Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

giresunsonhaber - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ” Haber

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ”

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Azmi Yüksel, sığır brusellozuyla mücadelede kullanılan S19 ve RB51 aşılarına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaların bilimsel veriler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yüksel, brusellozun yalnızca hayvan sağlığını değil, insan sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvansal üretimi doğrudan etkileyen önemli bir zoonotik hastalık olduğuna dikkat çekti. Veteriner Halk Sağlığı Derneği, sosyal medyada sığır brusellozuyla mücadelede kullanılan Brucella abortus S19 aşısının “ilkel ve geri bir teknoloji olduğu”, yeterli koruma sağlamadığı ve RB51 aşısının daha üstün bir seçenek olduğu yönünde dile getirilen iddialara ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Azmi Yüksel, hayvan hastalıkları, zoonozlar ve veteriner aşıları konusunda kamuoyuna bilgi verilirken kişisel kanaatlerin değil, bilimsel kanıtların ve alan uzmanlarının değerlendirmelerinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Yüksel, “Brusellozla mücadelede sözü kişisel kanaatler değil; bilim, bilimsel kanıt ve konunun uzmanları söylemelidir” ifadelerini kullandı. BRUSELLOZ İNSANLARA DA BULAŞABİLİYOR Bruselloz, Brucella cinsi bakterilerin neden olduğu, başta sığır, koyun, keçi ve domuzlar olmak üzere çeşitli hayvan türlerini etkileyen bulaşıcı bir hastalık olarak biliniyor. Hastalık hayvanlardan insanlara geçebildiği için zoonozlar arasında yer alıyor. İnsanlara bulaşma çoğunlukla; Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi, Enfekte hayvanlarla veya hayvanların doğum ve düşük materyalleriyle korunmasız temas, Kesim, doğum, aşılama ve laboratuvar işlemleri sırasında bakterinin solunması ya da deri bütünlüğünün bozulduğu alanlardan vücuda girmesi sonucunda gerçekleşebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, insanlardaki vakaların önemli bölümünü enfekte hayvanlardan elde edilen çiğ süt ve pastörize edilmemiş peynirlerin tüketimiyle ilişkilendiriyor. İnsanlarda ateş, yoğun terleme, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, kas ve eklem ağrıları gibi belirtiler görülebiliyor; tedavi edilmediğinde hastalık uzun süreli veya tekrarlayıcı bir seyir gösterebiliyor. (Dünya Sağlık Örgütü) HAYVANCILIKTA YAVRU ATMA VE VERİM KAYBINA NEDEN OLUYOR Brusellozun hayvanlardaki en önemli sonuçları arasında gebeliğin özellikle ileri dönemlerinde yavru atma, ölü veya güçsüz yavru doğumu, döl tutmama, kısırlık, süt veriminde azalma ve erkek hayvanlarda üreme sistemi hastalıkları bulunuyor. Hastalık sürülerde yalnızca veteriner sağlık sorunu oluşturmuyor; üretim kaybı, hayvan değerinin düşmesi, sürü yenileme maliyetleri ve ticari kısıtlamalar nedeniyle yetiştiriciler açısından ciddi ekonomik zararlara da yol açabiliyor. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü de brusellozu hayvan sağlığı, uluslararası ticaret, gıda güvenliği ve kırsal ekonomi üzerinde önemli etkileri bulunan bir hastalık olarak değerlendiriyor. (woah.org) “S19 AŞISINA İLKEL DEMEK BİLİMSEL DEĞİL” Azmi Yüksel, S19 aşısının eski tarihlerden beri kullanılıyor olmasının aşının bilimsel değerini ortadan kaldırmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “S19 aşısını ‘ilkel’, ‘geri teknoloji’ veya ‘koruma sağlamayan bir aşı’ olarak nitelendirmek bilimsel olarak doğru değildir. Bir aşının uzun yıllardır kullanılıyor olması, etkisiz olduğu anlamına gelmez. Önemli olan aşının etkinliğinin, güvenliğinin, uygulama yönteminin ve ülkenin hastalıkla mücadele stratejisindeki yerinin bilimsel verilerle değerlendirilmesidir.” Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün teknik dokümanlarında S19, sığır brusellozunun kontrolünde kullanılan temel aşılardan biri olarak yer alıyor. Türkiye’de de sığır brusellozuyla mücadelede B. abortus S19, koyun ve keçilerde ise B. melitensis Rev-1 aşılarının kullanıldığı Tarım ve Orman Bakanlığının resmî kaynaklarında belirtiliyor. (woah.org) RB51’İN AVANTAJLARI VAR, ANCAK “MUTLAK ÜSTÜN” DEĞİL Yüksel, RB51 aşısının da farklı biyolojik ve serolojik özelliklerinden kaynaklanan bazı avantajlara sahip olduğunu ancak bu durumun aşının her koşulda S19’dan daha etkili ve güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade etti. “Bilimsel yaklaşım, aşılardan birini bütünüyle kötüleyip diğerini modern ve kusursuz çözüm olarak sunmak değildir. Her iki aşının da avantajları, sınırlılıkları ve uygulama koşulları bulunmaktadır. Seçilecek strateji ülkenin hastalık yaygınlığına, sürü yapısına, aşılama kapasitesine, laboratuvar altyapısına ve epidemiyolojik hedeflerine göre belirlenmelidir.” WOAH belgelerinde RB51’in bazı ülkelerde sığırlarda B. abortus enfeksiyonunun önlenmesi amacıyla resmî aşı olarak kullanıldığı belirtilirken, mevcut bilimsel yaklaşım iki aşının “eski-yeni” veya “kötü-iyi” biçiminde basit bir karşıtlıkla değerlendirilmesini desteklemiyor. (woah.org) RB51 İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖZEL DİKKAT GEREKTİRİYOR Veteriner Halk Sağlığı Derneğinin açıklamasında RB51’in canlı bir aşı suşu olduğu, aşılama sırasında iğnenin yanlışlıkla veteriner hekime veya uygulayıcıya batması gibi kazalar sonucunda insanlara bulaşabileceği belirtildi. RB51 enfeksiyonlarının iki önemli özelliği bulunuyor: Birincisi, bu aşı suşunun neden olduğu enfeksiyonlar rutin Brucella serolojik testlerinde güvenilir biçimde tespit edilemeyebiliyor. İkincisi ise RB51’in bruselloz tedavisinde yaygın olarak kullanılan antibiyotiklerden rifampisine doğal olarak dirençli olması nedeniyle tanı ve tedavi sürecinin farklı biçimde planlanması gerekiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, RB51 kaynaklı insan vakalarının çoğunlukla aşılama sırasında meydana gelen iğne batması kazalarıyla ilişkili olduğunu, bazı vakaların ise çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünleri üzerinden gelişebildiğini bildiriyor. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Yüksel, bu nedenle veteriner aşılarının yalnızca yetkili kişiler tarafından, uygun koruyucu ekipman ve biyogüvenlik kuralları altında uygulanması gerektiğini belirtti. AŞILAMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL Brusellozun Türkiye’de varlığını sürdürmesinin yalnızca kullanılan aşıya bağlanamayacağını kaydeden Yüksel, mücadelede birbirini tamamlayan çok sayıda uygulamanın birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Hastalıkla mücadele yalnızca hayvana aşı uygulamakla tamamlanmaz. Aşılama programlarının düzenli sürdürülmesi, hastalığın aktif olarak izlenmesi, enfekte hayvan ve sürülerin belirlenmesi, hayvan hareketlerinin kontrol altında tutulması, kayıt sisteminin güçlendirilmesi ve veteriner sağlık hizmetlerinin sahada kesintisiz yürütülmesi gerekir.” Tarım ve Orman Bakanlığının yürürlükteki mücadele yaklaşımı da aşılama stratejisinin yanında sürveyans, saha çalışmaları, laboratuvar teşhisi ve hayvan hastalıklarının kontrolüne yönelik uygulamaları birlikte ele alıyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) ATIK YAVRU VE DOĞUM MATERYALLERİ BÜYÜK RİSK TAŞIYOR Bruselloz bulunan işletmelerde düşük yapan hayvanların yavruları, yavru zarları, plasenta, doğum sıvıları, kirlenmiş yataklık ve gübre hastalığın yayılmasında önemli rol oynuyor. Bu materyallerin çıplak elle tutulmaması, çevreye veya su kaynaklarına bırakılmaması, köpeklere verilmemesi ve veteriner hekimin yönlendirmesi doğrultusunda güvenli şekilde uzaklaştırılması gerekiyor. Düşük yapan hayvanın sürüden ayrılması, temas alanlarının temizlenip dezenfekte edilmesi ve durumun yetkili veteriner birimlerine bildirilmesi hastalığın sürü içinde yayılmasını azaltan temel önlemler arasında bulunuyor. (Veteriner Kontrol Enstitüsü) ÇİĞ SÜT VE PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ ÜRÜNLERE KARŞI UYARI Azmi Yüksel, brusellozun halk sağlığı boyutunda tüketicilerin de dikkatli olması gerektiğini belirterek çiğ süt, taze peynir ve kaynağı belirsiz süt ürünlerine karşı uyardı. “Sütün kaynatılması veya pastörize edilmesi yalnızca ürünün dayanıklılığıyla ilgili değildir; zoonotik hastalıklara karşı temel bir halk sağlığı önlemidir. Özellikle hastalığın görüldüğü bölgelerde çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünlerinin tüketilmesi ciddi risk taşımaktadır.” WOAH, insan brusellozunun önlenmesinde enfeksiyonun hayvanlarda kontrol altına alınmasını temel yaklaşım olarak gösterirken, enfekte hayvanlardan elde edilen sütün pastörize edilmesinin insanlara bulaşma riskini önemli ölçüde azalttığını bildiriyor. (woah.org) RİSK ALTINDAKİ MESLEK GRUPLARI Bruselloz açısından özellikle; Veteriner hekimler, Hayvan yetiştiricileri, Çobanlar, Mezbaha ve kesimhane çalışanları, Kasaplar, Süt ve süt ürünü üretiminde çalışanlar, Laboratuvar personeli daha yüksek mesleki risk altında bulunuyor. Bu kişilerin doğum, düşük, kesim, nekropsi, numune alma ve aşılama işlemleri sırasında eldiven, gözlük, maske ve koruyucu giysi kullanması; iğne batması veya şüpheli materyalle temas halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor. “BRUSELLOZ TEK SAĞLIK MESELESİDİR” Yüksel, brusellozun insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini gösteren en açık hastalıklardan biri olduğunu belirtti. “Hayvan sağlığını korumadan insan sağlığını, gıda güvenliğini ve üreticinin ekonomik geleceğini korumak mümkün değildir. Brusellozla mücadele; veteriner hekimlerin, beşerî hekimlerin, laboratuvarların, kamu kurumlarının, yetiştiricilerin ve gıda sektörünün ortak sorumluluğudur.” Veteriner Halk Sağlığı Derneği, Türkiye’nin zoonotik hastalıklarla daha etkili mücadele edebilmesi için bilimsel ve teknik kararlarını mesleki esaslarla alabilen, kurumsal kapasitesi güçlü ve bağımsız hareket edebilen bir veteriner otoriteye ihtiyaç bulunduğunu vurguladı. YÜKSEL: “TOPLUMU YANILTACAK KESİN HÜKÜMLERDEN KAÇINILMALI” Veteriner Hekim Azmi Yüksel açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Üreticilerimizin bilgisi ve saha deneyimi elbette değerlidir. Ancak kişisel deneyim ve gözlemler, bilimsel kanıtların ve mesleki uzmanlığın yerine geçemez. Hayvan hastalıkları, zoonozlar ve veteriner aşıları hakkında konuşulurken bilimsel kanıtlar esas alınmalı, uzmanlık alanlarına saygı gösterilmeli ve toplumu yanıltabilecek kesin hükümlerden kaçınılmalıdır. Brusellozla mücadelede sözü bilim ve uzmanlık söylemelidir.”

GİRESUN’DA GIDA GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARI MASAYA YATIRILDI Haber

GİRESUN’DA GIDA GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARI MASAYA YATIRILDI

GİRESUN’DA GIDA GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARI MASAYA YATIRILDI Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber’in başkanlığında Giresun’da düzenlenen toplantıda, kent genelinde yürütülen gıda güvenliği, kontrol ve denetim çalışmaları değerlendirildi. Toplantıda güvenilir gıdaya erişim, şeffaflık, izlenebilirlik ve vatandaş bildirimlerinin önemi vurgulandı. Giresun’da gıda güvenliği çalışmaları kapsamında değerlendirme ve istişare toplantısı gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber başkanlığında yapılan toplantıya, Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, Giresun Gıda Kontrol Laboratuvarı Müdürü Fatih Yıldırım, Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürü Yusuf Bilgen, il müdür yardımcıları, şube müdürleri, ilçe müdürleri ve teknik personel katıldı. DENETİM VE KONTROL SÜREÇLERİ DEĞERLENDİRİLDİ Toplantıda, Giresun genelinde yürütülen gıda güvenliği çalışmaları, sahadaki kontrol faaliyetleri, denetim süreçleri ve kurumlar arası koordinasyon ele alındı. Gıda üretiminden satış noktalarına, toplu tüketim alanlarından laboratuvar analizlerine kadar uzanan süreçte, güvenilir gıdaya erişimin sağlanması için yürütülen çalışmalar değerlendirildi. Genel Müdür Dr. Ersin Dilber, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının Bakanlığın öncelikli çalışma alanları arasında yer aldığını belirterek, “Halkımızın güvenilir gıdaya ulaşmasına yönelik olarak 5996 sayılı Kanun kapsamında yürütülen kontrol ve denetim çalışmaları Bakanlığımızın öncelikleri arasındadır” dedi. ŞEFFAFLIK, İZLENEBİLİRLİK VE VATANDAŞ KATILIMI VURGUSU Gıda güvenliği çalışmalarında yalnızca denetimlerin değil, ürünlerin üretimden tüketime kadar izlenebilir olmasının da büyük önem taşıdığı ifade edildi. Toplantıda, tüketici sağlığının korunması için kayıtlı üretim, hijyen şartları, saklama koşulları, etiket bilgileri, son tüketim tarihi ve uygunsuzluk bildirimlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiği vurgulandı. Dr. Dilber, gıda güvenilirliğinde şeffaflık, izlenebilirlik ve vatandaş katılımının temel öncelikler arasında bulunduğunu belirterek, vatandaşların karşılaştıkları olumsuzlukları ilgili kanallar üzerinden bildirebileceğini söyledi. ALO GIDA 174 VE MOBİL UYGULAMA HATIRLATMASI Toplantıda, vatandaşların gıda güvenliğiyle ilgili ihbar ve şikayetlerini Alo Gıda 174 hattı üzerinden ya da Bakanlık tarafından uygulamaya alınan Güvenilir Gıda Mobil Uygulaması aracılığıyla iletebileceği hatırlatıldı. Bu kanallar aracılığıyla, bozulmuş ürün, hijyen eksikliği, etiketsiz veya tarihi geçmiş gıda, uygun olmayan saklama koşulları, taklit ve tağşiş şüphesi gibi konularda bildirim yapılabileceği belirtildi. GIDA GÜVENLİĞİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Gıda güvenliğinin yalnızca kamu denetimleriyle değil, üretici, satıcı ve tüketicinin ortak dikkatiyle sağlanabileceğine dikkat çekildi. Uzmanlara göre vatandaşların alışveriş ve tüketim sürecinde özellikle şu noktalara özen göstermesi gerekiyor: Ambalajı bozulmuş, şişmiş, yırtılmış veya sızıntı yapan ürünler satın alınmamalı. Ürünlerin son tüketim tarihi, tavsiye edilen tüketim tarihi, saklama koşulu ve etiket bilgileri mutlaka kontrol edilmeli. Et, süt, balık, tavuk, yumurta ve dondurulmuş ürünlerde soğuk zincirin korunup korunmadığına dikkat edilmeli. Soğukta muhafaza edilmesi gereken ürünlerin açıkta, güneş altında ya da uygun olmayan sıcaklıkta bekletilmesi gıda güvenliği açısından risk oluşturabilir. Açıkta satılan, kaynağı belli olmayan, etiketsiz ve izlenebilirliği bulunmayan ürünlerden kaçınılmalı. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik rahatsızlığı bulunan kişiler için hijyen ve saklama koşulları daha da önemli hale geliyor. DENETİMLERİN KARARLILIKLA SÜRECEĞİ BELİRTİLDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan bilgilendirmede, halk sağlığının korunması ve güvenilir gıdaya erişimin sağlanması amacıyla denetim ve kontrol çalışmalarının sürdürüleceği ifade edildi. Toplantının, il genelinde yürütülen gıda güvenliği çalışmalarının değerlendirilmesi, sahadaki uygulamaların güçlendirilmesi ve vatandaşların sürece daha etkin katılımının sağlanması açısından önem taşıdığı belirtildi.

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” Haber

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR”

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık gündem değerlendirmesinde eğitimden ekonomiye, tarımdan dış politikaya, genç işsizliğinden terörle mücadeleye kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Taşgöz, vatandaşın temel gündeminin geçim sıkıntısı, adalet arayışı, eğitimde yaşanan sorunlar ve gençlerin gelecek kaygısı olduğunu söyledi. Taşgöz, “Milletin sesi duyulmalı, vatandaşın talepleri görmezden gelinmemelidir. Türkiye’nin yeniden güçlü, adil ve üreten bir ülke haline gelmesi için devlet aklıyla, liyakatle ve millet iradesini esas alan bir anlayışla hareket edilmelidir” dedi. “MİLLETİN TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Demokratik yönetimlerde millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayan Taşgöz, vatandaşların yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların artık ertelenemez hale geldiğini ifade etti. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdindedir. Emekli, memur, asgari ücretli, esnaf, çiftçi ve gençler geleceğe kaygıyla bakmaktadır. Adalet duygusunun zedelendiği, fırsat eşitsizliklerinin büyüdüğü, hayat pahalılığının her haneyi etkilediği bir tabloda devlet yönetiminin temel görevi milletin huzurunu, güvenliğini ve refahını sağlamaktır” diye konuştu. EĞİTİMDE MİLLİ KİMLİK VE KALİTE VURGUSU Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, eğitimin yalnızca diploma veren bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Eğitimin aynı zamanda milli kimliği, ahlaki değerleri, bilimsel düşünceyi ve çağın gereklerine uygun donanımı birlikte kazandırması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Eğitim, günlük siyasi tartışmaların konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Çocuklarımızı hem milli ve manevi değerlerine bağlı hem de çağın gereklerine uygun şekilde yetiştirecek bir eğitim anlayışına ihtiyaç vardır. Aileler eğitim maliyetleri altında ezilmekte, öğretmenlerimiz ise hak ettikleri değeri görememektedir. Eğitimde kalite, fırsat eşitliği ve liyakat esas alınmalıdır” ifadelerini kullandı. “GENÇLER GELECEĞİNİ BAŞKA ÜLKELERDE ARIYOR” Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin gençlerin umutsuzluğu olduğunu dile getiren Taşgöz, üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlandığını, çalışan gençlerin ise geçim sıkıntısı nedeniyle gelecek planı yapamadığını söyledi. Taşgöz, “Gençlerimiz geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalıyorsa burada hepimizin düşünmesi gerekir. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda aidiyet duygusunu zayıflatan ve toplumsal güven bunalımını derinleştiren ciddi bir meseledir. Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetme lüksü yoktur” dedi. DIŞ POLİTİKADA “DEVLET AKLI” ÇAĞRISI Dış politikanın günlük gelişmelere ve kısa vadeli hesaplara göre şekillenmemesi gerektiğini vurgulayan Taşgöz, Türkiye’nin dış ilişkilerinde devlet geleneğini, milli çıkarları ve öngörülebilirliği esas alması gerektiğini belirtti. Taşgöz, “Türkiye; Karadeniz’den Kafkasya’ya, Türk dünyasından Ön Asya coğrafyasına kadar geniş bir bölgede güçlü, saygın ve kararlı bir dış politika izlemek zorundadır. Dış politikada devlet aklı, milli çıkar ve tutarlılık esastır” diye konuştu. EKONOMİDE HAYAT PAHALILIĞI TEPKİSİ Açıklamasında ekonomik sorunlara geniş yer veren Taşgöz, vatandaşların en önemli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu söyledi. Market fiyatları ile vatandaşın alım gücü arasındaki farkın her geçen gün büyüdüğünü belirten Taşgöz, ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını ifade etti. Taşgöz, “Ekonomi, sadece tablolarla ve rakamlarla açıklanamaz. Ekonomi, pazara çıkan emeklinin cebindeki paradır. Çocuğuna okul masrafı yapan ailenin yüküdür. Dükkânını ayakta tutmaya çalışan esnafın mücadelesidir. Tarlasını işlemek isteyen çiftçinin maliyetidir. Bugün vatandaşımız ağır ekonomik şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir” dedi. “ÜRETEN TÜRKİYE MECBURİYETTİR” Türkiye’nin üretim gücünün yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini belirten Taşgöz, yüksek faiz, finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin sanayiciyi, girişimciyi, ihracatçıyı ve üreticiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Üreten Türkiye bir tercih değil, mecburiyettir. Sanayicinin, girişimcinin, ihracatçının ve çiftçinin önünü görebildiği bir ekonomik yapı kurulmalıdır. Yerli üretim ve milli sanayi gerçekçi politikalarla desteklenmeli, üretim ekonomisi yeniden inşa edilmelidir” ifadelerini kullandı. FINDIK ÜRETİCİSİNİN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ Giresun ekonomisinin temel unsurlarından biri olan fındık konusunda da değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, üreticinin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını belirtti. Gübre, ilaç, işçilik ve bakım giderlerindeki yükselişin fındık üreticisini ciddi biçimde etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Fındık üreticisi alın terinin karşılığını almak zorundadır. Giresun için fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda geçim kaynağı, kültür ve ekonomik omurgadır. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet olarak görülemez. Gıda güvenliği ve milli güvenlik açısından da stratejik öneme sahiptir” dedi. BEYİN GÖÇÜ UYARISI Genç işsizliği ve beyin göçünün Türkiye açısından ciddi bir tehdit haline geldiğini ifade eden Taşgöz, üniversite mezunlarının önemli bir bölümünün kendi alanlarında istihdam edilemediğini söyledi. Taşgöz, “Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetmeye tahammülü yoktur. Gençlerimizin kendi ülkelerinde umutla yaşayabilecekleri, çalışabilecekleri ve üretebilecekleri şartlar oluşturulmalıdır. Beyin göçünü durdurmanın yolu gençlere güven vermek, liyakati hâkim kılmak ve adil istihdam imkânları sağlamaktır” diye konuştu. TERÖRLE MÜCADELE VE ANAYASA TARTIŞMALARI Terörle mücadelenin siyasi tartışmaların üzerinde milli bir mesele olduğunu belirten Taşgöz, bu konuda herhangi bir tavzin millet vicdanında kabul görmeyeceğini ifade etti. Anayasa tartışmalarına da değinen Taşgöz, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin korunması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Terörle mücadele, hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamaz. Bu konuda tavizsiz, kararlı ve milli bir duruş sergilenmelidir. Anayasa tartışmaları yürütülürken Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri, üniter devlet yapısı ve milli birlik anlayışı korunmalıdır” dedi. “CUMHURİYETİMİZİN İKİNCİ YÜZYILINDA GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİ” Açıklamasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’nin adaletin güçlendiği, liyakatin esas alındığı, üretimin desteklendiği ve gençlerin umutla geleceğe baktığı bir ülke olması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, “Türk milleti büyüktür. Türk devleti güçlüdür. Cumhuriyetimiz ebedidir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz; adaletin, liyakatin, üretimin ve milli birliğin hâkim olduğu güçlü bir Türkiye olmalıdır” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Haber

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin Aksu Pazar Yeri’nde gerçekleştirdiği denetim, pazarlarda yalnızca fiyat etiketi, ölçü-tartı ve tezgâh düzeninin değil; gıda güvenliği, hijyen, son tüketim tarihi, üretim yeri, soğuk zincir ve personel temizliği başlıklarının da titizlikle ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan kontrollerde pazarcı esnafının tezgâh düzeni, fiyat etiketi uygulamaları, ürünlerin hijyen koşulları, ölçü-tartı aletleri ve pazar alanı sınırlarına uygunluğu denetlendi. Ancak özellikle açıkta satıldığı görülen zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri gıda ürünleri, pazar yerlerinde halk sağlığı açısından daha kapsamlı denetim ihtiyacını yeniden gündeme getirdi. Dünya Sağlık Örgütü, güvenli olmayan gıdaların bakteri, virüs, parazit ve kimyasal tehlikeler yoluyla hastalıklara neden olabileceğini vurgularken; güvenli gıda için temel ilkeleri “temiz tutmak, çiğ ve pişmiş gıdayı ayırmak, gıdayı iyice pişirmek, gıdayı güvenli sıcaklıkta tutmak, güvenli su ve hammadde kullanmak” olarak sıralıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) PAZARDA ASIL SORU: ÜRÜN NEREDEN GELDİ, NASIL SAKLANDI, KİMİN ELİ DEĞDİ? Pazar yerlerinde zeytin, peynir, tereyağı, çökelek, eski kaşar ve tulum gibi doğrudan tüketilebilen ürünlerin açıkta satılması, yalnızca görsel düzensizlik değil, doğrudan toplum sağlığını ilgilendiren bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu ürünler; güneş, sıcak hava, toz, sinek, egzoz gazı, kirli bez, ortak bıçak, çıplak el teması, para alışverişi ve yetersiz el hijyeni nedeniyle kirlenmeye açık hale gelebiliyor. Özellikle süt ürünlerinde uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemesi, mikrobiyolojik bozulma ve gıda kaynaklı hastalık riskini artırabiliyor. Türkiye’de 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun amacı; gıda güvenilirliğini, halk sağlığını, tüketici menfaatlerini ve çevrenin korunmasını sağlamaktır. Kanun, gıda işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemlerini kurma ve uygulama yükümlülüğünü de ortaya koyuyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) DENETİM SADECE ETİKETLE SINIRLI KALMAMALI Zabıta denetimlerinde fiyat etiketi, tartı, tezgâh sınırı ve pazar düzeni önemli başlıklar arasında yer alıyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünlerinde denetimin kapsamı daha geniş olmalı. Denetim Başlığı Mutlaka Bakılması Gerekenler Halk Sağlığı Açısından Önemi Açıkta satış Ürünlerin üzeri kapalı mı, sinek/toz teması var mı? Fiziksel ve mikrobiyolojik bulaşmayı önler Soğuk zincir Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta mı? Bozulma ve bakteri çoğalması riskini azaltır Son tüketim tarihi STT/TETT bilgisi var mı, geçmiş ürün satılıyor mu? Güvenli tüketim sınırını gösterir Üretim yeri Üretici, işletme kayıt/onay bilgisi, parti/lot no mevcut mu? Ürünün izlenebilirliğini sağlar Personel hijyeni Satıcı el yıkıyor mu, maşa/servis kaşığı kullanıyor mu? El ve para kaynaklı bulaşmayı önler Tezgâh hijyeni Bez, bıçak, kap, tartı ve yüzeyler temiz mi? Çapraz bulaşma riskini düşürür Belge kontrolü Fatura/irsaliye var mı? Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz satışın önüne geçer Pazar altyapısı Tuvalet, lavabo, temiz su, atık alanı yeterli mi? Sürdürülebilir hijyen için zorunludur AÇIKTA ZEYTİN, ESKİ KAŞAR VE TULUM PEYNİRİ NASIL SATILMALI? Pazar yerlerinde gıda satışı yapılabilir; ancak her ürün aynı koşullarda satılamaz. Özellikle süt ürünleri ve salamura ürünler, hijyen ve muhafaza şartları açısından daha hassas ürünlerdir. Ürün Doğru Satış Şekli Riskli Uygulama Zeytin Kapalı, gıdaya uygun kapta; servis kaşığı veya maşa ile Açık tenekede, çıplak elle, sinek ve toza açık satış Eski kaşar Ambalajlı veya kapalı teşhirde; üretici ve tarih bilgisiyle Güneş altında, etiketsiz, açık bez üzerinde satış Tulum peyniri Soğuk zincir korunarak, kayıtlı üretici bilgisiyle Nereden geldiği belirsiz, açıkta kesilerek satış Tereyağı Soğuk muhafazada, kapalı ambalajlı Ortam sıcaklığında uzun süre bekletme Ambalajı açılmış ürün Kapalı dolapta, ayrı bıçak ve hijyenik ekipmanla Ortak bıçak, kirli bez, el teması Türk Gıda Kodeksi ve gıda hijyeni düzenlemelerinin temel yaklaşımı, gıdanın üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadar hijyenik koşullarda muhafaza edilmesi, taşınması ve satışa sunulmasıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda hijyeni alanındaki düzenlemeleri, gıda güvenilirliğinin üretimden son tüketiciye kadar korunması gerektiğini esas alır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) EL HİJYENİ YOKSA GIDA GÜVENLİĞİ DE YOKTUR Pazar yerlerinde en kritik sorunlardan biri, satıcının aynı anda hem para alışverişi yapması hem de gıdaya temas etmesidir. Para, cep telefonu, tartı, poşet, tezgâh bezi, bıçak ve ürün arasında sürekli temas varsa, hijyen zinciri kolayca kırılır. Bu nedenle denetimlerde şu soruların yanıtı aranmalıdır: Kritik Soru Neden Önemli? Satıcıların el yıkayabileceği lavabo var mı? Tuvalet sonrası ve para teması sonrası bulaşmayı önler Sabun, temiz su ve kâğıt havlu bulunuyor mu? El hijyeninin gerçekten uygulanmasını sağlar Ürünlere çıplak elle temas ediliyor mu? Doğrudan bulaşma riskini artırır Para alan kişi ile ürünü hazırlayan kişi aynı mı? Çapraz bulaşma ihtimalini yükseltir Maşa, servis kaşığı, eldiven ve ayrı ekipman kullanılıyor mu? Gıdaya insan temasını azaltır Ortak bıçak ve kirli bez kullanılıyor mu? Ürünler arası mikrobiyolojik geçişe neden olabilir Dünya Sağlık Örgütü’nün “Güvenli Gıda İçin Beş Anahtar” yaklaşımı, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde temizliğin korunmasını ve bulaşmanın engellenmesini temel ilkeler arasında göstermektedir. (Dünya Sağlık Örgütü) TUVALET VE LAVABO ALTYAPISI OLMADAN GÜVENLİ PAZAR OLMAZ Pazar yerlerinde çalışanların tuvalet ihtiyacını nerede karşıladığı, ardından ellerini nerede ve nasıl yıkadığı doğrudan gıda güvenliğiyle ilgilidir. Eğer pazar alanında temiz, kullanılır durumda, sabunlu ve denetlenen tuvalet-lavabo altyapısı yoksa, açıkta gıda satışı halk sağlığı açısından daha büyük risk taşır. Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’e göre pazar yerlerinde zabıta bürosu, çöp toplama yeri, elektronik tartılar, aydınlatma sistemi, güvenlik kamerası ve tuvalet gibi hizmet tesislerinin bulunması gerekir. Yönetmelik, pazar yerlerinin belediyeler tarafından asgari koşulları taşıyacak şekilde kurulmasını da düzenler. (Hal.gov.tr) Pazar Altyapısı Olması Gereken Standart Tuvalet Temiz, düzenli denetlenen, satıcı ve vatandaş kullanımına uygun Lavabo Akan su, sabun, kâğıt havlu veya hijyenik kurutma imkânı bulunan Zemin Yıkanabilir, su biriktirmeyen, çamur ve toz oluşturmayan Üst örtü Güneş, yağmur, kuş ve çevresel etkilere karşı koruyucu Atık alanı Kapaklı, düzenli boşaltılan, gıda tezgâhlarından uzak Soğuk muhafaza Peynir, tereyağı ve hassas ürünler için zorunlu Denetim noktası Zabıta ve gıda kontrol ekiplerinin sahada kayıt tutabileceği alan SON KULLANMA TARİHİ VE ÜRETİM YERİ GÖRÜLMEDEN ALIŞVERİŞ YAPILMAMALI Açıkta satılan veya ambalajı açılarak satılan ürünlerde tüketicinin ürünün kaynağını bilmesi gerekir. Ürünün nerede üretildiği, hangi işletmeden geldiği, hangi partiye ait olduğu ve ne zamana kadar tüketilebileceği açıkça görülebilmelidir. Kontrol Edilecek Bilgi Neden Zorunlu? Üretici/işletme adı Ürünün kaynağını gösterir İşletme kayıt veya onay bilgisi Üretimin kayıtlı olup olmadığını ortaya koyar Parti/lot numarası Sorun halinde ürünün izlenmesini sağlar Son tüketim tarihi / tavsiye edilen tüketim tarihi Raf ömrü ve güvenli tüketim için gereklidir Muhafaza koşulu Ürünün soğukta mı, serinde mi, kuru ortamda mı saklanacağını gösterir Fatura/irsaliye Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz ürün satışını engeller Menşe/üretim yeri Tüketicinin ürünün nereden geldiğini bilmesini sağlar Gıda güvenilirliğinde izlenebilirlik, olası bir risk durumunda ürünün hangi üreticiden geldiğinin ve hangi tüketim zincirine girdiğinin tespit edilebilmesi için temel şarttır. 5996 sayılı Kanun, gıda güvenilirliği ve tüketici menfaatlerinin korunmasını temel amaçlar arasında saymaktadır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: BULAŞMA HER ZAMAN GÖZLE ANLAŞILMAZ Açıkta satılan peynir veya zeytinde bozulma her zaman gözle fark edilmez. Ürünün rengi, kokusu veya görünümü normal olabilir; ancak mikroorganizma yükü artmış olabilir. Risk Türü Kaynak Muhtemel Sonuç Mikrobiyolojik bulaşma Kirli el, sinek, açıkta bekleme, uygunsuz sıcaklık Gıda zehirlenmesi, mide-bağırsak enfeksiyonları Fiziksel bulaşma Toz, saç, böcek, yabancı madde Tüketici sağlığı riski Kimyasal bulaşma Egzoz, temizlik kimyasalı, uygunsuz kap Kimyasal maruziyet Çapraz bulaşma Para, bıçak, bez, tartı, el teması Ürünler arası kirlenme Sıcaklık riski Soğuk zincirin bozulması Hızlı mikrobiyal çoğalma Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği, gıdalarda bulunabilecek belirli bulaşanların kontrolünü ve riskin kaynağının önlenmesini gıda işletmecisinin sorumlulukları arasında düzenlemektedir. (Resmi Gazete) DENETİMDE KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİ ŞART Pazar yerlerinde zabıta denetimi önemlidir; ancak gıda güvenliği yalnızca zabıtanın görev alanıyla sınırlı değildir. Özellikle açıkta satılan süt ürünleri, zeytin, tereyağı ve benzeri ürünlerde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün gıda kontrol yetkisi de devreye girmelidir. Kurum/Birim Denetim Alanı Belediye Zabıta Müdürlüğü Tezgâh düzeni, fiyat etiketi, ölçü-tartı, pazar sınırı, işgal Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda güvenilirliği, üretim izni, kayıt/onay, numune, etiket, izlenebilirlik Belediye Temizlik Birimleri Pazar alanı temizliği, atık yönetimi, yıkama Ölçü ve Ayar Birimleri Terazi ve tartı doğruluğu Çevre/Sağlık Birimleri Tuvalet, lavabo, atık su, hijyen altyapısı PAZAR YERLERİ NASIL OLMALI? Sağlıklı bir pazar yeri, yalnızca esnafın tezgâh açtığı alan değil; temiz suyu, tuvaleti, lavabosu, atık sistemi, gıda güvenliği kontrolü, soğuk muhafaza imkânı ve düzenli denetimi bulunan kamusal bir alışveriş alanı olmalıdır. Sağlıklı Pazar Kriteri Uygulama Kapalı veya kontrollü gıda alanı Hassas gıdalar güneş, toz ve sinekten korunmalı Soğuk zincir alanı Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta satılmalı Hijyen noktaları Satıcıların kullanabileceği el yıkama alanları bulunmalı Belge kontrol sistemi Ürünlerin üretim yeri, fatura/irsaliye ve kayıt bilgisi düzenli denetlenmeli Ayrı gıda sınıfları Sebze-meyve, süt ürünleri, kuru gıda ve diğer ürünler ayrı düzenlenmeli Eğitimli esnaf Hijyen, etiket, tüketici hakkı ve gıda güvenliği eğitimi verilmeli Periyodik denetim Denetimler sadece şikâyet üzerine değil, düzenli yapılmalı Kayıtlı uyarı/ceza sistemi Aynı ihlalin tekrarı izlenmeli VATANDAŞ NEYE DİKKAT ETMELİ? Vatandaşların pazarda gıda ürünü alırken şu noktalara dikkat etmesi gerekiyor: Vatandaşın Kontrolü Riskli Durum Ürün kapalı mı? Açıkta, güneş altında, sineğe/toza maruzsa alınmamalı Üretici bilgisi var mı? Kaynağı belirsiz ürün risk taşır Tarih bilgisi var mı? STT/TETT görülmeden alışveriş yapılmamalı Satıcı ürüne elle temas ediyor mu? Çıplak elle ürün hazırlama hijyen riski oluşturur Aynı kişi para alıp ürün veriyor mu? Çapraz bulaşma ihtimali artar Peynir ve tereyağı soğukta mı? Ortam sıcaklığında bekleyen hassas ürünler risklidir Ürün kokusu, rengi ve yüzeyi normal mi? Şüpheli ürün tercih edilmemeli AKSU PAZARI DENETİMİ DAHA GENİŞ BİR TARTIŞMAYI BAŞLATTI Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetim, şehir genelindeki pazar alanlarında düzen ve tüketici güvenliği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünleri, pazar denetimlerinin yalnızca fiyat etiketi ve tartı kontrolüyle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor. Gıda güvenliğinde temel soru şudur: Vatandaşın sofrasına giden ürün nerede üretildi, nasıl taşındı, hangi sıcaklıkta saklandı, kimin eliyle temas etti ve son tüketim tarihi kontrol edildi mi? Bu soruların yanıtı verilmeden pazar yerlerinde güvenli gıda satışından söz etmek mümkün değildir. SONUÇ: PAZARDA DÜZEN DEĞİL, GÜVENLİ GIDA DÖNEMİ BAŞLAMALI Pazar yerleri, vatandaşın en yoğun gıda alışverişi yaptığı alanların başında geliyor. Bu nedenle pazarlarda hijyen ve gıda güvenliği, yalnızca belediye hizmeti değil, doğrudan toplum sağlığı meselesidir. Açıkta zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri ürünlerin satıldığı tezgâhlarda; üretim yeri, son tüketim tarihi, muhafaza koşulu, el hijyeni, kapalı teşhir ve soğuk zincir mutlaka denetlenmelidir. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetimlerin, şehir genelindeki tüm pazar alanlarında daha kapsamlı ve kurumsal bir gıda güvenliği modeline dönüşmesi bekleniyor. Çünkü güvenli pazar, yalnızca düzenli tezgâh demek değildir; güvenli pazar, vatandaşın gönül rahatlığıyla alışveriş yapabildiği, esnafın da kayıtlı, hijyenik ve mevzuata uygun satış yaptığı pazardır. . KAYNAKÇA Dünya Sağlık Örgütü — Food Safety / Gıda Güvenliği Bilgi Notu: Güvenli olmayan gıdaların halk sağlığı üzerindeki etkileri ve gıda kaynaklı hastalık riskleri. (Dünya Sağlık Örgütü) Dünya Sağlık Örgütü — Five Keys to Safer Food Manual: Güvenli gıda için beş temel ilke: temiz tut, çiğ/pişmiş ayır, iyi pişir, güvenli sıcaklıkta tut, güvenli su ve hammadde kullan. (Dünya Sağlık Örgütü) 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu: Gıda güvenilirliği, halk sağlığı, tüketici menfaatleri ve resmi kontrol çerçevesi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Resmî Gazete — 5996 Sayılı Kanun metni: Gıda ve yem işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemi kurma ve uygulama yükümlülüğü. (Resmi Gazete) Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik: Pazar yerlerinde bulunması gereken hizmet tesisleri, tuvalet, çöp toplama yeri, elektronik tartı ve belediyelerin pazar yeri kurma sorumluluğu. (Hal.gov.tr) Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği: Gıdalarda bulaşan risklerinin kaynağının belirlenmesi, önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılmasına ilişkin yükümlülükler. (Resmi Gazete)

Takviye Edici Gıdada Güven Artışı Dikkat Çekiyor Haber

Takviye Edici Gıdada Güven Artışı Dikkat Çekiyor

Türkiye’deki takviye edici gıda pazarında son iki yıllık süreçte tüketici alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişim gözlemlendi. Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği’nin (GTBD) XSights ile gerçekleştirdiği araştırmaya göre, son üç ay içerisinde en az bir kez takviye edici gıda kullandığını ifade edenlerin oranı yüzde 49,2’den yüzde 74,8’e yükseldi. Aynı zaman diliminde kategoriye yönelik genel güven oranı yüzde 60’tan yüzde 77’ye çıkarken, “yeterli denetim yapıldığına” dair algı ise yüzde 23’ten yüzde 52’ye ulaştı. Elde edilen sonuçlar, takviye edici gıdaların daha geniş kitlelere yayılırken güven ve denetim algısı açısından da kuvvetlendiğini kanıtladı. TÜKETİCİLER DAHA BİLİNÇLİ, İÇERİKLERİ DETAYLI ŞEKİLDE İNCELİYORLAR Araştırmanın sunduğu veriler, takviye edici gıdaların sadece hacim olarak büyümediğini; aynı zamanda tüketici nezdinde daha kurumsal, güvenilir ve görünür bir yapıya kavuştuğunu ortaya koyuyor. Kullanım oranlarındaki artış ve denetim algısındaki güçlenme, sektörün bilimsel ve öngörülebilir bir rotada ilerlediğine işaret ediyor. GTBD raporuna göre bu dönüşümde, son yıllarda etkinleşen denetim mekanizmaları ile kurumlar arası koordinasyona dayalı mevcut işleyiş belirleyici oldu. Türkiye’de takviye edici gıdaların; ürün onayı, üretim, ithalat, ihracat ve piyasa denetimleri Tarım ve Orman Bakanlığı’nın; sağlık beyanları Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK); reklam ve tanıtım faaliyetleri ise Ticaret Bakanlığı’nın yetki alanında bulunuyor. Kurumlar arası bu görev paylaşımı, gıda güvenliği ve tüketici sağlığını eş zamanlı koruyan tamamlayıcı bir denetim modeli sunuyor. TÜKETİCİ GÜVENİNDEKİ ARTIŞ, SİSTEMİN SAHADA KARŞILIK BULDUĞUNU KANITLIYOR Güvendeki artışın, sektörün son yıllarda oluşturduğu yapının sahada karşılık bulduğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden GTBD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Samet Serttaş, “Günümüzde takviye edici gıdalar, çok daha geniş bir kitlenin düzenli olarak tükettiği bir kategori haline geldi. Daha da önemlisi, güven seviyesindeki artış ve denetim algısının yükselmesi, mevcut sistemin tüketici tarafından benimsendiğini gösteriyor. Kullanım oranlarındaki artış kategorinin görünürlüğünü artırırken; güven düzeyindeki yükseliş ise tüketicinin ürün içeriği, denetim süreçleri ve satın alma kanalları konusunda daha bilinçli olduğunu kanıtlıyor. Tüketici güvenindeki bu yükselişi sadece bir pazar verisi olarak değil, sistemin sağlıklı işlediğine dair temel bir çıktı olarak değerlendirmek gerekir” dedi. GÜVENİ BESLEYEN İSTİKRARLI YAPININ KORUNMASI KRİTİK ÖNEMDE Mevzuata ilişkin güncel tartışmaları değerlendiren Serttaş, sektörün asıl önceliğinin yeni bir yapı tartışması yürütmek değil, tüketici güvenini destekleyen istikrarlı zeminin muhafaza edilmesi olduğunu vurguladı. Serttaş: “Tüketici güveninde yakaladığımız bu yükselişin temelinde, kuralların şeffaf olduğu ve denetimlerin işlediği bir sistem yatıyor. Kullanımın yaygınlaştığı ve denetim algısının güçlendiği bu tabloda, öncelik yeni belirsizlikler yaratmak değil; güveni inşa eden bu istikrarlı yapıyı korumak olmalıdır” dedi. Gelecek dönemde odak noktasının tüketici güvenini artıracak uygulamaları güçlendirmek olacağını belirten Dr. Samet Serttaş, “Ürün takip sistemlerinin geliştirilmesi, yerli hammadde yatırımları, şeffaf etiketleme politikası ve bilimsel temelli denetim altyapısı, sektörün gelecek ajandasında öncelikli maddelerdir. Takviye edici gıda sektöründeki mevcut durumu sadece pazar büyüklüğüyle değil, tüketici güveniyle analiz etmek gerekir. Kullanımın artması, güvenin yükselmesi ve denetim algısının güçlenmesi; sektörün istikrarlı ve bilimsel bir zeminde ilerlediğini kanıtlıyor. Bundan sonraki temel sorumluluğumuz, bu zemini korumak ve daha da geliştirmektir” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR:  PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE Haber

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR: PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE

ŞİLİ FINDIKTA GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR: PLANETNUTS GÜNÜ 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE YAPILACAK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, hızlanan profesyonelleşme süreci ve büyüyen teknik altyapısıyla yeni bir eşiğe geldi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticileri, danışmanları, fidanlıkları, tedarikçileri, ihracatçıları, sanayi temsilcilerini ve sektör liderlerini 13 Ağustos 2026’da Casa Laura, Los Ángeles’te buluşturacak. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya konuşmacı olarak yer alacak; üreticiler de teknik masada kendi bahçe deneyimlerini paylaşacak. ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNDEKİ YERİNİ GÜÇLENDİRİYOR Şili, Avrupa fındığında dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri olma hedefini daha güçlü biçimde ortaya koyuyor. Ülkede 70 bin hektarı aşan dikim alanı, sürdürülebilir büyüme arayışı ve giderek profesyonelleşen üretim yapısı, fındığı Şili tarımı içinde stratejik ürünlerden biri haline getirdi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu büyüme döneminin teknik ve ticari yönünü tartışmaya açacak. Etkinlik, yalnızca bir üretici toplantısı olarak değil; Şili fındığının üretim, teknoloji, işleme, ihracat, sürdürülebilirlik ve küresel rekabet başlıklarını aynı zeminde değerlendirecek bir sektör buluşması olarak hazırlanıyor. Toplantı, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacak. Program 09.30’da başlayacak ve 15.00’e kadar sürecek. Bilet satışları Welcu üzerinden açıldı. Etkinliğin hedef kitlesi; üreticiler, danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, şirketler ve Avrupa fındığı sektöründe karar alıcı konumda bulunan profesyoneller olarak belirlendi. “ŞİLİ, FINDIK GÜCÜ” BAŞLIĞI ÖNE ÇIKTI PlanetNuts, 2026 buluşmasını “Chile, potencia avellanera” başlığıyla duyurdu. Bu ifade, Şili’nin artık yalnızca büyüyen bir üretici ülke değil, Avrupa fındığında küresel ölçekte ağırlık kazanan bir aktör olarak konumlandığını gösteriyor. Fındık üretiminin sezon açısından kritik bir aşamaya girdiği vurgulanırken, üreticilerin ve danışmanların sahada daha doğru karar alabilmesi için güncel teknik bilgiye ihtiyaç duyduğu belirtildi. Bu çerçevede PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticilere, danışmanlara ve sektör profesyonellerine bilgi, deneyim ve pratik araçlar sunmayı hedefliyor. Şili’de Avrupa fındığı üretimi büyürken, sektörün gündemi de değişiyor. Yeni dikim alanları tek başına yeterli görülmüyor. Verimli bahçe yönetimi, bitki sağlığı, doğru budama, soğuklanma takibi, hastalık kontrolü, besleme programları, sürdürülebilir girdiler, işleme kapasitesi, otomasyon, ürün kalitesi ve ihracat bağlantıları aynı stratejik çerçevenin parçaları haline geliyor. İLK KONUŞMACILAR AÇIKLANDI PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ilk konuşmacıları da belli oldu. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya konuşmacı olarak yer alacak. Gabriel Aguilar, Avrupa fındığı alanında uzman danışman kimliğiyle programa katılacak. Aguilar’ın etkinlikte yer alması, bahçe yönetimi, sezon içi kararlar, hasat başarısı, verimlilik ve üreticinin sahada karşılaştığı teknik sorunların toplantının ana gündemlerinden biri olacağını gösteriyor. AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco’nun konuşmacı olarak açıklanması, etkinliğin yalnızca üretim tekniğiyle sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor. Scocco’nun katılımı, Şili fındığının sanayi, tedarik zinciri, ihracat, küresel pazar ve üretici-sanayi ilişkileri bakımından da değerlendirileceğine işaret ediyor. Fitopatolog ve akademisyen Ernesto Moya ise programın bitki sağlığı ve hastalık yönetimi boyutunu güçlendirecek. Moya’nın katılımı, Avrupa fındığında verim kayıplarına yol açan hastalık baskısı, odun hastalıkları, patojen riski ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin 2026 toplantısında daha görünür olacağını gösteriyor. ÜRETİCİLER TEKNİK MASADA SAHA DENEYİMİNİ ANLATACAK PlanetNuts, 2026 programında yalnızca uzman sunumlarına değil, üreticilerin doğrudan saha deneyimlerine de yer verecek. Etkinlikte teknik üretici masası oluşturulacak. Bu bölümde çiftçiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon içinde aldıkları kararları, karşılaştıkları sorunları, öğrendikleri dersleri ve elde ettikleri sonuçları sektörle paylaşacak. Bu format, Şili fındık sektöründe bilgi paylaşımının daha pratik bir zemine taşındığını gösteriyor. Çünkü Avrupa fındığında verim, kalite ve sürdürülebilirlik artık yalnızca laboratuvar, firma sunumu ya da akademik değerlendirme konusu değil; doğrudan bahçe ölçeğinde alınan günlük kararlarla şekilleniyor. Üretici masası, danışmanlar, firmalar ve araştırmacılar için de önemli bir gözlem alanı oluşturacak. Gerçek bahçe deneyimleri, sektörün hangi teknik çözümlere ihtiyaç duyduğunu, hangi uygulamaların sahada karşılık bulduğunu ve hangi risklerin üreticiyi zorladığını daha net gösterecek. SPONSORLAR ÜRETİMDEN İŞLEMEYE UZANAN GENİŞ BİR TEKNİK HAT OLUŞTURDU PlanetNuts Day Avellanos 2026 için sponsor duyuruları art arda geldi. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorlar arasında açıklanması, etkinliğin bahçe yönetiminden bitki sağlığına, biyostimülasyondan işleme teknolojilerine, ürün korumadan sürdürülebilir girdilere kadar geniş bir teknik gündemle hazırlandığını gösteriyor. Bu yapı, Şili fındık sektörünün geldiği aşamayı da ortaya koyuyor. Artık büyüme yalnızca üretim alanı ve hasat miktarıyla ölçülmüyor. Bahçenin teknik yönetimi, bitkinin dayanıklılığı, ürünün kalite standardı, hasat sonrası işleme kapasitesi, otomasyon, biyolojik çözümler ve üreticiye teknoloji aktarımı sektörün ana belirleyicileri arasına giriyor. TRINUTS BAHÇE YÖNETİMİ VE TEKNİK DANIŞMANLIK BOYUTUNU GÜÇLENDİRDİ Trinuts, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Şirket, 30 yılı aşkın tarımsal deneyimiyle fındık, ceviz, badem ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde teknik danışmanlık ve üretim süreçleri üzerine çalışıyor. Trinuts’un çok disiplinli ekibi, bahçelerde verimlilik, etkin üretim, kârlılık ve üreticiye özel teknik çözüm geliştirme başlıklarıyla öne çıkıyor. Şirketin programa katılması, toplantının bahçe yönetimi ve saha danışmanlığı hattını güçlendirdi. Bu katılım, Avrupa fındığında yeni dönemin üreticiye daha yakın, bahçe bazında karar üreten ve her üretim alanının koşullarına göre çözüm geliştiren bir teknik danışmanlık yapısını gerekli kıldığını gösteriyor. FITOTECNOLOGÍA BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL GİRDİLERLE PROGRAMA GİRDİ Fitotecnología da PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında açıklandı. Maule Bölgesi çıkışlı Şili şirketi, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli doğal kaynaklı tarımsal girdiler geliştirme alanında çalışıyor. Şirketin uzmanlık alanları arasında biyostimülasyon, bitki besleme ve ürün koruma çözümleri bulunuyor. Bu katılım, 2026 buluşmasında sürdürülebilir üretim, bitki sağlığı, besleme verimliliği ve çevreyle uyumlu tarımsal girdi kullanımının güçlü başlıklardan biri olacağını gösteriyor. Şili’de Avrupa fındığı üretimi genişlerken, üreticiler yalnızca daha fazla dikim yapma baskısıyla değil, daha sağlıklı ve dayanıklı bahçeler kurma ihtiyacıyla da karşı karşıya bulunuyor. Fitotecnología’nın sponsorluğu, bu teknik dönüşümün biyo-temelli çözümler üzerinden de ilerlediğini ortaya koyuyor. PACK-MAN İŞLEME TEKNOLOJİLERİ VE OTOMASYONLA ÖNE ÇIKTI Pack-Man’in sponsorlar arasında yer alması, etkinliğin hasat sonrası süreçler ve sanayi kapasitesi boyutunu güçlendirdi. Şirket, meyve ve kuru yemişlerin işlenmesine yönelik teknolojik çözümler geliştiren bir firma olarak tanıtıldı. Pack-Man, 10 yılı aşkın deneyimiyle özel projeler, yüksek seviyeli ekipman ve uzman teknik servis hizmetleri sunuyor. Şirketin inovasyon ve otomasyon odağı, üreticilerin işleme süreçlerini optimize etmesini ve daha yüksek kalite standartlarına ulaşmasını hedefliyor. Bu sponsorluk, Şili’de fındık büyümesinin artık yalnızca tarlada değil, işleme hattında da yönetilmesi gerektiğini gösteriyor. Üretim artışı, eğer işleme kapasitesi, kalite standardı, otomasyon ve teknik servis altyapısıyla desteklenmezse sektörün rekabet gücünü sınırlayabilir. Pack-Man’in programa dahil edilmesi, bu nedenle etkinliğin sanayi ayağını tamamlayan önemli bir başlık oluşturuyor. UPL ÜRÜN KORUMA, BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLERLE KATILDI UPL, PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Küresel ölçekte tarım çözümleri alanında faaliyet gösteren şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle programa dahil oldu. UPL’nin OpenAg yaklaşımı, iş birliği ve inovasyon ekseninde üreticilere verimliliği artıran, bitki dayanıklılığını güçlendiren ve geleceğe hazırlıklı tarım uygulamalarını destekleyen araçlar sunmayı hedefliyor. Şili’de Avrupa fındığı üretiminde iklim değişkenliği, hastalık baskısı, verim istikrarı ve ürün kalitesi daha kritik hale gelirken, UPL’nin sponsorluğu toplantının ürün koruma ve sürdürülebilir üretim gündemini güçlendirdi. ROVENSA NEXT CHILE BİYOÇÖZÜMLERLE GÜNDEMİ GENİŞLETTİ Rovensa Next Chile, sürdürülebilir tarıma yönelik biyoçözümler portföyüyle PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Rovensa Next, biyostimülantlar, biyogübreler, biyo-besleme ürünleri, biyokontrol çözümleri ve adjuvantlardan oluşan geniş ürün yapısıyla tanıtıldı. Şirketin sürdürülebilir tarım alanında çalışan 12 öncü firmanın birleşmesiyle oluşan yapısı, yerel teknik bilgi ile küresel deneyimi aynı çatı altında topluyor. Bu katılım, Şili fındık sektöründe biyolojik çözümler, bitki sağlığı, kalite ve çevresel sürdürülebilirlik başlıklarının daha fazla ağırlık kazandığını gösteriyor. Rovensa Next Chile’nin sponsorluğu, 2026 buluşmasının yalnızca verim artışını değil, verimin nasıl sürdürülebilir hale getirileceğini de tartışacağını ortaya koyuyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA BİTKİ BESLEME TEKNOLOJİLERİNİ ÜRETİCİYE TAŞIYACAK FertiGlobal ve Fertiamerica da PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında açıklandı. Fertiamerica, FertiGlobal’in Şili’deki resmi distribütörü ve iş ortağı olarak konumlandırılıyor. FertiGlobal, biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanında uzmanlaşmış uluslararası bir şirket olarak tanıtıldı. Şirket, tarımsal üretimde verimliliği, kaliteyi ve sürdürülebilirliği artırmaya yönelik yenilikçi çözümler geliştiriyor. Bu teknolojilerin Fertiamerica aracılığıyla Şilili üreticilere ulaştırılması, Avrupa fındığında modern bitki besleme yönetiminin daha fazla önem kazandığını gösteriyor. İklim baskısı, hastalık riski, kalite standardı ve maliyet yönetimi aynı anda büyürken, üreticinin daha etkili teknik araçlara ihtiyaç duyduğu görülüyor. SUMITOMO CHEMICAL CHILE ÜRÜN KORUMA VE VERİMLİLİK HATTIYLA PROGRAMA DAHİL OLDU Sumitomo Chemical Chile, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasına katıldı. Küresel ölçekte tarımsal inovasyon alanında faaliyet gösteren şirket, ürün koruma ve üretkenlik çözümleriyle etkinliğe dahil olacak. Sumitomo Chemical, kimyasal ve biyolojik teknolojileri birlikte kullanarak daha verimli ve sürdürülebilir tarımı destekleyen çözümler geliştiriyor. Şirketin AgroSolutions bölümü, üreticilere verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarında araçlar sunuyor. Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorluğu, 2026 toplantısında bitki sağlığı, ürün koruma, verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarının daha güçlü biçimde yer alacağını gösteriyor. ALICAHUE GENEL PARTNER AĞINA KATILDI PlanetNuts’un son duyuruları yalnızca PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorlarıyla sınırlı kalmadı. Alicahue de PlanetNuts’un yeni genel partneri olarak açıklandı. Alicahue, ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimiyle tanıtıldı. Şirketin üreticilerle çalışma tecrübesi ve ulusal ile uluslararası pazarlar için yüksek kalite standartlarına sahip çözümler sunduğu belirtildi. Bu duyuru doğrudan PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsor listesine yazılacak bir etkinlik bilgisi değil. Ancak PlanetNuts’un fındık dışında daha geniş sert kabuklu meyve sektöründe de teknik bilgi, uzman içerik ve ticari bağlantı ağı kurduğunu gösteriyor. Platform, üreticiyi, şirketleri ve sektör aktörlerini aynı çatı altında buluşturan yapısını genişletiyor. KIŞ DÖNEMİ UYARILARI SAHA GÜNDEMİNİ GÖSTERDİ PlanetNuts’un güncel teknik içeriklerinde kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıktı. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira, kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Rivadeneira’nın değerlendirmesinde odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı stratejik bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi, düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması ve siyanamid kullanımının bölge koşullarına göre önceden değerlendirilmesi öne çıktı. Bu teknik uyarılar, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın neden yalnızca genel sektör değerlendirmesiyle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Şili fındığında üreticinin sahadaki kararları, gelecek sezonun verimini ve kalitesini doğrudan etkiliyor. SAHA ZİYARETLERİ ÜRETİCİYE YAKIN TEKNİK DESTEK İHTİYACINI ORTAYA KOYDU PlanetNuts’un paylaşımlarında AminoChem’in VI Bölgesi temsilcisi Eduardo Muñoz’un üreticilere yapılan saha ziyaretlerine ilişkin değerlendirmesi de yer aldı. Bu içerik, meyve bahçelerinin mevcut sorunlarını doğrudan sahadan öğrenme ve üreticilere üretim aşamasına uygun çözümler sunma ihtiyacını öne çıkardı. Gün boyunca farklı teknik başlıkların ele alınması, üreticilere destek ve danışmanlık verilmesi, Şili’de fındık sektörünün yalnızca büyük toplantılarla değil, üretici bahçelerine inen teknik temaslarla da ilerlediğini gösteriyor. Bu tablo, 2026 buluşmasının arka planını güçlendiriyor. Üretici, danışman, teknoloji firması ve araştırmacı arasındaki ilişki artık daha sürekli, daha teknik ve daha sonuç odaklı bir yapıya doğru ilerliyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEKTÖRÜN ANA RİSKLERİ ARASINDA PlanetNuts’un güncel akışında meyveciliği etkileyen iklim değişikliklerine dikkat çekilmesi, Avrupa fındığında yeni dönemin önemli risk başlıklarından birini de ortaya koydu. İklim baskısı, yalnızca verim dalgalanması değil; çiçeklenme, soğuklanma, hastalık baskısı, su yönetimi, bitki besleme ve hasat kalitesi üzerinde de doğrudan etkili oluyor. Şili fındık sektörü 70 bin hektarı aşan dikim alanıyla büyürken, iklim değişkenliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı daha sert bir yönetim süreci gerektiriyor. Bu nedenle 2026 toplantısında teknik bilgi, saha deneyimi, ürün koruma, biyoçözümler, bitki besleme ve işleme teknolojileri aynı gündemin parçaları olarak öne çıkıyor. ŞİLİ MODELİ BÜTÜN ZİNCİRİYLE MASAYA GELİYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’de Avrupa fındığının büyüme sonrası dönemini tartışacak. Üretim alanı genişledi; sektör profesyonelleşti; sponsor yapısı bahçeden fabrikaya uzanan bütün zinciri kapsayacak şekilde oluştu; konuşmacı listesi üretim, sanayi ve bitki sağlığı başlıklarını aynı programda buluşturdu. Bu tablo, Şili fındık sektörünün artık yalnızca “ne kadar üretim yapılacak” sorusuyla ilerlemediğini gösteriyor. Yeni dönemin gündemi; üretimin nasıl yönetileceği, kalitenin nasıl korunacağı, hastalık baskısının nasıl azaltılacağı, sürdürülebilir girdilerin nasıl kullanılacağı, işleme kapasitesinin nasıl artırılacağı ve küresel pazarda kalıcı konumun nasıl kurulacağı üzerinden şekilleniyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN DİKKATLE İZLENMESİ GEREKEN BİR TABLO Şili’nin Avrupa fındığında ulaştığı ölçek, Türkiye açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındığında ana üretici konumunu koruyor; ancak Şili’nin planlı büyümesi, teknik danışmanlık ağı, sanayi yatırımı, sürdürülebilirlik vurgusu, ürün koruma ve işleme teknolojileriyle güçlenen modeli, küresel rekabetin daha sertleşeceğini gösteriyor. Bu tablo, özellikle Giresun kalite fındığı için ayrı bir önem taşıyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde yamaçlarda, parçalı ve eğimli arazilerde, yüksek işçilik maliyetiyle üretiliyor. Buna karşılık yeni büyüyen üretim bölgelerinde daha geniş alanlar, daha planlı bahçe yapıları, teknik danışmanlık destekleri ve sanayiyle entegre tedarik zincirleri öne çıkıyor. Giresun kalite fındığının aroma değeri, coğrafi niteliği, üretim zorluğu, işçilik maliyeti ve kalite farkı ortalama fiyat mantığı içinde eritilmemeli. Küresel rekabetin yeni döneminde Türkiye’nin yalnızca üretim miktarıyla değil; kalite standardı, üretici geliri, sürdürülebilirlik modeli, markalaşma, işleme kapasitesi ve ihracat stratejisiyle de güçlü bir cevap vermesi gerekiyor. Şili’nin yükselişi, Türkiye için bir tehdit başlığı olmanın ötesinde güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Dünya fındık piyasasında kalıcı güç, artık yalnızca ürün miktarıyla değil; üreticiyi merkeze alan teknik sistem, kaliteyi koruyan sanayi altyapısı, sürdürülebilirlik standardı ve markalaşmış ürün değeriyle kurulacak. PLANETNUTS GÜNÜ SEKTÖRÜN YÖNÜNÜ GÖSTERECEK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün yeni aşamasını görünür hale getirecek. Casa Laura’daki buluşma, üretici, danışman, fidanlık, tedarikçi, ihracatçı, teknoloji firması, sanayi temsilcisi ve akademik uzmanları aynı zeminde buluşturacak. Gabriel Aguilar’ın teknik danışmanlık, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı perspektifi; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile’nin sponsor yapısıyla birleştiğinde, 2026 toplantısı Şili fındığında üretimden pazara uzanan bütün zinciri kapsayan güçlü bir sektör gündemine dönüşüyor. Şili, Avrupa fındığında büyümesini artık yalnızca rakamlarla değil, teknik kapasite, sürdürülebilirlik, kalite, işleme teknolojisi ve küresel pazar hedefleriyle birlikte anlatıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin en net göstergelerinden biri olacak. KAYNAKÇA PlanetNuts’un PlanetNuts Day Avellanos 2026 duyuruları; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal/Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile sponsor açıklamaları; onaylı konuşmacı duyurusu; teknik üretici masası açıklaması; PlanetNuts’un kış dönemi saha yönetimi, budama, soğuklanma, hastalık koruması, AminoChem saha ziyareti, iklim değişikliği ve Alicahue partner duyurularına ilişkin güncel sosyal medya içerikleri esas alınmıştır.

Ata Tohumları Geleceğe Taşınıyor: Haber

Ata Tohumları Geleceğe Taşınıyor:

Türkiye'nin tarımsal mirasını muhafaza etmek ve gelecek kuşaklara taşımak hedefiyle yürütülen ata tohumu çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Son dönemde artan bilinçle beraber ata tohumu, yerli tohum ve sürdürülebilir tarım metotları hem üreticiler hem de tüketiciler nezdinde daha fazla rağbet görüyor. Uzmanlar, ata tohumlarının korunmasının sadece tarımsal üretim için değil, aynı zamanda biyolojik çeşitliliğin devamlılığı ve gıda güvenliğinin tesis edilmesi açısından da kritik önem taşıdığını vurguluyor. Nesiller boyu aktarılan yerli tohumlar, bulundukları bölgenin iklimsel ve toprak özelliklerine adapte olarak doğal üretimin sürekliliğine destek veriyor. Tarımsal üretimde yerli ve milli imkanların önemine işaret eden yetkililer, ata tohumlarının yaygın hale gelmesiyle çiftçilerin daha sürdürülebilir ve verimli bir üretim süreci yürütebileceğini ifade ediyor. Bilhassa iklim değişikliğinin etkilerinin derinleştiği günümüzde, yerel türlerin korunması tarımsal direncin artırılmasında kilit rol oynuyor. Ata Tohumları Biyolojik Çeşitliliği Koruyor Ata tohumları, genetik çeşitliliğin sürdürülmesine katkı sunarak tarımsal üretimdeki tek tip ürün anlayışının önüne geçiyor. Uzmanlara göre, farklı iklim şartlarına uyum gösterebilen yerli tohum türleri, gelecekte oluşabilecek gıda krizlerine karşı stratejik bir güvence teşkil ediyor. Aynı zamanda doğal üretim döngülerini destekleyen ata tohumları, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasına da yardımcı oluyor. Kimyasal kullanımının azaltılması ve doğal üretimin teşvik edilmesi, çevresel sürdürülebilirlik bakımından önemli avantajlar sağlıyor. Gelecek Nesillere Bırakılan Değerli Miras Tarımsal kültürün temel taşlarından olan ata tohumları, sadece bir üretim aracı değil, aynı zamanda kültürel bir değer olarak görülüyor. Yerel tohumların korunması ve envantere kaydedilmesiyle birlikte Türkiye'nin zengin tarımsal çeşitliliğinin gelecek nesillere aktarılması amaçlanıyor. Uzmanlar, tüketicilerin de yerli üretimi destekleyip ata tohumuyla yetiştirilen ürünlere yönelmesinin hem çiftçiye hem de ülke ekonomisine fayda sağlayacağını belirtiyor. Ata tohumlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sürdürülebilir tarım, gıda güvenliği ve biyolojik çeşitliliğin korunması hususunda önemli kazanımlar elde edilmesi öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TZOB: 30 yılda 3 milyon hektar tarım arazisi kaybedildi! Haber

TZOB: 30 yılda 3 milyon hektar tarım arazisi kaybedildi!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Bayramı vesilesiyle gerçekleştirdiği açıklamada, tarım arazilerindeki hızlı azalmaya işaret ederek; iklim krizi, çölleşme ve hatalı arazi kullanımının Türkiye'nin gıda güvenliği önünde ciddi bir risk teşkil ettiğini belirtti. ANKARA (İGFA) - Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Bayramı dolayısıyla yaptığı değerlendirmelerde, toprağın muhafaza edilmesinin sadece tarımsal faaliyetler için değil, ülkenin istikbali açısından da kritik önemde olduğunu vurguladı. Her sene 11 Haziran'ı izleyen ilk pazar gününün Toprak Bayramı olarak kutlandığını anımsatan Bayraktar, toprağın insanlık adına vazgeçilmez bir doğal varlık olduğunu ifade ederek, "Sadece 1 santimetrelik verimli bir toprağın meydana gelmesi yüzlerce yıl alıyor. Kaybedilen toprağın geri kazanılması ise oldukça güç" şeklinde konuştu. Tarımın esasının toprak olduğuna vurgu yapan Bayraktar, son 30 yıllık süreçte Türkiye'deki tarım alanlarının yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara düştüğünü belirtti. Plansız şehirleşme, sanayileşme, altyapı çalışmaları ve yanlış arazi kullanımının etkisiyle yaklaşık 3 milyon hektar tarım arazisinin yitirildiğini kaydeden Bayraktar, erozyonun da büyük bir tehdit olmayı sürdürdüğünü dile getirdi. İklim krizi ve küresel ısınmanın etkilerinin Türkiye genelinde daha belirgin hale geldiğini belirten Bayraktar, bilhassa İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin ciddi bir çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Toprakların korunması adına koruyucu tarım yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen Bayraktar; su tasarrufu sağlayan damlama ve yağmurlama sulama sistemlerinin artırılmasını, organik gübrelemenin desteklenmesini ve dijital tarım teknolojilerinin daha etkin kullanılmasını tavsiye etti. Hobi bahçelerinin tarım arazilerinde parçalanmaya yol açtığına değinen Bayraktar, bu alandaki denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca konut, sanayi, turizm ve altyapı projelerinin planlama aşamasında, verimli tarım topraklarının korunmasına öncelik verilmesi gerektiğini kaydetti. Arazi toplulaştırma faaliyetlerinin hızlandırılmasının kritik olduğuna değinen Bayraktar; birinci sınıf sulanabilir tarım arazilerinin, meyve bahçelerinin ve zeytinliklerin gelecek nesiller için titizlikle muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti. Toprağın gelecek kuşaklara bırakılması gereken en kıymetli miras olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Verimli topraklarımızın korunması, gıda güvencemizin, ekonomik bağımsızlığımızın ve geleceğimizin en sağlam teminatıdır" dedi.

AZMİ YÜKSEL: GÜVENLİ GIDA İÇİN TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI ZORUNLU Haber

AZMİ YÜKSEL: GÜVENLİ GIDA İÇİN TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI ZORUNLU

AZMİ YÜKSEL: GÜVENLİ GIDA İÇİN TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI ZORUNLU Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi YÜKSEL, Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, gıda güvenliğinin yalnızca üretim ya da hijyen başlığıyla ele alınamayacağını belirterek insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte değerlendiren Tek Sağlık yaklaşımının zorunlu hale geldiğini vurguladı. Yüksel, Türkiye’de gıda kaynaklı hastalıkların gerçek yükünü ortaya koyacak düzenli, şeffaf ve bütüncül veri sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “GÜVENSİZ GIDA KÜRESEL BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi YÜKSEL, Dünya Gıda Güvenliği Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, güvenli gıdaya erişimin doğrudan insan yaşamını, çocuk sağlığını, hayvan sağlığını ve çevresel sürdürülebilirliği ilgilendirdiğini söyledi. Yüksel, Dünya Sağlık Örgütü’nün 4 Haziran 2026 tarihli güncel verilerinin gıda güvenliği alanındaki riskin boyutunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, “Her yıl yaklaşık 866 milyon insan güvensiz gıdalar nedeniyle hastalanıyor, 1,5 milyon insan yaşamını kaybediyor. Bu tablo, gıda güvenliğinin yalnızca bireysel dikkatle ya da mutfak hijyeniyle açıklanamayacak kadar büyük bir halk sağlığı meselesi olduğunu gösteriyor” dedi. Güvensiz gıdanın toplumun tüm kesimlerini etkilediğini ancak çocukların bu riskten çok daha ağır biçimde etkilendiğini vurgulayan Yüksel, “Beş yaş altı çocuklar dünya nüfusunun yalnızca yüzde 9’unu oluşturmasına rağmen gıda kaynaklı hastalık yükünün yaklaşık üçte birini taşıyor. Bu yaş grubunun yetişkinlere göre yaklaşık üç kat daha yüksek risk altında olması, konunun aynı zamanda çocuk sağlığı ve gelecek kuşaklar açısından da ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı. “KİMYASAL KİRLETİCİLER KALICI HASARLARA YOL AÇABİLİR” Yüksel, gıda kaynaklı risklerin yalnızca mikroorganizmalarla sınırlı olmadığını belirtti. Bakteri, virüs ve parazitlerin milyonlarca ishal vakasına yol açtığını aktaran Yüksel, kimyasal kirleticilerin de halk sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu kaydetti. Yüksel, “Kurşun, arsenik ve metilcıva gibi kimyasal kirleticiler gıda kaynaklı ölümlerde önemli paya sahiptir. Bu kirleticiler özellikle çocuklarda kalıcı nörolojik hasarlara neden olabilmektedir. Bu nedenle gıda güvenliği denildiğinde yalnızca görünen bozulma, hijyen eksikliği ya da tüketici alışkanlıkları değil; üretimden çevresel kirliliğe kadar uzanan bütün risk zinciri değerlendirilmelidir” değerlendirmesinde bulundu. Gıda kaynaklı hastalıkların ekonomik yükünün de büyüdüğünü belirten Yüksel, küresel ekonomik yükün 2021 yılında 647 milyar ABD dolarına ulaştığının tahmin edildiğini hatırlattı. “TÜRKİYE’DE GIDA KAYNAKLI HASTALIK YÜKÜ DAHA ŞEFFAF ÖLÇÜLMELİ” Türkiye açısından en önemli başlıklardan birinin veri eksikliği olduğunu ifade eden Yüksel, gıda kaynaklı hastalıkların ulusal yükünü ortaya koyacak düzenli ve şeffaf sürveyans sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yüksel, “Küresel veriler gıda güvenliği alanında ağır bir halk sağlığı yükünü ortaya koyarken Türkiye açısından temel bir soru hâlâ yeterince net değildir: Her yıl kaç kişi gıda kaynaklı hastalık nedeniyle hastalanmakta veya yaşamını kaybetmektedir? Bu soruya düzenli, şeffaf ve bütüncül verilerle yanıt veremediğimiz sürece politika geliştirme kapasitemiz de sınırlı kalır” dedi. Risk yönetiminin bilimsel veriye dayanması gerektiğini vurgulayan Yüksel, “Riskin ölçülemediği bir alanda etkin politika geliştirmek, kaynakları doğru yönlendirmek ve önceliklendirme yapmak mümkün değildir. Ölçülemeyen risk yönetilemez. Türkiye’nin gıda güvenliği alanında daha fazla veri üreten, daha şeffaf ve Tek Sağlık temelli bir yönetişim modeline ihtiyacı vardır” ifadelerini kullandı. “GIDA GÜVENLİĞİ TARLADAN SOFRAYA BÜTÜN ZİNCİRİN KONUSUDUR” Dünya Gıda Güvenliği Günü’nün bu yılki temasının “Yükten Çözüme: Her Yerde Güvenli Gıda” olarak belirlendiğini hatırlatan Yüksel, çözümün Tek Sağlık yaklaşımında olduğunu söyledi. Yüksel, gıda güvenliğinin yalnızca son tüketim aşamasında denetlenecek bir alan olmadığını belirterek, “Gıda güvenliği tarladan sofraya uzanan zincirin her aşamasını ilgilendirir. Üretim, hayvan sağlığı, bitkisel üretim, su ve toprak kalitesi, çevresel kirlilik, taşıma, işleme, depolama, satış ve tüketim birlikte ele alınmadığında güvenli gıda sistemi kurulamaz. Parçalı yaklaşımlar yerine bütüncül bir sistem anlayışına ihtiyaç vardır” dedi. Zoonotik hastalıklar, antimikrobiyal direnç, pestisit kalıntıları, ağır metaller ve çevresel kirlilik gibi risklerin gıda zinciri üzerinden doğrudan insan sağlığını etkilediğini vurgulayan Yüksel, bu risklerin çok sektörlü iş birliğiyle yönetilebileceğini belirtti. “VETERİNER HEKİMLER GIDA GÜVENLİĞİ ZİNCİRİNİN KRİTİK BİLEŞENİDİR” Vet. Hekim Azmi YÜKSEL, güvenli gıda üretiminde veteriner hekimlerin rolünün hayati önemde olduğunu belirtti. Hayvan sağlığı korunmadan güvenli gıda üretiminin mümkün olmayacağını vurgulayan Yüksel, sürü sağlığı yönetimi, biyogüvenlik uygulamaları, kesim öncesi ve sonrası kontroller ile zoonozların önlenmesinin halk sağlığı açısından temel başlıklar olduğunu ifade etti. Yüksel, “Veteriner hekimler gıda güvenliği zincirinin kritik bir bileşenidir. Sağlıklı hayvan yetiştiriciliği, sürü sağlığı yönetimi, kesim öncesi ve sonrası kontroller, zoonozların önlenmesi ve biyogüvenlik uygulamaları olmadan güvenli gıda üretimi mümkün değildir. Bu alan yalnızca hayvan sağlığı hizmeti değil, doğrudan insan sağlığını koruyan bir halk sağlığı hizmetidir” diye konuştu. Bitkisel üretimin de aynı bütüncül yaklaşım içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yüksel, “Pestisitlerin doğru kullanımı, kalıntı kontrolü, su ve toprak kalitesinin korunması güvenli gıda sisteminin ayrılmaz parçalarıdır. Riskleri üretim aşamasında önlemek, halk sağlığı açısından en etkili yaklaşımdır” dedi. “TEK SAĞLIK BİLİMSEL BİR ÇERÇEVEDEN ÖTE POLİTİKA MODELİDİR” İklim değişikliği, küresel ticaret ve antimikrobiyal direnç gibi faktörlerin gıda güvenliği risklerini daha karmaşık hale getirdiğini ifade eden Yüksel, güvenli gıda meselesinin tek bir kurumun ya da sektörün sorumluluğuna bırakılamayacağını belirtti. Yüksel, “Gıda güvenliği yalnızca tarım sektörünün ya da sağlık sektörünün konusu değildir. İklim değişikliği, küresel ticaret, çevresel kirlilik ve antimikrobiyal direnç gibi faktörler riskleri daha karmaşık hale getiriyor. Bu nedenle Tek Sağlık yaklaşımı yalnızca bilimsel bir çerçeve değil, aynı zamanda etkili bir politika modelidir” ifadelerini kullandı. Türkiye’de gıda güvenliği sisteminin bilimsel veriye, şeffaf yönetişime ve kurumlar arası iş birliğine dayanması gerektiğini vurgulayan Yüksel, “İnsan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez. Hayvan sağlığı korunmadan insan sağlığı korunamaz. Çevre korunmadan güvenli gıda üretilemez. Güvenli gıda olmadan sağlıklı bir gelecek mümkün değildir” dedi. “BİLİMSEL VERİYE DAYALI GIDA GÜVENLİĞİ SİSTEMİ ARTIK ZORUNLUDUR” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi YÜKSEL, Türkiye’nin gıda güvenliği alanında daha güçlü veri altyapısına, şeffaf yönetişime, etkin denetime ve Tek Sağlık temelli politika modeline ihtiyacı olduğunu belirtti. Yüksel, “Ülkemizde bilimsel veriye, şeffaf yönetişime ve Tek Sağlık yaklaşımına dayalı bir gıda güvenliği sistemi artık zorunluluktur. Güvenli gıda, yalnızca bugünün halk sağlığı meselesi değil; sağlıklı toplum, sürdürülebilir çevre ve güvenli gelecek meselesidir” değerlendirmesinde bulundu. Veteriner Halk Sağlığı Derneği, Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla yaptığı çağrıda, gıda güvenliğinin üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda bütüncül biçimde ele alınması, risklerin bilimsel verilerle izlenmesi ve insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte değerlendiren Tek Sağlık yaklaşımının kamu politikalarının merkezine yerleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.