Hava Durumu

#Hayvancılık

giresunsonhaber - Hayvancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvancılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA KIRSAL YATIRIMA YOĞUN BAŞVURU: Haber

GİRESUN’DA KIRSAL YATIRIMA YOĞUN BAŞVURU:

GİRESUN’DA KIRSAL YATIRIMA YOĞUN BAŞVURU: 86 PROJE İÇİN 172,6 MİLYON LİRA HİBE TALEP EDİLDİ Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı Kırsal Kalkınma Yatırım Programı’nın 17. Etabına Giresun’dan 86 proje sunuldu. Projeler için talep edilen toplam hibe 172 milyon 594 bin 378 liraya ulaştı. Başvuru sayısı önceki dönemin yaklaşık 2,3 katına, talep edilen hibe tutarı ise yaklaşık üç katına çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Yatırım Programı’nın 2026 yılı 17. Etap başvuru süreci, Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün açıklamasına göre 3 Temmuz 2026 tarihinde tamamlandı. Giresun’da üreticiler, tarımsal işletmeler, kooperatifler ve kırsal alanda yatırım yapmayı planlayan girişimciler tarafından programa toplam 86 proje başvurusu yapıldı. Bu projeler kapsamında Bakanlıktan talep edilen hibe tutarı 172 milyon 594 bin 378 lira oldu. Programın mevzuat altyapısını oluşturan 2026/9 sayılı Tebliğ, 3 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bakanlık daha sonra uygulama esaslarını, başvuru rehberini, satın alma esaslarını, işletme planını ve hibe sözleşmesi belgelerini yayımladı. Uygulama esaslarında son değişiklik 29 Haziran 2026 tarihinde yapıldı. BAŞVURU SAYISI 37’DEN 86’YA ÇIKTI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz’ın verdiği bilgilere göre, bir önceki uygulama döneminde Giresun’dan 37 proje için başvuru yapılmış ve 57 milyon 987 bin 321 lira hibe talep edilmişti. 2026 yılında proje sayısının 86’ya yükselmesiyle başvurular önceki dönemin yüzde 232’sine ulaştı. Başka bir ifadeyle, proje sayısındaki net artış yaklaşık yüzde 132 oldu. Talep edilen hibe tutarı da 57 milyon 987 bin 321 liradan 172 milyon 594 bin 378 liraya çıktı. Böylece toplam talep önceki dönemin yaklaşık yüzde 298’ine ulaşırken, hibe talebindeki net artış yaklaşık yüzde 198 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar, Giresun’da kırsal kalkınma desteklerine yönelik ilginin yalnızca proje sayısında değil, yatırımların mali büyüklüğünde de ciddi biçimde arttığını gösterdi. PROJE BAŞINA ORTALAMA HİBE TALEBİ 2 MİLYON LİRAYI AŞTI Giresun’dan sunulan 86 proje için talep edilen toplam hibe dikkate alındığında, proje başına ortalama hibe talebi yaklaşık 2 milyon 7 bin lira oldu. Önceki dönemde ise 37 proje için talep edilen 57 milyon 987 bin 321 liralık toplam tutar, proje başına yaklaşık 1 milyon 567 bin lira seviyesindeydi. Buna göre proje başına ortalama talep de yaklaşık yüzde 28 arttı. Bu artış, başvuruların daha yüksek maliyetli makine, ekipman, tesis, teknoloji ve modernizasyon yatırımlarına yöneldiğine işaret ediyor. HİBE ORANI YÜZDE 50 İLE 70 ARASINDA Program kapsamında uygun bulunan yatırımlara, yatırımın niteliği ve başvuru sahibinin durumuna göre KDV dahil yüzde 50 ile yüzde 70 arasında hibe desteği verilebiliyor. Başvurular gerçek kişiler, tüzel kişiler ve tarımsal amaçlı örgütler tarafından yapılabiliyor. Program kapsamında açıklanan üst yatırım limiti ise 30 milyon lira olarak duyuruldu. Ancak yapılan başvuru, projenin doğrudan destek almaya hak kazandığı anlamına gelmiyor. Başvuruların teknik, idari ve mali uygunluk yönünden incelenmesi; yatırımın program amaçlarına, üretim planlamasına ve açıklanan bütçe koşullarına uygun bulunması gerekiyor. Hibe hesabı da başvuruda belirtilen toplam tutar üzerinden otomatik olarak yapılmıyor. Bakanlık tarafından uygun kabul edilen ve hibeye esas proje tutarı içinde değerlendirilen harcamalar dikkate alınıyor. Program dışındaki giderler, uygun bulunmayan maliyetler ve ayni katkılar yatırımcı tarafından karşılanıyor. HANGİ YATIRIMLAR DESTEKLENİYOR? Kırsal Kalkınma Yatırım Programı; tarımsal üretimin artırılmasından ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına, tarımsal işletmelerin modernizasyonundan yeni teknoloji kullanımına kadar geniş bir yatırım alanını kapsıyor. Bakanlığın 2026 programında öne çıkan başlıklar arasında şunlar bulunuyor: Tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması,Tarıma dayalı sanayi yatırımları,Hayvansal ve bitkisel üretim tesisleri,Kapalı ortamda bitkisel üretim üniteleri,Soğuk hava deposu ve ürün muhafaza sistemleri,Yenilenebilir enerji kullanılan tarımsal yatırımlar,Tarımsal işletmelerde teknoloji yenileme ve otomasyon,Akıllı tarım, sensör, veri yönetimi ve nesnelerin interneti sistemleri,Yapay zekâ tabanlı üretim izleme ve karar destek sistemleri,Tarımsal robotik ve görüntü işleme uygulamaları,İpek böceği yetiştiriciliği,Kırsal ekonomik altyapının geliştirilmesine yönelik yatırımlar. Bakanlığın program sayfasında akıllı tarım, yapay zekâ tabanlı karar destek sistemleri, otomasyon, görüntü işleme, tarımsal bilişim, yenilenebilir enerji ve ipek böceği yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar da destek başlıkları arasında sıralanıyor. KADINLAR, GENÇLER VE ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ ÖNE ÇIKIYOR Program yalnızca yeni tesislerin kurulmasını değil, faaliyette bulunan işletmelerin kapasite artırımı, teknoloji yenilemesi, modernizasyonu ve otomasyonunu da kapsıyor. Mevzuatta kadın girişimciler, genç girişimciler ve üretici örgütleri kırsal kalkınmanın öncelikli aktörleri arasında ele alınıyor. Genç girişimci, başvuru tarihinde 18 yaşını doldurmuş ancak 41 yaşından gün almamış gerçek kişi olarak tanımlanıyor. Kooperatifler, üretici birlikleri, yetiştirici birlikleri, sulama birlikleri ve tarımsal amaçlı diğer örgütlenmeler de gerekli şartları taşımaları halinde programa başvurabiliyor. Bu yapı, bireysel işletmelerin yanı sıra ortak üretim, ortak işleme, ortak depolama ve pazarlama yatırımlarının da desteklenmesini amaçlıyor. PROJELER İKİ AŞAMALI DEĞERLENDİRİLECEK Başvurular ilk olarak il düzeyinde oluşturulan İl Proje Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenecek. Komisyon; vali yardımcısının başkanlığında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Özel İdaresi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Ticaret Müdürlüğü, Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğü ile gerekli görülmesi halinde üniversite, kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşturuluyor. İl komisyonunun uygun bulduğu projeler daha sonra Bakanlık bünyesindeki Merkez Proje Değerlendirme Komisyonuna gönderiliyor. Merkez komisyonu projeleri program esasları, üretim planlaması, yatırım bütçesi ve illere ayrılabilecek kaynaklar doğrultusunda değerlendiriyor. Bu nedenle Giresun’dan yapılan 86 başvurunun tamamının desteklenmesi kesin değil. Desteklenecek proje sayısı; teknik uygunluk, puanlama, bütçe imkânı ve Bakanlığın nihai değerlendirmesi sonucunda belirlenecek. DESTEK ALAN YATIRIMLAR BEŞ YIL İZLENECEK Projesi kabul edilen yatırımcılarla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında hibe sözleşmesi imzalanacak. Yatırımların, onaylanan proje ve satın alma kurallarına uygun olarak tamamlanması gerekecek. Mevzuata göre yatırımcıların uygulama sürecinde belirli dönemlerde ilerleme raporu sunması gerekiyor. Tamamlanan yatırımlar ise nihai ödemenin ardından beş yıl boyunca izlenecek. Bu dönemde yatırımın amacına uygun biçimde faaliyet göstermesi, desteklenen makine ve ekipmanın korunması ve işletmenin sürdürülebilirliğinin devam ettirilmesi gerekecek. AMAÇ SADECE TESİS KURMAK DEĞİL Programın temel amacı yalnızca yeni bina, tesis veya makine yatırımı yapılması değil. Bakanlık, desteklerle birlikte kırsal alanda üretim kapasitesinin artırılmasını, tarım ile sanayi arasındaki bağın güçlendirilmesini ve yerel ürünlerin daha yüksek katma değerle pazara sunulmasını hedefliyor. Program ayrıca; Kırsal nüfusun gelir düzeyinin yükseltilmesini,Aile işletmeleri ile mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin güçlendirilmesini,Tarımsal ürünlerin işlenmeden bölge dışına çıkmasının azaltılmasını,Depolama, paketleme ve pazarlama altyapısının geliştirilmesini,Gıda güvenilirliğinin güçlendirilmesini,Kırsalda yeni istihdam alanları oluşturulmasını,Alternatif gelir kaynaklarının geliştirilmesini,Yeni teknolojilerin üreticiler tarafından kullanılmasını amaçlıyor. 2026/9 sayılı Tebliğ de programın temel çerçevesini; kırsal gelirlerin yükseltilmesi, tarımsal üretim ile tarıma dayalı sanayinin bütünleştirilmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, kırsal ekonomik altyapının güçlendirilmesi ve yeni teknolojilerin yaygınlaştırılması üzerine kuruyor. GİRESUN İÇİN FINDIKTAN DAHA GENİŞ BİR YATIRIM ALANI Giresun açısından program; fındığın kurutulması, depolanması, işlenmesi, paketlenmesi ve farklı ürünlere dönüştürülmesinin yanında hayvancılık, arıcılık, bitkisel üretim, yöresel ürünler, soğuk zincir, kırsal turizm bağlantılı üretim faaliyetleri ve yenilenebilir enerji yatırımları bakımından da önem taşıyor. Başvuruların yatırıma dönüşmesi halinde Giresun’da yalnızca üretim miktarının değil, ürünlerin işlenme kapasitesinin, raf ömrünün, pazarlama gücünün ve katma değerinin de artması bekleniyor. İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, üreticilerin ve girişimcilerin Bakanlık desteklerinden en yüksek ölçüde yararlanmasını sağlamak amacıyla çalışmaların sürdürüldüğünü belirtti. Giresun’dan yapılan 86 başvurunun kaçının destekleneceği ve kente tahsis edilecek toplam hibe tutarı, Bakanlığın değerlendirme ve bütçe dağılımının tamamlanmasının ardından kesinleşecek.

Hayvan küpeleme sisteminde yeni dönem... Karekod geliyor, il kodlu küpelerin süresi uzatıldı Haber

Hayvan küpeleme sisteminde yeni dönem... Karekod geliyor, il kodlu küpelerin süresi uzatıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Resmî Gazete'de yayımlanan iki farklı yönetmelik ile koyun, keçi ve sığırların tanımlanması ve takibine dair uygulamalarda değişikliğe gidildi. Sığırların kulak küpelerinde karekod sistemine geçilirken, yeni doğan hayvanlarda il kodlu plastik küpelerin kullanım süresi 31 Aralık 2026'ya kadar uzatıldı. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı, sığır, koyun ve keçi türü hayvanların tanımlanması, tescili ve izlenmesiyle ilgili iki ayrı yönetmelikte güncelleme yaptı. Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni düzenlemelerle, hayvan kayıt sistemindeki teknik altyapı yenilendi ve uygulamaya dair yeni kurallar getirildi. Koyun ve keçilere dair yönetmelikte sadece "Bakanlığın Gıda ve Kontrol" ifadesi "Hayvancılık" şeklinde güncellenirken, sığır cinsi hayvanların yönetmeliğinde ise daha geniş kapsamlı düzenlemeler hayata geçirildi. Yapılan değişikliğe göre, il kodu içeren kulak küpelerinin kaybolması veya düşmesi durumunda, aynı özgün numaraya sahip il kodlu plastik kulak küpesinin yeniden takılmasına imkan tanındı. Yeni düzenleme ile birlikte, sığırların plastik kulak küpelerinde barkodun yanı sıra karekod uygulaması da başlatıldı. Barkod ve karekodların teknik detayları ise Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenecek. Ayrıca, kulak küpeleri için sunulan renk seçenekleri arasına "turkuaz" rengi de dahil edildi. Bununla birlikte, yeni doğan hayvanlarda il kodlu plastik kulak küpelerinin kullanımına 31 Aralık 2026 tarihine kadar izin verilmeye devam edilecek. Yönetmeliklerle birlikte hayvan tanımlama numaralarına dair teknik kriterler güncellenirken, bazı eski hükümler ise yürürlükten kaldırıldı. Yayımlandığı an itibarıyla yürürlüğe giren her iki yönetmeliğin hükümleri, Tarım ve Orman Bakanı tarafından yürütülecek.

DERELİ’DE KIRSAL KALKINMA HAMLESİ: IPARD VE TKDK DESTEKLERİ MASAYA YATIRILDI Haber

DERELİ’DE KIRSAL KALKINMA HAMLESİ: IPARD VE TKDK DESTEKLERİ MASAYA YATIRILDI

DERELİ’DE KIRSAL KALKINMA HAMLESİ: IPARD VE TKDK DESTEKLERİ MASAYA YATIRILDI TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü, IPARD Programı ve kırsal kalkınma desteklerinin Dereli’de yatırıma dönüşmesi için ilçe düzeyinde değerlendirme yaptı. Dereli Kaymakamı Mustafa Gövercin’i ziyaret eden İl Koordinatörü Mehmet Samet Acaroğlu, tarım, hayvancılık, gıda işleme, kırsal turizm, yenilenebilir enerji ve kırsal kalkınma başlıklarında sağlanan destekleri anlattı. DERELİ’DE YATIRIM POTANSİYELİ ELE ALINDI Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Giresun İl Koordinatörlüğü, Dereli’de IPARD Programı ve TKDK desteklerine ilişkin bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. TKDK Giresun İl Koordinatörü Mehmet Samet Acaroğlu, Dereli Kaymakamı Mustafa Gövercin’i makamında ziyaret ederek IPARD Programı, TKDK destekleri ve kurum tarafından yürütülen iş ve işlemler hakkında sunum yaptı. Toplantıya Dereli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Lütfü Sarıkaya ile kaymakamlık ve tarım teşkilatında görev yapan personel de katıldı. Görüşmede Dereli’nin tarım, hayvancılık, kırsal turizm ve kırsal kalkınma alanlarındaki yatırım kapasitesi değerlendirildi. Üreticiler, girişimciler ve yatırım yapmak isteyen işletmeler için sağlanan destekler üzerinde fikir alışverişi yapıldı. 81 İLİ KAPSAYAN KIRSAL KALKINMA MODELİ IPARD Programı, Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti ortak finansmanıyla yürütülen kırsal kalkınma destek modeli olarak uygulanıyor. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından yürütülen program, IPARD III dönemiyle birlikte Türkiye genelinde daha geniş bir kapsama taşındı. Destek mekanizması, 81 ilden proje başvurusu alınabilecek şekilde yapılandırıldı. Programın ana amacı; kırsal alanda üretimi güçlendirmek, tarım ve hayvancılık işletmelerini modernleştirmek, gıda işleme kapasitesini artırmak, kırsal turizmi desteklemek, yerel ürünleri ekonomik değere dönüştürmek ve kırsalda yeni istihdam alanları oluşturmaktır. DESTEKLER SADECE TARIMLA SINIRLI DEĞİL IPARD ve TKDK destekleri yalnızca klasik tarımsal üretim yatırımlarını kapsamıyor. Program; tarımsal işletmeler, hayvancılık, gıda işleme, balıkçılık ürünleri, kırsal turizm, arıcılık, zanaatkârlık, yerel ürünler, bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi, yenilenebilir enerji, makine parkları ve kırsal altyapı gibi geniş bir yatırım alanını içine alıyor. Bu yönüyle IPARD, genel sanayi teşviki değil; tarım, hayvancılık, gıda işleme, kırsal turizm ve kırsal ekonomiye dayalı yatırımları destekleyen bir kalkınma programı niteliği taşıyor. HAYVANCILIK VE TARIMSAL İŞLETMELERE MODERNİZASYON DESTEĞİ IPARD III döneminde tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlar destekleniyor. Bu kapsamda süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimine yönelik işletmeler destek alabiliyor. Ahır, ağıl, kümes, ekipman, sağım sistemleri, hayvan refahını artıran düzenlemeler, hijyen koşullarının geliştirilmesi, üretim altyapısının güçlendirilmesi ve çevre standartlarının iyileştirilmesi gibi yatırımlar bu başlık altında değerlendiriliyor. Dereli gibi hayvancılık potansiyeli bulunan ilçelerde modern küçükbaş ve büyükbaş işletmeleri, süt üretim altyapısı, yemleme sistemleri ve hayvansal üretimde kaliteyi artıracak projeler öne çıkıyor. GIDA İŞLEME VE TARIMA DAYALI SANAYİ DESTEKLENİYOR TKDK desteklerinde ürünün yalnızca tarlada, ahırda veya çiftlikte üretilmesi değil; işlenmesi, paketlenmesi, depolanması ve pazara hazırlanması da destek kapsamına giriyor. Tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımlar içinde süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve et ürünleri, kanatlı eti, su ürünleri, meyve-sebze ürünleri, soğuk hava deposu, paketleme tesisleri, işleme hatları, hijyen altyapısı ve pazarlama yatırımları yer alıyor. Giresun açısından bu alan; fındık işleme, yöresel ürün paketleme, balık ve su ürünleri işleme, süt ürünleri, kurutulmuş ürünler, meyve-sebze işleme, kooperatif üretimi ve yerel gıda markalarının geliştirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. KIRSAL TURİZM, ARICILIK VE YEREL ÜRÜNLER DERELİ İÇİN ÖNE ÇIKIYOR Dereli’nin coğrafi yapısı, yayla bağlantıları, doğa turizmi potansiyeli ve kırsal üretim alanları IPARD destekleri açısından dikkat çekiyor. İlçede kırsal turizm tesisleri, küçük ölçekli konaklama yatırımları, yöresel ürün satış ve işleme alanları, arıcılık ve arı ürünleri, tıbbi ve aromatik bitkiler, bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi, zanaatkârlık, yerel gıda üretimi, doğa turizmiyle bağlantılı hizmet yatırımları ve yenilenebilir enerji sistemleri değerlendirilebilecek başlıklar arasında yer alıyor. Bu tablo, Dereli’de yapılan toplantının yalnızca genel bir destek tanıtımı değil, ilçenin ekonomik karakterine uygun yatırım alanlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığını gösteriyor. HİBE ORANLARI YÜZDE 50 İLE 75 ARASINDA DEĞİŞİYOR IPARD III Programı’nda yatırımcılara geri ödemesiz hibe desteği sağlanıyor. 2026 yılı çağrı takvimine göre desteklenen sektöre göre projelerin bütçe sınırları 5 bin avro ile 3 milyon avro arasında değişiyor. Yatırımcılara yüzde 50 ile yüzde 75 arasında hibe desteği veriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıklamasında, 2026 yılı çağrı takvimi kapsamında toplam 241 milyon avroluk bütçe ayrıldığı, desteklenen sektörlere göre proje büyüklüklerinin ve hibe oranlarının değiştiği bildirildi. Özellikle kamu altyapı yatırımları, paket içme suyu arıtma tesisleri, katı atık transfer istasyonları ve yenilenebilir enerji sistemleri gibi projelerde 3 milyon avroya kadar destek verilebiliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TKDK’nın 2026 yılı IPARD III çağrı takvimi de 2026 yılı içinde proje başvurularının belirlenen tedbirler üzerinden kabul edileceğini ortaya koyuyor. (TKDK) KAMU ALTYAPISI VE YENİLENEBİLİR ENERJİ DE PROGRAMDA IPARD III döneminde kırsal alanda kamu altyapı yatırımları da destek başlıkları arasında yer alıyor. Bu başlık daha çok yerel yönetimler ve kamu altyapısına dönük projeler açısından önem taşıyor. Paket içme suyu arıtma tesisleri, katı atık transfer istasyonları, kırsal altyapı yatırımları ve yenilenebilir enerji sistemleri bu kapsamda değerlendirilebiliyor. Giresun’un kırsal ilçelerinde içme suyu, atık yönetimi, çevre altyapısı, enerji verimliliği ve kırsal yaşam kalitesini artıracak projeler bu destek alanıyla doğrudan ilişkilendirilebilir. GİRESUN’DA DESTEKLER FARKLI ALANLARA YAYILDI Giresun’da IPARD destekleri geçmiş yıllarda özellikle fındık işleme, balık işleme, kırsal turizm, yenilenebilir enerji ve kırsal kalkınma yatırımlarıyla öne çıktı. Kadın ve genç girişimcilerin yer aldığı yatırımlar, fındık işleme tesisleri, balık işleme yatırımları, konaklama tesisleri, güneş enerjisi sistemleri ve yerel üretim projeleri Giresun’da destek alanları arasında dikkat çekti. Giresun’un kırsal kalkınma açısından en güçlü başlıkları fındık ekonomisi, yayla ve doğa turizmi, arıcılık, hayvancılık, su ürünleri, yöresel ürün işleme ve yenilenebilir enerji yatırımlarıdır. İLÇE ODAKLI PLANLAMA DAHA GÜÇLÜ SONUÇ VERECEK Giresun’da kırsal kalkınma desteklerinin etkili sonuç vermesi için her ilçenin kendi ekonomik yapısına göre değerlendirilmesi gerekiyor. Dereli’de yayla turizmi, doğa odaklı kırsal turizm, hayvancılık, arıcılık ve yerel ürünler öne çıkarken; Bulancak ve merkez hattında tarımsal üretim ve işleme kapasitesi, Tirebolu ve Görele’de kıyı ekonomisiyle birlikte kırsal üretim, Şebinkarahisar, Alucra ve Çamoluk hattında hayvancılık ve alternatif tarımsal üretim, Eynesil ve Espiye çevresinde ise küçük ölçekli kırsal işletmeler, işleme ve üretim potansiyeli ayrıca ele alınmalı. TKDK desteklerinin il genelinde daha güçlü karşılık bulması, yalnızca çağrı ilanlarının duyurulmasıyla değil, ilçelerin kendi üretim, turizm ve yatırım kapasitesine göre proje başlıklarının belirlenmesiyle mümkün olacak. BAŞVURU İÇİN TEKNİK HAZIRLIK ŞART IPARD desteklerinden yararlanmak isteyen üretici, girişimci, kooperatif veya işletmeler için yatırım fikrinin desteklenen sektörle uyumlu olması gerekiyor. Başvuru sürecinde yatırım yerinin uygunluğu, proje bütçesi, iş planı, ruhsat ve izin süreçleri, teknik dosya, başvuru sahibinin niteliği, uygun harcama kalemleri ve çağrı rehberlerinde yer alan şartlar belirleyici olacak. Kadın girişimciler, genç yatırımcılar, üretici örgütleri, dağlık alanlarda yapılacak yatırımlar ve yenilenebilir enerji içeren projeler bazı destek başlıklarında avantaj sağlayabiliyor. Dereli gibi dağlık ve kırsal karakteri güçlü ilçelerde doğru hazırlanmış projeler, destekten yararlanma ihtimalini artırıyor. DERELİ’DE YENİ PROJELER İÇİN ZEMİN OLUŞTURULUYOR Dereli’de yapılan değerlendirme toplantısı, ilçede yeni yatırım ve proje başlıklarının geliştirilmesi açısından yerel hazırlık niteliği taşıyor. TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü’nün Dereli’de yaptığı bilgilendirme, üretici ve girişimcilerin destekleri daha yakından tanımasına, yatırım fikirlerini doğru başlıklara yönlendirmesine ve ilçenin kırsal kalkınma potansiyelinin projeye dönüşmesine katkı sağlayacak. Dereli’de tarım, hayvancılık, kırsal turizm, arıcılık, yerel ürün işleme, yenilenebilir enerji ve kırsal altyapı başlıklarında hazırlanacak projeler, ilçenin kalkınma hedefleri açısından yeni bir yatırım alanı açabilir.

GELENEKSEL OTÇU GÖÇÜ FESTİVALİ 4-5 TEMMUZ’DA YAPILACAK Haber

GELENEKSEL OTÇU GÖÇÜ FESTİVALİ 4-5 TEMMUZ’DA YAPILACAK

GELENEKSEL OTÇU GÖÇÜ FESTİVALİ 4-5 TEMMUZ’DA YAPILACAK Karabulduk Köyü ve Çevre Yaylaları Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin düzenlediği Geleneksel Otçu Göçü Festivali, bu yıl dördüncü kez Erköy ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Festival, 4 Temmuz 2026’da Erköy Kırboğazı’nda kampın kurulmasıyla başlayacak, 5 Temmuz’da Karabulduk’tan hareket ve program açılışıyla devam edecek. FESTİVAL PROGRAMI 4 TEMMUZ’DA BAŞLAYACAK Karabulduk Köyü ve Çevre Yaylaları Koruma ve Güzelleştirme Derneği, Geleneksel Otçu Göçü Festivali’nin dördüncüsünü 4-5 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenleyecek. Festival programı 4 Temmuz 2026’da Erköy Kırboğazı’nda Otçu Göçü kampının kurulmasıyla başlayacak. Katılımcılar 5 Temmuz 2026’da saat 09.00’da Karabulduk’tan hareket edecek. Festival programı aynı gün saat 10.00’da başlayacak. Organizasyon, Dernek Başkanı Selahattin Toslu’nun düzenleme komitesi adına yaptığı davetle duyuruldu. KARABULDUK’TAN YAYLALARA UZANAN KÜLTÜR BULUŞMASI Otçu göçü, Karadeniz’de köy yaşamı ile yayla kültürü arasındaki en güçlü bağlardan biri olarak yaşatılıyor. Geçmişte hayvancılık, üretim, mevsimlik göç ve yayla yaşamı etrafında şekillenen bu gelenek, bugün kültürel hafızayı koruyan bir buluşmaya dönüşmüş durumda. Karabulduk ve çevre yaylalarında yaşayanlar için otçu göçü yalnızca yaylaya çıkış anlamı taşımıyor. Bu gelenek, köyün ortak hafızasını, imece anlayışını, aile bağlarını, gurbetten memlekete dönüşleri ve kuşaklar arasında aktarılan yayla kültürünü birlikte temsil ediyor. DÖRDÜNCÜ YILA TAŞINAN GELENEK Bu yıl dördüncüsü yapılacak festival, geçmiş yıllarda başlayan kültürel sahiplenmenin devamı olarak hazırlanıyor. İlk organizasyonlardan itibaren amaç, Karabulduk’un yayla kültürünü görünür kılmak, otçu göçü geleneğini genç kuşaklara aktarmak ve çevre yaylalarla birlikte ortak bir kültür zemini oluşturmaktı. Festivalin önceki yıllarda devam etmesi, köy halkının ve çevre yaylalardan katılanların bu geleneğe sahip çıktığını gösterdi. Her yıl yeniden kurulan kamp düzeni, Karabulduk’tan yapılan hareket ve yaylada gerçekleşen buluşma, organizasyonu yalnızca bir etkinlik olmaktan çıkarıp bölgenin kültürel takviminde yer edinen bir programa dönüştürdü. Geleneksel Otçu Göçü Festivali, yayla kültürünün zayıflamaması, köy-yayla bağının kopmaması ve geçmişten gelen göç hafızasının unutulmaması için ortaya çıktı. Karadeniz’de yaylaya çıkış geleneği uzun yıllar boyunca üretim, hayvancılık ve mevsimlik yaşam düzeninin doğal bir parçasıydı. Zamanla yaşam biçiminin değişmesi, köylerden göçün artması ve genç kuşakların yayla kültüründen uzaklaşması, bu tür geleneklerin festival ve kültür buluşmalarıyla yeniden canlandırılmasını önemli hale getirdi. Karabulduk Köyü ve çevre yaylaları da bu nedenle otçu göçünü yalnızca geçmişte kalan bir hatıra olarak değil, bugün yaşatılması gereken ortak bir değer olarak ele alıyor. GEÇMİŞ YILLARDA KÜLTÜREL HAFIZA GÜÇLENDİ Festivalin önceki yıllarında köy halkı, çevre yaylalardan gelen katılımcılar ve gurbetten memlekete dönen vatandaşlar aynı programda buluştu. Otçu göçü teması etrafında kurulan birliktelik, hem eski kuşakların hatıralarını canlı tuttu hem de gençlerin bu geleneği yerinde görmesine imkân sağladı. Kamp düzeni, toplu hareket, yayla buluşması ve program etkinlikleri festivalin ana karakterini oluşturdu. Böylece Karabulduk’un yayla geçmişi, yalnızca anlatılan bir kültür olmaktan çıkarak her yıl yeniden yaşanan bir geleneğe dönüştü. ERKÖY EV SAHİPLİĞİNDE YENİ BULUŞMA Geleneksel Otçu Göçü Festivali’nin bu yılki adresi Erköy olacak. Erköy Kırboğazı’nda kurulacak kamp, 5 Temmuz’daki hareket ve programla birlikte festivalin merkezini oluşturacak. Karabulduk Köyü ve Çevre Yaylaları Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin organizasyonuyla yapılacak festival, yayla kültürünü korumak, köyler arası dayanışmayı güçlendirmek ve otçu göçü geleneğini gelecek kuşaklara taşımak amacıyla düzenlenecek.

GEZMİŞ, ŞEBİNKARAHİSAR’DAKİ MERA TAHSİSLERİNİ MECLİS’E TAŞIDI Haber

GEZMİŞ, ŞEBİNKARAHİSAR’DAKİ MERA TAHSİSLERİNİ MECLİS’E TAŞIDI

GEZMİŞ, ŞEBİNKARAHİSAR’DAKİ MERA TAHSİSLERİNİ MECLİS’E TAŞIDI CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Şebinkarahisar’da meraların Güneş Enerji Santrali projelerine tahsis edilmesine tepki gösterdi. Bölgede üreticilerle bir araya gelen Gezmiş, hayvancılığın temel dayanağı olan meraların korunması gerektiğini belirterek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi. KÖYLÜNÜN ASIRLIK OTLAKLARI MECLİS GÜNDEMİNDE Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde meraların Güneş Enerji Santrali projelerine tahsis edilmesi, bölgede hayvancılıkla geçinen üreticilerin tepkisine neden oldu. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Çiftlik Mahallesi ve çevre köylerde yaşayan üreticilerin itirazlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı. Gezmiş, Şebinkarahisar’daki mera alanlarının enerji proje sahasına dahil edilmesinin, bölgede küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkla geçinen vatandaşların üretim düzenini doğrudan tehdit ettiğini söyledi. “KÖYLÜNÜN OTLAĞINA DOKUNMAYIN” Bölgedeki üreticiler, yüzyıllardır hayvanlarını otlattıkları kadastral mera alanlarının GES projelerine açılmasına karşı çıkıyor. Yem maliyetlerinin ağırlaştığı bir dönemde meraların köylünün elindeki en önemli doğal kaynak olduğunu belirten üreticiler, otlakların kaybedilmesi halinde hayvancılığın daha da zorlaşacağını ifade ediyor. Meraların enerji projeleri için gündeme gelmesi, Şebinkarahisar’da yalnızca arazi kullanımı tartışması olarak değil; kırsal üretim, hayvancılık, geçim kaynakları ve köy yaşamının geleceği açısından da kritik görülüyor. GEZMİŞ SAHADA ÜRETİCİLERLE GÖRÜŞTÜ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Şebinkarahisar’da saha çalışması yaparak muhtarlar, üreticiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Bölgede yapılan incelemelerin ardından açıklama yapan Gezmiş, yenilenebilir enerji yatırımlarına karşı olmadıklarını ancak bu yatırımların tarımsal değeri bulunan alanlarda ve hayvancılığın dayandığı meralarda yapılmaması gerektiğini söyledi. Gezmiş, “Bizler elbette yenilenebilir enerjiye, temiz enerji yatırımlarına karşı değiliz. Ancak bu yatırımlar, köylünün yüzyıllardır hayvancılık yaptığı, hayvanını otlattığı asırlık meralarda, tarımsal değeri olan topraklarda yapılmamalıdır” dedi. “HALKI YOK SAYAN PROJELERİN KARŞISINDAYIZ” Gezmiş, Şebinkarahisar’da yaşayan vatandaşların meralarından edilmek istendiğini belirterek, projelerin halkın görüşü alınmadan yürütülmesine tepki gösterdi. Köylülerin hayvanlarını nerede otlatacaklarını düşünmek zorunda bırakıldığını söyleyen Gezmiş, “Halkımız meralarından ediliyor, hayvanlarını nerede otlatacaklarını kara kara düşünüyor. Kimseye sormadan, halkı yok sayarak yapılan bu projelerin karşısındayız” ifadelerini kullandı. SORU ÖNERGESİ TBMM’YE SUNULDU Şebinkarahisar’daki incelemelerinin ardından TBMM’ye dönen CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle soru önergesi sundu. Gezmiş, önergesinde 4342 sayılı Mera Kanunu’na dikkat çekerek meraların devlet güvencesi altında olduğunu hatırlattı. Vatandaşın sorunlarını Meclis gündemine taşımaya devam edeceklerini belirten Gezmiş, “Vatandaşımızın Meclis’teki sesi olduk, Bakanlığa önergemizi verdik. Bu haklı mücadelenin sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi. BAKANLIĞA MERA TAHSİSİ SORULARI Gezmiş’in TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, Şebinkarahisar’daki mera tahsisleriyle ilgili Bakanlıktan yanıt istendi. Önergede şu başlıklar öne çıktı: Şebinkarahisar ilçesinde son 5 yılda enerji yatırımları için tahsis edilen toplam mera alanı miktarının ne kadar olduğu, bu tahsis işlemleri yapılırken bölge halkının, muhtarların ve üreticilerin görüşünün alınıp alınmadığı soruldu. Gezmiş ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı ile İl Mera Komisyonu’ndan söz konusu enerji yatırımı için tahsis amacı değişikliği onayı alınıp alınmadığının, onay alındıysa bunun hukuki gerekçesinin açıklanmasını istedi. Önergede, hayvancılıkla geçinen Çiftlik Mahallesi ve bölge halkının uğradığı ekonomik zararların tazmin edilip edilmeyeceği ve köylüye eşdeğer nitelikte alternatif otlak alanı sağlanması için bir çalışma yapılıp yapılmayacağı da Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı. HAYVANCILIK VE KIRSAL YAŞAM RİSK ALTINDA Şebinkarahisar’da yaşanan mera tartışması, kırsal bölgelerde enerji yatırımları ile tarımsal üretim alanları arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıdı. Meraların hayvancılıkla geçinen köylüler için yalnızca otlak değil, üretim zincirinin temel unsuru olduğunu belirten Gezmiş, bu alanların kaybının yem maliyetlerini artıracağını, küçük üreticiyi daha da zor durumda bırakacağını ve kırsal göçü hızlandıracağını söyledi. ŞEBİNKARAHİSAR’DA HAYVANCILIK MERAYA DAYANIYOR Şebinkarahisar, Giresun’un hayvancılık açısından en güçlü ilçeleri arasında yer alıyor. Eldeki verilere göre ilçede büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık birlikte yürütülürken, üretimin ana dayanağını geniş mera ve yayla alanları oluşturuyor. İlçede 27 bin 437 büyükbaş, 21 bin 322 küçükbaş olmak üzere toplam 48 bin 759 baş hayvan varlığı bulunuyor. Bu tablo, Şebinkarahisar’daki meraların yalnızca boş arazi olarak değerlendirilemeyeceğini; süt üretimi, besicilik, küçükbaş hayvancılık, yem maliyeti ve kırsal geçim kaynakları açısından doğrudan üretim alanı olduğunu gösteriyor. Yem maliyetlerinin arttığı bir dönemde üreticiler için meralar, hayvan besleme sürecinde en önemli doğal kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle Çiftlik Mahallesi ve çevresindeki mera alanlarının GES projeleri için gündeme gelmesi, bölgede hayvancılığın geleceği ve kırsal yaşamın sürdürülebilirliği açısından da değerlendiriliyor. Şebinkarahisar’daki tartışmanın merkezinde, enerji yatırımlarının hangi alanlarda yapılacağı kadar, bu yatırımların köylünün üretim düzenini, hayvan varlığını, otlatma imkânlarını ve geçim kaynaklarını nasıl etkileyeceği de yer alıyor. Etkilenecek aile sayısı, proje sahasını kullanan üretici sayısı, merada otlayan hayvan varlığı ve alternatif otlak alanı sağlanıp sağlanmayacağı ise Bakanlık yanıtı ve yerel kurumların yapacağı açıklamalarla netleşecek. “MERA TALANINA HAYIR” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, enerji yatırımlarında kamu yararı, üretici hakkı ve çevresel denge ilkesinin birlikte gözetilmesi gerektiğini belirtti. Gezmiş, Şebinkarahisar’daki meraların korunması için konunun takipçisi olacaklarını vurgulayarak, köylünün asırlık otlaklarının enerji projelerine feda edilmemesi gerektiğini söyledi. Şebinkarahisar’daki üreticilerin itirazı, TBMM’ye taşınan soru önergesiyle birlikte hem yerel hem ulusal düzeyde siyasi gündeme girdi.

ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÜYÜYOR Haber

ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÜYÜYOR

ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÜYÜYOR Ordu’da “alım garantisi” ile ivme kazanan Kaz Yetiştiriciliği Projesi büyümeye devam ederken, Büyükşehir Belediyesinin kuluçkahanesinden temin ettikleri civcivlerle üretime başlayan yetiştiricilerin memnuniyeti artıyor. ORDU (İGFA) - Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in 2019 yılındaki göreve gelişiyle hayata geçirilen tarım ve hayvancılık hamleleri, şehre yeni bir dinamizm kattı. Çok sayıda projenin uygulandığı Ordu'da, farklı alanlardaki üretim faaliyetleri sayesinde yerel ekonomiye yeni kazanç kapıları açıldı. ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ YAYGINLAŞIYOR Geliştirilen projeler arasında yoğun ilgi gören Kaz Yetiştiriciliği, zamanla büyük bir gelişim gösterdi. Büyükşehir Belediyesinin sunduğu ‘alım garantisi’ imkanı, üreticilerin bu alana yönelmesindeki güveni pekiştirdi. Kaz etinin restoran menülerinde yer bulmaya başladığı Ordu’da, üretilen kazlar için Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Kanatlı Kesimhanesi hizmete alınırken, tesis üreticilere ücretsiz olarak hizmet sunmaya başladı. CİVCİVLER BÜYÜKŞEHİRDEN Sektörü daha da ileriye taşımak isteyen Ordu Büyükşehir Belediyesi, yetiştiricilerin en büyük sıkıntısı olan civciv tedariki sorununu çözmek amacıyla Damızlık Kaz Üretimi ve Kuluçkahanesi'ni kurdu. Burada üretilen civcivler, üreticilerin önündeki engelleri kaldırarak yetiştiriciliğin yaygınlaşmasına katkı sağladı. 20 KAZ İLE BAŞLADI KAZLARI 11 KAT ARTTI Belediyenin sağladığı alım garantisi ve civciv üretim desteğiyle birçok vatandaş kaz yetiştiriciliğine adım attı. Bu desteklerden yararlananlardan biri de Perşembe Efirli’de ikamet eden 40 yaşındaki Adem Kütük oldu. Büyükşehir Belediyesinden aldığı 20 kazla bu işe giren Kütük, kısa sürede hayvan sayısı 220'ye çıkardı. ÜRETİCİ ADEM KÜTÜK: “BÜYÜKŞEHİRİN ALIM GARANTİSİ EN ÖNEMLİ GÜVENCİMİZ OLDU” Üretime giriş sürecini anlatan Kütük, Büyükşehir Belediyesinin alım garantisinin kendisi için en belirleyici etken olduğunu ifade etti. Kazlarla yakından ilgilendiğini ve kuluçka sürecinde yüzde 80’in üzerinde verim aldıklarını belirten Kütük, şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl Ordu Büyükşehir Belediyesinden 20 kaz temin ederek başladık. Bizi teşvik eden temel unsur Belediyenin alım garantisi verdi oldu. Kazlarımız ocak ayı itibarıyla yumurtlamaya başladı. 20 kazdan toplam 460 yumurta elde ettik. Bu yumurtaların 410 tanesini Büyükşehir Belediyesinin kuluçkahanesine teslim ettik. Şu ana kadar 220 civcivimiz çıktı ve süreç devam ediyor. Genel olarak kuluçkadan yüzde 65 oranında sonuç alınırken, bizde bu oran yüzde 80’in üzerine çıktı. Belediyenin garantisinin yanı sıra çevreden gelen siparişler de arttı. Kars kazı gibi biz de Ordu kazını üretmeye başladık. İşletmemizi daha da büyütmek için veteriner hekimlerle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Doğru yapıldığında fındığın yanına ek ve önemli bir gelir kaynağı oluşturulabildiğini gördük. Tüm destekleri için Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Mehmet Hilmi Güler’e teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ Haber

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ Görele Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Vahşi Madenciliğe Hayır Mitingi” geniş katılımla gerçekleştirildi. Yağmura rağmen meydanı dolduran vatandaşlar, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edilmesine tepki gösterdi. Görele’de çevre ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerine karşı güçlü bir toplumsal tepki yükseldi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Vahşi Madenciliğe Hayır Mitingi”ne yüzlerce vatandaş, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, dernek başkanları, akademisyenler, il genel meclisi üyeleri, muhtarlar ve çevre aktivistleri katıldı. Yağmurlu havaya rağmen meydanı dolduran vatandaşlar, Giresun’un su kaynaklarını, tarım alanlarını, ormanlarını ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerinin durdurulmasını istedi. Miting alanında çok sayıda STK pankartlarla, vatandaşlar ise dövizlerle destek verdi. “TOPRAĞIMIZIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Mitingde konuşan Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, madencilik meselesinin siyaset üstü bir yaşam hakkı sorunu olduğunu vurguladı. Uzun, bölge halkının madene değil, doğayı ve insan sağlığını tehdit eden çıkarma yöntemlerine karşı çıktığını belirterek, “Biz madene değil, madenin çıkarılış şekline karşıyız. Yöre halkı olarak vahşi madenciliğe karşı dik durmak zorundayız. Bizim toprağımızın üstü altından çok daha değerlidir. Topraklarımız şehitlerimizin kanlarıyla sulanmıştır. Havamıza, suyumuza, toprağımıza dokunmayın diyoruz” ifadelerini kullandı. Aysel Civil Uzun, mitinge destek veren tüm katılımcılara teşekkür etti. AKADEMİSYENLERDEN MADENCİLİK UYARISI Mitingde Giresun Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Birsen Şengül Oksal, Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ömer Dalman ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fehmi Çalık da konuşma yaptı. Akademisyenler, Giresun coğrafyasının büyük bölümünü kapsayan madencilik faaliyetlerinin kalkınma değil, uzun vadeli çevresel yıkım anlamına geldiğini belirtti. Konuşmalarda, maden sahalarının su kaynaklarını kullanılamaz hale getirdiği, tarım alanlarına ve derelere zehirli atık karıştığı, orman varlığının yok edildiği ve bu tahribatın yüzyıllarca sürebileceği vurgulandı. Siyanür havuzlarının taşıdığı riske de dikkat çeken akademisyenler, bu tür havuzların sızdırmazlık sorunu yaşanmasa bile yüzlerce yıl kontrol altında tutulması gerektiğini belirtti. Bölgedeki bazı işletmelerde taşma ve patlama iddialarının ciddi endişe yarattığı ifade edildi. “FINDIK, ÇAY, ARICILIK VE HAYVANCILIK TEHDİT ALTINDA” Mitingde yapılan konuşmalarda Karadeniz’in kırılgan ekolojik yapısının madencilik faaliyetleriyle daha büyük risk altına girdiği vurgulandı. Katılımcılar, vahşi madenciliğin yalnızca çevreyi değil, bölge halkının geçim kaynaklarını da tehdit ettiğini dile getirdi. Fındık, çay, arıcılık ve hayvancılığın madencilik baskısı altında zarar görebileceği belirtildi. Konuşmacılar, heyelan riskinin de artacağına dikkat çekerek, Karadeniz’in dağlık ve yağışlı yapısında yapılacak kontrolsüz maden çalışmalarının yeni afetlere zemin hazırlayabileceğini söyledi. STK’LARDAN VE AKTİVİSTLERDEN ORTAK ÇAĞRI Mitingde Görele İl Genel Meclisi Üyesi Semih Aydın, Tirebolu İl Genel Meclisi Üyesi Ömer Cebeci, Tüketicileri Koruma Derneği Genel Başkanı Aziz Koçal, Çanakçı Deresi Özgür Aksın Platformu Başkanı Harun Şahin, Giresun Doğa ve Çevre Derneği Başkanı Erkan Türüdü ile Görele, Çanakçı ve Doğankentli çevre aktivistleri de söz aldı. Konuşmalarda vahşi madenciliğin insan hayatını, su kaynaklarını, tarım alanlarını, dereleri ve ormanları doğrudan tehdit ettiği vurgulandı. Katılımcılar, “Vahşi madenciliğe son verilmezse çocuklarımıza yeşil vadiler değil, zehirli su kaynakları ve ağır metallerle kirlenmiş topraklar kalacak. Buna izin vermeyeceğiz. Korkmadan, yılmadan mücadele edeceğiz” mesajı verdi. CEBECİ’DEN FAHRİ HEMŞEHRİLİK TEPKİSİ Tirebolu İl Genel Meclisi Üyesi Ömer Cebeci’nin konuşması miting alanında dikkat çekti. Cebeci, Alagöz Holding’in sahibi Cantürk Alagöz’e fahri hemşehrilik verilmesi yönündeki açıklamalara tepki göstererek, “Bu milletin vicdanına rağmen böyle bir karar alırsanız, Harşit Vadisi halkı sizi siyasi tarihin karanlığına gönderecektir” dedi. Cebeci’nin sözleri meydanda alkışlarla karşılandı. SİYASİ PARTİLER, DERNEKLER VE VATANDAŞLAR MEYDANDA BULUŞTU Mitinge İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, CHP Görele İlçe Başkanı Mustafa Günay, İYİ Parti Görele İlçe Başkanı Hakan Resüloğlu, Zafer Partisi Görele İlçe Başkanı Emrullah Ekiz, 24. Dönem Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakıcı, İstanbul Bayrampaşa Giresunlular Derneği Başkanı Tülay Tahmaz, İstanbul Kartal Giresunlular Derneği Başkanı Cengiz Demirkaya, İstanbul Arnavutköy Giresunlular Derneği Başkanı Ahmet Karasakal, İstanbul Bahçelievler Giresunlular Derneği Başkanı Yalçın İsmail Çam, Tüm Üretici Köylü Sendikası Giresun İl Temsilcisi Orhan Kara, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı İbrahim Türk, Birleşik Emekliler Sendikası Bulancak Şube Başkanı İbrahim Arslan, CHP önceki dönem Giresun İl Başkanı Fikri Bilge, muhtarlar, çeşitli meslek gruplarından temsilciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Coşkulu geçen miting, yerel sanatçıların kemençe eşliğinde çaldığı horon havalarıyla sona erdi. Meydanda verilen ortak mesaj ise netti: Giresun’un toprağı, suyu, deresi, ormanı ve geleceği vahşi madenciliğe teslim edilmeyecek. Fotoğraflar: Namık Baltaoğlu

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Haber

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK”

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” İstanbul’da düzenlenen panel, Doğu Karadeniz’de vahşi madenciliğin su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, halk sağlığı ve yaşam alanları üzerinde oluşturduğu riskleri gündeme taşıdı. Panelde, doğa katliamına bugün “dur” denilmezse gelecekte geri dönüşün olmayacağı vurgulandı. DOĞU KARADENİZ’DEKİ MADEN RİSKİ İSTANBUL’DA TARTIŞILDI Görele ve Çanakçı Çevre Koruma Platformu ile Giresun’dan bazı çevreci sivil toplum kuruluşları, İstanbul’da “Halkımız Doğu Karadeniz’de Vahşi Madenciliğe Neden Karşı Çıkıyor?” temalı panel düzenledi. İstanbul Esenler Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Dr. Adil Emecan yaptı. Panele İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Öztürk, Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Birsen Oksal ve Prof. Dr. Hakan Bektaş, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fehmi Çalık ile Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Dalman konuşmacı olarak katıldı. “DOĞA KATLİAMINA ‘DUR’ DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK” Panelde vahşi madenciliğin Doğu Karadeniz’in doğal yapısı, su havzaları, tarım üretimi ve yerleşim alanları üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında ele alındı. Konuşmacılar, madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik başlıklarla açıklanamayacağını, bölgenin yaşam hakkını ve gelecek güvenliğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Panelde şu vurgu yapıldı: " DOĞA KATLİAMINA 'DUR' DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK" Konuşmacılar, bölgedeki maden faaliyetlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu coğrafyada yapılan madencilik 'kalkınma' değil, kontrollü bir yıkımdır.'Maden şirketleri istihdam sağlıyor, ekonomiye katkı yapıyor' gibi söylemler acı gerçekleri örtmeye yetmiyor." DERELER, İÇME SULARI VE TARIM ALANLARI İÇİN TEHLİKE UYARISI Panelde, açılan maden sahalarının dereleri, içme suyu kaynaklarını, tarım arazilerini ve ormanlık alanları tehdit ettiği ifade edildi. Siyanür ve ağır metallerin toprağa karışması halinde etkilerin yıllarca değil, nesiller boyunca sürebileceği vurgulandı. Konuşmacılar şu açıklamayı yaptı: "Açılan maden sahalarıyla birlikte dereler zehir akıyor, bulanıyor, içme suları risk altına giriyor. Siyanür ve zehirli ağır metaller toprağa karışıyor, bunun etkisi yıllarca değil, nesiller boyu sürecek.Sadece bu da değil, heyelan riski katlanarak artıyor ve Karadeniz’in zaten hassas olan yapısı daha da kırılgan hale geliyor. Bölgemizde fındık, çay, arıcılık ve hayvancılık bitme noktasına geliyor. Ormanlar kesiliyor, topraklara, derelere maden zehiri akıtılıyor, dolayısıyla önü alınamaz büyük bir tahribat meydana geliyor. 'Bir siyanür havuzu hiç sızdırmaz bile olsa 500 yıl muhafaza edilmesi gerekiyor ki doğaya zararı enaza indirgensin' dersek durumun vahameti daha net anlaşılır.Tüm bu yaşananlar İnsanlarda kanser ve kronik hastalık riskini ciddi şekilde yükseltiyor. Şimdi açıkça şunu sormak gerekiyor, maden şirketlerinin birkaç yıllık geliri ve devlete verilen yüzde 3-4 oranında katkı için yüzyılların doğasını, suyunu, toprağını feda etmek akıl işi midir? Şu da bir gerçek; bu mesele artık sadece çevrecilerin hassasiyeti değildir, bu mesele çocuklarımızın geleceği, içeceği su, yiyeceği gıda, yaşayacağı toprak meselesidir. Bir de şu var, bu projeler yapılırken çoğu zaman bölge halkının fikri bile sorulmuyor. Kararlar masada alınıyor, bedel köyde, derede, bahçede, tarlada ödeniyor. Biz şunu söylüyoruz; bu topraklar sahipsiz değildir. Bu dereler, bu ormanlar, bu yaşam alanları birkaç şirketin insafına bırakılacak kadar değersiz değildir. Bu panelde ortaya koyduğumuz bilimsel gerçekler gayet nettir; yaşanan doğa katliamına eğer bugün 'dur' denilmezse gelecekte kesinlikle geri dönüş olmayacaktır.Yakın zamanda panelde yapılan tüm konuşmaları video serisi halinde paylaşacağız. Herkes izlesin ve ürkütücü gerçeği görsün. Çünkü bu mücadele sadece Giresun'un değil; Doğu Karadeniz halkının, hatta bu ülkede nefes alan herkesin meselesidir." “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Panelde insan sağlığına yönelik riskler de öne çıktı. Konuşmacılar, suya, toprağa ve tarımsal üretime karışabilecek kirleticilerin bölgede yaşayan yurttaşlar açısından ciddi sağlık tehdidi oluşturduğunu belirtti. Panelde şu uyarı yapıldı: " İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK" GİRESUN’UN YÜZDE 85’İ İÇİN MADEN SAHASI UYARISI Konuşmacılar, Giresun’daki maden rezervlerinin orta ve düşük düzeyde olduğunu, bu nedenle yeraltı katmanında dağınık halde bulunduğunu ifade etti. Bu yapının, maden çalışmalarını geniş alanlara yayma riski taşıdığı belirtildi. Panel şu vurguyla tamamlandı: " Giresun'da çıkarılacak madenler orta ve düşük düzeyde, bu nedenle yeraltı katmanında çok dağınık durumda. İlimizin yüzde 85'nin maden sahası ilan edilmesinin sebebi budur.Bu da, çalışmaların çok geniş bir alanda, yani tarım arazilerinde ve su havzalarında da yapılacağını gösteriyor." PANELİ SİYASETÇİLER, AKADEMİSYENLER VE STK TEMSİLCİLERİ TAKİP ETTİ Paneli Beyoğlu Belediye Başkanı Sefer Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan, bazı siyasetçiler, kurum, kuruluş ve STK yöneticileri, akademisyenler, iş insanları ile çeşitli meslek gruplarından çok sayıda katılımcı takip etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.