Hava Durumu

#Gizlilik

giresunsonhaber - Gizlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gizlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MYO ÖĞRENCİLERİNDEN GTSO’YA ZİYARET Haber

MYO ÖĞRENCİLERİNDEN GTSO’YA ZİYARET

MYO ÖĞRENCİLERİNDEN GTSO’YA ZİYARET Genel Sekreter Şükrü Cebeci, kariyer deneyimlerini paylaştı Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Şükrü Cebeci, Giresun Üniversitesi’ne bağlı Giresun Meslek Yüksekokulu Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı Bölümü öğrencileriyle düzenlenen söyleşi programında bir araya geldi. Mesleki deneyimlerin paylaşıldığı programda öğrencilerin yoğun ilgisi ve aktif katılımı dikkat çekti. Söyleşide kariyer yolculuğunu ve Genel Sekreterlik görevine uzanan süreci anlatan Cebeci, sekreterlik ve yönetici asistanlığının yalnızca idari bir görev olmadığını, kurumların işleyişinde stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı. Genel Sekreterliğin koordinasyon, temsil ve kurumsal hafızayı yönetme sorumluluğu taşıdığını belirten Cebeci, disiplinli çalışma ve güçlü iletişimin önemine değindi. İyi bir yönetici asistanında bulunması gereken özellikleri; etkili iletişim, zaman yönetimi, planlama becerisi, gizlilik, güvenilirlik ve kriz anlarında soğukkanlılık olarak sıraladı. “Sekreterlik sadece telefonlara bakmak değildir; bir kurumun omurgasını oluşturan, yöneticinin en yakın çalışma arkadaşı olan profesyonel bir meslektir” ifadeleri öğrenciler tarafından ilgiyle karşılandı. Program boyunca öğrenciler, mesleğin geleceği, kariyer basamakları ve kurumsal yapılarda yükselme imkanları hakkında sorular yöneltti. Söyleşinin interaktif ortamda gerçekleşmesi, teorik bilgilerin sahadaki karşılığının birinci ağızdan aktarılması açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirildi. Ders hocası Kamil Patan ise mesleki rol modellerle bir araya gelmenin öğrenciler için büyük önem taşıdığını belirterek, teorik çerçevenin uygulamadaki karşılığının görülmesinin vizyonu genişlettiğini ifade etti. Program, öğrencilerin teşekkürleri ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Çocukların Yeni Dijital Arkadaşı Yapay Zekâ mı? Haber

Çocukların Yeni Dijital Arkadaşı Yapay Zekâ mı?

Çocukların duygusal dünyasının merkezinde insanlara ihtiyaçları olduğu açıktır. Yapay zekâ birçok alanda faydalı bir araç olabilir. Ancak çocuklar yapay zekâ ile sağlıklı bir bağ kurana dek, kullanım dikkatle gözlenmeli ve kesinlikle insan ilişkilerinin yerine geçmemelidir. Çocuklar, araştırma ya da arkadaşlık amacıyla yapay zekâ sohbet botlarını kullanmaya yöneldikçe, bunların güvenlik ve gizliliği konusunda soru işaretleri oluşuyor. Siber güvenlik firması ESET, ebeveynlerin bu konuda daha uyanık olması gerektiğini belirterek, çocukların sohbet botlarını kullanırken dikkat etmeleri gereken hususlar hakkında bilgi paylaştı. Yapay zekâ sohbet botları, çıktıkları ilk günden bu yana hayatımızda önemli bir yer edindi. ChatGPT, haftada yaklaşık 700 milyon aktif kullanıcıya sahip olduğunu belirtirken, bunların çoğunluğunu gençlerin oluşturduğunu ifade ediyor. Temmuz 2025'te İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, çocukların yaklaşık üçte ikisinin bu araçları kullandığı ortaya çıktı. Benzer oranlarda ebeveyn, çocuklarının yapay zekâ botlarını gerçek insanlar gibi algılamasından endişe duyuyor. Gençlerin bu teknolojiyi sıkça kullanmasıyla birlikte, önemli güvenlik, gizlilik ve psikolojik kaygılar ortaya çıkmaktadır. Ebeveyn olarak, tüm platformların çocuklar için yeterli güvenlik önlemleri aldığını varsayamıyoruz. Mevcut önlemler olsa bile, bunların uygulanması tutarlı olmayabilir ve teknoloji, politikaların önünde bir hızla gelişmektedir. Çocuklar, üretken yapay zekâyı (GenAI) çeşitli amaçlarla kullanıyor. Kimileri ödevlerini yaparken bu teknolojiden yararlanırken, kimileri ise sohbet botunu dijital bir dost olarak görüp ondan tavsiyeler alıyor ve yanıtlarına güveniyor. Çocuklarınızın yaşadığı bölgeye ve kullandıkları sohbet botuna göre, yaş doğrulama ya da içerik denetimi hakkında çok az şey yapılmış olabilir. Bu yüzden, herhangi bir tehdidin önüne geçebilmek için proaktif bir izleme ve eğitimi sağlamak ebeveynlere düşüyor. Çocukların yapay zekâ ile sağlıksız bir ilişki yaşadığını gösteren bazı belirtiler Arkadaşları ve ailesi ile geçirdiği zamandan feragat etmesi,Sohbet botlarına erişim olmadığında endişe duyup aşırı kullanım işaretlerini gizlemeye çalışması,Sohbet botunu gerçek bir kişilik olarak nitelendirmeye başlaması,Açıkça yanlış olan bilgileri "doğru" olarak size tekrar etmeleri,Zihinsel sağlık gibi önemli konular hakkında yapay zekâ botlarına sorular yöneltmesi,Yetişkin ya da uygunsuz içeriklere yapay zekâ üzerinden ulaşmaları. Çocuklarınızla sohbet botları hakkında konuşmanın vaktidir Birçok ülkede, yapay zekâ sohbet botları 13 yaş üstü kullanıcılar için sınırlandırılmış durumda. Ancak kısıtlamaların düzensizliği nedeniyle konuya kendiniz el atmak durumunda kalabilirsiniz. Kontrollerden daha önemli olan şey bu konudaki diyaloglardır. En iyi sonuçlar için teknik kontrolleri açık ve çatışmacı olmayan bir eğitim ve rehberlikle birleştirmeyi düşünmelisiniz. Çocuklarınız okulda, evde veya okul sonrası etkinliklerdeyken uyarıda bulunan yetişkinlerle dolu bir ortamda olabilirler. Bu yüzden yapay zekâ ile ilgili konuşmalarınızı, çocuklarınızın ceza korkusu olmadan deneyimlerini rahatça paylaşabileceği bir diyalog olarak şekillendirmeye çalışın. Aşırı kullanımın, yanılsamaların, veri paylaşım tehlikelerini ve önemli meselelerde aşırı güvenin neden olabileceği zararları anlatın. Yapay zekâ botlarının düşünen insanlar olmadığını, etkileşim yaratmak için tasarlanmış cihazlar olduklarını anlamalarına yardımcı olun. Çocuklarınıza eleştirel düşünmeyi öğreterek, her daim yapay zekâ çıktısını sorgulamayı ve ebeveynleriyle sohbet etmenin bir makineyle konuşmakla değiştirilmemesinin önemini vurgulayın. Gerekirse bu eğitimi yapay zekâ kullanımını sınırlayan (sosyal medya veya ekran süreleri gibi) ve yaşa uygun platformlar kullanımı ile kısıtlayan bir politika ile destekleyin. Kullanımlarını izlemek ve riski asgariye indirmek amacıyla, kullandıkları uygulamalardaki ebeveyn kontrol özelliklerini etkinleştirin. Çocuklarınıza, yapay zekâ ile kişisel tanımlanabilir bilgileri (PII) asla paylaşmamalarını hatırlatın ve istemsiz veri sızdırmalarını önlemek için gizlilik ayarlarını değiştirin.

Okullarda Akran Zorbalığı Alarmı Haber

Okullarda Akran Zorbalığı Alarmı

Aynı yaş grubundaki çocuklar veya ergenler arasında, okulda, sokakta, kurslarda ya da çevrim içi ortamda, kasıtlı, sürekli ve güç dengesizliğine dayalı davranışlar olan akran zorbalığı hakkında konuşan Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü’nden Psk. Helin Ezgi Deniz, ebeveynlere uyarılarda bulundu. Psk. Helin Ezgi Deniz, akran zorbalığının sadece çocuklar arasındaki bir anlaşmazlık değil, yetişkinlerin tutumlarıyla şekillenen bir ortam sorunu olduğunu belirtti. Deniz, “Yetişkinler aynı dili konuştuğunda çocuklar hızlıca toparlanır” şeklinde konuştu. “Akran zorbalığının üç boyutu var” Deniz, “Aynı yaş grubundaki çocuklar veya ergenler arasında okulda, sokakta, kursta ya da çevrim içi alanlarda anlamlı ve devamlı şekilde yapılan güç dengesizliği içeren davranışlar” olarak akran zorbalığını tanımladı ve “Burada amaç, devamlılık ve güç farkı önemlidir. Bu sebeple iki arkadaş arasında yaşanan bir tartışma veya tek seferlik sert söz akran zorbalığı değildir” dedi. Deniz, akran zorbalığının alay edilme, dışlanma, tehdit, eşya kapma veya çevrim içi itibarın zedelenmesi gibi kalıcı örüntülerle ilerlediğini ekledi. “Zorbalık gerçek hayattan digital alana taşındı” Günümüzde zorbalığın çeşitli şekillerde ortaya çıktığını dile getiren Deniz, "Fiziksel zorbalık en belirgin olanıdır; itme, tekmeleme, çelme takma, zorla eşya alma gibi. Sözel zorbalık ise daha gizlidir; isim takma, küçük düşürme, küfür gibi” dedi. Sosyal/ilişkisel zorbalığın ise çocuğun sistemli şekilde dışlanması üzerine kurulduğunu belirten Deniz, “Cinsiyetçilik, görünüş, etnik köken veya engellilik gibi özelliklere yönelen önyargı temelli zorbalık da vardır; bu, hem bireye hem de gruba yöneliktir” diye belirtti. Siber zorbalığın ayrı bir konu başlığı oluşturduğunu vurgulayan Deniz, “WhatsApp gruplarında taşlama, TikTok’ta montaj videolar, hikaye üzerinden ima, izinsiz fotoğraf paylaşımı… Dijital zorbalığın en tehlikeli yanı sürekli olması ve kalıcı izler bırakmasıdır” şeklinde konuştu. “Belirtileri tekil değil, bütün olarak değerlendirin” Deniz, ailelere “Çocuğun rutinindeki aniden değişikliklere dikkat edin” diye seslenerek şu örnekleri verdi: “Okula gitmek istememe, sabah mide veya baş ağrısıyla uyanma, notlarda düşüş, eşyaların sık sık kaybolması, arkadaş çevresinin hızla değişmesi, uyku düzeninin bozulması ve sinirlilik… Bunlar alarm işareti olabilir. Siber zorbalıkta telefon çaldığında tedirginlik ve sosyal medya hesaplarını silip tekrar açma gibi durumlar sık yaşanır.” Bazı çocukların yaşadıklarını gizlediğini dile getiren Deniz, “Bu nedenle belirtileri tek tek değil bir bütün olarak ele almak gerekmektedir.” “Bu kötü çocuk meselesi değil, ortam meselesidir” Zorbalığın nedenlerine değinen Deniz, “Sadece bir çocuk suçlamak yanıltıcı olur. Zorbalık bir birey değil, ortam meselesidir” ifadelerini kullandı. Psk. Helin Ezgi Deniz, kontrol eksikliği olan alanların, yetişkin tutarsızlıklarının, ‘gülüp geçme’ kültürünün ve popülerlik unsurlarının zorbalığı beslediğini belirtti ve "Zorbalığı yapan çocuk her zaman özgüvensiz değil; az ama empati yeteneği sınırlı gençler olabilir" dedi. Hedef alınan çocukların genellikle zayıf oldukları için değil, farklı, yeni, içine kapanık veya yalnız oldukları için seçildiğine dikkat çeken Deniz, “Sınıfın yüzde 70-80’i tanık olur ancak çoğu sessiz kalır. Tanıkların ses çıkarması zorbalığın hızla etkisini yitirmesine yol açar” dedi. “Önlemler için kilit noktada: okul, aile ve çocuk uyumlu çalışmalı” Önleme stratejilerinde kesin bir formül olmadığını belirten Psk. Helin Ezgi Deniz, “Ancak etkili bir çerçeve bellidir: Okul, aile ve çocuk uyum içinde olmalıdır” dedi. Deniz, "Zorbalığa toleranssızlık ilkesi, şeffaf süreçler, riskli bölgelerde yetişkinlerin görünürlüğü, öğretmenlerin zorbalığı tanıyabilmesi için eğitimi, empatiyi geliştiren sınıf etkinlikleri ve sosyal-duygusal beceri programları şarttır” dedi. Deniz, siber zorbalık için de “Gizlilik ayarlarını bilmek, ekran süresini düzenlemek ve okulun belirli bir siber zorbalık prosedürüne sahip olması gereklidir” dedi. “Müdahalede öncelik güvenliktir” Deniz, zorbalık durumunda ilk adımın güvenliği sağlamak olduğunu belirterek, “Olayı durdurun, tarafları ayırın ve ‘burada kimseye zarar verilmesine müsaade etmeyiz’ mesajını verin” dedi. Çocuğun duygularını ifade etmesine imkan tanınması gerektiğini söyleyen Deniz, “Duygularını ifade edebilen çocuk davranışlarını değiştirmeye başlar” dedi. Zorbaya yaklaşımda “utanç yerine sorumluluk benimsetmek” gerektiğini ifade eden Deniz, “Yaptırımlar caydırmak değil, dönüştürmek için olmalıdır” dedi. “Ebeveynlere iki ayrı yol haritası” Psk. Helin Ezgi Deniz, ebeveynler için iki senaryoyu anlatarak şunları söyledi: Çocuk hedef alındığında, “Dinleyin, suçlamayın, ‘abartıyorsun’ demeyin, kanıtları saklayın, plan yapın ve okul ile iş birliği yapın. Çocuğa kısa ve uygulanabilir hazır cümleler öğretin. Siber zorbalıkta telefonu tamamen elinden almak izole eder; onun yerine kısıtlama ve raporlama yollarını öğretin. Çocuk zorbalık yaptığında, “Önce bilgi toplayın, davranışı açıkça tanımlayın, sınır koyun. Davranışın nedenine odaklanın; güç isteği mi, ait olma isteği mi, öfke mi? Utandırmak değil, tamir ve sorumluluk hedeflenmelidir.” “Tanıklar sessiz kalmamalı” Deniz, tanıklığın önemini vurgulayarak, “Güvenli üç müdahale vardır: Hedefteki kişiyi yalnız bırakmamak, bir yetişkinden destek istemek ve durumu güvenli biçimde bildirmek” dedi. Deniz, siber zorbalık için şu öneriyi paylaştı: “Kayıt al, erişimi kısıtla, bildir ve güvende kal.” “Etkileri uzun vadeli olabilir ancak bu değiştirilebilir bir durumdur” Akran zorbalığının etkilerinin uzun yıllara yayılabileceğini aktaran Deniz, “Ancak bu bir kader değildir. Bir çocuğun hayatında yalnızca bir güvenilir yetişkinin varlığı bile güçlü bir koruyucudur. Okul–aile iş birliği, net kurallar, güvenli raporlama mekanizmaları ve gerekirse psikoterapi yardımı iyileşmeyi mümkün kılar” ifadelerini kullandı.

MEB'den 'yapay zeka etik kurulu' yönergesi Haber

MEB'den 'yapay zeka etik kurulu' yönergesi

Yapay zekâ projelerinin Milli Eğitim Bakanlığı'nda etik bir çerçevede sürdürülmesini sağlamak amacıyla hazırlanan "Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kurulu Yönergesi" artık yürürlükte. ANKARA (İGFA) - Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'nin bir parçası olarak oluşturulan "Eğitimde Yapay Zekâ Politika Belgesi ve Eylem Planı (2025-2029)", dijital dönüşüm sürecinin yönlendirilmesi adına önemli belgelerden biri olarak 17 Haziran 2025 tarihi itibariyle uygulanmaya başladı. Bakanlık bünyesindeki yapay zekâ projelerinin etik yönden değerlendirilmesi için "Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kurulu" oluşturulmasına karar verildi. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından koordine edilen çalışmalarla hazırlanan "Millî Eğitim Bakanlığı Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kurulu Yönergesi" yürürlüğe kondu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi web sitesindeki bilgiye göre, Etik Kurulu Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı liderliğinde ve Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürünün doğal üyeliğinde toplam 11 kişiden oluşacak. Kurulda, ilgili genel müdürlüklerin temsilcilerinin yanı sıra kamu kuruluşları, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplumdan üç üye daha bulunacak. Üst Kurul, "Eğitimde Yapay Zekâ Uygulamaları Etik Kılavuzu"nu geliştirecek, uygulamaları takip edecek; il, ilçe ve okul düzeyinde kurulacak kurullar ise etik uyum ve rehberlik görevlerini üstlenecek. Eğitim kurumlarındaki yapay zekâ uygulamalarında öğretmenlerin "Etik Beyan Formu" doldurmaları zorunlu olacak. Bu süreçte kişisel verilerin korunması, gizlilik ve güvenlik ilkelerine tam olarak uyulacak ve öğrencilere etik, güvenli ve sorumlu yapay zekâ kullanımı garanti edilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.