAMAYI DİREN YURTSEVER OKUDU Basın meslek örgütleri, Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde bir araya geldi. Ortak açıklamayı gazeteci ve DİSK Basın-İş Disiplin Kurulu Üyesi Diren Yurtsever okudu. Meslek örgütleri, Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğü alanında ağır bir tabloyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Açıklamada, “Basın özgürlüğü endeksinde dört basamak daha gerileyen ülkemiz 180 ülke içerisinde 163’üncü sıraya inmiştir” ifadeleri kullanıldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer aldı. RSF, Türkiye’de “dezenformasyon”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “devlet kurumlarını aşağılama” suçlamalarının gazeteciliği baskılamak ve medya çalışanlarını hapsetmek için kullanıldığını bildirdi. “3 MAYIS DERİN BİR KRİZİN SEMBOLÜNE DÖNÜŞTÜ” Basın meslek örgütleri, 3 Mayıs’ın Türkiye’de basın özgürlüğü açısından krizin görünür hale geldiği bir gün olduğunu vurguladı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “3 Mayıs, basın özgürlüğü açısından derin bir krizin sembolüne dönüşmüş durumdadır. Gazetecilik faaliyetleri giderek daha fazla kriminalize edilmekte; haber yapmak, gerçekleri açığa çıkarmak ve kamuoyunu bilgilendirmek suç unsuru gibi gösterilmektedir.” Meslek örgütleri, cezaevlerinde tutulan gazetecilerin basın üzerindeki baskının en somut göstergelerinden biri olduğunu belirtti. “HALKIN HABER ALMA HAKKINA MÜDAHALE” Ortak açıklamada, gazetecilerin yaptıkları haberler, yazılar, sosyal medya paylaşımları ve kamuoyunu bilgilendirme faaliyetleri nedeniyle tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevlerinde bulunduğu ifade edildi. Açıklamada şu cümleler öne çıktı: “Aylarca, hatta yıllarca süren tutukluluklar; iddianamesiz dosyalar; gizli tanık beyanlarına dayanan yargılamalar ve mesleki faaliyetlerin ‘suç’ kapsamına alınması, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.” “Cezaevindeki gazeteciler yalnızca özgürlüklerinden değil, mesleklerini icra etme haklarından da mahrum bırakılmaktadır. Bu durum, doğrudan halkın haber alma hakkına müdahale anlamı taşımaktadır.” “GAZETECİLER SUSTURULDUĞUNDA TOPLUM GERÇEKLERDEN KOPARILIR” Basın meslek örgütleri, gazetecilerin cezaevinde tutulmasının yalnızca gazetecilere yönelik bir hak ihlali olmadığını, toplumun haber alma hakkını da hedef aldığını bildirdi. Açıklamada, “Gazetecilerin cezaevinde olması, toplumun gerçeklerden koparılması anlamına gelir” ifadeleri kullanıldı. Meslek örgütleri, gazetecilerin susturulmasının işçi direnişlerinin, emekçilerin hak arayışlarının, kadınların, gençlerin ve ezilenlerin sesinin görünmez hale gelmesine yol açtığını belirtti. GAZETECİLER İŞSİZLİK, GÜVENCESİZLİK VE BASKI ALTINDA Ortak açıklamada, Türkiye’de fikir işçilerinin ekonomik ve siyasal kuşatma altında olduğu vurgulandı. Meslek örgütleri, medya sahipliğinin tekelleşmesi, kamu kaynaklarının iktidara yakın medya organlarına aktarılması ve bağımsız gazeteciliğin sistematik biçimde zayıflatılmasının oto-sansürü yaygınlaştırdığını belirtti. Açıklamada, “Gazeteciler işsizlik, güvencesizlik ve baskı üçgeninde mesleklerini sürdürmeye zorlanmaktadır” ifadeleri yer aldı. Genç gazetecilerin meslekten uzaklaşmasının temel nedenleri arasında anti-demokratik uygulamalar ve güvencesiz çalışma koşulları gösterildi. DÖRT TEMEL TALEP AÇIKLANDI Basın meslek örgütleri, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde dört temel talep sıraladı: “Cezaevlerinde tutulan tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.” “Gazetecilik faaliyetlerini suç sayan tüm uygulamalara son verilmelidir.” “Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır.” “Gazeteciler için güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı, sendikal hakların önündeki engeller kaldırılmalıdır.” “ÖZGÜR BASIN OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ” Meslek örgütleri, açıklamayı basın özgürlüğünün demokrasi için vazgeçilmez olduğu vurgusuyla tamamladı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Gazetecilik suç değildir. Cezaevinde gazeteci olmaz. Gerçeğin peşinde koşmak, halkın haber alma hakkını savunmak suç değil, kamusal bir sorumluluktur.” “Özgür basın olmadan demokrasi olmaz. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede, toplum da özgür değildir.” Basın meslek örgütleri, cezaevindeki gazetecilerle dayanışma içinde olduklarını bildirdi ve gerçeği savunmaktan vazgeçmeyen gazetecileri selamladı. AÇIKLAMADA İMZASI BULUNAN MESLEK ÖRGÜTLERİ Ortak açıklamada Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, DİSK Basın-İş Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği’nin imzası yer aldı.

Anayasa Mahkemesi 'aykırılık' bulmadı! Nüfusu 2 bin altına düşen belediyeler köye dönüştürülebilecek Haber

Anayasa Mahkemesi 'aykırılık' bulmadı! Nüfusu 2 bin altına düşen belediyeler köye dönüştürülebilecek

Anayasa Mahkemesi, nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin köye dönüştürülmesini öngören düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti. ANKARA (İGFA) - Anayasa Mahkemesi, 7551 sayılı Kanun’la 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda yapılan ve nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin köye dönüştürülmesini öngören düzenlemeye ilişkin iptal başvurusunu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, söz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmederek iptal talebini reddetti. Başvuruda, düzenlemenin kamu yararına aykırı olduğu, küçük yerleşim yerlerinde nüfus kaybını artırabileceği ve idari yapıların sık değişmesinin hukuki belirlilik ilkesini zedelediği ileri sürülmüştü. Mahkeme ise değerlendirmesinde, belediyelerin kurulması veya tüzel kişiliklerinin kaldırılmasının kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılmasının anayasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda, nüfusu 2 binin altına düşen belediyelerin köye dönüştürülmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa’ya aykırı bir yön taşımadığı belirtildi. Kararda ayrıca, düzenlemenin mahallî idarelerin özerkliğini zedelemediği vurgulandı. Belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması halinde, mevcut seçim döneminin sonuna kadar halk iradesinin korunduğu ve yeni dönemde seçmenlerin köy tüzel kişiliği kapsamında yeniden seçim yapabildiği ifade edildi. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun yerel yönetimlerin yapısını belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olduğuna işaret ederek, söz konusu düzenlemenin daha etkin ve verimli kamu hizmeti sağlama amacı taşıdığını ve kamu yararı ilkesine aykırı olmadığını değerlendirdi. Bu gerekçelerle Mahkeme, kuralın hukuk devleti ilkesi ile mahalli idarelerin özerkliğiyle çelişmediğine karar verdi.

GÖKHAN ŞENYÜREK SİLİVRİ’DE: “MİLLET İRADESİNİ VE HUKUKU SAVUNUYORUZ” Haber

GÖKHAN ŞENYÜREK SİLİVRİ’DE: “MİLLET İRADESİNİ VE HUKUKU SAVUNUYORUZ”

GÖKHAN ŞENYÜREK SİLİVRİ’DE: “MİLLET İRADESİNİ VE HUKUKU SAVUNUYORUZ” CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki isimlerin yargılandığı davayı takip etmek üzere CHP’li il başkanlarıyla birlikte Silivri’de mahkeme salonunda yer aldı. Şenyürek, halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarına yönelik yargı baskısını kabul etmediklerini belirterek, hukukun üstünlüğünü ve adil yargılanma hakkını savunmayı sürdüreceklerini söyledi. CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çalışma arkadaşlarının yargılandığı davayı izlemek üzere Silivri’de bulundu. CHP’li il başkanlarıyla birlikte mahkeme salonunda yer alan Şenyürek, yargı sürecine ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Şenyürek, halkın oylarıyla göreve gelmiş belediye başkanlarının siyasi saiklerle yargı baskısı altına alınmasını kabul etmediklerini ifade etti. Yargılamaların hukuk devleti ilkesi, adil yargılanma hakkı ve demokratik temsil açısından yakından takip edildiğini belirten Şenyürek, millet iradesine yönelik her türlü müdahaleye karşı duracaklarını vurguladı. Silivri’de görülen dava, kamuoyunda siyasi etkileri bakımından da yakından izlenirken, CHP cephesi sürecin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda demokratik temsil ve seçmen iradesi açısından da önemli bir sınav niteliği taşıdığını savunuyor. Bu kapsamda duruşmayı yerinde takip eden CHP’li il başkanları, davaya ilişkin dayanışma mesajı verdi. Gökhan Şenyürek, açıklamasında hukukun üstünlüğünün herkes için güvence olması gerektiğini belirterek, adil ve tarafsız bir yargılama sürecinin demokratik toplum düzeninin temel şartlarından biri olduğunu söyledi. CHP örgütlerinin bu süreçte hem hukuki ilkeleri hem de halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi savunmaya devam edeceğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.