Hava Durumu

#Horon

giresunsonhaber - Horon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Horon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇEPNİLERİN ASIRLIK YOLLARI DİJİTAL HAFIZAYA ALINDI: GİRESUN’DA TARİHİN İZİNDE “OTÇU GÖÇÜ” Haber

ÇEPNİLERİN ASIRLIK YOLLARI DİJİTAL HAFIZAYA ALINDI: GİRESUN’DA TARİHİN İZİNDE “OTÇU GÖÇÜ”

ÇEPNİLERİN ASIRLIK YOLLARI DİJİTAL HAFIZAYA ALINDI: GİRESUN’DA TARİHİN İZİNDE “OTÇU GÖÇÜ” Giresun’da Çepni kültürünün yüzyıllardır taşıdığı yaylacılık mirasının izleri yeniden ortaya çıkarılıyor. Giresun Doğa Sporları Kulübünün 2022’de başlattığı çalışmayla eski otçu göçü yollarından 7 güzergâh GPS ile haritalandırılarak doğa yürüyüşü parkurlarına dönüştürüldü. Espiye’deki Düdül Yaylası yolunda gerçekleştirilen son yürüyüşte yaklaşık 80 doğasever, geçmişte yaylaya ulaşmak için kullanılan 12 kilometrelik tarihî güzergâhta atalarının izini takip etti. YAYLA YOLU ARTIK GPS KAYITLARINDA GİDOSK’un 2022 yılında başlattığı çalışma, sıradan bir doğa yürüyüşü parkuru oluşturmanın ötesinde Giresun’un kaybolma riski taşıyan kültürel güzergâhlarını kayıt altına almayı amaçlıyor. Arazi çalışmaları sonucunda eski yayla ve otçu göçü yollarından 7 ayrı güzergâhın GPS kayıtları çıkarıldı, haritalandırıldı ve işaretlendi. Bu rotalardan biri de Espiye’nin Seydiköy ve Ericek köyleri arasından Düdül Yaylası’na uzanan yol oldu. Yaklaşık 80 kişinin katıldığı yürüyüşte 12 kilometrelik parkur geçildi. Güzergâhın bazı bölümlerinde yaklaşık bir asırlık taş döşeme patikaların halen izlenebildiği belirtiliyor. BUGÜN SPOR İÇİN YÜRÜNEN YOLLARDA BİR ZAMANLAR HAYAT TAŞINIYORDU Bugün sırt çantalarıyla doğa yürüyüşüne çıkanların geçtiği güzergâhlar, geçmişte bambaşka bir hayatın parçasıydı. Espiye Kaymakamı Ahmet Kavanoz’un verdiği bilgiye göre yöre insanı bu yolları yayladaki hayvanlarına ulaşmak, yiyecek ve ihtiyaçlarını taşımak için kullanıyordu. İnsanlar dik ve taşlı patikaları yükleriyle aşarak yaylaya çıkıyordu. Bu nedenle proje yalnızca eski bir yolun yerini belirlemiyor; Giresun’un dağ ile sahil arasında şekillenen eski yaşam düzeninin fiziksel izlerini de görünür hale getiriyor. KEMENÇE VE HORON TARİHÎ YOLA EŞLİK ETTİ Düdül Yaylası güzergâhındaki yürüyüşte kültürel boyut da öne çıktı. Katılımcılar molalarda kemençe eşliğinde horon oynarken, etkinlik dronla görüntülendi. İstanbul’dan etkinlik için Giresun’a gelen katılımcıların da bulunduğu yürüyüşte, geçmişte ağır yüklerle aşılan yollar bu kez kültürel mirası tanımak amacıyla geçildi. GİDOSK Başkanı Ahmet Kılıç, çalışmaların amacını geçmişte yayla ve otçu göçü için kullanılan patikaları günümüz şartlarında doğa yürüyüşü parkurlarına dönüştürmek olarak açıklarken, belirlenen güzergâhların gelecek nesillere aktarılmasını önemsediklerini söyledi. Dijitalleştirilen rotaların ilerleyen süreçte kitapçıklarla kalıcı kültür mirasına dönüştürülmesi planlanıyor. PEKİ ÇEPNİLER KİMDİR? GİRESUN TARİHİNDE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİLER? Otçu göçü yollarının Çepni kültürüyle ilişkilendirilmesi, Giresun açısından yalnızca folklorik bir tanımlama değil. Çepniler, Doğu Karadeniz'in ve özellikle Giresun çevresinin Orta Çağ'daki Türk yerleşim tarihinde belirgin bir yere sahip Oğuz topluluklarından biri. OĞUZLARIN ÇEPNİ BOYU Çepni adına en eski temel kaynaklardan biri, 11. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud'un Oğuz boylarını sıraladığı eseridir. Kâşgarlı'nın listesinde Çepni adı ve boya ait damga yer alır. Reşîdüddin ise 14. yüzyıl başlarında Çepnileri Oğuzların Üçok kolu içerisinde gösterir. Faruk Sümer'in TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki kapsamlı çalışmasına göre Reşîdüddin, “Çepni” adını savaşçılıkla ilişkili bir anlamla açıklamaktadır. Bu bilgiler önemli; çünkü Çepnilerin Karadeniz'deki varlığı yalnızca sözlü kültüre değil, Orta Çağ kaynaklarına kadar uzanan tarihî kayıtlara dayanıyor. 1277: KARADENİZ TARİHİNDE KRİTİK TARİH Çepnilerin Karadeniz'deki siyasi ve askerî varlığının açık biçimde görüldüğü tarihlerden biri 1277. Kaynaklara göre Sinop çevresinde kalabalık bir Çepni topluluğu bulunuyordu. Aynı yıl Trabzon Rum İmparatorluğu'nun Sinop'a yönelik saldırısı Çepniler tarafından engellendi. Ardından Çepni topluluklarının Canik olarak anılan Samsun-Giresun hattındaki ilerleyişleri belirginleşti. TDV İslâm Ansiklopedisi, Samsun-Giresun arasındaki bölgenin fethinde Çepnilerin büyük rol oynadığını kaydediyor. GİRESUN’UN TÜRKLEŞMESİNDE ÇEPNİLERİN ROLÜ Giresun açısından asıl kritik bölüm burada başlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının Giresun tarihine ilişkin kayıtlarında, bölgenin Türkleşmesinde etkili olan Hacı Emir ve oğullarının Çepni Türkmenleriyle bağlantısı vurgulanıyor. TDV İslâm Ansiklopedisi de Bayramlu yöresindeki Hacı Emîrli Beyliği ile Çepniler arasındaki güçlü tarihsel ilişkiye işaret ediyor. Akademik çalışmalar, 14. yüzyıl başlarında Giresun sahillerine yönelen Türkmen faaliyetlerini daha ayrıntılı biçimde ele alıyor. Tarihçi Feridun Emecen'in çalışmasında, Çepni gruplarının başındaki Kuşdoğan Bey'in Giresun'a yönelik ilk Türk askerî hareketlerinde önemli bir lider olduğu; Canik'ten Giresun'un Aksu Vadisi'ne kadar uzanan bir nüfuz alanıyla ilişkilendirilebildiği belirtiliyor. Ancak Kuşdoğan'ın Hacıemiroğulları'nın doğrudan atası olduğuna ilişkin kesin kanıt bulunmadığı da özellikle vurgulanıyor. Bu ayrım önemli: Giresun'un Türk yerleşim tarihinde Çepni etkisi güçlü biçimde belgelenmiş olsa da tarihî şahıslar arasındaki bazı soy ve siyasi bağlantılar konusunda akademik tartışmalar devam ediyor. 1396-1397: GİRESUN’UN FETHİ Çepni tarihinin Giresun bakımından önemli dönüm noktalarından biri de 14. yüzyılın sonlarıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Giresun'un 1396-1397 yıllarında Hacı Emir oğlu Süleyman Bey tarafından fethedildiği, bu gelişmenin ardından Çepnilerin Trabzon yönüne ilerlediği aktarılıyor. 1405 yılına gelindiğinde Trabzon-Erzincan yolunun da Çepnilerin kontrolünde olduğu belirtiliyor. Fatih Sultan Mehmed'in 1461'de Trabzon'u fethetmek üzere bölgeye geldiği dönemde ise Trabzon'un güney ve batı kesimlerinde yoğun bir Çepni nüfusunun bulunduğu tarihî kaynaklara yansımış durumda. BİR DÖNEM BÖLGENİN ADI BİLE “VİLÂYET-İ ÇEPNİ”YDİ Çepnilerin Giresun'daki ağırlığını gösteren en çarpıcı tarihî kayıtlardan biri Osmanlı dönemindeki idarî/coğrafi adlandırma. Yavuz Sultan Selim döneminde Çepnilerin özellikle Giresun-Kürtün-Vakfıkebir hattında yoğun biçimde yaşadığı ve bölgenin batı kesiminin kaynaklarda “Vilâyet-i Çepni” adıyla anıldığı belirtiliyor. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün verdiği bilgilere göre Çepni ili olarak anılan saha Giresun merkez ile Keşap ve Dereli çevresini de kapsıyordu. Dolayısıyla “Çepni” Giresun tarihinde yalnızca bir boy adı değil; bir dönem coğrafyayı tanımlayacak ölçüde güçlü bir tarihsel kimlik. TAHRİR DEFTERLERİ DE OĞUZ İZLERİNİ GÖSTERİYOR 2026'da yayımlanan ve 15-16. yüzyıl Osmanlı tahrir defterlerini inceleyen akademik bir araştırma, Ordu-Giresun hattındaki Oğuz mirasının Çepnilerle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Araştırmada Çepnilerin yanı sıra Alayuntlu, Avşar, Bayındır, Döğer, Eymür, İğdir, Karkın, Kayı, Kınık, Yıva ve Yüreğir gibi Oğuz boylarının adlarını taşıyan yerleşim izleri tespit edildi. Çalışmada Oğuz boy adlarıyla ilişkili 17 köy, 1 mezra, 1 cemaat ve 1 bölük adına ulaşıldığı bildiriliyor. Bu kayıtlar, Ordu-Giresun coğrafyasının Türkleşmesinin tek bir göç hareketinden değil, farklı Türkmen topluluklarının uzun bir tarihsel süreç içerisindeki yerleşimlerinden oluştuğunu gösteriyor. OTÇU GÖÇÜ YOLLARI NEDEN ÖNEMLİ? Bugün GPS cihazıyla kaydedilen Düdül Yaylası'ndaki taş döşeme patikalar bu tarihsel tablonun çok daha yakın dönemlere ulaşan kültürel katmanlarından biri. Bir tarafta Orta Çağ kaynaklarında adı geçen Çepniler, Giresun'un fethi, Vilâyet-i Çepni ve Osmanlı tahrir kayıtları; diğer tarafta ise yüzyıllar boyunca dağ ile yayla arasında kullanılan patikalar, hayvancılık, kemençe, horon ve otçu göçü geleneği bulunuyor. GİDOSK'un yaptığı çalışma bu nedenle sadece “7 yürüyüş rotası oluşturmak” olarak okunmamalı. Projenin haber değeri, eski yolların koordinatlarının çıkarılmasıyla Giresun'un somut olmayan kültürel mirasının fiziksel mekânla yeniden ilişkilendirilmesinde yatıyor. Bir zamanlar insanların sırtlarında yük, önlerinde hayvanlarıyla yürüdüğü yollar bugün GPS kayıtlarına giriyor. Taş döşeme patikalar artık yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; işaretlenmiş rotaları, dijital koordinatları ve hazırlanması planlanan kitapçıklarıyla gelecek kuşaklara bırakılabilecek bir kültür güzergâhına dönüşüyor.

GİRESUN’DA 27. ISLIK DİLİ FESTİVALİ COŞKUSU BAŞLADI Haber

GİRESUN’DA 27. ISLIK DİLİ FESTİVALİ COŞKUSU BAŞLADI

GİRESUN’DA 27. ISLIK DİLİ FESTİVALİ COŞKUSU BAŞLADI UNESCO’nun Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Giresun’un dünyaca ünlü Islık Dili, 27. Islık Dili Festivali ile yeniden gündemin merkezine taşındı. Festivalin Giresun şehir merkezindeki tanıtım programında protokol üyeleri, öğrenciler, yöresel ekipler ve vatandaşlar Debboy’dan Atatürk Meydanı’na yürüdü. Islık Dili gösterileri, horon, yöresel lezzetler ve renkli görüntülerle başlayan festival coşkusu, 6 Eylül Pazar günü Çanakçı’nın Kuşköy köyündeki ana programla devam edecek. Giresun’un Çanakçı ilçesinde nesiller boyunca vadiden vadiye haberleşme yöntemi olarak kullanılan ve bugün kentin dünyaya açılan önemli kültürel değerlerinden biri haline gelen Islık Dili için düzenlenen festivalin 27’ncisi başladı. Çanakçı Kaymakamlığı koordinasyonunda 4-6 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen festivalin ilk büyük buluşması Giresun şehir merkezinde yapıldı. Gazi Caddesi Debboy mevkiinden başlayan geleneksel festival yürüyüşüne Giresun Valisi Mustafa Koç, milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür, siyasi parti ve teşkilat temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, dernek üyeleri, öğrenciler, yöresel ekipler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüş, Giresun Atatürk Meydanı’nda düzenlenen etkinliklerle devam etti. DEBBOY’DAN ATATÜRK MEYDANI’NA FESTİVAL YÜRÜYÜŞÜ Festivalin daha geniş kitlelere tanıtılması amacıyla bu yıl programın bir bölümü Giresun şehir merkezine taşındı. Protokol üyeleri ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüşte yöresel kıyafetler, halk oyunları ekipleri ve festivalin simgesi haline gelen Islık Dili ön plana çıktı. Giresun Valiliği de programın temel amacının UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamında yer alan Islık Dili’nin ve Giresun’un yöresel kültürünün tanıtılması, korunması ve yaşatılması olduğunu vurguladı. Atatürk Meydanı’nda devam eden programda katılımcılar Islık Dili ile konuşmanın nasıl gerçekleştirildiğini yakından görme fırsatı buldu. ISLIK DİLİ MEYDANDA YANKILANDI Festival programının en dikkat çekici bölümlerinden biri Islık Dili ile konuşma tanıtımı oldu. Çanakçı’nın sarp vadilerinde geçmişte insanların kilometrelerce uzaktan birbirleriyle haberleşmesini sağlayan bu geleneksel iletişim biçimi, Giresun şehir merkezinde gerçekleştirilen gösteriyle vatandaşlara tanıtıldı. Islık Dili’nin yalnızca belirli seslerin çıkarılmasından ibaret olmadığı, Türkçedeki kelime ve cümlelerin ıslık seslerine dönüştürülerek karşı tarafa aktarılabildiği gösterildi. Bu yönüyle festival, bir eğlence organizasyonunun ötesinde kaybolma riski taşıyan kültürel bir iletişim geleneğinin canlı biçimde tanıtıldığı bir kültür buluşmasına dönüştü. HORONLA KARADENİZ COŞKUSU Programda Karadeniz kültürünün vazgeçilmez unsurlarından horon da yer aldı. Yöresel ekiplerin gerçekleştirdiği gösteriler festival alanına renk katarken katılımcılar stantları gezerek festival kapsamında hazırlanan etkinlikleri takip etti. Milletvekili Nazım Elmas da programın ardından yaptığı değerlendirmede festivalin renkli görüntülere sahne olduğunu belirterek, halk oyunları gösterilerini izlediklerini, festival alanındaki stantları ziyaret ettiklerini ve vatandaşlarla bir araya geldiklerini ifade etti. Elmas, Islık Dili gibi kültürel değerlerin yaşatılmasının önemine dikkat çekerek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Milletvekili Ali Temür de Giresun’daki 27. Islık Dili Festivali tanıtım yürüyüşüne katıldığını açıkladı. PANCAR ÇORBASI VE MISIR EKMEĞİ İKRAM EDİLDİ Festivalde yalnızca Islık Dili değil, Giresun mutfağının geleneksel lezzetleri de tanıtıldı. Katılımcılara pancar çorbası ikram edilirken festival alanında Giresun’a özgü mısır ekmeği de yer aldı. Böylece programda Islık Dili, halk oyunları ve yöresel mutfak aynı çatı altında buluşturularak Giresun kültürünün farklı unsurları ziyaretçilere tanıtıldı. DÜNYANIN TANIĞI OLDUĞU GİRESUN MİRASI Islık Dili’nin uluslararası ölçekte tanınmasında en önemli gelişme 6 Aralık 2017’de yaşandı. Türkiye’nin başvurusu üzerine Islık Dili, UNESCO tarafından Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alındı. UNESCO kararıyla birlikte Giresun’un Çanakçı ilçesi ve özellikle Kuşköy ile özdeşleşen iletişim kültürü dünya ölçeğinde tescil edilmiş oldu. Ancak “acil koruma” statüsü, Islık Dili’nin gelecek kuşaklara aktarılması konusunda önemli bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Cep telefonları ve modern iletişim araçlarının yaygınlaşması, köylerden kentlere göç ve günlük yaşam biçiminin değişmesiyle birlikte Islık Dili’nin kullanım alanı yıllar içerisinde daraldı. Bu nedenle festivalin temel hedeflerinden biri Islık Dili’ni yalnızca hatırlatmak değil, çocuklara ve gençlere öğretmek ve yaşayan bir kültür olarak geleceğe taşımak. VADİLERİN HABERLEŞME YÖNTEMİYDİ Islık Dili’nin ortaya çıkışında Doğu Karadeniz’in coğrafi şartları belirleyici oldu. Çanakçı ve çevresindeki derin vadiler, yüksek tepeler ve birbirinden uzak yerleşimlerde normal insan sesinin karşı yamaya ulaşması çoğu zaman mümkün değildi. Bölge halkı bu sorunu kelimeleri ıslığa dönüştürerek çözdü. Geçmişte Islık Dili; düğün ve cenaze haberlerinin verilmesinden imece çağrılarına, komşuların birbirlerine seslenmesinden hayvanların yönlendirilmesine kadar günlük hayatın birçok alanında kullanıldı. Telefonun bulunmadığı yıllarda vadinin bir ucundan diğerine gönderilen bir ıslık, kimi zaman insanların en hızlı haberleşme aracı oldu. FESTİVAL GELENEĞİ 1997’DEN BU YANA SÜRÜYOR Islık Dili’nin tanıtılması ve korunması amacıyla Kuşköy’de başlatılan festival geleneğinin geçmişi 1997 yılına kadar uzanıyor. Başlangıçta yerel ölçekte gerçekleştirilen organizasyon, yıllar içerisinde büyüyerek Giresun’un önemli kültür etkinliklerinden biri haline geldi. Festivalin vazgeçilmez etkinlikleri arasında Islık Dili ile konuşma ve mesaj aktarma yarışmaları bulunuyor. Geçmiş yıllarda yarışmacılar kendilerine verilen günlük konuşma cümlelerini ıslıkla başka bir kişiye aktararak Islık Dili’nin gerçek bir iletişim sistemi olarak nasıl çalıştığını ziyaretçilere gösterdi. SON ÜÇ YILDA GELENEK KESİNTİSİZ SÜRDÜ Festivalin 24’üncüsü 2023, 25’incisi 2024, 26’ncısı ise 2025 yılında gerçekleştirildi. 2023 yılındaki festivalde günlük hayatta kullanılan çeşitli cümlelerin Islık Dili’yle karşı tarafa aktarılması büyük ilgi gördü. 2024 ve 2025 organizasyonlarında da Islık Dili yarışmaları ve kültürel etkinlikler devam ederken özellikle geleneğin genç kuşaklara aktarılması yönündeki çağrılar ön plana çıktı. Bu yıl 27’ncisi gerçekleştirilen festivalle birlikte yaklaşık 30 yıllık organizasyon geleneği bir kez daha sürdürüldü. ŞİMDİ SIRA KUŞKÖY’DE Giresun şehir merkezindeki yürüyüş ve tanıtım etkinliklerinin ardından festivalin asıl buluşması 6 Eylül Pazar günü Çanakçı’nın Kuşköy köyünde gerçekleştirilecek. Açıklanan programa göre Kuşköy Festival Alanı’ndaki etkinlikler 10.00-18.00 saatleri arasında devam edecek. Festival programında Islık Dili gösterilerinin yanı sıra kültürel etkinlikler ve müzik programları yer alacak. Böylece 4 Eylül’de Giresun şehir merkezinde başlayan festival, Islık Dili’nin doğduğu ve bugün en güçlü biçimde yaşatıldığı vadilere taşınacak. GİRESUN’UN SESİ KUŞKÖY’DEN DÜNYAYA ULAŞACAK Giresun’da bugün gerçekleştirilen yürüyüş, yalnızca 27. festivalin başlangıcı olmadı. Program aynı zamanda UNESCO tarafından dünya kültür mirası olarak kabul edilen bir Giresun değerinin şehir merkezinden yeniden görünür hale getirilmesi anlamını taşıdı. Bir dönem Çanakçı’nın vadilerinde insanların birbirlerine haber ulaştırmak için kullandıkları ıslıklar, bugün Giresun’un kültürel kimliğini dünyaya anlatan en özgün değerlerden birine dönüşmüş durumda. Giresun merkezindeki renkli başlangıcın ardından gözler şimdi 6 Eylül Pazar günü Kuşköy’de yapılacak ana festival programına çevrildi. Islık Dili, bu kez doğduğu vadilerde yeniden yankılanacak.

Trabzon’da Çoban Derneği Şenliği coşkusu Haber

Trabzon’da Çoban Derneği Şenliği coşkusu

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Düzköy ilçesi Alazlı Mahallesi’nde düzenlenen Çoban Derneği Şenliği’ne katılarak vatandaşlarla buluştu. TRABZON (İGFA) - Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Düzköy ilçesine bağlı Alazlı Mahallesi tarafından düzenlenen Çoban Derneği Şenliği’ne katılarak vatandaşlarla bir araya geldi. Düzköy Kaymakamı Muhammed İbrahim Ağlamaz, Düzköy Belediye Başkanı Selim Çelenk ve binlerce vatandaşın yer aldığı şenlikte horonlar oynanıp türküler söylenerek yöresel yayla kültürü yaşatıldı. HASRET GİDERİYOR, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ PEKİŞTİRİYORUZ Şenliklerin yalnızca eğlence ve kültürel buluşma olmadığını vurgulayan Başkan Genç, “Bu güzel buluşmalar sadece horon oynayıp eğlendiğimiz programlar değil. Gurbette yaşayan hemşehrilerimizle hasret gideriyor, birlik ve beraberliğimizi pekiştiriyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yıl dönümünü kutluyoruz. Bu vesileyle bu aziz toprakları bize vatan olarak bırakan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ecdadımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Biz bu topraklara kolay sahip olmadık. Bu bölgelerde atalarımızın Ruslara karşı verdiği mücadelelerin izleri ve şehitliklerimiz var. Dolayısıyla bu toprakların kıymetini bilmemiz gerekiyor. Burada bir araya gelen binlerce hemşehrimizle aynı zamanda bu toprakların ezelden ebede Türk yurdu olduğunu haykırıyoruz” dedi. DÜZKÖY’E VE TRABZON’A EN GÜZEL HİZMETLERİ SUNMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ Başkan Genç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cenab-ı Allah birliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin. Bugün Türkiye’nin kuzeyinde, güneyinde ve doğusunda savaşlar yaşanırken, batısında tehditler varken, bütün bunların ortasında güçlü bir Türkiye var. Ülkemizin her zamankinden daha güçlü olması gerekiyor. Türkiye’nin savunma sanayisinde İHA, SİHA ve savaş uçaklarıyla kendi gücünü oluşturması, tam bağımsız ve güçlü Türkiye yolunda önemli bir kazanımdır. Bu güçlü Türkiye’nin oluşmasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonun büyük katkısı vardır. Bizler de yerel yönetimler olarak Cumhurbaşkanımızın çizdiği bu vizyon doğrultusunda Trabzon’a, Düzköy’e ve tüm hemşehrilerimize en güzel hizmetleri sunmak için çalışıyoruz. Ancak Trabzonlu hemşehrilerimiz daha fazlasına layıktır.” TRABZON’A ÇAĞ ATLATACAK RAYLI SİSTEMİN TEMELİNİ ATIYORUZ “Trabzon’a çağ atlatacak önemli projelerden biri olan raylı sistem için de artık sona geliyoruz. Düzköy’ümüzün evladı Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’nun da büyük katkılarıyla Trabzon’a yakışır bir raylı sistemi kazandıracağız. İstanbul’da, Ankara’da ve Samsun’da var; niçin Trabzon’da olmasın? Mutlaka olacak dedik. İnşallah salı günü Trabzon’da raylı sistemin temelini atıyoruz. Cenab-ı Allah, açılışını yapmayı da bizlere nasip etsin.”

ŞENYÜREK AĞAÇBAŞI’NDA: KEMENÇE, HORON VE DAYANIŞMA AYNI YAYLADA BULUŞTU Haber

ŞENYÜREK AĞAÇBAŞI’NDA: KEMENÇE, HORON VE DAYANIŞMA AYNI YAYLADA BULUŞTU

ŞENYÜREK AĞAÇBAŞI’NDA: KEMENÇE, HORON VE DAYANIŞMA AYNI YAYLADA BULUŞTU CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Güce’nin Ağaçbaşı Yaylası’nda 18-19 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen Giran Yolu Ağaçbaşı Yaylası Kültür ve Otçu Göçü Festivali’ne katıldı. İki güne yayılan buluşmada kemençe ezgileri, horon halkaları ve yöre sanatçılarının programı, tarım takvimi içinden doğan köklü otçu göçü geleneğini yeniden yaylaya taşıdı. Güce’nin tarihî yayla güzergâhlarından Giran Yolu ile Ağaçbaşı Yaylası, hafta sonunda bölgenin en eski mevsimlik hareketlerinden biri olan otçu göçü etrafında kurulan kültür buluşmasına ev sahipliği yaptı. CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek de şenliğe katılarak yurttaşlarla bir araya geldi; horon ve kemençe eşliğinde yaşatılan geleneğin taşıdığı dayanışma kültürüne dikkat çekti. Şenyürek, şenliğin ardından yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kemençenin sesi, horonun coşkusu ve yaylalarımızın eşsiz güzelliğiyle kültürümüzü ve dayanışma ruhumuzu yaşatan bu anlamlı şenliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese, bizleri içtenlikle karşılayan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.” İKİ GÜNLÜK PROGRAMDA KEMENÇE, TÜRKÜ VE HORON VARDI Festival afişine göre program, 18 Temmuz Cumartesi ve 19 Temmuz Pazar günleri Ağaçbaşı Yaylası’nda gerçekleştirildi. Programın sunuculuğunu Erdal Avcı üstlendi. Cumartesi programında Hakan Köntek, Emre Sarıcı, Ünal Turan, Ali Alim, Erdoğan Erol, Güzel Esma, Kuşçu Hasan, Hicabi Şenlikoğlu, Kemal Şenpınar, Recep Çevik, Mustafa Emin Bayram, Ünsal Yıldız, Burhan Yıldız ve Orkestra Umut Kara’nın isimleri yer aldı. Pazar programı için Sinan Sami, Alim Koca, Samet Ok, Ömer Aktaş, Ali Osman Kargın, Sinan Hancı, Mustafa Emin Bayram ve Orkestra Umut Kara duyuruldu. İki güne yayılan sahne programı, şenliğin günümüzde aldığı biçimi de gösterdi. Tarihî göç yolculuğu; kemençe, türkü, horon ve hemşehri buluşmasıyla geniş kapsamlı bir kültür festivaline dönüşürken Ağaçbaşı Yaylası farklı kuşakları aynı alanda buluşturdu. OTÇU GÖÇÜ TARIM TAKVİMİNDEN DOĞDU Otçu göçü yalnızca yaylada düzenlenen bir eğlencenin adı değil; kıyı köyleri, tarım alanları ve yüksek yaylalar arasında kurulan eski yaşam düzeninin parçası. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri’ne göre aileler haziran ayından itibaren yaylaya çıkarken köydeki tarla ve bahçe işleriyle ilgilenmek üzere bazı aile bireyleri geride kalıyordu. Mısır tarlalarının bakımı tamamlanıp fındık hasadı başlamadan önce köyde kalanlar da toplu biçimde yaylaya çıkıyor, daha önce yaylaya yerleşenlerle buluşuyordu. Bu ikinci ve toplu çıkış; “ot göçü”, “otçu göçü” ve “otçu haftası” adlarıyla anıldı. Geleneğin temmuz ayına yerleşmesinin nedeni de tarımsal üretim takvimiydi. Yaylaya ulaşan kafileler karşılanıyor, çalışmaya ara veriliyor; müzik, oyun ve toplu eğlenceyle göç bir şenliğe dönüşüyordu. Giresun’daki yayla şenliklerinin bugün de çoğunlukla temmuz ve ağustos aylarında yapılması bu tarihsel takvimin izlerini taşıyor. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri AĞAÇBAŞI’NDAKİ RESMÎ KAYIT 2019’A UZANIYOR Ağaçbaşı’ndaki etkinliğin ulaşılabilen resmî dijital kayıtlarından biri 2019 yılına ait. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Portalı, 12-13 Temmuz 2019 tarihli “Güce Ağaçbaşı Yaylası Otçu Göçü” programını ulusal nitelikte bir kültür ve sanat festivali olarak kaydetti. Güce Belediyesi tarafından düzenlenen programın adresi Ağaçbaşı Yaylası Festival Alanı olarak gösterilirken etkinliğin, tarihî yayla göçü güzergâhındaki yaklaşık 50 kilometrelik yolun yürünerek Ağaçbaşı Yaylası’na çıkılması üzerine kurulduğu belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Portalı Bu kayıt, 2019’u geleneğin başlangıç tarihi yapmıyor. Otçu göçü çok daha eski yaylacılık ve üretim düzeninden doğuyor. 2019 kaydı ise Ağaçbaşı güzergâhındaki uygulamanın kurumsal bir festival programına dönüştüğünü gösteren ulaşılabilir resmî belge niteliği taşıyor. TARİHÎ YOL, GELENEĞİN HAFIZASINI TAŞIYOR Otçu göçünün kültürel değeri yalnızca varış noktasında kurulan horon halkasında değil, yolun kendisinde de saklı. Giresun’da 2024 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle yürütülen başka bir yaşatma çalışmasında tarihî yayla güzergâhlarındaki patikalar, taş döşemeler ve konaklama noktaları incelendi. Katılımcılar, Çepni kültüründe önemli yere sahip olan göç rotasını yürüdü. Çalışma, eski yayla yollarının yalnızca ulaşım hattı değil, kuşaklar arasında aktarılan toplumsal hafızanın da parçası olduğunu ortaya koydu. Anadolu Ajansı’nın aktardığı çalışma Ağaçbaşı buluşmasının önemi de burada belirginleşiyor. Festival; kıyı ile yayla arasındaki eski üretim ilişkisini, tarım takvimini, toplu yolculuğu, kemençeyi, horonu ve imece kültürünü aynı zeminde buluşturuyor. Şenliğin günümüzdeki konser ağırlıklı biçimi geniş katılım sağlarken tarihî Giran Yolu’nun, otçu göçünün neden yapıldığının ve yaylaya toplu çıkış geleneğinin program içinde görünür tutulması, kültürel mirasın yalnızca eğlenceye indirgenmeden gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıyor.

KARAOVACIK’TA 27. OTÇUGÖÇÜ COŞKUSU Haber

KARAOVACIK’TA 27. OTÇUGÖÇÜ COŞKUSU

KARAOVACIK’TA 27. OTÇUGÖÇÜ COŞKUSU Espiye’nin geleneksel kültür buluşmalarından Karaovacık Otçugöçü Yayla Şenliği, 11-12 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirildi. İki gün süren şenlikte yöresel sanatçılar sahne alırken, vatandaşlar müzik, horon ve yayla kültürü etrafında buluştu. Programa CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in de aralarında bulunduğu siyasi parti ve belediye temsilcileri katıldı. Espiye Belediyesi tarafından düzenlenen 27. Karaovacık Otçugöçü Yayla Şenliği, Karaovacık Yaylası Şenlik Alanı’nda yapıldı. Doğayla iç içe gerçekleştirilen organizasyon, farklı ilçe ve köylerden gelen vatandaşları aynı yayla kültürü etrafında bir araya getirdi. Otçugöçü geleneği, türküler, kemençe ezgileri ve horonlarla yeniden yaşatıldı. İKİ GÜN BOYUNCA SANATÇILAR SAHNE ALDI 11-12 Temmuz tarihlerinde düzenlenen şenlikte çok sayıda sanatçı ve yerel isim sahneye çıktı. Program afişinde; Hüseyin Bıçak, Hakan Köntek, Özgür Karaduman, Burhan Yıldız, Züleyda Kovancı, Uçan Kemençeci, Erdoğan Erol, Ünal Turan, Köksal Yetkin, Ömer Aktaş, İbrahim Er, Kemal Şenpınar, Hayati Daştan, Emre Yılmaz, Umut Kara, Ali Alim, Güzel Esma, Ali Türkmen, Ahmet Özdemir, Kuşçu Hasan, Kadir Şahin, Mehmet Hancı ve Seyfettin Gönder yer aldı. Sanatçıların seslendirdiği türküler ve yöresel ezgiler eşliğinde şenlik alanında horon halkaları kuruldu. Vatandaşlar, iki gün boyunca hem eğlendi hem de bölgenin yayla kültürüne ortak oldu. CHP HEYETİ DE ŞENLİĞE KATILDI Şenliğe; CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Merkez İlçe Başkanı Olcay Küçük, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, Espiye İlçe Başkanı İbrahim Akgün ve Soğukpınar Belediye Başkanı Mustafa Eyice ile il ve ilçe yönetim kurulu üyeleri katıldı. Heyet, şenlik alanında vatandaşlarla bir araya gelerek etkinliklere eşlik etti. Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, şenliğin ardından yaptığı paylaşımda, yüzyıllardır yaşatılan yayla kültürünün dayanışmayı ve hemşehrilik bağlarını güçlendirdiğine dikkat çekti. Gezmiş, başta Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere ile Soğukpınar Belediye Başkanı Mustafa Eyice olmak üzere şenliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür etti. KARADERE’DEN BİRLİK VE BERABERLİK VURGUSU Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, şenlik öncesinde yaptığı davette, Karaovacık Otçugöçü Yayla Şenliği’nin doğa, kültür ve hemşehrilik ruhunu bir araya getirdiğini belirtti. Karadere, organizasyonun birlik ve beraberliği pekiştirdiğini, bölgenin kültürel değerlerinin yaşatılmasına katkı sunduğunu ifade ederek vatandaşları Karaovacık Yaylası’na davet etmişti. YAYLA KÜLTÜRÜ NESİLDEN NESLE TAŞINIYOR Geçmişte köylerden yaylalara yapılan mevsimlik göçün önemli parçalarından biri olan otçu göçü, bugün şenlikler aracılığıyla kültürel bir buluşmaya dönüşmüş durumda. Karaovacık Otçugöçü Yayla Şenliği de müzik, horon, dayanışma ve hemşehrilik bağlarını aynı alanda buluşturarak bu geleneğin yeni kuşaklara aktarılmasına katkı sağladı. İki gün süren 27. Karaovacık Otçugöçü Yayla Şenliği, sanatçıların sahne programları ve vatandaşların yoğun katılımıyla tamamlandı.

KARABULDUK’TAN ERKÖY’E UZANAN KÜLTÜR YOLCULUĞU Haber

KARABULDUK’TAN ERKÖY’E UZANAN KÜLTÜR YOLCULUĞU

KARABULDUK’TAN ERKÖY’E UZANAN KÜLTÜR YOLCULUĞU Keşap Karabulduk Köyü ve çevre yaylalarının geleneksel mirası, Erköy ev sahipliğinde düzenlenen 4. Otçu Göçü Festivali ile yaşatıldı. Festivalde yayla kültürü, horon, müzik, birlik ve beraberlik mesajlarıyla gelecek kuşaklara taşındı. YAYLA GELENEĞİ ERKÖY’DE BULUŞTU Giresun’un köklü yayla kültürlerinden biri olan Otçu Göçü geleneği, bu yıl da geniş katılımla yaşatıldı. Karabulduk Köyü ve Çevre Yaylaları Koruma ve Güzelleştirme Derneği organizasyonunda, Erköy ev sahipliğinde düzenlenen Geleneksel 4. Otçu Göçü Festivali, köy halkını, gurbetten gelen hemşehrileri ve yayla kültürüne gönül veren vatandaşları bir araya getirdi. Festival, yalnızca bir yayla buluşması olarak değil; geçmişten bugüne taşınan kültürel mirasın yeniden hatırlatıldığı, yaşatıldığı ve gelecek nesillere aktarılmaya çalışıldığı anlamlı bir organizasyon olarak öne çıktı. “YALNIZCA YAYLAYA ÇIKMAK DEĞİL” Etkinlikte verilen mesajlarda, Otçu Göçü’nün sadece yaylaya çıkmaktan ibaret olmadığı vurgulandı. Bu kadim geleneğin; atalarımızdan kalan mirası yaşatmak, köy ve yayla bağını güçlendirmek, kültüre, dile, müziğe, komşuluk ilişkilerine ve köklü değerlere sahip çıkmak anlamı taşıdığı ifade edildi. Karabulduk ve çevre yaylalarının ortak hafızasında önemli bir yere sahip olan Otçu Göçü, geçmişte üretimin, hayvancılığın, imecenin ve yayla yaşamının doğal bir parçasıydı. Bugün ise bu gelenek, festival havasında düzenlenen kültürel buluşmalarla canlı tutuluyor. HORON, MÜZİK VE YÖRESEL RENKLER Festival boyunca yöre halkı, Karadeniz kültürünün vazgeçilmez unsurlarıyla bir araya geldi. Horonlar oynandı, türküler söylendi, yöresel değerler sahneye taşındı. Katılımcılar hem doğayla iç içe vakit geçirdi hem de köy ve yayla kültürünün birleştirici ruhunu yaşadı. Etkinlikte, özellikle genç kuşakların bu kültürle buluşturulması dikkat çekti. Böylece Otçu Göçü geleneğinin sadece geçmişin bir hatırası olarak kalmaması, yaşayan bir kültür olarak geleceğe taşınması amaçlandı. BİRLİK VE BERABERLİK MESAJI Organizasyonda emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür edilirken, birlik ve beraberlik vurgusu yapıldı. Festivalin, Karabulduk Köyü ve çevre yaylaları arasında dayanışmayı güçlendirdiği, hemşehrilik bağlarını pekiştirdiği ve ortak kültürel değerleri görünür kıldığı belirtildi. Verilen mesajlarda, kardeşliğin güçlü, birlik ve beraberliğin daim, bereketin bol olması temennisinde bulunuldu. GELENEK GELECEĞE TAŞINIYOR Erköy ev sahipliğinde gerçekleştirilen Geleneksel 4. Otçu Göçü Festivali, Giresun’un yayla kültürünün hâlâ güçlü biçimde yaşatıldığını bir kez daha gösterdi. Karabulduk’tan çevre yaylalara uzanan bu kültür yolculuğu, geçmişle gelecek arasında kurulan anlamlı bir bağ oldu. Festival, Giresun’da köy, yayla ve gurbet kültürünün ortak belleğini yaşatan; insanları aynı değerler etrafında buluşturan önemli bir kültür etkinliği olarak hafızalarda yerini aldı.

“HORON BİZUMDUR” GUİNNESS REKORUNA GİRDİ Haber

“HORON BİZUMDUR” GUİNNESS REKORUNA GİRDİ

“HORON BİZUMDUR” GUİNNESS REKORUNA GİRDİ MALTEPE’DE 5 BİN KOSTÜMLÜ FOLKLORCU AYNI ANDA HORON OYNADI, KARADENİZ’İN RİTMİ DÜNYA REKORUNA DÖNÜŞTÜ Türkiye Halk Oyunları Federasyonu öncülüğünde İstanbul Maltepe Etkinlik Alanı’nda düzenlenen “Horon Bizumdur” organizasyonu, kültürel bir buluşmanın ötesine geçerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. “7’den 70’e Herkes Tek Yürek” sloganıyla alanda buluşan 5 bin kostümlü folklorcu, aynı anda horon oynayarak Türkiye adına tarihi bir başarıya imza attı. İstanbul Maltepe Etkinlik Alanı, Karadeniz kültürünün en güçlü simgelerinden biri olan horon için tarihi bir güne sahne oldu. Türkiye Halk Oyunları Federasyonu tarafından düzenlenen Guinness Dünya Rekoru denemesinde, Türkiye’nin farklı illerinden gelen binlerce folklorcu aynı halkada buluştu. “Horon Bizumdur” sloganıyla gerçekleştirilen organizasyonda, yöresel kıyafetleriyle alana gelen 5 bin kostümlü folklorcu, aynı anda horon oynayarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. 7’den 70’e herkes aynı halkada buluştu Etkinlik, yalnızca bir rekor denemesi olarak değil, halk oyunlarının birleştirici gücünü ortaya koyan büyük bir kültür buluşması olarak dikkat çekti. Çocuklardan gençlere, yetişkinlerden ileri yaştaki katılımcılara kadar farklı yaş gruplarından binlerce kişi, Maltepe’de aynı ritimde horona durdu. Alanda oluşturulan dev horon halkası, Karadeniz’in coşkusunu İstanbul’a taşıdı. Katılımcıların yöresel kostümleri, kemençe ritmi ve kalabalığın enerjisiyle Maltepe Etkinlik Alanı, adeta büyük bir kültür sahnesine dönüştü. Guinness kuralları açıklandı, deneme resmen başladı Rekor denemesi öncesinde Guinness Türkiye Temsilcisi Şeyda Subaşı, alanda bulunan katılımcılara uygulanacak kuralları anlattı. Katılımcılar, belirlenen kurallar doğrultusunda yerlerini aldı ve aynı anda horon oynamak üzere hazırlandı. Denemenin başlamasıyla birlikte binlerce kişi aynı anda horon oynadı. Etkinlik sonunda yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nun organizasyonu başarıyla tamamladığı ve rekorun tescillendiği açıklandı. Horon dünya sahnesine taşındı “Horon Bizumdur” organizasyonu, Karadeniz’in yöresel oyununu uluslararası bir başarıya dönüştürdü. Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nun hedefi, yalnızca bir Guinness rekoru kırmak değil; horonun kültürel değerini, halk oyunlarının toplumsal gücünü ve Anadolu’nun ortak mirasını dünya gündemine taşımaktı. Bu yönüyle etkinlik, horonun sadece bir yöre oyunu olmadığını; dayanışmayı, ritmi, birlikte hareket etmeyi ve kültürel aidiyeti temsil eden güçlü bir halk mirası olduğunu gösterdi. Ücretsiz eğitimlerle hazırlandılar Rekor denemesi öncesinde İstanbul’un farklı noktalarında ücretsiz horon eğitimleri düzenlendi. Levent, Kadıköy, Kartal-Pendik, Üsküdar, Maltepe, Çekmeköy ve Silivri gibi bölgelerde yapılan çalışmalarla vatandaşlar organizasyona hazırlandı. Eğitim programları, horon bilmeyen ancak bu tarihi rekor denemesinde yer almak isteyen vatandaşlara açık şekilde planlandı. Silivri Ortaokulu’nda da 18 Haziran ve 25 Haziran 2026 tarihlerinde akşam saatlerinde eğitim çalışmaları yapıldı. Kurumsal destekle büyük organizasyon Etkinlik; Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nun öncülüğünde, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal desteğiyle gerçekleştirildi. Organizasyon afişlerinde “Guinness Dünya Rekoru Denemesi”, “7’den 70’e Herkes Tek Yürek” ve “5000 Kostümlü Horoncu” vurguları öne çıkarıldı. Bu geniş katılımlı organizasyon, halk oyunlarının yalnızca sahne gösterisi olmadığını; doğru planlandığında kent meydanlarını, büyük etkinlik alanlarını ve dünya rekoru platformlarını doldurabilecek güçlü bir kültürel değer taşıdığını ortaya koydu. Karadeniz’in ortak dili: Horon Horon, Karadeniz insanının hareketli yaşam kültürünü, dayanışmasını ve kolektif ruhunu yansıtan en güçlü halk oyunlarından biri olarak biliniyor. Maltepe’deki rekor denemesi, bu kültürel mirası yalnızca Karadenizlilerin değil, Türkiye’nin ortak değeri olarak görünür kıldı. Aynı halkada buluşan binlerce kişi, horonun bir müzik ve oyun formunun ötesinde; birlik, coşku ve toplumsal hafıza taşıyan bir kültür dili olduğunu gösterdi. Türkiye’den dünyaya kültürel mesaj Maltepe’de kırılan rekor, Türkiye’nin halk oyunları alanındaki kültürel zenginliğini dünya sahnesine taşıdı. “Horon Bizumdur” sloganı, etkinlik boyunca hem kültürel sahiplenmenin hem de ortak aidiyet duygusunun ana mesajı oldu. Organizasyon, halk oyunlarının genç kuşaklara aktarılması açısından da önemli bir örnek oluşturdu. Ücretsiz eğitimlerle başlayan süreç, binlerce kişinin aynı anda horon oynadığı tarihi bir finalle tamamlandı.

KÜMBET’TE 32. YAYLA COŞKUSU İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI Haber

KÜMBET’TE 32. YAYLA COŞKUSU İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI

KÜMBET’TE 32. YAYLA COŞKUSU İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI Dereli Belediyesi, 8-9 Ağustos’ta Kümbet Yaylası’nda düzenlenecek büyük buluşmaya davet etti Giresun’un en köklü yayla buluşmalarından biri olan Kümbet Yayla Şenliği, bu yıl 32’nci kez doğanın kalbinde kültür, sanat ve horon coşkusunu bir araya getirecek. Dereli Belediyesi tarafından yapılan duyuruya göre şenlik, 8-9 Ağustos tarihlerinde Kümbet Yaylası’nda gerçekleştirilecek. Belediye Başkanı Zeki Şenlikoğlu, “Kemençenin sesini duymaya, yaylanın serin havasını içimize çekmeye hazır mıyız?” sözleriyle vatandaşları Kümbet’in eşsiz yeşilinde buluşmaya çağırdı. Dereli Belediyesi, Giresun’un yayla kültürünü yaşatan en önemli organizasyonlardan biri olan 32. Kümbet Yayla Şenliği için hazırlıklarını sürdürüyor. 8-9 Ağustos tarihlerinde Kümbet Yaylası’nda yapılacak şenlikte kemençe, horon, yöresel kültür, doğa ve birlik beraberlik duygusu aynı atmosferde buluşacak. Belediye tarafından hazırlanan duyuru görselinde, “Dereli Belediyesi 32. Kümbet Yayla Şenliği”, “8-9 Ağustos” ve “Kümbet Yaylası’nda buluşalım” ifadeleri öne çıkarıldı. Görselde yayla kalabalıkları, sahne görüntüsü, Türk bayrağı, yeşil doğa teması ve Kümbet’in simgesel dağ dokusu kullanılarak şenliğin hem kültürel hem de turistik yönü vurgulandı. Şenlik çağrısı Zeki Şenlikoğlu’ndan geldi Dereli Belediye Başkanı Zeki Şenlikoğlu, yaptığı paylaşımda Kümbet’in yalnızca bir yayla değil, Giresun’un kültürel hafızasında özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Şenlikoğlu, vatandaşları şu sözlerle şenliğe davet etti: “Kemençenin sesini duymaya, yaylanın serin havasını içimize çekmeye hazır mıyız? Kümbet Yaylası’nın o eşsiz yeşilinde, omuz omuza kuracağımız dev horon halkalarında buluşmak için geri sayım başladı.” Şenlikoğlu, 8-9 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek 32. Uluslararası Dereli Kümbet Kültür ve Sanat Festivali’nde doğanın kalbinde unutulmaz anlara imza atılacağını belirterek, yayla kültürü ile birlik beraberlik duygusunun Kümbet’in zirvesine taşınacağını ifade etti. Yayla geleneğinden kültür festivaline Kümbet Yayla Şenliği, Giresun’un yüzyıllardır süregelen yayla kültürünün organize bir kültür buluşmasına dönüşmesiyle ortaya çıktı. Dereli ve çevre köylerden yaylaya çıkan ailelerin yaz aylarında bir araya geldiği doğal buluşmalar, zamanla kemençe, horon, yöresel sanatçılar, halk oyunları, yayla ağalığı ve toplumsal dayanışma etkinlikleriyle daha geniş katılımlı bir şenlik kimliği kazandı. Kümbet Yaylası’nın turizm merkezi olarak öne çıkmasıyla birlikte bu gelenek daha da kurumsallaştı. Yerel yönetimler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve yöre halkının katkılarıyla yayla kültürünü yaşatmak, gurbetten gelen Giresunluları memleketle buluşturmak ve Dereli’nin doğal güzelliklerini tanıtmak amacıyla düzenlenen etkinlikler, yıllar içinde Giresun’un en güçlü kültür ve turizm organizasyonlarından birine dönüştü. İlk yıllarda yöre insanının yaz buluşması olarak şekillenen Kümbet etkinlikleri, bugün binlerce kişinin katıldığı büyük bir festival kimliği taşıyor. Kemençenin sesi, horon halkaları, yöresel kıyafetler, yayla çayırları ve toplumsal dayanışma ruhu, şenliğin en güçlü unsurları arasında yer alıyor. Kümbet, Giresun’un yayla turizminde vitrini Dereli ilçesi sınırlarında yer alan Kümbet Yaylası, Giresun’un en bilinen yayla turizmi merkezlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Serin havası, geniş çayırları, orman dokusu ve doğal güzellikleriyle her yıl binlerce kişiyi ağırlayan Kümbet, özellikle yaz aylarında hem Giresunluların hem de çevre illerden gelen ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor. Kümbet Yayla Şenliği de bu turizm değerinin daha geniş kitlelere tanıtılmasında önemli rol oynuyor. Şenlik boyunca yöresel müzikler, halk oyunları, konserler, horonlar ve geleneksel etkinliklerle bölgenin kültürel zenginliği ziyaretçilere sunuluyor. Gurbetçiler memleket havasında buluşacak Kümbet Yayla Şenliği, yalnızca Dereli ve Giresun’da yaşayan vatandaşların değil, şehir dışında yaşayan Giresunluların da memleketle bağ kurduğu özel bir organizasyon olarak öne çıkıyor. Yaz aylarında memleketlerine dönen gurbetçiler, Kümbet’te hemşehrileriyle buluşarak yayla kültürünün bir parçası oluyor. Bu nedenle şenlik, sadece eğlence ve konser programı değil; aynı zamanda memleket hasretinin giderildiği, akrabalık ve hemşehrilik bağlarının güçlendiği sosyal bir buluşma niteliği taşıyor. Kemençe çalacak, horon halkaları kurulacak 8-9 Ağustos tarihlerinde yapılacak şenliğin, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da renkli görüntülere sahne olması bekleniyor. Kümbet’in yeşil çayırlarında kurulacak horon halkaları, kemençe ezgileriyle birleşerek Giresun’un yayla kültürünü bir kez daha zirveye taşıyacak. Festival alanında yöresel sanatçıların sahne alması, halk oyunları gösterilerinin yapılması ve vatandaşların iki gün boyunca Kümbet’in doğal atmosferinde bir araya gelmesi bekleniyor. Dereli’nin tanıtımına katkı sağlayacak Kümbet Yayla Şenliği, Dereli’nin turizm potansiyelini güçlendiren organizasyonların başında geliyor. Şenlik, bölgeye gelen ziyaretçilerle birlikte yerel ekonomiye de hareketlilik kazandırıyor. Konaklama, ulaşım, yöresel ürünler, esnaf hareketliliği ve tanıtım açısından önemli katkılar sunan şenlik, Dereli’nin yalnızca doğal güzellikleriyle değil, kültürel değerleriyle de öne çıkmasını sağlıyor. Kümbet’in zirvesinde birlik mesajı Bu yıl 32’nci kez düzenlenecek olan Kümbet Yayla Şenliği, geçmişten bugüne taşınan yayla geleneğinin güçlü bir temsilcisi olarak dikkat çekiyor. Dereli Belediyesi’nin “Kümbet Yaylası’nda buluşalım” çağrısıyla duyurduğu şenlik, 8-9 Ağustos tarihlerinde Giresun’un kültür, sanat, turizm ve yayla gündeminin merkezinde olacak. Kemençenin sesi, horonun ritmi ve Kümbet’in serin yayla havası, bu yıl da binlerce kişiyi aynı coşkuda buluşturacak.

KULAKKAYA’DA TURİZM ATAĞI: 11,3 MİLYON TL’LİK IPARD YATIRIMI Haber

KULAKKAYA’DA TURİZM ATAĞI: 11,3 MİLYON TL’LİK IPARD YATIRIMI

KULAKKAYA’DA TURİZM ATAĞI: 11,3 MİLYON TL’LİK IPARD YATIRIMI IPARD III Kapsamında Stratejik Turizm Yatırımı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Giresun İl Koordinatörlüğü tarafından, IPARD III Programı 7. Başvuru Çağrı Dönemi kapsamında desteklenen Kulakkaya Pansiyon Projesi için yatırımcı Ebru Hanife Güneş ile sözleşme imzalandı. Toplam 11.339.943,11 TL uygun harcama tutarına sahip yatırım, Kulakkaya Yaylası’nda hayata geçirilecek. Proje, kırsal turizmin kurumsallaşması ve konaklama altyapısının güçlendirilmesi açısından bölgesel kalkınma perspektifinde dikkat çekiyor. Bu yatırım; turizm gelirlerinin kırsal alana yayılması, yayla turizminin dört mevsime yayılması ve sürdürülebilir ekonomik yapı oluşturulması hedefleriyle uyumlu bir model sunuyor. STRATEJİK KONUM VE DOĞAL REKABET AVANTAJI Yaklaşık 1.600 metre rakıma sahip Kulakkaya Yaylası, Doğu Karadeniz yayla turizminin yükselen destinasyonlarından biri olarak öne çıkıyor. Bölgenin doğal avantajları: Yoğun ladin ve göknar ormanları Serin ve düşük nem oranına sahip yaz iklimi Zengin flora ve fauna çeşitliliği Yürüyüş ve doğa sporlarına elverişli topoğrafya Şehir merkezine ulaşım kolaylığı Bu unsurlar, bölgeyi yalnızca klasik yayla turizmi açısından değil; ekoturizm, doğa sporları ve deneyim odaklı alternatif turizm açısından da rekabetçi hale getiriyor. SOSYO-KÜLTÜREL SERMAYENİN EKONOMİYE ENTEGRASYONU Kulakkaya Yaylası, doğal varlıklarının yanı sıra güçlü bir kültürel mirasa sahip. Proje kapsamında bu sosyo-kültürel sermayenin ekonomik değere dönüştürülmesi hedefleniyor. Bölgenin kültürel değerleri: Geleneksel ahşap yayla evleri Yaz aylarında düzenlenen yayla şenlikleri Horon ve kemençe eşliğinde kültürel etkinlikler Yerel mutfak kültürü (karalahana, mısır ekmeği, yayla peynirleri) Yaylacılık geleneğinin sürdürülmesi Planlanan pansiyon yatırımı ile bu değerlerin deneyim turizmi modeli içerisinde paketlenmesi ve katma değere dönüştürülmesi öngörülüyor. DÖRT MEVSİM TURİZM STRATEJİSİ Kulakkaya Yaylası, sezon bağımlı bir destinasyon olmaktan çıkarılarak yıl geneline yayılan bir turizm ekonomisi hedefleniyor. Mevsimsel turizm potansiyeli: İlkbahar: Doğa yürüyüşü, fotoğraf turizmi Yaz: Yayla turizmi, kamp, festival organizasyonları Sonbahar: Manzara ve gastronomi turizmi Kış: Kar manzaralı butik konaklama ve sakin turizm Ayrıca yayla; Kümbet Yaylası ve Göksu Travertenleri (Mavi Göl) gibi önemli turizm merkezlerine olan yakınlığı sayesinde bölgesel turizm rotasında stratejik bir konuma sahip. Bu durum, Dereli ilçesinde destinasyon bütünlüğü oluşturma ve turizm süresini uzatma açısından önemli bir avantaj sunuyor. BÖLGE EKONOMİSİNE ÇARPAN ETKİSİ IPARD III desteği ile hayata geçirilecek yatırımın, kırsal kalkınma ekseninde çok boyutlu ekonomik çıktı üretmesi bekleniyor. Beklenen ekonomik katkılar: Doğrudan ve dolaylı istihdam artışı Kadın girişimciliğinin desteklenmesi Yerel üreticilerin turizm tedarik zincirine entegrasyonu Kırsalda gelir çeşitliliğinin artırılması Dereli’nin turizm markasının güçlendirilmesi IPARD destek mekanizması; kırsal alanlarda yaşam kalitesini yükseltmeyi, göçü azaltmayı ve sürdürülebilir ekonomik yapı oluşturmayı hedefliyor. Kulakkaya Pansiyon Projesi ise bu vizyonun sahadaki somut yansımalarından biri olarak değerlendiriliyor. Dereli İçin Yeni Bir Turizm Eşiği 11,3 milyon TL’lik bu yatırım, yalnızca bir konaklama tesisi projesi değil; kırsal kalkınma, yerel ekonomi ve turizm markalaşması açısından stratejik bir adım niteliği taşıyor. Kulakkaya Yaylası’nda hayata geçirilecek proje ile Dereli’nin turizm kapasitesinin artması, ekonomik hareketliliğin yaygınlaşması ve yayla turizminin daha kurumsal bir yapıya kavuşması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.