Hava Durumu

#Ekonomik Katkı

giresunsonhaber - Ekonomik Katkı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Katkı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Su ürünlerinde 2,3 milyar dolarlık ihracat Haber

Su ürünlerinde 2,3 milyar dolarlık ihracat

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin 2025'te su ürünleri ihracatının 2,3 milyar dolara ulaştığını, bunun da yaklaşık 500 milyon dolarının Türk somonundan geldiğini söyledi. ANKARA (İGFA) - Borçka Baraj Gölü'ndeki Artvin Balıkçılık Somon Üretim Tesisi'ni ziyaret eden Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman İl Müdürü Neşet Ulutaş ve Artvin Su Ürünleri Yetiştiriciliği Birliği Başkanı Önder Alkan'dan bilgi aldı. Yumaklı, burada yaptığı açıklamada, Türkiye'de balıkçılık sektörünün son yıllardaki gelişiminin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiğini belirterek, "Son dönemde özellikle 1 milyon ton üretim barajına ulaşmış olması ve bu rekoru kırmış olması, balıkçılık sektörünün potansiyelini üretime çevirdiğiyle alakalı çok güzel sonuçlar getirdi bize." ifadesini kullandı. Türkiye'de balık yetiştiriciliğinin son 23 yılda 10 kat arttığına işaret eden Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 650 bin tonlara gelmiş durumdayız. Türk somonu, alabalık, levrek, çipura gibi ürünlerin artık bir marka olarak da dünya pazarlarına ulaşmış olması bu manada sektörün daha da gelişeceğine dair bizler için umut verici bir durum. Su ürünleri üretiminde özellikle hem yetiştiricilikte hem avcılıkta üretim planlamasına 2024 yılından itibaren geçmiştik hatırlarsanız. Yüzde 95'in üzerinde bir oranda üretim planlaması uygulaması var. Bunu hem yetiştiricilikteki gelişmelerin üretim planlamasına çok ciddi bir şekilde katkı vermesi hem de avcılıktaki sonuçlardan özellikle koruma kullanma dengesini gözettiğimizde görmüş oluyoruz." TÜRK SOMONU ÜRETİMİNDE 8 YILDA 15 KAT ARTIŞ Bakan Yumaklı, bitkisel, hayvansal ve su ürünlerindeki üretim planlamasının başarılı olduğunu vurguladı. İşleme tesisleri ve ihracata hazırlık açısından yapmaları gereken yatırımların olduğunu belirten Yumaklı, şunları kaydetti: "2025 yılında su ürünlerinden ülkemiz 2,3 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaştı. Bunun da yaklaşık 500 milyon doları yine bizim Türk somonu dediğimiz ve artık dünya pazarlarına ulaşmış olan bir ürünümüzden gelmiş oldu. Son 8 yılda özellikle Türk somonu üretiminin 15 kat arttığını söylemek istiyorum. Bu manada özellikle hem iç sulardaki yetiştiricilikte hem de buna uygun denizlerimizdeki yetiştiricilikte çok başarılı bir sonuca ulaşmış durumdayız." Artvin'in Türk somonu üretiminde önemli şehirler arasında yer aldığına dikkati çeken Yumaklı, "Burada 11 tesis var. Bunun karşılığı 765 milyon lira. Yani bu rakamları sadece birer rakam olarak görmemek lazım. Bulunduğu şehre çok önemli bir ekonomik katkı da sağlamış oluyor aynı zamanda. Artvin'in bu potansiyelini daha da geliştirmeye devam edeceğiz." dedi. Bakan Yumaklı, Türkiye'nin bu sektörde büyük potansiyele sahip olduğunu ifade ederek, "Bunu harekete geçirdik, daha da geliştirmeye devam edeceğiz. Bu balıklar hem yetiştiricilikte hem avcılıkta büyük karlar sağlayacak. Ben emeği geçen bütün kardeşlerime, bütün üreticilerimize, sektörün başından sonuna kadar hepsine çok teşekkür ediyorum ve saygılar." diye konuştu. Daha sonra Artvin Valiliğine ziyarette bulunan Yumaklı, Vali Turan Ergün ile bir araya geldi.​

GİRESUN’DA MADEN PROJESİNE “ÇED OLUMLU” KARARI Haber

GİRESUN’DA MADEN PROJESİNE “ÇED OLUMLU” KARARI

GİRESUN’DA MADEN PROJESİNE “ÇED OLUMLU” KARARI Bakanlık onay verdi, uzmanlar ise en büyük riskin atık depolama ve su sistemlerinde olduğuna dikkat çekiyor Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Giresun’un Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçeleri sınırlarında; Söğütağzı, Çatalağaç, Çatak, Süttaşı, Karadere, Delmece, Sazlıyatlak–Olucaktepe, Gavraz Deresi, Nişane, Eymür, Gariygen, Soğukpınar ve Patan Mahallesi mevkilerini kapsayan alanda, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Bakır–Kurşun–Çinko Flotasyon Tesisi ile Maden Ocakları (S: 51499 ve S: 57312 ruhsat numaralı IV. Grup maden ocakları) ve Maden Atık Depolama Tesisi Kapasite Artışı” projesi hakkında yürütülen incelemeler sonucunda “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı verildiğini açıkladı. Kararın, ÇED Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu çalışmaları ile halk görüşleri dikkate alınarak verildiği bildirildi. Ancak teknik raporun detayları incelendiğinde, projenin özellikle uzun vadeli çevresel etkiler açısından önemli başlıklar barındırdığı görülüyor. BÜYÜME SADECE ÜRETİMDE DEĞİL, ATIKTA DA Proje yeni bir maden açılışı değil, mevcut yeraltı maden ocakları ve zenginleştirme tesisinin kapasite artışı niteliği taşıyor. Bu artışla birlikte daha fazla cevher çıkarılacak, daha fazla malzeme flotasyon tesisinde işlenecek ve buna paralel olarak daha fazla maden atığı oluşacak. Bu atıklar, kimyasal işlem görmüş ince taneli çamur formunda olup, genişletilecek maden atık depolama tesisinde depolanacak. Uzmanlara göre projenin çevresel kaderi, en çok bu tesisin güvenliği ve uzun vadeli performansına bağlı. EN KRİTİK BAŞLIK: ASİT KAYA DRENAJI Bakır, kurşun ve çinko gibi sülfürlü cevherlerin işlendiği sahalarda en büyük çevresel risklerden biri asit kaya drenajı. Sülfürlü mineraller su ve oksijenle temas ettiğinde sülfürik asit oluşuyor. Bu asidik ortam ise kayaçlardaki ağır metalleri çözerek metal yüklü kirli su meydana getiriyor. Bu süreç bazen yıllar sonra hızlanabiliyor. Yani risk sadece işletme döneminde değil, maden kapandıktan sonra da devam edebiliyor. Olası sonuçlar: Yeraltı sularında ağır metal birikimi Derelerde su kalitesinin bozulması Tarımsal sulama suyunun etkilenmesi Ekosistem zincirinin zarar görmesi SU SİSTEMLERİ EN HASSAS NOKTA Proje sahası dere vadileri ve yüksek yağış alan Karadeniz coğrafyasında bulunuyor. Bu durum iki önemli sonucu beraberinde getiriyor: Yoğun yüzey akışı → Yağışlarla kirleticiler dere sistemlerine taşınabilir Hassas yeraltı su sistemleri → Sızıntılar geniş alana yayılabilir Uzman değerlendirmesine göre bu tür sahalarda oluşabilecek kirlilik, sadece maden çevresiyle sınırlı kalmayıp havza ölçeğinde yayılma potansiyeli taşıyor. HEYELAN, TAŞKIN VE DEPREM RİSKİ Doğu Karadeniz; dik topoğrafyası, yüksek yağış miktarı ve heyelan geçmişiyle biliniyor. Maden atık depolama tesisleri ise toprak dolgu baraj mantığıyla çalışıyor. Bu nedenle: Aşırı yağış Heyelan Deprem gibi doğal olaylar, tesis stabilitesi açısından risk oluşturuyor. Dünyada yaşanan birçok maden atık barajı kazasının, bu tür doğal tetikleyiciler sonrasında gerçekleştiği biliniyor. ORMAN VE YABAN HAYATI Proje sahası orman ekosistemleri içinde yer alıyor. Kapasite artışıyla birlikte: Orman örtüsünde kayıplar Habitat parçalanması Yaban hayatı geçiş yollarının bozulması gibi etkiler söz konusu olabilecek. Gürültü, ışık ve insan faaliyetlerindeki artış da yaban hayatı üzerinde baskı oluşturabilecek unsurlar arasında. TARIM VE KIRSAL YAŞAM Bölgedeki tarım faaliyetleri açısından en önemli riskler: Toz yayılımı Su kalitesinde olası bozulma Ağır metal birikimi Bu tür etkiler uzun vadede ürün kalitesini ve verimini etkileyebilir. Yerleşim yerlerine yakınlık ise kamyon trafiği, gürültü ve titreşim gibi faktörlerle kırsal yaşam kalitesini etkileyebilecek başlıklar arasında yer alıyor. EKONOMİK KATKI – ÇEVRESEL YÜK DENGESİ Projenin işletme aşamasında yaklaşık 520 kişilik istihdam sağlayacağı belirtiliyor. Bu durum yerel ekonomi açısından önemli bir katkı anlamına geliyor. Ancak uzmanlar şu noktaya dikkat çekiyor: Ekonomik katkı maden ömrüyle sınırlı, çevresel etkiler ise maden kapandıktan sonra da sürebilir. MADEN KAPATILDIĞINDA HER ŞEY BİTMİYOR Maden kapatma sürecinde alanın rehabilite edilmesi planlansa da, özellikle atık depolama tesislerinde kimyasal süreçler tamamen durmuyor. Asit üretimi ve metal sızıntısı riski uzun yıllar devam edebiliyor. Bu nedenle kapatma sonrası uzun vadeli izleme ve bakım hayati önem taşıyor. Teknik raporlar ışığında proje için öne çıkan risk başlıkları: Alan Risk Seviyesi Atık depolama güvenliği Çok Yüksek Asit kaya drenajı Çok Yüksek Yeraltı suyu kirliliği Çok Yüksek Yüzey suları Yüksek Heyelan ve taşkın Yüksek Ekosistem etkisi Yüksek Hava kalitesi ve toz Orta–Yüksek Sosyoekonomik olumlu etki Orta Bakanlık kararı projeye hukuki açıdan yol açmış olsa da, teknik inceleme projenin özellikle su sistemleri, atık depolama güvenliği ve uzun vadeli kimyasal riskler açısından hassas bir zeminde yürütüleceğini ortaya koyuyor. Bu proje, yalnızca bir madencilik yatırımı değil; aynı zamanda on yıllara yayılacak bir çevresel yönetim sorumluluğu anlamına geliyor. “Bu değerlendirmeler, ÇED raporunda yer alan teknik veriler ışığında yapılan çevresel risk analizine dayanmaktadır.”

DİN GÖREVLİLERİ İÇİN "AİLE YILI" TEMALI ETKİNLİK DÜZENLENDİ Haber

DİN GÖREVLİLERİ İÇİN "AİLE YILI" TEMALI ETKİNLİK DÜZENLENDİ

DİN GÖREVLİLERİ İÇİN "AİLE YILI" TEMALI ETKİNLİK DÜZENLENDİ Giresun İl Müftülüğü tarafından düzenlenen panelde, aile yapısını zayıflatan sorunlar, aile içi şiddet, aile bağlarının güçlendirilmesi ve sağlıklı iletişim yöntemleri üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2025'i 'Aile Yılı' ilan etmesinin ardından, Giresun İl Müftülüğü aileyi koruma ve güçlendirme hedefiyle çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor. Bu çerçevede İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu koordinasyonunda, "Ailenin Korunması ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesinde Toplumsal Farkındalığın Arttırılması" başlıklı bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak, Uzman Vaiz Zeynep Özdemir, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Modaoğlu ve Giresun Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi Dr. Rasim Bayraktar katıldı. Çotanak Konferans Salonunda yapılan panelin moderatörlüğünü Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay üstlendi. "Aile gözbebeğimizdir" İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet ve sorumluluk bilincinin aileyi ayakta tutan en önemli değerler olduğuna dikkat çekti. Kılıçbay, her bir aile üyesinin karşılıklı hak ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini ifade ederek şöyle dedi: "Aile, Yüce Rabbimizin bize emanetidir ve bu emanetin temelinde merhamet yatmalıdır. Merhamet, iyiliği esas almak ve her aile ferdine Yüce Allah'ın bir lütfu olarak değer vermek demektir. Bu sebeple ailede bir sorun ya da kriz ortaya çıktığında merhamet, ilişkilerin sağlıklı devam etmesinin ölçütü haline gelir. Aileyi güçlü kılan bir diğer faktör ise infak ve karşılıksız sevgidir. İnfak, yalnızca maddi yardım değil, muhatabına katkı sunmak ve gönül desteği vermektir. Karşılıksız sevgi ile vefa gösterip gerektiğinde teşekkür eden, hata yaptığında özür dilemekten çekinmeyen aileler hem muhabbeti artırır hem de rahmetin yeryüzündeki yansıması olmaya devam eder. Böylelikle aileden başlayarak toplumda huzur ve güven sağlanır. " "Aile sevgi ve merhametle ayakta durur" Ardından söz alan, Uzman Vaiz Zeynep Özdemir, her aile ferdinin sevgi ve merhameti prensip edinerek aile bireylerine değer vermesi gerektiğini dile getirdi. Özdemir, ailenin bir merhamet yuvasına dönüştürülmesinin gerekliliğini şu sözlerle dile getirdi: "Aile içinde yaş ya da cinsiyet farkı gözetmeden tüm bireylerin saygınlık ve dokunulmazlık hakkına sahip olduğu unutulmamalıdır. İnsan onurunu zedeleyen, saygınlığını sarsan hatta cana kasteden şiddetin her biçimi, dinen, hukuken ve ahlaken suçtur, aynı zamanda kul hakkı ihlalidir. Üzerimizde en çok hakkı olan kişiler, bize en fazla emeği geçen, mutluluğumuzda ve kederimizde yanımızda olan aile bireylerimizdir. Ne yazık ki farkında olmadan kırdığımız, üzdüğümüz ve helallik almayı ihmal ettiğimiz kişiler de genellikle onlardır. Unutulmamalıdır ki karşılıklı hak ve sorumluluklar yerine getirdiğinde ailede ve toplumda huzur ve güven ortamı oluşacak, dünya insan onuruna yakışır bir yer haline gelecektir." "Aile odaklı sosyal hizmetler aile yapısına güç kazandırıyor" Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Modaoğlu, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik, ekonomik katkı sağlayan, farkındalık kazandıran ve ailelerin sosyokültürel gelişimine destek veren hizmetlere imza attıklarını belirtti. Modaoğlu, toplumun her bireyine ulaşarak etkili sosyal hizmetler sağladıklarına değinerek şöyle konuştu: "Kadınlarımızın aile içindeki belirleyici etkisini, çocuklarımızın geleceğimiz için taşıdığı umudu, büyüklerimizin kültürel mirasımızdaki yerini ve engelli bireylerimizin değerini esas alarak, herkesin huzur ve güven dolu bir gelecekte yaşayacağı bir yarın için çalışıyoruz. Kadınların, çocukların, engelli bireylerin ve yaşlıların her tür ihmal, şiddet ve ayrımcılıktan uzak, adil ve aktif biçimde toplumsal hayata katılması önceliğimizdir. Ailelerimizin en iyi yaşam koşullarına ulaşmasını temin etmek ise milletimize hizmet etmenin en değerli yoludur. Bu amaç doğrultusunda ailelere, çocuklara, engelli ve yaşlı bireylere, kadınlara, şehit yakınları ile gazilere ve toplumun dezavantajlı tüm kesimlerine yönelik sosyal yardım ve hizmetlerimizi kararlılıkla devam ettiriyoruz." "Miras sorunu, nesiller arasındaki ilişkileri zedeliyor" Giresun Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi Dr. Rasim Bayraktar ise, genelde Doğu Karadeniz, özelde ise Giresun'da nesiller arası akrabalık bağlarının zedelenmesinde en önemli etkenlerden birinin miras meselesi olduğunu ifade etti. Bayraktar, miras konusunun çözümü için başta aile büyükleri olmak üzere kanaat önderleri ve alanda uzman kişilere büyük sorumluluk düştüğünü belirterek şöyle dedi: "Gerek kuşaklar arası dağılımda gerekse cinsiyetçi yaklaşımla yapılan miras paylaşımında, eşitlik hassasiyetinin göz ardı edilmesi haksızlıkları doğurmaktadır. Mevcut iletişimsizlik ve çatışma durumu, bireyleri çeşitli suç türlerine itmektedir. Miras paylaşımı konusunda çözümsüzlüğün bölgede her kuşağa yayıldığı ve giderek karmaşık bir hal aldığı gözlemleniyor. Özetle, miras konusu olan arazi taksimi ve gelirin paylaşımından doğan çekişmeler, cana, mala ve kişilere karşı suçların yanı sıra, mirasta haksızlığa uğradığını düşünen kişilerin hırsızlığa yönelmesi şeklinde kendini gösterebiliyor. Eğer mevcut sorunların çözümü için gerekli adımlar atılmazsa, kuşaklar arasında saygı, itibar ve güven kaybının yanı sıra gelecekte gerilim ve çatışmaların yükselmesi kaçınılmaz görünüyor." Panele İl Müftü Yardımcıları Avni Bolat, Adem Orhan, Sibel Gül Ülker, Müftülük personeli ve din görevlileri katıldı.

 "Beldelerde Sürdürülebilir Kalkınma: Kovanlık Belediyesi" Konferansı Haber

 "Beldelerde Sürdürülebilir Kalkınma: Kovanlık Belediyesi" Konferansı

"Beldelerde Sürdürülebilir Kalkınma: Kovanlık Belediyesi" Konferansı Yapıldı TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında 2024 çağrısında desteklenen “Sürdürülebilir Yerel Kalkınmanın Bir Aktörü Olarak Belde Belediyeleri: Kovanlık Belediyesi Örneğinde Bir Araştırma” başlıklı projesi doğrultusunda “Beldelerde Sürdürülebilir Kalkınma: Kovanlık Belediyesi” isimli panel 24 Kasım Pazartesi günü düzenlendi. Panele Kovanlık Belediye Başkanı Harun Kalıntaş, belediye çalışanları Çağrı Günaydın ve Kübra Demir konuşmacı olarak katıldı. "Teoriyi Sahada Görmek Öğrenmeyi Pekiştirdi" Projenin yürütücüsü Emre Genç, açılış konuşmasında proje sürecinde elde ettiği deneyimleri paylaşarak, akademik açıdan ele alınan sürdürülebilirlik konularının yerelde nasıl uygulandığını görmenin kendisi için önemli bir fırsat yarattığına dikkat çekti. Genç, farklı proje programlarına katılmanın öğrenciler için yüksek bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Sürdürülebilirlikte Yerelden Kalkınma Öne Çıkıyor Panelin moderatörlüğünü ve proje danışmanlığını üstlenen Doç. Dr. Levent Memiş, uluslararası sürdürülebilirlik yaklaşımından bahsederek, 2015'te kabul edilen BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar" başlığının önemini vurguladı. Memiş, yerel değerlerin dikkate alındığı ve aşağıdan yukarıya kalkınma modellerinin sürdürülebilirliğin temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti. Kalıntaş: "Kovanlık’ta Kadınları Güçlendiren Projeler Üretiyoruz" Kovanlık Belediye Başkanı Harun Kalıntaş, belediyeciliğin asli hizmetlerinin dışında, kadınlara yönelik projelere öncelik verdiklerini belirtti. Bu çerçevede eğitim kursları, Kovanlık Yöresel Tarım (KOVTAR), Kovanlık Kadın Girişimi Üretim ve İşleme Kooperatifi, fındık işleme tesisi ve tekstil atölyesi gibi projelerle bölgenin ekonomik potansiyelini harekete geçirdiklerini ifade etti. 2020'de belediyenin iştiraki olarak kurulan KOVTAR’ın, yöredeki tarımsal ürünleri işleyerek pazara sunduğunu söyleyen Kalıntaş, projenin DOKAP tarafından örnek uygulama projesi olarak değerlendirildiğini belirtti. Ayrıca, mantarlara yönelik soğuk hava deposu projesinin DOKAP tarafından onaylandığını ve 2026'da faaliyete geçmeyi hedeflediklerini açıkladı. Bu yatırımın yalnızca Kovanlık değil, çevredeki diğer yerleşimlere de ekonomik katkı sağlayacağını vurguladı. Günaydın: "Kısıtlı İmkanlara Rağmen Alternatif Kaynaklar Buluyoruz" Belediye çalışanı Çağrı Günaydın, KOVTAR projesinin başlangıçta 100 bin TL bütçeyle oluşturulduğunu, ancak kısa sürede büyük bir başarı sağladığını açıkladı. Pandemi sürecinde yerel ürünlere artan ilginin fırsat yarattığını söyleyen Günaydın, sosyal medyanın ürünlerin doğru hedef kitleye ulaşmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Kovanlık’ın kırsal bir belediye olmasına rağmen alternatif kaynak yaratma konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Günaydın, kadın kooperatifinin beldenin bilinirliğini artırdığını ve girişimciliği teşvik ettiğini aktardı. Demir: "Şeffaf İşleme Süreci Tüketici Güvenini Artırıyor" KOVTAR personeli Kübra Demir, üretim sürecinin sosyal medya üzerinden şeffaf biçimde paylaşılmasının tüketicilerden olumlu geri dönüşler aldığını belirtti. Beldenin coğrafi yapısından kaynaklanan sınırlılıkları aşmak adına sosyal medya üzerinden üreticilere ulaştıklarını ve ürünleri tedarik etmek için gerektiğinde araç yönlendirdiklerini anlattı. Modern pazarlama yöntemleriyle hayata geçirilen bu çalışmalarla 100 haneye kadar ekonomik katkı sağlandığını belirten Demir, üretim atölyesinde de kadınlara dönüşümlü olarak çalışma imkanı sağlandığını dile getirdi. Panelde, Kovanlık Belediyesi’nin kısıtlı olanaklarına rağmen sürdürülebilirlik, kadın emeği, yerel ekonomik kalkınma ve kırsal üretim alanlarında güçlü ve kapsayıcı adımlar attığı; yerel dinamikleri harekete geçiren bu projelerin bölgeye yenilikçi bir vizyon kazandırdığı vurgulandı. Ayrıca, katılımcılar öğrencilerden gelen soruları yanıtladı. Panel, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Servet CEYLAN’ın katılımcılara teşekkür plaketi ve belgeleri sunmasının ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.