Hava Durumu

#Fındık Üreticisi

giresunsonhaber - Fındık Üreticisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fındık Üreticisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO Haber

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE YENİ NEFES: LİSANSLI DEPO İLE “HEMEN SATMA” ZORUNLULUĞU AZALIYOR Giresun’da 2026 fındık hasadı sona yaklaşırken üreticinin en kritik sorusu artık “ürünü kime, ne zaman ve hangi şartlarla satacağım?” oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2026 alım sistemi, doğrudan alımın yanında lisanslı depoculuk ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) mekanizmasını da öne çıkarıyor. Sistem, üreticiye fındığını lisanslı depoya teslim edip kalitesini tescil ettirme, ürününü ELÜS’e dönüştürme ve isterse TMO’ya satma imkânı sunuyor. Böylece üretici için hasat sonrası tek seçenek ürünü hemen piyasaya indirmek olmaktan çıkıyor. Giresun’da fındık üreticisi hasadın sonuna gelirken artık bahçeden çok pazarı konuşuyor. Ürün miktarı, randıman, kalite, serbest piyasa fiyatı ve nakit ihtiyacı üreticinin kararını doğrudan etkilerken, TMO’nun lisanslı depo üzerinden geliştirdiği satış modeli bu sezon daha fazla önem kazanıyor. TMO’nun yayımladığı 2026 alım esaslarına göre üretici, ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı çerçevesinde ürününü doğrudan TMO’ya satabileceği gibi, anlaşmalı lisanslı depoya teslim ederek ELÜS sistemi üzerinden de değerlendirebiliyor. TMO, alımlarını ÇKS’ye kayıtlı üreticiler ile üreticilerin ortağı olduğu kooperatif ve birliklerden gerçekleştiriyor. LİSANSLI DEPO NEDEN ÖNEMLİ? Lisanslı depo sisteminin en önemli tarafı, üreticinin fındığını depoya teslim ettiği anda mutlaka satış yapmak zorunda olmaması. Ürün lisanslı depoda yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz ediliyor, tartılıyor ve kalite sınıfı belirleniyor. Ardından ürün elektronik olarak kayıt altına alınıyor. Üretici isterse ürününü ELÜS olarak depoda tutabiliyor, isterse TMO’ya satış işlemini başlatabiliyor. Bu yönüyle sistem, üreticiye yalnızca fiziksel depolama değil, aynı zamanda zamanlama seçeneği sağlıyor. Özellikle hasat sonrası piyasaya aynı anda yoğun ürün girişinin yaşandığı dönemlerde, lisanslı depo üreticinin “ürünü hemen satmak zorundayım” baskısını azaltabilecek bir araç olarak öne çıkıyor. TMO’YA LİSANSLI DEPO ÜZERİNDEN SATIŞ NASIL YAPILIYOR? Üretici önce TMO Ürün Alım Randevu Sistemi üzerinden randevu alıyor. Randevu alınan tarihte fındık, TMO ile anlaşmalı lisanslı depoya getiriliyor. Burada ürün, Ticaret Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş sınıflandırıcı tarafından analiz edilerek kalite ve miktarı belirleniyor. Ardından üreticiye, ürünü TMO’ya satmak mı yoksa ELÜS olarak lisanslı depoda tutmak mı istediği soruluyor. Üretici TMO’ya satış kararı verirse, ÇKS kapsamında satabileceği miktar için satış işlemi başlatılıyor. Üreticinin cep telefonuna gelen onay kodunun lisanslı depo yetkilisine iletilmesinin ardından ELÜS satış emri TMO’ya gönderiliyor. TMO’nun kontrolünün ardından emir Türkiye Ürün İhtisas Borsası’na, ardından Takasbank’a aktarılıyor. Takas tamamlandığında ürün bedeli üreticinin hesabına, ürün ise TMO hesabına geçiyor. ELÜS SİSTEMİ ÜRETİCİYE NE SAĞLIYOR? ELÜS, fiziksel olarak lisanslı depoda bulunan ürünün elektronik ortamda temsil edilmesini sağlıyor. Bu sistem sayesinde üretici, fındığını lisanslı depoya koyduktan sonra ürününü fiziksel olarak tekrar taşıyıp yeniden satmak zorunda kalmadan elektronik sistem üzerinden işlem yapabiliyor. Bu yapı; ürünün kalite sınıfının kayıt altına alınması, ticaretin standartlaşması ve ürünün elektronik ortamda devredilebilmesi açısından önemli. Ancak sisteme girecek üreticinin bazı ön hazırlıkları tamamlaması gerekiyor. TMO’nun bilgilendirmesine göre üreticilerin ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası üyeliğini tamamlamaları gerekiyor. GİRESUN KALİTE FINDIKTA TMO FİYATI 255 TL TMO’nun 2026/2027 döneminde yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre açıkladığı alım fiyatları şöyle: Giresun kalite: 255 TL/kg Levant kalite: 250 TL/kg Sivri ve diğer kalite: 245 TL/kg Bununla birlikte yüksek randımanlı ürüne ilave fiyat uygulanıyor. Yüzde 50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için Giresun kalite fındığa 5,10 TL/kg, Levant kaliteye 5 TL/kg, Sivri kaliteye ise 4,90 TL/kg ek ödeme yapılıyor. Bu uygulama Giresun kalite fındık açısından önemli. Örneğin diğer şartların sağlanması halinde 52 randıman Giresun kalite fındık için ilave 10,20 TL/kg randıman primi söz konusu olabiliyor. Bu da üreticinin ürün kalitesini korumasının doğrudan parasal karşılığı bulunduğunu gösteriyor. TMO’YA HER FINDIK GİREMİYOR: KALİTE ŞARTLARI NET TMO, ürünün uzun süre depolanabilmesi ve standart kalitenin korunması amacıyla alım kriterlerini ayrıntılı biçimde belirlemiş durumda. Buna göre: İç fındık rutubeti yüzde 6,5’i geçmeyecek. Sağlam iç oranı en az yüzde 40 olacak. Buruşuk iç oranı yüzde 10’u aşmayacak. Çürük ve bozuk iç oranı yüzde 7’yi geçmeyecek. Zuruflu tane oranı yüzde 3’ü aşmayacak. Yabancı madde yüzde 0,5’in altında olacak. Çatlak, kırık ve kabuğundan çıkmış iç fındık toplamı yüzde 10’u geçmeyecek. Fındık zararlısı tahribatı yüzde 3’ün üzerinde olmayacak. Eski yıl mahsulü veya eski-yeni mahsul karışımı ürün alınmayacak. TMO ayrıca ürünün kendine özgü doğal renk ve kokuda olmasını, dış yüzeyinin ıslak olmamasını ve canlı haşere içermemesini şart koşuyor. ÜRETİCİ FINDIĞINI NASIL HAZIRLAMALI? TMO’nun üreticilere yaptığı en önemli uyarılardan biri kurutma ve temizleme konusunda. Üreticinin fındığını iyi kurutması, taş ve toprak gibi yabancı maddelerden temizlemesi, zuruflu, çatlak ve kırık fındıkları ayırması ve kalite gruplarını birbirine karıştırmaması gerekiyor. Ürünün jüt çuvallarda ve rutubeti düşük ortamlarda muhafaza edilmesi tavsiye ediliyor. Bu işlemler yalnızca ürünün kabul edilmesi açısından değil, randıman ve fiyat açısından da doğrudan önem taşıyor. ÇKS GÜNCEL DEĞİLSE SIKINTI ÇIKABİLİR TMO’ya satılabilecek ürün miktarı üreticinin ÇKS kaydındaki fındıklık alan ile ilçe bazında belirlenen verim değerinin çarpımı üzerinden hesaplanıyor. Bu nedenle arazi alım-satımı veya kayıt değişikliği yaşayan üreticilerin ÇKS bilgilerini güncellemesi önem taşıyor. TMO, güncel ÇKS belgesini temel alıyor. RANDEVUSUZ ALIM YOK 2026 alım döneminde TMO’ya randevusuz ürün teslimi yapılamıyor. Üreticiler randevularını TMO’nun internet sistemi, e-Devlet veya TMO işyerleri üzerinden alabiliyor. 2026/27 dönemi için randevular 17 Ağustos 2026’dan itibaren açılmış durumda. Randevu sisteminin 7/24 açık olduğu, kapasite bulunması halinde üreticinin aynı gün saat 13.00’e kadar randevu alabildiği belirtiliyor. 1 TONA KADAR 1, 1 TONUN ÜZERİNDE 2 RANDEVU TMO’nun 2026 sistemi randevu sayısını ürün miktarına göre belirliyor. ÇKS’de kayıtlı üretim miktarı 1 tona kadar olan üretici en fazla 1 randevu, 1 tonun üzerindeki üretici ise en fazla 2 randevu alabiliyor. Üretici, ÇKS limitinin tamamını tek seferde satmak zorunda değil. Örneğin limiti 4 ton olan üretici iki ayrı randevuda 2+2 ton satabileceği gibi, 1 ton + 3 ton şeklinde de teslim yapabiliyor. ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜN TAMAMINI TMO’YA VERMEK ZORUNDA DEĞİL TMO’nun yayımladığı esaslarda bu konu da açık şekilde düzenlenmiş durumda. Üretici, ÇKS kapsamında belirlenen üretim miktarını aşmamak kaydıyla ürününün istediği miktarını TMO’ya satabiliyor. Yani üretici ürününün bir bölümünü TMO’ya, kalanını başka bir kanala satabiliyor. Bu esneklik özellikle piyasa fiyatını takip ederek parça parça satış yapmak isteyen üretici açısından önemli. RANDEVUYA GİTMEYEN ÜRETİCİ DİKKAT TMO’nun randevu disiplininde önemli bir yaptırım bulunuyor. Üretici mazeretsiz biçimde iki kez randevusuna gitmez ve randevusunu da iptal etmezse sistemden yeniden randevu alamıyor. Ayrıca ileri tarihte alınmış mevcut randevuları da iptal ediliyor. Randevu iptali ise randevu tarihinden bir gün önce saat 18.00’e kadar yapılabiliyor. ÜRÜN REDDEDİLİRSE HER DURUM AYNI DEĞİL TMO’nun 2026 alım sisteminde en dikkat edilmesi gereken konulardan biri de ret uygulaması. Ürün; rutubet, yabancı madde, zuruflu fındık, çatlak-kırık veya grup karışımı gibi nedenlerle reddedilirse üreticiye yeniden randevu verilebiliyor. Ancak ürün çürük-bozuk iç, buruşuk fındık veya sağlam iç oranı nedeniyle kriterleri karşılamıyorsa aynı ürün için yeniden randevu verilmiyor. Bu ayrım üreticinin TMO’ya ürün götürmeden önce mutlaka bilmesi gereken başlıklardan biri. ANALİZ NASIL YAPILIYOR? TMO alım noktasında getirilen her jüt çuvaldan örnek alınıyor ve bunlar birleştirilerek paçal numune oluşturuluyor. Analiz için 1 kilogram numune kullanılıyor. Bunun 250 gramı fiziki analizde kullanılırken, 750 gramı şahit numune olarak ayrılıyor. Analizde yabancı madde, grup karışımı, zuruflu fındık, çatlak-kırık oranı, rutubet, çürük-bozuk oranı, buruşuk fındık ve sağlam iç oranı tespit ediliyor. İKİNCİ ANALİZ YAPILMIYOR TMO’nun uygulamasında randevulu üreticinin ürünü için randevu tarihinde yalnızca bir analiz gerçekleştiriliyor. Aynı ürün için ikinci analiz yapılmıyor. Randevusu olmayan üreticiye ise rutubet ölçümü dahil analiz yapılmıyor. HAMALİYE ÜCRETİ ÜRETİCİYE AİT DEĞİL Üretici açısından önemli bir başka ayrıntı da yükleme-boşaltma ücretleri. TMO’ya göre alım noktalarındaki yükleme ve boşaltma işlemlerinin bedeli Kurum tarafından karşılanıyor. Üreticinin işçilere herhangi bir hamaliye ücreti ödememesi gerekiyor. Ürün reddedildiğinde geri yükleme işlemi de TMO’ya ait. LİSANSLI DEPODA KESİNTİ AVANTAJI TMO’nun doğrudan alımlarında yüzde 2 stopaj ve yüzde 1 hizmet bedeli olmak üzere toplam yüzde 3 kesinti uygulanıyor. Lisanslı depoya teslim edilen ürünlerde ise yalnızca hizmet bedeli kesiliyor. Ayrıca lisanslı depo veya TMO alım noktalarına teslim edilen ürünlerin borsa tescil ücretleri TMO tarafından karşılanıyor. Bu yönüyle lisanslı depo seçeneği üretici açısından yalnızca depolama değil, maliyet avantajı bakımından da dikkat çekiyor. ÖDEMELER 21 GÜN İÇİNDE TMO’nun 2026 uygulamasına göre ürün bedelleri 21 gün içerisinde üreticinin hesabına aktarılıyor. Lisanslı depo ve ELÜS işlemlerinde de ödeme elektronik sistem üzerinden üreticinin hesabına geçiyor. ALIM NOKTALARI HAFTANIN 6 GÜNÜ ÇALIŞIYOR TMO alım noktaları pazar günleri ve resmi tatiller dışında haftanın 6 günü hizmet veriyor. Alımlar sabah en geç 08.00’de başlıyor ve o günün randevulu ürünlerinin analizleri tamamlanıncaya kadar sürüyor. BAZI NOKTALAR 31 ARALIK’A KADAR AÇIK KALABİLECEK TMO’nun yayımladığı bilgiye göre 2026 fındık alımları 24 Ağustos’ta başladı. Alım noktalarının kapanış tarihi bölgedeki üreticilere ayrıca duyurulacak. Ancak piyasaya ürün arzının sürdüğü ve alım yoğunluğunun düştüğü dönemlerde dahi bazı TMO alım noktalarının 31 Aralık 2026’ya kadar hizmet vermeye devam edebileceği belirtiliyor. LİSANSLI DEPO, FINDIKTA PAZARLIK GÜCÜNÜ ARTIRABİLİR Fındıkta yıllardır tartışılan temel sorunlardan biri, hasat döneminde ürünün kısa sürede piyasaya yoğun biçimde inmesi. Üreticinin nakit ihtiyacı yüksek olduğunda ürününü bekletmeden satması gerekebiliyor. Lisanslı depo sistemi tam da bu noktada önem kazanıyor. Ürünün kalite sınıfı belirlenip kayıt altına alındıktan sonra ELÜS’e dönüştürülmesi, üreticiye fiziksel ürünü elinde tutmadan satış zamanını değerlendirme imkânı sağlıyor. Bu sistem etkin kullanılırsa, üreticinin hasat sonrasında tek bir alıcıya veya tek bir güne bağımlılığını azaltabilecek bir yapı oluşturabilir. TMO BU SEZON SADECE ALIM YAPMIYOR, PAZARLAMA ALTERNATİFİ DE SUNUYOR 2026 fındık sezonunda TMO’nun rolü yalnızca fiyat açıklayan ve ürün alan kurum olmanın ötesine geçiyor. 255 TL/kg Giresun kalite alım fiyatı, randıman primi, lisanslı depoculuk, ELÜS, TÜÜRİB ve Takasbank sistemi birlikte değerlendirildiğinde üreticiye daha kurallı ve alternatifli bir satış mekanizması sunuluyor. Özellikle Giresun’da yüksek kaliteli fındık üreten üreticiler açısından, ürünün doğru kurutulması, uygun şartlarda lisanslı depoya teslim edilmesi ve satış zamanının piyasa koşullarına göre değerlendirilmesi daha önemli hale geliyor. Hasadın sona yaklaştığı bu dönemde üreticinin önündeki asıl mesele artık yalnızca “fındık kaç lira?” değil. Asıl soru şu: Üretici ürününü hangi kalitede teslim edecek, hangi kanaldan satacak ve satış zamanını ne kadar kendi lehine belirleyebilecek? TMO’nun lisanslı depo ve ELÜS sistemi, bu soruya 2026 sezonunda üretici lehine önemli bir alternatif sunuyor.

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR” Haber

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR”

KARAN: “FINDIK ÜRETİCİSİ ARTIK KAZANAMIYOR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, bir üreticinin geçen yıl 6 ton olan fındık üretiminin bu sezon 3,5 tona gerilediğini, yaklaşık 700 bin liralık hasılata karşılık üretim giderlerinin 1 milyon 200 bin liraya ulaştığını açıkladı. Karan, yaklaşık 500 bin liralık zarar üzerinden üreticinin geldiği noktaya dikkat çekerek, “Fındık üreticisini zarar ettiren bir sistem sürdürülemez” dedi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 fındık sezonunda üreticinin karşı karşıya kaldığı maliyet ve gelir tablosunu somut bir üretici örneği üzerinden kamuoyuna taşıdı. Karan’ın verdiği bilgiye göre geçen sezon 6 ton fındık üreten bir üretici, bu yıl aynı bahçelerden yalnızca 3,5 ton ürün alabildi. Üreticinin yaklaşık 700 bin liralık hasılat elde ettiğini belirten Karan, gübre, ilaç, bahçe bakımı, işçilik, patoz, taşıma, akaryakıt ve diğer giderlerle toplam maliyetin yaklaşık 1 milyon 200 bin liraya ulaştığını söyledi. Karan, ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “Bu üreticimiz 700 bin TL hasılat elde etmiş, 1 milyon 200 bin TL masraf yapmıştır. Ortada yaklaşık 500 bin TL zarar vardır. Fındık üreticisi artık sadece emeğinin karşılığını alamamakla kalmıyor, kendi cebinden para koyarak üretim yapar hale geliyor.” ÜRETİM 6 TONDAN 3,5 TONA GERİLEDİ Karan, yalnızca fiyatların değil üretimdeki düşüşün de dikkate alınması gerektiğini belirterek, geçen yıl 6 ton ürün alan üreticinin bu yıl 3,5 tona gerilemesinin ekonomik sonucu ağırlaştırdığını vurguladı. “Bahçenin bakımı, gübre, ilaç, işçilik, patoz, taşıma, akaryakıt ve diğer girdi maliyetleri her geçen gün artarken üreticinin eline geçen para aynı oranda artmamaktadır” diyen Karan, üreticiden sürekli verim ve üretim artışı beklenirken üretimin ekonomik sürdürülebilirliğinin yeterince tartışılmadığını ifade etti. Karan şöyle devam etti: “Bir üretici 1 milyon 200 bin lira harcayıp 700 bin lira kazanıyorsa, siz ondan gelecek yıl daha fazla üretim yapmasını nasıl bekleyebilirsiniz?” TMO 255 TL, FİSKOBİRLİK 210 TL, SERBEST PİYASA DAHA AŞAĞIDA Karan’ın açıklaması, fındık piyasasındaki fiyat ayrışmasını da yeniden gündeme getirdi. 2026 ürünü için TMO’nun 50 randıman Giresun kalite fındık alım fiyatı kilogram başına 255 TL olarak uygulanıyor. FİSKOBİRLİK ise 3 Eylül’de yaptığı son güncellemeyle Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını ortak üreticiler için 210 TL’ye, ortak olmayan üreticiler için 205 TL’ye çıkardı. Serbest piyasada ise Giresun’da açıklanan fiyatlar kalite, randıman, alıcı ve ilçeye göre değişmekle birlikte TMO fiyatının belirgin biçimde altında seyrediyor. Bu tablo, TMO’nun açıkladığı fiyatın neden serbest piyasanın tamamında taban oluşturamadığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Üreticinin ürününü TMO’ya satabilmesi için randevu, teslimat, kalite ve alım süreçlerini tamamlaması gerekirken; nakit ihtiyacı bulunan veya ürününü hızlı şekilde piyasaya çıkarmak zorunda kalan üretici serbest piyasa koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. FİSKOBİRLİK’in de serbest piyasaya yakın fiyatlarla alım yapması, üreticinin elindeki alternatiflerin TMO dışında daralmasına yol açıyor. FİYATIN ÜZERİNDE İHRACAT BAĞLANTILARI DA TARTIŞILIYOR Fındık sektöründe sezon başlamadan veya hasadın ilk dönemlerinde yapılan ileri tarihli ihracat bağlantılarının iç piyasa üzerindeki etkisi de uzun süredir tartışılıyor. İhracatçıların daha önce belirli fiyatlardan satış bağlantısı yapması halinde, yükselen iç piyasa fiyatlarının ihracat maliyetlerini artırabileceği; bunun da alıcıların iç piyasadaki fiyat artışlarına karşı daha temkinli davranmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Ancak serbest piyasa fiyatının oluşumunu yalnızca alivre satışlara bağlamak mümkün değil. Rekolte beklentisi, üreticinin pazara ürün indirme hızı, ihracat talebi, sanayicinin stok durumu, TMO’nun piyasadan çektiği ürün miktarı, FİSKOBİRLİK’in alım politikası ve finansman ihtiyacı da fiyat üzerinde doğrudan etkili oluyor. Bu nedenle üretici açısından temel mesele, açıklanan yüksek bir referans fiyatından çok, bu fiyatın piyasanın geneline ne ölçüde taşınabildiği noktasında düğümleniyor. PİYASAYI ÜRETİCİ LEHİNE DENGELEYEN MEKANİZMA TARTIŞMASI TMO’nun 255 TL’lik fiyatına rağmen serbest piyasanın daha aşağıda kalması, fındık piyasasında etkin regülasyon tartışmasını yeniden gündeme getiriyor. TMO’nun piyasada güçlü miktarda ürün çekmesi fiyat üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilecek en önemli araçlardan biri olarak görülürken, üreticinin geleneksel örgütü FİSKOBİRLİK’in TMO fiyatının altında alım yapması bu etkinin yayılmasını sınırlandırıyor. Ortaya çıkan tabloda üretici açısından temel beklenti; yalnızca fiyat ilan eden değil, gerektiğinde piyasadan yeterli miktarda ürün çekebilen, üreticinin acil nakit ihtiyacından kaynaklanan zorunlu satışları azaltabilen ve fiyatın maliyetlerin altına inmesini engelleyebilen güçlü bir piyasa mekanizmasının oluşturulması. Karan da açıklamasında bu noktaya dikkat çekerek şunları söyledi: “Üreticinin bahçesini terk etmesinin sebebini sadece verimde aramayın. Üreticinin umudunu kıran en önemli faktörlerden biri, emeğinin ve ürününün ekonomik karşılığını alamamasıdır.” “ÜRETİCİ KAZANACAK Kİ ÜRETİM DEVAM ETSİN” Fındığın Karadeniz ekonomisinin temel geçim kaynaklarından biri olduğunu vurgulayan Karan, ihracat rakamları konuşulurken üreticinin zarar etmesinin sürdürülebilir olmadığını söyledi. “Fındık Karadeniz'in alın teridir. Fındık üreticisinin emeği üzerinden ihracat rekorları konuşulurken üreticinin zarar etmesi kabul edilemez” diyen Karan, yetkililere fiyat politikasının yeniden ele alınması çağrısında bulundu. Karan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Fındık üreticisini zarar ettiren bir sistem sürdürülemez. Üreticinin önünü görebileceği, maliyetlerini karşılayabileceği ve emeğinin karşılığını alabileceği bir fiyat politikası oluşturulmalıdır. Çünkü bugün bahçede üretici kaybederse, yarın piyasada fındık bulamazsınız. Üretici kazanacak ki üretim devam etsin. Üretim devam edecek ki Karadeniz'in fındığı var olsun.”

KARAN 255 TL’LİK FINDIK FİYATI TAM BİR YIKIM Haber

KARAN 255 TL’LİK FINDIK FİYATI TAM BİR YIKIM

KARAN 255 TL’LİK FINDIK FİYATI TAM BİR YIKIM KARAN’DAN KARAN’DAN 255 TL’LİK FINDIK FİYATINA SERT TEPKİ: ÜRETİCİ İÇİN TAM BİR YIKIM Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 yılı fındık alım fiyatlarının üreticinin beklentisini karşılamadığını belirterek, “Açıklanan fiyat tam bir hayal kırıklığıdır. Bu rakam yalnızca tekelcilerin ekmeğine yağ sürer” dedi. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026-2027 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındığın kilogramı 255 TL, levant kalite fındığın kilogramı ise 250 TL olarak açıklandı. Karara Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’dan sert tepki geldi. Doğudan batıya bütün fındık üreticileri adına konuştuğunu belirten Karan, açıklanan fiyatların üretim maliyetlerinden ve mevcut ekonomik şartlardan uzak olduğunu söyledi. “AÇIKLANAN FİYAT TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞIDIR” Karan, fiyat kararına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Doğudan batıya tüm fındık üreticileri adına ifade etmek isteriz ki açıklanan 2026 yılı fındık taban fiyatı tam bir hayal kırıklığıdır. Giresun kalite fındık için belirlenen 255 TL, levant kalite için belirlenen 250 TL taban fiyat; maliyetlerden ve içinde bulunduğumuz ekonomik şartlardan çok uzaktır.” “BU FİYAT TEKELCİLERİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER” Açıklanan rakamların üreticiden çok piyasadaki güçlü alıcıların işine yarayacağını savunan Karan, “Bu rakam yalnızca tekelcilerin ekmeğine yağ sürecek bir fiyattır” dedi. Üreticinin ve kamuoyunun en az 300 TL taban fiyat beklentisi içinde olduğunu vurgulayan Karan, belirlenen fiyatın geçen sezon serbest piyasada oluşan rakamların da yaklaşık 100 TL altında kaldığını ileri sürdü. Karan, “Üreticinin ve toplumun en az 300 TL beklenti içinde olduğu bir ortamda, üstelik geçen sezonun serbest piyasa fiyatının yaklaşık 100 TL altında kalan bu taban fiyat, fındık üreticisi için tam anlamıyla bir yıkımdır” ifadelerini kullandı. MİLLETVEKİLLERİNE “240 TL” TEPKİSİ Bölge milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 240 TL taban fiyat önerdiği yönündeki iddialara da tepki gösteren Karan, böyle bir teklifin üreticinin beklentileriyle bağdaşmadığını söyledi. Karan, “Bölge milletvekillerinin Cumhurbaşkanımıza 240 TL taban fiyat teklifi sunduğu iddiası, fındık üreticisine yapılmış bir ihanettir” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu iddianın doğru olması hâlinde açıklanan rakamın şaşırtıcı olmayacağını savunan Karan, “Bu teklif karşısında Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine 10 TL daha koyarak fiyat belirlemesi gayet normaldir” dedi. “ÜRETİCİNİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKLAR?” Karan, 240 TL teklif sunduğu ileri sürülen milletvekillerine yönelik eleştirisini şöyle sürdürdü: “Fındık taban fiyatı için 240 TL isteyen bu milletvekillerinin üreticinin yüzüne nasıl bakacağı, üreticinin yanına nasıl gideceği merak konusudur.” “BAHÇEYE GİRMEMEYİ BİLE DÜŞÜNÜR HÂLE GELDİK” Açıklanan fiyatın üreticinin hasat kararını dahi etkileyebilecek düzeyde olduğunu dile getiren Karan, fındık üreticilerinin tepkisini şu sözlerle aktardı: “Açıklanan fiyat karşısında üreticiler olarak bahçeye girmemeyi bile düşünür hâle geldik. Takdir tüm üreticilerimizindir.” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2026 yılı fındık alım fiyatlarının üreticinin beklentisini karşılamadığını belirterek, “Açıklanan fiyat tam bir hayal kırıklığıdır. Bu rakam yalnızca tekelcilerin ekmeğine yağ sürer” dedi. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026-2027 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındığın kilogramı 255 TL, levant kalite fındığın kilogramı ise 250 TL olarak açıklandı. Karara Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan’dan sert tepki geldi. Doğudan batıya bütün fındık üreticileri adına konuştuğunu belirten Karan, açıklanan fiyatların üretim maliyetlerinden ve mevcut ekonomik şartlardan uzak olduğunu söyledi. “AÇIKLANAN FİYAT TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞIDIR” Karan, fiyat kararına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Doğudan batıya tüm fındık üreticileri adına ifade etmek isteriz ki açıklanan 2026 yılı fındık taban fiyatı tam bir hayal kırıklığıdır. Giresun kalite fındık için belirlenen 255 TL, levant kalite için belirlenen 250 TL taban fiyat; maliyetlerden ve içinde bulunduğumuz ekonomik şartlardan çok uzaktır.” “BU FİYAT TEKELCİLERİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER” Açıklanan rakamların üreticiden çok piyasadaki güçlü alıcıların işine yarayacağını savunan Karan, “Bu rakam yalnızca tekelcilerin ekmeğine yağ sürecek bir fiyattır” dedi. Üreticinin ve kamuoyunun en az 300 TL taban fiyat beklentisi içinde olduğunu vurgulayan Karan, belirlenen fiyatın geçen sezon serbest piyasada oluşan rakamların da yaklaşık 100 TL altında kaldığını ileri sürdü. Karan, “Üreticinin ve toplumun en az 300 TL beklenti içinde olduğu bir ortamda, üstelik geçen sezonun serbest piyasa fiyatının yaklaşık 100 TL altında kalan bu taban fiyat, fındık üreticisi için tam anlamıyla bir yıkımdır” ifadelerini kullandı. MİLLETVEKİLLERİNE “240 TL” TEPKİSİ Bölge milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 240 TL taban fiyat önerdiği yönündeki iddialara da tepki gösteren Karan, böyle bir teklifin üreticinin beklentileriyle bağdaşmadığını söyledi. Karan, “Bölge milletvekillerinin Cumhurbaşkanımıza 240 TL taban fiyat teklifi sunduğu iddiası, fındık üreticisine yapılmış bir ihanettir” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu iddianın doğru olması hâlinde açıklanan rakamın şaşırtıcı olmayacağını savunan Karan, “Bu teklif karşısında Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerine 10 TL daha koyarak fiyat belirlemesi gayet normaldir” dedi. “ÜRETİCİNİN YÜZÜNE NASIL BAKACAKLAR?” Karan, 240 TL teklif sunduğu ileri sürülen milletvekillerine yönelik eleştirisini şöyle sürdürdü: “Fındık taban fiyatı için 240 TL isteyen bu milletvekillerinin üreticinin yüzüne nasıl bakacağı, üreticinin yanına nasıl gideceği merak konusudur.” “BAHÇEYE GİRMEMEYİ BİLE DÜŞÜNÜR HÂLE GELDİK” Açıklanan fiyatın üreticinin hasat kararını dahi etkileyebilecek düzeyde olduğunu dile getiren Karan, fındık üreticilerinin tepkisini şu sözlerle aktardı: “Açıklanan fiyat karşısında üreticiler olarak bahçeye girmemeyi bile düşünür hâle geldik. Takdir tüm üreticilerimizindir.”

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! Haber

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI!

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! KARAN: “DEVLETİN TESPİT ETTİĞİ REKOLTENİN ÜZERİNE 100 BİN TON EKLEMEK KANUN TANIMAMAKTIR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Tarım ve Orman Bakanlığının 704 bin 941 tonluk resmî rekolte tespitine karşılık ihracatçıların 805 bin 246 ton açıklamasına sert tepki gösterdi. Aradaki 100 bin 305 tonluk farkın taban fiyatını baskılamaya yönelik olduğunu savunan Karan, “Uçuk kaçık rakamlar çuvala girmez. Amaç, alivre satışları kurtarmak ve üreticinin fındığını ucuza almaktır” dedi. Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesi üzerinden başlayan tartışma büyüyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 805 bin 246 tonluk tahmine sert sözlerle karşı çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 704 bin 941 ton olarak tespit edilip kayıt altına alındığını belirten Karan, ihracatçıların bu rakamın 100 bin 305 ton üzerine çıkmasını piyasa müdahalesi olarak değerlendirdi. “DEVLETİN RAKAMINI YOK SAYMAK KABUL EDİLEMEZ” Karan, ihracatçıların ayrı bir rekolte rakamı açıklamasını “kanun ve kural tanımamak” olarak nitelendirerek şunları söyledi: “Devletin resmî mercileri tarafından tespit edilen rakamın üzerine 100 bin ton ekleyerek rekolte açıklamak kabul edilemez. O zaman ziraat odaları, ticaret borsaları, FİSKOBİRLİK, TMO ve diğer kurumlar da kafasına göre rekolte açıklasın.” “İHRACATÇI 805 BİN DİYORSA BİZE GÖRE 570 BİN TON” İhracatçıların açıkladığı rakamın sahadaki tabloyu yansıtmadığını savunan Karan, üreticiden aldıkları bilgilere göre çok daha düşük bir rekolte beklendiğini ifade etti: “Eğer ihracatçılara göre rekolte 805 bin tonsa, bize göre de 570 bin ton. Biz bunu masa başında değil, yılın 12 ayı bahçede olan üreticinin ağzından söylüyoruz.” “AMAÇ TABAN FİYATINI AŞAĞI ÇEKMEK” Yüksek rekolte açıklamasının zamanlamasına dikkat çeken Karan, taban fiyat ilan edilmeden hemen önce kamuoyuna sunulan rakamların tesadüf olmadığını ileri sürdü. Karan, yüksek rekolte algısı oluşturularak üreticinin fiyat beklentisinin düşürülmek istendiğini belirterek şöyle konuştu: “Hasat sonunda çuvala giren rakam belli olur. Ancak birilerinin masa başında, taban fiyatını aşağı çekmek için açıkladığı uçuk kaçık rakamların çuvala girmeyeceğini adımız gibi biliyoruz.” “ALİVRE SATIŞLARINI KURTARMA ÇABASI” İhracatçıların yüksek rekolte tahminiyle hasat öncesinde yapılan alivre satışları güvence altına almaya çalıştığını öne süren Karan, açıklanan rakamların üreticinin değil, piyasadaki belirli çevrelerin çıkarına hizmet ettiğini savundu: “Sırf kendi alivre satışlarını kurtarmak için çırpınan bu tekelci severlere devletimiz fırsat vermeyecektir. Türk fındık üreticisi devletine güvenmektedir.” “ÜRETİCİ DOSTU OLMADIKLARINI BİR KEZ DAHA GÖRDÜK” Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin yaklaşımının üreticiyi korumadığını dile getiren Karan, resmî rekolte dışında yapılan açıklamaları dikkate almadıklarını söyledi: “Bu açıklamayla üretici dostu olmadıklarını bir kez daha gösterdiler. Bizim için esas olan, devletin yetkili kurumlarının sahada yaptığı çalışmalar sonucunda belirlediği resmî rekoltedir.” “BAKANLIK DIŞINDA REKOLTE AÇIKLAMAK YASAKTIR” Tarım ve Orman Bakanlığı dışında rekolte açıklanmasının yasak olduğunu ifade eden Karan, devletin yetkili mercilerine çağrıda bulundu: “Kanun ve kurallar herkes için geçerlidir. Bakanlığın kayıt altına aldığı resmî rakama rağmen farklı rekolte açıklayanlar hakkında gerekli inceleme yapılmalı ve mevzuatın öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır.” Karan’ın sert çıkışı, fındık piyasasında yıllardır tartışılan kritik soruyu yeniden gündeme taşıdı: REKOLTEYİ SAHA MI BELİRLEYECEK, ALİVRE HESABI MI?

KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ Haber

KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ

“FINDIK ÜRETİCİSİ KENDİ ÜRÜNÜNÜN KÖLESİ HALİNE GELDİ” KARAN’DAN TMO’YA ÇAĞRI: 300 TL’NİN ALTINDA TABAN FİYAT KABUL EDİLEMEZ FINDIKTA HASAT ÖNCESİ ALARM: ÜRETİCİ MALİYETİN ALTINDA EZİLİYOR Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin son bir yılda artan girdi maliyetleri ve düşen ürün fiyatları karşısında ağır bir ekonomik baskı altında kaldığını belirterek, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin vakit kaybetmeden 2026 yılı alım kriterlerini ve taban fiyatını açıklaması gerektiğini söyledi. Karan, geçtiğimiz Eylül–Ekim döneminde serbest piyasada 350 TL seviyelerine kadar çıkan fındığın bugün 200 TL bandında işlem gördüğünü ifade ederek, buna karşılık üreticinin gübre, ilaç, bakım, işçilik ve hasat maliyetlerinin yüzde 100’e yakın arttığını vurguladı. “TMO VAKİT KAYBETMEDEN FİYATI AÇIKLAMALI” 2026 fındık hasat sezonuna yaklaşık bir ay kaldığını hatırlatan Karan, üreticinin bahçeye girmeden önce önünü görmesi gerektiğini belirtti. Fındığın Türkiye, Karadeniz ve Giresun için stratejik bir ürün olduğuna dikkat çeken Karan, özellikle milletvekillerine çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Fındık bahçelerinden poz vermeyi bırakıp üretici lehine adım atmalarını bekliyoruz. Hasada sayılı günler kaldı.” “BİR KİLO FINDIĞIN MALİYETİ 230 TL’YE ÇIKIYOR” Üreticinin artık kendi ürünü karşısında ezildiğini söyleyen Karan, fındıkta maliyet hesabının üreticinin içinde bulunduğu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Karan, “Bir üretici bakım, ilaçlama, gübreleme, ot biçme ve hasat dahil tüm işçiliği kendisi yapsa bir kilogram fındığın maliyeti 150 TL. İşçilikle birlikte bu rakam 230 TL’ye çıkıyor. Üretici kendi ürününün kölesi haline gelmiş durumda” dedi. Kahverengi kokarca zararlısı ve külleme hastalığıyla mücadelenin de üreticiye ek yük getirdiğini belirten Karan, bu nedenle maliyetlerin ikiye değil, üçe katlandığını söyledi. “300 TL’NİN ALTINDA FİYAT KABUL ETMİYORUZ” 2026 yılı girdi maliyetleri dikkate alındığında TMO’nun açıklayacağı taban fiyatın kesinlikle 300 TL’nin altında olmaması gerektiğini kaydeden Karan, üreticinin yalnızca maliyetini değil, emeğinin karşılığını da almak istediğini ifade etti. Karan, “Çok bir şey istemiyoruz. Yüzde 30 refah payı istiyoruz. Bu da fındık üreticisinin hakkıdır” diye konuştu. “TMO EN AZ 250 BİN TON ALIM YAPMALI” Karan, TMO’nun sezon başında güçlü bir alım politikasıyla piyasaya girmesi gerektiğini belirterek, en az 250 bin tonluk alım yapılmasının serbest piyasayı dengeleyeceğini söyledi. Aksi halde serbest piyasanın yeniden üretici aleyhine şekilleneceğini vurgulayan Karan, kaybedenin üretici, kazananın ise “fındık baronları” olacağını dile getirdi. “GÖZÜMÜZ TMO’DA VE SİYASETÇİLERDE” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bu saatten sonra gözümüz, kulağımız TMO’da ve fındık bahçelerinden poz veren siyasetçilerde.”

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” Haber

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR”

TAŞGÖZ: “MİLLETİN SESİ DUYULMALI, ÜRETEN TÜRKİYE YENİDEN İNŞA EDİLMELİDİR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık gündem değerlendirmesinde eğitimden ekonomiye, tarımdan dış politikaya, genç işsizliğinden terörle mücadeleye kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Taşgöz, vatandaşın temel gündeminin geçim sıkıntısı, adalet arayışı, eğitimde yaşanan sorunlar ve gençlerin gelecek kaygısı olduğunu söyledi. Taşgöz, “Milletin sesi duyulmalı, vatandaşın talepleri görmezden gelinmemelidir. Türkiye’nin yeniden güçlü, adil ve üreten bir ülke haline gelmesi için devlet aklıyla, liyakatle ve millet iradesini esas alan bir anlayışla hareket edilmelidir” dedi. “MİLLETİN TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Demokratik yönetimlerde millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayan Taşgöz, vatandaşların yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların artık ertelenemez hale geldiğini ifade etti. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdindedir. Emekli, memur, asgari ücretli, esnaf, çiftçi ve gençler geleceğe kaygıyla bakmaktadır. Adalet duygusunun zedelendiği, fırsat eşitsizliklerinin büyüdüğü, hayat pahalılığının her haneyi etkilediği bir tabloda devlet yönetiminin temel görevi milletin huzurunu, güvenliğini ve refahını sağlamaktır” diye konuştu. EĞİTİMDE MİLLİ KİMLİK VE KALİTE VURGUSU Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, eğitimin yalnızca diploma veren bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Eğitimin aynı zamanda milli kimliği, ahlaki değerleri, bilimsel düşünceyi ve çağın gereklerine uygun donanımı birlikte kazandırması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Eğitim, günlük siyasi tartışmaların konusu olmaktan çıkarılmalıdır. Çocuklarımızı hem milli ve manevi değerlerine bağlı hem de çağın gereklerine uygun şekilde yetiştirecek bir eğitim anlayışına ihtiyaç vardır. Aileler eğitim maliyetleri altında ezilmekte, öğretmenlerimiz ise hak ettikleri değeri görememektedir. Eğitimde kalite, fırsat eşitliği ve liyakat esas alınmalıdır” ifadelerini kullandı. “GENÇLER GELECEĞİNİ BAŞKA ÜLKELERDE ARIYOR” Türkiye’nin en önemli meselelerinden birinin gençlerin umutsuzluğu olduğunu dile getiren Taşgöz, üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlandığını, çalışan gençlerin ise geçim sıkıntısı nedeniyle gelecek planı yapamadığını söyledi. Taşgöz, “Gençlerimiz geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalıyorsa burada hepimizin düşünmesi gerekir. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda aidiyet duygusunu zayıflatan ve toplumsal güven bunalımını derinleştiren ciddi bir meseledir. Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetme lüksü yoktur” dedi. DIŞ POLİTİKADA “DEVLET AKLI” ÇAĞRISI Dış politikanın günlük gelişmelere ve kısa vadeli hesaplara göre şekillenmemesi gerektiğini vurgulayan Taşgöz, Türkiye’nin dış ilişkilerinde devlet geleneğini, milli çıkarları ve öngörülebilirliği esas alması gerektiğini belirtti. Taşgöz, “Türkiye; Karadeniz’den Kafkasya’ya, Türk dünyasından Ön Asya coğrafyasına kadar geniş bir bölgede güçlü, saygın ve kararlı bir dış politika izlemek zorundadır. Dış politikada devlet aklı, milli çıkar ve tutarlılık esastır” diye konuştu. EKONOMİDE HAYAT PAHALILIĞI TEPKİSİ Açıklamasında ekonomik sorunlara geniş yer veren Taşgöz, vatandaşların en önemli gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu söyledi. Market fiyatları ile vatandaşın alım gücü arasındaki farkın her geçen gün büyüdüğünü belirten Taşgöz, ekonominin yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını ifade etti. Taşgöz, “Ekonomi, sadece tablolarla ve rakamlarla açıklanamaz. Ekonomi, pazara çıkan emeklinin cebindeki paradır. Çocuğuna okul masrafı yapan ailenin yüküdür. Dükkânını ayakta tutmaya çalışan esnafın mücadelesidir. Tarlasını işlemek isteyen çiftçinin maliyetidir. Bugün vatandaşımız ağır ekonomik şartlar altında yaşam mücadelesi vermektedir” dedi. “ÜRETEN TÜRKİYE MECBURİYETTİR” Türkiye’nin üretim gücünün yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini belirten Taşgöz, yüksek faiz, finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin sanayiciyi, girişimciyi, ihracatçıyı ve üreticiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Üreten Türkiye bir tercih değil, mecburiyettir. Sanayicinin, girişimcinin, ihracatçının ve çiftçinin önünü görebildiği bir ekonomik yapı kurulmalıdır. Yerli üretim ve milli sanayi gerçekçi politikalarla desteklenmeli, üretim ekonomisi yeniden inşa edilmelidir” ifadelerini kullandı. FINDIK ÜRETİCİSİNİN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ Giresun ekonomisinin temel unsurlarından biri olan fındık konusunda da değerlendirmelerde bulunan Taşgöz, üreticinin artan maliyetler karşısında zor durumda kaldığını belirtti. Gübre, ilaç, işçilik ve bakım giderlerindeki yükselişin fındık üreticisini ciddi biçimde etkilediğini söyledi. Taşgöz, “Fındık üreticisi alın terinin karşılığını almak zorundadır. Giresun için fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda geçim kaynağı, kültür ve ekonomik omurgadır. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet olarak görülemez. Gıda güvenliği ve milli güvenlik açısından da stratejik öneme sahiptir” dedi. BEYİN GÖÇÜ UYARISI Genç işsizliği ve beyin göçünün Türkiye açısından ciddi bir tehdit haline geldiğini ifade eden Taşgöz, üniversite mezunlarının önemli bir bölümünün kendi alanlarında istihdam edilemediğini söyledi. Taşgöz, “Türkiye’nin yetişmiş insan kaynağını kaybetmeye tahammülü yoktur. Gençlerimizin kendi ülkelerinde umutla yaşayabilecekleri, çalışabilecekleri ve üretebilecekleri şartlar oluşturulmalıdır. Beyin göçünü durdurmanın yolu gençlere güven vermek, liyakati hâkim kılmak ve adil istihdam imkânları sağlamaktır” diye konuştu. TERÖRLE MÜCADELE VE ANAYASA TARTIŞMALARI Terörle mücadelenin siyasi tartışmaların üzerinde milli bir mesele olduğunu belirten Taşgöz, bu konuda herhangi bir tavzin millet vicdanında kabul görmeyeceğini ifade etti. Anayasa tartışmalarına da değinen Taşgöz, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin korunması gerektiğini söyledi. Taşgöz, “Terörle mücadele, hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamaz. Bu konuda tavizsiz, kararlı ve milli bir duruş sergilenmelidir. Anayasa tartışmaları yürütülürken Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri, üniter devlet yapısı ve milli birlik anlayışı korunmalıdır” dedi. “CUMHURİYETİMİZİN İKİNCİ YÜZYILINDA GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİ” Açıklamasının sonunda birlik ve beraberlik mesajı veren İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’nin adaletin güçlendiği, liyakatin esas alındığı, üretimin desteklendiği ve gençlerin umutla geleceğe baktığı bir ülke olması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, “Türk milleti büyüktür. Türk devleti güçlüdür. Cumhuriyetimiz ebedidir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz; adaletin, liyakatin, üretimin ve milli birliğin hâkim olduğu güçlü bir Türkiye olmalıdır” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

TANDOĞAN’DA BAYRAK SELİ:  GİRESUN TEŞKİLATI ANKARA’YA MİLLİ İRADE MÜHRÜ VURDU Haber

TANDOĞAN’DA BAYRAK SELİ: GİRESUN TEŞKİLATI ANKARA’YA MİLLİ İRADE MÜHRÜ VURDU

TANDOĞAN’DA BAYRAK SELİ: GİRESUN TEŞKİLATI ANKARA’YA MİLLİ İRADE MÜHRÜ VURDU İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Ankara Tandoğan’daki “Bayrak Açıyorum” mitinginin ardından yaptığı açıklamada, Giresun teşkilatlarının meydandaki duruşunu “Müdafaa-i Hukuk ruhu” olarak nitelendirdi. Taşgöz, “Topal Osman Ağaların evlatları olarak Ankara’da milli irade duvarı ördük” dedi. ANKARA / GİRESUN — İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun çağrısıyla Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenen “Bayrak Açıyorum” mitingi, siyaset gündeminde geniş yankı uyandırdı. Ulusal basına yansıyan bilgilere göre mitingde alan Türk bayraklarıyla dolarken, parti bayrağı kullanılmaması dikkat çekti; Cumhuriyet gazetesi, mitinge yaklaşık 100 bin yurttaşın katıldığını aktardı. Mitinge İYİ Parti yöneticileri ve teşkilatlarının yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ve bazı CHP milletvekillerinin de katıldığı bildirildi. T24’ün ANKA kaynaklı haberinde ise Dervişoğlu’nun Tandoğan konuşmasında “Bütünleşik Muhalefet” vurgusu yaptığı ve meydan siyaseti üzerinden yeni bir muhalefet hattı tarif ettiği aktarıldı. Giresun Teşkilatı Meydanda Saf Tuttu Miting sonrası gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Giresun teşkilatlarının Tandoğan’daki varlığını yalnızca bir parti katılımı olarak değil, tarihî ve millî bir duruş olarak tarif etti. Taşgöz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Terör baronlarına Meclis kürsüsünü peşkeş çekmeye yeltenen gaflet erbabına karşı, Topal Osman Ağaların evlatları olarak Ankara’da milli irade duvarı ördük.” Giresun’dan Ankara’ya uzanan katılımı “vatan aşkıyla yollara düşen teşkilat iradesi” olarak nitelendiren Taşgöz, ilçe başkanlarına, kadın kollarına, gençlik kollarına ve mitinge katılan partililere teşekkür etti. “Müsavat Dervişoğlu, Şer Odaklarına Karşı İstiklal Sesidir” İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun miting konuşmasında millî birlik, Cumhuriyet, hukuk devleti ve üniter yapı başlıklarını öne çıkardığı görüldü. İYİ Parti’nin resmî duyurusunda Dervişoğlu’nun miting çağrısı; haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, çözülmeye ve Cumhuriyet karşıtı girişimlere karşı “bayrak açma” söylemiyle çerçevelenmişti. Bu hattı Giresun teşkilatı adına sahiplenen Taşgöz, Genel Başkan Dervişoğlu’nun Tandoğan’daki çıkışını şu sözlerle değerlendirdi: “Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Ötüken’den Malazgirt’e, Çanakkale’den Cumhuriyet’e uzanan o sarsılmaz milli şuurun gür sesi olarak haykırmıştır.” Taşgöz, Dervişoğlu’nun siyasi duruşunu “istiklal sesi” olarak tanımlayarak şunları kaydetti: “Liderimizin şer odaklarına ve saray entrikalarına karşı Meclis’te fırlattığı o ilmek, bugün Tandoğan’da milyonların yeminiyle milli bir iradeye dönüşmüştür.” Tandoğan’da Mesaj: Parti Değil, Bayrak Öne Çıktı Ulusal basında mitingin en çok dikkat çeken yönlerinden biri, meydanda parti sembollerinden çok Türk bayrağının öne çıkarılması oldu. Cumhuriyet’in haberine göre Dervişoğlu, konuşmasında Tandoğan’da “parti, hizip ve şahsi hesap” olmadığını, meydanda “sadece Türkiye” bulunduğunu söyledi. Taşgöz de açıklamasında bu vurguyu Giresun teşkilatı üzerinden genişletti. Ona göre Tandoğan’da açılan bayrak, yalnızca bir miting sembolü değil; Cumhuriyet, üniter devlet, sosyal adalet ve ekonomik itirazın ortak adıydı. “Harun Gibi Gelip Karunlaşanların Saltanatına Başkaldırıyoruz” Taşgöz, açıklamasında yalnızca güvenlik ve millî birlik başlıklarına değil; emekli, işçi, esnaf ve fındık üreticisinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkat çekti. Yerel basında daha önce de Taşgöz’ün hukuk, demokrasi ve ekonomik kriz arasında doğrudan bağ kurduğu; Giresun’da fındık üreticisi, esnaf ve emeklilerin sorunlarını gündeme taşıdığı görülmüştü. Yeni Giresun’un haberinde Taşgöz’ün “Demokrasi sarsılırsa ekmek küçülür” değerlendirmesi ve Giresun’daki ekonomik sıkıntılara ilişkin açıklamaları yer almıştı. Tandoğan sonrası açıklamasında bu çizgiyi sertleştiren Taşgöz, meydanda açılan dev Türk bayrağını şu sözlerle tarif etti: “Anayasa’mızın ilk dört maddesine göz diken, üniter devlet yapımızı çatlatmak isteyen hainlere karşı sarsılmaz bir kalkan; Gazi Meclis’in kutsiyetini terörün gölgesiyle kirletmek isteyenlere karşı çekilmiş bir adalet kılıcı; ekonomik buhran altında inim inim inleyen emeklimizin, fındık üreticimizin, işçimizin ve esnafımızın ahını sormak için kaldırılmış helal bir isyan bayrağıdır.” Taşgöz, İYİ Parti’nin millî güvenlik hassasiyetini sosyal adalet vurgusuyla birlikte ele aldığını belirterek şu mesajı verdi: “Harun gibi gelip Karunlaşanların dünyevi saltanatına karşı; hakkı, hukuku ve adaleti savunan Giresun’un bu yiğit evlatları var olduğu sürece, ne teröre geçit vereceğiz, ne de şanlı al bayrağımız göklerden inecektir.” “Giresun Teşkilatı Bu Ülkenin Manevi Sigortasıdır” İYİ Parti Giresun teşkilatında son dönemde yeniden yapılanma ve kongre süreci de dikkat çekmişti. Yerel basına göre İnan Taşgöz, İYİ Parti Giresun İl Başkanlığı seçiminde yeniden başkan seçilerek güven tazeledi; Giresun Öncü Gazetesi, kongrede Taşgöz’ün mevcut başkan olarak seçimi kazandığını ve teşkilatın yeni dönemde daha güçlü çalışacağı mesajı verdiğini aktardı. Tandoğan’daki katılımı bu teşkilat iradesinin sahadaki karşılığı olarak değerlendiren Taşgöz, Giresun’dan Ankara’ya giden partililere şöyle seslendi: “Sizler bu davanın çimentosu, bu toprakların manevi sigortasısınız.” Taşgöz’e göre Giresun teşkilatının Tandoğan’daki duruşu, Karadeniz’in tarihî direniş hafızasıyla Cumhuriyet’in kurucu değerlerini aynı çizgide buluşturdu. “Kutlu Yürüyüşümüz Başlamıştır” Açıklamasının sonunda sert ve kararlı bir siyasi mesaj veren Taşgöz, Tandoğan mitinginin yalnızca bir günle sınırlı kalmayacağını, İYİ Parti açısından yeni bir mücadele döneminin işareti olduğunu söyledi. Taşgöz, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Ne saray barikatları ne de Kandil’in kirli hesapları inanmış sineler karşısında duramayacaktır. Kutlu yürüyüşümüz başlamıştır. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Haber

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI

ELMAS FINDIK TOPLANTISINI DUYURDU: ÜRETİCİNİN BEKLEDİĞİ BAŞLIKLAR MASADA AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleriyle birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantıya katıldı. Toplantıda yeni hasat sezonu hazırlıkları, üretim sürecinde alınacak tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticinin emeğinin karşılığını almasına yönelik başlıklar ele alındı. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün toplantıda yer aldığı açıklanırken, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın da fındık bölgesi milletvekilleriyle yapılan toplantılara katıldığı kamuoyuna yansıdı. FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Fındıkta yeni hasat sezonu öncesi hazırlıklar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan Fındık Çalışma Grubu toplantısında değerlendirildi. Toplantıya fındık üreten illerin milletvekilleri katılırken, Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür de görüşmede yer aldı. Toplantının ana gündemini yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri, verim ve kalite başlıkları ile üreticinin emeğinin karşılığını almasına dönük değerlendirmeler oluşturdu. AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, toplantı sonrası yaptığı açıklamada üreticinin alın terini koruyacak çalışmaların ele alındığını belirtti. Elmas, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak adımlar üzerinde istişarelerde bulunulduğunu, sezon öncesi yol haritasının değerlendirildiğini ifade etti. ELMAS: ÜRETİCİMİZİN ALIN TERİNİ KORUYACAK ÇALIŞMALARI ELE ALDIK Nazım Elmas, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığındaki toplantıya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekillerimizle birlikte, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldik. Toplantımızda; fındıkta yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticilerimizin emeğinin karşılığını alabilmesine yönelik hususlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Üreticimizin alın terini koruyacak, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak çalışmalar üzerine istişarelerde bulunarak sezon öncesi yol haritasını ele aldık. Ülkemiz ve tüm fındık üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli bir sezon olmasını temenni ediyorum.” GİRESUN’DAN ELMAS VE TEMÜR KATILDI Toplantıya Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlık etti. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün de toplantıda yer aldığı bilgisi yerel basına yansıdı. Kamuya açık haberlerde toplantıların tüm katılımcı listesi her defasında isim isim paylaşılmıyor. Bu nedenle toplantıya katılan diğer milletvekilleri için açıklamalarda çoğunlukla “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleri”, “fındık üreten illerin milletvekilleri” veya “bölge milletvekilleri” ifadeleri kullanılıyor. Önceki toplantılara ilişkin kamuya yansıyan bilgilerde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın başkanlığındaki görüşmelere AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk ile fındık üreten illerin milletvekillerinin katıldığı görüldü. LÜTFİ BAYRAKTAR DA FINDIK DOSYASININ MERKEZİNDE Fındık dosyasında öne çıkan isimlerden biri de AKP Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar. Bayraktar, yalnızca Sakarya Milletvekili kimliğiyle değil, uzun yıllardır FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmesi nedeniyle de fındık politikalarının en önemli siyasi ve kurumsal aktörleri arasında yer alıyor. Bayraktar’ın fındık bölgesi milletvekilleriyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantılara katıldığına ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansıdı. Bu durum, FİSKOBİRLİK’in fındık politikalarındaki yerinin toplantı başlıkları içinde daha açık biçimde değerlendirilmesi gerektiğini de gösterdi. Fındık üreticisi açısından Bayraktar’ın toplantılardaki varlığı veya FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği yalnızca protokol bilgisi değildir. Bu konu, üreticinin örgütlü gücünün, kooperatif yapısının, piyasa dengeleme kapasitesinin ve Giresun kalite fındığın değer politikasının masaya nasıl taşındığıyla doğrudan bağlantılıdır. DİĞER KATILIMCILAR VE BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin önceki haberlerde AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın koordinasyon ve katılım bilgisi öne çıktı. Düzce’den Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk’ün açıklamalarında ise üretici beklentileri, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve verimlilik başlıklarının toplantılarda ele alındığı belirtildi. Fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan çalışma yapısı, Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Samsun ve bölgedeki diğer fındık üretim merkezlerini ilgilendiren sorunları siyasi düzeyde gündeme taşıyor. Ancak üretici açısından toplantıya hangi milletvekillerinin katıldığı kadar, bu isimlerin toplantıya hangi verilerle hazırlandığı, sahadan hangi üretici taleplerini taşıdığı, FİSKOBİRLİK, ziraat odaları, kooperatifler ve yerel üretici temsilcileriyle nasıl temas kurduğu da önem taşıyor. FİSKOBİRLİK’İN MASADAKİ ROLÜ DAHA AÇIK GÖRÜLMELİ Fındıkta üreticinin pazarlık gücü, yalnızca sezon öncesi fiyat beklentisiyle sınırlı bir konu değil. FİSKOBİRLİK’in piyasa dengeleme kapasitesi, kooperatif yapısı, üreticiyle doğrudan bağı ve tarihsel rolü, fındık politikasının merkezinde değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle Fındık Çalışma Grubu’nun yeni sezon öncesi toplantılarında FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği, görüşlerinin nasıl alındığı ve üretici lehine hangi önerileri masaya taşıdığı açık biçimde paylaşılmalıdır. FİSKOBİRLİK’in yalnızca geçmişte adı geçen bir kurum olarak değil; üretici lehine piyasa dengesi kurabilecek, kaliteye dayalı fiyat politikasını destekleyebilecek, Giresun kalite fındığın değerini koruyabilecek ve kooperatif gücünü yeniden sahaya taşıyabilecek etkin bir aktör olarak değerlendirilmesi gerekiyor. FINDIK ÇALIŞMA GRUBU 2019’DAN BU YANA GÜNDEMDE Fındık Çalışma Grubu, kamuoyuna 2019 yılında fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan bir siyasi çalışma yapısı olarak yansıdı. Grubun amacı, üreticinin talep ve beklentilerini değerlendirmek, fındık politikalarına ilişkin başlıkları siyasi düzeyde takip etmek ve sezon öncesi oluşan sorunları Tarım ve Orman Bakanlığına taşımak olarak açıklandı. Fındık Çalışma Grubu’nun farklı yıllarda sezon öncesi toplantılar yaptığı biliniyor. Ancak grubun yılda kaç kez toplandığı, toplantı takviminin nasıl belirlendiği, gündemin hangi verilerle hazırlandığı, toplantılara hangi kurumların düzenli davet edildiği ve alınan kararların nasıl izlendiği konusunda kamuoyuna açık, düzenli ve denetlenebilir bir takvim bulunmuyor. Bu durum, üreticinin en çok yanıt beklediği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Fındık üreticisi, toplantıların yalnızca sezon öncesi açıklamalarla sınırlı kalmamasını; üretim maliyeti, destek modeli, TMO alım politikası, FİSKOBİRLİK’in piyasa rolü, kahverengi kokarca mücadelesi, don zararı, verim düşüklüğü ve Giresun kalite fındığın ayrı değerlendirilmesi gibi başlıklarda somut kararlar üretilmesini bekliyor. ÖNCEKİ TOPLANTILARDA KAHVERENGİ KOKARCA, REKOLTE VE ÜRETİCİ TALEPLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Fındık Çalışma Grubu’nun önceki toplantılarında üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele, beklenen rekolte, üretim maliyetleri, fiyat istikrarı ve sezon öncesi piyasa beklentileri gündeme geldi. 2024 yılında yapılan toplantılarda fındık üreten illerin milletvekilleri Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldi. Bu toplantılarda üreticilerden gelen talepler, beklenen rekolte, fiyat istikrarı, üretim maliyetleri ve verimlilik başlıkları değerlendirildi. Nazım Elmas’ın önceki açıklamalarında da üreticilerden gelen talep ve önerilerin ele alındığı, fındıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaların görüşüldüğü, kahverengi kokarca zararlısına karşı mücadelenin sürdürüldüğü belirtildi. Fındıkta son dönemde yalnızca fiyat değil; zararlı baskısı, iklim riski, don hasarı, üretim maliyetleri, işçilik giderleri ve kalite kaybı da üreticinin gelirini doğrudan etkileyen ana sorunlar arasında yer alıyor. UZMAN KURUL DEĞİL, SİYASİ ÇALIŞMA GRUBU Kamuya açık bilgiler, Fındık Çalışma Grubu’nun tarım ekonomistleri, ziraat mühendisleri, kooperatif uzmanları, ihracat temsilcileri veya akademisyenlerden oluşan bağımsız bir uzman kurul değil; fındık üreten illerin milletvekillerinden oluşan siyasi bir çalışma grubu olduğunu gösteriyor. Bu nedenle grubun uzman danışmanlardan düzenli rapor alıp almadığı, her sezon öncesi maliyet hesabı, rekolte beklentisi, zarar tespiti, kalite sınıflandırması ve fiyat politikası konusunda hangi teknik verilerle hareket ettiği kamuoyuna açıklanmalıdır. Fındık gibi Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan bir alanda siyasi takip önemlidir; ancak üretici lehine kalıcı sonuç alınabilmesi için bu siyasi takibin sahadan gelen veri, uzman raporu, üretici örgütleriyle düzenli temas ve sonuçları açıklanan bir çalışma düzeniyle desteklenmesi gerekir. GİRESUN KALİTE FINDIK İÇİN AYRI POLİTİKA BEKLENİYOR Giresun kalite fındığı, yalnızca Türkiye fındık üretiminin bir parçası olarak değil; aroması, menşe değeri, işlenme kabiliyeti, geleneksel üretim kültürü ve coğrafi niteliğiyle ayrı değerlendirilmesi gereken stratejik bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu nedenle fındık toplantılarında Giresun kalite fındık için ayrı bir başlık açılması gerekiyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir üretim modeliyle yetiştiriliyor. Ova karakteri taşıyan bölgelerde ise makineleşmeye daha uygun koşullar, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı oluşturabiliyor. Yamaçta elle üretilen, daha düşük dekar verimiyle elde edilen, işçilik maliyeti yüksek Giresun kalite fındığı ile ova bölgelerinde daha kolay işlenebilen üretimin aynı fiyat mantığı içinde değerlendirilmesi, üretim gerçeğini ve kalite farkını görünmez hale getiriyor. Fındıkta fiyatın yalnızca sezonluk arz, piyasa dengesi ve ortalama randıman üzerinden değil; arazi yapısı, üretim maliyeti, işçilik yükü, dekar başına verim, aroma, kalite ve menşe değeri üzerinden de şekillenmesi gerekiyor. TÜRKİYE KENDİ FINDIK STANDARDINI KURMALI Fındıkta sürdürülebilirlik başlığı, yalnızca dış alıcıların ve küresel şirketlerin belirlediği uygulama takvimine bırakılamayacak kadar stratejik bir konudur. Türkiye’nin fındık politikası, küresel şirketlerin sürdürülebilirlik programlarına uyum sağlayan pasif üretici ülke çizgisine sıkışmamalıdır. Türkiye kendi sürdürülebilirlik kurumlarını, kendi kalite standardını, kendi izlenebilirlik sistemini ve kendi üretici merkezli denetim modelini kurmalıdır. Bu süreçte kamu kurumları, üniversiteler, ziraat odaları, üretici örgütleri, kooperatifler, FİSKOBİRLİK, yerel yönetimler, ihracatçı birlikleri ve sürdürülebilirlik alanında çalışan ulusal kuruluşlar aynı hedef etrafında bir araya gelmelidir. Giresun kalite fındığının menşe değeri, aroma üstünlüğü, yamaç üretimi, düşük dekar verimi, yüksek emek maliyeti ve sosyal üretim yapısı Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardının merkezine yerleştirilmelidir. DESTEK VE SİGORTA MODELİ YENİDEN KURULMALI Fındık üreticisinin karşı karşıya olduğu maliyet yapısı, eski destek modelleriyle açıklanamayacak kadar ağırlaştı. İşçilik, gübre, ilaç, bakım ve taşıma giderleri artarken; bahçelerin yaşlanması, verim düşüklüğü, kahverengi kokarca zararlısı ve iklim değişikliğine bağlı don, aşırı yağış, kuraklık ve hastalık baskısı üretim riskini büyütüyor. Bu tablo karşısında yalnızca arazi varlığına dayalı destek anlayışı, üretimi ve kaliteyi güçlendirmekte yetersiz kalıyor. Fındıkta yeni destek modeli, üretim yapan, bahçesine bakan, ürününü kayıtlı sisteme sokan, kaliteyi yükselten, zararlılarla mücadele eden ve ekonomiye gerçek ürün kazandıran üreticiyi önceleyen bir yapıya dönüştürülmelidir. Zirai sigorta sistemi de fındığın yeni risklerine göre yeniden düzenlenmelidir. Don, aşırı yağış, kuraklık, fırtına, dolu, hastalık ve kahverengi kokarca gibi zararlıların oluşturduğu gelir kaybı; yalnızca ürün miktarı üzerinden değil, kalite kaybı ve randıman düşüşü üzerinden de değerlendirilmelidir. TOPLANTIDAN BEKLENEN: AÇIK, ÖLÇÜLEBİLİR VE ÜRETİCİ LEHİNE SONUÇ Fındık Çalışma Grubu toplantısı, yeni sezon öncesi üreticinin beklentilerinin Bakanlık düzeyinde ele alınması açısından önem taşıyor. Ancak üreticinin beklediği karşılık, toplantı sonrası yapılan genel açıklamaların ötesine geçen somut sonuçlardır. Fındık üreticisi, Fındık Çalışma Grubu’nun ne sıklıkla toplandığını, toplantılara kimlerin katıldığını, FİSKOBİRLİK ve üretici örgütleriyle hangi tarihlerde görüşüldüğünü, uzman raporu alınıp alınmadığını, maliyet hesabının nasıl yapıldığını, Giresun kalite fındığın ayrı değerinin nasıl korunacağını ve bugüne kadar alınan kararların üreticiye ne kazandırdığını bilmek istiyor. Yeni hasat sezonu öncesinde yapılacak fındık politikası; açık katılımcı listesi, sahadan toplanmış veri, üretici örgütlerinin doğrudan temsili, uzman raporları, yayımlanmış sonuç bildirgesi ve uygulamaya dönüşen kararlarla güç kazanabilir. Fındıkta üreticinin emeğini koruyacak yol; yalnızca temenni açıklamalarıyla değil, üreticiyi bahçede tutan, Giresun kalite fındığı ayrı değer olarak gören, FİSKOBİRLİK ve kooperatifleri yeniden güçlendiren, destek ve sigorta sistemini yeni risklere göre düzenleyen, Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardını kuran bütünlüklü bir ulusal fındık politikasıyla açılabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.