Hava Durumu

#Erken Teşhis

giresunsonhaber - Erken Teşhis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Teşhis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA MOBİL KANSER TARAMA ARACI SAHAYA ÇIKTI Haber

GİRESUN’DA MOBİL KANSER TARAMA ARACI SAHAYA ÇIKTI

GİRESUN’DA MOBİL KANSER TARAMA ARACI SAHAYA ÇIKTI Giresun’da mobil kanser tarama aracı hizmete girdi. İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki araç, meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanseri taramalarını ücretsiz biçimde ilçe ve kırsal mahallelere taşıyacak. Uygulama Giresun’a özgü değil; Sağlık Bakanlığı’nın yıllardır yürüttüğü ulusal mobil KETEM sisteminin yeni halkası olarak çalışacak. Giresun’da erken teşhis hizmetini sahaya taşıyacak mobil kanser tarama aracı Nisan 2026 itibarıyla devreye alındı. 20 Nisan 2026 tarihli haber kayıtlarında aracın hizmete girdiği yer aldı. Aynı gün yapılan paylaşımlarda aracın il ve ilçelerde, özellikle kırsal bölgelerde ücretsiz tarama hizmeti vereceği belirtildi. ULUSAL UYGULAMA 2016’DA BAŞLADI, GİRESUN 2026’DA SAHAYA ÇIKTI Sağlık Bakanlığı, 2016 tarihli “Mobil KETEM’ler Yollarda” duyurusunda mobil KETEM araçlarını ulusal kanser tarama altyapısına dahil ettiğini açıkladı. Bakanlık, bu sistemin kadınlara ve risk grubundaki yurttaşlara yerinde tarama hizmeti ulaştırmak için kurulduğunu duyurdu. Giresun’daki araç da bu ulusal yapının 2026’da il düzeyinde hizmete giren ayağı oldu. ARAÇ HANGİ TARAMALARI YAPIYOR Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün 2026 tarihli bilgilendirmesine göre mobil araçta üç temel tarama programı yürütülüyor. Buna göre 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi ile meme kanseri taraması, 30-65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi ile rahim ağzı kanseri taraması, 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere ise iki yılda bir gaitada gizli kan testiyle kalın bağırsak kanseri taraması yapılıyor. Bu hizmetler ücretsiz veriliyor. Tarama süreci yalnızca testle sınırlı kalmıyor. Sağlık Bakanlığı kayıtlarında, pozitif ya da şüpheli bulunan kişilerin tarama sonrası teşhis merkezlerine yönlendirildiği, ileri tetkik ve tedavi sürecinin ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında sürdürüldüğü belirtiliyor. Bu yapı, mobil aracın yalnızca farkındalık değil doğrudan sağlık hizmeti zincirinin ilk halkası olarak çalıştığını gösteriyor. KIRSAL BÖLGELERE ERİŞİM HEDEFİ Mobil aracın asıl işlevi, sağlık merkezine gitmekte zorlanan nüfusa yerinde erişim sağlamak. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün Nisan 2026 paylaşımlarında mobil aracın il ve ilçelerde, kırsal bölgelerde ve merkeze uzak yerleşim alanlarında kullanılacağı açıklandı. Böylece tarama hizmetinin yalnızca merkezde değil, sahada da yürütülmesi hedefleniyor. AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür de aracı ziyaretinin ardından hizmetin erken teşhis ve koruyucu sağlık açısından önem taşıdığını vurguladı. Temür, mobil aracın özellikle kırsal bölgelerde yaşayan yurttaşların ücretsiz ve hızlı tarama hizmetine ulaşmasını kolaylaştıracağını belirtti. GİRESUN’DA BUGÜNE KADAR NE YAPILDI Giresun’daki genel tarama kapasitesi son resmi verilerde açık biçimde yer aldı. Giresun Valiliği’nin 2025 sağlık raporuna göre il genelinde bir yıl içinde 52 bin 505 kişiye kanser taraması yapıldı. Mobil aracın devreye girmesiyle bu kapasitenin özellikle kırsal mahallelerde daha da genişlemesi bekleniyor. Sağlık Bakanlığı’nın ulusal verileri de bu hattın yaygın bir sistem üzerine kurulduğunu gösteriyor. Bakanlık, kanser tarama çalışmalarının 2004’te 11 KETEM ile başladığını, daha sonra mobil araçların da sisteme dahil edildiğini ve tarama ağının ülke geneline yayıldığını açıkladı. Bu çerçevede Giresun’daki yeni araç, mevcut ulusal tarama modelinin yerelde güçlendirilmiş yeni uygulaması niteliği taşıyor. ERKEN TEŞHİS HİZMETİ SAHADA GÜÇLENİYOR Giresun’da mobil kanser tarama aracının hizmete girmesi, kanserle mücadelede merkezden sahaya geçen yeni bir aşama anlamına geliyor. Araç, ücretsiz tarama hizmetini ilçe ve köylere taşıyacak; erken tanı ihtimalini artıracak; şüpheli vakaların daha hızlı biçimde sağlık sistemine dahil edilmesini sağlayacak. Sağlık hizmetinin kapıya yaklaşması, özellikle ulaşım güçlüğü yaşayan yurttaşlar açısından doğrudan sonuç üretecek bir adım olarak öne çıkıyor.

GELECEĞİN SAĞLIK POLİTİKALARINDA “TEK SAĞLIK” VURGUSU Haber

GELECEĞİN SAĞLIK POLİTİKALARINDA “TEK SAĞLIK” VURGUSU

GELECEĞİN SAĞLIK POLİTİKALARINDA “TEK SAĞLIK” VURGUSU CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politikaları Kurulu’nun düzenlediği çalıştayda veteriner hekimlerin toplum sağlığındaki rolü masaya yatırıldı. Zoonotik hastalıklar, gıda güvenliği, antimikrobiyal direnç ve afet yönetimi başlıklarında “Tek Sağlık” yaklaşımının kurumsal zemine kavuşturulması istendi. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politikaları Kurulu, “Geleceğin Sağlık Politikaları” çalışmaları kapsamında 15 Nisan 2026’da Veteriner Hekimlerin Toplum Sağlığındaki Rolü Çalıştayı’nı düzenledi. Akademisyenler, kamu temsilcileri, yerel yönetimlerde görev yapan veteriner hekimler ve serbest çalışan meslek mensuplarının katıldığı çalıştayda, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımı öne çıktı. Toplantıda, zoonotik hastalıklardan gıda güvenliğine, epidemiyolojik sürveyanstan afet ve pandemi yönetimine kadar geniş bir çerçevede veteriner hekimliğin halk sağlığı içindeki kritik konumu değerlendirildi. Katılımcılar, sağlık politikalarının yalnızca insan sağlığı merkezli kurulmasının güncel risklere karşı yetersiz kaldığını, hayvan ve çevre sağlığını dışlayan yaklaşımın yeni krizleri derinleştirdiğini vurguladı. HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞI AYNI SİSTEMİN PARÇASI Çalıştayda yapılan değerlendirmelerde, insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden bağımsız ele alınamayacağı açık biçimde ortaya kondu. Katılımcılar, zoonotik hastalıklar, antimikrobiyal direnç, gıda güvenliği ve afet yönetimi gibi alanlarda parçalı değil, koordineli ve entegre bir politika çerçevesi gerektiğini belirtti. Sunumlarda, son 30 yılda insanlarda görülen bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde 70’inin hayvan kaynaklı olduğuna dikkat çekildi. Türkiye’nin coğrafi konumu ve hayvancılık yapısı nedeniyle Brucella, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ve çeşitli influenza suşları gibi risklerle karşı karşıya bulunduğu ifade edildi. Veteriner hekimlerin, bu etkenlerin hayvan rezervuarındayken tanımlanması, izlenmesi ve erken teşhis süreçlerinde temel rol oynadığı kaydedildi. SÜRVEYANS SİSTEMİNDE ENTEGRASYON ÇAĞRISI Çalıştayın en dikkat çeken başlıklarından biri, mevcut sürveyans yapısındaki dağınıklık oldu. Katılımcılar, hayvan ve insan sağlığı verilerinin birbirinden kopuk sistemlerde tutulmasının risk yönetimini zayıflattığını, oysa hayvan popülasyonlarındaki hareketliliğin insan vakalarından haftalar önce uyarı sinyali verebildiğini belirtti. Bu nedenle üç temel politika önerisi öne çıktı. Hayvan ve insan sağlığı verilerini birleştiren Ulusal Entegre Sentinel Sürveyans Platformu’nun kurulması, rutin veteriner klinik ve nekropsi verilerinin sistematik biçimde raporlanması ve bölgesel veteriner halk sağlığı laboratuvarlarının güçlendirilmesi istendi. Ayrıca referans laboratuvar ağının genişletilmesinin zorunlu olduğu vurgulandı. GIDA GÜVENLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ AYNI MASADA Çalıştayda yalnızca salgın riskleri değil, gıda güvenliği ve gıda güvencesi başlıkları da ayrıntılı biçimde ele alındı. Katılımcılar, Türkiye’de gıda güvenliği denetimlerinde mevzuat ve teknik altyapının belirli ölçüde mevcut olduğunu, ancak uygulama kalitesi ve şeffaflık alanında önemli sorunlar bulunduğunu belirtti. Denetimlerin yalnızca sayısal olarak artırılmasının yeterli olmayacağı, risk bazlı ve nitelik odaklı bir sisteme geçilmesi gerektiği ifade edildi. Gıda güvenilirliğinin yanında, özellikle dar gelirli kesimler ve çocuklar açısından gıda güvencesinin de temel bir halk sağlığı sorunu haline geldiği kaydedildi. Bu çerçevede okul temelli gıda desteği politikalarının yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı. YEREL YÖNETİMLERE VETERİNER HALK SAĞLIĞI GÖREVİ Çalıştay sonunda veteriner hekimliğin halk sağlığı sistemi içindeki yerinin yalnızca mesleki bir başlık değil, doğrudan kamusal bir ihtiyaç olduğu yönünde ortak görüş ortaya çıktı. Katılımcılar, bu alanın yasal ve mali karşılığının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek somut politika önerileri sundu. Öneriler arasında Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu’nun kurulması, bakanlıklar arası veri paylaşımının mevzuatla zorunlu hale getirilmesi, Ulusal Gıda Güvenliği Otoritesi’nin oluşturulması ve yerel yönetimlerde Veteriner Halk Sağlığı birimlerinin zorunlu hale getirilmesi yer aldı. Ayrıca veteriner halk sağlığı uzmanlarının pandemi ve afet planlarında tanımlı roller üstlenmesi ve “Tek Sağlık” yaklaşımının eğitim müfredatına dahil edilmesi istendi. CHP RAPORU POLİTİKAYA TAŞIYACAK CHP Sağlık Politikaları Kurulu, çalıştay raporunun hazırlıklarının sürdüğünü açıkladı. Kurul, toplantıda ortaya çıkan stratejik önerilerin partinin sağlık politikalarına dahil edilmesi için sürecin takip edileceğini bildirdi. Ankara’daki çalıştay, veteriner hekimliğin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı bir alan olmadığını, toplum sağlığının korunmasında doğrudan belirleyici bir role sahip olduğunu yeniden gündeme taşıdı. Toplantıdan çıkan tablo, yeni dönemde sağlık politikalarının “Tek Sağlık” ekseninde yeniden kurulması yönündeki talebin daha yüksek sesle dile getirildiğini gösterdi.

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ Haber

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ Gıda güvenliği, halk sağlığı ve çevresel riskler aynı anda büyüyor. Uzmanlar, insan, hayvan, bitki ve ekosistem sağlığını birlikte izleyen Tek Sağlık gözetiminin erken uyarı ve hızlı müdahale için kritik hale geldiğini vurguluyor. Güney ve Güneydoğu Asya’da yaşanan kuş gribi salgını, sağlık tehditlerinin artık tek bir alanla sınırlı kalmadığını bir kez daha ortaya koydu. İnsanlarda görülen vaka sayısı sınırlı kaldı ancak salgın, gıda güvenliği, geçim kaynakları ve halk sağlığı üzerinde büyüyen risklerin erken teşhis edilmeden kontrol altına alınamayacağını gösterdi. Bugün birçok kriz sessiz başlıyor. Hayvan hastalıkları, bitki zararlıları, zoonotik enfeksiyonlar ve çevresel bozulmalar, daha büyük tehditlerin ilk işaretlerini veriyor. Buna rağmen müdahale çoğu zaman insanlar hastalandıktan ya da gıda tedarik zinciri aksadıktan sonra başlıyor. Bu tablo, mevcut gözetim sistemlerinin geç kaldığını gösteriyor. Dar izleme modeli riski büyütüyor Mevcut gözetim uygulamalarının önemli bölümü insan hastalıklarının tespiti ya da çiftlik düzeyindeki kayıplarla sınırlı kalıyor. Bu yaklaşım, hayvan, bitki ve çevre alanlarından gelen erken uyarı sinyallerini kaçırıyor. Sonuçta sistem, tehdidi önleyen değil, büyüdükten sonra karşılamaya çalışan reaktif bir yapıya dönüşüyor. Tek Sağlık modeli ortak risk haritası çıkarıyor Tek Sağlık yaklaşımı, insan, hayvan, bitki ve ekosistem sağlığını tek bir çerçevede ele alıyor. Bu model, birbirinden kopuk veri toplama yöntemleri yerine sektörler arası bilgi paylaşımını esas alan entegre sistemler kurulmasını öngörüyor. Böylece risk, tek bir noktada patlak vermeden önce daha geniş bir çerçevede izlenebiliyor. Sahadaki uygulamalar bu yaklaşımın sonuç verdiğini gösteriyor. Tayland’da hayvan ısırığı bildirimleri için geliştirilen ortak mobil uygulama, kuduz vakalarının hızlı tespitini sağladı. Kamboçya’da insan ve hayvan laboratuvarlarının birbirine bağlanmasıyla leptospiroz ve kuş gribi gibi patojenlerde erken müdahale kapasitesi güçlendi. Ruanda’da ise çevresel veriler üzerinden yürütülen erken uyarı sistemi sayesinde Rift Vadisi humması salgını sınırlı alanda tutuldu. Asıl sorun koordinasyon ve altyapı eksikliği Tek Sağlık gözetiminin önünde ciddi yapısal engeller bulunuyor. Veterinerlik hizmetlerinin yetersiz finansmanı, çevresel izlemedeki düzensizlik, veri paylaşımını zorlaştıran bürokratik ve teknolojik bariyerler, erken teşhisi zayıflatıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde dijital altyapı eksikliği sorunu büyütüyor. Ancak daha varlıklı ülkelerde de kurumsal parçalanma ve yasal kısıtlar benzer sonuçlar doğuruyor. FAO, WHO, WOAH ve UNEP iş birliğiyle geliştirilen çalışmalar, ülkelerde entegre gözetim sistemlerinin kurulmasını hedefliyor. Sierra Leone’de hayvan hastalıkları raporlamasının dijitalleştirilmesi, Özbekistan’da mobil veteriner saha verilerinin sisteme alınması ve Pakistan ile Nepal’de laboratuvar uyumu ile il düzeyi gözetim ağlarının güçlendirilmesi, bu dönüşümün somut örnekleri arasında yer alıyor. Krizden sonra değil, krizden önce müdahale Tek Sağlık gözetimi yalnızca salgınları izlemek için değil, gıda sistemlerini korumak, ekosistem bozulmasını takip etmek, üretim kayıplarını önlemek ve geçim kaynaklarını güvence altına almak için de öne çıkıyor. Erken teşhis, geç müdahalenin yüksek maliyetini düşürüyor; kamu sağlığı ile tarımsal üretim arasındaki bağı görünür hale getiriyor. Önümüzdeki dönemde küresel sağlık ve gıda güvenliği tehditlerinin büyük bölümü insan, hayvan, bitki ve çevre kesişiminde ortaya çıkacak. Bu nedenle uzmanlar, teknoloji kadar siyasi irade, ortaklık ve sürekli yatırım çağrısı yapıyor. Erken teşhis artık yalnızca sağlık politikası değil, doğrudan bir güvenlik ve sürdürülebilirlik meselesi olarak görülüyor.

ANEMİ POLİKLİNİĞİ HİZMETE GİRDİ Haber

ANEMİ POLİKLİNİĞİ HİZMETE GİRDİ

ANEMİ POLİKLİNİĞİ AÇILDI Kansızlık Sorunu Yaşayanlar İçin Özel Takip Dönemi Giresun İl Sağlık Müdürlüğü Tarafından, Giresun Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nde toplumda yaygın olarak görülen sorunlardan biri olan anemi (kansızlık) ile mücadele kapsamında önemli bir adım atıldı. Anemi Polikliniği, iç hastalıkları kliniği bünyesinde hizmet vermeye başladı. Poliklinikte, hastaların değerlendirmeleri her çarşamba Doç. Dr. Kubilay İşsever tarafından yapılacak. Anemi, diğer adıyla kansızlık, kandaki kırmızı kan hücreleri veya bu hücrelerdeki hemoglobin düzeyinin azalmasına bağlı olarak ortaya çıkıyor. Bu durum, vücudun dokularına yeterli miktarda oksijen taşınamaması sonucunu doğurarak yaşam kalitesini büyük ölçüde etkileyebiliyor. Uzmanlar, en sık rastlanan anemi türünün demir eksikliğine bağlı kansızlık olduğunu belirtiyor. Yorgunluk ve Halsizlik En Yaygın Belirtiler Aneminin ana problemi, kanın vücudun ihtiyaç duyduğu oksijeni yeterince taşıyamaması olarak öne çıkıyor. Bu ise hastalarda en çok yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı gibi şikâyetlere sebep oluyor. Ayrıca, cildin soluk görünmesi, çarpıntı ve baş dönmesi gibi belirtiler de anemiyi işaret ediyor. Kan testlerinde HGB veya HB olarak ifade edilen hemoglobin düşüklüğü ile teşhis edilen kansızlık, yalnızca bir kan değeri problemi değildir. Uzmanlar, özellikle yaşlı bireyler ve kronik hastalığı bulunanlar için aneminin bazen kanser gibi ciddi rahatsızlıkların erken belirtisi olabileceğini vurguluyor. Genç bireylerde ise günlük aktiviteleri olumsuz etkileyen halsizlik ve performans düşüklüğünün ardında bu sorun yatabiliyor. Sadece Kansızlık Değil, Sebepler de İncelenecek Yeni Anemi Polikliniği'nde sadece kan değerlerinin artırılması değil, aynı zamanda demir, folik asit ve B12 vitamini eksikliklerinin tespiti ve tedavi edilmesi de amaçlanıyor. Böylece hastaların genel sağlık durumunun iyileştirilmesi ve şikayetlerin kalıcı olarak azaltılması hedefleniyor. Yetkililer, uzunca bir süre geçmeyen halsizlik, kolay yorulma, baş dönmesi ve solgunluk şikâyetleri yaşayanları hemen başvurmaları konusunda uyarıyor, zira erken teşhis önem taşıyor. Doç. Dr. Kubilay İşsever önderliğinde yürütülecek Anemi Polikliniği, düzenli takip gerektiren hastalar için kritik bir sağlık hizmeti sunacak. Bu yeni girişimle kansızlık sorununa daha sistematik ve geniş kapsamlı bir yaklaşım getirilmesi amaçlanıyor.

GİRESUN BELEDİYESİ’NDEN SOKAK HAYVANLARI İÇİN MODERN SAĞLIK YATIRIMI Haber

GİRESUN BELEDİYESİ’NDEN SOKAK HAYVANLARI İÇİN MODERN SAĞLIK YATIRIMI

GİRESUN BELEDİYESİ’NDEN SOKAK HAYVANLARI İÇİN MODERN SAĞLIK YATIRIMI Giresun Belediyesi, sokak hayvanlarının sağlık hizmetlerine erişimini güçlendirmeye yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Belediye Veteriner İşleri Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Hayvan Barınağı ve Hayvanat Bahçesi’ne ileri teknolojiye sahip bir endoskopi cihazı kazandırıldı. Yeni cihaz sayesinde sokak hayvanlarının teşhis ve tedavi süreçleri daha hızlı, güvenli ve konforlu şekilde yürütülebilecek. Endoskopi sistemi ile mide ve bağırsak sistemi, solunum yolları ve iç organlara ilişkin birçok hastalığın tanısı, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan, kısa sürede ve ağrısız biçimde yapılabilecek. Bu gelişme, hem erken teşhis imkânlarını artıracak hem de tedavi süreçlerini önemli ölçüde kısaltacak. Veteriner hekimler, özellikle yabancı cisim yutma vakaları, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, solunum yolu problemleri ile tümör ve iç kanama şüphesi bulunan durumlarda endoskopi cihazından etkin şekilde yararlanabilecek. Böylece gereksiz cerrahi operasyonların önüne geçilerek hem hayvanların operasyon riski azaltılacak hem de iyileşme süreci hızlanacak. Belediye yetkilileri, sokak hayvanlarının sağlığına yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek, rehabilitasyon merkezinin modern tıbbi cihazlarla güçlendirilmeye devam edeceğini ifade etti. Yapılan bu yatırımın, Giresun’da sokak hayvanlarına sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artırması ve yaşam kalitelerine doğrudan katkı sağlaması bekleniyor.

1–31 OCAK SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ FARKINDALIK AYI Haber

1–31 OCAK SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ FARKINDALIK AYI

1–31 OCAK SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ FARKINDALIK AYI Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor 1–31 Ocak tarihleri arasında kutlanan Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, hastalığın önlenebilir ve erken teşhis edildiğinde büyük oranda tedavi edilebilir olduğu bir kez daha hatırlatıldı. Serviks kanseri, rahmin alt kısmında yer alan ve vajinaya açılan serviks dokusundan gelişen bir kanser türü olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, hastalığın genellikle uzun bir kanser öncesi dönemden sonra ortaya çıktığını, bu sürecin erken tanı için önemli bir fırsat sunduğunu vurguluyor. Erken Tanı ile Yaşam Şansı %92 Serviks kanseri, dünya genelinde meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserlerinden sonra kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser türü olarak biliniyor. Türkiye’de ise en sık görülen ilk on kanser arasında yer alıyor. Erken evrede tanı alan kadınlarda 5 yıllık sağkalım oranının yaklaşık %92 olduğu belirtiliyor. Vakaların %99’u HPV ile İlişkili Uzmanlara göre serviks kanserlerinin yaklaşık %99’u İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu ile ilişkili. HPV’nin 200’den fazla tipi bulunurken, yüksek riskli HPV tipleriyle gelişen kalıcı enfeksiyonlar kanser riskini artırıyor. Türkiye’deki serviks kanseri vakalarının yaklaşık %70’inin HPV tip 16 ve 18 ile bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Düzenli Tarama Hayati Öneme Sahip Serviks kanserinden korunmanın en etkili yolunun düzenli tarama olduğu vurgulanıyor. HPV-DNA testi sayesinde kanser öncesi hücresel değişiklikler erken dönemde tespit edilebiliyor. Tarama yaptıran kadınlarda serviks kanseri görülme oranı oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Ücretsiz Tarama Hizmeti Sunuluyor Türkiye’de Ulusal Serviks Kanseri Tarama Programı kapsamında; 30–65 yaş arasındaki kadınlar, 5 yılda bir HPV-DNA testi ile ücretsiz olarak taranıyor. Tarama hizmetleri; Aile Sağlığı Merkezleri, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Mobil kanser tarama araçları aracılığıyla sunuluyor. Belirtiler İleri Evrede Ortaya Çıkıyor Serviks kanserinin erken dönemlerinde çoğu zaman belirti görülmüyor. İleri evrelerde ise cinsel ilişki sonrası kanama, adet dışı kanamalar, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu vajinal akıntı ve pelvik ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bu şikâyetlerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması öneriliyor. Önlenebilir Bir Kanser Türü Uzmanlar, serviks kanserinden korunmak için düzenli tarama yaptırmanın, sigaradan uzak durmanın, güvenli cinsel yaşam konusunda bilinçlenmenin ve HPV aşısının önemine dikkat çekiyor. “Kanserde erken teşhis hayat kurtarır” mesajı ile farkındalık çağrısı yapan yetkililer, kadınları tarama programlarına katılmaya davet ediyor. “Serviks kanserinden korkma, geç kalmaktan kork.” “Bir test, bir fark, bir hayat.”

Hamilelikte şeker hastalığına dikkat! Haber

Hamilelikte şeker hastalığına dikkat!

14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, hamilelikte ortaya çıkan şeker hastalığının (gestasyonel diyabet) hem anne hem de bebeğin sağlığı üzerinde ciddi etkiler bıraktığını vurguladı. BURSA (İGFA) - Op. Dr. Kuzukıran, diyabetin erken teşhis ve uygun bir süreçle kontrol altına alınabileceğini belirtirerek, "Gebelik süreci annenin metabolizması için bir sınav niteliğindedir. Şeker seviyesinin kontrol edilmesi, hem doğum süreci hem de anne ve bebek sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. HİSSEDİLMEYEN TEHLİKE: GESTASYONEL DİYABET Op. Dr. Nuray Kuzukıran, hamilelikte beliren ya da mevcut durumu kötüleşen diyabetin genellikle belirti vermediğini, dolayısıyla 24–28. haftalarda yapılacak şeker tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine işaret etti. "Tarama yapılmadığında veya kontrol sağlanmadığında erken doğum, büyük bebek doğurma, doğumda çeşitli komplikasyonlar ve gebelik zehirlenmesi gibi kritik sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Ayrıca, gebelikte diyabet sorunu yaşamış kadınların ilerleyen yıllarda Tip 2 diyabet riski de ciddi biçimde artış göstermektedir" diye konuştu Dr. Kuzukıran. Risk Faktörlerini Gözden Kaçırmamak Gerekir Gestasyonel diyabete yakalanma riskinin, ailesel diyabet öyküsü bulunan, önceki hamileliğinde şeker problemi yaşamış, kilolu olan ya da polikistik over sendromu (PCOS) tanısı almış kadınlarda daha yüksek olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, "Risk faktörleri hakkında bilgi sahibi olmak önem arz etmektedir. Anne adaylarının ilk muayene sırasında bu konuda doktorlarına bilgi aktarmaları gerekir. Erken belirlenen risk, alınacak önlemleri hızla hayata geçirmek açısından fayda sağlar" dedi. KORUNMA YOLLARI BULUNABİLİR Gestasyonel diyabetin tamamen önlenemese de riskinin ciddi şekilde azaltılabileceğini ifade eden Op. Dr. Kuzukıran, önerilerini şöyle sıraladı: "Sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamak, düzenli egzersiz yapmak, hamilelik öncesinde ideal kiloya ulaşmak, şeker tarama testlerinin zamanında yapılması, doğum sonrası kontrolleri aksatmadan sürdürmek kritik önem taşır. Gebelik süreci, anne adayına yaşam tarzını değiştirmesi için benzersiz bir fırsat sunar. Bu dönemde atılacak doğru adımlar, doğumu olumlu etkilediği gibi gelecekte diyabet gelişimini de engeller." UZUN DÖNEMLİ ETKİLERİ Op. Dr. Nuray Kuzukıran, gebelikte kontrolsüz şeker seviyelerinin sadece kısa vadeli değil, uzun vadeli sonuçları da beraberinde getirdiğini ifade ederek, "Eğer anne adayında gestasyonel diyabet gelişmişse, ilerleyen süreçte Tip 2 diyabet riski artış gösteriyor. Ayrıca, anne karnında yüksek şeker seviyelerine maruz kalmış bebeklerin ilerleyen zaman dilimlerinde kilo problemi ve metabolik rahatsızlıklarla karşılaşma ihtimali yüksek. Gebelik sürecinde gerçekleştirilen şeker kontrolü, adeta nesiller boyu sürecek bir sorun zincirini kırmak adına fırsat sunmaktadır" dedi.

Sağlıkta Yapay Zekâ İçin 7 Ülkeden Güç Birliği Haber

Sağlıkta Yapay Zekâ İçin 7 Ülkeden Güç Birliği

MLP Care’in ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası PHRESH projesi için resmi açılış toplantısı, 7 ülkeden temsilcilerin katılımı ile İstanbul’daki İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü’nde yapıldı. Projenin odağında, sağlık alanında dijital dönüşümün yeni adımı olarak görülen yapay zekâ destekli çözümler yer alıyor. Sağlıkta dijital dönüşümün bir sonraki adımı olarak yapay zekâya odaklanan PHRESH projesinin başlangıcına 7 ülke İstanbul’da İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü’nde katıldı. "Bağlantılı Sağlık Hizmetleri için Acil Durum ve Güvenli Ortamlarda Hasta Sağlığı Müdahalesi" anlamına gelen PHRESH, Hollanda, Kanada, Türkiye, İspanya, Portekiz, Romanya ve Birleşik Krallık’tan önemli sağlık kuruluşları, teknoloji şirketleri ve araştırma merkezlerinin katılımıyla açılışını yaptı. YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR Sağlıkta dijital dönüşümün yeni bir evresi olan bağlantılı, güvenli ve yapay zekâ destekli ekosistemler yaratmayı amaçlayan PHRESH çerçeve projesi, farklı ülkelerden kurumları bir araya getirerek sağlık risk değerlendirmesi, acil müdahale ve tedavi süreçlerini yeniden tanımlamayı hedefliyor. Etkinliğe birçok ülke temsilcisinin yanı sıra, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) TEYDEB Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Selçuk Selek ve İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya da katılarak konuşma yaptı. ‘HASTA SONUÇLARINI İYİLEŞTİRMEK GURUR VERİCİ’ Projenin bilimsel, akademik ve stratejik yönetiminde rol almaktan mutluluk duyduklarını belirten İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, sağlık teknolojileri konusunda öncü bir üniversite olduklarına dikkat çekti ve şöyle konuştu: “İstanbul’da sizleri ağırlamaktan ve bu önemli toplantıya ev sahipliği yapmaktan büyük onur duyuyoruz. MLP Care ve İstinye Üniversitesi olarak akademik çalışmalar ve klinik uygulamaları bir araya getiriyoruz. İnovasyon, yapay zeka ile destekli teknolojiler, yapay zeka ile destekli sağlık hizmetleri ve uluslararası iş birliklerine odaklanıyoruz. PHRESH projesi bu vizyonu, bilim, teknoloji ve klinik bilgilerle hastaların yararına birleştiriyor. Türkiye’de erken teşhis, daha iyi karar desteği ve hasta sonuçlarının iyileştirilmesi için çözüm geliştirmekte etkin katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. İstinye Üniversitesi olarak sağlık teknolojilerinde lider olmayı, inovasyonu yönlendirmeyi ve geleceğin sağlığını şekillendirmeyi sürdüreceğiz.” GELECEĞİN BELİRLENDİĞİ TOPLANTI Türkiye’deki MLP Care Proje Yönetimi Direktör Yardımcısı Esra Alkurt ise, toplantının uluslararası işbirliğini ve bilgi aktarımını güçlendirdiğini, sağlık teknolojileri için stratejik bir buluşma olduğunu belirtti. Alkurt projeyle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Bu girişim, yüksek doğruluklu sensörler, gerçek zamanlı analiz teknikleri, yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, gelişmiş veri-ağ bağlantıları ve kuantuma dirençli şifreleme teknolojileri gibi öncü çözümlerden oluşuyor. Türkiye konsorsiyumu, risk altındaki bireylerde akciğer hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisini desteklemek amacıyla, hastane sistemleriyle entegre çalışabilen; YZ (AI) ve giyilebilir teknolojiler kullanan, hem hasta hem de sağlık profesyonellerine yönelik web ve mobil uygulamalar geliştirmeyi amaçlıyor.” DÖRT YENİLİK ALANI BELİRLENDİ Toplantıda, her ülke kendi vaka çalışmalarını sunarak PHRESH projesinin dört temel yenilik alanına odaklanılmasını sağladı: Sense for Health: Gelişmiş sensörlerle sürekli veri takibi. Alert to Prevent: Yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri. Connected Transport: 5G/6G ile entegre ambulans-hastane veri iletişimi. Secure and Collaborative Learning: Gizliliği artıran ve kuantuma dayanıklı güvenlik çözümleri. ERİŞİM DAHA KOLAY OLACAK Proje, sağlık sektöründe yapay zekâ ve dijital teknolojilerle firmaların verimliliğini ve rekabet avantajını artırmayı, böylece katma değer sağlamayı hedefliyor. 2025’te küresel dijital sağlık pazarının 505 milyar dolara ulaşması beklenirken, Türkiye’de de sağlık harcamalarının artışı ve yapay zekâ ile GSYİH’ye önemli katkılar sağlanması öngörülüyor. Yenilikçi sağlık teknolojileri Türkiye’de ve global firmalarda rekabet avantajı yaratacak, sağlık hizmetlerinde erişim kolaylaşacak ve firmaların gelirleri artacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.