Hava Durumu

#Fiyat Istikrarı

giresunsonhaber - Fiyat Istikrarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiyat Istikrarı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: Haber

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK:

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: “KÜRESEL PAZARIN YENİ DENGESİ ÜRETİCİ ÇEŞİTLİLİĞİYLE KURULACAK” Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyüme hedefinden geri adım atmıyor. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında konuşan AgriChile yetkilileri; fiyat istikrarı, kalite, depolama, sürdürülebilirlik, rejeneratif tarım ve yeni yatırımlar üzerinden Şili’nin küresel fındık pazarında daha güçlü bir aktör haline geldiğini anlattı. Ferrero ve AgriChile’den Şili Fındığına Güçlü Büyüme Mesajı Dünya fındık ve çikolata sektörünün en büyük aktörlerinden Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyümenin devam edeceğini açıkladı. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında ele alınan değerlendirmelerde, Şili’nin fındık üretimindeki yükselişi; kalite, iklim avantajı, yatırım kapasitesi, sürdürülebilirlik ve yeni üretici bölgelerin küresel pazara etkisi üzerinden değerlendirildi. Programda verilen mesajlara göre AgriChile, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca bugünkü hacimle sınırlı kalmayacağını, ülkenin uygun iklim koşulları, artan işleme kapasitesi ve üretim tecrübesiyle önümüzdeki yıllarda da büyümeyi sürdüreceğini öngörüyor. Küresel Fındıkta Fiyat Dengesi: Tek Ülkeye Bağımlılık Azalıyor AgriChile Genel Müdürü Camilo Socco’nun değerlendirmelerine göre fındık fiyatları artık yalnızca yerel üretim koşullarıyla değil, küresel arz-talep dengesiyle şekilleniyor. Bir ülkedeki üretim düşüşü ya da artışı, dünya genelinde hammadde bulunabilirliğini doğrudan etkiliyor. Programda, fiyatlarda yaşanan sert dalgalanmaların küresel piyasa açısından sağlıklı olmadığı vurgulandı. Bu nedenle Şili, Oregon ve Balkanlar gibi farklı üretim merkezlerinin gelişmesinin, gelecekte fındık fiyatlarının daha dengeli seyretmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Şili, Avrupa Fındığında İkinci Güç Olarak Öne Çıkıyor Yayında, Şili’nin Avrupa fındığında önemli bir üretici ülke konumuna geldiği belirtilirken, Oregon’un da Şili’ye yakın hacimlerle büyüdüğü, Balkanlar’da ise üretimin gelişme aşamasında olduğu aktarıldı. Bu tablo, küresel fındık pazarında geleneksel üretici ülkelerin yanında yeni merkezlerin de güç kazandığını gösteriyor. AgriChile’ye göre üretici ülke çeşitliliğinin artması, yalnızca arzı büyütmekle kalmayacak; aynı zamanda fiyat istikrarı açısından da pazara katkı sunacak. Kalite Vurgusu: “Şili Fındığında A ve B Kalite Oranı Güçlü” Programda Şili’deki mevcut sezonun kalite açısından dirençli geçtiği belirtildi. AgriChile yetkilileri, bu sezon ürün kalitesinde önceki yıllara göre ciddi bir fark oluşmadığını, A ve B kalite oranının güçlü şekilde devam ettiğini ifade etti. Yetkililere göre bu kalite düzeyi, Şili fındığını diğer üretim bölgelerinden ayıran başlıca unsurlardan biri. Ancak bazı bölgelerde küf ve zararlı baskısında küçük artışlar gözlendiği, bunun şu an için endişe verici boyutta olmadığı; buna rağmen gelecek sezonlar için dikkatli olunması gerektiği kaydedildi. Hasat Sonrası Kritik Uyarı: Depolama Kaliteyi Belirleyecek AgriChile’nin üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri hasat sonrası depolama oldu. Artan üretim hacminin, tarladan alıcıya kadar geçen süreçte daha güçlü bir ara depolama altyapısını zorunlu hale getirdiği vurgulandı. Yetkililer, ürünün temizlenip kurutulduktan sonra uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti. Büyük havalandırmalı çuvallar ve silo sistemleri, fındığın nem, küf ve kalite kaybı yaşamadan alıcı tesislere ulaşması için etkili çözümler arasında gösterildi. “İyi Sezon, Yatırım İçin Fırsat” AgriChile temsilcileri, Şili’de bu sezonun hem fiyat hem de ürün hacmi açısından üreticiye önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Bu nedenle üreticilere temizleme, kurutma ve ara depolama yatırımlarını artırma çağrısı yapıldı. Programda, kaliteyi korumanın yalnızca üretim aşamasında değil, hasat sonrasında da başladığı vurgulandı. Fındığın pazara güçlü girebilmesi için üreticinin tarladaki başarısını depolama ve işleme süreçleriyle tamamlaması gerektiği ifade edildi. Bilimsel Araştırma Sahaya İndiriliyor AgriChile’nin Ar-Ge çalışmalarında da dikkat çeken başlıklar yer aldı. Şirketin düzenlediği bilimsel toplantılarda, Şili’de Avrupa fındığı üzerine yürütülen iki-üç yıllık ve daha uzun süreli araştırmaların üreticiye aktarılması hedefleniyor. Araştırmalar; besleme, sulama, zararlı ve hastalık kontrolü, karbon ayak izi, sürdürülebilir üretim, biyolojik mücadele ve iklim değişikliğine uyum gibi alanlara yoğunlaşıyor. AgriChile yetkilileri, bu çalışmaların doğrudan üreticinin agronomik yönetimini geliştirmeye dönük olduğunu belirtti. Zararlılarla Mücadelede Yeni Dönem Programda, Şili’nin güney bölgelerinde sorun oluşturan bazı zararlılar için yeni mücadele yöntemleri üzerinde duruldu. Özellikle tuzak sistemleri, düşük çevresel etkiye sahip uygulamalar, biyolojik mücadele ve entegre zararlı yönetimi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. AgriChile’ye göre gelecek dönemde yalnızca kimyasal gübreleme ve klasik mücadele yöntemleri yeterli olmayacak. Daha düşük toksikolojik etkiye sahip moleküller, biyolojik çözümler ve sürdürülebilir yönetim modelleri Avrupa fındığı üretiminde daha fazla önem kazanacak. İklim Değişikliğine Karşı Yeni Tedbirler Şili’de Avrupa fındığı üretiminde iklim değişikliği de önemli gündemlerden biri olarak öne çıktı. Özellikle ilkbahar ve yaz dönemlerinde artan radyasyon baskısına karşı bio-stimülantlar ve güneş koruyucu uygulamaların gelecekte daha fazla kullanılabileceği belirtildi. Bu değerlendirme, fındık üretiminde yalnızca verim ve kalite değil, değişen iklim koşullarına uyum kabiliyetinin de stratejik öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik Sahadan Başlıyor Ferrero ve AgriChile’nin üzerinde durduğu ana başlıklardan biri de sürdürülebilirlik oldu. Programda sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir tercih değil; sosyal, ekonomik ve çevresel boyutları olan temel bir üretim yaklaşımı olduğu ifade edildi. AgriChile temsilcileri, tüketicinin artık sürdürülebilir üretim beklentisinin arttığını, bu nedenle fındık tedarik zincirinde sürdürülebilir uygulamaların doğrudan sahadan başlaması gerektiğini vurguladı. Rejeneratif Tarım: Daha Az Kimyasal, Daha Çok Biyolojik Denge Yayında, AgriChile’nin rejeneratif tarımı sahada uygulamaya çalıştığı belirtildi. Bu kapsamda kimyasal gübre kullanımının azaltılması, biyolojik çeşitliliğin artırılması, faydalı böceklerin korunması ve doğal yaşam alanlarının üretim sahaları içinde desteklenmesi öne çıkarıldı. Tarla kenarlarında oluşturulan çiçekli alanların yalnızca görsel amaç taşımadığı, faydalı böcekler için biyolojik koridor görevi gördüğü anlatıldı. İşlenmeyen alanların doğallaştırılmasıyla flora ve fauna için yaşam alanı oluşturulduğu, bunun da üretim ekosistemine katkı sağladığı ifade edildi. “Farklı Yapmak, Daha Pahalı Yapmak Değildir” AgriChile yetkilileri, sürdürülebilir ve rejeneratif tarım uygulamalarının her zaman daha yüksek maliyet ya da daha düşük üretim anlamına gelmediğini vurguladı. Programda, “bir işi farklı yapmak” ile “daha pahalı yapmak” arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağı mesajı verildi. Bu yaklaşım, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevre duyarlılığı olarak değil, aynı zamanda verimlilik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da ele aldığını gösteriyor. Yeni Üreticilere Mesaj: “Doğru Yer, Doğru Planlama, Doğru Dikim” Avrupa fındığını farklı meyve türlerinden ya da geleneksel tarım ürünlerinden geçiş yapmak isteyen üreticiler için de değerlendiren AgriChile, en kritik unsurun doğru ekonomik analiz ve doğru saha seçimi olduğunu belirtti. Yetkililere göre Avrupa fındığı geniş iklim aralıklarına uyum sağlayabilen “esnek” bir ürün. Ancak bu esneklik, plansız dikim yapılabileceği anlamına gelmiyor. Üreticilere, yatırım kararı almadan önce iyi bir fizibilite, uygun arazi seçimi ve doğru dikim planlaması yapılması çağrısı yapıldı. Üçüncü Tesisle Alım ve İşleme Kapasitesi Artacak AgriChile’nin büyüme stratejisinde yeni tesis yatırımları da kritik yer tutuyor. Programda üçüncü tesisin devreye girmesiyle birlikte şirketin meyve kabul ve işleme kapasitesinin önemli ölçüde artacağı ifade edildi. Bu yatırım, Şili’de üretim hacminin artmasına paralel olarak sanayi altyapısının da güçlendirildiğini gösteriyor. AgriChile, yalnızca üretimi değil, hasat sonrası kabul, işleme, depolama ve kalite yönetimini de büyümenin parçası olarak ele alıyor. Şili İçin 100 Bin Tonun Üzeri Konuşuluyor Programda, Şili’nin uzun vadeli üretim potansiyeline ilişkin dikkat çekici rakamlar da gündeme geldi. 80 bin hektar seviyesinde üretimin 100 bin tonun üzerine çıkabileceği, hatta uzun vadede 200 bin ton ve 300 bin ton gibi rakamların da konuşulduğu ifade edildi. AgriChile yönetimi ise bu rakamlardan çekinmediğini belirtti. Şili’nin Avrupa fındığı için elverişli iklim koşullarına sahip olduğu, farklı mikroklimaların üretim alanını genişletebileceği, yeni çeşitler ve araştırmalarla verimin daha da artırılabileceği vurgulandı. “Doğru Yapılırsa Şili Büyümeye Devam Eder” AgriChile’nin verdiği ana mesaj, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin doğru planlama ile büyümeye devam edeceği yönünde oldu. Şirket, ülkenin iklim avantajı, artan üretici ilgisi, sanayi yatırımları ve bilimsel araştırmalarla bu büyümeyi sürdürebileceğini düşünüyor. Programda, tüketicinin aradığı kaliteye cevap verilebildiği sürece Şili’nin küresel pazarda büyümesinin önünde ciddi bir engel görülmediği ifade edildi. Türkiye ve Giresun İçin Dikkat Çeken Tablo Şili’de Ferrero ve AgriChile’nin ortaya koyduğu büyüme vizyonu, Türkiye ve özellikle Giresun fındığı açısından da dikkatle okunması gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Yayında verilen mesajlar, küresel fındık rekabetinin artık yalnızca üretim miktarı üzerinden değil; kalite, sürdürülebilirlik, depolama, izlenebilirlik, Ar-Ge, iklim uyumu ve sanayi entegrasyonu üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Bu nedenle Şili’deki büyüme hamlesi, klasik anlamda yalnızca yeni bir üretici ülkenin yükselişi değil; fındıkta yeni rekabet standartlarının da habercisi niteliği taşıyor.

FİSKOBİRLİK FİYATI AŞAĞI ÇEKTİ Haber

FİSKOBİRLİK FİYATI AŞAĞI ÇEKTİ

FİSKOBİRLİK FİYATI AŞAĞI ÇEKTİ 19 Ocak’tan 21 Ocak’a 50 Randıman Fındıkta 5 TL’lik Geri Adım Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK), 21 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı yeni fiyat listesiyle, 19 Ocak 2026’da açıkladığı alım fiyatlarını aşağı yönlü güncelledi. İki gün arayla yapılan bu güncelleme, fındık piyasasında fiyat istikrarı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. 19 Ocak 2026 tarihinde açıklanan listede 50 randıman Giresun kalite fındık 292 TL/kg olarak ilan edilmişti. 21 Ocak 2026 tarihli yeni listede ise aynı kalite ve randıman için fiyat 287 TL/kg seviyesine çekildi. Böylece iki gün içinde kilogram başına 5 TL’lik düşüş yaşandı. Coğrafi işaretli Giresun Tombul Fındığı Üretici Belgesi bulunan üreticiler için 19 Ocak’ta 295 TL/kg olarak açıklanan fiyat, 21 Ocak itibarıyla 290 TL/kg oldu. Sivri ve kara kalite fındıkta ise 50 randıman fiyat 250 TL’den 240 TL’ye geriledi. FİSKOBİRLİK’in iki gün arayla yaptığı bu güncelleme, Ağustos 2025’ten bu yana süren dalgalı fiyat seyrinin hâlâ sona ermediğini ortaya koydu. Hatırlanacağı üzere 50 randıman fındık fiyatı, 23 Eylül 2025’te 347 TL ile sezonun zirvesini görmüş, 9 Aralık 2025’te ise 270 TL ile dip seviyeye kadar gerilemişti. Uzmanlar, kısa aralıklarla yapılan fiyat değişikliklerinin üretici açısından belirsizliği artırdığına dikkat çekerek, fındık piyasasında daha öngörülebilir ve istikrarlı bir fiyatlama mekanizmasına ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

FİSKOBİRLİK 19 OCAK’TA YENİDEN FİYAT AÇIKLADI Haber

FİSKOBİRLİK 19 OCAK’TA YENİDEN FİYAT AÇIKLADI

FİSKOBİRLİK 19 OCAK’TA YENİDEN FİYAT AÇIKLADI Fındıkta 5 Aylık Dalgalanmanın Ardından Gelen Son Tablo Ne Anlatıyor? Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK), 19 Ocak 2026 tarihinde Giresun kalite kabuklu fındık için yeni alım fiyatlarını açıkladı. Açıklanan tabloya göre 50 randıman Giresun kalite fındık 292 TL/kg, coğrafi işaretli Giresun Tombul Fındığı Üretici Belgesi bulunan üreticiler için ise kilogram başına ilave 3 TL primle 295 TL/kg olarak ilan edildi. Sivri ve kara kalite fındıkta ise 50 randıman fiyat 250 TL/kg seviyesinde belirlendi. Ancak 19 Ocak’ta açıklanan bu fiyat, tek başına bir rakamdan ibaret değil. Aksine, Ağustos 2025’ten bu yana yaşanan sert yükselişler, hızlı düşüşler ve dalgalı seyirle şekillenen uzun bir sürecin son halkası niteliğini taşıyor. TMO TABANIYLA BAŞLAYAN SÜREÇ FİSKOBİRLİK FİYATLARIYLA ŞEKİLLENDİ Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 25 Ağustos 2025 tarihinde Giresun kalite fındık için 200 TL/kg alım fiyatı açıklamasıyla sezonun resmî tabanı belirlenmişti. Ancak piyasada yönü tayin eden asıl hamle, kısa süre sonra FİSKOBİRLİK’ten geldi. FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 TL/kg alım fiyatı açıklayarak, daha sezonun başında TMO tabanının 30 TL üzerine çıktı. Bu adım, piyasaya açık bir mesaj niteliğindeydi: “BU SEZON FİYATLAR 200 TL BANDINDA KALMAYACAK.” 50 RANDIMAN FINDIKTA TARİH TARİH FİYAT KRONOLOJİSİ (FİSKOBİRLİK’in resmî Facebook paylaşımlarına göre) Tarih Fiyat (TL/kg) 22.08.2025 230 26.08.2025 245 28.08.2025 255 30.08.2025 260 01.09.2025 272 06.09.2025 275 08.09.2025 280 09.09.2025 290 10.09.2025 310 12.09.2025 317 23.09.2025 347 (zirve) 27.09.2025 337 09.10.2025 325 13.10.2025 335 18.10.2025 320 21.10.2025 315 22.10.2025 307 04.11.2025 302 13.11.2025 297 14.11.2025 290 19.11.2025 290 25.11.2025 297 01.12.2025 292 04.12.2025 285 05.12.2025 280 06.12.2025 275 09.12.2025 270 (dip) 17.12.2025 272 20.12.2025 277 24.12.2025 280 29.12.2025 285 01.01.2026 297 08.01.2026 307 13.01.2026 300 19.01.2026 292 30 GÜNDE 117 TL’LİK SIÇRAMA, 2 AYDA SERT GERİ ÇEKİLME Tabloya bakıldığında, 50 randıman fındık fiyatının 22 Ağustos–23 Eylül 2025 arasında 230 TL’den 347 TL’ye yükseldiği görülüyor. Yaklaşık 30 günde 117 TL’lik artış, tarım ürünleri piyasaları açısından olağanüstü bir yükseliş olarak kayıtlara geçti. Ancak bu yükseliş kalıcı olmadı. Ekim ve Kasım aylarında fiyatlar kademeli biçimde gerileyerek Aralık başında 270 TL seviyesine kadar düştü. Yeni yılın ilk günlerinde kısa süreli bir toparlanma yaşansa da, 19 Ocak 2026’da açıklanan 292 TL, fiyatın hâlâ zirvenin oldukça altında seyrettiğini ortaya koydu. FİSKOBİRLİK PİYASAYI YÜKSELTTİ Mİ, PİYASA FİSKOBİRLİK’İ GERİ Mİ ÇEKTİ? Bu veriler ışığında ortaya çıkan tablo net: FİSKOBİRLİK, sezon başında fiyatı yukarı çeken öncü bir aktör rolü üstlendi. Sık aralıklarla yapılan fiyat artışları, üreticide “bekle-gör” davranışını güçlendirdi ve piyasada güçlü bir beklenti yarattı. Ancak fiyat belirli bir noktadan sonra reel alıcıların alım iştahını sınırladı. İhracatçılar ve büyük sanayi alıcıları, yükseliş dönemlerinde beklerken; fiyat doygunluğa ulaştığında toplu alımlarla piyasaya girdi. Bu durum, fiyatın geri çekilmesini hızlandırdı. Sonuçta FİSKOBİRLİK fiyatı yukarı taşımakta etkili oldu; ancak düşüş dönemlerinde fiyatı koruyacak yapısal gücü ortaya koyamadı. GÜNLÜK OYNAKLIĞIN ARDINDAKİ ASIL SORUN 2025–2026 sezonunda fındık fiyatlarının bu denli sık ve sert oynamasının temel nedenleri Günlük ve sık fiyat açıklama pratiği Şeffaf ve derin bir fındık borsasının bulunmaması Kooperatif–serbest piyasa arasında çift başlı fiyat yapısı Beklentiyle işlem yapılan piyasa kültürü Büyük alıcıların sessiz ve zamanlamaya dayalı alım stratejileri olarak özetlenebilir. Bu yapı sürdüğü sürece, fiyat istikrarı değil dalgalanma kaçınılmaz hale geliyor. 19 OCAK FİYATI BİR BAŞLANGIÇ DEĞİL, BİR SONUÇ FİSKOBİRLİK’in 19 Ocak 2026’da açıkladığı 292 TL’lik 50 randıman fiyatı, tek başına değerlendirilmesi gereken bir rakam değil. Bu fiyat, Ağustos 2025’te başlayan hızlı yükselişin, Eylül’de görülen zirvenin ve sonrasında yaşanan geri çekilmenin doğal bir sonucudur. Asıl sorun, fiyatın kaç lira olduğu değil; fındık piyasasında hâlâ kurallı, şeffaf ve öngörülebilir bir fiyatlama sisteminin bulunmamasıdır. Bu sistem kurulmadıkça, her sezon benzer dalgalanmalar yaşanacak; üretici, tüccar ve kamu arasındaki fiyat tartışmaları devam edecektir.

FİSKOBİRLİK GERİ ÇEKTİ, SERBEST PİYASA 265 TL’YE DÜŞTÜ Haber

FİSKOBİRLİK GERİ ÇEKTİ, SERBEST PİYASA 265 TL’YE DÜŞTÜ

FINDIK PİYASASINDA GİZEMLİ ÇÖKÜŞ: FİSKOBİRLİK GERİ ÇEKTİ, SERBEST PİYASA 265 TL’YE DÜŞTÜ Fındık piyasasında yaşanan son gelişmeler, fiyatların ekonomik gerçeklerle değil, belirsizliklerle şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu. Kısa adı FİSKOBİRLİK olan Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin 50 randıman tombul fındıkta yaptığı ardışık fiyat değişimleri sonrası, serbest piyasada 35 TL’lik ani bir düşüş yaşandı. FİYATLAR GERİ GELDİKÇE PİYASA ÇÖKTÜ FİSKOBİRLİK tarafından açıklanan alım fiyatları dikkat çekici bir seyir izledi: 01 Ocak 2026: 50 randıman fındık → 297 TL/kg 08 Ocak 2026: 50 randıman fındık → 307 TL/kg 16 Ocak 2026: 50 randıman fındık → 300 TL/kg’ye geri çekildi Bu son geri çekilmenin hemen ardından, nedeni açıklanamayan bir şekilde, fındık bugün serbest piyasada 50 randıman için 265 TL’den alıcı bulmaya başladı. Sadece birkaç gün içinde yaşanan bu sert düşüş, piyasada “fiyatı kim belirliyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. KOOPERATİF FİYATI VAR, PİYASA YOK FİSKOBİRLİK’in fiyat açıklamasına rağmen sahada bu rakamların karşılık bulmaması, üreticiyi bir kez daha serbest piyasanın insafına bıraktı. Üreticiler, fiyatın var olduğunu ancak fiili alımın yetersiz kaldığını, bu durumun da tüccar fiyatlarını aşağı çektiğini dile getiriyor. TMO HÂLÂ 200 TL’DE: BU FİYAT NE ANLAMA GELİYOR? Öte yandan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), Ağustos 2025’te açıkladığı 200 TL/kg alım fiyatını hâlâ uygulamaya devam ediyor. Serbest piyasa 265 TL’ye gerilemişken, TMO’nun 200 TL’de kalması piyasa regülasyonu açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor. TMO’nun fiyatı piyasayı korumak için mi, yoksa sadece sembolik bir taban fiyat olarak mı var? EKONOMİK SONUÇ: KAZANAN YİNE ARACILAR Girdi maliyetlerinin hızla arttığı, işçilik ve bakım masraflerinin rekor seviyelere çıktığı bir dönemde; 265 TL’lik serbest piyasa fiyatı üretici açısından kârlılığın çok uzağında bulunuyor. Uzmanlara göre bu tablo, fiyat dalgalanmalarının üretici aleyhine, büyük alıcılar lehine çalıştığını açıkça gösteriyor. Fındıkta yaşanan bu son düşüş, kooperatiflerin piyasadaki etkinliği, TMO’nun rolü ve fiyat istikrarı politikalarının gerçekliği konusunda yeni ve daha sert bir tartışmanın kapısını araladı.

Bakan Şimşek: 2025’te enflasyon düştü... Nihai hedef fiyat istikrarını sağlamak Haber

Bakan Şimşek: 2025’te enflasyon düştü... Nihai hedef fiyat istikrarını sağlamak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2025 yıl sonu enflasyonunun bir önceki yıla göre 13,5 puan azalarak yüzde 30,9’a gerilediğini açıkladı. Şimşek, 2026 yılında dezenflasyonun destekleyici küresel koşullar ve sıkı ekonomi politikalarıyla devam edeceğini belirtti. ANKARA (İGFA) - Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2025 yıl sonu enflasyon rakamlarını değerlendirerek, yıllık enflasyonun yüzde 30,9 olarak gerçekleştiğini duyurdu. Söz konusu oranın bir önceki yıla göre 13,5 puanlık bir düşüşe işaret ettiğini ve genel dezenflasyon sürecinin yayıldığını gösterdiğini ifade eden Bakan Şimşek, enflasyon detaylarına ilişkin; temel mallarda yıllık enflasyon yüzde 17,7 olarak gerçekleştiğini, tarımsal üretimde zirai don ve kuraklığa rağmen gıda enflasyonu yüzde 28,3 olduğunu, kira ve eğitim gibi ana hizmet gruplarında fiyat gerilemeleriyle birlikte yıllık hizmetler enflasyonunun 21,7 puan düşerek yüzde 44 seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti. 2026 yılına ilişkin öngörülerini de paylaşan Bakan Şimşek, destekleyici küresel finansal koşullar, ılımlı emtia fiyatları, sıkı para politikası, güçlenen mali disiplin, fiyat artışlarının enflasyon hedefleriyle uyumlu yönetimi, beklentilerdeki iyileşme ve arz yönlü politikalar dezenflasyona katkı sağlayacağını söyledi. Bakan Şimşek, nihai hedeflerinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Fiyat istikrarı sağlanana kadar programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz” dedi.

Merkez'in 2026 yılı 'Para Politikası' netleşti... Enflasyon hedefi yüzde 5’te sabit Haber

Merkez'in 2026 yılı 'Para Politikası' netleşti... Enflasyon hedefi yüzde 5’te sabit

TCMB, 2026 için Para Politikası metnini yayımladı. Raporda temel hedef olarak fiyat istikrarı vurgulanırken, enflasyon hedefi yüzde 5 düzeyinde sabit tutuldu. Para politikasında sıkı duruş, makroihtiyati tedbirler ve güçlü iletişim ön plana çıktı. ANKARA (İGFA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılına ilişkin Para Politikası çerçevesini kamuoyuna sundu. Raporda, fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah için ön koşul olduğu belirtilerek, TCMB’nin temel amacının fiyat istikrarını sağlama ve sürdürme olduğu açıklandı. Bu doğrultuda tüm politika araçlarının kararlılıkla kullanılmaya devam edileceği ifade edildi. Enflasyon hedefi 2026 yılında da yüzde 5 olarak aynı kalırken, hedef etrafındaki belirsizlik aralığı ±2 puan olarak belirlendi. Yıl sonu enflasyonunun bu belirsizlik aralığının dışında kalması halinde Hükümet’e “Açık Mektup” iletileceği kaydedildi. Raporda, kısa vadede yıl sonunu hedefleyen ara hedeflerin, orta vadede ise enflasyon hedefinin ekonomik birimler için temel referans noktası olacağı belirtildi. PARA POLİTİKASI DURUŞU VE FAİZ SÜRECİ Merkez Bankası’nın temel politika aracı olarak bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının kullanılmaya devam edeceğinin altı çizildiği raporda; 2025 yılı boyunca uygulanan faiz indirimleri, ara PPK kararları ve finansal oynaklıklara karşı alınan önlemler hatırlatıldı. 2026’da para politikasının enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal ortamı sağlayacak şekilde oluşturulacağı vurgulandı. Makroihtiyati politikaların 2026’da da parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik sürdürüleceği belirtilirken, Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) büyük ölçüde sonlandırıldığı, Türk lirasının toplam mevduattaki payının yüzde 61’e ulaştığı kaydedildi. 2026 yılında likidite yönetiminde geniş araç setinin kullanılacağı, döviz kuru seviyesine yönelik bir hedef belirlenmediği ve mevcut kur rejiminin sürdürüleceği açıklandı. Para politikasında şeffaflık ve öngörülebilirliğin öncelikli olacağı belirtilen raporda, PPK toplantılarının 2026 yılında 8 kez yapılacağı, Enflasyon Raporu’nun yılda 4 kez yayımlanacağı ve TCMB’nin çok kanallı iletişim politikasını sürdüreceği vurgulandı. Söz konusu raporun ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Merkez'in yıl sonu tahmini yükseldi... Sıkı para politikası sürecek Haber

Merkez'in yıl sonu tahmini yükseldi... Sıkı para politikası sürecek

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2025 yılının dördüncü Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize etti. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, enflasyonda 2025 yılı için ara hedefin yüzde 24 olarak korunduğunu, yıl sonu tahmin aralığının ise yüzde 25-29'dan yüzde 31-33'e yükseltildiğini duyurdu. Bu raporda, sıkı para politikasının fiyat istikrarı sağlanana kadar devam edeceği belirtildi. ANKARA (İGFA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılının dördüncü Enflasyon Raporu’nu yayımladı. Rapor, küresel ticaretteki belirsizlikler ve yükselen gıda fiyatları nedeniyle 2025 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 31-33 bandına yükseldiğini gösteriyor. Merkez Bankası Başkanı Dr. Fatih Karahan tarafından sunulan yılın son raporunda, son iki ayda enflasyon, gıda fiyatlarının da etkisiyle tahmin aralığının ötesinde seyrettiği belirtilirken, 2026 yılına ilişkin enflasyon tahminini yüzde 13-19 aralığında, 2027 yılı için ise tek haneli seviyelerde tutmaya devam etti. Orta vadede enflasyonun yüzde 5 hedefinde istikrar kazanacağı öngörüsü paylaşıldı. KÜRESEL GÖRÜNÜM BELİRSİZ, BÜYÜME TAHMİNLERİ DURAĞAN Raporda, küresel ticaret politikalarındaki belirsizliklerin sürdüğü, ancak 2025’in ilk yarısında geçici etkilerle küresel büyümenin ılımlı bir seyir izlediği belirtildi. Ancak 2026 yılında korumacılığın artmasıyla büyüme görünümünün tekrar zayıflayacağı beklentisi dile getirildi. TÜRKİYE EKONOMİSİ YILIN İKİNCİ ÇEYREĞİNDE YÜZDE 4,8 BÜYÜDÜ TCMB, 2025’in ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin beklentilerin üzerinde yüzde 4,8 oranında büyüdüğünü açıkladı. Ancak raporda, iç talebin ve sanayi üretiminin üçüncü çeyrekte zayıf kalmaya devam ettiği, buna karşın ihracat ve cari işlemler dengesinde kısmi iyileşme yaşandığı kaydedildi. ENFLASYON YÜZDE 32,9’A GERİLEDİ Tüketici enflasyonu ekim ayında yüzde 32,9’a düşerek bir önceki raporun öngörülen aralığını aştı. Gıda fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerinde yukarı yönlü etkisi olduğu, buna karşın enerji ve dayanıklı tüketim mallarında fiyatların sınırlı bir düşüş sergilediği ifade edildi. POLİTİKA FAİZİ YÜZDE 39,5’E ÇEKİLDİ TCMB, Eylül ve Ekim aylarında toplam 350 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirerek politika faizini yüzde 39,5 seviyesine indirdi. Enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlamaya rağmen, gıda fiyatları ve beklentilerdeki olası bozulmalar nedeniyle indirimlerin "sınırlı" tutulduğu vurgulandı. REZERVLERDE ARTIŞ, TL İSTİKRARI KORUYOR Raporda, TCMB brüt uluslararası rezervlerinin 24 Ekim itibarıyla 185,5 milyar dolar seviyesine çıktığı ve Türk lirasının görece istikrarlı bir seyir izlediği kaydedildi. Türkiye’nin risk priminin (CDS) 245 baz puana kadar gerilediği, TL cinsi varlıklara yönelik girişin ise küresel risk iştahındaki zayıflık nedeniyle yavaşladığı belirtildi. “SIKI PARA POLİTİKASI KARARLILIKLA DEVAM EDECEK” Merkez Bankası raporunda fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini vurgularken, “Para politikası kararları, enflasyonun ana eğilimi, gerçekleşmeleri ve beklentileri gözetilerek ihtiyatlı bir şekilde oluşturulacaktır. Enflasyon görünümü ara hedeflerden belirgin bir şekilde ayrışırsa, para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır.” ifadeleri yer aldı. Raporda, ayrıca, makroihtiyati önlemler kapsamında Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının kapatıldığı, TL mevduat payı hedeflerinin aşağı yönlü güncellendiği ve kredi büyümesinin dezenflasyon süreciyle uyumlu seyredeceği de belirtildi. Yılın son enflasyon raporuna ulaşmak için tıklayabilirsiniz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.