Hava Durumu

#Giresun Kalite

giresunsonhaber - Giresun Kalite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Giresun Kalite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ Haber

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ Toprak Mahsulleri Ofisi, 2025 mahsulü kabuklu fındık alımlarında Giresun kalite için 200, levant kalite için 195, sivri kalite için 190 lira fiyat uyguladı. Don nedeniyle üretimin sert biçimde gerilediği sezonda alımlar randevulu sistemle yürütüldü; bölgesel haritalarda altı başmüdürlüğe bağlı 28 alım noktası işaretlendi. 2026 hasadı yaklaşırken üretici şimdi yeni fiyatı, kalite kriterlerini, ödeme takvimini ve alım noktalarını bekliyor. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2025 yılı kabuklu fındık alım kampanyası; düşük rekolte, nisan ayında yaşanan zirai don, kahverengi kokarca kaynaklı kalite kayıpları, serbest piyasa fiyatları ve randevulu teslim sistemi altında yürütüldü. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025-2026 sezonu alım fiyatlarını 5 Ağustos 2025’te açıkladı. TMO, randevu sistemini 18 Ağustos’ta açtı, kabuklu fındık alımına ise 25 Ağustos’ta başladı. İlk aşamada 16 alım noktasının faaliyete geçirilmesi, hasat ve üretici talebine göre bu sayının 61’e kadar çıkarılması planlandı. DON ÜRETİMİ 453 BİN TONA DÜŞÜRDÜ 2025 sezonunun en belirleyici gelişmesi nisan ayında yaşanan zirai don oldu. TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Türkiye’nin 2024’te 717 bin ton olan fındık rekoltesinin 2025’te yüzde 37 kayıpla 453 bin tona gerilediğini açıkladı. Rekolte çalışması; tarım il müdürlükleri, ziraat odaları, TMO temsilcileri, araştırma enstitüleri ve üniversitelerin saha incelemeleriyle hazırlandı. Güldal, hasadın ilk dönemindeki gözlemlerin 453 bin tonluk tahminin bile iyimser kalabileceğine işaret ettiğini söyledi. Ürün miktarındaki düşüş, piyasadaki arz beklentisini değiştirdi. Sezonun ilk günlerinde Sakarya başta olmak üzere bazı üretim bölgelerinde serbest piyasa fiyatlarının TMO’nun açıkladığı rakamların üzerine çıktığı görüldü. Bu durum TMO’yu birçok bölgede doğrudan en yüksek fiyatı veren alıcıdan çok, piyasanın aşağı yönlü hareketini sınırlayan referans alıcı konumuna taşıdı. GİRESUN KALİTEYE 200, LEVANT KALİTEYE 195 LİRA TMO, 2025 mahsulü kabuklu fındık fiyatlarını yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre belirledi: Ürün grubu 2025 TMO alım fiyatı Giresun kalite 200 TL/kg Levant kalite 195 TL/kg Sivri kalite 190 TL/kg Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kalite fındığa kilogram başına 4 lira, levant kalite fındığa ise 3,90 lira ilave ödeme uygulandı. Böylece yüksek randımanlı ve iyi kurutulmuş ürünün fiyatı taban rakamın üzerine çıktı. TMO, fiyat politikasını üreticinin depolama ve finansman ihtiyacını karşılamak, pazarlama döneminde oluşabilecek baskıyı azaltmak ve piyasa istikrarını korumak amacıyla oluşturduğunu bildirdi. Ürün bedelleri için 30 günlük ödeme takvimi açıklandı; ödemelerin imkânlar ölçüsünde daha kısa sürede yapılması planlandı. ALIMLAR RANDEVUSUZ YAPILMADI TMO’ya ürün teslim etmek isteyen üreticiler randevularını kurumun internet sitesi, e-Devlet veya TMO iş yerleri üzerinden aldı. Randevusu bulunmayan üreticilerin doğrudan alım noktasına giderek ürün teslim etmesine izin verilmedi. Uygulama, alım merkezlerindeki araç ve üretici yoğunluğunu azaltmak, aynı güne yığılan teslimatları kontrol etmek ve analiz işlemlerini sıraya koymak amacıyla sürdürüldü. Randevu işlemi altı aşamada tamamlandı: TMO’nun resmi internet sitesindeki “Ürün Alım Randevu” bölümüne girildi.T.C. kimlik numarası veya e-Devlet üzerinden sisteme giriş yapıldı, aydınlatma metni onaylandı.Sisteme ilk kez giren üreticiler telefon numarası ve e-posta bilgilerini kaydetti.Telefona gönderilen doğrulama kodu sisteme yazıldı.Banka bilgileri, ürün çeşidi, teslim edilecek işyeri, ürün miktarı ve teslim tarihi seçildi.“Randevu Oluştur” ve “Kaydet” işlemlerinin ardından randevu bilgisi kısa mesajla üreticiye iletildi. RUTUBET VE RANDIMAN TESLİMİN MERKEZİNDEYDİ Alım noktasına getirilen her ürün doğrudan kabul edilmedi. Fındık önce numune alma ve analiz işleminden geçirildi. Rutubet, sağlam iç oranı, buruşuk iç, çürük ve bozuk tane ile yabancı madde miktarı kontrol edildi. TMO’nun açıkladığı temel kriterlerde rutubet oranının en fazla yüzde 6,5, sağlam iç fındık oranının en az yüzde 40, buruşuk iç oranının en fazla yüzde 10 ve yabancı madde oranının en fazla binde 5 olması istendi. Kurum, üreticileri erken hasattan kaçınmaları ve fındığı teslimden önce yeterince kurutmaları konusunda uyardı. Kurutulmadan getirilen ürünlerde yüksek rutubet, teslimin ertelenmesine ve üreticinin fındığı yeniden kurutmak zorunda kalmasına yol açtı. Erken hasat edilen fındıkta ise randıman ve sağlam iç oranı düştüğü için üreticinin kilogram başına alacağı bedel geriledi. Kahverengi kokarcanın oluşturduğu emgi zararı da analiz sürecinin önemli başlıklarından biri oldu. Güldal, çürük ve bozuk iç fındık oranında daha önce yüzde 5 olarak uygulanan sınırın kokarca zararının etkisini azaltmak amacıyla yüzde 7’ye çıkarıldığını hatırlattı. TMO, yalnızca 2025 mahsulü ürün kabul etti. Eski yıl mahsulü fındık ile eski ve yeni mahsulün karıştırıldığı ürünler alım kapsamı dışında bırakıldı; ürünün doğal renk ve kokusunu taşıması ve dış yüzeyinin ıslak olmaması şartı uygulandı. 2025 HARİTALARINDA 28 ALIM NOKTASI İŞARETLENDİ Sezon başlangıcında 16 noktada alım yapılacağı, ihtiyaca göre kapasitenin 61 noktaya kadar genişletilebileceği açıklanırken, 2025 bölgesel alım haritalarında altı başmüdürlüğe bağlı toplam 28 nokta işaretlendi. Alım noktalarının bölgelere göre, en fazla noktadan en aza doğru dağılımı şöyle oluştu: Sıra TMO başmüdürlüğü Alım noktası sayısı Haritada işaretlenen noktalar 1 Samsun 7 Bafra, Samsun Merkez, Çarşamba, Terme, Ayvacık, Salıpazarı, Tokat-Erbaa 1 Sakarya 7 Adapazarı, Akyazı, Kocaali, Akçakoca, Düzce Merkez, Alaplı, Bartın Merkez 3 Ordu 5 İkizce, Ünye, Fatsa, Ordu Merkez, Ulubey 3 Trabzon 5 Beşikdüzü, Akçaabat, Ortahisar, Arsin, Artvin-Borçka 5 Giresun 3 Giresun Merkez, Espiye, Eynesil 6 Kocaeli 1 Kandıra Toplam 28 Samsun ve Sakarya başmüdürlükleri yedişer noktayla en geniş teslim ağına sahip bölgeler oldu. Ordu ve Trabzon beşer, Giresun üç, Kocaeli ise bir alım noktasıyla haritada yer aldı. Artvin’in Borçka ilçesindeki ekip şefliği, diğer bazı merkezlerden daha geç olarak 8 Eylül 2025’te hizmete açıldı. Bu uygulama, bütün noktaların aynı gün açılmadığını; alım merkezlerinin hasat takvimi ve bölgesel ihtiyaca göre kademeli biçimde devreye alındığını gösterdi. ÜRETİCİ FİYAT, NAKLİYE VE ÖDEME SÜRESİNİ BİRLİKTE DEĞERLENDİRDİ TMO fiyatı üretici için güvence oluştururken teslim kararı yalnızca kilogram fiyatına bağlı kalmadı. Üreticiler; serbest piyasanın günlük fiyatını, ürünün randımanını, TMO analizinde oluşabilecek kesintileri, en yakın alım noktasına nakliye maliyetini ve ürün bedelinin ödeme tarihini birlikte değerlendirdi. Serbest piyasanın TMO fiyatının üzerine çıktığı yerlerde ürün özel sektöre yönelirken, piyasa fiyatının zayıfladığı veya alıcının düşük fiyat verdiği bölgelerde TMO’nun müdahale alımı üreticinin pazarlık gücünü korudu. TMO Genel Müdürü Güldal da üreticilere ürünlerini kurumun ilan ettiği fiyatın altında satmamaları çağrısı yaptı. 2026 İÇİN FİYAT, TARİH VE NOKTA LİSTESİ BEKLENİYOR 5 Ağustos 2026 itibarıyla TMO ve Tarım ve Orman Bakanlığının erişilebilir resmi fındık duyurularında 2026-2027 sezonuna ait kabuklu fındık alım fiyatı, randevu başlangıç tarihi ve bölgesel alım noktaları listesi yayımlanmadı. Resmi kanallarda erişilebilen son ayrıntılı fiyat duyurusu 2025-2026 sezonuna ait bulunuyor. Üreticinin 2026 sezonunda yalnızca kilogram fiyatını değil; alım merkezlerinin bahçelere yakınlığını, noktaların hangi tarihte açılacağını, günlük teslim kapasitesini, randıman primini, kokarca zararına uygulanacak toleransı ve ürün bedelinin kaç gün içinde ödeneceğini öğrenmesi gerekiyor. Geç açıklanan veya sınırlı tutulan alım ağı, üreticinin nakliye giderini ve özel alıcı karşısındaki zaman baskısını artırırken, erken ilan edilen güçlü bir alım programı serbest piyasadaki fiyat oluşumunu doğrudan etkiliyor.

FINDIKTA FİYAT YARIŞI Haber

FINDIKTA FİYAT YARIŞI

FINDIKTA FİYAT YARIŞI FINDIKTA RAKAM YARIŞI DEĞİL, AÇIK MALİYET VE DÜNYA ARZI HESABI GEREKİYOR Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in 350 lira, İYİ Parti’nin Giresun kalite için 320, Levant kalite için 310 lira ve Giresun Ziraat Odasının en az 300 lira olarak açıkladığı fiyat önerileri arasındaki fark, fındık tartışmasının ortak ve denetlenebilir bir maliyet hesabına dayanması gerektiğini gösterdi. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk 2026 rekoltesi esas alınarak üreticiyi koruyacak gerçekçi fiyat; maliyet, enflasyon, refah payı, bölgesel üretim farkı, dünya üretimi, ihracat, Güney Yarım Küre’den gelen ürün ve TMO’nun alım hedefi birlikte değerlendirilerek açıklanmalı. Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 yılı fındık alım fiyatı beklenirken siyasi partiler ve üretici kuruluşlarından farklı rakamlar geliyor. Açıklanan fiyatların 300 liradan başlayarak 350 liraya kadar çıkması, tartışmayı üreticinin gerçek maliyetinden uzaklaştırıp siyasi bir rakam yarışına dönüştürme riski taşıyor. Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TMO’nun taban alım fiyatını en az 350 lira olarak açıklamasını, fiyatın enflasyona göre güncellenmesini ve Giresun kalite fındığa en az yüzde 10 kalite farkı verilmesini istedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Enver Yılmaz ise Samsun Milletvekili Erhan Usta ve partisinin yöneticileriyle düzenlediği basın toplantısında, fındığın kilogram maliyetinin 240–260 lira arasında olduğunu belirterek peşin ödeme şartıyla Giresun kalite fındığa 320, Levant kaliteye 310 lira önerdi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan da dışarıdan işçilik kullanılması durumunda bir kilogram fındığın maliyetini 230 lira olarak açıkladı. Karan, bu maliyete yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini belirterek TMO fiyatının 300 liranın altında olmamasını istedi. 300, 320 VE 350 LİRA: FARK HANGİ HESAPTAN ÇIKIYOR? Üç ayrı açıklamadaki fiyat farkının anlaşılabilmesi için yalnızca sonuç rakamlarının değil, bu rakamlara ulaşılırken kullanılan hesapların da yayımlanması gerekiyor. Giresun Ziraat Odasının açıkladığı 230 liralık maliyete yüzde 30 refah payı eklendiğinde kilogram başına 299 liralık fiyat ortaya çıkıyor. Bu hesap, odanın en az 300 liralık önerisiyle örtüşüyor. İYİ Parti’nin açıkladığı 240–260 liralık maliyet bandında ise 310–320 liralık fiyat, esas alınan maliyete göre yaklaşık yüzde 19 ile yüzde 33 arasında değişen bir pay taşıyor. Ancak Giresun ve Levant kalite için maliyetlerin ayrı ayrı gösterilmesi, kalite farkının hangi ölçüyle hesaplandığının açıklanması gerekiyor. Gezmiş’in önerdiği 350 liranın da üretim maliyeti, enflasyon, refah payı ve Giresun kalite farkı bakımından ayrıntılı bir hesap tablosuyla desteklenmesi, önerinin ekonomik karşılığını güçlendirecektir. Fiyat açıklayan her siyasi parti, milletvekili ve meslek kuruluşu; hangi ilde, hangi rakımda, kaç kilogram dekar verimi ve hangi işçilik modeli üzerinden hesap yaptığını ortaya koymalı. Aksi hâlde birbirinden farklı rakamlar, üreticinin beklentisini yükselten ancak uygulanabilirlik zemini gösterilmeyen siyasi açıklamalar olarak kalır. MALİYET SADECE İŞÇİLİK VE GÜBREDEN OLUŞMUYOR Gerçekçi bir kilogram maliyetinde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe bakımı, ot biçme, budama, toplama, taşıma, patoz, çuval, kurutma, depolama ve finansman giderleri ayrı ayrı gösterilmeli. Aile işçiliğinin ücretsiz kabul edilmesi maliyeti yapay biçimde düşürür. Üreticinin ve ailesinin bahçede çalıştığı süre, dışarıdan işçi tutulmasa bile emek maliyeti olarak hesaplanmalı. Arazi sahibinin bahçesi için harcadığı zaman ve iş gücü yok sayılamaz. Doğu Karadeniz’in dik ve parçalı arazileri, düşük dekar verimi ve yüksek toplama maliyeti de Samsun, Sakarya ve Düzce’deki üretim şartlarıyla aynı değerlendirilmemeli. Giresun kalite fındık için önerilen fiyat farkı, yalnızca ürün niteliği üzerinden değil, bölgenin yüksek üretim maliyeti üzerinden de hesaplanmalı. Maliyet hesabına enflasyon ve makul refah payı eklendikten sonra üreticinin köyünde kalmasını, bahçesine bakmasını ve gelecek yıl yeniden üretmesini sağlayacak gelir düzeyi belirlenmeli. Fındık fiyatı yalnızca bir yıllık ürün bedeli olarak değil, Karadeniz’in kırsal nüfusunu ve sosyoekonomik yapısını koruyan bir politika aracı olarak ele alınmalı. SİYASİLER ÖNCE VERİYE, SONRA FİYATA BAKMALI Fındık fiyatı açıklayan siyasiler önce gerçekçi bir hesap ortaya koymalı. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi, dünya üretimi, Güney Yarım Küre’den gelen ürün, iç tüketim, ihracat beklentisi ve TMO’nun piyasadan çekmeyi planladığı miktar birlikte değerlendirilerek gerçek arz tablosu çıkarılmalı. Bunun ardından üretim maliyeti kalem kalem hesaplanmalı. Valilik tarafından belirlenen günlük fındık toplama ücreti tek başına işçilik maliyeti olarak kabul edilemez. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme, bahçe temizliği, toplama, taşıma, patoz, kurutma ve depolama süreçlerinde kullanılan toplam iş gücü ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Üreticinin, eşinin ve çocuklarının bahçede karşılıksız çalıştığı varsayımıyla maliyet düşürülemez. Ev halkının emeği de dışarıdan alınan işçilik gibi parasal karşılığı bulunan bir üretim gideridir. Üretici ailesinin emeğini yok sayan hesap, gerçek maliyeti değil, yalnızca üreticinin cebinden çıkan nakit harcamayı gösterir. Siyasi partiler ve milletvekilleri; rekolteyi, dünya arzını, ihracatı, bölgesel verim farkını, gerçek işçilik giderini, diğer üretim maliyetlerini, enflasyonu, refah payını ve TMO’nun alım hedefini aynı tabloda göstermeden fiyat yarışına girmemeli. Açıklanan fiyatın hangi maliyet hesabına dayandığı, üreticiye ne kadar gelir bıraktığı, TMO’nun bu fiyattan kaç ton ürün alacağı ve fiyatın ihracatçı ile sanayici açısından nasıl karşılanacağı açıkça ortaya konulmalı. TÜRKİYE’NİN 2026 REKOLTESİ 704 BİN 941 TON Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, il tarım müdürlükleri bünyesinde oluşturulan rekolte tespit komisyonlarının çalışması sonucunda Türkiye’nin 2026 yılı tahmini kabuklu fındık rekoltesi 704 bin 941 ton olarak belirlendi. Fiyat ve arz hesaplarında bu rakam esas alınmalı. Rekoltenin yüzde 50 randıman üzerinden yaklaşık iç fındık karşılığı 352 bin 471 ton olarak hesaplanıyor. Türkiye 2025 takvim yılında 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti. Bunun yaklaşık kabuklu karşılığı 477 bin 408 ton. Buna göre 2026 rekoltesinin iç fındık karşılığı, 2025 takvim yılı ihracatının yaklaşık 113 bin 767 ton üzerinde bulunuyor. Gösterge Kabuklu fındık İç fındık karşılığı Türkiye 2026 rekoltesi 704.941 ton 352.471 ton Türkiye’nin 2025 ihracatı 477.408 ton 238.704 ton Aradaki fark 227.533 ton 113.767 ton Ancak bu farkın tamamı arz fazlası olarak değerlendirilemez. İç tüketim, çerezlik, randıman farklılıkları, işleme kayıpları, kalite sorunları ve sezon içinde oluşabilecek stok ihtiyacı da toplam rekolteden karşılanacak. İHRACATTAKİ GERİLEME HEM RİSK HEM TOPARLANMA ALANI 2025-2026 ihracat sezonunun ilk 10 ayında Türkiye 169 bin 480 ton iç fındık ihraç etti. Önceki sezonun aynı döneminde bu miktar 276 bin 374 tondu. İhracat miktarı bir önceki sezonun aynı dönemine göre yaklaşık 106 bin 894 ton azaldı. Bu gerileme yeni sezon için önemli bir risk oluştururken aynı zamanda ihracatın yeniden yükselmesi hâlinde kullanılabilecek bir pazar alanı bulunduğunu da gösteriyor. İhracat önceki sezon seviyesine dönerse 704 bin 941 tonluk rekoltenin önemli bölümü pazarlanabilir. Dış satışlar düşük kalırsa iç piyasada arz baskısı oluşabilir ve TMO’nun alım kapasitesi fiyat açısından daha belirleyici hâle gelir. Türkiye’nin ihracatı yalnızca tonaj üzerinden değil, ihraç edilen ürünün ortalama fiyatı, işlenmiş ürün payı, döviz geliri ve kilogram başına katma değeri üzerinden de değerlendirilmelidir. DÜNYA FINDIK ÜRETİMİNDE ARTIŞ BEKLENİYOR Türkiye’de fındık fiyatı yalnızca ülke içindeki rekolte üzerinden belirlenemez. ABD, Şili, İtalya, Çin, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve diğer üretici ülkelerin rekoltesindeki değişiklikler, küresel alıcıların satın alma seçeneklerini doğrudan etkiliyor. Türkiye için 704 bin 941 tonluk Bakanlık koordinasyonlu rekolte esas alınarak uluslararası ülke tahminleriyle birlikte yapılan hesaplama, dünya kabuklu fındık üretiminin yaklaşık 1 milyon 327 bin ton düzeyine ulaşabileceğini gösteriyor. Bu rakam, farklı ülkeler için açıklanan tahminlerin Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesiyle birleştirilmesi sonucunda elde edilen analitik bir göstergedir; resmî bir dünya rekolte açıklaması değildir. Önceki sezon için açıklanan yaklaşık 1 milyon 80 bin tonluk dünya üretimiyle karşılaştırıldığında küresel üretimde yaklaşık 247 bin tonluk, başka bir ifadeyle yüzde 22,8 oranında artış ortaya çıkıyor. Dünya üretimindeki bu artış, alıcıların ürün bulmasını kolaylaştırabilir ve uluslararası fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltabilir. Ancak dünya piyasasına sunulacak gerçek miktar; randıman, kalite, zararlı etkisi, ihracata uygun ürün oranı ve ülkelerin stok politikalarına göre değişecek. TÜRKİYE DIŞINDAKİ ÜRETİCİLERİN DURUMU 2026-2027 sezonuna ilişkin uluslararası tahminlerde Türkiye dışındaki başlıca üretici ülkeler için şu rakamlar yer alıyor: Ülke Üretim tahmini Önceki sezona göre değişim ABD 123.500 ton %12,3 artış Şili 120.000 ton %0,6 azalış Çin 100.000 ton %13,6 artış İtalya 90.000 ton %38,5 artış Azerbaycan 65.000 ton %8,3 artış Gürcistan 45.000 ton Değişim beklenmiyor İran 22.600 ton %5,8 azalış İspanya 10.530 ton %40,4 artış Fransa 9.500 ton %5,6 artış Türkiye dışındaki bu dokuz üretici ülkenin toplam tahmini üretimi yaklaşık 586 bin 630 tona ulaşıyor. Küresel alıcıların tamamı aynı kalite ve özellikte ürün sunmasa da bu ülkeler Türkiye’ye alternatif kaynak oluşturuyor. ABD, Çin, İtalya, Azerbaycan, İspanya ve Fransa’da üretim artışı beklenmesi, Türkiye’nin dünya pazarındaki fiyat ve satış politikasını daha dikkatli oluşturmasını gerektiriyor. Türkiye üretimde açık ara liderliğini koruyor. Ancak bu üstünlüğün devamı yalnızca yüksek tonaja değil; kaliteye, izlenebilirliğe, zamanında teslimata, istikrarlı fiyat politikasına ve üreticinin bahçede kalmasına bağlı. GÜNEY YARIM KÜRE 2026 ÜRÜNÜNÜ PAZARA SUNDU Türkiye, ABD, İtalya, Gürcistan ve Azerbaycan’da 2026 ürünü henüz hasat aşamasına gelirken Güney Yarım Küre’de üretim takvimi farklı işliyor. Güney Yarım Küre’nin en önemli fındık üreticisi Şili, 2026 mahsulünü yılın ilk aylarında topladı ve Türkiye yeni sezona başlamadan uluslararası pazara sundu. Şili’nin 2026 yılı üretimi yaklaşık 120 bin ton olarak tahmin ediliyor. Bu miktar önceki sezona göre artış değil, yaklaşık yüzde 0,6 oranında sınırlı bir gerilemeye işaret ediyor. Bununla birlikte Şili’nin üretim kapasitesi uzun vadede hızlı biçimde büyüyor. Şili Tarım Bakanlığına bağlı ODEPA verilerine göre ülkedeki fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yılda fındık alanı yaklaşık iki katına çıktı. Yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15,1 olarak hesaplandı. Yeni bahçelerin verime yatmasıyla Şili’nin gelecek yıllarda üretimini artırma potansiyeli bulunuyor. Şili’nin 2026 üretimi geçen sezona göre belirgin biçimde artmamış olsa da 120 bin tonluk ürününü Türkiye’den önce pazara sunması önemli. Dünya sanayicisi ve büyük alıcılar, Türkiye’nin yeni mahsulü piyasaya çıkmadan Şili’den ürün temin edebiliyor. Bu nedenle Türkiye’de taban fiyat belirlenirken yalnızca ağustos ayında bahçeden çıkacak yerli fındık değil, Şili’nin yılın ilk yarısında dünya pazarına sunduğu ürünün miktarı, satış fiyatı ve alıcıların elindeki stok da analiz edilmeli. ALICILARIN ALTERNATİFİ ARTIYOR ABD’nin 123 bin 500, Şili’nin 120 bin, Çin’in 100 bin ve İtalya’nın 90 bin tonluk üretim tahminleri birlikte değerlendirildiğinde yalnızca bu dört ülkenin toplam üretimi 433 bin 500 tona ulaşıyor. Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve Fransa da hesaba katıldığında Türkiye dışındaki arz genişliyor. Türkiye hâlâ dünya fındık üretiminin en büyük bölümünü karşılıyor ancak uluslararası alıcıların alternatif tedarik kaynakları artıyor. Bu durum üretici fiyatını düşürmek için gerekçe yapılmamalı. Türkiye’nin rekabet gücü üreticiyi maliyetinin altında ürün satmaya zorlayarak korunamaz. Kalite, verimlilik, kahverengi kokarca ve diğer zararlılarla mücadele, işlenmiş ürün ihracatı, marka değeri ve pazar çeşitliliği artırılmalı. Üreticinin maliyeti ile dünya piyasasının ödeme kapasitesi arasındaki fark, üreticinin gelirinden kesilerek kapatılmamalı. TMO’NUN KAÇ TON FINDIK ALACAĞI ÖNCEDEN AÇIKLANMALI Yeni sezonda fiyatın yönünü yalnızca açıklanacak taban fiyat değil, TMO’nun piyasadan ne kadar fındık almayı planladığı da belirleyecek. TMO’nun alım hedefi bilinmeden açıklanan fiyatın piyasayı ne ölçüde destekleyeceği hesaplanamaz. TMO’nun 100 bin ton alım yapmasıyla 200 bin ton alım yapması, serbest piyasadaki kısa vadeli arz bakımından aynı sonucu doğurmaz. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi esas alındığında, TMO’nun 100 bin ton ürün alması hâlinde yaklaşık 604 bin 941 ton; 200 bin ton alması hâlinde ise yaklaşık 504 bin 941 tonluk ürün özel piyasa, iç tüketim ve ihracat kanallarında kalır. Türkiye rekoltesi TMO alım hedefi Diğer kanallarda kalabilecek miktar 704.941 ton 100.000 ton 604.941 ton 704.941 ton 200.000 ton 504.941 ton Alım hedefindeki 100 bin tonluk fark, toplam rekoltenin yaklaşık yüzde 14,2’sine karşılık geliyor. Bu büyüklük, hasat döneminde piyasaya gelecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkileyebilir. Bu hesap, TMO’nun aldığı ürünü aynı sezon içinde yeniden satışa çıkarmadığı varsayımına dayanıyor. Kurum ürünü piyasadan aldıktan kısa süre sonra yeniden satarsa alımın arz üzerindeki düzenleyici etkisi zayıflar. Bu nedenle yalnızca alım hedefi değil, alınan fındığın ne kadar süre stokta tutulacağı ve hangi koşullarda satışa çıkarılacağı da önceden açıklanmalı. TMO’nun yüksek bir fiyat açıklayıp sınırlı miktarda ürün alması üreticiyi yeterince korumayabilir. Alım kotası düşük tutulur, randevu sistemi yavaş işler veya ürün bedelleri gecikirse üretici yeniden tüccara yönelmek zorunda kalabilir. Bu durumda açıklanan fiyat, piyasanın tamamını yönlendiren taban fiyat olmaktan çıkar. TMO FİYATLA BİRLİKTE ALIM PROGRAMINI DA YAYIMLAMALI TMO yalnızca kilogram başına alım fiyatını duyurmamalı. Kurum, her sezon öncesinde uygulanabilir ve denetlenebilir bir alım programı yayımlamalı. Bu programda şu bilgiler yer almalı: Sezon boyunca alınması planlanan toplam fındık miktarı, Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun ve Batı Karadeniz için ayrılan alım kapasitesi, Giresun, Levant ve Sivri kaliteye göre hedeflenen alım miktarları, İl ve ilçelerde açılacak alım noktaları, Alım noktalarının günlük ve haftalık kapasitesi, Üretici başına uygulanacak teslimat sınırı, Randevu takvimi ve ürün kabul kriterleri, Ürün bedellerinin kesin ödeme süresi, Alınan ürünün ne kadar süre stokta tutulacağı, Sezon içinde yapılabilecek satışların takvimi ve yöntemi. TMO’nun 100 bin ton mu, 200 bin ton mu yoksa daha yüksek miktarda mı fındık alacağını üretici hasattan önce bilmeli. Çünkü alım hedefindeki her 100 bin tonluk fark, piyasaya kısa dönemde girecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkiler. ÜRETİCİNİN SÜRDÜREBİLECEĞİ, ALICININ KARŞILAYABİLECEĞİ FİYAT Fındık fiyatı yalnızca üreticinin maliyetine veya yalnızca alıcının ödeme isteğine göre belirlenemez. Sağlıklı bir fiyat için üretim maliyeti, aile emeği, enflasyon, refah payı, bölgesel kalite farkı, 704 bin 941 tonluk Türkiye rekoltesi, dünya üretimi, ihracat fiyatı, döviz kuru, sanayicinin işleme maliyeti ve TMO’nun alım kapasitesi aynı model içinde değerlendirilmelidir. Üreticinin maliyetinin altında kalan fiyat bahçe bakımını azaltır, kırsaldan göçü hızlandırır ve gelecek yıllardaki üretimi tehlikeye atar. Dünya piyasasından tamamen kopan ve hesaplanabilir ticari karşılığı gösterilmeyen fiyat ise ihracatın gerilemesine, alıcının başka ülkelere yönelmesine ve ürünün iç piyasada birikmesine yol açabilir. Bu nedenle açıklanacak fiyatın hesabı kamuoyuna açık olmalı. Üreticinin üretimi sürdürebileceği, ailesinin emeğinin karşılığını alabileceği ve makul bir refah payına ulaşabileceği fiyatla; ihracatçı ve sanayicinin dünya pazarında alım yapıp rekabet edebileceği fiyat arasında sürdürülebilir bir denge kurulmalı. Bu dengeyi sağlamak için üreticinin gelirinden vazgeçmesi istenmemeli. Devlet; alan bazlı destek, kalite primi, bölgesel üretim desteği, uygun finansman, ihracat teşviki, lisanslı depoculuk ve güçlü TMO alımıyla maliyet ile piyasa fiyatı arasındaki baskıyı azaltmalı. Üretici yalnızca açıklanan fiyatı değil, TMO’nun o fiyattan kaç ton ürün alacağını da bilmek zorundadır. Alıcı da sezon boyunca uygulanacak alım, stok ve satış politikasını öngörebilmelidir. Fındık politikası popüler rakam açıklamalarıyla değil, denetlenebilir veri ve sürdürülebilir üretim hesabıyla kurulabilir. Doğru fiyat; yalnızca o gün en yüksek söylenen rakam değil, üreticinin emeğini karşılayan, üretimin devamını sağlayan, alıcının dünya pazarında karşılık bulabildiği ve uygulanabilir bir alım programıyla desteklenen fiyattır.

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ Haber

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ

FINDIKTA 300 TL BİR SLOGAN DEĞİL, ÜRETİMİN DEVAM EŞİĞİ 2026 mahsulü için TMO’nun açıklayacağı fiyat beklenirken üretim maliyeti, alivre satış, döviz kuru ve ihracat verileri aynı noktayı işaret ediyor. Giresun’da 80 kilogram verim alınan bir dönüm bahçede kilogram maliyeti 287,16 TL’ye çıkarken, piyasada konuşulan 6,25 dolarlık alivre fiyatın güncel kur karşılığı 295 TL’ye dayanıyor. Bu tablo, 50 randıman Giresun kalite fındıkta 300 TL’nin yüksek bir talep değil, üreticiyi ancak ayakta tutabilecek müdahale eşiği olduğunu gösteriyor. Giresun’da hasat yaklaşırken gözler Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 mahsulü için açıklayacağı kabuklu fındık alım fiyatına çevrildi. Ancak fiyat tartışması yalnızca “TMO kaç lira açıklayacak?” sorusuna sıkıştırılamayacak kadar geniş bir ekonomik tablo ortaya koyuyor. Giresun Sonhaber’in bugüne kadar yayımladığı fındık yazıları ile son maliyet, işçilik, rekolte ve piyasa dosyaları birlikte değerlendirildiğinde; üretim maliyeti, Giresun’un düşük dekar verimi, ihracatın döviz değeri, alivre satışlar, kalite farkı ve üreticinin finansman ihtiyacı aynı sonuca ulaşıyor: 2026 mahsulü 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için TMO müdahale alım fiyatı kilogram başına 300 TL’nin altında kalmamalı. 6,25 DOLARLIK ALİVRE SATIŞIN KARŞILIĞI 295 TL’YE DAYANDI Piyasada 2026 ürünü kabuklu fındık için kilogram başına 6,25 dolar düzeyinde alivre satışlardan söz ediliyor. TCMB’nin 20 Temmuz 2026 için açıkladığı 47,0938 TL’lik dolar alış kuru esas alındığında 6,25 dolar 294,34 TL’ye, 47,1787 TL’lik satış kuruyla ise 294,87 TL’ye karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, 300 TL talebi bugün konuşulan alivre satışın Türk lirası karşılığından yalnızca 5–6 lira daha yüksek. Üstelik bu hesapta Giresun kalite fındığın ayrı aroma, randıman, işlenebilirlik ve menşe değeri için ek bir kalite primi bulunmuyor. Alivre satış; ihracatçının ürün daha dalındayken gelecekte teslim edilmek üzere yabancı alıcıyla yaptığı sözleşmeyi ifade ediyor. Üreticinin henüz satış fiyatını bilmediği bir dönemde ihracat bağlantısının döviz üzerinden kurulması, yeni sezon fiyatının hangi ekonomik alan içinde şekillendiğini göstermesi bakımından önem taşıyor. İHRACATTA MİKTAR YÜZDE 38,7 AZALDI, KİLOGRAM DEĞERİ YÜZDE 59 ARTTI Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinin 3 Temmuz 2026 tarihli bültenine göre Türkiye, 1 Eylül 2025–30 Haziran 2026 döneminde 169 bin 480 ton iç fındık ihraç ederek 2 milyar 216 milyon 121 bin 203 dolar gelir sağladı. Bir önceki sezonun aynı döneminde 276 bin 374 ton ihracat karşılığında 2 milyar 268 milyon 655 bin 648 dolar gelir elde edilmişti. Buna göre ihraç edilen miktar yüzde 38,7 azalırken toplam gelir yalnızca yüzde 2,3 geriledi. Bu iki verinin birlikte okunması, iç fındığın ortalama ihracat değerinin kilogram başına 8,21 dolardan 13,08 dolara yükseldiğini gösteriyor. Artış yaklaşık yüzde 59,3. 50 randımanda bir kilogram iç fındık için teorik olarak iki kilogram kabuklu fındık gerekiyor. Kabuklu fındıkta konuşulan 6,25 dolarlık alivre fiyat bu nedenle iç fındıkta 12,50 dolarlık ham madde karşılığı oluşturuyor. İhracat ortalamasının 13,08 dolar olması, alivre rakamının piyasa dışı olmadığını; 300 TL’lik kabuklu fiyatın da döviz ve ihracat değerinden kopmadığını ortaya koyuyor. İhracat ortalaması bütün kalite, kalibre ve işlenmiş ürünleri kapsadığı için doğrudan üretici fiyatı olarak okunamaz. Ancak miktardaki sert düşüşe rağmen kilogram başına döviz gelirinin güçlü biçimde artması, sektörün ödeme kapasitesini ve fındığın uluslararası değerini gösteren önemli bir ölçüdür. GİRESUN’UN VERİMİ 80 KİLOYA YAKIN, MALİYET 287,16 TL Tarım ve Orman Bakanlığının 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberinde ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği belirtiliyor. Bu iki rakam Giresun’da dekar başına yaklaşık 78,46 kilogram verime karşılık geliyor. Giresun Sonhaber’in 2026 yılı bakım, hasat, işçilik, patoz, kurutma, taşıma ve diğer doğrudan giderleri kalem kalem hesapladığı maliyet dosyasında, dönümden 80 kilogram ürün alınan bahçede kilogram maliyeti 287,16 TL’ye çıkıyor. Giresun’un resmî verim ortalaması da bu 80 kilogramlık senaryoya çok yakın. Üretici fındığını 300 TL’den satabildiğinde, 80 kilogram ürünün toplam geliri 24 bin TL oluyor. Aynı senaryodaki doğrudan nakit maliyet yaklaşık 22 bin 973 TL. Bir dönüm bahçede üreticinin elinde yalnızca 1.027 TL brüt fark kalıyor. Bu farkın içinde üreticinin bir yıllık emeği, kullandığı sermayenin karşılığı, üretim riski, bahçenin yenilenme ihtiyacı ve gelecek sezonun başlangıç giderleri bulunuyor. Dolayısıyla 300 TL, düşük verimli Giresun bahçesinde yüksek kâr değil; başa baş noktasının hemen üzerinde kalabilme imkânı veriyor. 100 KİLOGRAMLIK BAHÇEDE BİLE MALİYET 233,33 TL Aynı maliyet çalışmasında dönümden 100 kilogram kuru kabuklu fındık alındığında toplam doğrudan gider 23 bin 333 TL, kilogram maliyeti 233,33 TL olarak hesaplandı. Verim 160 kilograma çıktığında maliyet 168,84 TL’ye gerilerken, 80 kilograma düştüğünde 287,16 TL’ye yükseldi. Bu tablo fındıkta tek ve değişmez bir kilogram maliyeti bulunmadığını açık biçimde gösteriyor. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme ve bahçe hazırlığı gibi giderlerin önemli bölümü ürün azaldığında ortadan kalkmıyor. Verim düştükçe aynı sabit gider daha az ürüne bölünüyor ve kilogram maliyeti hızla yükseliyor. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin Temmuz 2026 raporunda da fındık üretici fiyatının yılın ilk beş aylık ortalaması 223,05 TL olarak verildi. Bu ortalama, 100 kilogram verim esas alınarak hesaplanan 233,33 TL’lik maliyetin dahi altında kalıyor. RESMÎ YEVMİYEYLE YAPILAN HESAP BİLE ALT SINIRA DAYANDI Üstelik 233,33 TL ve 287,16 TL’lik maliyetler, Giresun Valiliğinin 2026 için açıkladığı yemek işverene ait 1.101 TL’lik tavsiye yevmiyesi esas alınarak oluşturuldu. Geçen sezon Giresun’da fiilî yevmiye yemek işverene aitken 1.750 TL’ye, yemek işçiye aitken 1.950 TL’ye kadar çıktı. Ordu’da 2026 hasadı için yemek işçiye ait günlük ücret 1.750 TL olarak belirlendi. Giresun’da hasat başladığında işçilik fiyatı resmî tavsiye rakamının üzerine çıkarsa kilogram maliyeti de bugün yapılan hesabın üzerinde oluşacak. Bu nedenle 300 TL’lik fiyatın içinde sanıldığı kadar geniş bir üretici kârı bulunmuyor. Düşük verim ve piyasa yevmiyesi birleştiğinde, 300 TL bazı bahçelerde yalnızca maliyeti karşılayabilecek; bazı bahçelerde ise maliyetin altında dahi kalabilecek bir seviyeye dönüşebilir. GEÇEN SEZONUN 200 LİRASI BUGÜN ÜRETİCİYİ KORUYAMAZ TMO, 5 Ağustos 2025’te 50 randıman esasına göre Giresun kalite kabuklu fındık için 200 TL, Levant kalite için 195 TL alım fiyatı açıklamıştı. İki kalite arasındaki fark yalnızca 5 TL’de kalmıştı. Aradan geçen dönemde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe temizliği, budama, işçilik, taşıma, kurutma, çuval, depolama ve finansman giderleri arttı. Bu nedenle geçen sezonun 200 lirasını yalnızca nominal bir artışla güncellemek, üreticinin gerçek maliyetini karşılamaya yetmez. 300 TL, geçen yılın fiyatına rastgele eklenmiş 100 lira değildir. Bugünkü alivre satışın kur karşılığı, ihracat birim değeri, Giresun’un dekar verimi ve sahadaki doğrudan maliyet birlikte hesaplandığında ortaya çıkan ekonomik eşiktir. GİRESUN KALİTEYE BEŞ LİRALIK FARK YETMEZ Giresun kalite fındık, Levant kaliteyle aynı fiyat kalıbına sıkıştırılamaz. Giresun Tombul Fındığı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından menşe adıyla tescilli; Avrupa Birliği nezdinde de Korunmuş Menşe Adı statüsüne sahip bir üründür. Avrupa Komisyonu ürünü “premium fındık” olarak tanımlıyor. Bu koruma yalnızca ürünün adını değil, yetiştiği coğrafya ile niteliği arasındaki güçlü bağı da kabul ediyor. Giresun’un eğimli ve parçalı bahçelerinde, makine kullanımının sınırlı olduğu koşullarda yoğun insan emeğiyle yetiştirilen ürünün maliyeti; düz, geniş ve mekanizasyona uygun bahçelerdeki üretimle aynı değil. Fiyatlandırmada randıman, sağlam iç oranı, kalibre, aroma, yağ yapısı, işlenebilirlik, menşe değeri ve bölgesel üretim maliyeti birlikte ölçülmeli. Giresun kalite için birkaç liralık sembolik fark değil, ölçülebilir ve ayrı bir kalite primi uygulanmalı. REKOLTE TAHMİNİ FİYATI BASTIRMA ARACINA DÖNÜŞMEMELİ 2026 sezonu için mart ayında açıklanan ilk tahmin 829 bin 239 tondu. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin Temmuz raporunda ise TÜİK’in birinci tahminine göre 2026 üretimi 715 bin ton olarak yer aldı. İki rakam arasında 114 bin tonu aşan fark bulunuyor. Bu değişim, karanfil sayımına dayalı erken tahminlerin kesin üretim miktarı gibi kullanılamayacağını gösteriyor. Rekolte; tek başına kaç ton ürün beklendiğini değil, ürünün hangi bölgede, hangi verimle, hangi arazi koşulunda ve hangi maliyetle yetiştiğini de anlatmalı. Yüksek bir toplam rekolte tahmini, Giresun’un yamaç bahçelerindeki düşük verimi ve yüksek birim maliyeti ortadan kaldırmıyor. Türkiye’nin toplam üretimi üzerinden kurulan tek fiyat düzeni, bölgesel maliyet ile kalite farkını görünmez hâle getiriyor. TMO FİYATI SERBEST PİYASAYA YASAK DEĞİL, KAMUNUN MÜDAHALE EŞİĞİDİR TMO’nun açıklayacağı fiyat, özel alıcıların uymak zorunda olduğu yasal bir asgari fiyat değil; ürününü düşük bedelle satmak zorunda kalan üreticiye kamu tarafından sunulan alım güvencesidir. Bu nedenle fiyatın 300 TL olarak açıklanması tek başına yeterli olmayacak. TMO’nun kaç ton ürün alacağı, hangi alım noktalarını açacağı, randevu sisteminin nasıl işleyeceği, randıman ölçümünün nasıl denetleneceği ve ürün bedelinin kaç günde ödeneceği de aynı anda ilan edilmeli. Sınırlı miktarda alım yapan ve üreticiyi uzun süre bekleten bir kamu fiyatı piyasa üzerinde güçlü bir çıpa oluşturamaz. Etkin müdahale için yeterli bütçe, yaygın alım ağı, şeffaf eksperlik ve kısa ödeme süresi gerekiyor. FİSKOBİRLİK FİYAT AÇIKLAMAKLA YETİNEMEZ FİSKOBİRLİK’in üretici lehine yeniden piyasa kurucu bir rol üstlenmesi için yalnızca fiyat listesi yayımlaması yeterli değil. Açıklanan fiyatın kaç tonluk alımla destekleneceği, üreticinin ürününü nereye teslim edeceği ve parasını ne zaman alacağı açıklanmalı. Fındık piyasasının geçmişi, üreticiyi koruyan kurumların zayıfladığı dönemlerde fiyatın büyük alıcılar ve finansman gücünü elinde tutan kesimler tarafından daha kolay yönlendirildiğini gösteriyor. FİSKOBİRLİK; stok yönetebilen, gerektiğinde ürünü işleyerek mamul hâlde satabilen, lisanslı depoculukla çalışan ve üreticiye finansman sağlayan güçlü bir kooperatif yapısına kavuşmadıkça tabeladaki fiyatın etkisi sınırlı kalacak. ÜRETİCİ HASATTA SATMAYA MECBUR BIRAKILMAMALI Fındık fiyatını yalnızca rekolte, ihracat ve döviz belirlemiyor. Üreticinin ürünü hangi tarihte ve hangi zorunluluk altında piyasaya indirdiği de fiyatın yönünü değiştiriyor. İşçi ücretini, gübre ve ilaç borcunu, taşıma ve patoz giderini ödemek zorunda kalan küçük üretici, ürününü hasadın hemen ardından satmaya mecbur kaldığında alıcının pazarlık gücü artıyor. Kısa sürede yüksek miktarda ürünün piyasaya inmesi fiyat üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Bu baskının azaltılması için düşük faizli hasat finansmanı, ürün karşılığı kredi, güvenilir emanet sistemi ve lisanslı depoculuk yaygınlaştırılmalı. Üreticinin bekleme gücü olmadan açıklanan yüksek fiyatın önemli bölümü kâğıt üzerinde kalabilir. 300 TL’NİN ALTI GİRESUN FINDIĞININ GELECEĞİNİ DARALTIR Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini koruyor ancak Şili, ABD, İtalya ve Azerbaycan gibi üretici ülkelerin büyümesi rekabeti artırıyor. Bu yeni dönemde Türkiye’nin gücü yalnızca tonajdan değil; Giresun kalite gibi üstün nitelikli ürünleri ayrı fiyatlandırmasından, işlemesinden ve kendi markasıyla dünya pazarına sunmasından gelecek. Kalite farkı üreticinin gelirine yansıtılmazsa bahçe bakımı geriler, yaşlı bahçelerin yenilenmesi ertelenir, verim düşer ve genç nüfus üretimden uzaklaşır. Giresun kalite fındık korunmak isteniyorsa ürünün adı kadar üreticisinin geliri de korunmalı. Üretim maliyeti, Giresun’un düşük dekar verimi, 6,25 dolarlık alivre satışın 295 TL’ye yaklaşan kur karşılığı, kilogram başına 13,08 dolara yükselen ihracat değeri ve coğrafi işaretli ürünün kalite farkı birlikte değerlendirildiğinde 300 TL abartılı bir fiyat değil. TMO, 2026 mahsulü 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için kilogram başına en az 300 TL müdahale alım fiyatı açıklamalı; bu fiyatı yeterli alım kapasitesi, kısa ödeme takvimi ve şeffaf randıman sistemiyle desteklemeli. 300 TL, üreticiyi zenginleştirecek fiyat değil; Giresun’da fındık üretiminin gelecek yıllarda da devam edebilme eşiğidir. Kaynak: Giresun Sonhaber / Özel Haber

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Haber

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ:

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil, hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, kurutma standardı, stok yönetimi, alıcı davranışı, coğrafi kimlik ve kalite farkı ile belirleniyor. Türkiye dünya fındık üretiminde ana belirleyici ülke konumunu korurken, Şili Güney Yarımküre avantajıyla yılın ilk yarısında pazara giriyor; İtalya fındığı gastronomi, çikolata ve coğrafi işaret üzerinden markalaştırıyor; ABD/Oregon mekanize üretim ve standart tedarik modeliyle büyüyor; Azerbaycan ve Gürcistan ise Karadeniz-Kafkas hattında Avrupa pazarına yakın alternatif kaynaklar olarak öne çıkıyor. Bu tablo, Giresun kalite fındığının dünya piyasasında yalnızca Türkiye’nin toplam üretim miktarı içinde değerlendirilecek bir ürün olmadığını; arazi yapısı, emek yoğun üretim, düşük verim koşulları, aroma değeri, kalite farkı ve coğrafi kimliğiyle ayrı bir fiyat ve marka politikasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. DÜNYA FINDIKTA ANA ÜRETİM TABLOSU Dünya fındık üretimi son yıllarda 1 milyon ton kabuklu ürün eşiğinin üzerinde seyrediyor. Uluslararası sektör verilerine göre 2023/24 sezonunda dünya fındık üretimi yaklaşık 1,12 milyon ton kabuklu, 523 bin ton iç fındık karşılığı düzeyinde gerçekleşti. 2024/25 sezonu için küresel üretim tahmini yaklaşık 1,29 milyon ton kabuklu ürün seviyesine çıktı. Türkiye, dünya üretiminde açık ara ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin ardından İtalya, ABD, Şili, Azerbaycan ve Gürcistan geliyor. Ancak her ülkenin piyasaya etkisi aynı şekilde oluşmuyor. Türkiye toplam üretim ve ihracat gücüyle fiyatın ana yönünü belirlerken, Şili hasat takvimiyle, İtalya marka ve gastronomi değeriyle, ABD/Oregon mekanize üretim ve standart sanayi tedarikiyle, Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın dönem alternatif arz kapasiteleriyle piyasada yer tutuyor. Küresel fındık ticaretinde tonaj hâlâ önemini koruyor; ancak alıcılar artık yalnızca miktara bakmıyor. Ürünün hangi ayda pazara girdiği, iç randımanı, kalibresi, nem oranı, kurutma standardı, işlenebilirliği, izlenebilirliği, aflatoksin riski, lojistik güvenliği ve sanayiye uygunluğu fiyat davranışını doğrudan etkiliyor. HASAT VE PİYASAYA GİRİŞ SIRASINA GÖRE DÜNYA FINDIK TABLOSU Sıra Ülke / bölge Yaklaşık üretim / ticari hacim Hasat dönemi Piyasaya giriş dönemi Giresun’a etkisi 1 Şili 2025 için yaklaşık 80 bin ton kabuklu ürün beklentisi Şubat-mayıs / çoğu bölgede mart-mayıs Nisan-haziran Türkiye sezonu öncesi ara dönem tedarik sağlar; alıcıların stok ve fiyat riskini azaltır 2 Türkiye / Giresun Türkiye’de normal yıllarda 600-700 bin ton bandı; 2025 için farklı kaynaklarda 450-550 bin ton aralığı Ağustos Ağustos-eylül Dünya fiyatının ana yönünü belirler; Giresun kalite, aroma ve coğrafi değer üzerinden ayrışmalıdır 3 Azerbaycan Üretimde yükselen Kafkas hattı; 2024’te yaklaşık 20 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Türkiye ile yakın takvimde standart ürün rekabetini artırır 4 Gürcistan Orta ölçekli üretici; 2024/25 döneminde yaklaşık 18 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Avrupa pazarında alternatif kaynak olarak görünürlüğünü artırır 5 İtalya / Piemonte-Lazio-Campania-Sicilya 2023’te yaklaşık 100 bin ton bandı; 2024/25’te düşüş, 2025/26’da toparlanma beklentisi Ağustos-ekim Eylül-kasım Marka, gastronomi, coğrafi işaret ve sanayi modeli Giresun için önemli örnek oluşturur 6 ABD / Oregon 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton; 2025 için yaklaşık 116 bin ton beklentisi Eylül-ekim Ekim-kasım Mekanizasyon, yeni çeşitler ve standart ürünle sanayi tedarikinde rekabet yaratır 7 Diğer üreticiler Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve Balkan ülkelerinde sınırlı hacimler Bölgeye göre değişiyor Yerel ve sınırlı ihracat Büyük fiyatı tek başına belirlemez; kaynak çeşitliliğini artırır ŞİLİ: GÜNEY YARIMKÜRE TAKVİMİYLE YILIN İLK TİCARİ ARZI Dünya fındık takviminde ilk büyük farklılık Şili’de ortaya çıkıyor. Güney Yarımküre’de yer alan Şili’de Avrupa fındığı, Türkiye, İtalya, ABD, Azerbaycan ve Gürcistan gibi Kuzey Yarımküre üreticilerinden aylar önce hasat ediliyor. Ürün şubat ayından itibaren bazı bölgelerde olgunlaşma sürecine giriyor; ticari hasat çoğu bölgede mart-mayıs dönemine yayılıyor ve ürün yılın ilk yarısında piyasaya iniyor. Bu zamanlama, Şili’ye üretim miktarından bağımsız önemli bir ticari konum kazandırıyor. Kuzey Yarımküre’de yeni sezon ürününün henüz bahçede olduğu, önceki sezon stoklarının azaldığı ve sanayi alıcılarının yeni sezon öncesi pozisyon aldığı dönemde Şili ürünü piyasaya giriyor. Çikolata, krema, ezme, kuruyemiş ve gıda sanayisi yıl boyunca hammadde kullandığı için Şili fındığı, özellikle Türkiye sezonu başlamadan önce ara dönem tedarik kaynağı olarak değerlendiriliyor. Şili’nin fındıkta yükselişi yalnızca takvim farkıyla sınırlı değil. Ülkede üretim daha geniş bahçeler, modern dikim sistemleri, mekanizasyona uygun alanlar, kurutma altyapısı ve işleme tesisleriyle birlikte büyüyor. Osorno gibi bölgelerde açılan yeni işleme tesisleri, ürünün kabul, temizleme, yıkama, kurutma, kalibrasyon, kırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini tek zincir içinde topluyor. Şili’nin Giresun’a etkisi aynı hasat ayında doğrudan rekabet oluşturması değil, büyük alıcıların Türkiye sezonu başlamadan önce stok ve fiyat riskini yönetebilmesidir. Sanayi alıcıları Şili’den ürün alarak yeni sezon öncesi hammadde açığını kapatabiliyor, Türkiye’de rekolte belirsizliği oluştuğunda alternatif tedarik kanalı yaratabiliyor. Bu durum, Giresun kalite fındığının Türkiye toplam üretiminin içinde kaybolmadan, aroma ve coğrafi kalite değeriyle ayrı bir ürün olarak anlatılmasını daha önemli hale getiriyor. TÜRKİYE VE GİRESUN: AĞUSTOS HASADIYLA DÜNYA FİYATININ ANA EŞİĞİ Türkiye, dünya fındık piyasasında ana üretici ülke konumunu koruyor. Normal yıllarda 600-700 bin ton bandında seyreden Türkiye üretimi, rekolte tahminleri, don, kuraklık, kahverengi kokarca zararı, randıman, kalibre, iç fındık dengesi, ihracatçı talebi ve üretici satış davranışıyla dünya fiyatının ana yönünü belirliyor. Giresun’da fındık doğal mevsiminde ağustos ayında hasat ediliyor. Sahil kesiminde ürün daha erken olgunlaşırken, orta ve yüksek kesimlerde hasat rakıma bağlı olarak ilerleyen tarihlere kayıyor. Bu kademeli takvim, Giresun fındığının iklim, rakım ve arazi karakterinin doğrudan sonucudur. Giresun kalite fındığının temel farkı tonaj büyüklüğünden çok ürün niteliğidir. Giresun’da fındık yamaçlarda, eğimli ve parçalı arazilerde, büyük ölçüde insan emeğiyle ve daha yüksek işçilik maliyetiyle üretiliyor. Dekar başına verimin düz ve mekanize alanlara göre daha düşük olması, üretim maliyetini artırıyor; buna karşılık ürün aroma, lezzet, incelik ve kalite değeri bakımından ayrı bir yere sahip oluyor. Türkiye toplam üretimi dünya fiyatını belirleyen ana unsur olsa da, Giresun kalite fındığı bu toplamın içinde ortalama ürün gibi değerlendirildiğinde bölgenin özel değeri fiyat politikasına yeterince yansımıyor. Giresun kalite fındığı, yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanının ürünü olarak konumlandırılmalıdır. AZERBAYCAN: TÜRKİYE İLE AYNI DÖNEMDE PAZARA GİREN KAFKAS ÜRETİCİSİ Azerbaycan, Karadeniz-Kafkas hattında fındık üretimini ve ihracatını artıran ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede hasat ağırlıklı olarak ağustos-eylül döneminde yapılıyor. Ürün eylül-ekim aylarından itibaren ihracat kanallarında daha görünür hale geliyor. Azerbaycan’ın üretim hacmi Türkiye ile karşılaştırıldığında sınırlı olsa da, takvim yakınlığı nedeniyle standart iç fındık segmentinde alternatif kaynak etkisi oluşturuyor. Uluslararası alıcılar Türkiye sezonuyla aynı dönemde Azerbaycan ürününü de tedarik seçenekleri arasına alabiliyor. Bu durum Giresun açısından doğrudan kalite rekabetinden çok fiyat segmenti baskısı oluşturuyor. Azerbaycan ürünü özellikle standart ürün pazarında alıcıya alternatif sunduğunda, Giresun kalite fındığının aynı fiyat bandına sıkışmaması daha kritik hale geliyor. Giresun’un burada öne çıkaracağı başlık düşük fiyat değil; kalite, aroma, coğrafi köken, izlenebilirlik ve ürün standardıdır. GÜRCİSTAN: AVRUPA PAZARINA YAKIN ALTERNATİF KAYNAK Gürcistan, fındıkta Avrupa pazarına yakınlığı ve ihracat kabiliyetiyle öne çıkan ülkelerden biridir. Ülkede hasat ağustos-eylül döneminde yapılıyor ve ürün aynı dönemde ihracat kanallarına girmeye başlıyor. Gürcistan’ın üretim hacmi Türkiye’ye göre sınırlı olsa da, ihracat pazarı açısından etkisi önemlidir. Avrupa Birliği pazarına yakınlık, ihracat kanalları ve kalite iyileştirme çalışmaları Gürcistan’ı tamamlayıcı tedarikçi haline getiriyor. İtalya, Almanya ve diğer Avrupa pazarlarına yönelen Gürcistan fındığı, büyük alıcıların kaynak çeşitlendirme politikasında yer buluyor. Giresun açısından Gürcistan’ın yükselişi, yakın coğrafyada üretilen alternatif fındığın Avrupa pazarında daha fazla görünmesi anlamına geliyor. Bu durum, Giresun fındığının “Türkiye menşeli ürün” başlığı altında genelleştirilmeden, “Giresun kalite” adıyla daha güçlü tanıtılmasını gerekli kılıyor. İTALYA: ALBA, PİEMONTE, LAZIO VE CAMPANIA’DA FINDIK MARKAYA DÖNÜŞÜYOR İtalya, dünya fındık piyasasında geleneksel kalite ülkelerinden biridir. Üretim Piemonte, Lazio, Campania ve Sicilya gibi farklı bölgelere yayılıyor. Alba ve Piemonte hattı özellikle Tonda Gentile çeşidi, çikolata sanayisi, pastacılık, gastronomi, coğrafi işaret ve bölgesel marka gücüyle öne çıkıyor. İtalya’da hasat bölge ve çeşide göre ağustos-ekim dönemine yayılıyor. Piemonte’de hasat çoğunlukla ağustos sonu-eylül başı döneminde, fındıkların doğal olarak yere düşmesiyle başlıyor. Lazio, Viterbo, Campania, Giffoni ve Sicilya gibi bölgelerde takvim çeşide, iklim koşullarına ve bahçe yapısına göre değişiyor. İtalya’nın temel farkı, fındığı yalnızca kabuklu veya iç ürün olarak değerlendirmemesidir. Alba ve Piemonte hattı, fındığı çikolata, krema, pasta, tatlı, gastronomi turizmi ve coğrafi işaretle birlikte pazarlıyor. Bu yapı, ürünün fiyatını yalnızca tonajla değil, kültürel ve sanayi değeriyle de destekliyor. Giresun için İtalya modeli önemli bir ders içeriyor. Giresun kalite fındığı aroma bakımından güçlü bir ürün olmasına rağmen, bu değer yeterince işlenmiş ürün, yerel çikolata, pastacılık, paketli ürün, kavurma standardı, coğrafi işaretli marka ve gastronomi bağlantısıyla desteklenmediğinde fiyat avantajına dönüşmekte zorlanıyor. Alba’nın yaptığı, kaliteli ürünü bölge adıyla ve sanayiyle birlikte satmaktır; Giresun’un da kalite fındığını kendi coğrafi adıyla daha güçlü ticari dile taşıması gerekiyor. ABD / OREGON: MEKANİZE ÜRETİM VE STANDART SANAYİ TEDARİKİ ABD fındık üretiminin merkezi Oregon’dur. Willamette Vadisi’nde yoğunlaşan üretim; geniş bahçeler, düzenli plantasyon yapısı, yeni çeşitler, mekanizasyon, kurutma ve işleme standardı üzerinden gelişiyor. Oregon’da hasat genel olarak eylül-ekim döneminde yapılıyor ve ürün ekim-kasım aylarında piyasada daha görünür hale geliyor. ABD/Oregon’un dünya piyasasındaki etkisi, geleneksel kalite hikâyesinden çok sanayiye güvenilir ve standart ürün sunabilmesidir. Mekanize hasat, kurutma ve işleme altyapısı; büyük alıcılar açısından öngörülebilir kalite, düzenli tedarik ve daha planlı lojistik anlamına geliyor. 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton düzeyinde gerçekleşen ABD/Oregon üretiminin 2025 için 116 bin ton seviyesine çıkabileceğine ilişkin beklentiler, bölgenin tedarik kapasitesini büyüttüğünü gösteriyor. Giresun’un Oregon ile aynı zeminde rekabet etmesi mümkün değildir. Çünkü Giresun’un arazi yapısı eğimli, parçalı ve emek yoğundur. Oregon’un güçlü olduğu alan mekanizasyon ve standart sanayi tedarikidir. Giresun’un güçlü olduğu alan ise aroma, coğrafi kalite ve emek yoğun üretim değeridir. Bu fark doğru anlatılmadığında Giresun kalite fındığı, mekanize standart ürünle aynı ortalama fiyat mantığı içinde değerlendirilebilir. DİĞER ÜRETİCİLER: KÜÇÜK HACİMLER, BÜYÜYEN KAYNAK ÇEŞİTLİLİĞİ Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve bazı Balkan ülkeleri dünya fındık üretiminde sınırlı hacimlerle yer alıyor. Bu ülkeler tek başına küresel fiyatı belirleyecek büyüklükte değildir; ancak büyük üretici ülkelerde arz sorunu yaşandığında alıcıların kaynak çeşitlendirme arayışında daha fazla gündeme gelebiliyor. Bu küçük ve orta ölçekli üreticilerin varlığı, fındık ticaretinde tek kaynağa bağımlılığın azaldığını gösteriyor. Büyük sanayi alıcıları artık farklı ülkelerden, farklı takvimlerde ve farklı kalite seviyelerinde ürün temin ederek risk dağıtıyor. Giresun açısından bu gelişme, kalite ürünün daha güçlü tanıtılmasını zorunlu kılıyor. Çünkü küresel alıcı için seçenek arttıkça, yalnızca “Türkiye fındığı” demek yeterli olmuyor. “Giresun kalite” adının aroma, coğrafi köken, üretim zorluğu, işçilik maliyeti ve kalite standardıyla birlikte anlatılması gerekiyor. HASAT TAKVİMİ FİYATI NASIL DEĞİŞTİRİYOR? Fındık piyasasında hasat takvimi, fiyat psikolojisini doğrudan etkiliyor. Şili’nin yılın ilk yarısında pazara girmesi, Türkiye sezonu öncesinde alıcıya ara dönem ürün sağlıyor. Bu durum, sanayi alıcılarının stok yönetimini kolaylaştırıyor ve Türkiye sezonu başlamadan önce piyasa beklentilerini şekillendiriyor. Ağustos ayında Türkiye, Giresun, Azerbaycan ve Gürcistan devreye giriyor. Bu dönem dünya fındık fiyatı açısından ana eşiktir. Türkiye’de rekoltenin yüksek veya düşük olması, ürün kalitesi, randıman, ihracatçı talebi, üretici satış davranışı ve sanayi alıcılarının stok durumu fiyatın yönünü belirliyor. Eylül-kasım döneminde İtalya ve ABD/Oregon ürünleri daha güçlü şekilde piyasaya giriyor. İtalya marka ve kalite bağlantısıyla; Oregon ise mekanize, standart ve sanayiye uygun ürünle alıcıların tedarik planlarında yer alıyor. Bu takvim, Giresun’un yalnızca Türkiye içindeki üretici bölgelerle değil, farklı ülkelerin farklı avantajlarıyla da aynı piyasada karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Şili takvimle, İtalya marka ile, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle öne çıkıyor. Giresun’un bu tablo içindeki gücü, kaliteyi fiyatlandıran ayrı bir ticari model kurulduğunda daha görünür hale geliyor. KABUKLU-İÇ FINDIK DENGESİ NEDEN ÖNEMLİ? Dünya fındık piyasasında üretim rakamları çoğu zaman kabuklu tonaj üzerinden açıklanıyor; ancak sanayi alıcısı için asıl belirleyici olan iç fındık miktarı, randıman, kalibre, sağlam iç oranı ve işlenebilirliktir. Aynı kabuklu tonaj, farklı ülkelerde farklı iç fındık karşılığı verebilir. Bu nedenle yalnızca toplam üretim rakamı fiyatı açıklamak için yeterli değildir. Türkiye’de rekolte yüksek görünse bile randıman düşük, kalibre küçük veya kalite sorunlu olduğunda sanayinin kullanabileceği ürün miktarı azalabilir. Şili, Oregon ve İtalya gibi bölgelerde kurutma, kalibrasyon ve işleme standardının güçlenmesi, ürünün sanayi için daha öngörülebilir hale gelmesini sağlar. Giresun kalite fındığı açısından bu başlık daha da önemlidir. Ürünün aroma ve kalite üstünlüğü, doğru kurutma, düşük nem, iyi muhafaza, yüksek randıman ve izlenebilirlik ile desteklendiğinde fiyat politikası daha sağlam kurulabilir. Giresun fındığının değerini yalnızca kabuklu tonajla değil, iç kalite ve kullanım değeriyle anlatmak gerekir. SANAYİ ALICILARI İÇİN FINDIK ARTIK YILLIK STOK YÖNETİMİ ÜRÜNÜ Fındık, büyük çikolata ve gıda sanayisi için yalnızca sezonluk alınan bir tarım ürünü değil, yıl boyunca yönetilen stratejik hammaddedir. Sanayi alıcıları fiyat dalgalanması, rekolte riski, hastalık, don, kuraklık, kalite sorunu ve lojistik aksama riskine karşı farklı ülkelerden ürün alarak tedarik güvenliği sağlamaya çalışıyor. Bu yapı, Şili’nin önemini artırıyor. Şili ürünü Türkiye sezonundan önce piyasaya girdiği için alıcıya ara dönem esneklik sağlıyor. Oregon, mekanize ve standart üretimle sanayi tedarikinde güven veriyor. İtalya, kalite ve marka değeriyle yüksek katma değerli ürün segmentinde yer tutuyor. Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın coğrafyada alternatif kaynak oluşturuyor. Giresun’un bu zincirde güçlü kalabilmesi için ürününü yalnızca hammadde olarak değil, kalite değeri yüksek stratejik ürün olarak konumlandırması gerekiyor. Aksi halde Giresun fındığı, küresel alıcıların ortalama maliyet hesabı içinde değerlendirilen bir kaleme dönüşebilir. MEKANİZASYON FARKI MALİYET VE FİYATTA AYRIŞMA YARATIYOR Dünya fındık üretiminde mekanizasyon farkı, üretim maliyetini doğrudan etkiliyor. Şili ve Oregon gibi geniş, düzenli ve makine kullanımına daha uygun bahçelerde hasat ve hasat sonrası işlemler daha planlı yürütülebiliyor. Bu durum işçilik maliyetini azaltıyor, ürünün daha hızlı toplanmasını sağlıyor ve sanayiye düzenli ürün akışını kolaylaştırıyor. Giresun’da ise eğimli ve parçalı arazi yapısı nedeniyle mekanizasyon sınırlı kalıyor. Üretim büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Bu yapı maliyet dezavantajı oluştursa da, Giresun kalite fındığının emek yoğun üretim karakteri doğru anlatıldığında ürünün coğrafi ve kalite değerini güçlendiren bir unsur haline gelebilir. Bu nedenle Giresun fındığı, düz ve mekanize alanlarda üretilen ortalama ürünle aynı maliyet mantığı içinde değerlendirilmemelidir. Fiyat politikasında verim farkı, arazi eğimi, işçilik yükü, kalite değeri ve aroma üstünlüğü birlikte dikkate alınmalıdır. GİRESUN’U ETKİLEYEN ANA RİSK: KALİTE ÜRÜNÜN ORTALAMA FİYATA SIKIŞMASI Giresun kalite fındığının en önemli riski, dünya piyasasında ortalama ürün gibi fiyatlanmasıdır. Giresun fındığı; yamaçta, eğimli arazide, parçalı bahçelerde, yoğun insan emeğiyle ve daha yüksek maliyetle üretiliyor. Dekar başına verim birçok düz ve mekanize üretim alanına göre daha düşük olmasına rağmen ürünün aroma ve lezzet değeri yüksek. Bu tablo, Giresun kalite fındığı için ayrı fiyat politikasını zorunlu hale getiriyor. Giresun fındığını Şili’nin takvim avantajıyla, Oregon’un mekanize üretimiyle, Azerbaycan ve Gürcistan’ın standart ihracat ürünüyle aynı ortalama fiyat mantığına sıkıştırmak, ürünün gerçek değerini zayıflatır. Giresun’un üretim yapısı yüksek maliyetli, fakat kalite değeri güçlüdür. Bu nedenle Giresun kalite fındığı için fiyat politikası yalnızca tonaj ve arz-talep hesabıyla değil, coğrafi işaret, aroma değeri, üretim zorluğu, işçilik maliyeti, düşük verim, kalite standardı ve marka potansiyeli üzerinden kurulmalıdır. GİRESUN İÇİN TİCARİ YOL HARİTASI Şili yılın ilk yarısında pazara giriyor, İtalya kaliteyi markaya dönüştürüyor, Oregon mekanize üretimle sanayiye standart ürün sunuyor, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarik kanallarını güçlendiriyor. Giresun’un elindeki en güçlü değer ise aroma, coğrafi kimlik, emek yoğun üretim ve kalite farkıdır. Bu değer için daha güçlü bir ticari yol haritası gerekiyor. Giresun kalite fındığı; coğrafi işaret, izlenebilirlik, ayrı kalite standardı, doğru kurutma, düşük nem, yüksek randıman, kavurma standardı, paketli ürün, yerel çikolata ve pastacılık bağlantısı, ihracat tanıtımı ve üretici gelirini koruyan fiyat modeliyle desteklenmelidir. Giresun kalite fındığı yalnızca kabuklu ürün veya iç fındık olarak pazara sunulduğunda, küresel alıcının ortalama maliyet hesabına sıkışıyor. Ürün; işlenmiş, markalaşmış, coğrafi kimliği korunmuş, kalite değeri belgelenmiş ve gastronomiyle ilişkilendirilmiş bir yapıya taşındığında ise dünya piyasasında ayrı bir segment oluşturabilir. DÜNYA FINDIKTA YENİ DÖNEM: MİKTAR, TAKVİM, KALİTE VE MARKA BİRLİKTE BELİRLEYİCİ Dünya fındık piyasasında yeni dönem; üretim miktarı, hasat takvimi, piyasaya giriş zamanı, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, kalite standardı, mekanizasyon, kurutma disiplini, stok yönetimi ve marka değerinin birlikte belirleyici olduğu bir döneme girdi. Şili erken takvimle, Türkiye ana üretim gücüyle, İtalya marka ve gastronomiyle, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle piyasada yer tutuyor. Giresun bu tabloda sıradan bir üretim bölgesi değil, Giresun kalite fındığı yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanıdır. Bu ürünün dünya piyasasında hak ettiği yeri alması, ortalama fiyat mantığından ayrılması, kendi adıyla, kendi standardıyla, kendi marka değeriyle ve üreticinin emeğini karşılayan bir ticari modelle pazarlanmasıyla mümkündür.

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Haber

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji SınavıPlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’nin fındıkta üretimden teknolojiye uzanan planlı büyümesini görünür kılacak. Türkiye için asıl sınav, bu gelişmeleri izleyen kurumların bilgiyi üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya nasıl aktaracağı olacak. Şili’de 13 Ağustos 2026’da Los Ángeles kentindeki Casa Laura’da düzenlenecek PlanetNuts Day Avellanos 2026, Avrupa fındığında büyüyen bir üretici ülkenin teknik kapasitesini, sanayi bağlantılarını ve küresel pazar hedeflerini aynı programda toplaması bakımından dikkat çekiyor. Etkinliğin hedef kitlesi yalnızca üreticilerden oluşmuyor; danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, sanayi temsilcileri ve karar alıcılar aynı zeminde buluşturuluyor. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya gibi isimlerin yer alması, bahçe yönetimi, sanayi, pazar ve bitki sağlığı başlıklarının birlikte ele alınacağını gösteriyor. Bu etkinlik, Şili’nin fındıkta yalnızca dikim alanını büyüten bir ülke olmadığını; üretimi, teknik danışmanlığı, sürdürülebilir girdileri, bitki sağlığını, işleme teknolojisini, otomasyonu ve ihracat bağlantılarını birlikte yöneten bir sektör mimarisi kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile gibi sponsorların etkinlikte yer alması, bahçeden fabrikaya uzanan bütün zincirin programın parçası haline getirildiğini gösteriyor. Türkiye açısından bu gelişme yalnızca uzak bir rakip ülkenin sektör toplantısı olarak okunamaz. Şili’nin büyümesi, Türkiye’nin fındıkta üretici geliri, Giresun kalite fındığın ayrı konumu, sanayi katma değeri, sürdürülebilirlik standardı, rekolte yönetimi ve teknik bilgi aktarımı başlıklarını yeniden değerlendirmesini gerektiren daha geniş bir strateji dosyasına dönüşüyor. Şili, ikinci büyük üretici konumunu teknik kapasiteyle güçlendiriyor Şili Fındık Komitesi’nin 2026’da yayımladığı verilere göre ülke, 2025/26 sezonunda 120 bin 700 ton kabuklu fındık üretimiyle dünya üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti; aynı değerlendirmede Şili’nin küresel üretimden yaklaşık yüzde 12 pay aldığı, Türkiye’nin ise 518 bin tonla yüzde 49 paya sahip olduğu belirtildi. Şili’de dikim alanının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı ve 2030’a doğru 85 bin hektara yaklaşmasının beklendiği de aynı kaynakta yer aldı. (Comité Del Avellano) Bu tablo, Şili’nin fındıktaki yükselişinin geçici bir üretim artışı değil, uzun vadeli bir tarımsal yatırım hattı olduğunu gösteriyor. Şili’nin avantajı yalnızca yeni dikim alanlarından ibaret değil; mekanizasyon, profesyonel bahçe yönetimi, sanayiyle entegre tedarik zinciri ve büyük alıcıların güvenilir alternatif kaynak arayışı bu büyümeyi destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmelerde de Şili’nin mekanizasyon, verimlilik ve profesyonel yönetimle dünya standartlarını yakaladığına dikkat çekilmişti. (Giresun Son Haber) Türkiye hâlâ dünya fındık piyasasının merkez ülkesi. Ticaret Bakanlığı’nın sektör raporuna göre Türkiye, dünyanın en büyük fındık ihracatçısı konumunu sürdürüyor; ayrıca işlenmiş fındık ürünlerinin ihracattaki payı son yıllarda yüzde 40’lara ulaşmış durumda. Ancak aynı tablo, Türkiye’nin üstünlüğünü yalnızca üretim miktarıyla koruyamayacağını da gösteriyor. Çünkü küresel rekabet artık üretim alanı, verim, teknik danışmanlık, izlenebilirlik, sanayi yatırımı ve markalı ürün kapasitesinin birlikte yönetildiği bir döneme ilerliyor. (https://ticaret.gov.tr) PlanetNuts Day, Şili’nin değer zinciri modelini görünür kılıyor PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın dikkat çekici tarafı, etkinliğin klasik konferans formatının ötesine geçmesi. Programda yalnızca uzman sunumları değil, üreticilerin kendi bahçe deneyimlerini aktaracağı teknik masa formatı da bulunuyor. Bu yapı, teorik bilginin sahadaki karşılığını tartışmaya açıyor; hangi uygulamanın verime etki ettiği, hangi hastalık baskısının üreticiyi zorladığı, hangi budama, besleme veya koruma stratejisinin sonuç verdiği doğrudan üretici deneyimi üzerinden görünür hale geliyor. Bu yönüyle Şili’nin yaptığı, yalnızca etkinlik düzenlemek değil; sektör hafızası oluşturmaktır. Üretici, danışman, araştırmacı, sanayi temsilcisi ve teknoloji firması aynı gündem içinde buluşturulduğunda, fındık yalnızca bahçede yetişen bir ürün olmaktan çıkar ve planlanan, ölçülen, işlenen, pazarlanan bir değer zincirine dönüşür. Türkiye’nin bu gelişmeyi dikkatle izlemesi gerekir. Ancak izlemek, yalnızca Şili’deki toplantıya katılmak, fotoğraf paylaşmak ya da genel izlenim aktarmak anlamına gelmemelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin gerçek değeri, dönüşte üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya sunulan somut bilgiyle ölçülür. Giresun’da aynı dönemde fiyat baskısı ve piyasa belirsizliği öne çıktı Şili’de teknik kapasite ve sektör örgütlenmesi güçlenirken, Giresun’da üreticinin gündemi yeni mahsul öncesi fiyat baskısı oldu. FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi, 5 Haziran 2026’da 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatını 215 TL’den 207 TL’ye düşürdü. Giresun Son Haber’in haberinde, 7 Mayıs 2026’da 227 TL seviyesinde bulunan fiyatın 207 TL’ye kadar gerilediği ve Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan fiyatla karşılaştırıldığında üretici beklentisinin zayıfladığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu fiyat teknik olarak 2025 mahsulü için açıklanmış görünse de, zamanlaması nedeniyle 2026 mahsulü öncesinde piyasanın psikolojik eşiğini etkileyebilecek bir referans niteliği taşıyor. Fiyat açıklayan kurumun piyasada ne kadar alım yaptığı, hangi stok gücüne sahip olduğu ve açıklanan fiyatın fiili alım kapasitesiyle desteklenip desteklenmediği üretici açısından kritik hale geliyor. Giresun Son Haber’deki değerlendirmede de FİSKOBİRLİK’in kaç ton ürün aldığı, ne kadar alım yapacağı ve stok durumuna ilişkin şeffaf bilgi paylaşmamasının üretici güvenini zayıflattığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu nedenle Şili’deki gelişmeler Türkiye açısından yalnızca üretim rekabeti olarak değil, fiyat oluşumu ve üretici pazarlık gücü açısından da okunmalıdır. Rakip ülkeler teknik kapasite ve sanayi entegrasyonu kurarken, Türkiye’de üretici hasat öncesinde düşük referans fiyat, belirsiz rekolte beklentisi ve kurumların piyasa ağırlığı konusundaki soru işaretleriyle karşı karşıya kalıyor. Rekolte tahminleri fiyat dilini erken kuruyor Türkiye’de fındık piyasasında yalnızca gerçekleşen üretim değil, sezon başlamadan açıklanan rekolte tahminleri de fiyat beklentisini etkiliyor. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı ilk tahminine göre 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Giresun Son Haber’in aktardığına göre çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. (Giresun Son Haber) Erken rekolte tahminleri piyasaya güçlü üretim sinyali verdiğinde, hasat başlamadan önce “ürün bol olacak” algısı oluşabiliyor. Bu algı, özellikle finansman ihtiyacı yüksek olan küçük üretici açısından pazarlık gücünü zayıflatma riski taşıyor. Rekolte verisi, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü, kalite ve bölgesel üretim zorluğu ile birlikte değerlendirilmediğinde fiyat tartışması eksik kalıyor. Türkiye’nin fındıkta ihtiyacı olan şey, rekolte tahminlerini yalnızca piyasa sinyali olarak açıklamak değil; bu veriyi üretici gelirini, kalite farkını ve bölgesel maliyet yapısını koruyacak bir politika çerçevesi içinde yönetmektir. Şili’nin üretim alanı artışı ve küresel alıcılar için alternatif kaynak haline gelmesi, Türkiye’de rekolte dilinin daha dikkatli kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Giresun kalite fındık ortalama ürün mantığına bırakılmamalı Giresun kalite fındık, küresel rekabet analizinde yalnızca “Türkiye fındığı” başlığı altında eritilemez. Giresun’da üretim büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir modelle sürdürülüyor. Buna karşılık ova karakteri taşıyan bölgelerde makineleşmeye daha uygun arazi yapısı, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı sağlayabiliyor. (Giresun Son Haber) Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmede, Çarşamba Ovası gibi düz üretim alanlarında dekar veriminin 300-400 kilogram aralığında, Giresun’un dik yamaç üretiminde ise 100-160 kilogram aralığında değerlendirildiği belirtilmişti. Aynı yazıda sahadaki üretici hesabına göre Çarşamba Ovası’nda kilogram maliyetinin 80-100 TL, Giresun kalite üretiminde ise 180-200 TL bandında oluştuğu ileri sürüldü; ayrıca 2025 için tüm bölgeleri kapsayan, aynı metodolojiyle hazırlanmış resmi kilogram maliyet verisine ulaşılamadığı da özellikle not edildi. (Giresun Son Haber) Bu fark, Giresun kalite fındığın neden ayrı ekonomik kategori olarak ele alınması gerektiğini açıklıyor. Aynı fiyat politikası, her bölgede aynı sonucu üretmiyor. Düz arazide yüksek verim ve daha düşük işçilik maliyetiyle çalışan üretici ile dik yamaçta düşük verim ve yüksek insan emeğiyle üretim yapan Giresun üreticisi aynı piyasa mantığına sıkıştırıldığında kalite cezalandırılmış oluyor. Giresun kalite fındık için ayrı referans fiyat, kalite primi, menşe standardı ve bölgesel maliyet farkını dikkate alan destek modeli kurulmadıkça, sürdürülebilirlik söylemi üretici için sahada karşılık bulmaz. Kalite yalnızca övgü cümleleriyle korunamaz; üreticinin gelirine yansımayan kalite zamanla zayıflar. Yaşlı bahçeler ve düşük verim Türkiye’nin rekabet dosyasında ayrı başlık olmalı Türkiye’nin fındıkta yapısal sorunu yalnızca fiyat değildir. Yaşlı bahçeler, eğimli arazi, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan “Fındıkta Kırılma” başlıklı yazıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi’ne göre ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği, bunun dekara yaklaşık 78,46 kilogram ortalama verime işaret ettiği aktarıldı. Aynı yazıda TEPGE’nin 2025 raporunda Doğu Karadeniz’de fındık bahçelerinin önemli bölümünün 50-100 yıllık olduğu ve ekonomik ömrünü tamamlayan bahçelerin yenilenmesi gerektiği belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu veri, Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevabın yalnızca ihracat politikasıyla sınırlı olamayacağını gösteriyor. Bahçe yenileme, toprak analizi, pH yönetimi, çeşit seçimi, gençleştirme, hastalık-zararlı takibi ve iklim riskine göre bölgesel danışmanlık sistemi kurulmadan Türkiye’nin üretim üstünlüğü uzun vadede korunamaz. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesi, laboratuvar altyapısı ve kurumsal hafızası güçlü görünse de, Giresun Son Haber’in özel haberinde sahadaki beklentinin araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek olduğu vurgulandı. Aynı haberde, yaşlanan bahçeyi yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte artıran dönüşümün kamuya açık somut saha verileriyle yeterince görünür olmadığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bitki sağlığı yeni rekabet döneminin ortak başlığına dönüşüyor Şili’deki PlanetNuts programında bitki sağlığı, hastalık baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin öne çıkması tesadüf değil. Fındıkta küresel rekabet yalnızca verim ve fiyatla sınırlı kalmıyor; hastalık ve zararlı yönetimi, ürün kalitesinin ve ihracat güvenliğinin ana unsurlarından biri haline geliyor. Türkiye’de de fındık kurdu, kahverengi kokarca ve külleme üretici gelirini doğrudan etkileyen riskler arasında. Giresun Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2026 yılı takvimine göre fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlı mücadele sahil kolda 13 Mayıs, orta kolda 16 Mayıs, yüksek kolda ise 19 Mayıs’ta başlayacak şekilde planlandı; üreticilere bahçe kontrolü, ruhsatlı ürün kullanımı ve külleme hastalığına karşı dikkatli olma uyarısı yapıldı. (Giresun Son Haber) Bu tablo, Türkiye’nin rakip izleme stratejisinin yalnızca Şili’nin kaç hektar dikim yaptığına veya kaç ton üretim beklediğine bakmakla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Zararlı yönetimi, biyolojik mücadele, erken uyarı sistemi, ruhsatlı ürün kullanımı, teknik eğitim ve bölgesel uygulama takvimi de rekabet stratejisinin parçası haline getirilmelidir. TMO tek başına politika yerine geçemez Türkiye’de üretici her sezon TMO’nun açıklayacağı fiyatı bekliyor. Ancak TMO’nun varlığı, tek başına kalıcı bir fındık politikası anlamına gelmiyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan değerlendirmede, 2026 mahsulü için üreticinin yine TMO’ya bakmasının fındık politikasındaki yapısal eksikliği gösterdiği; TMO’nun FİSKOBİRLİK’in, üretici kooperatiflerinin veya Giresun kalite fındığı dünya markasına dönüştürecek bir sistemin yerine geçemeyeceği belirtildi. (Giresun Son Haber) Fındıkta kalıcı piyasa düzeni için TMO tamamlayıcı bir araç olarak konumlandırılmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk, üretici finansmanı, kaliteye dayalı fiyatlama ve bölgesel ürün ayrımı aynı politika içinde ele alınmalıdır. Üretici hasat döneminde nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü düşük fiyata satmak zorunda kalıyorsa, açıklanan taban fiyatın tek başına koruyucu etkisi sınırlı kalır. Giresun iş dünyasının Rekabet Kurumu’na yaptığı ziyarette de fındık piyasasında tekelleşmenin önlenmesi, üreticinin korunması ve ihracat gücünün artırılması talepleri gündeme taşındı. Bu ziyaret, fındıkta fiyat oluşumu ve alıcı yapısının yalnızca üretici açısından değil, yerel sanayi ve ihracat açısından da stratejik öneme sahip olduğunu gösterdi. (Giresun Son Haber) Sürdürülebilirlik yalnızca alıcının izlenebilirliği olmamalı Küresel fındık ticaretinde sürdürülebilirlik artık isteğe bağlı bir başlık değil. Büyük alıcılar ürünün nerede, hangi koşullarda, hangi sosyal ve çevresel standartlarla üretildiğini daha yakından izliyor. İstanbul’da 2 Haziran 2026’da düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar ele alındı. (Giresun Son Haber) Bu gelişme Türkiye için iki yönlü okunmalıdır. Bir yandan sürdürülebilirlik, ihracat pazarlarında güven sağlayan ve kaliteyi koruyan bir üretim modeli olarak önem kazanıyor. Diğer yandan, izlenebilirlik yalnızca alıcının tedarik zincirini kontrol ettiği bir sisteme dönüşürse üreticinin emeği, maliyeti ve kalite farkı görünmez kalabilir. Giresun kalite fındık için kurulacak sürdürülebilirlik modeli, ürünün hangi bahçeden geldiğini göstermenin ötesine geçmelidir. Bu sistem üreticinin arazi zorluğunu, işçilik maliyetini, düşük dekar verimini, kalite farkını ve gelir hakkını da görünür hale getirmelidir. Ürün izlenebilir olacaksa, üreticinin kaybı ve maliyeti de izlenebilir olmalıdır. Kalite belgelenecekse, kaliteyi üreten emeğin fiyat karşılığı da güvence altına alınmalıdır. Giresun sanayide büyüyor, ancak son mamul eşiği hâlâ kritik Giresun’un fındık sanayisindeki başarıları önemli bir avantaj sağlıyor. Giresun Son Haber’in 17 Haziran 2026 tarihli haberine göre Yavuz Gıda 180’inci, Yavuzkan Hazel 254’üncü ve Ahmet Ak Gıda 364’üncü sıradan İSO 500 listesine girdi. Haberde bu başarının kentin üretim ve ihracat gücünü gösterdiği, ancak ihracatın önemli ölçüde ara mamul ve yarı mamul ürünlere dayandığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Natürel iç fındık, kavrulmuş fındık, kıyılmış fındık, fındık unu ve fındık püresi kabuklu ürün satışına göre daha ileri işleme düzeyini temsil ediyor. Ancak bu ürünlerin büyük bölümü son tüketiciye Giresun markasıyla ulaşan çikolata, bar, gofret, nuga, fındık kreması veya paketli premium ürün haline gelmiyor. Asıl marka değeri çoğu zaman başka ülkelerdeki veya küresel şirketlerdeki nihai ürün zincirinde oluşuyor. Bu nedenle Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevap yalnızca bahçede değil, raflarda da kurulmalıdır. Giresun kalite fındık dünya sanayisinin kaliteli girdisi olmakla yetinmemeli; kendi adı, kendi menşe değeri ve kendi markalı son ürünüyle dünya pazarında daha görünür hale gelmelidir. Fındık atıkları yeni katma değer alanına dönüşebilir Fındıkta katma değer yalnızca iç fındık, kavrulmuş ürün veya fındık kremasıyla sınırlı görülmemelidir. Yan ürünlerin değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi ve gıda teknolojileri de yeni rekabet alanı olarak öne çıkıyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan habere göre Bursa Teknik Üniversitesi’nde Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu yürütücülüğünde TÜBİTAK destekli bir projeyle fındık yağı üretiminden kalan küspelerin ohmik ısıtma yöntemiyle yüksek değerli bitkisel proteine dönüştürülmesi hedefleniyor. Haberde, projenin gıda atıklarının azaltılması, fındığın ekonomik değerinin artırılması ve bitki bazlı alternatif protein kaynaklarının geliştirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu yaklaşım, Türkiye’nin fındık stratejisinin yalnızca ana ürüne odaklanmaması gerektiğini gösteriyor. Küspe, kabuk, yağ, protein, lif, biyokütle ve fonksiyonel gıda bileşenleri gibi alanlar, fındığın ekonomik değerini genişletebilir. Giresun ve Türkiye, fındığı yalnızca tarımsal ürün olarak değil, gıda teknolojisi, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi ürünü olarak da konumlandırmalıdır. Teknik ziyaret üreticiye dönmediğinde bilgi değere dönüşmez Türkiye’den Şili’deki etkinliklere katılacak kurumların, birliklerin, odaların, ihracatçıların veya özel sektör temsilcilerinin katkısı, ziyaretin görünürlüğüyle değil, dönüşte üretecekleri bilgiyle ölçülmelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin ardından hazırlanacak rapor; Şili’deki bahçe yönetimi, budama, hastalık kontrolü, işleme teknolojisi, üretici-danışman ilişkisi, sürdürülebilir girdi kullanımı ve sanayi entegrasyonu başlıklarını Türkiye koşullarıyla karşılaştırmalıdır. Bu rapor yalnızca kurum arşivinde kalmamalıdır. Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce ve Samsun gibi farklı üretim bölgeleri için ayrı uygulanabilirlik notları hazırlanmalı; ziraat odaları, kooperatifler, üniversiteler, ticaret borsaları ve üretici toplantıları aracılığıyla sahaya indirilmelidir. Giresun Son Haber’de Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin yayımlanan haberde, üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca mücadelesi, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve piyasa beklentilerinin gündeme geldiği aktarıldı. Aynı haberde, bu toplantıların üretici açısından gerçek değer üretmesi için hangi verilerle hazırlandığının, hangi kurumların düzenli davet edildiğinin, alınan kararların nasıl izlendiğinin ve üreticiye ne kazandırdığının kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu çerçeve, yurt dışı teknik ziyaretler için de geçerli olmalıdır. Şili’de izlenen her sunum, Türkiye’ye ancak üreticinin bahçesinde, sanayicinin yatırım kararında ve politika yapıcının düzenlemesinde karşılık bulduğu ölçüde değer kazandırır. Türkiye’nin Şili’ye cevabı kopyalama değil, kendi modelini kurma olmalı Şili’nin fındıkta kurduğu model Türkiye için doğrudan kopyalanacak bir reçete değildir. Şili’de daha planlı, geniş ve mekanizasyona uygun bahçeler öne çıkarken, Giresun’da üretim eğimli, parçalı ve yoğun insan emeğine dayalı bir coğrafyada sürdürülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin stratejisi, Şili’nin yaptığı her uygulamayı aynen almak değil; Şili’nin sistem kurma aklını Türkiye’nin kendi üretim coğrafyasına çevirmek olmalıdır. Türkiye’nin yeni fındık stratejisi şu başlıklarda netleşmelidir: Birinci başlık, Giresun kalite fındığın ayrı ekonomik kategoriye dönüştürülmesidir. Aroma, menşe, üretim zorluğu, düşük dekar verimi, yüksek işçilik maliyeti ve kalite farkı ayrı referans fiyat, kalite primi ve izlenebilirlik sistemiyle korunmalıdır. İkinci başlık, bahçe yenileme ve verimlilik reformudur. Yaşlı bahçeler, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski bölgesel programlarla ele alınmalıdır. Üçüncü başlık, üretici merkezli piyasa düzenidir. TMO geçici müdahale aracı olarak kalmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk ve üretici finansmanı birlikte güçlendirilmelidir. Dördüncü başlık, teknik bilgi aktarımının zorunlu hale getirilmesidir. Yurt dışı etkinliklere katılan her kurum dönüşte kamuya açık teknik rapor, bölgesel karşılaştırma notu ve üretici eğitimi yapmakla yükümlü olmalıdır. Beşinci başlık, markalı son mamul üretimidir. Giresun sanayisinin ara mamul başarısı, çikolata, bar, nuga, gofret, fındık kreması ve paketli premium ürünlerle nihai tüketici pazarına taşınmalıdır. Altıncı başlık, sürdürülebilirlikte üretici hakkıdır. İzlenebilirlik yalnızca alıcının ürünü takip ettiği bir sistem değil; üreticinin emeğini, maliyetini, kalite farkını ve gelir hakkını kayıt altına alan bir model olmalıdır. Yedinci başlık, bitki sağlığı ve erken uyarı sistemidir. Kahverengi kokarca, fındık kurdu, külleme, don, aşırı yağış ve iklim baskısı için bölgesel, ölçülebilir ve üreticiye doğrudan ulaşan teknik destek ağı kurulmalıdır. Sekizinci başlık, döngüsel ekonomi ve yan ürün değeridir. Fındık küspesi, kabuk, yağ ve protein gibi yan ürünler gıda teknolojisi, alternatif protein, enerji ve sürdürülebilir sanayi alanlarında değerlendirilmelidir. Sonuç: Liderlik, bilgi ve değer zincirini kimin yöneteceğiyle belirlenecek Şili’nin fındıkta büyümesi Türkiye için yalnızca yeni bir rakip dosyası değildir. Bu gelişme, Türkiye’nin kendi sistemini yenilemesi gerektiğini gösteren güçlü bir uyarıdır. Türkiye üretim üstünlüğünü hâlâ koruyor; ancak dünya fındık piyasasında liderlik artık yalnızca tonajla belirlenmiyor. Yeni dönemde belirleyici olan, üreticiyi ne kadar koruduğunuz, kaliteyi fiyata ne kadar yansıttığınız, teknik bilgiyi sahaya ne kadar indirdiğiniz, sanayiyi son mamule ne kadar taşıdığınız, sürdürülebilirliği üretici hakkıyla ne kadar bütünleştirdiğiniz ve rakip ülkelerdeki gelişmeleri ne kadar hızlı stratejiye çevirdiğinizdir. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da izlenecek her sunum, Türkiye için ancak üreticinin bahçesinde karşılık bulursa değer kazanacaktır. Teknik gezi rapora, rapor eğitime, eğitim uygulamaya, uygulama da üretici gelirine dönüşmediği sürece bilgi eksik kalır. Şili fındıkta planlı büyüyor. Türkiye’nin cevabı, geçmiş liderliğin rahatlığına yaslanmak değil; Giresun kalite fındığı merkezine alan, üreticiyi güçlendiren, sanayiyi markalı değere taşıyan ve küresel rekabete kendi modeliyle cevap veren yeni bir fındık stratejisi kurmak olmalıdır.

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR

ŞİLİ FINDIKTA KÜRESEL GÜÇ OLMA HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Şili, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, sürdürülebilir büyüme eğilimi ve giderek profesyonelleşen üretim yapısıyla fındıkta dünya pazarındaki konumunu güçlendiriyor. PlanetNuts Days Avellanos 2026, üreticilerden ihracatçılara, teknik danışmanlardan tedarikçilere kadar fındık sektörünün tüm aktörlerini Los Ángeles’te aynı masada buluşturacak. Etkinlikte hastalık yönetimi, verim ve kalite artışı, inovasyon, ticari gelişim, üretici deneyimleri ve Şili’nin küresel fındık pazarındaki rolü ele alınacak. ŞİLİ FINDIKTA STRATEJİK BÜYÜME DÖNEMİNE GİRDİ Şili, fındık üretiminde dünya ölçeğinde daha güçlü bir konuma ilerlerken, sektörün teknik ve ticari geleceği PlanetNuts Days Avellanos 2026 etkinliğinde değerlendirilecek. PlanetNuts’un etkinlik içeriklerinde Şili’nin fındıkta büyüyen üretim alanı, artan profesyonelleşme düzeyi ve sürdürülebilirlik odaklı gelişimi öne çıkarıldı. Etkinlik, ülkenin fındıkta yalnızca üretim miktarını değil, teknik kapasitesini ve ticari örgütlenmesini de büyüttüğünü gösteriyor. ETKİNLİK 13 AĞUSTOS 2026’DA LOS ÁNGELES’TE PlanetNuts Days Avellanos 2026, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Şili’nin Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde, Casa Laura’da yapılacak. Program 09.30-15.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Etkinlik, fındık yetiştiriciliğinde güncel bilgiye ulaşmak, bahçe yönetimini geliştirmek ve ticari kararlarını güçlendirmek isteyen sektör temsilcilerine yönelik teknik ve stratejik bir gün olarak planlandı. SEKTÖRÜN TÜM HALKALARI AYNI PROGRAMDA BULUŞACAK PlanetNuts, etkinliği Şili fındık endüstrisinin ana buluşma noktalarından biri olarak konumlandırıyor. Programa Şili’nin farklı bölgelerinden üreticiler, özel fidanlıklar, teknik ve ziraî danışmanlar, girdi, teknoloji ve hizmet sağlayan firmalar, ihracatçılar, işleyici kuruluşlar ve sektör temsilcileri katılacak. Bu yapı, Şili’de fındık üretiminin yalnızca tarımsal üretim alanında değil, tedarik, danışmanlık, teknoloji, işleme ve ihracat ayağında da bütünlüklü bir sektör haline geldiğini ortaya koyuyor. PROGRAMDA VERİM, KALİTE VE TİCARİ GELECEK ÖNE ÇIKACAK Etkinliğin içerik başlıkları, Şili fındık sektörünün önümüzdeki dönemde teknik yönetim ve ticari büyüme ekseninde ilerleyeceğini gösteriyor. Programda fındık yetiştiriciliğinde öne çıkan hastalıklar ve mücadele stratejileri, güncel bitki sağlığı sorunlarına karşı kullanılacak araçlar, verim ve kaliteyi artırmaya dönük üretim teknikleri, inovasyon, yeni sektör trendleri, üreticilerin başarı örnekleri, ticari beklentiler ve sektörün gelecek gelişimi ele alınacak. PlanetNuts’un etkinlik görsellerinde program, “tüm endüstri için teknik ve stratejik bir gün” olarak tanımlandı. ŞİLİ 120 BİN TONLUK ÜRETİM SEVİYESİNE ULAŞTI PlanetNuts’un paylaştığı sektör verilerinde Şili’nin 2025/26 sezonunda kabuklu fındık üretiminin 120 bin 700 ton seviyesine ulaştığı belirtildi. Aynı içeriklerde Şili’nin dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi, güney yarımkürenin başlıca üreticisi ve küresel üretimin yaklaşık yüzde 12’sini karşılayan ülke olduğu bilgisi yer aldı. Şili’de fındık dikili alanlarının 70 bin hektara yaklaştığı, yıllık büyümenin yaklaşık 3 bin hektar seviyesinde seyrettiği ve 2030 için 80 bin-85 bin hektarlık dikili alan hedeflendiği ifade edildi. TÜRKİYE İÇİN DİKKATLE İZLENMESİ GEREKEN TABLO Şili’nin fındıkta büyüme stratejisi, Türkiye açısından da yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini korurken, Şili gibi hızlı büyüyen üretici ülkeler verim, kalite, sürdürülebilirlik, teknik danışmanlık ve ihracat organizasyonu üzerinden küresel pazarda daha görünür hale geliyor. Bu tablo, özellikle Giresun kalite fındığı açısından üretim maliyeti, arazi yapısı, emek yoğunluğu, aroma, kalite standardı ve üretici gelirini merkeze alan yeni bir piyasa yaklaşımının önemini artırıyor. Şili örneği, fındıkta rekabetin artık yalnızca üretim miktarıyla değil; teknik bilgi, bahçe yönetimi, profesyonel organizasyon, marka değeri, ticari ağ ve sürdürülebilir üretim modeliyle şekillendiğini gösteriyor. Kaynak: PlanetNuts / PlanetNuts Days Avellanos 2026 etkinlik görselleri ve paylaşımı.

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Haber

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI

ELMAS FINDIK TOPLANTISINI DUYURDU: ÜRETİCİNİN BEKLEDİĞİ BAŞLIKLAR MASADA AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleriyle birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantıya katıldı. Toplantıda yeni hasat sezonu hazırlıkları, üretim sürecinde alınacak tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticinin emeğinin karşılığını almasına yönelik başlıklar ele alındı. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün toplantıda yer aldığı açıklanırken, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın da fındık bölgesi milletvekilleriyle yapılan toplantılara katıldığı kamuoyuna yansıdı. FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Fındıkta yeni hasat sezonu öncesi hazırlıklar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan Fındık Çalışma Grubu toplantısında değerlendirildi. Toplantıya fındık üreten illerin milletvekilleri katılırken, Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür de görüşmede yer aldı. Toplantının ana gündemini yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri, verim ve kalite başlıkları ile üreticinin emeğinin karşılığını almasına dönük değerlendirmeler oluşturdu. AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, toplantı sonrası yaptığı açıklamada üreticinin alın terini koruyacak çalışmaların ele alındığını belirtti. Elmas, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak adımlar üzerinde istişarelerde bulunulduğunu, sezon öncesi yol haritasının değerlendirildiğini ifade etti. ELMAS: ÜRETİCİMİZİN ALIN TERİNİ KORUYACAK ÇALIŞMALARI ELE ALDIK Nazım Elmas, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığındaki toplantıya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekillerimizle birlikte, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldik. Toplantımızda; fındıkta yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticilerimizin emeğinin karşılığını alabilmesine yönelik hususlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Üreticimizin alın terini koruyacak, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak çalışmalar üzerine istişarelerde bulunarak sezon öncesi yol haritasını ele aldık. Ülkemiz ve tüm fındık üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli bir sezon olmasını temenni ediyorum.” GİRESUN’DAN ELMAS VE TEMÜR KATILDI Toplantıya Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlık etti. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün de toplantıda yer aldığı bilgisi yerel basına yansıdı. Kamuya açık haberlerde toplantıların tüm katılımcı listesi her defasında isim isim paylaşılmıyor. Bu nedenle toplantıya katılan diğer milletvekilleri için açıklamalarda çoğunlukla “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleri”, “fındık üreten illerin milletvekilleri” veya “bölge milletvekilleri” ifadeleri kullanılıyor. Önceki toplantılara ilişkin kamuya yansıyan bilgilerde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın başkanlığındaki görüşmelere AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk ile fındık üreten illerin milletvekillerinin katıldığı görüldü. LÜTFİ BAYRAKTAR DA FINDIK DOSYASININ MERKEZİNDE Fındık dosyasında öne çıkan isimlerden biri de AKP Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar. Bayraktar, yalnızca Sakarya Milletvekili kimliğiyle değil, uzun yıllardır FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmesi nedeniyle de fındık politikalarının en önemli siyasi ve kurumsal aktörleri arasında yer alıyor. Bayraktar’ın fındık bölgesi milletvekilleriyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantılara katıldığına ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansıdı. Bu durum, FİSKOBİRLİK’in fındık politikalarındaki yerinin toplantı başlıkları içinde daha açık biçimde değerlendirilmesi gerektiğini de gösterdi. Fındık üreticisi açısından Bayraktar’ın toplantılardaki varlığı veya FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği yalnızca protokol bilgisi değildir. Bu konu, üreticinin örgütlü gücünün, kooperatif yapısının, piyasa dengeleme kapasitesinin ve Giresun kalite fındığın değer politikasının masaya nasıl taşındığıyla doğrudan bağlantılıdır. DİĞER KATILIMCILAR VE BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin önceki haberlerde AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın koordinasyon ve katılım bilgisi öne çıktı. Düzce’den Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk’ün açıklamalarında ise üretici beklentileri, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve verimlilik başlıklarının toplantılarda ele alındığı belirtildi. Fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan çalışma yapısı, Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Samsun ve bölgedeki diğer fındık üretim merkezlerini ilgilendiren sorunları siyasi düzeyde gündeme taşıyor. Ancak üretici açısından toplantıya hangi milletvekillerinin katıldığı kadar, bu isimlerin toplantıya hangi verilerle hazırlandığı, sahadan hangi üretici taleplerini taşıdığı, FİSKOBİRLİK, ziraat odaları, kooperatifler ve yerel üretici temsilcileriyle nasıl temas kurduğu da önem taşıyor. FİSKOBİRLİK’İN MASADAKİ ROLÜ DAHA AÇIK GÖRÜLMELİ Fındıkta üreticinin pazarlık gücü, yalnızca sezon öncesi fiyat beklentisiyle sınırlı bir konu değil. FİSKOBİRLİK’in piyasa dengeleme kapasitesi, kooperatif yapısı, üreticiyle doğrudan bağı ve tarihsel rolü, fındık politikasının merkezinde değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle Fındık Çalışma Grubu’nun yeni sezon öncesi toplantılarında FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği, görüşlerinin nasıl alındığı ve üretici lehine hangi önerileri masaya taşıdığı açık biçimde paylaşılmalıdır. FİSKOBİRLİK’in yalnızca geçmişte adı geçen bir kurum olarak değil; üretici lehine piyasa dengesi kurabilecek, kaliteye dayalı fiyat politikasını destekleyebilecek, Giresun kalite fındığın değerini koruyabilecek ve kooperatif gücünü yeniden sahaya taşıyabilecek etkin bir aktör olarak değerlendirilmesi gerekiyor. FINDIK ÇALIŞMA GRUBU 2019’DAN BU YANA GÜNDEMDE Fındık Çalışma Grubu, kamuoyuna 2019 yılında fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan bir siyasi çalışma yapısı olarak yansıdı. Grubun amacı, üreticinin talep ve beklentilerini değerlendirmek, fındık politikalarına ilişkin başlıkları siyasi düzeyde takip etmek ve sezon öncesi oluşan sorunları Tarım ve Orman Bakanlığına taşımak olarak açıklandı. Fındık Çalışma Grubu’nun farklı yıllarda sezon öncesi toplantılar yaptığı biliniyor. Ancak grubun yılda kaç kez toplandığı, toplantı takviminin nasıl belirlendiği, gündemin hangi verilerle hazırlandığı, toplantılara hangi kurumların düzenli davet edildiği ve alınan kararların nasıl izlendiği konusunda kamuoyuna açık, düzenli ve denetlenebilir bir takvim bulunmuyor. Bu durum, üreticinin en çok yanıt beklediği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Fındık üreticisi, toplantıların yalnızca sezon öncesi açıklamalarla sınırlı kalmamasını; üretim maliyeti, destek modeli, TMO alım politikası, FİSKOBİRLİK’in piyasa rolü, kahverengi kokarca mücadelesi, don zararı, verim düşüklüğü ve Giresun kalite fındığın ayrı değerlendirilmesi gibi başlıklarda somut kararlar üretilmesini bekliyor. ÖNCEKİ TOPLANTILARDA KAHVERENGİ KOKARCA, REKOLTE VE ÜRETİCİ TALEPLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Fındık Çalışma Grubu’nun önceki toplantılarında üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele, beklenen rekolte, üretim maliyetleri, fiyat istikrarı ve sezon öncesi piyasa beklentileri gündeme geldi. 2024 yılında yapılan toplantılarda fındık üreten illerin milletvekilleri Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldi. Bu toplantılarda üreticilerden gelen talepler, beklenen rekolte, fiyat istikrarı, üretim maliyetleri ve verimlilik başlıkları değerlendirildi. Nazım Elmas’ın önceki açıklamalarında da üreticilerden gelen talep ve önerilerin ele alındığı, fındıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaların görüşüldüğü, kahverengi kokarca zararlısına karşı mücadelenin sürdürüldüğü belirtildi. Fındıkta son dönemde yalnızca fiyat değil; zararlı baskısı, iklim riski, don hasarı, üretim maliyetleri, işçilik giderleri ve kalite kaybı da üreticinin gelirini doğrudan etkileyen ana sorunlar arasında yer alıyor. UZMAN KURUL DEĞİL, SİYASİ ÇALIŞMA GRUBU Kamuya açık bilgiler, Fındık Çalışma Grubu’nun tarım ekonomistleri, ziraat mühendisleri, kooperatif uzmanları, ihracat temsilcileri veya akademisyenlerden oluşan bağımsız bir uzman kurul değil; fındık üreten illerin milletvekillerinden oluşan siyasi bir çalışma grubu olduğunu gösteriyor. Bu nedenle grubun uzman danışmanlardan düzenli rapor alıp almadığı, her sezon öncesi maliyet hesabı, rekolte beklentisi, zarar tespiti, kalite sınıflandırması ve fiyat politikası konusunda hangi teknik verilerle hareket ettiği kamuoyuna açıklanmalıdır. Fındık gibi Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan bir alanda siyasi takip önemlidir; ancak üretici lehine kalıcı sonuç alınabilmesi için bu siyasi takibin sahadan gelen veri, uzman raporu, üretici örgütleriyle düzenli temas ve sonuçları açıklanan bir çalışma düzeniyle desteklenmesi gerekir. GİRESUN KALİTE FINDIK İÇİN AYRI POLİTİKA BEKLENİYOR Giresun kalite fındığı, yalnızca Türkiye fındık üretiminin bir parçası olarak değil; aroması, menşe değeri, işlenme kabiliyeti, geleneksel üretim kültürü ve coğrafi niteliğiyle ayrı değerlendirilmesi gereken stratejik bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu nedenle fındık toplantılarında Giresun kalite fındık için ayrı bir başlık açılması gerekiyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir üretim modeliyle yetiştiriliyor. Ova karakteri taşıyan bölgelerde ise makineleşmeye daha uygun koşullar, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı oluşturabiliyor. Yamaçta elle üretilen, daha düşük dekar verimiyle elde edilen, işçilik maliyeti yüksek Giresun kalite fındığı ile ova bölgelerinde daha kolay işlenebilen üretimin aynı fiyat mantığı içinde değerlendirilmesi, üretim gerçeğini ve kalite farkını görünmez hale getiriyor. Fındıkta fiyatın yalnızca sezonluk arz, piyasa dengesi ve ortalama randıman üzerinden değil; arazi yapısı, üretim maliyeti, işçilik yükü, dekar başına verim, aroma, kalite ve menşe değeri üzerinden de şekillenmesi gerekiyor. TÜRKİYE KENDİ FINDIK STANDARDINI KURMALI Fındıkta sürdürülebilirlik başlığı, yalnızca dış alıcıların ve küresel şirketlerin belirlediği uygulama takvimine bırakılamayacak kadar stratejik bir konudur. Türkiye’nin fındık politikası, küresel şirketlerin sürdürülebilirlik programlarına uyum sağlayan pasif üretici ülke çizgisine sıkışmamalıdır. Türkiye kendi sürdürülebilirlik kurumlarını, kendi kalite standardını, kendi izlenebilirlik sistemini ve kendi üretici merkezli denetim modelini kurmalıdır. Bu süreçte kamu kurumları, üniversiteler, ziraat odaları, üretici örgütleri, kooperatifler, FİSKOBİRLİK, yerel yönetimler, ihracatçı birlikleri ve sürdürülebilirlik alanında çalışan ulusal kuruluşlar aynı hedef etrafında bir araya gelmelidir. Giresun kalite fındığının menşe değeri, aroma üstünlüğü, yamaç üretimi, düşük dekar verimi, yüksek emek maliyeti ve sosyal üretim yapısı Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardının merkezine yerleştirilmelidir. DESTEK VE SİGORTA MODELİ YENİDEN KURULMALI Fındık üreticisinin karşı karşıya olduğu maliyet yapısı, eski destek modelleriyle açıklanamayacak kadar ağırlaştı. İşçilik, gübre, ilaç, bakım ve taşıma giderleri artarken; bahçelerin yaşlanması, verim düşüklüğü, kahverengi kokarca zararlısı ve iklim değişikliğine bağlı don, aşırı yağış, kuraklık ve hastalık baskısı üretim riskini büyütüyor. Bu tablo karşısında yalnızca arazi varlığına dayalı destek anlayışı, üretimi ve kaliteyi güçlendirmekte yetersiz kalıyor. Fındıkta yeni destek modeli, üretim yapan, bahçesine bakan, ürününü kayıtlı sisteme sokan, kaliteyi yükselten, zararlılarla mücadele eden ve ekonomiye gerçek ürün kazandıran üreticiyi önceleyen bir yapıya dönüştürülmelidir. Zirai sigorta sistemi de fındığın yeni risklerine göre yeniden düzenlenmelidir. Don, aşırı yağış, kuraklık, fırtına, dolu, hastalık ve kahverengi kokarca gibi zararlıların oluşturduğu gelir kaybı; yalnızca ürün miktarı üzerinden değil, kalite kaybı ve randıman düşüşü üzerinden de değerlendirilmelidir. TOPLANTIDAN BEKLENEN: AÇIK, ÖLÇÜLEBİLİR VE ÜRETİCİ LEHİNE SONUÇ Fındık Çalışma Grubu toplantısı, yeni sezon öncesi üreticinin beklentilerinin Bakanlık düzeyinde ele alınması açısından önem taşıyor. Ancak üreticinin beklediği karşılık, toplantı sonrası yapılan genel açıklamaların ötesine geçen somut sonuçlardır. Fındık üreticisi, Fındık Çalışma Grubu’nun ne sıklıkla toplandığını, toplantılara kimlerin katıldığını, FİSKOBİRLİK ve üretici örgütleriyle hangi tarihlerde görüşüldüğünü, uzman raporu alınıp alınmadığını, maliyet hesabının nasıl yapıldığını, Giresun kalite fındığın ayrı değerinin nasıl korunacağını ve bugüne kadar alınan kararların üreticiye ne kazandırdığını bilmek istiyor. Yeni hasat sezonu öncesinde yapılacak fındık politikası; açık katılımcı listesi, sahadan toplanmış veri, üretici örgütlerinin doğrudan temsili, uzman raporları, yayımlanmış sonuç bildirgesi ve uygulamaya dönüşen kararlarla güç kazanabilir. Fındıkta üreticinin emeğini koruyacak yol; yalnızca temenni açıklamalarıyla değil, üreticiyi bahçede tutan, Giresun kalite fındığı ayrı değer olarak gören, FİSKOBİRLİK ve kooperatifleri yeniden güçlendiren, destek ve sigorta sistemini yeni risklere göre düzenleyen, Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardını kuran bütünlüklü bir ulusal fındık politikasıyla açılabilir.

FİSKOBİRLİK 207 TL’YE İNDİ, ÜRETİCİDE YENİ MAHSUL ÖNCESİ FİYAT BASKISI Haber

FİSKOBİRLİK 207 TL’YE İNDİ, ÜRETİCİDE YENİ MAHSUL ÖNCESİ FİYAT BASKISI

FİSKOBİRLİK 207 TL’YE İNDİ, ÜRETİCİDE YENİ MAHSUL ÖNCESİ FİYAT BASKISI FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi, Giresun kalite 50 randıman fındık fiyatını 207 TL olarak açıkladı. G eçen hafta 215 TL üzerinden tartışma yaratan fiyatın bugün 8 TL daha aşağı çekilmesi, yeni mahsul öncesinde piyasada düşük fiyat zemini oluşturulduğu yönündeki endişeleri artırdı. YENİ LİSTEDE 50 RANDIMAN GİRESUN KALİTE 207 TL OLDU FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi’nin bugün yayımladığı yeni fiyat tablosunda 50 randıman Giresun kalite fındık 207 TL, coğrafi işaretli Giresun tombul fındığı 210 TL, sivri/kara kalite fındık ise 160 TL olarak yer aldı. Tabloda coğrafi işaretli Giresun tombul fındığı üretici belgesine sahip üreticilere kilogram başına 3 TL ek ödeme yapılacağı belirtildi. Bu ek ödeme, 50 randıman Giresun kalite fındıkta fiyatı 210 TL’ye taşıdı. FİSKOBİRLİK fiyatların net olduğunu, herhangi bir kesinti uygulanmadığını açıkladı. Ancak üretici cephesindeki tartışma kesinti başlığında değil, fiyatın seviyesi, düşüşün hızı ve yeni mahsul öncesindeki piyasa etkisi üzerinde yoğunlaştı. BUGÜNKÜ FİYAT TABLOSU Randıman Giresun Kalite Coğrafi İşaretli Sivri/Kara 50 randıman 207,00 TL 210,00 TL 160,00 TL 51 randıman 211,14 TL 214,14 TL 163,20 TL 52 randıman 215,28 TL 218,28 TL 166,40 TL 53 randıman 219,42 TL 222,42 TL 169,60 TL 54 randıman 223,56 TL 226,56 TL 172,80 TL 55 randıman 227,70 TL 230,70 TL 176,00 TL 56 randıman 231,84 TL 234,84 TL 179,20 TL Yeni tablo, FİSKOBİRLİK’in önceki fiyat açıklamalarına kıyasla düşüş eğilimini sürdürdüğünü gösterdi. 50 randıman Giresun kalite fındıkta geçen hafta 215 TL olan fiyat bugün 207 TL’ye indi. BİR HAFTADA 8 TL DAHA DÜŞTÜ Giresun Sonhaber’in geçen hafta yayımladığı değerlendirme haberinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatını 215 TL’ye çekmesinin üreticide şaşkınlık ve endişe yarattığı vurgulanmıştı. Haberde, Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan fiyatın yeni mahsul öncesinde 215 TL’ye gerilemesinin piyasa baskısı tartışmasını büyüttüğü ifade edilmişti. Bugünkü yeni listeyle birlikte fiyat 215 TL’den 207 TL’ye düştü. Böylece bir hafta içinde kilogram başına 8 TL’lik yeni bir gerileme yaşandı. 7 Mayıs 2026’da 227 TL seviyesinde bulunan 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatı, bugünkü tabloyla birlikte 20 TL aşağı indi. Bu düşüş yaklaşık yüzde 8,8’lik kayba karşılık geldi. 347 TL’DEN 207 TL’YE: ÜRETİCİNİN BEKLENTİSİ ZAYIFLATILIYOR FİSKOBİRLİK’in 2025 mahsulü Giresun kalite fındık fiyatı sezon içinde 347 TL’ye kadar yükselmişti. Bugünkü 207 TL’lik fiyat, zirve seviyeye göre kilogram başına 140 TL’lik düşüş anlamına geliyor. Bu tablo, yalnızca eski mahsul fiyatındaki gerilemeyi göstermiyor. Yeni mahsulün hasadına kısa süre kala açıklanan her düşük fiyat, serbest piyasada beklenti oluşturan bir referans haline geliyor. Üretici açısından risk burada başlıyor. FİSKOBİRLİK’in fiyatı teknik olarak eski mahsule dönük görünse de açıklamanın zamanı yeni sezon pazarlığını doğrudan etkiliyor. Hasat öncesi dönemde 207 TL seviyesinin ortaya konulması, yeni mahsul için daha düşük fiyat beklentisinin güçlenmesine yol açabilecek bir zemin oluşturuyor. FİSKOBİRLİK’İN FİYATI ALIM GÜCÜYLE DESTEKLENMİYORSA PİYASADA BASKI UNSURUNA DÖNÜŞÜR FİSKOBİRLİK geçmişte üretici adına piyasada denge kuran bir kurum olarak görülüyordu. Bugün ise kurumun fiyat açıklamalarının arkasındaki fiili alım gücü, stok miktarı ve piyasa ağırlığı tartışma konusu olmayı sürdürüyor. FİSKOBİRLİK’in 2025/2026 sezonunda üreticiden kaç ton kabuklu fındık aldığı, bu fiyatlarla ne kadar ürün alacağı ve elindeki stokun hangi seviyede bulunduğu kamuoyuna açık biçimde paylaşılmıyor. Bu belirsizlik devam ederken yayımlanan düşük fiyat listeleri, üretici lehine güven veren bir alım politikası olarak değil, piyasaya aşağı yönlü fiyat sinyali veren bir açıklama olarak okunuyor. Fiyat açıklayan kurumun piyasada güçlü alıcı olup olmadığı kritik önem taşıyor. Çünkü yüksek tonajlı alım yapılmayan bir fiyat listesi, üreticinin elindeki ürüne gerçek talep oluşturmaz; buna karşılık sanayici ve tüccar tarafında düşük referans fiyat algısı yaratabilir. GİRESUN KALİTE FINDIK ORTALAMA FİYAT MANTIĞINA SIKIŞTIRILAMAZ Giresun kalite fındık, üretim koşulları bakımından Türkiye’deki birçok bölgeden farklı bir maliyet yapısına sahip bulunuyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde yamaçlarda, parçalı ve eğimli arazilerde, yoğun insan emeğiyle üretiliyor. Ova bölgelerinde makineleşmeye daha uygun koşullar varken Giresun’da üretici daha düşük verim, daha yüksek işçilik maliyeti ve daha zor arazi koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Buna rağmen Giresun kalite fındığın aroma ve kalite değeri piyasa fiyatına yeterince yansımıyor. Bugün açıklanan 207 TL’lik fiyat, bu üretim gerçekliğini karşılamaktan uzak bir tablo ortaya koyuyor. Giresun kalite fındık, yalnızca randıman üzerinden ve ortalama piyasa mantığıyla fiyatlandırıldığında üreticinin maliyeti, emeği ve ürünün kalite farkı görünmez hale geliyor. YENİ MAHSUL ÖNCESİ DÜŞÜK REFERANS RİSKİ BÜYÜYOR Fındık piyasasında hasat öncesi açıklanan fiyatlar, yalnızca mevcut ürünün değil, yeni sezonun pazarlık sınırlarının da şekillenmesine neden oluyor. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in 207 TL’lik fiyatı üretici açısından kritik bir eşik haline geldi. Üretici, artan bahçe bakım maliyetleri, gübre, ilaç, patoz, taşıma ve işçilik giderleriyle yeni sezona hazırlanırken fiyatın aşağı çekilmesi beklentiyi zayıflatıyor. Üstelik bu fiyatı açıklayan kurumun piyasadan ne kadar ürün alacağı da bilinmiyor. Bu şartlarda 207 TL’lik fiyat, üreticinin yeni mahsul için güçlü pazarlık yapmasını zorlaştırabilecek bir referans olarak öne çıkıyor. Sanayici ve ihracatçı tarafının bu seviyeyi yeni sezon öncesi dayanak fiyat gibi kullanması üretici aleyhine sonuç doğurabilir. YANIT BEKLEYEN BAŞLIKLAR ARTTI FİSKOBİRLİK’in bugün açıkladığı yeni fiyat tablosu, kurumun kamuoyuna açıklaması gereken başlıkları daha da önemli hale getirdi. Yanıt Bekleyen Başlık Üretici Açısından Önemi 2025/2026 sezonunda kaç ton fındık alındı? Fiyat açıklamasının gerçek piyasa ağırlığını gösterir. 207 TL fiyatıyla ne kadar alım yapılacak? Listenin fiili alım mı, piyasa sinyali mi olduğunu ortaya koyar. Mevcut stok miktarı nedir? Kurumun piyasaya müdahale kapasitesini belirler. Fiyat neden 215 TL’den 207 TL’ye çekildi? Düşüşün gerekçesini ve yeni mahsule etkisini açıklar. Ödeme takvimi nasıl işleyecek? Üreticinin ürünü teslim etme kararını etkiler. Yeni sezon beklentisine etkisi hesaplandı mı? 2026 mahsulü pazarlığı açısından belirleyici olur. FİSKOBİRLİK bu başlıklarda açık, belgeli ve ölçülebilir bilgi vermediği sürece üretici güveni güçlenmez. Fiyat listesi yayımlamak tek başına piyasa düzenleyici bir adım değildir. Üretici lehine sonuç doğurması için açıklanan fiyatın alım tonajı, ödeme gücü ve şeffaf stok bilgisiyle desteklenmesi gerekir. ÜRETİCİ 207 TL’Yİ ALIM FİYATI DEĞİL, YENİ SEZON MESAJI OLARAK OKUYOR Bugünkü tablo, FİSKOBİRLİK’in fiyat politikasına yönelik tartışmayı daha sert bir noktaya taşıdı. Geçen hafta 215 TL üzerinden başlayan tepki, bugün 207 TL ile daha da büyüdü. Fındık üreticisi açısından bu rakam yalnızca elde kalan eski mahsulün fiyatı değildir. Hasat öncesi dönemde açıklanan 207 TL, yeni mahsul pazarlığında üreticinin karşısına çıkabilecek düşük bir eşik anlamı taşıyor. FİSKOBİRLİK üretici lehine hareket ettiğini göstermek istiyorsa fiyat listesi yayımlamakla yetinmemeli; kaç ton alım yaptığını, hangi fiyatla ne kadar ürün alacağını, stok durumunu, ödeme planını ve fiyat düşüşünün gerekçesini kamuoyuna açıklamalıdır. Şeffaflık sağlanmadığı sürece 207 TL’lik fiyat, üretici tarafından güven veren bir alım politikası olarak değil, yeni mahsul öncesi düşük fiyat beklentisini güçlendiren bir hamle olarak değerlendirilecektir. KAYNAKÇA FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi bugün yayımlanan fiyat tablosu: 50 randıman Giresun kalite 207 TL, coğrafi işaretli Giresun tombul 210 TL, sivri/kara 160 TL. Giresun Sonhaber, “FİSKOBİRLİK ÜRETİCİDE ŞAŞKINLIK VE ENDİŞE YARATTI”, 02.06.2026, güncelleme: 03.06.2026. https://www.giresunsonhaber.com/ekonomi/fiskobirlik-ureticide-saskinlik-ve-endise-yaratti-14450

FİSKOBİRLİK ÜRETİCİDE ŞAŞKINLIK VE ENDİŞE YARATTI Haber

FİSKOBİRLİK ÜRETİCİDE ŞAŞKINLIK VE ENDİŞE YARATTI

FİSKOBİRLİK’İN 215 TL’LİK FINDIK FİYATI YENİ MAHSUL ÖNCESİ ÜRETİCİDE ŞAŞKINLIK VE ENDİŞE YARATTI FINDIKTA 347 TL’DEN 215 TL’YE: FİSKOBİRLİK’İN FİYATI PİYASA BASKISI TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ YENİ MAHSUL ÖNCESİ 215 TL GERİLİMİ: FİSKOBİRLİK FİYAT MI AÇIKLADI, PİYASAYA ÇIPA MI ATTI? FİSKOBİRLİK’İN 215 TL’LİK FINDIK FİYATI YENİ MAHSUL ÖNCESİ ÜRETİCİDE ŞAŞKINLIK VE ENDİŞE YARATTI FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi’nin yeni fiyat listesinde 2025 mahsulü Giresun kalite 50 randıman fındık için alım fiyatı 215 TL/kg olarak açıklandı. Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan fiyatın, 2026 mahsulünün toplanmasına yaklaşık iki ay kala 215 TL’ye kadar gerilemesi üretici cephesinde şaşkınlık ve endişe yarattı. Alım gücü, stok miktarı ve fiili piyasa ağırlığı belirsiz olan bir kurumun fiyat açıklamalarıyla yeni sezon beklentisini aşağı çekip çekmediği sorusu yeniden gündemin merkezine yerleşti. YENİ LİSTEDE 50 RANDIMAN FINDIK 215 TL OLDU Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’ne bağlı Giresun Kooperatifi yeni fiyat tablosunu yayımladı. Açıklanan tablo, fındık piyasasında yeni mahsul öncesi sert bir tartışma başlattı. FİSKOBİRLİK, 2025 mahsulü Giresun kalite fındıkta 50 randıman için alım fiyatını 215 TL/kg olarak duyurdu. Coğrafi işaretli Giresun tombul fındığı üretici belgesine sahip üreticilere kilogram başına 3 TL ek ödeme yapılacağı belirtildi. Bu farkla 50 randıman coğrafi işaretli Giresun tombul fındığı fiyatı 218 TL/kg oldu. Sivri/kara kalite fındıkta 50 randıman fiyatı ise 160 TL/kg seviyesinde kaldı. FİSKOBİRLİK, tabloda yer alan fiyatların net olduğunu ve herhangi bir kesinti uygulanmadığını bildirdi. Ancak üretici açısından tartışma kesinti başlığında değil, fiyatın seviyesi, zamanlaması ve piyasa etkisi üzerinde yoğunlaştı. BUGÜNKÜ FİSKOBİRLİK FİYAT TABLOSU Randıman Giresun Kalite Coğrafi İşaretli Giresun Tombul Sivri/Kara 50 randıman 215,00 TL 218,00 TL 160,00 TL 53 randıman 227,90 TL 230,90 TL 169,60 TL 54 randıman 232,20 TL 235,20 TL 172,80 TL 56 randıman 240,80 TL 243,80 TL 179,20 TL Kaynak: FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi’nin bugün yayımlanan fiyat tablosu. Bu tablo eski mahsule dönük teknik bir liste olarak okunamaz. Fındıkta fiyat açıklaması, özellikle yeni mahsul öncesinde, serbest piyasanın beklentisini doğrudan etkiler. FİSKOBİRLİK’in 215 TL’lik fiyatı bu nedenle yalnızca alım fiyatı değil, aynı zamanda yeni sezon öncesi piyasa mesajıdır. 7 MAYIS’A GÖRE 12 TL’LİK DÜŞÜŞ VAR FİSKOBİRLİK’in 7 Mayıs 2026’da yayımlanan önceki fiyat tablosunda 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatı 227 TL/kg seviyesindeydi. Bugünkü listede aynı kalite ve randımanda fiyat 215 TL/kg olarak açıklandı. Bu tablo, yaklaşık bir ay içinde 12 TL’lik düşüş anlamına geliyor. Gerileme, 7 Mayıs fiyatına göre yaklaşık yüzde 5,3 seviyesinde. Karşılaştırma 50 Randıman Giresun Kalite Fiyatı Değişim 7 Mayıs 2026 227 TL/kg - Bugünkü tablo 215 TL/kg -12 TL Oransal değişim - Yaklaşık -%5,3 Düşüşün zamanlaması üretici cephesindeki tepkinin ana nedenidir. 2026 mahsulünün toplanmasına yaklaşık iki ay kala yapılan bu açıklama, yalnızca 2025 mahsulü için cari bir alım fiyatı değildir. Bu fiyat, yeni sezon beklentisini aşağı çekebilecek doğrudan bir piyasa sinyalidir. EYLÜL 2025’TE 347 TL’YE ÇIKAN FİYAT 215 TL’YE GERİLEDİ FİSKOBİRLİK’in 2025 mahsulü için açıkladığı fiyatlar sezon içinde sert yükseldi, ardından kademeli biçimde geri çekildi. Giresun kalite 50 randıman fındıkta fiyat, Ağustos 2025’te 190 TL seviyesinden başladı. Eylül ayında 347 TL’ye kadar çıktı. 2026 yılına girildikten sonra fiyatlarda belirgin düşüş yaşandı. Bugünkü 215 TL’lik fiyat, Eylül 2025’teki 347 TL seviyesinden 132 TL daha düşük bir noktaya işaret ediyor. Bu gerileme üretici açısından ağırdır. Yeni mahsul öncesinde böyle bir fiyat seviyesi üreticinin beklentisini güçlendirmez, zayıflatır. FİYAT KRONOLOJİSİ: 50 RANDIMAN GİRESUN KALİTE Tarih Açıklanan Fiyat 5 Ağustos 2025 190 TL 18 Ağustos 2025 220 TL 22 Ağustos 2025 230 TL 26 Ağustos 2025 245 TL 30 Ağustos 2025 260 TL 1 Eylül 2025 272 TL 10 Eylül 2025 310 TL 23 Eylül 2025 347 TL 27 Eylül 2025 337 TL 9 Ekim 2025 325 TL 13 Ekim 2025 335 TL 4 Kasım 2025 302 TL 14 Kasım 2025 290 TL 9 Aralık 2025 270 TL 8 Ocak 2026 307 TL 3 Şubat 2026 272 TL 23 Mart 2026 257 TL 25 Mart 2026 242 TL 7 Mayıs 2026 227 TL Bugünkü tablo 215 TL Not: Kronoloji, FİSKOBİRLİK’in kamuya yansıyan fiyat paylaşımları ve yerel haber kaynaklarında yayımlanan fiyat listeleri esas alınarak hazırlanmıştır. Fiyat kronolojisi açık bir tablo ortaya koyuyor. FİSKOBİRLİK’in 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatı, Eylül 2025’te zirveye çıktıktan sonra 2026 mahsulü öncesinde 215 TL’ye kadar çekildi. Üreticinin tepkisi bu gerilemeye ve bu gerilemenin zamanlamasına yöneliyor. ASIL SORU: FİSKOBİRLİK GERÇEKTEN NE KADAR FINDIK ALIYOR? Bugünkü fiyat açıklamasının tartışma yaratmasının nedeni yalnızca fiyatın düşmesi değildir. Daha kritik sorun, FİSKOBİRLİK’in bu fiyatların arkasında ne kadar fiili alım yaptığıdır. Kurumun 2025/2026 sezonunda üreticiden kaç ton kabuklu fındık aldığı bilinmiyor. Elindeki stok miktarı düzenli biçimde açıklanmıyor. Açıklanan fiyatlarla piyasadan ne kadar ürün çekildiği kamuoyuna açık, düzenli ve denetlenebilir biçimde paylaşılmıyor. Bu nedenle üretici çevrelerinde şu soru öne çıkıyor: FİSKOBİRLİK yüksek tonajlı alım yapan güçlü bir piyasa oyuncusu gibi fiyat açıklıyor; ancak bu açıklamaların arkasında gerçekten ne kadar fiili alım var? Bu soru yanıtlanmadan açıklanan fiyatın piyasa etkisi sağlıklı biçimde değerlendirilemez. Fiyat açıklamak tek başına yeterli değildir. Fiyatın arkasında tonaj, stok, ödeme takvimi ve gerçek alım gücü olmalıdır. PİYASA HAKİMİYETİ Mİ, ALGI ETKİSİ Mİ? FİSKOBİRLİK geçmişte üretici adına piyasada denge unsuru olarak görülen bir kurumdu. Ancak son yıllarda kurumun piyasadaki fiili ağırlığını kaybettiği yönündeki eleştiriler arttı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, daha önce yaptığı açıklamalarda FİSKOBİRLİK’in artık fındık üretilen ilçelerde dahi belirleyici bir piyasa gücü kalmadığını savundu. Karan, kurumun üretici lehine fiyat oluşturma kabiliyetini kaybettiğini ileri sürdü. Bu eleştiriler, 215 TL’lik fiyat açıklamasıyla yeniden gündeme geldi. Piyasa hakimiyeti olmayan ya da alım tonajı bilinmeyen bir kurumun fiyat açıklaması, fiili alım gücünden çok piyasa beklentisi üzerinde etkili olur. Bu noktada tartışma dört soruda düğümleniyor: Soru Önemi FİSKOBİRLİK kaç ton fındık aldı? Açıklanan fiyatın gerçek piyasa ağırlığını gösterir. Elindeki stok ne kadar? Kurumun piyasaya müdahale kapasitesini gösterir. Fiyat açıklanan günlerde fiili alım yapılıyor mu? Fiyatın gerçek alım fiyatı mı, referans sinyali mi olduğunu gösterir. Yeni mahsul öncesi fiyat düşüşü neden yapıldı? 2026 mahsulü fiyat beklentisine etkisini gösterir. Bu soruların yanıtı verilmeden 215 TL’lik fiyatın üretici lehine çalıştığı söylenemez. YENİ MAHSUL ÖNCESİ FİYAT ÇIPASI TARTIŞMASI BÜYÜDÜ Ekonomi çevrelerinde fiyat çıpası, piyasadaki aktörlerin beklentilerini belirleyen referans fiyat anlamına gelir. FİSKOBİRLİK’in 215 TL’lik fiyat açıklaması da bu açıdan tartışılıyor. Açıklanan fiyat teknik olarak 2025 mahsulüne ilişkin olsa da zamanlama açısından 2026 mahsulü öncesine denk geliyor. Yeni sezon fındığının toplanmasına yaklaşık iki ay kala eski mahsul fiyatının aşağı çekilmesi, üreticinin yeni sezon pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir beklenti oluşturabilir. Üretici açısından risk açıktır: Olası Etki Üretici Açısından Sonuç Eski mahsul fiyatı aşağı çekilir Yeni mahsul için düşük beklenti oluşabilir. Alım tonajı açıklanmaz Fiyatın gerçek piyasa ağırlığı bilinmez. Kurum güçlü alıcı gibi görünür Piyasada düşük referans fiyat oluşabilir. Sanayici/ihracatçı bu fiyatı baz alır Üreticinin pazarlık alanı daralabilir. Bu nedenle bugünkü fiyat listesi yalnızca 2025 mahsulü alım fiyatı olarak görülemez. Liste, 2026 sezonu öncesinde piyasanın psikolojik eşiğini belirleyebilecek bir açıklama niteliği taşıyor. Piyasa, FİSKOBİRLİK’in kaç ton fındık aldığını bilmek istiyor. Hangi fiyattan ne kadar alım yapıldığını görmek istiyor. Stok miktarının açıklanmasını istiyor. Yeni mahsul öncesi fiyat düşüşünün gerekçesini öğrenmek istiyor. Bu bilgiler verilmediği sürece fiyat açıklamaları üretici lehine güven verici bir mekanizma olmaktan çıkar. Piyasa beklentisini aşağı çeken bir araca dönüşür. Fındık üreticisi için 215 TL yalnızca bir kilogram fiyatı değildir. Bu rakam, yeni sezon pazarlığının nereden başlayacağını belirleyebilecek bir eşiktir. YANIT BEKLEYEN SORULAR FİSKOBİRLİK yönetiminin bugünkü fiyat tablosunun ardından kamuoyuna açık yanıt vermesi gereken sorular şunlardır: Soru Beklenen Açıklama 2025/2026 sezonunda kaç ton fındık alındı? İl/kooperatif bazında toplam alım miktarı 215 TL fiyatıyla fiilen ne kadar alım yapılacak? Tonaj ve süre bilgisi Elinizdeki mevcut stok nedir? Kabuklu, iç ve mamul ürün kırılımı Fiyat neden 347 TL’den 215 TL’ye kadar indi? Piyasa, stok, finansman ve satış gerekçesi Yeni mahsul öncesi bu fiyatın etkisi hesaplandı mı? 2026 mahsulü beklentisine etkisi Gayrimenkul satışlarından elde edilen gelir nereye harcandı? Borç, faiz, yatırım veya işletme gideri kırılımı Kurumun fiyat açıklama yeteneği fiili alım gücüyle uyumlu mu? Alım kapasitesi ve piyasa payı Bu sorulara açık, belgeli ve ölçülebilir yanıt verilmeden üretici güveni kurulamaz. FİSKOBİRLİK’in bugün açıkladığı 215 TL’lik fiyat, teknik olarak 2025 mahsulü için geçerli bir alım fiyatıdır. Ancak açıklamanın zamanlaması ve kurumun alım tonajındaki belirsizlik, bu listeyi sıradan bir fiyat duyurusu olmaktan çıkardı. Yeni mahsule kısa süre kala yapılan aşağı yönlü fiyat açıklaması, piyasada üretici aleyhine beklenti oluşturma riski taşıyor. Bu fiyatı açıklayan kurumun ne kadar ürün aldığı, piyasada ne kadar ağırlığı bulunduğu ve stok gücünün ne seviyede olduğu bilinmiyorsa, açıklamanın piyasa üzerindeki etkisi daha da tartışmalı hale gelir. Bugünkü tablo, FİSKOBİRLİK’in artık yalnızca kaç lira fiyat açıkladığı üzerinden değil, bu fiyatı hangi güçle, hangi amaçla ve kimin çıkarına açıkladığı üzerinden tartışılması gerektiğini gösteriyor. Fındık piyasasında üreticinin korunması için fiyat listelerinden önce şeffaflık gerekir. FİSKOBİRLİK’in alım tonajını, stokunu, finansal durumunu ve fiyat politikası gerekçesini açıklaması üretici güveni ve piyasa sağlığı açısından zorunlu hale gelmiştir. 215 TL’LİK FİYAT LİSTESİ KAPANMIŞ BİR KONU DEĞİL Bugün açıklanan 215 TL’lik FİSKOBİRLİK fiyatı, 2025 mahsulü için bir alım listesi olmanın ötesine geçti. Bu fiyat, 2026 mahsulü öncesinde piyasa beklentisini etkileyebilecek kritik bir gelişmeye dönüştü. Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatının yeni sezon öncesinde 215 TL’ye kadar çekilmesi üretici cephesinde haklı sorular doğurdu. FİSKOBİRLİK bu sorulara açık ve belgeli yanıt vermediği sürece bugünkü fiyat listesi üretici tarafından alım duyurusu olarak değil, yeni mahsul öncesi fiyat baskısı olarak okunmaya devam edecektir. KAYNAKÇA FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi bugün yayımlanan fiyat tablosu 50 randıman Giresun kalite 215 TL, coğrafi işaretli 218 TL, sivri/kara 160 TL. FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi 7 Mayıs 2026 fiyat tablosu 50 randıman Giresun kalite 227 TL, coğrafi işaretli 230 TL. Kelkit Vadisi, 7 Mayıs 2026 “FİSKOBİRLİK’ten fındık fiyatlarında revize: Güncel alım listesi açıklandı.” https://kelkitvadisi.com.tr/haber/631-fi-skobi-rli-k-ten-findik-fiyatlarinda-revize-guncel-alim-listesi-aciklandi Giresun Sonhaber fiyat kronolojisi FİSKOBİRLİK’in 2025 mahsulü için Ağustos 2025’ten itibaren açıkladığı fiyatlara ilişkin haber arşivi. https://www.giresunsonhaber.com/haberleri/giresun-kalite Yeni Şebinkarahisar, Ağustos 2025 fiyat artışları FİSKOBİRLİK’in Ağustos 2025’te bir hafta içinde yaptığı fiyat güncellemeleri. https://yenisebinkarahisar.net/haber/26020719/fiskobirlikten-bir-haftada-3-kez-findik-fiyati-artisi-iste-guncel-giresun-kalite-findik-fiyatlari TBMM Lütfi Bayraktar özgeçmişi Lütfi Bayraktar’ın siyasi geçmişi, FİSKOBİRLİK yönetim kurulu görevi ve milletvekilliği bilgileri. https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/milletvekilidetay?DonemId=134155f0-c3d6-4d24-893b-f3a2ef695ae7&Id=4d804eac-0ad4-4397-b33d-01886762726e TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeleri Lütfi Bayraktar’ın komisyon üyeliği. https://tbmm.gov.tr/ihtisas-komisyonlari/KomisyonUyeleri/tarim-orman-ve-koyisleri-komisyonu/f72877d1-b476-037b-e050-007f01005610 FİSKOBİRLİK açıklaması, 27 Mayıs 2025 Kurumun borç, yatırım ve gayrimenkul iddialarına ilişkin yanıtı. https://www.fiskobirlik.com.tr/tr/fiskobirlikten-medyada-cikan-iddialara-iliskin-yalanlama/bdetay/155 Haberler / ANKA, 4 Aralık 2025 Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’ın FİSKOBİRLİK ve Lütfi Bayraktar’a yönelik eleştirileri. https://www.haberler.com/yerel/giresun-ziraat-odasi-baskani-karan-dan-fiskobirlik-19323762-haberi/ Haberler / ANKA, 21 Nisan 2025 FİSKOBİRLİK’in gayrimenkul satışları ve üretici çevrelerinde oluşan tartışmalar. https://www.haberler.com/ekonomi/fiskobirlik-in-gayrimenkul-satisi-tartisma-yaratti-18534725-haberi/

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.