Hava Durumu

#Güvenlik

Giresun Sonhaber - Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AKSU DERESİ’NDE TAŞKIN KONTROLÜNDE SONA DOĞRU: Haber

AKSU DERESİ’NDE TAŞKIN KONTROLÜNDE SONA DOĞRU:

AKSU DERESİ’NDE TAŞKIN KONTROLÜNDE SONA DOĞRU: 2020’DEKİ ACI TABLO TEKRARLANMASIN Giresun’da geçmiş yıllarda taşkınlarla gündeme gelen Aksu Vadisi’nde yürütülen taşkın kontrol çalışmalarında sona yaklaşılıyor. DSİ 22. Bölge Müdürlüğü, Aksu Deresi ile Ülper Köyiçi, Arap ve Conu derelerinde devam eden imalatların tamamlanmasıyla Giresun şehir merkezindeki taşkın riskinin azaltılmasının hedeflendiğini açıkladı. Çalışmaların önemi ise Aksu Deresi’nin geçmişte neden olduğu taşkınlar hatırlandığında daha belirgin hale geliyor. Devlet Su İşleri (DSİ) 22. Bölge Müdürlüğü, Giresun Merkez’de yürütülen Aksu Deresi Taşkın Kontrol İnşaatı ile ilgili çalışmaların son aşamaya geldiğini duyurdu. DSİ tarafından yapılan açıklamada; “Aksu Deresi taşkın kontrol inşaatımızda sona yaklaşıyoruz. Söz konusu işimiz kapsamında Ülper Köyiçi, Arap ve Conu derelerinde imalatlarımız devam etmektedir. Çalışmalarımızın tamamlanması ile birlikte şehir merkezinde taşkın riskleri azaltılmış olacaktır.” ifadelerine yer verildi. DSİ’nin daha önceki açıklamalarında da Aksu Vadisi, Giresun’da devam eden taşkın kontrol yatırımlarının öncelikli çalışma alanları arasında gösterilmişti. Temmuz 2026’da yapılan saha incelemelerinde Aksu Deresi ile birlikte Ülper Köyiçi ve Ülper Arap derelerindeki çalışmaların sürdüğü açıklanmıştı. 2020’DE AKSU DERESİ TAŞTI, YOL ULAŞIMA KAPANDI Aksu Deresi’ndeki çalışmaların önemi, 22 Ağustos 2020’de Giresun’da yaşanan büyük sel felaketi ile çok daha net ortaya çıkmıştı. Aşırı yağışların ardından debisi hızla yükselen Aksu Deresi, Giresun merkeze bağlı Duroğlu beldesi çevresinde ve farklı noktalarda taşmış, Giresun–Dereli–Sivas kara yolu ulaşıma kapanmıştı. Ülper köyü yakınlarında polis tarafından kontrol noktaları oluşturulmuş ve güvenlik gerekçesiyle araçların geçişine izin verilmemişti. Duroğlu belde merkezindeki bazı iş yerleri de Aksu Deresi’nin taşması nedeniyle zarar görmüştü. Aynı afet sırasında Dereli ilçe merkezinden geçen Aksu Deresi de taşmış; çok sayıda ev ve iş yerini su basmış, araçlar sürüklenmiş, cadde ve sokaklarda büyük hasar meydana gelmişti. 2020 SELİ GİRESUN’UN HAFIZASINDA 22 Ağustos 2020’deki afet yalnız Aksu Vadisi’ni değil, Giresun’un geniş bir bölümünü etkiledi. Giresun il merkezi ile Dereli, Doğankent, Tirebolu, Espiye, Güce, Görele ve Yağlıdere’de etkili olan aşırı yağışlar sel ve heyelanlara neden olmuş; can kayıpları yaşanmış, yüzlerce kişi afet bölgesinden kurtarılmış ve çok geniş bir alanda altyapı zarar görmüştü. Afet sonrasında yapılan teknik değerlendirmelerde de özellikle Aksu havzasındaki taşkın debilerinin dikkate alınması gerektiği ortaya çıktı. Giresun Valiliğinin daha sonraki açıklamalarında, Dereli’de Aksu Deresi’nin yatak genişliğinin artan taşkın debileri dikkate alınarak 18 metreden 26 metreye çıkarıldığı bilgisi paylaşılmıştı. GİRESUN’DA TAŞKIN TEHLİKESİ GÜNCELLİĞİNİ KORUYOR Taşkın riski yalnız geçmişe ait bir sorun değil. Ağustos 2026’da Giresun’da etkili olan şiddetli yağışların ardından özellikle Keşap ilçesinde yeniden taşkınlar yaşanmış, DSİ ekipleri afetin ardından sahada çalışma başlatmıştı. DSİ Genel Müdürlüğü ve 22. Bölge Müdürlüğü ekipleri taşkından etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunmuştu. Bu gelişmeler, Giresun’da dere ıslahı ve taşkın kontrol yatırımlarının yalnızca bir çevre veya altyapı yatırımı olmadığını, aynı zamanda can ve mal güvenliği açısından doğrudan afet riskini azaltmaya yönelik çalışmalar olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. GİRESUN’DA 100 TAŞKIN KONTROL TESİSİ TAMAMLANDI DSİ verilerine göre 2003–2026 döneminde Giresun’da 100 taşkın kontrol tesisi tamamlandı. Bu tesislerle Giresun şehir merkezi, 169 yerleşim yeri ve 14 bin 582 hektar alanın taşkın kontrolünün sağlandığı, ayrıca 34 taşkın koruma tesisinin yatırım veya inşaat aşamasında bulunduğu bildirildi. DSİ, Giresun’un Türkiye’nin en fazla yağış alan illerinden biri olduğuna dikkat çekerken, özellikle yukarı havzalarda sel kapanları, tersip bentleri ve sel tırmıkları gibi yapıların da taşkın riskinin azaltılmasında kullanıldığını belirtiyor. AKSU VADİSİ İÇİN KRİTİK YATIRIM Aksu Deresi; Dereli’den Duroğlu ve Ülper hattına, oradan Giresun şehir merkezine uzanan havza yapısıyla kentin taşkın güvenliği açısından kritik akarsularından biri durumunda. Bu nedenle Aksu Deresi ile onu besleyen yan derelerde yürütülen çalışmaların birlikte tamamlanması önem taşıyor. DSİ’nin son açıklamasına göre Ülper Köyiçi, Arap ve Conu derelerindeki imalatların da tamamlanmasıyla Aksu Deresi taşkın kontrol projesinin önemli bir bölümü bitirilmiş olacak. 2020 yılında Aksu Deresi’nin taşmasıyla yaşananlar hafızalardaki yerini korurken, tamamlanmak üzere olan yatırımın asıl hedefi aynı tablonun yeniden yaşanma ihtimalini azaltmak. Giresun açısından projenin başarısı ise yalnız yapılan duvarların veya dere ıslahının tamamlanmasıyla değil, şiddetli yağışlarda suyun güvenli biçimde taşınabilmesi ve yerleşim alanlarının korunabilmesiyle ölçülecek.

Yazılım Test Alanında 7 Milyondan Fazla Test Mühendisi Çalışıyor Haber

Yazılım Test Alanında 7 Milyondan Fazla Test Mühendisi Çalışıyor

1947’de bilgisayardaki ilk “hatanın” keşfedilmesiyle her yıl 9 Eylül’de kutlanmaya başlanan “World Testers Day”, teknoloji dünyasının hata kavramıyla tanışmasının da bir simgesi. Grace Hopper öncülüğündeki bilgisayar mühendisleri ekibinin bir bilgisayarda keşfettikleri bu ilk hata, bugün “World Testers Day” aracılığıyla teknoloji alanında oldukça önemli bir alan olan yazılım testi sektörü için de büyük bir anlam taşıyor. TesterYou kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor. Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor. Dijitalleşme hızlandıkça, şirketlerin sunduğu yazılım çözümlerinin hatasız, güvenli ve kullanıcı dostu olması daha kritik hâle geliyor. Bu durum, yazılım testine olan ihtiyacı belirgin şekilde artırıyor.” diyor. “World Testers Day”in geçmişi, 9 Eylül 1947'de Harvard Üniversitesi bilgisayar bilimcilerinden Grace Hopper ve ekibinin üzerinde çalıştıkları projede buldukları ilk “hataya” dayanıyor. Bu önemli günün ardındaki hikâye ise oldukça ilginç. Hopper ve ekibi Howard Aiken tarafından tasarlanan Mark II Hesap Makinesi üzerinde çalışıyordu. Ekip, Mark II Hesap Makinesi'nin sürekli hatalar verdiğini keşfetti ve cihazı açıp donanımını incelediklerinde hatayı buldu. Bu bug; bir böceğin elektromekanik rölenin arasına sıkışmasıydı. Hopper ve ekibi daha sonra bu olaya çalışma günlüklerinde yer verdi, "böceği" bir "bug" kanıtı olarak günlüğe kaydeden ekip, hatayı giderme işlemine de "hata ayıklama" adını verdi. “TesterYou teknolojiye, insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyor” Dünyanın yazılım testi konusunda farklı bir yöne evrilmeyi sürdürdüğünü belirten TesterYou kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Bugüne dek yazılım testi projenin sonunda yapılan bir kontrol işi olarak görülüyordu. Artık test ve kalite mühendisliği işin merkezinde yer alıyor. Bu gelişme bizleri en çok heyecanlandıran konuların başında yer alıyor. Teknolojinin evrildiği bu süreç kuşkusuz yaptığımız işin önemini bir kez daha ortaya koymuş durumda. Gelecekte yapay zeka ve makine öğrenimiyle birlikte hataları daha kod yazılırken tahmin eden, test senaryolarını otomatik üreten, hatta bazı durumlarda kendini iyileştirebilen sistemleri daha fazla göreceğiz. Bu teknik gelişmeler, insan merkezli stratejilere entegre edilmeli. Bizler teknolojiye; insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyoruz. Bu felsefemizle heyecanımızı bir an olsun kaybetmeden dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması için çalışmayı sürdüreceğiz.” diyor. Pazar yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde Testin geleceğini sadece teknolojide değil, insan zihninin gelişiminde gördüklerini belirten Sarıalioğlu, “Bugün, dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor. Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor, yıllık büyüme yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. Dünya genelinde yazılım test aktivitelerinin yüzde 60’tan fazlası ise outsource ediliyor. Türkiye’de de birçok kurum artık yazılım testini sadece teknik bir kontrol değil, müşteri memnuniyeti, güvenlik ve iş sürekliliği açısından kritik bir kalite aracı olarak görüyor. Sektörün büyümesiyle birlikte test mühendisliği bir kariyer alanı haline gelirken; test otomasyonu, yapay zekâ destekli test araçları ve kullanıcı deneyimi odaklı test yaklaşımları gibi modern yöntemlere olan talep de hızla artıyor.” açıklamasını yaptı. Önümüzdeki dönemde özellikle yapay zekâ ve veri odaklı yaklaşımlar üzerinde daha fazla durmayı planladıklarını belirten Barış Sarıalioğlu, “TesterYou olarak sektördeki gelişmeleri yakından takip ediyor ve hizmetlerimizi buna göre sürekli güncelliyoruz. Yapay zekâ konusundaki gelişmeleri de eğitim ve danışmanlık programlarımıza entegre ederek, kurumların güncel teknolojilere uyum sağlamalarına destek olmayı hedefliyoruz. Amacımız, yeni teknolojiler karşısında hem bireyleri hem de kurumları daha donanımlı hale getirmek ve bu dönüşüm yolculuklarında onlara rehberlik etmek.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT Haber

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT

SGK BORÇLARINDA 72 AYA KADAR TAKSİT GİRESUN'DA YÜKSEK TUTARLI BAŞVURULAR ARTIK DAHA HIZLI SONUÇLANACAK Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarının tecil ve taksitlendirilmesinde kapsam genişletildi. Azami tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarılırken, teminatsız tecil limiti 250 bin liradan 10 milyon liraya yükseltildi. 31 Ağustos 2026'ya kadar yapılacak başvurularda yıllık tecil faizinin yüzde 39 yerine yüzde 29 uygulanacağı açıklandı. Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya ise yeni düzenlemeyle kentte yüksek tutarlı tecil dosyalarının sonuçlandırılmasının da hızlanacağını bildirdi. Sosyal Güvenlik Kurumuna vadesi geçmiş borcu bulunan işveren ve işletmeleri yakından ilgilendiren tecil uygulamasında önemli değişikliklere gidildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK tarafından hayata geçirilen düzenlemeler, ödeme güçlüğü yaşayan borçlulara daha uzun vadede ödeme imkânı getirirken, belirli süre içerisinde başvuranlar için tecil faizinde de önemli indirim sağlıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın 20 Haziran 2026 tarihinde yaptığı resmî açıklamaya göre, daha önce en fazla 36 ay olan SGK borçlarının tecil süresi 72 aya kadar çıkarıldı. Teminat aranmaksızın tecil edilebilecek tutarın üst sınırı da 250 bin liradan 10 milyon liraya yükseltildi. BAKAN IŞIKHAN: İŞLETMELERİN FİNANSMAN YÜKÜNÜ AZALTIYORUZ Bakan Işıkhan, düzenlemenin işverenlerden gelen talepler doğrultusunda hazırlandığını belirterek, amaçlarının işletmelerin mali yükünü azaltmak, istihdamı korumak ve ekonomik faaliyetlerin devamlılığına katkı sağlamak olduğunu açıkladı. Yeni sistem yalnızca bundan sonra yapılacak tecil başvurularını kapsamıyor. Bakanlığın açıklamasına göre halen tecil ve taksitlendirme kapsamında borcu bulunan işverenlere de mevcut borçlarını daha uzun vadelerle yeniden düzenleyebilme imkânı getirildi. Düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri ise faiz oranında yapılan geçici indirim oldu. 31 AĞUSTOS'A KADAR BAŞVURANA YÜZDE 29 TECİL FAİZİ SGK'nın resmî bilgilendirmesinde, 19 Haziran 2026 tarihli düzenleme kapsamında 31 Ağustos 2026'ya kadar başvuru yapılması şartıyla yıllık sabit yüzde 29 tecil faizi uygulanacağı duyuruldu. Kurum ayrıca bu imkândan yararlanmak isteyenlerin belirtilen tarihe kadar başvurularını yapmaları ve ilk taksit tutarını ödemeleri gerektiğini hatırlattı. Bakan Işıkhan da daha önce yüzde 39 olan yıllık tecil faizinin, 31 Ağustos'a kadar yapılacak başvurularda yüzde 29'a indirileceğini açıklamıştı. Buna göre söz konusu süre, düzenlemeden daha avantajlı şartlarda yararlanmak isteyen borçlular açısından kritik önem taşıyor. TEMİNATSIZ TECİL SINIRI 40 KAT ARTIRILDI Düzenlemenin iş dünyası açısından önemli değişikliklerinden biri de teminat sınırında gerçekleşti. Daha önce 250 bin TL olan teminatsız tecil limiti 10 milyon TL'ye yükseltildi. Böylece belirlenen şartları taşıyan daha yüksek tutarlı SGK borçlarında, 10 milyon liraya kadar teminat zorunluluğu olmadan tecil imkânının önü açıldı. Bu değişiklik özellikle finansman sıkıntısı yaşayan ancak faaliyetlerini sürdürmek isteyen işletmeler açısından önemli bir kolaylık olarak değerlendiriliyor. GİRESUN'DA YÜKSEK TUTARLI DOSYALAR İÇİN YENİ DÖNEM Düzenlemenin Giresun'daki uygulamasına ilişkin ayrıntıları ise Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya açıkladı. Karakaya'nın verdiği bilgiye göre, Giresun'da daha önce 13 milyon TL ile sınırlı olan tecil onay yetkisi, 31 Ağustos 2026 tarihine kadar geçici olarak kaldırıldı. Bu uygulamayla daha önce yüksek tutarlı olması nedeniyle SGK Genel Müdürlüğüne gönderilerek merkezden değerlendirilmesi gereken bazı tecil taleplerinin, gerekli şartların sağlanması halinde Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından doğrudan sonuçlandırılabilmesinin önü açıldı. Karakaya, düzenlemenin başvuru süreçlerini kısaltacağını ve özellikle yüksek tutarlı dosyalarda işlemlerin Giresun'da daha hızlı tamamlanmasına imkân sağlayacağını bildirdi. 72 AYA KADAR ÖDEME PLANI OLUŞTURULABİLECEK Yeni düzenleme, SGK borçlarının otomatik olarak 72 eşit taksite bölünmesi anlamına gelmiyor. 72 ay, uygulanabilecek azami tecil süresini ifade ediyor. Borçlunun mali durumu, ödeme kapasitesi ve tecil için öngörülen şartlar değerlendirilerek uygun ödeme planı oluşturuluyor. Karakaya da yaptığı açıklamada, borcun tek seferde ödenmesinde güçlük yaşanması halinde borçlunun mali durumunun dikkate alınacağını belirterek, uygun şartlarda oluşturulacak ödeme planlarıyla işletmelerin faaliyetlerini sürdürmesinin ve kamu alacağının düzenli biçimde tahsil edilmesinin amaçlandığını ifade etti. Bakanlığın açıklaması da uygulamanın işletmelerin nakit akışını rahatlatmak ve finansman maliyetlerini düşürmek amacı taşıdığını ortaya koyuyor. MEVCUT TECİLLİ BORÇLARA DA YENİ İMKÂN Yeni sistemin önemli ayrıntılarından biri, daha önce SGK ile tecil ve taksitlendirme anlaşması yapmış borçluların da tamamen kapsam dışında bırakılmaması. Bakan Işıkhan'ın açıklamasına göre mevcut tecilli borçların daha uzun vadelerle yeniden düzenlenmesine olanak sağlanırken, şartları karşılayan mevcut tecil dosyalarının yüzde 29'luk faiz avantajından yararlanabilmesinin de önü açıldı. Dolayısıyla düzenleme yalnızca yeni SGK borçları veya ilk kez başvuracak işletmeler açısından değil, halihazırda tecil kapsamında ödeme yapan bazı borçlular açısından da önem taşıyor. CEBRİ TAKİP DURUYOR, SATIŞ İŞLEMİ YAPILMIYOR Giresun SGK İl Müdürü Mustafa Karakaya, tecil uygulamasının hukuki sonuçlarına ilişkin de bilgi verdi. Karakaya'nın açıklamasına göre, tecil şartlarına uyulmaya devam edildiği sürece borca ilişkin cebri takip işlemleri duruyor ve cebri satış işlemleri gerçekleştirilmiyor. Böylece ödeme planına uygun hareket eden borçlunun üzerindeki icra baskısının azaltılması hedefleniyor. Araçlar konusunda da önemli bir uygulama bulunuyor. Karakaya, ilk taksidin süresinde ve eksiksiz ödenmesi halinde araçların üzerindeki yakalama şerhlerinin kaldırılabileceğini, buna karşılık araç üzerindeki haczin devam ettiğini bildirdi. BORÇ SİLİNMİYOR, ÖDEME SÜRESİ YENİDEN DÜZENLENİYOR Yeni uygulamanın bir SGK borç affı veya borcun silinmesi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Tecil, borcun ortadan kaldırılması yerine belirli şartlarla ödeme zamanının ertelenmesi ve borcun taksitler halinde tahsil edilmesine yönelik bir mekanizma niteliği taşıyor. Karakaya da açıklamasında bu noktaya özellikle dikkat çekerek tecil uygulamasının borcun silinmesi anlamına gelmediğini, rehin ve diğer teminatların ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde korunmaya devam ettiğini belirtti. Bu nedenle borçluların yalnızca “72 ay taksit” ifadesine bakarak hareket etmek yerine kendi borçlarının kapsamını, uygulanacak ödeme planını, faiz tutarını ve teminat şartlarını SGK'dan öğrenmeleri önem taşıyor. İŞVEREN, ESNAF VE VATANDAŞLARA ÇAĞRI Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Karakaya, tecil ve taksitlendirme imkânından yararlanmak isteyen işverenleri, esnafı ve ilgili vatandaşları Giresun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve Sosyal Güvenlik Merkezlerine başvurmaya davet etti. Karakaya, yeni düzenlemelerin hem işverenler hem de vatandaşlar açısından önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını belirterek Giresun SGK'nın başvuru sahiplerine gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeyi yapacağını ifade etti. 31 AĞUSTOS İKİ AÇIDAN ÖNEMLİ Yeni düzenlemede 31 Ağustos 2026 tarihi, Giresun açısından iki ayrı nedenle öne çıkıyor. Birincisi, SGK'nın resmî duyurusuna göre yıllık yüzde 29 tecil faizi avantajından yararlanmak isteyenler için başvuru ve ilk taksit açısından bu tarih belirleyici. İkincisi ise Giresun SGK İl Müdürü Mustafa Karakaya'nın açıklamasına göre, yüksek tutarlı tecil taleplerinin İl Müdürlüğünde sonuçlandırılmasına yönelik geçici yetki düzenlemesinin de 31 Ağustos'a kadar uygulanacak olması. Bu nedenle SGK'ya vadesi geçmiş borcu bulunan ve tecil şartlarını taşıyabileceğini düşünen işveren ve diğer borçlular açısından başvurunun son günlere bırakılmaması önem taşıyor. 36 AYDAN 72 AYA, 250 BİN TL'DEN 10 MİLYON TL'YE Yeni uygulamanın en dikkat çekici tarafı rakamlardaki değişim oldu. Azami tecil süresi 36 aydan 72 aya, teminatsız tecil limiti ise 250 bin liradan 10 milyon liraya çıkarıldı. 31 Ağustos'a kadar yapılacak başvurular için yıllık tecil faizi de yüzde 39'dan yüzde 29'a indirildi. Giresun'daki geçici yetki düzenlemesi de buna eklendiğinde, yeni sistem özellikle yüksek tutarlı SGK borcu bulunan işletmeler açısından hem daha uzun ödeme süresi hem de işlemlerin yerelde daha hızlı sonuçlandırılabilmesi bakımından önemli bir değişiklik anlamına geliyor.

ÇADIRLAR SÖKÜLDÜ, SORULAR KALDI:  BU İNSANLAR KİMDİ, NEREYE GİTTİ? Haber

ÇADIRLAR SÖKÜLDÜ, SORULAR KALDI:  BU İNSANLAR KİMDİ, NEREYE GİTTİ?

ÇADIRLAR SÖKÜLDÜ, SORULAR KALDI: BU İNSANLAR KİMDİ, NEREYE GİTTİ? DEMİR KAPI VAR, TEMİZ SU VAR MI? “YALNIZCA MEVSİMLİK İŞÇİLER ALINACAK” DENİLDİ: PEKİ ÇIKARILANLAR KİMDİ? Aksu Şenlik Sahası’ndaki 30’dan fazla çadır zabıta ve emniyet ekiplerince kaldırıldı. Ardından alana demir kapı yapılacağı ve yalnızca mevsimlik tarım işçilerinin alınacağı açıklandı. Ancak çadırları sökülenlerin kim olduğu, hangi gerekçeyle çıkarıldığı ve nereye yerleştirildiği hâlâ bilinmiyor. Yerel haberlerde operasyon, temizlik ve kontrollü giriş anlatıldı; fakat insanların akıbeti açıklanmadı. Çadırlarda kalanlar mevsimlik işçi miydi, kayıt dışı çalışan mıydı, yabancı mıydı, yoksa düzensiz göçmen miydi? Daha önemlisi, Aksu’da temiz suyu, kanalizasyonu ve güvenli elektriği bulunan insanca bir barınma alanı hazır mıydı? Giresun’da fındık hasadı yaklaşırken Aksu Şenlik Sahası’nda gerçekleştirilen çadır müdahalesi, cevaplandırılması gereken ciddi soruları beraberinde getirdi. Yerel basına yansıyan bilgilere göre sahada kurulan 30’dan fazla çadır, Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ortak çalışmasıyla kaldırıldı. Alan temizlendi; demir kapı ve kontrollü giriş sistemi kurulacağı duyuruldu. Giresun Öncü’nün haberinde Giresun Belediyesi Zabıta Müdürü Zafer Akgün’ün, bundan sonra alana yalnızca mevsimlik tarım işçilerinin alınacağını söylediği aktarıldı. Bu açıklama, müdahalenin üzerindeki sis perdesini dağıtmak yerine daha da kalınlaştırdı. “YALNIZCA İŞÇİLER ALINACAK” DENİLDİ: ÇIKARILANLAR İŞÇİ DEĞİL MİYDİ? Aksu’daki alan mevsimlik tarım işçilerinin kullanımı için düzenlenecekse, kaldırılan 30’dan fazla çadırda kimler kalıyordu? Bu kişilerin kimlikleri kontrol edildi mi? Fındık işçisi olup olmadıkları araştırıldı mı? İş bağlantıları, tarım aracıları veya çalışacakları bahçeler belirlendi mi? Yoksa henüz kayıt işlemleri yapılmadan doğrudan alandan mı çıkarıldılar? Yeni Giresun’un haberinde bu kişiler için “fındık işçisi adı altında” ifadesi kullanıldı. Ancak haberde bu ağır nitelemeyi destekleyecek kimlik bilgisi, çalışma kaydı, somut olay veya yetkili kurum kararı paylaşılmadı. Bir kişinin mevsimlik işçi olmadığını söylemek için yalnızca çadır kurmuş olması yeterli değildir. Kayıt ve kimlik incelemesinin nasıl yapıldığı, hangi kişilerin hangi gerekçeyle alandan çıkarıldığı açıklanmalıdır. DÜZENSİZ GÖÇMEN MİYDİLER? ORTADA BÖYLE BİR RESMÎ TESPİT YOK Çadırları kaldırılanların “yasa dışı göçmen” olup olmadığı da bilinmiyor. Yerel haberlerde bu kişilerin hangi ülke vatandaşı olduğu, düzensiz göçmen olarak tespit edilip edilmediği, Göç İdaresine teslim edilip edilmediği, gözaltı veya sınır dışı işlemi uygulanıp uygulanmadığı yönünde herhangi bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle mevcut bilgiler üzerinden bu insanları “yasa dışı göçmen” ilan etmek mümkün değil. Üstelik yabancı olmak, düzensiz göçmen olmak anlamına gelmiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının mevsimlik tarım işlerine ilişkin düzenlemesine göre yabancılar, Giresun’un da aralarında bulunduğu illerde çay ve fındık işlerinde altı aya kadar çalışma izni muafiyeti alarak çalışabiliyor. Yetkililer açıklamalıdır: Çadırlarda kalanların kaçı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydı, kaçı yabancıydı, kaçı mevsimlik işçiydi, kaçı kayıt dışı çalışıyordu ve varsa kaçı hakkında düzensiz göç işlemi yapıldı? ÇADIRLARIN NEREYE GİTTİĞİ BELLİ, İNSANLARIN NEREYE GİTTİĞİ BELLİ DEĞİL Yerel haberlerde çadırların kaldırıldığı, alanın temizlendiği ve görevlilere teşekkür edildiği ayrıntılı biçimde anlatıldı. Ancak çadırlarda yaşayan insanların akıbetine ilişkin tek bir bilgi verilmedi. Kaç kişi alandan çıkarıldı? Aralarında kadınlar, çocuklar, yaşlılar veya hastalar var mıydı? Önceden bildirim yapıldı mı? Kişisel eşyaları koruma altına alındı mı? Geçici konaklama merkezine mi götürüldüler, yoksa kendi imkânlarıyla başka bir yer bulmaları mı istendi? Bir çadırın sökülmesi, içindeki insanın barınma ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Güvenli bir alternatif sunulmadan yapılan müdahale, sorunu çözmez; yalnızca gözden uzaklaştırır. DEMİR KAPI BARINMA POLİTİKASI DEĞİLDİR Kontrollü giriş sistemi, alanın amacı dışında kullanılmasını önlemek için gerekli görülebilir. Kimlik kaydı yapılması, giriş ve çıkışların denetlenmesi de güvenlik açısından anlaşılabilir. Ancak mevsimlik işçiler için hazırlanan bir yerleşim alanının öncelikli ölçüsü kapısının demirden olması değil, insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Aksu’daki alanda temiz ve kesintisiz içme suyu var mı? Kanalizasyon bağlantısı yapıldı mı? Elektrik tesisatı güvenli mi? Kadınlar ve erkekler için ayrı tuvalet ve duşlar bulunuyor mu? Yemek hazırlama, bulaşık ve çamaşır yıkama alanları oluşturuldu mu? Çöpler düzenli toplanıyor mu? Yangın ve taşkın riskine karşı önlem alındı mı? Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca “demir kapı” ve “kontrollü giriş” üzerinden yapılan açıklama, mevsimlik işçilerin barınma sorununu karşılamaz. AKSU’DAKİ 160 KİŞİLİK KONAKLAMA MERKEZİ NE DURUMDA? Giresun Valiliği, 1 Ağustos 2024 tarihinde Aksu Mahallesi’nde METİP kapsamında 20 prefabrik yapıdan oluşan, 160 kişi kapasiteli bir mevsimlik işçi konaklama merkezinin hazırlandığını açıklamıştı. Valiliğin açıklamasında merkezde kadınlar ve erkekler için ayrı tuvalet ve banyolar ile mutfak ve çamaşırhane bulunduğu belirtilmişti. Aradan geçen iki yılın ardından merkezin mevcut durumu bilinmiyor. Tesis 2026 fındık sezonu için hazır mı? Kapasitesi hâlâ 160 kişi mi? Şu anda kaç kişi barınıyor? Su, elektrik ve kanalizasyon sistemi çalışıyor mu? Bakım ve onarımı yapıldı mı? Aksu Şenlik Sahası ile Valiliğin açıkladığı METİP merkezi aynı alan mı, yoksa birbirinden ayrı iki yer mi? Ayrı yerlerse çadırları kaldırılan mevsimlik işçiler neden mevcut merkeze yönlendirilmedi? FINDIK İŞÇİSİ HER YIL GELİYOR: BARINMA NEDEN HÂLÂ SON DAKİKAYA KALIYOR? Mevsimlik tarım işçilerinin Giresun’a gelişi beklenmedik bir olay değil. Fındık hasadı her yıl yapılıyor; ihtiyaç duyulan işçi sayısı, hasat takvimi ve işçilerin hangi bölgelerden geleceği önceden biliniyor. Giresun Valiliği 18 Temmuz 2026 tarihinde sezonun işçi ve patoz ücretlerini belirledi. İşçinin yevmiyesi hesaplanırken nerede kalacağı, temiz suya nasıl ulaşacağı, çocuklarının nasıl korunacağı ve atıkların nasıl yönetileceği de planlanmalıydı. Hasat başlayınca çadırları sökmek yerine, sezon başlamadan altyapısı tamamlanmış yeterli kapasitede konaklama alanı hazırlamak kamunun görevidir. CUMHURBAŞKANLIĞI GENELGESİ AÇIK: SU, ELEKTRİK VE KANALİZASYON 27 Nisan 2024 tarihli ve 32529 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2024/5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, mevsimlik tarım işçilerinin yoğun olarak çalıştığı yerlerde valiliklerce geçici yerleşim alanları oluşturulmasını öngörüyor. Genelgeye göre bu alanlarda elektrik, su ve kanalizasyon altyapısı ile işçilerin eğitim, sosyal faaliyet ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ortak kullanım merkezleri bulunmalı. Yerleşim yerleri sel ve su baskını riski taşımayan, sağlık şartlarına uygun, yol ve altyapı hizmetlerinin kolayca ulaştırılabileceği alanlardan seçilmeli. Alanın büyüklüğü de barınacak işçi sayısına göre belirlenmeli. Dolayısıyla kamu görevi yalnızca alana kimin gireceğini kontrol etmek değildir. O alana kabul edilen insanların sağlıklı ve güvenli koşullarda yaşayabilmesini sağlamak da aynı görevin parçasıdır. ILO STANDARDI: HER ALTI KİŞİYE BİR TUVALET, LAVABO VE DUŞ Uluslararası Çalışma Örgütünün işçi konutlarına ilişkin rehberi, işçilere sağlanan barınma alanlarının insan onuruna uygun, sağlıklı ve güvenli olmasını öngörüyor. ILO’nun tavsiye niteliğindeki ölçütlerine göre işçi yerleşimlerinde şu imkânların bulunması gerekiyor: Güvenli ve yeterli miktarda içme suyu,Kanalizasyon ve drenaj sistemi,Yeterli doğal ve yapay aydınlatma,Havalandırma ve iklim koşullarına karşı koruma,Kadın ve erkekler için ayrı tuvalet ve duşlar,Her altı kişi için en az bir tuvalet, bir lavabo ve bir duş veya banyo,Sıcak ve soğuk akan su,Yemek yeme ve çamaşır yıkama alanları,Yangın alarmı, söndürme ekipmanı ve işaretlenmiş kaçış yolları,Düzenli temizlik, haşereyle mücadele ve kayıtlı periyodik denetimler,Kişisel eşyaların güvenle korunabileceği bölümler. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de yeterli barınmanın yalnızca bir çatıdan ibaret olmadığını belirtiyor. Güvenli içme suyu, sanitasyon, enerji, atıkların uzaklaştırılması, fiziksel güvenlik ve sağlık şartları yeterli barınmanın temel unsurları arasında sayılıyor. Birleşmiş Milletlerin zorla tahliyelere ilişkin ilkeleri ise insanların iradeleri dışında yerlerinden çıkarıldığı durumlarda önceden bilgilendirme, hukuki sürece erişim ve güvenli alternatif barınmanın önemine dikkat çekiyor. YEDİ SORUYA CEVAP VERİLMEDEN DOSYA KAPANMAZ Kaldırılan 30’dan fazla çadırda kaç kişi kalıyordu? Bu kişilerin kaçı mevsimlik tarım işçisi olarak kayıtlıydı? Düzensiz göçmen oldukları tespit edilen kişi var mıydı? İnsanlara önceden bildirim yapıldı mı ve eşyaları ne oldu? Çadırları kaldırılanlar hangi güvenli alana yerleştirildi? Aksu’daki 160 kişilik METİP merkezinin güncel kapasitesi ve altyapı durumu nedir? Kontrollü giriş yapılacak alanda temiz su, elektrik, kanalizasyon, tuvalet ve duş hizmetleri eksiksiz biçimde sağlandı mı? ÇADIRI SÖKMEK KOLAY, İNSANI KORUMAK SORUMLULUKTUR Kamu düzeni elbette korunmalıdır. Alanların amacı dışında kullanılmasına, suç işlenmesine veya çevre sağlığının bozulmasına izin verilmemelidir. Ancak kamu düzeni, yoksul ve savunmasız insanları görünmez hâle getirmek anlamına gelemez. Çadırları kaldırılanlar mevsimlik işçi değilse kim oldukları ve haklarında hangi işlemin yapıldığı açıklanmalıdır. Mevsimlik işçilerse neden kayıt altına alınıp güvenli konaklama alanına yerleştirilmedikleri anlatılmalıdır. Düzensiz göçmen oldukları ileri sürülecekse bu konuda yetkili kurumların yaptığı incelemenin sonucu ortaya konulmalıdır. Demir kapı güvenlik tedbiridir; temiz suyun, kanalizasyonun, elektriğin ve insan onuruna uygun barınmanın yerine geçmez. Başarı, çadırları sökmekle değil; hiçbir insanı açıkta bırakmadan güvenli, sağlıklı ve denetlenebilir bir yaşam alanı oluşturmakla ölçülür.

S-400 çalışmaları sürüyor... Mısır ile savunma iş birliği güçleniyor Haber

S-400 çalışmaları sürüyor... Mısır ile savunma iş birliği güçleniyor

Milli Savunma Bakanlığı, düzenlediği haftalık basın bilgilendirme toplantısında S-400 sistemleri, Kıbrıs meselesi ve Türkiye-Mısır savunma ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bakanlık, S-400 ile ilgili süreçlerin sürdüğünü, Mısır ile askerî iş birliğinin ise yeni adımlarla güçlendirildiğini bildirdi. ANKARA (İGFA) - Millî Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısını HAVELSAN'ın 44'üncü kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından yapılan bilgilendirmenin ardından, basın mensuplarının gündeme dair soruları yanıtlandı. S-400 ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemleri'nin güncel durumuna yönelik soruya cevap veren MSB, çalışmaların çok yönlü olarak devam ettiğini açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "Somut gelişmeler yaşandığında kamuoyuyla paylaşılacaktır." ifadeleri kullanıldı. MSB'DEN AVRUPA PARLAMENTOSU'NUN KIBRIS KARARINA TEPKİ Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs meselesine ilişkin alınan karar hakkında değerlendirmelerde bulunan MSB, söz konusu kararı kabul etmediğini bildirdi. Açıklamada, Kıbrıs Türk halkının geçmişte maruz kaldığı saldırıların ve yaşanan hadiselerin görmezden gelindiği belirtilerek, Türkiye'nin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nı garantörlük hakları doğrultusunda gerçekleştirdiği vurgulandı. Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve varlığını korumayı sürdüreceği kaydedilen açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Ada'daki mevcudiyetinin barış ve istikrarın teminatı olduğu ifade edildi. TÜRKİYE-MISIR SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENİYOR Türkiye ile Mısır arasındaki askerî ilişkilerin son dönemde ciddi bir ivme kazandığını belirten Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik diyaloğunun artırıldığını ifade ederken; askeri eğitim, müşterek faaliyetler ve savunma sanayisi alanlarında iş birliği adımlarının atıldığını duyurdu. Tuğamiral Aktürk, Haziran 2026'da Türkiye ve Mısır'da hava unsurlarının katılımıyla icra edilen tatbikatların, iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki birlikte çalışabilme kabiliyetini artırdığını ve karşılıklı tecrübe paylaşımına destek sağladığını kaydetti. Açıklamada, iki ülkenin savunma bakanlıkları düzeyinde gerçekleştirilen görüşmelerde ikili savunma ve güvenlik konularının masaya yatırıldığı belirtilirken, görüşmeler neticesinde iki ülke arasında "Savunma İş Birliği İyi Niyet Mektubu" imzalandığı; bu belgenin Türkiye ve Mısır arasındaki savunma iş birliğini kurumsal bir çerçevede geliştirmeyi, bölgesel barış ve istikrara katkı sunacak yeni iş birliği alanları açmayı hedeflediği duyuruldu.

81 ilde organize suç örgütlerine büyük operasyon! Genelge sonrası ilk dalga: 841 gözaltı Haber

81 ilde organize suç örgütlerine büyük operasyon! Genelge sonrası ilk dalga: 841 gözaltı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, organize suç örgütlerine yönelik ülke genelinde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 48 ayrı operasyonda 841 şüpheli hakkında adli işlem yapıldığını açıkladı. Bakan Gürlek, "Suç örgütlerine karşı tavizsiz mücadelemiz sürecek" mesajını verdi. ANKARA (İGFA) - Adalet Bakanı Akın Gürlek, organize suç örgütleriyle mücadele kapsamında Türkiye genelinde yürütülen geniş çaplı operasyonların bilançosunu paylaştı. Bakan Gürlek, Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde suç örgütlerine karşı kararlı mücadelenin sürdüğünü vurguladı. Bakan Gürlek'in verdiği bilgiye göre, hafta başında 81 ildeki 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen "Organize Suç Örgütleri ile Mücadele" konulu genelgenin ardından bu sabah ülke genelinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi. Toplam 48 operasyonda 841 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Operasyonlar kapsamında, 31 Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda 24 ilde Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesi kapsamında düzenlenen 35 operasyonda 711 şüpheli hakkında işlem gerçekleştirildi. Ayrıca 10 Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda 10 ilde düzenlenen 13 operasyonda ise örgütlü suç kapsamında olmayan benzer suçlardan 130 kişi hakkında adli işlem yapıldı. Bakan Gürlek, devletin suç örgütlerine karşı mücadelesinin kararlılıkla süreceğini belirterek, şehirlerin huzurunu bozmaya, gençleri suça sürüklemeye ve esnafı tehdit eden yapılara asla izin verilmeyeceğini ifade etti. Operasyonlarda görev alan Cumhuriyet başsavcılıklarına, savcılara, emniyet ve jandarma teşkilatına teşekkür eden Bakan Gürlek, kamu düzeni ve vatandaşların güvenliği konusunda tavizsiz mücadelenin devam edeceğini kaydetti. Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; milletimizin huzurunu, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini, esnafımızın emeğini ve kamu düzenini hedef alan organize suç örgütleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. 18 Haziran 2026 tarihli Millî Güvenlik Kurulu… — Akın Gürlek (@abakingurlek) June 26, 2026

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Haber

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR

ERİKLİMAN’DA KARAVAN TEHLİKESİ: SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Giresun’un şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında uzun süreli bekleyen karavanlar; atık su, tuvalet atığı, gri su boşaltımı, çöp birikimi, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği, yangın riski ve kamu alanı işgali açısından ciddi bir çevre ve toplum sağlığı sorunu oluşturuyor. Şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan bir ulaşım hattı üzerinde bulunan Erikliman’da karavanların kontrolsüz şekilde konaklaması, artık yalnızca park düzeniyle açıklanamayacak bir risk alanı üretmektedir. Altyapısı olmayan sahil noktalarında uzun süreli karavan bekleyişi, kıyı kullanımını daraltırken çevre hijyeni ve halk sağlığı açısından da acil müdahale gerektiren bir tablo ortaya çıkarmaktadır. TEHLİKE SADECE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ DEĞİL Erikliman’daki karavan yoğunluğu, dışarıdan bakıldığında yalnızca sahil hattında bekleyen araçlar gibi görülebilir. Ancak karavanlar, geçici yaşam alanı olarak kullanıldığında su tüketimi, tuvalet ihtiyacı, atık su, evsel çöp, yemek artığı, deterjanlı gri su ve kötü koku üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, lisanslı atık su toplama sistemi, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan güvenli şekilde yönetilmesi mümkün değildir. Karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli beklemesi, doğrudan çevre sağlığı riski oluşturmaktadır. ATIK SU, TUVALET VE GRİ SU RİSKİ BÜYÜYOR Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Gri su ise lavabo, duş, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Bu atıkların toprağa, yağmur suyu kanallarına, dere yatağına veya deniz kıyısına karışması; bakteri, virüs, parazit, kötü koku ve çevre kirliliği açısından ciddi risk oluşturur. Erikliman gibi denizle temas eden sahil bölgelerinde bu risk daha da ağırlaşır. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de yurttaşların ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. KAMU ALANI ÖZEL KONAKLAMA SAHASINA DÖNÜŞÜYOR Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte sahil hattı, yol kenarları ve yeşil alanlar fiilen özel konaklama alanı gibi kullanılmaktadır. Masa-sandalye açılması, kamp düzeni kurulması, çamaşır asılması, atık bırakılması ve geceleme yapılması, kamu alanının ortak kullanım niteliğini zayıflatmaktadır. Erikliman sahili, belirli araç kullanıcılarının uzun süreli kullanımına bırakılacak bir konaklama sahası değildir. Bu alan, Giresun halkının ortak kıyı kullanım hakkı içinde değerlendirilmelidir. KÖTÜ KOKU, HAŞERE VE ÇÖP BİRİKİMİ YAŞAM KALİTESİNİ ETKİLER Altyapısız karavan yoğunluğu; evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık, deterjanlı su ve düzensiz temizlik nedeniyle kötü koku ve haşere riskini artırır. Sinek, böcek, kemirgen ve koku oluşumu yalnızca karavan kullanıcılarını değil; çevrede yaşayan yurttaşları, sahil hattını kullananları ve bölgeden geçenleri de etkiler. Şehir içinde bu tür risklerin görmezden gelinmesi, temizlik hizmetlerinin yükünü artırır ve çevre sağlığı denetimini zorlaştırır. YANGIN VE GÜVENLİK RİSKİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Görevlisi olmayan, güvenlik önlemi alınmayan, yangın mesafesi belirlenmeyen ve acil müdahale altyapısı bulunmayan alanlarda bu risk büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, kamera, görevli personel, yangın söndürme ekipmanı, araçlar arası güvenli mesafe ve acil müdahale düzeni bulunmasının nedeni budur. Erikliman gibi kontrolsüz sahil alanlarında bu riskler yönetilemez. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİ SAHİL HATTINDA BAŞIBOŞ BIRAKILAMAZ Giresun’un doğal güzellikleri ve sahil hattı karavan kullanıcıları için cazip olabilir. Ancak turizm faaliyeti, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Karavan turizmi desteklenecekse bu destek; şehir içi sahil alanlarının kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek değil, altyapılı ve denetimli resmi karavan parklarıyla sağlanmalıdır. Giresun’da karavan turizmini sürdürülebilir hale getirecek model, Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgelerinde uzun süreli bekleyişe izin vermek değil; bu faaliyeti şehir dışına yakın, altyapılı, kayıtlı ve denetimli alanlara taşımaktır. GİRESUN İÇİN 10 MADDELİK KARAVAN PARK ÖNERİSİ Giresun’da karavan turizminin çevreye, halk sağlığına ve kent düzenine zarar vermeden yönetilebilmesi için uygulanması gereken öneriler şöyledir: 1. Erikliman’da uzun süreli karavan konaklaması yasaklanmalı Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasına izin verilmemelidir. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet boşaltımı ve gri su dökümü kesin şekilde engellenmelidir. 2. Giresun’a resmi karavan park alanı kurulmalı Şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı oluşturulmalıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. 3. Kanalizasyon veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmalı Resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı ya da lisanslı atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. 4. Kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi zorunlu olmalı Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca özel bertaraf ünitesine boşaltmalıdır. Gelişigüzel tuvalet boşaltımı ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. Kimyasal tuvalet atıkları sıradan evsel çöp gibi değerlendirilemez. 5. Temiz su, elektrik, WC, duş ve güvenlik altyapısı sağlanmalı Karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunlu olmalıdır. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. 6. Plaka ve kullanıcı kaydı tutulmalı Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt sistemi hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. 7. Süre sınırı getirilmeli Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Aynı karavanın haftalarca veya aylarca aynı noktada kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırları açık şekilde belirlenmelidir. 8. Erikliman’da düzenli zabıta, çevre ve sağlık denetimi yapılmalı Denetim yalnızca araç parkına göre değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali, hijyen, geceleme ve kamp ekipmanı kullanımı başlıklarına göre yapılmalıdır. Zabıta, çevre koruma, temizlik işleri, sağlık ve güvenlik birimleri ortak denetim yürütmelidir. 9. Sahil hattında uyarı levhaları ve yasak alan haritası oluşturulmalı Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Erikliman ve şehir içi sahil hattında uyarı levhaları yerleştirilmeli, yasak alan haritası hazırlanmalıdır. 10. Karavan turizmi plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmalı Karavan kullanıcıları Giresun’a ekonomik katkı sağlayabilir. Ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. Karavan turizmi, kent düzenine ve çevre sağlığına uygun biçimde yönetilmelidir. YEREL YÖNETİMİN KARAR ALMASI GEREKİYOR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları, çevre sağlığı birimleri, zabıta ve temizlik ekipleri Erikliman’daki tabloyu yerinde değerlendirmelidir. Bölge yalnızca araçların durduğu bir alan olarak değil; atık üreten, kamu alanını kullanan, kıyı hattını etkileyen ve halk sağlığı riski doğurabilecek kontrolsüz konaklama noktası olarak ele alınmalıdır. İlk adım Erikliman ve şehir içi sahil hattında uzun süreli karavan konaklamasına ilişkin açık karar alınmasıdır. Ardından resmi karavan park alanı belirlenmeli, atık su ve kimyasal tuvalet altyapısı kurulmalı, plaka-kullanıcı kaydı ve süre sınırı uygulanmalı, denetim ve yaptırım sürekli hale getirilmelidir. ERİKLİMAN BU İŞ İÇİN UYGUN ALAN DEĞİLDİR Karavan turizmi doğru planlandığında Giresun için değer oluşturabilir. Ancak plansız bırakıldığında çevre sorunu, hijyen sorunu, kıyı kullanımı sorunu ve kamu alanı işgali üretir. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, çevre sağlığını ve toplum sağlığını koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek altyapısız sahil işgaliyle değil; resmi karavan parkı, atık su yönetimi, kimyasal tuvalet bertarafı, güvenlik, kayıt, süre sınırı ve düzenli denetimle sağlanmalıdır. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri, kontrolsüz karavan konaklaması için uygun değildir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.