Hava Durumu

#Hes

giresunsonhaber - Hes haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hes haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA İKİ KIZ KARDEŞİN ARDINDAN ANNELERİNİN DE CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI Haber

GİRESUN’DA İKİ KIZ KARDEŞİN ARDINDAN ANNELERİNİN DE CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI

GİRESUN’DA İKİ KIZ KARDEŞİN ARDINDAN ANNELERİNİN DE CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI Giresun’un Görele ilçesinde iki kız kardeşin hayatını kaybettiği, annelerinin ise kaybolduğu taşkının ardından sürdürülen arama çalışmaları acı haberle sonuçlandı. Anne Zekiye Kırca’nın cansız bedenine bu sabah Kırıklı köyü mevkiinde ulaşıldı. Baba Mehmet Kırca’nın kendi imkânlarıyla kurtulduğu olayda aynı aileden üç kişi yaşamını yitirdi. Görele ve Eynesil ilçeleri sınırlarında bulunan Sis Dağı Yaylası’nda 12 Ağustos günü etkili olan yoğun yağışın ardından, Hamzalı köyü sınırlarındaki Zıva Deresi’nde ani su yükselmesi ve taşkın meydana geldi. Dere kenarında bulunan Kırca ailesi hızla yükselen sulara kapıldı. Baba Mehmet Kırca kendi imkânlarıyla kurtulurken, eşi Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca akıntıda kayboldu. VALİLİK: OLAY SAAT 15.00 SIRALARINDA MEYDANA GELDİ Giresun Valiliği tarafından yapılan ilk açıklamada, olayın saat 15.00 sıralarında meydana geldiği belirtildi. İhbarın ardından bölgeye AFAD, Jandarma, Emniyet, İtfaiye, Sağlık, UMKE, ATAK ve İHH ekipleri sevk edildi. Valilik, çalışmalarda 107 personel, 20 araç ve 7 dalgıcın görev aldığını açıkladı. Su altı ve su üstü arama ekipleri, Zıva Deresi’nin yatağı ve çevresiyle derenin denize ulaştığı hat boyunca arama çalışması yürüttü. Giresun Valisi Mustafa Koç da olay yerine giderek ekiplerden bilgi aldı. Valilikten yapılan açıklamada, arama-kurtarma faaliyetlerinin koordineli ve titizlikle sürdürülmesi talimatının verildiği bildirildi. İKİ KIZ KARDEŞTEN ACI HABER GELDİ Valiliğin açıklamasına göre, kayıp vatandaşlardan ilkinin cansız bedenine saat 16.52’de, suya kapıldığı noktadan yaklaşık 9 kilometre uzaklıkta dere içerisinde ulaşıldı. Diğer kayıp vatandaşın cansız bedeni ise saat 19.20 sıralarında, olay yerinden yaklaşık 11 kilometre uzaklıktaki deniz kenarında bulundu. Arama çalışmalarının ilk gününde Burcu ve Burçin Kırca’nın cansız bedenlerine ulaşılırken, anne Zekiye Kırca’nın bulunması için çalışmalar gece boyunca devam etti. ANNE ZEKİYE KIRCA DA BULUNDU Dere yatağı, çevresi ve deniz hattında sürdürülen çalışmalardan 13 Ağustos sabahı bir acı haber daha geldi. İhlas Haber Ajansının aktardığı bilgiye göre, anne Zekiye Kırca’nın cansız bedeni Kırıklı köyü mevkiindeki balık havuzları yakınlarında bulundu. Böylece Zıva Deresi’ndeki ani su yükselmesi sonucu akıntıya kapılan anne ile iki kızının da cansız bedenlerine ulaşılmış oldu. Zekiye, Burcu ve Burçin Kırca’ya Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. ANİ SU YÜKSELMESİNİN TEKNİK NEDENİ ARAŞTIRILMALI Üç kişinin hayatını kaybettiği olayın ardından Zıva Deresi’ndeki suyun neden bu kadar hızlı yükseldiğinin teknik verilerle ortaya konulması önem taşıyor. Giresun Valiliği, taşkının Sis Dağı Yaylası’nda etkili olan yoğun yağışın ardından meydana geldiğini açıkladı. Ancak olay saatlerinde üst havzaya düşen yağışın miktarı, kısa süreli şiddeti, yoğunlaştığı dere kolu ve taşkın sırasında oluşan debi konusunda henüz ayrıntılı bir teknik rapor yayımlanmadı. Taşkının geliş anını gösteren cep telefonu görüntüleri, suyun dere yatağına kısa sürede güçlü bir akış halinde ulaştığını ortaya koyuyor. Ancak görüntüler, yükselmenin hangi dere kolunda başladığını veya taşkının oluşum mekanizmasını tek başına açıklamaya yeterli değil. YAĞIŞIN KISA SÜRELİ ŞİDDETİ HENÜZ BİLİNMİYOR Sis Dağı’nın üst havzasına 12 Ağustos günü saat 14.00 ile 16.00 arasında düşen toplam yağış miktarı kamuoyuna açıklanmadı. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün kamuya açık sayfasında 24 saatlik toplam yağış değerleri yer alıyor. Buna karşılık ani taşkınların değerlendirilmesinde beş, on ve on beş dakikalık yağış şiddetleri büyük önem taşıyor. Taşkının oluşumunda yağışın etkisinin bilimsel olarak değerlendirilebilmesi için Sis Dağı çevresindeki otomatik meteoroloji istasyonlarının ham kayıtlarıyla olay saatine ait Trabzon Meteoroloji Radarı verilerinin birlikte incelenmesi gerekiyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü de yalnızca PPI radar görüntüsüne bakılarak kesin değerlendirme yapılamayacağını, MAX ve CAPPI gibi hacimsel radar ürünlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. TAŞKIN YÜKSEKLİĞİ VE DEBİ ÖLÇÜMÜ AÇIKLANMADI Olay yerinde taşkın yüksekliği veya debi ölçümü yapılıp yapılmadığına ilişkin kamuoyuna yansıyan bir bilgi bulunmuyor. Dere yatağındaki yüksek su izleri, sürüklenen malzemelerin ulaştığı noktalar ve köprü kesitleri üzerinden geriye dönük hidrolik hesaplama yapılabiliyor. Böyle bir teknik çalışma gerçekleştirildiyse sonuçlarının açıklanması, taşkının büyüklüğünün ve gelişme biçiminin anlaşılmasını sağlayabilir. Dere yatağında heyelan, doğal set veya kopma izi bulunup bulunmadığıyla köprü ve menfezlerde tıkanma tespit edilip edilmediği de yapılacak saha incelemesinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Mevcut aşamada bu ihtimallerden herhangi birini doğrulayan resmî bir tespit açıklanmış değil. ZIVA DERESİ’NDE DEVAM EDEN ÇALIŞMALAR BULUNUYORDU Açık kaynaklarda yer alan 18 Temmuz 2026 tarihli kayda göre DSİ 22. Bölge Müdürü Fatih Kişi, Sis Dağı Sel Kapanı inşaatıyla birlikte Çavuşlu beldesi Zıva Deresi’nde sürdürülen taşkın kontrolü ve köprü imalatlarını yerinde inceledi. Bu kayıt, olaydan yaklaşık 25 gün önce Zıva Deresi üzerinde aktif çalışmalar bulunduğunu gösteriyor. Ancak söz konusu imalatların taşkınla bağlantılı olduğuna veya taşkının etkisini artırdığına ilişkin açıklanmış bir teknik bulgu bulunmuyor. Olayın bütün yönleriyle aydınlatılabilmesi için çalışma alanlarında geçici dere geçişi, menfez, boru, dolgu veya kazı malzemesi bulunup bulunmadığının; varsa bunların dere kesiti üzerindeki etkisinin teknik raporla ortaya konulması gerekiyor. SEL KAPANI PROJESİ BAŞLANGIÇ AŞAMASINDAYDI Giresun Valiliğinin 22 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında, Sis Dağı Sel Kapanı projesinin fiziki gerçekleşme oranının yüzde 1 olduğu ve projenin başlangıç aşamasında bulunduğu bildirildi. Açıklamaya göre ilk etapta sel kapanının yapılacağı noktaya ulaşmak amacıyla 7 metre genişliğinde ve 3 bin 584 metre uzunluğunda yol açılması planlandı. Bu yolun ilk 200 metrelik bölümünde kazı çalışmalarına başlandığı belirtildi. 18 Temmuz tarihli saha inceleme kaydı da Sel Kapanı inşaatının sürdüğünü gösteriyor. Ancak projenin olay tarihi olan 12 Ağustos’taki kesin fiziki seviyesi kamuoyuna açıklanmadı. Mevcut resmî bilgiler, olay tarihinde tamamlanmış ve planlanan 157 bin metreküplük kapasiteyle su depolayan bir Sel Kapanı bulunduğunu göstermiyor. SEL KAPANI KAYASİS DERESİ ÜZERİNDE PLANLANDI İhale belgelerinde Sis Dağı Sel Kapanı’nın Eynesil sınırlarındaki Kayasis Deresi üzerinde inşa edileceği belirtiliyor. Can kayıplarının yaşandığı olay ise Zıva Deresi’nde meydana geldi. Kayasis Deresi’nin olay noktasını besleyen Zıva koluyla bağlantısı ve suyun izlediği güzergâh, kamuya açık belgeler üzerinden kesin olarak belirlenemiyor. Bu nedenle Sel Kapanı şantiyesi ile taşkın arasında herhangi bir değerlendirme yapılabilmesi için dere kollarını, şantiye alanını ve olay noktasını birlikte gösteren koordinatlı havza haritasına ihtiyaç bulunuyor. İhale belgelerinde derivasyon tüneli tesisatı, dipsavak kapakları, boru, kazı ve dolgu gibi imalat kalemlerinin yer alması da bu yapıların olay tarihinde tamamlandığını veya faal olduğunu göstermiyor. Şantiye sahasının olay günündeki durumu, ancak günlük çalışma kayıtları ve saha inceleme raporuyla belirlenebilir. HAVZADAKİ SU YAPILARININ GÜNCEL DURUMU Zıva–Çavuşlu havzasında geçmiş yıllarda Akasya, Kırıklı ve Koyunhamza adlarıyla bazı regülatör ve HES projeleri gündeme geldi. Akasya Regülatörü ve HES için 2016 yılında “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildi. Ancak bu karar, projenin inşa edildiğini veya işletmeye alındığını tek başına göstermiyor. Koyunhamza HES, 2014 yılında EPDK tarafından üretim lisansı iptal edilen projeler arasında yer aldı. Kırıklı Regülatörü ve HES için ise eski tarihli bir mühendislik-jeolojisi ön inceleme raporu bulunuyor. Bu projelerin olay tarihindeki güncel hukuki ve fiziki durumları açık kaynaklardan kesinleştirilemedi. Söz konusu kayıtlar üzerinden taşkın ile bu projeler arasında doğrudan bir bağlantı kurulması mümkün değil. Olay tarihinde havzada faal bir regülatör, su alma yapısı veya enerji tesisi bulunup bulunmadığının kesin cevabı; EPDK lisansları, DSİ su kullanım hakkı kayıtları ve varsa işletme ile geçici kabul belgeleri üzerinden verilebilir. BALIK HAVUZLARI BULUNMA NOKTASI OLARAK KAYITLARA GEÇTİ Anne Zekiye Kırca’nın cansız bedeninin Kırıklı köyü mevkiindeki balık havuzları yakınlarında bulunması, mevcut bilgilerle yalnızca bulunma noktasını gösteriyor. Bölgede bulunan herhangi bir balık havuzunda taşma, set kopması veya olağan dışı su boşalması meydana geldiğine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle balık havuzlarıyla taşkın arasında teknik rapora dayanmadan bağlantı kurulması doğru olmayacaktır. ERKEN UYARI KAYITLARI DA İNCELENMELİ DSİ Genel Müdürlüğü, 2023 yılında Giresun genelinde 49 Taşkın Erken Uyarı Sistemi istasyonunun kurularak işletmeye alındığını açıklamıştı. Bu istasyonlardan birinin Zıva Deresi veya onu besleyen kollarda bulunup bulunmadığı kamuya açık bilgilerden anlaşılamıyor. Zıva vadisinde bir erken uyarı istasyonu bulunuyorsa olay gününe ait su seviyesi ve alarm kayıtlarının incelenmesi; istasyon bulunmuyorsa derenin güncel taşkın risk haritasındaki yerinin açıklanması gerekiyor. KESİN SONUÇ TEKNİK RAPORLA ORTAYA ÇIKACAK Zıva Deresi’ndeki ani su yükselmesinin oluşum mekanizması konusunda kurumlar tarafından henüz ayrıntılı bir teknik rapor yayımlanmadı. Yağış ve radar kayıtları, dere kollarındaki su hareketleri, taşkın yüksekliği ve debi hesapları, köprü-menfez incelemeleri, şantiye günlükleri, olay sonrası hava görüntüleri ve varsa erken uyarı verileri birlikte değerlendirilmeden kesin bir sonuca varılması mümkün görünmüyor. Üç kişinin hayatını kaybettiği olayın ardından kamuoyunun beklentisi, herhangi bir kişi veya kurumu teknik inceleme tamamlanmadan sorumlu ilan etmek değil; Zıva Deresi’ndeki ani su yükselmesinin bütün yönleriyle araştırılması ve elde edilen sonuçların şeffaf biçimde açıklanmasıdır.

GEZMİŞ, SEKÜ’DEKİ GENÇLERE VERİLEN CEZAYI TBMM’YE TAŞIDI Haber

GEZMİŞ, SEKÜ’DEKİ GENÇLERE VERİLEN CEZAYI TBMM’YE TAŞIDI

GEZMİŞ, TİREBOLU SEKÜ’DEKİ GENÇLERE VERİLEN CEZAYI TBMM’YE TAŞIDI CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Tirebolu Sekü’de doğayı korumak için mücadele eden gençlerin saatlerce ifadeye alınmasına ve broşür dağıttıkları gerekçesiyle 115 bin TL para cezasına çarptırılmasına tepki gösterdi. Gezmiş, Giresun’da HES ve maden projelerinin dereleri, fındık bahçelerini, ormanları ve köy yaşamını tehdit ettiğini belirterek, “Toprağımızın üstü toprağımızın altından bin kat daha değerlidir” dedi. SEKÜ’DEKİ GENÇLER MECLİS GÜNDEMİNDE CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifinin 17’nci maddesi üzerine yaptığı konuşmada, Tirebolu Sekü’de vahşi madenciliğe karşı doğasını, suyunu ve yaşam alanını savunan gençlere verilen cezayı gündeme taşıdı. Gezmiş, Sekü’de doğayı korumak için mücadele eden gençlerin soruşturma geçirdiğini, saatlerce ifadeye alındığını ve miting için dağıttıkları kâğıt broşürler nedeniyle “çevreyi kirlettikleri” gerekçesiyle 115 bin TL para cezasına çarptırıldığını söyledi. “ÇEVREYİ KİRLETEN GENÇLER Mİ, MADEN ATIKLARI MI?” Gezmiş, gençlere verilen cezaya tepki göstererek çevreyi asıl kirletenin yaşam alanına sahip çıkan köylüler değil, maden faaliyetleri olduğunu vurguladı. CHP’li Gezmiş, “Çevreyi kirleten, kâğıt broşür dağıtan köyün gençleri mi, maden şirketlerinin havuzlarından akıtılan atıklar mı?” sözleriyle Meclis kürsüsünden tepki gösterdi. Gezmiş, bir derenin kirlenmesinin yalnızca suyun kirlenmesi anlamına gelmediğini; tarımın, hayvancılığın ve yaşamın da zarar gördüğünü ifade etti. HES MUAFİYETİNE ELEŞTİRİ Gezmiş’in konuşması, DSİ eliyle yürütülen enerji üretim amaçlı projelerde lisans muafiyetinin 31 Aralık 2025’ten 31 Aralık 2040’a kadar uzatılmasını öngören madde üzerinden başladı. Gezmiş, muafiyetin hangi baraj ve projeleri kapsadığının ayrıntılı biçimde belirtilmediğini, kamu kaynaklarının ve ülke değerlerinin korunması için bu süreçlerin şeffaf yürütülmesi gerektiğini söyledi. Gezmiş, maddenin mevcut hâliyle eksik olduğunu ifade etti. “GİRESUN 44 HES’LE KARADENİZ’DE EN FAZLA HES BULUNAN İLLERDEN BİRİ” Konuşmasında Karadeniz’in HES baskısı altında olduğunu belirten Gezmiş, Giresun’un 44 HES’le Karadeniz’de en fazla HES bulunan illerden biri olduğunu söyledi. Gezmiş, HES projeleri yapılırken derelerin, ormanların, köylerin ve ekosistemin geleceğinin yeterince hesaplanmadığını belirtti. HES’lerin yalnızca suyun akışını değil, yaşamın akışını da değiştirdiğini vurgulayan Gezmiş, derelerin kuruduğunu, biyolojik çeşitliliğin yok olduğunu, erozyon ve heyelan riskinin arttığını, sel felaketlerinin etkisinin büyüdüğünü dile getirdi. DERELİ SEL FELAKETİ HATIRLATILDI Gezmiş, 2020 yılında Giresun’da yaşanan sel felaketini de Meclis kürsüsünden hatırlattı. Dereli başta olmak üzere kentte yaşanan sel felaketinde 11 vatandaşın hayatını kaybettiğini belirten Gezmiş, bu acılardan gerekli derslerin çıkarılmadığını, HES ve maden projelerinin devam ettiğini söyledi. Gezmiş, Giresun’da Çanakçı Deresi’nde Avrasya su samurunun ve derelerde kırmızı benekli alabalığın kalmadığını, arı ölümleri ve kanser vakalarındaki artış iddialarının bölgede kaygı yarattığını ifade etti. MADEN RUHSATLARI KARADENİZ’İ BASKI ALTINA ALDI Gezmiş, konuşmasında Giresun ve Karadeniz’deki maden ruhsatlarına da dikkat çekti. TEMA verilerine atıf yapan Gezmiş, Giresun’un yüzde 85’inin, Ordu’nun yüzde 72’sinin, Trabzon’un ise yüzde 77’sinin maden ruhsatlarına açıldığını söyledi. Derelerin, fındık bahçelerinin ve ormanların Ankara’da çizilen haritalarda ruhsat alanlarına dönüştürüldüğünü belirten Gezmiş, bu haritalarda köylünün alın terinin, çocukların geleceğinin ve Karadeniz’in doğal mirasının görülmediğini ifade etti. “KARADENİZ HARİTA ÜZERİNDEKİ KOORDİNATLARDAN İBARET DEĞİLDİR” Gezmiş, Karadeniz’in yalnızca ruhsat sahalarıyla tarif edilemeyeceğini belirterek, bölgenin alın teri, emek, doğayla uyumlu yaşam, fındık ve çay üretimiyle var olduğunu söyledi. Kontrolsüz verilen maden ruhsatlarıyla yüz binlerce insanın geçim kaynağının risk altına girdiğini ifade eden Gezmiş, birkaç yıllık maden faaliyeti uğruna binlerce yıllık doğal zenginliklerin, tarımın ve insan sağlığının tehlikeye atıldığını belirtti. ŞEBİNKARAHİSAR VE ÇATALAĞAÇ ÖRNEKLERİ Gezmiş, konuşmasında Şebinkarahisar’da yaşanan maden felaketini ve Çatalağaç’ta kimyasalların derelere karıştığı iddialarını da gündeme getirdi. Ağır metallerin derelere karıştığını, toprağın ve suyun zehirlendiğini belirten Gezmiş, çevre felaketlerinin tekrarlandığını söyledi. Bu tabloyu Tirebolu Sekü’de verilen cezayla birlikte değerlendiren Gezmiş, çevreyi korumaya çalışan yurttaşların değil, doğaya zarar veren uygulamaların sorgulanması gerektiğini vurguladı. “DOĞA YOKSA HAYAT YOKTUR” Gezmiş, konuşmasının sonunda Giresun’un ve Karadeniz’in gerçek zenginliğinin ormanları, temiz havası, suyu, fındığı ve çayı olduğunu söyledi. “Biz biliyoruz ki, doğa yoksa hayat yoktur” diyen Gezmiş, gelecek nesillere talan edilmiş bir memleket değil, onurlu bir gelecek bırakmak istediklerini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.