Hava Durumu

#Girdi Maliyetleri

giresunsonhaber - Girdi Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girdi Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” Haber

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’”

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık fiyatlarındaki gerileme ve artan üretim maliyetleri üzerinden iktidarın tarım politikasını sert sözlerle eleştirdi. Giresun kalite fındığın geçen yıl eylül ayında 300 liraya kadar alıcı bulduğunu, bugün ise 180–210 lira bandına gerilediğini belirten Şenyürek, “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir” dedi. Şenyürek; TMO alım fiyatının en az 300 liraya çıkarılmasını, alım kotasının kaldırılmasını, FİSKOBİRLİK’in piyasayı yukarı taşıyacak bir fiyat açıklamasını ve Giresun’da fındığı işleyerek katma değer yaratan KOBİ’lerin desteklenmesini istedi. YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık piyasasında yaşanan fiyat düşüşüne ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü karşısında korunamadığını savundu. Fındıktaki mevcut tablonun sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ürününü geçen yılın altında kalan fiyatlardan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. “BUNUN ADI SERBEST PİYASA DEĞİL” Şenyürek, geçen yıl eylül ayında Giresun’da fındığın 300 liraya kadar alıcı bulduğunu hatırlatarak, bugün Giresun kalite fındığın randıman ve alım noktasına göre 180–210 lira bandına kadar gerilediğini ifade etti. Üretim giderlerindeki artışa dikkat çeken Şenyürek, şöyle konuştu: “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir.” Şenyürek, enflasyonun ve tarımsal girdi maliyetlerinin arttığı bir dönemde üretici fiyatının gerilemesinin kabul edilemez olduğunu savunarak, iktidarın yerel temsilcilerine de tepki gösterdi. “Madem 355 lira bile yeterli değil, fındık 180–210 lira bandına düştüğünde neden susuyorsunuz?” “ÜRETİCİ HER KİLOGRAMDA ZARAR EDİYOR” Şenyürek, ziraat odalarının bir kilogram fındığın işçilik dahil maliyetini 230–245 lira aralığında hesapladığını belirterek, serbest piyasada 180–210 liraya satış yapan üreticinin kilogram başına 20 ila 60 lira zarar ettiğini söyledi. Bu kaybın ton bazında 20 bin ila 60 bin liraya ulaştığını ifade eden Şenyürek, işçilik, patoz, akaryakıt, gübre ve diğer girdilerdeki artışların üreticinin yükünü daha da ağırlaştırdığını kaydetti. Giresun’da işçi yevmiyelerinin yer yer 2 bin 500 liraya, patoz çekim bedelinin ise ton başına 6 bin liraya kadar çıktığını belirten Şenyürek, mevcut tarımsal desteklerin üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldığını savundu. “Üreticiye destek verdiğini söyleyen iktidara soruyoruz: Beş litre mazotla hangi bahçe temizlenecek, hangi gübre taşınacak, hangi ürün pazara indirilecektir?” “TMO’NUN AÇIKLADIĞI FİYAT ÜRETİCİNİN CEBİNE GİRMİYOR” TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 lira, Levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Şenyürek, açıklanan fiyat ile serbest piyasadaki fiyat arasındaki farkın üretici açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Şenyürek, TMO’nun yalnızca fiyat açıklamasının yeterli olmadığını, güçlü ve yaygın alımlarla piyasayı desteklemesi gerektiğini savundu. “Sadece fiyat açıklamak yetmez; o fiyatı güçlü ve yaygın alımlarla savunmak gerekir.” TMO’daki alım kotası, randevu sistemi, alım noktalarının kapasitesi ve ürün bedellerinin ödeme süresine ilişkin eleştirilerde bulunan Şenyürek, üreticinin nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemediğini ve bu durumun serbest piyasadaki alıcıların elini güçlendirdiğini ileri sürdü. “TMO’nun görevi sınırlı miktarda ürün almak değil; piyasaya yön vermek, fiyatın aşağı çekilmesini önlemek ve üreticiyi güçlü alıcılar karşısında korumaktır.” “FİSKOBİRLİK KİMİN BİRLİĞİDİR?” Şenyürek’in açıklamasında en sert eleştirilerden biri de FİSKOBİRLİK’e yönelik oldu. FİSKOBİRLİK’in 1938 yılında Giresun’da üreticiyi korumak ve piyasada denge sağlamak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Şenyürek, kurumun 2026 sezonunda Giresun kalite fındık için 205 lira, Levant kalite için 195 lira seviyesinden alım fiyatı açıklamasını eleştirdi. “Üretici birliği olduğunu söyleyen bir kurum, TMO’nun 50 lira altında ve üretim maliyetinin bile gerisinde fiyat açıklayamaz. FİSKOBİRLİK’in görevi düşük fiyatları takip etmek değil, üreticiden yana ağırlık koyarak piyasayı yukarı taşımaktır.” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in yönetim yapısına da siyasi eleştiri yönelterek kurumun yeniden üreticinin söz ve karar sahibi olduğu bağımsız bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. “TMO 255 lira açıklamışken siz neden 205 lira fiyat verdiniz? Maliyeti 230–245 lira olan fındığı bu rakamdan alarak kimi koruyorsunuz?” “MİLYARLARCA DOLARLIK ÜRÜNÜN SAHİBİ ZARAR EDİYOR” Şenyürek, Türkiye’nin fındık ihracatından elde ettiği döviz gelirine dikkat çekerek, dünya piyasasında yüksek ekonomik değere sahip bir ürünün üreticisinin maliyet baskısı altında ezilmesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. “Bütün riski üstlenen, donla, kuraklıkla, hastalıkla ve artan maliyetlerle mücadele eden çiftçi kendi ürününü maliyetinin altında satmaktadır.” Şenyürek, üretici zarar ederken fındığın ticari değerinden daha güçlü alıcıların yararlandığını ileri sürerek mevcut piyasa düzeninin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “FINDIĞIN KATMA DEĞERİ GİRESUN’DA KALMALIDIR” Şenyürek’in açıklamasında yalnızca üretici değil, fındığı işleyerek katma değer yaratan Giresunlu işletmeler de yer aldı. Çikolatalı fındık kreması, ezme, kavrulmuş fındık ve benzeri ürünler üreten yerel KOBİ’lerin enerji, ambalaj ve finansman maliyetleri karşısında desteklenmesi gerektiğini ifade eden Şenyürek, yerel markalaşmanın güçlendirilmesini istedi. “Üreticinin hakkını korumakla yerel imalatçıyı desteklemek birbirinin alternatifi değildir.” Şenyürek, Giresun’da yetişen fındığın mümkün olduğunca yine Giresun’da işlenmesi, markalaştırılması ve ihracata konu edilmesi gerektiğini vurguladı. “Fındık Giresun’da yetişiyorsa burada işlenmeli, burada markalaşmalı ve yarattığı katma değer de Giresun’da kalmalıdır.” TMO’YA KOTA VE FİYAT ÇAĞRISI Şenyürek, çözüm önerilerini de sıraladı. TMO’nun dönüm başına uyguladığı alım kotasının kaldırılmasını isteyen Şenyürek, ÇKS’ye kayıtlı üreticilerin standartlara uygun ürünlerinin tamamının alınması gerektiğini söyledi. Giresun’un bütün ilçelerinde yeterli sayıda alım noktası oluşturulmasını, alım kapasitesinin artırılmasını ve ürün bedellerinin birkaç gün içinde üreticiye ödenmesini isteyen Şenyürek, Giresun kalite fındığın TMO alım fiyatının da en az 300 liraya yükseltilmesi gerektiğini savundu. FİSKOBİRLİK’e de çağrıda bulunan Şenyürek, kurumun piyasayı takip eden değil, üreticiden yana fiyat oluşumuna öncülük eden bir politika izlemesini istedi. Şenyürek ayrıca Rekabet Kurumu’nun fındık piyasasındaki alıcı yoğunlaşmasını ve eş zamanlı fiyat hareketlerini incelemesi gerektiğini belirterek mazot, gübre ve ilaçta üreticiye daha güçlü doğrudan destek verilmesi çağrısında bulundu. “FINDIK ÜRETİCİSİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek açıklamasını, üreticinin fındıktan daha yüksek ve sürdürülebilir bir gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı: “Fındık üreticisi sadaka istemiyor. Emeğinin karşılığını ve dünya pazarında milyarlarca dolar kazandıran ürününden hak ettiği payı istiyor.” Şenyürek, YENİ Parti’nin üretici, yerel işletme ve fındıkta katma değer oluşturan kesimlerin desteklenmesini savunduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “YENİ Parti olarak fındığı birkaç büyük alıcının insafına, üreticiyi borca ve çaresizliğe teslim eden bu politikanın karşısındayız. Bahçedeki üreticimizden fındığı işleyip markalaştıran KOBİ’lerimize kadar alın teriyle değer yaratan herkesin yanındayız. Giresun’un emeğine, toprağına ve geleceğine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Fındığın gerçek sahibi üreticidir ve son sözü de üretici söyleyecektir.”

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR” Haber

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR”

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, bir üreticinin geçen yıl 6 ton olan fındık üretiminin bu sezon 3,5 tona gerilediğini, yaklaşık 700 bin liralık hasılata karşılık üretim giderlerinin 1 milyon 200 bin liraya ulaştığını açıkladı. Karan, yaklaşık 500 bin liralık zarar üzerinden üreticinin geldiği noktaya dikkat çekerek, “Fındık üreticisini zarar ettiren bir sistem sürdürülemez” dedi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 fındık sezonunda üreticinin karşı karşıya kaldığı maliyet ve gelir tablosunu somut bir üretici örneği üzerinden kamuoyuna taşıdı. Karan’ın verdiği bilgiye göre geçen sezon 6 ton fındık üreten bir üretici, bu yıl aynı bahçelerden yalnızca 3,5 ton ürün alabildi. Üreticinin yaklaşık 700 bin liralık hasılat elde ettiğini belirten Karan, gübre, ilaç, bahçe bakımı, işçilik, patoz, taşıma, akaryakıt ve diğer giderlerle toplam maliyetin yaklaşık 1 milyon 200 bin liraya ulaştığını söyledi. Karan, ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu üreticimiz 700 bin TL hasılat elde etmiş, 1 milyon 200 bin TL masraf yapmıştır. Ortada yaklaşık 500 bin TL zarar vardır. Fındık üreticisi artık sadece emeğinin karşılığını alamamakla kalmıyor, kendi cebinden para koyarak üretim yapar hale geliyor.” ÜRETİM 6 TONDAN 3,5 TONA GERİLEDİ Karan, yalnızca fiyatların değil üretimdeki düşüşün de dikkate alınması gerektiğini belirterek, geçen yıl 6 ton ürün alan üreticinin bu yıl 3,5 tona gerilemesinin ekonomik sonucu ağırlaştırdığını vurguladı. “Bahçenin bakımı, gübre, ilaç, işçilik, patoz, taşıma, akaryakıt ve diğer girdi maliyetleri her geçen gün artarken üreticinin eline geçen para aynı oranda artmamaktadır” diyen Karan, üreticiden sürekli verim ve üretim artışı beklenirken üretimin ekonomik sürdürülebilirliğinin yeterince tartışılmadığını ifade etti. Karan şöyle devam etti: “Bir üretici 1 milyon 200 bin lira harcayıp 700 bin lira kazanıyorsa, siz ondan gelecek yıl daha fazla üretim yapmasını nasıl bekleyebilirsiniz?” TMO 255 TL, FİSKOBİRLİK 210 TL, SERBEST PİYASA DAHA AŞAĞIDA Karan’ın açıklaması, fındık piyasasındaki fiyat ayrışmasını da yeniden gündeme getirdi. 2026 ürünü için TMO’nun 50 randıman Giresun kalite fındık alım fiyatı kilogram başına 255 TL olarak uygulanıyor. FİSKOBİRLİK ise 3 Eylül’de yaptığı son güncellemeyle Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını ortak üreticiler için 210 TL’ye, ortak olmayan üreticiler için 205 TL’ye çıkardı. Serbest piyasada ise Giresun’da açıklanan fiyatlar kalite, randıman, alıcı ve ilçeye göre değişmekle birlikte TMO fiyatının belirgin biçimde altında seyrediyor. Bu tablo, TMO’nun açıkladığı fiyatın neden serbest piyasanın tamamında taban oluşturamadığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Üreticinin ürününü TMO’ya satabilmesi için randevu, teslimat, kalite ve alım süreçlerini tamamlaması gerekirken; nakit ihtiyacı bulunan veya ürününü hızlı şekilde piyasaya çıkarmak zorunda kalan üretici serbest piyasa koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. FİSKOBİRLİK’in de serbest piyasaya yakın fiyatlarla alım yapması, üreticinin elindeki alternatiflerin TMO dışında daralmasına yol açıyor. FİYATIN ÜZERİNDE İHRACAT BAĞLANTILARI DA TARTIŞILIYOR Fındık sektöründe sezon başlamadan veya hasadın ilk dönemlerinde yapılan ileri tarihli ihracat bağlantılarının iç piyasa üzerindeki etkisi de uzun süredir tartışılıyor. İhracatçıların daha önce belirli fiyatlardan satış bağlantısı yapması halinde, yükselen iç piyasa fiyatlarının ihracat maliyetlerini artırabileceği; bunun da alıcıların iç piyasadaki fiyat artışlarına karşı daha temkinli davranmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Ancak serbest piyasa fiyatının oluşumunu yalnızca alivre satışlara bağlamak mümkün değil. Rekolte beklentisi, üreticinin pazara ürün indirme hızı, ihracat talebi, sanayicinin stok durumu, TMO’nun piyasadan çektiği ürün miktarı, FİSKOBİRLİK’in alım politikası ve finansman ihtiyacı da fiyat üzerinde doğrudan etkili oluyor. Bu nedenle üretici açısından temel mesele, açıklanan yüksek bir referans fiyatından çok, bu fiyatın piyasanın geneline ne ölçüde taşınabildiği noktasında düğümleniyor. PİYASAYI ÜRETİCİ LEHİNE DENGELEYEN MEKANİZMA TARTIŞMASI TMO’nun 255 TL’lik fiyatına rağmen serbest piyasanın daha aşağıda kalması, fındık piyasasında etkin regülasyon tartışmasını yeniden gündeme getiriyor. TMO’nun piyasada güçlü miktarda ürün çekmesi fiyat üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilecek en önemli araçlardan biri olarak görülürken, üreticinin geleneksel örgütü FİSKOBİRLİK’in TMO fiyatının altında alım yapması bu etkinin yayılmasını sınırlandırıyor. Ortaya çıkan tabloda üretici açısından temel beklenti; yalnızca fiyat ilan eden değil, gerektiğinde piyasadan yeterli miktarda ürün çekebilen, üreticinin acil nakit ihtiyacından kaynaklanan zorunlu satışları azaltabilen ve fiyatın maliyetlerin altına inmesini engelleyebilen güçlü bir piyasa mekanizmasının oluşturulması. Karan da açıklamasında bu noktaya dikkat çekerek şunları söyledi: “Üreticinin bahçesini terk etmesinin sebebini sadece verimde aramayın. Üreticinin umudunu kıran en önemli faktörlerden biri, emeğinin ve ürününün ekonomik karşılığını alamamasıdır.” “ÜRETİCİ KAZANACAK Kİ ÜRETİM DEVAM ETSİN” Fındığın Karadeniz ekonomisinin temel geçim kaynaklarından biri olduğunu vurgulayan Karan, ihracat rakamları konuşulurken üreticinin zarar etmesinin sürdürülebilir olmadığını söyledi. “Fındık Karadeniz'in alın teridir. Fındık üreticisinin emeği üzerinden ihracat rekorları konuşulurken üreticinin zarar etmesi kabul edilemez” diyen Karan, yetkililere fiyat politikasının yeniden ele alınması çağrısında bulundu. Karan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Fındık üreticisini zarar ettiren bir sistem sürdürülemez. Üreticinin önünü görebileceği, maliyetlerini karşılayabileceği ve emeğinin karşılığını alabileceği bir fiyat politikası oluşturulmalıdır. Çünkü bugün bahçede üretici kaybederse, yarın piyasada fındık bulamazsınız. Üretici kazanacak ki üretim devam etsin. Üretim devam edecek ki Karadeniz'in fındığı var olsun.”

YENİ PARTİ’DEN FINDIK FİYATINA SERT TEPKİ: “ÜRETİCİNİN ALIN TERİ YOK SAYILDI” Haber

YENİ PARTİ’DEN FINDIK FİYATINA SERT TEPKİ: “ÜRETİCİNİN ALIN TERİ YOK SAYILDI”

YENİ PARTİ’DEN FINDIK FİYATINA SERT TEPKİ: “ÜRETİCİNİN ALIN TERİ YOK SAYILDI” YENİ Parti Giresun İl Başkanlığı adına açıklama yapan Gökhan Şenyürek, TMO’nun Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 liralık alım fiyatına tepki gösterdi. Şenyürek, fiyat artışının yıllık enflasyonun altında kaldığını belirterek, “Üreticiyi değil, tekelleri koruyan bu sefalet fiyatını kabul etmiyoruz” dedi. “FİYAT ARTIŞI ENFLASYONUN ALTINDA KALDI” Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026-2027 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındığın kilogram fiyatını 255 lira olarak açıklamasının ardından siyasi partilerden tepkiler gelmeye devam ediyor. YENİ Parti Giresun İl Başkanlığı açıklanan rakamın üreticinin beklentilerini ve artan maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu savundu. Geçen yıla göre fiyat artışının yüzde 27,5 düzeyinde kaldığını belirten Şenyürek, bu oranın TÜİK tarafından açıklanan yüzde 31,75’lik yıllık enflasyonun dahi altında olduğunu ifade etti. “ÜRETİCİ GEÇEN YILDAN DAHA YOKSUL HÂLE GETİRİLDİ” Açıklamasında şu ifadeleri kullanıldı: “TMO’nun Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 lira, üreticinin alın terini yok sayan bir sefalet fiyatıdır. Geçen yıla göre yüzde 27,5’te bırakılan artış, TÜİK’in açıkladığı yüzde 31,75’lik yıllık enflasyonun dahi altındadır. İktidar, kendi rakamlarıyla bile üreticiyi geçen yıldan daha yoksul hâle getirmiştir.” “YÜKSELEN MALİYETLER YİNE GÖRMEZDEN GELİNDİ” Fındık üreticisinin gübre, ilaçlama, işçilik ve diğer girdi maliyetleri karşısında zorlandığını dile getiren Şenyürek, açıklanan fiyatın üreticinin içinde bulunduğu ekonomik koşulları yansıtmadığını söyledi. Şenyürek, “Bu fiyat, mevcut iktidarın fındık üreticisine çoktan sırtını döndüğünün açık ilanıdır. Üreticinin yükselen maliyetlerini ve içinde bulunduğu ağır koşulları yine görmezden geldiler” ifadelerini kullandı. “ÜRETİCİYİ DEĞİL, TEKELLERİ KORUYAN FİYATI KABUL ETMİYORUZ” Tarım politikalarını da eleştiren Şenyürek, sözlerini şöyle tamamladı: “Önce millî tarım ürünlerimizi yok ettiler, şimdi de o ürünleri alın teriyle yetiştiren üreticiyi yok etmeyi hedefliyorlar. Üreticiyi değil, tekelleri koruyan bu sefalet fiyatını kabul etmiyoruz.”

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN” Haber

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN”

KARAN’DAN İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNE FINDIK FİYATI TEPKİSİ: “ÜRETİCİNİN EMEĞİNE SAHİP ÇIKIN” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, yeni sezon öncesinde fındık fiyatını 4,5–5 dolar bandında telaffuz eden iktidar milletvekillerine tepki gösterdi. Bu açıklamaların piyasayı yönlendirmeye dönük olduğunu savunan Karan, maliyetin 200 liranın üzerine çıktığını belirterek fiyatın üretim maliyeti ve refah payı esas alınarak belirlenmesini istedi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, hasat öncesinde yeniden alevlenen fındık fiyatı ve rekolte tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidara mensup bazı bölge milletvekillerinin fiyat konusunda yaptığı değerlendirmeleri “manipülasyon niteliğinde” olarak nitelendiren Karan, bu söylemleri şaşkınlıkla izlediklerini söyledi. Karan, milletvekillerini geçmiş yılların rakamları üzerinden değerlendirme yapmak yerine günün üretim maliyetlerine ve ekonomik şartlarına bakmaya çağırdı. KAYNAK VE HAMARAT’IN AÇIKLAMALARINA TEPKİ AK Parti Ordu Milletvekilleri İbrahim Ufuk Kaynak ile Mustafa Hamarat’ın fındık fiyatına ilişkin sözlerini eleştiren Karan, söz konusu değerlendirmelerin üreticilerin tepki gösterdiği mevcut fiyat seviyelerini savunur nitelikte olduğunu ileri sürdü. Yüksek girdi maliyetleri, ekonomik koşullar ve Türk lirasının enflasyon karşısındaki değer kaybı ortadayken fındık fiyatının 4,5–5 dolar bandında konuşulmasını “akıl dışı” olarak değerlendiren Karan, 2002–2026 dönemindeki enflasyon verilerinin doğru analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. “MALİYETİN ALTINDAKİ FİYAT ÜRETİMİ SEKTEYE UĞRATIR” Popülist söylemlerin üreticiye zarar verdiğini savunan Karan, bu durumdan yalnızca üretici üzerinden gelir sağlayan kesimlerin yararlandığını söyledi. Üreticinin, maliyetin üzerine refah payı eklenerek belirlenecek bir taban fiyat beklediğini hatırlatan Karan; milletvekillerinin dile getirdiği rakamın kabul edilemez olduğunu ve üretim maliyetinin altında kaldığını belirtti. Böyle bir fiyat politikasının üreticiyi fındıktan koparacağını, sürdürülebilir üretimi de sekteye uğratacağını ifade etti. Karan, iktidar milletvekillerine şu sözlerle seslendi: “Maliyeti 200 TL’nin üzerinde olan bir ürüne reva görülen bu fiyatı kabul etmiyoruz. Fındık üreticisinin oyuyla seçilen sayın bölge milletvekillerine sesleniyoruz: Üreticinin yanında olun, emeğine sahip çıkın. Hasada sayılı günler kala, fındık bahçelerini şenlendirecek bir taban fiyat için mesai harcayın; tekelcilere ve fındık ağababalarına alan açmayın.” “810 BİN TONLUK HAYALİ REKOLTE DİKKATE ALINMAMALI” Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesini belirlemeye yönelik çalışmalarda sona gelindiğini bildiren Karan, bazı kesimlerin aylar öncesinden açıkladığı 810 bin tonluk tahminin dikkate alınmaması gerektiğini söyledi. Bu rakamı “masa başında belirlenmiş hayali rekolte” olarak nitelendiren Karan, yasak olmasına rağmen sezon öncesinde bu tür açıklamaların yapıldığını savundu. RESMÎ REKOLTE İÇİN BAKANLIĞI İŞARET ETTİ Piyasa açısından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacak resmî rekoltenin esas alınması gerektiğini belirten Karan, sezon öncesinde piyasayı yönlendirmek amacıyla gerçek dışı rekolte açıklayanlara yaptırım uygulanması çağrısında bulundu.

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ” Haber

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ”

GEZMİŞ: “ÜRETİCİYE YÜZDE 30 REFAH PAYI, GİRESUN KALİTE FINDIĞA YÜZDE 10 FARK VERİLMELİ” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, hasada sayılı günler kala fındık üreticisinin artan girdi maliyetleri ve fiyat belirsizliğiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Gezmiş, taban fiyatın üretim maliyetleri esas alınarak açıklanmasını, üreticiye en az yüzde 30 refah payı verilmesini, Giresun kalite fındığa yüzde 10 kalite farkı uygulanmasını ve Toprak Mahsulleri Ofisinin güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmesini istedi. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada yaklaşan fındık hasadı öncesinde üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunları gündeme taşıdı. Karadeniz’in en önemli geçim kaynaklarından biri olan fındıkta üreticinin yeni sezona kaygıyla girdiğini belirten Gezmiş, fiyat politikasının maliyet ve üretici refahı temelinde kurulması gerektiğini söyledi. Gezmiş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Giresun’un ve Karadeniz’in en önemli geçim kaynağı olan fındıkta hasat sezonuna sayılı günler kaldı. Üreticimiz büyük bir belirsizlik içinde bırakıldı. Geçtiğimiz yıl 350 TL’ye kadar alıcı bulan fındık bugün 190 TL seviyelerine kadar geriledi. Buna karşılık gübre, ilaç, işçilik ve akaryakıt başta olmak üzere bütün üretim maliyetleri hızla arttı, girdi maliyetleri iki katına çıktı. Bu tablo üreticimizi her geçen gün daha zor durumda bırakıyor. Üretici yıl boyunca emek veriyor ancak emeğinin karşılığını alamıyor.” “TABAN FİYAT ÜRETİM MALİYETLERİ ESAS ALINARAK BELİRLENMELİ” Gezmiş, hasat öncesinde açıklanacak fiyatın yalnızca üretim giderlerini karşılayan bir seviyede kalmaması gerektiğini belirterek taleplerini şöyle sıraladı: “Fındık hasadına girerken üreticinin emeğinin karşılığı olan fiyat belirlenmelidir. Taban fiyat, üretim maliyetleri esas alınarak açıklanmalı; üreticiye en az yüzde 30 refah payı verilmelidir. Giresun kalite fındığa yüzde 10 kalite farkı uygulanmalıdır.” “TMO GÜÇLÜ BİR ALIM POLİTİKASIYLA PİYASAYA GİRMELİ” Piyasanın yalnızca serbest alıcılara bırakılmaması gerektiğini savunan Gezmiş, Toprak Mahsulleri Ofisine de çağrıda bulundu: “TMO, güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmelidir. Üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve yeni sezona kaygıyla değil güvenle başlayabilmesi için fındık fiyatı maliyetlerin üzerinde belirlenmelidir.” Gezmiş, konuşmasını haberleştiren Giresun Öncü, Giresun Time, Ordu Olay ve Aretias TV’nin haber görsellerini sosyal medya hesabından paylaşarak basın emekçilerine teşekkür etti. Giresun Time tarafından yayımlanan haberde 15 Temmuz 2026 tarihi ve Dursun Onur imzası yer aldı.

KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ Haber

KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ

“FINDIK ÜRETİCİSİ KENDİ ÜRÜNÜNÜN KÖLESİ HALİNE GELDİ” KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ FINDIKTA HASAT ÖNCESİ ALARM: ÜRETİCİ MALİYETİN ALTINDA EZİLİYOR Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin son bir yılda artan girdi maliyetleri ve düşen ürün fiyatları karşısında ağır bir ekonomik baskı altında kaldığını belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin vakit kaybetmeden 2026 yılı alım kriterlerini ve taban fiyatını açıklaması gerektiğini söyledi. Karan, geçtiğimiz Eylül–Ekim döneminde serbest piyasada 350 TL seviyelerine kadar çıkan fındığın bugün 200 TL bandında işlem gördüğünü ifade ederek, buna karşılık üreticinin gübre, ilaç, bakım, işçilik ve hasat maliyetlerinin yüzde 100’e yakın arttığını vurguladı. “TMO VAKİT KAYBETMEDEN FİYATI AÇIKLAMALI” 2026 fındık hasat sezonuna yaklaşık bir ay kaldığını hatırlatan Karan, üreticinin bahçeye girmeden önce önünü görmesi gerektiğini belirtti. Fındığın Türkiye, Karadeniz ve Giresun için stratejik bir ürün olduğuna dikkat çeken Karan, özellikle milletvekillerine çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Fındık bahçelerinden poz vermeyi bırakıp üretici lehine adım atmalarını bekliyoruz. Hasada sayılı günler kaldı.” “BİR KİLO FINDIĞIN MALİYETİ 230 TL’YE ÇIKIYOR” Üreticinin artık kendi ürünü karşısında ezildiğini söyleyen Karan, fındıkta maliyet hesabının üreticinin içinde bulunduğu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Karan, “Bir üretici bakım, ilaçlama, gübreleme, ot biçme ve hasat dahil tüm işçiliği kendisi yapsa bir kilogram fındığın maliyeti 150 TL. İşçilikle birlikte bu rakam 230 TL’ye çıkıyor. Üretici kendi ürününün kölesi haline gelmiş durumda” dedi. Kahverengi kokarca zararlısı ve külleme hastalığıyla mücadelenin de üreticiye ek yük getirdiğini belirten Karan, bu nedenle maliyetlerin ikiye değil, üçe katlandığını söyledi. “300 TL’NİN ALTINDA FİYAT KABUL ETMİYORUZ” 2026 yılı girdi maliyetleri dikkate alındığında TMO’nun açıklayacağı taban fiyatın kesinlikle 300 TL’nin altında olmaması gerektiğini kaydeden Karan, üreticinin yalnızca maliyetini değil, emeğinin karşılığını da almak istediğini ifade etti. Karan, “Çok bir şey istemiyoruz. Yüzde 30 refah payı istiyoruz. Bu da fındık üreticisinin hakkıdır” diye konuştu. “TMO EN AZ 250 BİN TON ALIM YAPMALI” Karan, TMO’nun sezon başında güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmesi gerektiğini belirterek, en az 250 bin tonluk alım yapılmasının serbest piyasayı dengeleyeceğini söyledi. Aksi halde serbest piyasanın yeniden üretici aleyhine şekilleneceğini vurgulayan Karan, kaybedenin üretici, kazananın ise “fındık baronları” olacağını dile getirdi. “GÖZÜMÜZ TMO’DA VE SİYASETÇİLERDE” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu saatten sonra gözümüz, kulağımız TMO’da ve fındık bahçelerinden poz veren siyasetçilerde.”

Üretici ve market fiyat farkında karnabahar ve marul zirvede Haber

Üretici ve market fiyat farkında karnabahar ve marul zirvede

TZOB, Şubat'ta karnabahar-market fiyat farkının yüzde 229.7, marulda ise yüzde 226.7'yi aştığını duyurdu. Kuru soğan ve pırasanın da yüksek farklara sahip olduğu Şubat ayında marketlerde 28 üründe artış, 7'sinde ise düşüş yaşandı. Girdi maliyetleri ise yükselmeye devam ediyor. ANKARA (İGFA) - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şubat ayında üretici ve market fiyatlarındaki değişimleri değerlendirdi. Bayraktar, karnabahar ve marul başta olmak üzere bazı ürünlerde üretici ile market fiyatları arasındaki farkın yüzde 200’ü geçtiğini açıkladı. ŞUBAT AYINDA EN FAZLA FİYAT FARKI VE ARTIŞ Şubat ayında üretici ile market arasındaki en yüksek fiyat farkı karnabaharda görüldü. Üreticide 12,36 TL olan karnabahar markette 40,75 TL’ye satıldı. Marulda üretici fiyatı 16,29 TL iken market fiyatı 53,20 TL’ye ulaştı. Kuru soğan ve pırasa da fiyat farkında ilk sıralarda yer aldı. Market fiyatlarında 41 ürünün 28’inde artış yaşanırken, en yüksek artış yüzde 50,3 ile marulda gerçekleşti. Fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 14,2 ile yeşil soğan oldu. Üretici fiyatlarında ise 33 ürünün 18’inde artış, 7’sinde düşüş kaydedildi; marul üreticide yüzde 49,9 artarken, karnabahar yüzde 29 değer kaybetti. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fiyat değişimlerinin seralardaki üretim yönelimleri, talep dalgalanmaları, aşırı yağışlar ve depolarda bozulmalar gibi faktörlerden kaynaklandığını belirtti. Ayrıca girdi maliyetlerindeki artış da üreticinin mali yükünü yükseltti. Şubat ayında amonyum sülfat gübresi yüzde 4,2, besi yemi yüzde 2,8, mazot yüzde 5,1 oranında artış gösterdi. Yıllık bazda bazı gübre ve yem fiyatlarındaki artışlar yüzde 30’un üzerine çıktı.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

SENCER SOLAKOĞLU GİRESUN’DA TARIM GÜNDEMİYLE SAHAYA İNİYOR Haber

SENCER SOLAKOĞLU GİRESUN’DA TARIM GÜNDEMİYLE SAHAYA İNİYOR

SENCER SOLAKOĞLU GİRESUN’DA TARIM GÜNDEMİYLE SAHAYA İNİYOR Cumhuriyet Halk Partisi (Cumhuriyet Halk Partisi) Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’da tarım politikaları odağında bir dizi ziyaret ve toplantı gerçekleştirecek. CHP İl Başkanlığı tarafından paylaşılan programa göre Solakoğlu’nun Giresun temasları sabah saatlerinde başlayacak. Program kapsamında ilk olarak CHP Giresun İl Başkanlığı’nı ziyaret edecek olan Solakoğlu, il örgütüyle değerlendirme toplantısı yapacak. Giresun’da son yıllarda tarımsal üretimde yaşanan sorunlar kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Artan girdi maliyetleri, fındıkta istikrarsız fiyat oluşumu, rekolte tahminlerine yönelik güven sorunu ve pazarlama kanallarındaki yapısal dengesizlikler üreticilerin en temel sorunları arasında öne çıkıyor. Özellikle küçük ölçekli üreticiler, gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerindeki artış nedeniyle ciddi gelir kaybı yaşadıklarını ifade ederken, tarımsal destekleme politikalarının yeterliliği ve zamanlaması da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bunun yanı sıra kırsalda nüfusun yaşlanması, gençlerin tarımdan uzaklaşması ve arazi parçalanması gibi yapısal sorunlar, Giresun tarımının sürdürülebilirliği açısından dikkat çekiyor. Program kapsamında Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyetin; üreticiler, muhtarlar ve fındık sanayi kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelerek sahadaki sorunlar, beklentiler ve çözüm önerileri üzerine görüş alışverişinde bulunması planlanıyor. Günün devamında Giresun Fındık Borsası, Giresun Ziraat Odası ile Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’na ziyaretler gerçekleştirilecek. Ziyaretlerde başta fındık olmak üzere bölgenin tarımsal üretim yapısı, piyasa koşulları ve üreticilerin karşılaştığı sorunların ele alınması öngörülüyor. Yetkililer, saha ziyaretleri sırasında elde edilecek tespitler ve paydaş görüşlerinin CHP’nin tarım ve orman politikalarına yönelik çalışmalara önemli katkı sunmasının hedeflendiğini belirtti. Sencer Solakoğlu’nun Giresun programının gün boyu sürmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.