Hava Durumu

#Fındık Üreticisi

Giresun Sonhaber - Fındık Üreticisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fındık Üreticisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIK'DA KASIM AYI BAKIMI: YENİ SEZONUN YOL HARİTASI Haber

FINDIK'DA KASIM AYI BAKIMI: YENİ SEZONUN YOL HARİTASI

FINDIK BAHÇELERİNDE KASIM AYI BAKIMI: ÜRETİCİLER İÇİN YENİ SEZONUN YOL HARİTASI Giresun ve Karadeniz Bölgesi'nde fındık üreticileri için Kasım ayı, gelecek yılın ürününü doğrudan etkileyebilecek önemli bir bakım dönemi. Budamadan toprak analizine, kışlık gübrelemeden kahverengi kokarca mücadelesine kadar yapılacak çalışmalar, bahçelerin sağlıklı gelişmesi ve verim potansiyelinin korunması açısından büyük önem taşıyor. Peki, üreticiler Kasım ayında bahçelerinde hangi işlemleri yapmalı, nelere dikkat etmeli, hangi yanlış uygulamalardan kaçınmalı? İşte geleneksel üretici tecrübesi, bilimsel yetiştiricilik yöntemleri ve tarımsal araştırmalar ışığında hazırlanan kapsamlı fındık bakım rehberi. Giresun'da binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındıkta yeni üretim sezonunun hazırlıkları, hasadın tamamlanmasının ardından devam ediyor. Kasım ayı, fındık ocaklarının dinlenme dönemine geçiş yaptığı, toprak koşullarının değerlendirildiği, hastalık ve zararlılara karşı önleyici tedbirlerin planlandığı önemli bir dönem olarak öne çıkıyor. Fındık yetiştiriciliğinde yalnızca hasat döneminde yapılan çalışmalar değil, yılın diğer aylarındaki doğru bakım uygulamaları da ürün miktarını, kaliteyi ve üretim maliyetlerini etkiliyor. Bu nedenle üreticilerin Kasım ayını yalnızca bahçe temizliği yapılan bir dönem olarak değil, gelecek sezonun üretim planının oluşturulduğu bir hazırlık süreci olarak değerlendirmesi gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Fındık Araştırma Enstitüsünün teknik rehberleri ile uluslararası tarımsal araştırmalar, bahçe bakımında doğru zamanlama, toprak analizi, dengeli besleme ve entegre mücadele yöntemlerinin önemini ortaya koyuyor. 1. KASIM AYINDA İLK İŞ: BAHÇENİN DURUMUNU KONTROL EDİN Üreticilerin Kasım ayında yapması gereken ilk çalışma, bahçelerinin genel durumunu değerlendirmek olmalı. Bahçede kurumuş ve kırılmış dallar, verimden düşen ocaklar, gereğinden fazla gelişen dip sürgünleri, hastalık belirtileri, su birikintileri ve toprak kaybı yaşanan alanlar belirlenmeli. Özellikle eğimli Giresun bahçelerinde yağışların ardından toprağın taşındığı noktalar, köklerin açığa çıktığı bölgeler ve drenaj sorunları dikkatle incelenmeli. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Bahçenizin farklı bölümlerini aynı özellikte kabul etmeyin. Alt kesim, orta kesim ve üst kesimdeki ocakların gelişimini ayrı ayrı gözlemleyin. Her yıl aynı noktalardan fotoğraf çekmek ve verim kayıtları tutmak, sorunlu alanları belirlemenizi kolaylaştırır. 2. FINDIK OCAKLARINDA BUDAMA NASIL YAPILMALI? Kasım ayında yaprak dökümünün ilerlemesiyle birlikte fındık ocaklarında budama çalışmalarına başlanabilir. Ancak budama zamanı, rakıma, hava koşullarına ve bitkinin gelişme durumuna göre belirlenmeli. Budama sırasında öncelikle kurumuş, kırılmış, hastalıklı ve birbirine sürtünen dallar uzaklaştırılmalı. Verimden düşen yaşlı dallar belirlenerek ocağın gençleştirilmesi planlanmalı. Fındıkta amaç yalnızca dal sayısını azaltmak değil, ocak içerisinde ışığın daha dengeli dağılmasını ve hava dolaşımının iyileşmesini sağlamaktır. Geleneksel ocak sisteminde genç ve verimli dalların korunması, yaşlanan dalların ise kontrollü şekilde yenilenmesi önem taşıyor. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Bir ocağı tek seferde aşırı budamak yerine, gerekiyorsa gençleştirmeyi birkaç yıla yayın. Sağlıklı ve gelecek yıl ürün verebilecek dalları gereksiz yere kesmeyin. Budama aletlerini temiz tutun; hastalıklı dallarda kullanılan ekipmanı diğer ocaklara geçmeden önce dezenfekte edin. 3. DİP SÜRGÜNLERİNİ TEMİZLERKEN BU HATAYA DÜŞMEYİN Fındık ocaklarında kök ve dip bölgesinden çıkan sürgünler, kontrol edilmediğinde ana dallarla su ve besin maddeleri bakımından rekabete girebilir. Bu nedenle gereksiz dip sürgünlerinin temizlenmesi, ocak bakımının önemli aşamalarından biridir. Ancak bütün dip sürgünlerini kesmek de doğru bir yöntem değildir. Yaşlı dalların yerine geçebilecek, sağlıklı gelişen ve uygun konumda bulunan genç sürgünlerin korunması gerekir. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Dip sürgünü temizliğine başlamadan önce ocağın hangi dalının ilerleyen yıllarda çıkarılacağını belirleyin. O dalın yerini alabilecek sağlıklı bir sürgünü koruyarak ocağın verim sürekliliğini destekleyin. 4. TOPRAK ANALİZİ YAPTIRMADAN GÜBRE ATMAYIN Fındık üretiminde en sık karşılaşılan yanlış uygulamalardan biri, toprak analizine başvurmadan her yıl aynı gübreyi aynı miktarda kullanmaktır. Oysa aynı köyde, hatta aynı bahçenin farklı bölümlerinde bile toprak özellikleri değişebilir. Toprak analiziyle pH değeri, organik madde düzeyi ve bitki besin elementlerinin durumu belirlenerek daha doğru bir gübreleme programı hazırlanabilir. Kasım ayı, gübreleme programının oluşturulması için toprak örneklemesinin yapılabileceği önemli dönemlerden biridir. Örnekler, bahçeyi temsil eden farklı noktalardan ve uygun derinliklerden alınmalı; birbirinden belirgin biçimde farklı toprak özelliklerine sahip alanlar ayrı değerlendirilmelidir. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Gübre yığılmış alanlardan, yol kenarlarından, ocakların hemen dibindeki olağan dışı noktalardan veya yeni gübre uygulanmış yerlerden örnek almayın. Yanlış alınan toprak örneği, yanlış gübreleme tavsiyesine yol açabilir. 5. KASIM AYINDA HANGİ GÜBRELER KULLANILMALI? Fındıkta fosfor ve potasyumlu gübreler, ihtiyaç bulunması halinde sonbahar ve kış döneminde uygulanabilen besin kaynakları arasında yer alıyor. Fosfor, kök gelişimi ve bitkinin enerji metabolizması açısından; potasyum ise su dengesi, fizyolojik işlevler ve ürün kalitesi bakımından önem taşıyor. Ancak fosfor ve potasyum ihtiyacı, her bahçede aynı düzeyde değildir. Toprakta yeterli miktarda bulunan bir besin elementinin gereksiz uygulanması maliyeti artırabilir ve besin dengesini olumsuz etkileyebilir. Azotlu gübrelerin esas uygulama dönemleri ise ilkbahardaki gelişme süreciyle ilişkilidir. Kasım ayında alışkanlıkla yüksek miktarda azot verilmesi doğru bir yaklaşım değildir. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Komşunuzun kullandığı gübre miktarını kendi bahçenize doğrudan uygulamayın. Gübreyi yalnızca fiyatına göre değil, analiz sonucunda belirlenen ihtiyaca ve içerdiği besin maddelerine göre seçin. 6. FINDIK BAHÇELERİNDE KİREÇLEME NEDEN ÖNEMLİ? Karadeniz Bölgesi'nin yüksek yağış alan bazı topraklarında asitlik sorunu görülebiliyor. Toprak pH değerinin uygun aralıkta olmaması, bazı besin elementlerinin bitki tarafından alınmasını sınırlandırabiliyor. Bu nedenle toprak analizi sonucunda ihtiyaç belirlenen bahçelerde tarımsal kireçleme yapılması gerekebilir. Sonbahar ve kış dönemi, uygun koşullarda kireçleme çalışmalarının planlanabileceği zaman dilimleri arasında bulunuyor. Ancak kireç miktarı, toprağın pH değeri, bünyesi ve diğer analiz sonuçlarına göre belirlenmeli. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Toprak asitliğini ölçmeden kireç kullanmayın. Gereğinden fazla kireç, bazı mikro besin elementlerinin alınmasını zorlaştırabilir. Kireci gelişigüzel yığınlar halinde bırakmak yerine uzman tarafından önerilen alana ve yönteme göre uygulayın. 7. ORGANİK GÜBRE VE FINDIK ZURUFUNU DEĞERLENDİRİN Fındık bahçelerinde toprağın organik madde bakımından zenginleştirilmesi, uzun vadeli verimlilik açısından önemli. İyi yanmış çiftlik gübresi, uygun şekilde hazırlanmış kompost ve bitkisel artıklar, toprağın fiziksel yapısını ve biyolojik faaliyetlerini destekleyebilir. Ancak Giresun gibi yağışlı bölgelerde organik gübrenin uygulama zamanı önem taşıyor. Fındık Araştırma Enstitüsü, yoğun sonbahar yağışlarının besin kaybına neden olabileceğini belirterek yanmış çiftlik gübresinin ilkbaharda, bitki uyanmadan önce uygulanmasının yararlarına dikkat çekiyor. Bu nedenle Kasım ayında organik gübreyi hazırlamak, olgunluğunu kontrol etmek ve uygulama programını belirlemek uygun bir çalışma olabilir. Fındık zurufları da kontrollü kompostlaştırma yöntemiyle değerlendirilebilir. Ancak hastalık ve zararlı taşıyan materyaller gelişigüzel bahçeye dağıtılmamalıdır. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Taze hayvan gübresini doğrudan fındık köklerinin çevresine yığmayın. Yanmış gübre kullanın ve özellikle yoğun yağış alan bahçelerde uygulama zamanını ziraat mühendisiyle belirleyin. 8. KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI KIŞLAK MÜCADELESİNİ İHMAL ETMEYİN Fındık üretiminde önemli ekonomik kayıplara neden olabilen kahverengi kokarca, sonbaharda sıcaklıkların düşmesiyle birlikte kışlayabileceği korunaklı alanlara yöneliyor. Evlerin çatı araları, depolar, odunluklar, ahırlar ve kullanılmayan yapılar bu zararlının saklanabildiği yerler arasında bulunuyor. Kasım ayında üreticilerin bahçe çevresindeki bu alanları kontrol etmeleri ve tespit edilen zararlıları güvenli mekanik yöntemlerle toplamaları önem taşıyor. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Kışlaklarda toplanan kahverengi kokarcaları canlı olarak başka alanlara bırakmayın. Kapalı yaşam alanlarında gelişigüzel tarım ilacı kullanmayın. Mücadele yöntemleri konusunda il ve ilçe tarım müdürlüklerinin güncel yönlendirmelerini esas alın. 9. HASTALIKLI DALLAR VE YAPRAKLAR BAHÇEDE BIRAKILMAMALI Kasım ayındaki budama ve temizlik çalışmalarında yalnızca bahçenin görünümünü düzeltmek değil, hastalık kaynaklarını azaltmak da hedeflenmeli. Fındık Araştırma Enstitüsünün Kasım ayı teknik takviminde özellikle dalkıran zararı ve bakteriyel yanıklık belirtileri bulunan dalların kontrol edilmesi, hastalıklı yaprakların uzaklaştırılması ve kozalak akarlarının oluşturduğu anormal tomurcukların toplanması öneriliyor. Bakteriyel yanıklık şüphesi bulunan bahçelerde hastalığın doğru teşhis edilmesi gerekiyor. Kimyasal mücadeleye ihtiyaç olup olmadığı, uygulama zamanı ve kullanılabilecek ruhsatlı ürünler teknik değerlendirmeyle belirlenmeli. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Her dal kurumasını aynı hastalığa bağlamayın. Dalkıran, bakteriyel hastalıklar, kök sorunları ve çevresel stres farklı nedenlerle benzer belirtiler oluşturabilir. Şüpheli dal örneklerini ilçe tarım müdürlüğüne veya yetkili uzmana gösterin. 10. EĞİMLİ BAHÇELERDE TOPRAĞI KORUYUN Giresun'un engebeli arazilerinde kurulu fındık bahçelerinde toprak kaybı, uzun vadeli üretim açısından ciddi bir risk. Özellikle şiddetli yağışlardan sonra yüzey akışıyla verimli üst toprak taşınabiliyor. Bu durum organik madde ve besin elementi kaybına neden olabiliyor. Kasım ayında mevcut su tahliye kanalları kontrol edilmeli, suyun ocak diplerinde birikmesine yol açan sorunlar belirlenmeli. Gereksiz derin toprak işlemesinden kaçınılmalı. Toprağın tamamen çıplak bırakılması yerine uygun bitki örtüsü ve organik malç uygulamaları değerlendirilmelidir. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Eğimli bahçelerde yağmur suyunu kontrolsüz biçimde tek noktaya yönlendirmeyin. Erozyonu artırabilecek derin kanallar açmadan önce arazinin su akışını değerlendirin. Köklerin zarar görmemesine dikkat edin. 11. MODERN FINDIK TARIMINDA KAYIT TUTMA DÖNEMİ Geleneksel fındık üretiminde yılların tecrübesi büyük önem taşıyor. Ancak modern tarım uygulamaları, bu tecrübenin ölçülebilir bilgilerle desteklenmesini öneriyor. Üreticiler bahçelerinde yapılan budama, gübreleme, ilaçlama, toprak analizi ve hasat işlemlerini kayıt altına alabilir. Bu kayıtlar sayesinde gelecek yıllarda hangi uygulamaların daha iyi sonuç verdiği ve hangi harcamaların gereksiz olduğu değerlendirilebilir. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Basit bir defter veya telefon uygulamasında bahçenin parselini, işlem tarihini, kullanılan gübreyi, miktarını, işçilik maliyetini ve hasat sonucunu kaydedin. Birkaç yıllık kayıt, verim değişimlerini anlamak açısından önemli bir kaynak oluşturur. 12. ULUSLARARASI FINDIK YETİŞTİRİCİLİĞİNDEN ALINABİLECEK DERSLER Türkiye'nin yanı sıra İtalya, ABD ve diğer fındık üreticisi ülkelerde de bahçe verimliliği, hastalık yönetimi ve üretim maliyetleri üzerine çalışmalar yürütülüyor. Uluslararası modern yetiştiricilikte öne çıkan temel yaklaşım, tek bir uygulamaya bağlı kalmak yerine bahçeyi bütün olarak yönetmek. Düzenli gözlem, toprak sağlığının korunması, uygun budama, dengeli bitki besleme ve entegre zararlı yönetimi bu yaklaşımın başlıca unsurları. Bununla birlikte başka ülkelerde kullanılan çeşitler, dikim sistemleri, gübreleme programları ve zirai ilaçlar doğrudan Giresun koşullarına uyarlanamaz. ÜRETİCİYE PÜF NOKTASI: Modern tarım, mutlaka pahalı makine veya yüksek miktarda kimyasal girdi kullanmak anlamına gelmez. Toprak analizi yaptırmak, düzenli kayıt tutmak ve gereksiz uygulamaları azaltmak da modern tarımın önemli parçalarıdır. 13. KASIM AYI FINDIK BAHÇESİ BAKIM TAKVİMİ Dönem Yapılması önerilen çalışmalar 1–10 Kasım Bahçe kontrolü, toprak örneklemesi, hastalık ve zararlı gözlemi 10–20 Kasım Yaprak dökümüne göre budama, dip sürgünü temizliği, kışlak kontrolü 20–30 Kasım Analiz sonucuna göre kireçleme ve uygun gübreleme, drenaj kontrolü Kasım boyunca Kahverengi kokarca mücadelesi, erozyon önlemleri ve bakım kayıtları Bu takvim kesin uygulama tarihleri değil, üreticilerin hava ve bahçe koşullarına göre uyarlayabileceği genel bir çalışma planıdır. 14. FINDIK ÜRETİCİLERİNE 10 ÖNEMLİ HATIRLATMA Toprak analizi olmadan gübre ve kireç miktarı belirlemeyin. Budamada sağlıklı ve verimli dalları koruyun. Dip sürgünlerinin tamamını değil, gereksiz olanları temizleyin. Hastalıklı dalları ve bulaşık bitki artıklarını uygun şekilde uzaklaştırın. Kahverengi kokarcanın kışlayabileceği alanları kontrol edin. Taze çiftlik gübresini doğrudan kök bölgesine uygulamayın. Kireç ve fosforlu gübreyi aynı anda, aynı uygulama noktasına vermeyin. Eğimli bahçelerde köklere zarar verecek derin toprak işlemesinden kaçının. Her yıl yapılan bakım işlemlerini ve hasat miktarını kaydedin. Hastalık ve zararlılarla mücadelede yetkili tarım kuruluşlarından teknik destek alın. 15. TARIM MÜDÜRLÜKLERİNİN TEKNİK DESTEĞİNDEN YARARLANIN Giresun İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri ile Fındık Araştırma Enstitüsü, üreticilerin teknik bilgiye ulaşabileceği başlıca resmî kuruluşlar arasında yer alıyor. Fındık Araştırma Enstitüsünün çiftçi eğitim yayınlarında budama, toprak ve yaprak örneklemesi, gübreleme, hastalıklar ve zararlılarla mücadele konularına yönelik ayrı rehberler bulunuyor. Üreticilerin özellikle toprak analizi, kireçleme ihtiyacı, hastalık teşhisi, gübre miktarı ve ruhsatlı bitki koruma ürünleri konusunda bu kuruluşların güncel tavsiyelerinden yararlanması gerekiyor. FINDIKTA GELECEK YILIN VERİMİ İÇİN BUGÜNDEN HAZIRLIK YAPILMALI Fındık tarımında başarılı bir üretim sezonu, yalnızca hasat zamanındaki çalışmalara bağlı değil. Sonbaharda yapılan doğru bakım, toprağın korunması, hastalık ve zararlıların takip edilmesi ve dengeli bitki besleme, gelecek yılın üretim potansiyelini destekliyor. Giresun'da fındık üreticilerinin geleneksel yetiştiricilik bilgisini bilimsel yöntemlerle birleştirmesi, hem ürün kalitesinin korunması hem de üretim maliyetlerinin daha bilinçli yönetilmesi açısından önem taşıyor. Kasım ayında yapılacak her işlemin bahçenin gerçek ihtiyacına göre planlanması, gereksiz masraflardan kaçınılması ve teknik destek alınması, sürdürülebilir fındık üretiminin temelini oluşturuyor. Unutulmamalı: Fındıkta verim yalnızca gübre miktarıyla değil; sağlıklı toprak, doğru budama, dengeli besleme ve yıl boyunca sürdürülen bilinçli bahçe yönetimiyle şekilleniyor. . KAYNAK VE YAYIN NOTU — 6 KASIM 2026: Haber; Tarım ve Orman Bakanlığı Fındık Araştırma Enstitüsünün Kasım ayı bakım takvimi, fındık yetiştirme tekniği ve çiftçi eğitim yayınları temel alınarak hazırlanmıştır. Metin, herhangi bir kurumun bugün yayımladığı yeni bir açıklama veya doğrudan resmî duyuru değildir. Giresun Sonhaber arşivinde aynı konunun daha önce yayımlanıp yayımlanmadığı kesinleştirilemediğinden tekrar kontrolü yayın öncesinde tamamlanmalıdır. Başlıca resmî kaynaklar: Kasım ayı teknik takvimi, Fındık yetiştirme tekniği ve Fındık üreticisi eğitim yayınları.

FINDIKTA ÜRETİCİYE AĞIR DARBE: 165 TL/KG Haber

FINDIKTA ÜRETİCİYE AĞIR DARBE: 165 TL/KG

FINDIKTA ÜRETİCİYE AĞIR DARBE: 165 TL/KG Giresun'da 50 randıman fındık serbest piyasada 165 TL'ye kadar geriledi. TMO'nun 255 TL'lik alım fiyatıyla makas 90 TL'ye çıktı. Üretim maliyetini bile karşılayamayan fiyatlar, Karadeniz'in sarı altınında krizi derinleştiriyor. GİRESUN – 5 KASIM 2026 Giresun'da fındık üreticisinin bekleyişi yerini büyük bir ekonomik kaygıya bıraktı. Sezon başında yüksek fiyat umuduyla bahçesine giren üretici, bugün kilogramı 165 TL'ye kadar gerileyen serbest piyasa fiyatıyla karşı karşıya. Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL'lik alım fiyatı ile serbest piyasa arasındaki fark 90 TL'ye ulaştı. Gübre, ilaç, işçilik, hasat ve taşıma giderleri artarken ürün fiyatlarının gerilemesi, üreticinin kazancını eritiyor. Ortaya çıkan tablo, Giresun'un en önemli tarımsal ürününü yeniden tartışmanın merkezine taşıdı: Fındığı, üreticiyi ve Karadeniz'in sarı altınını kim koruyacak? 255 TL'LİK FINDIK 165 TL'YE GERİLEDİ! Tarım ve Orman Bakanlığının 6 Ağustos 2026'da duyurduğu TMO alım fiyatları, yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre Giresun kalite için 255 TL, Levant kalite için 250 TL olarak belirlendi. Alımlar 24 Ağustos'ta başladı. Ancak kamu alım fiyatı ile serbest piyasa arasındaki fark sezon ilerledikçe büyüdü. Giresun'da bugün bildirilen 165 TL'lik serbest piyasa fiyatı esas alındığında, TMO'nun Giresun kalite alım fiyatıyla aradaki fark yüzde 35,3'e ulaşıyor. Bu fark, bir ton fındıkta tam 90 bin TL ediyor. SEZON BAŞINDA UMUT, KASIM AYINDA HAYAL KIRIKLIĞI! 2026 fındık sezonunda fiyatlar üreticinin beklentilerini karşılayamadı. Eylül sonunda Giresun kalite fındık için serbest piyasada 190-200 TL bandında fiyatlar bildirilirken, 21 Ekim'de fiyatlar 170-175 TL seviyelerine geriledi. 23 Ekim'de Giresun merkezde 165-170 TL aralığı da yerel basına yansıdı. 5 Kasım itibarıyla bildirilen 165 TL'lik fiyat, piyasadaki düşük seyrin devam ettiğini gösteriyor. TMO'nun sezon başında açıkladığı alım fiyatı değişmezken, serbest piyasada üreticinin karşılaştığı rakamlar kamu alım fiyatının oldukça altında kaldı. FİSKOBİRLİK ÜRETİCİNİN YARASINA MERHEM OLABİLDİ Mİ? Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (FİSKOBİRLİK), sezon başında üreticiye alternatif bir alım kanalı olarak piyasaya girdi. Eylül ayında yayımlanan fiyat bilgilerine göre Giresun kalite tombul fındıkta ortak üreticilere 210 TL, ortak olmayanlara 205 TL; Levant kalitede ise ortaklara 195 TL, ortak olmayanlara 185 TL alım fiyatı bildirildi. Randıman, coğrafi işaret ve nakliye destekleri de duyuruldu. Ancak bu fiyatlar da TMO'nun 255 TL'lik Giresun kalite alım fiyatının altında kaldı. FİSKOBİRLİK'in 5 Kasım itibarıyla geçerli güncel fiyat tarifesi ve sezon boyunca satın aldığı toplam fındık miktarı için ayrıca kurum teyidi gerekiyor. MALİYET 233 TL, SATIŞ 165 TL: ÜRETİCİ NASIL AYAKTA KALACAK? Fındık üreticisinin karşı karşıya bulunduğu en önemli sorunlardan biri de üretim maliyeti. Giresun Sonhaber'in 21 Ekim tarihli araştırmasında kullanılan örnek üretim hesabında kilogram maliyeti 233,33 TL olarak hesaplandı. Bugünkü 165 TL'lik serbest piyasa fiyatı bu maliyetle karşılaştırıldığında kilogram başına 68,33 TL açık oluşuyor. Bir ton fındıkta bu fark 68 bin 330 TL'ye ulaşıyor. Bu hesap, bütün üreticiler için geçerli kesin zarar tutarı değil. Bahçenin verimi, işçilik yöntemi, arazi yapısı ve girdi giderleri maliyeti değiştiriyor. Ancak rakamlar, özellikle düşük verim alınan ve ücretli işçilik kullanılan bahçelerde üretim ekonomisinin ne kadar zorlandığını ortaya koyuyor. TMO ALIM YAPIYOR, AMA FİYAT MAKASI KAPANMIYOR! TMO, 2026 sezonunda fındık alımlarını sürdürürken üreticilere ürün bedeli ödemeleri de gerçekleştiriyor. Kurumun son açıklamasına göre 8-14 Ekim tarihleri arasında teslim edilen fındıklar için 4 milyar 925 milyon TL üreticilerin banka hesaplarına aktarıldı. Buna karşın serbest piyasa fiyatının TMO seviyesinin çok altında kalması, kamu alımlarının piyasa üzerindeki etkisini yeniden gündeme getiriyor. Üreticinin ürününü neden daha düşük fiyatla serbest piyasaya sattığı; randevu ve teslim koşulları, nakit ihtiyacı, depolama imkânları ve ürün kabul şartları çerçevesinde araştırılması gereken temel konular arasında bulunuyor. FINDIK VAR, EMEK VAR; PEKİ KAZANÇ NEREDE? Giresun ekonomisinin temel dayanaklarından biri olan fındıkta üretici, bir yandan üretim giderleriyle diğer yandan piyasa fiyatlarıyla mücadele ediyor. Gübreleme, budama, hastalık ve zararlı mücadelesi, ot temizliği, hasat, kurutma ve nakliye gibi işlemler üreticinin yıl boyunca katlandığı giderleri oluşturuyor. Kahverengi kokarca tehdidi ve iklim koşullarına bağlı verim kayıpları da üretim riskini artırıyor. Fındık yalnızca hasat döneminde gelir sağlayan bir ürün değil. Bahçelerin bakımından ticarete, nakliyeden işçiliğe kadar geniş bir ekonomik faaliyeti ayakta tutuyor. Bu nedenle üreticinin gelir kaybı, bölgedeki diğer ekonomik faaliyetleri de etkileyebilecek bir sorun olarak öne çıkıyor. KARADENİZ'İN SARI ALTININI KİM KORUYACAK? Giresun'da bugün asıl tartışma yalnızca fındığın kilogram fiyatı değil, üreticinin emeğinin hangi mekanizmayla korunacağı. TMO'nun açıkladığı alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki 90 TL'lik fark, önemli soruları beraberinde getiriyor. Kamu alım fiyatı serbest piyasaya neden yeterince yansımıyor? FİSKOBİRLİK'in piyasa üzerindeki etkisi neden sınırlı kalıyor? Üretim maliyetleri yükselirken üreticinin gelirini koruyacak hangi önlemler uygulanacak? Küçük üreticinin finansman ve depolama sorunları nasıl çözülecek? Giresun fındığının kalitesini ve üreticinin kazancını birlikte koruyacak kalıcı bir piyasa düzeni kurulabilecek mi? Fındığın geleceği açısından bu soruların yanıtı yalnızca bir sezonun fiyatını değil, gelecek yıllardaki üretim kararlarını da etkileyecek. ÜRETİCİYİ KORUMAYAN BİR PİYASADA FINDIĞIN GELECEĞİ NE OLACAK? Giresun serbest piyasasında 50 randıman fındık için bildirilen 165 TL'lik fiyat, sezon başındaki beklentilerle bugünkü tablo arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. TMO'nun 255 TL'lik alım fiyatı, FİSKOBİRLİK'in sezon içerisinde duyurulan fiyatları ve artan üretim maliyetleri birlikte değerlendirildiğinde, üreticinin satış kanalına bağlı olarak çok farklı gelirlerle karşı karşıya kaldığı görülüyor. Karadeniz'in sarı altını fındık, üreticisi emeğinin karşılığını alamadığı sürece gerçek değerine ulaşabilecek mi? KAYNAKLAR: Tarım ve Orman Bakanlığı 6 Ağustos 2026 TMO fiyat açıklaması; TMO ürün bedeli ödeme duyuruları; FİSKOBİRLİK alımlarına ilişkin 2026 yerel basın açıklamaları; Giresun Sonhaber 25 Ağustos, 30 Eylül ve 21 Ekim 2026 tarihli arşiv haberleri; 5 Kasım 2026 Giresun serbest piyasa fiyat bildirimi.

FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA Haber

FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA

36s FINDIKTA ÜRETİCİ MAKASTA: SATIŞ FİYATI MALİYETİ KARŞILAMIYOR! Serbest piyasada 175 TL, FİSKOBİRLİK’te 190 TL, TMO’da 255 TL! Giresun'da fındık üreticisi 2026 sezonunda da aradığını bulamadı. Kahverengi kokarca, değişen iklim koşulları, düşük verim ve artan maliyetler üreticinin kazancını eritti. Kilogram maliyetinin 233,33 TL'ye ulaştığı örnek üretim koşullarında serbest piyasadaki 175 TL'lik fiyat giderleri bile karşılamıyor. Alım kanalları arasındaki fark ise bir ton fındıkta 80 bin TL'ye çıkıyor. FINDIKTA FİYAT VAR, KAZANÇ YOK! Giresun'da 2026 fındık sezonu, üretimden pazarlamaya kadar yaşanan sorunlarla geride kalırken, fiyatlardaki gerileme üreticinin ekonomik sıkıntılarını daha da artırdı. 20 Ekim tarihli yerel piyasa haberlerinde Giresun merkezde alım fiyatlarının 170–175 TL bandına kadar gerilediği bildirildi. FİSKOBİRLİK'e ürün teslim etmek isteyen ortak üreticilerin 21 Ekim'de aktardığı Giresun kalite fiyatı ise 190 TL. TMO'nun 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı resmî fiyat 255 TL. Böylece bildirilen 175 TL'lik serbest piyasa alım fiyatıyla TMO arasında kilogram başına 80 TL, bir ton üründe 80 bin TL fark oluşuyor. Ancak kalite, randıman, ödeme ve teslim koşulları dikkate alınmadan bu farkın her üretici için aynı olacağı söylenemiyor. 100 KİLOGRAM FINDIKTA 5.833 TL GİDER AÇIĞI Giresun Sonhaber'in 19 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı maliyet araştırmasında, bütün bakım ve hasat işlerinin dışarıdan yaptırıldığı, dekardan 100 kilogram ürün alınan örnek bahçede kilogram başına doğrudan nakit maliyet 233,33 TL hesaplandı. Bu hesaba göre üretici, 100 kilogram fındığını 175 TL'den sattığında 17 bin 500 TL gelir elde ediyor. Buna karşılık 23 bin 333 TL'lik üretim giderinin 5 bin 833 TL'sini karşılayamıyor. Aynı ürün TMO'ya 255 TL'den satılabildiğinde ise doğrudan giderlerin ardından 2 bin 167 TL kalıyor. Üreticinin kendi emeği, arazi ve sermaye maliyetleri de düşünüldüğünde bu tutar net kâr anlamına gelmiyor. VERİM DÜŞÜYOR, MALİYET KATLANIYOR Giresun'da yaşlanan fındık bahçeleri, miras yoluyla parçalanan araziler ve yüksek eğimli alanlarda artan işçilik giderleri, üreticinin en önemli yapısal sorunları arasında bulunuyor. Aynı maliyet araştırmasında dekardan 80 kilogram verim alınması durumunda kilogram maliyeti 287,16 TL'ye yükseliyor. Düz ve mekanizasyona uygun arazilerle Giresun'un eğimli, küçük ve parçalı bahçelerinde üretim yapmanın maliyeti aynı değil. Buna rağmen alım fiyatları belirlenirken aynı kalite ve randımandaki ürünün üretildiği arazinin maliyet farklılığı doğrudan dikkate alınmıyor. Üstelik kahverengi kokarcayla mücadele, değişken iklim koşulları ve yaşlanan bahçelerin yenilenme ihtiyacı üreticinin üzerindeki ekonomik baskıyı artırıyor. FİYAT MAKASI NEDEN KAPANMIYOR? Fındıkta serbest piyasa, FİSKOBİRLİK ve TMO arasında oluşan fiyat farkı, üreticinin pazarlama gücünü yeniden tartışmaya açıyor. Üreticinin örgütlü gücünü temsil eden kooperatiflerin piyasa içindeki konumu, yerel alıcıların fiyat oluşumundaki rolü ve lisanslı depoculuk imkânlarının küçük üreticilere ne ölçüde ulaştığı önem kazanıyor. Fiyatların farklı olması tek başına hukuka aykırı bir durumun göstergesi değil. Ancak üreticinin aynı sezon içinde bu kadar farklı alım teklifleriyle karşılaşması, fiyat oluşumunun ve satış koşullarının daha şeffaf biçimde açıklanmasını gerekli kılıyor. ÜRETİCİ GELECEK YIL BAHÇESİNE HANGİ PARAYLA BAKACAK? Fındık üreticisi bugün iki yönlü ekonomik baskıyla karşı karşıya. Bir tarafta üretim maliyetiyle satış fiyatı arasındaki açık, diğer tarafta alım kanalları arasında büyüyen fiyat farkı bulunuyor. Üretici, fındığını satarak yalnızca geçmiş yılın masraflarını karşılamıyor. Gelecek yılın gübresini, ilacını, işçiliğini ve bahçe bakımını da bu gelirle finanse etmek zorunda. 2026 sezonunda ortaya çıkan tablo, fındıkta asıl sorunun yalnızca satış fiyatı olmadığını gösteriyor. Üretimin sürdürülebilirliği de giderek önem kazanıyor. Üretici bir yıllık emeğinin karşılığını alamaz, maliyetini karşılayamaz ve bahçesini yenileyemezse, gelecek yıl üretime nasıl devam edecek?

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİ KAZANMAZSA GİRESUN’DA ÇARK DÖNMEZ” Haber

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİ KAZANMAZSA GİRESUN’DA ÇARK DÖNMEZ”

GEZMİŞ: “FINDIK ÜRETİCİSİ KAZANMAZSA GİRESUN’DA ÇARK DÖNMEZ” YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, partisinin iki günlük Giresun saha çalışmasının ardından ekonomi ve fındık üzerinden dikkat çeken mesajlar verdi. Gezmiş, “Üreticinin cebine para girmiyorsa esnaf da kazanamıyor. Giresun’un sorunlarını masa başından değil, sahada dinliyoruz” dedi. YENİ Parti’nin Giresun’daki saha programında ekonomi, hayat pahalılığı ve fındık üreticisinin yaşadığı sorunlar öne çıktı. Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş; Samsun Milletvekili Murat Çan, Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, İl Başkanı Gökhan Şenyürek ve parti yöneticileriyle birlikte kent merkezi, Bulancak ve Piraziz’de çeşitli temaslarda bulundu. Heyetin Giresun’daki iki günlük programı ve milletvekillerinin saha çalışmalarına katılımı güncel kaynaklarda da yer aldı. � BHA +1 “ESNAFIN SİFTAHI YOK, VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ DÜŞÜYOR” Gezmiş, saha ziyaretlerinde kendilerine en fazla ekonomik sıkıntıların aktarıldığını belirterek esnafın artan maliyetlerden ve satışların azalmasından, vatandaşların ise alım gücündeki düşüşten yakındığını söyledi. Gezmiş şu ifadeleri kullandı: “Çarşıda da pazarda da aynı sözü duyuyoruz: İş yok, satış yok, alım gücü yok. Üreticinin cebine girmeyen para esnafa, pazara ve şehrin ekonomisine dönmüyor. Fındık üreticisi kaybederse Giresun kaybediyor.” “FINDIK SADECE ÜRETİCİNİN MESELESİ DEĞİL” İki günlük programın önemli gündemlerinden birini de fındık oluşturdu. Gezmiş, üreticilerin maliyetler ve ürün fiyatlarına ilişkin taleplerini dinlediklerini belirterek fındığın kent ekonomisindeki yerine dikkat çekti. Gezmiş: “Fındık yalnızca bir tarım ürünü değildir. Bu şehrin ekmeğidir, esnafın siftahıdır, öğrencinin okul masrafıdır, ailenin geçimidir. Üreticinin alın terinin karşılığını alamadığı bir düzende Giresun ekonomisinin güçlenmesini bekleyemeyiz.” dedi. Gezmiş’in son haftalarda fındık fiyatları ve üretim maliyetleri konusunda da açıklamalar yaptığı görülüyor. � Haberler EĞİTİM ÇALIŞANLARININ TALEPLERİNİ DİNLEDİLER Program kapsamında eğitim sendikaları ve çeşitli meslek kuruluşlarıyla da görüşen heyetin, öğretmen ve eğitim çalışanlarının çalışma koşulları ile özlük haklarına ilişkin talepleri dinlediği belirtildi. Gezmiş, saha çalışmasında kendilerine aktarılan sorunların Meclis gündemine taşınacağını ifade etti. “KARADENİZ’İ ADIM ADIM GEZİYORUZ” Giresun programının bölgesel saha çalışmalarının bir ayağı olduğunu belirten Gezmiş, Samsun’un ardından Giresun’da temaslarda bulunduklarını, çalışmaların Rize’de devam edeceğini söyledi. Gezmiş: “Bizim için siyaset masa başında değil, sahada yapılır. Üreticinin tarlasında, esnafın dükkânında, vatandaşın sofrasında yaşanan sıkıntıyı görmeden çözüm üretemezsiniz.” ifadelerini kullandı.

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO Haber

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO İLE “HEMEN SATMA” ZORUNLULUĞU AZALIYOR Giresun’da 2026 fındık hasadı sona yaklaşırken üreticinin en kritik sorusu artık “ürünü kime, ne zaman ve hangi şartlarla satacağım?” oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2026 alım sistemi, doğrudan alımın yanında lisanslı depoculuk ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) mekanizmasını da öne çıkarıyor. Sistem, üreticiye fındığını lisanslı depoya teslim edip kalitesini tescil ettirme, ürününü ELÜS’e dönüştürme ve isterse TMO’ya satma imkânı sunuyor. Böylece üretici için hasat sonrası tek seçenek ürünü hemen piyasaya indirmek olmaktan çıkıyor. Giresun’da fındık üreticisi hasadın sonuna gelirken artık bahçeden çok pazarı konuşuyor. Ürün miktarı, randıman, kalite, serbest piyasa fiyatı ve nakit ihtiyacı üreticinin kararını doğrudan etkilerken, TMO’nun lisanslı depo üzerinden geliştirdiği satış modeli bu sezon daha fazla önem kazanıyor. TMO’nun yayımladığı 2026 alım esaslarına göre üretici, ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı çerçevesinde ürününü doğrudan TMO’ya satabileceği gibi, anlaşmalı lisanslı depoya teslim ederek ELÜS sistemi üzerinden de değerlendirebiliyor. TMO, alımlarını ÇKS’ye kayıtlı üreticiler ile üreticilerin ortağı olduğu kooperatif ve birliklerden gerçekleştiriyor. LİSANSLI DEPO NEDEN ÖNEMLİ? Lisanslı depo sisteminin en önemli tarafı, üreticinin fındığını depoya teslim ettiği anda mutlaka satış yapmak zorunda olmaması. Ürün lisanslı depoda yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz ediliyor, tartılıyor ve kalite sınıfı belirleniyor. Ardından ürün elektronik olarak kayıt altına alınıyor. Üretici isterse ürününü ELÜS olarak depoda tutabiliyor, isterse TMO’ya satış işlemini başlatabiliyor. Bu yönüyle sistem, üreticiye yalnızca fiziksel depolama değil, aynı zamanda zamanlama seçeneği sağlıyor. Özellikle hasat sonrası piyasaya aynı anda yoğun ürün girişinin yaşandığı dönemlerde, lisanslı depo üreticinin “ürünü hemen satmak zorundayım” baskısını azaltabilecek bir araç olarak öne çıkıyor. TMO’YA LİSANSLI DEPO ÜZERİNDEN SATIŞ NASIL YAPILIYOR? Üretici önce TMO Ürün Alım Randevu Sistemi üzerinden randevu alıyor. Randevu alınan tarihte fındık, TMO ile anlaşmalı lisanslı depoya getiriliyor. Burada ürün, Ticaret Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sınıflandırıcı tarafından analiz edilerek kalite ve miktarı belirleniyor. Ardından üreticiye, ürünü TMO’ya satmak mı yoksa ELÜS olarak lisanslı depoda tutmak mı istediği soruluyor. Üretici TMO’ya satış kararı verirse, ÇKS kapsamında satabileceği miktar için satış işlemi başlatılıyor. Üreticinin cep telefonuna gelen onay kodunun lisanslı depo yetkilisine iletilmesinin ardından ELÜS satış emri TMO’ya gönderiliyor. TMO’nun kontrolünün ardından emir Türkiye Ürün İhtisas Borsası’na, ardından Takasbank’a aktarılıyor. Takas tamamlandığında ürün bedeli üreticinin hesabına, ürün ise TMO hesabına geçiyor. ELÜS SİSTEMİ ÜRETİCİYE NE SAĞLIYOR? ELÜS, fiziksel olarak lisanslı depoda bulunan ürünün elektronik ortamda temsil edilmesini sağlıyor. Bu sistem sayesinde üretici, fındığını lisanslı depoya koyduktan sonra ürününü fiziksel olarak tekrar taşıyıp yeniden satmak zorunda kalmadan elektronik sistem üzerinden işlem yapabiliyor. Bu yapı; ürünün kalite sınıfının kayıt altına alınması, ticaretin standartlaşması ve ürünün elektronik ortamda devredilebilmesi açısından önemli. Ancak sisteme girecek üreticinin bazı ön hazırlıkları tamamlaması gerekiyor. TMO’nun bilgilendirmesine göre üreticilerin ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası üyeliğini tamamlamaları gerekiyor. GİRESUN KALİTE FINDIKTA TMO FİYATI 255 TL TMO’nun 2026/2027 döneminde yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre açıkladığı alım fiyatları şöyle: Giresun kalite: 255 TL/kg Levant kalite: 250 TL/kg Sivri ve diğer kalite: 245 TL/kg Bununla birlikte yüksek randımanlı ürüne ilave fiyat uygulanıyor. Yüzde 50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için Giresun kalite fındığa 5,10 TL/kg, Levant kaliteye 5 TL/kg, Sivri kaliteye ise 4,90 TL/kg ek ödeme yapılıyor. Bu uygulama Giresun kalite fındık açısından önemli. Örneğin diğer şartların sağlanması halinde 52 randıman Giresun kalite fındık için ilave 10,20 TL/kg randıman primi söz konusu olabiliyor. Bu da üreticinin ürün kalitesini korumasının doğrudan parasal karşılığı bulunduğunu gösteriyor. TMO’YA HER FINDIK GİREMİYOR: KALİTE ŞARTLARI NET TMO, ürünün uzun süre depolanabilmesi ve standart kalitenin korunması amacıyla alım kriterlerini ayrıntılı biçimde belirlemiş durumda. Buna göre: İç fındık rutubeti yüzde 6,5’i geçmeyecek. Sağlam iç oranı en az yüzde 40 olacak. Buruşuk iç oranı yüzde 10’u aşmayacak. Çürük ve bozuk iç oranı yüzde 7’yi geçmeyecek. Zuruflu tane oranı yüzde 3’ü aşmayacak. Yabancı madde yüzde 0,5’in altında olacak. Çatlak, kırık ve kabuğundan çıkmış iç fındık toplamı yüzde 10’u geçmeyecek. Fındık zararlısı tahribatı yüzde 3’ün üzerinde olmayacak. Eski yıl mahsulü veya eski-yeni mahsul karışımı ürün alınmayacak. TMO ayrıca ürünün kendine özgü doğal renk ve kokuda olmasını, dış yüzeyinin ıslak olmamasını ve canlı haşere içermemesini şart koşuyor. ÜRETİCİ FINDIĞINI NASIL HAZIRLAMALI? TMO’nun üreticilere yaptığı en önemli uyarılardan biri kurutma ve temizleme konusunda. Üreticinin fındığını iyi kurutması, taş ve toprak gibi yabancı maddelerden temizlemesi, zuruflu, çatlak ve kırık fındıkları ayırması ve kalite gruplarını birbirine karıştırmaması gerekiyor. Ürünün jüt çuvallarda ve rutubeti düşük ortamlarda muhafaza edilmesi tavsiye ediliyor. Bu işlemler yalnızca ürünün kabul edilmesi açısından değil, randıman ve fiyat açısından da doğrudan önem taşıyor. ÇKS GÜNCEL DEĞİLSE SIKINTI ÇIKABİLİR TMO’ya satılabilecek ürün miktarı üreticinin ÇKS kaydındaki fındıklık alan ile ilçe bazında belirlenen verim değerinin çarpımı üzerinden hesaplanıyor. Bu nedenle arazi alım-satımı veya kayıt değişikliği yaşayan üreticilerin ÇKS bilgilerini güncellemesi önem taşıyor. TMO, güncel ÇKS belgesini temel alıyor. RANDEVUSUZ ALIM YOK 2026 alım döneminde TMO’ya randevusuz ürün teslimi yapılamıyor. Üreticiler randevularını TMO’nun internet sistemi, e-Devlet veya TMO işyerleri üzerinden alabiliyor. 2026/27 dönemi için randevular 17 Ağustos 2026’dan itibaren açılmış durumda. Randevu sisteminin 7/24 açık olduğu, kapasite bulunması halinde üreticinin aynı gün saat 13.00’e kadar randevu alabildiği belirtiliyor. 1 TONA KADAR 1, 1 TONUN ÜZERİNDE 2 RANDEVU TMO’nun 2026 sistemi randevu sayısını ürün miktarına göre belirliyor. ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı 1 tona kadar olan üretici en fazla 1 randevu, 1 tonun üzerindeki üretici ise en fazla 2 randevu alabiliyor. Üretici, ÇKS limitinin tamamını tek seferde satmak zorunda değil. Örneğin limiti 4 ton olan üretici iki ayrı randevuda 2+2 ton satabileceği gibi, 1 ton + 3 ton şeklinde de teslim yapabiliyor. ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜN TAMAMINI TMO’YA VERMEK ZORUNDA DEĞİL TMO’nun yayımladığı esaslarda bu konu da açık şekilde düzenlenmiş durumda. Üretici, ÇKS kapsamında belirlenen üretim miktarını aşmamak kaydıyla ürününün istediği miktarını TMO’ya satabiliyor. Yani üretici ürününün bir bölümünü TMO’ya, kalanını başka bir kanala satabiliyor. Bu esneklik özellikle piyasa fiyatını takip ederek parça parça satış yapmak isteyen üretici açısından önemli. RANDEVUYA GİTMEYEN ÜRETİCİ DİKKAT TMO’nun randevu disiplininde önemli bir yaptırım bulunuyor. Üretici mazeretsiz biçimde iki kez randevusuna gitmez ve randevusunu da iptal etmezse sistemden yeniden randevu alamıyor. Ayrıca ileri tarihte alınmış mevcut randevuları da iptal ediliyor. Randevu iptali ise randevu tarihinden bir gün önce saat 18.00’e kadar yapılabiliyor. ÜRÜN REDDEDİLİRSE HER DURUM AYNI DEĞİL TMO’nun 2026 alım sisteminde en dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ret uygulaması. Ürün; rutubet, yabancı madde, zuruflu fındık, çatlak-kırık veya grup karışımı gibi nedenlerle reddedilirse üreticiye yeniden randevu verilebiliyor. Ancak ürün çürük-bozuk iç, buruşuk fındık veya sağlam iç oranı nedeniyle kriterleri karşılamıyorsa aynı ürün için yeniden randevu verilmiyor. Bu ayrım üreticinin TMO’ya ürün götürmeden önce mutlaka bilmesi gereken başlıklardan biri. ANALİZ NASIL YAPILIYOR? TMO alım noktasında getirilen her jüt çuvaldan örnek alınıyor ve bunlar birleştirilerek paçal numune oluşturuluyor. Analiz için 1 kilogram numune kullanılıyor. Bunun 250 gramı fiziki analizde kullanılırken, 750 gramı şahit numune olarak ayrılıyor. Analizde yabancı madde, grup karışımı, zuruflu fındık, çatlak-kırık oranı, rutubet, çürük-bozuk oranı, buruşuk fındık ve sağlam iç oranı tespit ediliyor. İKİNCİ ANALİZ YAPILMIYOR TMO’nun uygulamasında randevulu üreticinin ürünü için randevu tarihinde yalnızca bir analiz gerçekleştiriliyor. Aynı ürün için ikinci analiz yapılmıyor. Randevusu olmayan üreticiye ise rutubet ölçümü dahil analiz yapılmıyor. HAMALİYE ÜCRETİ ÜRETİCİYE AİT DEĞİL Üretici açısından önemli bir başka ayrıntı da yükleme-boşaltma ücretleri. TMO’ya göre alım noktalarındaki yükleme ve boşaltma işlemlerinin bedeli Kurum tarafından karşılanıyor. Üreticinin işçilere herhangi bir hamaliye ücreti ödememesi gerekiyor. Ürün reddedildiğinde geri yükleme işlemi de TMO’ya ait. LİSANSLI DEPODA KESİNTİ AVANTAJI TMO’nun doğrudan alımlarında yüzde 2 stopaj ve yüzde 1 hizmet bedeli olmak üzere toplam yüzde 3 kesinti uygulanıyor. Lisanslı depoya teslim edilen ürünlerde ise yalnızca hizmet bedeli kesiliyor. Ayrıca lisanslı depo veya TMO alım noktalarına teslim edilen ürünlerin borsa tescil ücretleri TMO tarafından karşılanıyor. Bu yönüyle lisanslı depo seçeneği üretici açısından yalnızca depolama değil, maliyet avantajı bakımından da dikkat çekiyor. ÖDEMELER 21 GÜN İÇİNDE TMO’nun 2026 uygulamasına göre ürün bedelleri 21 gün içerisinde üreticinin hesabına aktarılıyor. Lisanslı depo ve ELÜS işlemlerinde de ödeme elektronik sistem üzerinden üreticinin hesabına geçiyor. ALIM NOKTALARI HAFTANIN 6 GÜNÜ ÇALIŞIYOR TMO alım noktaları pazar günleri ve resmi tatiller dışında haftanın 6 günü hizmet veriyor. Alımlar sabah en geç 08.00’de başlıyor ve o günün randevulu ürünlerinin analizleri tamamlanıncaya kadar sürüyor. BAZI NOKTALAR 31 ARALIK’A KADAR AÇIK KALABİLECEK TMO’nun yayımladığı bilgiye göre 2026 fındık alımları 24 Ağustos’ta başladı. Alım noktalarının kapanış tarihi bölgedeki üreticilere ayrıca duyurulacak. Ancak piyasaya ürün arzının sürdüğü ve alım yoğunluğunun düştüğü dönemlerde dahi bazı TMO alım noktalarının 31 Aralık 2026’ya kadar hizmet vermeye devam edebileceği belirtiliyor. LİSANSLI DEPO, FINDIKTA PAZARLIK GÜCÜNÜ ARTIRABİLİR Fındıkta yıllardır tartışılan temel sorunlardan biri, hasat döneminde ürünün kısa sürede piyasaya yoğun biçimde inmesi. Üreticinin nakit ihtiyacı yüksek olduğunda ürününü bekletmeden satması gerekebiliyor. Lisanslı depo sistemi tam da bu noktada önem kazanıyor. Ürünün kalite sınıfı belirlenip kayıt altına alındıktan sonra ELÜS’e dönüştürülmesi, üreticiye fiziksel ürünü elinde tutmadan satış zamanını değerlendirme imkânı sağlıyor. Bu sistem etkin kullanılırsa, üreticinin hasat sonrasında tek bir alıcıya veya tek bir güne bağımlılığını azaltabilecek bir yapı oluşturabilir. TMO BU SEZON SADECE ALIM YAPMIYOR, PAZARLAMA ALTERNATİFİ DE SUNUYOR 2026 fındık sezonunda TMO’nun rolü yalnızca fiyat açıklayan ve ürün alan kurum olmanın ötesine geçiyor. 255 TL/kg Giresun kalite alım fiyatı, randıman primi, lisanslı depoculuk, ELÜS, TÜÜRİB ve Takasbank sistemi birlikte değerlendirildiğinde üreticiye daha kurallı ve alternatifli bir satış mekanizması sunuluyor. Özellikle Giresun’da yüksek kaliteli fındık üreten üreticiler açısından, ürünün doğru kurutulması, uygun şartlarda lisanslı depoya teslim edilmesi ve satış zamanının piyasa koşullarına göre değerlendirilmesi daha önemli hale geliyor. Hasadın sona yaklaştığı bu dönemde üreticinin önündeki asıl mesele artık yalnızca “fındık kaç lira?” değil. Asıl soru şu: Üretici ürününü hangi kalitede teslim edecek, hangi kanaldan satacak ve satış zamanını ne kadar kendi lehine belirleyebilecek? TMO’nun lisanslı depo ve ELÜS sistemi, bu soruya 2026 sezonunda üretici lehine önemli bir alternatif sunuyor.

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR” Haber

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR”

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, bir üreticinin geçen yıl 6 ton olan fındık üretiminin bu sezon 3,5 tona gerilediğini, yaklaşık 700 bin liralık hasılata karşılık üretim giderlerinin 1 milyon 200 bin liraya ulaştığını açıkladı. Karan, yaklaşık 500 bin liralık zarar üzerinden üreticinin geldiği noktaya dikkat çekerek, “Fındık üreticisini zarar ettiren bir sistem sürdürülemez” dedi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 fındık sezonunda üreticinin karşı karşıya kaldığı maliyet ve gelir tablosunu somut bir üretici örneği üzerinden kamuoyuna taşıdı. Karan’ın verdiği bilgiye göre geçen sezon 6 ton fındık üreten bir üretici, bu yıl aynı bahçelerden yalnızca 3,5 ton ürün alabildi. Üreticinin yaklaşık 700 bin liralık hasılat elde ettiğini belirten Karan, gübre, ilaç, bahçe bakımı, işçilik, patoz, taşıma, akaryakıt ve diğer giderlerle toplam maliyetin yaklaşık 1 milyon 200 bin liraya ulaştığını söyledi. Karan, ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu üreticimiz 700 bin TL hasılat elde etmiş, 1 milyon 200 bin TL masraf yapmıştır. Ortada yaklaşık 500 bin TL zarar vardır. Fındık üreticisi artık sadece emeğinin karşılığını alamamakla kalmıyor, kendi cebinden para koyarak üretim yapar hale geliyor.” ÜRETİM 6 TONDAN 3,5 TONA GERİLEDİ Karan, yalnızca fiyatların değil üretimdeki düşüşün de dikkate alınması gerektiğini belirterek, geçen yıl 6 ton ürün alan üreticinin bu yıl 3,5 tona gerilemesinin ekonomik sonucu ağırlaştırdığını vurguladı. “Bahçenin bakımı, gübre, ilaç, işçilik, patoz, taşıma, akaryakıt ve diğer girdi maliyetleri her geçen gün artarken üreticinin eline geçen para aynı oranda artmamaktadır” diyen Karan, üreticiden sürekli verim ve üretim artışı beklenirken üretimin ekonomik sürdürülebilirliğinin yeterince tartışılmadığını ifade etti. Karan şöyle devam etti: “Bir üretici 1 milyon 200 bin lira harcayıp 700 bin lira kazanıyorsa, siz ondan gelecek yıl daha fazla üretim yapmasını nasıl bekleyebilirsiniz?” TMO 255 TL, FİSKOBİRLİK 210 TL, SERBEST PİYASA DAHA AŞAĞIDA Karan’ın açıklaması, fındık piyasasındaki fiyat ayrışmasını da yeniden gündeme getirdi. 2026 ürünü için TMO’nun 50 randıman Giresun kalite fındık alım fiyatı kilogram başına 255 TL olarak uygulanıyor. FİSKOBİRLİK ise 3 Eylül’de yaptığı son güncellemeyle Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını ortak üreticiler için 210 TL’ye, ortak olmayan üreticiler için 205 TL’ye çıkardı. Serbest piyasada ise Giresun’da açıklanan fiyatlar kalite, randıman, alıcı ve ilçeye göre değişmekle birlikte TMO fiyatının belirgin biçimde altında seyrediyor. Bu tablo, TMO’nun açıkladığı fiyatın neden serbest piyasanın tamamında taban oluşturamadığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Üreticinin ürününü TMO’ya satabilmesi için randevu, teslimat, kalite ve alım süreçlerini tamamlaması gerekirken; nakit ihtiyacı bulunan veya ürününü hızlı şekilde piyasaya çıkarmak zorunda kalan üretici serbest piyasa koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. FİSKOBİRLİK’in de serbest piyasaya yakın fiyatlarla alım yapması, üreticinin elindeki alternatiflerin TMO dışında daralmasına yol açıyor. FİYATIN ÜZERİNDE İHRACAT BAĞLANTILARI DA TARTIŞILIYOR Fındık sektöründe sezon başlamadan veya hasadın ilk dönemlerinde yapılan ileri tarihli ihracat bağlantılarının iç piyasa üzerindeki etkisi de uzun süredir tartışılıyor. İhracatçıların daha önce belirli fiyatlardan satış bağlantısı yapması halinde, yükselen iç piyasa fiyatlarının ihracat maliyetlerini artırabileceği; bunun da alıcıların iç piyasadaki fiyat artışlarına karşı daha temkinli davranmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Ancak serbest piyasa fiyatının oluşumunu yalnızca alivre satışlara bağlamak mümkün değil. Rekolte beklentisi, üreticinin pazara ürün indirme hızı, ihracat talebi, sanayicinin stok durumu, TMO’nun piyasadan çektiği ürün miktarı, FİSKOBİRLİK’in alım politikası ve finansman ihtiyacı da fiyat üzerinde doğrudan etkili oluyor. Bu nedenle üretici açısından temel mesele, açıklanan yüksek bir referans fiyatından çok, bu fiyatın piyasanın geneline ne ölçüde taşınabildiği noktasında düğümleniyor. PİYASAYI ÜRETİCİ LEHİNE DENGELEYEN MEKANİZMA TARTIŞMASI TMO’nun 255 TL’lik fiyatına rağmen serbest piyasanın daha aşağıda kalması, fındık piyasasında etkin regülasyon tartışmasını yeniden gündeme getiriyor. TMO’nun piyasada güçlü miktarda ürün çekmesi fiyat üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilecek en önemli araçlardan biri olarak görülürken, üreticinin geleneksel örgütü FİSKOBİRLİK’in TMO fiyatının altında alım yapması bu etkinin yayılmasını sınırlandırıyor. Ortaya çıkan tabloda üretici açısından temel beklenti; yalnızca fiyat ilan eden değil, gerektiğinde piyasadan yeterli miktarda ürün çekebilen, üreticinin acil nakit ihtiyacından kaynaklanan zorunlu satışları azaltabilen ve fiyatın maliyetlerin altına inmesini engelleyebilen güçlü bir piyasa mekanizmasının oluşturulması. Karan da açıklamasında bu noktaya dikkat çekerek şunları söyledi: “Üreticinin bahçesini terk etmesinin sebebini sadece verimde aramayın. Üreticinin umudunu kıran en önemli faktörlerden biri, emeğinin ve ürününün ekonomik karşılığını alamamasıdır.” “ÜRETİCİ KAZANACAK Kİ ÜRETİM DEVAM ETSİN” Fındığın Karadeniz ekonomisinin temel geçim kaynaklarından biri olduğunu vurgulayan Karan, ihracat rakamları konuşulurken üreticinin zarar etmesinin sürdürülebilir olmadığını söyledi. “Fındık Karadeniz'in alın teridir. Fındık üreticisinin emeği üzerinden ihracat rekorları konuşulurken üreticinin zarar etmesi kabul edilemez” diyen Karan, yetkililere fiyat politikasının yeniden ele alınması çağrısında bulundu. Karan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Fındık üreticisini zarar ettiren bir sistem sürdürülemez. Üreticinin önünü görebileceği, maliyetlerini karşılayabileceği ve emeğinin karşılığını alabileceği bir fiyat politikası oluşturulmalıdır. Çünkü bugün bahçede üretici kaybederse, yarın piyasada fındık bulamazsınız. Üretici kazanacak ki üretim devam etsin. Üretim devam edecek ki Karadeniz'in fındığı var olsun.”

KARAN 255 TL’LİK FINDIK FİYATI TAM BİR YIKIM Haber

KARAN 255 TL’LİK FINDIK FİYATI TAM BİR YIKIM

KARAN 255 TL’LİK FINDIK FİYATI TAM BİR YIKIM KARAN’DAN KARAN’DAN 255 TL’LİK FINDIK FİYATINA SERT TEPKİ: ÜRETİCİ İÇİN TAM BİR YIKIM Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 yılı fındık alım fiyatlarının üreticinin beklentisini karşılamadığını belirterek, “Açıklanan fiyat tam bir hayal kırıklığıdır. Bu rakam yalnızca tekelcilerin ekmeğine yağ sürer” dedi. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026-2027 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındığın kilogramı 255 TL, levant kalite fındığın kilogramı ise 250 TL olarak açıklandı. Karara Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’dan sert tepki geldi. Doğudan batıya bütün fındık üreticileri adına konuştuğunu belirten Karan, açıklanan fiyatların üretim maliyetlerinden ve mevcut ekonomik şartlardan uzak olduğunu söyledi. “AÇIKLANAN FİYAT TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞIDIR” Karan, fiyat kararına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Doğudan batıya tüm fındık üreticileri adına ifade etmek isteriz ki açıklanan 2026 yılı fındık taban fiyatı tam bir hayal kırıklığıdır. Giresun kalite fındık için belirlenen 255 TL, levant kalite için belirlenen 250 TL taban fiyat; maliyetlerden ve içinde bulunduğumuz ekonomik şartlardan çok uzaktır.” “BU FİYAT TEKELCİLERİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER” Açıklanan rakamların üreticiden çok piyasadaki güçlü alıcıların işine yarayacağını savunan Karan, “Bu rakam yalnızca tekelcilerin ekmeğine yağ sürecek bir fiyattır” dedi. Üreticinin ve kamuoyunun en az 300 TL taban fiyat beklentisi içinde olduğunu vurgulayan Karan, belirlenen fiyatın geçen sezon serbest piyasada oluşan rakamların da yaklaşık 100 TL altında kaldığını ileri sürdü. Karan, “Üreticinin ve toplumun en az 300 TL beklenti içinde olduğu bir ortamda, üstelik geçen sezonun serbest piyasa fiyatının yaklaşık 100 TL altında kalan bu taban fiyat, fındık üreticisi için tam anlamıyla bir yıkımdır” ifadelerini kullandı. MİLLETVEKİLLERİNE “240 TL” TEPKİSİ Bölge milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 240 TL taban fiyat önerdiği yönündeki iddialara da tepki gösteren Karan, böyle bir teklifin üreticinin beklentileriyle bağdaşmadığını söyledi. Karan, “Bölge milletvekillerinin Cumhurbaşkanımıza 240 TL taban fiyat teklifi sunduğu iddiası, fındık üreticisine yapılmış bir ihanettir” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu iddianın doğru olması hâlinde açıklanan rakamın şaşırtıcı olmayacağını savunan Karan, “Bu teklif karşısında Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine 10 TL daha koyarak fiyat belirlemesi gayet normaldir” dedi. “ÜRETİCİNİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKLAR?” Karan, 240 TL teklif sunduğu ileri sürülen milletvekillerine yönelik eleştirisini şöyle sürdürdü: “Fındık taban fiyatı için 240 TL isteyen bu milletvekillerinin üreticinin yüzüne nasıl bakacağı, üreticinin yanına nasıl gideceği merak konusudur.” “BAHÇEYE GİRMEMEYİ BİLE DÜŞÜNÜR HÂLE GELDİK” Açıklanan fiyatın üreticinin hasat kararını dahi etkileyebilecek düzeyde olduğunu dile getiren Karan, fındık üreticilerinin tepkisini şu sözlerle aktardı: “Açıklanan fiyat karşısında üreticiler olarak bahçeye girmemeyi bile düşünür hâle geldik. Takdir tüm üreticilerimizindir.” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 yılı fındık alım fiyatlarının üreticinin beklentisini karşılamadığını belirterek, “Açıklanan fiyat tam bir hayal kırıklığıdır. Bu rakam yalnızca tekelcilerin ekmeğine yağ sürer” dedi. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026-2027 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındığın kilogramı 255 TL, levant kalite fındığın kilogramı ise 250 TL olarak açıklandı. Karara Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’dan sert tepki geldi. Doğudan batıya bütün fındık üreticileri adına konuştuğunu belirten Karan, açıklanan fiyatların üretim maliyetlerinden ve mevcut ekonomik şartlardan uzak olduğunu söyledi. “AÇIKLANAN FİYAT TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞIDIR” Karan, fiyat kararına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Doğudan batıya tüm fındık üreticileri adına ifade etmek isteriz ki açıklanan 2026 yılı fındık taban fiyatı tam bir hayal kırıklığıdır. Giresun kalite fındık için belirlenen 255 TL, levant kalite için belirlenen 250 TL taban fiyat; maliyetlerden ve içinde bulunduğumuz ekonomik şartlardan çok uzaktır.” “BU FİYAT TEKELCİLERİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER” Açıklanan rakamların üreticiden çok piyasadaki güçlü alıcıların işine yarayacağını savunan Karan, “Bu rakam yalnızca tekelcilerin ekmeğine yağ sürecek bir fiyattır” dedi. Üreticinin ve kamuoyunun en az 300 TL taban fiyat beklentisi içinde olduğunu vurgulayan Karan, belirlenen fiyatın geçen sezon serbest piyasada oluşan rakamların da yaklaşık 100 TL altında kaldığını ileri sürdü. Karan, “Üreticinin ve toplumun en az 300 TL beklenti içinde olduğu bir ortamda, üstelik geçen sezonun serbest piyasa fiyatının yaklaşık 100 TL altında kalan bu taban fiyat, fındık üreticisi için tam anlamıyla bir yıkımdır” ifadelerini kullandı. MİLLETVEKİLLERİNE “240 TL” TEPKİSİ Bölge milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 240 TL taban fiyat önerdiği yönündeki iddialara da tepki gösteren Karan, böyle bir teklifin üreticinin beklentileriyle bağdaşmadığını söyledi. Karan, “Bölge milletvekillerinin Cumhurbaşkanımıza 240 TL taban fiyat teklifi sunduğu iddiası, fındık üreticisine yapılmış bir ihanettir” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu iddianın doğru olması hâlinde açıklanan rakamın şaşırtıcı olmayacağını savunan Karan, “Bu teklif karşısında Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine 10 TL daha koyarak fiyat belirlemesi gayet normaldir” dedi. “ÜRETİCİNİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKLAR?” Karan, 240 TL teklif sunduğu ileri sürülen milletvekillerine yönelik eleştirisini şöyle sürdürdü: “Fındık taban fiyatı için 240 TL isteyen bu milletvekillerinin üreticinin yüzüne nasıl bakacağı, üreticinin yanına nasıl gideceği merak konusudur.” “BAHÇEYE GİRMEMEYİ BİLE DÜŞÜNÜR HÂLE GELDİK” Açıklanan fiyatın üreticinin hasat kararını dahi etkileyebilecek düzeyde olduğunu dile getiren Karan, fındık üreticilerinin tepkisini şu sözlerle aktardı: “Açıklanan fiyat karşısında üreticiler olarak bahçeye girmemeyi bile düşünür hâle geldik. Takdir tüm üreticilerimizindir.”

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! Haber

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI!

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! KARAN: “DEVLETİN TESPİT ETTİĞİ REKOLTENİN ÜZERİNE 100 BİN TON EKLEMEK KANUN TANIMAMAKTIR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Tarım ve Orman Bakanlığının 704 bin 941 tonluk resmî rekolte tespitine karşılık ihracatçıların 805 bin 246 ton açıklamasına sert tepki gösterdi. Aradaki 100 bin 305 tonluk farkın taban fiyatını baskılamaya yönelik olduğunu savunan Karan, “Uçuk kaçık rakamlar çuvala girmez. Amaç, alivre satışları kurtarmak ve üreticinin fındığını ucuza almaktır” dedi. Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesi üzerinden başlayan tartışma büyüyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 805 bin 246 tonluk tahmine sert sözlerle karşı çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 704 bin 941 ton olarak tespit edilip kayıt altına alındığını belirten Karan, ihracatçıların bu rakamın 100 bin 305 ton üzerine çıkmasını piyasa müdahalesi olarak değerlendirdi. “DEVLETİN RAKAMINI YOK SAYMAK KABUL EDİLEMEZ” Karan, ihracatçıların ayrı bir rekolte rakamı açıklamasını “kanun ve kural tanımamak” olarak nitelendirerek şunları söyledi: “Devletin resmî mercileri tarafından tespit edilen rakamın üzerine 100 bin ton ekleyerek rekolte açıklamak kabul edilemez. O zaman ziraat odaları, ticaret borsaları, FİSKOBİRLİK, TMO ve diğer kurumlar da kafasına göre rekolte açıklasın.” “İHRACATÇI 805 BİN DİYORSA BİZE GÖRE 570 BİN TON” İhracatçıların açıkladığı rakamın sahadaki tabloyu yansıtmadığını savunan Karan, üreticiden aldıkları bilgilere göre çok daha düşük bir rekolte beklendiğini ifade etti: “Eğer ihracatçılara göre rekolte 805 bin tonsa, bize göre de 570 bin ton. Biz bunu masa başında değil, yılın 12 ayı bahçede olan üreticinin ağzından söylüyoruz.” “AMAÇ TABAN FİYATINI AŞAĞI ÇEKMEK” Yüksek rekolte açıklamasının zamanlamasına dikkat çeken Karan, taban fiyat ilan edilmeden hemen önce kamuoyuna sunulan rakamların tesadüf olmadığını ileri sürdü. Karan, yüksek rekolte algısı oluşturularak üreticinin fiyat beklentisinin düşürülmek istendiğini belirterek şöyle konuştu: “Hasat sonunda çuvala giren rakam belli olur. Ancak birilerinin masa başında, taban fiyatını aşağı çekmek için açıkladığı uçuk kaçık rakamların çuvala girmeyeceğini adımız gibi biliyoruz.” “ALİVRE SATIŞLARINI KURTARMA ÇABASI” İhracatçıların yüksek rekolte tahminiyle hasat öncesinde yapılan alivre satışları güvence altına almaya çalıştığını öne süren Karan, açıklanan rakamların üreticinin değil, piyasadaki belirli çevrelerin çıkarına hizmet ettiğini savundu: “Sırf kendi alivre satışlarını kurtarmak için çırpınan bu tekelci severlere devletimiz fırsat vermeyecektir. Türk fındık üreticisi devletine güvenmektedir.” “ÜRETİCİ DOSTU OLMADIKLARINI BİR KEZ DAHA GÖRDÜK” Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin yaklaşımının üreticiyi korumadığını dile getiren Karan, resmî rekolte dışında yapılan açıklamaları dikkate almadıklarını söyledi: “Bu açıklamayla üretici dostu olmadıklarını bir kez daha gösterdiler. Bizim için esas olan, devletin yetkili kurumlarının sahada yaptığı çalışmalar sonucunda belirlediği resmî rekoltedir.” “BAKANLIK DIŞINDA REKOLTE AÇIKLAMAK YASAKTIR” Tarım ve Orman Bakanlığı dışında rekolte açıklanmasının yasak olduğunu ifade eden Karan, devletin yetkili mercilerine çağrıda bulundu: “Kanun ve kurallar herkes için geçerlidir. Bakanlığın kayıt altına aldığı resmî rakama rağmen farklı rekolte açıklayanlar hakkında gerekli inceleme yapılmalı ve mevzuatın öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır.” Karan’ın sert çıkışı, fındık piyasasında yıllardır tartışılan kritik soruyu yeniden gündeme taşıdı: REKOLTEYİ SAHA MI BELİRLEYECEK, ALİVRE HESABI MI?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.