Hava Durumu

#Hijyen

giresunsonhaber - Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PASTANE VE UNLU MAMUL İŞLETMELERİNE SIKI DENETİM Haber

PASTANE VE UNLU MAMUL İŞLETMELERİNE SIKI DENETİM

ZABITA EKİPLERİNDEN PASTANE VE UNLU MAMUL İŞLETMELERİNE SIKI DENETİM Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yılbaşı öncesinde artan tüketim yoğunluğunu dikkate alarak halk sağlığını korumak ve vatandaşlara güvenli bir alışveriş ortamı sunmak amacıyla il genelinde faaliyet gösteren pastane, tatlıcı ve unlu mamul üretimi yapan işletmelere yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirdi. Denetimlerde; iş yeri ruhsatlarının geçerliliği, üretim ve satış alanlarının hijyen koşulları, çalışan personelin kişisel temizliği, fiyat tarifelerinin görünür şekilde bulundurulup bulundurulmadığı ile ürünlerin son kullanma tarihleri titizlikle incelendi. Özellikle unlu mamullerde sık karşılaşılan bakteriyel üreme riski, uygunsuz saklama koşulları, çapraz bulaşma ihtimali ve gıda zehirlenmesine yol açabilecek uygulamalar denetimlerin odak noktalarından biri oldu. Zabıta ekipleri ayrıca, tüketici mağduriyetine neden olan eksik gramaj, standart dışı üretim, fiyat–gramaj uyumsuzluğu ve haksız kazanç sağlayan yöntemler konusunda da detaylı kontroller yaptı. Gramaj hilesi ve etiketsiz satış gibi mevzuata aykırı uygulamalara kesinlikle müsamaha gösterilmeyeceği vurgulandı. Denetimler sırasında kurallara uygun şekilde faaliyet gösteren işletmelere teşekkür edilirken, hijyen eksikliği, gramaj ihlali veya gıda güvenliğini riske atan uygulamalar tespit edilen işletmeler hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılacağı bildirildi. Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, denetimlerin yalnızca yılbaşı dönemiyle sınırlı kalmayacağını, yıl boyunca aralıksız sürdürüleceğini belirterek, vatandaş sağlığının her şeyden önce geldiğini ifade etti. Yetkililer ayrıca, vatandaşların şüpheli durumlar, hijyen eksiklikleri veya gramaj ve fiyat uygunsuzluklarıyla karşılaşmaları halinde Zabıta Müdürlüğü’ne bildirimde bulunmalarının denetim süreçlerine önemli katkı sağlayacağını belirtti.

GBŞT’DEN İKİ YENİ OYUN SAHNEYE ÇIKMAYI BEKLİYOR Haber

GBŞT’DEN İKİ YENİ OYUN SAHNEYE ÇIKMAYI BEKLİYOR

GBŞT’DEN İKİ YENİ OYUN SAHNEYE ÇIKMAYI BEKLİYOR Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu, yeni sezon için iki farklı prodüksiyonu tiyatroseverlerle buluşturmak üzere hazırlıklarını tamamlıyor. Yetişkinler ve çocuklara özel olarak tasarlanan eserler, prova süreçlerini başarıyla tamamlayarak sahneye çıkmaya hazır hale geldi. “Troya Faciası ya da Mikenden Kız Kaçırma” adlı yetişkin oyunu, Yunan mitolojisinde geçen ünlü Truva Savaşı'nı yeniden canlandırıyor. Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarından ilham alınarak sahneye taşınan bu yapıt, ana teması savaşlar olan ve bunların iç yüzündeki karanlığı mizahi bir dille anlatmayı amaçlıyor. Savaşların her zaman bir bahanesi olabileceği ve bu uğurda her şeyin feda edilebilir olduğu mesajını kara mizah ile veren oyun, tarih boyunca insanlığın açgözlülüğünden kaynaklanan trajedilere dikkat çekiyor. Bu yapımda, kehanetin gerçekleşmesi sonucu Truvalı Paris tarafından kaçırılan Güzel Helena'nın sadece bir bahane olduğunu ve asıl güçlerin başka amaçlar güttüğünü izleyiciye sunarak, günümüz savaşlarına da ışık tutuyor. Oyunu kaleme alan ve sahneye koyan Erdal Yıldırım. Minik izleyicilere yönelik hazırlanan “Mikropla Savaş” oyunu ise eğlenceli anlatımıyla çocuklara hem eğlenceli anlar yaşatmayı hem de hijyen ve sağlık konularında farkındalık kazandırmayı hedefliyor. Oyunu Gül Yuyucu Yıldırım yazarken, yönetmenliğini Erdoğan Cüneyt Kamanoğlu üstleniyor. Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu yetkilileri, her iki oyuna da Giresunluları tiyatroya davet ediyor. “Troya Faciası ya da Mikenden Kız Kaçırma” oyununun galası; 12 Aralık Cuma günü, “Mikropla Savaş” oyununun ilk gösterimi ise; 15 Aralık Pazartesi günü Vahit Sütlaş Sahnesi'nde izleyiciyle buluşacak. Her Pazartesi çocuk oyunu, her Cuma ise diğer eser sahnelenmeye devam edecek.

Türkiye’de Her 2 Kişiden 1’i İkinci El Alışveriş Yapıyor Haber

Türkiye’de Her 2 Kişiden 1’i İkinci El Alışveriş Yapıyor

sahibinden.com, KONDA Araştırma ile birlikte Türkiye'nin ilk "İkinci El Alışverişte Sürdürülebilirlik Etkisi" araştırmasını açıkladı. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de katılımcıların %45'i son bir yılda ikinci el alışveriş yaptığını belirtiyor. Kuruluşundan bu yana ikinci el ürün alışverişine platform sağlayan sahibinden.com, KONDA Araştırma ile işbirliği yaparak Türkiye'de bir ilk olan “İkinci El Alışverişte Sürdürülebilirlik Etkisi” araştırmasını duyurdu. Türkiye'deki ikinci el alışveriş dinamiklerini ve toplumun sürdürülebilirlik algısını ortaya koyan araştırma sonuçları, düzenlenen bir basın toplantısında açıklandı. Türkiye genelinde 28 ilde 2700 kişiyle yapılan araştırma, ülkemizde neredeyse her iki kişiden birinin son bir yılda ikinci el ürün almış veya satmış olduğunu gösteriyor. Kıyafetten mobilyaya, cep telefonundan beyaz eşyaya kadar geniş bir yelpazede alışveriş yapanların oranı %45’e çıkıyor. Bu veriler, ikinci el alışverişin artık sadece ekonomik bir seçenek değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal bir tercih haline geldiğini de işaret ediyor. “İKİNCİ EL ALIŞVERİŞ TOPLUMSAL DEĞİŞİMİN PARÇASI” Etkinlikte konuşan sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş, araştırma sonuçlarının Türkiye'deki değişimi net bir biçimde ortaya koyduğunu belirtti. Ertaş, “İkinci el alışveriş artık toplumda yerleşik bir davranış haline geldi. Her iki kişiden birinin bu sürece dahil olması, döngüsel ekonomi yaklaşımının güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor” dedi. Çevresel endişeler ve ekonomik durumların tüketim alışkanlıklarını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Burak Ertaş şu şekilde konuştu: “Bugün mevcut olanı onarmak ve yeniden kullanmak hem çevreyi koruyan hem de bütçeyi rahatlatan bir tercih. Biz de bu sürecin sadece bir ticaret modeli değil, aynı zamanda yeni bir kültür yarattığına inanıyoruz. Platformumuzda el değişen her ürün, bu dönüşümün bir parçası haline geliyor. Genç neslin duyarlılığı ve sürdürülebilir yaşama olan ilgisi ise geleceğe dair en güçlü işaretlerden biri.” “TOPLUMSAL ALGI ÖNEMLİ DERECEDE DEĞİŞTİ” KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Aydın Erdem, araştırmanın sonuçları hakkında şöyle bilgi verdi: "Türkiye’de ikinci el alışveriş artık sadece bir seçenek değil. Veriler, bu davranışın bilinçli tüketim ve çevreye duyarlılığın birleştiği yeni bir akışa dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle genç ve eğitimli kitlede ikinci elin hızla normalleşmesi, toplumsal değişimin önemli bir işareti. İkinci elin önündeki sosyal algı engellerinin etkisi artık yaygın değil. Bu, ikinci el alışverişin sürdürülebilir yaşamın güçlü bir parçası haline geldiğini gösteriyor.” ALIŞVERİŞ DİNAMİKLERİ DEĞİŞİYOR Araştırmaya göre ikinci el alışveriş sadece tek seferlik bir deneyim olmanın ötesine geçerek, düzenli tekrarlanan bir alışkanlık haline gelmiş durumda. Her dört tüketiciden biri ayda bir veya daha sık ikinci el ürün satın alıyor. Bu grup araştırmada "gerçek sürdürülebilirlik taşıyıcısı" olarak tanımlanıyor. Düzenli olarak ikinci el alışveriş yapanların profili de araştırmada net bir şekilde ortaya çıkıyor. Ortalama yaş 35. Dijital platformları aktif olarak kullanan, üniversite mezunu bu kitle, büyük şehirlerde yoğunlaşıyor ve ikinci el pazarında dönüşüme öncülük ediyor. ALGI ENGELLERİ YERİNİ BİLİNÇLİ TÜKETİME BIRAKIYOR Türkiye’de ikinci el alışverişe yönelik eski çekinceler hızla kayboluyor. Araştırmada öne çıkan bulgular, sosyal algıdaki değişimin oldukça belirgin olduğuna işaret ediyor. “İkinci el düşük statü göstergesidir” diyenlerin oranı %17’de kalmış durumda. Buna karşılık ikinci el ürün kullananlara yönelik “tasarruflu”, “çevreye duyarlı” ve “tarz sahibi” gibi olumlu ifadeler daha sık dile getiriliyor. Toplumdaki bu değişim, ikinci el alışverişin artık geniş kesimlerce kabul gören bir davranış haline geldiğini ortaya koyuyor. Statüye dayalı eski bariyerler yerini bilinçli tüketim ve sürdürülebilirlik anlayışına bırakıyor. YENİ KUŞAK SÜRDÜRÜLEBİLİR TÜKETİMİ BENİMSİYOR Araştırma; özellikle genç, eğitimli ve şehirde yaşayan kesimin ikinci el alışverişte daha aktif olduğunu gösteriyor. Bu grup israfı azaltmayı, çevresel etkileri düşürmeyi ve sürdürülebilir yaşamı günlük pratiklerinin bir parçası haline getirmiş durumda. Yayımlanan rapora göre Türkiye’de sürdürülebilirlik kavramına aşinalık %61’e, karbon ayak izi farkındalığı ise %40’a ulaşmış durumda. Bu bilincin yayılması ikinci el alışverişe de doğrudan yansıyor. Dijitalleşme ikinci el alışverişi destekliyor. Güvenli ödeme, şeffaf ilan yapısı ve kullanıcı doğrulama adımları bu alanı hem erişilebilir hem de güvenilir hale getiriyor. CEP TELEFONLARI PAZARIN ÖNDE GELENİ Araştırma, ikinci el pazarında cep telefonu ve aksesuarlarının en yoğun hareketliliğe sahip olduğunu gösteriyor. Bu kategori toplam pazarın %54’ünü oluşturuyor. Bu yüksek ilgi, yenilenmiş elektronik ürünlere olan talebi de artırıyor. Diğer kategorilerde giyim ve ayakkabı %42, bilgisayar ve tablet %45, elektrikli ev aletleri ise %41 oranında pay alıyor. Tercihler cinsiyete göre de farklılık gösteriyor. Kadınlar anne-bebek ürünleri, giyim ve mobilya-dekorasyon kategorilerine yönelirken, erkekler daha çok elektronik ürünleri tercih ediyor. Erkek kullanıcıların bilgisayar ve tablet alışverişindeki payı %45’e, cep telefonu kategorisindeki oranı ise %58’e kadar yükseliyor. YAŞAM ALANLARINDA İKİNCİ EL YAYGINLAŞIYOR Araştırma, Türkiye’de hanelerin önemli bir kısmında ikinci el ürün bulunduğunu gösteriyor. Hanelerin %46’sında en az bir kategoriye ait ikinci el eşya yer alıyor. En yaygın kategoriler elektronik (%43), mobilya (%38) ve giyim-ayakkabı (%36) olarak sıralanıyor. Gardıroplarda da benzer bir tablo var. Her üç evden birinde ikinci el kıyafet bulunuyor. Hijyen ve kaliteye yönelik bazı çekinceler nedeniyle bu oran diğer kategorilere göre daha düşük kalsa da araştırma, ikinci el kıyafet kullanımında yukarı yönlü bir eğilim olduğunu gösteriyor. KULLANILMAYAN EŞYA YA SATILIYOR YA DA BAĞIŞLANIYOR Araştırma gösteriyor ki Türkiye’de ikinci el döngüsü sadece ekonomik sebeplerle değil, duygusal tercihlerle de şekilleniyor. Anne-bebek ürünlerinde bağış oranı %72’ye kadar çıkıyor. Elektronik ürünlerde ise satış eğilimi daha güçlü; bu kategoride satış oranı %40'ın üstüne çıkıyor. Veriler, bazı ürünlerde duygusal bağlılığın etkili olduğunu, bazı kategorilerde ise ikinci el alışverişin yerleşik bir davranış haline geldiğini ortaya koyuyor. GENÇ NESİL ONLINE’DA, BÜYÜKLER GELENEKSEL KANALDA Araştırma, ikinci el alışverişte platform tercihinin yaşa göre belirgin bir şekilde farklılaştığını gösteriyor. Sadece online alışveriş yapanların oranı %8, yalnızca geleneksel kanalları kullananların oranı %19. Her iki kanalı birden tercih edenlerin oranı ise %16. Online alışverişi büyük şehirlerde yaşayan, 40 yaş altı ve yüksek eğitimli kullanıcılar tercih ediyor. Geleneksel yöntemleri tercih eden kesim ise çoğunlukla 45 yaşın üzerindeki tüketicilerden oluşuyor. GÜVEN HER ŞEYİN ÜZERİNDE Araştırma, ikinci el alışverişte kararsız kalan tüketiciler için en önemli unsurun güven olduğunu ortaya koyuyor. “Satıcı güven verirse alırım” diyenlerin oranı %83. “Ürün arızasızsa alırım” diyenler %82, “garanti veya iade imkânı varsa alırım” diyenler de %82 seviyesinde. En belirgin endişe ise hijyen kaygısı; bu oran %58’e ulaşıyor. Bu sonuçlar, güven mekanizmalarının ikinci el alışverişte neden kritik öneme sahip olduğunu açıkça gösteriyor. TÜRKİYE YENİ BİR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DÖNEMİNDE Araştırma, ikinci el alışverişin Türkiye'deki yeni tüketim anlayışının bir parçası haline geldiğini gösteriyor. İsrafı azaltma, geri dönüşüme yönelme ve gereksiz tüketimden kaçınma gibi davranışlar toplumun geniş kesimlerinde daha görünür hale geliyor. Bu eğilim, ikinci el alışverişin sürdürülebilirlik anlayışının merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bilinçli tüketicilerin artışı, dijitalleşme ve çevre duyarlılığının artması, Türkiye'de ikinci elin daha yaygın bir tercih haline gelmesinde etkili oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otellerde Yapılan İlaçlamalar Sağlık Açısından Büyük Riskler Taşıyor! Haber

Otellerde Yapılan İlaçlamalar Sağlık Açısından Büyük Riskler Taşıyor!

Beşiktaş'ta bir restoranda yemek yedikten sonra gıda zehirlenmesi şüphesiyle Fatih'teki konakladıkları otelden hastaneye kaldırılan bir ailede, anne baba ve iki çocuğun hayatını kaybetmesi olayının ardından, otelin kısa süre önce ilaçlandığı bilgisinin ortaya çıkması, otel ilaçlamalarında alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine yönelik dikkati artırdı. Otellerdeki ilaçlama uygulamalarının hem misafirlerin hem de çalışanların sağlığı açısından önemli uyarılarla ele alındığı belirtildi. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, haşerelerle mücadelenin doğru yapılmadığı durumlarda ciddi sağlık tehditlerinin ortaya çıkabileceğini vurguladı. Otellerde haşere ve kemirgenler için uygun ortam oluşuyor… Otellerin, yoğun insan hareketliliği, gıda servisi ve farklı iklim koşullarında sürekli kullanılması nedeniyle haşere ve kemirgenlerin üremesi için elverişli ortamlar oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Hamamböceği, tahtakurusu, kemirgen, sinek ve sivrisinek gibi zararlılar yalnızca konforu bozmakla kalmaz, aynı zamanda salmonella, escherichia coli, leptospiroz, hantavirüs ve alerjen partiküller gibi halk sağlığını tehdit eden riskleri barındırır. Bu nedenle ilaçlama uygulamaları gıda güvenliğini, misafir sağlığını ve işletmenin yasal yükümlülüklerini korumak için oldukça önemlidir. Doğru pestisit kontrol stratejileri otelleri biyolojik bulaşlardan ve hijyen skandallarından korur, bu da işletmenin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler.” dedi. Pestisit kontrolsüz kullanılırsa sağlık riskleri oluşturabilir “Otellerde yapılan ilaçlamaların sağlık açısından büyük tehlikeler barındırabileceğini” belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şunları söyledi: “Pestisitler kontrolsüz kullanıldığında akut ve kronik sağlık risklerine yol açabilir. Akut etkilere solunum yolu irritasyonu, göz-kulak-burun yanması, baş ağrısı, mide bulantısı, ciltte kızarıklık veya nörolojik belirtiler dahildir. Uzun süreli maruziyetlerde endokrin sistem bozuklukları, bazı kanser türleri, nörotoksik etkiler ve üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiler görülebilmektedir. Özellikle kapalı alanda yapılan sisleme veya fumigasyon gibi yoğun uygulamalar sonrası yüzeylerde pestisit kalıntısı kalabilir ve bu, çocuklar, yaşlılar, hamileler ve astım hastaları için ciddi riskler yaratabilir. Yanlış doz, etiket dışı kullanımlar ve yetersiz havalandırma, zehirlenme riskini artıran ana faktörlerdir.” Otel ilaçlamalarında İSG kurallarına özen gösterilmeli! Otellerde ilaçlama yaparken İSG kapsamında dikkat edilmesi gereken temel kurallar olduğuna değinen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Türkiye’de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işverenler, çalışanlarını kimyasal risklere karşı bilgilendirmeli, uygun kişisel koruyucu donanım (maske, gözlük, eldiven, tulum) sağlamalı ve güvenlik bilgi formlarını (SDS/MSDS) erişebilir kılmalıdır. Uygulama yalnızca eğitimli ve belgeli personelle yapılmalı, kapalı alanlarda havalandırma sağlanmalı ve alanda yetkisiz kişilerin bulunmasına izin verilmemelidir. Ayrıca risk değerlendirmesi yapılmalı, kullanılan kimyasalların etiket bilgilerine uyulmalı ve tekrar giriş süreleri belgelenmelidir.” şeklinde konuştu. Kullanılan ürünler ruhsatlı olmalı! Türkiye’de otellerdeki ilaçlamayla ilgili yasal düzenlemeler kapsamında kullanılan pestisitler, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış olmalıdır diyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Halk Sağlığı Alanında Haşere ile Mücadele Usul ve Esasları” ve “Biyosidal Ürünler Yönetmeliği”nin hangi ürünlerin, hangi dozlarda, hangi alanlarda kullanılabileceğini belirlediğini söyledi ve “Uygulayan firmaların sorumlu müdür bulundurması, uygulayıcılarının yetki belgesine sahip olması ve işlemlerin kayıt altına alınması zorunludur. Ayrıca 6331 sayılı İSG Kanunu, kimyasalları kullanırken işverenin eğitim, bilgilendirme ve koruma yükümlülüklerini sıkı bir şekilde belirler. Bu doğrultuda oteller hem sağlık hem de mevzuat uyumunu sağlamakla yükümlüdür.” dedi. Uyarı notları ve uygulama saatlerinin bildirimi önemlidir! İlaçlama hizmeti veren firmaların denetiminin İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri ile Tarım ve Orman Bakanlığı birimlerince yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şunları ekledi: “Ancak denetim sıklığı, illerin, turizm yoğunluğunun ve şikayetlerin durumuna göre değişebilir. Firmaların ruhsat geçerliliği, ürünlerin etiket ve ruhsat uygunluğu, uygulayıcı sertifikaları ve kayıt tutma süreçleri düzenli olarak kontrol edilir. Oteller ilaçlama süreçlerinde personel bilgilendirmesi yapmak zorundadır. 6331 sayılı kanun gereği çalışanların kimyasal maruziyeti hakkında bilgilendirilmesi, eğitim verilmesi ve gerekli koruma ekipmanının sağlanması gerekir. Misafir bilgilendirmesi ise uluslararası iyi uygulamalar çerçevesinde oda kapısına uyarı notu bırakılması, uygulama saatlerinin önceden duyurulması veya kapatma sürelerinin misafirlere belirtilmesi önerilir.” En güvenli yaklaşım 24 saat bekleme ve iyi havalandırma İlaçlamanın ardından odalar veya ortak alanların kullanım süresinin, kullanılan ürünün niteliklerine ve uygulama yöntemine bağlı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, sözlerini şöyle tamamladı: “Etiket bilgilerinde belirtilen ‘tekrar giriş (re-entry)’ süresi esas alınmalıdır; bazı yüzey spreylerinde 1–2 saatlik havalandırma yeterli iken, sisleme veya fumigasyon gibi yoğun uygulamalarda süre 12–24 saati bulabilir. Oda veya ortak alanın tekrar kullanılmasından önce mutlaka havalandırılmalı, temas yüzeyleri temizlenmeli ve yiyecek hazırlama alanlarında ekstra hijyen sağlanmalıdır. Etiket talimatı net değilse, en koruyucu çözüm 24 saat bekleme ve güçlü bir havalandırmadır.”

GİRESUN’DA GASTRONOMİ FUARI TARTIŞMASI Haber

GİRESUN’DA GASTRONOMİ FUARI TARTIŞMASI

Giresun’da Gastronomi Fuarı Tartışması: Denetimsizlik ve Şeffaflık Sorunu Giresun’da gerçekleştirilen Gaziantep–Hatay Gastronomi Fuarı, kentte büyük bir tanıtım etkinliği olarak duyurulmasına karşın, şehir ekonomisine negatif etkisi, organizasyon biçimi ve denetim eksiklikleri nedeniyle tartışma yaratarak açıldı ve kapandı. Önce Giresun Pazarcılar Derneği Başkanı Yılmaz Turhan, liman sahasında bulunan Belediye Fuar alanında yarın açılacak olan “Gaziantep- Hayat Gastronomi Fuarı”na “Yöresel ürün pazarı diye açıyorlar ama fuarda her türlü giyim eşyası satılacak. Yarın açılacak olan fuar Giresun esnafına büyük darbe vuracaktır.” eleştirisinde bulunarak destek veren GESOB Başkanı Ali Kara’yı da eleştirmesi başlayan itirazlar, Giresun Aşçılar ve Pastacılar Derneği Başkanı Fırat Canikli'nin, “Giresun’da Gaziantep-Hatay Gastronomi Fuarı adı altında düzenlenen organizasyonun ‘Giresun’un Yeşil Lezzetler Gastronomi Festivali’ne ve Giresun mutfağına saygısızlıktır” açıklamasından sonra erkenden kapılarını kapattı. ... Etkinliği Baytar Organizasyon çatısı altında Giresun Belediyesi ile Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (GESOB) iş birliği ile açıldığı biliniyor. Ancak bu iş birliğinin kapsamı hakkında, kamuoyuna açıklanmış bir protokol veya gelir paylaşımına dair bilgi yok. Fuarda satılan ürünlerin menşei, üretim koşulları ve saklama standartları, son kullanma tarihleri, soğuk zincirleri konusunda herhangi bir resmî bilgi yokken,denetlenip, denetlenmediği de bilinmiyor. Vergi Usul Kanunu’na göre perakende satış fişi kesiyorlar mı? Satış yapılan kişi tüzel kişi veya fatura talep ediyorsa, fatura kesebiliyorlar mı? Vergi kayıtları var mı? Bu detay hakkında da bir bilgi bulunmuyor. Sonuç olarak; Etkinlikte satışa sunulan gıda ürünlerinin hijyen ve üretim koşulları uygun olup, olmadığı herhangi bir kurumdan gıda sağlığı raporlarının olup, olmadığı bilinmiyorken, Bazı stantlarda etiketsiz ürünler satıldığı, soğuk zincir koşullarının sağlanmadığıda fuar ortamında çıplak gözle bile görülebiliyordu. Vatandaşlar, özellikle açıkta sunulan sütlü tatlılar, et ürünleri ve baharatların hijyen standartlarının belirsizliğinde kaderlerine bırakılmışlardı. ... Bu durum Giresun kamuoyunda, “belediye ve esnaf odalarının adının geçtiği bir etkinlikte temel gıda güvenliği kurallarının ihmal edilmesi” yönünde yoğun eleştirileri gündeme getirdi. Sosyal medyada çok sayıda yurttaş, “gastro fuar adı altında kontrolsüz gıda satışı”nın halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirtti. Giresunlu esnafların, dışarıdan getirilen işletmelerin kontrolsüz biçimde satış yapmasının yerel ticareti olumsuz etkilemesi de ayrı bir eleştiri konusu… Şehir esnafının “haksız rekabet yaratıyor” gibi tepkileri de oluşmuş durumda. “Bu fuarlar adı ‘gastronomi’ ama özü ticari... Giresun esnafı dışlanıyor, kentin ekonomisi değil dışarıdaki firmalar kazanıyor.” ... Eğer bir gıda sağlığı skandalı yaşansa, şehrin gastronomi itibarına zarar verebilir: “Giresun mutfağı”, “Karadeniz yöresel ürünleri” gibi değerlerin tanıtımı açısından sıkıntı oluşturabilirdi. Etkinliğin ardından, “tanıtım adı altında yapılan her organizasyonun kamu sorumluluğu taşıması gerektiği” görüşünde yetkili makamlarda bir bilinç oluşmuş olması ihtimali tek tesellimiz olabilir. Giresun’daki Gaziantep–Hatay Gastronomi Fuarı, gastronomi kültürünü tanıtma amacına rağmen, gıda güvenliği, kamu denetimi ve mali şeffaflık konularındaki eksiklikleriyle açıldı ve kapandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.