Hava Durumu

#Havalandırma

giresunsonhaber - Havalandırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Havalandırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ Haber

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ

GİRESUN ARICILIĞINA 2 BİN MODERN KOVAN DESTEĞİ 100 ÜRETİCİYE YÜZDE 70 HİBELİ STRAFOR KOVAN DAĞITILDI Giresun’da arıcılığın geliştirilmesi amacıyla 100 üreticiye toplam 2 bin Langstroth tipi strafor kovan dağıtıldı. Yüzde 70’i DOKAP hibesiyle karşılanan proje, Giresun’un ülke ortalamasının altında kalan kovan başına bal verimini yükseltme hedefi açısından önem taşıyor. Ancak bilimsel çalışmalar, başarının yalnızca kovan malzemesine değil; havalandırma, koloni gücü, ana arı kalitesi, hastalıklarla mücadele ve teknik takibe de bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından finanse edilen “Arıcılığın Desteklenmesi ve Geliştirilmesi Projesi” kapsamında modern kovan dağıtımı gerçekleştirildi. Yüzde 70 hibe ve yüzde 30 üretici katkısıyla yürütülen proje kapsamında Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği ile Bulancak ve Şebinkarahisar bal üreticileri birliklerine üye 100 arıcıya toplam 2 bin Langstroth tipi strafor kovan teslim edildi. Böylece her üreticiye 20 kovan desteği sağlandı. DAĞITIM PROGRAMI İL MÜDÜRLÜĞÜ KAMPÜSÜNDE YAPILDI 20 Ağustos 2026 tarihinde Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü kampüsünde düzenlenen programa İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, DOKAP Başkanı Hakan Gültekin, Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli, Bulancak Bal Üreticileri Birliği Başkanı Erdoğan Üstün, kurum personeli ve arı yetiştiricileri katıldı. Projenin, arıcıların modern üretim teknikleriyle tanıştırılması, işletmelerin fiziki altyapısının güçlendirilmesi ve bal üretiminde verimliliğin artırılması amacıyla hayata geçirildiği bildirildi. STRAFOR KOVANLAR NE SAĞLIYOR? Yüksek yoğunluklu polistirenden üretilen strafor kovanlar, ahşap kovanlara göre daha hafif olmaları ve yüksek ısı yalıtımı sağlamalarıyla öne çıkıyor. Kovan içi sıcaklık değişiminin sınırlandırılması, arıların kış döneminde ısı üretmek için harcadığı enerjinin ve bal tüketiminin azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Isı yalıtımının ilkbahar döneminde koloninin daha erken gelişmesine katkı sağlaması da bekleniyor. Hafif yapı ise özellikle gezginci arıcılık yapan üreticiler açısından taşıma ve yer değiştirme işlemlerini kolaylaştırıyor. Ancak bilimsel bulgular, strafor kovanların her bölgede ve her koşulda tek başına daha yüksek bal üretimi sağlayacağı yönünde kesin bir sonuç ortaya koymuyor. TÜRKİYE DÜNYANIN EN BÜYÜK ÜÇ ARICILIK ÜLKESİNDEN BİRİ Tarım ve Orman Bakanlığı Arıcılık Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlanan FAO verilerine göre Türkiye, 2024 yılında hem arılı kovan sayısı hem de bal üretimi bakımından dünyada üçüncü sırada yer aldı. TÜİK’in 2025 verilerine göre ise Türkiye genelinde: 96 bin 646 arıcılık işletmesi,8 milyon 817 bin 155 koloni,97 bin 253 ton bal üretimi,3 bin 258 ton balmumu üretimi bulunuyor. Türkiye’de kovan başına ortalama bal verimi 11,03 kilogram olarak gerçekleşti. Bal üretimi 2024’e göre yüzde 1,8 artarken koloni sayısı yüzde 1,6 azaldı. Kovan başına verim ise 10,66 kilogramdan 11,03 kilograma yükseldi. Tarım ve Orman Bakanlığı Arıcılık Araştırma Enstitüsü GİRESUN’DA VERİM ÜLKE ORTALAMASININ ALTINDA Aynı verilere göre Giresun’da 2025 yılında 1.803 arıcılık işletmesi ve 116 bin 223 koloni bulunuyor. Kentte 1.041 ton bal üretilirken kovan başına ortalama verim 8,96 kilogramda kaldı. Bu rakam, 11,03 kilogramlık Türkiye ortalamasının yaklaşık yüzde 19 altında bulunuyor. Giresun, Türkiye’deki toplam kolonilerin yaklaşık yüzde 1,32’sine sahip olmasına rağmen ülke bal üretiminin yüzde 1,07’sini karşılıyor. Dağıtılan 2 bin kovan, Giresun’un kayıtlı koloni varlığının sayısal olarak yaklaşık yüzde 1,7’sine karşılık gelen bir fiziki kapasite oluşturuyor. Ancak bu kovanların yeni kolonilerle mi kullanılacağı, yoksa eski kovanların yenilenmesinde mi değerlendirileceği üretime sağlayacağı gerçek katkıyı belirleyecek. TÜRKİYE’NİN FARKLI İLLERİNDE BENZER DESTEKLER VERİLİYOR Giresun’daki proje, Türkiye genelinde arıcılıkta ekipman yenileme ve modern kovan kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan çalışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ordu’da Haziran 2026’da 50 arıcıya 1.500 polen ve propolis tuzaklı arılı kovan dağıtıldı. Yüzde 70 hibeli projede iki yılda dağıtılan kovan sayısı 3 bin 900’e ulaştı. Ordu’daki uygulamanın yalnızca bal üretimini değil, polen ve propolis gibi katma değerli ürünleri de hedeflemesi dikkat çekti. Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Düzce’de Temmuz 2026’da FAO ile Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde eğitim alan 10 genç üreticiye 280 normal ve 100 ruşet olmak üzere toplam 380 arısız strafor kovan verildi. Projede arıcılığın yanı sıra girişimcilik, finansal okuryazarlık, dijital pazarlama ve e-ticaret eğitimleri de uygulandı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Muş’ta Aralık 2025’te 100 arıcıya yüzde 75 hibeyle toplam 1.000 yeni kovan dağıtıldı. Proje özellikle eskimiş kovanların yenilenmesini hedefledi. Muş İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Antalya’da ise 2026 yılında 100 arıcıya 500 ana arı üretim kovanı verilerek kovan desteği, ana arı yetiştiriciliği eğitimi ve yerel gen kaynaklarının korunmasıyla birleştirildi. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bu örnekler, arıcılık desteklerinde yalnızca kovan sayısının artırılmasından eğitim, ürün çeşitlendirme, ana arı kalitesi ve pazarlama kapasitesinin geliştirilmesine doğru daha kapsamlı bir modele geçildiğini gösteriyor. BİLİMSEL ÇALIŞMALAR NE SÖYLÜYOR? Hatay’ın Samandağ ilçesinde 75 koloni üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada, strafor kovanlarda kışlama kabiliyeti yüzde 86,67; ahşap kovanlarda ise yüzde 65,89 olarak ölçüldü. Ancak araştırmanın farklı iklim ve flora koşullarında yapıldığı, sonuçların doğrudan Giresun’a uyarlanamayacağı belirtilmeli. Uludağ Arıcılık Dergisi’ndeki araştırma 2019 yılında yayımlanan başka bir çalışmada, ısı yalıtımlı kompozit kovanların strafor kovanlardan yüzde 14,23, ahşap kovanlardan ise yüzde 34,89 daha fazla bal verdiği belirlendi. Aynı çalışmada strafor kovanlarda yetersiz havalandırmaya bağlı olarak en yüksek azami nem değerlerinin ölçüldüğü bildirildi. Italian Journal of Animal Science araştırması Malatya koşullarında Kafkas ve Karniyol arılarıyla yapılan 2025 tarihli çalışmada ise ahşap ve strafor kovanlar arasında bal verimi bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmacılar ayrıca strafor kovanların arı ürünlerinde kalıntı oluşturup oluşturmadığı konusunda daha ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekti. Hayvan Bilimi ve Ürünleri Dergisi Bu sonuçlar, kovan malzemesinin önemli olduğunu ancak verimliliği tek başına belirlemediğini ortaya koyuyor. GİRESUN’UN NEMLİ İKLİMİNDE HAVALANDIRMA ÖNEMLİ Strafor kovanların yüksek ısı yalıtımı avantaj sağlarken kovan içi nemin kontrolünü daha önemli hâle getirdiği görülüyor. Bu nedenle Giresun’un yağışlı ve yüksek nemli ikliminde kovan girişleri, taban havalandırması ve arılığın konumu doğru planlanmalı. Koloni gücü, genç ve kaliteli ana arı kullanımı, yeterli besin stoku, Varroa ve diğer hastalıklarla mücadele, bitki çeşitliliği ve arıcının uyguladığı bakım yöntemleri sonuç üzerinde kovan malzemesi kadar etkili olabiliyor. PROJENİN BAŞARISI SAHADA ÖLÇÜLMELİ Giresun’daki 2 bin kovanlık destek, adet bakımından son yıllarda gerçekleştirilen dikkat çekici arıcılık projelerinden biri. Ancak gerçek başarı, dağıtım töreniyle değil sahadan alınacak sonuçlarla ölçülebilecek. Bu kapsamda destek alan işletmelerde: Kışlama sonrası yaşayan koloni oranı,Koloni başına yem ve bal tüketimi,İlkbahar gelişim hızı,Arılı ve yavrulu çerçeve sayısı,Kovan içi sıcaklık ve nem değerleri,Varroa ve diğer hastalıkların görülme durumu,Kovan başına bal üretimi,Kovanların dayanıklılığı ve kullanım ömrü düzenli olarak takip edilmeli. Projenin toplam bütçesi, kovan başına maliyeti, yararlanıcıların ilçelere göre dağılımı, seçim kriterleri ve bir veya iki yıllık üretim sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması, desteğin verimliliğinin şeffaf biçimde değerlendirilmesini sağlayacaktır. HEDEF SADECE DAHA FAZLA KOVAN DEĞİL, DAHA YÜKSEK VERİM OLMALI Türkiye, kovan sayısı ve bal üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunmasına rağmen koloni başına verimlilikte geliştirilmesi gereken bir tabloya sahip. Giresun’un da zengin florası ve arıcılık geleneğine karşın kovan başına verimde ülke ortalamasının altında kaldığı görülüyor. Bu nedenle 2 bin modern kovan desteğinin; teknik eğitim, ana arı ıslahı, hastalıklarla mücadele, ürün çeşitlendirme, markalaşma ve pazarlama çalışmalarıyla tamamlanması gerekiyor. Kovan dağıtımı doğru takip ve eğitimle desteklendiğinde Giresun arıcılığının verimliliğini ve üreticinin gelirini artırabilecek önemli bir başlangıç niteliği taşıyor.

Otellerde Yapılan İlaçlamalar Sağlık Açısından Büyük Riskler Taşıyor! Haber

Otellerde Yapılan İlaçlamalar Sağlık Açısından Büyük Riskler Taşıyor!

Beşiktaş'ta bir restoranda yemek yedikten sonra gıda zehirlenmesi şüphesiyle Fatih'teki konakladıkları otelden hastaneye kaldırılan bir ailede, anne baba ve iki çocuğun hayatını kaybetmesi olayının ardından, otelin kısa süre önce ilaçlandığı bilgisinin ortaya çıkması, otel ilaçlamalarında alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine yönelik dikkati artırdı. Otellerdeki ilaçlama uygulamalarının hem misafirlerin hem de çalışanların sağlığı açısından önemli uyarılarla ele alındığı belirtildi. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, haşerelerle mücadelenin doğru yapılmadığı durumlarda ciddi sağlık tehditlerinin ortaya çıkabileceğini vurguladı. Otellerde haşere ve kemirgenler için uygun ortam oluşuyor… Otellerin, yoğun insan hareketliliği, gıda servisi ve farklı iklim koşullarında sürekli kullanılması nedeniyle haşere ve kemirgenlerin üremesi için elverişli ortamlar oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Hamamböceği, tahtakurusu, kemirgen, sinek ve sivrisinek gibi zararlılar yalnızca konforu bozmakla kalmaz, aynı zamanda salmonella, escherichia coli, leptospiroz, hantavirüs ve alerjen partiküller gibi halk sağlığını tehdit eden riskleri barındırır. Bu nedenle ilaçlama uygulamaları gıda güvenliğini, misafir sağlığını ve işletmenin yasal yükümlülüklerini korumak için oldukça önemlidir. Doğru pestisit kontrol stratejileri otelleri biyolojik bulaşlardan ve hijyen skandallarından korur, bu da işletmenin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler.” dedi. Pestisit kontrolsüz kullanılırsa sağlık riskleri oluşturabilir “Otellerde yapılan ilaçlamaların sağlık açısından büyük tehlikeler barındırabileceğini” belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şunları söyledi: “Pestisitler kontrolsüz kullanıldığında akut ve kronik sağlık risklerine yol açabilir. Akut etkilere solunum yolu irritasyonu, göz-kulak-burun yanması, baş ağrısı, mide bulantısı, ciltte kızarıklık veya nörolojik belirtiler dahildir. Uzun süreli maruziyetlerde endokrin sistem bozuklukları, bazı kanser türleri, nörotoksik etkiler ve üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiler görülebilmektedir. Özellikle kapalı alanda yapılan sisleme veya fumigasyon gibi yoğun uygulamalar sonrası yüzeylerde pestisit kalıntısı kalabilir ve bu, çocuklar, yaşlılar, hamileler ve astım hastaları için ciddi riskler yaratabilir. Yanlış doz, etiket dışı kullanımlar ve yetersiz havalandırma, zehirlenme riskini artıran ana faktörlerdir.” Otel ilaçlamalarında İSG kurallarına özen gösterilmeli! Otellerde ilaçlama yaparken İSG kapsamında dikkat edilmesi gereken temel kurallar olduğuna değinen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Türkiye’de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işverenler, çalışanlarını kimyasal risklere karşı bilgilendirmeli, uygun kişisel koruyucu donanım (maske, gözlük, eldiven, tulum) sağlamalı ve güvenlik bilgi formlarını (SDS/MSDS) erişebilir kılmalıdır. Uygulama yalnızca eğitimli ve belgeli personelle yapılmalı, kapalı alanlarda havalandırma sağlanmalı ve alanda yetkisiz kişilerin bulunmasına izin verilmemelidir. Ayrıca risk değerlendirmesi yapılmalı, kullanılan kimyasalların etiket bilgilerine uyulmalı ve tekrar giriş süreleri belgelenmelidir.” şeklinde konuştu. Kullanılan ürünler ruhsatlı olmalı! Türkiye’de otellerdeki ilaçlamayla ilgili yasal düzenlemeler kapsamında kullanılan pestisitler, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış olmalıdır diyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Halk Sağlığı Alanında Haşere ile Mücadele Usul ve Esasları” ve “Biyosidal Ürünler Yönetmeliği”nin hangi ürünlerin, hangi dozlarda, hangi alanlarda kullanılabileceğini belirlediğini söyledi ve “Uygulayan firmaların sorumlu müdür bulundurması, uygulayıcılarının yetki belgesine sahip olması ve işlemlerin kayıt altına alınması zorunludur. Ayrıca 6331 sayılı İSG Kanunu, kimyasalları kullanırken işverenin eğitim, bilgilendirme ve koruma yükümlülüklerini sıkı bir şekilde belirler. Bu doğrultuda oteller hem sağlık hem de mevzuat uyumunu sağlamakla yükümlüdür.” dedi. Uyarı notları ve uygulama saatlerinin bildirimi önemlidir! İlaçlama hizmeti veren firmaların denetiminin İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri ile Tarım ve Orman Bakanlığı birimlerince yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şunları ekledi: “Ancak denetim sıklığı, illerin, turizm yoğunluğunun ve şikayetlerin durumuna göre değişebilir. Firmaların ruhsat geçerliliği, ürünlerin etiket ve ruhsat uygunluğu, uygulayıcı sertifikaları ve kayıt tutma süreçleri düzenli olarak kontrol edilir. Oteller ilaçlama süreçlerinde personel bilgilendirmesi yapmak zorundadır. 6331 sayılı kanun gereği çalışanların kimyasal maruziyeti hakkında bilgilendirilmesi, eğitim verilmesi ve gerekli koruma ekipmanının sağlanması gerekir. Misafir bilgilendirmesi ise uluslararası iyi uygulamalar çerçevesinde oda kapısına uyarı notu bırakılması, uygulama saatlerinin önceden duyurulması veya kapatma sürelerinin misafirlere belirtilmesi önerilir.” En güvenli yaklaşım 24 saat bekleme ve iyi havalandırma İlaçlamanın ardından odalar veya ortak alanların kullanım süresinin, kullanılan ürünün niteliklerine ve uygulama yöntemine bağlı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, sözlerini şöyle tamamladı: “Etiket bilgilerinde belirtilen ‘tekrar giriş (re-entry)’ süresi esas alınmalıdır; bazı yüzey spreylerinde 1–2 saatlik havalandırma yeterli iken, sisleme veya fumigasyon gibi yoğun uygulamalarda süre 12–24 saati bulabilir. Oda veya ortak alanın tekrar kullanılmasından önce mutlaka havalandırılmalı, temas yüzeyleri temizlenmeli ve yiyecek hazırlama alanlarında ekstra hijyen sağlanmalıdır. Etiket talimatı net değilse, en koruyucu çözüm 24 saat bekleme ve güçlü bir havalandırmadır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.