Hava Durumu

#Ferrero

giresunsonhaber - Ferrero haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ferrero haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ:  HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ: HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ: HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK Şili’de Avrupa fındığı dikim alanı 2025 yılında 49 bin 263 hektara ulaştı. Ülkedeki toplam meyve alanlarının yüzde 9,7’sini kaplayan fındık, Şili’yi Türkiye’nin ardından dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna taşıdı. Sektör temsilcileri, dikim alanlarının gelecek 10 yılda 120 bin hektarı aşabileceğini öngörüyor. Şili, Avrupa fındığı üretiminde son yıllarda gerçekleştirdiği hızlı büyümeyle dünya pazarındaki ağırlığını artırıyor. Ülkede dikili her 10 meyve ağacından yaklaşık birinin artık fındık olması, bu ürünün Şili tarımındaki yükselişini ortaya koyuyor. Şili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisi Odepa, Şili Gümrük İdaresi ve sektör temsilcilerinin verilerine göre Avrupa fındığı dikim alanı 2025 yılında 49 bin 263,6 hektara yükseldi. Bu alan, Şili’deki toplam meyve üretim sahalarının yüzde 9,7’sine karşılık geliyor. Ülkede 1999 yılında yalnızca 30 hektar olan fındık bahçelerinin yaklaşık çeyrek asır içinde 49 bin hektarın üzerine çıkması, sektörde yaşanan dönüşümün boyutunu gösteriyor. Bu büyümeyle birlikte Şili; ABD ve İtalya’yı geride bırakarak, dünya fındık üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti. Türkiye, küresel fındık üretimindeki tarihsel liderliğini sürdürürken Şili özellikle Güney Yarım Küre’deki üretim takvimi, yüksek verim ve sanayiye yönelik kaliteli ürün avantajıyla öne çıkıyor. FINDIK ÜRETİMİNİN MERKEZİ MAULE Şili’de Avrupa fındığı üretiminin en yoğun olduğu bölge Maule oldu. Odepa’nın meyve alanları envanterine göre Maule’de 21 bin 857,2 hektar fındık bahçesi bulunuyor. Maule’yi şu bölgeler izliyor: La Araucanía: 9 bin 768,3 hektarÑuble: 8 bin 850,2 hektarBiobío: 4 bin 956,3 hektarLos Ríos: 2 bin 331,9 hektarLos Lagos: 1.433,8 hektar Bu dağılım, Şili’de fındık üretiminin ağırlıklı olarak ülkenin orta ve güney kesimlerinde yoğunlaştığını gösteriyor. İklim koşulları, geniş tarım alanları ve mekanizasyona elverişli bahçeler, bölgedeki büyümeyi destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor. HEDEF 10 YILDA 120 BİN HEKTARIN ÜZERİ Şilili üretici ve “La Avellana, el sabor que conquista al mundo” adlı kitabın yazarı Christian Chadwick, ülkedeki fındık dikim alanlarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 120 bin hektarı aşabileceğini öngörüyor. Chadwick’e göre Şili’de sektörün güncel saha tahminleri yaklaşık 70 bin hektarlık bir üretim potansiyeline işaret ediyor. Resmî envanterlerde kayıtlı alan daha düşük görünmesine rağmen yeni tesis edilen ve henüz tümüyle üretime geçmeyen bahçelerle birlikte sektörün fiilî büyüklüğünün daha yüksek olduğu değerlendiriliyor. Küresel pazarda yüksek kaliteli Avrupa fındığı arzının sınırlı kaldığını belirten Chadwick, yakın gelecekte dünya arzını köklü biçimde artırabilecek güçlü yeni üretici ülkelerin bulunmadığına dikkat çekiyor. Bu tablonun, uzun vadede satış fiyatlarını desteklemesi ve Şili’deki yeni bahçe yatırımlarını teşvik etmesi bekleniyor. İHRACATTA 504,9 MİLYON DOLARLIK REKOR Fındık üretimindeki büyüme, Şili’nin dış ticaret rakamlarına da doğrudan yansıdı. Şili Gümrük İdaresi verilerine göre ülkenin fındık ihracatı 2025 yılında 504,9 milyon dolar FOB değere ulaştı. Bu rakam, Şili fındık sektörünün bugüne kadar kaydettiği en yüksek ihracat değeri oldu. Şili fındığının 2025 yılındaki başlıca pazarları şöyle sıralandı: İtalya: 237,7 milyon dolarAlmanya: 93,3 milyon dolarPolonya: 81,1 milyon dolarBrezilya: 39,2 milyon dolar 2026 yılının ocak-mayıs döneminde ise ihracat değeri 122,5 milyon dolar FOB olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk beş aylık rakamlarının sezonun tamamını kapsamadığı ve ihracatın hasat, işleme ve sevkiyat takvimine bağlı olarak yıl içinde değişebildiği belirtiliyor. TONDA DE GİFFONİ EN YAYGIN ÇEŞİT Şili’deki fındık bahçelerinde farklı ticari çeşitler yetiştiriliyor. Ülkede en fazla kullanılan çeşitler arasında: BarcelonaTonda de GiffoniTonda Gentile delle LangheYamhillLewisRomana yer alıyor. Bu çeşitler arasında Tonda de Giffoni, Şili’de en yaygın yetiştirilen fındık çeşidi olarak öne çıkıyor. İtalyan kökenli bu çeşit; sanayiye uygunluğu, iç kalitesi ve çikolata sektöründeki kullanım özellikleri nedeniyle üreticiler ve alıcılar tarafından tercih ediliyor. Şili’de Avrupa fındığının ortalama veriminin hektar başına 3 bin ile 3 bin 500 kilogram arasında değiştiği belirtiliyor. Ürünün vegetatif gelişim süreci yaklaşık 190 ile 220 gün sürerken tüketim ve işleme aşamasında tane neminin yaklaşık yüzde 6 seviyesine kadar düşürülmesi gerekiyor. Fındığın su ihtiyacının diğer bazı ticari meyve türlerine göre daha sınırlı olduğu, sulama gereksiniminin hektar başına yaklaşık saniyede 0,75 litre düzeyinde bulunduğu ifade ediliyor. Ancak ihtiyaç duyulan su miktarı; bölgenin iklimine, toprağın yapısına, bahçenin yaşına ve sulama sisteminin verimliliğine göre değişebiliyor. ÜRETİMİN YÜZDE 99’U ÇİKOLATA SANAYİSİNE GİDİYOR Şili’de üretilen fındığın yaklaşık yüzde 99’u çikolata ve şekerleme sanayisinde değerlendiriliyor. Bu oran, ülkedeki üretim modelinin büyük ölçüde sanayi talebi ve ihracat üzerine kurulduğunu gösteriyor. Fındık; çikolata, pralin, sürülebilir krema, dondurma, atıştırmalık, unlu mamul, bitkisel yağ, kozmetik ürün ve bitkisel içecek üretiminde kullanılıyor. Dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden Ferrero’nun ürünleri, Şili’deki fındık sektörünün büyümesinde önemli rol oynuyor. PlanetNuts’un aktardığı verilere göre Nutella’nın içeriğinin yaklaşık yüzde 13’ünü fındık oluşturuyor. Bir Ferrero Rocher çikolatasının üretiminde ise doğrudan ve işlenmiş bileşenleriyle yaklaşık dört fındığın kullanıldığı belirtiliyor. FERRERO İÇİN STRATEJİK ÜLKE Ferrero’nun Şili’deki tarımsal faaliyetlerini yürüten AgriChile’nin Genel Müdürü Camillo Scocco, Şili’nin şirketin küresel tedarik zincirinde stratejik bir konuma ulaştığını belirtiyor. Scocco’ya göre ülkenin iklim koşulları, üretilen fındığın kalitesi ve üreticilerle sanayi arasında kurulan iş birliği, Şili’yi küresel pazarda güçlü bir tedarik merkezine dönüştürdü. 2025 sezonundaki üretim performansının Şili’yi dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi konumuna taşıdığını vurgulayan Scocco, büyümenin devam edebilmesi için yalnızca üretim miktarının artırılmasının yeterli olmayacağına dikkat çekiyor. Scocco, sektörün geleceğini belirleyecek iki temel unsurun yüksek kaliteli ürün ve sürdürülebilir üretim olduğunu ifade ediyor. Üretim alanları genişlerken toprak, su, iş gücü, izlenebilirlik ve çevresel etkilerin de birlikte yönetilmesi gerektiğini belirtiyor. ABD İLE İKİNCİLİK REKABETİ SÜRECEK Şili Fındık Komitesi Başkanı Rodrigo Viñambres de ülkenin dünya üretimindeki ikinci sırasını koruyabileceği görüşünde. Viñambres, özellikle ABD ile ikinci sırada ciddi bir rekabet yaşandığını ancak Şili’nin hızla genişleyen dikim alanları, hektar başına yüksek verimi ve ürün kalitesi sayesinde önemli avantajlara sahip olduğunu belirtiyor. Şili’nin Güney Yarım Küre’de bulunması da ülkeye farklı bir ticari üstünlük sağlıyor. Kuzey Yarım Küre’deki büyük üretici ülkelerin hasat dönemlerinden farklı zamanda piyasaya ürün sunabilen Şili, çikolata ve gıda sanayisinin yıl boyunca devam eden ham madde ihtiyacına cevap verebiliyor. BÜYÜMENİN SINAVI KALİTE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK OLACAK Şili’de Avrupa fındığı, ülkenin en hızlı büyüyen tarımsal ürünlerinden biri haline geldi. Dikim alanlarının genişlemesi, ihracat gelirlerinin rekor seviyeye ulaşması ve uluslararası çikolata sanayisinin güçlü talebi, sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğine işaret ediyor. Ancak hızlı büyüme aynı zamanda yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. Hasat ve işleme tesislerinin kapasitesi, depolama ve lojistik altyapısı, nitelikli iş gücü, sulama yönetimi, ürün izlenebilirliği ve çevresel sürdürülebilirlik, sektörün yeni döneminde belirleyici olacak. Şili’nin Türkiye’nin ardından dünya fındık üretiminde ikinci sıraya yükselmesi, küresel fındık pazarının artık yalnızca geleneksel üretici ülkeler üzerinden şekillenmediğini gösteriyor. Üretim alanlarını hızla artıran Şili, önümüzdeki 10 yılda hem çikolata sanayisinin önemli tedarikçilerinden biri olmayı hem de dünya fındık ticaretindeki payını daha da büyütmeyi hedefliyor. HABER KÜNYESİ Özgün haberin yazarı: Camila Muñoz Silva – PlanetNuts gazetecisi Yayın tarihi: 13 Temmuz 2026 Özgün yayın: PlanetNuts Ana kaynak: Economía y Negocios – El Mercurio Veri kaynakları: Şili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisi (Odepa), Şili Gümrük İdaresi, AgriChile ve Şili Fındık Komitesi KAYNAKÇA PlanetNuts, “Chile consolida su liderazgo en avellanos: uno de cada diez frutales plantados en el país corresponde a este cultivo”, Camila Muñoz Silva, Temmuz 2026. Economía y Negocios – El Mercurio, Şili Avrupa fındığı üretimi ve ihracatına ilişkin sektör araştırması. Odepa, Şili meyve üretim alanları ve bölgesel dikim envanteri. Şili Gümrük İdaresi, 2025 ve 2026 fındık ihracat verileri. AgriChile Genel Müdürü Camillo Scocco’nun sektör değerlendirmeleri. Şili Fındık Komitesi Başkanı Rodrigo Viñambres’in üretim ve pazar öngörüleri. Christian Chadwick, La Avellana, el sabor que conquista al mundo.

​​​​​​​FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI Haber

​​​​​​​FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI

FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI Ferrero Grubu’nun 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre şirketin kullandığı fındığın yüzde 97’si üreticiye kadar izlenebilir hale geldi. Raporda kakao, kahve ve palm yağında ulaşılan takip oranlarının yanı sıra karbon salımının azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımı ve ambalajların dönüştürülmesine ilişkin veriler de paylaşıldı. Ferrero Grubu, 2024-2025 mali dönemindeki çevresel, sosyal ve tedarik zinciri çalışmalarını kapsayan 17’nci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Şirketin kuruluşunun 80’inci yılında açıklanan raporda sürdürülebilirlik çalışmaları; iklim ve çevre, sorumlu ham madde tedariki, tüketim yaklaşımı ile çalışanlar ve toplum başlıkları altında değerlendirildi. Ferrero, özellikle tarımsal ham maddelerin kaynağının takip edilmesine, çiftçilerle yürütülen çalışmalara ve tedarik zincirindeki çevresel risklerin azaltılmasına ağırlık verdiğini bildirdi. (Ferrero) FINDIKTA ÜRETİCİYE KADAR TAKİP ORANI YÜZDE 97 Raporda, Ferrero’nun üretim süreçlerinde kullandığı fındığın yüzde 97’sinin doğrudan üreticiye kadar izlenebildiği belirtildi. Kakao tedarikinde çiftliklerin sınırlarını gösteren tarımsal haritalara kadar izlenebilirlik oranının yüzde 98’e, palm yağında plantasyona kadar izlenebilirliğin yüzde 98,6’ya ve kahvede tarımsal parsel haritalarına kadar takip oranının yüzde 100’e ulaştığı açıklandı. (planetnuts.cl) Ferrero’nun açıkladığı veriler, küresel gıda sektöründe artık yalnızca ham maddenin hangi ülkeden geldiğinin değil, hangi üretim alanında ve hangi üretici tarafından yetiştirildiğinin de giderek daha fazla önem kazandığını ortaya koydu. 230 BİN TARIMSAL ÜRETİM ALANI İNCELENDİ Şirket; kakao, kahve ve palm yağı tedarikçilerine ait yaklaşık 230 bin tarımsal alanın, Avrupa Birliği’nin Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü’ne uyum amacıyla geliştirilen takip sistemi üzerinden incelendiğini açıkladı. Söz konusu sistemle ham maddelerin ormansızlaşmaya yol açan veya mevzuata uygun olmayan üretim alanlarından temin edilmesi riskinin azaltılması amaçlanıyor. (planetnuts.cl) Rapora göre kakao alımlarının yüzde 99’u Rainforest Alliance, Cocoa Horizons ve Fairtrade gibi bağımsız sertifika veya standartlar kapsamında gerçekleştirildi. Kullanılan palm yağının tamamının RSPO sertifikalı, kahvenin tamamının ise Rainforest Alliance sertifikasına sahip olduğu bildirildi. TEDARİK STRATEJİSİNİN MERKEZİNDE TARIMSAL ÜRETİM VAR Ferrero, temel ham maddelerin tedarik sürecini “Ferrero Farming Values” adı verilen yaklaşım üzerinden yürüttüğünü duyurdu. Bu sistem; tedarikçilerin denetlenmesi, ürünün kaynağının izlenmesi, bağımsız sertifikasyon, iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi, üretici topluluklarının desteklenmesi ve sektör genelinde iş birliği kurulması olmak üzere beş temel unsur üzerine oluşturuldu. Ferrero Grubu Üst Yöneticisi Lapo Civiletti, söz konusu yaklaşımın tedarikçi sorumluluğunu güçlendirmeyi, çiftçileri desteklemeyi ve farklı tarımsal ürünlerin kendine özgü üretim koşullarına göre çalışma modelleri geliştirmeyi amaçladığını belirtti. (Ferrero) KARBON SALIMINDA YÜZDE 7,2’LİK AZALMA Raporda şirketin doğrudan faaliyetlerinden ve satın aldığı enerjiden kaynaklanan Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı salımlarının, önceki mali döneme göre yüzde 7,2 azaltıldığı açıklandı. Ferrero’ya ait 24 üretim tesisinin şebekeden temin edilen yüzde 100 yenilenebilir elektrikle çalıştığı, üretim tesislerine özel karbon azaltma yol haritaları hazırlanabilmesi amacıyla da “Karbonsuzlaşma Merkezi” kurulduğu bildirildi. (planetnuts.cl) Şirket ayrıca ilk kez grup genelindeki su ayak izini hesapladığını ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini hedefleyen Alliance for Water Stewardship oluşumuna katıldığını duyurdu. AMBALAJLARIN YÜZDE 92,9’U DÖNÜŞÜME UYGUN TASARLANDI Ferrero’nun kullandığı ambalajların yüzde 92,9’unun geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir veya kompostlanabilir olacak şekilde tasarlandığı kaydedildi. Ambalajların yüzde 86,8’inin ise mevcut toplama ve geri dönüşüm sistemleri içerisinde uygulamada da dönüştürülebilir durumda olduğu belirtildi. Ferrero Rocher kutularında yapılan tasarım değişikliğiyle ürün başına kullanılan plastik oranının 2019-2020 dönemine göre yüzde 14,7 azaltıldığı, Eylül 2021’den bu yana yaklaşık 16 bin ton plastik kullanımının önüne geçildiği bildirildi. (planetnuts.cl) TARIMSAL TEDARİKTE YENİ DÖNEM Ferrero’nun açıkladığı rapor, büyük gıda şirketlerinin tedarik politikalarında izlenebilirlik, çevresel uygunluk, üretici kayıtları, sertifikasyon ve karbon ayak izinin giderek daha belirleyici hale geldiğini gösterdi. Dünya fındık üretimi ve ihracatında önemli bir konuma sahip Türkiye açısından da üreticinin kayıt altına alınması, bahçelerin dijital olarak haritalandırılması, iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ürünün bahçeden fabrikaya kadar izlenebilmesi, önümüzdeki dönemde uluslararası ticaretin temel şartları arasında yer almaya devam edecek. Son paragrafta, raporun Türkiye ve Giresun fındık sektörü bakımından taşıdığı muhtemel sonuçlar gazetecilik değerlendirmesi olarak ayrıca işlendi. Kaynak: Camila Muñoz Silva/PlanetNuts için gazeteci https://planetnuts.cl/informe-de-sostenibilidad-2025-de-ferrero-destaca-avances-en-trazabilidad-descarbonizacion-y-abastecimiento-responsable/

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: Haber

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK:

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: “KÜRESEL PAZARIN YENİ DENGESİ ÜRETİCİ ÇEŞİTLİLİĞİYLE KURULACAK” Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyüme hedefinden geri adım atmıyor. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında konuşan AgriChile yetkilileri; fiyat istikrarı, kalite, depolama, sürdürülebilirlik, rejeneratif tarım ve yeni yatırımlar üzerinden Şili’nin küresel fındık pazarında daha güçlü bir aktör haline geldiğini anlattı. Ferrero ve AgriChile’den Şili Fındığına Güçlü Büyüme Mesajı Dünya fındık ve çikolata sektörünün en büyük aktörlerinden Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyümenin devam edeceğini açıkladı. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında ele alınan değerlendirmelerde, Şili’nin fındık üretimindeki yükselişi; kalite, iklim avantajı, yatırım kapasitesi, sürdürülebilirlik ve yeni üretici bölgelerin küresel pazara etkisi üzerinden değerlendirildi. Programda verilen mesajlara göre AgriChile, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca bugünkü hacimle sınırlı kalmayacağını, ülkenin uygun iklim koşulları, artan işleme kapasitesi ve üretim tecrübesiyle önümüzdeki yıllarda da büyümeyi sürdüreceğini öngörüyor. Küresel Fındıkta Fiyat Dengesi: Tek Ülkeye Bağımlılık Azalıyor AgriChile Genel Müdürü Camilo Socco’nun değerlendirmelerine göre fındık fiyatları artık yalnızca yerel üretim koşullarıyla değil, küresel arz-talep dengesiyle şekilleniyor. Bir ülkedeki üretim düşüşü ya da artışı, dünya genelinde hammadde bulunabilirliğini doğrudan etkiliyor. Programda, fiyatlarda yaşanan sert dalgalanmaların küresel piyasa açısından sağlıklı olmadığı vurgulandı. Bu nedenle Şili, Oregon ve Balkanlar gibi farklı üretim merkezlerinin gelişmesinin, gelecekte fındık fiyatlarının daha dengeli seyretmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Şili, Avrupa Fındığında İkinci Güç Olarak Öne Çıkıyor Yayında, Şili’nin Avrupa fındığında önemli bir üretici ülke konumuna geldiği belirtilirken, Oregon’un da Şili’ye yakın hacimlerle büyüdüğü, Balkanlar’da ise üretimin gelişme aşamasında olduğu aktarıldı. Bu tablo, küresel fındık pazarında geleneksel üretici ülkelerin yanında yeni merkezlerin de güç kazandığını gösteriyor. AgriChile’ye göre üretici ülke çeşitliliğinin artması, yalnızca arzı büyütmekle kalmayacak; aynı zamanda fiyat istikrarı açısından da pazara katkı sunacak. Kalite Vurgusu: “Şili Fındığında A ve B Kalite Oranı Güçlü” Programda Şili’deki mevcut sezonun kalite açısından dirençli geçtiği belirtildi. AgriChile yetkilileri, bu sezon ürün kalitesinde önceki yıllara göre ciddi bir fark oluşmadığını, A ve B kalite oranının güçlü şekilde devam ettiğini ifade etti. Yetkililere göre bu kalite düzeyi, Şili fındığını diğer üretim bölgelerinden ayıran başlıca unsurlardan biri. Ancak bazı bölgelerde küf ve zararlı baskısında küçük artışlar gözlendiği, bunun şu an için endişe verici boyutta olmadığı; buna rağmen gelecek sezonlar için dikkatli olunması gerektiği kaydedildi. Hasat Sonrası Kritik Uyarı: Depolama Kaliteyi Belirleyecek AgriChile’nin üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri hasat sonrası depolama oldu. Artan üretim hacminin, tarladan alıcıya kadar geçen süreçte daha güçlü bir ara depolama altyapısını zorunlu hale getirdiği vurgulandı. Yetkililer, ürünün temizlenip kurutulduktan sonra uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti. Büyük havalandırmalı çuvallar ve silo sistemleri, fındığın nem, küf ve kalite kaybı yaşamadan alıcı tesislere ulaşması için etkili çözümler arasında gösterildi. “İyi Sezon, Yatırım İçin Fırsat” AgriChile temsilcileri, Şili’de bu sezonun hem fiyat hem de ürün hacmi açısından üreticiye önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Bu nedenle üreticilere temizleme, kurutma ve ara depolama yatırımlarını artırma çağrısı yapıldı. Programda, kaliteyi korumanın yalnızca üretim aşamasında değil, hasat sonrasında da başladığı vurgulandı. Fındığın pazara güçlü girebilmesi için üreticinin tarladaki başarısını depolama ve işleme süreçleriyle tamamlaması gerektiği ifade edildi. Bilimsel Araştırma Sahaya İndiriliyor AgriChile’nin Ar-Ge çalışmalarında da dikkat çeken başlıklar yer aldı. Şirketin düzenlediği bilimsel toplantılarda, Şili’de Avrupa fındığı üzerine yürütülen iki-üç yıllık ve daha uzun süreli araştırmaların üreticiye aktarılması hedefleniyor. Araştırmalar; besleme, sulama, zararlı ve hastalık kontrolü, karbon ayak izi, sürdürülebilir üretim, biyolojik mücadele ve iklim değişikliğine uyum gibi alanlara yoğunlaşıyor. AgriChile yetkilileri, bu çalışmaların doğrudan üreticinin agronomik yönetimini geliştirmeye dönük olduğunu belirtti. Zararlılarla Mücadelede Yeni Dönem Programda, Şili’nin güney bölgelerinde sorun oluşturan bazı zararlılar için yeni mücadele yöntemleri üzerinde duruldu. Özellikle tuzak sistemleri, düşük çevresel etkiye sahip uygulamalar, biyolojik mücadele ve entegre zararlı yönetimi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. AgriChile’ye göre gelecek dönemde yalnızca kimyasal gübreleme ve klasik mücadele yöntemleri yeterli olmayacak. Daha düşük toksikolojik etkiye sahip moleküller, biyolojik çözümler ve sürdürülebilir yönetim modelleri Avrupa fındığı üretiminde daha fazla önem kazanacak. İklim Değişikliğine Karşı Yeni Tedbirler Şili’de Avrupa fındığı üretiminde iklim değişikliği de önemli gündemlerden biri olarak öne çıktı. Özellikle ilkbahar ve yaz dönemlerinde artan radyasyon baskısına karşı bio-stimülantlar ve güneş koruyucu uygulamaların gelecekte daha fazla kullanılabileceği belirtildi. Bu değerlendirme, fındık üretiminde yalnızca verim ve kalite değil, değişen iklim koşullarına uyum kabiliyetinin de stratejik öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik Sahadan Başlıyor Ferrero ve AgriChile’nin üzerinde durduğu ana başlıklardan biri de sürdürülebilirlik oldu. Programda sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir tercih değil; sosyal, ekonomik ve çevresel boyutları olan temel bir üretim yaklaşımı olduğu ifade edildi. AgriChile temsilcileri, tüketicinin artık sürdürülebilir üretim beklentisinin arttığını, bu nedenle fındık tedarik zincirinde sürdürülebilir uygulamaların doğrudan sahadan başlaması gerektiğini vurguladı. Rejeneratif Tarım: Daha Az Kimyasal, Daha Çok Biyolojik Denge Yayında, AgriChile’nin rejeneratif tarımı sahada uygulamaya çalıştığı belirtildi. Bu kapsamda kimyasal gübre kullanımının azaltılması, biyolojik çeşitliliğin artırılması, faydalı böceklerin korunması ve doğal yaşam alanlarının üretim sahaları içinde desteklenmesi öne çıkarıldı. Tarla kenarlarında oluşturulan çiçekli alanların yalnızca görsel amaç taşımadığı, faydalı böcekler için biyolojik koridor görevi gördüğü anlatıldı. İşlenmeyen alanların doğallaştırılmasıyla flora ve fauna için yaşam alanı oluşturulduğu, bunun da üretim ekosistemine katkı sağladığı ifade edildi. “Farklı Yapmak, Daha Pahalı Yapmak Değildir” AgriChile yetkilileri, sürdürülebilir ve rejeneratif tarım uygulamalarının her zaman daha yüksek maliyet ya da daha düşük üretim anlamına gelmediğini vurguladı. Programda, “bir işi farklı yapmak” ile “daha pahalı yapmak” arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağı mesajı verildi. Bu yaklaşım, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevre duyarlılığı olarak değil, aynı zamanda verimlilik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da ele aldığını gösteriyor. Yeni Üreticilere Mesaj: “Doğru Yer, Doğru Planlama, Doğru Dikim” Avrupa fındığını farklı meyve türlerinden ya da geleneksel tarım ürünlerinden geçiş yapmak isteyen üreticiler için de değerlendiren AgriChile, en kritik unsurun doğru ekonomik analiz ve doğru saha seçimi olduğunu belirtti. Yetkililere göre Avrupa fındığı geniş iklim aralıklarına uyum sağlayabilen “esnek” bir ürün. Ancak bu esneklik, plansız dikim yapılabileceği anlamına gelmiyor. Üreticilere, yatırım kararı almadan önce iyi bir fizibilite, uygun arazi seçimi ve doğru dikim planlaması yapılması çağrısı yapıldı. Üçüncü Tesisle Alım ve İşleme Kapasitesi Artacak AgriChile’nin büyüme stratejisinde yeni tesis yatırımları da kritik yer tutuyor. Programda üçüncü tesisin devreye girmesiyle birlikte şirketin meyve kabul ve işleme kapasitesinin önemli ölçüde artacağı ifade edildi. Bu yatırım, Şili’de üretim hacminin artmasına paralel olarak sanayi altyapısının da güçlendirildiğini gösteriyor. AgriChile, yalnızca üretimi değil, hasat sonrası kabul, işleme, depolama ve kalite yönetimini de büyümenin parçası olarak ele alıyor. Şili İçin 100 Bin Tonun Üzeri Konuşuluyor Programda, Şili’nin uzun vadeli üretim potansiyeline ilişkin dikkat çekici rakamlar da gündeme geldi. 80 bin hektar seviyesinde üretimin 100 bin tonun üzerine çıkabileceği, hatta uzun vadede 200 bin ton ve 300 bin ton gibi rakamların da konuşulduğu ifade edildi. AgriChile yönetimi ise bu rakamlardan çekinmediğini belirtti. Şili’nin Avrupa fındığı için elverişli iklim koşullarına sahip olduğu, farklı mikroklimaların üretim alanını genişletebileceği, yeni çeşitler ve araştırmalarla verimin daha da artırılabileceği vurgulandı. “Doğru Yapılırsa Şili Büyümeye Devam Eder” AgriChile’nin verdiği ana mesaj, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin doğru planlama ile büyümeye devam edeceği yönünde oldu. Şirket, ülkenin iklim avantajı, artan üretici ilgisi, sanayi yatırımları ve bilimsel araştırmalarla bu büyümeyi sürdürebileceğini düşünüyor. Programda, tüketicinin aradığı kaliteye cevap verilebildiği sürece Şili’nin küresel pazarda büyümesinin önünde ciddi bir engel görülmediği ifade edildi. Türkiye ve Giresun İçin Dikkat Çeken Tablo Şili’de Ferrero ve AgriChile’nin ortaya koyduğu büyüme vizyonu, Türkiye ve özellikle Giresun fındığı açısından da dikkatle okunması gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Yayında verilen mesajlar, küresel fındık rekabetinin artık yalnızca üretim miktarı üzerinden değil; kalite, sürdürülebilirlik, depolama, izlenebilirlik, Ar-Ge, iklim uyumu ve sanayi entegrasyonu üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Bu nedenle Şili’deki büyüme hamlesi, klasik anlamda yalnızca yeni bir üretici ülkenin yükselişi değil; fındıkta yeni rekabet standartlarının da habercisi niteliği taşıyor.

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU:  DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE Haber

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU: DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU: DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE Ferrero Group, 2024/25 mali yılına ilişkin 17. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Rapor, şirketin sürdürülebilirlik taahhütlerini somut aksiyonlara ve ölçülebilir ilerlemeye dönüştürme hedefini ortaya koyarken, Ferrero’nun içerik tedarikinde benimsediği Değerli Tarım yaklaşımını stratejisinin merkezine yerleştirdi. LÜKSEMBURG — Ferrero Group, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını, tedarik zincirinden üretime, çevresel sorumluluktan toplumsal etkiye kadar geniş bir çerçevede değerlendirdiği 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Ferrero’nun 80. yıl dönümünü kutladığı dönemde yayımlanan raporda; şirketin sürdürülebilirlik girişimlerini tüm faaliyetlerine entegre etme hedefi vurgulandı. Raporda, içeriklerin tedarik edildiği çiftliklerden ve yerel topluluklardan fabrikalara, ürünlere ve çalışanlara uzanan süreçte sürdürülebilir gıda sistemlerinin desteklenmesinin amaçlandığı belirtildi. Şirket, sürdürülebilirlik çerçevesini dört temel başlık altında ele aldı: iklim ve çevre, tedarik, sorumlu tüketim, insanlar ve topluluklar. DEĞERLİ TARIM YAKLAŞIMI TEDARİK STRATEJİSİNİN ODAĞINDA Ferrero’nun uzun yıllara dayanan sacco conosciuto felsefesinden, yani “çantanın içinde ne olduğunu bilmek” anlayışından ilham alan Ferrero Değerli Tarım yaklaşımı, şirketin temel içerik tedarikindeki dayanıklılık politikasının ana unsurlarından biri olarak öne çıktı. Bu yaklaşım; tedarikçi durum tespiti, tedarik zinciri izlenebilirliği ve görünürlüğü, sertifikasyon ve standartlar, tarım uygulamaları, toplulukların desteklenmesi ve sektör dönüşümü başlıkları etrafında şekilleniyor. Ferrero Group Başkanı Giovanni Ferrero, şirketin uzun vadeli başarısının tedarik zincirinde yer alan insanlar ve ekosistemlerin refahıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Ferrero, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “Tüketiciler giderek daha fazla güvenebilecekleri markalar arıyor. Kalite, iyi tedarik uygulamaları, özenli üretim süreçleri ve insanlara ve gezegene yönelik gerçek bir bağlılık üzerine inşa edilmiş markalar önem kazanıyor.” Giovanni Ferrero, doğal kaynakların korunması, çalışanların, toplulukların ve iş ortaklarının desteklenmesi ile gelecek nesillere hitap eden ürünlerin geliştirilmesine yönelik girişimlerin sürdürüleceğini ifade etti. İZLENEBİLİRLİKTE YÜKSEK ORANLARA ULAŞILDI Raporun en dikkat çeken başlıklarından biri, temel hammaddelerde ulaşılan izlenebilirlik oranları oldu. Ferrero, kakao tedarikinde çiftlik poligon haritalarına kadar yüzde 98, palm yağında plantasyon seviyesine kadar yüzde 98,6, fındıkta çiftçiye kadar yüzde 97 ve kahve çekirdeklerinde plantasyon poligon haritalarına kadar yüzde 100 izlenebilirlik sağlandığını açıkladı. Kahve, palm yağı ve kakao tedarikçilerinden yaklaşık 230 bin tedarik zinciri poligonu, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’ne uyumlu izleme süreci kapsamında analiz edildi. Bu çalışma ile tedarik zincirindeki görünürlüğün artırılması ve ormansızlaşmadan arındırılmış tedarikin desteklenmesi hedeflendi. SERTİFİKALI TEDARİKTE DİKKAT ÇEKEN VERİLER Ferrero’nun 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre kakao hacimlerinin yüzde 99’u Rainforest Alliance, Cocoa Horizons, Fairtrade gibi sertifikasyonlar ya da bağımsız yönetilen standartlar aracılığıyla tedarik edildi. Palm yağı hacimlerinin yüzde 100’ünün RSPO sertifikalı olduğu, kahve çekirdeklerinin yüzde 100’ünün ise ayrıştırılmış tedarik zinciri modeli kapsamında Rainforest Alliance sertifikalı olarak temin edildiği belirtildi. Ferrero Group İcra Kurulu Başkanı Lapo Civiletti, Ferrero Değerli Tarım yaklaşımının şirketin sürdürülebilirlik hedeflerini temel içerik tedarikinde somut aksiyonlara dönüştürdüğünü kaydetti. Civiletti, yaklaşımın tedarikçilerin hesap verebilirliğini güçlendirdiğini, izlenebilirlik ve sertifikasyonu geliştirdiğini, çiftçileri desteklediğini ve sektör genelinde iş birliğini teşvik ettiğini ifade etti. İKLİM VE ÇEVRE BAŞLIĞINDA YENİ ADIMLAR Ferrero, raporda iklim ve çevresel sorumluluk başlığında da önemli ilerlemeler kaydedildiğini duyurdu. Şirketin İklim Geçiş Planı’nın geliştirilmesine devam edildiği, bu kapsamda üretim tesislerinin karbonsuzlaşma yol haritaları oluşturmasını sağlayan Decarbonization Hub adlı yeni aracın devreye alındığı belirtildi. Rapora göre, hammadde hacimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını kapsayan Kapsam 3 tedarikçi veri kampanyası başlatıldı. Bu kampanyada tedarikçi veri gönderim oranı yüzde 93 olarak gerçekleşti. Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonları ise yıllık bazda yüzde 7,2 azaltıldı. Bu düşüşte, 24 tesisin şebekeden yüzde 100 yenilenebilir elektrikle faaliyet göstermesinin de etkili olduğu kaydedildi. AMBALAJDA DÖNGÜSELLİK HEDEFİ GÜÇLENİYOR Ferrero, ambalaj döngüselliği konusunda da önemli veriler paylaştı. Raporda, genel ambalajların yüzde 92,9’unun geri dönüştürülebilirlik, yeniden kullanılabilirlik veya kompostlanabilirlik için tasarlandığı bildirildi. Uygulamada ve ölçekli olarak geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir veya kompostlanabilir ambalaj oranı ise yüzde 86,8 olarak açıklandı. Ferrero Rocher kutularının yeniden tasarımıyla, 2019/20 baz yılına kıyasla plastik-ürün oranında yüzde 14,7 azalma sağlandı. Şirket, Eylül 2021’den bu yana kümülatif olarak yaklaşık 16 bin ton plastiğin kullanımının önüne geçildiğini duyurdu. SORUMLU TÜKETİM VE BESLENME KRİTERLERİ Ferrero, sorumlu tüketim başlığında ürün inovasyonuna yön vermek ve portföy gelişimini desteklemek amacıyla bilim temelli Ferrero Beslenme Kriterleri’nin geliştirildiğini açıkladı. Şirket ayrıca reklamcılık ve pazarlama ilkelerinin de güncellendiğini belirterek, sorumlu iletişim uygulamalarını güçlendirmeyi hedeflediğini bildirdi. İNSAN, TOPLULUK VE ÇALIŞAN GELİŞİMİ ÖNE ÇIKTI Raporda, çalışan gelişimi, insan hakları, kapsayıcılık ve saygı temelli çalışma ortamı başlıkları da geniş yer buldu. Ferrero, 61 ülkede uygulanan Dahil Etme ve Saygı eğitim programı kapsamında 500’den fazla oturum düzenlendiğini açıkladı. Çalışan bağlılığının güçlü seyrini sürdürdüğü, yıllık YOU Anketi’nde katılım oranının yüzde 86’ya ulaştığı belirtildi. Bağlılık ve Yetkinleştirme Endeksi puanlarının sırasıyla 3 ve 7 puan arttığı ifade edildi. JOY OF MOVING 20. YILINDA 60 MİLYONDAN FAZLA ÇOCUĞA ULAŞTI Ferrero’nun toplumsal etki programlarından Joy of Moving, 2025 yılında 20. yılını kutladı. Programın 35 ülkede 4,9 milyondan fazla çocuğa ulaştığı, 2005 yılından bu yana ise dünya genelinde 60 milyondan fazla çocuğa eriştiği açıklandı. Programın, 130’dan fazla kamu ve özel sektör uzman ortağının desteğiyle yürütüldüğü belirtildi. FERRERO’DAN UÇTAN UCA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU Ferrero Group’un 2025 Sürdürülebilirlik Raporu, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir hedef olarak değil; tedarik zinciri, üretim süreçleri, ürün geliştirme, çalışan politikaları ve toplumsal sorumluluk alanlarını kapsayan bütüncül bir strateji olarak ele aldığını ortaya koydu. Raporda öne çıkan veriler, Ferrero’nun özellikle izlenebilirlik, sertifikalı tedarik, yenilenebilir enerji kullanımı, ambalaj döngüselliği ve topluluk destek programlarında ölçülebilir ilerleme kaydettiğini gösterdi. https://www.ferrero.com/int/en/people-planet/sustainability-reporting?utm_source=chatgpt.com

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ Haber

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ

FINDIKTA YENİ DÖNEM MASAYA YATIRILDI Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026’da Fairmont Quasar İstanbul’da gerçekleştirildi. 09.00-14.00 saatleri arasındaki programda iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar masaya yatırıldı. SEKTÖRÜN AKTÖRLERİ İSTANBUL’DA BULUŞTU Türkiye’nin fındıkta küresel konumunu korumak ve üretim zincirini daha sürdürülebilir hale getirmek amacıyla düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026 Salı günü Fairmont Quasar İstanbul’da yapıldı. Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle hazırlanan zirve, saat 09.00’da kayıt ve kahvaltı programıyla başladı. Gün boyunca fındıkta üretim, sosyal uygunluk, işçilik koşulları, üretici deneyimi ve sürdürülebilirlik başlıkları ele alındı. Zirve programında Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer, Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı ve fındık üreticileri yer aldı. PROGRAM AÇILIŞ KONUŞMALARIYLA BAŞLADI Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde ilk açılış konuşmasını saat 09.45’te Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın yaptı. Program, saat 10.15’te Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa’nın açılış konuşmasıyla devam etti. Açılış bölümünde fındıkta sürdürülebilir üretim, tedarik zinciri, üreticiyle kurulan saha ilişkisi ve Türkiye’nin küresel fındık pazarındaki konumu öne çıktı. Zirvenin ana çerçevesi, yalnızca üretim miktarı ve ihracat rakamlarıyla sınırlı kalmadı. Fındığın hangi koşullarda üretildiği, üreticinin sahada ne yaşadığı, mevsimlik işçilik düzeni, çocukların korunması, iyi tarım uygulamaları ve uluslararası standartlar programın temel gündemi oldu. İYİ TARIM UYGULAMALARI ELE ALINDI Saat 10.30’da başlayan “İyi Tarım Uygulamaları” oturumu, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü temsilcileri ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer yer aldı. Bu bölümde fındık üretiminde verimlilik, bitki sağlığı, doğru tarım teknikleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, bahçe yönetimi ve sürdürülebilir üretim başlıkları değerlendirildi. Fındıkta sürdürülebilirlik artık yalnızca çevre duyarlılığıyla sınırlı bir kavram değil. Bahçede verimi artıran, kaliteyi koruyan, üreticinin maliyet baskısını azaltan ve ihracat pazarlarında güven sağlayan bütünlüklü bir üretim modeli olarak öne çıkıyor. ÜRETİCİNİN SAHADAKİ DENEYİMİ MASAYA TAŞINDI Programın 11.20 bölümünde “Üreticinin Gözünden” başlıklı oturum yapıldı. Oturumu Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç yönetti. Oturumda fındık üreticileri sahadaki deneyimlerini aktardı. Bu bölüm, zirvenin en kritik başlıklarından biri oldu. Çünkü fındıkta sürdürülebilirlik, yalnızca şirketlerin, kamu kurumlarının veya uluslararası kuruluşların belirlediği standartlarla sahada karşılık bulamaz. Üretici yeni modele dahil edilmediği sürece iyi tarım, izlenebilirlik ve sosyal uygunluk başlıkları kağıt üzerinde kalır. Üreticinin sahadaki temel sorunları açık: artan maliyetler, işçilik giderleri, yaşlanan bahçeler, iklim kaynaklı verim kaybı, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılar, genç nüfusun tarımdan uzaklaşması ve piyasa belirsizliği. Bu nedenle zirvede üretici deneyiminin ayrı bir başlık olarak ele alınması, fındığın geleceğine ilişkin tartışmanın sahadaki gerçeklerle bağını güçlendirdi. İYİ SOSYAL UYGULAMALAR ZİRVENİN ANA BAŞLIKLARINDAN BİRİ OLDU Zirvede saat 12.25’te “İyi Sosyal Uygulamalar” oturumu gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar yaptı. Oturumda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı yer aldı. Bu bölümde mevsimlik tarım işçiliği, çalışma koşulları, çocukların korunması, eğitim, sosyal uygunluk ve uluslararası çalışma standartları öne çıktı. Fındıkta sosyal sürdürülebilirlik artık doğrudan ihracatın ve tedarik zincirinin parçası haline geliyor. Küresel alıcılar yalnızca ürünün kalitesine değil, üretim sürecindeki çalışma koşullarına, çocuk işçiliği riskine, işçi sağlığına, kayıt dışılığa ve sosyal denetim mekanizmalarına da bakıyor. ZİRVE NEDEN ÖNEMLİ? Türkiye’de fındık yıllardır büyük ölçüde fiyat, rekolte ve alım politikaları üzerinden tartışılıyor. Ancak son yıllarda tablo değişti. Küresel gıda şirketleri, ihracat pazarları ve uluslararası standartlar artık yalnızca ürün miktarını değil; üretimin nasıl yapıldığını, işçilik koşullarını, çevresel etkiyi, izlenebilirliği ve sosyal uygunluk kriterlerini de dikkate alıyor. Sürdürülebilir Fındık Zirvesi bu nedenle sıradan bir sektör toplantısı olarak görülemez. Zirve, Karadeniz’deki fındık üretim modelinin önümüzdeki yıllarda hangi kurallarla şekilleneceğini tartışmaya açtı. Toplantının temel amacı, Türkiye’nin fındıktaki küresel üstünlüğünü korumak için üretimden ihracata kadar tüm zincirin daha kontrollü, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir hale getirilmesiydi. AMAÇ: TÜRK FINDIĞINI GELECEĞE TAŞIYACAK MODELİ KURMAK Zirvenin merkezinde üç temel başlık yer aldı: verimli üretim, sosyal sorumluluk ve uluslararası güvenilirlik. İyi tarım uygulamalarıyla bahçelerde verim ve kaliteyi artırmak, iklim değişikliğinin üretim üzerindeki baskısına karşı yeni yöntemler geliştirmek, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılarla daha etkili mücadele etmek ve üreticinin bilgiye erişimini güçlendirmek toplantının tarımsal boyutunu oluşturdu. Sosyal boyutta ise mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşulları, çocuk işçiliği riski, işçi sağlığı ve güvenliği, eğitim faaliyetleri ve gönüllülük projeleri öne çıktı. Bu başlıklar, fındığın artık sadece bir tarım ürünü değil, uluslararası tedarik zincirlerinde denetlenen bir sosyal uygunluk alanı haline geldiğini gösterdi. FERRERO’NUN DEĞERLİ TARIM PROGRAMI SAHA AYAĞINI OLUŞTURUYOR Ferrero’nun 2012’den bu yana yürüttüğü Değerli Tarım programı, sürdürülebilir fındık tartışmasının sahadaki en görünür ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Program; iyi tarım uygulamaları, iyi sosyal uygulamalar ve izlenebilirlik başlıklarında üreticiyle temas kuruyor. Sakarya, Düzce, Samsun, Zonguldak, Ordu, Giresun ve Trabzon’da üreticilere yönelik yürütülen saha çalışmaları, fındık üretiminde daha izlenebilir ve sorumlu bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Ancak bu tür programların sahadaki karşılığı, üreticinin sürece nasıl dahil edildiğine bağlı. Üretici açısından temel mesele, sürdürülebilirlik modelinin gelirini, verimini ve pazarlık gücünü artıran bir yapıya mı dönüşeceği, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına ek yük olarak mı taşıyacağıdır. 2025’TE TEPKİ GELDİ, ZİRVE İPTAL EDİLDİ Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, geçmiş yıllarda da tartışmaların odağında yer aldı. 2025’te İstanbul Four Seasons Bosphorus Hotel’de yapılacağı duyurulan zirve, program tarihinden önce Ferrero’ya yönelen eleştirilerle gündeme geldi. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası eski başkanı ve sanayici Ömer Aydın, Ferrero’ya hitaben yayımladığı açık mektupta şirketin fındık sektöründeki uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi. Aydın, Ferrero’nun iyi tarım söylemini üretici lehine gerçek bir model olarak görmediğini belirtti; üreticinin ayrıştırılmaması gerektiğini savundu. Tepkilerin ardından 2025’te yapılması planlanan Sürdürülebilir Fındık Zirvesi iptal edildi. İptale ilişkin şirket tarafından kamuoyuna açık bir gerekçe paylaşılmadı. Yerel basında, kararın Ferrero’ya yönelen eleştirilerin ardından geldiği bilgisi öne çıktı. Bu süreç, sürdürülebilirlik başlığının yalnızca teknik bir tarım politikası olmadığını gösterdi. Ferrero’nun Türkiye fındık piyasasındaki ağırlığı, rekabet tartışmaları ve üreticiyle kurduğu ilişki, zirvenin daha geniş bir ekonomik zeminde değerlendirilmesine yol açtı. FINDIKTA İHRACAT VERİLERİ UYARI VERİYOR Türkiye fındıkta küresel liderliğini sürdürüyor. Ancak ihracat verileri sektörün güçlü bir dönüşüm baskısı altında olduğunu gösteriyor. Karadeniz İhracatçı Birlikleri verilerine göre Türkiye, 2025 yılında 119 ülkeye 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti ve 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri elde etti. Ancak 2025 yılı ihracatı, 2024’e göre miktar bazında 84 bin 540 ton, değer bazında ise 380,5 milyon dolar geriledi. Bu tablo, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasıyla ilerlemenin yeterli olmadığını gösteriyor. Üretim kalitesi, verimlilik, izlenebilirlik, pazar güveni ve sürdürülebilirlik başlıkları ihracatın geleceği açısından belirleyici hale geliyor. GİRESUN İÇİN KRİTİK BAŞLIK: KALİTEYİ KORUYARAK REKABETTE KALMAK Giresun fındığı, aroması ve kalite algısıyla Türkiye fındık piyasasında ayrı bir yere sahip. Ancak kalite avantajı tek başına yeterli değil. Giresun’un küçük ölçekli üretici yapısı, eğimli arazileri, yaşlanan bahçeleri ve yüksek işçilik maliyetleri sürdürülebilirlik tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bu nedenle Giresun açısından zirvenin mesajı net: kalite korunacaksa bahçe yönetimi güçlendirilmeli, üretici teknik bilgiyle desteklenmeli, zararlılarla mücadele ortak akılla yürütülmeli ve sosyal standartlara uyum sahada uygulanabilir hale getirilmelidir. Aksi halde Giresun fındığı kalite avantajına rağmen üretim maliyeti, verim düşüklüğü ve ihracat zincirindeki yeni standartlar karşısında zorlanabilir. YENİ DÖNEMİN KURALLARI SAHADA BELİRLENECEK Sürdürülebilirlik tartışması artık fındığın yan başlığı değil, doğrudan geleceğini belirleyecek ana gündemlerden biridir. İyi tarım uygulamaları, izlenebilirlik, çocuk işçiliğiyle mücadele, sosyal uygunluk, iklim risklerine uyum, kahverengi kokarca ile mücadele ve verimlilik artışı aynı bütünün parçaları haline geldi. Türkiye’nin fındıktaki liderliği güçlü bir geçmişe dayanıyor. Ancak bu liderliğin devamı, eski üretim alışkanlıklarının korunmasına değil, bahçeden ihracata kadar bütün zincirin yenilenmesine bağlı olacak. Üreticinin kafasındaki soru ise; Sürdürülebilirlik modeli üreticiyi güçlendiren bir yapıya mı dönüşecek, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına yeni bir yük olarak mı taşıyacak? Fındıkta yeni dönemin kaderi, bu soruya sahada verilecek cevapla belirlenecek. KAYNAKÇA İstanbul İhracatçı Birlikleri: Sürdürülebilir Fındık Zirvesi afişi ve program akışı. Ferrero Hazelnut Company: Ferrero Değerli Tarım programı ve sürdürülebilir fındık tedariki bilgileri. Ferrero Türkiye: Sürdürülebilir fındık tedariki, sosyal uygunluk, çalışma koşulları ve çocuk işçiliği riski başlıkları. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü:Kahverengi kokarca ve fındık zararlılarına ilişkin teknik kayıtlar. Karadeniz İhracatçı Birlikleri: 2025 yılı fındık ve mamulleri ihracat verileri. Anadolu Ajansı: 2025 fındık ihracat verilerinin ulusal haber ajansı teyidi. Dünya Gazetesi: 2025 fındık ihracat gelirine ilişkin ekonomi basını teyidi.

FERRERO’DAN ŞİLİ FINDIĞINA 94 MİLYON DOLARLIK STRATEJİK YATIRIM Haber

FERRERO’DAN ŞİLİ FINDIĞINA 94 MİLYON DOLARLIK STRATEJİK YATIRIM

FERRERO’DAN ŞİLİ FINDIĞINA 94 MİLYON DOLARLIK STRATEJİK YATIRIM Ferrero, Şili’de Avrupa fındığına dayalı tedarik zincirini büyütmek için 94 milyon dolarlık yeni yatırım planını devreye alıyor. AgriChile üzerinden yürütülecek yatırım, yeni işleme kapasitesi, lojistik genişleme ve güney bölgelerde üretim altyapısının güçlendirilmesiyle Şili’yi küresel fındık pazarında daha belirgin bir tedarik merkezi haline getirecek. KÜRESEL ÇİKOLATA SANAYİSİNİN FINDIK ARAYIŞI ŞİLİ’Yİ ÖNE ÇIKARDI İtalyan gıda grubu Ferrero, Şili’deki fındık operasyonlarını büyütmek için 94 milyon dolarlık yeni yatırım planladı. Yatırım, şirketin ülkedeki iştiraki AgriChile üzerinden yürütülecek ve Avrupa fındığı üretiminden işleme kapasitesine kadar uzanan zinciri daha güçlü hale getirecek. Bu hamle, yalnızca yeni bir tesis yatırımı değil; küresel çikolata ve şekerleme sanayisinin fındık tedarikinde güvenli, izlenebilir ve ölçeklenebilir üretim bölgelerine yöneldiğini gösteren ekonomik bir karar niteliği taşıyor. Nutella, Ferrero Rocher ve Kinder Bueno gibi markaların hammadde ihtiyacı, fındıkta sürdürülebilir tedarik ve kalite standartlarını daha kritik hale getiriyor. Ferrero’nun Şili’ye dönük yeni yatırımı, bu nedenle tarımsal üretimden sanayiye, lojistikten ihracata kadar geniş bir ekonomik alanı doğrudan etkiliyor. ŞİLİ, FINDIKTA ALTERNATİF TEDARİK ÜSSÜNE DÖNÜŞTÜ Şili’de Avrupa fındığı üretiminin hikâyesi 1990’ların başında başladı. Ferrero, o dönemde Güney Yarımküre’de Avrupa fındığı üretim denemelerine yöneldi. Ürün, Şili tarımında başlangıçta sınırlı bir alana sahipti; ancak ülkenin orta-güney kuşağındaki iklim koşulları, Avrupa fındığının hızlı biçimde yayılmasına imkân sağladı. Bugün gelinen noktada Şili, Avrupa fındığında yalnızca üretim yapan bir ülke değil; uluslararası gıda sanayisinin tedarik zincirinde ağırlığı artan bir aktör konumuna yükseldi. Ferrero’nun ülkedeki toplam yatırımı 330 milyon doların üzerine çıktı. Şirket, 800’den fazla Şilili üreticiyle üretim ilişkisini sürdürüyor. Bu tablo, Şili fındığının tarımsal bir ürün olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor. Ürün, ülkenin güney bölgelerinde üretici gelirini, sanayi yatırımını, ihracatı, lojistik ihtiyacını ve tarımsal teknolojiyi aynı anda büyüten stratejik bir sektöre dönüşüyor. EKİM ALANI 50 BİN HEKTARI AŞTI Şili’de Avrupa fındığı dikim alanı son on yılda güçlü bir artış gösterdi. Ülkede fındık alanları kısa sürede 10 bin hektarın altındaki seviyelerden 50 bin hektarın üzerine çıktı. Büyüme özellikle La Araucanía, Los Ríos ve Los Lagos gibi güney bölgelerinde hızlandı. Bu genişleme, klasik tarımsal üretim deseninde de değişim yarattı. Geleneksel ürünlerde maliyet, su, kârlılık ve pazar baskısı artarken Avrupa fındığı, üreticiler için uzun vadeli ve sanayi bağlantılı bir alternatif haline geldi. Fındık üretimindeki büyüme yalnızca bahçe kurulumuyla sınırlı kalmadı. Fidanlık, bitki genetiği, mekanizasyon, kurutma, depolama, işleme teknolojileri ve kalite kontrol süreçlerinde de yeni yatırım alanları oluştu. CUNCO’DA YENİ İŞLEME TESİSİ KURULACAK Ferrero’nun yatırım planındaki en kritik başlıklardan biri, La Araucanía Bölgesi’ne bağlı Cunco’da kurulacak üçüncü işleme tesisi olacak. Yeni tesis için yaklaşık 45 milyon dolarlık kaynak ayrılıyor. Cunco yatırımı, üretimin hızla büyüdüğü güney bölgelere sanayi kapasitesini yaklaştıracak. Bu adım, hasat sonrası süreçlerde taşıma yükünü azaltacak, lojistik akışı hızlandıracak ve üreticinin ürünü daha kısa sürede işleme zincirine ulaştırmasını kolaylaştıracak. Yatırım planı yalnızca yeni tesisle sınırlı değil. Maule ve Ñuble’deki mevcut tesislerde iyileştirmeler yapılacak. Ulusal üretimdeki artışa yanıt verecek yeni lojistik kapasite de devreye alınacak. Bu yönüyle yatırım, tarla ile fabrika arasındaki mesafeyi azaltan, üretici-sanayi bağını güçlendiren ve ihracat zincirini daha rekabetçi hale getiren bir ekonomik hamle olarak öne çıkıyor. 600 MİLYON DOLARLIK İHRACAT HACMİ Ferrero, Şili limanlarından dünya pazarlarına yıllık yaklaşık 600 milyon dolarlık fındık ihracatı gerçekleştiriyor. Bu hacim, Şili’nin Avrupa fındığında ulaştığı ekonomik ölçeği ortaya koyuyor. Fındık artık Şili için yalnızca tarımsal çeşitlendirme ürünü değil; katma değerli gıda sanayisinin hammadde tedarikinde ülkeye uluslararası pozisyon kazandıran bir ihracat kalemi haline geldi. Şili’nin avantajı yalnızca üretim alanı büyüklüğünden kaynaklanmıyor. İzlenebilirlik, kalite standardı, profesyonel bahçe yönetimi, teknik destek, üretici-sanayi ilişkisi ve güney bölgelerdeki iklim uygunluğu, ülkenin rekabet gücünü artırıyor. FERRERO’NUN HAMLESİ TÜRKİYE İÇİN DE DİKKAT ÇEKİCİ Ferrero’nun Şili’ye dönük yatırımı, dünya fındık piyasasını yakından ilgilendiriyor. Küresel çikolata sanayisinin büyük alıcıları, fındık tedarikinde coğrafi çeşitlilik arıyor. Bu çeşitlilik, arz güvenliği, fiyat istikrarı ve kalite standardı bakımından şirketler için stratejik önem taşıyor. Türkiye, dünya fındık piyasasının ana üretici ülkesi olarak belirleyici konumunu koruyor. Ancak Şili’deki hızlı büyüme, büyük sanayi alıcılarının alternatif tedarik bölgelerini güçlendirme eğilimini açık biçimde gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye açısından da önemli bir mesaj içeriyor. Fındıkta yalnızca üretim miktarı değil; kalite standardı, izlenebilirlik, kurutma-depolama altyapısı, üretici örgütlenmesi, sanayi entegrasyonu ve sürdürülebilirlik kriterleri giderek daha fazla belirleyici hale geliyor. FINDIKTA REKABET ÜRETİMDEN SANAYİYE TAŞINIYOR Şili örneği, fındıkta küresel rekabetin artık yalnızca bahçede kazanılmadığını gösteriyor. Rekabet; dikim alanı, verim, kalite, hasat sonrası yönetim, işleme kapasitesi, lojistik, ihracat bağlantısı ve büyük alıcılarla kurulan uzun vadeli ilişkiler üzerinden şekilleniyor. Ferrero’nun 94 milyon dolarlık yatırımı, Şili’nin fındıkta geldiği noktayı daha ileri taşıyacak. Yeni tesis, güney bölgelerde büyüyen üretime sanayi karşılığı oluşturacak. Mevcut tesislerdeki iyileştirmeler ve lojistik kapasite artışı, ihracat zincirini güçlendirecek. Şili, Avrupa fındığını tarımsal dönüşümün merkezine yerleştirerek kısa sürede küresel gıda sanayisinin dikkatini çeken bir model oluşturdu. Ferrero’nun yeni yatırımı, bu modelin artık deneme aşamasını geçtiğini ve kalıcı bir tedarik stratejisine dönüştüğünü gösteriyor. FINDIKTA YENİ DÖNEMİN ANAHTARI: KALİTE, İZLENEBİLİRLİK VE KAPASİTE Fındık piyasasında önümüzdeki dönemi belirleyecek temel başlıklar netleşiyor. Büyük alıcılar daha güvenilir tedarik, daha sıkı kalite kontrolü, daha güçlü işleme altyapısı ve sürdürülebilir üretim istiyor. Şili’nin büyümesi bu eğilimin somut karşılığı oldu. Ferrero’nun yeni yatırım planı, Avrupa fındığını ülkenin stratejik tarımsal ürünlerinden biri haline getirirken, küresel fındık piyasasında rekabetin çıtasını da yükseltiyor. Fındıkta ekonomik güç, yalnızca bahçedeki üretimden değil; ürünü dünya markalarının tedarik zincirine güvenli, kaliteli ve sürdürülebilir biçimde taşıyabilen bütünleşik yapıdan doğuyor. Şili’nin yükselişi, bu yeni dönemin en dikkat çekici örneklerinden biri haline geldi. https://planetnuts.cl/ferrero-refuerza-su-apuesta-por-chile-y-consolida-al-avellano-europeo-como-cultivo-estrategico/

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN REKABET KURUMU’NA FINDIK VE İHRACAT ZİYARETİ Haber

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN REKABET KURUMU’NA FINDIK VE İHRACAT ZİYARETİ

GİRESUN İŞ DÜNYASINDAN REKABET KURUMU’NA FINDIK VE İHRACAT ZİYARETİ Giresun heyeti, Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle ile Ankara’da yaptığı görüşmede fındık piyasasında tekelleşmenin önlenmesi, üreticinin korunması ve kentin ihracat gücünün artırılması taleplerini gündeme taşıdı. Giresun iş dünyası, fındık piyasasında rekabet dengesinin korunması ve ihracat altyapısının güçlendirilmesi için Ankara’da kritik bir temas gerçekleştirdi. Giresun Milletvekili Ali Temür, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fatoğlu, Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük, Meclis Başkanı Ertaç Öztürk, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Mümtaz Bekçi ve yönetim kurulu üyeleri, Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle’yi makamında ziyaret etti. Ankara’da gerçekleşen görüşmede, Giresun’un ticaret ve ihracat kapasitesi ile fındık piyasasında üreticiyi doğrudan etkileyen rekabet başlıkları ele alındı. FINDIKTA TEKELLEŞME KAYGISI MASAYA TAŞINDI Görüşmenin ana başlığını fındık oluşturdu. Giresun heyeti, milli ürün olarak değerlendirilen fındıkta tekelleşmenin önüne geçilmesi ve üreticinin korunması için kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Fındık piyasasında alıcı yapısı, fiyat oluşumu, üretici geliri, ihracatçıların hareket alanı ve yerel sanayinin geleceği açısından belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle Rekabet Kurumu nezdinde yapılan temas, yeni sezon öncesinde piyasanın yakından izlenmesi beklentisini güçlendirdi. Ziyaretten kamuoyuna açıklanmış bir karar, soruşturma ya da yaptırım çıkmadı. Ancak görüşme, Giresun iş dünyasının fındık piyasasındaki rekabet kaygısını doğrudan Rekabet Kurumu’nun en üst makamına taşıması bakımından önem taşıyor. Giresun heyetinin beklentileri üç başlıkta öne çıkıyor: Piyasa denetiminin güçlendirilmesi: Fındıkta güçlü alıcıların piyasa üzerindeki etkisinin yakından izlenmesi, üretici aleyhine oluşabilecek baskıların önlenmesi bekleniyor. Üreticinin korunması: Fiyat oluşumunda serbest ve adil rekabet koşullarının işletilmesi, üreticinin tek taraflı piyasa gücü karşısında korunması isteniyor. İhracatın artırılması: Giresun’un 1 milyar doları aşan ihracat hacminin daha yukarı taşınması için üretim, ticaret, sanayi ve ihracat zincirinin daha güçlü işlemesi hedefleniyor. FERRERO DOSYASI ZİYARETİN ÖNEMİNİ ARTIRIYOR Giresun heyetinin ziyareti, Rekabet Kurumu’nun fındık piyasasına ilişkin daha önce aldığı kararlar nedeniyle ayrı bir önem taşıyor. Rekabet Kurulu, Ferrero’nun Türkiye fındık piyasasına yönelik taahhütleriyle ilgili süreçte 2025 yılına özgü revizyon yapmış; şirketin Eylül-Aralık döneminde en az 45 bin ton kabuklu fındık alma yükümlülüğünü 2025 yılı için 30 bin tona düşürmüştü. Bu süreç, fındık piyasasında rekabetin yalnızca üretici açısından değil, ihracatçı, sanayici ve bölge ekonomisi açısından da yakından izlenmesi gereken bir alan olduğunu ortaya koydu. GİRESUN EKONOMİSİ İÇİN STRATEJİK BAŞLIK Giresun’un ihracatında fındık belirleyici ağırlığını koruyor. Kentin 1 milyar doları aşan ihracat hacmi, fındık piyasasında rekabet dengesinin Giresun ekonomisi için doğrudan stratejik bir konu olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ziyaret, yalnızca bir nezaket teması olarak değil; üretici, tüccar, sanayici ve ihracatçının ortak beklentisinin Ankara’ya taşındığı ekonomik bir girişim olarak öne çıktı. DAHA GÜÇLÜ TİCARET, DAHA ADİL REKABET Giresun heyetinin Rekabet Kurumu temasından beklenen ana sonuç, fındık piyasasında daha etkin izleme, üreticiyi koruyan rekabet zemini ve ihracatı destekleyen kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi oldu. Giresun iş dünyası, fındıkta tekelleşme riskinin azaltıldığı, üreticinin korunduğu, yerel firmaların güçlendiği ve ihracat kapasitesinin artırıldığı bir piyasa yapısı talep ediyor. Ankara’daki görüşme, bu talebin Rekabet Kurumu nezdinde doğrudan gündeme taşınması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.

SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 TL Haber

SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 TL

FİSKOBİRLİK’TE SERT ÇÖZÜLME: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 257 LİRAYA İNDİ 23 Mart 2026 tarihli FİSKOBİRLİK fiyat tablosunda 50 randıman Giresun kalite tombul fındık 257 TL/kg olarak yer aldı. Bu rakam, 8 Ocak 2026’daki 307 liranın 50 lira, 19 Ocak’taki 292 liranın 35 lira altında. Eylül 2025’te görülen 347 liralık zirveye göre kayıp 90 liraya, oran olarak da yaklaşık yüzde 26’ya ulaştı. Fındıkta artık konuşulan yalnızca düşen rakam değil; düşüşün hangi iklimde üretildiği ve bu baskının kimin sırtına yıkıldığıdır. MART TABLOSU: YÜKSELİŞ HİKÂYESİ DAĞILDI Sezonun başında 22 Ağustos 2025’te 230 liradan açılan FİSKOBİRLİK fiyatı, 23 Eylül 2025’te 347 liraya kadar tırmanmıştı. Aynı kronolojiye göre fiyat aralıkta 270 liraya kadar indi, ocakta kısa süreli tepki verdi, 19 Ocak’ta 292 lira olarak açıklandı. Kullanıcı tarafından paylaşılan 23 Mart 2026 tarihli son tabloda ise 50 randıman yeniden 257 liraya çekildi. Bu çizgi, piyasanın yalnızca yavaşlamadığını, 2025 sonbaharında oluşan yüksek primin önemli bölümünü geri verdiğini gösteriyor. TMO TABANI AYAKTA, AMA ÜRETİCİ LEHİNE OLUŞAN ÜST BAND ERİDİ Toprak Mahsulleri Ofisi, 2025-2026 sezonu için Giresun kalite kabuklu fındık alım fiyatını 200 TL/kg olarak açıkladı. Teknik olarak 257 lira bu tabanın üstünde. Ancak bugünkü tabloyu “tabanın üstünde kaldı” diye okumak eksik olur. Çünkü piyasa, bir dönem 200 liralık resmî tabanın çok üstünde üretici lehine güçlü bir beklenti üretmiş, sonra o beklentiyi taşıyamamıştır. Mart sonunda görülen 257 lira, tabanın korunduğunu ama üretici lehine kurulan yüksek fiyat havasının çözüldüğünü gösteriyor. REKOLTE RAKAMI, ÜRÜN DAHA DALDAYKEN FİYATIN ÜSTÜNE BİNDİ Bu düşüşün en sert başlıklarından biri, 2026-2027 sezonu için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahminidir. Giresun Son Haber’in haberine göre bu ilk tahmin çiçek sayımına dayanıyor; haberde ayrıca üretici tarafında maliyet, kalite ve arazi farklılıklarının yeterince hesaba katılmadığı, bu tür erken yüksek tahminlerin fiyat üzerinde baskı yaratabileceği kaygısına yer veriliyor. Kısacası yeni sezonun pazarlık dili, ürün daha daldayken kurulmaya başladı. 2025’TE AZ ÜRÜN FİYATI YUKARI İTTİ, 2026’DA YENİ MAHSUL BEKLENTİSİ FREN OLDU Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Konseyi’nin 2025 görünümünde, Türkiye’de kuraklığın verim, dane büyüklüğü ve kalite üzerinde baskı yarattığı; piyasada 2025 mahsulü için 450 bin ile 550 bin ton arasında geniş bir belirsizlik yaşandığı belirtilmişti. 2025 sonbaharındaki sert sıçramanın arkasında da bu arz daralması vardı. Ancak 2026’ya girilirken denklem tersine döndü: yüksek fiyatın sürüklediği piyasa, bu kez zayıflayan talep ve güçlü yeni mahsul beklentisiyle karşı karşıya kaldı. ŞİLİ DOSYASI: REKABET ARTIK SADECE FİYATTA DEĞİL, TAKVİMDE KURULUYOR Şili’nin Maule bölgesinde 26 Mart 2026’da düzenlenecek 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü için 500’ün üzerinde üretici, danışman, şirket temsilcisi ve sektör profesyonelinin bir araya geleceği, programın üretimden ticarete, iklimden küresel rekabete uzanan geniş bir içerikle kurgulandığı bildirildi. Aynı dosyada sponsor ağının sulama, bitki koruma, makine, lojistik ve teknoloji şirketleriyle büyüdüğü; Şili’de fındığın yalnızca tarımsal bir ürün değil, sanayi-ekosistemi haline geldiği vurgulanıyor. Haberde ayrıca Balsu’nun Şili’de 2017’den beri yatırım yaptığı, Maule’de 160 hektarlık alanda yaklaşık 70 bin fındık ağacına ulaştığı bilgisi yer alıyor. Bu tablo, rekabetin artık yalnızca bahçede değil, yatırım ve tedarik zinciri düzeyinde kurulduğunu gösteriyor. KUZEY-GÜNEY HATTI KURULUYOR, ÜRETİCİDE KAYGI BÜYÜYOR Ferrero da fındıkta yıl boyunca taze ve kaliteli tedarik sağlamak için hem kuzey hem güney yarımkürede üretim içinde olduklarını, ana kaynak ülkeler arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’nin bulunduğunu açıkça söylüyor. Aynı sayfada Şili, Arjantin, Gürcistan ve Sırbistan’da agrifarm yapıları kurulduğu da belirtiliyor. Bu veriler birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç şudur: küresel alıcılar artık tek ülkeye yaslanan bir fındık düzeni değil, mevsime yayılmış çok merkezli bir tedarik sistemi kuruyor. “Kışın bir ülkede, yazın başka bir ülkede üretim planlanıyor; yerli üretici oyunun dışına mı itiliyor?” sorusu üretici cephesinde tam da bu nedenle büyüyor. Bunun son cümlesi bir yorumdur; ancak iki yarımküreye yayılan üretim modeli ve Şili’deki yatırım/organizasyon hattı bu kaygının boş olmadığını düşündürüyor. ASIL DÜŞÜŞ, SADECE RAKAMDA DEĞİL PAZARLIK GÜCÜNDE Bugün 257 lira yalnızca tabeladaki son sayı değildir. Bu rakam, bir yandan yüksek rekolte beklentisinin fiyatı erkenden bastırdığını, öte yandan dünya fındığında üretim ve tedarikin farklı coğrafyalara yayıldığını gösteren bir işarettir. Türkiye hâlâ ana üretim merkezi olabilir; ancak yeni denklemde tek belirleyici merkez olma avantajı aşınmaktadır. Fiyatın geri çekilmesi kadar ağır olan da budur. 23 Mart 2026’daki 257 TL/kg fiyat, sıradan bir güncelleme değil, bir çözülme işaretidir. Eylül 2025’te zirve yapan piyasa mart sonunda sert biçimde aşağı gelmiş; üretici lehine kurulan yüksek primli hava dağılmıştır. Bu düşüş hikâyesi yalnızca arz-talep cümlesiyle açıklanamaz. Masada aynı anda üç baskı vardır: erken rekolte dili, zayıflayan fiyatlama gücü ve Şili başta olmak üzere mevsime yayılmış yeni küresel tedarik hatları. Üretici açısından soru artık şudur: Fındıkta yalnızca fiyat mı düşüyor, yoksa fiyatı belirleme gücü de mi el değiştiriyor? Mevcut tablo, ikinci sorunun giderek daha yüksek sesle sorulacağını gösteriyor. . Kaynakça Giresun Son Haber, “FİSKOBİRLİK 19 Ocak’ta Yeniden Fiyat Açıkladı.” Giresun Son Haber, “2026-2027 İlk Tahmini Fındık Rekoltesi Açıklandı: 829 Bin 239 Ton.” Giresun Son Haber, “Şili’de Fındık Günü Büyüyor: Türk Fındığı İçin Yeni Rekabet Hattı.” Tarım ve Orman Bakanlığı, “2025-2026 Sezonu Kabuklu Fındık Alım Fiyatları Belirlendi.” Ferrero Group, “Our aim to source hazelnuts sustainably.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.