Hava Durumu

#Fiskobirlik

giresunsonhaber - Fiskobirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiskobirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ" Haber

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI BİLECEĞİZ"

SOLAKOĞLU: “EKMEDEN ÖNCE FİYATI, TALEBİ VE VADEYİ GÖREBİLDİĞİMİZ BİR SİSTEM KURMALIYIZ” Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında Giresun’a gelen CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, tarımda temel sorunun maliyetler değil, üreticinin ekim kararını sağlıklı bilgi olmadan vermek zorunda kalması olduğunu söyledi. Solakoğlu, çözüm olarak ticaret borsaları üzerinden fiyat, talep ve vade bilgisinin ekim öncesinde görülebildiği, üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde buluşturan bir yapı önerdi. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmaları kapsamında 27 Şubat 2026 Cuma günü Giresun’a gelen Sencer Solakoğlu ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanlığı’nda parti örgütüyle bir araya geldi. Toplantıya CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, ilçe başkanları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Gökhan Şenyürek, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile birlikte partide yeni bir sürece girildiğini belirterek, parti programına uygun hükümet programı çalışmalarının bu yapı bünyesinde oluşturulan kurullar üzerinden yürütüldüğünü söyledi. SAHADA ÜÇ AYAKLI PROGRAM Solakoğlu ve beraberindeki heyet, il başkanlığındaki toplantının ardından Giresun’un tarımsal yapısını ve fındık piyasasını yerinde değerlendirmek amacıyla saha temaslarını sürdürdü. Program kapsamında ilk olarak Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıya katılan heyet, burada fındıkta fiyat oluşumu, pazarlama kanalları ve üretici-tüccar ilişkilerinde yaşanan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Saha programının devamında üretici örgütleri ve meslek odalarıyla yapılan görüşmelerde, planlı üretim, piyasa şeffaflığı ve üreticinin korunmasına yönelik başlıklar ele alındı. Heyet, Giresun’da yapılan bu temaslardan elde edilen tespitlerin, CHP’nin tarım politikalarına ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen politika çalışmalarına doğrudan katkı sunacağını ifade etti. “İLK 100 GÜNDE YOL HARİTASI NETLEŞECEK” Sencer Solakoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesi halinde tarım ve gıda politikalarında izlenecek yolun belirsiz olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk 100 günde atılacak adımların açık ve net biçimde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Solakoğlu, “Ne yapacağımız da nasıl yapacağımız da hazır. Bunu şeffaf biçimde ortaya koyacağız” dedi. Bu sürecin temel başlıklarının; planlı üretim, garantili alım modeli ve tarımda kurumsal yapının yeniden işler hale getirilmesi olacağını ifade eden Solakoğlu, üreticinin belirsizlikle üretim yapmak zorunda bırakılmayacağı bir sistem hedeflediklerini söyledi. Tarımda yaşanan sorunların kötü niyetten çok yönetim zaaflarından kaynaklandığını dile getiren Solakoğlu, mevcut tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu bir hırsızlık meselesi değil; basiretsizlik meselesidir. Türkiye’nin üretimi, tarımı ve kamu kaynakları ehil olmayan ellere teslim edilmiş durumda. Biz bu tabloyu tersine çevireceğiz; eksiden alıp artıya geçireceğiz.” Solakoğlu, tarım ve gıdanın siyaset üstü bir alan olduğuna dikkat çekerek, üreticinin emeğini koruyan, kaliteyi esas alan, öngörülebilir ve kamucu bir tarım düzenini yeniden kurmayı hedeflediklerini söyledi. “SORUN NE EKTİĞİMİZ DEĞİL, EKERKEN BİLMEMEMİZ” Programın en kapsamlı bölümü, Giresun Ziraat Odaları Birliği Giresun Şubesi’nde düzenlenen üretici buluşması oldu. Solakoğlu, burada yaptığı konuşmada üreticinin sahada yaşadığı sorunları kendi çiftçilik deneyiminden örneklerle anlattı. Tarımda yaşanan sorunların temelinde üreticinin özgür olması değil, üretim kararını yeterli bilgi olmadan vermek zorunda kalması bulunduğunu söyleyen Solakoğlu, “Ben bir çiftçiyim. Şubat ayı bitiyor, Nisan’da ekime başlayacağım ama ne ekeceğimi bilmiyorum. Bursa’nın en büyük çiftçisi bunu bilmiyorsa, köydeki üreticinin halini düşünün” dedi. PLANSIZLIK HEM ÇİFTÇİYİ HEM SOFRAYI VURUYOR Plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini vurgulayan Solakoğlu, karpuz örneği üzerinden tabloyu şöyle anlattı: “Geçen yıl karpuz tarlada kaldı. Ben karpuz ektiğim için domates ve biber ekilmedi. Arz düştü, siz pahalı yediniz; biz çiftçiler zarar ettik. Gıda enflasyonu dediğimiz şey tam olarak bu.” “Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretim” Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse yaptığınız sübvansiyon da çöpe gider. Olmayan domatesin fiyatını düşüremezsiniz. Sorun yüksek girdi fiyatları değil, sorun plansız üretimdir” diye konuştu. Mazot ve gübre gibi girdilerin ucuzlatılmasının tek başına çözüm olmayacağını vurgulayan Solakoğlu, “Eğer ürün tarlada çöpe gidecekse, verdiğiniz destek de çöpe gider. Sorun girdi maliyetleri değil, plansız üretimdir” ifadelerini kullandı. TİCARET BORSALARI ÜZERİNDEN ŞEFFAF BİLGİ VE ÜRETİCİ-SANAYİCİ BULUŞMASI Solakoğlu, tarımda yaşanan bu döngünün yasaklarla ya da “ne ekileceğini söyleyen” bir modelle çözülemeyeceğini vurguladı. Çözüm olarak önerdiği yapının, ticaret borsaları üzerinden işleyecek şeffaf bir sistem olduğunu belirtti. Bu sistemde üretici, sezon başlamadan önce ticaret borsasına giderek; hangi ürünün, hangi kalite sınıfında, hangi fiyata, hangi vadeyle alıcı bulduğunu görebilecek. Solakoğlu’na göre bu yapı yalnızca bilgi sunan bir sistem değil; üretici ile sanayiciyi hasat öncesinde aynı zeminde buluşturan bir mekanizma olacak. Ticaret borsaları üzerinden sanayici ve tüccarların alım talepleri ile üreticinin üretim taahhütleri bir araya getirilecek. Bu sayede üretici, ürününü kime satacağını ve hangi koşullarla satacağını önceden görebilecek; sanayici ise hasat yapılmadan önce fiyatı, kaliteyi ve tedarik miktarını bilerek bütçe ve üretim planlaması yapabilecek. Solakoğlu, bu bilgiyi gören üreticinin yine tamamen özgür olacağını vurgulayarak, isterse fiyat ve talep bilgisine göre ekim yapacağını, isterse kendi tercihini kullanacağını ifade etti. Önemli olanın, üreticinin artık kararını körlemesine değil, borsa üzerinden oluşan somut veriye bakarak vermesi olduğunu söyledi. GARANTİLİ ALIM MODELİ: ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ Solakoğlu, bu yapıyı “garantili alım modeli” olarak tanımladı. Sistemin kimse için zorunlu olmayacağını özellikle vurguladı. Üreticinin bu modele girmek zorunda kalmayacağını, ancak sistem doğru kurulduğunda üreticinin zaten gönüllü olarak dahil olacağını söyledi. Model kapsamında, üretici taahhütleri ile sanayici ve tüccar taleplerinin ticaret borsaları üzerinden bir araya geleceğini belirten Solakoğlu, böylece her iki tarafın da hasattan önce fiyat, miktar ve vade açısından öngörü sahibi olacağını ifade etti. Solakoğlu, ticaret borsalarında yapılan bu garantili alım sözleşmelerinin, üreticinin finansmana erişiminde de belirleyici olacağını dile getirdi. Buna göre; üretici, ticaret borsasında yaptığı bu kontratla Ziraat Bankası’na gittiğinde, ayrıca ipotek, taşınmaz ya da kefalet gibi başka bir teminata gerek kalmadan krediye ulaşabilecek. Böylece üretici, şahsi varlıklarını değil, yaptığı üretimi ve satış sözleşmesini teminat göstererek finansmana erişmiş olacak. FINDIKTA BÖLGESEL FARK VE KAYIP ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Solakoğlu, fındıkta Çarşamba Ovası ile Giresun’un üretim koşullarının aynı olmadığını; arazi yapısı, makineleşme ve verim açısından ciddi farklar bulunduğunu söyledi. Buna rağmen aynı fiyatlama ve destekleme anlayışının sürdüğünü belirterek, bu durumun Giresunlu üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK’in geçmişte üreticiye fiyat ve alım koşulları açısından öngörü sağladığını hatırlatan Solakoğlu, bu yapının işlevsizleştirilmesiyle piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu söyledi. TMO’nun bu boşluğu dolduracak kapasiteye sahip olmadığını belirten Solakoğlu, tarımda liyakat ve uzmanlık sorunu yaşandığını dile getirdi. FİSKOBİRLİK’in üretici için işlevsiz hale gelmesinin ardından piyasada ciddi bir boşluk oluştuğunu savunan Solakoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu boşluğu dolduracak bir kurumsal kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Tarım politikalarında uzmanlık ve liyakat sorunu yaşandığını dile getiren Solakoğlu, “Tarımı bilen kadrolarla, istişareye dayalı bir yapı kurulmadığı sürece bu sorunlar devam eder. Ürün bazlı, günü kurtarmaya dönük desteklerle gıda enflasyonunu düşürmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu. HAMMADDEYLE DEĞİL, KATMA DEĞERLE AYAKTA KALINIR Solakoğlu, konuşmasında kooperatifçilik ve markalaşmaya da değindi. Hammadde satarak üreticinin zengin olamayacağını vurgulayan Solakoğlu, küçük ve orta ölçekli kooperatiflerin yalnızca hammadde satan yapılar olmaktan çıkıp nihai ürün üreten bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Giresun fındığının geçmişte güçlü bir bilinirliğe sahip olduğunu hatırlatan Solakoğlu, bu deneyimin önemli bir birikim olduğunu ifade etti. Bu noktada, Giresun fındığının geçmişte “Aganigi Naganigi” markasıyla bir markalaşma süreci yaşadığını belirten Solakoğlu, o dönemde yakalanan bilinirliğin ve farkın zamanla kaybedildiğini söyledi. Solakoğlu, bu sürecin bir başarısızlık değil, yarım kalmış bir deneyim olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir markalaşma yapıldı, sonra her şey kaybedildi. Bizim yapmamız gereken, o dönemde kazanılan farkı, bilinirliği ve güveni yeniden kazanmaktır” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, hedefin üreticinin katma değerden pay aldığı sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. DANIŞMANLIK SAHAYA İNECEK Solakoğlu, tarımda verimlilik artışının yalnızca desteklerle değil, bilginin doğrudan sahaya inmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Bu kapsamda, her bölgede üreticinin telefonla doğrudan ulaşabileceği, bölgenin ürün desenine ve üretim koşullarına hâkim ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin görev yapacağını söyledi. Bu uzmanların, görev yaptıkları bölgelerde yalnızca masa başından değil; sahada, üreticinin tarlasına ve işletmesine kadar ulaşan bir danışmanlık anlayışıyla çalışacağını belirten Solakoğlu, ihtiyaç duyulması halinde üreticinin talebi üzerine tarlaya gelerek yerinde değerlendirme yapabileceklerini ifade etti. Solakoğlu, bu personelin görev yaptıkları bölgenin ürünlerine göre ihtisaslaşmış ve ilave eğitimlerden geçmiş olacağını, böylece her ürün için genel değil, bölgeye özgü ve uygulamaya dönük bilgi sunulacağını dile getirdi. Üreticinin karşılaştığı bir sorunun sahada çözülememesi halinde, danışmanların bu soruyu daha üst teknik birimlere taşıyarak çözüm üretebileceğini de ekledi. Bu danışmanlık hizmetinin üretici için tamamen ücretsiz olacağını vurgulayan Solakoğlu, amacın üreticiyi masraf altına sokmak değil; doğru bilgiyle buluşturarak verimi ve kaliteyi artırmak olduğunu söyledi. “ÇÖZÜM SİSTEM” Konuşmasının sonunda Solakoğlu, tarımda tek bir mutlak doğru olmadığını ancak en az zarar veren ve uzun vadede en akılcı yolun seçilmesi gerektiğini vurguladı. “Sorun destek değil; sorun, üreticinin ekim kararını bilgi olmadan vermesi. Çözüm ise sistemdir” diyerek konuşmasını tamamladı.

FINDIKTA FKB: 277 TL/KG - SERBEST PİYASA: 240 TL/KG Haber

FINDIKTA FKB: 277 TL/KG - SERBEST PİYASA: 240 TL/KG

FINDIKTA GERÇEK REFERANS SERBEST PİYASA: 240 TL/KG SEVİYESİ ÖNE ÇIKIYOR Fındık piyasasında son haftalarda dikkat çeken en önemli veri, serbest piyasada oluşan 240 TL/kg seviyesi oldu. Üreticinin fiilen satış yapabildiği bu fiyat, sahadaki gerçek piyasa dengesini yansıtırken, kurumsal açıklanan fiyatlar ise daha çok karşılaştırma unsuru olarak değerlendiriliyor. Serbest piyasadaki bu hareketlilik, arz-talep dengesinin canlı olduğunu gösteriyor. Özellikle ihracat bağlantılı alımların etkisiyle oluşan 240 TL bandı, üreticinin nakde dönüş sağlayabildiği en somut gösterge olarak öne çıkıyor. FİSKOBİRLİK FİYATLARI DALGALI SEYREDİYOR Öte yandan Fiskobirlik son haftalarda ilan ettiği fiyatlarla dikkat çekse de, fiyat politikasındaki dalgalanmalar piyasa üzerinde kalıcı yön etkisi oluşturamadı. 20 Ocak’ta 287 TL/KG 03 Şubat’ta 272 TL/KG 06 Şubat’ta 277 TL/KG Bu değişimler, fiyatın kısa sürede geri çekilip kısmen artırıldığını gösteriyor. Ancak piyasada fiilen oluşan 240 TL seviyesinin üzerinde açıklanan bu rakamlar, alım hacmi sınırlı kaldığında yön belirleyici olamıyor. Analistlere göre burada temel mesele, açıklanan fiyatın yüksekliği değil, sürdürülebilirliği ve piyasaya ne kadar yansıdığı. TMO FİYATI TABAN OLUŞTURUYOR Piyasanın en alt referansı ise Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından sürdürülen 200 TL/kg alım fiyatı. Bu seviye, piyasada bir güvenlik ağı ve taban fiyat işlevi görüyor. Ancak güncel ticari işlemler bu bandın oldukça üzerinde gerçekleşiyor. Bu nedenle TMO fiyatı daha çok “en düşük güvence” olarak değerlendirilirken, piyasa dinamiklerini belirleyen ana unsur serbest alımlar oluyor. Uzmanlar, piyasada artık referansın kurumsal ilanlardan çok fiili alım fiyatları olduğunu vurguluyor. Serbest piyasada oluşan 240 TL seviyesi, arz ve talebin gerçek kesişim noktasını temsil ediyor. Fiskobirlik’in fiyat açıklamalarının ise piyasayı yukarı taşıyacak hacim ve istikrarla desteklenmesi gerektiği belirtiliyor. Aksi halde fiyat duyurularının psikolojik etkisi sınırlı kalıyor. Ortaya çıkan dengede üretici açısından üç katmanlı bir fiyat yapısı bulunuyor: Serbest Piyasa: 240 TL Fiili satış ve nakit dönüş Fiskobirlik: 277 TL Açıklanan fakat sınırlı alım etkisi TMO: 200 TL Taban güvence fiyatı Fındık piyasasında yönü belirleyen ana gösterge şu an için serbest piyasada oluşan fiyatlar. Kurumsal açıklamalar önemli olmakla birlikte, sürdürülebilir ve yüksek hacimli alımlarla desteklenmediği sürece piyasa üzerindeki etkileri sınırlı kalıyor. Bugünkü tablo gösteriyor ki, fındıkta gerçek referans serbest piyasada oluşuyor.

FİSKOBİRLİK 3 MÜFETTİŞ YARDIMCISI ALACAK Haber

FİSKOBİRLİK 3 MÜFETTİŞ YARDIMCISI ALACAK

FİSKOBİRLİK 3 MÜFETTİŞ YARDIMCISI ALACAK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Fiskobirlik) Genel Müdürlüğü, Denetim ve Rehberlik Birimi Başkanlığı’na sınavla 3 Müfettiş Yardımcısı alınacağını duyurdu. Merkezi Giresun’da bulunan Birlik, giriş sınavını 10 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirecek. Başvurular, 2 Ocak 2026 mesai bitimine kadar Genel Müdürlüğe elden, posta ya da kargo yoluyla teslim edilebilecek. Eksik belgeli ya da geç ulaşan başvurular değerlendirmeye alınmayacak. Başvuru Şartları Açıklandı Adayların Birlik personeli olabilme şartlarına uygun olması, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler, yönetim bilimleri ve iktisadi-idari bilimler alanlarında en az dört yıllık lisans eğitimi almış bulunması gerekiyor. Sınava, 01.01.1991 ve sonrası doğumlu, 35 yaşını doldurmamış adaylar başvurabilecek. Ayrıca bu sınava daha önce ikiden fazla katılmış olanların yeniden başvuru hakkı bulunmuyor. Adayların, ülkenin her bölgesinde görev yapmaya fiziksel olarak uygun olması, askerlikle ilişiğinin bulunmaması ve yapılacak incelemede mesleğe uygun karakter niteliklerine sahip olduğunun anlaşılması şart koşuluyor. ÖSYM tarafından 2024 veya 2025 yıllarında yapılan KPSS’de belirtilen puan türlerinden herhangi birinden en az 60 puan almak da başvuru kriterleri arasında. İstenen Belgeler Başvurular dilekçe ile yapılacak ve dilekçeye şu belgeler eklenecek: • Üniversite mezuniyet belgesi • Özgeçmiş • 2 adet yeni çekilmiş fotoğraf • Nüfus kayıt örneği • Barkodlu KPSS sonuç belgesi • Fiskobirlik internet sitesindeki “Aydınlatma ve Açık Rıza Metni” çıktıları (imzalı) Belgeler elden, kargo veya posta ile gönderilebilecek. Sınav Konuları Giriş sınavı hukuk, ekonomi-maliye ve muhasebe alanlarından seçilecek konulardan yapılacak. Hukuk grubunda kooperatifler hukuku, ceza hukuku, medeni hukuk, borçlar hukuku, ticaret hukuku, icra-iflas hukuku ve iş hukuku; ekonomi-maliye grubunda mikro-makro iktisat, para teorisi, uluslararası iktisat, maliye teorisi, maliye politikası ve vergi hukuku; muhasebe grubunda ise genel muhasebe, mali tablolar analizi ve faiz-yüzde hesapları yer alıyor. Bilgi Almak İsteyenler İçin Sınav Giresun’da yapılacak. Adaylar, mesai saatlerinde Genel Müdürlük Denetim ve Rehberlik Birimi ile iletişime geçerek ayrıntılı bilgi alabilir. Sınav şartnamesi ve duyurular ayrıca www.fiskobirlik.com.tr adresinde yayımlanıyor.

REKTÖR VE ÖĞRENCİLERİN BULUŞMASI YAPILDI Haber

REKTÖR VE ÖĞRENCİLERİN BULUŞMASI YAPILDI

REKTÖR VE ÖĞRENCİLERİN BULUŞMASI YAPILDI Giresun Üniversitesi Kalite Topluluğu'nun düzenlediği Rektör-Öğrenci Buluşması, 9 Aralık Salı günü Şehir Ömer Halisdemir Konferans Salonu'nda yoğun bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe Rektör Prof. Dr. Yılmaz Can, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Güven Özdem ve Prof. Dr. Emel Uzunoğlu, Rektör Başdanışmanı Prof. Dr. Mustafa Şanal, Rektör Danışmanları Prof. Dr. Eren Baş ve Doç. Dr. Seda Nur Atasoy, Genel Sekreter Ahmet Tevfik Korkmaz ile birçok daire başkanı ve şube müdürü katılım sağladı. “Gençlik, bir ülkenin geleceğidir” Programa katılan Rektör Prof. Dr. Yılmaz Can, günümüzde bilimin ve teknolojinin önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Bilim ve teknolojiye olan gereksinim her zamankinden daha fazladır. Bu alanlarda etkin ve verimli olan ülkeler, dünya sahnesinde daha fazla söz sahibidir. Bir ülkenin gençleri, o ülkenin geleceğini oluşturur. Dolayısıyla iyi eğitimli, bilim ve teknoloji konusunda yetkin, nitelikli bireyler yetiştirmek büyük önem arz etmektedir.” Rektörümüz, üniversitemizin uluslararasılaşma hedeflerini vurgulayıp, Özbekistan Semerkant Devlet Pedagoji Üniversitesi ile yapılan iş birliği anlaşmasına değindi: “Semerkant Devlet Pedagoji Üniversitesi ile akademik ve öğrenci değişimini içeren bir protokol imzaladık. Bu çerçevede düzenli değişim programları yapmayı planlıyoruz. Ayrıca diğer üniversitelerle iş birliği imkanlarını değerlendiriyoruz.” Güre Yerleşkesi ile ilgili bilgi aktarımı Prof. Dr. Yılmaz Can, Güre Yerleşkesi'nde tasarlanan anıtsal giriş kapısı ve kampüs tanıtım çalışmaları hakkında açıklamalar yaptı: “Güre Yerleşkesi’ni geliştirmek istiyoruz. Sahil yolundan anıtsal bir kapıyla üniversitemize ulaşımı önemli buluyoruz. Bu kapsamda Fiskobirlik’e ait bazı alanların değişimi için uzun süredir görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Ancak süreçte ön cephede bulunan 7.4 dönümlük alanın satıldığını öğrendik. Üniversite senatosunun bu alanın eğitim alanı olarak ilan edilmesi talebi, belediye tarafından reddedildi. Biz de bu kararı hukuki boyuta taşıdık ve takip ediyoruz.” Rektör Can sözlerini şöyle noktaladı: “Üniversite Giresun’a ve halkına aittir. Üniversite, Giresun'un yarınıdır. Bu geleceği hep birlikte koruyup şekillendirelim. Biz, büyük bir Giresun Üniversitesi ailesiyiz.” Etkinlik, öğrencilerin sorularına verilen cevaplarla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.