Hava Durumu

#Fındık Üretimi

giresunsonhaber - Fındık Üretimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fındık Üretimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ Haber

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ Görele Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Vahşi Madenciliğe Hayır Mitingi” geniş katılımla gerçekleştirildi. Yağmura rağmen meydanı dolduran vatandaşlar, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edilmesine tepki gösterdi. Görele’de çevre ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerine karşı güçlü bir toplumsal tepki yükseldi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Vahşi Madenciliğe Hayır Mitingi”ne yüzlerce vatandaş, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, dernek başkanları, akademisyenler, il genel meclisi üyeleri, muhtarlar ve çevre aktivistleri katıldı. Yağmurlu havaya rağmen meydanı dolduran vatandaşlar, Giresun’un su kaynaklarını, tarım alanlarını, ormanlarını ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerinin durdurulmasını istedi. Miting alanında çok sayıda STK pankartlarla, vatandaşlar ise dövizlerle destek verdi. “TOPRAĞIMIZIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Mitingde konuşan Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, madencilik meselesinin siyaset üstü bir yaşam hakkı sorunu olduğunu vurguladı. Uzun, bölge halkının madene değil, doğayı ve insan sağlığını tehdit eden çıkarma yöntemlerine karşı çıktığını belirterek, “Biz madene değil, madenin çıkarılış şekline karşıyız. Yöre halkı olarak vahşi madenciliğe karşı dik durmak zorundayız. Bizim toprağımızın üstü altından çok daha değerlidir. Topraklarımız şehitlerimizin kanlarıyla sulanmıştır. Havamıza, suyumuza, toprağımıza dokunmayın diyoruz” ifadelerini kullandı. Aysel Civil Uzun, mitinge destek veren tüm katılımcılara teşekkür etti. AKADEMİSYENLERDEN MADENCİLİK UYARISI Mitingde Giresun Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Birsen Şengül Oksal, Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ömer Dalman ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fehmi Çalık da konuşma yaptı. Akademisyenler, Giresun coğrafyasının büyük bölümünü kapsayan madencilik faaliyetlerinin kalkınma değil, uzun vadeli çevresel yıkım anlamına geldiğini belirtti. Konuşmalarda, maden sahalarının su kaynaklarını kullanılamaz hale getirdiği, tarım alanlarına ve derelere zehirli atık karıştığı, orman varlığının yok edildiği ve bu tahribatın yüzyıllarca sürebileceği vurgulandı. Siyanür havuzlarının taşıdığı riske de dikkat çeken akademisyenler, bu tür havuzların sızdırmazlık sorunu yaşanmasa bile yüzlerce yıl kontrol altında tutulması gerektiğini belirtti. Bölgedeki bazı işletmelerde taşma ve patlama iddialarının ciddi endişe yarattığı ifade edildi. “FINDIK, ÇAY, ARICILIK VE HAYVANCILIK TEHDİT ALTINDA” Mitingde yapılan konuşmalarda Karadeniz’in kırılgan ekolojik yapısının madencilik faaliyetleriyle daha büyük risk altına girdiği vurgulandı. Katılımcılar, vahşi madenciliğin yalnızca çevreyi değil, bölge halkının geçim kaynaklarını da tehdit ettiğini dile getirdi. Fındık, çay, arıcılık ve hayvancılığın madencilik baskısı altında zarar görebileceği belirtildi. Konuşmacılar, heyelan riskinin de artacağına dikkat çekerek, Karadeniz’in dağlık ve yağışlı yapısında yapılacak kontrolsüz maden çalışmalarının yeni afetlere zemin hazırlayabileceğini söyledi. STK’LARDAN VE AKTİVİSTLERDEN ORTAK ÇAĞRI Mitingde Görele İl Genel Meclisi Üyesi Semih Aydın, Tirebolu İl Genel Meclisi Üyesi Ömer Cebeci, Tüketicileri Koruma Derneği Genel Başkanı Aziz Koçal, Çanakçı Deresi Özgür Aksın Platformu Başkanı Harun Şahin, Giresun Doğa ve Çevre Derneği Başkanı Erkan Türüdü ile Görele, Çanakçı ve Doğankentli çevre aktivistleri de söz aldı. Konuşmalarda vahşi madenciliğin insan hayatını, su kaynaklarını, tarım alanlarını, dereleri ve ormanları doğrudan tehdit ettiği vurgulandı. Katılımcılar, “Vahşi madenciliğe son verilmezse çocuklarımıza yeşil vadiler değil, zehirli su kaynakları ve ağır metallerle kirlenmiş topraklar kalacak. Buna izin vermeyeceğiz. Korkmadan, yılmadan mücadele edeceğiz” mesajı verdi. CEBECİ’DEN FAHRİ HEMŞEHRİLİK TEPKİSİ Tirebolu İl Genel Meclisi Üyesi Ömer Cebeci’nin konuşması miting alanında dikkat çekti. Cebeci, Alagöz Holding’in sahibi Cantürk Alagöz’e fahri hemşehrilik verilmesi yönündeki açıklamalara tepki göstererek, “Bu milletin vicdanına rağmen böyle bir karar alırsanız, Harşit Vadisi halkı sizi siyasi tarihin karanlığına gönderecektir” dedi. Cebeci’nin sözleri meydanda alkışlarla karşılandı. SİYASİ PARTİLER, DERNEKLER VE VATANDAŞLAR MEYDANDA BULUŞTU Mitinge İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, CHP Görele İlçe Başkanı Mustafa Günay, İYİ Parti Görele İlçe Başkanı Hakan Resüloğlu, Zafer Partisi Görele İlçe Başkanı Emrullah Ekiz, 24. Dönem Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakıcı, İstanbul Bayrampaşa Giresunlular Derneği Başkanı Tülay Tahmaz, İstanbul Kartal Giresunlular Derneği Başkanı Cengiz Demirkaya, İstanbul Arnavutköy Giresunlular Derneği Başkanı Ahmet Karasakal, İstanbul Bahçelievler Giresunlular Derneği Başkanı Yalçın İsmail Çam, Tüm Üretici Köylü Sendikası Giresun İl Temsilcisi Orhan Kara, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı İbrahim Türk, Birleşik Emekliler Sendikası Bulancak Şube Başkanı İbrahim Arslan, CHP önceki dönem Giresun İl Başkanı Fikri Bilge, muhtarlar, çeşitli meslek gruplarından temsilciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Coşkulu geçen miting, yerel sanatçıların kemençe eşliğinde çaldığı horon havalarıyla sona erdi. Meydanda verilen ortak mesaj ise netti: Giresun’un toprağı, suyu, deresi, ormanı ve geleceği vahşi madenciliğe teslim edilmeyecek. Fotoğraflar: Namık Baltaoğlu

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA STANDARTLARINI YAKALADI Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA STANDARTLARINI YAKALADI

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA STANDARTLARINI YAKALADI Şili’de fındık üretimi, mekanizasyon, verimlilik ve teknik tarım uygulamalarıyla uluslararası ölçekte dikkat çeken bir seviyeye ulaştı. Nuffield Tarım Bursu kapsamında farklı ülkelerde üretim sistemlerini inceleyen ziraat mühendisi ve fındık üreticisi Ignacio López, Şili’nin son 30 yılda kurduğu fındık endüstrisinin dünya standartlarında olduğunu vurguladı. FINDIKTA KÜRESEL DENEYİM ŞİLİ’NİN SEVİYESİNİ ORTAYA KOYDU Şili fındık sektörü, uluslararası tarım çevrelerinde daha güçlü biçimde görünür hale geliyor. Ziraat mühendisi ve fındık üreticisi Ignacio López’in Nuffield Tarım Bursu kapsamında yürüttüğü uluslararası saha incelemeleri, Şili’nin fındık üretiminde ulaştığı teknik seviyeyi yeniden gündeme taşıdı. López; Yeni Zelanda, Avustralya, İtalya, Kanada, Hindistan, İspanya ve İskoçya gibi ülkelerde farklı tarım modellerini yerinde inceledi. Küçük ölçekli aile işletmelerinden büyük tarımsal üretim alanlarına, süt çiftliklerinden meyve bahçelerine, paketleme tesislerinden tarım sanayisine kadar geniş bir yelpazede gözlem yaptı. Bu deneyim, fındık üretiminde Şili’nin özellikle mekanizasyon, verim, profesyonel bahçe yönetimi ve teknik gelişme başlıklarında güçlü bir noktaya geldiğini gösterdi. “KİMSEYE İMRENECEK BİR SEVİYEDE DEĞİLİZ” Ignacio López, fındık özelinde yaptığı değerlendirmede Şili üreticilerinin son 30 yılda önemli bir endüstri kurduğunu belirtti. Şili’de otomasyonun artması, danışmanlık şirketlerinin yürüttüğü Ar-Ge çalışmaları ve profesyonel tarım yönetimi, fındık bahçelerinde yüksek verim ve kalite standardını beraberinde getirdi. López’in değerlendirmesi, Şili fındıkçılığının yalnızca büyüyen bir üretim alanı olmadığını; aynı zamanda dünyadaki farklı üretim merkezleriyle karşılaştırılabilecek teknik bir kapasiteye ulaştığını ortaya koyuyor. Avustralya ve Yeni Zelanda’daki fındık bahçelerinin çoğunlukla küçük ölçekli ve yan ürün niteliğinde yürütüldüğünü aktaran López, Şili’de ise daha profesyonel, daha ölçekli ve daha organize bir yapı oluştuğunu vurguladı. İTALYA, AVUSTRALYA VE YENİ ZELANDA DENEYİMLERİ López’in fındık alanındaki en dikkat çekici ziyaretlerinden biri İtalya’da gerçekleşti. FACMA fabrikası ve sahalarında yapılan incelemelerde, fındıkta makineleşme ve operasyonel profesyonellik öne çıktı. Avustralya ve Yeni Zelanda’daki üreticiler ise entegre zararlı yönetimi, örtü bitkileri, yabancı ot kontrolünde koyun otlatma ve yüksek düzeyde mekanizasyon uygulamalarıyla dikkat çekti. Ancak bu ülkelerde fındık bahçelerinin küçük ölçekli olması, sektörün büyümesini sınırlayan başlıklardan biri olarak öne çıktı. López, özellikle büyük alıcıların eksikliğinin bazı ülkelerde fındık sektörünün gelişimini yavaşlattığını değerlendirdi. Bu tablo, Şili’nin üretim yapısı, alım kanalları ve teknik kapasitesiyle daha güçlü bir konum elde ettiğini gösteriyor. FINDIKTA KALİTE TOPRAKTAN BAŞLIYOR Şili’nin fındıkta yakaladığı seviyenin korunması için sürdürülebilirlik başlığı kritik önem taşıyor. López, yüksek kaliteli fındık üretiminin temelinde canlı toprak, doğru gübreleme, etkili sulama yönetimi ve güçlü bitki sağlığı takibinin bulunduğunu vurguladı. Fındıkta yalnızca verim artışı değil, üretimin uzun vadeli sürdürülebilirliği de belirleyici hale geliyor. Toprak mikrobiyotasının korunması, mikroorganizma yönünden zengin canlı toprak yapısının desteklenmesi ve bitkinin yalnızca gübreyle değil, bütüncül toprak yönetimiyle beslenmesi gerekiyor. Bu yaklaşım, modern fındık üretiminde artık klasik tarım uygulamalarının ötesine geçilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ZARARLI VE HASTALIK TAKİBİ KALİTEYİ BELİRLİYOR Fındık üretiminde kaliteyi etkileyen en önemli başlıklardan biri zararlı ve hastalık yönetimi. López, tahtakurusu, kınkanatlı böcekler, Xanthomonas ve çeşitli mantar hastalıklarının sahada kaliteyi doğrudan etkileyen riskler arasında yer aldığını belirtti. Bu nedenle ilaçlamanın ezbere ve takvime bağlı yapılması yerine, bahçenin gerçek durumuna dayalı izleme sistemiyle yürütülmesi gerekiyor. Programlı ilaçlama anlayışı, zararlı yoğunluğu ve hastalık baskısı doğru ölçülmeden uygulandığında hem maliyeti artırıyor hem de sürdürülebilir üretim hedefini zayıflatıyor. Fındıkta gelecek, yalnızca daha fazla üretimle değil; daha doğru gözlem, daha etkili takip ve daha bilinçli müdahaleyle şekillenecek. HASAT SONRASI SÜREÇ FINDIKTA DEĞERİ KORUYOR Kaliteli fındık üretimi bahçede bitmiyor. Hasat sonrası süreç, ürünün gerçek değerini koruyan en kritik aşamalardan biri olarak öne çıkıyor. López, fındığın mümkün olan en kısa sürede toplanması, ihtiyaç halinde doğru şekilde kurutulması ve teslimata kadar uygun koşullarda saklanması gerektiğini vurguladı. Hasat sonrası ihmal edilen her aşama, bahçede elde edilen kaliteyi zayıflatabiliyor. Bu nedenle Şili fındık sektörünün ulaştığı standart, yalnızca bahçe yönetimiyle değil; hasat, kurutma, depolama ve pazara teslim zincirinin bütününde korunuyor. ŞİLİ FINDIKTA BÜYÜYEN BİR REFERANS HALİNE GELİYOR Şili’nin fındık üretimindeki yükselişi, küresel tarımda yeni bir referans alanı oluşturuyor. Ülke, teknik bilgi, mekanizasyon, bahçe yönetimi ve Ar-Ge kapasitesiyle dünya fındık pazarında daha güçlü bir yer edinmeye başladı. Nuffield deneyimi, Şili fındıkçılığının güçlü yanlarını ortaya koyarken, sektörün önündeki temel gelişim alanını da netleştirdi: sürdürülebilirlik. Toprak sağlığı, su yönetimi, zararlı takibi, bitki besleme, hasat sonrası kalite ve kaynakların verimli kullanımı, Şili fındık sektörünün gelecek dönem performansını belirleyecek ana başlıklar olacak. Şili, fındıkta yalnızca üretim alanını büyüten bir ülke değil; aynı zamanda modern, profesyonel ve dünya standartlarında üretim modeli kuran bir sektör örneği haline geliyor. https://planetnuts.cl/una-experiencia-internacional-junto-a-nuffield-que-reafirma-el-potencial-y-nivel-de-la-industria-avellanera-chilena/?fbclid=IwY2xjawSGSjFleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZBAyMjIwMzkxNzg4MjAwODkyAAEeBsaAXNMkXMIgqKm7CGAom2QIPkJCoT6DDxmfsLfiOf1hDRcyM5pIfWkMlcs_aem_uuQ5wQVjPjlG5tJeeGM0FQ

AVRUPA FINDIĞINDA DÜZENSİZ SULAMA VE HASATTA YAĞIŞ RİSKİ VERİMİ TEHDİT EDİYOR Haber

AVRUPA FINDIĞINDA DÜZENSİZ SULAMA VE HASATTA YAĞIŞ RİSKİ VERİMİ TEHDİT EDİYOR

AVRUPA FINDIĞINDA DÜZENSİZ SULAMA VE HASATTA YAĞIŞ RİSKİ VERİMİ TEHDİT EDİYOR Redagrícola / RedGold’un Avrupa fındığına ilişkin içeriği, modern fındık üretiminde iki kritik başlığı öne çıkardı: Hasat döneminde yağışa hazırlık ve sulama sistemlerinde homojenlik. Irrifer yöneticisi ve akademisyen Dr. Iván Vidal, damla sulama yapılan bazı bahçelerde uniformitenin yüzde 50-60 seviyelerine kadar düştüğünü belirterek, bu tablonun aynı bahçede hem aşırı hem de yetersiz su ve gübre alan bitkiler oluşturduğunu vurguladı. REDAGRÍCOLA / REDGOLD AVRUPA FINDIĞINDA KRİTİK BAŞLIKLARI GÜNDEME TAŞIDI Redagrícola / RedGold, Avrupa fındığında üretim yönetimine ilişkin içeriğini şu başlıkla duyurdu: “RedGold: la información del avellano europeo en imágenes” İçerikte Avrupa fındığında sulama, fertirigasyon, hasat döneminde yağış riski, makine planlaması ve kurutucu altyapısı birlikte ele alındı. RedGold’un bölüm girişinde şu sorular öne çıkarıldı: “¿Cómo lograr un fertiriego parejo? ¿Cómo enfrentan las lluvias en cosecha en la zona centro norte del Avellano?” Bu iki soru, Avrupa fındığı üretiminde sezon başarısını belirleyen temel sorunları işaret ediyor. Bir tarafta gübreli suyun bahçeye eşit dağıtılması, diğer tarafta hasat döneminde yağışa karşı hazırlıklı olunması gerekiyor. Her iki başlık da doğrudan verim, kalite, ürün kaybı ve üretici maliyetiyle bağlantılı. HASATTA YAĞIŞ RİSKİ ORGANİZASYON EKSİKLİĞİNİ GÖRÜNÜR HALE GETİRİYOR Videoda, Avrupa fındığı üretiminde merkez-kuzey bölgelerde hasat dönemindeki yağışların üreticiyi zorladığı belirtildi. Değerlendirmede üreticilerin her zaman organizasyon, makine parkı ve kurutucu altyapısı bakımından yeterince hazırlıklı olmadığı ifade edildi: “Generalmente no están muy bien preparados del punto de vista de organización, de maquinaria y secadores, por lo tanto, claro, este tipo de eventos climáticos como las lluvias perjudica.” Bu değerlendirme, hasat döneminde yağışın yalnızca meteorolojik bir risk olmadığını gösteriyor. Sorun, yağmurun kendisi kadar üreticinin bu yağmura karşı ne kadar hazırlıklı olduğuyla da bağlantılı. Makine yetersizliği, kurutucu kapasitesinin düşük olması ve hasat organizasyonunun zayıf kurulması, yağışın etkisini büyütüyor. Yağmurla birlikte hasat zemini ağırlaşıyor, ürünün yerde kalma süresi uzuyor, nem riski artıyor ve hasat sonrası kurutma ihtiyacı daha kritik hale geliyor. Üretici bu sürece hazırlıksız yakalandığında ürün kalitesi ve ticari değer baskı altına giriyor. SICAKLIK DÜŞÜNCE YAPRAK DÖKÜMÜ BAŞLIYOR, HASAT ZORLAŞIYOR Videoda yalnızca yağış değil, sıcaklık düşüşünün bitki üzerindeki etkisi de vurgulandı. Sıcaklıklar düşmeye başladığında bitki bu sinyali alıyor ve yaprak dökümü başlıyor: “Una vez que empiezan a bajar las temperaturas, ya la planta toma esa señal y las hojas comienzan a caer.” Yaprakların yere düşmesi, hasat sürecini doğrudan zorlaştırıyor. Nemli zemin üzerinde yaprak birikmesi, ürünün toplanmasını güçleştiriyor ve hasat operasyonunu daha karmaşık hale getiriyor. Videoda bu durum şöyle ifade edildi: “Ya se te vuelve un poco más compleja la cosecha con hojas en el suelo y con humedad.” Bu nedenle Avrupa fındığında hasat başarısı yalnızca ürünün olgunlaşmasına bağlı değil. Hasat zamanı, hava koşulları, yaprak dökümü, makine kapasitesi ve kurutma altyapısı birlikte planlanmak zorunda. MAKİNE KAPASİTESİ DOĞRU HESAPLANMALI RedGold içeriğinde üreticinin hasat döneminde ihtiyaç duyduğu makine kapasitesini doğru belirlemesi gerektiği vurgulandı: “Hoy en día tú tienes que verificar muy bien la cantidad de maquinaria que necesitas para poder cosechar lo más rápido posible.” Bu ifade, hasat döneminde hızın kaliteyi koruyan temel unsurlardan biri olduğunu gösteriyor. Yağış riski bulunan bölgelerde ürünün tarlada ya da bahçede uzun süre beklemesi, nem, kirlenme, yaprakla karışma ve kurutma yükünün artması gibi sorunları büyütüyor. Makine planlaması bu nedenle yalnızca operasyonel bir hesap değildir. Doğru makine kapasitesi, ürün kaybını azaltan, hasat süresini kısaltan ve kaliteyi koruyan stratejik bir üretim kararıdır. YAZ STRESİ YAPRAK DÖKÜMÜNÜ VE HASADI ETKİLİYOR Videoda, yaprağın bitki üzerinde mümkün olduğunca uzun süre kalmasının önemine de dikkat çekildi. Bunun için yaz döneminden gelen streslerin önlenmesi gerektiği belirtildi: “Tratar de que esta hoja permanezca lo más tiempo posible en la planta y que no se nos caiga y eso evitar obviamente los estrés que vienen del verano.” Bu değerlendirme, sulama ve bitki stresinin yalnızca yaz aylarındaki gelişimle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Yaz boyunca su stresi yaşayan, beslenme dengesi bozulan veya fizyolojik baskı altında kalan bitkilerde hasat dönemine girilirken yaprak dökümü daha önemli bir sorun haline gelebilir. Bu nedenle fındıkta sulama, fertirigasyon ve stres yönetimi doğrudan hasat kalitesiyle bağlantılıdır. Üretici yaz aylarında bahçeyi dengeli yönetemezse, bunun etkisi hasat döneminde yaprak dökümü, nem ve operasyon güçlüğü olarak karşısına çıkar. YETİŞKİN BAHÇELERDE IŞIKLANMA VE DOĞAL KURUMA ÖNE ÇIKIYOR RedGold içeriğinde yetişkin bahçelerde ışıklanmanın artırılması da önemli bir uygulama olarak değerlendirildi: “Una de las prácticas también en huertos adultos es tratar de iluminar lo mayor posible, para que esa fruta también en el suelo logre ventilación y un secado también natural.” Yetişkin fındık bahçelerinde taç yapısının yoğunlaşması, bahçe içinde ışık ve hava dolaşımını azaltabiliyor. Bu durum özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde hasat edilen ürün için risk oluşturuyor. Bahçede daha iyi ışıklanma ve hava akımı, yere düşen ürünün havalanmasına ve doğal kuruma sürecine destek veriyor. Bu başlık, budama ve bahçe içi açıklığın hasat sonrası kaliteyle de ilişkili olduğunu gösteriyor. Fındıkta bahçe yönetimi yalnızca dal, sürgün ve verim hesabı üzerinden değil, hasat zemini, ürün kuruması ve nem yönetimi üzerinden de düşünülmelidir. KURUTUCU TEMİZLİĞİ VE HASAT SONRASI ALTYAPI ARTIK ZORUNLULUK Videoda kurutucuların temizliği ve hasat sonrası altyapı hazırlığının özellikle vurgulandığı bölüm dikkat çekti: “Muy importante también la organización en lo que es la limpieza de los secadores.” Maule ve Ñuble bölgelerinde üreticilerin hasat sonrası kurutucu yatırımlarına yeterince alışık olmadığı, ancak bu yatırımın artık bir ihtiyaç haline geldiği belirtildi: “La región Maule y Ñuble principalmente no están muy acostumbradas a la implementación de postcosecha con inversión en los secadores, que hoy en día una realidad y una necesidad.” Bu ifade, iklim koşullarının değiştiği ve yağış riskinin arttığı üretim alanlarında kurutucu altyapısının ertelenemez hale geldiğini gösteriyor. Ürün bahçeden alındıktan sonra kurutma sürecinin iyi yönetilememesi, hasatta gösterilen emeğin değerini düşürebilir. Kurutucuların temizliği, kapasitesi ve kullanıma hazır olması; özellikle nemli hasat koşullarında ürün kalitesi için belirleyici hale gelir. Hasat sonrası süreç, üretim zincirinin ayrı bir bölümü değil, sezon başarısının doğrudan parçasıdır. DAMLA SULAMADA EN BÜYÜK RİSK: SİSTEMİN HOMOJEN ÇALIŞMAMASI RedGold içeriğinde ikinci kritik başlık fertirigasyon ve sulama homojenliği oldu. Dr. Iván Vidal, damla sulama yapılan bahçelerde ciddi dengesizliklerle karşılaştıklarını belirtti: “Hemos encontrado situaciones bien extremas en el sentido de que huertos con riego por goteo se hacen mucho esfuerzo en dosificar los fertilizantes, en aplicar como corresponde estos fertilizantes y dejando muchas veces de lado este factor que es la uniformidad del sistema de riego.” Bu değerlendirme, üreticilerin gübre dozlamasına büyük emek verdiğini ancak gübreli suyun bahçeye eşit ulaşıp ulaşmadığını çoğu zaman ikinci plana bıraktığını gösteriyor. Oysa fertirigasyonda başarı yalnızca doğru gübre miktarını belirlemekle sağlanmaz. Belirlenen gübrenin her bitkiye dengeli ulaşması gerekir. Damla sulama sistemi kurulu olan bir bahçede bile homojenlik otomatik olarak sağlanmaz. Basınç farkları, damlatıcı tıkanmaları, tuz birikimi, biyolojik oluşumlar, filtre bakımının aksaması ve hat planlamasındaki sorunlar, aynı sistem içinde farklı bitkilerin farklı miktarda su ve gübre almasına neden olabilir. YÜZDE 50-60 UNİFORMİTE BAHÇEDE BÜYÜK DENGESİZLİK DEMEK Dr. Vidal, bazı bahçelerde sulama uniformitesinin yüzde 50-60 seviyelerine kadar düştüğünü ifade etti: “Hemos encontrado situaciones de 50 60% de uniformidad.” Bu oran, üretici açısından ciddi bir uyarıdır. Uniformitenin bu seviyelere düşmesi, aynı bahçede bitkilerin su ve gübreye eşit erişemediğini gösterir. Vidal bu durumu şöyle açıkladı: “Significa que hay plantas sobrefertilizadas y hay plantas que están recibiendo una fertilización insuficiente.” Bu tablo, bahçede bazı bitkilerin aşırı gübrelendiği, bazı bitkilerin ise yetersiz gübre aldığı anlamına gelir. Aynı zamanda su dağılımı da bozulur: “Van a haber plantas que están recibiendo más aguas que otras. Otras pueden estar con problemas de déficit de agua y otras con un problema de exceso de agua.” Aynı bahçede bazı bitkilerin fazla su alması, bazılarının ise su eksikliği yaşaması, üretim dengesini bozar. Bu durum yalnızca bitki görünümünü değil; sürgün gelişimini, meyve tutumunu, dane dolumunu, kaliteyi ve verim potansiyelini doğrudan etkiler. FERTİRİGASYONDA ASIL MESELE DOĞRU DAĞILIM Fındık bahçelerinde üretici gübreyi doğru seçebilir, doğru dozda hazırlayabilir ve doğru zamanda uygulayabilir. Ancak sulama sistemi homojen çalışmıyorsa bu doğru planlama bahçenin tamamına aynı şekilde yansımaz. Fertirigasyonda gübre suyla birlikte taşındığı için sulamadaki her dengesizlik gübrelemede de dengesizlik yaratır. Daha fazla su alan bitkiler daha fazla gübre alırken, daha az su alan bitkiler yetersiz beslenir. Bu durum bahçede gelişim farkını büyütür. Bu nedenle sulama uniformitesi, yalnızca sulama mühendisliğiyle ilgili teknik bir konu değildir. Aynı zamanda besleme yönetiminin, verim planlamasının ve kalite standardının temelidir. ÜRETİCİ ÖNCE SİSTEMİN UNİFORMİTE KATSAYISINI BİLMELİ Vidal, üreticilere ilk uyarısını sulama sisteminin uniformite katsayısını ölçmeleri yönünde yaptı: “Los productores se preocupen en primer lugar de conocer el coeficiente de uniformidad de su sistema de riego.” Bu ölçüm yapılmadan sistemin gerçekten dengeli çalışıp çalışmadığını anlamak mümkün değildir. Bahçenin genel görünümü üreticiyi yanıltabilir. Bir bölümde güçlü gelişim görülürken başka bir bölümde gizli su stresi yaşanabilir. Uniformite katsayısı, sulama sisteminin bahçeye suyu ne kadar eşit dağıttığını gösterir. Bu değer bilinmeden yapılan sulama ve fertirigasyon planı eksik kalır. Üretici önce sistemin mevcut performansını bilmeli, ardından bakım ve düzeltme planını buna göre kurmalıdır. BAKIM YILDA BİR KEZLE SINIRLI KALMAMALI RedGold içeriğinde sistem bakımının da düzenli yapılması gerektiği vurgulandı. Vidal, bakımın en az yılda bir kez yapılması gerektiğini, sorunlu sistemlerde ise iki veya üç ayda bir kontrol yapılmasının önem taşıdığını belirtti: “Por lo menos anualmente o cada dos o tres meses hagan dependiendo de los problemas que tenga.” Bu ifade, sulama sistemlerinin sezon boyunca performans kaybedebileceğini gösteriyor. Damlatıcılar tıkanabilir, filtreler kirlenebilir, basınç dengesi bozulabilir, hatlarda tuz birikimi veya biyolojik büyüme oluşabilir. Düzensizliğin nedeni belirlenmeden yapılan müdahaleler kalıcı çözüm üretmez. Bu nedenle üretici, önce sorunun kaynağını tespit etmeli, ardından düzeltici ve önleyici uygulamaları devreye almalıdır. TUZ, BİYOLOJİK BÜYÜME VE TIKANMA SİSTEMİ BOZUYOR Videoda sulama sistemindeki desuniformitenin nedenleri arasında tuzlar ve biyolojik büyüme özellikle belirtildi: “A qué se deben la desuniformidad, que pueden ser sales, crecimiento biológico.” Tuz birikimi ve biyolojik oluşumlar damlatıcıların debisini düşürebilir. Bu durum bazı bitkilere daha az su ve gübre ulaşmasına neden olur. Sistem dışarıdan çalışıyor gibi görünse bile damlatıcı seviyesinde ciddi performans kaybı oluşabilir. Bu nedenle filtre temizliği, hat yıkama, damlatıcı kontrolü, basınç ölçümü ve su kalitesi takibi düzenli yapılmalıdır. Bakımı ihmal edilen sistemlerde üretici, fark etmeden bahçesinin bir bölümünü eksik sulayabilir. TÜRKİYE İÇİN DE DOĞRUDAN UYARI NİTELİĞİ TAŞIYOR RedGold’un Avrupa fındığı üzerinden gündeme taşıdığı başlıklar Türkiye için de önem taşıyor. Türkiye’de fındık üretimi uzun yıllar büyük ölçüde doğal yağışa dayalı yürütüldü. Ancak düzensiz yağış, yaz sıcaklıkları, kurak dönemler ve hasat dönemindeki nem riski, sulama ve hasat sonrası yönetimi daha kritik hale getiriyor. Karadeniz’de geleneksel bahçelerde sulama her bölgede yaygın olmasa da yeni kurulan bahçeler, verim hedefi yüksek üretim alanları ve kuraklık baskısı yaşayan bölgeler için su yönetimi artık daha ciddi biçimde ele alınmalıdır. Türkiye açısından çıkarılacak temel ders açıktır: Bahçeye su vermek tek başına yeterli değildir. Suyun ve gübrenin bitkilere eşit ulaşıp ulaşmadığı ölçülmelidir. Hasat döneminde ise yağış, makine kapasitesi, yaprak dökümü, zemin nemi ve kurutma altyapısı birlikte planlanmalıdır. ÜRETİCİ İÇİN KRİTİK KONTROL BAŞLIKLARI Avrupa fındığında ve fındık bahçelerinde üreticinin sulama, fertirigasyon ve hasat yönetiminde şu başlıklara odaklanması gerekir: Sulama sisteminin uniformite katsayısı ölçülmeli. Damlatıcı debileri farklı noktalarda kontrol edilmeli. Hat başı ve hat sonu basınç değerleri karşılaştırılmalı. Filtreler düzenli temizlenmeli. Sulama hatları sezon içinde yıkanmalı. Tuz birikimi ve biyolojik oluşum riski takip edilmeli. Sorunlu sistemlerde bakım iki veya üç ayda bir yapılmalı. Gübre dozlaması kadar gübreli suyun dağılımı da kontrol edilmeli. Hasat döneminde makine kapasitesi önceden planlanmalı. Kurutucular hasat başlamadan temizlenmeli ve hazır hale getirilmeli. Yetişkin bahçelerde ışıklanma ve hava dolaşımı artırılmalı. Yaz stresi azaltılarak yaprak dökümü ve hasat zorluğu sınırlandırılmalı. MODERN FINDIK ÜRETİMİNDE ÖLÇÜM, BAKIM VE ORGANİZASYON ZORUNLU HALE GELDİ Redagrícola / RedGold’un içeriği, Avrupa fındığında üretim başarısının artık yalnızca bahçenin varlığına, sulama sisteminin kurulmasına veya gübre uygulamasına bağlı olmadığını gösteriyor. Modern fındık üretiminde ölçüm, bakım ve organizasyon belirleyici hale geldi. Hasat döneminde yağışa hazırlıksız yakalanan, yeterli makine kapasitesi bulunmayan, kurutucularını hazır tutmayan, sulama sisteminin uniformitesini ölçmeyen ve fertirigasyonda dağılımı kontrol etmeyen üretici, sezon sonunda verim ve kalite kaybı riskiyle karşı karşıya kalır. Dr. Iván Vidal’ın uyarısı, üreticiler için net bir teknik mesaj içeriyor. Sulama sistemi homojen çalışmıyorsa, doğru gübreleme de doğru sonuç vermez. Bahçede bazı bitkiler fazla su ve gübre alırken bazıları eksik kalıyorsa, üretici aynı parselde farklı gelişim düzeyleriyle karşılaşır. Fındıkta yüksek ve istikrarlı verim, yalnızca daha fazla girdi kullanmakla sağlanmaz. Asıl başarı, suyun, gübrenin, hasat ekipmanının ve hasat sonrası altyapının doğru zamanda, doğru ölçümle ve dengeli şekilde yönetilmesine bağlıdır. Kaynak: https://www.facebook.com/revistaredagricola

“SEKÜ’DEKİ DİRENİŞ ATEŞİ KARADENİZ’İN VİCDANIDIR” Haber

“SEKÜ’DEKİ DİRENİŞ ATEŞİ KARADENİZ’İN VİCDANIDIR”

“FINDIK BAHÇELERİNİ MADENLERE PARSELLETMEYECEĞİZ” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Karadeniz’de artan madencilik faaliyetlerine ve fındık üreticisinin yaşadığı ekonomik krize sert sözlerle tepki gösterdi. Tirebolu Sekü’de 41 gündür sürdürülen çevre nöbetini Meclis kürsüsüne taşıyan Gezmiş, “Sekü’de yükselen mücadele yalnızca bir köyün değil, tüm Karadeniz’in vicdanıdır” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda Giresun’un Tirebolu ilçesine bağlı Sekü Köyü’nde sürdürülen maden karşıtı direnişi ve fındık üreticisinin yaşadığı ekonomik çıkmazı gündeme taşıdı. Gezmiş, Karadeniz’in fındık bahçelerinin, derelerinin, ormanlarının ve yaşam alanlarının maden ruhsatlarıyla tehdit edildiğini belirterek iktidarın çevre ve tarım politikalarına tepki gösterdi. Gezmiş, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, “Haritalarda renkli bloklara çevirdiğiniz o yerler; bizim fındık bahçelerimiz, derelerimiz, ormanlarımız ve yaşam alanlarımızdır” sözleriyle maden ruhsatlarına karşı çıktı. “SEKÜ’DE YANAN ATEŞ KARADENİZ’İN VİCDANIDIR” Tirebolu’nun Sekü Köyü’nde 41 gündür devam eden maden nöbetini TBMM gündemine taşıyan Gezmiş, bölgede gençlerin, köylülerin ve bilim insanlarının doğayı, suyu ve toprağı korumak için nöbet tuttuğunu söyledi. Gezmiş, “İnsanlar, ‘Suyumuz zehirlenmesin, ormanlarımız yok olmasın’ diyerek gece gündüz yaşam alanlarını savunuyor. Sekü’de yükselen mücadele yalnızca bir köyün değil, tüm Karadeniz’in vicdanıdır” ifadelerini kullandı. Sekü’deki maden karşıtı mücadele, nisan ayından bu yana Giresun kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Bölge halkı, maden arama girişimlerine karşı çadır kurarak nöbet başlatırken, CHP’li Gezmiş de daha önce köylülerle bir araya gelerek direnişe destek vermişti. Yerel ve ulusal basında yer alan haberlerde Sekü’deki mücadelenin su, toprak, orman ve fındık üretimi ekseninde sürdüğü aktarılmıştı. “RUHSAT HARİTALARINDAKİ RENKLİ BLOKLAR YAŞAM ALANLARIMIZDIR” Gezmiş, Giresun’da maden ruhsatlarının yalnızca belirli bölgeleri değil, kentin tarımsal üretimini ve doğal varlıklarını da tehdit ettiğini vurguladı. Karadeniz coğrafyasının masa başında çizilen ruhsat haritalarıyla parçalandığını ifade eden Gezmiş, fındık bahçelerinin ve derelerin maden sahalarına dönüştürülmesine izin vermeyeceklerini belirtti. Gezmiş, “Ankara’da masa başında dağıtılan ruhsatlarla köylerimizi, yaylalarımızı, derelerimizi ve fındık bahçelerimizi yok sayamazsınız. Bizim yaşam alanlarımız sizin ruhsat haritalarınızda parsellenecek alanlar değildir” dedi. Milletvekili Gezmiş’in daha önceki açıklamalarında da Giresun’un geniş bir bölümünün maden sahası tehdidi altında olduğuna dikkat çekilmiş, “Fındığın başkentinde madene geçit yok” mesajı öne çıkmıştı. “AKP İKTİDARINDA 386 BİN MADEN RUHSATI DAĞITILDI” Madencilik politikalarına ilişkin rakamlarla iktidara yüklenen Gezmiş, Cumhuriyet’in ilk 80 yılında verilen maden ruhsatı sayısının 1.186 olduğunu, AKP iktidarı döneminde ise yaklaşık 386 bin ruhsat dağıtıldığını söyledi. Gezmiş, bu tabloyu çevre politikası değil, doğayı ve tarımı baskılayan bir tercih olarak nitelendirdi. “Cumhuriyet’in ilk 80 yılında 1.186 maden ruhsatı verilirken, AKP iktidarı boyunca yaklaşık 386 bin ruhsat dağıtıldı. Bu rakamlar, ülkenin toprağına ve suyuna nasıl bakıldığını açıkça gösteriyor” diye konuştu. Çatalağaç’ta yaşanan çevre kirliliğine de dikkat çeken Gezmiş, “Daha geçen hafta Çatalağaç’ta dereler zehirlendi. Biz bu ülkeye onurlu bir gelecek bırakmak istiyoruz; siz ise ekolojik bir yıkım bırakıyorsunuz” sözleriyle tepki gösterdi. “FINDIK BU ÜLKENİN MİLLİ SERVETİDİR” Gezmiş, konuşmasında fındık üreticisinin yaşadığı ekonomik krizi de gündeme taşıdı. Fındık fiyatının 200 lira seviyesine sıkıştırıldığını belirten Gezmiş, üreticinin artan maliyetler karşısında bahçesine girmekte zorlandığını söyledi. Gezmiş, “Üretici bahçeye girmeye çekiniyor. Gübre mi alsın, geçimini mi sağlasın? Fındık bu ülkenin milli servetidir. Karadeniz’i üretimden koparıp madenciliğe mahkûm etmek isteyen anlayışı kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı. Fındık üreticisinin yalnızca fiyat baskısıyla değil, aynı zamanda madencilik tehdidiyle de karşı karşıya bırakıldığını belirten Gezmiş, “Fındık bahçelerini madenlere parselletmeyeceğiz” mesajı verdi. “NİYETİNİZ ÜRETİCİYİ TOPRAĞINDAN KOPARMAK MI?” Gezmiş, düşük fındık fiyatları ile maden ruhsatlarının aynı bölgede yarattığı baskıya dikkat çekerek iktidara “Bu bir sürgün politikası mı?” sözleriyle seslendi. “Karadenizliyi toprağından koparıp madenlere alan mı açıyorsunuz?” diyen Gezmiş, üreticinin ekonomik olarak zayıflatılmasının bölgedeki tarımsal üretimi de tehdit ettiğini vurguladı. Gezmiş, “Bir yandan üreticiyi maliyetlerin altında ezdiriyorsunuz, diğer yandan fındık bahçelerinin çevresini maden ruhsatlarıyla kuşatıyorsunuz. Niyetiniz üreticiyi toprağından koparmak mı?” sözleriyle iktidarın politikalarına tepki gösterdi. “ÜRETİCİMİZ DE TOPRAKLARIMIZ DA SAHİPSİZ DEĞİLDİR” Konuşmasının sonunda Karadeniz halkının doğasına, suyuna, toprağına ve üretimine sahip çıkmaya devam edeceğini belirten Gezmiş, çevre mücadelesinin büyüyerek süreceğini ifade etti. Gezmiş, “Üreticimiz de topraklarımız da sahipsiz değildir. Biz çocuklarımıza talan edilmiş bir memleket değil; doğasıyla, suyuyla, toprağıyla yaşayan onurlu bir gelecek bırakmak istiyoruz” dedi. Sekü’deki çevre nöbetini Karadeniz’in ortak vicdanı olarak nitelendiren Gezmiş, “Selam olsun Sekü’de ateş başında doğasını, suyunu ve toprağını koruyan cesur yürekli dostlarıma” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Haber

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, “Maden ruhsatlarıyla kuşatılan Karadeniz’de halkımızın yanındayız” saha programı kapsamında Giresun’un Tirebolu ilçesinde yurttaşlarla bir araya geldi. Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’ne geçen heyet, bölgede madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşları dinledi. Programda Giresun’un toprağının, suyunun, fındığının, ormanlarının ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu vurgulandı. KARADENİZ’DE MADEN RUHSATLARINA KARŞI SAHA PROGRAMI Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’de çok sayıda köy, yayla, mera ve orman alanının maden arama ruhsatlarına açılmasına ve bölgede süren madencilik faaliyetlerinin yol açtığı çevresel tahribata karşı yürütülen saha programı kapsamında Tirebolu’da yurttaşlarla buluştu. CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın açıklamasının ardından kamuoyunda “Sekü direnişi” olarak bilinen bölgede nöbet tutan yurttaşları ziyaret etti. Sekü Köyü’nde yapılan buluşmada yurttaşlar; su kaynakları, fındık bahçeleri, tarım arazileri, köy yolları, ormanlık alanlar ve yaşam alanları üzerindeki riskleri anlattı. GENİŞ KATILIMLI PROGRAM Programa CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Ordu Milletvekili Seyit Torun, İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Parti Meclisi Üyesi Kübra Gökdemir, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Ordu İl Başkanı Bülent Akpınar, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, Görele Belediye Başkanı Aysel Uzun, il ve ilçe örgütü yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol da programda yer aldı. RIZVANOĞLU: KARADENİZ KARADENİZLİLERİNDİR CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamada Karadeniz’in yoğun biçimde maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı şirketlerin çıkarı için talana açmak istiyorlar. Gözlerini yurttaşın toprağına, suyuna, ormanına diktiler. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” dedi. Bölgenin yüzde 85’inin maden ruhsatlı hale getirildiğini vurgulayan Rızvanoğlu, “Bu topraklarda insanlar neden doğduğu yeri terk etmek zorunda bırakılsın? Bu mücadele yalnızca çevreyi değil; yaşamı, üretimi, geleceği savunma mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak halkımızın yanındayız” diye konuştu. ŞENYÜREK: SEKÜ’DE VERİLEN MÜCADELE TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun’da çevre mücadelesinin yalnızca doğayı koruma başlığıyla sınırlı olmadığını; temiz suyu, sağlıklı toprağı, fındık üretimini, köy yaşamını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını savunma mücadelesi olduğunu vurguladı. Şenyürek, “Karadeniz insanı doğasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmayı bilir. Bölge halkımız son derece dirençli, sağduyulu ve mücadele ruhu yüksek bir halktır. Sekü’de verilen mücadele bugün tüm Türkiye’ye örnek olmaktadır” dedi. Şenyürek, Giresun’un toprağının üstünün altından daha kıymetli olduğunu belirterek insanın, doğanın, suyun, fındığın, ormanın ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha önemli olduğunu ifade etti. MİLLETVEKİLLERİNDEN HALKA DESTEK MESAJI Basın açıklamasının ardından milletvekilleri söz aldı. CHP heyeti, halkla yan yana durarak Giresun’un toprağını, suyunu, fındığını ve yaşam alanlarını sonuna kadar savunmaya hazır olduklarını açıkladı. Konuşmalarda maden şirketlerine karşı toprağın üstünün altından daha kıymetli olduğu vurgulandı. İnsan yaşamının, doğanın, suyun, tarımın, fındığın ve köylerin maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu belirtildi. Milletvekilleri, Giresun’un dünyaca bilinen fındık üretimine dikkat çekerek dünyanın en kaliteli fındığının her madenden daha fazla ekonomik ve yaşamsal değere sahip olduğunu ifade etti. Fındık bahçelerinin, tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunmasının çevre, ekonomi ve halk sağlığı açısından zorunlu olduğu vurgulandı. GEZMİŞ: BU MÜCADELEDE ASLA YALNIZ OLMAYACAKSINIZ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Sekü halkının mücadelesini ilk günden bu yana sahada ve Meclis’te takip ettiklerini söyledi. Gezmiş, “Burada yurttaşlarımızla omuz omuza verdik, hep birlikte ‘madene hayır’ dedik. O gün Sekü halkına bir söz verdik: Bu mücadelede asla yalnız olmayacaksınız. Ardından örgütlerimizle birlikte bölgeye çıktık, kilometrelerce yürüyerek tespitlerimizi yaptık. Tirebolu’da da gür bir sesle söyledik; biz toprağımızın bereketini, temiz suyumuzu, yaşam alanlarımızı istiyoruz. Bu haklı mücadelede halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. RIZVANOĞLU: BU KÖTÜCÜL DÜZENE KARŞI HALKIMIZLA OMUZ OMUZAYIZ CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Sekü’de yaptığı konuşmada Karadeniz’in maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına sert tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “Burayı kevgire çevirdiler, ihale sahası haline getirdiler. ‘Çevreyi kirletelim, birkaç ceza ödeyip yolumuza devam edelim’ anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz bu kötücül düzene karşı halkımızla omuz omuzayız” dedi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı talana açmak istiyorlar. Buradaki yurttaş nereye giderse gitsin, yeter ki yandaş şirketler kazansın anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” ifadelerini kullandı. Rızvanoğlu, “Burası çiftçi memleketi, fındık memleketi. Bu insanlar nereye gidecek? Neden anasının, babasının, dedesinin toprağını bırakıp göç etmek zorunda kalsın? Biz bu kara düzene ‘Hayır’ diyoruz. Çünkü burada yalnızca yandaşlar kazanıyor; halkın toprağı, suyu, geleceği yok sayılıyor. Gelecek nesillerin ne olacağı umurlarında bile değil. Onların tek düşündüğü yandaşlarının kasasıdır” diye konuştu. ÖZLALE: BU MÜCADELE BÜTÜN YURTTAŞLARIN ORTAK MÜCADELESİDİR İzmir Milletvekili Ümit Özlale, doğa mücadelesinin artık ülke çapında ortak bir mücadeleye dönüştüğünü belirtti. Özlale, “Bu mücadele yalnızca bir köyün değil; çiftçinin, emeklinin, gençlerin, bütün yurttaşların ortak mücadelesidir” dedi. TORUN: HALKIN ÜSTÜNDE BAŞKA BİR GÜÇ YOKTUR Ordu Milletvekili Seyit Torun, halkın sesini yükselttiğinde doğayı rant uğruna yok etmek isteyenlerin geri adım atmak zorunda kalacağını söyledi. Torun, “Halk sesini yükselttiğinde geri adım atmak zorunda kalacaklar. Çünkü halkın üstünde başka bir güç yoktur. Bu bölgenin doğasını rant uğruna yok etmelerine izin vermeyeceğiz” diye konuştu. SEKÜ KÖYÜ’NDE HALK NÖBETİ CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamanın ardından Sekü Köyü’ne geçti. Heyet, bölgede aylardır madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşlarla bir araya geldi. AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait maden şirketinin, Çatalağaç Köyü’ndeki faaliyetlerini Tirebolu’nun Sekü ve Görele’nin Karlıbel bölgelerine genişletmek amacıyla başlattığı sondaj çalışmalarına karşı direnen köylüler, yaşadıkları çevresel sorunları ve mağduriyetleri CHP heyetiyle paylaştı. Köylüler, maden faaliyetlerinin su kaynaklarını, fındık bahçelerini, tarım alanlarını, meraları, ormanlık bölgeleri ve köy yaşamını tehdit ettiğini belirtti. Yurttaşlar, maden ruhsatlarının yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı üzerinde de baskı oluşturduğunu dile getirdi. KÖYLÜ KADINLARDAN DESTEK ÇAĞRISI Sekü Köyü’ndeki buluşmada özellikle köylü kadınlar söz alarak topraklarının zehirlenmesine karşı direnmek için destek istedi. Kadınlar, su kaynaklarının kirlenmesi ve köy yaşamının zarar görmesi halinde çocukların geleceğinin tehlikeye gireceğini belirtti. “Çocuklarımıza zehirli su içirmek istemiyoruz” sözleri, buluşmanın en güçlü mesajlarından biri oldu. Köylü kadınlar, fındık bahçelerinin, içme sularının, hayvancılığın, tarım alanlarının ve çocukların geleceğinin korunmasını istedi. Yurttaşlar, maden ruhsatlarına karşı mücadelenin köylerde yaşayan herkesin ortak yaşam hakkı meselesi olduğunu vurguladı. YURTTAŞLAR: ATA MİRASI TOPRAKLARIMIZI SAVUNUYORUZ Ziyaret sırasında yurttaşlar da yaşadıkları sorunları anlattı. Çatalağaç köyü sakinlerinden Esma Aydın, “Cennet memleketimiz cehenneme döndü. Suyumuz yok, yolumuz yok. Ceza yazmak çözüm değil, bize yaşam alanlarımızı geri versinler” dedi. Sekü Köyü sakinlerinden Mesut Aydın ise, “Biz bu ata mirasını geleceğe aktarmak için direniyoruz. Kimsenin bu toprakları talan etmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu, çevre mücadelesi nedeniyle baskı ve tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını belirterek mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi. GİRESUN’DA ORTAK YAŞAM SAVUNUSU CHP heyeti, çevre örgütleri, platform temsilcileri, sendika temsilcileri ve yurttaşlar, Giresun’da maden ruhsatlarına karşı ortak dayanışma mesajı verdi. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol’un yer aldığı programda halkın suyuna, toprağına, fındığına, ormanına ve yaşam alanlarına sahip çıkacağı vurgulandı. CHP heyeti, Karadeniz’de doğayı, suyu, yaşam alanlarını ve üretim kültürünü tehdit eden vahşi madencilik politikalarına karşı yurttaşlarla birlikte mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı.

CHP  7 MAYIS’TA SEKÜ’DE Haber

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE CHP heyeti, 7 Mayıs Perşembe günü Giresun’da maden ruhsatları, sondaj girişimleri, ÇED süreçleri, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı başlıklarını gündeme taşıyacak. Heyet, Tirebolu’daki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’nde yurttaşlarla buluşacak. CHP HEYETİ TİREBOLU’DA AÇIKLAMA YAPACAK CHP Genel Başkan Yardımcıları, gölge bakanlar, bölge milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ile il ve ilçe örgütleri, “Maden Ruhsatlarıyla Kuşatılan Karadeniz’de Halkımızın Yanındayız” programı kapsamında 7 Mayıs’ta Giresun’a gelecek. Giresun programı, saat 16.30’da Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde yapılacak geniş katılımlı basın açıklamasıyla başlayacak. Heyet, açıklamanın ardından saat 17.00’de Sekü Köyü’ne hareket edecek. Sekü Köy Meydanı’ndaki halk buluşması saat 17.30’da yapılacak. SEKÜ KÖYÜ’NDE MADEN VE SONDAJ GÜNDEMİ ELE ALINACAK CHP heyeti, Sekü Köyü’nde köylülerin maden arama ve sondaj girişimlerine karşı yürüttüğü yaşam alanı mücadelesini yerinde dinleyecek. Programda Giresun’un geneline yayılan maden ruhsatları, sondaj faaliyetleri, işletme sahaları, kapasite artışı dosyaları, ÇED süreçleri, mahkeme başlıkları, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı birlikte değerlendirilecek. GİRESUN’DA 720 MADEN RUHSATI BULUNUYOR TEMA Vakfı’nın MAPEG’in Temmuz 2022 tarihli IV. Grup maden ruhsat haritaları üzerinden hazırladığı çalışmada Giresun’daki ruhsat yoğunluğu dikkat çekti. Çalışmada Giresun il sınırları içinde 720 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunduğu, çalışma alanının yüzde 85’inin maden ruhsat alanı içinde kaldığı belirtildi. Ruhsatlı alanların yüzde 17’si arama, yüzde 14’ü işletme, yüzde 55’i ihale safhasındaki maden ruhsat alanı olarak sınıflandırıldı. Giresun’daki 16 ilçenin 11’inde IV. Grup madenlere ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. FINDIK, SU, ORMAN VE MERA ALANLARI RİSK BAŞLIĞINDA Giresun’da orman alanlarının yüzde 90’ı, tarım alanlarının yüzde 85’i, meraların yüzde 99’u ve iskân alanlarının yüzde 84’ü IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Bu tablo, maden ruhsatlarının yalnızca dağlık ve yerleşim dışı bölgelerle sınırlı kalmadığını; fındık bahçelerini, köy yerleşimlerini, meraları, orman varlığını ve su kaynaklarını da doğrudan ilgilendirdiğini gösteriyor. KORUNAN ALANLARDA RUHSAT ÇAKIŞMASI YÜZDE 89’A ULAŞTI Giresun’daki korunan alanların yüzde 89’u IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Arkeolojik sit alanları, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ile yaban hayatı geliştirme sahalarında çakışma oranı yüzde 100’e ulaşıyor. Tabiat parklarının yüzde 98’i, gölet ve barajların yüzde 95’i, tohum-meşcere alanlarının ise yüzde 36’sı ruhsat haritası içinde yer alıyor. SEKÜ’DEN DERELİ’YE, DOĞANKENT’TEN ALUCRA’YA MADEN BAŞLIĞI GENİŞLİYOR Tirebolu Sekü Köyü ile Görele Karlıbel Köyü hattı, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan sondaj girişimleri nedeniyle Giresun’daki maden karşıtı mücadelenin öne çıkan noktalarından biri oldu. Dereli hattında Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin kesiştiği bölgede sondaj çalışmaları başladı. Doğankent, Görele ve Tirebolu sınırlarındaki bakır-kurşun-çinko flotasyon tesisi, maden ocakları ve atık depolama kapasite artışı dosyası da Giresun’un maden gündemindeki ana başlıklar arasında yer alıyor. Alucra Demirözü çevresindeki altın-gümüş madeni açık ocak işletmeciliği dosyası ve Şebinkarahisar’da 2021 yılında yaşanan atık barajı olayı da kentte maden faaliyetlerine ilişkin tartışmaları büyüten başlıklar arasında bulunuyor. KARADENİZ PROGRAMI RİZE MİTİNGİYLE TAMAMLANACAK CHP’nin Karadeniz programı Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize illerini kapsıyor. Program 7 Mayıs’ta Ordu Fatsa’da başlayacak, aynı gün Giresun Tirebolu ve Sekü Köyü ile devam edecek. Heyet, 8 Mayıs’ta Trabzon Araklı ve Rize Çayeli programlarını gerçekleştirecek. Program, 9 Mayıs Cumartesi günü Rize’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla yapılacak mitingle tamamlanacak.

SILA ELEVLİ’NİN YER ALDIĞI TEKFINDIK KOOPERATİFİ TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU Haber

SILA ELEVLİ’NİN YER ALDIĞI TEKFINDIK KOOPERATİFİ TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU

SILA ELEVLİ’NİN YER ALDIĞI TEKFINDIK KOOPERATİFİ TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU Giresun Üniversitesi öğrencisi Sıla Elevli’nin yer aldığı Tekfındık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, 19. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü kazandı. Garanti BBVA, Ekonomist Dergisi ve KAGİDER iş birliğiyle düzenlenen 19. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 28 Nisan 2026’da yapılan ödül töreniyle sonuçlandı. Beş kategoride verilen ödüller arasında “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülü Tekfındık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ne verildi. Ödülü kooperatif adına Sıla Elevli aldı. GİRESUN FINDIĞI KADIN EMEĞİYLE ULUSAL SAHNEYE TAŞINDI Tekfındık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nin başarısı, Giresun’da fındık üretimi, kadın emeği, kooperatifçilik ve yerel kalkınma başlıklarını ulusal ölçekte görünür hale getirdi. Giresun Üniversitesi öğrencisi Sıla Elevli, ödül töreninde fındığın katma değerini artırmaya yönelik çalışmaların ve kadın üreticilerin emeğinin görünür kılınmasının önemini vurguladı. Tekfındık, fındık üretiminde geleneksel yarıcılığı dijital ve sürdürülebilir bir modele dönüştürmeyi hedefliyor. Kooperatif; bahçe süreçlerinin yönetimi, verim artırma, raporlama ve hasat gelirinin adil paylaşımı üzerinden yeni nesil bir üretim modeli geliştiriyor. YARIŞMADA BEŞ KATEGORİDE ÖDÜL VERİLDİ Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda bu yıl beş kategoride ödül dağıtıldı. Gurvita kurucusu Bahar Şamhili Tanju “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi”, Bahar Alan Novavera girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, Hülya Tomak Blueit girişimiyle “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi”, İpek Tüysüzoğlu Yugen girişimiyle “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” seçildi. Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi ise “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü aldı. KADIN KOOPERATİFÇİLİĞİ İÇİN GİRESUN MODELİ Tekfındık’ın ödülü, Giresun’da fındığın yalnızca tarımsal ürün olarak değil, kadın emeğiyle güçlenen bir kalkınma alanı olarak değerlendirildiğini gösterdi. Kooperatifin üretim modeli; sürdürülebilir fındık tarımı, izlenebilir üretim, bahçe yönetimi ve kadınların ekonomik hayata katılımı açısından dikkat çekiyor. Giresun Üniversitesi, öğrencisi Sıla Elevli’yi ve Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi’ni tebrik ederek başarının bölgesel kalkınma, kadın girişimciliği ve kooperatifçilik alanlarında örnek bir model oluşturduğunu belirtti.

2025’TE FINDIK REKOLTE TAHMİNLERİ ÇÖKTÜ: RESMİ BANDA EN ÇOK TMO YAKLAŞTI Haber

2025’TE FINDIK REKOLTE TAHMİNLERİ ÇÖKTÜ: RESMİ BANDA EN ÇOK TMO YAKLAŞTI

2025’TE FINDIK REKOLTE TAHMİNLERİ ÇÖKTÜ: RESMİ BANDA EN ÇOK TMO YAKLAŞTI 2025 mahsulünde yıl boyunca açıklanan yüksek rekolte tahminleri sezon sonunda resmi banda oturmadı. Açık erişimde doğrudan doğrulanabilen resmi hat 441 bin ton ile 449 bin 98 ton arasında oluştu. Bu bandın en yakını 453 bin tonla TMO oldu. 2025 mahsulü için en sağlam merkez veri, Tarım ve Orman Bakanlığı TEPGE’nin 2025 Sert Kabuklu Meyveler Ürün Raporu’nda yer alan TÜİK Bitkisel Üretim 2. Tahmini oldu. Bu kayıtta Türkiye’nin 2025 fındık üretimi 441 bin ton görünüyor. Yıl içindeki yüksek tahminler bu bandın belirgin biçimde üstünde kaldı. Açık erişimde görülen geriye dönük sektör kayıtlarında şubat ayındaki ilk tahmin 768 bin 715 ton olarak anıldı. Mallorca’daki INC kongresi için yayımlanan açık haber metinlerinde mayıs tahmini 609 bin ton olarak yer aldı. Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği temmuz sonunda 601 bin 206 tonluk tahmin açıkladı. TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın açıklamasında ise 2025 rekoltesi 453 bin ton olarak verildi. Kasım revizesi de açık erişimdeki geriye dönük sektör kayıtlarında 528 bin 808 ton olarak yer aldı. Aşağıdaki tablo 441 bin tonluk TEPGE/TÜİK merkez verisi esas alınarak hazırlandı. Şubat ve kasım satırları geriye dönük açık kayıtlarla, mayıs satırı kongre haber kaydıyla, temmuz sonu satırı birlik açıklamasıyla, ağustos satırı ise TMO açıklamasıyla kuruldu. 2025 REKOLTE TAHMİN VE TUTARLILIK TABLOSU Dönem Tahmin hattı Tahmin (ton) 441 bine fark Kayıt durumu Şubat 2025 İlk ihracatçı birlikleri tahmini 768.715 +327.715 Geriye dönük açık kayıt 8-10 Mayıs 2025 INC Mallorca kongresinde açıklanan Türkiye tahmini 609.000 +168.000 Doğrudan açık kayıt 29 Temmuz 2025 KFMİB çotanak sayımı 601.206 +160.206 Birlik açıklaması 6-11 Ağustos 2025 TMO / Ahmet Güldal 453.000 +12.000 Resmi kurum açıklaması Kasım 2025 Sezon içi revize tahmin 528.808 +87.808 Geriye dönük açık kayıt Tablo tek başına yeterince açık. Şubat, mayıs ve temmuz aylarında açıklanan yüksek tahminler resmi merkezin çok üstünde kaldı. TMO’NUN 453 BİN TONLUK TAHMİNİ TMO’nun 453 bin tonluk tahmini farkı 12 bin tona indirdi. Ünye Ticaret Borsası tablosundaki 449 bin 98 tonluk açık resmi kayıt esas alındığında da sıralama değişmiyor; TMO tahmini bu kez yalnızca 3 bin 902 ton farkla yine en yakın veri olarak öne çıkıyor. Temmuz ortasında bakanlık koordinasyonlu rekolte çalışmasının 7-14 Temmuz 2025 arasında sahada yapıldığı Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü sayfasında doğrulanıyor. Mayıs ayında Kongreye ilişkin doğrudan açık haber kaydı Türkiye tahminini 609 bin ton olarak veriyor. Bazı daha sonra yayımlanan sektör haberlerinde aynı satır 609 bin 384 ton detayıyla anılıyor. 2026/27 İLK TAHMİNİ AÇIKLAYAN KURUMSAL HAT 2026/27 sezonu için ilk rakam 829 bin 239 ton olarak kamuya “ihracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk tahmini” şeklinde çıktı. Açık erişimdeki haber metninde bu çalışma 12 ilde 79 ilçede, 446 bahçede ve 1.483 dal üzerinde yapılan sayımla ilişkilendirildi. Aynı hatta bu rakamın mayısta Çin’de düzenlenecek 43. INC Dünya Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’nde sunulacağı da yazıldı. Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Hasan Osman Sabır, 6 Mart 2026’daki birlik toplantısında yeni sezonun bereketli geçeceğine ilişkin güçlü emareler gördüklerini açıkladı. Karadeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’nin 23 Mart 2026 tarihli sirküleri de İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği bağlantılı “INC Kongresi Fındık Sektörel Ticaret Heyeti” programını duyurdu. Açık erişimde görülen kurumsal zincir bu nedenle üç halkada okunuyor: ihracatçı birlikleri, KFMİB/KİB kurumsal hattı ve INC kongre zemini. 829 bin 239 tonluk ilk 2026/27 tahmini nihai sonuç gibi okunmamalı… 2025’te ilk yüksek tahmin 768 bin 715 tondan başladı, sezon içi tahminler aşağı indi, TMO hattı 453 bin tona kadar geldi ve resmi merkez 441 bin ton olarak kayda geçti. Geçen yılın seyri, yeni sezondaki ilk rakamların da yaz aylarındaki yeni sayımlar ve resmi üretim tahminleriyle yeniden sınanacağını gösteriyor.

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL Haber

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL VE ÇEVRE ÇAĞRISI Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, il genelinde gündemde olan madencilik faaliyetlerinin su kaynakları, tarım alanları, fındık üretimi ve yaşam alanları üzerinde çok yönlü sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Kent Konseyi, sürecin çevre hakkı, üretim dengesi ve toplumsal katılım ekseninde yürütülmesini istedi. Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, son dönemde kamuoyunun gündeminde yer alan madencilik faaliyetleriyle ilgili açıklamasında, çevre bilinci ve sürdürülebilirlik yaklaşımının bir kez daha hayati önem taşıdığını ortaya koydu. Kent Konseyi, konunun yalnızca belirli alanların kullanımıyla sınırlı olmadığını, su kaynaklarından toprağa, tarımsal üretimden yaşam alanlarına kadar geniş bir etki alanı taşıdığını belirtti. Kent Konseyi, Giresun’da yaşayan, geçimini bu coğrafyadan sağlayan ve geleceğini bu kentte kuran yurttaşlar adına, yaşanan gelişmelerin sağduyuyla ve çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, sahadan elde edilen verilerin, bu tür faaliyetlerin yalnızca belirli bölgeleri değil, su yolları, dere sistemleri ve üretim alanları üzerinden daha geniş bir coğrafyayı etkileyebilecek bir niteliğe sahip olduğunu gösterdiği vurgulandı. FINDIK ÜRETİMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Açıklamada, Giresun’un en önemli ekonomik ve kültürel değerlerinden biri olan fındık üretiminin yalnızca tarımsal bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda bölgenin yaşam biçimi ve temel geçim kaynağını oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle üretim alanlarıyla kesişen tüm süreçlerde daha dikkatli, hassas ve bütüncül bir yaklaşım izlenmesi gerektiği belirtildi. Kent Konseyi, doğada ortaya çıkan etkilerin kısa sürede ortadan kalkmadığını, geçmiş deneyimlerin ve güncel değerlendirmelerin toprakta, suda ve yaşamın tüm unsurlarında uzun vadeli sonuçlar oluşabildiğini açık biçimde gösterdiğini ifade etti. Bu çerçevede doğal varlıkların korunması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve yaşam alanlarının gözetilmesinin ortak sorumluluk olduğu vurgulandı. ÇEVRE HAKKI VURGUSU Açıklamada, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamanın bir tercih değil temel bir hak olduğu da açık biçimde dile getirildi. Bu hakkın toplumun bütün kesimleri için eşit biçimde geçerli olduğu belirtilirken, çevresel karar ve uygulamalarda kamusal yararın esas alınması gerektiğine işaret edildi. İSTİŞARE VE KATILIM ÇAĞRISI Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, sürecin sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için sivil toplum kuruluşlarının, yerel ve idari yöneticilerin, muhtarların ve vatandaşların katılımıyla daha güçlü istişare ortamları kurulmasını istedi. Kent Konseyi, ortak aklın devreye girdiği, toplumsal katılımın güçlendiği ve kamu yararının esas alındığı bir yönetim anlayışının Giresun açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Açıklamanın sonunda, doğayla uyumlu, üretimle dengeli ve insanı merkeze alan bir yaklaşımın mümkün olduğu vurgulandı. Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, kentte daha sürdürülebilir bir geleceğin ancak ortak sorumluluk ve birlikte hareket etme iradesiyle kurulabileceğini bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.