Hava Durumu

#Hayvancılık

giresunsonhaber - Hayvancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvancılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA Haber

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA Giresun Bul-Pir Çevre Derneği, Tirebolu Meydanı’nda “Büyük Köylü Mitingi” düzenleyecek. Dernek, miting çağrısında fındık üretim alanları, su kaynakları, orman varlığı ve kırsal yaşamın madencilik baskısı altında olduğunu savundu. Giresun’da madencilik faaliyetlerine karşı miting çağrısı yapıldı. Giresun Bul-Pir Çevre Derneği, 18 Nisan Cumartesi günü saat 12.00’de Tirebolu Meydanı’nda “Büyük Köylü Mitingi” düzenleneceğini açıkladı. Dernek, yaptığı çağrıda Giresun’un toprağına, kültürüne, ekonomisine ve doğasına sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Açıklamada, tüm Giresunlular mitinge davet edildi. Paylaşılan çağrı görsellerinde, Giresun ekonomisinin büyük bir tehdit altında olduğu vurgulandı. Metinde, şehrin ekonomik temelini fındık üretiminin oluşturduğu, tarım arazilerinin en az yüzde 64’ünde fındık yetiştirildiği ve yaklaşık 100 bin çiftçinin geçimini bu üretimden sağladığı ifade edildi. Aynı metinde, Giresun’un 2025 yılı ihracatının 1 milyar 3 milyon dolara ulaştığı, bu ihracatın önemli bölümünün fındıktan sağlandığı belirtildi. Çağrı metninde Giresun’un orman varlığına da dikkat çekildi. İlin, orman yoğunluğu bakımından Türkiye’nin öne çıkan kentlerinden biri olduğu belirtilirken, bu doğal yapının arıcılık, hayvancılık, çay üretimi ve doğa turizmi açısından da önem taşıdığı kaydedildi. Dernek, asıl tehlikenin madencilik ihaleleriyle büyüdüğünü savundu. Paylaşılan metinde, Giresun’un yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiği, MAPEG tarafından 8 sahanın 4. grup madencilik faaliyetleri için ihaleye çıkarıldığı, bu alanların bir bölümünün fındık üretim sahaları, su kaynakları, mera alanları ve turizm bölgelerini kapsadığı ileri sürüldü. Aynı çağrıda, Giresun merkez, Piraziz, Dereli, Bulancak ve Şebinkarahisar ilçelerinde farklı şirketlere ait maden sahalarının toplam büyüklüğünün yaklaşık 12 bin 512 hektara ulaştığı, 38 köy ve yaylayı kapsayan yerleşim alanlarının bu süreçten etkilendiği ifade edildi. Metinde, 4. grup madencilik faaliyetlerinin altın, gümüş ve polimetalik cevher projelerini kapsadığı, bu nedenle yüksek çevresel risk taşıdığı savunuldu. Bir başka görselde ise “Giresunlulara acil çağrı” başlığıyla meslek örgütleri, odalar, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarına ortak tutum çağrısı yapıldı. Metinde, “Giresun için birlik olma zamanıdır” ifadesi öne çıkarıldı.

KÜÇÜKBAŞ DESTEK PROJESİNDE BAŞVURULAR 1 NİSAN’DA BAŞLIYOR Haber

KÜÇÜKBAŞ DESTEK PROJESİNDE BAŞVURULAR 1 NİSAN’DA BAŞLIYOR

KÜÇÜKBAŞ DESTEK PROJESİNDE BAŞVURULAR 1 NİSAN’DA BAŞLIYOR Giresun’da Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi için başvuru süreci 1 Nisan 2026’da açılıyor. İl ve ilçe tarım müdürlüklerinden yapılacak başvurular 30 Nisan 2026 mesai bitiminde sona erecek. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi kapsamında üreticilere küçükbaş hayvan verileceğini açıkladı. Proje, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülecek, hayvan temini ise Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü üzerinden sağlanacak. BAŞVURULAR İL VE İLÇE MÜDÜRLÜKLERİNE YAPILACAK Başvurular 1 Nisan 2026 tarihinde başlayacak ve 30 Nisan 2026 mesai bitiminde tamamlanacak. Başvuru sahibi, işletmesinin bulunduğu yerdeki İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne şahsen ya da noter onaylı vekili aracılığıyla müracaat edecek. Başvuru süreci sonunda il ve ilçe listeleri 5-12 Mayıs 2026 tarihleri arasında askıya çıkarılacak. KİMLER BAŞVURABİLECEK? Projeye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişiler başvurabilecek. İşletmesi bulunan üreticiler için 31 Aralık 2025 tarihli TÜRKVET kaydında en fazla 105 dişi anaç küçükbaş hayvan şartı aranacak. İşletmesi bulunmayan kişiler de başvuru yapabilecek; ancak hak sahibi olmaları halinde belirlenen süre içinde mevzuata uygun işletme açmaları gerekecek. Aynı haneden yalnızca bir kişi başvurabilecek. Kamu kurum ve kuruluşları, kamu personeli, tüzel kişiler, 18 yaşından küçükler ve 5488 sayılı Tarım Kanunu kapsamında cezalandırılmış kişiler projeden yararlanamayacak. Ayrıca daha önce belirli destek programlarından yararlanan bazı üreticiler ile proje şartlarını taşımayan büyükbaş işletme sahipleri de kapsam dışında tutulacak. 100 BAŞ KÜÇÜKBAŞ HAYVAN VERİLECEK Projede hak sahibi olan yetiştiricilere 95 dişi ve 5 erkek olmak üzere toplam 100 baş küçükbaş hayvan teslim edilecek. Hak sahipleri, hayvan bedelini peşin ya da krediyle ödeyebilecek. Proje kapsamında Ziraat Bankası Temel Hayvancılık Kredisi de kullanılabilecek. Giresun için dağıtılacak küçükbaş hayvan ırklarında birinci tercih Bafra, ikinci tercih ise Akkaraman olarak belirlendi. Teslim edilen hayvanların bir yıllık TARSİM sigortası TİGEM tarafından karşılanacak. BAKIM VE BESLEME DESTEĞİ DE VERİLECEK Hayvan tesliminden sonraki ilk aydan itibaren, 12 ay boyunca, üç ayda bir bakım ve besleme gideri desteği ödenecek. Ödeme, denetimlerde tespit edilen hayvan sayısı üzerinden gerçekleştirilecek. BAŞVURU İÇİN HANGİ BELGELER İSTENECEK? Başvuru dilekçesi ve formunun yanı sıra nüfus cüzdanı fotokopisi, varsa mesleki diploma veya çıkış belgesi, gazi, engelli ya da şehit yakını belgesi, tarımsal örgüt üyelik belgesi ve küçükbaş hayvancılıkla ilgili eğitim belgesi başvuru dosyasına eklenecek. Başvuru için ayrıca güncel döner sermaye ücreti alınacak. https://giresun.tarimorman.gov.tr/Duyuru/634/Kirsalda-Bereket-Kucukbasa-Destek-Projesi-Icin-Muracaatlar-1-Nisanda-Basliyor

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR Haber

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GES TARTIŞMASI BÜYÜYOR Şebinkarahisar’ın Biroğul Mahallesi ile Sarıyer Köyü sınırlarındaki yaklaşık 2 bin dönümlük mera ve tarım alanına kurulması planlanan Güneş Enerji Santrali için bilgilendirme toplantısı yapıldı. CHP Giresun İl Başkanlığı’nın da katıldığı toplantı, enerji yatırımı ile tarım, mera ve kırsal yaşam arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Şebinkarahisar’da Biroğul Mahallesi ile Sarıyer Köyü sınırlarında kurulması planlanan Güneş Enerji Santrali ve elektrik depolama tesisi projesi, ilçede yeni bir çevre ve arazi kullanımı tartışması başlattı. Proje dosyasında sahanın 220 hektara, yani yaklaşık 2 bin 200 dönüme yayıldığı; Biroğul ve Sarıyer çevresindeki çeşitli mevkileri kapsadığı belirtiliyor. Proje için 31 Mart’ta halkın katılım toplantısı düzenlendi. CHP Giresun İl Başkanlığı, toplantıya il yöneticileri, İl Genel Meclisi Grup Başkanı Eyüp Çiftçi, Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol, partililer ile mahalle ve köy muhtarlarıyla katıldı. Dosyanın merkezinde enerji üretimi değil, yatırımın seçildiği alan var. Çünkü tartışılan saha, mera ve tarla vasfı taşıyan arazilerden oluşuyor. Bu nedenle itirazların ana omurgasını hayvancılık, tarımsal üretim ve kırsal yaşam alanlarının daralacağı endişesi oluşturuyor. İTİRAZIN ODAĞINDA YER SEÇİMİ VAR Bölgedeki itirazlar, yenilenebilir enerjiye bütünüyle karşı çıkmıyor. Tepki, geniş ölçekli bir GES sahasının mera ve tarım arazileri üzerine kurulmak istenmesine yöneliyor. Yerel haberlerde ve itiraz metinlerinde, proje alanının bir bölümünün mera niteliği taşıdığı, bunun da özellikle hayvancılıkla geçinen köyler açısından doğrudan risk yarattığı vurgulanıyor. CHP Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol da kamuoyuna yansıyan açıklamalarında, projenin tarım ve hayvancılığı zayıflatacağını savundu. ÇEVRESEL RİSK TARTIŞMASI NEREDEN ÇIKIYOR? Büyük ölçekli güneş enerji santralleri düşük karbonlu enerji üretimi sağlıyor; ancak geniş arazi kullanımına dayandıkları için yanlış yer seçildiğinde yerel çevre üzerinde baskı yaratabiliyor. Şebinkarahisar’daki dosyada dile getirilen çevresel riskler; mera kaybı, otlatma alanlarının daralması, tarımsal üretimin gerilemesi, doğal dengenin bozulması ve kırsal peyzajın değişmesi başlıklarında toplanıyor. Yerel yayınlar, proje alanının turizm ve tarihî doku bakımından hassas görülen çevrelere yakınlığı nedeniyle ayrıca tartışıldığını aktarıyor. ÇED SÜRECİ DEVAM EDİYOR Dosya, Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci içinde ilerliyor. Güncel ÇED düzenlemesinde proje alanı 25 hektar ve üzerindeki güneş enerji santralleri Ek-1 kapsamında yer alıyor. Şebinkarahisar’daki proje ise yaklaşık 220 hektarlık alanı kapsadığı için bu ölçeğin çok üzerinde bulunuyor. Halkın katılım toplantısı da bu sürecin parçası olarak yapıldı. MERA BAŞLIĞI NEDEN ÖNEMLİ? Mera Kanunu, mera, yaylak ve kışlakların korunmasını esas alıyor ve bu alanların kullanımını özel kurallara bağlıyor. Bu nedenle proje sahasında mera vasfı bulunan alanlar yer alıyorsa, tartışma yalnızca çevresel değil aynı zamanda hukuki bir boyut da kazanıyor. Muhalefetin ve bölge halkının itirazı da tam bu noktada yoğunlaşıyor: üretim toprağı ile otlak alanların enerji yatırımına açılmasının kamu yararı taşıyıp taşımadığı sorgulanıyor. SONUÇTA TARTIŞILAN DOSYA SADECE ENERJİ DOSYASI DEĞİL Şebinkarahisar’daki GES başlığı, bir yatırım haberinin ötesine geçmiş durumda. İlçede tartışılan konu, güneşten elektrik üretimi değil; bu üretimin hangi arazide, hangi bedelle ve kimin yaşam alanı üzerinde kurulacağı sorusu. Bu nedenle önümüzdeki günlerde gözler hem ÇED sürecine hem de bölge halkının itirazlarına çevrilecek.

ÜLPER’DE CANLI HAYVAN PAZARI İÇİN TEMPO YÜKSELDİ Haber

ÜLPER’DE CANLI HAYVAN PAZARI İÇİN TEMPO YÜKSELDİ

ÜLPER’DE CANLI HAYVAN PAZARI İÇİN TEMPO YÜKSELDİ Giresun Belediyesi, kentte uzun süredir hissedilen önemli bir ihtiyacı karşılaması beklenen Canlı Hayvan Pazarı projesinde çalışmaları hızlandırdı. Belediye Başkanı Fuat Köse’nin Ülper Köyü’nde yapımı süren alanda yaptığı incelemenin ardından, projenin tamamlanma takvimi öne çekildi. Giresun’da hayvancılık altyapısına dönük en somut adımlardan biri olarak görülen Canlı Hayvan Pazarı projesinde yeni aşamaya geçildi. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’nin, Ülper Köyü’nde yapımına başlanan proje alanında incelemelerde bulunmasının ardından çalışmalara hız verildi. Belediye kaynaklarından aktarılan bilgilere göre proje, şehirde önemli bir eksikliği gidermeyi hedefliyor. Kurulacak modern satış alanıyla birlikte hem üreticilerin hem de vatandaşların daha düzenli, daha sağlıklı ve daha güvenli bir ortamda alışveriş yapabilmesinin önü açılacak. Projenin özellikle bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine doğrudan katkı sunması bekleniyor. Sahadaki incelemeleri sırasında değerlendirmede bulunan Başkan Fuat Köse, çalışmaları en kısa sürede tamamlamak için sürecin hızlandırıldığını belirtti. Köse, Giresun’a değer katacak yatırımları birer birer hayata geçirmeye devam edeceklerini vurguladı. Canlı Hayvan Pazarı’nın tamamlanmasıyla birlikte yalnızca satış alanı ihtiyacının değil, aynı zamanda üretici ile alıcı arasındaki ticaretin daha planlı ve denetimli bir zemine taşınmasının hedeflendiği ifade ediliyor. Belediye yönetimi, projenin belirlenen takvim doğrultusunda ilerlediğini ve kısa süre içinde hizmete açılmasının amaçlandığını bildirdi. Ülper’de yürütülen çalışma, Giresun’da hayvancılık sektörünün ihtiyaç duyduğu fiziksel altyapının güçlendirilmesi açısından dikkat çeken yatırımlardan biri olarak öne çıkıyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kentte uzun süredir dile getirilen canlı hayvan pazarı ihtiyacının önemli ölçüde karşılanması bekleniyor.

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ Haber

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ RESMÎ GAZETE’DE SU PLANI, GİRESUN’DA YAŞAM ALANI TARTIŞMASI 14 Mart 2026 tarihli ve 33196 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11063 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile “Ulusal Su Planı (2026-2035)” yürürlüğe girdi. Kâğıt üzerinde su yönetimini düzenleyen karar, Giresun’da ise çok daha sert bir karşılık buldu. Çünkü kentte su başlığı artık tek başına su başlığı değil; maden ruhsatları, orman kaybı, tarımsal üretim, kırsal yaşam ve anayasal çevre hakkı aynı dosyada birleşmiş durumda. Kararın metni doğrudan Giresun’a özgü yeni bir maden ruhsatı ilan etmiyor. Yayımlanan düzenleme, ulusal ölçekte su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması, su kalitesinin iyileştirilmesi, kuraklık yönetimi, atık su altyapısının güçlendirilmesi ve tahsis planlaması gibi başlıkları içeren bir çerçeve metin niteliği taşıyor. Buna rağmen Giresun’da kararın yankısı teknik metnin sınırlarını aştı. Bunun nedeni, ilin uzun süredir maden ruhsat baskısı, su havzaları üzerindeki risk, orman alanlarının parçalanması ve üretim alanlarının daralması tartışmalarıyla yaşamaya devam etmesi. Kentte büyüyen tepkinin zemini yeni değil. Giresun Son Haber’in 11 Şubat 2026 tarihli “Aksu Vadisi için alarm” başlıklı haberinde, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, Aksu Vadisi’ndeki madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını etkilediğini, tarım ve hayvancılık açısından tehlike oluşturduğunu belirterek denetim ve su analizi çağrısı yapmıştı. Şubat ayında yerel basına yansıyan bu uyarı, 14 Mart’taki Resmî Gazete kararının ardından bu kez daha geniş bir tartışmanın içine taşındı. Giresun’daki asıl gerilim, su planı metninin sahadaki ruhsat gerçeğiyle çakıştığı noktada ortaya çıkıyor. Son iki yılda yerel ve ulusal basına yansıyan MAPEG dayanaklı haberlerde, Giresun yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’inin maden ruhsat alanları kapsamında bulunduğu, bu alanların arama, işletme ve ihale safhasındaki ruhsatlarla il geneline yayıldığı aktarıldı. Aynı haberlerde 16 ilçenin önemli bölümünde IV. Grup maden ruhsatlarının yoğunlaştığı, bazı ilçelerde ruhsatlılık oranının yüzde 90’ın üzerine çıktığı vurgulandı. Bu tablo, Giresun’da su yönetimi kararının neden yalnızca bürokratik bir düzenleme olarak okunmadığını açık biçimde gösteriyor. Sorun tam da burada düğümleniyor: Bir ilde su havzaları ile maden sahaları aynı coğrafyada üst üste biniyorsa, “su yönetimi” başlığı soyut bir plan olmaktan çıkıyor. Giresun’da su, yalnızca musluktan akan su anlamına gelmiyor; fındık bahçesinin verimi, hayvancılığın devamı, arıcılığın geleceği, meranın sürekliliği, dere yatağının sağlığı ve kırsal yaşamın ayakta kalması anlamına geliyor. Bu nedenle kentte çevre itirazı ile üretim kaygısı birbirinden ayrılmıyor; suya dönük her risk, aynı anda ekonomi, sosyal yapı ve göç baskısı tartışmasına dönüşüyor. Giresun’daki itirazın bir başka sert başlığı orman ve üst havza müdahaleleri. Çünkü maden faaliyeti yalnızca kazı yapılan noktadan ibaret görülmüyor; sahaya ulaşım için açılan yollar, geçici şantiye alanları, lojistik hatlar ve yardımcı tesisler de aynı zincirin parçası olarak değerlendiriliyor. Eğimin yüksek olduğu, yağış rejiminin güçlü olduğu ve yüzey suyu sistemlerinin hassaslaştığı Giresun coğrafyasında bu müdahalelerin su bulanıklığı, sediment taşınımı, toprak kaybı ve havza bütünlüğünde bozulma yaratabileceği yönündeki kaygı büyüyor. Yerel basına yansıyan Aksu Vadisi haberlerinde de suyun balçığa döndüğü, üreticinin su ve toprak kalitesi konusunda alarm verdiği görülüyor. Bu dosyanın hukuki dayanağı da net. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu açıkça düzenliyor; çevreyi geliştirmeyi, çevre sağlığını korumayı ve çevre kirlenmesini önlemeyi devletin ve vatandaşların ödevi olarak tanımlıyor. Giresun’da yükselen tepki bu nedenle yalnızca siyasal bir karşı çıkış değil; suyu, toprağı, ormanı ve yaşam alanlarını etkilediği düşünülen uygulamalara karşı anayasal hak zemininde yükselen bir itiraz olarak şekilleniyor. Bilimsel ve teknik açıdan bakıldığında da itirazın omurgası boş değil. Su havzaları üzerindeki yoğun baskı, özellikle madencilik, yol açma ve yüzey bozunumu içeren faaliyetlerde bulanıklık artışı, askıda katı madde yükü, yüzey akış rejiminde değişim ve kaynak beslenmesinde bozulma riski yaratabiliyor. Giresun gibi kırsal üretimin su kalitesine doğrudan bağlı olduğu bir coğrafyada bu risk yalnızca ekolojik bir mesele olarak kalmıyor; verim düşüşü, kalite kaybı, kırsal gelir daralması ve uzun vadede yerleşim alanlarının zayıflaması anlamına da geliyor. Bu yüzden kentteki itiraz, sadece “doğa savunusu” değil; aynı zamanda üretim, geçim ve yerinde yaşam savunusu olarak okunuyor. Dosyanın sertleştiği yer de tam olarak burası. Giresun’da “neden itiraz edilmeli” sorusunun yanıtı çevresel duyarlılık cümleleriyle sınırlı değil. İtiraz edilmeyen her baskının önce suyu zayıflatacağı, ardından üretimi gerileteceği, sonra kırsal yaşamı çözeceği düşüncesi öne çıkıyor. Suyun kalitesi bozulursa fındık etkilenir; mera baskılanırsa hayvancılık daralır; orman parçalanırsa toprak tutunma gücü azalır; dere sistemi bozulursa yalnızca doğa değil, köyün geleceği de yara alır. Giresun’daki bugünkü alarm, bu zincirleme etki korkusundan besleniyor. Bir başka önemli nokta da şu: 11063 sayılı kararın kendisi, doğrudan “Giresun’un yüzde 85’i maden sahası ilan edildi” diyen bir metin değil. Ancak Giresun’da zaten yıllardır biriken ruhsat, su, orman ve üretim baskısı nedeniyle bu karar, teknik metnin ötesinde yeni bir eşik olarak algılandı. Kentte tartışılan şey yalnızca kararın satırları değil; o satırların, mevcut ruhsat haritası ve saha uygulamalarıyla birleştiğinde neye dönüşeceği sorusu. Bu yüzden karar Resmî Gazete’de yayımlandığı gün, Giresun’da mesele bir su planı değil, bir yaşam alanı dosyası olarak okundu. DERNEĞİN İTİRAZI Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk adına yapılan açıklamada itiraz başlıkları şöyle sıralandı: İstisnasız tüm ilçelerde maden faaliyeti: “Giresun’un %85’i maden sahası ilan edilmiştir. Bu yıkım sadece birkaç köyle sınırlı değildir; bugün Giresun’un tüm ilçelerinde ya bir maden işletmesi ya da bir arama ruhsatı bulunmaktadır. Bu, ilimizin her karış toprağının maden şirketlerinin insafına bırakılması demektir!” Su kaynaklarında kuşatma: “Dereli hattındaki Eğrianbar, Meşeliyatak, Yeşiltepe, Yıldız, Sütlüce ve Bahçeli bölgelerinde olduğu gibi, diğer ilçelerimizde de su kaynaklarının tamamı maden sahalarının içinde kalmıştır.” Üretim ve kırsal ekonomi vurgusu: “Devletimize asıl büyük ve sürekli katkıyı sağlayan geçici maden projeleri değil; fındık tarımı, hayvancılık ve arıcılıktır. Köylünün alın teri, maden şirketinin kârından çok daha büyüktür. Suyumuzu feda etmek, milli ekonomiyi yok etmektir!” Su kullanım önceliği itirazı: “Yeni kararname ile su ‘stratejik kaynak’ sayılarak kullanım önceliği Giresunlu üreticiden alınıp maden projelerine devredilmektedir.” Orman ve doğa kıyımı iddiası: “Tüm ilçelerimizde maden yolları açmak uğruna, halkımızın özenle yetiştirdiği ormanlar fiilen kesilmektedir.” Açıklamanın Aksu Vadisi bölümünde şu ifadelere yer verildi: “Halkımız ekranlardaki savaşı izlerken, yayla yolu güzergahlarımızda orman kesimleri ve maden sondajları fiilen başlatılmıştır. Bu çalışmalar başta Aksu Çayı olmak üzere tüm su havzalarımızı %100 oranında zehirleme potansiyeli taşımaktadır. Televizyonlarda 'modern yönetim' altyazılarıyla sunulan bu plan; Giresun halkı için susuzluk ve yok edilen doğa demektir!” Kültürel miras ve çevre hakkına ilişkin bölümde ise şu vurgu yapıldı: “Tüm ilçelerimizdeki tarihi yapılarımız ve ormanlarımız maden baskısı altında yok edilmektedir. Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca 'sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkımızı' savunuyoruz. Giresun’un %85’ini maden sahasına hapseden, suyumuzu ve bin yıllık mirasımızı savaş gündeminin arkasına sığınılarak feda eden bu anlayışa karşı tüm ilçelerimizle birlikte hukuki takibimizi sürdürceğiz!”

AK PARTİ’DEN 29 MADDELİK YENİ TEKLİF: TARIM ARAZİSİ, REKLAM VE DAVALARA YENİ DÜZENLEME Haber

AK PARTİ’DEN 29 MADDELİK YENİ TEKLİF: TARIM ARAZİSİ, REKLAM VE DAVALARA YENİ DÜZENLEME

AK PARTİ’DEN 29 MADDELİK YENİ TEKLİF: TARIM ARAZİSİ, REKLAM VE DAVALARA YENİ DÜZENLEME AK Parti’nin TBMM’ye sunduğu 29 maddelik yasa teklifi; tarım arazilerinin korunmasından orman kadastrosuna, şeker pancarı üretiminden alkollü içki reklamlarına kadar birçok alanda yeni kurallar getiriyor. Teklifte, 80 bin davanın önüne geçileceği ve kamunun 516 milyar liralık olası yükten korunacağı vurgulandı. AK Parti, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu başta olmak üzere bazı kanunlarda değişiklik öngören 29 maddelik yasa teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Teklif, tarımsal üretim, mülkiyet ihtilafları, çevre politikaları, enerji yatırımları ve reklam sınırlamaları gibi geniş bir alanı kapsıyor. Teklifin ayrıntılarını açıklayan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, düzenlemenin özellikle orman kadastrosu ile tapu mülkiyetinden kaynaklanan uzun yıllara dayalı sorunları çözmeyi amaçladığını söyledi. Güler, bu alandaki mülkiyet karmaşasının sona erdirileceğini belirterek, “Orman ve tapu kadastrosu gibi farklı uygulamalar nedeniyle on yıllardır süregelen mülkiyet karmaşasına son vererek; mülkiyeti nizalı olan ve bugüne kadar davaya konu olmayan taşınmazların tapularını geçerli kabul ediyor veya vatandaşa iade ediyoruz. Bu taşınmaz alanlarından az olmamak üzere ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğümüze saha tahsisi yapıyoruz. Bugüne kadar davaya konu olan taşınmazlar sahiplerine ise aldıkları tazminat bedellerini rayici üzerinden ödemeleri kaydıyla taşınmazlarını iade ediyoruz” dedi. Teklifin en dikkat çeken başlıklarından biri de yargıya ilişkin düzenleme oldu. Abdullah Güler, halen süren ve açılması öngörülen çok sayıda davanın bu düzenlemeyle engelleneceğini savunarak, “Böylece devletimizi; tazminat bedelleri, birikmiş faizler ve yargılama giderleriyle birlikte tam 516 Milyar TL gibi devasa bir mali yükten kurtarıyoruz. Hem vatandaşımızın tapu güvenliğini sağlıyor hem de kamu kaynaklarımızın yarım trilyon lirasını koruma altına alıyoruz” ifadelerini kullandı. Teklife göre, tarımsal amaçlı olanlar dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesi yasaklanacak. Ayrıca izin alınmadan tarım arazileri üzerine yapılan yapılara elektrik, su ve doğalgaz gibi altyapı hizmetlerinin götürülmesi engellenecek. Düzenlemeye aykırı işlem yapan kurumlara her bir abone için 100 bin lira idari para cezası uygulanacak. Abonelik iptal edilmediği sürece bu ceza her ay yinelenecek. Abdullah Güler, tarım arazilerine ilişkin düzenlemeyi şu sözlerle savundu: “Gıda güvenliğimizin sarsılmaz kalesi, milli servetimiz ve gelecek nesillerimize bırakacağımız en kıymetli mirasımız hiç şüphesiz toprağımızdır. Bizim temel önceliğimiz, vatan toprağının her bir karışının üretimde kalması, bereketinin korunması ve ekilebilir alanlarımızın amaç dışı kullanımının önüne geçilmesidir. Özellikle son yıllarda "hobi bahçesi" adı altında, kooperatif çatısı kullanılarak tarım arazilerimizin hukuka aykırı şekilde küçültülmesi ve üretimden koparılması, tarımsal geleceğimiz için ciddi bir risk oluşturmaktadır. Vatandaşlarımızın doğa ile iç içe olma isteğini anlıyoruz; ancak bu ihtiyacın, gıda arz güvenliğimizi tehlikeye atacak ve verimli topraklarımızı betonlaştıracak bir yapıya dönüşmesine izin veremeyiz. Bu doğrultuda, tarımsal amaçlı olanlar dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmesini yasaklıyor; üretim disiplinimizi ve planlamamızı tahkim ediyoruz. İzin alınmadan tarım arazilerine inşa edilen yapılara elektrik, su ve doğalgaz gibi altyapı hizmetlerinin götürülmesini engelliyoruz. Bu yasağı ihlal eden kurumlara, her bir abone için 100 bin TL idari para cezası öngörüyoruz. Abonelik iptal edilmediği sürece bu cezayı her ay tekrarlayarak suiistimallerin önüne geçiyoruz. Bu düzenleme ile hem toprağımızın kıymetini biliyor hem de vatandaşlarımızı yasal dayanağı olmayan süreçlerin mağduru olmaktan koruyoruz.” Teklifte çevre ve iklim başlığı altında da yeni bir dönem öngörülüyor. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda “Karbon Yutak Ormanları” kurulmasının önü açılıyor. Orman Genel Müdürlüğü’ne bu alanın kurulması ve işletilmesi konusunda yetki verilmesi planlanıyor. Güler, düzenlemenin ekonomik boyutuna da dikkat çekerek, “ Sera gazı tutum kapasitemizi artıracak ‘Karbon Yutak Ormanları’nın kurulması ve işletilmesi için Orman Genel Müdürlüğü'ne tam yetki veriyoruz. Bu düzenleme ile sadece çevremizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda sanayicimizin uluslararası piyasada "karbon vergisi" yükleri altında ezilmesinin önüne geçecek yerli karbon kredisi altyapısını inşa ediyoruz. Üretimde Disiplin ve Gıda Arz Güvenliğini tesis ediyoruz” dedi. Tarım ve hayvancılık alanındaki değişiklikler de teklifin öne çıkan maddeleri arasında yer aldı. Buna göre şeker pancarında sözleşmesiz ekim yasaklanacak. Yerli tütün kullanım zorunluluğuna uymayan firmalara yönelik cezalar artırılacak. Hayvancılıkta ise belgesiz nakledilen hayvanların doğrudan kesime sevk edilmesi uygulamasına son verilmesi ve uygun olanların kayıt altına alınması hedefleniyor. Güler, “Şeker pancarında sözleşmesiz ekimi yasaklayarak hem arz güvenliğimizi koruyor hem de çiftçimizin emeğini garanti altına alıyoruz. Yerli tütün kullanım zorunluluğuna uymayan firmalara yönelik cezaları güncel tütün bedellerine göre artırarak caydırıcılığı yeniden sağlıyoruz. Hayvancılıkta ise belgesiz nakledilen hayvanların doğrudan kesime gönderilerek heba edilmesine son veriyor; şartları uygunsa kayıt altına alarak vatandaşımızın mağduriyetini gideriyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Düzenleme, su yapıları ve enerji yatırımlarını da kapsıyor. Baraj ve sulama kanallarının çevresinde can ve mal güvenliğine yönelik önlemlerin alınmasında belediye ve ilgili idarelere sorumluluk yükleniyor. Ayrıca Devlet Su İşleri’nin stratejik hidroelektrik üretim tesisi kurma yetkisinin 2040 yılına kadar uzatılması öngörülüyor. Güler, “Diğer yandan DSİ’nin stratejik hidroelektrik üretim tesisi inşa etme yetkisini 2040 yılına kadar uzatarak ülkemizin enerji arz güvenliğini ve geleceğini güvence altına alıyoruz” dedi. Teklifte Atatürk Orman Çiftliği’ne yönelik özel düzenlemeler de bulunuyor. Buna göre çiftlik adına kayıtlı taşınmazların bina ve arazi vergileri yönünden muafiyetinde birlik sağlanacak, geçmişte tahakkuk ettirilmiş vergilerin tahsilinden vazgeçilecek. Arazilerin parçalı yapısından doğan hukuki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanıyor. Güler, bu başlıkta, “Ülkemizin en kıymetli varlıklarından olan Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin korunması, geleceğe aktarılması ve asli misyonunun devam ettirilmesi için özel bir düzenleme getiriyoruz. Çiftlik adına tescilli bütün gayrimenkullerin bina ve arazi vergileri yönüyle muafiyetinde birlik sağlıyoruz. Geçmişte tahakkuk ettirilmiş vergilerin tahsilinden vazgeçerek, arazilerin parçalı yapısından kaynaklanan hukuki belirsizliklere son veriyor ve bu milli mirasımızın üzerindeki mali yükü tamamen kaldırıyoruz” ifadelerini kullandı. Teklifin dikkat çeken bir diğer ayağını ise alkollü içkilere ilişkin reklam ve tanıtım sınırlamaları oluşturdu. Buna göre alkollü içki üreticilerinin isim, marka, amblem veya logolarını kullanarak herhangi bir etkinliğe destek vermesine ya da gizli reklam yapmasına izin verilmeyecek. 22.00 ile 06.00 saatleri arasındaki satış yasağının ihlalinde ceza yetkisi mülki amirlere devredilecek. İş yerlerinin vitrinlerinde bağımlılığı teşvik edici yazı, işaret ve görsellerin kaldırılması da hükme bağlanacak. Abdullah Güler, bu düzenlemeyi şu sözlerle anlattı: “Gençlerimizin marka aşinalığından faydalanarak düşük alkollü içki markalarının yüksek alkollü içkilerde kullanılması gibi satın almayı teşvik edici sinsi uygulamaları yasaklıyoruz. 22:00 ile 06:00 saatleri arasındaki alkol satış yasağı ihlallerinde ceza yetkisini mülki amirlere devrederek denetimi yerinde ve süratle sağlıyoruz. Vatandaşımızı ve evlatlarımızı alkol bağımlılığına teşvik eden her türlü işaret, yazı ve görselin iş yerlerinin vitrinlerinden dahi temizlenmesini hükme bağlıyoruz”

AKSU VADİSİ İÇİN ALARM: “SUYUMUZ BALÇIK OLDU, GELECEĞİMİZ TEHLİKEDE” Haber

AKSU VADİSİ İÇİN ALARM: “SUYUMUZ BALÇIK OLDU, GELECEĞİMİZ TEHLİKEDE”

AKSU VADİSİ İÇİN ALARM: “SUYUMUZ BALÇIK OLDU, GELECEĞİMİZ TEHLİKEDE” GİRESUN – İbrahim Türk, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği adına yaptığı açıklamada, Aksu Vadisi’nde yürütülen madencilik faaliyetlerinin bölgedeki su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde ciddi tahribata yol açtığını belirtti. Vadideki doğal yaşamın ve kırsal ekonominin tehdit altında olduğunu vurgulayan Türk, yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. “Fındık ve Hayvancılık Rantın Kurbanı Edilemez” “Aksu Vadisi sahipsiz değil; binlerce insanın geçim kaynağı tehlike altında.” Türk, vadide faaliyet gösteren Gencer Madencilik tarafından sürdürülen çalışmaların; Bahçeli, Sütlüce, Yeşiltepe ve Yıldız köyleri ile Meşeli Yatak mevkiinde su kaynaklarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Açıklamada, bulanıklaşan suyun tarımsal sulamayı ve hayvancılığı doğrudan etkilediği savunuldu. “Dünya markası olan fındığımız ve geçim kaynağımız hayvancılık kirlenen sulardan zarar görüyor. Suyun balçığa dönmesi, köylünün rızkının elinden alınması demektir,” diyen Türk, yaşananları “doğa ve yaşam alanlarına yönelik ağır bir tehdit” olarak nitelendirdi. “Kurumlar İzliyor, Biz Hesap Soruyoruz” Spot: “Derhal su analizleri yapılmalı, denetimler artırılmalı.” Dernek adına yapılan açıklamada, kamu kurumlarının denetim konusunda daha aktif rol alması gerektiği vurgulandı. Türk; Giresun Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri yetkililerine çağrıda bulunarak, bölgede kapsamlı su analizleri yapılmasını ve çevresel etkilerin şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Türk, hukuki süreçlerin başlatıldığını belirterek, “Bu mesele yalnızca çevre değil, aynı zamanda halk sağlığı ve kırsal ekonominin geleceği meselesidir,” dedi. “Aksu Vadisi’ni Teslim Etmeyeceğiz” “Bu topraklarda doğduk, bu sularla büyüdük.” Açıklamanın sonunda toplumsal duyarlılığın artırılacağı mesajı verildi. Türk, kamuoyu desteğinin büyümesiyle birlikte çevresel mücadelenin sürdürüleceğini belirterek, vadinin doğal yapısının ve su havzasının korunmasının hayati önemde olduğunu ifade etti. “Toprağımızı, suyumuzu ve fındığımızı rant odaklarına teslim etmeyeceğiz. Aksu Vadisi’nin sesini tüm Türkiye duyana kadar mücadele edeceğiz.” Bölge Halkı Endişeli Bölgede yaşayan vatandaşlar ise su kaynaklarındaki değişim nedeniyle hem tarımsal üretimin hem de içme suyu güvenliğinin risk altında olabileceğini dile getiriyor. Uzmanların yapacağı bilimsel analizlerin ve resmi açıklamaların, tartışmalara netlik kazandırması bekleniyor.

Karadeniz’in ilk hastalıktan ari koyunculuk işletmesi Giresun'da Haber

Karadeniz’in ilk hastalıktan ari koyunculuk işletmesi Giresun'da

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü’nün paylaşımına göre, Giresun’un Bulancak ilçesinde Veteriner Hekim Süleyman Aksu’ya ait koyunculuk işletmesi “Hastalıktan Ari İşletme Sertifikası” almaya hak kazandı. GİRESUN (İGFA) - Giresun’un Bulancak ilçesinde faaliyet gösteren Veteriner Hekim Süleyman Aksu’ya ait koyunculuk işletmesi, yapılan denetim ve testler sonucunda “Hastalıktan Ari İşletmeler İçin Sağlık Sertifikası” ile belgelendirildi. Böylece işletme, Türkiye genelinde 12’nci, Karadeniz Bölgesi’nde ise ilk hastalıktan ari koyunculuk işletmesi oldu. Ari İşletme Sertifikası, Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz tarafından işletme sahibine takdim edildi. Sertifika, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024–2028 Hayvancılık Yol Haritası kapsamında hayata geçirilen sürdürülebilir, verimli ve sağlıklı hayvansal üretim hedefleri doğrultusunda verilen önemli belgeler arasında yer alıyor. Hastalıktan ari işletmeler; küçükbaş hayvancılıkta Bruselloz, büyükbaş hayvancılıkta ise Tüberküloz ve Bruselloz hastalıklarının bulunmadığı, düzenli kontrol, test ve denetimlerle doğrulanan, hijyen ve biyogüvenlik şartlarını eksiksiz sağlayan işletmeler olarak tanımlanıyor. Yetkililer, ari işletmelerin yaygınlaşmasının hayvan sağlığı, halk sağlığı ve kaliteli hayvansal üretim açısından büyük önem taşıdığını vurgularken, bu tür işletmelerin ülke genelinde artırılmasının hedeflendiğini belirtti.

GİRESUN’DA MANDA ISLAH PROJESİNE TEKNİK PERSONEL ALINACAK Haber

GİRESUN’DA MANDA ISLAH PROJESİNE TEKNİK PERSONEL ALINACAK

GİRESUN’DA MANDA ISLAH PROJESİNE TEKNİK PERSONEL ALINACAK Başvurular 6 Şubat’ta sona eriyor Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda Giresun’da yürütülen Halk Elinde Anadolu Mandası Islah Projesi kapsamında bir teknik personel istihdam edilecek. Yıllık sözleşmeli olarak görev yapacak personel, Giresun İli Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği bünyesinde çalışacak. Projede görev alacak Proje Teknik Elemanı (PTE) için başvuru süreci başladı. Adayların başvurularını 6 Şubat 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürlüğü bünyesindeki Hayvancılık Destekleme Birimi’ne şahsen yapmaları gerekiyor. Hangi Bölümlerden Mezun Olanlar Başvurabilecek? Başvuruda bulunacak adayların; ziraat fakültelerinin hayvansal üretim veya zootekni bölümlerinden, veteriner fakültelerinden, meslek yüksekokullarının hayvancılık programlarından ya da veteriner sağlık teknikerliği alanından mezun olması isteniyor. Ayrıca zootekni alanında yüksek lisans yapmış adaylar da başvuru yapabilecek. Adaylarda ayrıca B sınıfı sürücü belgesi bulunması şartı aranırken, arazi çalışmalarına engel bir sağlık sorununun olmaması gerekiyor. Projenin uygulanacağı il veya ilçede ikamet edenler ise tercih sebebi olacak. Belgeler Şahsen Teslim Edilecek Başvuru sırasında dilekçe, diploma, kimlik fotokopisi, askerlik durum belgesi, ikametgâh, sürücü belgesi, özgeçmiş, adli sicil kaydı ve sağlık raporu gibi belgeler talep edilecek. Sınav ve Değerlendirme Süreci Başvuruların ardından İl Müdürlüğü tarafından ön inceleme yapılacak. Şartları sağlayan adaylar mülakata çağrılacak. Başvuru sayısının 10’un üzerine çıkması halinde yazılı sınav yapılabilecek. Yazılı sınav uygulanırsa ilk 5’e giren adaylar sözlü sınava alınacak. Süreç sonunda 1 asil ve 1 yedek Proje Teknik Elemanı belirlenecek. Sözleşme 15 Gün İçinde İmzalanacak Asil olarak seçilen aday, tebligatın ardından 15 gün içinde sözleşme imzalamaya davet edilecek. Süre içinde başvurmayan adayın yerine yedek aday çağrılacak. İmzalanan sözleşme İl Müdürlüğü aracılığıyla TAGEM’e gönderilecek. Yetkililer, projenin bölgedeki manda yetiştiriciliğinin geliştirilmesi ve verimliliğin artırılması açısından önemli rol oynadığını belirterek, niteliklere uygun adayların başvuru yapmalarını istedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.