Hava Durumu

#Göç

giresunsonhaber - Göç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GENÇLİĞE GİRİŞİMCİLİK SAHASI AÇILDI Haber

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GENÇLİĞE GİRİŞİMCİLİK SAHASI AÇILDI

ŞEBİNKARAHİSAR’DA GENÇLİĞE GİRİŞİMCİLİK SAHASI AÇILDI TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü ile Şebinkarahisar Yerel Eylem Grubu iş birliğinde düzenlenen “Geleceğin Girişimcisi Siz Olabilirsiniz” buluşması, gençleri proje, üretim ve yerel kalkınma başlığında aynı salonda topladı. Program, ilçede girişimcilik tartışmasını temenni cümlelerinin ötesine taşıyan yeni bir adım olarak öne çıktı. Şebinkarahisar’da düzenlenen “Geleceğin Girişimcisi Siz Olabilirsiniz” etkinliği, kırsal kalkınma ile gençlik politikalarını aynı başlık altında bir araya getirdi. Şebinkarahisar Yerel Eylem Grubu’nun 12 Mart 2026 tarihli duyurusunda, organizasyonun bölgedeki potansiyeli harekete geçirmek ve üniversite gençliğinin vizyonuna katkı sunmak amacıyla planlandığı açık biçimde yer aldı. Duyuruda, etkinliğin TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü yetkilileri ve YEG başkanlarının katılımıyla kurgulandığı belirtildi. Sahadaki tablo, bunun sıradan bir bilgilendirme toplantısı olmadığını gösteriyor. Çünkü TKDK’nin resmî çerçevesine göre LEADER yaklaşımı, kırsal bölgelerde yaşayanların ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak, yerel potansiyeli harekete geçirmek ve yenilikçi çözümleri desteklemek amacıyla uygulanıyor. Aynı resmî metinlerde, yerel paydaşların katılımıyla oluşturulan yapılar üzerinden Yerel Kalkınma Stratejileri hazırlandığı; bölgenin doğal, kültürel ve insan kaynağının bu stratejilerin merkezine yerleştirildiği vurgulanıyor. Bu çerçevede Şebinkarahisar’daki buluşma, gençlere yalnızca “girişimci olun” çağrısı yapan sembolik bir etkinlik değil; yerel kalkınma modelinin genç nüfus üzerinden somutlaştırılmaya çalışıldığı bir organizasyon niteliği taşıyor. TKDK’nin LEADER bilgi kitapçığında da yaklaşımın “tabandan tavana” işlediği, karar verme gücünün Yerel Eylem Gruplarında olduğu ve kırsal alanlara dönük stratejilerin yerelden kurulduğu açıkça belirtiliyor. Etkinliğin dikkat çeken yönlerinden biri de kurumsal zeminin artık kâğıt üzerinde kalmıyor oluşu. TKDK’nin 4 Mart 2026 tarihli IPARD III sözleşme listesinde Giresun’dan Yağlıdere Yerel Eylem Grubu Derneği’nin 27 Ocak 2026 tarihinde sözleşme imzaladığı görülüyor. Bu veri, Giresun’da LEADER temelli yapının aktif biçimde sahaya indiğini ve yerel kalkınma modelinin il genelinde kurumsallaşmaya başladığını gösteriyor. Şebinkarahisar’daki etkinlik de bu genişleyen çerçevenin yerel yansıması olarak okunuyor. Ancak açık kaynaklarda, bu haber konusu etkinliğe ilişkin tam katılımcı listesini ve program çıktısını veren ayrıntılı bir resmî tutanak ya da basın bülteni bulunamadı; eldeki doğrulanabilir ana kaynaklar YEG duyurusu ve TKDK’nin genel LEADER dokümanlarıyla sınırlı. Buradaki asıl mesele, kırsalda gençlerin yalnızca izleyici konumunda tutulmaması. Şebinkarahisar gibi ilçelerde göç, istihdam daralması ve üretim çeşitliliğinin sınırlılığı uzun süredir temel başlıklar arasında yer alıyor. LEADER modeli ise yerel aktörleri, sivil yapıları ve gençleri aynı masa etrafında toplayarak bu tabloya proje temelli bir yanıt üretmeye çalışıyor. Bu nedenle “Geleceğin Girişimcisi Siz Olabilirsiniz” buluşması, bir salon etkinliğinden çok daha fazlasını ifade ediyor: İlçede gençliğe, “yerelde kal, fikir üret, proje geliştir, destek mekanizmasına gir” çağrısı yapılıyor. Bu çıkarım, etkinlik duyurusundaki amaç beyanı ile TKDK’nin LEADER modeline ilişkin resmî tanımları birlikte okunduğunda ortaya çıkıyor. Şebinkarahisar’da verilen mesaj net: Kırsal kalkınma artık sadece tarla, ahır ve üretim tesisi üzerinden konuşulmuyor; genç akıl, yerel girişim ve proje kültürü de bu yeni dönemin ana unsurları arasında yer alıyor. İlçede düzenlenen bu buluşma, gençlerin kalkınma masasında kenarda değil, doğrudan merkezde tutulmak istendiğini gösteren güçlü bir işaret oldu.

DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ’NDE GİRESUN’DA DOĞAYA CAN SUYU Haber

DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ’NDE GİRESUN’DA DOĞAYA CAN SUYU

DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ’NDE GİRESUN’DA DOĞAYA CAN SUYU Tirebolu’da su kuşları ve balıklar beslendi, sulak alanların hayati önemi vurgulandı GİRESUN — 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında Giresun Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından düzenlenen farkındalık etkinliği, doğanın kalbi sayılan sulak alanlara dikkat çekti. Tirebolu ilçesinde gerçekleştirilen çalışmada su kuşları ve balıklar için besleme yapılarak ekosistemin bütünlüğüne vurgu yapıldı. Etkinlik; Tirebolu Hamam Mahallesi Kumyalı Mevkii ile Harşit Vadisi güzergâhında gerçekleştirildi. Doğal yaşam alanlarında yapılan besleme çalışması, özellikle kış aylarında besin bulmakta zorlanan su kuşları için destek niteliği taşıdı. SULAK ALANLAR: DOĞANIN GİZLİ KAHRAMANLARI Uzmanlara göre sulak alanlar yalnızca kuşların konaklama noktası değil; aynı zamanda su döngüsünün düzenlenmesi, taşkınların önlenmesi, yeraltı sularının beslenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması açısından da kritik rol oynuyor. Dünya genelinde her yıl milyonlarca hektar sulak alan yok olurken, bu kayıp; kuş göç yollarından balık popülasyonlarına, iklim dengesinden tarımsal üretime kadar geniş bir zinciri etkiliyor. Türkiye ise üç kıtanın kesişiminde yer alması nedeniyle yüzlerce kuş türü için hayati öneme sahip sulak alanlara ev sahipliği yapıyor. Karadeniz kıyıları ve akarsu vadileri ise göç rotaları üzerinde bulunan en önemli doğal koridorlar arasında yer alıyor. GİRESUN’DA DOĞAL YAŞAMA ORTAK DESTEK Tirebolu’daki etkinliğe bölgedeki sivil paydaşlar da destek verdi. Tirebolu Balıkçılık Derneği, Tirebolu Avcılar ve Atıcılar Derneği ve Tirebolu Su Ürünleri Kooperatifi çalışmaya katkı sunarak sulak alanların korunmasına yönelik toplumsal duyarlılığın güçlenmesine destek oldu. Yetkililer, sulak alanların yalnızca yaban hayvanları için değil; temiz su kaynaklarının devamlılığı, balıkçılık faaliyetleri ve bölgesel iklim dengesi açısından da yaşamsal önemde olduğunu vurguladı. “SULAK ALANLAR DOĞANIN SİGORTASIDIR” Müdürlük tarafından yapılan açıklamada, sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapısının bozulmaması ve su canlılarının yaşam alanlarının korunması için vatandaşların daha hassas davranması gerektiği belirtildi. Açıklamada şu mesaj öne çıktı: “Sulak alanlar doğanın sigortasıdır. Bu alanları korumak; kuşları, balıkları, suyu ve geleceğimizi korumaktır.” Giresun’da sulak alanların korunmasına ve yaban hayatının desteklenmesine yönelik çalışmaların yıl boyunca devam edeceği bildirildi.

FINDIKTA ÇÖKÜŞ! Haber

FINDIKTA ÇÖKÜŞ!

FİYATI TUTABİLEN YOK, ÜRETİCİYİ SAVUNAN DA! FİSKOBİRLİK 48 SAATTE 10 TL DÜŞÜRDÜ TMO 200 TL’YE ÇAKILI SERBEST PİYASA 250–260 TL’DE ÇIRPINIYOR Karadeniz’in alın teri olan fındıkta fiyat düşüşü fren tutmuyor. Kurumların dağınık ve tutarsız açıklamaları piyasayı altüst ederken, üreticinin emeği adeta değersizleştiriliyor. FİSKOBİRLİK’in 05–09 Aralık arasında üç farklı fiyat açıklaması yapması, tepkileri büyütüyor. ... FİSKOBİRLİK 23.09.2025’te 347 TL FİYAT AÇIKLAMIŞTI. O günden sonra devamlı fiyatı düşürerek; 05.12.2025’te 280 TL dedi. Bir gün sonra 275 TL. 09.12.2025’te(bugün) ise 270 TL’ye çekti. Serbest piyasa 250–260 TL bandında dibe çarpıyor. TMO’nun 200 TL’lik fiyatı ise aylar geçmesine rağmen güncellenmedi; adeta politik bir “kilit fiyat” olarak piyasayı aşağı çekiyor. . BÖYLE KURUM MU OLUR? ÜRETİCİ TEPKİLİ: “FİSKOBİRLİK KİMİN YANINDA?” Fiskobirlik gibi 87 yıllık bir kurum neden her gün fiyat indirir? Atatürk’ün “fındık birlikleri kurulmalıdır” sözüyle temellenen, 1938’de 50 kooperatifin birleşmesiyle doğan FİSKOBİRLİK bugün dev alıcıların gölgesinde hareket eden bir yapıya dönüşmüş durumda. Girdi maliyetleri iki günde bir değişmezken, asgari ücret sabitken, elektrik ve üretim maliyeti yerindeyken, kur aynıyken… Fiyatı kim aşağı çekiyor? Ve kim için? ... TMO’nun 200 TL fiyatı piyasayı kilitliyor. Siyasi müdahale eksikliği fiyatların dibe oturmasını sağlıyor. Büyük ihracatçılar masayı kuruyor, kurumlar oturuyor. FİSKOBİRLİK’in pazarlık gücü yok denecek kadar zayıf. Nakit sıkışıklığı yaşayan kurumlar fiyatı tutturamıyor. Hızlı satış baskısı altında fiyat aşağı çekiliyor. Devletin piyasadaki ağırlığı tarihe karışmış durumda. TMO’nun etkisiz fiyatı üreticiyi korumuyor, aksine piyasayı dibe sabitliyor. FİSKOBİRLİK ise piyasa oyuncularının yönlendirdiği pasif bir aktöre dönmüş durumda. ... TARIM POLİTİKASI BOŞLUĞA DÜŞMÜŞ, ÜRETİCİ SAHİPSİZ BIRAKILMIŞ. Bu politikaların bölgede sosyal olarak yıkıcı sonuçları oluşacak. • Emanet ürünler zarar ediyor. • Genç kuşak “Bahçeyi satayım da kurtulayım” diyor. • Karadeniz’de kırsal nüfus hızla çözülüyor. Göç dahada hızlanacak. Fındık, Türkiye’nin stratejik ürünüyken üretici kaderine terk edilmiş halde. ... “FİSKOBİRLİK NEDEN 48 SAATTE ÜRETİCİYİ YARALAYACAK ŞEKİLDE FİYAT DÜŞÜRÜR?” Ekonomik gerekçe yok. Sosyal gerekçe yok. Siyasi irade görünmüyor. Geriye kalan tek ihtimal var: Fındık piyasası artık üreticinin değil, büyük alıcıların masasıdır. Ve FİSKOBİRLİK o masada sandalye bile bulmakta zorlanıyor.

İklim değişikliği Türkiye’de insan hareketliliğini etkiliyor Haber

İklim değişikliği Türkiye’de insan hareketliliğini etkiliyor

Boğaziçi Üniversitesi ile Vrije Universiteit Brussel araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen ve Schneider Electric'in desteklediği araştırma, iklim değişikliğinin Türkiye ile çevresindeki göç, kalıcı yerleşim ve bölgesel dayanıklılık üzerindeki etkilerini veriye dayalı olarak ortaya koydu. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye Bilişim Vakfı – Be Node Research yayını altında yayımlanan rapor, IPCC Altıncı Değerlendirme Raporu (AR6) senaryoları, ulusal veriler ve sosyal araştırmalarla iklim değişikliğinin insan hareketliliği üzerindeki etkilerini ele alıyor. Araştırma, sıcaklık artışları, su stresi ve tarımsal üretimdeki gerilemenin kırsal kaynaklar ve şehirleşme şekillerini geniş ölçüde etkilediğini öne sürüyor. Rapor, su kıtlığı ve tarımsal üretimdeki azalma nedeniyle iç göçün artacağını, şehirlerde altyapı ve hizmetler üzerinde baskılar oluşacağını, yaşlılar, kadınlar ve engelli bireylerin "zorunlu hareketsizlik" sebebiyle yeni hassasiyetlerle karşılaşabileceğini belirtiyor. Türkiye'nin, Suriye, Irak, İran ve Orta Asya'daki çevresel hassasiyetler nedeniyle hem hedeflenen hem transit hem de yönlendirici bir pozisyonda olduğu belirtilen rapor, Türkiye'nin iklim değişikliğine karşı önleyici stratejiler geliştirmesi gerektiğinin altını çiziyor. Kırsal bölgelerde yerinde kalmayı teşvik edecek sosyal ve ekonomik şartların güçlendirilmesi, tarımsal üretimin iklim dirençli hale getirilmesi ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi; şehirlerde büyüyen mahallelerin planlı altyapı ve sosyal uyum politikalarıyla desteklenmesi, raporda öne çıkan politikalar arasında bulunuyor. Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı İsmail Yamangil, çalışmanın iklim değişikliğinin toplumsal etkilerini çok katmanlı bir şekilde gösterdiğine dikkat çekerek, veriye dayalı ve disiplinler arası yaklaşımların önemini vurguladı. Başlangıç Noktası Lideri Cem Leon Menase, raporun, kurumlar ve topluluklar için hazırlıklı bir gelecek inşa etme yolunda rehberlik sunduğunu belirtti.

Türkiye ve Yakın Çevresinde İklim ve Çevresel Faktörlerin Hareketlilik Üzerindeki Olası Etkileri” raporu yayınlandı Haber

Türkiye ve Yakın Çevresinde İklim ve Çevresel Faktörlerin Hareketlilik Üzerindeki Olası Etkileri” raporu yayınlandı

Türkiye Bilişim Vakfı tarafından yürütülen “Be Node Research” projesinin tanıtım etkinliği, 21 Ekim'de başarıyla gerçekleştirildi. Schneider Electric'in katkılarıyla, Türkiye Bilişim Vakfı tarafından Be Node Research çatısı altında yayımlanan yeni çalışma, iklim değişikliğinin Türkiye ve çevresindeki insan hareketliliği üzerindeki çok yönlü etkilerini ortaya koyuyor. Çalışma, yükselen sıcaklıklar, su sıkıntısı ve tarımsal verim azalması gibi çevresel baskıların, iç göçü tetiklediğini, aynı zamanda kırsal ve kentsel bölgelerde yeni kırılganlıklara neden olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Prof. Dr. Tuba Bircan tarafından hazırlanan rapor, IPCC Altıncı Değerlendirme Raporu (AR6) senaryolarını, ulusal istatistikleri ve sosyal araştırma sonuçlarını birleştirerek, Türkiye'nin gelecekteki demografik ve sosyal dinamiklerini anlamak için stratejik bir yol haritası sağlıyor. Çalışma, iklimsel baskıların, şehirlerdeki nüfus hareketliliğini artırarak altyapı üzerinde yeni baskılar yarattığını ve yaşlılar ile engelliler gibi gruplar için 'zorunlu hareketsizlik' adı verilen yeni bir sosyal risk alanı oluşturduğunu ifade ediyor. Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı İsmail Yamangil, bu konuda şunları belirtti: “Bu kıymetli rapor, iklim değişikliğinin toplumsal etkilerinin ne denli derin bir şekilde birbirine bağlı olduğunu gösteriyor. Schneider Electric olarak, bu tür bilimsel çalışmaların sadece bugünü kavramakla kalmayıp, geleceğe yönelik stratejik adımlar atmanın da kritik öneme sahip olduğunu düşünüyoruz.” Raporda ele alınan iklimsel hareketlilik, özellikle büyük metropollerde artan göçle birlikte altyapı sistemlerinin zorlanması, kaynakların kullanımı ve göç eden toplulukların erişim sorunları gibi kapsamlı bir tabloyu gözler önüne seriyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı zorluklar karşısında daha dayanıklı ve hazırlıklı hale gelmesine katkıda bulunmak bizler için büyük bir sorumluluk. Uzun süredir odak noktasında kaynakların etkin kullanımı, döngüsel ekonomi ve dijitalleşme yer alan iş modelimiz sayesinde çözüm ve hizmetler sunabileceğimize inanıyoruz. Türkiye'nin geleceğine ışık tutan bu değerli çalışmanın bir parçası olmaktan dolayı mutluyuz." Rapor, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle başa çıkmak adına aktif bir rol alması, tüm paydaşlarla birlikte ortak akıl yürütmesi ve senaryo temelli planlama araçlarını benimsemesine yönelik bir çağrı yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.