Hava Durumu

#Fındık Araştırma Enstitüsü

giresunsonhaber - Fındık Araştırma Enstitüsü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fındık Araştırma Enstitüsü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SAMURAY ARISINDA YENİ AŞAMA: ARAZİ DENEMELERİ SÜRÜYOR Haber

SAMURAY ARISINDA YENİ AŞAMA: ARAZİ DENEMELERİ SÜRÜYOR

KAHVERENGİ KOKARCAYA KARŞI SAMURAY ARISINDA YENİ AŞAMA: ARAZİ DENEMELERİ SÜRÜYOR Fındığın en önemli tehditlerinden biri haline gelen kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelede yeni bir aşamaya geçildi. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Samuray arısının doğada hangi uygulama yöntemleriyle daha etkili kullanılabileceğinin belirlenmesi amacıyla yürüttüğü araştırmanın arazi çalışmalarını sürdürüyor. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün verdiği görevler doğrultusunda, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelede kullanılan Samuray arısının (Trissolcus japonicus) doğada kullanımına yönelik araştırma projesinde saha çalışmalarının devam ettiğini açıkladı. Enstitü tarafından yapılan açıklamada, projenin temel amacının Samuray arısının farklı uygulama yöntemlerinin gerçek arazi koşullarındaki etkinliğini ortaya koymak olduğu belirtildi. DENEME ALANLARINA TÜL KAFESLER YERLEŞTİRİLDİ Araştırmanın arazi aşamasında öncelikle deneme alanları oluşturuldu ve belirlenen noktalara tül kafesler yerleştirildi. Çalışmanın devamında ise Samuray arısı tarafından parazitlenmiş kahverengi kokarca yumurtaları bu alanlara bırakıldı. Enstitü açıklamasında çalışmalar, “Proje kapsamında, Samuray arısının farklı uygulama yöntemlerinin arazi koşullarındaki etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlanıyor” ifadeleriyle duyuruldu. Araştırma sonucunda elde edilecek bulguların, Samuray arısının hangi yöntem ve koşullarda daha başarılı olduğunun ortaya konulmasına ve biyolojik mücadelenin sahada daha etkin kullanılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Samuray arısı, kahverengi kokarcanın ergin bireylerine saldıran bir tür değil; zararlının yumurtalarını parazitleyen çok küçük bir faydalı böcek olarak görev yapıyor. Dişi Samuray arısı, kahverengi kokarcanın yumurtalarının içerisine kendi yumurtalarını bırakarak bu yumurtalardan yeni kokarcaların çıkmasını engelliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Samuray arısının insanlara, hayvanlara ve bal arılarına zarar vermediğini bildiriyor. (Kahverengi Kokarca) KAHVERENGİ KOKARCA TÜRKİYE’YE NASIL GELDİ, MÜCADELE NASIL GELİŞTİ? Kahverengi kokarcaya karşı bugün gelinen biyolojik mücadele aşamasının arkasında yaklaşık 10 yıllık bir takip, araştırma ve mücadele süreci bulunuyor. 2015: GÜRCİSTAN’DA YAYILMAYA BAŞLADI Uzak Doğu Asya kökenli istilacı bir tür olan Halyomorpha halys, 2015 yılında Türkiye sınırına komşu Gürcistan’da yayılmaya başladı. Zararlının özellikle fındık üretim alanlarında oluşturabileceği risk üzerine Türkiye’de de tedbir hazırlıkları gündeme geldi. (Kahverengi Kokarca) 2016: TÜRKİYE SINIR HATTINDA TAKİBE BAŞLADI Tarım ve Orman Bakanlığı, zararlı henüz Türkiye’de resmi olarak tespit edilmeden önce 2016 yılında Gürcistan sınırına yakın 6 il ve 49 ilçede görev yapan 72 teknik personele eğitim vererek sürvey çalışmalarını başlattı. (Kahverengi Kokarca) 2017: TÜRKİYE’DE İLK KEZ TESPİT EDİLDİ Yapılan sürveyler sonucunda kahverengi kokarca 2017 yılında Türkiye’de ilk kez Artvin ve Rize’nin Gürcistan sınırına yakın ilçelerinde tespit edildi. Fındık Araştırma Enstitüsü kayıtlarında ilk yoğun tespit alanları arasında Artvin’in Kemalpaşa ve Hopa ilçeleri de gösterildi. (Kahverengi Kokarca) Zararlının yüksek çoğalma kapasitesi ve çok sayıda bitki türüyle beslenebilmesi, kısa sürede Doğu Karadeniz’in en önemli bitki sağlığı sorunlarından biri haline gelmesine neden oldu. Kahverengi kokarca başta fındık olmak üzere 300’den fazla bitkisel üründe zarar oluşturabiliyor. Fındıkta meyve oluşumundan hasada kadar beslenerek boş, şekilsiz ve lekeli meyve oluşumuna, kalite ve randıman kaybına yol açabiliyor. (Araştırma Kuruluşları) 2018: BİYOLOJİK MÜCADELE İÇİN İLK AR-GE ADIMLARI 2018 yılında Bakanlık tarafından eğitim faaliyetleri genişletilirken, yalnızca kimyasal mücadeleyle kalıcı sonuç alınamayacağı değerlendirilerek entegre mücadele modeli üzerinde çalışılmaya başlandı. Aynı dönemde Samuray arısı üretilebilmesi için biyolojik mücadele laboratuvarlarının kurulmasına yönelik hazırlıklar ve Ar-Ge yatırımları başlatıldı. (Kahverengi Kokarca) 2019: ÇALIŞTAYLAR VE SAHA BİLGİLENDİRMELERİ 2019 yılında il ve ilçe tarım müdürlükleri, ziraat odaları, ticaret borsaları ve üreticilere yönelik bilgilendirme çalışmaları artırıldı. 18 Nisan 2019’da Artvin’de, 19 Nisan 2019’da ise Rize’de “Kahverengi Kokarca Mücadelesi Çalıştayı” gerçekleştirildi. Zararlıya karşı kimyasal mücadelede kullanılmak üzere geçici bitki koruma ürünü tavsiyeleri de bu süreçte devreye alındı. (Kahverengi Kokarca) 2021–2022: SAMURAY ARISI İÇİN LABORATUVAR ALTYAPISI KURULDU Biyolojik mücadele çalışmalarındaki önemli eşiklerden biri 2021 yılında laboratuvar altyapısının tamamlanmasıyla geçildi. 2022 yılında ise kahverengi kokarcanın doğal düşmanı olarak kullanılan ilk Trissolcus japonicus bireyleri yurt dışından getirilerek üretim çalışmalarının temeli oluşturuldu. (Kahverengi Kokarca) 2023: İLK BÜYÜK SAMURAY ARISI SALIMLARI 2023 yılında Türkiye’de biyolojik mücadele kapsamında ilk önemli saha salımları başladı. Artvin’in Borçka, Hopa ve Arhavi ilçeleri ile Rize’nin Fındıklı ilçesinde ilk salımlar gerçekleştirildi. Yıl içerisinde Türkiye genelinde 22 bin Samuray arısı doğaya bırakıldı. (Araştırma Kuruluşları) Aynı yıl Giresun’da da zararlının yoğunluğu belirgin şekilde arttı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre Merkez, Eynesil, Tirebolu, Espiye ve Keşap ilçelerinde yoğunluk artışı gözlendi. (Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğü) Artan risk üzerine Bakanlık tarafından hazırlanan Kahverengi Kokarca Eylem Planı, 25 Ekim 2023’te yapılan toplantının ardından son şeklini aldı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) 2024: MÜCADELE KARADENİZ’DEN TÜRKİYE GENELİNE YAYILDI 2024 yılında Samuray arısı üretimi ve salımları büyük ölçüde artırıldı. Yıl sonunda Türkiye genelinde 35 ilde 207 bin 286 Samuray arısı üretildi ve doğaya bırakıldı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Giresun da biyolojik mücadelede öncelikli illerden biri oldu. 7 Haziran 2024 tarihinde Keşap’ta 2 bin Samuray arısı doğaya salındı. (Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğü) Bu süreçte mücadele yalnızca Samuray arısıyla sınırlandırılmadı; mekanik toplama, feromon tuzaklarla cezbet-öldür yöntemi, uygun dönemlerde kimyasal mücadele ve kışlak ilaçlamaları birlikte uygulanmaya devam etti. 2025: GİRESUN’DA 90 BİNİ AŞKIN SAMURAY ARISI SALINDI 2025 yılı biyolojik mücadelede çok daha geniş çaplı bir uygulamaya sahne oldu. Türkiye genelinde 40 ilde 1 milyon 156 bin 328 Samuray arısı doğaya bırakıldı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Giresun’da ise mücadele dikkat çekici boyutlara ulaştı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 Faaliyet Raporu'na göre il genelinde: 90 bin 664 Samuray arısı doğaya salındı, 20 bin 938 tuzak ve 21 bin 800 feromon dağıtıldı. Ayrıca ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde toplam 415 köy ve mahallede 75 bin 250 kışlak alanında biyosidal mücadele gerçekleştirildi. 176 bin 703 dekar alanda da kahverengi kokarcaya yönelik kimyasal mücadele çalışması yürütüldü. Böylece Giresun’da mücadele; kışlak mücadelesi + mekanik mücadele + feromon tuzakları + gerektiğinde kimyasal mücadele + Samuray arısıyla biyolojik mücadele şeklinde çok yönlü bir modele dönüştü. 2026: SAMURAY ARISINDA HEM SALIM HEM BİLİMSEL ARAŞTIRMA DÖNEMİ 2026 yılının Şubat ayında Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünde gerçekleştirilen toplantıda 2025 yılı sonuçları değerlendirilerek 2026 Samuray arısı üretim ve salım stratejisi ele alındı. Toplantıya Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü de katıldı. (Araştırma Kuruluşları) 2 Temmuz 2026 tarihinde Fındık Araştırma Enstitüsü tarafından üretilen Samuray arıları Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’de eş zamanlı olarak doğaya bırakıldı. (Araştırma Kuruluşları) Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın 4 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre ise 2026 yılı içerisinde Türkiye genelinde doğaya salınan Samuray arısı sayısı 1 milyon 650 bine ulaştı. Aynı dönemde 859 bin 329 hanede kışlak mücadelesi gerçekleştirildi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Bakanlık ayrıca 2026 yılında kahverengi kokarcanın fındıkta oluşturduğu ekonomik kayıpların ve optimum kimyasal mücadele zamanının belirlenmesi ile zararlının farklı konukçulardaki popülasyon dinamiklerinin ortaya çıkarılması amacıyla iki yeni bilimsel proje başlattı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) ŞİMDİ HEDEF: SAMURAY ARISININ SAHADAKİ ETKİNLİĞİNİ ARTIRMAK Fındık Araştırma Enstitüsünün bugün sürdürdüğü arazi denemeleri, kahverengi kokarcayla mücadelede gelinen yeni aşamayı oluşturuyor. Artık yalnızca “Kaç Samuray arısı üretilecek ve doğaya bırakılacak?” sorusuna değil, “Hangi uygulama yöntemiyle, hangi arazi koşullarında ve nasıl daha yüksek başarı sağlanabilir?” sorusuna da bilimsel yanıt aranıyor. Enstitünün tül kafesler ve parazitlenmiş kahverengi kokarca yumurtalarıyla yürüttüğü denemelerin sonuçları, biyolojik mücadelenin gelecekte daha doğru ve etkin planlanması açısından önem taşıyor. Uzmanların ve Bakanlığın uyguladığı modelde temel yaklaşım ise değişmiyor: Kahverengi kokarcayla mücadelede tek bir yönteme dayanmak yerine mekanik, biyoteknik, biyolojik ve gerektiğinde kimyasal yöntemlerin birlikte ve doğru zamanda uygulanması gerekiyor. Samuray arısının ise uzun vadede doğal biyolojik dengenin kurulması ve kimyasal mücadele ihtiyacının azaltılmasında kritik rol üstlenmesi hedefleniyor. (Kahverengi Kokarca)

FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ “BİR DALDAN ONLARCA FİDAN” Haber

FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ “BİR DALDAN ONLARCA FİDAN”

FINDIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ “BİR DALDAN ONLARCA FİDAN” Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, fidan üretim parselinde sürdürülen boğma ve havai köklendirme çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Yöntemle, ana bitkinin genetik özelliklerini taşıyan sağlıklı ve kaliteli fındık fidanlarının üretilmesi hedefleniyor. Türkiye ve dünyada yürütülen bilimsel çalışmalar da boğma ve daldırma uygulamalarının fındıkta klonal fidan üretiminde uzun süredir kullanıldığını ortaya koyuyor. FİDAN ÜRETİM PARSELİNDE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “Bir daldan onlarca fidan” hedefiyle fındık fidanı üretim parselindeki çalışmaların devam ettiği bildirildi. Açıklamada boğma, diğer adıyla havai köklendirmenin, bitkilerin genetik özellikleri korunarak çoğaltılmasını sağlayan vejetatif üretim yöntemlerinden biri olduğu belirtildi. Köklenme tamamlandıktan sonra ana bitkiden ayrılan dalın bağımsız bir fidan olarak yetiştirildiği kaydedildi. BOĞMA VE HAVAİ KÖKLENDİRME NASIL YAPILIYOR? Uygulamada öncelikle köklendirilmeye uygun, sağlıklı bir dal seçiliyor. Dalın çevresi bir tel yardımıyla sıkılarak boğuluyor ve boğma noktasının hemen üstündeki dokuda çizik oluşturularak kök gelişimi teşvik ediliyor. Yaralanan bölgeye köklendirme hormonu uygulanıyor. Ardından dalın bu bölümü torf, yosun veya benzeri nemli bir köklendirme ortamıyla sarılıyor. Nem kaybını önlemek amacıyla uygun bir materyalle kapatılan bölüm sabitleniyor. Kök oluşumu tamamlandıktan sonra dal ana bitkiden ayrılıyor ve yeni bir fidan olarak yetiştiriliyor. Enstitü, bu yöntemle ana bitkiyle aynı genetik özelliklere sahip sağlıklı ve kaliteli fidanlar elde edildiğini bildirdi. ENSTİTÜ TEPE DALDIRMA YÖNTEMİNİ 2021’DE DE UYGULADI Fındık Araştırma Enstitüsü, 24 Kasım 2021 tarihinde düzenlediği “Fındık Fidancılığındaki Gelişmeler” etkinliğinde de farklı fidan çoğaltma yöntemlerini kamuoyuna tanıttı. Dönemin Enstitü Müdürü Aysun Akar, doku kültürü, daldırma ve aşılama yöntemlerinin denendiğini; o tarihte en yüksek başarının tepe daldırma yöntemiyle alındığını açıkladı. Etkinlikte Giresun Valisi Enver Ünlü de uygulama yapılan fidanlıkta yaklaşık altı ay içinde fidan elde edildiğini belirtti. Programın sonunda fidanlık alanında söküm yapıldı; damızlık fidan üniteleri ile doku kültürü laboratuvarı tanıtıldı. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİNDE SEKİZ FINDIK ÇEŞİDİ İNCELENDİ Fatma Acı ve Neriman Beyhan tarafından hazırlanan “Fındığın Tepe Daldırması Yöntemi ile Çoğaltılması” başlıklı çalışma, 20 Haziran 2018 tarihinde yayımlandı. Araştırmada 2013-2015 yılları arasında Tombul, Palaz, Foşa, Cavcava, Uzunmusa, Kalınkara, İncekara ve Sivri çeşitlerinin çoğaltılma performansı incelendi. Çalışmada, beş-altı gövdeli ve altı yaşındaki ana ocakların her birinde 20 genç sürgün kullanıldı. İlk yıl kontrol, tomurcuk koparma, kabuk alma ve boğma; ikinci yıl ise kabuk alma ile boğmanın birlikte uygulanması ve IBA köklendirme hormonu ile boğma yöntemleri karşılaştırıldı. Araştırmada uygulamalar arasında en yüksek etkinin boğma yönteminden elde edildiği bildirildi. Köklenme oranları çeşit ve uygulama kombinasyonuna göre yüzde 14,44 ile yüzde 80 arasında değişti. Tombul, Palaz, Foşa ve Kalınkara çeşitleri fidan gelişimi ve köklenme özellikleri bakımından öne çıktı. ÜNİVERSİTE VE ENSTİTÜ ARAŞTIRMACILARI ORTAK ÇALIŞTI Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğretim üyeleri Neriman Beyhan ve Fatma Acı ile Fındık Araştırma Enstitüsü araştırmacısı Hüseyin İrfan Balık’ın hazırladığı bir başka araştırma, 2020 yılında Acta Horticulturae dergisinde yayımlandı. Şubat 2013 ile Ocak 2014 arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünün Samsun’daki fındık bahçelerinde yürütülen çalışmada Acı, Allahverdi, İncekara, Kalınkara, Okay 28 ve Sivri çeşitlerinin tepe daldırmasıyla çoğaltılma performansı araştırıldı. Altı yaşındaki ana ocaklarda, ocak başına 20 genç sürgün kullanıldı. İTALYA’DA BOĞMA UYGULAMASI FİDAN SAYISINI ARTIRDI İtalya’da Alessandro Roversi, Gian Luca Malvicini ve A. Marino tarafından yürütülen iki yıllık çalışma, Piedmont bölgesindeki Langhe fındık üretim alanında, Bubbio’daki bir fidanlıkta gerçekleştirildi. Tonda Gentile delle Langhe çeşidi üzerinde 2003 ve 2004 yıllarında yapılan denemelerin sonuçları 2008 yılında yayımlandı. Çalışmada sürgünlerin dip kısmına halka takılarak yapılan boğma uygulamasının köklenme ve pazarlanabilir fidan sayısını artırdığı belirlendi. Ana ocak başına pazarlanabilir köklü sürgün sayısı boğma yapılmayanlarda ortalama 3,08 iken boğma uygulananlarda 11,67’ye yükseldi. Sulamanın ise sonuçlar üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilmedi. RUTGERS ÜNİVERSİTESİ YÖNTEMİ ÜRETİCİ REHBERİNE ALDI Rutgers Üniversitesi tarafından Mayıs 2021’de yayımlanan ve Megan Muehlbauer, John Capik ile Thomas J. Molnar tarafından hazırlanan üretici rehberinde, daldırma yöntemi fındığın dünya genelinde en yaygın kullanılan klonal çoğaltma yöntemlerinden biri olarak gösterildi. Rehberde genç sürgün veya dalların ana bitkiye bağlıyken nemli yetiştirme ortamıyla örtüldüğü, köklenmeyi artırmak için IBA hormonu uygulanabildiği ve sürgünün tabanına metal halka ya da sıkı plastik bağ takılarak boğma yapılabildiği anlatıldı. Sonbaharda köklenen yeni bitkinin köklerin altından kesilerek ana bitkiden ayrıldığı belirtildi. HAVAİ KÖKLENDİRME İLE TEPE DALDIRMA FARKLI BİÇİMLERDE UYGULANIYOR Enstitünün güncel açıklamasında anlatılan havai köklendirmede dal üzerindeki belirli bir bölüm nemli ortamla sarılarak köklendiriliyor. Bilimsel araştırmaların önemli bölümünde kullanılan tepe daldırma yönteminde ise ana ocaktan çıkan çok sayıda genç sürgünün dip kısımları ayrı ayrı boğuluyor ve toprak ya da köklendirme harcıyla örtülüyor. Her iki yöntemin ortak noktasını, sürgünün ana bitkiye bağlıyken kök oluşturması ve daha sonra ayrılarak genetik olarak ana bitkiyle aynı yeni bir fidan haline getirilmesi oluşturuyor. Araştırmalarda üretim sonuçları çoğunlukla tek bir dal yerine ana ocak, sürgün veya köklendirme noktası üzerinden hesaplanıyor. DOKU KÜLTÜRÜYLE DE ÇOK SAYIDA FINDIK FİDANI ÜRETİLİYOR Fındık Araştırma Enstitüsü, boğma ve daldırma yöntemlerinin yanı sıra doku kültürüyle fidan üretimi üzerinde de çalışıyor. Enstitü, 29 Mayıs 2024 tarihinde doku kültürü laboratuvarında üretilen fındık fidanlarını toprakla buluşturdu. Etkinlikte Tombul, Çakıldak, Palaz, Foşa ve Türk fındığı çeşitlerinin laboratuvar ölçeğindeki çoğaltma çalışmaları tanıtıldı. Laboratuvar ve alıştırma serasında yetiştirilen örnek fidanlar Enstitü arazisindeki uygulama bahçesine dikildi. Enstitü araştırmacıları Merve Şekerli ve Dilek Bayramin tarafından hazırlanan, Tombul, Çakıldak ve Foşa çeşitlerinde doku kültürüyle çoğaltmayı inceleyen bilimsel çalışma da 26 Ocak 2026 tarihinde yayımlandı. Araştırmada farklı bitki hormonları ve köklendirme ortamları karşılaştırılarak laboratuvarda hızlı ve standart fidan üretimine yönelik çoğaltma protokolü geliştirildi. ORTAK HEDEF ADINA DOĞRU VE STANDART FINDIK FİDANI Türkiye, İtalya ve ABD’de yürütülen araştırmalar; boğma, havai köklendirme ve tepe daldırma yöntemlerinin ana bitkinin genetik özelliklerini koruyan fidanların üretilmesinde kullanılabildiğini gösteriyor. Fındık Araştırma Enstitüsünün güncel uygulaması da bu yöntemlerin fidan üretim parselinde sürdürülmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ortaya koyuyor.

GİRESUN TOMBUL FINDIĞINDA YENİ DÖNEM: YOĞUN DİKİM VERİM UMUDU OLDU Haber

GİRESUN TOMBUL FINDIĞINDA YENİ DÖNEM: YOĞUN DİKİM VERİM UMUDU OLDU

GİRESUN TOMBUL FINDIĞINDA YENİ DÖNEM: YOĞUN DİKİM VERİM UMUDU OLDU Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü ile Ankara Üniversitesi iş birliğinde yürütülen TÜBİTAK destekli çalışma, tescilli Giresun tombul fındığında klasik ocak sistemi yerine yoğun dikim ve yeni terbiye yöntemlerinin verim, kalite ve erken ürün potansiyelini artırabileceğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Giresun’un tarımsal kimliğinin en güçlü değeri olan tescilli Giresun tombul fındığı, bu kez yalnızca fiyat, rekolte ve piyasa tartışmalarıyla değil, üretim modelini değiştirebilecek bilimsel bir çalışmayla gündeme geldi. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi iş birliğinde yürütülen TÜBİTAK destekli projede, klasik ocak dikim sistemi ile tekli, ikili ve üçlü yoğun dikim modelleri karşılaştırılıyor. Araştırmada, genç fındık bitkilerinde yan dal oluşumunu artırmaya yönelik yeni terbiye yöntemlerinin bitkinin gelişimine, çotanak oluşumuna, verim potansiyeline ve meyve kalitesine etkileri inceleniyor. Anadolu Ajansı’nın haberinde, kendine özgü aromasıyla öne çıkan tescilli Giresun tombul fındığında farklı dikim ve dallandırma tekniklerinin ürün verimini artırdığı belirtilirken, projenin Giresun’da Fındık Araştırma Enstitüsü arazisinde yürütüldüğü bilgisi paylaşıldı. (Anadolu Ajansı) PROJENİN MERKEZİNDE GİRESUN TOMBUL FINDIĞI VAR Çalışmanın akademik başlığı, “Fındıkta (Corylus avellana L. cv. Tombul) Yoğun Dikim Sistemlerinde Yeni Bir Terbiye Yönteminin Bitkilerin Gençlik Döneminde Vejetatif ve Generatif Gelişmesi Üzerine Etkilerinin Araştırılması” olarak yer alıyor. Araştırmanın merkezinde Giresun’un coğrafi, ekonomik ve ticari değeriyle öne çıkan Tombul fındık çeşidi bulunuyor. Bu yönüyle proje, sıradan bir dikim denemesi olmanın ötesinde, Giresun kalite fındığın gelecekte nasıl yetiştirileceğine dair bilimsel bir yol arayışı niteliği taşıyor. Projenin yürütücülüğünü Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Dumanoğlu üstlenirken, çalışmada Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Veli Erdoğan, Prof. Dr. Nurdan Tuna Güneş, Prof. Dr. Esra Koç, Ordu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali İslam, Giresun Üniversitesi’nden Dr. Aysun Akar ve Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nden Meryem Nur Şenel’in yer aldığı proje kayıtlarında görülüyor. (AVESİS) PROJE 2021’DEN BU YANA SAHADA İZLENİYOR Çalışma, sahada bir anda ortaya çıkan kısa süreli bir deneme değil, birkaç yıla yayılan bilimsel bir takip süreci olarak ilerledi. Proje çalışmaları 2021 yılında başlatılırken, 2022 yılında fidanlar toprak seviyesinden yaklaşık 5 santimetreden kesilerek standart hale getirildi. 2023 yılında ise proje kapsamında dallandırma uygulamalarına geçildi; tekli, ikili, üçlü yoğun dikim sistemleri ile klasik ocak sistemi karşılaştırmalı olarak izlenmeye başlandı. Sonraki süreçte genç bitkilerin vejetatif gelişimi, yan dal oluşumu, çiçeklenme, çotanak sayısı, verim potansiyeli ve kalite parametreleri takip edildi. İlk bulgular, yoğun dikim ve yeni terbiye uygulamalarının Giresun tombul fındığında erken yaşta daha güçlü gelişim, daha fazla çotanak oluşumu ve daha yüksek verim potansiyeli oluşturabileceğini gösterdi. (Anadolu Ajansı) ARAŞTIRMA BAHÇESİ FAE ARAZİSİNDE KURULDU Araştırma bahçesi, Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü arazisinde oluşturuldu. Proje sürecinde fidanların gelişimi yıllar itibarıyla takip edilirken, genç bitkiler üzerinde farklı dikim sistemleri ve terbiye uygulamaları denendi. Çalışmada klasik ocak sistemi kontrol grubu olarak ele alınırken, modern yoğun dikim modelleri tek sıralı, iki sıralı ve üç sıralı sistemler üzerinden karşılaştırılıyor. Proje kayıtlarına göre bir sıralı yoğun dikimde dekara 285 bitki, iki sıralı sistemde dekara 444 bitki, üç sıralı sistemde dekara 545 bitki, klasik ocak dikiminde ise dekara 222 bitki üzerinden değerlendirme yapılıyor. Bu tablo, fındıkta birim alanda daha fazla bitkiyle, daha kontrollü ve yönetilebilir bir bitki mimarisi oluşturma arayışını ortaya koyuyor. (DAPSİS) Ancak çalışmanın asıl önemi yalnızca bitki sayısındaki artışta değil; bu bitkilerin nasıl şekillendirileceği, nasıl dallandırılacağı, hangi sistemde daha verimli hale geleceği ve Giresun koşullarında hangi modelin daha sürdürülebilir sonuç vereceği sorusuna bilimsel cevap aranmasında yatıyor. AMAÇ DAHA ERKEN YAN DAL, DAHA ERKEN VERİM Fındık üretiminde verimi belirleyen en önemli unsurlardan biri, bitkinin sağlıklı ve dengeli yan dal oluşturmasıdır. Bu nedenle proje, genç fındık bitkilerinde yan dal oluşumunu erken yaşta teşvik etmeye odaklanıyor. Araştırmada, fındık bitkisinin ana gövdesi üzerinde geniş açılı, kuvvetli ve ürün taşıyabilecek yan dalların oluşturulması hedefleniyor. Bu sayede bitkinin ilerleyen yıllarda çıplaklaşmasının önüne geçilmesi, ışıklanmanın artırılması ve verim potansiyelinin daha erken yaşta devreye girmesi amaçlanıyor. Proje kayıtlarında, yeni terbiye yöntemi ve çok sıralı yoğun dikim sistemlerinin fındıkta ilk kez araştırılacak olmasının çalışmanın özgün değerini artırdığı, ayrıca fındık bitkisinde büyüme ve gelişmeyle ilgili hormonlar konusunda literatüre yeni bilgi kazandırılmasının hedeflendiği belirtiliyor. (DAPSİS) DÖRT FARKLI TERBİYE UYGULAMASI DENENİYOR Proje kapsamında genç fındık bitkilerinde yan dal oluşumunu artırmak amacıyla farklı terbiye uygulamaları karşılaştırılıyor. Bu uygulamalar arasında gövde üzerinde çizik atma, Perlan uygulaması, çizik atma ile Perlan uygulamasının birlikte kullanılması ve kontrol yöntemi olarak tepe vurma yer alıyor. Çizik atma uygulamasında, bitkinin gövdesinde belirli noktalara müdahale edilerek yan tomurcukların uyanması hedefleniyor. Perlan uygulamasında ise bitkide yan dal oluşumunu teşvik eden bitki gelişim düzenleyicisi kullanılıyor. Bu yöntemlerle fındıkta ana gövdenin dik gelişmesi, yan dalların dengeli biçimde oluşması ve genç yaşta ürün taşıyabilecek bir bitki yapısının kurulması amaçlanıyor. Çalışmanın hedefi, yalnızca daha sık dikim yapmak değil; daha kontrollü bitki mimarisi, daha iyi ışıklanma, daha erken dallanma ve sürdürülebilir verim sağlayabilecek bir yetiştiricilik modeli geliştirmek. VEJETATİF VE GENERATİF GELİŞME BİRLİKTE İZLENİYOR Projede yalnızca bitkinin boyu ya da dal sayısı değil, üretim açısından belirleyici olan çok sayıda veri birlikte takip ediliyor. Vejetatif gelişme kapsamında ana gövde çapı, bitki boyu, gövde kesit alanı, yan dal sayısı, yan dalların yerden yüksekliği, dal açısı, dal uzunluğu, dal çapı ve ikincil yan dal oluşumu inceleniyor. Generatif gelişme kapsamında ise erkek ve dişi çiçek sayısı, çotanak sayısı, çotanaktaki meyve sayısı, verim, kabuklu meyve ağırlığı, iç meyve ağırlığı, iç oranı, kabuk kalınlığı, sağlam iç oranı, boş meyve, buruşuk iç ve meyve iriliği gibi kalite parametreleri değerlendiriliyor. Bu nedenle çalışma, fındıkta yalnızca ürün miktarını değil, kaliteyi, randımanı, meyve yapısını, ticari değeri ve bahçenin uzun vadeli verim gücünü aynı bütünlük içinde ele alıyor. BİTKİ FİZYOLOJİSİ DE ARAŞTIRMANIN PARÇASI Projeyi akademik açıdan önemli kılan başlıklardan biri de bitki fizyolojisine ilişkin analizler. Çalışmada, fındık bitkisinin gelişim sürecinde hormon, karbonhidrat ve besin elementi düzeyindeki değişimler de inceleniyor. Bu kapsamda bitkide büyüme, dallanma, çiçeklenme ve meyve oluşumu ile ilişkili hormonların ve karbonhidrat birikiminin izlenmesi hedefleniyor. Böylece fındıkta yan dal oluşumu ve verim ilişkisi yalnızca dış gözlemlerle değil, bitkinin iç gelişim mekanizması üzerinden de değerlendiriliyor. Bu yönüyle çalışma, Giresun tombul fındığı için hem üreticiye sahada uygulanabilir bilgi sunabilecek hem de akademik literatüre katkı sağlayabilecek nitelik taşıyor. İLK BULGULAR YOĞUN DİKİMİN POTANSİYELİNİ GÖSTERDİ Anadolu Ajansı’na yansıyan değerlendirmelere göre, çalışmanın ilk gözlemlerinde modern dikim sistemlerinde klasik ocak sistemine kıyasla daha fazla çotanak oluşumu dikkat çekti. Fındık Araştırma Enstitüsü yetkilileri, bitkilerin henüz genç yaşta olduğunu, kesin sonuçların proje tamamlandıktan sonra ortaya çıkacağını belirtirken, ilk veriler yoğun dikim ve yeni terbiye yöntemlerinin verim potansiyeli açısından umut verdiğini gösteriyor. (Anadolu Ajansı) Bu noktada özellikle genç bitkilerde daha fazla çotanak gözlenmesi, ilerleyen yıllarda birim alandan alınacak ürün miktarı bakımından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. TEKNİK ETKİNLİK FAE ARAZİSİNDE YAPILDI Proje kapsamında Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü arazisinde teknik bilgilendirme ve tarla günü etkinliği de düzenlendi. Etkinlikte, proje kapsamında yetiştirilen fındık ağaçları incelendi; üreticilere teorik bilgi aktarıldı ve katılımcıların soruları uzmanlar tarafından yanıtlandı. (Son Dakika) Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Hatice Dumanoğlu, yoğun dikim sistemlerinde uygulanabilecek yeni terbiye yöntemlerini sahada anlattı. Katılımcılara genç fındık bitkilerinde vejetatif gelişim, generatif gelişme, yan dal oluşumu, çotanak sayısı ve modern dikim sistemlerinin üretime etkileri hakkında bilgi verildi. Açık kaynaklarda etkinliğe hangi köylerden üretici katıldığına ilişkin köy bazlı bir liste yer almazken, yerel kaynaklarda programa Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Fındık Araştırma Enstitüsü personelinin katıldığı, teknik bilgilerin üreticilere aktarılmasının hedeflendiği bilgisi paylaşıldı. (Giresun Öncü Gazetesi) PROJE GİRESUN MERKEZLİ YÜRÜTÜLÜYOR Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre, TÜBİTAK 1001 desteğiyle yürütülen yoğun dikim ve yeni terbiye yöntemi çalışması, doğrudan tescilli Giresun tombul fındığı üzerine kurgulandı ve saha uygulaması Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü arazisinde gerçekleştirildi. Aynı proje kapsamında Giresun’da daha önce de tarla günü ve teknik bilgilendirme etkinlikleri düzenlenirken, açık kaynaklarda projenin Ordu, Trabzon, Samsun, Sakarya, Düzce ya da başka fındık üretim illerinde ayrı bir uygulama alanında yürütüldüğüne ilişkin doğrulanmış bir kayda ulaşılamadı. Bu yönüyle çalışma, Giresun tombul fındığının üretim modelini yenilemeye dönük Giresun merkezli bilimsel bir saha denemesi olarak öne çıkıyor. GİRESUN FINDIĞI İÇİN ASIL TARTIŞMA: GELENEKSEL ALIŞKANLIK MI, BİLİMSEL MODEL Mİ? Giresun fındığı uzun yıllardır fiyat, rekolte, alım politikası ve kalite başlıkları üzerinden tartışılıyor. Ancak bu çalışma, üretim modelinin de aynı ciddiyetle ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Çünkü Giresun tombul fındığının geleceği yalnızca yüksek fiyat beklentisiyle değil, bahçelerin gençleştirilmesi, doğru dikim sistemlerinin seçilmesi, mekanizasyona uygun yapıların kurulması, bakım ve budama standardının geliştirilmesi, ışıklanma ve verim ilişkisinin bilimsel temelde yönetilmesiyle korunabilir. Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil, hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, kurutma standardı, stok yönetimi, alıcı davranışı, coğrafi kimlik ve kalite farkı ile belirlenirken, Giresun tombul fındığında yürütülen bu proje üreticinin bahçeye bakışını değiştirebilecek bilimsel bir zemin oluşturuyor. GİRESUN BU ÇALIŞMAYI SAHAYA TAŞIMALI Giresun bu tabloda sıradan bir üretim bölgesi değildir. Türkiye fındık piyasasında “kalite” denildiğinde ayrı bir yere sahip olan Giresun tombul fındığının geleceği, geleneksel üretim alışkanlıklarının bilimsel verilerle yenilenmesine bağlıdır. Bu nedenle Fındık Araştırma Enstitüsü’nde yürütülen yoğun dikim ve yeni terbiye yöntemi çalışması, yalnızca bir araştırma projesi olarak görülmemeli; üreticinin anlayabileceği, uygulayabileceği ve sonuçlarını izleyebileceği bir saha rehberine dönüştürülmelidir. Proje tamamlandığında hangi dikim sisteminin, hangi terbiye yönteminin ve hangi bakım modelinin Giresun koşullarında daha başarılı sonuç verdiği açık biçimde üreticiyle paylaşılmalıdır. SONUÇLAR FINDIKTA YENİ BİR YETİŞTİRİCİLİK DÖNEMİNE KAPI AÇABİLİR Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi iş birliğinde yürütülen TÜBİTAK destekli çalışma, Giresun tombul fındığında üretim modelini yenileme potansiyeli taşıyor. İlk gözlemler, yoğun dikim sistemleri ve yeni terbiye yöntemlerinin genç bitkilerde çotanak oluşumunu artırabileceğini gösterirken, kesin sonuçların proje tamamlandığında ortaya çıkması bekleniyor. Bu çalışma başarıyla sahaya aktarılırsa, Giresun’da yeni kurulacak fındık bahçeleri için klasik ocak sistemi dışında daha verimli, daha kontrollü, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir üretim modelleri gündeme gelebilir. Giresun’un dünya fındık rekabetindeki yeri miktar yarışıyla korunamaz. Bu yer, kaliteyi bilimle, üretimi teknik bilgiyle, bahçeyi modern yetiştiricilikle buluşturan modellerle güçlendirilebilir.

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Haber

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI

TALCA’DA FINDIK GÜNÜ, GİRESUN’DA BÜYÜYEN BASKI Talca’da 26 Mart’ta yapılan 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Şili’nin fındıkta üretim takvimi, teknoloji, iklim yönetimi ve pazara çıkış zamanını aynı başlıkta topladığını gösterdi. Aynı hafta Giresun Sonhaber’de yayımlanan haberler ise Giresun’da fiyatın çözülmesi, girdi maliyetinin ağırlaşması, kahverengi kokarca baskısı ve pazar gücü kaybı tartışmasının üst üste bindiğini ortaya koydu. TALCA’DAKİ BULUŞMA Grupo Avexa’nın düzenlediği 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü, Maule bölgesindeki Villa Golf’te yapıldı. Resmî etkinlik kaydı programın 26 Mart 2026 Perşembe günü 08.00’de başladığını ve akşam saatlerine kadar sürdüğünü gösterdi. Giresun Sonhaber’in 25 Mart tarihli haberinde de toplantının Talca’da yapılacağı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanların üretim, iklim değişikliği, tarım teknolojileri ve pazar analizleri başlıklarında bir araya geleceği yazıldı. Açık erişimli program akışında Antonio Walker, Gianfranco Marcone, Şemsettin Kulaç, Muzaffer Taviloglu, Andrés Reyes, Ernesto Moya, Luca Giordani, ADV ve Jorge Mohr başlıkları yer aldı. Günün sonunda Andrés Reyes’in kitabının lansmanı yapıldı. PlanetNuts, etkinlik öncesinde medya ortağı olarak sahada olacağını duyurdu; Salfa Agrícola da makine alanında yer alacağını ilan etti. Bu tablo, Talca’daki günün yalnız konuşma salonuna sıkışmadığını, aynı zamanda sektör şirketlerini ve tedarik ağını da sahaya indirdiğini gösterdi. Etkinlik sonrası Redagrícola, Talca’daki toplantının Şili, Türkiye, İtalya ve İspanya’dan uzmanlar ile sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini yazdı. Aynı paylaşımda Şili’nin küresel fındık yetiştiriciliği haritasındaki yerinin özellikle vurgulandığı belirtildi. PlanetNuts’ın etkinlik sonrası özetinde de gün boyunca iklim değişikliği, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyimi, Şili’nin küresel Avrupa fındığı pazarındaki konumu, hastalık yönetimi, sürdürülebilir üretim stratejileri, pazarlama ve ürün projeksiyonlarının öne çıktığı işlendi. PlanetNuts’ın ön haberinde Muzaffer Taviloglu ile birlikte Umut Küçük ve Hamza Bölük de anıldı. Buna karşılık erişilebilen Welcu akışında Umut Küçük ve Hamza Bölük adına ayrı bir oturum başlığın ulaşılamadı. FINDIKTA ÜRETİM TAKVİMİ REKABETİ Fındık üretimiyle ilgili en önemli ayrıntılardan biri, artık takvime dayalı rekabetin daha görünür hale gelmesi oldu. Şili’de yayımlanan güncel akademik çalışma, hasadın bazı alanlarda mart ortasında başladığını gösteriyor. Uluslararası sektör kaynakları da Şili’yi kuzey yarımküreye karşı “karşı sezon” tedarikçisi olarak tanımlıyor ve ürünün marttan ağustosa kadar taze arz avantajı yarattığını vurguluyor. ODEPA’nın Şubat 2026 bülteninde ise Şili’de avellano alanının 2025 itibarıyla 49 bin 264 hektara ulaştığı kaydedildi. Türkiye’de ise ana hasat penceresi yaz sonuna oturuyor. Türkiye üzerine derleme niteliğindeki akademik kaynaklar hasadın genel olarak ağustosta yapıldığını, çeşit ve ekolojiye göre değişebildiğini belirtiyor. Ordu merkezli çalışmalar da hasat ve kalite değerlendirmelerinin ağustos ortası ile eylül başı bandında yoğunlaştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye yeni sezona yaz sonunda yürürken Şili pazara daha erken aylarda ürün sunuyor. Rekabet bu nedenle yalnız tonajla değil, ürünün yılın hangi ayında piyasaya girdiğiyle de kuruluyor. GİRESUN SONHABER’İN SON BİR HAFTASI Giresun Sonhaber, 22 Mart’ta Talca dosyasını açtı. “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı” başlıklı haberde, 26 Mart’ta Maule’de yapılacak toplantının 500’ün üzerinde sektör profesyonelini buluşturacağı, Türkiye’nin üretim ve ticaret deneyiminin programın merkezinde yer aldığı ve Şili’nin yükselen bir tedarik merkezi olarak öne çıktığı yazıldı. Haberde Balsu Agro Chile yatırımları da ayrıca vurgulandı. 23 Mart’ta dosya fiyat cephesine döndü. “Sert Çözülme: 50 Randıman Tombul Fındık 257 TL” başlıklı haberde, FİSKOBİRLİK’te 50 randıman tombul fındığın 257 liraya düştüğü belirtildi. Aynı haberde 257 liralık seviye, TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalsa da, üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözülmeye başladığı bir eşik olarak yorumlandı. 24 Mart’ta gündem maliyete kaydı. “Fındıkta 10 Yıllık Erime: Maliyet Patladı, Üretici Ezildi” haberinde Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü söyledi. Haberde “4 kilo fındık 1 torba gübreye yetmiyor” çıkışı öne taşındı; 2016’da üç kilo fındıkla alınabilen gübrenin 2026’da dört kilo fındığa rağmen zor alındığı, dönüm başına desteklerin de gübre maliyetini karşılamadığı aktarıldı. 25 Mart’ta Giresun Sonhaber aynı gün içinde üç ayrı fındık başlığı verdi. İlkinde Talca’daki 4. Ulusal Avrupa Fındık Günü programı okura aktarıldı. İkincisinde FİSKOBİRLİK’in 50 randıman tombul fındık fiyatını iki günde 15 lira düşürerek 242 liraya çektiği duyuruldu. Üçüncü haberde ise Vali Mustafa Koç’un Fındık Araştırma Enstitüsü’nde kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı üretimini incelediği, 2026 hedefinin 500 bin arı üretimi olduğu ve Karadeniz’de 300 bine yakın salım yapıldığı bilgisi verildi. 26 Mart’ta dosyanın ekonomik ve siyasi sertliği daha da büyüdü. “Fındıkta Alarm: Türkiye Pazar Gücünü Kaybediyor” haberinde Sencer Solakoğlu, yanlış politikalar, işlevsiz kooperatif yapıları, maliyet farkları ve markalaşma eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pazar üstünlüğünün aşındığını savundu. Aynı gün yayımlanan “TBMM’de Fındık Alarmı: Üretici Kiloda 110 Lira Kaybetti” haberinde ise CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, fiyatın 350 liradan 240 liraya indiğini, üreticinin kilogram başına 110 lira kayıp yaşadığını söyledi ve TMO taban fiyatının en az 300 liraya çıkarılması çağrısı yaptı. FİYAT ÇİZGİSİ Sezon içi fiyat hareketi, haberlerin neden bu kadar sertleştiğini tek başına anlatıyor. Giresun Sonhaber’in 20 Ocak tarihli kronolojisine göre FİSKOBİRLİK, 22 Ağustos 2025’te 50 randıman fındık için 230 lira açıkladı; fiyat 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıkarak zirveyi gördü. 19 Ocak 2026’da 292 lira açıklandı. 21 Ocak’ta fiyat 287 liraya indi, 3 Şubat’ta 272 liraya geriledi. 23 Mart’ta 257 lira görüldü, 25 Mart’ta ise fiyat 242 liraya çekildi. Böylece 23 Eylül’deki 347 liralık zirve ile 25 Mart’taki 242 lira arasında 105 liralık erime oluştu. Bu geri çekilmenin arka planında erken rekolte dili de yer aldı. Giresun Sonhaber’in 8 Mart tarihli haberinde, 2026-2027 sezonu için ilk rekolte tahmininin 829 bin 239 ton olarak açıklandığı ve üretici cephesinde bunun hasat başlamadan fiyat üzerinde baskı kuracağı endişesinin büyüdüğü yazıldı. 25 Mart tarihli 242 liralık fiyat haberinde de aynı rekolte tahmininin piyasa üzerindeki baskı unsurlarından biri olarak yeniden işlendiği görüldü. DOSYANIN ORTAK SONUCU Talca’daki toplantı ile Giresun Sonhaber’in son bir haftalık fındık dosyası birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açıktır: Şili üretim alanını büyütüyor, karşı sezon avantajını kullanıyor, teknik toplantılarla üretim ve pazar hattını tahkim ediyor; Giresun’da ise aynı günlerde fiyat geri çekiliyor, maliyet baskısı ağırlaşıyor, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik savunma büyütülüyor ve pazar gücü kaybı siyasetin de ana başlıklarından biri haline geliyor. Fındıkta mücadele artık yalnız bahçede ya da borsada yürümüyor; takvimde, maliyette, verimde ve pazardaki yerinizde aynı anda yaşanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.