Hava Durumu

#Güvenlik

giresunsonhaber - Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026-YKS İÇİN GİRESUN’DA NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ HAFTA SONU AÇIK OLACAK Haber

2026-YKS İÇİN GİRESUN’DA NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ HAFTA SONU AÇIK OLACAK

2026-YKS İÇİN GİRESUN’DA NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ HAFTA SONU AÇIK OLACAK Giresun Valiliği, 20-21 Haziran tarihlerinde yapılacak 2026-YKS öncesi kimlik kartı veya nüfus cüzdanı sorunu yaşayabilecek adaylar için Merkez, Bulancak, Görele ve Şebinkarahisar ilçe nüfus müdürlüklerinin hafta sonu açık tutulacağını duyurdu. Türkiye genelinde 2 milyon 425 bin 628 adayın başvurduğu sınav öncesi tüm hazırlıklar tamamlanırken, adaylara sınav giriş belgeleri, kimlik kartları ve sınav saatleri konusunda dikkatli olmaları çağrısı yapıldı. GİRESUN’DA ADAYLAR İÇİN HAFTA SONU KİMLİK NÖBETİ 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı için geri sayım başladı. Üniversite hayali kuran milyonlarca aday, 20-21 Haziran tarihlerinde üç oturum halinde yapılacak sınavlarda ter dökecek. Giresun Valiliği, sınava katılacak adayların T.C. kimlik kartı veya nüfus cüzdanı kaybı nedeniyle mağduriyet yaşamaması için sınav merkezlerinin bulunduğu Merkez, Bulancak, Görele ve Şebinkarahisar ilçe nüfus müdürlüklerinin hafta sonu açık bulundurulacağını açıkladı. MERKEZ, BULANCAK, GÖRELE VE ŞEBİNKARAHİSAR AÇIK OLACAK Valilik duyurusunda, 2026-YKS’ye katılacak adayların kimlik işlemleri için sınav merkezlerinin bulunduğu ilçelerde nöbetçi nüfus müdürlüklerinin hizmet vereceği bildirildi. Buna göre Giresun’da Merkez, Bulancak, Görele ve Şebinkarahisar ilçe nüfus müdürlükleri adayların mağduriyet yaşamaması için hafta sonu açık olacak. Nüfus müdürlükleri 20 Haziran 2026 Cumartesi günü 07.00-17.00, 21 Haziran 2026 Pazar günü ise 07.00-15.30 saatleri arasında hizmet verecek. GEÇİCİ KİMLİK BELGESİ VERİLECEK Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya kimlik belgesinde sınava girişte sorun oluşturabilecek eksiklik bulunan adaylar, açık tutulacak nüfus müdürlüklerine başvurabilecek. Başvuru şartlarını yerine getiren adaylara, sınava giriş için geçerli olan “Geçici Kimlik Belgesi” verilecek. Kimlik kartı başvurusu yapacak adayların son 6 ay içinde çekilmiş biyometrik fotoğraf bulundurmaları ve kimlik kartı başvuru ücretini yatırmaları gerekiyor. SINAVA GİRİŞ BELGESİ VE KİMLİK UYARISI Adayların sınav günü yanlarında sınava giriş belgesi ile geçerli kimlik belgelerini bulundurmaları gerekiyor. Sınav giriş belgesi olmayan, geçerli kimliği bulunmayan veya kimlik belgesinde sınav güvenliği açısından sorun oluşturacak eksiklik bulunan adaylar sınava alınmayacak. Bu nedenle adayların sınavdan önce sınav yerlerini kontrol etmeleri, belgelerini hazırlamaları ve son güne bırakmadan kimlik kontrollerini yapmaları önem taşıyor. TÜRKİYE GENELİNDE 2 MİLYON 425 BİN ADAY BAŞVURDU 2026-YKS’ye Türkiye genelinde 2 milyon 425 bin 628 aday başvurdu. Sınavın ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Testi 20 Haziran Cumartesi günü saat 10.15’te yapılacak. Alan Yeterlilik Testleri 21 Haziran Pazar günü saat 10.15’te, Yabancı Dil Testi ise aynı gün saat 15.45’te gerçekleştirilecek. Adaylar, iki gün sürecek sınav maratonunda yükseköğretim programlarına yerleşebilmek için yarışacak. TYT, AYT VE YDT ÜÇ OTURUMDA YAPILACAK YKS’nin ilk oturumu olan TYT, tüm adaylar için temel yeterlilik ölçümü niteliği taşıyor. İkinci gün yapılacak AYT’de adaylar alanlarına göre soruları yanıtlayacak. YDT oturumuna ise yabancı dil puanıyla tercih yapacak adaylar katılacak. Sınav merkezlerinde güvenlik, ulaşım, kimlik işlemleri ve sınav düzeni için kurumlar tarafından gerekli hazırlıklar yürütülüyor. KİMLİK SORUNU YAŞAYAN ADAYLAR DOĞRUDAN BAŞVURABİLECEK Sınav sabahı kimlik kartını kaybeden veya kimlik belgesinde eksiklik olduğunu fark eden adayların açık tutulacak nüfus müdürlüklerine başvurması gerekiyor. Giresun’da bu kapsamda Merkez, Bulancak, Görele ve Şebinkarahisar ilçe nüfus müdürlükleri adaylara hizmet verecek. Adayların zaman kaybı yaşamaması için sınav yerine yakın nüfus müdürlüğünü önceden öğrenmeleri, belgelerini kontrol etmeleri ve sınav merkezine giriş saatini dikkate alarak hareket etmeleri gerekiyor. AİLELERE VE ADAYLARA ZAMAN UYARISI Sınav günü yaşanabilecek yoğunluk, trafik ve son dakika belge kontrolleri nedeniyle adayların sınav merkezlerine erken gitmeleri büyük önem taşıyor. Adayların sınav sabahı kimlik, sınava giriş belgesi, kalem-silgi uygulaması, bina giriş saati ve sınav salonu bilgilerini önceden kontrol etmeleri gerekiyor. Ailelerin de adayların sınav öncesi kaygısını artıracak telaş ve baskıdan uzak durması, sakin ve destekleyici bir ortam oluşturması öneriliyor. GİRESUN VALİLİĞİ ADAYLARA BAŞARI DİLEDİ Giresun Valiliği, yayımladığı duyuruda sınava girecek tüm adaylara başarı dileğinde bulundu. Valilik, adayların herhangi bir kimlik mağduriyeti yaşamaması için hafta sonu nüfus müdürlüklerinin açık tutulacağını bildirerek, gerekli şartları yerine getiren adaylara geçici kimlik belgesi düzenleneceğini açıkladı. ÜNİVERSİTE HAYALİ İÇİN KRİTİK HAFTA SONU 2026-YKS, milyonlarca aday için uzun hazırlık sürecinin en kritik aşaması olacak. Giresun’da da adaylar, iki gün boyunca sınav heyecanı yaşayacak. Kimlik, sınav giriş belgesi ve saat uyarılarına dikkat eden adaylar, sınav sürecini daha güvenli ve sorunsuz geçirecek. Sınava girecek tüm adaylara başarılar diliyoruz.

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Haber

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ

KARAVAN SORUNU: ŞEHİR İÇİNDE KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Giresun şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında karavanların uzun süreli beklemesi; çevre kirliliği, atık su, tuvalet, kanalizasyon, hijyen, kötü koku, görüntü kirliliği ve kamu alanının kullanımı açısından yeni bir yerel yönetim sorunu olarak öne çıkıyor. Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini yasaklamak yerine bu faaliyeti şehir içinden çıkaran, altyapısı tamamlanmış, denetimli ve kayıtlı karavan park alanlarına yönlendiren bir modeli esas alıyor. Giresun’un Erikliman bölgesinde sahil hattına ve yol kenarına çekilen karavanlar, kent yaşamı içinde giderek daha görünür hale gelen bir çevre sağlığı sorununu gündeme taşıyor. Bölgenin şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan ulaşım hattı üzerinde bulunması; karavanların yalnızca park düzeniyle değil, halk sağlığı, çevre hijyeni, kıyı kullanımı ve atık yönetimiyle birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Karavanların uzun süreli şekilde altyapısız alanlarda beklemesi, özellikle gri su, siyah su, kimyasal tuvalet atıkları, evsel çöp, kötü koku, haşere oluşumu ve zemine yayılan kirleticiler bakımından risk oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, atık su, dışkı ve gri suyun güvenli yönetimini bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve halk sağlığının korunması bakımından temel başlıklar arasında ele alıyor. Bu yaklaşım, karavanların şehir içindeki kontrolsüz konaklamasının basit bir görüntü veya park sorunu olmadığını; doğrudan çevre sağlığı ve toplum sağlığı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. ŞEHİR İÇİNDE ALTYAPISIZ KARAVAN KONAKLAMASI RİSK ÜRETİYOR Erikliman gibi şehir içinde kalan sahil bölgelerinde karavanların uzun süreli beklemesi, ilk bakışta turizm veya konaklama özgürlüğü gibi görülebilir. Ancak altyapısı bulunmayan noktalarda oluşan tablo farklıdır. Karavanlar, kendi içinde geçici yaşam alanı oluşturduğu için su kullanımı, tuvalet ihtiyacı, atık su üretimi, çöp birikimi ve çevreye temas eden evsel atıklar üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, özel boşaltım noktası, kimyasal tuvalet bertaraf sistemi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan yönetilmesi mümkün değildir. ABD Çevre Koruma Ajansı, karavan, tekne ve mobil yaşam alanı kullanıcıları için yayımladığı atık su rehberinde bu araçlardan kaynaklanan atık suyun güvenli şekilde bertaraf edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli bekletilmesinin çevre ve halk sağlığı bakımından kabul edilebilir bir model olmadığını gösteriyor. Karavan kaynaklı risk yalnızca görünür çöpten ibaret değildir. Tuvalet atıkları, kimyasal içerikler, deterjanlı gri su, yemek artıkları, yağlı atıklar ve kontrolsüz boşaltımlar; toprak, yağmur suyu kanalları, deniz kıyısı ve yeraltı suyu üzerinde kirletici baskı oluşturabilir. Sahil hattında bu risk daha da büyür. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de kamusal kullanım bakımından ortak alan niteliği taşır. ERİKLİMAN’DA SORUN PARK SORUNUNU AŞMIŞ DURUMDA Erikliman’da karavanların bulunduğu alan, şehir dışı bir kamp bölgesi değil; Giresun’un şehir içi ulaşım aksı, sahil bandı ve kamusal görünürlüğü yüksek bölgelerinden biridir. Bu nedenle burada oluşan karavan yoğunluğu, çevrede yaşayan yurttaşların günlük yaşamını, sahil kullanımını, temizlik düzenini ve kent estetiğini doğrudan etkiliyor. Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte kamu alanı fiilen özel konaklama alanına dönüşmektedir. Şehir içinde kıyı hattının daralması, yol kenarı ve yeşil alanların uzun süreli işgal edilmesi, görüntü kirliliği, çöp birikimi, tuvalet ve atık su ihtimali, bölgenin halk sağlığı açısından denetlenmesini zorunlu hale getiriyor. Bu tablo karşısında mesele “karavanlar burada dursun mu, durmasın mı?” sorusuna indirgenemez. Esas değerlendirme; şehir içinde, altyapısız, kontrolsüz ve denetimsiz karavan konaklamasının çevre sağlığı bakımından uygun olup olmadığıdır. Bilimsel çevre sağlığı yaklaşımı, bu tür alanlarda atık üretimi varsa mutlaka toplama, arıtma, bertaraf, temizlik, kayıt ve denetim sisteminin kurulmasını gerektirir. DÜNYA NE YAPIYOR? Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini tümden yasaklayan değil; onu kurallı, altyapılı ve denetlenebilir alanlara taşıyan bir anlayışla şekilleniyor. Avrupa Birliği’nin kentsel atık su politikasında insan sağlığı ve çevrenin arıtılmamış atık sudan korunması temel hedef olarak tanımlanıyor. 1 Ocak 2025’te yürürlüğe giren güncellenmiş Kentsel Atık Su Arıtma Direktifi de insan sağlığını, nehirleri, gölleri, yeraltı sularını ve kıyıları zararlı deşarjlardan korumayı amaçlıyor. Yeni Zelanda modeli, şehir içi ve doğal alanlarda gelişigüzel kampçılığı sınırlayan önemli örneklerden biridir. Ülkede “freedom camping” uygulaması kurallara bağlanmış, kamp yapanların insan atığı dahil atıklarından sorumlu olduğu açıkça belirtilmiş, bazı alanlar yalnızca kendi kendine yeterli araçlara açılmış ve kurallara uymayanlara para cezası sistemi getirilmiştir. 2023’te yapılan düzenlemeyle kendi kendine yeterli araçlar için zorunlu standartlar güçlendirilmiş; geçiş sürecinin 7 Haziran 2026’da tamamlanacağı açıklanmıştır. Yeni Zelanda’daki yerel uygulama örneklerinde, kendi kendine yeterli kabul edilecek araçlarda sabit tuvalet, su sistemi ve havalandırma gibi koşullar aranması, çevresel etkilerin azaltılması ve belediyelerin kampçılığı daha etkili yönetmesi bakımından önemli görülmektedir. Bu model, Giresun gibi kıyı kentlerinde karavanların tamamen başıboş bırakılmaması gerektiğini gösteren güçlü bir örnektir. ABD’de karavan, tekne ve mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertarafı ayrı bir çevre sağlığı başlığı olarak ele alınmaktadır. EPA’nın rehberleri, bu tür araçlardan kaynaklanan atıkların rastgele çevreye bırakılmaması, uygun septik veya atık su sistemleriyle yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. BİLİMSEL ÇEVRE SAĞLIĞI AÇISINDAN TEMEL RİSKLER Karavanların şehir içinde altyapısız alanlarda uzun süre beklemesi, çevre sağlığı bakımından birden fazla risk üretir. Birinci risk, atık su ve tuvalet atığıdır. Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Bu atıkların uygun şekilde toplanmaması; bakteri, virüs, parazit ve kötü koku açısından halk sağlığı tehdidi oluşturabilir. Gri su ise duş, lavabo, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün atık su, dışkı ve gri suya ilişkin güvenli kullanım rehberleri, bu alanın doğrudan hastalık önleme ve risk yönetimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. İkinci risk, kıyı ve deniz kirliliğidir. Erikliman sahil hattı denizle temas eden bir bölgedir. Yağmurla taşınan kirleticiler, zemine bırakılan atıklar veya kontrolsüz boşaltımlar kıyı ekosistemini etkileyebilir. Avrupa Birliği’nin atık su düzenlemelerinde kıyıların, yeraltı sularının, göllerin ve nehirlerin zararlı deşarjlardan korunmasının özellikle vurgulanması, sahil kentlerinde bu konunun neden daha hassas ele alınması gerektiğini göstermektedir. Üçüncü risk, haşere ve kötü koku oluşumudur. Evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık ve düzensiz temizlik; sinek, böcek, kemirgen ve kötü koku sorununu büyütebilir. Şehir içindeki karavan yoğunluğu, çevrede yaşayanların yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Dördüncü risk, kamu alanının özel kullanım alanına dönüşmesidir. Sahil şeridi, park alanı, yol kenarı ve yeşil alanlar herkesin ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. Karavanların uzun süreli beklemesi, bu alanların bir grup kullanıcı tarafından fiilen konaklama alanı gibi kullanılmasına yol açar. Bu durum hem kent estetiğini hem de yurttaşların sahil erişimini zayıflatır. Beşinci risk, yangın, güvenlik ve acil müdahale sorunudur. Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Altyapısız, görevlisiz ve denetimsiz alanlarda bu riskler büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, yangın tedbiri, kamera, görevli personel ve acil müdahale imkânı bulunmasının nedeni budur. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİNDEN ÇIKARILMALI, ALTYAPILI ALANA TAŞINMALI Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek, Erikliman gibi şehir içi sahil bölgelerinin kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek yapılamaz. Karavan turizmi, ancak altyapısı tamamlanmış, çevre sağlığı kurallarına uygun, kayıtlı ve denetimli alanlarla sürdürülebilir hale getirilebilir. Birinci önerimiz, Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasının yasaklanmasıdır. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet ve gri su boşaltımı kesin şekilde engellenmelidir. İkinci önerimiz, Giresun’da şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı kurulmasıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. Üçüncü önerimiz, resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmasıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. Dördüncü önerimiz, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesinin zorunlu hale getirilmesidir. Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca bu noktaya boşaltmalı; gelişigüzel boşaltım ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. İngiltere ve benzeri ülkelerde kimyasal tuvalet atıklarının depolanması ve işlenmesi çevre izinleriyle ilişkilendirilmekte, bu atıklar sıradan evsel çöp gibi görülmemektedir. Beşinci önerimiz, karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunluluğudur. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. Altıncı önerimiz, plaka ve kullanıcı kaydı sistemidir. Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. Yedinci önerimiz, süre sınırıdır. Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Karavanların aynı noktada haftalarca veya aylarca kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırı açık şekilde belirlenmelidir. Sekizinci önerimiz, Erikliman’da düzenli zabıta, çevre koruma ve sağlık denetimi yapılmasıdır. Denetim yalnızca araç parkına değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali ve hijyen başlıklarına göre yapılmalıdır. Dokuzuncu önerimiz, sahil hattında uyarı levhaları ve açık yasak alan haritası oluşturulmasıdır. Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Onuncu önerimiz, karavan turizminin Giresun için plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmasıdır. Karavan kullanıcıları kente ekonomik katkı sağlayabilir; ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. YEREL YÖNETİMİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve çevre sağlığı birimleri Erikliman’daki tabloyu yerinde incelemeli, bölgeyi yalnızca trafik veya park düzeni açısından değil; çevre sağlığı açısından da değerlendirmelidir. İlk aşamada Erikliman ve şehir içi sahil hattı için karavan konaklamasına ilişkin açık bir karar alınmalıdır. Bu kararda; uzun süreli bekleme, geceleme, atık bırakma, tuvalet boşaltımı, gri su boşaltımı, kamp ekipmanı açma ve kamu alanını işgal etme fiilleri net biçimde tanımlanmalıdır. İkinci aşamada resmi karavan parkı için alternatif alan belirlenmelidir. Bu alan şehir merkezinin içinde olmamalı; ancak ulaşımı mümkün, güvenliği sağlanabilir, kanalizasyon veya atık su sistemi kurulabilir, çevreye etkisi kontrol edilebilir bir noktada planlanmalıdır. Üçüncü aşamada denetim takvimi oluşturulmalıdır. Zabıta, temizlik işleri, çevre koruma, sağlık ve güvenlik birimleri ortak çalışma yapmalı; yalnızca şikâyet geldikçe değil, düzenli periyotlarla kontrol sağlamalıdır. Dördüncü aşamada yaptırım uygulanmalıdır. Uyarı levhaları ve süre tanındıktan sonra, kurallara uymayan karavanlara idari işlem yapılmalı; tekrar eden ihlallerde çekme ve men kararı uygulanmalıdır. KARAVAN TURİZMİNE KARŞI DEĞİL, KONTROLSÜZLÜĞE KARŞI BİR DÜZENLEME GEREKİYOR Giresun’un doğal güzellikleri, sahil hattı ve Karadeniz turizmi açısından karavan kullanıcıları için cazip olduğu açıktır. Ancak turizm, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Kentin sahil alanları, tuvalet ve atık su altyapısı olmayan mobil konaklama noktalarına dönüştürülemez. Dünyadaki örnekler, karavan turizminin ancak kurallı olduğunda sürdürülebilir hale geldiğini gösteriyor. Yeni Zelanda’da kendi kendine yeterli araç standardı, Avrupa Birliği’nde atık suyun insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerine karşı güçlendirilen düzenlemeler, ABD’de mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertaraf rehberleri aynı noktada birleşiyor: Atık üreten hiçbir konaklama faaliyeti denetimsiz ve altyapısız bırakılamaz. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, halk sağlığını ve çevreyi koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Erikliman’daki karavan yoğunluğu, Giresun’da kent yönetimi, çevre sağlığı ve kıyı kullanımı açısından acil düzenleme gerektiren bir başlıktır. Şehir içinde, sahil hattında ve altyapısız bölgelerde karavanların uzun süreli beklemesi; temizlik, tuvalet, kanalizasyon, atık su, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği ve kamu alanı işgali risklerini birlikte büyütmektedir. Giresun için en doğru model; şehir içi sahil alanlarında kontrolsüz karavan konaklamasını sonlandırmak, resmi karavan park alanı oluşturmak, bu alanı kanalizasyon, atık su, kimyasal tuvalet, çöp toplama, temiz su, elektrik, WC, duş, güvenlik ve denetim altyapısıyla donatmak, kurallara uymayanlara yaptırım uygulamaktır. Karavan turizmi plansız bırakıldığında çevre sorunu üretir; doğru yerde, doğru altyapıyla ve sıkı denetimle yönetildiğinde ise kente zarar vermeden turizm değerine dönüşebilir. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri ise bu iş için uygun değildir.

JANDARMA 187 YAŞINDA: GİRESUN’DA KÖKLÜ TEŞKİLATA GURUR MESAJI Haber

JANDARMA 187 YAŞINDA: GİRESUN’DA KÖKLÜ TEŞKİLATA GURUR MESAJI

JANDARMA 187 YAŞINDA: GİRESUN’DA KÖKLÜ TEŞKİLATA GURUR MESAJI Giresun Valisi Mustafa Koç, Jandarma Teşkilatı’nın 187’nci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, jandarmanın milletin huzur ve güvenliği için 187 yıldır fedakârca görev yaptığını vurguladı. GİRESUN’DAN JANDARMA TEŞKİLATI’NA KUTLAMA Giresun Valisi Mustafa Koç, Jandarma Teşkilatı’nın 187’nci kuruluş yıl dönümünü kutladı. Vali Koç, mesajında jandarmanın kurulduğu günden bu yana milletin huzuru, kamu düzeni ve güvenliği için gece gündüz görev yaptığını belirterek, teşkilatın vatan sevgisini ve görev bilincini her şartta en güçlü şekilde temsil ettiğini ifade etti. Koç, Jandarma Teşkilatı’nı devletin en köklü ve güvenilir kurumlarından biri olarak nitelendirdi. 14 HAZİRAN 1839’DAN BUGÜNE UZANAN KÖKLÜ GEÇMİŞ Jandarma Teşkilatı’nın kuruluş tarihi, Tanzimat Fermanı’nın ilan edildiği 1839 yılı ile Asakir-i Zaptiye Nizamnamesi’nin yürürlüğe girdiği 14 Haziran tarihinin birleştirilmesiyle 14 Haziran 1839 olarak kabul ediliyor. Bu tarih, teşkilatın kuruluş günü olarak kutlanıyor. Jandarma Genel Komutanlığı’nın resmi tarihçesinde, teşkilatın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kamu düzeni, emniyet ve asayiş hizmetlerinde önemli görevler üstlendiği; modernleşme dönemlerinde eğitim, teşkilatlanma ve görev yapısı bakımından kurumsal gelişimini sürdürdüğü aktarılıyor. “AZİZ ŞEHİTLERİMİZİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ” Vali Mustafa Koç, mesajında şehit ve gazilere özel vurgu yaptı. Koç, “Aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyor; görevi başındaki tüm Jandarma personelimize aileleriyle birlikte sağlık, başarı ve esenlik diliyorum” ifadelerini kullandı. GİRESUN’DA GÜVENLİĞİN ÖNEMLİ PAYDAŞI Giresun’da jandarma birimleri, il merkezi dışındaki geniş sorumluluk alanlarında asayiş, trafik, kaçakçılıkla mücadele, arama-kurtarma, kırsal güvenlik ve kamu düzeninin korunmasına yönelik görevlerini sürdürüyor. Vali Mustafa Koç’un mesajı, Jandarma Teşkilatı’nın ulusal hafızadaki yerini Giresun’daki güvenlik hizmetleriyle birlikte öne çıkarırken, 187 yıllık kurumsal mirasın sahadaki görev anlayışıyla devam ettiğini gösterdi.

VALİ KOÇ’TAN YOĞUN MAKAM TRAFİĞİ Haber

VALİ KOÇ’TAN YOĞUN MAKAM TRAFİĞİ

VALİ KOÇ’TAN YOĞUN MAKAM TRAFİĞİ Giresun Valisi Mustafa Koç, son iki günlük programında eğitimden güvenliğe, yerel yönetimden sivil toplum kuruluşlarına kadar farklı alanlardan çok sayıda ismi Valilik Makamı’nda kabul etti. Ziyaretlerde kamu hizmetleri, kurumlar arası iş birliği, eğitim çalışmaları, güvenlik hizmetleri ve sosyal sorumluluk başlıkları öne çıktı. EĞİTİM CAMİASINDAN VALİLİĞE ZİYARET Giresun Valisi Mustafa Koç, Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişleri Mustafa Kemal Akdağ ve Ramazan Öztürk ile İl Millî Eğitim Müdürü Özgür Tokgöz’ü makamında kabul etti. Eğitim alanındaki çalışmaların değerlendirildiği kabulde, kentte yürütülen eğitim hizmetleri ve kurumlar arası koordinasyon ele alındı. KAYMAKAMLAR MAKAMDA KABUL EDİLDİ Vali Koç, Güce Kaymakamı Ali Can Uludağ ile Aybastı Kaymakamı Makbule Adacı’yı da Valilik Makamı’nda ağırladı. Vali Koç ayrıca Alucra Kaymakamı Emrah Azman, Çanakçı Kaymakam Vekili Sıddık Çıvracı ve Çamoluk Kaymakam Vekili Abdul Aziz Demirtaş’ı kabul etti. Giresun’daki görev sürelerinde yürüttükleri çalışmalar nedeniyle kaymakamlara teşekkür eden Vali Koç, başarılı hizmetlerinden dolayı kendilerini Başarı Belgesi ile ödüllendirdi. Yeni görev yerlerine atanan kaymakamlara başarı dileyen Koç, görev hayatlarında sağlık, huzur ve muvaffakiyet temennisinde bulundu. JANDARMA KOMUTANLARIYLA GÜVENLİK GÖRÜŞMESİ Vali Mustafa Koç, Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanı Tuğgeneral Murat Evren, Giresun İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Nihat Özkök ve Ordu İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Sadi Akman’ı makamında kabul etti. Kabulde asayiş, güvenlik hizmetleri ve bölgesel koordinasyon başlıkları değerlendirildi. ŞEHİT AİLESİ VALİLİKTE AĞIRLANDI Vali Koç, 15 Mayıs 1991’de Adana-Gaziantep yolu Acarobası mevkisinde görev dönüşü geçirdiği trafik kazasında şehit olan Jandarma Çavuş Birol Uslubaş’ın annesi Sahure Uslubaş ile kardeşi Şenol Uslubaş’ı makamında ağırladı. Şehit ailesiyle bir süre görüşen Vali Koç, şehit ailelerinin milletin en kıymetli emanetleri arasında yer aldığını belirterek devletin her zaman şehit ailelerinin yanında olduğunu vurguladı. Koç, şehit Birol Uslubaş’ı rahmet, minnet ve şükranla andı. SİVİL TOPLUM VE İŞ DÜNYASI TEMASLARI Vali Mustafa Koç, makam ziyaretleri kapsamında Tirebolu Osman Topal Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Sadık İncekara ve yönetim kurulu üyelerini, Çınar Yapım Film Şirketi Yapımcısı Fırat Çınar’ı, İHAFEST Düzenleme Komitesi üyelerini, Çağırgan Veli Vakfı Başkanı Levent Uçkan ve beraberindeki heyeti kabul etti. Vali Koç, Doğu Karadeniz İş İnsanları Federasyonu Başkan Yardımcısı ve Eynesil Sanayi ve İş Adamları Derneği Başkanı Oktay Gül’ü de Valilik Makamı’nda ağırladı. Koç, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği Giresun Şubesi’ni de ziyaret ederek Şube Başkanı Yener Türk ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi. Ziyarette dernek çalışmaları ve iş dünyasına yönelik faaliyetler değerlendirildi. BANKACILIK VE YEREL TEMSİLCİLERLE GÖRÜŞME Vali Koç, Halkbank Trabzon Bölge Koordinatörü Kazım Şahin ile Halkbank Giresun Şube Müdürü Hakan Yüksel’i makamında kabul etti. AK Parti İl Genel Meclis Üyesi Abdullah Karapıçak, Tirebolu Avcılar ve Atıcılar Derneği Başkanı Sadullah Elecik ile Tirebolu Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Vedat Aytekin de Vali Koç’un makamında kabul ettiği isimler arasında yer aldı. ÖĞRENCİ ÖMER FARUK TUBADAN’A YAKIN İLGİ Vali Mustafa Koç, Mimar Sinan Anadolu Lisesi 11/A sınıfı öğrencisi Ömer Faruk Tubadan ile annesi Aynur Tubadan’ı Valilik Makamı’nda kabul etti. Görme güçlüğü yaşayan Ömer Faruk Tubadan ile bir süre sohbet eden Vali Koç, öğrencinin eğitim hayatına ilişkin iyi dileklerini iletti. Koç, ziyaretlerinden dolayı Ömer Faruk Tubadan ve annesi Aynur Tubadan’a teşekkür etti. VALİLİKTE YOĞUN KURUMSAL GÜNDEM Giresun Valiliği’nde son iki günlük kabul ve ziyaret trafiği, kentin kamu yönetimi, güvenlik, eğitim, sivil toplum, iş dünyası ve sosyal destek başlıklarını aynı gündemde buluşturdu. Vali Mustafa Koç’un temaslarında kurumlar arası koordinasyon, yerel hizmetlerin takibi ve toplumsal dayanışma vurgusu öne çıktı.

GÖKSU TRAVERTENLERİ’NDE 200 MİLYON TL’LİK ÇALIŞMA TAMAMLANDI Haber

GÖKSU TRAVERTENLERİ’NDE 200 MİLYON TL’LİK ÇALIŞMA TAMAMLANDI

GÖKSU TRAVERTENLERİ’NDE 200 MİLYON TL’LİK ÇALIŞMA TAMAMLANDI Giresun’un önemli doğa turizmi merkezlerinden Göksu Travertenleri’nde altyapı, çevre düzenlemesi, otopark ve dere ıslahı çalışmaları tamamlandı. Toplam yatırım bedeli 200 milyon TL’ye ulaşan çalışmalarla bölge daha güvenli, düzenli ve erişilebilir hale getirildi. 130 ARAÇLIK MODERN OTOPARK HİZMETE KAZANDIRILDI Giresun’un doğa turizmi açısından öne çıkan merkezlerinden Göksu Travertenleri’nde yürütülen altyapı ve çevre düzenleme çalışmaları tamamlandı. AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Göksu Travertenleri’nde artan ziyaretçi yoğunluğuna bağlı olarak ihtiyaç duyulan düzenlemelerin hayata geçirildiğini açıkladı. Bölgedeki en önemli ihtiyaçlardan biri olan otopark sorununun çözümü için yaklaşık 80 milyon TL maliyetle 130 araç kapasiteli modern otopark alanı oluşturuldu. Yeni otopark alanıyla özellikle yoğun ziyaret dönemlerinde yaşanan trafik ve park sorunlarının azaltılması, ziyaretçilerin bölgeye daha güvenli ve konforlu ulaşması hedeflendi. DERE ISLAHI VE GÜVENLİK ÇALIŞMALARINA 120 MİLYON TL Göksu Travertenleri’nin yanında bulunan dere yatağında da güvenlik ve koruma amaçlı kapsamlı çalışma yürütüldü. Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından yaklaşık 120 milyon TL yatırım bedeliyle tahkimat, perde duvarı, yaya köprüsü ve korkuluk çalışmaları tamamlandı. Dere ıslahı kapsamında yapılan düzenlemelerle bölgede meydana gelebilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi, doğal yapının korunması ve ziyaret alanının daha güvenli hale getirilmesi amaçlandı. TURİZM DEĞERİ ARTACAK Tamamlanan çalışmalarla Göksu Travertenleri’nin daha modern, güvenli, düzenli ve erişilebilir bir yapıya kavuştuğunu belirten Temür, bölgenin Giresun’un turizm vizyonuna önemli katkı sunduğunu ifade etti. Doğal yapısı, temiz havası ve manzarasıyla dikkat çeken Göksu Travertenleri, yılın farklı dönemlerinde yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlıyor. Yapılan yatırımların, bölgenin doğa turizmi potansiyelini artırması ve Giresun’un tanıtımına katkı sağlaması bekleniyor. TEMÜR’DEN TEŞEKKÜR Milletvekili Ali Temür, projenin hayata geçirilmesinde destek veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü’ne, ilgili kurumlara, mühendisler, teknik personel ve çalışanlara teşekkür etti. Temür, doğa turizmine ilgi duyan vatandaşları ve misafirleri Göksu Travertenleri’ni görmeye davet etti.

BULANCAK’TA TESCİLLİ YAPI KALDIRILDI Haber

BULANCAK’TA TESCİLLİ YAPI KALDIRILDI

BULANCAK’TA TESCİLLİ YAPI KALDIRILDI Bulancak Belediyesi, İhsaniye Mahallesi’ndeki ciddi biçimde yıpranan tescilli yapının kontrollü şekilde kaldırıldığını açıkladı. Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, işlemin vatandaş güvenliği gözetilerek yapıldığını ve yapının aslına uygun biçimde yeniden kazandırılması için ilk adımın atıldığını belirtti. BAŞKAN SIBIÇ: GÜVENLİK İÇİN KALDIRDIK, YENİDEN KAZANDIRACAĞIZ Bulancak Belediyesi, İhsaniye Mahallesi’ndeki tescilli yapıya bugün kontrollü müdahale etti. Başkan Necmi Sıbıç, yapının zaman içinde ciddi biçimde yıprandığını, risk oluşturduğunu, işlemin gerekli kurul kararları doğrultusunda yürütüldüğünü ve hedefin yapıyı aslına uygun biçimde yeniden kente kazandırmak olduğunu açıkladı. ESKİ YAPILARDA EN KRİTİK BAŞLIK ASBEST Bu tür yapılarda asıl teknik tartışma asbest başlığında yoğunlaşıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre asbest Türkiye’de 2010 yılına kadar çeşitli yapı malzemelerinde kullanıldı. Marley, boru, levha, eternit, conta, asbestli çimento paneller, baca ve dekoratif kaplamalar bu başlığın içine giriyor. Bakanlık, asbest liflerinin havada solunur hale gelmesi durumunda akciğerde birikerek ciddi sağlık riskleri ve kansere yol açabildiğini açık biçimde belirtiyor. ŞÜPHE VARSA TEST, ULAŞILAMAYAN ALANDA VARSAYIM ESASI Yapının yaşına bakarak tek başına “asbest vardır” ya da “asbest yoktur” hükmü kurulamaz. Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yıkım rehberleri, yıkıma başlamadan önce asbest varlığının tespit edilmesini, ulaşılması zor bölgelerde şüphe varsa asbest varmış gibi hareket edilmesini ve söküm planının buna göre hazırlanmasını esas alıyor. Bu yaklaşım, çalışanı da çevrede yaşayan yurttaşı da aynı anda korumayı hedefliyor. TESCİLLİ YAPILAR KAPSAM DIŞINDA, ASBEST RİSKİ AYRI MEVZUATTA DURUYOR “Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik” tescilli yapıların yıkımlarını kapsam dışında bırakıyor. Buna karşın aynı yönetmelik, genel binalarda asbest ve benzeri tehlikeli kimyasal içeren imalatlar sökülüp uzaklaştırılmadan ana yıkıma geçilemeyeceğini düzenliyor. Yönetmelik ayrıca yıkıma başlanmadan önce asbestli imalatın var olup olmadığının araştırılmasını, varsa türü, miktarı ve yerini belirleyen envanter çalışmasının yapılmasını ve katı numune alma ile analiz işlemlerinin yetkilendirilmiş laboratuvar tarafından yürütülmesini zorunlu tutuyor. Bu nedenle tescilli bir yapıda koruma kurulu kararı bulunması, asbest başlığını ortadan kaldırmıyor; asbest güvenliği ayrı bir teknik yükümlülük olarak masada kalıyor. İŞ PLANI, BİLDİRİM VE BELGELİ EKİP ŞARTI Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yıkım ve asbest rehberleri, asbestli söküm işine başlamadan önce işverenin iş planı hazırlamasını ve Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bildirim yapmasını öngörüyor. Bildirimde işyerinin unvanı ve adresi, sökülecek asbestin türü ve miktarı, yapılacak iş, çalışan sayısı, başlama tarihi, tahmini süre ile asbest söküm uzmanı ve asbest söküm çalışanı belgeleri yer alıyor. İş planında ise kullanılacak yöntem, ekipman, çalışanların korunması ve arındırılması ile çevredeki kişilerin korunmasına ilişkin tedbirler yazılıyor. Bakanlığın sıkça sorulan sorular sayfası da asbest söküm, yıkım, tamir, bakım ve uzaklaştırma alanlarında ölçüm ve numune alma işlemlerinin akredite ve yetkilendirilmiş laboratuvarlarca yapıldığını vurguluyor. TOZ, ATIK VE ÇEVRE GÜVENLİĞİ AYNI DOSYANIN PARÇASI Yıkım mevzuatı, toz emisyonunun kontrolü için önlem belirlenmesini ve toz bastırma sistemlerinin kullanılmasını zorunlu kılıyor. Bakanlığın asbest rehberleri de asbestli atıkların tehlikeli atık sınıfında olduğunu, lisanslı taşıma araçlarıyla düzenli depolama tesisine götürülerek bertaraf edilmesi gerektiğini belirtiyor. Başka bir ifadeyle mesele yalnızca binanın kaldırılması değil; tozun yayılmaması, atığın karışmaması ve bertaraf zincirinin kayıtlı biçimde işletilmesi.

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Haber

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama gündemiyle yapılan toplantı dün sert tepkilere sahne oldu. Köylülerin protestoları ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerin ardından AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, köyde endişeleri dinlediklerini, talepleri not aldıklarını ve vatandaşlarla irtibat halinde kalacaklarını açıkladı. Tirebolu’ya bağlı Sekü köyünde maden arama çalışmaları nedeniyle yükselen gerilim, dün yapılan toplantıyla yeni bir aşamaya taşındı. Köyde düzenlenen buluşmada vatandaşlar, bölgede yürütülen sondaj ve maden faaliyetlerine karşı itirazlarını doğrudan dile getirdi. Toplantıda zaman zaman sesler yükseldi, protestolar yaşandı ve köylülerin tepkisi açık biçimde ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan haber ve görüntülerde, AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas’ın toplantı sırasında yoğun tepkiyle karşılaştığı görüldü. Köylüler, özellikle bölgede daha önce yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiğini savundukları zararları gündeme taşıdı. Su kaynakları, tarım alanları, yaşam alanları ve köyün geleceği toplantının en sert başlıkları arasında yer aldı. Toplantıda kadınların da yoğun biçimde söz aldığı, bazı köylülerin geçmişte iktidar partisine oy verdiklerini ancak bugün maden faaliyetleri nedeniyle ciddi kaygı yaşadıklarını dile getirdiği aktarıldı. Tepkilerin odağında yalnızca yeni sondaj girişimi değil, yakın çevrede daha önce yaşandığı öne sürülen çevresel tahribat da vardı. Köylüler, bölgede yeni bir maden adımına rıza göstermeyeceklerini yüksek sesle ifade etti. Toplantının ilerleyen dakikalarında gerilim daha da arttı. Sosyal medyada dolaşıma giren anlatımlarda ve haber metinlerinde, Elmas’ın konuşmasının protestolar nedeniyle sık sık kesildiği, bazı vatandaşların doğrudan itiraz ettiği ve toplantının tansiyonunun yükseldiği belirtildi. Yine aynı paylaşımlarda, bazı köylülerin “artık milletvekiline ihtiyacımız yok” diyerek tepki gösterdiği, bir vatandaşın mikrofon alarak bölgede yaşayanların büyük çoğunluğunun yıllardır AK Parti’ye oy verdiğini söyleyip sert sözlerle itirazda bulunduğu ifade edildi. Sekü’deki tepki yalnızca toplantı salonuyla sınırlı kalmadı. Köylüler, yaşam alanlarının taş ocakları ve maden sahaları arasında sıkıştığını savundu. En büyük kaygı başlıkları arasında içme ve kullanma suyu kaynaklarının kirlenmesi, doğanın zarar görmesi, üretim alanlarının etkilenmesi ve günlük hayatın güvenlik uygulamaları nedeniyle zorlaşması yer aldı. Toplantının ardından Nazım Elmas yazılı bir açıklama yaptı. Elmas, Sekü köyünü ziyaret ederek hemşehrilerinin maden gündemiyle ilgili endişelerini dinlediklerini, taleplerini aldıklarını ve yetkililerden temin ettikleri bilgileri vatandaşlarla paylaştıklarını söyledi. Elmas, toplantının iki aşamalı gerçekleştiğini, ilk bölümde yaklaşık 20 dakikalık bilgilendirme yapıldığını, namaz arasının ardından soru ve taleplerin dinlendiğini belirtti. Elmas, bölgede şu anda yürütülmek istenen işlemin “maden arama” faaliyeti olduğunu vurguladı. Maden çıkarma aşamasına ancak ÇED süreci tamamlanırsa geçilebileceğini kaydeden Elmas, mevzuata uymayan, insan ve çevre için risk oluşturan her işlemin karşısında olduklarını ifade etti. Elmas ayrıca Türkiye genelinde maden çıkarma ruhsatı başvurularının yalnızca küçük bir bölümünün izin alabildiğini dile getirdi. Milletvekili Elmas’ın paylaştığı bilgilere göre Sekü köylüleri toplantıda beş temel talebi öne çıkardı. Köyde yapılacak her çalışma öncesinde vatandaşın önceden bilgilendirilmesi istendi. Su kaynaklarının kirlenmesi ve kuruması ihtimaline karşı hiçbir tedbirden taviz verilmemesi talep edildi. Güvenlik uygulamalarının köylünün günlük yaşamını ve çalışma düzenini aksatmaması gerektiği vurgulandı. Maden sahalarındaki denetimlerin sürmesi ve çevre mevzuatına aykırı durumlarda daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısı yapıldı. Bölgedeki bilgi kirliliğinin önüne geçmek için kamu kurumlarının düzenli ve doğru bilgilendirme yapması talep edildi. Elmas, toplantıya sonradan katılan bazı kişilerin konuşmaların tamamına hakim olmadan farklı yorum ve davranışlar sergilediğini savundu. Buna rağmen köylülerin soru, endişe ve taleplerini not aldıklarını belirten Elmas, vatandaşlarla irtibat halinde kalma kararı aldıklarını açıkladı. Açıklamasını, Sekü köyü sakinlerine ve köy muhtarına teşekkür ederek tamamladı. Sekü’de dün yaşananlar, bölgedeki maden tartışmasının teknik bir izin sürecini aşarak doğrudan sosyal ve siyasal bir gerilime dönüştüğünü gösterdi. Köylüler sahada daha güçlü güvence ve açık taahhüt istiyor. Elmas ise sürecin maden arama aşamasında olduğunu, taleplerin takip edileceğini ve vatandaşın yanında olduklarını savunuyor. Bölgedeki gerilim, bundan sonraki idari adımlar ve sahadaki uygulamalarla birlikte daha da yakından izlenecek.

TÜRKİYE’NİN NÜKLEER HAMLESİNE AKKUYU’DA YAKIN TAKİP Haber

TÜRKİYE’NİN NÜKLEER HAMLESİNE AKKUYU’DA YAKIN TAKİP

TÜRKİYE’NİN NÜKLEER HAMLESİNE AKKUYU’DA YAKIN TAKİP Giresun Üniversitesi’nin nükleer enerji ekibi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde teknik inceleme yaptı. Prof. Dr. Ayhan Kara, santralin devreye girmesiyle Türkiye’nin enerji alanında yeni bir eşiğe ulaşacağını söyledi. AKKUYU’DA SAHADA İNCELEME Giresun Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Nükleer Enerji Teknolojileri ve Reaktör Tasarımı ekibi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde kapsamlı teknik inceleme gerçekleştirdi. Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile T3 Vakfı’nın davetiyle yapılan ziyarete Prof. Dr. Ayhan Kara, Doç. Dr. Faruk Güner ve doktora öğrencisi Emil Mammadzada katıldı. REAKTÖR SİSTEMLERİ VE GÜVENLİK ALTYAPISI İNCELENDİ Heyet, dört üniteden oluşan santral sahasında reaktör sistemlerini, güvenlik altyapılarını, inşaat ve devreye alma süreçlerini yerinde gördü. İşletme stratejilerine ilişkin teknik sunumlar Rus nükleer mühendisler tarafından yapıldı. Ziyaret boyunca ileri düzey nükleer teknoloji uygulamaları ve uluslararası mühendislik standartlarının sahadaki karşılığı doğrudan incelendi. AYHAN KARA: TÜRKİYE ENERJİDE YENİ BİR EŞİKTE Prof. Dr. Ayhan Kara, Akkuyu’nun yalnızca büyük bir enerji yatırımı olmadığını, Türkiye’nin enerji geleceği açısından stratejik bir eşik olduğunu vurguladı. Kara, tüm sistem devreye alındığında santralin Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılayacak kapasiteye ulaşacağını belirterek, bu tablonun enerji arz güvenliği açısından kritik değer taşıdığını ifade etti. AKADEMİK BİRİKİM SAHAYLA BULUŞTU Teknik ziyaret, üniversite bünyesinde yürütülen akademik çalışmaların sahadaki ileri mühendislik uygulamalarıyla birleştiği önemli bir adım oldu. Giresun Üniversitesi ekibi, nükleer enerji alanındaki teorik bilgi birikimini Türkiye’nin en stratejik projelerinden birinde doğrudan gözlemleme fırsatı buldu. Bu temasın, üniversitedeki bilimsel üretime ve teknik yetkinliğe yeni katkılar sunması bekleniyor. YERLİ VE MİLLÎ TEKNOLOJİ VURGUSU Kara, Türkiye’nin nükleer enerji alanında yalnızca yatırım yapan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke haline gelmesi gerektiğini de dile getirdi. Yerli ve millî nükleer reaktör teknolojilerinin geliştirilmesinin stratejik önem taşıdığını belirten Kara, Türkiye’nin bu alanda daha güçlü bir konuma ulaşmasının artık ertelenemez bir hedef olduğunu kaydetti. TEŞEKKÜR MESAJI Giresun Üniversitesi heyeti, ziyaretin gerçekleşmesine katkı sunan T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na, TENMAK’a, Akkuyu Nükleer A.Ş.’ye ve Rosatom yetkililerine teşekkür etti. Akkuyu’daki teknik inceleme, Türkiye’nin enerji vizyonuna akademik katkının güçlenmesi bakımından dikkat çeken bir adım olarak kayda geçti.

İYİ PARTİ GİRESUN İL BAŞKANI İNAN TAŞGÖZ’DEN HÜKÜMETE SERT ELEŞTİRİLER Haber

İYİ PARTİ GİRESUN İL BAŞKANI İNAN TAŞGÖZ’DEN HÜKÜMETE SERT ELEŞTİRİLER

İYİ PARTİ GİRESUN İL BAŞKANI İNAN TAŞGÖZ’DEN HÜKÜMETE SERT ELEŞTİRİLER İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, 1 Nisan 2026 tarihli basın açıklamasında hükümetin iç ve dış politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Taşgöz, NATO yapılanmaları, dış politika, güvenlik, eğitim, aile, uyuşturucu ve enerji başlıklarında partisinin görüşlerini ve çözüm önerilerini sıraladı. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, yayımladığı basın açıklamasında hükümetin iç ve dış politikadaki uygulamalarını eleştirdi. Taşgöz, açıklamasında özellikle Adana ve İstanbul’da planlandığını belirttiği NATO karargâhları üzerinden “millî egemenlik” vurgusu yaptı. Taşgöz, “Ülkemiz bugün kritik bir yol ayrımında bulunuyor. Hükümetin vizyonsuz politikaları ulus-devletimizi ve Cumhuriyetimizi büyük bir tehditle karşı karşıya bırakıyor. İYİ Parti olarak milletin aklına ve vicdanına sesleniyoruz” dedi. NATO KARARGÂHLARI TEPKİSİ Taşgöz, açıklamasında Adana’daki 6. Kolordu Komutanlığı’nın NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhı’na dönüştürülmesine yönelik çalışmaları ve İstanbul Anadolukavağı/Beykoz’da kurulacağını ifade ettiği NATO Deniz Unsur Komutanlığı’nı “millî egemenliğe en büyük tehdit” olarak niteledi. Taşgöz, bu durumu İran gerilimi ve PKK tehdidi sürerken “topraklarımızı, ordumuzu ve Boğaz’ımızı yabancı komutaya açmak” olarak değerlendirdi. İYİ Parti’nin bu başlıktaki çözüm önerisini de açıklayan Taşgöz, “Bu çokuluslu karargâhlar derhal iptal edilsin. 6. Kolordu ve Boğaz’daki birlikler tamamen Türk komutasında güçlendirilsin. Türk Paktı ile Azerbaycan, KKTC ve diğer Türk devletleriyle bağımsız millî savunma ittifakı oluşturalım” ifadelerini kullandı. DIŞ POLİTİKA VE İRAN KRİZİ Taşgöz, hükümetin İran-ABD-İsrail geriliminde “duygusal ve hesapsız adımlar” attığını savundu. Açıklamada, Türkiye’nin tarafsızlık ilkesinden uzaklaştırıldığı görüşü dile getirildi. Bu başlıkta partisinin yaklaşımını da açıklayan Taşgöz, “Tarafsızlığımızı koruyalım. Türk Paktı’nı hemen hayata geçirelim ve ‘Türk’ün kanı Türk’ün kanıdır’ ilkesiyle millî, bağımsız bir dış politika izleyelim” dedi. GÜVENLİK, UYUŞTURUCU VE EĞİTİM MESAJLARI Taşgöz, açıklamasında sokak güvenliği ve şiddet olaylarına da yer verdi. Sokakların çetelere ve mafyaya teslim edildiğini öne süren Taşgöz, “Güvenli Sokaklar” projesiyle emniyet ve jandarmanın güçlendirilmesini, şiddet faillerine ise caydırıcı cezalar uygulanmasını istedi. Gençlerin uyuşturucu tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten Taşgöz, “Millî Gençlik Kalkanı” projesiyle okullarda bilinç, spor ve ahlak eğitiminin güçlendirilmesini, hudutların sıkı şekilde korunmasını ve uyuşturucu tacirlerine sıfır tolerans gösterilmesini savundu. Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerinde ise müfredatın Türk tarihi ve Türk dünyası değerleriyle yeniden şekillendirilmesini isteyen Taşgöz, her okulda “Türk Gençliği Ahlak ve Dayanışma” dersinin zorunlu hale getirilmesini önerdi. AİLE, KADIN CİNAYETLERİ VE ENERJİ BAŞLIKLARI Taşgöz, açıklamasında aile yapısındaki bozulma ve kadın cinayetlerine de değindi. “Türk Ailesi Destek Paketi” ile doğurganlığın teşvik edilmesini, “Türk Kadını Koruma Yasası” çıkarılmasını ve aile içi şiddete sıfır tolerans uygulanmasını istedi. Enerji politikalarıyla ilgili olarak da sert eleştirilerde bulunan Taşgöz, enerji kaynaklarının yabancı şirketlere bırakıldığını savundu. Bu alanda “Türk Enerji Bağımsızlık” projesinin hayata geçirilmesini ve neo-kolonyal tehditlere karşı “Türk Medeniyet Projesi”nin başlatılmasını önerdi. AÇIKLAMAYI ÇAĞRIYLA TAMAMLADI Taşgöz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu çöküşü ancak millî bir irade durdurabilir. İYİ Parti olarak Cumhuriyetimizi, Türk milletini ve memleketimizi,daha iyi yarınlara taşımak adına buradayız. Yaşasın Türk Milleti! Yaşasın Büyük ve müreffeh Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Adalet ve Hürriyet!” İYİ Parti Giresun İl Başkanlığı da açıklamada Giresunluları bu duruş etrafında birleşmeye ve destek vermeye davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.