Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

giresunsonhaber - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gıda israfına karşı çağrı... İsrafa karşı neler yapılabilir? Haber

Gıda israfına karşı çağrı... İsrafa karşı neler yapılabilir?

Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, küresel ölçekte üretilen gıdaların yaklaşık üçte birinin israf edildiği veya kaybolduğuna işaret ederek, vatandaşlara bilinçli tüketim hususunda duyarlı olmaları çağrısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, gıda israfının önüne geçmek adına farkındalık yaratmak amacıyla yaptığı açıklamada, dünya üzerinde milyonlarca kişinin açlıkla savaştığını anımsatarak, üretilen gıdanın ciddi bir kısmının israf ve kayıplar nedeniyle tüketilmeden yok olduğunu belirtti. Yayımlanan mesajda, evlerde uygulanacak basit önlemlerle gıda israfının büyük oranda düşürülebileceği vurgulanırken; planlı alışveriş yapılması, ürünlerin uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve bilinçli tüketim kültürünün yaygınlaştırılması istendi. Yetkililer, gıda israfının sadece ekonomik zararlara yol açmadığını, aynı zamanda doğal kaynakların israfına ve çevresel problemlerin derinleşmesine sebebiyet verdiğini belirtti. Açıklamada, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için bireysel farkındalığın kritik rol oynadığı kaydedildi. Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, vatandaşların gıda güvenliği ve israfın önlenmesine dair detaylı bilgilere ilgili platformlardan erişebileceklerini ifade ederek, “Planlı alışveriş, doğru saklama ve bilinçli tüketimle gıda israfını azaltalım; geleceğimizi birlikte koruyalım” mesajını iletti.

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR” Haber

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR”

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, Kurban Bayramı’nda etin kesimden sofraya kadar doğru yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Güvenli gıda yalnızca sofraya gelen ürün değil; kesimden taşımaya, saklamadan pişirmeye kadar bütün sürecin doğru yönetilmesidir” dedi. “YENİ KESİLMİŞ ET HEMEN TÜKETİLMEMELİ” Kurban Bayramı’nda artan et tüketimiyle birlikte hijyen, saklama ve pişirme koşulları halk sağlığı açısından daha kritik hâle geliyor. Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, özellikle bayramın ilk günü yeni kesilmiş etin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurguladı. YÜKSEL, kesim sonrası dinlendirilmemiş etin sindirimi zorlaştırabileceğini ve uygun olmayan koşullarda bekletildiğinde mikroorganizmalar için riskli bir ortam oluşturabileceğini belirtti. “Toplumda hâlâ ‘kesilir kesilmez mangal’ anlayışı oldukça yaygın. Oysa veteriner halk sağlığı açısından doğru yaklaşım, etin belirli süre dinlendirilmesi ve uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesidir.” “ETLER ÜST ÜSTE YIĞILMAMALI, KISA SÜREDE SOĞUTULMALI” Kurban etinin büyük parçalar hâlinde üst üste yığılmasının bozulma riskini artırdığını kaydeden YÜKSEL, sıcak havalarda etin iç kısmının uzun süre sıcak kalabildiğine dikkat çekti. YÜKSEL, etlerin mümkünse küçük parçalara ayrılması, temiz kaplarda muhafaza edilmesi ve kısa sürede buzdolabına kaldırılması gerektiğini ifade etti. “Etin poşet içinde havasız şekilde uzun süre bekletilmesi doğru değildir. Bu durum koku oluşumuna ve bakteri çoğalmasına zemin hazırlayabilir. Taşıma ve saklamada temiz, gıdaya uygun kaplar tercih edilmelidir.” “ÇİĞ ETLE HAZIR GIDALAR TEMAS ETMEMELİ” Bayram dönemlerinde en sık yapılan hatalardan birinin çiğ et ile tüketime hazır gıdaların aynı ortamda temas etmesi olduğunu belirten YÜKSEL, çapraz bulaşma riskine karşı uyarıda bulundu. Çiğ et için kullanılan bıçak, kesme tahtası ve kapların iyi temizlenmeden başka gıdalarda kullanılmaması gerektiğini söyleyen YÜKSEL, çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin gıda kaynaklı enfeksiyonlardan daha fazla etkilenebileceğini bildirdi. “Çapraz bulaşma, bayram dönemlerinde gözden kaçan en önemli risklerden biridir. Çiğ etle temas eden ekipmanlar temizlenmeden başka gıdalarda kullanılmamalıdır.” “ETİN DIŞININ PİŞMİŞ GÖRÜNMESİ YETERLİ DEĞİL” Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, etin pişirme aşamasının da halk sağlığı açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. YÜKSEL, etin yalnızca dışının pişmiş görünmesinin yeterli olmadığını, iç kısmın da uygun sıcaklığa ulaşması gerektiğini belirtti. Özellikle kıyma ve parçalanmış et ürünlerinde yetersiz pişirmenin ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini ifade etti. “KONTROLSÜZ KESİMLER ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞI RİSKİDİR” Kurban kesimlerinin mümkün olduğunca resmi ve denetimli alanlarda yapılması gerektiğini belirten YÜKSEL, sokak aralarında ve uygun olmayan alanlarda yapılan kontrolsüz kesimlerin yalnızca görüntü kirliliği oluşturmadığını, aynı zamanda çevre sağlığı ve bulaşıcı hastalık riski taşıdığını söyledi. YÜKSEL, kan, iç organlar ve diğer hayvansal atıkların gelişigüzel çevreye bırakılmasının kötü koku, sinek, kemirgen ve çevresel kirlenmeye neden olabileceğini kaydetti. “Atıkların doğru bertaraf edilmesi toplum sağlığının bir parçasıdır. Kurban Bayramı aynı zamanda çok büyük bir gıda güvenliği sürecidir.” “SOFRALARDAKİ ET BOL OLDUĞU KADAR GÜVENLİ DE OLMALI” Kurban Bayramı’nın paylaşma ve dayanışma yönünün yanında ciddi bir gıda güvenliği süreci olduğunu belirten YÜKSEL, vatandaşların göstereceği küçük dikkatlerin binlerce kişinin sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ifade etti. YÜKSEL, güvenli gıdanın yalnızca sofraya gelen ürünle sınırlı olmadığını, üretimden kesime, taşımadan saklamaya ve pişirmeye kadar bütün aşamaların doğru yönetilmesiyle mümkün olduğunu vurguladı. “Bayramın gerçekten bayram olabilmesi için sofralarımızdaki etin yalnızca bol değil, aynı zamanda güvenli olması gerekir. Sağlıklı bir bayram için etin kesimden sofraya kadar her aşaması dikkatle yönetilmelidir.”

MISIR UNU TAHLİLLERİ TEMİZ ÇIKTI Haber

MISIR UNU TAHLİLLERİ TEMİZ ÇIKTI

MISIR UNU TAHLİLLERİ TEMİZ ÇIKTI Ordu’da mısır ekmeği tüketimi sonrası yaşanan zehirlenme şüphesinin ardından başlatılan inceleme sürecinde mısır unu tahlilleri sonuçlandı. Piyasadaki mısır unlarında sorun bulunmadığı açıklanırken, satışların devam edeceği bildirildi. Giresun’da daha önce ihtiyati tedbir kapsamında gündeme gelen süreç, analiz sonuçlarıyla birlikte yeni bir aşamaya geçti. ANALİZ SONUÇLARI AÇIKLANDI Ordu’da mısır ekmeği tüketimi sonrası yaşanan gıda zehirlenmesi şüphesi üzerine mısır unu ve mısır ekmeği ürünleriyle ilgili inceleme süreci başlatılmıştı. Yapılan tahlillerin ardından piyasadaki mısır unlarında sorun bulunmadığı açıklandı. Analiz sonuçlarının temiz çıkmasıyla birlikte mısır unu satışının devam edeceği bildirildi. PİYASADAKİ MISIR UNLARINDA SORUN BULUNMADI İnceleme sürecinde özellikle mısır unu, mısır ekmeği ve mısır unu içeren ürünler mercek altına alınmıştı. Son değerlendirmede, piyasada satışta bulunan mısır unlarında halk sağlığını tehdit eden bir bulguya rastlanmadığı ifade edildi. Bu açıklamayla birlikte ürünlerin satışı konusunda oluşan tereddütlerin giderilmesi hedeflendi. SATIŞLAR DEVAM EDECEK Analiz sonuçlarının temiz çıkmasının ardından mısır unu satışlarının sürdürüleceği bildirildi. Daha önce tedbir amacıyla gündeme gelen satış ve tüketim kısıtlaması, bilimsel inceleme sonuçlarının ardından yeniden değerlendirildi. Üretici, satıcı ve tüketiciler açısından beklenen açıklama, mısır unu ürünlerine ilişkin piyasadaki belirsizliği ortadan kaldırdı. SÜREÇ ORDU’DAKİ ZEHİRLENME ŞÜPHESİYLE BAŞLAMIŞTI Ordu’nun Ulubey ilçesinde mısır ekmeği tüketimi sonrası vatandaşlar mide bulantısı, kusma ve benzeri şikâyetlerle hastanelere başvurmuştu. Sağlık birimlerine yansıyan son tabloda başvuru sayısının 45’e çıktığı, 43 kişinin taburcu edildiği, 2 kişinin tedavisinin sürdüğü bildirilmişti. Olayın ardından mısır unu ve mısır ekmeği hattında inceleme başlatılmış, ürünlerden numune alınarak analiz süreci yürütülmüştü. GİRESUN’DA SÜREÇ TEDBİR AMAÇLI YÜRÜTÜLDÜ Giresun’da mısır unu ve mısır ekmeği ürünleriyle ilgili süreç, Ordu’daki gelişmelerin ardından ihtiyati tedbir kapsamında gündeme gelmişti. Daha önce yapılan açıklamalarda, bilimsel veriler elde edilinceye kadar mısır unu, mısır ekmeği ve mısır unu içeren ürünlere yönelik tedbir uygulanacağı bildirilmişti. Tahlillerin temiz çıkmasıyla birlikte Giresun’da da piyasadaki mısır unlarına ilişkin kaygıların giderilmesi bekleniyor. TÜKETİCİYE GÜVEN MESAJI Analiz sonuçlarının temiz çıkması, hem tüketiciler hem de mısır unu satışı yapan işletmeler açısından önem taşıyor. Mısır unu, özellikle Karadeniz mutfağında yaygın kullanılan temel ürünler arasında yer alıyor. Tahlillerin temiz çıkmasıyla birlikte vatandaşların piyasadaki mısır unlarını güvenle tüketebileceği yönünde değerlendirme yapıldı. DENETİMLER DEVAM EDECEK Gıda güvenliği sürecinde denetimlerin devam etmesi bekleniyor. Yetkili birimlerin, üretim ve satış noktalarında kontrollerini sürdürmesi; ürün güvenliği, hijyen şartları ve izlenebilirlik açısından piyasadaki denetimlerin devam etmesi önem taşıyor. Analiz sonuçları temiz çıksa da gıda güvenliği süreci düzenli kontrol ve denetimlerle desteklenecek.

KEŞAP’TA ÜRETİCİ KADINLARA SOGEP DESTEKLİ PROJE Haber

KEŞAP’TA ÜRETİCİ KADINLARA SOGEP DESTEKLİ PROJE

KEŞAP’TA ÜRETİCİ KADINLARA SOGEP DESTEKLİ PROJE Keşap Belediyesi’nin yürüttüğü, DOKA’nın desteklediği “Doğadan Sofraya Hanımeli Projesi” üretici kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılmasını hedefliyor. Proje kapsamında kadın kooperatifleri, eğitim programları, yöresel ürün satış alanları ve markalaşma çalışmalarıyla kadın emeği yerel kalkınmaya kazandırılacak. KADIN EMEĞİ İÇİN YENİ YOL HARİTASI Giresun’un Keşap ilçesinde kadın emeğini üretim, satış ve markalaşma süreçleriyle ekonomiye kazandırmayı amaçlayan “Doğadan Sofraya Hanımeli Projesi”nin sunum toplantısı gerçekleştirildi. Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında Keşap Belediyesi tarafından yürütülen ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen proje, ilçede üretim yapan kadınlar için kapsamlı bir yol haritası ortaya koyuyor. Toplantıya Keşap Kaymakamı Selin Sarı, Keşap Belediye Başkanı Tuncay Muhammet Arışan, DOKA Giresun İl Koordinatörü Harun Göçer, İlçe Milli Eğitim Müdürü Salih Aykıt, İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdürü Muhammed Maya, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının temsilcileri ile üretici kadınlar katıldı. ÜRETEN KADINLAR PAZARLA BULUŞACAK Proje, ilçe merkezinde geleneksel yöntemlerle satış yapan, ev ortamında üretim gerçekleştiren ancak düzenli satış kanalına ulaşamayan kadınları ekonomik hayata daha aktif biçimde dahil etmeyi hedefliyor. Kırsal bölgelerde yöresel ürün üreten ancak pazarlama imkânı sınırlı kalan kadınların da projeye dahil edilmesiyle, Keşap’ta kadın üreticilerin daha görünür, sürdürülebilir ve örgütlü bir yapıya kavuşması amaçlanıyor. Bu kapsamda üretici kadınların tespit edilmesi, kadın kooperatiflerinin kurulması ve mevcut kooperatiflerle iş birliği çalıştaylarının düzenlenmesi planlanıyor. EĞİTİM, KOOPERATİFLEŞME VE MARKALAŞMA ÖNE ÇIKIYOR “Doğadan Sofraya Hanımeli Projesi” kapsamında kadınların üretim ve satış kapasitelerini artırmaya yönelik eğitimler de düzenlenecek. Üretici kadınlara kooperatifçilik, servis teknikleri, hijyen ve gıda güvenliği, dijital pazarlama ile müşteri memnuniyeti alanlarında eğitim verilecek. Bu eğitimlerle geleneksel satış yöntemlerinin modern pazarlama kanallarına taşınması ve kadın emeğinin markalı üretim yapısına dönüştürülmesi hedefleniyor. YÖRESEL ÜRÜNLER İÇİN TANITIM VE SATIŞ ALANLARI Proje sürecinde yöresel ürün satış stantları ile yöresel yemeklerin sunum ve tanıtım alanları oluşturulacak. Keşap’ın yerel ürünlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması için markalaşma ve tanıtım çalışmaları yürütülecek. Kadın emeğini profesyonel üretim modeliyle buluşturmayı hedefleyen proje, Keşap’ta hem sosyal gelişmeye hem de yerel ekonomiye katkı sağlayacak önemli bir çalışma olarak öne çıkıyor.

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR Haber

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR

ORDU’DA MISIR EKMEĞİ ŞÜPHESİ: 45 BAŞVURU, 2 KİŞİNİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR Ordu’da mısır ekmeği tüketimi sonrası yaşanan gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere başvuranların sayısı 45’e yükseldi. Sağlık birimlerine yansıyan son tabloya göre 43 kişi taburcu edildi, 2 kişinin hastanedeki tedavisi sürüyor. Giresun’da ise resmi vaka kaydı açıklanmadı; kentte mısır unu ve mısır ekmeği ürünlerine yönelik süreç ihtiyati tedbir kapsamında yürütülüyor. ORDU’DA HASTANELERE BAŞVURU SAYISI 45’E ÇIKTI Ordu’nun Ulubey ilçesinde mısır ekmeği tüketimi sonrası ortaya çıkan gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere yapılan başvuru sayısı 45’e ulaştı. Rahatsızlanan vatandaşlar, mide bulantısı, kusma ve benzeri şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvurdu. Sağlık birimlerine yansıyan son bilgilere göre hastaneye başvuranlardan 43’ü tedavilerinin ardından taburcu edildi. 2 kişinin tedavisi ise hastanede devam ediyor. İLK İNCELEME MISIR EKMEĞİ ÜZERİNDE YOĞUNLAŞTI Olayın ardından sağlık ve gıda güvenliği birimleri, rahatsızlıkların aynı ürün grubuyla bağlantılı olup olmadığını belirlemek için inceleme başlattı. Şikâyetlerin mısır ekmeği tüketimi sonrasında ortaya çıkması nedeniyle soruşturma, mısır unu ve mısır ekmeği hattında yoğunlaştı. Ürünlerden numune alınarak analiz süreci başlatıldı. Zehirlenmenin kesin nedeni, laboratuvar incelemelerinin tamamlanmasıyla netleşecek. GİRESUN’DA RESMİ VAKA KAYDI AÇIKLANMADI Giresun’da mısır ekmeği kaynaklı zehirlenmeye ilişkin resmi vaka kaydı açıklanmadı. Kentte gündeme gelen süreç, Ordu’daki gelişmelerin ardından ürün güvenliği yönünden alınan ihtiyati tedbirler çerçevesinde değerlendiriliyor. Giresun’da mısır unu, mısır ekmeği ve mısır unu içeren ürünlerle ilgili denetim ve kontrol süreci başlatıldı. SATIŞ VE TÜKETİM İÇİN İHTİYATİ TEDBİR Giresun’da ilgili kurumlar, bilimsel inceleme sonuçları tamamlanıncaya kadar mısır unu ve mısır ekmeği ürünleriyle ilgili tedbir sürecini devreye aldı. Fırın, market ve üretim noktalarında yapılacak kontrollerle ürünlerin kaynağı, üretim zinciri ve satış noktaları incelenecek. Numune sonuçları ve resmi değerlendirmeler tamamlanmadan olayın kesin nedeni hakkında hüküm kurulmayacak. VATANDAŞLARA UYARI Uzmanlar, bu tür vakalarda vatandaşların kaynağı belirsiz ürünleri tüketmemesi, şüpheli ürünleri saklayarak yetkililere bildirmesi ve mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, baş dönmesi gibi belirtiler görülmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini vurguluyor. Ordu’daki olayda tedavisi süren 2 kişinin sağlık durumuna ilişkin süreç takip ediliyor. Giresun’da ise resmi vaka açıklaması bulunmadığı için haber dili, tedbir ve inceleme süreci üzerinden kuruluyor. SORUŞTURMA VE ANALİZ SÜRECİ SÜRÜYOR Ordu’daki mısır ekmeği şüphesinde sağlık ve gıda güvenliği birimlerinin çalışmaları devam ediyor. Laboratuvar sonuçları, ürünlerin üretim ve dağıtım zincirine ilişkin denetimlerle birlikte değerlendirilecek. Analizlerin tamamlanmasının ardından olayın kesin nedeni ve sorumluluk alanları daha net ortaya çıkacak.

ORDU’DA MISIR EKMEĞİNDEN ZEHİRLENEN 33 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI Haber

ORDU’DA MISIR EKMEĞİNDEN ZEHİRLENEN 33 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI

ORDU’DA GIDA ZEHİRLENMESİ ŞÜPHESİNDE BAŞVURU SAYISI 45’E ÇIKTI Ordu’nun Ulubey ilçesinde bir iş yerinde tüketilen öğle yemeğinin ardından başlayan gıda zehirlenmesi şüphesinde hastanelere başvuranların sayısı 45’e yükseldi. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü, 43 kişinin taburcu edildiğini, 2 hastanın tedavisinin sürdüğünü bildirdi. İlk etapta aynı fırından alınan ekmekler üzerinde yoğunlaşan incelemede, şüpheli fırın ve işletme süreci mercek altına alındı. Giresun’da aynı olayla bağlantılı resmi vaka bildirimi ise açıklamada yer almadı. BAŞVURU SAYISI 33’TEN 45’E YÜKSELDİ Ordu’nun Ulubey ilçesinde 14 Mayıs Perşembe günü bir iş yerinde öğle yemeği tüketen çalışanlar, kısa süre sonra karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve baş dönmesi şikâyetleri yaşadı. İlk bilgilere 33 olarak yansıyan başvuru sayısı, Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’nün güncel açıklamasıyla 45’e yükseldi. Müdürlük, işletme çalışanlarının yanı sıra benzer belirtiler gösteren 2 sivil vatandaşın da sağlık kuruluşlarına başvurduğunu bildirdi. HASTALAR DÖRT SAĞLIK KURULUŞUNA YÖNLENDİRİLDİ Rahatsızlanan kişiler Ulubey Devlet Hastanesi, Ordu Devlet Hastanesi, Fatsa Devlet Hastanesi ve Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü, 45 kişiden 43’ünün tedavilerinin ardından taburcu edildiğini, 2 hastanın tedavisinin sürdüğünü ve genel sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. ŞÜPHELİ FIRIN VE YEMEK SÜRECİ İNCELENİYOR Zehirlenme şüphesi ilk etapta ilçede faaliyet gösteren bir fırından alınan ekmekler üzerinde yoğunlaştı. Tekstil atölyesinde çalışanların mısır ekmeği, aynı fırını kullanan bazı vatandaşların ise normal ekmek tükettiği bilgisi kayıtlara geçti. Fırında kısa süre önce ilaçlama yapıldığı iddiası da incelemeye alındı. Şüpheli fırının adı resmi makamlar tarafından açıklanmadı. Olayla bağlantılı ürünler, yemek numuneleri, üretim koşulları ve işletmedeki işlem süreçleri teknik incelemeye tabi tutuldu. TARIM VE SAĞLIK EKİPLERİ NUMUNE ALDI Ordu İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri olayın ardından ortak çalışma başlattı. İş yerinde tüketilen yemeklerden ve olayla bağlantılı ürünlerden numune alındı. Numunelerden çıkacak analiz sonuçları, zehirlenmenin kesin nedenini belirleyecek. Teknik ve idari soruşturma çok yönlü şekilde sürüyor. GİRESUN İÇİN RESMİ VAKA BİLDİRİMİ YOK Olayın Giresun’a sıçradığı yönündeki iddialar için resmi açıklamada doğrulanmış bir vaka bilgisi yer almadı. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’nün duyurduğu hastane listesinde Ulubey, Ordu, Fatsa ve Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunuyor; Giresun’daki bir sağlık kuruluşuna sevk ya da başvuru bilgisi açıklanmadı. Yetkililer, gıda zehirlenmesi şüphesiyle başlatılan incelemede hem işletme içindeki yemek sürecini hem de ekmek tedarik zincirini değerlendiriyor. CAN KAYBI BİLGİSİ BULUNMUYOR Ulubey’de başlayan toplu zehirlenme şüphesinde can kaybı bilgisi bulunmuyor. Hastaların büyük bölümü taburcu edilirken, tedavisi süren 2 kişinin genel sağlık durumunun iyi olduğu açıklandı. Olayın kesin nedeni, laboratuvar analizleri ve idari incelemenin tamamlanmasının ardından netleşecek.

BULANCAK’IN “ONURLU PAYLAŞIM” MODELİ İSTANBUL’DA 400 BELEDİYEYE ÖRNEK OLDU Haber

BULANCAK’IN “ONURLU PAYLAŞIM” MODELİ İSTANBUL’DA 400 BELEDİYEYE ÖRNEK OLDU

BULANCAK’IN “ONURLU PAYLAŞIM” MODELİ İSTANBUL’DA 400 BELEDİYEYE ÖRNEK OLDU Bulancak Belediyesi’nin sosyal belediyecilik alanında hayata geçirdiği “Sürdürülebilir Gıda ve Sosyal Belediyecilik” projesi, İstanbul’da düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nda büyük ilgi gördü. Sosyal Market, Halk Et ve Aşevi uygulamalarını bir araya getiren model, “Onurlu Paylaşım” anlayışıyla yerel yönetimler için örnek çalışma olarak öne çıktı. SAĞLIKLI KENTLER FORUMU İSTANBUL’DA DÜZENLENDİ Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu, 13-14 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirildi. Birliğe üye 400 belediyenin yanı sıra akademisyenler ve üniversite temsilcilerinin katıldığı forumda, Bulancak Belediyesi’nin sosyal belediyecilik alanındaki çalışmaları dikkat çekti. SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDADA “BULANCAK MODELİ” TANITILDI Forum kapsamında “Üyelerimizden Örnek Uygulamalar” temasıyla hazırlanan fuaye alanında, Bulancak Belediyesi’nin “Sürdürülebilir Gıda ve Sosyal Belediyecilik” projesi katılımcılara tanıtıldı. Gıda, su ve enerji başlıklarında sergilenen iyi uygulama örnekleri arasında yer alan Bulancak modeli, toplumsal dayanışmayı teknoloji, sürdürülebilirlik ve sosyal destek anlayışıyla birleştiren yapısıyla ilgi gördü. SOSYAL MARKET, HALK ET VE AŞEVİ AYNI MODELDE BULUŞTU Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç’ın öncülüğünde hayata geçirilen proje, Sosyal Market, Halk Et ve Aşevi uygulamalarını aynı sosyal destek zinciri içinde buluşturdu. Sosyal Market uygulaması, ihtiyaç sahibi vatandaşların temel ihtiyaçlara modern, düzenli ve insan onurunu önceleyen bir sistemle ulaşmasını sağlıyor. Halk Et uygulaması, vatandaşların sağlıklı, güvenilir ve ekonomik et ürünlerine erişimini kolaylaştırıyor. Aşevi hizmeti ise günlük sıcak yemek ihtiyacını karşılarken gıda israfının önlenmesine ve paylaşım kültürünün güçlenmesine katkı sunuyor. “ONURLU PAYLAŞIM” VURGUSU ÖNE ÇIKTI Bulancak Belediyesi’nin tanıtımında öne çıkan “Onurlu Paylaşım” anlayışı, projenin yalnızca klasik bir yardım faaliyeti olmadığını ortaya koydu. Model, sosyal desteği vatandaşın hakkını koruyan, insan onuruna yakışır biçimde sunan ve sürdürülebilirliği esas alan bir yerel yönetim uygulaması olarak dikkat çekti. Forumda projeyi inceleyen üniversite temsilcileri, Bulancak Belediyesi’nin çalışmasını yerel yönetimler açısından örnek alınabilecek bir model olarak değerlendirdi. Proje, akademik düzeyde incelenebilecek başarılı bir yerel gıda politikası örneği olarak da öne çıktı. İLÇE BELEDİYECİLİĞİNDEN GÜÇLÜ SOSYAL MODEL Bulancak’ın “Onurlu Paylaşım” modeli, İstanbul’daki forumda aldığı ilgiyle sosyal belediyecilikte ölçekten çok vizyonun belirleyici olduğunu gösterdi. Bulancak Belediyesi’nin çalışması, sürdürülebilir kalkınma, gıda güvenliği, sosyal destek ve insan onurunu önceleyen hizmet anlayışının ilçe belediyeleri eliyle de güçlü biçimde uygulanabileceğini ortaya koydu.

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR Haber

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi Yüksel, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada veteriner hekimliğin gıda güvenliği, zoonotik hastalıklarla mücadele ve halk sağlığının korunmasında kritik görev üstlendiğini vurguladı. İSTANBUL — Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi Yüksel, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Dünya Veteriner Hekimler Birliği tarafından 2026 yılı teması olarak belirlenen “Veteriner Hekimler: Gıda ve Sağlığın Koruyucuları” başlığının, veteriner hekimliğin çiftlikten sofraya uzanan zincirdeki hayati rolünü açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Yüksel, veteriner hekimlik hizmetlerinin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığını, gıda güvenliği ve güvencesi, zoonotik hastalıkların önlenmesi, antimikrobiyal dirençle mücadele ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin kurulmasında temel işlev gördüğünü belirtti. TEK SAĞLIK VURGUSU Azmi Yüksel, veteriner hekimliğin insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan Tek Sağlık yaklaşımının ana bileşenlerinden biri olduğunu ifade etti. Enfeksiyon hastalıklarının önemli bölümünün zoonotik kökenli olduğuna dikkat çeken Yüksel, gıdadan bulaşan pek çok hastalığın da hayvansal ürünlerle ilişkili olduğunu kaydetti. Veteriner hekimlerin hastalık takibi, risk değerlendirmesi, erken uyarı ve çok disiplinli müdahale planlarında aktif rol aldığını belirten Yüksel, sürveyans, risk analizi ve erken uyarı sistemlerinde bu meslek grubunun kritik konumda bulunduğunu söyledi. Yüksel, COVID-19, kuş gribi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, tüberküloz, bruselloz ve hantavirüs gibi hastalıkların Tek Sağlık yaklaşımının önemini açık biçimde gösterdiğini dile getirdi. “TÜRKİYE’DE YAPISAL SORUNLAR VAR” Açıklamada Türkiye’de veteriner halk sağlığı hizmetlerinin kurumsal parçalanmışlık, koordinasyon eksikliği ve saha kapasitesindeki yetersizlikler nedeniyle yapısal sorunlar yaşadığı vurgulandı. Yüksel, bu tablonun biyogüvenlik uygulamalarını, antimikrobiyal direncin izlenmesini ve zoonoz kontrolünü zayıflattığını, bunun da gıda güvencesi ve halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu ifade etti. ULUSAL VETERİNER OTORİTESİ ÇAĞRISI Azmi Yüksel, bilimsel veriler ışığında toplum sağlığının korunması ve güvenli gıdaya erişim için bir dizi adımın atılması gerektiğini belirtti. Yüksel, veteriner hekimlik hizmetlerinin etkin, bilim temelli ve bağımsız yapıya kavuşturulması amacıyla idari ve teknik özerkliğe sahip bir Ulusal Veteriner Otoritesi kurulması çağrısı yaptı. Yüksel ayrıca, Tek Sağlık yaklaşımının yasal statüye kavuşturulmasını, bu çerçevede Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu oluşturulmasını ve sektörler arası entegrasyonun güçlendirilmesini istedi. ANTİBİYOTİK KULLANIMI VE HAYVAN REFAHI GÜNDEMİ Açıklamada antimikrobiyal kullanım politikalarının sıkı denetime tabi tutulması, antibiyotiklerin yalnızca veteriner hekim reçetesi ve kontrolünde kullanılması gerektiği belirtildi. Hayvan refahı standartlarının uluslararası normlarla uyumlu hale getirilmesi ve etkin denetim mekanizmalarının kurulması da çağrı başlıkları arasında yer aldı. Sürdürülebilir hayvancılık politikalarının geliştirilmesini isteyen Yüksel, çevre dostu, yerel ve dirençli üretim modellerinin teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti. YEREL YÖNETİMLERE VE KAMUYA ÇAĞRI Yüksel, yerel yönetimlerde veteriner hekimlik hizmetlerinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi ve hizmet sunumunda standardizasyon sağlanmasının önemine işaret etti. Veteriner hekimlerin özlük haklarının da mesleki risk ve sorumluluklarıyla uyumlu şekilde iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. “TEK SAĞLIK YOKSA, SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜVENLİK DE YOKTUR” Güçlü, bilim temelli ve kamusal bir veteriner hekimlik altyapısı olmadan etkili zoonoz kontrolünün mümkün olmayacağını vurgulayan Yüksel, antimikrobiyal direnç gibi küresel tehditlerle mücadelenin de bu altyapıya bağlı olduğunu ifade etti. Azmi Yüksel, açıklamasını “Tek Sağlık yoksa, sürdürülebilir güvenlik de yoktur” sözleriyle tamamladı. DÜNYA VETERİNER HEKİMLER GÜNÜ MESAJI Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Yüksel, mesleki risk ve sorumluluk bilinciyle çalışan tüm veteriner hekimlerin ve veteriner halk sağlığı emekçilerinin 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladı. Yüksel, emeklerinin ve bilimsel katkılarının değerinin anlaşılması için yetkilileri gerekli adımları atmaya çağırdı.

MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR” Haber

MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR”

DERELİ DOĞA VE YAŞAM DERNEĞİ’NDEN MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR” Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğini belirtti. Türk, tarım arazilerinin maden ruhsatları üzerinden tasfiye edildiğini, yerel halkın ise mülksüzleştirme riskiyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, maden ruhsatları üzerinden yürüyen sürece sert tepki gösterdi. Türk, tarım arazileri, meralar ve su kaynaklarının tehdit altında olduğunu belirterek, bölgede geniş çaplı bir mülksüzleştirme sürecinin işletildiğini ifade etti. Türk, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğini hatırlattı. Bu tablonun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve mülkiyet boyutları olan ağır bir sonuç doğurduğunu vurguladı. “CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK MÜLKİYET DEĞİŞİMLERİNDEN BİRİ” İbrahim Türk, tarım arazilerinin maden ruhsatları aracılığıyla tasfiye edildiğini ve bunun yerel halk açısından doğrudan mülksüzleştirme anlamına geldiğini söyledi. Türk, “Başka bir anlatımla Cumhuriyet tarihimizin en büyük ‘mülkiyet değişimi’ operasyonlarından biriyle karşı karşıyayız” dedi. Türk, 1923’ten 2002’ye kadar yaklaşık 80 yılda verilen toplam maden ruhsatı sayısının 1186 olduğunu, buna karşılık son 25 yılda bu rakamın 386 bine ulaştığını ifade etti. Bu artışın ülke ve bölge açısından geniş çaplı bir çevre felaketinin habercisi olduğunu dile getirdi. FINDIK BAHÇELERİ, MERALAR VE SU KAYNAKLARI UYARISI Türk, maden yasalarındaki boşlukların ve kamu yararı adı altında öne sürülen uygulamaların şirket çıkarlarını koruduğunu savundu. Çiftçilerin tek geçim kaynağı olan asırlık fındık bahçelerinin, meraların ve su kaynaklarının tehdit altında bulunduğunu söyledi. Acele kamulaştırma uygulamalarıyla köylünün elinden alınan arazilerin yalnızca bir toprak parçası olmadığını belirten Türk, bunun çocukların geleceği, bölgenin gıda güvenliği ve kültürel hafızası açısından da ağır sonuçlar doğuracağını kaydetti. Türk, “Bir maden şirketinin 30-40 yıllık kâr hırsı, bu toprakların bin yıllık bereketine tercih edilemez” ifadelerini kullandı. MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI İbrahim Türk, bölge milletvekillerine de doğrudan çağrı yaptı. Seçim dönemlerinde toprağın bereketinden söz eden siyasetçilerin, fındık bahçeleri maden sahasına çevrilirken sessiz kaldığını söyledi. Türk, “Toprağı elinden alınan köylünün feryadı Ankara’ya ulaşmıyor mu?” diye sordu. “Halkın vekili olmak, sadece açılışlarda kurdele kesmek değil; halkın yaşam alanını sermayeye karşı savunmaktır” diyen Türk, susulan her ruhsatın bir ailenin daha toprağından kopması anlamına geldiğini ifade etti. “HUKUKİ HAKLARIMIZI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ” Türk, madencilik adı altında yürütülen mülksüzleştirme ve şehre sürgün politikasına karşı sessiz kalmayacaklarını söyledi. Tarım arazilerinin ekonomik veri değil, doğrudan yaşam alanı olduğunu vurgulayan Türk, maden şirketlerinin geride zehirlenmiş topraklar ve sular bırakıp gideceğini, bölge halkının ise bu coğrafyada yaşamayı sürdüreceğini belirtti. Açıklamasının sonunda hukuki mücadelenin süreceğini duyuran Türk, her bir fındık dalının ve her bir su damlasının takipçisi olacaklarını söyledi. Türk, “Vatanını sevmek, toprağını ve suyunu korumaktır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.