Hava Durumu

#Hasat

giresunsonhaber - Hasat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1 KİLOGRAM FINDIĞIN MALİYETİ 233,33 TL Haber

1 KİLOGRAM FINDIĞIN MALİYETİ 233,33 TL

1 KİLOGRAM FINDIĞIN MALİYETİ 233,33 TL: DÜŞÜK VERİMDE 287 TL'Yİ AŞIYOR Bir dönüm nakit, bütün bakım ve hasat işlerinin dışarıdan yaptırıldığı nakit senaryosu, 1 kilogramın fındığı maliyetin 233,33 TL olarak ortaya çıktı. Dönümden 100 kilogramlık ürün üretiminin toplam faturası 23 bin 333 TL'yi buluyor. Verim 80 kilogram düştüğünde kilogram maliyeti 287,16 TL'ye çıkıyor; 160 kilogramda 168,84 TL'ye geriliyor. Hesaplama, Giresun Valiliğinin 2026 taban tarifesi ile fiilen kullanılan işçilik ve makine süresi esas olarak yer almaktadır. Giresun'da 2025 hasadının ardından başlayan budama, gübreleme, ilaçlama ve bahçe altı temizliğinden 2026 tedavisinin, patoza hastalığına ve günümüze kadar uzanan üretim döneminin giderleri kalem kalemi çıkarıldı. Ana senaryo, bir dönümden 100 kilogram kuru kabuklu fındık hazırlama ve bahçedeki bütün işlerin dış hizmet kiralama üzerine kurulması üzerine kuruldu. Hasat işçisinde Giresun Valiliğinin 2026 yılı için açıkladığı, yemek işverenine ait günlük taban ücreti kaydedildi. Toplam işçisi 1.101 TL, çuvalcı 1.380 TL, patozun saatleri ise 6 bin TL olarak hesaplandı. Valilik kararındaki rakamlarla tavsiye niteliğinde asgari ücretler. Taraflar bu bedelin düşmemesiyle daha yüksek bir ücrette anlaşabiliyor. Bu nedenle tablo, serbest dolaşımda değişmeyecek kesin fiyat değil, tarifelerle oluşturulmuş ana maliyet planı sunumunu gösteriyor. MALİYET HANGİ VARSAYIMLARLA HESAPLANDI MI? Hesapta Giresun'da yaygınlaşan yerden hasat yöntemi kaydedildi. Anadolu Ajansına bilgi veren Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Erim Yaman, daldan hasatta bir işçinin günde 70-75 kilogram, yerden hasatta ise 110-120 kilogram zuruflu fındık toplayabildiğini belirtmişti. Ayrı bir teknik değerlendirmede 70-75 kilogram zuruflu ürünü yaklaşık 20-25 kilogram kuru fındığa karşılık geldiği açıklanmıştı. Bu verilerden hareketle işçi başına günlük 35 kilogram kuru ürün ücreti kaydedildi. Kesirli işçi günleri yukarı yuvarlandı. Yemek çalışanının ait tarifeye göre ayrıca kişi başı günlük 200 TL yemek gideri varsayıldı. Bu rakam Valilikçe belirlenmiş bir yemek bedeli değil; evde veya toplu hazırlanacak yemek için kullanılan hesap bulunmaktadır. Patoz hesabında 100 kilogram kuru ürün yaklaşık 300 kilogram zuruflu ürüne karşılık geldiği kabul edildi. İşlem süresi 0,30 saat olarak hesaplandı. Böylece patoz gideri, makinenin tamamlamakta olduğu süre üzerinden 0,30 saat × 6.000 TL hesabıyla 1.800 TL oldu. FINDIK DAHA DALINDAYKEN 13 BİN 250 TL HARCANIYOR Hasat öncesinde bakım programı fındık tarımına uygun tarihler korunarak aşağıdakiler yer aldı: Eylül–Ekim 2025: Toprak analizi. Ekim 2025–Şubat 2026: Budama, kuru ve hastalıklı dalların toplanması ve ilk dip sürgünü Tedavisi. Kasım 2025–Şubat 2026: Fosforlu ve bitki örtüsüne göre kışlık gübre analizi. Şubat sonu – Mart 2026: Azotlu gübresinin ilk yarısında. Nisan 2026: Külleme kontrolü ve bakımları ilk ilaçlama. Mayıs başı 2026: Birinci ot ve diken biçimi. 13 Mayıs sahili, 16 Mayıs orta, 19 Mayıs yüksek kol: Mücadelenin sona ermesiyle fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlama. Mayıs sonu–Haziran 2026: Azotlu gübrenin ikinci yarıda ve ikinci dip sürgünü Temizliği. Mayıs–Haziran 2026: İhtiyaca göre ikinci külleme veya zararlı ilaçlaması. Temmuz 2026: Hasattan 5-15 gün önce ikinci ot biçme ve bahçe altı temizliği. Ağustos 2026: Resmî hasat toplandıktan sonra toplama, bahçeden harmana taşıma, patoz, kurutma ve depoya veya satış noktası nakliyesi. Bu programdaki toprak analizi, budama, gübreleme, üç ayrı mücadele uygulaması ve iki otun toplamı 13 bin 250 TL olarak hesaplandı. Hizmet bedelleri bir dönümlük alan için dönemsel ve alan temelli çalışma üzerinden belirlendi. 100 KİLOGRAM FINDIĞIN NAKİT MALİYETİ 23 BİN 333 TL zaman Yapılan iş Hesaplama Maliyet Eylül-Ekim Toprak analizi 1 500 TL Ekim–Şubat Budama, kuru ve hastalıklı dalların toplanması, ilk dip sürgünü temizliği Dönüm tabanlı dış hizmet 2.500 TL Kasım-Şubat Fosforlu ve ürünlerilü kışlık gübre Gübre ve uygulama 1.600 TL Şubat sonu–Mart Azotlu içeceklerin ilk yarısı Gübre ve uygulama 850 TL Nisan Külleme kontrolü ve bakımı ilk ilaçlama İlaç, makine, yakıt ve işçilik 900 TL Mayıs başı Birinci ot ve diken Motor, yakıt ve bıçak 1.900 TL 13-19 Mayıs Fındık kurdu ve kahverengi kokarca mücadelesi İlaç ve tedavi 1.000 TL Mayıs sonu–Haziran Azotlu gübrenin ikinci geç ve ikinci dip sürgünü temizliği Gübre ve dövme 1.200 TL Mayıs-Haziran İhtiyaca göre ikinci ilaçlama İlaç, makine ve teknik 900 TL Temmuz İkinci ot biçme ve hasat öncesi temizlik Motor, yakıt ve bıçak 1.900 TL Fındık 3 tam işçi günü × 1.101 TL 3.303 TL Çuvalcı ve harmana taşıma 1 gün × 1.380 TL 1.380 TL Toplama işçileri ve çuvalcının yemeği 4 kişi/gün × 200 TL 800 TL Patoz 0,30 saat × 6.000 TL 1.800 TL Serme, çevirme, kurutma ve seçme Dışarıdan işçilik 1.200 TL Ağustos Çuval, branda ve hasat malzemeleri Kullanım payı 400 TL Ağustos Kuruyan ürünün depoya veya satış noktasına taşınması Tahmini 700 TL Yıl boyunca Küçük sarf ve beklenmeyen giderler Toplu 500 TL TOPLAM 23.333 TL Toplam maliyetin 13 bin 250 TL’si hasat öncesi bakıma, 3 bin 303 TL’si toplama işçiliğine, 1.380 TL’si çuvalcıya, 800 TL’si yemeğe, 1.800 TL’si patoza ayrıldı. Kurutma, malzeme, son taşıma ve küçük giderlerin toplamı ise 2 bin 800 TL olarak hesaplandı. Böylece 100 kilogram ürün alınan bir dönümlük bahçede doğrudan nakit maliyet 23 bin 333 TL, kilogram maliyeti 233,33 TL oluyor. 80 KİLODA MALİYET 287 TL’YE ÇIKIYOR Budama, gübreleme, ilaçlama ve ot biçme gibi giderlerin önemli bölümü ürün azaldığında ortadan kalkmıyor. Bu nedenle dönüm verimi düştükçe kilogram maliyeti yükseliyor. Toplama kapasitesi işçi başına 35 kilogram kuru ürün karşılığı kabul edildi. Buna göre 80 ve 100 kilogram için üç, 120 ve 140 kilogram için dört, 160 kilogram için beş tam işçi günü kullanıldı. Çuvalcı her verim düzeyinde bir tam gün yazıldı. Patoz süresi ürün miktarıyla orantılı olarak 0,24 ile 0,48 saat arasında değiştirildi. Dönüm verimi İşçi günü Toplama Çuvalcı Yemek Patoz Diğer giderler Toplam maliyet Kg maliyeti 80 kg 3 gün 3.303 TL 1.380 TL 800 TL 1.440 TL 16.050 TL 22.973 TL 287,16 TL 100 kg 3 gün 3.303 TL 1.380 TL 800 TL 1.800 TL 16.050 TL 23.333 TL 233,33 TL 120 kg 4 gün 4.404 TL 1.380 TL 1.000 TL 2.160 TL 16.050 TL 24.994 TL 208,28 TL 140 kg 4 gün 4.404 TL 1.380 TL 1.000 TL 2.520 TL 16.050 TL 25.354 TL 181,10 TL 160 kg 5 gün 5.505 TL 1.380 TL 1.200 TL 2.880 TL 16.050 TL 27.015 TL 168,84 TL Tablo verim etkisini açıkça gösteriyor. Dönümden 80 kilogram ürün alınırsa toplam gider 22 bin 973 TL’de kalmasına rağmen kilogram maliyeti 287,16 TL’ye çıkıyor. Verim 160 kilograma yükseldiğinde toplam gider 27 bin 15 TL’ye çıkıyor ancak kilogram maliyeti 168,84 TL’ye geriliyor. DÜŞÜK TOPLAMA KAPASİTESİ MALİYETİ 27 BİN 284 TL’YE ÇIKARIYOR Küçük bahçede patoz ücreti makinenin fiilen çalıştığı süre kadar hesaplanıyor. Ana tabloda 18 dakikalık kullanım için 1.800 TL maliyet yazıldı. Toplama kapasitesi 35 kilogramdan 25 kilograma düşerse bir işçi günü ve bir kişilik yemek daha gerekiyor. Bunun maliyeti 1.301 TL. Bakım hizmetlerinin tablodaki bedellerden yüzde 20 daha yüksek gerçekleşmesi ise 2 bin 650 TL ekliyor. Bu iki koşul birlikte oluşursa toplam maliyet 27 bin 284 TL’ye, kilogram maliyeti 272,84 TL’ye ulaşıyor. Buna göre 23 bin 333 TL ana maliyet senaryosunu, 27 bin 284 TL ise düşük toplama kapasitesi ve yüksek bakım ücretlerinin aynı anda oluştuğu maliyet seviyesini gösteriyor. VALİLİĞİN TABAN TARİFESİ SERBEST PİYASADA AŞILABİLİR Bahçenin eğimi, dalların sıklığı, ürünün seyrekliği, ulaşım güçlüğü, işçi bulunamaması ve hasadın uzaması serbest piyasa yevmiyesini artırabilir. Toplama yevmiyesindeki her 100 TL artış, kullanılan işçi gününe göre 80 ve 100 kilogramda toplam maliyete 300 TL; 120 ve 140 kilogramda 400 TL; 160 kilogramda 500 TL ekliyor. Çuvalcı ücretindeki 100 TL'lik artış toplamı doğrudan 100 TL'ye yükseliyor. Kişi başına yemek giderindeki ona 50 TL artış, 80 ve 100 kilogramda 200 TL; 120 ve 140 kilogramda 250 TL; 160 kilogramda 300 TL ilave maliyet yaratır. Patozun maliyeti her 1.000 TL arttığında fiili çalışma süresi esas alınıyor. Buna göre maliyet 80 kilogramda 240 TL, 100 kilogramda 300 TL, 120 kilogramda 360 TL, 140 kilogramda 420 TL, 160 kilogramda 480 TL yükseliyor. GİRESUN ZİRAAT ODASININ 230 TL'LİK TAHMİNİYLE AYNI BANTTA Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Temmuz 2026 başındaki açıklamanda üretici bakım, ilaçlama, gübreleme, ot biçme ve hasat işçiliğini kendisi ortadan kaldırmak için bir kilogram fındığın maliyetinin yaklaşık 150 TL, harici çalıştırmanın ek olarak 230 TL'ye çıktığını söyledi. Bu mümkün olan 100 kilogram getiri için bulunan 233,33 TL'lik doğrudan nakit maliyet, Giresun Ziraat Odası Başkanının açıkladığı 230 TL'lik seviyeye yakın sonuç veriyor. Ancak odanın bu rakamı hangi kar verimi, gübre miktarı, ilaçlama sayısı, işçi günü ve patoz süresiyle ilgili hesap, kalem kalem cetvelinin yayımlanması gerektiğini gösteriyor. AKÇAKOCA ZİRAAT ODASI 242,73 TL HESAPLADI Akçakoca Ziraat Odası, 13 Temmuz 2026 tarihinde yayınlanan son dört yıllık ortalama dekarda 150 kilogram verimi kabul etti. Oda, kültürel işlem giderlerini 33 bin 100 TL, yüzde 10 genel idare ödemesiyle toplam maliyeti 36 bin 410 TL, kilogram maliyetini ise 242,73 TL olarak açıkladı. Akçakoca sıralamada gübreleme ve işçilik 8 bin TL, zirai mücadele 3 bin 800 TL, hasat ve toplama 8 bin 800 TL, bakım ve onarım 4 bin 500 TL olarak yer aldı. Belleme, çaplama, boğaz doldurma, kireç veya kükürt ve genel idare payı da dahil edildi. Bu nedenle Akçakoca'nın tam ekonomik maliyet yaklaşımı ile Giresun için hazırlanan doğrudan nakit tablosu aynı yetenek değil. Giresun Ziraat Odası kendi ayrıntılı tablosunu yayımlarsa iki parça gübre miktarı, bakım işçiliği, hasat kapasitesi, patoz süresi, arazi kirası, amortisman ve giderleri aynı standartlar altında sınıflandırılarak tekrar değerlendirilecek. ÜRETİCİNİN KİRASI, FAİZİ VE KENDİ EMEĞİ BU HESAPTA YOK Ana tabloya arazi kirası, üreticinin yönetimi ve gözetim emeği, kredi faizi, sermaye maliyeti, TARSİM primi, tarım kireci, çiftlik gübresi, drenaj, teras ve bahçe yolu onarımı eklenmedi. Toprak analizine göre kireç veya organik gübreleme, bahçede yol ve drenaj çalışması yapılması ya da üretimin krediyle finanse edilmesi halinde gerçek ekonomik maliyet daha yüksek olacaktır. Bu nedenle 233,33 TL'lik sonuç fındığın ekonomik bütün maliyet değil, kaydedilen bakım programı ile dışarıdan alınan hizmetler doğrudan nakit giderini gösteriyor.

KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ Haber

KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ

“FINDIK ÜRETİCİSİ KENDİ ÜRÜNÜNÜN KÖLESİ HALİNE GELDİ” KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ FINDIKTA HASAT ÖNCESİ ALARM: ÜRETİCİ MALİYETİN ALTINDA EZİLİYOR Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin son bir yılda artan girdi maliyetleri ve düşen ürün fiyatları karşısında ağır bir ekonomik baskı altında kaldığını belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin vakit kaybetmeden 2026 yılı alım kriterlerini ve taban fiyatını açıklaması gerektiğini söyledi. Karan, geçtiğimiz Eylül–Ekim döneminde serbest piyasada 350 TL seviyelerine kadar çıkan fındığın bugün 200 TL bandında işlem gördüğünü ifade ederek, buna karşılık üreticinin gübre, ilaç, bakım, işçilik ve hasat maliyetlerinin yüzde 100’e yakın arttığını vurguladı. “TMO VAKİT KAYBETMEDEN FİYATI AÇIKLAMALI” 2026 fındık hasat sezonuna yaklaşık bir ay kaldığını hatırlatan Karan, üreticinin bahçeye girmeden önce önünü görmesi gerektiğini belirtti. Fındığın Türkiye, Karadeniz ve Giresun için stratejik bir ürün olduğuna dikkat çeken Karan, özellikle milletvekillerine çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Fındık bahçelerinden poz vermeyi bırakıp üretici lehine adım atmalarını bekliyoruz. Hasada sayılı günler kaldı.” “BİR KİLO FINDIĞIN MALİYETİ 230 TL’YE ÇIKIYOR” Üreticinin artık kendi ürünü karşısında ezildiğini söyleyen Karan, fındıkta maliyet hesabının üreticinin içinde bulunduğu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Karan, “Bir üretici bakım, ilaçlama, gübreleme, ot biçme ve hasat dahil tüm işçiliği kendisi yapsa bir kilogram fındığın maliyeti 150 TL. İşçilikle birlikte bu rakam 230 TL’ye çıkıyor. Üretici kendi ürününün kölesi haline gelmiş durumda” dedi. Kahverengi kokarca zararlısı ve külleme hastalığıyla mücadelenin de üreticiye ek yük getirdiğini belirten Karan, bu nedenle maliyetlerin ikiye değil, üçe katlandığını söyledi. “300 TL’NİN ALTINDA FİYAT KABUL ETMİYORUZ” 2026 yılı girdi maliyetleri dikkate alındığında TMO’nun açıklayacağı taban fiyatın kesinlikle 300 TL’nin altında olmaması gerektiğini kaydeden Karan, üreticinin yalnızca maliyetini değil, emeğinin karşılığını da almak istediğini ifade etti. Karan, “Çok bir şey istemiyoruz. Yüzde 30 refah payı istiyoruz. Bu da fındık üreticisinin hakkıdır” diye konuştu. “TMO EN AZ 250 BİN TON ALIM YAPMALI” Karan, TMO’nun sezon başında güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmesi gerektiğini belirterek, en az 250 bin tonluk alım yapılmasının serbest piyasayı dengeleyeceğini söyledi. Aksi halde serbest piyasanın yeniden üretici aleyhine şekilleneceğini vurgulayan Karan, kaybedenin üretici, kazananın ise “fındık baronları” olacağını dile getirdi. “GÖZÜMÜZ TMO’DA VE SİYASETÇİLERDE” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu saatten sonra gözümüz, kulağımız TMO’da ve fındık bahçelerinden poz veren siyasetçilerde.”

ŞİLİ’DE FINDIK ÜRETİCİLERİ İÇİN VERİMLİLİK SAHAYA İNİYOR Haber

ŞİLİ’DE FINDIK ÜRETİCİLERİ İÇİN VERİMLİLİK SAHAYA İNİYOR

ŞİLİ’DE FINDIK ÜRETİCİLERİ İÇİN VERİMLİLİK SAHAYA İNİYOR Şili’de Avrupa fındığı ve ceviz üreticilerine yönelik teknik arazi toplantısı, 25 Haziran 2026’da Linares’te düzenlenecek. Iansa Nutrición Vegetal, Trinuts ve Copeval ekiplerinin katılacağı buluşmada bitki besleme, gübreleme, bahçe yönetimi ve ihracata dönük üretimde verimlilik başlıkları ele alınacak. SERT KABUKLU MEYVEDE SAHA BULUŞMASI Şili’de ceviz ve Avrupa fındığı üreticileri, sezon yönetimi, bitki besleme ve verim optimizasyonu başlıklarını sahada değerlendirmek üzere teknik bir toplantıda bir araya gelecek. Iansa Nutrición Vegetal tarafından duyurulan “Mesa Técnica en Terreno” etkinliği, 25 Haziran 2026 Perşembe günü saat 10.30’da Agrícola El Peral, Linares’te gerçekleştirilecek. Toplantıya Trinuts danışmanı José Pablo Correa ile Iansa Nutrición Vegetal ve Copeval teknik ekipleri katılacak. Programda üreticilere bitki besleme, gübreleme, besleme yönetimi, bahçelerde verim ve kaliteyi artırmaya yönelik stratejiler aktarılacak. Etkinlik için kayıt ve bilgi süreci Alejandra.Berrios@iansa.cl adresi üzerinden yürütülecek. İHRACATTA BÜYÜYEN PAZAR, ÜRETİCİDEN DAHA TEKNİK YÖNETİM İSTİYOR Linares’te yapılacak toplantı, yalnızca teknik bir üretici buluşması değil; Şili tarım ekonomisinde ağırlığı artan sert kabuklu meyve zincirinin verimlilik ihtiyacına verilen saha yanıtı niteliği taşıyor. Şili’de Avrupa fındığı ve ceviz üretimi, son yıllarda ihracat geliri, yeni bahçe yatırımları ve kalite standardı üzerinden daha fazla ekonomi gündemine giriyor. Şili Tarım Araştırmaları ve Politikaları Ofisi’nin meyve bültenlerinde yer alan verilere göre ülkenin sert kabuklu meyve ihracatı 2025/26 sezonunda güçlü artış kaydetti. Eylül 2025-Şubat 2026 döneminde sert kabuklu meyveler, Şili’nin toplam meyve ihracat değerinin yüzde 11’ini oluşturdu. Bu grupta ihracat değeri 654 milyon dolara ulaşırken, önceki döneme göre yüzde 94’lük artış yaşandı. Avrupa fındığı ve ceviz, bu büyümenin öne çıkan ürünleri arasında yer aldı. Bu tablo, üretici açısından verimliliği doğrudan ekonomik bir zorunluluğa dönüştürüyor. Çünkü sert kabuklu meyvede rekabet artık yalnızca bahçe alanı genişletmekle değil; hektar başına verim, iç randıman, kalite standardı, hasat organizasyonu, girdi maliyeti, sulama yönetimi ve ihracat pazarının istediği ürün yapısıyla belirleniyor. FINDIK ALANLARINDA HIZLI BÜYÜME DİKKAT ÇEKİYOR Şili’de Avrupa fındığı, son yıllarda en hızlı büyüyen meyve türlerinden biri haline geldi. ODEPA-CIREN meyve kadastru verilerine göre 2025 itibarıyla ülkede toplam meyve alanı 383 bin hektarın üzerinde hesaplanırken, Avrupa fındığı 49 bin hektarı aşan dikim alanıyla toplam meyve alanının yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturdu. Ceviz alanı ise 41 bin hektarın üzerinde gerçekleşti. Avrupa fındığında 2020-2025 döneminde ekili alanın yaklaşık 25 bin hektar artması, Şili’nin bu üründe uzun vadeli bir üretim ve ihracat pozisyonu kurmaya çalıştığını gösteriyor. Ancak hızlı büyüyen bahçe alanları, üreticiye otomatik kazanç sağlamıyor. Yeni dikimlerin verime yatma süreci, toprak yapısı, sulama kapasitesi, kök gelişimi, doğru gübreleme, hastalık-zararlı baskısı ve hasat altyapısı, bu büyümenin gerçek ekonomik karşılığını belirliyor. Bu nedenle Iansa, Trinuts ve Copeval’in sahada düzenlediği toplantı, genişleyen üretim alanlarının daha yüksek verim ve daha sürdürülebilir gelir yapısına dönüşmesi açısından önem taşıyor. BİTKİ BESLEME ARTIK MALİYET KALEMİ DEĞİL, GELİR STRATEJİSİ Etkinliğin merkezindeki bitki besleme ve gübreleme başlıkları, üretici ekonomisinde kritik bir yere sahip. Yanlış zamanda yapılan, analizlere dayanmayan veya bahçenin gerçek ihtiyacını karşılamayan gübreleme; maliyeti artırırken beklenen verim artışını sağlamayabiliyor. Buna karşılık doğru dönemde, doğru içerikle ve toprak-yaprak analizlerine göre yapılan besleme programı; meyve dolumu, iç kalite, kabuk yapısı, yağ birikimi, hasat randımanı ve ihracat standardı üzerinde belirleyici olabiliyor. Avrupa fındığı üretiminde özellikle kalsiyum, potasyum, fosfor, çinko, magnezyum ve stres dönemlerinde kullanılan biyostimülant uygulamaları, teknik kaynaklarda sezon yönetiminin önemli parçaları arasında gösteriliyor. PlanetNuts’ta daha önce yayımlanan üretici önerilerinde de Aralık ve Ocak aylarının; sıcaklık artışı, kök gelişimi, meyve dolumu, güneş stresi, zararlı baskısı ve hasat hazırlığı açısından kritik dönemler olduğu vurgulandı. Bu öneriler, üreticinin sezonu yalnızca takvim üzerinden değil, bahçenin fenolojik gelişimine ve iklim koşullarına göre yönetmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Fındık ve ceviz gibi uzun vadeli bahçe yatırımlarında sezon içinde yapılan hata yalnızca o yılın ürününü değil, sonraki yılın tomurcuk, rezerv ve verim potansiyelini de etkileyebiliyor. TOPRAK, KÖK VE SU YÖNETİMİ VERİMİN TEMELİNDE YER ALIYOR Fındıkta ve cevizde yüksek verim hedefi, yalnızca üstten görünen bitki gelişimiyle açıklanamıyor. Toprak yapısı, kök bölgesi, suyun köke ulaşma biçimi ve besin maddelerinin bitki tarafından alınabilirliği üretim sonucunu doğrudan belirliyor. PlanetNuts’un daha önce üreticilere yönelik yayımladığı teknik içeriklerde, özellikle sıkışmış topraklarda bahçe kurulumuna dikkat çekildi. Avrupa fındığında kök gelişimini sınırlayan sıkışma, zayıf havalanma, yetersiz drenaj ve hatalı toprak hazırlığı, ilerleyen yıllarda verim kaybı ve düzensiz gelişim olarak üreticinin karşısına çıkabiliyor. Bu nedenle sahada yapılacak teknik toplantının üretici açısından en önemli yönlerinden biri, soyut tavsiyeler yerine bahçe koşullarına dayalı pratik değerlendirme imkânı sunması olacak. Üretici, gübreleme veya bitki besleme kararını yalnızca ürün önerisi olarak değil; toprak, kök, su, iklim ve pazar hedefiyle birlikte okumak zorunda. ZARARLI, HASTALIK VE STRES YÖNETİMİ KÂRLILIĞI ETKİLİYOR Avrupa fındığında zararlı ve hastalık baskısı, özellikle sezonun sıcaklık ve nem koşullarına bağlı olarak değişiyor. PlanetNuts içeriklerinde, Aralık döneminde “burritos” ve “cabritos” olarak bilinen zararlılara karşı ergin ve larva mücadelesi, dip sürgünlerinin zamanında temizlenmesi, yabancı ot kontrolü, güneş yanıklığına karşı koruyucu uygulamalar, Xanthomonas ve odun hastalıklarına karşı önleyici stratejiler öne çıkarıldı. Bu başlıkların ekonomiyle doğrudan ilişkisi bulunuyor. Çünkü zararlı baskısının zamanında kontrol edilmemesi, meyve gelişimini ve ağaç sağlığını zayıflatırken; geç müdahale edilen hastalıklar, hem ürün kaybına hem de daha yüksek mücadele maliyetine yol açabiliyor. Güneş stresi ve yüksek radyasyon da meyve kalitesi, yaprak sağlığı ve bitkinin fotosentez kapasitesi üzerinden verimi etkiliyor. Üretici açısından kârlılık, yalnızca yüksek fiyat beklentisine değil, sezon boyunca kayıpları azaltan disiplinli bahçe yönetimine bağlı hale geliyor. HASAT HAZIRLIĞI SEZON SONUNA BIRAKILAMAZ Fındık ve ceviz üretiminde hasat, yalnızca ürünün toplandığı dönem değil; bütün sezonun ekonomik sonucunun ortaya çıktığı aşama. Ocak ayına ilişkin PlanetNuts önerilerinde, Avrupa fındığında meyve dolumu ve kaliteyle birlikte hasat öncesi ekipman, makine, arazi düzleme ve bahçe temizliğinin zamanında planlanması gerektiği vurgulandı. Hasat hazırlığındaki gecikme, özellikle mekanize üretim yapılan alanlarda ürün kaybı, işçilik maliyeti artışı ve kalite düşüşüyle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle bahçe içinde makinelerin çalışacağı zemin yapısı, yabancı ot durumu, ürünün yere düşme takvimi, toplama geçişleri ve kurutma/teslim süreçleri üreticinin sezon öncesinden planlaması gereken ekonomik başlıklar arasında yer alıyor. Şili’de büyüyen Avrupa fındığı üretimi, hasat organizasyonunu da daha stratejik hale getiriyor. Ürün miktarı arttıkça, zamanında hasat, işleme tesisleriyle koordinasyon ve kaliteyi koruyacak lojistik süreçler üreticinin rekabet gücünü belirliyor. ÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ ÜRETİCİYE SAHA ODAKLI MODEL SUNUYOR Iansa Nutrición Vegetal, bitki besleme alanında üreticiler, teknik danışmanlar ve ihracat şirketlerine dönük çözümler geliştiren bir yapı olarak faaliyet gösteriyor. Copeval, Şili tarım sektöründe gübre, tarım kimyasalları, tohum, makine, sulama sistemleri ve tarımsal hizmetler başlıklarında geniş ürün ve hizmet ağıyla biliniyor. Trinuts ise ceviz, badem, Avrupa fındığı ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde teknik danışmanlık deneyimiyle öne çıkıyor. Bu üçlü yapı, üreticiye yalnızca ürün tedariki değil; teknik bilgi, uygulama takvimi, saha gözlemi ve bahçe yönetimi üzerinden daha bütünlüklü bir yaklaşım sunma iddiası taşıyor. José Pablo Correa’nın toplantıda Trinuts adına yer alacak olması, etkinliği doğrudan bahçe pratiğine ve üretici sorunlarına bağlayan unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. ŞİLİ’NİN DENEYİMİ TÜRKİYE İÇİN DE DİKKAT ÇEKİCİ Şili’de Avrupa fındığına yönelik bu tür saha toplantıları, Türkiye açısından da izlenmesi gereken bir gelişme alanı oluşturuyor. Türkiye, dünya fındık üretiminde ana aktör olmasına rağmen, üretici eğitiminden bahçe yenilemeye, verim düşüklüğünden kalite farkının fiyatlandırılmasına kadar birçok başlıkta yapısal sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Şili örneği, fındıkta üretim alanı kadar teknik yönetimin, bahçe verimliliğinin ve ihracat standardının da belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Özellikle Giresun kalite fındığı gibi aroma ve kalite değeri yüksek ürünlerde, piyasanın yalnızca ortalama fiyat mantığıyla işlemesi üreticinin emeğini ve bölgesel kalite farkını görünmez kılıyor. Giresun’da eğimli ve parçalı arazilerde, büyük ölçüde elle ve yüksek işçilik maliyetiyle yapılan üretimin; ova bölgelerinde mekanizasyona daha uygun üretimle aynı fiyat mantığına sıkıştırılması, uzun vadede kaliteyi koruyan üretici aleyhine sonuç doğuruyor. Bu nedenle Şili’deki saha odaklı teknik yaklaşım, Türkiye’de de üretici merkezli, yerli ve bilimsel bir fındık sürdürülebilirlik modeline duyulan ihtiyacı yeniden gündeme taşıyor. Türkiye’nin fındıkta yalnızca alıcı firmaların belirlediği sürdürülebilirlik programlarına uyum sağlayan bir hammadde ülkesi olarak kalmaması; kendi kalite standardını, kendi üretici eğitim modelini, kendi bahçe verimliliği politikasını ve kendi markalı değer zincirini güçlendirmesi gerekiyor. EKONOMİK DEĞER, BAHÇEDE BAŞLAYAN TEKNİK KARARLARLA KORUNUYOR Linares’te yapılacak teknik toplantı, Şili’de sert kabuklu meyve üretiminin daha planlı, daha ölçülebilir ve daha verim odaklı bir yapıya yöneldiğini gösteriyor. Avrupa fındığı ve cevizde büyüyen ihracat potansiyeli, üreticiyi daha hassas besleme programlarına, daha disiplinli bahçe yönetimine ve daha güçlü hasat organizasyonuna zorluyor. Üretici için gelir artık yalnızca ürün miktarı veya sezon fiyatıyla belirlenmiyor; bahçede alınan teknik kararlar, girdi maliyetinin nasıl yönetildiği, kalite kayıplarının nasıl önlendiği ve ürünün ihracat pazarına hangi standartla ulaştığı gelir yapısını doğrudan etkiliyor. Şili’deki toplantı, bu dönüşümün sahadaki karşılıklarından biri olarak öne çıkıyor.

240 LİRA KİMİN FİYATI?  GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ Haber

240 LİRA KİMİN FİYATI? GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ

240 LİRA KİMİN FİYATI? GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ 30 Mart tarifesinde 50 randıman Giresun kalite fındık 240 liraya indi. Resmi veriler, bu fiyatın her üretici için aynı anlama gelmediğini gösterdi. Giresun’da dekara ortalama verim 78,46 kiloda kaldı. Sakarya’da 120 kilo, Bafra’da 126,77 kilo, Çarşamba’da 131,35 kilo seviyesine çıkıldı. Kocaali için erişilebilen akademik veride dekara 124 kilo yer aldı. Aynı fiyat, Giresun’da daha düşük gelir, ovada daha yüksek kazanç üretti. Fındıkta 2 liralık geri çekilme ne anlatabilir(!) Asıl kırılma, aynı kilogram fiyatının farklı üretim bölgelerinde bambaşka sonuç vermesiyle ortaya çıktı. Giresun’da düşük verim ve yüksek maliyet üreticinin gelirini aşağı çekti. Düz ve verimli arazilerde ise aynı 240 lira daha yüksek hasıla yarattı. Doğu Karadeniz’de son 5 yıllık verim ortalaması 76 kg/da, Batı Karadeniz’de 111 kg/da seviyesinde kaldı; Doğu Karadeniz’de arazi yapısı da üretim maliyetini yukarı taşıdı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) DEKARDA 240 LİRALIK FİYATIN KARŞILIĞI Bölge / İlçe Dekara verim (kg) 240 TL/kg üzerinden dekarda brüt gelir Giresun’a göre fark Giresun 78,46 18.830,40 TL — Sakarya ortalaması 120,00 28.800,00 TL +9.969,60 TL Kocaali 124,00 29.760,00 TL +10.929,60 TL Bafra 126,77 30.424,80 TL +11.594,40 TL Çarşamba 131,35 31.524,00 TL +12.693,60 TL Bafra Ovası (resmi olmayan saha bilgisi) 260,00 62.400,00 TL +43.569,60 TL Bafra Ovası (resmi olmayan saha bilgisi) 280,00 67.200,00 TL +48.369,60 TL Not: Tablodaki gelirler net kazanç değil, 240 liralık fiyat üzerinden hesaplanan dekarda brüt hasılayı gösteriyor. Gübre, işçilik, bakım, taşıma ve hasat giderleri bu hesaba dahil edilmedi. Giresun, Sakarya, Bafra, Çarşamba ve Kocaali satırlarındaki verim değerleri resmi raporlar ve akademik çalışmadan alındı. Bafra Ovası için 260-280 kilo bandı resmi istatistik değil, sahadaki resmi olmayan verim anlatımı olarak ayrıca gösterildi; Anadolu Ajansı’na konuşan bir üretici de Bafra’da dönüm başına 250-300 kilo verim beklentisini dile getirdi. GİRESUN’DA 240 LİRA ERİDİ Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Giresun rehberinde ilde 1.177.729 dekar alanda 92.402 ton fındık üretimi yer aldı. Bu veri, Giresun’da dekara ortalama 78,46 kilo verime işaret ediyor. 240 liralık fiyat bu ortalamaya vurulduğunda dekarda brüt gelir yaklaşık 18 bin 830 lirada kaldı. Giresun’daki üretici için asıl sorun burada başlıyor… Gübre, işçilik, bakım, taşıma ve hasat giderleri devreye girdiğinde 240 lira kağıt üzerindeki fiyat olmaktan öteye geçmez. OVADA AYNI FİYAT DAHA ÇOK PARA ÜRETTİ Sakarya’da il genelinde fındık verimi 120 kg/da seviyesinde kayda geçti. Samsun’da Bafra 126,77 kilo, Çarşamba 131,35 kilo verime çıktı. Aynı 240 liralık fiyatla dekarda brüt gelir Sakarya’da 28 bin 800 liraya, Bafra’da 30 bin 424 liraya, Çarşamba’da 31 bin 524 liraya ulaştı. Giresun ile Bafra arasındaki fark dekarda 11 bin 594 lira, Giresun ile Çarşamba arasındaki fark 12 bin 693 lirayı buldu. Aynı cetvel, aynı emeğe değil, farklı kazanca dönüştü. BAFRA OVASI TARTIŞMASI Resmi kayıtta Bafra verimi 126,77 kilo görünüyor. Ovada konuşulan rakam ise bambaşka... Sahadaki resmi olmayan anlatımlarda iyi bahçelerde dekardan 260-280 kilo ürün alındığı ifade ediliyor. Anadolu Ajansı’na konuşan bir üretici de Bafra’da dönüm başına 250-300 kilo verim beklentisini açıklamıştı. Bu verim bandı resmi istatistik değil,ancak bu tablo doğruysa 240 liralık fiyat Bafra Ovası’nda dekarda 62 bin 400 lira ile 67 bin 200 lira arasında brüt gelir anlamına geliyor. Bu rakam, Giresun’daki ortalamanın kat kat üstüne çıkıyor. KOCAALİ DOSYASI FİYAT TARTIŞMASINI KESKİNLEŞTİRDİ Fındık Tarım Satış Kooperatifi Başkanı ve Sakarya AKP Milletvekili Lütfü Bayraktar’ın memleketi Kocaali için erişilebilen akademik çalışmada 2018 verisi dekara 124 kilo olarak yer alıyor. 240 liralık fiyat bu verime vurulduğunda Kocaali’nde dekarda 29 bin 760 liralık brüt gelir ortaya çıkıyor. Bu sonuç açık bir tablo verdi: yüksek verimli bölgeler aynı fiyat seviyesini Giresun’a göre çok daha kolay taşıdı. Fındıkta büyüyen tepki de buradan çıkıyor… 240 liralık fiyat cetveli Giresun’u korumadı; ovada üreticinin elini daha fazla güçlendirdi. Kaynaklar: Tarım ve Orman Bakanlığı Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi 2025, Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 2025 Faaliyet Raporu, Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 2024 Faaliyet Raporu, Tarım ve Orman Bakanlığı Fındık Çalıştayı Sonuç Raporu, Bakanlığın fındık değerlendirme raporu ve Kocaali üzerine akademik çalışma.

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Haber

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Talca’da 26 Mart’ta yapılan 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Şili’nin fındıkta üretim takvimi, teknoloji, iklim yönetimi ve pazara çıkış zamanını aynı başlıkta topladığını gösterdi. Aynı hafta Giresun Sonhaber’de yayımlanan haberler ise Giresun’da fiyatın çözülmesi, girdi maliyetinin ağırlaşması, kahverengi kokarca baskısı ve pazar gücü kaybı tartışmasının üst üste bindiğini ortaya koydu. TALCA’DAKİ BULUŞMA Grupo Avexa’nın düzenlediği 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Maule bölgesindeki Villa Golf’te yapıldı. Resmî etkinlik kaydı programın 26 Mart 2026 Perşembe günü 08.00’de başladığını ve akşam saatlerine kadar sürdüğünü gösterdi. Giresun Sonhaber’in 25 Mart tarihli haberinde de toplantının Talca’da yapılacağı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanların üretim, iklim değişikliği, tarım teknolojileri ve pazar analizleri başlıklarında bir araya geleceği yazıldı. Açık erişimli program akışında Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya, Luca Giordani, ADV ve Jorge Mohr başlıkları yer aldı. Günün sonunda Andrés Reyes’in kitabının lansmanı yapıldı. PlanetNuts, etkinlik öncesinde medya ortağı olarak sahada olacağını duyurdu; Salfa Agrícola da makine alanında yer alacağını ilan etti. Bu tablo, Talca’daki günün yalnız konuşma salonuna sıkışmadığını, aynı zamanda sektör şirketlerini ve tedarik ağını da sahaya indirdiğini gösterdi. Etkinlik sonrası Redagrícola, Talca’daki toplantının Şili, Türkiye, İtalya ve İspanya’dan uzmanlar ile sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini yazdı. Aynı paylaşımda Şili’nin küresel fındık yetiştiriciliği haritasındaki yerinin özellikle vurgulandığı belirtildi. PlanetNuts’ın etkinlik sonrası özetinde de gün boyunca iklim değişikliği, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyimi, Şili’nin küresel Avrupa fındığı pazarındaki konumu, hastalık yönetimi, sürdürülebilir üretim stratejileri, pazarlama ve ürün projeksiyonlarının öne çıktığı işlendi. PlanetNuts’ın ön haberinde Muzaffer Taviloglu ile birlikte Umut Küçük ve Hamza Bölük de anıldı. Buna karşılık erişilebilen Welcu akışında Umut Küçük ve Hamza Bölük adına ayrı bir oturum başlığın ulaşılamadı. FINDIKTA ÜRETİM TAKVİMİ REKABETİ Fındık üretimiyle ilgili en önemli ayrıntılardan biri, artık takvime dayalı rekabetin daha görünür hale gelmesi oldu. Şili’de yayımlanan güncel akademik çalışma, hasadın bazı alanlarda mart ortasında başladığını gösteriyor. Uluslararası sektör kaynakları da Şili’yi kuzey yarımküreye karşı “karşı sezon” tedarikçisi olarak tanımlıyor ve ürünün marttan ağustosa kadar taze arz avantajı yarattığını vurguluyor. ODEPA’nın Şubat 2026 bülteninde ise Şili’de avellano alanının 2025 itibarıyla 49 bin 264 hektara ulaştığı kaydedildi. Türkiye’de ise ana hasat penceresi yaz sonuna oturuyor. Türkiye üzerine derleme niteliğindeki akademik kaynaklar hasadın genel olarak ağustosta yapıldığını, çeşit ve ekolojiye göre değişebildiğini belirtiyor. Ordu merkezli çalışmalar da hasat ve kalite değerlendirmelerinin ağustos ortası ile eylül başı bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye yeni sezona yaz sonunda yürürken Şili pazara daha erken aylarda ürün sunuyor. Rekabet bu nedenle yalnız tonajla değil, ürünün yılın hangi ayında piyasaya girdiğiyle de kuruluyor. GİRESUN SONHABER’İN SON BİR HAFTASI Giresun Sonhaber, 22 Mart’ta Talca dosyasını açtı. “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı” başlıklı haberde, 26 Mart’ta Maule’de yapılacak toplantının 500’ün üzerinde sektör profesyonelini buluşturacağı, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyiminin programın merkezinde yer aldığı ve Şili’nin yükselen bir tedarik merkezi olarak öne çıktığı yazıldı. Haberde Balsu Agro Chile yatırımları da ayrıca vurgulandı. 23 Mart’ta dosya fiyat cephesine döndü. “Sert Çözülme: 50 Randıman Tombul Fındık 257 TL” başlıklı haberde, FİSKOBİRLİK’te 50 randıman tombul fındığın 257 liraya düştüğü belirtildi. Aynı haberde 257 liralık seviye, TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalsa da, üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözülmeye başladığı bir eşik olarak yorumlandı. 24 Mart’ta gündem maliyete kaydı. “Fındıkta 10 Yıllık Erime: Maliyet Patladı, Üretici Ezildi” haberinde Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü söyledi. Haberde “4 kilo fındık 1 torba gübreye yetmiyor” çıkışı öne taşındı; 2016’da üç kilo fındıkla alınabilen gübrenin 2026’da dört kilo fındığa rağmen zor alındığı, dönüm başına desteklerin de gübre maliyetini karşılamadığı aktarıldı. 25 Mart’ta Giresun Sonhaber aynı gün içinde üç ayrı fındık başlığı verdi. İlkinde Talca’daki 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü programı okura aktarıldı. İkincisinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman tombul fındık fiyatını iki günde 15 lira düşürerek 242 liraya çektiği duyuruldu. Üçüncü haberde ise Vali Mustafa Koç’un Fındık Araştırma Enstitüsü’nde kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı üretimini incelediği, 2026 hedefinin 500 bin arı üretimi olduğu ve Karadeniz’de 300 bine yakın salım yapıldığı bilgisi verildi. 26 Mart’ta dosyanın ekonomik ve siyasi sertliği daha da büyüdü. “Fındıkta Alarm: Türkiye Pazar Gücünü Kaybediyor” haberinde Sencer Solakoğlu, yanlış politikalar, işlevsiz kooperatif yapıları, maliyet farkları ve markalaşma eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pazar üstünlüğünün aşındığını savundu. Aynı gün yayımlanan “TBMM’de Fındık Alarmı: Üretici Kiloda 110 Lira Kaybetti” haberinde ise CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fiyatın 350 liradan 240 liraya indiğini, üreticinin kilogram başına 110 lira kayıp yaşadığını söyledi ve TMO taban fiyatının en az 300 liraya çıkarılması çağrısı yaptı. FİYAT ÇİZGİSİ Sezon içi fiyat hareketi, haberlerin neden bu kadar sertleştiğini tek başına anlatıyor. Giresun Sonhaber’in 20 Ocak tarihli kronolojisine göre FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 lira açıkladı; fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. 19 Ocak 2026’da 292 lira açıklandı. 21 Ocak’ta fiyat 287 liraya indi, 3 Şubat’ta 272 liraya geriledi. 23 Mart’ta 257 lira görüldü, 25 Mart’ta ise fiyat 242 liraya çekildi. Böylece 23 Eylül’deki 347 liralık zirve ile 25 Mart’taki 242 lira arasında 105 liralık erime oluştu. Bu geri çekilmenin arka planında erken rekolte dili de yer aldı. Giresun Sonhaber’in 8 Mart tarihli haberinde, 2026-2027 sezonu için ilk rekolte tahmininin 829 bin 239 ton olarak açıklandığı ve üretici cephesinde bunun hasat başlamadan fiyat üzerinde baskı kuracağı endişesinin büyüdüğü yazıldı. 25 Mart tarihli 242 liralık fiyat haberinde de aynı rekolte tahmininin piyasa üzerindeki baskı unsurlarından biri olarak yeniden işlendiği görüldü. DOSYANIN ORTAK SONUCU Talca’daki toplantı ile Giresun Sonhaber’in son bir haftalık fındık dosyası birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: Şili üretim alanını büyütüyor, karşı sezon avantajını kullanıyor, teknik toplantılarla üretim ve pazar hattını tahkim ediyor; Giresun’da ise aynı günlerde fiyat geri çekiliyor, maliyet baskısı ağırlaşıyor, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik savunma büyütülüyor ve pazar gücü kaybı siyasetin de ana başlıklarından biri haline geliyor. Fındıkta mücadele artık yalnız bahçede ya da borsada yürümüyor; takvimde, maliyette, verimde ve pazardaki yerinizde aynı anda yaşanıyor.

TBMM’DE FINDIK ALARMI: ÜRETİCİ KİLODA 110 LİRA KAYBETTİ Haber

TBMM’DE FINDIK ALARMI: ÜRETİCİ KİLODA 110 LİRA KAYBETTİ

TBMM’DE FINDIK ALARMI: ÜRETİCİ KİLODA 110 LİRA KAYBETTİ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde fındıkta yaşanan sert fiyat düşüşünü gündeme taşıdı. 350 liraya kadar çıkan fındık fiyatının 240 liraya gerilediğini vurgulayan Gezmiş, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin taban fiyatı en az 300 lira olarak güncellemesini istedi. TBMM’DE GİRESUN FINDIĞI İÇİN ACİL ÇAĞRI Karadeniz’in ve Giresun’un temel geçim kaynaklarından biri olan fındıkta yaşanan fiyat kaybı Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Meclis’te yaptığı konuşmada fındık üreticisinin ağır kayıp yaşadığını söyledi. Gezmiş, kısa süre önce 350 liraya kadar yükselen fındık fiyatının 5 Şubat 2026 itibarıyla 240 liraya düştüğünü belirtti. Bu düşüşle birlikte üreticinin kilogram başına 110 lira kayba uğradığını ifade eden Gezmiş, piyasadaki dengesizliğin üreticiyi doğrudan vurduğunu dile getirdi. “ÜRETİCİ YABANCI SERMAYEYE VE ARACILARA TESLİM EDİLEMEZ” Fındık piyasasında yaşanan dalgalanmanın kabul edilemez olduğunu söyleyen Gezmiş, üreticinin yabancı sermaye ve aracıların insafına bırakılamayacağını vurguladı. Hasat öncesi yapılan satışların piyasayı bozduğunu belirten Gezmiş, devletin piyasaya daha güçlü müdahale etmesi gerektiğini savundu. TMO’YA TABAN FİYAT ÇAĞRISI Toprak Mahsulleri Ofisi’ne açık çağrı yapan Gezmiş, fındıkta taban fiyatın en az 300 lira olarak yeniden belirlenmesini istedi. Üreticinin korunmasının zorunlu olduğunu ifade eden Gezmiş, fındığın yalnızca bir tarım ürünü olmadığını, bölgenin ekonomik ve sosyal yaşamı açısından stratejik değer taşıdığını söyledi. “FINDIK EMEKTİR, ALIN TERİDİR” Konuşmasında fındığın Karadeniz insanı için taşıdığı anlamı da hatırlatan Gezmiş, “Fındık emektir, yerli sermayedir, alın teridir” mesajı verdi. Fındığın hak ettiği değeri bulması gerektiğini belirten Gezmiş, üreticinin daha fazla kayıp yaşamaması için acil önlem alınmasını istedi.

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON Haber

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON

2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı Fındıkta Rekolte Savaşı: 829 Bin Tonluk İlk Tahmin Piyasaya Mesaj mı? İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk tahminine göre, 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Geçen yıl don nedeniyle düşen üretimin ardından bu sezon için sahadan gelen ilk veriler daha güçlü bir hasada işaret ediyor. İhracatçı birliklerinin 2026-2027 sezonu için açıkladığı 829 BİN 239 TONLUK ilk rekolte tahmini, fındık piyasasında sadece üretim değil fiyat tartışmasını da alevlendirdi. Üretici cephesinde ise, Rekolte rakamı erkenden büyütülürken, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü ve kalite farkı geri plana itiliyor olmasının daha hasat başlamadan pazarlık zemininin aleyhlerine işleyebileceğinden endişesi oluşturdu. Türkiye’de fındık için yeni sezon daha başlamadan, piyasa dilini belirleyecek ilk büyük sayı masaya kondu. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı çalışmasına göre 2026-2027 sezonunun birinci tahmini 829 bin 239 ton olarak açıklandı. Söz konusu çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. İlk bakışta güçlü üretim sinyali veren bu rakam, piyasada “ürün bol olacak” algısını öne çıkarırken, üretici tarafında bunun erken fiyat baskısı oluşturabileceği yönünde ciddi bir kuşku doğurdu. Ancak tartışmanın özü sadece rakamın büyüklüğü değil. Çünkü fındıkta mesele yalnızca rekolte değil; maliyet, eğim, işçilik, randıman ve kalite birlikte okunmadığında ortaya çıkan tablo eksik kalıyor. Doğu Karadeniz’in parçalı arazi yapısı ve zor bahçe koşulları, aynı tonajın her bölgede aynı ekonomik sonucu üretmediğini gösteriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın rekolte hesaplama yöntemi de zaten bunu dolaylı olarak ortaya koyuyor; çünkü hesaplama yalnızca çiçek veya karanfil sayısından ibaret değil, çotanak dönüşüm oranı, sağlam tane sayısı, ocak ve dal yoğunluğu gibi çok sayıda değişkene dayanıyor. Bu nedenle sezon başındaki ilk sayı, nihai üretim sonucu değil, ancak ilk projeksiyon olarak değerlendirilebiliyor. Geçen yılın rakamları bu yüzden kritik Geçen sezon yaşanan tablo, bu yıl açıklanan ilk tahmine neden ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini açık biçimde gösteriyor. 2025-2026 sezonunda ilk tahmin şubatta 768 bin 715 ton olarak duyuruldu. Aynı sezon için temmuz sayımı 601 bin 206 tona, kasım revizesi ise 528 bin 808 tona kadar geriledi. INC’de Türkiye için 2025/26 sezonu tahmini 609 bin ton olarak aktarılırken, Kasım 2025’te Türkiye-AB iş birliği toplantısında Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın 453 bin tonluk kabuklu üretim tahminini sunduğu INC tarafından ayrıca duyuruldu. Aradaki fark, erken dönem rekolte rakamlarının kesin üretim sonucu gibi sunulmasının teknik açıdan sorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Tam da bu nedenle 829 bin tonluk ilk tahmin, üretici nezdinde yalnızca bir tarımsal veri olarak değil, aynı zamanda piyasa sinyali olarak okunuyor. Buradaki temel siyasi ve ekonomik gerilim de burada başlıyor: Rekolte yüksek gösterildiğinde fiyat beklentisi aşağı çekiliyor mu? Bu soruya bugün için kesin hükümle “evet” demek mümkün değil; ancak bu kuşkunun temelsiz olduğu da söylenemiyor. Rekabet Kurumu’nun fındık sektör araştırmasında, rekolte tahminlerine ilişkin metodoloji farklılıklarının ve beklenti yönetiminin fiyat spekülasyonlarını tetikleyebildiği açıkça belirtiliyor. Kurum, modern ve ortak kurallara dayanmayan rekolte çalışmalarının yanlış fiyat beklentileri yaratabildiğine dikkat çekiyor. Rekolte açıklanıyor, alivre fiyat neden açıklanmıyor? Tartışmanın en sert noktası burada düğümleniyor. Sektörde rekolte tahmini kamuoyuna güçlü biçimde servis edilirken, aynı dönemde kimlerin hangi fiyatlardan ileri teslim bağlantısı yaptığı, başka bir ifadeyle alivre pozisyonların hangi seviyelerde kurulduğu aynı açıklıkla görülmüyor. Oysa lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsası mevzuatı içinde alivre sözleşmeler ve teslim esaslı ticaret mekanizmaları tanımlı ekonomik araçlar arasında yer alıyor. Yani mesele alivre işlemin varlığı değil; bu işlemin fiyat oluşumuna etkisinin ne ölçüde şeffaf olduğudur. 2025 sezonunda piyasada alivre fiyatların 200 TL ve üzerine çıkmaya başladığı yönünde sektörden kamuya yansıyan açıklamalar oldu. Aynı sezonda TMO da Giresun kalite için 200 TL, levant kalite için 195 TL alım fiyatı açıkladı. Sektör temsilcileri, düşük rekolte beklentisi nedeniyle piyasa fiyatlarının TMO fiyatlarının üzerinde seyredeceğini ifade etti. Bu tablo, alivre ve beklenti yönetimi başlığının artık tali değil, doğrudan fiyat oluşumunun merkezindeki başlıklardan biri haline geldiğini gösteriyor. Bu yüzden üretici cephesinden yükselen talep nettir: 2026 ürünü için alivre bağlantı yapıldıysa, bunun hangi fiyat aralıklarında, hangi vadelerde ve hangi miktarlarda kurulduğu açıklanmalıdır. İhracatçılar, tüccarlar ve büyük alıcılar rekolte projeksiyonunu kamuoyuna sunuyorsa, piyasa tarafında kurdukları erken fiyat pozisyonlarını da aynı şeffaflıkla ortaya koymalıdır. Aksi halde kamuya açık olan yalnızca “ürün çok olacak” mesajı olur; piyasayı fiilen etkileyen fiyatlama davranışı ise kapalı kalır. Bu da üretici ile piyasa aktörleri arasındaki bilgi dengesini bozar. Mesele sadece ekonomi değil, doğrudan güç ilişkisi Fındıkta rekolte tartışması artık yalnızca tarımsal üretim başlığı değil; aynı zamanda ekonomik güç, siyasi temsil ve bölgesel gelir dağılımı başlığıdır. Çünkü Karadeniz’de yüz binlerce üretici için fındık, yalnızca ihracat kalemi değil temel geçim aracıdır. Rekolte rakamı, maliyet tablosundan bağımsız biçimde dolaşıma sokulduğunda, bu sadece piyasa beklentisini değil üreticinin siyasal ve ekonomik konumunu da etkiler. Özellikle eğimli ve küçük ölçekli bahçelerde çalışan üretici için esas mesele “kaç ton ürün var” sorusundan önce “bu ürün hangi maliyetle üretildi ve hangi fiyattan el değiştirecek” sorusudur. Bugün gelinen noktada kamuoyunun önündeki soru şudur: 829 bin 239 tonluk ilk tahmin gerçekten sezonun güçlü seyrine işaret eden teknik bir veri midir, yoksa henüz sahadaki riskler netleşmeden fiyat çıpasını aşağı çekebilecek erken bir piyasa dili mi üretilmektedir? Bu sorunun sağlıklı cevabı, yalnızca ikinci ve üçüncü sayımlarla değil; alivre bağlantılar, stok düzeyi, kalite dağılımı ve bölgesel maliyet farkları da şeffaf biçimde ortaya konduğunda verilebilir. Sonuç olarak, Fındıkta sorun rekolte açıklanması değil; rekoltenin tek başına fiyat hükmüne çevrilmesidir. Geçen yılki sert sapmalar ortadayken, ilk tahmini kesin üretim gibi okumak da bu sayı üzerinden daha hasat gelmeden fiyat iklimi kurmak da ciddi bir sorun alanıdır. Bugün açıklanması gereken yalnızca bahçedeki çiçek sayısı değil; piyasadaki erken fiyat pozisyonlarıdır. Rekolte kadar fiyatlama davranışının da görünür hale gelmesidir. . Kaynakça Ekonomim, “2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı.” https://www.ekonomim.com/sektorler/tarim/2026-2027-tahmini-findik-rekoltesi-aciklandi-haberi-880270 Tarım ve Orman Bakanlığı, “Fındıkta Rekolte Tahmin Yöntemi.” Rekabet Kurumu, “Fındık Sektör Araştırması Raporu.” INC, “INC Attends 2025 Meeting of Türkiye-EU Cooperation Scheme on Hazelnuts.” Bata Food, “Hazelnut Market Update – Highlights from INC Congress 2025.” Tarım ve Orman Bakanlığı / TMO, 2025-2026 sezonu kabuklu fındık alım fiyatları. Ekonomim, “TMO fındığa 200 TL verdi…” ve “Fındıkta piyasa fiyatları, TMO fiyatlarının üzerinde seyredecek.” Memur Postası’na yansıyan sektör değerlendirmesi, alivre fiyatların 200 TL üzeri seyre başladığı beyanı. Ticaret Bakanlığı, lisanslı depoculuk ve sözleşme/taahhütname esasları.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.