Hava Durumu

#Göç

giresunsonhaber - Göç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE: Haber

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE:

GİRESUN’UN FINDIK HİKÂYESİ TRT BELGESEL’DE: “HASAT VAKTİ” ESPİYE’DEN TÜRKİYE’YE SESLENECEK Giresun’da fındığın yalnızca bir tarım ürünü değil; gurbeti, ana ocağını, aile dayanışmasını ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaşam kültürünü nasıl bir araya getirdiği TRT Belgesel ekranlarına taşınıyor. “Hasat Vakti – Fındık” belgeseli, Espiye’de yaşayan 90 yaşındaki Nesibe Teyze ile çocukları ve torunlarının her hasat döneminde yeniden aynı bahçede buluşmasının hikâyesini anlatacak. Gündüz fındık dalları arasında verilen emek, akşam aynı sofrada giderilen hasret ve Giresun’dan İstanbul ile Gebze’ye uzanan aile yaşamı, 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de TRT Belgesel’de izleyiciyle buluşacak. TRT’nin güncel yayın akışında da “Hasat Vakti”nin pazar akşamı saat 20.00’de ekrana geleceği duyuruluyor. (TRT Belgesel) BİR FINDIK BAHÇESİNDEN ÇOK DAHA FAZLASI Karadeniz’in yeşil dağlarının arasında, Giresun’un Espiye ilçesinde yaşayan 90 yaşındaki Nesibe Teyze, yaşamının büyük bölümünü bu topraklarda geçirdi. Bugün hayatını yalnız sürdüren Nesibe Teyze’nin evi ve fındık bahçesi ise yılın belirli bir döneminde yeniden kalabalıklaşıyor. Çocukları ve torunları, hayatlarını farklı şehirlerde sürdürseler de fındık hasadı başladığında ana ocağına geri dönüyor. Giresun’dan İstanbul’a, Gebze’ye uzanan farklı hayatlar, her yıl yaklaşık bir aylığına yeniden aynı bahçede birleşiyor. “Hasat Vakti – Fındık” işte tam da bu buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Giresun Valiliğinin duyurusunda da yapımın merkezinde Nesibe Teyze ile çocukları ve torunlarının hasat döneminde ana ocağında yeniden bir araya gelişinin bulunduğu belirtiliyor. Aynı bilgiler bölgedeki yayınlarda da aktarıldı. (Giresun İleri Gazetesi) GÜNDÜZ BAHÇEDE EMEK, AKŞAM AYNI SOFRADA HASRET Belgeselin anlatısında fındık yalnızca daldan toplanan ve ekonomiye kazandırılan bir ürün olarak ele alınmıyor. Sabah başlayan hasatla birlikte aile üyeleri bahçeye giriyor. Gün boyunca fındık dallarının arasında çalışma sürerken yıllardır farklı şehirlerde yaşayan aile bireyleri yeniden aynı emeğin parçası oluyor. Akşam olduğunda ise bahçedeki çalışma yerini aile sofrasına bırakıyor. Bir yıl boyunca birbirinden uzakta yaşayan insanlar, hasat sayesinde yeniden yan yana geliyor; aynı sofraya oturuyor, geçmişi konuşuyor ve hasret gideriyor. Bu yönüyle yapım, “fındık hasadı” üzerinden Karadeniz’deki aile, göç ve memlekete dönüş kültürünü anlatan bir insan hikâyesine dönüşüyor. GURBETTEN ANA OCAĞINA DÖNÜŞ Fındık sezonu özellikle Giresun ve Doğu Karadeniz’de uzun yıllardır yalnızca tarımsal takvimin bir dönemi değil, aynı zamanda gurbetçilerin memlekete dönüş zamanı olma özelliğini taşıyor. İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara ve Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşayan çok sayıda Karadenizli aile, ağustos ve eylül aylarında fındık bahçelerine dönüyor. “Hasat Vakti – Fındık” da bu toplumsal hareketliliği tek bir ailenin hayatı üzerinden izleyiciye aktarıyor. Nesibe Teyze’nin çocukları ve torunlarının İstanbul ve Gebze’den Espiye’ye uzanan yolculuğu, aslında binlerce Giresunlu ailenin her fındık mevsiminde yaşadığı dönüşün küçük fakat güçlü bir örneğini oluşturuyor. 90 YAŞINDAKİ NESİBE TEYZE HİKÂYENİN MERKEZİNDE Belgeselin merkezinde Nesibe Destek bulunuyor. Tanıtım afişinde Nesibe Destek ile birlikte aileden Ali Destek, Kerim Destek, Sündüs Destek, Hacer Destek, Burcu Destek ve Cansu Destek de yer alıyor. Böylece yapım, farklı kuşakları tek bir bahçede buluşturarak fındığın bir aile içerisinde yıllar boyunca nasıl ortak hafızaya dönüştüğünü gösterecek. Nesibe Teyze’nin yaşamı üzerinden bir taraftan yaşlı bir Karadeniz kadınının toprakla kurduğu bağ, diğer taraftan çocuklarının ve torunlarının gurbet hayatı anlatılacak. Bu nedenle ekrana gelecek hikâyenin başrolünde sadece fındık değil, 90 yıllık bir yaşam ve o yaşamın etrafında yeniden birleşen bir aile bulunuyor. FINDIK, AİLEYİ YILDA BİR KEZ YENİDEN TOPLUYOR Belgeselin en güçlü anlatı noktalarından biri de hasadın aile içerisindeki birleştirici rolü. Yıl içerisinde işleri, eğitimleri ve yaşamları nedeniyle farklı şehirlerde bulunan aile bireyleri, fındık zamanı geldiğinde günlük hayatlarını bir süreliğine geride bırakıyor. Bahçe yeniden ortak çalışma alanına, aile evi yeniden buluşma noktasına dönüşüyor. Bu nedenle fındık hasadı yalnızca ürünün toplanması anlamına gelmiyor. Bahçeye giren her aile bireyi, aynı zamanda geçmiş kuşaklardan devralınan bir çalışma biçiminin devamına katılıyor. Gündüz bahçede fındık toplanırken akşam aile fertlerinin aynı sofrada bir araya gelmesi, belgeselin ana duygusal eksenini oluşturuyor. (Giresun İleri Gazetesi) FINDIĞIN ARKASINDAKİ İNSAN HİKÂYESİ EKRANA GELECEK Fındık çoğu zaman rekolte, fiyat, randıman, ihracat ve piyasa rakamları üzerinden gündeme geliyor. “Hasat Vakti – Fındık” ise ürünün arkasındaki insana odaklanıyor. Bir kilogram fındığın arkasında; bahçeye giren aileleri, yıllar sonra memlekete dönen gurbetçileri, yaşlı anne ve babaları, torunları, imece kültürünü ve hasat sonunda kurulan sofraları görünür hale getiriyor. Böylece fındığın ekonomik değerinin yanında Giresun’un sosyal yaşamındaki yeri de Türkiye çapında bir belgeselle anlatılmış olacak. KAMERA ESPİYE’NİN DOĞASINI DA KAYDA ALDI Belgeselin önemli unsurlarından birini de Giresun’un doğal coğrafyası oluşturuyor. Karadeniz’in dağlarla çevrili köyleri, eğimli fındık bahçeleri, geleneksel yaşamın sürdüğü kırsal alanlar ve hasat ortamı, aile hikâyesinin doğal dekorunu oluşturacak. TRT Belgesel’in “Hasat Vakti” yapımı zaten insan hikâyeleriyle üretim süreçlerini bir araya getiren bir anlatı üzerine kuruluyor. TRT Belgesel’in resmi sitesinde de “Hasat Vakti” kanalın öne çıkan programları arasında yer alıyor. (TRT Belgesel) YAPIMIN ARKASINDA GENİŞ BİR TRT EKİBİ VAR “Hasat Vakti – Fındık” bölümünün yönetmenliğini Ebru Çakırkaya, yapımcılığını Güven Aksu, görüntü yönetmenliğini ise Mazlum Demirbağ üstleniyor. Tanıtım afişinde yapım ekibi şöyle yer alıyor: Kamera asistanı Hüseyin Şahin, havadan çekim Bekir İren, ışık Haluk Döner ve Aziz Aslan, ses Cemal Ensari, kurgu Serap Mutlu, renk düzenleme Nuri Leblebici, müzik Hünkar Demirbağ, ses tasarım Nuri Aykurt, ses efekt editörü Melih Gündüz. Danışmanlık görevlerini Dilek Çamcı, Canan Ekizoğlu ve Engin Ayyıldız, idari yapımcılığı Murat Alaca, ulaşım görevlerini Aykut Üngör ve Hüseyin Soylu, proje koordinatörlüğünü ise Nurullah Dinçer üstleniyor. Yapım TRT İç Yapımlar ve TRT Belgesel imzasıyla ekrana gelecek. GİRESUN BU KEZ FINDIĞIN İNSAN YÜZÜYLE EKRANDA Belgesel aynı zamanda Giresun açısından önemli bir tanıtım fırsatı sunuyor. Türkiye’nin fındık denildiğinde ilk akla gelen kentlerinden biri olan Giresun, bu kez ürününün yalnızca ekonomik yönüyle değil, fındığın etrafında oluşan yaşam kültürüyle Türkiye’ye anlatılacak. Espiye’den ekrana taşınan hikâye; bir annenin çocuklarını bekleyişini, gurbetçilerin memlekete dönüşünü, ailece yapılan hasadı ve ortak sofranın taşıdığı anlamı bir araya getiriyor. Ortaya çıkan tablo, Karadeniz’de fındığın insanların hayatına ne kadar derinden yerleştiğini gösteriyor. 6 EYLÜL PAZAR SAAT 20.00’DE TRT’nin resmi yayın akışı da 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de “Hasat Vakti”nin yeni bölümünün TRT Belgesel ekranında olacağını doğruluyor. (TRT Belgesel) Giresun’un Espiye ilçesinden başlayıp İstanbul ve Gebze’ye kadar uzanan bir ailenin hikâyesi böylece Türkiye’nin ekranına taşınacak. “Hasat Vakti – Fındık”, fındığın daldan sepete uzanan yolculuğundan çok daha fazlasını; bir annenin etrafında yeniden toplanan çocukları, gurbetten dönüşü, aile dayanışmasını ve Giresun’da hasadın nesiller boyunca taşıdığı anlamı anlatacak. 90 yaşındaki Nesibe Teyze’nin ana ocağında birleşen üç kuşağın hikâyesi, 6 Eylül Pazar günü saat 20.00’de TRT Belgesel’de.

MADENCİLER MAAŞLARINI İSTİYOR: BEŞ AYDIR SÖZ VAR, ÖDEME YOK! Haber

MADENCİLER MAAŞLARINI İSTİYOR: BEŞ AYDIR SÖZ VAR, ÖDEME YOK!

MADENCİLER MAAŞLARINI İSTİYOR: BEŞ AYDIR SÖZ VAR, ÖDEME YOK! Nesko Maden işçileri, mart ayından bu yana ödenmediğini belirttikleri ücretleri için Şebinkarahisar meydanına indi. Verilen tarihler tutulmadı, borçlar büyüdü, bazı aileler ilçeden göç etmek zorunda kaldı. Madenciler, alın terlerinin karşılığını istiyor. Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde faaliyet gösteren Nesko Maden’in işçileri, aylardır devam eden ücret krizini bu kez ilçe meydanına taşıdı. Daha önce maden işletmesinde eylem yapan çalışanlar, 21 Temmuz 2026’da ilçe merkezinde yürüyerek hak ettikleri ücretlerin ödenmesini istedi. Hak arama sloganlarıyla yürüyen işçilere CHP Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol ile ilçe yönetim kurulu üyeleri de destek verdi. SALI DENDİ, CUMA DENDİ; MAAŞ YİNE YATMADI Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada, işçilerin seslerini yerel ve ulusal basın ile sosyal medya üzerinden duyurmaya çalıştıkları ancak beş aydır sonuç alamadıkları belirtildi. İşçiler, Yıldızlar SSS Holding yönetiminin alacaklarla ilgili verdiği sözlerin yerine getirilmediğini ve mağduriyetin her geçen gün büyüdüğünü söyledi. Ödeme için önce salı, ardından cuma gününün işaret edildiğini anlatan çalışanlar, bildirilen tarihler geçmesine rağmen ücretlerin hesaplara yatırılmadığını ifade etti. Uzayan belirsizlik nedeniyle bazı işçilerin aileleriyle birlikte Şebinkarahisar’dan göç etmek zorunda kaldığı da açıklandı. EVDE BORÇ, SOFRADA EKSİK, MEYDANDA EMEK MÜCADELESİ Ücretlerini alamadıkları için temel ihtiyaçlarını ve borçlarını karşılamakta zorlandıklarını dile getiren işçiler; bakkal borçlarının, kredi kartı yükünün ve geçim sıkıntısının dayanılmaz bir noktaya ulaştığını anlattı. Bir işçi yaşadıkları tabloyu, “Maddi olarak bittik, manevi olarak çöktük” sözleriyle özetledi. Çalışanlar, taleplerinin yardım veya ayrıcalık olmadığının altını çizerek, “Biz sadaka değil, emeğimizin ve alın terimizin karşılığını istiyoruz” dedi. MADENCİNİN MAAŞI YOKSA ŞEBİNKARAHİSAR ESNAFI DA KAYBEDİYOR Eylemde, ödenmeyen maaşların ilçenin ekonomik hayatına verdiği zarara da dikkat çekildi. İşçiler, ücretlerin düzenli ödenmesi durumunda çalışanların harcamalarıyla Şebinkarahisar ekonomisine ayda yaklaşık 12 milyon lira girdi sağlandığını belirtti. Madencilerin kazandıkları parayı yine ilçede harcadığını vurgulayan çalışanlar; esnafı, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi partileri ve ilçe halkını emek mücadelelerine destek vermeye çağırdı. İşçilerin açıklamalarına göre ücretlerin ödenmemesi, ailelerin geçim şartlarını ağırlaştırırken ilçedeki harcama gücünü ve esnafın iş hacmini de doğrudan etkiliyor. CEVHER VAR, İŞÇİ VAR; ÖDENMEYEN MAAŞ VAR İşçilerden biri, mart 2026 ücretinin hâlâ ödenmediğini belirterek işletmede üretimi sürdürebilecek cevherin ve deneyimli iş gücünün bulunduğunu söyledi. Dağın altında yaklaşık 50 yıllık rezerv bulunduğunu ileri süren işçi, hem yer altı ocaklarında hem de tesiste çalışabilecek durumda olduklarını ifade etti. Madenciler, biriken ücretlerinin ödenmesini ve bir an önce işlerinin başına dönmek istediklerini bildirdi. İŞÇİLER DEVLETİN TÜM KADEMELERİNE SESLENDİ Basın açıklamasında Şebinkarahisar Kaymakamlığı, Giresun Valiliği, Giresun milletvekilleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar, İçişleri ve Sanayi ve Teknoloji bakanlıklarına çağrı yapıldı. İşçiler, hemşehrileri Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın da sorunun çözümü için devreye girmesini istedi. Çalışanlar, sürecin bakanlara iletildiği ve takip edildiği yönünde kendilerine bilgi verildiğini ancak ücretlerin ödenmesini sağlayacak somut bir sonuç çıkmadığını söyledi. ŞAHİN: ÜCRET LÜTUF DEĞİL, KANUNLA KORUNAN HAKTIR Eyleme destek veren avukat Sevda Karataş Şahin, işçilerin istediği şeyin yalnızca emeklerinin karşılığı olan ücret olduğunu vurguladı. Ücret hakkının kanunla güvence altına alındığını belirten Şahin, çalışanların maaşlarını alamadığını ve zorunlu ücretsiz izne çıkarıldığını söyledi. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki benzer ücret sorunlarının yalnızca Şebinkarahisar’da yaşanmadığını savunan Şahin; Elazığ ve Eskişehir’deki işçilerin eylemlerini hatırlatarak Doruk Madencilik çalışanlarının mücadelesine işaret etti. MAAŞLAR ÖDENMEZSE EYLEMLER BÜYÜYECEK Sevda Karataş Şahin, ödeme yapılmaması halinde işçilerin mücadeleyi büyüterek yeni eylemler planlayacağını belirtti. Şahin, Yıldızlar SSS Holding yönetimine, “Paşa paşa yatıracaksınız o parayı” sözleriyle seslendi. Şebinkarahisar meydanındaki yürüyüş, aylardır maden sahasında ve sosyal medyada sürdürülen hak arayışını ilçe merkezinin gündemine taşıdı. Madenciler, ücretleri hesaplarına yatırılıncaya kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini açıkladı. https://yenisebinkarahisar.net/haber/28383469/madenciler-meydana-indi-isciler-maaslarini-istiyor

GEZMİŞ: “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI ADALET, ÜRETİM VE DOĞAYI KORUYAN BİR YÖNETİM ANLAYIŞIDIR” Haber

GEZMİŞ: “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI ADALET, ÜRETİM VE DOĞAYI KORUYAN BİR YÖNETİM ANLAYIŞIDIR”

GEZMİŞ: “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI ADALET, ÜRETİM VE DOĞAYI KORUYAN BİR YÖNETİM ANLAYIŞIDIR” Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Tele2 Haber’de Zeynel Lüle’nin hazırlayıp sunduğu Ankara Günlüğü programında Türkiye gündeminden Giresun’un sorunlarına kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. Gezmiş, “Ülkemizin umuda, adalete, üretime ve doğayı koruyan bir yönetim anlayışına ihtiyacı var” dedi. MECLİS, SAHA VE KOMİSYON ÇALIŞMALARI YOĞUN ŞEKİLDE SÜRÜYOR CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Tele2 Haber’in canlı yayın konuğu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çalışma takvimi, CHP’de yaşanan gelişmeler, Giresun’un ekonomik sorunları, fındık üreticisinin beklentileri, göç, çevre mücadelesi ve Karadeniz’de artan maden faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Meclis çalışmalarının yalnızca Genel Kurul oturumlarıyla sınırlı olmadığını belirten Gezmiş, milletvekillerinin komisyonlarda, sahada ve görevlendirildikleri bölgelerde yoğun bir çalışma yürüttüğünü söyledi. Gezmiş, “Resmi çalışma günlerimizin dışında da komisyon toplantıları ve saha çalışmaları nedeniyle sürekli görev başındayız. Giresun’da, bölgemizde ve görevlendirildiğimiz her yerde vatandaşlarımızın sorunlarını dinlemeye, çözüm üretmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. “HALKIMIZIN DESTEĞİ BİZE GÜÇ VERİYOR” Programda CHP’de yaşanan gelişmelere ilişkin soruları da yanıtlayan Milletvekili Gezmiş, Genel Başkan Özgür Özel’in Türkiye’nin farklı bölgelerinde vatandaşlarla buluşmasının toplumda güçlü bir karşılık bulduğunu dile getirdi. Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesi verdiğini belirten Gezmiş, yaşanan sürecin yalnızca siyasi rekabet olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Gezmiş, “Bugün yaşananların siyasi rekabetin ötesinde demokrasi meselesi olduğunu vatandaşlarımız çok iyi görüyor. Gittiğimiz her ilde, her ilçede farklı siyasi görüşlerden insanlarla buluşuyoruz. Halkımız büyük bir ilgi gösteriyor ve bu destek bize güç veriyor” dedi. Partiye yönelik hukuki süreçlerin ve siyasi operasyonların toplumda beklenen karşılığı bulmadığını savunan Gezmiş, CHP’nin her süreçten daha da güçlenerek çıktığını ifade etti. “PARTİMİZİN KÜLTÜRÜNDE ATAMA DEĞİL, SEÇİM VAR” Parti içi tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Elvan Işık Gezmiş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü bir demokrasi geleneğine sahip olduğunu söyledi. İl ve ilçe örgütlerinin üyelerin iradesiyle belirlendiğini vurgulayan Gezmiş, seçilmiş örgütlerin yanında olduklarını belirtti. Gezmiş, “Cumhuriyet Halk Partisi seçimle yönetilen bir partidir. Mahalle delegesinden başlayarak tüm kademeler demokratik seçimlerle oluşur. Üyelerimizin iradesiyle seçilmiş yöneticilerin yerine atamayla görevlendirme yapılmasını doğru bulmuyoruz. Biz seçilmiş örgütlerimizin yanındayız” diye konuştu. FINDIK ÜRETİCİSİ MALİYETLERİN ALTINDA EZİLİYOR Giresun ekonomisinin temelini oluşturan fındık üretimine de dikkat çeken Milletvekili Gezmiş, üreticinin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını söyledi. Gübre, ilaç, işçilik ve diğer girdilerdeki artışın üreticiyi ciddi biçimde etkilediğini belirten Gezmiş, fındığın yalnızca bölgesel değil, Türkiye açısından stratejik bir ürün olduğunu vurguladı. Gezmiş, “Gübre, ilaç, işçilik ve tüm girdi maliyetleri katlanırken üretici emeğinin karşılığını alamıyor. Fındık bizim sadece bölgemizin değil, ülkemizin stratejik ürünüdür. Üretici bahçeye girmeden önce taban fiyat açıklanmalı ve çiftçimiz korunmalıdır” dedi. Çay üreticilerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Gezmiş, üreticilerin emeklerinin karşılığını alamadan ürünlerini düşük fiyatlarla satmak zorunda bırakıldığını dile getirdi. “GİRESUN GENÇLERİNİ MEMLEKETİNDE TUTACAK YATIRIMLARA İHTİYAÇ VAR” Giresun’un en önemli sorunlarından birinin göç olduğunu belirten CHP Giresun Milletvekili Gezmiş, kentte yeterli yatırım ve istihdam alanı oluşturulamamasının gençleri büyükşehirlere ve yurt dışına yönelttiğini söyledi. Gezmiş, “Giresun’un nüfusu yaklaşık 460 bin ama dünyanın birçok yerinde milyonlarca Giresunlu yaşıyor. Gençlerimiz eğitim alıyor ancak kendi memleketlerinde iş bulamıyor. Bu nedenle doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalıyorlar. Giresun’un pozitif ayrımcılığa, yeni yatırımlara ve gençleri memleketinde tutacak projelere ihtiyacı var” ifadelerini kullandı. Kentte üretimi, istihdamı ve yerel kalkınmayı destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Gezmiş, Giresun’un sahip olduğu potansiyele rağmen hak ettiği yatırımları alamadığını söyledi. “TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Karadeniz’de artan maden faaliyetleri, HES projeleri, kafes balıkçılığı ve plansız enerji yatırımlarına da değinen Gezmiş, doğayı korumanın siyasi değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Giresun’un büyük bölümünün maden ruhsatlarıyla karşı karşıya bulunduğunu belirten Gezmiş, ormanların, su kaynaklarının, tarım alanlarının ve yaylaların korunması gerektiğini söyledi. Gezmiş, “Ormanlarımızı, su kaynaklarımızı ve tarım alanlarımızı korumak zorundayız. Dünyanın en kaliteli fındığını üreten topraklarımızı, derelerimizi ve yaylalarımızı kaybetme lüksümüz yok. Toprağın üstü altından daha değerlidir” dedi. HES projeleri, kafes balıkçılığı ve plansız enerji yatırımlarının bölgenin doğal dengesini bozduğunu ifade eden Gezmiş, gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. “ÜLKEMİZİN UMUDA İHTİYACI VAR” Programda Türkiye’nin geleceğine ilişkin mesajlar da veren Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ülkenin içinde bulunduğu sorunların kalıcı olmadığını, çözümün adalet, demokrasi, üretim ve liyakat temelinde kurulacak yeni bir yönetim anlayışında olduğunu söyledi. Gezmiş, “Türkiye’nin içinde bulunduğu bu süreç geçicidir. Biz halkımızla birlikte ülkemizin sorunlarını çözecek kadrolara ve projelere sahibiz. Umutsuzluğa gerek yok. Türkiye’nin yeniden adaletin, demokrasinin, üretimin ve liyakatin egemen olduğu günlere kavuşacağına inanıyoruz. Bu ülkenin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı. Gezmiş’in açıklamaları, Giresun’un ekonomik beklentilerinden çevre mücadelesine, üreticinin sorunlarından Türkiye’nin demokrasi gündemine kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar olarak öne çıktı.

GİRESUNLULAR İÇİN ORTAK HEDEF: KÜLTÜR, TURİZM, FINDIK VE GÜÇ BİRLİĞİ Haber

GİRESUNLULAR İÇİN ORTAK HEDEF: KÜLTÜR, TURİZM, FINDIK VE GÜÇ BİRLİĞİ

GİRESUNLULAR İÇİN ORTAK HEDEF: KÜLTÜR, TURİZM, FINDIK VE GÜÇ BİRLİĞİ Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’nin “Giresunluları nasıl bir araya getiririz?” sorusu, İstanbul’da yaşayan Giresunlular arasında kültürel miras, doğa dostu turizm, fındık ekonomisi ve ortak tanıtım platformu eksenli geniş bir değerlendirmeye dönüştü. 30 Nisan-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında 18’incisi düzenlenen Giresun Tanıtım Günleri, İstanbul’da yaşayan Giresunluları bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse; Çepni Federasyonu Başkanı Harun Özdemir, Kartal Giresunlular Dernek Başkanı Cengiz Demirkaya ve Başkan Yardımcısı İsmail Yüksel ile Giresun’un ortak hareket etme ihtiyacını konuştu. Sohbetin ana başlığını Fuat Köse’nin “Giresunluları nasıl bir araya getiririz?” sorusu oluşturdu. Bu soru, İstanbul’da yaşayan Giresunluların Giresun’un geleceği için kültürel miras, doğa, turizm, fındık, gençlik, kadınlar, sivil toplum ve ortak kalkınma hedefleri etrafında birleşmesi gerektiği fikrini öne çıkardı. GİRESUNLULARIN BİRLİK SORUNU MASAYA YATIRILDI Sohbette Giresunluların tarihsel olarak güçlü bireysel yapıya sahip olduğu, bu yapının kriz yönetme ve kendi ayakları üzerinde durma becerisini geliştirdiği belirtildi. Aynı değerlendirmede bu bireysel yapının zamanla ortak hareket etme kültürünü zayıflattığı, Giresunluların sivil toplumda, sporda ve siyasette yeterli güç birliği oluşturamadığı ifade edildi. Giresunluların geçmişte ortak hedef etrafında birleşebildiği örnek olarak Kurtuluş Savaşı yılları öne çıkarıldı. Topal Osman Ağa öncülüğünde kurulan 42. ve 47. Giresun Alayları, Giresunluların doğru liderlik ve ortak hedef oluştuğunda büyük bir dayanışma gösterebildiğinin tarihsel örneği olarak değerlendirildi. ORTAK HEDEF GİRESUN’UN KALKINMASI OLACAK İstanbul’daki buluşmada ortak hedefin yalnızca kültürel kimlikte değil, Giresun’un ekonomik ve sosyal kalkınmasında da kurulması gerektiği vurgulandı. Giresun’un yaylaları, denizi, fındığı, Giresun Adası ve Çepni kültürü bu ortak hedefin temel başlıkları olarak ele alındı. Giresun için önerilen yol haritasında kültürel mirasa sahip çıkılması, fındığın katma değerli ürüne dönüştürülmesi, yayla ve deniz turizminin birlikte geliştirilmesi, gençlerin ve kadınların sürece aktif katılması, derneklerin ve vakıfların ortak çatı altında buluşması yer aldı. DOĞA DOSTU TURİZM ÖNE ÇIKTI Sohbette Giresun’un kalkınma modelinin doğaya zarar vermeyen, yeşili ve maviyi koruyan turizm anlayışıyla kurulması gerektiği belirtildi. Giresun Adası’nın Doğu Karadeniz’in tek adası olması, kentin tanıtımı açısından stratejik değer olarak görüldü. Yaylalar, sahil hattı, Giresun Adası, fındık bahçeleri, yöresel mutfak, halk oyunları ve Çepni kültürü turizmin ana unsurları arasında değerlendirildi. Giresun’un yalnızca doğal güzellikleriyle değil, hikâyesi, tarihi ve insanıyla da tanıtılması gerektiği ifade edildi. FINDIK EKONOMİSİ KATMA DEĞERLE GÜÇLENECEK Giresun’un en stratejik ürünü olan fındık, sohbetin ekonomik kalkınma başlıklarından biri oldu. Fındığın yalnızca tarımsal ürün olarak değil; çikolata, fındık yağı, kozmetik, gastronomi, hediyelik ürün ve markalı gıda üretimiyle daha yüksek gelir sağlayacak bir değere dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı. Fındık borsasının Avrupa’da değil, Türkiye’de Giresun’da olması gerektiğinin ifade edildi. Giresun’un arazi yapısının eğimli olması, tarım ve yerleşim açısından doğal sınırlılıklar oluşturuyor. Bu nedenle saçak köklü fındık ağaçlarının hem üretim hem de toprak kaymasını önleme açısından stratejik önem taşıdığı belirtildi. Kısa vadede fındığa alternatif güçlü bir ürün geliştirmenin zor olduğu, bu nedenle fındıkta markalaşma ve katma değerli üretimin öncelik taşıdığı ifade edildi. Ayrıca Türk girişimcilerde dahil Güney Amerika ve Şili’de çok fazla fındık dikimi yapıldığı, bu hususunda göz ardı edilmemesi gerektiğinin altı çizildi. SANAYİ, TURİZM VE SU ÜRÜNLERİ BİRLİKTE PLANLANACAK Giresun’un kalkınması için yalnızca turizm değil, tarıma dayalı sanayi, su ürünleri işleme, paketleme, çevre dostu organize sanayi yatırımları, dijital haberleşme ağları merkezi ve yerel üretimin güçlendirilmesi de gündeme geldi. Sanayi yatırımlarında çevreye duyarlı üretim anlayışı, su ürünlerinde işleme ve paketleme tesisleri, fındıkta markalı üretim, turizmde ise yayla, deniz, gastronomi ve kültür rotalarının birlikte planlanması önerildi. GÖÇÜ AZALTACAK MODEL ARANIYOR Giresun’dan yaşanan göç, ortak kalkınma arayışının en önemli gerekçelerinden biri olarak değerlendirildi. Genç nüfusun kentte kalabilmesi için turizm, tarım, gıda sanayisi, su ürünleri ve yerel girişimcilik ve sağlık turizmi alanlarında istihdam yaratılması gerektiği belirtildi. Giresun’un ekonomik olarak güçlenmesi için yalnızca sezonluk etkinliklerin yeterli olmayacağı, kalıcı altyapı yatırımlarının zorunlu olduğu vurgulandı. Konaklama, yeme-içme, sosyal alan, ulaşım, rehberlik, festival alanları, yürüyüş rotaları ve seyir noktalarının doğayla uyumlu biçimde güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. HER GİRESUNLU GÖNÜLLÜ KÜLTÜR ELÇİSİ OLACAK Sohbette öne çıkan en somut önerilerden biri, her Giresunlunun gönüllü kültür elçisi olarak tanıtım sürecine katılması oldu. İstanbul’da, Türkiye’nin farklı illerinde ve yurt dışında yaşayan Giresunluların sosyal çevrelerinde, iş dünyasında, dijital mecralarda ve sivil toplum alanlarında Giresun’un tanıtımına katkı sunması gerektiği belirtildi. Bu modelde Giresun’un yaylaları, adası, fındığı, mutfağı, kültürü, tarihi, halk oyunları ve yöresel değerleri ortak tanıtım başlıkları olacak. “Giresun’un yüzü” anlayışıyla her Giresunlu, yaşadığı yerde kentin tanıtımına katkı veren bir temsilci gibi hareket edecek. GENİŞ KATILIMLI TANITIM PLATFORMU KURULACAK Sohbette dernekler, federasyonlar, vakıflar, belediyeler, iş insanları, kadınlar ve gençlerin içinde yer alacağı geniş katılımlı bir tanıtım platformu kurulması gerektiği belirtildi. Bu platformun amacı, Giresun’un doğasını, kültürünü ve ekonomisini tanıtmak; turizm ve kalkınma projelerine ortak akılla yön vermek olacak. Platformun siyasi görüşlere ve farklı kimliklere eşit mesafede duran, kimseyi dışlamayan, ortak meselelerde tek ses üreten bir yapı olması gerektiği vurgulandı. Böyle bir çatı oluştuğunda Giresunluların taleplerini yerel ve ulusal kamuoyunda daha güçlü dile getirebileceği ifade edildi. GENÇLER VE KADINLAR SÜRECİN MERKEZİNDE YER ALACAK Giresunluların birlik kültürünü yeniden güçlendirmesi için gençlerin ve kadınların sürece aktif katılması gerektiği belirtildi. Yeni neslin ortak fayda, dijital tanıtım, girişimcilik ve sosyal sorumluluk projelerinde daha etkin rol alabileceği değerlendirildi. Ortak burs fonu, genç girişimci destekleri, kadın kooperatifleri, kültür festivalleri, spor kulüplerine destek, yöresel üretim ağları ve tanıtım kampanyaları, Giresunluları aynı hedefte buluşturacak somut projeler arasında sayıldı. ÇOBAN ATEŞİ İSTANBUL’DA YAKILDI Çepni Federasyonu Başkanı Harun Özdemir, Kartal Giresunlular Dernek Başkanı Cengiz Demirkaya, Başkan Yardımcısı İsmail Yüksel ve Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’nin katıldığı sohbet, İstanbul’da yaşayan Giresunluların ortak düşüncesini görünür hale getirdi. Bu ortak düşünce; Giresun’un kültürel mirasına sahip çıkan, doğasını koruyan, fındığını markalaştıran, Giresun Adası’nı ve yaylalarını tanıtan, gençleri ve kadınları sürece dahil eden, Valilik, Belediyeler ve dernekleri ortak çatı altında buluşturan bir kalkınma modeli kurulması gerektiğini ortaya koyuldu. Giresunluların önündeki hedef artık yalnızca bir araya gelmek değil; birlikte iş üretmek, ortak tanıtım yapmak, ortak ekonomik değer oluşturmak ve Giresun’un geleceği için kalıcı bir güç birliği kurmak olacak. Giresun modeli olarak ele alınan kültür, eğitim, tarım ve turizm kalkınma modelinin başarılı olması halinde ülke genelinde yeni bir model ortaya çıkmış olacaktır.

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GENÇLİĞE GİRİŞİMCİLİK SAHASI AÇILDI Haber

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GENÇLİĞE GİRİŞİMCİLİK SAHASI AÇILDI

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GENÇLİĞE GİRİŞİMCİLİK SAHASI AÇILDI TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü ile Şebinkarahisar Yerel Eylem Grubu iş birliğinde düzenlenen “Geleceğin Girişimcisi Siz Olabilirsiniz” buluşması, gençleri proje, üretim ve yerel kalkınma başlığında aynı salonda topladı. Program, ilçede girişimcilik tartışmasını temenni cümlelerinin ötesine taşıyan yeni bir adım olarak öne çıktı. Şebinkarahisar’da düzenlenen “Geleceğin Girişimcisi Siz Olabilirsiniz” etkinliği, kırsal kalkınma ile gençlik politikalarını aynı başlık altında bir araya getirdi. Şebinkarahisar Yerel Eylem Grubu’nun 12 Mart 2026 tarihli duyurusunda, organizasyonun bölgedeki potansiyeli harekete geçirmek ve üniversite gençliğinin vizyonuna katkı sunmak amacıyla planlandığı açık biçimde yer aldı. Duyuruda, etkinliğin TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü yetkilileri ve YEG başkanlarının katılımıyla kurgulandığı belirtildi. Sahadaki tablo, bunun sıradan bir bilgilendirme toplantısı olmadığını gösteriyor. Çünkü TKDK’nin resmî çerçevesine göre LEADER yaklaşımı, kırsal bölgelerde yaşayanların ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak, yerel potansiyeli harekete geçirmek ve yenilikçi çözümleri desteklemek amacıyla uygulanıyor. Aynı resmî metinlerde, yerel paydaşların katılımıyla oluşturulan yapılar üzerinden Yerel Kalkınma Stratejileri hazırlandığı; bölgenin doğal, kültürel ve insan kaynağının bu stratejilerin merkezine yerleştirildiği vurgulanıyor. Bu çerçevede Şebinkarahisar’daki buluşma, gençlere yalnızca “girişimci olun” çağrısı yapan sembolik bir etkinlik değil; yerel kalkınma modelinin genç nüfus üzerinden somutlaştırılmaya çalışıldığı bir organizasyon niteliği taşıyor. TKDK’nin LEADER bilgi kitapçığında da yaklaşımın “tabandan tavana” işlediği, karar verme gücünün Yerel Eylem Gruplarında olduğu ve kırsal alanlara dönük stratejilerin yerelden kurulduğu açıkça belirtiliyor. Etkinliğin dikkat çeken yönlerinden biri de kurumsal zeminin artık kâğıt üzerinde kalmıyor oluşu. TKDK’nin 4 Mart 2026 tarihli IPARD III sözleşme listesinde Giresun’dan Yağlıdere Yerel Eylem Grubu Derneği’nin 27 Ocak 2026 tarihinde sözleşme imzaladığı görülüyor. Bu veri, Giresun’da LEADER temelli yapının aktif biçimde sahaya indiğini ve yerel kalkınma modelinin il genelinde kurumsallaşmaya başladığını gösteriyor. Şebinkarahisar’daki etkinlik de bu genişleyen çerçevenin yerel yansıması olarak okunuyor. Ancak açık kaynaklarda, bu haber konusu etkinliğe ilişkin tam katılımcı listesini ve program çıktısını veren ayrıntılı bir resmî tutanak ya da basın bülteni bulunamadı; eldeki doğrulanabilir ana kaynaklar YEG duyurusu ve TKDK’nin genel LEADER dokümanlarıyla sınırlı. Buradaki asıl mesele, kırsalda gençlerin yalnızca izleyici konumunda tutulmaması. Şebinkarahisar gibi ilçelerde göç, istihdam daralması ve üretim çeşitliliğinin sınırlılığı uzun süredir temel başlıklar arasında yer alıyor. LEADER modeli ise yerel aktörleri, sivil yapıları ve gençleri aynı masa etrafında toplayarak bu tabloya proje temelli bir yanıt üretmeye çalışıyor. Bu nedenle “Geleceğin Girişimcisi Siz Olabilirsiniz” buluşması, bir salon etkinliğinden çok daha fazlasını ifade ediyor: İlçede gençliğe, “yerelde kal, fikir üret, proje geliştir, destek mekanizmasına gir” çağrısı yapılıyor. Bu çıkarım, etkinlik duyurusundaki amaç beyanı ile TKDK’nin LEADER modeline ilişkin resmî tanımları birlikte okunduğunda ortaya çıkıyor. Şebinkarahisar’da verilen mesaj net: Kırsal kalkınma artık sadece tarla, ahır ve üretim tesisi üzerinden konuşulmuyor; genç akıl, yerel girişim ve proje kültürü de bu yeni dönemin ana unsurları arasında yer alıyor. İlçede düzenlenen bu buluşma, gençlerin kalkınma masasında kenarda değil, doğrudan merkezde tutulmak istendiğini gösteren güçlü bir işaret oldu.

DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ’NDE GİRESUN’DA DOĞAYA CAN SUYU Haber

DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ’NDE GİRESUN’DA DOĞAYA CAN SUYU

DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ’NDE GİRESUN’DA DOĞAYA CAN SUYU Tirebolu’da su kuşları ve balıklar beslendi, sulak alanların hayati önemi vurgulandı GİRESUN — 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında Giresun Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından düzenlenen farkındalık etkinliği, doğanın kalbi sayılan sulak alanlara dikkat çekti. Tirebolu ilçesinde gerçekleştirilen çalışmada su kuşları ve balıklar için besleme yapılarak ekosistemin bütünlüğüne vurgu yapıldı. Etkinlik; Tirebolu Hamam Mahallesi Kumyalı Mevkii ile Harşit Vadisi güzergâhında gerçekleştirildi. Doğal yaşam alanlarında yapılan besleme çalışması, özellikle kış aylarında besin bulmakta zorlanan su kuşları için destek niteliği taşıdı. SULAK ALANLAR: DOĞANIN GİZLİ KAHRAMANLARI Uzmanlara göre sulak alanlar yalnızca kuşların konaklama noktası değil; aynı zamanda su döngüsünün düzenlenmesi, taşkınların önlenmesi, yeraltı sularının beslenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması açısından da kritik rol oynuyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca hektar sulak alan yok olurken, bu kayıp; kuş göç yollarından balık popülasyonlarına, iklim dengesinden tarımsal üretime kadar geniş bir zinciri etkiliyor. Türkiye ise üç kıtanın kesişiminde yer alması nedeniyle yüzlerce kuş türü için hayati öneme sahip sulak alanlara ev sahipliği yapıyor. Karadeniz kıyıları ve akarsu vadileri ise göç rotaları üzerinde bulunan en önemli doğal koridorlar arasında yer alıyor. GİRESUN’DA DOĞAL YAŞAMA ORTAK DESTEK Tirebolu’daki etkinliğe bölgedeki sivil paydaşlar da destek verdi. Tirebolu Balıkçılık Derneği, Tirebolu Avcılar ve Atıcılar Derneği ve Tirebolu Su Ürünleri Kooperatifi çalışmaya katkı sunarak sulak alanların korunmasına yönelik toplumsal duyarlılığın güçlenmesine destek oldu. Yetkililer, sulak alanların yalnızca yaban hayvanları için değil; temiz su kaynaklarının devamlılığı, balıkçılık faaliyetleri ve bölgesel iklim dengesi açısından da yaşamsal önemde olduğunu vurguladı. “SULAK ALANLAR DOĞANIN SİGORTASIDIR” Müdürlük tarafından yapılan açıklamada, sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapısının bozulmaması ve su canlılarının yaşam alanlarının korunması için vatandaşların daha hassas davranması gerektiği belirtildi. Açıklamada şu mesaj öne çıktı: “Sulak alanlar doğanın sigortasıdır. Bu alanları korumak; kuşları, balıkları, suyu ve geleceğimizi korumaktır.” Giresun’da sulak alanların korunmasına ve yaban hayatının desteklenmesine yönelik çalışmaların yıl boyunca devam edeceği bildirildi.

FINDIKTA ÇÖKÜŞ! Haber

FINDIKTA ÇÖKÜŞ!

FİYATI TUTABİLEN YOK, ÜRETİCİYİ SAVUNAN DA! FİSKOBİRLİK 48 SAATTE 10 TL DÜŞÜRDÜ TMO 200 TL’YE ÇAKILI SERBEST PİYASA 250–260 TL’DE ÇIRPINIYOR Karadeniz’in alın teri olan fındıkta fiyat düşüşü fren tutmuyor. Kurumların dağınık ve tutarsız açıklamaları piyasayı altüst ederken, üreticinin emeği adeta değersizleştiriliyor. FİSKOBİRLİK’in 05–09 Aralık arasında üç farklı fiyat açıklaması yapması, tepkileri büyütüyor. ... FİSKOBİRLİK 23.09.2025’te 347 TL FİYAT AÇIKLAMIŞTI. O günden sonra devamlı fiyatı düşürerek; 05.12.2025’te 280 TL dedi. Bir gün sonra 275 TL. 09.12.2025’te(bugün) ise 270 TL’ye çekti. Serbest piyasa 250–260 TL bandında dibe çarpıyor. TMO’nun 200 TL’lik fiyatı ise aylar geçmesine rağmen güncellenmedi; adeta politik bir “kilit fiyat” olarak piyasayı aşağı çekiyor. . BÖYLE KURUM MU OLUR? ÜRETİCİ TEPKİLİ: “FİSKOBİRLİK KİMİN YANINDA?” Fiskobirlik gibi 87 yıllık bir kurum neden her gün fiyat indirir? Atatürk’ün “fındık birlikleri kurulmalıdır” sözüyle temellenen, 1938’de 50 kooperatifin birleşmesiyle doğan FİSKOBİRLİK bugün dev alıcıların gölgesinde hareket eden bir yapıya dönüşmüş durumda. Girdi maliyetleri iki günde bir değişmezken, asgari ücret sabitken, elektrik ve üretim maliyeti yerindeyken, kur aynıyken… Fiyatı kim aşağı çekiyor? Ve kim için? ... TMO’nun 200 TL fiyatı piyasayı kilitliyor. Siyasi müdahale eksikliği fiyatların dibe oturmasını sağlıyor. Büyük ihracatçılar masayı kuruyor, kurumlar oturuyor. FİSKOBİRLİK’in pazarlık gücü yok denecek kadar zayıf. Nakit sıkışıklığı yaşayan kurumlar fiyatı tutturamıyor. Hızlı satış baskısı altında fiyat aşağı çekiliyor. Devletin piyasadaki ağırlığı tarihe karışmış durumda. TMO’nun etkisiz fiyatı üreticiyi korumuyor, aksine piyasayı dibe sabitliyor. FİSKOBİRLİK ise piyasa oyuncularının yönlendirdiği pasif bir aktöre dönmüş durumda. ... TARIM POLİTİKASI BOŞLUĞA DÜŞMÜŞ, ÜRETİCİ SAHİPSİZ BIRAKILMIŞ. Bu politikaların bölgede sosyal olarak yıkıcı sonuçları oluşacak. • Emanet ürünler zarar ediyor. • Genç kuşak “Bahçeyi satayım da kurtulayım” diyor. • Karadeniz’de kırsal nüfus hızla çözülüyor. Göç dahada hızlanacak. Fındık, Türkiye’nin stratejik ürünüyken üretici kaderine terk edilmiş halde. ... “FİSKOBİRLİK NEDEN 48 SAATTE ÜRETİCİYİ YARALAYACAK ŞEKİLDE FİYAT DÜŞÜRÜR?” Ekonomik gerekçe yok. Sosyal gerekçe yok. Siyasi irade görünmüyor. Geriye kalan tek ihtimal var: Fındık piyasası artık üreticinin değil, büyük alıcıların masasıdır. Ve FİSKOBİRLİK o masada sandalye bile bulmakta zorlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.