Hava Durumu

#Hasat Sonrası

giresunsonhaber - Hasat Sonrası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat Sonrası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIK MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK Haber

FINDIK MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK

ŞİLİ FINDIKTA TEKNOLOJİ HAMLESİNİ BÜYÜTÜYOR HEDEF: ÜRETİM MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK Dünya fındık üretiminde payını artırmayı hedefleyen Şili, bahçedeki üretimin yanı sıra hasat sonrası kurutma, işleme ve depolama teknolojilerine yöneliyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da üretim maliyetlerini yükseltmeden verimlilik ve kalite sağlamanın yolları ele alındı. Şili’nin Los Ángeles kentinde 13 Ağustos’ta düzenlenen PlanetNuts Day Avellanos 2026, ülkenin büyüyen fındık sektöründeki teknolojik dönüşümü gündeme taşıdı. Üreticiler, teknik uzmanlar, akademisyenler, alıcılar ve makine firmalarının katıldığı etkinlikte; üretim verimliliği, hasat mekanizasyonu, kurutma, işleme, depolama ve hastalıklarla mücadele başlıkları değerlendirildi. Etkinliğin ardından PlanetNuts tarafından yayımlanan röportajda, Arjantin merkezli IDM Desarrollos’un fındık üreticilerine sunduğu teknolojiler tanıtıldı. Görüşmede, “Üretim maliyetlerini artırmadan teknolojiyle verimlilik nasıl yükseltilebilir?” konusu üzerinde duruldu. "PlanetNuts’un IDM röportajı" (https://planetnuts.cl/idm-desarrollos-en-planetnuts-day-2026-tecnologia-para-avellanos-desde-mendoza/) KURUTMA VE İŞLEMEDE TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM IDM Desarrollos’un geliştirdiği sistemlerin özellikle hasat sonrası süreçlere yoğunlaştığı belirtildi. Şirket; fındığın kurutulması, temizlenmesi, kırılması, ayrıştırılması ve işlenmesine yönelik makine ve üretim hatları geliştiriyor. Teknolojik sistemlerle ürün kayıplarının azaltılması, işlemlerin hızlandırılması ve standart kalitenin korunması hedefleniyor. Bu yaklaşım, yalnızca daha fazla ürün elde edilmesine değil, hasat edilen ürünün değer kaybetmeden işlenmesine de dayanıyor. Çünkü üretim miktarındaki artışın aynı ölçüde kurutma, depolama ve işleme kapasitesiyle desteklenmemesi; ürünün beklemesine, kalite kaybına ve üretici maliyetlerinin yükselmesine yol açabiliyor. ARJANTİN VE ŞİLİ ARASINDA MAKİNE İŞ BİRLİĞİ Arjantinli IDM Desarrollos ile Şilili tarım makineleri şirketi Agroimec arasında fındık sektörüne yönelik stratejik iş birliği de kuruldu. Anlaşma kapsamında IDM tarafından geliştirilen fındık işleme hatları ve kurutma sistemleri, Agroimec tarafından Şili pazarında üretici ve işletmelere sunulacak. İş birliğinin ilk aşamasında Avrupa fındığına yönelik işleme ve kurutma sistemlerine ağırlık verilecek. Üretimin büyümesine bağlı olarak makine ve teknoloji portföyünün genişletilmesi planlanıyor. "IDM–Agroimec iş birliğinin ayrıntıları" (https://planetnuts.cl/agroimec-e-idm-desarrollos-sellan-alianza-estrategica-para-lineas-de-proceso-y-secado-de-avellana-en-chile/) ÜRETİM ARTIŞI İŞLEME KAPASİTESİYLE DESTEKLENECEK PlanetNuts Day’de yapılan değerlendirmelerde, Şili fındık sektörünün yalnızca yeni bahçeler kurarak büyüyemeyeceğine dikkat çekildi. Artan üretimin karşılanabilmesi için ürün kabul merkezlerinin, geçici depolama alanlarının, kurutma tesislerinin ve işleme hatlarının geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Üreticilerin ürünü zamanında teslim edebilmesi, fındığın uygun nem oranına indirilmesi ve kalite kaybı yaşanmadan işlenmesi, sektörün önümüzdeki dönemindeki temel ihtiyaçlar arasında gösterildi. Etkinlikte ayrıca mekanik hasat, hastalık ve zararlıların erken tespiti, sulama yönetimi ve uluslararası kalite standartları da ele alındı. "PlanetNuts Day Avellanos 2026" (https://planetnuts.cl/planetnuts-day-de-avellanos-la-industria-avellanera-se-reunio-en-biobio-para-mirar-los-proximos-diez-anos/) TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN DİKKAT ÇEKEN ÖRNEK Şili’de yürütülen çalışmalar, küresel fındık rekabetinin yalnızca üretim miktarı üzerinden ilerlemediğini gösteriyor. Hasadın mekanizasyonu, ürünün hızlı kurutulması, nem ve kalite kontrolü, sınıflandırma, depolama ve katma değerli ürüne dönüştürme kapasitesi de rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini korurken Şili başta olmak üzere rakip ülkelerin yeni bahçelerin yanı sıra teknoloji, altyapı ve işleme tesislerine yatırım yapması dikkat çekiyor. Giresun ve diğer fındık üretim bölgelerinde küçük üreticilerin ortak kullanabileceği kurutma, temizleme, sınıflandırma ve depolama tesislerinin yaygınlaştırılması; ürün kayıplarının azaltılması ve kalite değerinin korunması açısından önem taşıyor. Şili’nin attığı adımlar, fındıkta geleceğin rekabetinin yalnızca daha fazla üretmekle değil, ürünü daha düşük kayıpla ve daha yüksek kaliteyle pazara ulaştırmakla şekilleneceğini ortaya koyuyor.

KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Haber

KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI

FINDIKTA HER ÇÜRÜK KOKARCA DEĞİL: BİLİMSEL AYRIM ÜRETİCİ İÇİN KRİTİK KARADENİZ TARIMSAL ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ UYARDI: SULU ÇÜRÜKLERLE KOKARCA ZARARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI Karadeniz’de fındık hasadıyla birlikte üreticinin karşısına çıkan en önemli kalite sorunlarından biri olan çürük, kararmış, buruşmuş veya içi boş tanelerin nedeni konusunda Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden (KTAE) dikkat çekici bir bilimsel uyarı geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı KTAE, üreticilere yönelik son bilgilendirmesinde fındıkta görülen her bozulmanın kahverengi kokarca zararına bağlanmaması gerektiğini vurguladı. Enstitü, kahverengi kokarcanın fındıktaki temel zarar şekillerini sarı karamuk, boş iç, buruşuk iç ve lekeli iç olarak sıralarken; özellikle kahverengi çürüklükler ile sulu nekrotik oluşumların doğrudan kahverengi kokarca zararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Açıklamanın bilimsel açıdan en önemli mesajı ise şu noktada yoğunlaşıyor: Fındığı kırdığınızda karşınıza çıkan her kahverengi, siyahlaşmış veya çürümüş doku “kokarca vurdu” anlamına gelmiyor. Doğru teşhis yapılmadan gerçekleştirilecek mücadelenin hem üreticiyi yanlış yönlendirebileceği hem de gerçek zararın kaynağının gözden kaçmasına neden olabileceği belirtiliyor. KOKARCA FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarca (Halyomorpha halys), Doğu Asya kökenli istilacı bir böcek. KTAE’nin resmi verilerine göre 300’ü aşkın bitki türünde beslenebilen zararlı; fındığın yanı sıra elma, armut, şeftali, mısır, soya ve çok sayıda sebze, meyve ve süs bitkisinde zarar oluşturabiliyor. Böceğin erginleri ve nimfleri, sokucu-emici ağız yapılarıyla bitki dokusunu delerek özsuyu emiyor. Bu beslenme sırasında bitki dokusuna verilen fiziksel ve fizyolojik zarar, ürünün gelişme dönemine göre farklı sonuçlara yol açıyor. KTAE’nin resmi teknik bilgilerinde erken dönemdeki beslenmenin meyve dökümü ve şekil bozukluğuna, ilerleyen dönemlerdeki beslenmenin ise renk değişimi, doku bozukluğu ve kalite kaybına yol açabildiği belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Ancak fındık açısından kritik nokta, zararın hangi tarihte meydana geldiği. Çünkü aynı böcek mayıs ayında başka, haziran ayında başka, temmuz-ağustos döneminde ise çok daha farklı bir zarar görüntüsü oluşturabiliyor. 2026’DA YAYIMLANAN ARAŞTIRMA ZARARIN TAKVİMİNİ ORTAYA KOYDU KTAE Bitki Sağlığı Bölümünden araştırmacı Mansur Uluca’nın birinci yazar olduğu, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Oregon State University’den bilim insanlarının da katıldığı kapsamlı araştırma, 3 Nisan 2026’da uluslararası hakemli Journal of Economic Entomology dergisinde yayımlandı. Araştırmada Türkiye’nin Doğu ve Orta Karadeniz fındık alanlarındaki kahverengi kokarca hareketleri ile ABD’nin önemli fındık üretim merkezi Oregon’daki popülasyon ve zarar şekilleri birlikte incelendi. Türkiye’de 2019-2021 yıllarında yapılan saha gözlemleri ile 2022’de gerçekleştirilen kontrollü denemelerde, kahverengi kokarca zararının fındığın fenolojik gelişme dönemine güçlü biçimde bağlı olduğu ortaya konuldu. (PubMed) Bilimsel çalışmada fındıkta beş farklı zarar tipi tanımlandı. Mayıs-haziran döneminde kabuk şekil bozukluğu, haziran ayında siyahlaşmış boş kabuk ve boş iç, haziran sonundan temmuz ortasına kadar buruşuk iç, temmuz-ağustos döneminde ise araştırmacıların “corked kernel” olarak tanımladığı korklaşmış, kuru ve nekrotik iç dokusu gözlendi. (OUP Academic) Bu sonuç, KTAE’nin üreticiye yönelik son açıklamasını değerlendirirken önemli bir ayrım yapılmasını zorunlu kılıyor. “NEKROZ KOKARCA DEĞİLDİR” İFADESİ NASIL OKUNMALI? Enstitünün üreticilere yönelik görselindeki uyarı özellikle kahverengi çürükler ve sulu nekrozlar üzerine kurulu. Bu nedenle açıklamanın, “fındıkta görülen hiçbir nekrotik doku kahverengi kokarcadan kaynaklanmaz” şeklinde genelleştirilmesi bilimsel olarak doğru olmaz. Çünkü 2026 tarihli uluslararası araştırmada, özellikle temmuz-ağustos döneminde oluşan kuru, korklaşmış ve lokalize iç doku zararının kahverengi kokarca beslenmesiyle güçlü şekilde ilişkili olduğu, hatta bu belirtinin teşhis açısından önemli olduğu bildiriliyor. (OUP Academic) Dolayısıyla bilimsel ayrım kabaca şöyle ortaya çıkıyor: Sulu, yaygın ve çürüme karakterindeki kahverengi bozulmalar başka nedenlere işaret edebilirken; kuru, korklaşmış, belirgin beslenme hasarı taşıyan iç doku kokarca zararının göstergelerinden biri olabiliyor. Başka bir ifadeyle yalnızca “fındığın içi kahverengi” denilerek teşhis koymak mümkün değil. Dokunun yapısı, hasarın biçimi, fındığın gelişme dönemi, bahçedeki zararlı yoğunluğu ve çevresel koşullar birlikte değerlendirilmek zorunda. KTAE ÜRETİCİ İÇİN DÖRT ANA BELİRTİYİ ÖNE ÇIKARDI Enstitünün son üretici bilgilendirmesinde kahverengi kokarcanın fındıktaki zararları dört ana başlıkta sadeleştiriliyor. 1. SARI KARAMUK Kahverengi kokarca fındığın erken gelişme döneminde beslendiğinde meyvenin normal gelişimi bozulabiliyor. Meyvede gelişme durabiliyor, renk değişimi ortaya çıkabiliyor ve erken dönemde dökülme görülebiliyor. Ancak karamuk oluşumunun tek başına kahverengi kokarcaya özgü olmadığı, teşhis yapılırken diğer zararlılar ve fizyolojik nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalı. 2. BOŞ İÇ Böceğin fındık içinin henüz oluşmadığı veya gelişmeye başladığı dönemde beslenmesi, kabuğun gelişmesine rağmen iç kısmın yeterince oluşmamasıyla sonuçlanabiliyor. 2026 tarihli araştırmada da haziran dönemindeki beslenmeler ile boş iç oluşumu arasında bağlantı saptandı. (OUP Academic) Ancak boş fındık da yalnızca kokarcaya özgü bir belirti değil. Döllenme, beslenme, iklim ve bitkinin fizyolojik gelişimi gibi başka faktörler de boş iç oranını etkileyebiliyor. Bu nedenle “boş çıktı, kokarca vurdu” şeklindeki doğrudan değerlendirme bilimsel teşhis yerine geçmiyor. 3. BURUŞUK İÇ Fındık içinin büyüme dönemindeki beslenmeler sonucunda iç gelişiminin sekteye uğraması, normal iriliğe ulaşamayan ve buruşmuş taneler meydana getirebiliyor. 2026 çalışması özellikle haziran sonu-temmuz ortası arasındaki iç gelişme döneminin bu zarar bakımından kritik olduğunu gösteriyor. (OUP Academic) Burada da erken hasat gibi başka faktörlerin buruşuk iç oranını artırabildiği biliniyor. Fındık Araştırma Enstitüsü, tam hasat olgunluğundan önce yapılan hasadın kurutma sonrasında buruşuk iç oranını artırabildiğini ve randımanı düşürebildiğini bildiriyor. (Tarım Orman Araştırma) Dolayısıyla buruşuk iç görüldüğünde hem zararlı baskısı hem de hasat ve gelişim koşulları birlikte değerlendirilmek zorunda. 4. LEKELİ İÇ Kahverengi kokarcanın özellikle iç gelişiminin ilerlediği dönemdeki beslenmesi, fındık içinde lokalize lekeler ve doku bozulmaları oluşturabiliyor. Bilimsel araştırmanın geç dönem için tanımladığı kuru-korklaşmış iç zararının kokarca beslenmesine özgü güçlü göstergelerden biri olduğu belirtiliyor. (OUP Academic) İşte üretici açısından sulu çürüme ile kuru beslenme lezyonunun birbirinden ayrılması burada büyük önem taşıyor. TEK BİR ERGİNİN ZARAR POTANSİYELİ DİKKAT ÇEKİCİ 2026 araştırmasının en çarpıcı sonuçlarından biri de kahverengi kokarcanın bireysel zarar kapasitesine ilişkin. Kontrollü denemelerde bir erginin sezon boyunca uygun koşullarda 537 fındığa kadar zarar verebildiği belirlendi. İç gelişiminin en hassas döneminde gerçekleştirilen denemelerde ise zarar oranının bazı koşullarda yüzde 85’e kadar ulaşabildiği bildirildi. (OUP Academic) Araştırma ayrıca zarar düzeyinin sezon ilerledikçe arttığını ve iç büyüme dönemindeki toplam zararın erken gelişme dönemine göre yaklaşık 1,6 kat daha yüksek gerçekleştiğini ortaya koydu. (OUP Academic) Bu bulgular, kokarcayla mücadelede yalnızca böceğin bahçede bulunup bulunmadığının değil, hangi dönemde ve hangi yoğunlukta bulunduğunun da belirleyici olduğunu gösteriyor. PEKİ SULU ÇÜRÜKLÜĞÜN ARKASINDA NE VAR? KTAE’nin son açıklamasında, fındıklardaki çürüklük ve sulu nekrotik oluşumların özellikle mevsim koşulları, yağışlı dönemler, yüksek nem ve yetersiz hava sirkülasyonuyla bağlantılı olabileceğine dikkat çekiliyor. Bu noktada bahçenin yapısı önemli hale geliyor. Sık ve kontrolsüz gelişmiş ocaklar, birbirinin içine giren dallar, güneşlenmenin azalması, havanın bahçe içerisinde yeterince hareket edememesi ve uzun süreli yaprak-meyve ıslaklığı bazı hastalık etmenlerinin gelişmesi açısından daha uygun mikroklima oluşturabiliyor. Fındık Araştırma Enstitüsünün hastalıkla ilgili teknik bilgilerinde de bazı fungal etmenlerin gelişim ve bulaşmasında yüksek bağıl nem, yağış ve rutubetli ortamların önemli rol oynadığı belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Bu nedenle KTAE’nin üreticiye verdiği temel kültürel mücadele mesajlarından biri açık: Bahçede nem birikimini azaltacak budama ve hava sirkülasyonu ihmal edilmemeli. HASAT SONRASI ÇÜRÜKLE BAHÇEDEKİ ZARAR DA BİRBİRİNE KARIŞABİLİR Sorunun bir başka boyutu da hasat sonrasında ortaya çıkıyor. Fındık dalından sağlıklı biçimde ayrılmış olsa bile yanlış soldurma, yetersiz kurutma, yağmur altında bekletme, naylon çuvallarda uzun süre tutma veya yüksek nemli depolama koşulları ürünün daha sonra bozulmasına yol açabiliyor. Fındık Araştırma Enstitüsüne göre erken hasat edilen üründeki yüksek nem, kurutmayı güçleştiriyor; göbek boşluğunda çürüme riskini artırabiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Hasat sonrası teknik bilgilere göre kabuklu fındıkta depolama öncesinde nemin kontrol edilmesi gerekiyor ve “gizli çürük” bulunması yetersiz hasat, kurutma veya depolama koşullarının göstergelerinden biri kabul ediliyor. (Tarım Orman Araştırma) Yetersiz kurutulan ve yüksek nemle muhafaza edilen fındıkta küflenme, kızışma ve acılaşmanın görülebildiği de Bakanlığın teknik kaynaklarında belirtiliyor. (Tarım Orman Araştırma) Bu nedenle hasat sonrasında görülen bir iç çürüklüğün de otomatik olarak bahçede meydana gelmiş kokarca zararına bağlanması mümkün değil. AYNI GÖRÜNTÜ, FARKLI NEDENLER Fındıkta kalite kusurlarının teşhisini zorlaştıran en önemli konu, farklı nedenlerin zaman zaman birbirine benzeyen belirtiler ortaya çıkarabilmesi. Örneğin; boş iç hem böcek zararının hem fizyolojik gelişim sorunlarının sonucu olabilir. Buruşuk iç kokarca beslenmesi sonucunda oluşabileceği gibi erken hasatla da artabilir. Kararmış iç, böcek beslenme lekesinden kaynaklanabileceği gibi fungal bozulma veya hasat sonrası kötü muhafaza koşullarında da ortaya çıkabilir. Çürük iç ise farklı mikroorganizma ve çevre koşullarının etkisiyle gelişebilir. Nitekim Türkiye’de fındık örnekleri üzerinde yürütülmüş başka araştırmalarda iç çürüklüklerinde Aspergillus, Penicillium, Alternaria, Fusarium gibi çeşitli fungal etmenlerin varlığı da gösterildi. (TRDizin) Bu tablo KTAE’nin “Doğru teşhis, doğru mücadele demektir” mesajının neden önemli olduğunu ortaya koyuyor. ZARARIN ZAMANI TEŞHİSTE ANAHTAR OLABİLİR Bilimsel araştırmalar ışığında üreticinin bakması gereken yalnızca hasarlı tanenin son görüntüsü değil. Fındığın gelişme takvimi de önemli ipucu taşıyor. Erken dönemde gerçekleşen yoğun beslenme meyvenin gelişmeden dökülmesine veya kabuk ve iç gelişiminin durmasına yol açabilirken, orta dönemdeki beslenme boş veya buruşuk iç oluşturabiliyor. Geç dönemde ise meyve içindeki beslenme alanının etrafında daha belirgin doku değişimleri ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bahçede feromon tuzaklarıyla veya düzenli gözlemle kokarca popülasyonunun ne zaman yükseldiğinin bilinmesi, hasat sonrasında görülen zararın yorumlanmasına da yardımcı oluyor. 2026 tarihli bilimsel çalışma da mücadele zamanının zararlının biyolojisiyle birlikte fındığın fenolojik dönemine göre planlanması gerektiğini özellikle vurguluyor. (OUP Academic) KARADENİZ’DE 2018’DEN BU YANA SİSTEMATİK ARAŞTIRMA YÜRÜTÜLÜYOR KTAE’nin kahverengi kokarca çalışmaları son açıklamayla başlamış değil. Enstitünün resmi proje kayıtlarına göre zararlının feromon tuzaklarla izlenmesi ve yoğunluğunun belirlenmesine yönelik çalışmalar 2018-2021 döneminde yürütüldü. 2019-2023 yıllarında ise zararlının Türkiye’deki konukçuları, mevsimsel hareketleri, mücadele açısından kritik biyolojik dönemleri ve fındıktaki ekonomik zarar eşiğinin belirlenmesine yönelik proje gerçekleştirildi. 2021’de kahverengi kokarcanın yumurta parazitoiti Trissolcus japonicus, kamuoyunda bilinen adıyla samuray arıcığının üretimine yönelik laboratuvar altyapısı kuruldu. Sonraki yıllarda feromonla izleme, cezbet-öldür sistemleri, biyolojik mücadele, yerli fungus ve bakterilerin kullanılması, farklı tuzak sistemlerinin geliştirilmesi ve ülkesel entegre mücadele yönetimi projeleri programa dahil edildi. Enstitünün resmi listesinde kahverengi kokarca konusunda devam eden veya tamamlanan 13 ayrı proje başlığı bulunuyor. (Tarım Orman Araştırma) MÜCADELE ARTIK SADECE İLAÇLAMADAN İBARET DEĞİL Tarım ve Orman Bakanlığının mevcut yaklaşımı kahverengi kokarcaya karşı tek yöntem yerine entegre mücadeleyi esas alıyor. Bu yaklaşımın içinde; zararlının feromon tuzaklarla izlenmesi, kışlak alanlarda popülasyonun azaltılması, biyoteknik yöntemler, gerektiğinde ruhsatlı kimyasal mücadele, samuray arıcığıyla biyolojik mücadele, bahçe takibi ve zararlının kritik dönemlerine göre müdahale bulunuyor. Bakanlık 2026 yılı eğitim programında da 81 il ve ilçe müdürlüğündeki teknik personele kahverengi kokarca mücadele talimatı, entegre yaklaşım, biyolojik ve biyoteknik mücadele konularında eğitim verdi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) KTAE’nin resmi bilgilerinde kimyasal mücadelenin kısa vadede popülasyonu azaltabilmesine karşılık, böceğin güçlü uçuş kapasitesi, çok sayıda bitkide beslenebilmesi ve yüksek üreme potansiyeli nedeniyle uzun vadeli mücadelede tek başına yeterli olmayabileceğine dikkat çekiliyor. (Tarım Orman Araştırma) SAMURAY ARICIĞI UZUN VADELİ MÜCADELENİN AYAĞI Kahverengi kokarcanın doğal düşmanlarından Trissolcus japonicus, zararlının yumurtalarının içine kendi yumurtasını bırakarak kahverengi kokarca yavrusunun gelişmesini engelliyor. KTAE bünyesinde 2021’de biyolojik mücadele laboratuvarı kuruldu; 2022’de İtalya’dan getirilen parazitoitle üretim süreci başlatıldı ve 2023’te Artvin ile Rize’de ilk salımlar gerçekleştirildi. KTAE verilerine göre 2024’te 34 ilde 816 noktada salım yapıldı, 2025’te uygulama 40 ile yayıldı. (Tarım Orman Araştırma) 2026 yılı stratejisi de Şubat ayında KTAE’nin Samsun’daki merkezinde yapılan toplantıda yeniden değerlendirildi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Bu çalışmaların amacı kokarcayı tamamen ortadan kaldırmaktan çok, istilacı türün popülasyonunu zaman içerisinde ekonomik zarar seviyesinin altında tutabilecek biyolojik bir denge oluşturmak. ÜRETİCİ İÇİN EN ÖNEMLİ SONUÇ: ÖNCE TEŞHİS KTAE’nin son açıklaması, 2026 fındık sezonunda üreticinin karşı karşıya bulunduğu tartışmaya önemli bir bilimsel çerçeve getiriyor. Bahçeden çıkan çürük, buruşuk, boş veya lekeli her fındığın aynı nedene bağlanması doğru değil. Kahverengi kokarca gerçek ve ciddi bir zararlı. Ancak fındıktaki bütün kalite kusurlarının nedeni kahverengi kokarca değil. Aynı şekilde “çürüklük kokarca değildir” ifadesini, kokarcanın fındık içerisinde doku bozukluğu veya nekrotik zarar oluşturamayacağı şeklinde yorumlamak da bilimsel araştırmalarla örtüşmüyor. Buradaki temel ayrım özellikle sulu-yaygın çürüme ile kokarca beslenmesinin oluşturduğu kuru, lokalize ve korklaşmış doku zararının birbirinden ayrılması. Üreticinin karşılaştığı zararın nedenini belirleyebilmek için tanenin görünümünün yanı sıra fındığın gelişme dönemi, bahçedeki kokarca popülasyonu, yağış ve nem koşulları, bahçenin hava sirkülasyonu, hasat zamanı, kurutma ve depolama şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. KTAE’nin açıklamasının özünde de tam olarak bu var: Doğru teşhis yapılmadan doğru mücadele yapılamaz. Fındık üreticisinin hem gereksiz ve yanlış mücadele maliyetinden korunması hem de gerçek kokarca baskısının gözden kaçırılmaması için, hasarlı tanelerin tek bir görüntü üzerinden değil bilimsel belirtiler ve üretim süreci birlikte değerlendirilerek teşhis edilmesi gerekiyor.

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE : Haber

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE :

FINDIKTA HASAT SONRASI MÜCADELE : KOKARCA VE FİLİZ GÜVESİNE KRİTİK UYARI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, fındık üreticilerini hasat sonrası dönem için uyardı. Bahçelerde yapılacak doğru zamanlı mücadelenin hem Fındık Filiz Güvesi üzerindeki baskıyı artırabileceği hem de kışlaklara çekilmeye hazırlanan Kahverengi Kokarca popülasyonunun gelecek sezona taşınmasını azaltabileceği bildirildi. Uzman verileri ise mücadelenin rastgele ilaçlama yerine zararlı yoğunluğu, biyolojik dönem ve ekonomik zarar eşiğine göre yürütülmesinin önemine işaret ediyor. Giresun’da fındık hasadının ardından bahçelerde yeni bir dönem başladı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere yaptığı duyuruda Kahverengi Kokarca ile Fındık Filiz Güvesine karşı hasat sonrası mücadelenin önemine dikkat çekti. İl Müdürlüğü, bu dönemde uygun koşullarda gerçekleştirilecek mücadelenin Fındık Filiz Güvesinin kontrolüne katkı sağlarken, bahçelerde bulunan Kahverengi Kokarcaların kışlama dönemine yüksek yoğunlukla girmesini de engelleyebileceğini bildirdi. Bilimsel veriler de özellikle Kahverengi Kokarca açısından hasattan sonraki dönemin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Zararlı, yaz sonundan itibaren tarım alanlarından ev, depo, ahır ve benzeri korunaklı noktalara yönelerek kışlama dönemine hazırlanıyor. Bu nedenle popülasyonun kışlağa girmeden önce baskılanması, bir sonraki üretim sezonuna taşınacak ergin sayısının azaltılması açısından önem taşıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da Kahverengi Kokarcaya karşı yalnızca kimyasal mücadeleyi değil; mekanik, biyoteknik ve biyolojik yöntemlerin birlikte kullanıldığı entegre mücadele sistemini esas alıyor. KAHVERENGİ KOKARCA FINDIKTA NEDEN BU KADAR TEHLİKELİ? Bilimsel adı Halyomorpha halys olan Kahverengi Kokarca, sokucu-emici ağız yapısına sahip istilacı bir zararlı. Fındığın gelişmekte olan meyvelerinde beslenerek ürünün yalnızca miktarını değil, iç kalitesini de etkileyebiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre zararlının fındıktaki beslenmesi; boş, şekilsiz ve lekeli iç oluşumuna, dolayısıyla kalite ve verim kayıplarına yol açabiliyor. 2026 yılında Journal of Economic Entomology dergisinde yayımlanan ve Türkiye'nin Doğu-Orta Karadeniz Bölgesi ile ABD'nin Oregon eyaletindeki fındık bahçelerini kapsayan araştırma da zararın fındığın gelişme dönemine göre değiştiğini ortaya koydu. Araştırmada erken dönemde kabuk ve iç gelişim bozuklukları, daha sonraki dönemlerde buruşuk ve mantarımsı lekeli iç gibi farklı zarar şekilleri belirlendi. Çalışmada zararın özellikle iç gelişiminin hızlandığı dönemlerde ciddi boyutlara ulaşabileceği gösterildi. Daha önce Oregon State University araştırmacıları tarafından yapılan kontrollü çalışmalarda da Kahverengi Kokarcanın fındık içi oluşmadan önce yaptığı emginin boş kabuklara, iç gelişimi sırasında yaptığı zararın şekilsiz içlere, olgunlaşmaya yakın dönemdeki emginin ise içte nekrotik ve mantarımsı lekelenmelere yol açabildiği belirlenmişti. HASAT SONRASI MÜCADELE NEDEN ÖNEMLİ? Hasadın tamamlanması, Kahverengi Kokarca açısından mücadele döneminin sona erdiği anlamına gelmiyor. Zararlı, sonbaharla birlikte kışlamak üzere fındık bahçelerinden çevredeki korunaklı alanlara yöneliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle ağustos sonu ve eylül başından itibaren kışlama hareketinin başlamasıyla birlikte kapalı alanlarda ve kümelenme noktalarında mekanik mücadelenin önemine dikkat çekiyor. Feromon tuzakları ve “cezbet-öldür” uygulamaları da entegre mücadele araçları arasında bulunuyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de önceki yıllarda yaptığı saha çalışmalarında, hasat sonrasında bahçesinde Kahverengi Kokarca bulunan üreticilerin kışlak döneminden önce mücadele etmesinin bir sonraki sezon popülasyonunun azaltılması açısından önemli olduğunu açıklamıştı. Bu nedenle hasat sonrası mücadele, yalnızca o yıl bahçede kalan bireyleri hedefleyen bir uygulama olarak değil, gelecek yılın zararlı baskısını azaltmaya yönelik tamamlayıcı bir mücadele aşaması olarak değerlendiriliyor. FİLİZ GÜVESİNDE RASTGELE İLAÇLAMA YOK: YÜZDE 15 EŞİĞİ ÖNEMLİ Bilimsel adı Gypsonoma dealbana olan Fındık Filiz Güvesinde ise mücadele kararının bahçede yapılacak örneklemeye göre verilmesi gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı TAGEM'in “Zirai Mücadele Teknik Talimatları”na göre zararlının larvaları temmuz ayından itibaren fındık yapraklarında besleniyor. Yaprağın alt yüzünde damarların birleştiği bölgelerde ağ ve beslenme artıklarının oluşturduğu karakteristik kahverengi lekeler ortaya çıkıyor. Sonbaharda larvalar erkek çiçeklere, göz diplerine ve kozalaklara geçerek kışlama dönemine hazırlanıyor. Asıl zarar sonraki ilkbaharda daha belirgin hale gelebiliyor. Larvalar sürgünlerin özüne girerek galeri açabiliyor ve sürgün uçlarının kurumasına neden olabiliyor. Bakanlığın teknik talimatında tek bir larvanın beş ayrı sürgünü kurutabileceği belirtiliyor. Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor: Her bahçede otomatik olarak ilaçlama yapılması önerilmiyor. TAGEM talimatına göre önce bahçede örnekleme yapılması gerekiyor. İşaretlenen ocakların alt, orta ve üst bölümlerinden yapraklar alınarak zarar oranı belirleniyor. Zarar görmüş yaprakların oranı yüzde 15'e ulaştığında kimyasal mücadele eşiğinin oluştuğu kabul ediliyor. Mücadelenin de larvalar yapraklardan erkek çiçek ve kozalaklara geçmeden, yaprak dökümünün başlangıcına kadar tamamlanması öneriliyor. Bu durum, üreticinin yalnızca takvime bakarak değil, bahçesindeki gerçek zararlı yoğunluğunu kontrol ederek karar vermesinin önemini ortaya koyuyor. İLAÇLAMA NASIL YAPILMALI? Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün üreticilere yönelik duyurusunda, kimyasal mücadele yapılmasına karar verilen bahçelerde kullanılacak Bitki Koruma Ürününün mutlaka fındıkta ilgili zararlıya karşı ruhsatlı olması gerektiği vurgulandı. İl Müdürlüğünün açıklamasına göre ilaçlamada dekara, yaklaşık 40-50 fındık ocağı için belirlenen ürün dozu; motorlu sırt atomizörü kullanıldığında en az 30-35 litre, motorlu pülverizatör kullanıldığında ise yaklaşık 100 litre suyla uygulanmalı. Uygulamanın fındık ocaklarının alt bölümlerinden başlanarak yukarıya doğru yapılması ve bitkinin gerekli yüzeylerinde yeterli kaplama sağlanması gerekiyor. Fındık Filiz Güvesiyle ilgili Bakanlık teknik talimatında da uygulamanın bütün yaprak yüzeylerinde yeterli kaplama sağlayacak şekilde yapılması gerektiği belirtiliyor. ARICILAR İÇİN KRİTİK UYARI İlaçlama yapılacak bölgelerde yalnızca fındık üreticilerinin değil, arıcıların da önceden bilgilendirilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilaçlama başlamadan önce arı kolonilerinin uygulama sahası dışına çıkarılması gerektiğini bildirdi. Kimyasal uygulamalarda etiket talimatlarına, uygulama dozuna, çevresel tedbirlere ve ürünün son kullanım ile hasat arasındaki güvenli sürelerine uyulması hem gıda güvenliği hem de faydalı böceklerin korunması açısından önem taşıyor. HAYVAN OTLATILMAMALI, MEYVE TÜKETİLMEMELİ İl Müdürlüğü ayrıca insan ve hayvan sağlığının korunması açısından ilaçlanan bahçelerde gerekli bekleme süresine dikkat edilmesini istedi. Kullanılan Bitki Koruma Ürününün etiketinde belirtilen süreler tamamlanmadan bahçede hayvan otlatılmaması ve bahçedeki meyvelerin tüketilmemesi gerekiyor. Ürünün dozu, kullanım alanı ve bekleme süresi üründen ürüne değişebildiğinden üreticilerin kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemesi önem taşıyor. İLAÇ TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL Kahverengi Kokarcayla mücadelede bilim dünyasının giderek daha fazla üzerinde durduğu yaklaşım ise Entegre Zararlı Yönetimi — IPM. Bu yaklaşım; bahçelerde düzenli popülasyon takibi,ekonomik zarar eşiğinin değerlendirilmesi,mekanik mücadele,feromon tuzakları,biyolojik mücadele,gerekli olduğunda ruhsatlı Bitki Koruma Ürünlerinin doğru zamanda kullanılması gibi yöntemlerin birlikte uygulanmasını öngörüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da Kahverengi Kokarcaya yönelik mücadele stratejisinin entegre mücadele esasına dayandığını açıklıyor. Biyolojik mücadelede zararlının yumurtalarını parazitleyen Samuray arıcığı (Trissolcus japonicus) üzerinde çalışmalar yürütülürken, feromon tuzakları da zararlının izlenmesinde ve “cezbet-öldür” yönteminde kullanılıyor. BUGÜN YAPILAN MÜCADELE GELECEK SEZONU ETKİLEYEBİLİR Uzman verileri değerlendirildiğinde fındık bahçelerinde hasat sonrasındaki birkaç haftalık dönem, özellikle zararlıların kışlamaya hazırlanması nedeniyle önemli bir mücadele penceresi oluşturuyor. Ancak bilimsel yaklaşımın temel noktası “çok ilaç değil, doğru zamanda ve gerektiği kadar mücadele” olarak öne çıkıyor. Kahverengi Kokarcanın bulunduğu bahçelerde popülasyonun takip edilmesi, kışlaklara çekilmeden önce gerekli tedbirlerin alınması; Fındık Filiz Güvesinde ise öncelikle zarar oranının belirlenerek ekonomik mücadele eşiğinin değerlendirilmesi gerekiyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kullanılacak Bitki Koruma Ürünlerinin yetkilendirilmiş bayilerden temin edilmesini ve uygulamaların Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesine sahip kişiler tarafından gerçekleştirilmesini istedi. Üreticiler ayrıntılı ve bahçelerine özel bilgi için Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurabilecek.

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: Haber

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK:

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: “KÜRESEL PAZARIN YENİ DENGESİ ÜRETİCİ ÇEŞİTLİLİĞİYLE KURULACAK” Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyüme hedefinden geri adım atmıyor. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında konuşan AgriChile yetkilileri; fiyat istikrarı, kalite, depolama, sürdürülebilirlik, rejeneratif tarım ve yeni yatırımlar üzerinden Şili’nin küresel fındık pazarında daha güçlü bir aktör haline geldiğini anlattı. Ferrero ve AgriChile’den Şili Fındığına Güçlü Büyüme Mesajı Dünya fındık ve çikolata sektörünün en büyük aktörlerinden Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyümenin devam edeceğini açıkladı. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında ele alınan değerlendirmelerde, Şili’nin fındık üretimindeki yükselişi; kalite, iklim avantajı, yatırım kapasitesi, sürdürülebilirlik ve yeni üretici bölgelerin küresel pazara etkisi üzerinden değerlendirildi. Programda verilen mesajlara göre AgriChile, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca bugünkü hacimle sınırlı kalmayacağını, ülkenin uygun iklim koşulları, artan işleme kapasitesi ve üretim tecrübesiyle önümüzdeki yıllarda da büyümeyi sürdüreceğini öngörüyor. Küresel Fındıkta Fiyat Dengesi: Tek Ülkeye Bağımlılık Azalıyor AgriChile Genel Müdürü Camilo Socco’nun değerlendirmelerine göre fındık fiyatları artık yalnızca yerel üretim koşullarıyla değil, küresel arz-talep dengesiyle şekilleniyor. Bir ülkedeki üretim düşüşü ya da artışı, dünya genelinde hammadde bulunabilirliğini doğrudan etkiliyor. Programda, fiyatlarda yaşanan sert dalgalanmaların küresel piyasa açısından sağlıklı olmadığı vurgulandı. Bu nedenle Şili, Oregon ve Balkanlar gibi farklı üretim merkezlerinin gelişmesinin, gelecekte fındık fiyatlarının daha dengeli seyretmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Şili, Avrupa Fındığında İkinci Güç Olarak Öne Çıkıyor Yayında, Şili’nin Avrupa fındığında önemli bir üretici ülke konumuna geldiği belirtilirken, Oregon’un da Şili’ye yakın hacimlerle büyüdüğü, Balkanlar’da ise üretimin gelişme aşamasında olduğu aktarıldı. Bu tablo, küresel fındık pazarında geleneksel üretici ülkelerin yanında yeni merkezlerin de güç kazandığını gösteriyor. AgriChile’ye göre üretici ülke çeşitliliğinin artması, yalnızca arzı büyütmekle kalmayacak; aynı zamanda fiyat istikrarı açısından da pazara katkı sunacak. Kalite Vurgusu: “Şili Fındığında A ve B Kalite Oranı Güçlü” Programda Şili’deki mevcut sezonun kalite açısından dirençli geçtiği belirtildi. AgriChile yetkilileri, bu sezon ürün kalitesinde önceki yıllara göre ciddi bir fark oluşmadığını, A ve B kalite oranının güçlü şekilde devam ettiğini ifade etti. Yetkililere göre bu kalite düzeyi, Şili fındığını diğer üretim bölgelerinden ayıran başlıca unsurlardan biri. Ancak bazı bölgelerde küf ve zararlı baskısında küçük artışlar gözlendiği, bunun şu an için endişe verici boyutta olmadığı; buna rağmen gelecek sezonlar için dikkatli olunması gerektiği kaydedildi. Hasat Sonrası Kritik Uyarı: Depolama Kaliteyi Belirleyecek AgriChile’nin üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri hasat sonrası depolama oldu. Artan üretim hacminin, tarladan alıcıya kadar geçen süreçte daha güçlü bir ara depolama altyapısını zorunlu hale getirdiği vurgulandı. Yetkililer, ürünün temizlenip kurutulduktan sonra uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti. Büyük havalandırmalı çuvallar ve silo sistemleri, fındığın nem, küf ve kalite kaybı yaşamadan alıcı tesislere ulaşması için etkili çözümler arasında gösterildi. “İyi Sezon, Yatırım İçin Fırsat” AgriChile temsilcileri, Şili’de bu sezonun hem fiyat hem de ürün hacmi açısından üreticiye önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Bu nedenle üreticilere temizleme, kurutma ve ara depolama yatırımlarını artırma çağrısı yapıldı. Programda, kaliteyi korumanın yalnızca üretim aşamasında değil, hasat sonrasında da başladığı vurgulandı. Fındığın pazara güçlü girebilmesi için üreticinin tarladaki başarısını depolama ve işleme süreçleriyle tamamlaması gerektiği ifade edildi. Bilimsel Araştırma Sahaya İndiriliyor AgriChile’nin Ar-Ge çalışmalarında da dikkat çeken başlıklar yer aldı. Şirketin düzenlediği bilimsel toplantılarda, Şili’de Avrupa fındığı üzerine yürütülen iki-üç yıllık ve daha uzun süreli araştırmaların üreticiye aktarılması hedefleniyor. Araştırmalar; besleme, sulama, zararlı ve hastalık kontrolü, karbon ayak izi, sürdürülebilir üretim, biyolojik mücadele ve iklim değişikliğine uyum gibi alanlara yoğunlaşıyor. AgriChile yetkilileri, bu çalışmaların doğrudan üreticinin agronomik yönetimini geliştirmeye dönük olduğunu belirtti. Zararlılarla Mücadelede Yeni Dönem Programda, Şili’nin güney bölgelerinde sorun oluşturan bazı zararlılar için yeni mücadele yöntemleri üzerinde duruldu. Özellikle tuzak sistemleri, düşük çevresel etkiye sahip uygulamalar, biyolojik mücadele ve entegre zararlı yönetimi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. AgriChile’ye göre gelecek dönemde yalnızca kimyasal gübreleme ve klasik mücadele yöntemleri yeterli olmayacak. Daha düşük toksikolojik etkiye sahip moleküller, biyolojik çözümler ve sürdürülebilir yönetim modelleri Avrupa fındığı üretiminde daha fazla önem kazanacak. İklim Değişikliğine Karşı Yeni Tedbirler Şili’de Avrupa fındığı üretiminde iklim değişikliği de önemli gündemlerden biri olarak öne çıktı. Özellikle ilkbahar ve yaz dönemlerinde artan radyasyon baskısına karşı bio-stimülantlar ve güneş koruyucu uygulamaların gelecekte daha fazla kullanılabileceği belirtildi. Bu değerlendirme, fındık üretiminde yalnızca verim ve kalite değil, değişen iklim koşullarına uyum kabiliyetinin de stratejik öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik Sahadan Başlıyor Ferrero ve AgriChile’nin üzerinde durduğu ana başlıklardan biri de sürdürülebilirlik oldu. Programda sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir tercih değil; sosyal, ekonomik ve çevresel boyutları olan temel bir üretim yaklaşımı olduğu ifade edildi. AgriChile temsilcileri, tüketicinin artık sürdürülebilir üretim beklentisinin arttığını, bu nedenle fındık tedarik zincirinde sürdürülebilir uygulamaların doğrudan sahadan başlaması gerektiğini vurguladı. Rejeneratif Tarım: Daha Az Kimyasal, Daha Çok Biyolojik Denge Yayında, AgriChile’nin rejeneratif tarımı sahada uygulamaya çalıştığı belirtildi. Bu kapsamda kimyasal gübre kullanımının azaltılması, biyolojik çeşitliliğin artırılması, faydalı böceklerin korunması ve doğal yaşam alanlarının üretim sahaları içinde desteklenmesi öne çıkarıldı. Tarla kenarlarında oluşturulan çiçekli alanların yalnızca görsel amaç taşımadığı, faydalı böcekler için biyolojik koridor görevi gördüğü anlatıldı. İşlenmeyen alanların doğallaştırılmasıyla flora ve fauna için yaşam alanı oluşturulduğu, bunun da üretim ekosistemine katkı sağladığı ifade edildi. “Farklı Yapmak, Daha Pahalı Yapmak Değildir” AgriChile yetkilileri, sürdürülebilir ve rejeneratif tarım uygulamalarının her zaman daha yüksek maliyet ya da daha düşük üretim anlamına gelmediğini vurguladı. Programda, “bir işi farklı yapmak” ile “daha pahalı yapmak” arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağı mesajı verildi. Bu yaklaşım, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevre duyarlılığı olarak değil, aynı zamanda verimlilik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da ele aldığını gösteriyor. Yeni Üreticilere Mesaj: “Doğru Yer, Doğru Planlama, Doğru Dikim” Avrupa fındığını farklı meyve türlerinden ya da geleneksel tarım ürünlerinden geçiş yapmak isteyen üreticiler için de değerlendiren AgriChile, en kritik unsurun doğru ekonomik analiz ve doğru saha seçimi olduğunu belirtti. Yetkililere göre Avrupa fındığı geniş iklim aralıklarına uyum sağlayabilen “esnek” bir ürün. Ancak bu esneklik, plansız dikim yapılabileceği anlamına gelmiyor. Üreticilere, yatırım kararı almadan önce iyi bir fizibilite, uygun arazi seçimi ve doğru dikim planlaması yapılması çağrısı yapıldı. Üçüncü Tesisle Alım ve İşleme Kapasitesi Artacak AgriChile’nin büyüme stratejisinde yeni tesis yatırımları da kritik yer tutuyor. Programda üçüncü tesisin devreye girmesiyle birlikte şirketin meyve kabul ve işleme kapasitesinin önemli ölçüde artacağı ifade edildi. Bu yatırım, Şili’de üretim hacminin artmasına paralel olarak sanayi altyapısının da güçlendirildiğini gösteriyor. AgriChile, yalnızca üretimi değil, hasat sonrası kabul, işleme, depolama ve kalite yönetimini de büyümenin parçası olarak ele alıyor. Şili İçin 100 Bin Tonun Üzeri Konuşuluyor Programda, Şili’nin uzun vadeli üretim potansiyeline ilişkin dikkat çekici rakamlar da gündeme geldi. 80 bin hektar seviyesinde üretimin 100 bin tonun üzerine çıkabileceği, hatta uzun vadede 200 bin ton ve 300 bin ton gibi rakamların da konuşulduğu ifade edildi. AgriChile yönetimi ise bu rakamlardan çekinmediğini belirtti. Şili’nin Avrupa fındığı için elverişli iklim koşullarına sahip olduğu, farklı mikroklimaların üretim alanını genişletebileceği, yeni çeşitler ve araştırmalarla verimin daha da artırılabileceği vurgulandı. “Doğru Yapılırsa Şili Büyümeye Devam Eder” AgriChile’nin verdiği ana mesaj, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin doğru planlama ile büyümeye devam edeceği yönünde oldu. Şirket, ülkenin iklim avantajı, artan üretici ilgisi, sanayi yatırımları ve bilimsel araştırmalarla bu büyümeyi sürdürebileceğini düşünüyor. Programda, tüketicinin aradığı kaliteye cevap verilebildiği sürece Şili’nin küresel pazarda büyümesinin önünde ciddi bir engel görülmediği ifade edildi. Türkiye ve Giresun İçin Dikkat Çeken Tablo Şili’de Ferrero ve AgriChile’nin ortaya koyduğu büyüme vizyonu, Türkiye ve özellikle Giresun fındığı açısından da dikkatle okunması gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Yayında verilen mesajlar, küresel fındık rekabetinin artık yalnızca üretim miktarı üzerinden değil; kalite, sürdürülebilirlik, depolama, izlenebilirlik, Ar-Ge, iklim uyumu ve sanayi entegrasyonu üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Bu nedenle Şili’deki büyüme hamlesi, klasik anlamda yalnızca yeni bir üretici ülkenin yükselişi değil; fındıkta yeni rekabet standartlarının da habercisi niteliği taşıyor.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE SEKTÖRÜN YENİ YOL HARİTASINI ÇİZECEK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, güçlenen sanayi bağlantıları, teknik danışmanlık ağı, fidanlık yatırımları, bitki sağlığı çözümleri ve işleme teknolojileriyle yeni bir eşiğe geldi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticiden sanayiye, bilim insanından teknoloji firmalarına kadar fındık zincirinin bütün aktörlerini aynı masada buluşturacak. Şili, Avrupa fındığında artık yalnızca büyüyen bir üretici ülke değil; teknik kapasitesini geliştiren, sanayi bağlantılarını güçlendiren, fidanlık altyapısını kuran, hasat sonrası işleme teknolojilerine yatırım yapan ve küresel pazarla daha doğrudan ilişki kuran yeni bir fındık gücü olarak öne çıkıyor. Bu yükselişin en önemli buluşmalarından biri olan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Şili’nin Los Ángeles kentinde, Casa Laura ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Program, 09.30 ile 15.00 saatleri arasında düzenlenecek. PlanetNuts’un güncel duyurusuyla yeniden gündeme gelen etkinlik, “fındık ağacını yeniden başrole taşıyan” bir teknik ve ticari buluşma olarak hazırlandı. Organizasyon; üreticileri, danışmanları, şirketleri, fidanlıkları, araştırmacıları, sanayi temsilcilerini ve sektör liderlerini Şili Avrupa fındığının geleceğini tartışmak üzere bir araya getirecek. Etkinliğin ana teması, Şili’nin fındıkta ulaştığı büyüme seviyesinden sonra artık nasıl daha kaliteli, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir üretim modeline geçeceği üzerine kuruluyor. FINDIKTA YENİ GÜÇ MERKEZİ: ŞİLİ Avrupa fındığı üretiminde son yıllarda dikkat çeken Şili, dikim alanlarını artırmanın ötesinde, sektörün bütün zincirini yeniden kuran bir model geliştiriyor. Bu modelde yalnızca bahçe kurmak ya da üretim miktarını büyütmek yok; doğru fidan, doğru çeşit, sağlıklı bahçe yönetimi, bitki sağlığı, hastalık kontrolü, besleme programı, hasat sonrası işleme, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik ve ihracat bağlantısı aynı anda ele alınıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026 bu nedenle klasik bir tarım toplantısı değil. Etkinlik, Şili fındığının büyüme sonrası dönemde hangi teknik, ticari ve stratejik başlıklara odaklanacağını gösterecek geniş kapsamlı bir sektör platformu niteliği taşıyor. Şili’nin fındıkta geldiği nokta, küresel piyasa açısından da önem taşıyor. Dünya fındık piyasasında Türkiye hâlâ ana üretici ülke konumunu korurken, Şili’nin planlı ve teknoloji odaklı büyümesi, rekabetin artık yalnızca rekolte miktarıyla açıklanamayacağını gösteriyor. Yeni dönemde rekabet; verimlilik, kalite standardı, ürün sağlığı, sanayi kapasitesi, sürdürülebilirlik, üretici-sanayi ilişkisi, işleme teknolojisi ve pazar disiplini üzerinden şekilleniyor. LOS ÁNGELES’TE TEKNİK VE TİCARİ BULUŞMA PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos’ta Los Ángeles’te sektörün farklı aktörlerini aynı çatı altında toplayacak. Etkinlik alanı olarak belirlenen Casa Laura, üreticiler, danışmanlar, akademisyenler, şirket temsilcileri ve sanayi aktörleri için teknik bilgi paylaşımının yapılacağı bir merkez haline gelecek. Programda Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin temel sorunları, yeni fırsatları ve önümüzdeki yıllarda sektörün karşı karşıya kalacağı rekabet başlıkları ele alınacak. Etkinlikte özellikle şu konuların öne çıkması bekleniyor: Avrupa fındığında verimlilik artışı, bahçe yönetimi, hastalık ve zararlı baskısı, bitki besleme, iklim değişikliğine uyum, fidan kalitesi, hasat sonrası işleme kapasitesi, kalite sınıflandırması, paketleme teknolojileri, sanayi bağlantıları, üretici deneyimleri ve ihracat perspektifi. Bu başlıklar, Şili fındığının artık yalnızca tarımsal üretim alanında değil, aynı zamanda küresel gıda ve sanayi zinciri içinde de daha güçlü bir konuma yerleşmek istediğini gösteriyor. KONUŞMACILAR: ÜRETİM, SANAYİ VE BİTKİ SAĞLIĞI AYNI MASADA PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın açıklanan ilk konuşmacıları, etkinliğin yönünü de ortaya koyuyor. Programda Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco ve fitopatolog-akademisyen Ernesto Moya yer alacak. Gabriel Aguilar’ın katılımı, toplantının üretici uygulamaları, bahçe yönetimi, sezon içi karar alma süreçleri ve verimlilik başlıklarına güçlü biçimde odaklanacağını gösteriyor. Aguilar’ın sahaya dayalı danışmanlık perspektifi, üreticilerin karşılaştığı pratik sorunların teknik zeminde değerlendirilmesini sağlayacak. Camilo Scocco’nun AgriChile Genel Müdürü olarak programda yer alması ise etkinliğin yalnızca üretim tekniğiyle sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor. Scocco’nun katılımı, Şili fındığında sanayi kapasitesi, ürün alımı, işleme altyapısı, ihracat bağlantıları, üretici-sanayi ilişkisi ve küresel pazar boyutunun da gündemde olacağını gösteriyor. Ernesto Moya’nın fitopatolog ve akademisyen kimliğiyle etkinlikte yer alması, bitki sağlığı başlığının programın en kritik bölümlerinden biri olacağını ortaya koyuyor. Avrupa fındığında hastalık baskısı, patojenler, odun hastalıkları, kök ve dal sağlığı, koruyucu uygulamalar ve sürdürülebilir mücadele yöntemleri Şili üreticileri için giderek daha önemli hale geliyor. Bu üç konuşmacı profili birlikte değerlendirildiğinde, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın üç temel eksene oturduğu görülüyor: sahada verimli üretim, sanayiyle güçlü bağlantı ve hastalıklara karşı bilimsel mücadele. ÜRETİCİ MASASI: SAHADAKİ GERÇEK DENEYİM MERKEZE ALINIYOR Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri de teknik üretici paneli olacak. Bu panelde üreticiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon içinde karşılaştıkları sorunları, aldıkları sonuçları ve edindikleri deneyimleri sektörle paylaşacak. Bu yaklaşım, Şili fındık sektöründe bilginin yalnızca akademik sunumlarla ya da şirket tanıtımlarıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Üretici masası, doğrudan sahadan gelen deneyimi merkeze alarak teknik tartışmayı daha gerçekçi bir zemine taşıyacak. Çünkü Avrupa fındığında başarı, artık sadece dikim alanını büyütmekle elde edilmiyor. Bahçede yapılan budama, sulama, bitki besleme, hastalık takibi, zararlı mücadelesi, soğuklanma izleme, hasat zamanı belirleme ve maliyet kontrolü gibi kararlar, ürünün verimini ve kalitesini doğrudan etkiliyor. Üretici masasında paylaşılacak saha deneyimleri, danışmanlar ve şirketler için de önemli bir veri alanı oluşturacak. Hangi uygulamanın sahada karşılık bulduğu, hangi teknik çözümün üreticinin sorununu azalttığı, hangi risklerin yeni sezonda daha fazla öne çıkacağı bu bölümde daha görünür hale gelecek. SPONSORLAR FINDIK ZİNCİRİNİN TAMAMINI GÖSTERİYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsor yapısı, etkinliğin kapsamını açık biçimde ortaya koyuyor. Sponsorlar yalnızca bir tanıtım listesi değil; Şili fındık sektörünün hangi alanlarda büyüdüğünü, hangi teknolojilere ihtiyaç duyduğunu ve hangi başlıklarda profesyonelleştiğini gösteren önemli bir veri niteliği taşıyor. Açıklanan sponsorlar arasında Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren firmalar yer alıyor. Bu yapı, fındıkta üretimden pazara uzanan bütün zincirin gündeme taşındığını gösteriyor. Teknik danışmanlık, biyoteknoloji, bitki besleme, biyoçözümler, ürün koruma, fidanlık, işleme teknolojileri, otomasyon, kalite sınıflandırması, kalibrasyon, paketleme ve izlenebilirlik başlıkları etkinliğin ana omurgasını oluşturuyor. TRINUTS: BAHÇE YÖNETİMİ VE TEKNİK DANIŞMANLIK Trinuts’un sponsorlar arasında yer alması, etkinliğin üretici sahasına güçlü biçimde odaklanacağını gösteriyor. Fındık, ceviz, badem ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde teknik danışmanlık yapan şirket, üreticilere bahçe koşullarına göre uyarlanmış çözümler sunuyor. Trinuts’un yaklaşımı, Şili fındığında teknik danışmanlığın artık tamamlayıcı değil, doğrudan üretim başarısını belirleyen bir unsur haline geldiğini ortaya koyuyor. Bahçe verimliliği, kârlılık, saha gözlemi, budama programı, besleme stratejisi ve sezon yönetimi gibi başlıklar, profesyonel danışmanlıkla birlikte daha sistemli hale geliyor. Fındıkta yeni dönemin üreticisi artık yalnızca toprağa fidan diken kişi değil; teknik veriyle karar alan, maliyetini izleyen, verimini ölçen ve kalite standardını yöneten profesyonel bir tarımsal aktör haline geliyor. FITOTECNOLOGÍA: BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL KAYNAKLI TARIMSAL GİRDİLER Fitotecnología’nın programa dahil olması, Şili fındık sektöründe biyoteknoloji ve doğal kaynaklı tarımsal girdilerin önem kazandığını gösteriyor. Şirket, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli çözümler üzerine çalışan yapısıyla dikkat çekiyor. Bu başlık, Avrupa fındığında sürdürülebilir üretim tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bitki besleme, biyostimülasyon, ürün koruma ve çevreyle uyumlu tarımsal girdiler, özellikle iklim baskısının arttığı ve üretim maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde daha stratejik hale geliyor. Şili’nin bu alandaki ilgisi, fındıkta geleceğin yalnızca daha fazla kimyasal kullanımıyla değil, daha doğru, daha ölçülü ve daha sürdürülebilir girdi yönetimiyle kurulacağını gösteriyor. PACK-MAN: HASAT SONRASI İŞLEMEDE TEKNOLOJİ HAMLESİ Pack-Man’in sponsorlar arasında yer alması, Şili fındığında hasat sonrası işleme kapasitesinin stratejik bir konu haline geldiğini gösteriyor. Üretim miktarı büyüdükçe, ürünün yalnızca bahçeden alınması yeterli olmuyor; kurutma, ayıklama, sınıflandırma, paketleme ve sanayiye uygun hale getirme süreçleri de aynı ölçüde önem kazanıyor. Pack-Man’in meyve ve kuru yemiş işleme teknolojilerindeki uzmanlığı, Şili fındığının sanayiyle entegrasyon sürecinde daha fazla teknolojiye ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Fındıkta değer artık yalnızca dalda değil; hasattan sonra ürünün nasıl işlendiği, nasıl sınıflandırıldığı ve pazara hangi standartla sunulduğu aşamada oluşuyor. UPL: ÜRÜN KORUMA, BİTKİ BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLER UPL’nin etkinlikte yer alması, ürün koruma ve bitki sağlığı başlığının Şili fındık sektörünün merkezinde olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte tarım çözümleri geliştiren şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle üreticilere destek sunuyor. Avrupa fındığında hastalık ve zararlı baskısı, iklim değişkenliğiyle birlikte daha karmaşık hale geliyor. Bu nedenle üreticilerin yalnızca sezon sonunda değil, sezon boyunca bitki sağlığını izleyen ve önleyici yaklaşımı güçlendiren sistemlere yönelmesi gerekiyor. UPL’nin programdaki varlığı, Şili fındık sektöründe verim istikrarı, bitki dayanıklılığı ve sürdürülebilir koruma stratejilerinin daha fazla öne çıkacağını gösteriyor. ROVENSA NEXT CHILE: SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE BİYOÇÖZÜMLER Rovensa Next Chile’nin sponsorluğu, Avrupa fındığında biyolojik çözümler ve sürdürülebilir üretim arayışının güçlendiğini ortaya koyuyor. Biyostimülantlar, biyogübreler, biyokontrol ürünleri ve adjuvantlar gibi başlıklar, modern meyvecilikte giderek daha fazla önem kazanıyor. Şili’nin fındıkta büyüme stratejisi, yalnızca üretim miktarını artırmaya değil, bu üretimin çevresel ve ekonomik açıdan sürdürülebilir olmasına da odaklanıyor. Bu nedenle biyoçözümler, fındıkta yeni dönemin önemli rekabet araçlarından biri haline geliyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA: BESLEME TEKNOLOJİLERİ ÖNE ÇIKIYOR FertiGlobal ve Fertiamerica’nın sponsor yapısında yer alması, bitki besleme teknolojilerinin etkinliğin önemli başlıklarından biri olacağını gösteriyor. Avrupa fındığında verim ve kalite, toprağın genel durumu kadar bitkinin doğru dönemde doğru besin maddesine ulaşabilmesiyle de yakından ilişkili. FertiGlobal’in biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanındaki çalışmaları, Fertiamerica’nın ise bu teknolojileri Şili üreticisine ulaştıran yapıdaki rolü, fındıkta modern besleme yaklaşımının önemini artırıyor. Yeni dönemde yüksek verim, yalnızca daha fazla gübre kullanmakla değil; bitkinin ihtiyacını doğru okumak, stresi azaltmak ve besleme programını bilimsel veriye göre kurmakla mümkün olacak. SUMITOMO CHEMICAL CHILE: ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL ÜRETKENLİK Sumitomo Chemical Chile’nin programa dahil olması, ürün koruma ve tarımsal üretkenlik başlıklarını daha da güçlendiriyor. Küresel tarım teknolojileri alanında faaliyet gösteren şirketin kimyasal ve biyolojik çözümleri birlikte ele alan yaklaşımı, fındıkta hastalık ve zararlı yönetiminin çok boyutlu hale geldiğini gösteriyor. Fındık bahçelerinde üretim maliyetlerinin yükseldiği, iklim risklerinin arttığı ve kalite beklentilerinin daha sıkı hale geldiği bir dönemde ürün koruma çözümleri, doğrudan üretici gelirini etkileyen bir faktör haline geliyor. ANAGRA: BİTKİ BESLEME, ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL TEKNOLOJİ Anagra’nın sponsorluğu, Şili fındığında geniş kapsamlı tarımsal çözüm sağlayıcılarının rolünü ortaya koyuyor. Bitki besleme, ürün koruma, biyostimülasyon ve tarımsal teknoloji başlıklarını birlikte ele alan şirket, üreticinin yalnızca tek bir soruna değil, bütün üretim sürecine çözüm aradığını gösteriyor. Bu durum, Şili fındık sektöründe profesyonelleşmenin hızlandığını ortaya koyuyor. Üretici artık yalnızca ürün satan firmalarla değil, bütün sezonu planlayan teknik çözüm ortaklarıyla çalışmak istiyor. UNITEC: KALİTE SINIFLANDIRMASI, KALİBRASYON VE PAKETLEME UNITEC’in sponsorlar arasında yer alması, Şili fındığında hasat sonrası kalite yönetiminin kritik hale geldiğini gösteriyor. Meyve, kuru yemiş ve sebze işleme teknolojilerindeki uluslararası deneyimiyle tanınan şirket, kalite sınıflandırması, kalibrasyon, paketleme ve izlenebilirlik alanlarında çözüm üretiyor. Bu başlık, fındıkta küresel pazar için hayati önemdedir. Çünkü ihracat pazarında ürün yalnızca miktarıyla değil; homojenliği, kalibresi, temizliği, standardı, izlenebilirliği ve işlenebilirliğiyle değer kazanıyor. Dünya fındık ticaretinde gelecek, yalnızca ürünü yetiştirenlerin değil; ürünü doğru sınıflandıran, doğru işleyen ve doğru pazara doğru standartla sunanların olacak. POINT CHILE: AGROKİMYA, BİYOLOJİK ÜRÜNLER VE SAHA DESTEĞİ Point Chile’nin PlanetNuts Day Avellanos sponsorları arasında yer alması, fındıkta saha destekli ürün koruma ve besleme yaklaşımının önem kazandığını gösteriyor. Agrokimyasallar, biyolojik ürünler ve bitki besleme çözümlerinden oluşan portföyüyle şirket, üreticilere farklı üretim koşullarına göre çözüm sunuyor. Şili’nin farklı tarım bölgelerinde teknik ekiplerle sahada bulunması, fındıkta danışmanlık ve ürün çözümünün birlikte ilerlediğini gösteriyor. Artık üretici, yalnızca ürün almak değil; ürünü ne zaman, nasıl ve hangi stratejiyle kullanacağını da bilmek istiyor. CASTAÑO AUSTRAL VIVERO: KALİTELİ FİDAN VE YENİ BAHÇE KURULUMU Castaño Austral Vivero’nun programa dahil edilmesi, Şili fındık sektöründe fidanlık ve kaliteli bitki üretiminin stratejik önemini ortaya koyuyor. Avrupa fındığında uzun vadeli başarı, bahçenin kurulduğu ilk günden başlıyor. Doğru fidan materyali, sağlıklı kök yapısı, uygun çeşit seçimi, hastalıksız bitki üretimi ve bölge koşullarına uyumlu bahçe kurulumu, gelecek yılların verimini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle fidanlık başlığı, yalnızca yeni dikim yapan üreticiler için değil, sektörün genel rekabet gücü için de kritik hale geliyor. Kalitesiz fidanla kurulan bir bahçe, yıllar boyunca düşük verim, hastalık riski ve ekonomik kayıp anlamına gelebiliyor. ALICAHUE İLE GENİŞLEYEN PARTNER AĞI PlanetNuts’un güncel duyurularında Alicahue’nin genel partner ağına katıldığı da açıklandı. Alicahue’nin ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimi, PlanetNuts’un yalnızca fındıkta değil, daha geniş sert kabuklu meyve ekosisteminde de iş birliği ağını büyüttüğünü gösteriyor. Bu gelişme, PlanetNuts Day Avellanos’un doğrudan etkinlik sponsorluğu listesiyle karıştırılmamalı. Ancak sektör açısından bakıldığında, sert kabuklu meyvelerde bilgi, teknoloji, üretici ağı ve pazar deneyiminin giderek daha entegre hale geldiği görülüyor. KIŞ DÖNEMİ TEKNİK GÜNDEMİ: BUDAMA, SOĞUKLANMA VE HASTALIK RİSKİ PlanetNuts’un güncel teknik paylaşımlarında kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıkıyor. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira’nın değerlendirmelerinde kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğu vurgulanıyor. Bu başlık, Avrupa fındığında sezon başarısının yalnızca hasat döneminde değil, kış aylarında alınan teknik kararlarla başladığını gösteriyor. Kış budaması, odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi ve düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması, yeni dönemin en kritik teknik başlıkları arasında yer alıyor. Bu tablo, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın yalnızca genel bir sektör toplantısı değil; üreticinin günlük bahçe kararlarını doğrudan ilgilendiren teknik bir platform olduğunu gösteriyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ FINDIKTA OYUNU DEĞİŞTİRİYOR Şili fındık sektörünün önündeki en önemli risklerden biri de iklim değişikliği. Çiçeklenme düzeni, soğuklanma ihtiyacı, su yönetimi, hastalık baskısı, zararlı popülasyonu, verim dalgalanması ve hasat kalitesi, iklim değişkenliğinden doğrudan etkileniyor. Bu nedenle Şili’nin yeni dönem fındık stratejisinde yalnızca üretim alanı büyümesi değil, iklim risklerine karşı teknik uyum da önem kazanıyor. Fındıkta iklim baskısı, özellikle soğuklanma ihtiyacı ve çiçeklenme senkronizasyonu açısından kritik sonuçlar doğurabiliyor. Yanlış zamanda gelen sıcaklık değişimleri, yetersiz soğuklanma, düzensiz çiçeklenme veya hastalık baskısındaki artış, bahçe verimini ve kaliteyi doğrudan etkiliyor. Şili’nin teknik toplantılarında bu başlıkların öne çıkması, sektörün geleceğe dönük riskleri şimdiden masaya yatırdığını gösteriyor. ŞİLİ MODELİ: BÜYÜME SONRASI PROFESYONELLEŞME DÖNEMİ Şili’de Avrupa fındığı artık büyüme döneminden profesyonelleşme dönemine geçiyor. Bu yeni dönemde mesele yalnızca kaç hektar bahçe kurulduğu değil; bu bahçelerin nasıl yönetileceği, hangi verim düzeyine ulaşacağı, hangi kalite standardını yakalayacağı ve küresel pazara nasıl entegre olacağıdır. Şili modeli, fındıkta şu başlıkları aynı anda güçlendirmeye çalışıyor: Kaliteli fidan üretimi, teknik danışmanlık, bitki sağlığı, biyolojik çözümler, ürün koruma, modern bitki besleme, hasat sonrası işleme, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik, sanayi bağlantısı ve ihracat disiplini. Bu başlıklar, dünya fındık piyasasında geleceğin rekabet eksenini de gösteriyor. Üretim miktarı hâlâ önemli olmakla birlikte, artık tek başına yeterli değil. Pazar, daha standart, daha izlenebilir, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir ürün talep ediyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN SESSİZ AMA GÜÇLÜ UYARI Şili’nin fındıkta planlı biçimde büyümesi, Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye dünya fındığında ana üretici ülke konumunu koruyor; ancak küresel rekabetin niteliği değişiyor. Artık mesele yalnızca “kim daha çok fındık üretiyor?” sorusu değildir. Asıl rekabet, ürünün hangi kalitede üretildiği, nasıl işlendiği, hangi standartla pazara sunulduğu, üreticinin ne kadar kazandığı, sanayinin nasıl yapılandığı ve ülkenin fındıkta nasıl bir marka değeri oluşturduğu üzerinden şekilleniyor. Giresun kalite fındığı açısından bu tablo daha özel bir anlam taşıyor. Giresun fındığı, kendine özgü aroması, coğrafi kimliği, eğimli arazilerde emek yoğun üretim yapısı ve kalite farkıyla sıradan bir emtia gibi değerlendirilmemelidir. Giresun kalite fındığının en büyük riski, dünya piyasasında ortalama fiyat mantığı içinde eritilmesidir. Şili’nin planlı büyümesi, Türkiye’ye ve özellikle Giresun’a şu gerçeği hatırlatıyor: Kalite yalnızca söylemle korunmaz. Kalite; üretici geliri, bahçe yenileme, teknik danışmanlık, işleme altyapısı, kalite sınıflandırması, coğrafi işaret bilinci, markalaşma, izlenebilirlik ve sürdürülebilir piyasa politikasıyla korunur. FINDIKTA GELECEK REKABETİ: BAHÇEDEN PAZARA TAM ZİNCİR Dünya fındık piyasasında yeni dönem, bahçeden pazara kadar uzanan tam zincir yönetimiyle şekilleniyor. Bir ülkenin üretim alanını artırması önemli olabilir; ancak asıl değer, o ürünün nasıl yönetildiği ve pazara nasıl sunulduğuyla ortaya çıkıyor. Şili, Avrupa fındığında bu zinciri kurmaya çalışıyor. Üretici eğitimleri, teknik paneller, sektör buluşmaları, fidanlık yatırımları, işleme teknolojileri, ürün koruma şirketleri, biyoçözüm sağlayıcıları ve sanayi temsilcileri aynı ekosistemin parçaları haline geliyor. Bu nedenle PlanetNuts Day Avellanos 2026, yalnızca Şili’de yapılacak bir teknik toplantı olarak okunmamalıdır. Etkinlik, dünya fındık rekabetinde yönün nereye gittiğini gösteren bir işaret fişeğidir. PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026 SEKTÖRÜN NABZINI TUTACAK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde nasıl bir teknik ve ticari model kuracağını gösterecek en önemli buluşmalardan biri olacak. Gabriel Aguilar’ın üretici odaklı teknik danışmanlık perspektifi, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar bağlantısı, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı ve hastalık yönetimi yaklaşımı, sponsor firmaların üretimden işlemeye uzanan geniş teknik kapasitesiyle birleştiğinde, etkinlik Avrupa fındığında yeni rekabet döneminin ana hatlarını ortaya koyacak. Şili, fındıkta artık yalnızca büyüdüğünü değil, bu büyümeyi teknoloji, bilgi, kalite ve sanayi bağlantısıyla yönetmek istediğini gösteriyor. Bu nedenle PlanetNuts Day Avellanos 2026, sadece bir etkinlik takvimi değil; Şili fındığının dünya pazarında daha güçlü, daha görünür ve daha organize bir aktör olma iradesinin sahaya yansımasıdır. Türkiye ve Giresun açısından bakıldığında ise bu gelişme, fındıkta rehavete yer olmadığını gösteriyor. Dünya değişiyor, üretim haritası genişliyor, teknoloji hızlanıyor, kalite standartları yükseliyor. Fındıkta gelecek; yalnızca rekolte açıklayanların değil, kaliteyi yönetenlerin, üreticiyi koruyanların, sanayiyi planlayanların, pazarı okuyanların ve coğrafi değerini markaya dönüştürenlerin olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin Şili’deki en güçlü vitrini olarak 13 Ağustos’ta Los Ángeles’te sektörün karşısına çıkacak.

KABUKLU MEYVEDE VERİMİN ŞİFRESİ TOPRAKTA ARANDI Haber

KABUKLU MEYVEDE VERİMİN ŞİFRESİ TOPRAKTA ARANDI

KABUKLU MEYVEDE VERİMİN ŞİFRESİ TOPRAKTA ARANDI Linares’te ceviz ve fındık üreticileri teknik masada buluştu Şili’de ceviz ve fındık üreticilerini yakından ilgilendiren önemli bir teknik buluşma Linares’te gerçekleştirildi. Iansa Bitki Beslenme organizasyonunda düzenlenen “Zemin Teknik Masası”nda, kabuklu meyve üretiminde verim, kalite ve sürdürülebilir bahçe yönetiminin temel başlıkları masaya yatırıldı. PlanetNuts tarafından duyurulan programa göre 25 Haziran 2026 Perşembe günü saat 10.30’da Linares’teki El Peral Agrícola’da yapılan teknik buluşmaya, Trinuts danışmanı José Pablo Correa’nın yanı sıra Iansa Bitki Beslenme ve Copeval teknik ekipleri katıldı. ÜRETİCİYE SAHADA YOL HARİTASI Ceviz ve fındık üreticilerine yönelik düzenlenen programda, yeni sezon hazırlığı, toprak sağlığı, bitki besleme, gübreleme, kök gelişimi ve meyve bahçesi yönetimi gibi üretimin kaderini belirleyen konular ele alındı. Teknik masada üreticilere yalnızca teorik bilgi değil, sahada karşılığı olan pratik öneriler de aktarıldı. Özellikle sezonla yüzleşme, bahçenin mevcut durumunu doğru okuma, bitkinin ihtiyaçlarını zamanında belirleme ve verimi artıracak uygulamaları planlama başlıkları öne çıktı. TOPRAK GÜÇLÜYSE ÜRETİM GÜÇLÜ Kabuklu meyve üretiminde başarının yalnızca gübreleme ya da sezon içi bakım uygulamalarıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilen buluşmada, toprağın canlı yapısının korunması, kök bölgesinin güçlendirilmesi ve bitkinin dengeli beslenmesinin üretim kalitesi üzerindeki belirleyici rolü vurgulandı. Ceviz ve fındıkta yüksek verim için bahçenin sadece görünen kısmının değil, toprağın altında işleyen sistemin de doğru yönetilmesi gerektiği ifade edildi. Toprak yapısı, sulama dengesi, besin elementi eksiklikleri ve hastalık riskleri, üreticilerin yeni sezon planlamasında dikkate alması gereken temel başlıklar arasında yer aldı. HASAT SONRASI DÖNEM GELECEK SEZONU BELİRLİYOR Teknik değerlendirmelerde, hasat sonrası dönemin yeni sezon verimi açısından kritik olduğu mesajı öne çıktı. Ağaç kondisyonu, budama stratejileri, sürgün gelişimi, kök sağlığı ve kışa hazırlık uygulamalarının, gelecek sezonun çiçeklenme, meyve tutumu ve kalite performansını doğrudan etkilediği belirtildi. Uzmanlar, ceviz ve fındık üretiminde sürdürülebilir başarı için üreticilerin yalnızca ürün dönemine değil, sezon sonrasındaki bakım sürecine de aynı dikkatle yaklaşması gerektiğine işaret etti. VERİM, KALİTE VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM VURGUSU Iansa Bitki Beslenme, Trinuts ve Copeval teknik ekiplerinin katkı sunduğu buluşma, kabuklu meyve üretiminde daha bilinçli, planlı ve bilimsel üretim anlayışının önemini bir kez daha ortaya koydu. Linares’teki teknik masa, ceviz ve fındık üreticilerine toprağı, kökü, ağacı ve sezon planlamasını birlikte ele alan bütüncül bir üretim perspektifi sundu. Program, verim ve kalite hedefleyen üreticiler için yeni sezon öncesi güçlü bir teknik rehber niteliği taşıdı.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA STANDARTLARINI YAKALADI Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA STANDARTLARINI YAKALADI

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA STANDARTLARINI YAKALADI Şili’de fındık üretimi, mekanizasyon, verimlilik ve teknik tarım uygulamalarıyla uluslararası ölçekte dikkat çeken bir seviyeye ulaştı. Nuffield Tarım Bursu kapsamında farklı ülkelerde üretim sistemlerini inceleyen ziraat mühendisi ve fındık üreticisi Ignacio López, Şili’nin son 30 yılda kurduğu fındık endüstrisinin dünya standartlarında olduğunu vurguladı. FINDIKTA KÜRESEL DENEYİM ŞİLİ’NİN SEVİYESİNİ ORTAYA KOYDU Şili fındık sektörü, uluslararası tarım çevrelerinde daha güçlü biçimde görünür hale geliyor. Ziraat mühendisi ve fındık üreticisi Ignacio López’in Nuffield Tarım Bursu kapsamında yürüttüğü uluslararası saha incelemeleri, Şili’nin fındık üretiminde ulaştığı teknik seviyeyi yeniden gündeme taşıdı. López; Yeni Zelanda, Avustralya, İtalya, Kanada, Hindistan, İspanya ve İskoçya gibi ülkelerde farklı tarım modellerini yerinde inceledi. Küçük ölçekli aile işletmelerinden büyük tarımsal üretim alanlarına, süt çiftliklerinden meyve bahçelerine, paketleme tesislerinden tarım sanayisine kadar geniş bir yelpazede gözlem yaptı. Bu deneyim, fındık üretiminde Şili’nin özellikle mekanizasyon, verim, profesyonel bahçe yönetimi ve teknik gelişme başlıklarında güçlü bir noktaya geldiğini gösterdi. “KİMSEYE İMRENECEK BİR SEVİYEDE DEĞİLİZ” Ignacio López, fındık özelinde yaptığı değerlendirmede Şili üreticilerinin son 30 yılda önemli bir endüstri kurduğunu belirtti. Şili’de otomasyonun artması, danışmanlık şirketlerinin yürüttüğü Ar-Ge çalışmaları ve profesyonel tarım yönetimi, fındık bahçelerinde yüksek verim ve kalite standardını beraberinde getirdi. López’in değerlendirmesi, Şili fındıkçılığının yalnızca büyüyen bir üretim alanı olmadığını; aynı zamanda dünyadaki farklı üretim merkezleriyle karşılaştırılabilecek teknik bir kapasiteye ulaştığını ortaya koyuyor. Avustralya ve Yeni Zelanda’daki fındık bahçelerinin çoğunlukla küçük ölçekli ve yan ürün niteliğinde yürütüldüğünü aktaran López, Şili’de ise daha profesyonel, daha ölçekli ve daha organize bir yapı oluştuğunu vurguladı. İTALYA, AVUSTRALYA VE YENİ ZELANDA DENEYİMLERİ López’in fındık alanındaki en dikkat çekici ziyaretlerinden biri İtalya’da gerçekleşti. FACMA fabrikası ve sahalarında yapılan incelemelerde, fındıkta makineleşme ve operasyonel profesyonellik öne çıktı. Avustralya ve Yeni Zelanda’daki üreticiler ise entegre zararlı yönetimi, örtü bitkileri, yabancı ot kontrolünde koyun otlatma ve yüksek düzeyde mekanizasyon uygulamalarıyla dikkat çekti. Ancak bu ülkelerde fındık bahçelerinin küçük ölçekli olması, sektörün büyümesini sınırlayan başlıklardan biri olarak öne çıktı. López, özellikle büyük alıcıların eksikliğinin bazı ülkelerde fındık sektörünün gelişimini yavaşlattığını değerlendirdi. Bu tablo, Şili’nin üretim yapısı, alım kanalları ve teknik kapasitesiyle daha güçlü bir konum elde ettiğini gösteriyor. FINDIKTA KALİTE TOPRAKTAN BAŞLIYOR Şili’nin fındıkta yakaladığı seviyenin korunması için sürdürülebilirlik başlığı kritik önem taşıyor. López, yüksek kaliteli fındık üretiminin temelinde canlı toprak, doğru gübreleme, etkili sulama yönetimi ve güçlü bitki sağlığı takibinin bulunduğunu vurguladı. Fındıkta yalnızca verim artışı değil, üretimin uzun vadeli sürdürülebilirliği de belirleyici hale geliyor. Toprak mikrobiyotasının korunması, mikroorganizma yönünden zengin canlı toprak yapısının desteklenmesi ve bitkinin yalnızca gübreyle değil, bütüncül toprak yönetimiyle beslenmesi gerekiyor. Bu yaklaşım, modern fındık üretiminde artık klasik tarım uygulamalarının ötesine geçilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ZARARLI VE HASTALIK TAKİBİ KALİTEYİ BELİRLİYOR Fındık üretiminde kaliteyi etkileyen en önemli başlıklardan biri zararlı ve hastalık yönetimi. López, tahtakurusu, kınkanatlı böcekler, Xanthomonas ve çeşitli mantar hastalıklarının sahada kaliteyi doğrudan etkileyen riskler arasında yer aldığını belirtti. Bu nedenle ilaçlamanın ezbere ve takvime bağlı yapılması yerine, bahçenin gerçek durumuna dayalı izleme sistemiyle yürütülmesi gerekiyor. Programlı ilaçlama anlayışı, zararlı yoğunluğu ve hastalık baskısı doğru ölçülmeden uygulandığında hem maliyeti artırıyor hem de sürdürülebilir üretim hedefini zayıflatıyor. Fındıkta gelecek, yalnızca daha fazla üretimle değil; daha doğru gözlem, daha etkili takip ve daha bilinçli müdahaleyle şekillenecek. HASAT SONRASI SÜREÇ FINDIKTA DEĞERİ KORUYOR Kaliteli fındık üretimi bahçede bitmiyor. Hasat sonrası süreç, ürünün gerçek değerini koruyan en kritik aşamalardan biri olarak öne çıkıyor. López, fındığın mümkün olan en kısa sürede toplanması, ihtiyaç halinde doğru şekilde kurutulması ve teslimata kadar uygun koşullarda saklanması gerektiğini vurguladı. Hasat sonrası ihmal edilen her aşama, bahçede elde edilen kaliteyi zayıflatabiliyor. Bu nedenle Şili fındık sektörünün ulaştığı standart, yalnızca bahçe yönetimiyle değil; hasat, kurutma, depolama ve pazara teslim zincirinin bütününde korunuyor. ŞİLİ FINDIKTA BÜYÜYEN BİR REFERANS HALİNE GELİYOR Şili’nin fındık üretimindeki yükselişi, küresel tarımda yeni bir referans alanı oluşturuyor. Ülke, teknik bilgi, mekanizasyon, bahçe yönetimi ve Ar-Ge kapasitesiyle dünya fındık pazarında daha güçlü bir yer edinmeye başladı. Nuffield deneyimi, Şili fındıkçılığının güçlü yanlarını ortaya koyarken, sektörün önündeki temel gelişim alanını da netleştirdi: sürdürülebilirlik. Toprak sağlığı, su yönetimi, zararlı takibi, bitki besleme, hasat sonrası kalite ve kaynakların verimli kullanımı, Şili fındık sektörünün gelecek dönem performansını belirleyecek ana başlıklar olacak. Şili, fındıkta yalnızca üretim alanını büyüten bir ülke değil; aynı zamanda modern, profesyonel ve dünya standartlarında üretim modeli kuran bir sektör örneği haline geliyor. https://planetnuts.cl/una-experiencia-internacional-junto-a-nuffield-que-reafirma-el-potencial-y-nivel-de-la-industria-avellanera-chilena/?fbclid=IwY2xjawSGSjFleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZBAyMjIwMzkxNzg4MjAwODkyAAEeBsaAXNMkXMIgqKm7CGAom2QIPkJCoT6DDxmfsLfiOf1hDRcyM5pIfWkMlcs_aem_uuQ5wQVjPjlG5tJeeGM0FQ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.