Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

giresunsonhaber - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIK İÇİN JAPONYA PAZARINDA YENİ HEDEFLER Haber

FINDIK İÇİN JAPONYA PAZARINDA YENİ HEDEFLER

FOODEX JAPAN 2027 İÇİN HAZIRLIKLAR BAŞLADI: FINDIK İÇİN JAPONYA PAZARINDA YENİ HEDEFLER Ege İhracatçı Birlikleri, Türk gıda ürünlerinin Japonya pazarındaki payını artırmak amacıyla 9–12 Mart 2027 tarihlerinde Tokyo'da düzenlenecek Foodex Japan Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı'na milli katılım organizasyonu gerçekleştirecek. Türkiye'nin Japonya'ya yıllık 335 milyon dolara ulaşan gıda ihracatının orta vadede 500 milyon doların üzerine çıkarılması hedeflenirken, fındık da ihracatta öne çıkan ürünler arasında bulunuyor. Yıllık yaklaşık 80 milyar dolarlık gıda ithalatı yapan Japonya, Türk fındığı açısından da önemli bir pazar konumunda. Japonya'nın 2024 yılındaki kabuksuz fındık ithalatının yaklaşık yüzde 95'inin Türkiye'den karşılanması, coğrafi işaretli Giresun Tombul Fındığı ve işlenmiş fındık ürünlerinin bu pazardaki gelişme potansiyelini ortaya koyuyor. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Japonya'nın başkenti Tokyo'da bulunan Tokyo Big Sight Fuar Merkezi'nde 9–12 Mart 2027 tarihlerinde düzenlenecek 52. Foodex Japan Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı için hazırlıklarını sürdürüyor. Ticaret Bakanlığının desteğiyle gerçekleştirilecek Türkiye milli katılım organizasyonunda gıda ihracatçıları, Japon satın almacılar ve Asya pazarında faaliyet gösteren uluslararası firmalarla bir araya gelecek. Yaklaşık 125 milyon nüfusa sahip Japonya, gıda ihtiyacının önemli bölümünü ithalat yoluyla karşılaması nedeniyle Türk ihracatçılar açısından stratejik pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor. TÜRKİYE 30 YILDIR FOODEX JAPAN FUARINA KATILIYOR Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 2027 yılında 52'ncisi düzenlenecek Foodex Japan Fuarı'na Türk firmalarının katılımını yaklaşık 30 yıldır organize ettiklerini belirtti. Japonya'nın kendi gıda ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını karşılayabildiğini ifade eden Öztürk, ülkenin kalite ve gıda güvenliği konularında yüksek standartlara sahip olduğunu vurguladı. Öztürk, “Japonya gıda ithalatında büyük bir pazar. Gıda kalitesine ve güvenliğine azami dikkat ediyorlar. Zor beğenen ancak çalışmaya başladıktan sonra sadık bir pazar. Türk gıda ihracatçılarımızı Japonya'da Foodex Fuarı'nda yerlerini almaya davet ediyoruz” dedi. Foodex Japan'ın yalnızca Japonya'ya değil, Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya ülkelerine ulaşmak isteyen firmalara da ticari bağlantılar kurma imkânı sağladığını belirten Öztürk, fuarın Türk gıda sektörünün ihracat hedefleri açısından önem taşıdığını kaydetti. JAPONYA'YA GIDA İHRACATI BEŞ YILDA YÜZDE 60 ARTTI Ege İhracatçı Birliklerinin açıkladığı verilere göre Türkiye'nin Japonya'ya gıda ihracatı son beş yılda yüzde 60 artarak 210 milyon dolardan 335 milyon dolara yükseldi. Türkiye'nin Japonya'ya yaptığı toplam ihracatın yaklaşık yüzde 52'sini gıda ürünleri oluşturuyor. Japonya pazarında en fazla ihraç edilen gıda ürünü yaklaşık 80 milyon dolarla orkinos olurken makarna, zeytinyağı, kuru meyveler, meyve ve sebze mamulleri, fındık ve konserveler de ihracatta önemli yer tutuyor. Türkiye, orta vadede Japonya'ya gıda ihracatını 500 milyon doların üzerine çıkarmayı hedefliyor. JAPONYA'NIN İTHAL ETTİĞİ İÇ FINDIĞIN YÜZDE 95'İ TÜRKİYE'DEN Foodex Japan Fuarı, Türkiye'nin geleneksel ihraç ürünlerinden fındık için de yeni ticari bağlantılar kurulmasına imkân sağlayabilecek. Dünya Bankasının WITS veri tabanında yer alan 2024 yılı uluslararası ticaret kayıtlarına göre Japonya'nın kabuksuz fındık ithalatında Türkiye açık ara ilk sırada bulunuyor. Japonya'nın iç fındık ithalatı 2024 Toplam ithalat 934,2 ton Türkiye'den ithalat 890,7 ton Türkiye'den ithalat değeri 8,28 milyon dolar Türkiye'nin miktar bazında payı %95,3 Rakamlar, kabuksuz fındığa ait gümrük tarife sınıfını kapsıyor. Farklı yöntemlerle işlenmiş fındık ürünleri bu tablonun dışında yer alabiliyor. Tokyo Ticaret Müşavirliğinin Japonya kuru meyve piyasasına ilişkin verilerinde de Türk iç fındığının ihracat değeri 2022'de 7,99 milyon dolar, 2023'te 8,02 milyon dolar ve 2024'te 8,28 milyon dolar olarak kaydediliyor. Bu rakamlar, Japonya'nın Türk fındığına yönelik mevcut talebinin yanı sıra işlenmiş ürünler ve markalı tüketim ürünleri açısından değerlendirilebilecek ticari imkânlara işaret ediyor. GİRESUN TOMBUL FINDIĞI İÇİN COĞRAFİ İŞARET AVANTAJI Türkiye'nin en önemli fındık üretim merkezlerinden Giresun, Japonya pazarında ürün kalitesi ve menşe özellikleriyle öne çıkabilecek iller arasında bulunuyor. Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaret tescili verilen Giresun Tombul Fındığı, kendine özgü aroması ve kalite özellikleriyle uluslararası tanıtım açısından önemli bir değere sahip. Japonya'da gıda güvenliği, ürün izlenebilirliği, ambalaj ve kalite standartlarının öne çıkması; Giresun fındığının coğrafi işaretli ürün olarak pazarlanmasına yönelik çalışmalar açısından önem taşıyor. Giresunlu üretici ve ihracatçılar için yalnızca iç fındık satışı değil; kavrulmuş fındık, fındık ezmesi, şekerleme ve çikolata sanayisinde kullanılan işlenmiş fındık ürünleri de değerlendirilebilecek alanlar arasında yer alıyor. Türkiye'nin Japonya'ya yaptığı fındık ihracatının il ve menşe bazındaki dağılımının belirlenmesi ise Giresun'un mevcut pazar payının ve yeni ihracat olanaklarının daha ayrıntılı değerlendirilmesini sağlayacak. JAPON ALICILARLA İKİLİ İŞ GÖRÜŞMELERİ YAPILACAK Foodex Japan 2027 kapsamında Türk firmalarıyla Japon satın almacılar arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleştirilecek. Fuar boyunca Türk gıda ürünlerinden hazırlanan menülerle tadım etkinlikleri düzenlenecek. Japon sosyal medya içerik üreticileriyle tanıtım çalışmaları yapılırken Türk zeytinyağının özelliklerini anlatan seminerler ve farklı gastronomi etkinlikleri de programa alınacak. Ege İhracatçı Birliklerinin verdiği bilgiye göre 2026 yılındaki Foodex Japan Fuarı'na 76 ülkeden 3 bin 238 firma katılmış, ziyaretçi sayısı yaklaşık 74 bine ulaşmıştı. 2027 organizasyonunda da Türk gıda firmalarının Japonya ve çevre ülkelerden gelen profesyonel alıcılarla doğrudan bağlantı kurmaları hedefleniyor. TÜRK MUTFAĞI KASIM AYINDA JAPONYA'DA TANITILACAK Ege İhracatçı Birlikleri, Foodex Japan öncesinde Türk gıda ürünlerinin tanıtımına yönelik başka etkinlikler de gerçekleştirecek. “Sağlıklı Beslenmede Türk Ürünlerinin Önemi” Turquality Projesi kapsamında Michelin yıldızlı şef Osman Serdaroğlu, 3–5 Kasım 2026 tarihlerinde Tokyo'daki Otsuma Women's University'de uygulamalı dersler verecek. Programda Türk mutfak kültürünü tanıtan sunumlar, yemek hazırlama gösterimleri ve tadım etkinlikleri düzenlenecek. Japonya'daki tanıtım ve fuar organizasyonlarında Tokyo Ticaret Müşavirliği ile iş birliği yapılacak. FINDIKTA HEDEF DAHA YÜKSEK KATMA DEĞER Foodex Japan 2027, Türk gıda ihracatının büyütülmesine yönelik çalışmaların yanı sıra Giresun fındığının uluslararası pazarlarda daha güçlü tanıtılması açısından da fırsatlar sunuyor. Japonya'nın iç fındık ithalatında Türkiye'nin yüksek paya sahip olması, mevcut ticaretin geliştirilmesi için önemli bir temel oluşturuyor. Giresun açısından bu ticaretin daha yüksek katma değerli ürünlere yönelmesi, coğrafi işaretli fındığın markalaşması ve doğrudan alıcı ilişkilerinin güçlendirilmesi öne çıkıyor. Tokyo'da Mart 2027'de düzenlenecek Foodex Japan Fuarı'nda kurulacak yeni ticari bağlantıların, Türkiye'nin 500 milyon dolarlık gıda ihracatı hedefine katkı sağlaması ve Giresun fındığının Japonya pazarındaki tanıtım olanaklarını geliştirmesi bekleniyor.

Maarif İklim İdeathonu ile iklim çözümleri geliştirilecek Haber

Maarif İklim İdeathonu ile iklim çözümleri geliştirilecek

MEB, ortaöğretim öğrencilerine yönelik "Maarif İklim İdeathonu"nu başlattı. COP31 vizyonuyla düzenlenen yarışmanın finalistleri 23 Ekim'de açıklanacak, final maratonu 18-19 Kasım'da Antalya'da yapılacak. Ödül töreni ise 20 Kasım 2026'da gerçekleşecek. ANKARA (İGFA)- Milli Eğitim Bakanlığı'nın, "Maarif İklim İdeathonu" yarışması Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31 Antalya) resmî vizyonu ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin erdem-değer-eylem odaklı yaklaşımı, OB8: Sürdürülebilirlik Okuryazarlığı Becerisi ve Millî Eğitim Bakanlığı 2026-2030 İklim Değişikliği Eylem Planı stratejileri doğrultusunda düzenleniyor. Yarışmanın ilk aşamasında katılımcı takımlar fikir başvurularını; "Sıfır Atık, Okyanuslar ve Denizler, Gıda Güvenliği, İklim Dirençli Şehirler, İklim Uygulama Köprüsü, Gençlik ve Eğitim, Yeşil Sanayileşme, Temiz Enerji Dönüşümü, Rio Sinerjisi ile Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri" temalarından en az biri kapsamında geliştirecek. Ön eleme aşamasının ardından finalist takımların proje geliştirme yetkinlikleri çevrim içi mentörlük desteği programıyla güçlendirilecek. Antalya'da gerçekleştirilecek final maratonunda ise takımlardan ilk aşamada kullanılan COP31 temaları kapsamında kendilerine yöneltilecek yeni bir probleme belirlenen süre içerisinde özgün, uygulanabilir ve yaratıcı bir iklim çözümü geliştirmeleri beklenecek. Yarışmaya Türkiye genelinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ve özel ortaöğretim kurumlarının hazırlık, 9, 10, 11 ve 12. sınıflarında öğrenim gören öğrenciler katılabilecek. Başvurular, resmi yarışma portalı "meslegimhayatim.meb.gov.tr"adresi üzerinden çevrim içi olarak alınıyor. Yarışma kapsamında finalistlerin ilanı, 23 Ekim 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek. Bu tarihte mentörlük programına ve finale katılmaya hak kazanan takımlar duyurulacak. Antalya Final İdeathonu 18-19 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Finalde finalist takımlar, yerinde verilen yeni tema üzerinden fikir geliştirme maratonuna katılacak ve canlı jüri sunumları gerçekleştirecek. Ödül töreni ise 20 Kasım 2026 Cuma günü yapılacak.

Kızılay Maden Suyu 100 Yıllık Mirasını Geleceğe Taşıyor Haber

Kızılay Maden Suyu 100 Yıllık Mirasını Geleceğe Taşıyor

Bir asırlık mirasını yenilikçi yaklaşımıyla geleceğe taşıyan Kızılay Maden Suyu, 100 yıllık birikimiyle ikinci yüzyılına hazırlanıyor. 100. yaşını doğduğu topraklarda, Afyonkarahisar’da kutlayan Kızılay Maden Suyu, bir asırlık hafızasını bugünün üretim, kalite ve teknoloji gücüyle buluşturuyor. Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, nesilden nesile aktarılan iyilik ve sağlık hikâyesinin yanı sıra Kızılay İçecek’in yeni kaynağı ve genişleyen ürün portföyüyle şekillenen ikinci yüzyıl hedefleri paylaşıldı. Kızılay Maden Suyu, 100. yaşını Afyonkarahisar’da düzenlenen özel bir programla kutladı. Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, 1926’da başlayan yolculuktan ikinci yüzyıl hedeflerine uzanan yeni dönem anlatıldı. Kızılay Maden Suyu’nun hikâyesi, 1926’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Karahisar Maden Suyu’nu Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne emanet etmesiyle başladı. Atatürk’ün Kızılay’a bıraktığı bu miras, bir asır sonra bugün büyüyerek sürüyor. Kızılay İçecek; Afyonkarahisar ve Erzincan’daki maden suyu tesisleri, Adana’daki içecek üretim tesisi ve Kocaeli’ndeki Kızılay Su tesisi olmak üzere dört tesiste üretim yapıyor. Maden suyundan içme suyuna, fonksiyonel içeceklerden gazoz, soğuk çay ve limonataya kadar farklı kategorilerde 29 ürünü tüketiciyle buluşturan Kızılay İçecek, yılda yaklaşık 2 milyar şişeye ulaşan üretimi ve 26 ülkeye yayılan ihracatıyla büyümesini sürdürüyor. Kızılay İçecek’in köklü markası Kızılay Maden Suyu, Marketing Türkiye ve Akademetre iş birliğiyle düzenlenen 12. The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde yılın en itibarlı maden suyu markası seçildi. Maden suyundaki birikimini yeni içecek kategorilerine taşıyan Kızılay İçecek, Afyonkarahisar’daki Prof. Dr. Besim Ömer Akalın Ar-Ge Merkezi’nde yeni ürün ve içecek teknolojileri üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Kızılay İçecek’in yeni ürün geliştirme yaklaşımının somut örneklerinden birini ise Kızılay Plus+ ürün ailesi oluşturuyor. Kızılay Erzincan’ın zengin magnezyumlu doğal maden suyunu fonksiyonel içeriklerle bir araya getiren Plus+ ürünleri; şekersiz, kalorisiz ve koruyucu içermeyen yapısıyla öne çıkıyor. Kaynak suyu alanında da faaliyet gösteren Kızılay İçecek, Kızılay Su ile Gölcük’ün doğal kaynak suyunu, doğallığını ve mineral dengesini koruyarak yüksek kalite standartlarında tüketicilerle buluşturuyor. İkinci Yüzyılın Yeni Kaynağı: Kızılay Minera Kızılay İçecek, ikinci yüzyıla yalnızca yeni ürünlerle değil, yeni bir kaynakla giriyor. Afyonkarahisar’dan çıkan Kızılay Minera, daha hafif içim profiliyle premium segmentte konumlanıyor. Doğal mineral yapısını koruyan Kızılay Minera, evden restorana, otelden kafeye uzanan kullanım alanlarıyla maden suyu kategorisinde yeni bir tüketim deneyimi sunmayı hedefliyor. Kızılay İçecek, yeni kaynağıyla birlikte hem üretim kapasitesini hem de ürün portföyünün segment genişliğini büyütürken, 100 yıllık kalite birikimini geleceğin tüketici beklentileriyle buluşturacak. “Kızılay Maden Suyu üretimi iyiliğe dönüştürüyor” Kızılay Maden Suyu’nun 100. yıl buluşmasında konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Kızılay’ın iyilik misyonuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Kızılay Maden Suyu bizim için köklü bir markanın ötesinde, iyiliğe dönüşen üretimin en güzel örneklerinden biri. Kızılay, 158 yıldır milletimizin dayanışma gücüyle ayakta duran büyük bir iyilik hareketi. Bugün dünyada insani ihtiyaçlar her yıl artıyor. Buna karşılık insani yardıma ayrılan kaynaklar aynı hızda artmıyor. İşte tam bu noktada, 100 yıl önce burada, Afyonkarahisar’da alınan kararın ne kadar ileri görüşlü olduğunu daha iyi anlıyoruz. Kızılay Maden Suyu, bu anlayışın ilk ve en köklü örneği. Bir şişe maden suyu, bir aşevinde verilen sıcak yemeğe, afet bölgesinde ihtiyaç sahibine ulaşan yardıma, sınırlarımızın ötesinde uzanan bir yardım eline dönüşüyor.” “Nesilden nesile aktarılan bir emeğin hikayesi” Kızılay Yatırım Grup Başkanı Şevki Uyar ise Kızılay İçecek’in bugünkü üretim gücü ve ikinci yüzyıl vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bizim için üretim, iyiliği büyütmenin bir yolu. Aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir emeğin hikâyesi. Çünkü Kızılay’ın üretim anlayışının temelinde 100 yıl önce olduğu gibi bugün de insan, güven, kalite ve topluma değer katma sorumluluğu yer alıyor. Maden suyumuzun doğal mineral yapısını koruyarak kapalı sistemlerle üretim hatlarımıza aktarıyor, hijyen ve gıda güvenliği standartlarımızı üretimin her aşamasında aynı hassasiyetle uyguluyoruz. Bugün sektörde tamamen koruyucusuz aromalı maden suyu üretebilen üç üreticiden biriyiz. Bu birikimi korurken yeni ürünlere, teknolojilere ve kategorilere yatırım yapmayı da sürdürüyoruz.” Türk Kızılay iştiraki Kızılay İçecek, bir asırdır ürettiği değeri Kızılay'ın insani yardım çalışmalarıyla iyiliğe dönüştürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN’DA FINDIK, SAMSUN’DA ÇELTİK, RİZE’DE ÇAY: “ÜRETİCİNİN KADERİ DEĞİŞMİYOR Haber

GİRESUN’DA FINDIK, SAMSUN’DA ÇELTİK, RİZE’DE ÇAY: “ÜRETİCİNİN KADERİ DEĞİŞMİYOR

GİRESUN’DA FINDIK, SAMSUN’DA ÇELTİK, RİZE’DE ÇAY: “ÜRETİCİNİN KADERİ DEĞİŞMİYOR” YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Karadeniz’de yürütülen saha çalışmalarının ardından üreticilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Giresun’da fındık, Samsun’da çeltik, Rize’de çay üreticisinin yüksek maliyetlerle karşı karşıya olduğunu belirten Gezmiş, “Karadeniz’de ürün değişiyor ama üreticinin kaderi değişmiyor” dedi. GİRESUN’DA FINDIK, SAMSUN’DA ÇELTİK, RİZE’DE ÇAY Karadeniz illerinde saha çalışmalarını sürdüren YENİ Parti heyetleri, üreticilerle bir araya gelerek tarım sektöründe yaşanan sorunları dinledi. Çalışmaları değerlendiren Gezmiş, bölgenin farklı illerinde farklı tarım ürünlerinin öne çıktığını ancak üreticilerin karşılaştığı ekonomik sorunların benzer olduğunu söyledi. Gezmiş, “Karadeniz’de ürün değişiyor ama üreticinin kaderi değişmiyor; Giresun’da fındıkçı, Samsun’da çeltikçi, Rize’de çay üreticisi maliyetin altında eziliyor” ifadelerini kullandı. “MOTORİNE GELEN 6,62 TL ZAM MALİYETLERE EKLENECEK” Akaryakıt fiyatlarındaki artışın tarımsal üretimin yanı sıra nakliye ve esnaf maliyetlerini de artıracağını belirten Gezmiş, motorine gelen 6,62 TL’lik zamma dikkat çekti. Gezmiş, “Motorine gelen 6,62 TL zam da doğal olarak üreticinin, nakliyecinin ve esnafın maliyetine eklenecek. Bu noktada bir an önce tarımsal üretim için indirimli mazot ve enerji şoklarına karşı geçici vergi koruması açıklanmalıdır” dedi. “ORTAK BİR KARADENİZ TARIM PROGRAMI HAZIRLIYORUZ” YENİ Parti’nin Karadeniz’deki saha çalışmalarının üreticilerin sorunlarını dinlemekle sınırlı olmadığını belirten Gezmiş, elde edilen talep ve tespitlerin ortak bir tarım programına dönüştürüleceğini ifade etti. Gezmiş, “Milletimizin kurduğu YENİ Parti’miz, üreticilerimizi sadece dinleyen değil, ortak bir Karadeniz Tarım Programı hazırlayan da partidir” diye konuştu. “ÜRETİCİLERİMİZİN HAKKINI ALMASI İÇİN ÇALIŞACAĞIZ” Karadeniz illerindeki saha çalışmalarının devam edeceğini bildiren Gezmiş, üreticilerin emeğinin karşılığını almasının öncelikleri arasında bulunduğunu söyledi. Gezmiş, “Karadeniz illerinde yaptığımız saha çalışmaları sonrasında üreticilerimizin hakkını alması, yüzünün gülmesi için gerekli tüm çalışmaları yapmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. “AYRIMSIZ HERKESE, HER KESİME HİZMET” Açıklamasında partisinin farklı toplumsal kesimlere yönelik çalışmalarına da değinen Gezmiş, sözlerini şöyle sürdürdü: “YENİ Parti; işçinin, emeklinin, memurun, esnafın, çiftçinin, kadınların, gençlerin partisidir. Ayrımsız herkese, her kesime hizmet etmeyi önceleyerek yolumuza devam edeceğiz.” Gezmiş, Karadeniz’in üretim gücünün korunmasının yalnızca bölge ekonomisi açısından değil, Türkiye’nin tarımsal geleceği ve gıda güvenliği açısından da önem taşıdığını kaydetti.

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM Haber

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM ÖNE ÇIKIYOR Her yıl 9 Eylül’de anılan Dünya Tarım Günü, bu yıl da gıda güvenliği, iklim değişikliği, su kaynakları, verimlilik ve teknolojik dönüşüm tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Şili merkezli tarımsal bilgi platformu PlanetNuts’un mesajında özellikle fındık, ceviz, badem ve kestane üretiminde bilgiye dayalı yönetim, üreticinin doğru zamanda doğru karar vermesi ve bahçelerin değişen koşullara hazırlanması gerektiği vurgulandı. Fındıkta dünyanın en önemli üreticisi Türkiye açısından ise bu yaklaşım, verimlilikten zararlılarla mücadeleye kadar birçok başlıkta doğrudan önem taşıyor. TARIMDA ARTIK SADECE ÜRETMEK YETMİYOR PlanetNuts, Dünya Tarım Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda tarımı “dünyayı besleyen ve bilgi, deneyim ve yenilikle birlikte gelişen bir faaliyet” olarak tanımladı. Platform, üreticilerin ve tarım profesyonellerinin daha verimli, etkin ve günümüz tarımının risklerine karşı daha hazırlıklı bahçeler oluşturabilmeleri için güncel teknik bilgiye erişimin önemine dikkat çekti. Mesajda özellikle üç unsur öne çıktı: ürünü ve bitkiyi doğru tanımak, ihtiyaçları ortaya çıkmadan öngörebilmek ve bölgesel koşullara uygun yönetim stratejileri uygulamak. Bu yaklaşım, modern tarımda verim artışının yalnızca gübre veya ilaç kullanımına değil; iklim, toprak, sulama, hastalık-zararlı takibi ve doğru zamanlamanın birlikte yönetilmesine bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Tarım Günü, 9 Eylül tarihinde birçok ülkede üreticilerin emeğini ve tarımın gıda güvenliği açısından önemini hatırlatmak amacıyla anılıyor. FAO’nun Paraguay’daki çalışmalarında da gün, tarımla hayatını sürdüren üreticilerin emeğini görünür kılan bir tarih olarak tanımlanıyor. 2026 yılında Şili’de Amerikan Tarım İşbirliği Enstitüsü IICA da günü; iklim değişikliği, suya erişim, toprakların korunması, yeni teknolojiler ve tarımsal rekabet gücü başlıklarıyla değerlendirdi. FINDIKTA ŞİLİ’NİN HIZLI YÜKSELİŞİ DİKKAT ÇEKİYOR PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajının Türkiye ve özellikle Karadeniz için dikkat çekici taraflarından biri, platformun çalışma alanları arasında fındığın da bulunması. 2022 yılında kurulan PlanetNuts; badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı üzerine teknik içerik üreten çok disiplinli bir tarım platformu olarak faaliyet gösteriyor. Şili’de Avrupa fındığı son yılların en hızlı büyüyen meyve türlerinden biri haline geldi. Şili Tarım Politikaları ve Araştırma Ofisi ODEPA’nın verilerine göre fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yıllık dönemde yaklaşık 24 bin 800 hektarlık artış yaşandı ve yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15’in üzerine çıktı. Sektör kaynaklarında ise 2026 itibarıyla yeni dikimlerle birlikte fındık alanlarının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı belirtiliyor. PlanetNuts Direktörü José Pablo Correa, Şili’de fındık sektörünün son beş yılda belirgin biçimde hızlandığını; ülkenin iklim, toprak, teknik bilgi ve mekanizasyon avantajları sayesinde dünya üretiminde giderek daha güçlü bir konuma geldiğini ifade ediyor. ŞİLİ ARTIK TÜRKİYE’NİN ARDINDAN EN ÖNEMLİ ÜRETİCİLERDEN Uluslararası Kuruyemiş ve Kuru Meyve Konseyi INC’nin 2025/26 sezonuna ilişkin verileri, küresel üretimdeki değişimi daha net gösteriyor. Raporda Türkiye’nin fındık üretimi yaklaşık 246 bin ton kabuklu eşdeğeri düzeyinde verilirken, Şili’nin üretimi 53 bin tonun üzerine çıkıyor. Aynı tabloda ABD yaklaşık 48 bin ton, Çin 35 bin ton ve İtalya 28 bin ton seviyesinde yer alıyor. Şili’de düzenlenen 2026 PlanetNuts Day Avellanos etkinliğinde de ülkenin artık dünya fındık sektöründeki en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiği vurgulandı. Ferrero’nun Şili iştiraki AgriChile’nin yöneticileri, özellikle La Araucanía ve güney bölgelerinde yeni üretim alanlarının büyüme potansiyeline dikkat çekti. Ancak hızlı büyümenin beraberinde yeni sorunlar getirdiği de görülüyor. Sektör uzmanları Şili’de üretim alanlarının işleme ve sanayi kapasitesinden daha hızlı büyüdüğünü, bu nedenle kurutma, kırma, depolama ve işleme altyapısının da eş zamanlı geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. TÜRKİYE İÇİN EN KRİTİK BAŞLIKLAR: VERİMLİLİK VE ZARARLILAR Türkiye küresel fındık üretimindeki lider konumunu sürdürüyor ancak sektör açısından yalnızca toplam üretim miktarı değil, birim alandan alınan verim ve ürün kalitesi giderek daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası sektör değerlendirmelerinde iklim değişikliği, kuraklık ve bitki hastalıklarının yanında kahverengi kokarca, fındık kurdu ve farklı zararlı türlerinin fındık üretimindeki en önemli riskler arasında yer aldığı belirtiliyor. INC’nin Türkiye-AB Fındık İşbirliği toplantısına ilişkin raporunda da kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlıların üretim üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğu kaydediliyor. Bu nedenle PlanetNuts’un “her karar önemlidir” yaklaşımı Türkiye’de de doğrudan karşılık buluyor. Bahçenin fenolojik gelişiminin izlenmesi, yağış ve don risklerinin takibi, bitki besleme programlarının toprak ve yaprak analizlerine göre oluşturulması, zararlıların erken dönemde tespit edilmesi ve hasat sonrası bakımın ihmal edilmemesi üretimin sürdürülebilirliği açısından önem kazanıyor. GİRESUN AÇISINDAN MESAJ DAHA DA ÖNEMLİ Giresun’da fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal ekonominin ana gelir kaynaklarından biri. Bu nedenle küresel sektörde hızla büyüyen Şili gibi yeni üretici ülkelerin teknoloji, sulama, mekanizasyon ve bahçe yönetimine yaptığı yatırımlar Karadeniz için de yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin sahip olduğu yetiştiricilik kültürü ve Giresun kalite fındığının marka değeri önemli avantajlar olsa da önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca üretim miktarı üzerinden yürümeyeceği görülüyor. Dekara verim, randıman, ürün standardı, izlenebilirlik, zararlı ve hastalıklarla mücadele, işleme teknolojisi ve ihracatta sürdürülebilir kalite daha fazla belirleyici olacak. PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajı da bu noktada ortak bir gerçeğe işaret ediyor: geleceğin tarımında üreticinin deneyimi kadar bilgiye erişim, erken uyarı, bilimsel veri ve doğru yönetim belirleyici olacak. DÜNYA TARIM GÜNÜ’NÜN ANA MESAJI: ÜRETİCİYİ GELECEĞE HAZIRLAMAK Tarım sektörü bugün yalnızca artan nüfusu besleme sorumluluğuyla değil; su kaynaklarının azalması, toprak kaybı, iklim değişikliği, yeni hastalık ve zararlılar ile artan üretim maliyetleriyle de karşı karşıya. IICA’nın 2026 Dünya Tarım Günü değerlendirmesinde su yönetimi, iklim değişikliği, teknoloji, gençlerin tarımda tutulması ve uluslararası rekabet önümüzdeki dönemin temel sorunları arasında sıralandı. Bu tablo içinde fındık sektörü de daha bilimsel, ölçülebilir ve veriye dayalı üretim modeline yöneliyor. Şili’nin hızla büyüyen fındık üretimi Türkiye için doğrudan bir tehdit olarak değil, küresel pazarda rekabetin yönünün değiştiğini gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye ve Giresun’un üstünlüğünü koruyabilmesinin yolu ise geleneksel üretim bilgisini modern tarım teknolojileriyle birleştirmekten geçiyor. KAYNAK: PlanetNuts, FAO, IICA, ODEPA, International Nut and Dried Fruit Council (INC), AgriChile/Ferrero Hazelnut Company.

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor Haber

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor

84 ülkeden yaklaşık 3500 uzman İstanbul’a geliyor. Şap hastalığından kuş gribine, iklim değişikliğinden yapay zekâ ve robotik sağım sistemlerine hayvancılığın geleceği beş gün boyunca İstanbul’da konuşulacak. Dünya genelinde yaklaşık 1,6 milyar sığır bulunurken, Türkiye’de sığır varlığı 2025 yılı sonunda 17,5 milyonu aştı. Bu büyüklük, yalnızca sığır sağlığını değil; hayvancılığın sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve üretimin devamlılığı açısından da önemli bir başlık haline getiriyor. Sınır aşan hayvan hastalıkları, iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç küresel risklerin başında gelirken, yeni teknolojiler ve yapay zekâ destekli yetiştiricilik uygulamaları da bu sorunlara yönelik çözüm arayışlarının önemi bir parçası haline geliyor. Sığır sağlığının geleceğini belirleyen bu gündem Eylül ayında İstanbul’a taşınacak. Dünyanın sığır ve diğer geviş getiren hayvan sağlığı alanındaki en önemli bilimsel buluşması olan 33. Dünya Buiatri Kongresi (WBC 2026), 6-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İlk kez 1960 yılında düzenlenen kongre, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’ye gelecek. 84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.