Hava Durumu

#Hasat

giresunsonhaber - Hasat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!” Haber

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!”

IŞIK GEZMİŞ: “FINDIKTA FİYAT ÇÖKÜŞÜ, ÜRETİCİNİN BİTİŞİDİR!” YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, serbest piyasada fındık fiyatlarının 180-190 TL seviyelerine kadar gerilediğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklanan 250-255 TL’lik alım fiyatlarının dahi yükselen üretim maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını savunan Gezmiş, TMO’yu piyasada daha güçlü olmaya, FİSKOBİRLİK’i ise üreticiden yana fiyat politikası izlemeye çağırdı. Gezmiş, “Fındık üreticisinin alın teri yok pahasına satılıyor. Bu aynı zamanda üreticinin toprağından koparılması meselesidir” dedi. YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fındık piyasasında yaşanan fiyat hareketlerine ilişkin yaptığı açıklamada üreticinin korunması için iktidarın ve ilgili kurumların harekete geçmesini istedi. Serbest piyasadaki fiyatların TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarının önemli ölçüde altında kaldığını belirten Gezmiş, maliyetlerdeki artışla piyasa fiyatındaki gerilemenin aynı anda üreticinin üzerine bindiğini söyledi. “ÜRETİCİNİN BİR YILLIK EMEĞİ YOK PAHASINA ALINIYOR” Giresun’da fındık üretiminin arazi yapısı nedeniyle yoğun emek gerektirdiğine işaret eden Gezmiş; gübre, ilaçlama, tırpan, işçilik, patoz ve nakliye giderlerindeki artışların üretim maliyetini yükselttiğini ifade etti. Gezmiş, üreticinin bir yıl boyunca bahçesine emek verdiğini ancak hasadın ardından aynı emeğin karşılığını almakta zorlandığını savunarak şunları söyledi: “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesinde çalışıyor, ürününü binbir zahmetle topluyor. Ancak sıra emeğinin karşılığını almaya gelince yalnız bırakılıyor. Açıklanan fiyat maliyetleri karşılamazken, piyasanın daha da aşağı çekilmesi üreticinin emeğine açıkça el koymaktır. Fındıkta açıklanan fiyatın altında alım yapılması, üreticinin bitişi demektir.” 180-190 TL İDDİASI: TMO FİYATIYLA MAKAS AÇILIYOR Gezmiş'in açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri serbest piyasa fiyatları oldu. Milletvekili Gezmiş, piyasanın 180-190 TL/kg seviyelerine kadar gerilediğini belirtirken, TMO'nun 2026 ürünü için yüzde 50 sağlam iç esasına göre açıkladığı fiyat Giresun kalite fındıkta 255 TL/kg, Levant kalitede 250 TL/kg seviyesinde bulunuyor. Gezmiş'in açıkladığı 180-190 TL bandı esas alındığında Giresun kalite TMO fiyatıyla piyasa arasında kilogram başına 65-75 TL'ye ulaşan bir fark ortaya çıkıyor. Bu da 1 ton fındık üzerinden hesaplandığında 65 bin ile 75 bin TL arasında gelir farkı anlamına geliyor. Ancak TMO fiyatından yararlanılabilmesi için ürünün kurum tarafından belirlenen kalite ve alım kriterlerini karşılaması gerekiyor. GURBETÇİ ÜRETİCİYE DİKKAT ÇEKTİ Gezmiş, Giresun dışında yaşayan ancak fındık hasadı için her yıl memleketine gelen üreticilerin durumuna ayrıca dikkat çekti. Bu üreticilerin hasat sonrasında şehirlerine dönmek zorunda olmaları ve işçilik, ulaşım ile diğer giderlerini karşılamak için nakde ihtiyaç duymaları nedeniyle ürünlerini bekletmeden satabildiklerini belirten Gezmiş, bunun düşük fiyat dönemlerinde üreticinin pazarlık gücünü azalttığını savundu. Gezmiş: “Gurbetten gelen hemşehrimiz yol parasını, işçiliği ve diğer masraflarını karşılayabilmek için fındığını kısa sürede satmak zorunda kalıyor. Devlet, üreticiyi piyasanın insafına terk edemez.” ifadelerini kullandı. “TMO SEYİRCİ KALMAMALI” Gezmiş'in çağrısının merkezinde Toprak Mahsulleri Ofisi yer aldı. TMO'nun yalnızca alım fiyatı açıklamasının yeterli olmadığını savunan Gezmiş, kurumun piyasayı düzenleyici gücünü kullanacak ölçekte ve etkinlikte alım gerçekleştirmesini istedi. Gezmiş: “Fındık piyasasını birkaç alıcının belirlediği bir düzene teslim edemeyiz. TMO gecikmeden ve yeterli miktarda, verilen taban fiyatın altında alım yapmamalı; üreticinin ürününü gerçek değerinden satabilmesini sağlamalıdır.” dedi. TMO'nun 2026 sezonunda doğrudan alımların yanı sıra lisanslı depolar üzerinden de ürün kabul etmesi, bu tartışmada üreticinin önündeki alternatiflerden biri olarak öne çıkıyor. Lisanslı depoculuk sisteminde üretici, gerekli işlemleri tamamladıktan sonra ürününü depoya teslim ederek kalite ve miktarını tespit ettirebiliyor; ürünü ELÜS olarak muhafaza edebiliyor veya TMO'ya satış seçeneğini kullanabiliyor. Bu sistemin etkin kullanılması, özellikle nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü hasat döneminde hemen piyasaya indirmek istemeyen üretici açısından alternatif oluşturuyor. FİSKOBİRLİK'E DE ÇAĞRI Gezmiş'in eleştirilerinden FİSKOBİRLİK de payını aldı. Birliğin kuruluş amacı doğrultusunda üreticiyi koruyucu bir pozisyon alması gerektiğini savunan Gezmiş, FİSKOBİRLİK'in üreticinin piyasa karşısındaki gücünü artırması gerektiğini söyledi. Gezmiş: “FİSKOBİRLİK ise açıklanan fiyatın altında değil, üreticiyi koruyacak bir fiyatla alım yapmalıdır.” ifadelerini kullandı. “EN AZ 350 TL İSTEDİK” Gezmiş, 2026 sezonu öncesinde fındık için yaptıkları fiyat çağrısını da hatırlattı. Üretim maliyetinin üzerine en az yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini savunan Gezmiş, fındık için en az 350 TL/kg, Giresun kalite fındık için ise bunun üzerine yüzde 10 kalite farkı talep ettiklerini belirtti. Bu hesaplamaya göre talep edilen Giresun kalite fiyatı yaklaşık 385 TL/kg seviyesine karşılık geliyor. Gezmiş, fındığın yalnızca tarımsal bir ürün olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Fındık Karadeniz’in geçimi, alın teri ve geleceğidir. Milletvekili olduğum günden bu yana fındığımızın ve üreticimizin hakkını her platformda savundum. Bundan sonra da üreticimizi sahipsiz bırakmayacağım. Fındığı yabancı tekellerin, üreticiyi kimsenin insafsızlığına terk etmeyeceğiz.” FINDIKTA TARTIŞMA ARTIK SADECE AÇIKLANAN FİYAT DEĞİL Gezmiş'in açıklaması, 2026 sezonunda giderek büyüyen “açıklanan alım fiyatı ile üreticinin fiilen satış yaptığı fiyat arasındaki fark” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. TMO'nun Giresun kalite için açıkladığı 255 TL/kg fiyat bir tarafta dururken, üreticinin nakit ihtiyacı, ürünün kalite ve randımanı, TMO kriterlerini karşılayıp karşılamaması, randevu ve teslim süreci ile serbest piyasadaki günlük fiyat hareketleri üreticinin gerçekte elde ettiği geliri belirliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde fındık piyasasının seyrinde yalnızca günlük fiyatlar değil; TMO'nun alım temposu, üreticinin lisanslı depolara yönelme düzeyi, FİSKOBİRLİK'in alım politikası ve üreticinin ürününü pazara indirme hızı da belirleyici olacak.

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE: Haber

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE:

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE: “HASAT VAKTİ” ESPİYE’DEN TÜRKİYE’YE SESLENECEK Giresun’da fındığın yalnızca bir tarım ürünü değil; gurbeti, ana ocağını, aile dayanışmasını ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaşam kültürünü nasıl bir araya getirdiği TRT Belgesel ekranlarına taşınıyor. “Hasat Vakti – Fındık” belgeseli, Espiye’de yaşayan 90 yaşındaki Nesibe Teyze ile çocukları ve torunlarının her hasat döneminde yeniden aynı bahçede buluşmasının hikâyesini anlatacak. Gündüz fındık dalları arasında verilen emek, akşam aynı sofrada giderilen hasret ve Giresun’dan İstanbul ile Gebze’ye uzanan aile yaşamı, 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de TRT Belgesel’de izleyiciyle buluşacak. TRT’nin güncel yayın akışında da “Hasat Vakti”nin pazar akşamı saat 20.00’de ekrana geleceği duyuruluyor. (TRT Belgesel) BİR FINDIK BAHÇESİNDEN ÇOK DAHA FAZLASI Karadeniz’in yeşil dağlarının arasında, Giresun’un Espiye ilçesinde yaşayan 90 yaşındaki Nesibe Teyze, yaşamının büyük bölümünü bu topraklarda geçirdi. Bugün hayatını yalnız sürdüren Nesibe Teyze’nin evi ve fındık bahçesi ise yılın belirli bir döneminde yeniden kalabalıklaşıyor. Çocukları ve torunları, hayatlarını farklı şehirlerde sürdürseler de fındık hasadı başladığında ana ocağına geri dönüyor. Giresun’dan İstanbul’a, Gebze’ye uzanan farklı hayatlar, her yıl yaklaşık bir aylığına yeniden aynı bahçede birleşiyor. “Hasat Vakti – Fındık” işte tam da bu buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Giresun Valiliğinin duyurusunda da yapımın merkezinde Nesibe Teyze ile çocukları ve torunlarının hasat döneminde ana ocağında yeniden bir araya gelişinin bulunduğu belirtiliyor. Aynı bilgiler bölgedeki yayınlarda da aktarıldı. (Giresun İleri Gazetesi) GÜNDÜZ BAHÇEDE EMEK, AKŞAM AYNI SOFRADA HASRET Belgeselin anlatısında fındık yalnızca daldan toplanan ve ekonomiye kazandırılan bir ürün olarak ele alınmıyor. Sabah başlayan hasatla birlikte aile üyeleri bahçeye giriyor. Gün boyunca fındık dallarının arasında çalışma sürerken yıllardır farklı şehirlerde yaşayan aile bireyleri yeniden aynı emeğin parçası oluyor. Akşam olduğunda ise bahçedeki çalışma yerini aile sofrasına bırakıyor. Bir yıl boyunca birbirinden uzakta yaşayan insanlar, hasat sayesinde yeniden yan yana geliyor; aynı sofraya oturuyor, geçmişi konuşuyor ve hasret gideriyor. Bu yönüyle yapım, “fındık hasadı” üzerinden Karadeniz’deki aile, göç ve memlekete dönüş kültürünü anlatan bir insan hikâyesine dönüşüyor. GURBETTEN ANA OCAĞINA DÖNÜŞ Fındık sezonu özellikle Giresun ve Doğu Karadeniz’de uzun yıllardır yalnızca tarımsal takvimin bir dönemi değil, aynı zamanda gurbetçilerin memlekete dönüş zamanı olma özelliğini taşıyor. İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara ve Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşayan çok sayıda Karadenizli aile, ağustos ve eylül aylarında fındık bahçelerine dönüyor. “Hasat Vakti – Fındık” da bu toplumsal hareketliliği tek bir ailenin hayatı üzerinden izleyiciye aktarıyor. Nesibe Teyze’nin çocukları ve torunlarının İstanbul ve Gebze’den Espiye’ye uzanan yolculuğu, aslında binlerce Giresunlu ailenin her fındık mevsiminde yaşadığı dönüşün küçük fakat güçlü bir örneğini oluşturuyor. 90 YAŞINDAKİ NESİBE TEYZE HİKÂYENİN MERKEZİNDE Belgeselin merkezinde Nesibe Destek bulunuyor. Tanıtım afişinde Nesibe Destek ile birlikte aileden Ali Destek, Kerim Destek, Sündüs Destek, Hacer Destek, Burcu Destek ve Cansu Destek de yer alıyor. Böylece yapım, farklı kuşakları tek bir bahçede buluşturarak fındığın bir aile içerisinde yıllar boyunca nasıl ortak hafızaya dönüştüğünü gösterecek. Nesibe Teyze’nin yaşamı üzerinden bir taraftan yaşlı bir Karadeniz kadınının toprakla kurduğu bağ, diğer taraftan çocuklarının ve torunlarının gurbet hayatı anlatılacak. Bu nedenle ekrana gelecek hikâyenin başrolünde sadece fındık değil, 90 yıllık bir yaşam ve o yaşamın etrafında yeniden birleşen bir aile bulunuyor. FINDIK, AİLEYİ YILDA BİR KEZ YENİDEN TOPLUYOR Belgeselin en güçlü anlatı noktalarından biri de hasadın aile içerisindeki birleştirici rolü. Yıl içerisinde işleri, eğitimleri ve yaşamları nedeniyle farklı şehirlerde bulunan aile bireyleri, fındık zamanı geldiğinde günlük hayatlarını bir süreliğine geride bırakıyor. Bahçe yeniden ortak çalışma alanına, aile evi yeniden buluşma noktasına dönüşüyor. Bu nedenle fındık hasadı yalnızca ürünün toplanması anlamına gelmiyor. Bahçeye giren her aile bireyi, aynı zamanda geçmiş kuşaklardan devralınan bir çalışma biçiminin devamına katılıyor. Gündüz bahçede fındık toplanırken akşam aile fertlerinin aynı sofrada bir araya gelmesi, belgeselin ana duygusal eksenini oluşturuyor. (Giresun İleri Gazetesi) FINDIĞIN ARKASINDAKİ İNSAN HİKÂYESİ EKRANA GELECEK Fındık çoğu zaman rekolte, fiyat, randıman, ihracat ve piyasa rakamları üzerinden gündeme geliyor. “Hasat Vakti – Fındık” ise ürünün arkasındaki insana odaklanıyor. Bir kilogram fındığın arkasında; bahçeye giren aileleri, yıllar sonra memlekete dönen gurbetçileri, yaşlı anne ve babaları, torunları, imece kültürünü ve hasat sonunda kurulan sofraları görünür hale getiriyor. Böylece fındığın ekonomik değerinin yanında Giresun’un sosyal yaşamındaki yeri de Türkiye çapında bir belgeselle anlatılmış olacak. KAMERA ESPİYE’NİN DOĞASINI DA KAYDA ALDI Belgeselin önemli unsurlarından birini de Giresun’un doğal coğrafyası oluşturuyor. Karadeniz’in dağlarla çevrili köyleri, eğimli fındık bahçeleri, geleneksel yaşamın sürdüğü kırsal alanlar ve hasat ortamı, aile hikâyesinin doğal dekorunu oluşturacak. TRT Belgesel’in “Hasat Vakti” yapımı zaten insan hikâyeleriyle üretim süreçlerini bir araya getiren bir anlatı üzerine kuruluyor. TRT Belgesel’in resmi sitesinde de “Hasat Vakti” kanalın öne çıkan programları arasında yer alıyor. (TRT Belgesel) YAPIMIN ARKASINDA GENİŞ BİR TRT EKİBİ VAR “Hasat Vakti – Fındık” bölümünün yönetmenliğini Ebru Çakırkaya, yapımcılığını Güven Aksu, görüntü yönetmenliğini ise Mazlum Demirbağ üstleniyor. Tanıtım afişinde yapım ekibi şöyle yer alıyor: Kamera asistanı Hüseyin Şahin, havadan çekim Bekir İren, ışık Haluk Döner ve Aziz Aslan, ses Cemal Ensari, kurgu Serap Mutlu, renk düzenleme Nuri Leblebici, müzik Hünkar Demirbağ, ses tasarım Nuri Aykurt, ses efekt editörü Melih Gündüz. Danışmanlık görevlerini Dilek Çamcı, Canan Ekizoğlu ve Engin Ayyıldız, idari yapımcılığı Murat Alaca, ulaşım görevlerini Aykut Üngör ve Hüseyin Soylu, proje koordinatörlüğünü ise Nurullah Dinçer üstleniyor. Yapım TRT İç Yapımlar ve TRT Belgesel imzasıyla ekrana gelecek. GİRESUN BU KEZ FINDIĞIN İNSAN YÜZÜYLE EKRANDA Belgesel aynı zamanda Giresun açısından önemli bir tanıtım fırsatı sunuyor. Türkiye’nin fındık denildiğinde ilk akla gelen kentlerinden biri olan Giresun, bu kez ürününün yalnızca ekonomik yönüyle değil, fındığın etrafında oluşan yaşam kültürüyle Türkiye’ye anlatılacak. Espiye’den ekrana taşınan hikâye; bir annenin çocuklarını bekleyişini, gurbetçilerin memlekete dönüşünü, ailece yapılan hasadı ve ortak sofranın taşıdığı anlamı bir araya getiriyor. Ortaya çıkan tablo, Karadeniz’de fındığın insanların hayatına ne kadar derinden yerleştiğini gösteriyor. 6 EYLÜL PAZAR SAAT 20.00’DE TRT’nin resmi yayın akışı da 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de “Hasat Vakti”nin yeni bölümünün TRT Belgesel ekranında olacağını doğruluyor. (TRT Belgesel) Giresun’un Espiye ilçesinden başlayıp İstanbul ve Gebze’ye kadar uzanan bir ailenin hikâyesi böylece Türkiye’nin ekranına taşınacak. “Hasat Vakti – Fındık”, fındığın daldan sepete uzanan yolculuğundan çok daha fazlasını; bir annenin etrafında yeniden toplanan çocukları, gurbetten dönüşü, aile dayanışmasını ve Giresun’da hasadın nesiller boyunca taşıdığı anlamı anlatacak. 90 yaşındaki Nesibe Teyze’nin ana ocağında birleşen üç kuşağın hikâyesi, 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de TRT Belgesel’de.

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO Haber

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO İLE “HEMEN SATMA” ZORUNLULUĞU AZALIYOR Giresun’da 2026 fındık hasadı sona yaklaşırken üreticinin en kritik sorusu artık “ürünü kime, ne zaman ve hangi şartlarla satacağım?” oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2026 alım sistemi, doğrudan alımın yanında lisanslı depoculuk ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) mekanizmasını da öne çıkarıyor. Sistem, üreticiye fındığını lisanslı depoya teslim edip kalitesini tescil ettirme, ürününü ELÜS’e dönüştürme ve isterse TMO’ya satma imkânı sunuyor. Böylece üretici için hasat sonrası tek seçenek ürünü hemen piyasaya indirmek olmaktan çıkıyor. Giresun’da fındık üreticisi hasadın sonuna gelirken artık bahçeden çok pazarı konuşuyor. Ürün miktarı, randıman, kalite, serbest piyasa fiyatı ve nakit ihtiyacı üreticinin kararını doğrudan etkilerken, TMO’nun lisanslı depo üzerinden geliştirdiği satış modeli bu sezon daha fazla önem kazanıyor. TMO’nun yayımladığı 2026 alım esaslarına göre üretici, ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı çerçevesinde ürününü doğrudan TMO’ya satabileceği gibi, anlaşmalı lisanslı depoya teslim ederek ELÜS sistemi üzerinden de değerlendirebiliyor. TMO, alımlarını ÇKS’ye kayıtlı üreticiler ile üreticilerin ortağı olduğu kooperatif ve birliklerden gerçekleştiriyor. LİSANSLI DEPO NEDEN ÖNEMLİ? Lisanslı depo sisteminin en önemli tarafı, üreticinin fındığını depoya teslim ettiği anda mutlaka satış yapmak zorunda olmaması. Ürün lisanslı depoda yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz ediliyor, tartılıyor ve kalite sınıfı belirleniyor. Ardından ürün elektronik olarak kayıt altına alınıyor. Üretici isterse ürününü ELÜS olarak depoda tutabiliyor, isterse TMO’ya satış işlemini başlatabiliyor. Bu yönüyle sistem, üreticiye yalnızca fiziksel depolama değil, aynı zamanda zamanlama seçeneği sağlıyor. Özellikle hasat sonrası piyasaya aynı anda yoğun ürün girişinin yaşandığı dönemlerde, lisanslı depo üreticinin “ürünü hemen satmak zorundayım” baskısını azaltabilecek bir araç olarak öne çıkıyor. TMO’YA LİSANSLI DEPO ÜZERİNDEN SATIŞ NASIL YAPILIYOR? Üretici önce TMO Ürün Alım Randevu Sistemi üzerinden randevu alıyor. Randevu alınan tarihte fındık, TMO ile anlaşmalı lisanslı depoya getiriliyor. Burada ürün, Ticaret Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sınıflandırıcı tarafından analiz edilerek kalite ve miktarı belirleniyor. Ardından üreticiye, ürünü TMO’ya satmak mı yoksa ELÜS olarak lisanslı depoda tutmak mı istediği soruluyor. Üretici TMO’ya satış kararı verirse, ÇKS kapsamında satabileceği miktar için satış işlemi başlatılıyor. Üreticinin cep telefonuna gelen onay kodunun lisanslı depo yetkilisine iletilmesinin ardından ELÜS satış emri TMO’ya gönderiliyor. TMO’nun kontrolünün ardından emir Türkiye Ürün İhtisas Borsası’na, ardından Takasbank’a aktarılıyor. Takas tamamlandığında ürün bedeli üreticinin hesabına, ürün ise TMO hesabına geçiyor. ELÜS SİSTEMİ ÜRETİCİYE NE SAĞLIYOR? ELÜS, fiziksel olarak lisanslı depoda bulunan ürünün elektronik ortamda temsil edilmesini sağlıyor. Bu sistem sayesinde üretici, fındığını lisanslı depoya koyduktan sonra ürününü fiziksel olarak tekrar taşıyıp yeniden satmak zorunda kalmadan elektronik sistem üzerinden işlem yapabiliyor. Bu yapı; ürünün kalite sınıfının kayıt altına alınması, ticaretin standartlaşması ve ürünün elektronik ortamda devredilebilmesi açısından önemli. Ancak sisteme girecek üreticinin bazı ön hazırlıkları tamamlaması gerekiyor. TMO’nun bilgilendirmesine göre üreticilerin ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası üyeliğini tamamlamaları gerekiyor. GİRESUN KALİTE FINDIKTA TMO FİYATI 255 TL TMO’nun 2026/2027 döneminde yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre açıkladığı alım fiyatları şöyle: Giresun kalite: 255 TL/kg Levant kalite: 250 TL/kg Sivri ve diğer kalite: 245 TL/kg Bununla birlikte yüksek randımanlı ürüne ilave fiyat uygulanıyor. Yüzde 50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için Giresun kalite fındığa 5,10 TL/kg, Levant kaliteye 5 TL/kg, Sivri kaliteye ise 4,90 TL/kg ek ödeme yapılıyor. Bu uygulama Giresun kalite fındık açısından önemli. Örneğin diğer şartların sağlanması halinde 52 randıman Giresun kalite fındık için ilave 10,20 TL/kg randıman primi söz konusu olabiliyor. Bu da üreticinin ürün kalitesini korumasının doğrudan parasal karşılığı bulunduğunu gösteriyor. TMO’YA HER FINDIK GİREMİYOR: KALİTE ŞARTLARI NET TMO, ürünün uzun süre depolanabilmesi ve standart kalitenin korunması amacıyla alım kriterlerini ayrıntılı biçimde belirlemiş durumda. Buna göre: İç fındık rutubeti yüzde 6,5’i geçmeyecek. Sağlam iç oranı en az yüzde 40 olacak. Buruşuk iç oranı yüzde 10’u aşmayacak. Çürük ve bozuk iç oranı yüzde 7’yi geçmeyecek. Zuruflu tane oranı yüzde 3’ü aşmayacak. Yabancı madde yüzde 0,5’in altında olacak. Çatlak, kırık ve kabuğundan çıkmış iç fındık toplamı yüzde 10’u geçmeyecek. Fındık zararlısı tahribatı yüzde 3’ün üzerinde olmayacak. Eski yıl mahsulü veya eski-yeni mahsul karışımı ürün alınmayacak. TMO ayrıca ürünün kendine özgü doğal renk ve kokuda olmasını, dış yüzeyinin ıslak olmamasını ve canlı haşere içermemesini şart koşuyor. ÜRETİCİ FINDIĞINI NASIL HAZIRLAMALI? TMO’nun üreticilere yaptığı en önemli uyarılardan biri kurutma ve temizleme konusunda. Üreticinin fındığını iyi kurutması, taş ve toprak gibi yabancı maddelerden temizlemesi, zuruflu, çatlak ve kırık fındıkları ayırması ve kalite gruplarını birbirine karıştırmaması gerekiyor. Ürünün jüt çuvallarda ve rutubeti düşük ortamlarda muhafaza edilmesi tavsiye ediliyor. Bu işlemler yalnızca ürünün kabul edilmesi açısından değil, randıman ve fiyat açısından da doğrudan önem taşıyor. ÇKS GÜNCEL DEĞİLSE SIKINTI ÇIKABİLİR TMO’ya satılabilecek ürün miktarı üreticinin ÇKS kaydındaki fındıklık alan ile ilçe bazında belirlenen verim değerinin çarpımı üzerinden hesaplanıyor. Bu nedenle arazi alım-satımı veya kayıt değişikliği yaşayan üreticilerin ÇKS bilgilerini güncellemesi önem taşıyor. TMO, güncel ÇKS belgesini temel alıyor. RANDEVUSUZ ALIM YOK 2026 alım döneminde TMO’ya randevusuz ürün teslimi yapılamıyor. Üreticiler randevularını TMO’nun internet sistemi, e-Devlet veya TMO işyerleri üzerinden alabiliyor. 2026/27 dönemi için randevular 17 Ağustos 2026’dan itibaren açılmış durumda. Randevu sisteminin 7/24 açık olduğu, kapasite bulunması halinde üreticinin aynı gün saat 13.00’e kadar randevu alabildiği belirtiliyor. 1 TONA KADAR 1, 1 TONUN ÜZERİNDE 2 RANDEVU TMO’nun 2026 sistemi randevu sayısını ürün miktarına göre belirliyor. ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı 1 tona kadar olan üretici en fazla 1 randevu, 1 tonun üzerindeki üretici ise en fazla 2 randevu alabiliyor. Üretici, ÇKS limitinin tamamını tek seferde satmak zorunda değil. Örneğin limiti 4 ton olan üretici iki ayrı randevuda 2+2 ton satabileceği gibi, 1 ton + 3 ton şeklinde de teslim yapabiliyor. ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜN TAMAMINI TMO’YA VERMEK ZORUNDA DEĞİL TMO’nun yayımladığı esaslarda bu konu da açık şekilde düzenlenmiş durumda. Üretici, ÇKS kapsamında belirlenen üretim miktarını aşmamak kaydıyla ürününün istediği miktarını TMO’ya satabiliyor. Yani üretici ürününün bir bölümünü TMO’ya, kalanını başka bir kanala satabiliyor. Bu esneklik özellikle piyasa fiyatını takip ederek parça parça satış yapmak isteyen üretici açısından önemli. RANDEVUYA GİTMEYEN ÜRETİCİ DİKKAT TMO’nun randevu disiplininde önemli bir yaptırım bulunuyor. Üretici mazeretsiz biçimde iki kez randevusuna gitmez ve randevusunu da iptal etmezse sistemden yeniden randevu alamıyor. Ayrıca ileri tarihte alınmış mevcut randevuları da iptal ediliyor. Randevu iptali ise randevu tarihinden bir gün önce saat 18.00’e kadar yapılabiliyor. ÜRÜN REDDEDİLİRSE HER DURUM AYNI DEĞİL TMO’nun 2026 alım sisteminde en dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ret uygulaması. Ürün; rutubet, yabancı madde, zuruflu fındık, çatlak-kırık veya grup karışımı gibi nedenlerle reddedilirse üreticiye yeniden randevu verilebiliyor. Ancak ürün çürük-bozuk iç, buruşuk fındık veya sağlam iç oranı nedeniyle kriterleri karşılamıyorsa aynı ürün için yeniden randevu verilmiyor. Bu ayrım üreticinin TMO’ya ürün götürmeden önce mutlaka bilmesi gereken başlıklardan biri. ANALİZ NASIL YAPILIYOR? TMO alım noktasında getirilen her jüt çuvaldan örnek alınıyor ve bunlar birleştirilerek paçal numune oluşturuluyor. Analiz için 1 kilogram numune kullanılıyor. Bunun 250 gramı fiziki analizde kullanılırken, 750 gramı şahit numune olarak ayrılıyor. Analizde yabancı madde, grup karışımı, zuruflu fındık, çatlak-kırık oranı, rutubet, çürük-bozuk oranı, buruşuk fındık ve sağlam iç oranı tespit ediliyor. İKİNCİ ANALİZ YAPILMIYOR TMO’nun uygulamasında randevulu üreticinin ürünü için randevu tarihinde yalnızca bir analiz gerçekleştiriliyor. Aynı ürün için ikinci analiz yapılmıyor. Randevusu olmayan üreticiye ise rutubet ölçümü dahil analiz yapılmıyor. HAMALİYE ÜCRETİ ÜRETİCİYE AİT DEĞİL Üretici açısından önemli bir başka ayrıntı da yükleme-boşaltma ücretleri. TMO’ya göre alım noktalarındaki yükleme ve boşaltma işlemlerinin bedeli Kurum tarafından karşılanıyor. Üreticinin işçilere herhangi bir hamaliye ücreti ödememesi gerekiyor. Ürün reddedildiğinde geri yükleme işlemi de TMO’ya ait. LİSANSLI DEPODA KESİNTİ AVANTAJI TMO’nun doğrudan alımlarında yüzde 2 stopaj ve yüzde 1 hizmet bedeli olmak üzere toplam yüzde 3 kesinti uygulanıyor. Lisanslı depoya teslim edilen ürünlerde ise yalnızca hizmet bedeli kesiliyor. Ayrıca lisanslı depo veya TMO alım noktalarına teslim edilen ürünlerin borsa tescil ücretleri TMO tarafından karşılanıyor. Bu yönüyle lisanslı depo seçeneği üretici açısından yalnızca depolama değil, maliyet avantajı bakımından da dikkat çekiyor. ÖDEMELER 21 GÜN İÇİNDE TMO’nun 2026 uygulamasına göre ürün bedelleri 21 gün içerisinde üreticinin hesabına aktarılıyor. Lisanslı depo ve ELÜS işlemlerinde de ödeme elektronik sistem üzerinden üreticinin hesabına geçiyor. ALIM NOKTALARI HAFTANIN 6 GÜNÜ ÇALIŞIYOR TMO alım noktaları pazar günleri ve resmi tatiller dışında haftanın 6 günü hizmet veriyor. Alımlar sabah en geç 08.00’de başlıyor ve o günün randevulu ürünlerinin analizleri tamamlanıncaya kadar sürüyor. BAZI NOKTALAR 31 ARALIK’A KADAR AÇIK KALABİLECEK TMO’nun yayımladığı bilgiye göre 2026 fındık alımları 24 Ağustos’ta başladı. Alım noktalarının kapanış tarihi bölgedeki üreticilere ayrıca duyurulacak. Ancak piyasaya ürün arzının sürdüğü ve alım yoğunluğunun düştüğü dönemlerde dahi bazı TMO alım noktalarının 31 Aralık 2026’ya kadar hizmet vermeye devam edebileceği belirtiliyor. LİSANSLI DEPO, FINDIKTA PAZARLIK GÜCÜNÜ ARTIRABİLİR Fındıkta yıllardır tartışılan temel sorunlardan biri, hasat döneminde ürünün kısa sürede piyasaya yoğun biçimde inmesi. Üreticinin nakit ihtiyacı yüksek olduğunda ürününü bekletmeden satması gerekebiliyor. Lisanslı depo sistemi tam da bu noktada önem kazanıyor. Ürünün kalite sınıfı belirlenip kayıt altına alındıktan sonra ELÜS’e dönüştürülmesi, üreticiye fiziksel ürünü elinde tutmadan satış zamanını değerlendirme imkânı sağlıyor. Bu sistem etkin kullanılırsa, üreticinin hasat sonrasında tek bir alıcıya veya tek bir güne bağımlılığını azaltabilecek bir yapı oluşturabilir. TMO BU SEZON SADECE ALIM YAPMIYOR, PAZARLAMA ALTERNATİFİ DE SUNUYOR 2026 fındık sezonunda TMO’nun rolü yalnızca fiyat açıklayan ve ürün alan kurum olmanın ötesine geçiyor. 255 TL/kg Giresun kalite alım fiyatı, randıman primi, lisanslı depoculuk, ELÜS, TÜÜRİB ve Takasbank sistemi birlikte değerlendirildiğinde üreticiye daha kurallı ve alternatifli bir satış mekanizması sunuluyor. Özellikle Giresun’da yüksek kaliteli fındık üreten üreticiler açısından, ürünün doğru kurutulması, uygun şartlarda lisanslı depoya teslim edilmesi ve satış zamanının piyasa koşullarına göre değerlendirilmesi daha önemli hale geliyor. Hasadın sona yaklaştığı bu dönemde üreticinin önündeki asıl mesele artık yalnızca “fındık kaç lira?” değil. Asıl soru şu: Üretici ürününü hangi kalitede teslim edecek, hangi kanaldan satacak ve satış zamanını ne kadar kendi lehine belirleyebilecek? TMO’nun lisanslı depo ve ELÜS sistemi, bu soruya 2026 sezonunda üretici lehine önemli bir alternatif sunuyor.

BULANCAK SAHİLİNDE FINDIK MESAİSİ: BELEDİYEDEN ÜRETİCİLERE İKRAM Haber

BULANCAK SAHİLİNDE FINDIK MESAİSİ: BELEDİYEDEN ÜRETİCİLERE İKRAM

BULANCAK SAHİLİNDE FINDIK MESAİSİ: BELEDİYEDEN ÜRETİCİLERE İKRAM Giresun’un Bulancak ilçesinde fındık hasadının ardından kurutma telaşı sahillere taşındı. Bulancak Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, sahil kesiminde fındığını kurutan üreticileri ziyaret ederek ikramlarda bulundu. Belediye, üreticilerin emeğinin korunması kadar sahilleri kullanan vatandaşların haklarının da gözetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Fındık hasadının ardından üreticilerin en yoğun mesailerinden biri olan kurutma süreci Bulancak’ta devam ediyor. Uygun hava koşullarından yararlanmak isteyen bazı üreticiler, topladıkları fındıkları ilçenin sahil kesimlerinde sererek kurutuyor. Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç’ın talimatıyla sahada çalışma gerçekleştiren Belediye Zabıta Müdürlüğü ekipleri de fındığını sahilde kurutan vatandaşları ziyaret etti. Ekipler, üreticilerle sohbet ederek çeşitli ikramlarda bulunurken, sahil alanlarının ortak kullanımında karşılıklı anlayış ve hassasiyet gösterilmesinin önemine dikkat çekildi. ÜRETİCİNİN EMEĞİ DE VATANDAŞIN HAKKI DA GÖZETİLECEK Bulancak Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, üreticilerin aylar süren emeğinin ardından hasat edilen fındığın sağlıklı şekilde kurutulmasının önem taşıdığı belirtilirken, aynı alanların yürüyüş, dinlenme ve sosyal amaçlarla vatandaşlar tarafından da kullanıldığı hatırlatıldı. Belediye, bu süreçte üreticilerin mağdur edilmemesi ve sahilden yararlanan vatandaşların kullanım hakkının korunması arasında dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, “Bizim için önemli olan; üreticimizin emeğine sahip çıkarken, sahillerimizi kullanan vatandaşlarımızın da mağduriyet yaşamaması” ifadelerine yer verildi. “SAHİLLERİMİZ HEPİMİZİN” Belediye, üreticiler ile sahili kullanan vatandaşlara karşılıklı anlayış çağrısı yaparak ortak kullanım alanlarının birbirinin emeğine ve hakkına saygı gösterilerek paylaşılmasını istedi. Fındığın Giresun ve Bulancak ekonomisindeki önemine de işaret edilen açıklamada, üreticilere bereketli bir sezon temennisinde bulunularak, “Üreticimizin emeği bereketli, sahillerimiz hepimizin olsun” mesajı verildi.

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU Haber

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU

GİRESUN’DA TARIM EKİPLERİ ÜRETİCİYLE SAHADA BULUŞTU Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, “Cuma Buluşmaları” kapsamında üreticilere tarımsal üretim planlamasından desteklemelere, TARSİM’den hastalık ve zararlılarla mücadeleye kadar güncel konularda bilgi aktarıyor. Ülke genelindeki 88’inci buluşmanın öncelikli gündemini ise artan orman yangını riski oluşturdu. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda yürütülen “Cuma Buluşmaları” kapsamında üreticilerle sahada bir araya gelmeye devam ediyor. “Bilinçli Çiftçi, Bereketli Gelecek” sloganıyla gerçekleştirilen çalışmalarda, üreticilerin tarımsal uygulamalar konusunda doğrudan bilgilendirilmesi, karşılaştıkları sorunların yerinde belirlenmesi ve güncel destekleme programlarının anlatılması amaçlanıyor. İl Müdürlüğünün 28 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında, teknik ekiplerin üreticilerle sahada görüştüğü ve tarımsal üretime ilişkin güncel konularda bilgi verdiği bildirildi. Çalışmalar, Bakanlığın “Tarım Sahada” programı kapsamında yürütülüyor. BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM BİRLİKTE İNCELENİYOR Cuma Buluşmaları yalnızca toplantı salonlarında yapılan bilgilendirmelerle sınırlı kalmıyor. Teknik personel; tarım arazilerini, bahçeleri, hayvancılık işletmelerini, hasat alanlarını ve ürün hazırlama ile sevkiyat noktalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yerinde değerlendiriyor. Saha çalışmalarında genel olarak şu başlıklar ele alınıyor: Tarımsal üretim planlaması,Güncel tarımsal destekler ve hibeler,Kırsal kalkınma programları,TARSİM ve tarım sigortaları,Bitki hastalıkları ve zararlılarla mücadele,Hayvan sağlığı ve işletme koşulları,Hasat döneminde ürün kayıplarının azaltılması,Tarım makinelerinin güvenli kullanılması,Çiftçi Kayıt Sistemi işlemleri,İklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri,Orman ve tarım alanlarında yangın güvenliği. Üreticilerin görüş ve talepleri de saha ziyaretleri sırasında teknik personel tarafından dinlenerek değerlendiriliyor. BU HAFTANIN ÖNCELİKLİ KONUSU YANGIN RİSKİ Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün 28 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre, ülke genelindeki 88’inci Cuma Buluşması’nın öncelikli gündemini orman yangınlarına karşı alınması gereken tedbirler oluşturdu. Rüzgâr, yüksek sıcaklık ve düşük nem nedeniyle kritik bir dönemden geçildiğine dikkat çekilerek, üreticilere yangına yol açabilecek faaliyetlerden kaçınılması konusunda uyarılarda bulunuldu. Bilgilendirmelerde özellikle; Anız ve bahçe atıklarının yakılmaması,Tarım makinelerinin bakım ve kontrollerinin yapılması,Makine ve ekipmanlardan çıkabilecek kıvılcımlara karşı tedbir alınması,Tarla ve bahçelerde ilk müdahale ekipmanının bulundurulması,Yangın veya şüpheli duman görülmesi durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verilmesi başlıkları öne çıktı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, üretim alanlarının korunması kadar ormanlık alanların ve kırsal yerleşimlerin güvenliğinin de tarımsal sürdürülebilirliğin bir parçası olduğunu vurguladı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü – 88’inci Cuma Buluşması GİRESUN’DA FINDIK ÜRETİMİNE YÖNELİK BİLGİLENDİRMELER Giresun’daki önceki Cuma Buluşmaları programlarında ilin temel tarımsal ürünü olan fındığa ilişkin konular da kapsamlı şekilde ele alındı. Üreticilere; Fındık hastalık ve zararlılarının tanınması,Kahverengi kokarcayla mücadele,Biyolojik mücadelede samuray arısının önemi,Bitki koruma ürünlerinin doğru ve kayıtlı kullanılması,B-Reçete sisteminin uygulanması,Hasat zamanının doğru belirlenmesi,Ürün kayıplarının azaltılması,Tarımsal üretim planlaması ve destekleme modelleri hakkında bilgi verildi. Özellikle kahverengi kokarcanın fındıkta verim ve kalite kaybına yol açması nedeniyle üreticilerin bahçe kontrollerini düzenli yapması, zararlının görülmesi durumunda teknik ekiplerle iletişime geçmesi ve mücadelede Bakanlık tarafından belirlenen yöntemlere uyması gerektiği belirtildi. 55 BİNE YAKIN KÖY VE MAHALLE ZİYARET EDİLDİ Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 2024 yılından bu yana devam eden Cuma Buluşmaları kapsamında 81 il ve 922 ilçede saha çalışması gerçekleştirildi. Program kapsamında bugüne kadar: 55 bine yakın köy ve mahalle ziyaret edildi.Bir milyondan fazla üreticiye ulaşıldı.Ağustos 2026’da düzenlenen dört buluşmada yaklaşık 2 bin köy ve mahalleye gidildi.Aynı dönemde yaklaşık 30 bin üreticiyle görüşüldü. Programla, tarım politikalarının sahadaki üreticiye doğrudan anlatılması ve çiftçinin talep, öneri ve üretim sorunlarının yerinde tespit edilmesi hedefleniyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilerin bilgiye erişimini güçlendirmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla saha çalışmalarının devam edeceğini bildirdi.

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR Haber

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR PİYASAYI REGÜLE EDECEK GÜÇ OLMAZSA ÜRETİCİ YİNE FİYAT OYUNUNUN ORTASINDA KALACAK TMO’nun Giresun kalite fındığı 255 TL’den almaya başlamasına rağmen serbest piyasanın 190–200 TL bandındaki direnci sürüyor. Piyasanın hesabı; TMO’nun yeterli miktarda ürün alamaması, Ferrero’nun alıma geç girmesi ve FİSKOBİRLİK’in etkili bir fiyatla sahaya çıkmaması ihtimali üzerine kuruluyor. Bu senaryo gerçekleşirse kazanan düşük maliyetle ürün toplayan büyük alıcılar, kaybeden ise yine üretici olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 24 Ağustos 2026 itibarıyla yeni sezon fındık alımlarına başladı. Ancak kamu alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki büyük fark henüz kapanmadı. TMO, yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL, Levant kaliteyi 250 TL, Sivri kaliteyi ise 245 TL’den alıyor. Giresun kalite fındıkta 50 randımanın üzerindeki her bir randıman için kilogram başına 5,10 TL ilave ödeme yapılıyor. Buna karşılık Giresun serbest piyasasında üreticinin karşısına ağırlıklı olarak 190–200 TL bandında fiyatlar çıkıyor. Böylece TMO ile serbest piyasa arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye ulaşıyor. TMO’nun resmî alım programında alımların ilk etapta 16 noktada başlayacağı, hasat durumuna göre bu sayının 61’e çıkarılabileceği belirtiliyor. BİR TON FINDIKTA 65 BİN LİRALIK FARK Giresun kalite fındığını 190 TL’den satan üretici ile TMO’ya 255 TL’den teslim eden üretici arasında bir ton üründe 65 bin TL fark bulunuyor. Serbest piyasa fiyatı 200 TL kabul edildiğinde bile bir ton üründeki fark 55 bin TL’ye ulaşıyor. Beş ton fındığı bulunan bir üretici açısından toplam kayıp 275 bin TL ile 325 bin TL arasında değişebiliyor. Bu rakam, sıradan bir piyasa farkı olarak görülemeyecek kadar büyük. Üstelik ürün aynı ürün, üretici aynı üretici, maliyet aynı maliyet. Değişen tek şey, üreticinin karşısında fındığını teslim edebileceği güçlü bir alternatifin bulunup bulunmaması. TÜCCAR NEDEN 190–200 TL BANDINDA DİRENİYOR? Serbest piyasadaki alıcıların fiyat yükseltmemesinin arkasında birkaç temel beklenti bulunuyor. Bunların başında TMO’nun açıkladığı 255 TL’ye rağmen piyasayı regüle edecek büyüklükte ürün alamayabileceği düşüncesi geliyor. TMO’nun alım kapasitesi sınırlı kalır, randevular ileri tarihlere uzar veya üretici ödeme süresini bekleyemezse fındığın yeniden tüccara yönelmesi bekleniyor. TMO ürün bedellerini teslimattan sonraki 21’inci günden itibaren ödüyor. Serbest piyasa ise daha hızlı ödeme, yerinde alım ve daha kolay teslim gibi avantajlar sunuyor. Ancak bu kolaylıkların kilogram başına 55–65 liralık farkı açıklayıp açıklayamayacağı ayrı bir tartışma konusu. Piyasadaki ikinci beklenti, büyük sanayi alıcılarının yeni sezon alımlarına gecikmeli başlaması. Özellikle Ferrero’nun hangi fiyat ve takvimle piyasaya gireceği yakından izleniyor. Şirketin alıma geç başlayacağı yönündeki değerlendirmeler şu aşamada resmî açıklamadan çok piyasa beklentisine dayanıyor. Üçüncü ve belki de en önemli başlık ise FİSKOBİRLİK’in henüz güçlü ve açık bir alım politikasıyla sahada görünmemesi. PİYASAYI AÇIKLANAN FİYAT DEĞİL, ALINAN TONAJ DÜZENLER TMO’nun 255 TL açıklaması tek başına serbest piyasayı regüle etmeye yetmez. Asıl belirleyici olan, Ofisin bu fiyatla kaç ton fındık alacağı ve üreticinin TMO’ya ne kadar kolay ulaşabileceğidir. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, randevuya konu fındık miktarının 100 bin tonu geçtiğini açıkladı. Bu rakam TMO tarafından kamuya açık toplam veri olarak henüz ayrıca duyurulmasa da üreticinin fiyat farkı nedeniyle TMO’ya yöneldiğini gösteren önemli bir açıklama olarak değerlendiriliyor. TMO gelen ürünü düzenli biçimde alırsa özel sektörün 190–200 TL’den fındık bulması zorlaşacak. Üretici ürününü pazara indirmezse arz daralacak ve özel sektör fiyat yükseltmek zorunda kalacak. Ancak TMO’nun alımı yavaşlar, randevular uzar ve üreticinin nakit ihtiyacı ağır basarsa serbest piyasa düşük fiyatı korumaya çalışabilecek. Bu nedenle sezonun temel sorusu yalnızca “TMO kaç lira açıkladı?” değil, “TMO piyasadan kaç ton fındık çekecek?” sorusudur. FİSKOBİRLİK’İN DEĞERİNİ ÖNCE KENDİSİ ANLAMALI Bugün yaşanan tablo, FİSKOBİRLİK’in neden kurulduğunu ve üretici açısından neden vazgeçilmez bir kurum olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. FİSKOBİRLİK, 1938 yılında üreticinin ürününü değerinde pazarlaması ve özel alıcılar karşısında yalnız kalmaması amacıyla kuruldu. Uzun yıllar devlet destekleme alımlarında görev yaptı ve bazı dönemlerde Türkiye fındık üretiminin önemli bölümünü satın alarak piyasanın en güçlü aktörlerinden biri oldu. Ancak bugün TMO 255 TL’den alım yaparken serbest piyasa 190–200 TL’de direniyor ve üretici güçlü bir kooperatif alıcısının eksikliğini hissediyor. FİSKOBİRLİK’in resmî duyurular sayfasında 20 Ağustos tarihli “Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığı yer alıyor. Buna karşın haberin hazırlandığı saat itibarıyla yeni sezon için açık bir alım fiyatı, başlangıç tarihi, ödeme takvimi ve ayrıntılı alım koşulları kamuoyuna net biçimde sunulmuş değil. Oysa üreticinin bugün ihtiyacı olan şey yalnızca kampanya başlığı değil; peşin veya kısa vadeli ödeme, açık fiyat, güçlü finansman ve yeterli tonajla yapılacak gerçek bir alımdır. FİSKOBİRLİK’in değerini yalnızca üretici veya kamuoyu değil, öncelikle kurumun kendisi anlamalıdır. Çünkü FİSKOBİRLİK’in anlamı tabelasında, geçmişinde veya yaptığı açıklamalarda değil; üreticinin en çaresiz olduğu gün piyasaya girerek denge kurabilmesindedir. ÜRETİCİ FİYATI BELİRLEYEN DEĞİL, ÖNÜNE KONULANI KABUL EDEN TARAF Piyasa yeterince regüle edilmediğinde ürününü bekletecek ekonomik gücü olmayan üretici, alıcının belirlediği fiyata razı olmak zorunda kalıyor. Düğün, okul, banka, işçilik, gübre, patoz ve günlük yaşam giderleri üreticinin kapısında bekliyor. Fındığı uzun süre elinde tutamayan üretici, hukuken satıp satmamakta özgür görünse de ekonomik olarak aynı özgürlüğe sahip değil. Bu şartlarda üretici fiyatı belirleyen değil, önüne konulan rakamı kabul etmeye zorlanan taraf haline geliyor. Başka bir ifadeyle piyasayı dengeleyecek güçlü bir kurum olmayınca üretici, fiyat oyununun ortasında yalnız bırakılıyor. DÜŞÜK FİYAT KİMİN İŞİNE YARIYOR? Serbest piyasadaki fiyatın yükselmemesi, yüksek miktarda hammadde satın alan sanayici ve ihracatçıların maliyet avantajını koruyor. Ürün 190–200 TL bandında toplandığında büyük alıcıların maliyeti düşerken üreticinin gelir kaybı büyüyor. Ancak bu durumun bütün tüccarların veya şirketlerin birlikte yürüttüğü organize bir fiyat politikası olduğu ileri sürülecekse somut belge ve veriye ihtiyaç bulunuyor. Her tüccarı aynı kefeye koymak doğru değil. Bununla birlikte ortaya çıkan ekonomik sonuç değişmiyor: TMO ile serbest piyasa arasındaki 55–65 liralık fark kapanmadığı sürece düşük fiyat büyük alıcının lehine, üreticinin aleyhine çalışıyor. ÜÇ KURUM, TEK KRİTİK DENGE Önümüzdeki günlerde fındık fiyatının yönünü üç gelişme belirleyecek: TMO’nun kaç ton ürün alacağı, Ferrero ve diğer büyük sanayi alıcılarının ne zaman ve hangi fiyatla piyasaya gireceği, FİSKOBİRLİK’in ise gerçek bir alım gücüyle sahaya çıkıp çıkmayacağı. TMO güçlü alım yapar, FİSKOBİRLİK açık ve rekabetçi fiyatla piyasaya girer, büyük alıcıların ürün ihtiyacı artarsa 190–200 TL bandının korunması zorlaşır. Buna karşılık TMO’nun tonajı sınırlı kalır, FİSKOBİRLİK beklemeyi sürdürür ve büyük sanayi alıcıları piyasaya geç girerse üreticinin fındığı düşük fiyatla satmaya zorlandığı dönem uzayabilir. FINDIKTA GERÇEK SINAV ŞİMDİ BAŞLADI TMO’nun 255 TL’den alıma başlaması önemli ancak tek başına yeterli değil. 255 TL’nin yalnızca tabelada kalan bir rakam mı, yoksa serbest piyasayı yukarı taşıyan gerçek bir güç mü olacağını TMO’nun alacağı ürün miktarı gösterecek. FİSKOBİRLİK’in 88 yıllık geçmişinin anlamı da tam bu noktada ortaya çıkacak. Kurum üreticinin yanında güçlü biçimde yer alırsa piyasanın dengesi değişebilir. Sessiz ve etkisiz kalırsa üretici bir kez daha alıcının belirlediği rakama mahkûm olabilir. Fındıkta bugün asıl mesele 190 mı, 255 mi sorusundan daha büyük. ÜRETİCİNİN FINDIĞININ FİYATINI KİM BELİRLEYECEK?

KARAN: “TMO’DA RANDEVU TALEBİ 100 BİN TONU AŞTI Haber

KARAN: “TMO’DA RANDEVU TALEBİ 100 BİN TONU AŞTI

KARAN: “TMO’DA RANDEVU TALEBİ 100 BİN TONU AŞTI ”Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, serbest piyasada fındık fiyatının baskılanmaya çalışıldığını savundu. Üreticiye TMO çağrısı yapan Karan, “Ürününüzü emanete bırakmayın” dedi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) fındık alımlarına yoğun talep olduğunu belirterek randevu talebinin 100 bin tonu geçtiğini açıkladı. Serbest piyasada oluşan fiyatlara tepki gösteren Karan, üreticilerin mağdur olmamak için ürünlerini TMO’ya teslim etmelerini istedi. TMO DÖRT NOKTADA ALIM YAPIYOR TMO’nun 2026 ürünü fındık alımlarına Giresun’da başladığını hatırlatan Karan; il merkezindeki iki noktanın yanı sıra Tirebolu ve Bulancak’ta da alım yapıldığını belirtti. Karan, hasat ettiği ilk fındıkları Giresun–Dereli kara yolu üzerindeki TMO alım merkezine teslim etti. “RANDEVU TALEBİ 100 BİN TONU GEÇTİ” Üreticinin TMO’ya yöneldiğini ifade eden Karan, 24 Ağustos itibarıyla randevu talebinin 100 bin tonu aştığını söyledi. Yoğun talebin, serbest piyasa ile TMO arasındaki fiyat farkından kaynaklandığını belirten Karan, üreticinin ürününü değerinin altında satmaması gerektiğini vurguladı. SERBEST PİYASAYLA ARADA 50–60 LİRA FARK VAR Serbest piyasada fındığın kilogramının 190–200 lira bandında işlem gördüğünü kaydeden Karan, TMO ile piyasa arasında 50–60 liraya ulaşan fiyat farkı bulunduğuna dikkat çekti. Piyasadaki fiyat oluşumuna tepki gösteren Karan, şu ifadeleri kullandı: “Aradaki fiyat farkı tekelci ve işbirlikçilerinin cebine gidiyor. Üreticinin alın teri üzerinden fiyat oyunları oynanıyor. Ürünümüzü TMO’ya teslim edelim.” “FINDIĞINIZI EMANETE BIRAKMAYIN” Üreticilere “emanet fındık” konusunda da uyarıda bulunan Karan, geçen yıl kilogramı 300–350 liradan satılmayan ve emanete bırakılan bazı ürünlerin bugün 150 liradan işlem gördüğünü ileri sürdü. Karan, “Üreticilerimiz kesinlikle ürünlerini emanete bırakmasın. Fındığını pazara ihtiyacı kadar indirsin ve mümkünse TMO’ya teslim etsin” çağrısında bulundu. “PİYASA KENDİNE ÇEKİDÜZEN VERMEK ZORUNDA KALACAK” TMO’nun alım sürecini hızlı ve düzenli yürütmesinin önemine işaret eden Karan, kurumun piyasada daha etkin olmasıyla serbest piyasanın da kısa sürede fiyatlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalacağını söyledi.

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ: Haber

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ:

FINDIKTA KOKARCAYA KARŞI “DAL-KAFES” TESTİ: 4 İLDE 18 BAHÇE İNCELENDİ Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü koordinasyonunda Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’daki 18 fındık bahçesinde yürütülen dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Mayıs ayında başlayan saha döneminin ardından hasatta alınan numuneler enstitüye götürüldü. Çalışmayla kahverengi kokarcaya karşı yapılan mücadelenin etkinliği, doğru ilaçlama zamanı ve gereksiz kimyasal kullanımının önlenmesi araştırılıyor. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon il tarım ve orman müdürlükleri ile 16 ilçe müdürlüğünün iş birliğinde yürütülen 2026 yılı dal-kafes çalışmaları tamamlandı. Dört ildeki 18 fındık bahçesini kapsayan çalışmada, koruma altına alınan dallardaki fındıklarla doğal koşullarda gelişen fındıklar sezon boyunca birlikte takip edildi. Hasat döneminde her iki gruptan alınan numuneler; zarar, verim ve kalite yönünden incelenmek üzere Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsüne getirildi. Çalışmanın temel amacı, fındıkta başta kahverengi kokarca olmak üzere zararlılara karşı yapılan uygulamaların sahadaki gerçek etkisini belirlemek, teknik talimatlara uygun mücadeleyi yaygınlaştırmak ve gereksiz ilaçlamaların önüne geçmek olarak açıklandı. Enstitünün saha çalışmasına ilişkin paylaşımında koruma altındaki ve doğal koşullardaki örneklerin birlikte izlendiği belirtildi. DAL-KAFES NEDİR? Dal-kafes, fındık ocağındaki meyveli bir dalın hava ve ışık geçiren özel bir tül ya da ağla çevrilerek kontrollü bir deneme alanına dönüştürülmesi esasına dayanıyor. Böylece aynı bahçede kafes içindeki dallarla dışarıda doğal koşullarda gelişen dallar arasında karşılaştırma yapılabiliyor. Denemenin amacına göre zararlının dala girişi engellenebiliyor ya da belirli sayıdaki zararlı kontrollü biçimde kafese alınarak oluşturduğu hasar izlenebiliyor. İlaç uygulanan ve uygulanmayan gruplar üzerinden zararlının canlı kalma oranı, meyveye verdiği zarar ve uygulamanın koruyuculuğu değerlendirilebiliyor. Ancak 2026 çalışmasının ayrıntılı deney deseni; kafeslere kaç böcek bırakıldığı, hangi ürünlerin hangi dozlarda uygulandığı ve kaç farklı uygulama grubunun oluşturulduğu kamuoyuyla henüz paylaşılmadı. Bu nedenle dal-kafesi doğrudan “fındığı koruyan yeni bir üretici yöntemi” olarak değil, mücadele yöntemlerini ölçmeye yarayan bilimsel bir saha düzeneği olarak değerlendirmek gerekiyor. GİRESUN’DA ÜÇ BAHÇEYE ALTIŞAR KAFES KURULDU Çalışmanın Giresun ayağında Espiye’nin Sakarya köyü, Keşap’ın Yoliçi Mahallesi ve Görele’nin Kıdır köyünde birer fındık bahçesi seçildi. Bu bahçelerin her birine altışar dal-kafes yerleştirildi. Kafesler üzerinden zararlının yoğunluğu, mevsim içindeki hareketi ve fındıkta meydana getirdiği hasar düzenli aralıklarla takip edildi. Giresun’daki uygulama noktaları ve kafes sayıları, çalışmanın başlangıcında yapılan saha duyurusunda kamuoyuna açıklanmıştı. ÇALIŞMA NE ZAMAN YAPILIYOR? Dal-kafesler, kahverengi kokarcanın kışlama alanlarından çıkarak bahçelere yönelmeye başladığı ve fındık meyvelerinin gelişme dönemine girdiği ilkbaharda kuruluyor. 2026 çalışmaları bölgede mayıs ayında başlatıldı; kafeslerin kontrolü ve saha kayıtları haziran ve temmuz boyunca sürdürüldü. Hasatla birlikte kafes içi ve doğal ortam numuneleri toplanarak çalışma tamamlandı. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünün verilerine göre kahverengi kokarcanın kışlayan erginleri, sıcaklığa bağlı olarak nisan ayı sonundan itibaren barınaklarından çıkıyor. Zararlı genellikle haziran-temmuz döneminde yumurta bırakıyor, temmuz sonundan ağustos sonuna kadar ise nimfler yoğun biçimde görülüyor. Bu takvim, fındığın kabuk ve iç oluşturma dönemleriyle çakıştığı için sezon boyunca takip yapılması gerekiyor. Enstitünün kahverengi kokarca bilgilendirme sayfası zararlının yaşam döngüsü ve mücadele yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi veriyor. FINDIĞA NASIL ZARAR VERİYOR? Kahverengi kokarcanın ergin ve nimfleri, hortum biçimindeki ağız yapılarıyla meyveyi delerek özsuyunu emiyor. Erken dönemdeki beslenme meyve dökümüne ve boş fındık oluşumuna; daha ileri dönemdeki beslenme ise şekil ve renk bozukluklarına, buruşuk veya lekeli içe ve acı tada yol açabiliyor. Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü uzmanlarının da aralarında bulunduğu bilim insanları tarafından 2026’da yayımlanan araştırmada, yarı-tarla kafes denemelerinde zarar tiplerinin fındığın gelişme dönemine göre değiştiği belirlendi. Mayıs-haziranda kabuk şekil bozukluğu, haziranda kararmış boş kabuk ve boş iç, haziran sonu-temmuz ortasında buruşuk iç, temmuz-ağustosta ise mantarlaşmış veya lekeli iç zararının öne çıktığı bildirildi. Aynı araştırmada, kafes altında bütün sezon izlenen tek bir erginin 537 meyveye kadar zarar verebildiği; en yüksek deneysel kaybın çekirdeğin büyüdüğü dönemde ortaya çıktığı kaydedildi. Bu rakamlar 2026’daki 18 bahçenin sonucu değil, dal-kafes yönteminin zararın dönemlere göre ölçülmesindeki önemini gösteren daha önceki bilimsel denemelere ait. Araştırma, Journal of Economic Entomology’de yayımlandı. BAHÇEYE VE ÜRETİCİYE NE KAZANDIRACAK? Dal-kafesin üreticiye sağlayacağı asıl katkı, kafesin kendisinden değil, elde edilecek karşılaştırmalı verilerden gelecek. Laboratuvar ve saha sonuçlarıyla şu soruların yanıtlanması bekleniyor: Hangi mücadele uygulaması zararı ne ölçüde azalttı?İlaçlama hangi dönemde daha etkili oldu?Aynı sonucu daha az ilaçlamayla almak mümkün mü?Kafes içi ve doğal ortam fındıkları arasında verim ve kalite farkı oluştu mu?İl, ilçe, rakım ve fındığın gelişme dönemine göre uygulama zamanı değişiyor mu?Gereksiz ilaçlamalar azaltılarak üretim maliyeti ve çevresel risk düşürülebilir mi? Çalışmanın tamamlanması, bu soruların yanıtlandığı anlamına gelmiyor. Şu aşamada kesinleşen çıktı, 18 bahçeden karşılaştırmalı saha verileri ile hasat numunelerinin toplanmış olması. Hangi uygulamanın ne kadar başarı sağladığı, kaç ilaçlamanın yeterli olduğu ve verim-kalite farkının ne düzeyde gerçekleştiği, enstitünün inceleme sonuçlarını açıklamasıyla netleşecek. HER BAHÇE OTOMATİK OLARAK İLAÇLANMAMALI Tarım ve Orman Bakanlığının teknik açıklamasına göre fındıkta ilaçlama kararı takvime bakılarak değil, bahçedeki zararlı yoğunluğu ölçülerek verilmeli. Fındıklar mercimek iriliğine ulaştığında, bölgeye göre nisan-mayıs aylarında yapılan kontrollerde 10 fındık ocağında toplam 5 kışlamış ergin görülmesi ilk mücadele eşiği olarak kabul ediliyor. Sezon içindeki kontrollerde 10 ocakta 5 nimf veya 5 ergin tespit edilmesi durumunda mücadeleye devam edilmesi öneriliyor. Örnekleme yapılırken: 1-10 dekarlık bahçelerde 10 ocak,11-20 dekarlık bahçelerde 20 ocak,20 dekardan büyük bahçelerde 30 ocak inceleniyor. Ocakların bahçeyi temsil edecek 5-6 ayrı noktadan seçilmesi, silkelemenin sabah erken saatlerde 3x4 metrelik beyaz bir çarşaf üzerine yapılması gerekiyor. İlaçlama zorunluluğu oluştuğunda yalnızca Bakanlık tarafından ruhsatlandırılmış ürünlerin, il ve ilçe tarım müdürlüklerinin duyurduğu zamanda kullanılması isteniyor. İlaçlamanın yağışlı havalarda ve güneşli öğle saatlerinde yapılmaması, bitkinin tamamının yeterli biçimde kaplanması ve son uygulamayla hasat arasındaki bekleme süresine uyulması gerekiyor. Bakanlık, uygulamanın etkinliğinin ilaçlamadan yedi gün sonra yapılacak yeni sayımla kontrol edilmesini öngörüyor. Güncel eşikler ve uygulama esasları Bakanlığın mücadele sayfasında yayımlanıyor. MÜCADELE YALNIZCA İLAÇLAMADAN İBARET DEĞİL Bakanlığın kahverengi kokarcaya karşı uyguladığı sistem; mekanik, biyoteknik, biyolojik ve gerektiğinde kimyasal mücadeleden oluşuyor. Sonbaharda barınaklara yönelen böceklerin toplanarak imha edilmesi, feromonlu cezbet-öldür noktalarının kurulması ve yumurta parazitoiti olan samuray arıcığının doğaya salınması bu yöntemin diğer aşamalarını oluşturuyor. Samuray arıcığı salımı yapılan alanlarda kimyasal uygulamadan kaçınılması gerekiyor. Tarımsal alanlarda ilaçlama ise il ve ilçe müdürlüklerinin haftalık kontrolleri ile duyurdukları mücadele ilanlarına göre yapılmalı. Bakanlığın yaklaşımında kimyasal mücadele, diğer yöntemlerle birlikte ve zorunlu durumlarda başvurulacak son aşama olarak tanımlanıyor. Entegre mücadele uygulamalarına ilişkin bilgiler Bakanlığın resmî portalında bulunuyor. Karadeniz’deki 18 bahçeden alınan numunelerin analizi tamamlandığında, uygulamaların etkinliği ve fındık kalitesi üzerindeki etkisinin sayısal verilerle kamuoyuna açıklanması bekleniyor. Sonuçların üreticilerle paylaşılması, 2027 sezonunda doğru zamanda, ihtiyaç kadar ve çevreyle uyumlu bir mücadele programının uygulanması açısından önem taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.